Hava Durumu

#Atık Su

giresunsonhaber - Atık Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Su haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA DENİZ SUYU “İYİ” ÇIKTI Haber

GİRESUN’DA DENİZ SUYU “İYİ” ÇIKTI

GİRESUN’DA DENİZ SUYU “İYİ” ÇIKTI Giresun’da 8 Temmuz’da 23 noktadan alınan deniz suyu numunelerinin tamamı “iyi” olarak değerlendirildi. Halk sağlığı açısından olumlu olan sonuçlar 22 Temmuz’da duyurulurken, yayımlanan tabloda E. coli ve intestinal enterokokların ölçülen sayısal değerlerine yer verilmedi. Karavan yerleşimleriyle, çadır alanlarının önünden numune alınıp alınmadığı ve bu alanlarda oluşan atık suların nereye verildiği de mevcut rapordan anlaşılamıyor. Giresun Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 8 Temmuz 2026’da alınan 23 yüzme suyu numunesinin Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarında incelendiğini ve bütün sonuçların “iyi” çıktığını 22 Temmuz’da açıkladı. Numune alınan bütün noktalarda sonucun “iyi” çıkması, yüzme suyu kalitesi açısından olumlu karşılandı. Laboratuvarda ölçülen gerçek bakteri değerleri, ölçü birimi, kullanılan analiz yöntemi ve numune noktalarının koordinatları tabloda bulunmuyor. Bu bilgiler olmadan deniz suyundaki mikrobiyolojik kirliliğin miktarını ve ölçümlerin sınır değerlere ne kadar uzakta olduğunu hesaplamak mümkün değil. “İYİ” SONUCU NE ANLAMA GELİYOR? Yüzme sularının mikrobiyolojik kalitesi incelenirken E. coli ve intestinal enterokok bakterileri gösterge olarak kullanılıyor. Bu bakteriler, insan veya hayvan dışkısı kaynaklı bir kirlenme ihtimalinin değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Tablodaki “iyi” ifadesi, 8 Temmuz’da belirli bir noktadan ve belirli bir saatte alınan numunenin sezon içi değerlendirme kriterlerine uygun bulunduğunu gösteriyor. Deniz suyunun yapısı; yağış, akıntı, dalga, rüzgâr, güneşlenme, su sıcaklığı, kıyıdaki insan yoğunluğu ve olası atık su girişlerine bağlı olarak kısa süre içinde değişebiliyor. Bu nedenle tek bir numune, alındığı yerin ve zamanın koşullarını gösteren anlık bir ölçüm niteliği taşıyor. TEK NUMUNE UZUN DÖNEMLİ KALİTE SINIFI DEĞİL Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik, sezon içindeki tekil sonuçlarla sezon sonunda yapılan uzun dönemli sınıflandırmayı birbirinden ayırıyor. Yüzme alanlarının “zayıf, yeterli, iyi veya mükemmel” olarak sınıflandırılmasında mevcut sezonla önceki üç sezona ait sonuçlar birlikte değerlendiriliyor. Kural olarak en az 16 numuneden oluşan veri seti kullanılıyor. Bu nedenle 8 Temmuz tarihli tekil numuneye verilen “iyi” sonucu, yüzme alanının dört sezonluk kalite sınıfı olarak değerlendirilmemeli. Bu sonuç, uzun dönemli kalite takibini oluşturan ölçümlerden yalnızca biri. KİRLİLİĞİN MİKTARI TABLODA GÖRÜLMÜYOR Valiliğin yayımladığı tablonun altında intestinal enterokok ve E. coli için kılavuz ve zorunlu değerler