Hava Durumu

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

Giresun Plajlar Bölgesi'nde yasak tabelası kaldırılmasına rağmen çadırların kalması; halk sağlığı, atık su yönetimi, deniz suyu kalitesi ve güvenlik risklerini beraberinde getirdi. Kamuoyundan acil denetim ve şeffaf bilgilendirme bekleniyor.

Haber Giriş Tarihi: 07.07.2026 18:26
Haber Güncellenme Tarihi: 07.07.2026 19:18
Kaynak: Giresun Sonhaber
PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI:

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR

Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor.

Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor.

Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür.

Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.

Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü)

SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ

Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor?

Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor.

Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor:

  • Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı?
  • Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı?
  • Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı?
  • Çadırlar izinli mi, izinsiz mi?
  • İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede?
  • İzinsizse neden işlem yapılmıyor?

Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir.

KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR

Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari)

Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir.

Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir.

Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır.

BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır.

Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü)

Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir:

  • Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor?
  • Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı?
  • Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor?
  • Atık su nereye gidiyor?
  • Kanalizasyon bağlantısı var mı?
  • Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor?

Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir.

YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU?

Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü)

Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete)

Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır:

  • Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu?
  • Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir?
  • Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı?
  • Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi?
  • Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu?

Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir.

PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR

Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI)

Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir:

  • Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu?
  • Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu?
  • Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı?
  • Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu?

Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir.

ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ

Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir.

Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir.

Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır:

  • Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı.
  • Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı.
  • Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli.
  • Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı.
  • Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı.
  • Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli.
  • Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli.

Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya)

DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR

Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır.

Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir.

Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır.

Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır.

Bugün sorulması gereken soru çok nettir:

  • Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır?
  • Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir?
  • İzin yoksa kim göz yummaktadır?
  • Gece denetimini kim yapmaktadır?
  • Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır?
  • Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır?
  • Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır?

Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır.

ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ

Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor.

Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler:

  • Deniz suyu izleniyor mu?
  • Kum alanı temiz mi?
  • Çöp ve cam kırığı var mı?
  • Tuvaletler hijyenik mi?
  • Atık su kontrol altında mı?
  • Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu?
  • Adli risklere karşı denetim var mı?
  • Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi?

Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır.

BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR?

Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü)

CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri)

Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir:

  • Risk kaynağı belirlenmeli.
  • Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı.
  • Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli.
  • Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı.
  • Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı.
  • Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı.
  • Halk açıkça bilgilendirilmeli.
  • Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli.

YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI

Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır:

1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI

İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır.

İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır.

İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır.

2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ

Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez.

Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir.

3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ

Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir.

Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir.

Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir.

4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI

Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır.

Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir.

5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ

Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir.

6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI

Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır.

7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ

Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir.

8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI

Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır.

Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir.

9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ

Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır.

Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir.

10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ

Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır.

İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI

  • Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor:
  • Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi?
  • Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı?
  • Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı?
  • Alanda kalan kişiler kayıt altında mı?
  • Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor?
  • Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor?
  • Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu?
  • E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir?
  • Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor?
  • Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor?
  • Gece güvenliği nasıl sağlanıyor?
  • Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor?
  • Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak?

Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır.

BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ

Fotoğraflar ortadadır.

Çadırlar ortadadır.

Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır.

Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır.

Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü)

Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez.

Çünkü sorun görünürdür.

Risk görünürdür.

GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR

Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir.

Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir.

Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir.

Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez.

Tabela kaldırılarak sorun çözülemez.

Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez.

Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

Kaynak: Giresun Sonhaber

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.