bulunuyor: Parametre Kılavuz değer Zorunlu değer Numunede ölçülen değer Ölçü birimi İntestinal enterokok 100 370 Tabloda yer almıyor Tabloda yer almıyor Escherichia coli (E. coli) 100 1000 Tabloda yer almıyor Tabloda yer almıyor Ölçüm sonuçları gösterilmediği için herhangi bir plajdaki bakteri değerinin sıfıra yakın mı, kılavuz değerin altında hangi seviyede mi veya sınır değere ne kadar uzakta mı olduğu görülemiyor. Dolayısıyla “Denizde ne kadar kirlilik var?” sorusuna bu tablo üzerinden sayısal cevap verilemiyor. Her numunenin E. coli ve intestinal enterokok değerlerinin ölçü birimleriyle birlikte yayımlanması, sonuçların önceki ölçümlerle karşılaştırılmasını ve su kalitesindeki değişimin izlenmesini sağlayacaktır. NUMUNE 8 TEMMUZ’DA ALINDI, SONUÇ 22 TEMMUZ’DA DUYURULDU Numunelerin alınmasıyla sonuç tablosunun yayımlanması arasında 14 gün bulunuyor. E. coli ve intestinal enterokok analizlerinin süresi kullanılan laboratuvar yöntemine, doğrulama işlemlerine ve kalite kontrol sürecine göre değişebiliyor. Klasik kültür yöntemlerinde ilk sonuçlar çoğunlukla yaklaşık 24–48 saat içinde elde ediliyor. ABD Çevre Koruma Ajansının E. coli yönteminde yaklaşık iki saatlik ön işlemin ardından 22 saatlik inkübasyon, intestinal enterokok yönteminde ise 24 saatlik inkübasyon uygulanıyor. Bu süreler Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarının aynı yöntemi kullandığını göstermiyor. Ancak kültür analizlerinin genel çalışma süresi hakkında bilimsel bir karşılaştırma sağlıyor. Giresun raporunda kullanılan yöntem, analiz başlangıç ve bitiş tarihleriyle laboratuvarın sonuç onay zamanı yer almadığı için 14 günlük sürenin ne kadarının analizden, ne kadarının yayımlama takviminden kaynaklandığı belirlenemiyor. 23 NOKTANIN TAMAMINDA SONUÇ “İYİ” Numunelerin tamamı 8 Temmuz 2026’da alındı. Raporda yer alan sonuçlar şöyle: KARAVAN VE ÇADIR ALANLARI İÇİN HEDEFLİ NUMUNE ALINMALI Giresun sahilindeki kontrolsüz karavan yerleşimleriyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü bölgesindeki sahil hattında oluşturulan çadır alanları, çevresel altyapı ve halk sağlığı bakımından ayrıca incelenmesi gereken bölgeler arasında bulunuyor. Analiz listesinde “karavan yerleşim alanı”, “Çevre Müdürlüğü bölgesi”, “çadır alanı” veya bu yerleşimlerin muhtemel atık su güzergâhı şeklinde tanımlanmış bir numune noktası bulunmuyor. Merkez ilçede Köyhizmetleri Önü, Belediye Halk, Jandarma, Polisevi ve Çerkez Önü plajlarından numune alınmış. Ancak raporda GPS koordinatları, numune noktalarının karavan ve çadır alanlarına uzaklığı, kıyıdaki akıntı yönü veya muhtemel atık su çıkışları gösterilmediği için bu yerleşimlerin hemen önünden numune alınıp alınmadığı belirlenemiyor. Bu bölgelerde sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için numunelerin muhtemel kirlilik kaynaklarına yakın noktalardan, farklı saatlerde, yoğun kullanım dönemlerinde ve yağış sonrasında alınması önem taşıyor. ATIK SULARIN NEREYE VERİLDİĞİ BİLİNMİYOR Karavan ve çadır alanlarında tuvaletlerden kaynaklanan siyah suyla duş, bulaşık, temizlik ve çamaşır işlemlerinden kaynaklanan gri su oluşuyor. Gri su, tuvalet atığı içermese bile deterjan, yağ, besin artığı, organik madde ve mikroorganizma taşıyabiliyor. Bu suların kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, kuru dereye veya kıyıya verilmesi çevresel yük oluşturabiliyor. Mevcut rapor, karavan ve çadır alanlarındaki atık suların nereye verildiğini açıklayan bir altyapı belgesi değil. Bu nedenle atık suların denize ulaşıp ulaşmadığı veya güvenli bir sisteme verilip verilmediği bilinmiyor. Altyapının değerlendirilebilmesi için şu kayıtların incelenmesi gerekiyor: Kanalizasyon bağlantı planları, Fosseptiklerin sızdırmazlık ve boşaltım kayıtları, Vidanjör kullanılıyorsa çekim ve teslim belgeleri, Yağmur suyu kanalları ve kuru derelerin güzergâhları, Kıyıdaki muhtemel atık su çıkışları, Bu çıkışların yakınından alınan numunelerin sayısal sonuçları. Yönetmeliğin 13’üncü maddesine göre yüzme alanlarında kıyıdan atık su deşarjı yasak. Karadeniz’de arıtılmış atık suyun dahi 300 metrelik kıyı koruma bandının dışına verilmesi, sahil bandındaki fosseptiklerin sızdırmaz olması ve atık suyun kanalizasyon ya da arıtma sistemine ulaştırılması gerekiyor. 15 GÜNLÜK RUTİN İZLEME, RİSK DURUMUNDA DESTEKLENMELİ Sağlık Bakanlığı, yüzme suyu numunelerinin sezon boyunca 15 günde bir alındığını ve sonuçların Yüzme Suyu Takip Sistemi üzerinden güncellendiğini belirtiyor. On beş günlük program rutin izleme açısından önemli olmakla birlikte yağış, altyapı arızası, şüpheli boşaltım, kontrolsüz konaklama veya yoğun kullanım gibi durumlarda ek numunelerle desteklenmeli. Halka sunulan her sonuçta şu bilgilerin yer alması bilimsel değerlendirmeyi güçlendirecektir: Açıklanacak bilgi Açıklama zamanı E. coli ve intestinal enterokokların sayısal değeri ve ölçü birimi Her numune sonucunda Kullanılan analiz yöntemi ve laboratuvar onay tarihi Her numune sonucunda Numune tarihi, saati ve GPS koordinatı Her numune sonucunda Yağış, hava ve deniz koşulları Her numune sonucunda Önceki ölçümlerle karşılaştırma Her yeni sonuçla birlikte Sınır aşımı veya şüpheli kirlilik Sonuç öğrenildiğinde gecikmeden Tekrar ve doğrulama numunesi Sonuç tamamlandığında Yüzme alanı profili ve muhtemel kirlilik kaynakları Sezon öncesinde ve değişiklik olduğunda Uzun dönemli kalite sınıflandırması Her sezon sonunda Karavan ve çadır alanlarında ise atık su altyapısının ortaya konulması, muhtemel kirlilik güzergâhlarının belirlenmesi ve risk odaklı ek numune alınması kıyı güvenliğinin daha kapsamlı biçimde izlenmesine katkı sağlayacaktır.

ÇADIR VAR, KARAVAN VAR; TUVALET, SU, ELEKTRİK NEREDE? Haber

ÇADIR VAR, KARAVAN VAR; TUVALET, SU, ELEKTRİK NEREDE?

ÇADIR VAR, KARAVAN VAR; TUVALET, SU, ELEKTRİK NEREDE? Giresun Plajlar Bölgesi’nde çadır ve karavanların bulunduğu alanın kanalizasyonu, sağlıklı içme suyu, elektriği, duşu, tuvaleti ve çöp sistemi nerede? Türkiye’deki kamping mevzuatı bu hizmetleri tek tek zorunlu tutarken uluslararası asgari standartlar kişi başına su miktarından tuvalet sayısına kadar açık ölçüler getiriyor. Denize dışkı veya bulaşık suyu bırakıldığı iddiası ise derhal inceleme ve numune alınmasını gerektiriyor. Daha önce yapılan uyarılar neden dikkate alınmadı? Giresun’un Teyyaredüzü Plajlar Bölgesi’nde karavan parkın yanında oluşan çadır alanı, ciddi bir halk sağlığı ve çevre güvenliği tartışmasına dönüştü. Bir alan insanların günlerce veya haftalarca kalmasına açılıyorsa yalnızca çadır ve karavanların park edeceği boş bir zemin yeterli değil. Sağlıklı içme suyu, kullanma suyu, tuvalet, duş, kanalizasyon veya güvenli fosseptik sistemi, bulaşık yıkama alanı, elektrik, aydınlatma, çöp toplama ve atık su boşaltma noktalarının önceden hazırlanması gerekiyor. Plajlar Bölgesi için cevap bekleyen soru açık: İnsanların yerleşmesine izin verildiyse altyapı nerede; izin verilmediyse bu yerleşime neden müdahale edilmiyor? TÜRKİYE’DEKİ KAMPİNG STANDARDI AÇIK Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 36’ncı maddesi, kampinglerde bulunması gereken asgari şartları ayrıntılı biçimde düzenliyor. Yönetmeliğe göre kampinglerde: Her 10 kampçı ünitesi için en az bir kadın ve bir erkek tuvaleti, duşu ve lavabosu,Her 10 ünite için en az bir çamaşır makinesi ve ütüleme alanı,Her 5 ünite için yemek hazırlama, pişirme ve bulaşık yıkama alanı,Karavanların tuvalet ve atık su tanklarını boşaltabileceği uygun noktalar,Kampçı ünitelerine elektrik hizmeti,Sıcak-soğuk kullanma suyu ve sağlıklı içme suyu,Drenaj, aydınlatma ve güvenlik sistemi bulunması gerekiyor. Aynı yönetmelik, atık suların gerekli standartlarda arıtılmadan hiçbir şekilde açığa, akarsuya, göle veya denize akıtılamayacağını da hükme bağlıyor. Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik Plajlar Bölgesi’ndeki alan resmî kamping veya karavan park olarak işletiliyorsa bu şartların hangileri sağlandı? Alan resmî kamping statüsünde değilse çadır ve karavanların altyapısız biçimde sürekli konaklamasına neden izin veriliyor? ULUSLARARASI ASGARİ STANDART BİLE SAĞLANIYOR MU? Afet ve geçici yerleşim alanlarında dünya genelinde kullanılan Sphere insani yardım standartları, kişi başına günlük en az 15 litre güvenli suyu temel uygulama olarak kabul ediyor. Kentsel ve uzun süreli yerleşimlerde kişi başına 50 litrenin asgari kabul edilebilir miktar olabileceği belirtiliyor. Sphere göstergelerine göre: Su noktasının yerleşim alanına uzaklığı 500 metreyi geçmemeli,Orta vadeli yerleşimlerde her 20 kişi için en az bir ortak tuvalet bulunmalı,Tuvalet ile yaşam alanı arasındaki mesafe 50 metreyi aşmamalı,Tuvaletlerde mahremiyet, içeriden kilit ve aydınlatma sağlanmalı,El yıkama suyu, sabun ve düzenli temizlik sistemi bulunmalı,Tuvalet ve atık sistemleri çevre için tehlike oluşturmamalı. Bunlar doğrudan turizm tesisi ruhsatı yerine geçen bağlayıcı hükümler değil; uluslararası kabul gören asgari insani yaşam ve halk sağlığı göstergeleri. Sphere Uluslararası Asgari Standartları Plajlar Bölgesi’ndeki çadır ve karavan alanı bu en düşük ölçüleri dahi karşılıyor mu? DIŞKI VE BULAŞIK SUYU DENİZE Mİ AKIYOR? Karavan ve çadır alanındaki tuvalet atıkları ile bulaşık sularının denize ulaştığı yönündeki iddia, görüntü ve laboratuvar incelemesi yapılmadan kesinleşmiş bilgi olarak yazılamaz. Ancak bu kadar ciddi bir iddia görmezden de gelinemez. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8’inci maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama verilmesini yasaklıyor. Bulaşık suyu da kullanım sonrasında kirlenmiş atık sudur; kontrolsüz biçimde sahile veya denize boşaltılamaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu Dünya Sağlık Örgütü, arıtılmamış kanalizasyon ile dışkı kaynaklı kirliliği kıyı ve yüzme suları açısından önemli sağlık riskleri arasında gösteriyor. Böyle bir şüphede yapılması gereken; deşarj noktalarını belirlemek, denizden numune almak ve sonuçları açıklamaktır. DSÖ yüzme suyu rehberi İL ÖZEL İDARESİ: KARAVAN PARKIN ALTYAPI PROJESİ NEREDE? Teyyaredüzü’nde 40 karavan kapasiteli alanın düzenleme ihalesi Giresun İl Özel İdaresi Yatırım ve İnşaat Müdürlüğü tarafından yapıldı. İl Özel İdaresi ihale kayıtları İl Özel İdaresi şu belgeleri açıklamalı: Karavan parkın onaylı altyapı projesi,Kanalizasyon, fosseptik veya atık su toplama sistemi,Karavan tuvalet tanklarının boşaltma noktası,Temiz ve kullanma suyu bağlantıları,Elektrik projesi ve güvenli bağlantı noktaları,Geçici ve kesin kabul tutanakları,İşletme veya devir protokolü,Güncel işletmecinin adı ve sorumlu personeli. Karavan park başka bir kuruma devredildiyse hangi şartlarla devredildiği açıklanmalı. Devir yapılmadıysa işletme, bakım ve altyapı sorumluluğunun hangi kurumda bulunduğunu İl Özel İdaresi kamuoyuna bildirmeli. MİLLİ EMLAK: İZİNSİZ YERLEŞİM VARSA NEDEN MÜDAHALE EDİLMİYOR? Çadırların kurulduğu alan Hazineye aitse Giresun Milli Emlak Müdürlüğü mülkiyet ve tahsis durumunu açıklamalı. Alan hangi ada ve parselde?Hangi kuruma tahsis edildi?Tahsisin amacı çadır veya karavan konaklamasına uygun mu?Yerleşim için tahsis yapılan kurumdan izin alındı mı?Herhangi bir tahsis veya izin yoksa neden işlem yapılmadı? Alan bir kamu kurumuna tahsis edildiyse bakım, koruma ve amacı dışında kullanımı önleme görevinin hangi kurumda olduğu ilan edilmeli. Tahsis bulunmuyorsa Hazine arazisindeki sürekli yerleşim ve işgal hakkında işlem yapılmalı. BELEDİYE: SU, KANALİZASYON, ÇÖP VE ZABITA DENETİMİ NEREDE? Giresun Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü bölgedeki tuvalet, rögar, fosseptik ve kanalizasyon bağlantılarını kontrol etmeli. Temizlik İşleri Müdürlüğü çöp toplama programını, Zabıta Müdürlüğü ise çadırların izin ve denetim durumunu açıklamalı. Belediyeye ait “çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” tabelasının arkasında çadırlar bulunuyorsa iki ihtimal var: Ya yasak uygulanmıyor ya da belirli kişiler için ayrı bir izin sistemi işletiliyor. Her iki durumda da karar ve yetkili makam açıklanmalı. Yasak tabelasının arkasındaki çadırlar ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ VE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ NUMUNE ALMALI Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, karavan ve çadır alanındaki atık su sistemini yerinde incelemeli. Şüpheli deşarj noktalarından numune alınmalı, çevreye bırakılan suyun kaynağı belirlenmeli ve mevzuata aykırılık varsa işlem yapılmalı. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü de insanların denize girdiği noktalardan güncel yüzme suyu numunesi almalı. Sonuçlar yalnızca “temiz” veya “kirli” denilerek değil; numune noktası, tarih ve mikrobiyolojik değerlerle birlikte yayımlanmalı. UYARILAR NEDEN DİKKATE ALINMADI? Plajlar Bölgesi’ndeki çadırlar ve belediyenin yasak tabelası arasındaki çelişki 16 ve 22 Haziran’da haberleştirildi. Aradan geçen süreye rağmen alanın izin durumu, altyapısı, tuvalet sistemi ve sorumlu işletmecisi açıklanmadı. Bir haber yayımlandığında yalnızca birkaç çadırın yerini değiştirmek veya yeni bir tabela koymak çözüm değil. Yetkili kurumların sahaya çıkması, altyapıyı kontrol etmesi, tutanak düzenlemesi ve denetim sonucunu açıklaması gerekiyor. GİRESUN VALİLİĞİ: ACİL DENETİM HEYETİ GÖNDERİN Giresun Valiliği başkanlığında İl Özel İdaresi, Milli Emlak Müdürlüğü, Giresun Belediyesi, Çevre İl Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğünden oluşan ortak bir heyet aynı gün sahaya çıkmalı. Heyet şu soruların cevabını tutanak altına almalı: Alanda kaç çadır ve karavan bulunuyor?Kaç kişi sürekli veya geçici olarak kalıyor?Yerleşim için kim izin verdi?Kaç tuvalet, duş ve lavabo var?Sağlıklı içme ve kullanma suyu nereden sağlanıyor?Elektrik bağlantıları güvenli ve mevzuata uygun mu?Tuvalet ve bulaşık suları nereye gidiyor?Karavanların atık su tankları nerede boşaltılıyor?Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor?Denizden ve şüpheli deşarj noktalarından numune alındı mı?İNSANLAR ALTYAPISIZ BİR SAHİLE YERLEŞTİRİLEMEZ İster resmî kamping, ister geçici çadır alanı, ister karavan parkı olarak adlandırılsın; insanların tuvaletsiz, temiz susuz, atık su sistemsiz, elektriksiz ve denetimsiz bir alanda sürekli yaşamasına göz yumulamaz. Deniz, tuvalet ve bulaşık suyu boşaltma alanı; sahil ise kontrolsüz yerleşim bölgesi haline getirilemez. Yetkili kurumların görevi sorumluluğu birbirine yönlendirmek değil; kimin izin verdiğini, altyapıyı kimin kurduğunu, atık suyun nereye gittiğini ve denetimi kimin yaptığını belgelemektir. Giresun artık “Burası kimin?” tartışması değil; temiz suyu akan, tuvaleti ve kanalizasyonu bulunan, elektriği güvenli, çöpleri toplanan ve denizi korunmuş bir sahil düzeni bekliyor.

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Haber

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI

BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ PLAJLAR BÖLGESİNDE TEMİZLİK AÇIKLAMASI BAŞKA, SAHADAKİ TABLO BAŞKA GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Fotoğraflar Giresun sahilindeki katı atık birikimini açıkça belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı yönündeki saha bildirimi ise gözlemle geçiştirilemez; karavan ve çadır alanlarının giderleri incelenmeli, şüpheli çıkışların iki yanından su numunesi alınmalı, E. coli ve intestinal enterokok sonuçları yer ve tarih bilgisiyle açıklanmalı. BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Giresun sahilindeki sorun artık yalnızca uzayan otlardan ya da kötü görüntüden ibaret değil. 19 Temmuz 2026’da Plajlar Bölgesi ve Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan saha fotoğraflarında, kıyı hattına yayılan plastik, ambalaj ve karışık evsel atıklar görülüyor. Görüntülerin bir bölümü Plajlar Bölgesi’ni, bir bölümü Teyyaredüzü karşısındaki sahili, bir bölümü de karavan park yapılması planlandıktan sonra bu düşünceden vazgeçildiği belirtilen alanı gösteriyor. Yeni karavan parkın çevresi ile halk arasında “çadırlar bölgesi” olarak anılan kesim de temizlik, atık toplama, tuvalet altyapısı ve kıyı denetimi başlıklarıyla birlikte gündeme geliyor. Saha görüntülerini şehir merkezindeki ağaçlarla yeşil alanların düzenli sulanmadığını, otların kuruduğunu ve sahil bakımında birçok noktaya sıra gelmediğini belirtti. Öztürk ayrıca yeni karavan park ile çadır alanında oluşan evsel atıkların kıyıya, tuvalet atıklarının ise denize ulaştığını öne sürdü. Fotoğraflar kıyıdaki katı atık birikimini belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiasının kaynağı ve kapsamı ise boru ve gider hatlarının incelenmesi, şüpheli çıkışların izlenmesi, su numunelerinin alınması ve laboratuvar analiziyle belirlenmeli. KIYIYA YAYILAN ÇÖPLER DENİZE DOĞRU İLERLİYOR Fotoğraflarda plastik poşetler, ambalaj atıkları, tek kullanımlık ürünler ve karışık evsel çöpler görülüyor. Atıkların önemli bir bölümü kıyıya açılan geçişlerin, çitlerin ve bitki örtüsünün arasında birikmiş durumda. Bu tablo yalnızca estetik bir bozulma yaratmıyor; çöpler yağmur, yüzey akışı, rüzgâr ve dalga hareketleriyle denize taşınabilecek bir konumda bulunuyor. Plastik atıklar zaman içinde güneş ışığı, sıcaklık değişimi ve mekanik aşınmayla daha küçük parçalara ayrılabilir. Deniz canlılarının bu parçaları besin sanarak yutması, atıkların kıyı ekosisteminde uzun süre kalması ve kesici-delici maddelerin sahili kullanan insanlar için yaralanma riski oluşturması mümkündür. Organik ve evsel atıklar ise kötü koku, haşere ve kemirgen sorununa yol açabilir. Çöplerin bir kez toplanması sorunu ortadan kaldırmaz. Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu alanda günlük atık miktarı, kullanıcı sayısı, hafta sonu yoğunluğu ve konaklama süresiyle birlikte değişir. Konteyner sayısı ve toplama programı gerçek yoğunluğa göre belirlenmediğinde, temizlenen alan kısa süre içinde yeniden aynı görüntüye döner. KIYIDAKİ ÇÖPLERE UYGULANACAK MEVZUAT 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama bırakılmasını yasaklıyor. Kıyıdaki çöplerin yağış, rüzgâr veya yüzey akışıyla denize taşınması da kirletme yasağı kapsamında değerlendirilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, çevre ve çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini belediyenin görevleri arasında sayıyor.Belediye Kanunu’nun 15/g maddesi, katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanılması, ortadan kaldırılması ve depolanmasına ilişkin hizmetleri belediyenin yetki alanına veriyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 41. maddesi, evsel atıkların bunların toplanması veya depolanması için belirlenen yerlerin dışına bırakılmasına idari yaptırım öngörüyor. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve herkesin eşit, serbest kullanımına açık tutulması gerektiğini hükme bağlıyor. “ARALIKSIZ ÇALIŞMA” AÇIKLAMASINDAN İKİ GÜN SONRA BU GÖRÜNTÜLER GELDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz tarihli açıklamasında ot biçme çalışmalarının özellikle sahil bandında yoğunlaştırıldığını; yeşil alanlar, yürüyüş yolları, yol kenarları ve ortak kullanım alanlarındaki bakımın “kesintisiz” sürdüğünü bildirdi. 17 Temmuz’da yayımlanan ikinci açıklamada ise parklar, refüjler ve ortak kullanım alanlarındaki bakım, budama ve temizlik çalışmalarının “aralıksız” devam ettiği savunuldu. Belediye, çalışmaların belirlenen program doğrultusunda parklar, yeşil alanlar, refüjler ve ortak kullanım alanlarında sürdürüleceğini açıkladı. Plajlar Bölgesi için 8 Nisan’da yapılan duyuruda da yaz sezonu öncesinde güvenli ve konforlu kullanım hedefiyle bakım ve üstyapı çalışmalarının başlatıldığı, eskiyen ahşap yürüyüş yollarının söküleceği ve taş peyzaj uygulanacağı belirtilmişti. Temmuz ortasında aynı bölgeden gelen fotoğraflar, belediyenin açıklamalarında anlatılan bakım zincirinin bütün sahile düzenli biçimde ulaşmadığını gösteriyor. Belirli noktalarda yapılan ot biçme ve temizlik çalışmaları, kıyı hattının geri kalanında biriken çöpleri ve bakımsızlığı ortadan kaldırmıyor. Temizlik hizmetinin başarısı, yalnızca ekiplerin kaç noktaya gittiği veya kaç fotoğraf yayımlandığıyla ölçülemez. Aynı alanda çöpün yeniden birikip birikmediği, konteynerlerin zamanında boşaltılıp boşaltılmadığı, sahil geçişlerinin temiz tutulup tutulmadığı ve şikâyetlere ne kadar sürede müdahale edildiği de izlenmelidir. BELEDİYENİN TEMİZLİK VE DENETİM SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, yalnızca belirli noktalarda dönemsel temizlik yapılmasını değil, ortak kullanım alanlarında sürekliliği olan bir toplama, kontrol ve müdahale sistemi kurulmasını gerektiriyor. ŞEHİRDE AĞAÇLAR SUSUZ, YEŞİL ALANLAR KURUYOR Saha notlarında yalnızca sahil bandı değil, şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar da yer alıyor. Ağaçların ve yeşil alanların düzenli sulanmadığı, otların kuruduğu ve bakım programının bazı bölgelere ulaşmadığı belirtiliyor. Kentteki ağaçlar yalnızca görsel peyzaj unsuru değildir. Ağaç gölgeliği yüzey ve hava sıcaklığının düşürülmesine, yağış suyunun tutulmasına, tozun azaltılmasına ve yaya alanlarının daha kullanılabilir hâle gelmesine katkı sağlar. Uzun süreli susuzluk genç ağaçlarda kök gelişimini durdurabilir, yaprak kaybına ve kurumaya yol açabilir. Kuruyan ot ve bitki örtüsü ise sıcak ve rüzgârlı dönemlerde yangın yükünü artırabilir. Yeşil alan yönetimi yalnızca ot biçmekten oluşmaz. Sulama zamanı ve miktarı; bitki türüne, toprağın nemine, sıcaklığa, yağışa ve alanın kullanım yoğunluğuna göre belirlenmelidir. Ağaç diplerinin kontrolü, kuruyan dalların uzaklaştırılması, hastalık ve zararlı takibi, toprak bakımının yapılması ve kuruyan bitkilerin yenilenmesi aynı programın parçalarıdır. YEŞİL ALANLAR İÇİN BELEDİYENİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, park ve yeşil alan hizmetleri ile çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini belediyenin görevleri arasında düzenliyor. Bu hüküm yalnızca yeni park yapılmasını değil; mevcut ağaçların, refüjlerin, parkların ve ortak yeşil alanların bakımının, temizliğinin, sulanmasının ve yaşatılmasının planlı biçimde sürdürülmesini de kapsıyor. KARAVAN PARK YAPMAK YETMEZ, ATIK SİSTEMİ KURMAK GEREKİR Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu kıyıda günlük atık miktarı kişi ve araç yoğunluğuyla birlikte değişir. Konteyner sayısı, toplama sıklığı, tuvalet kapasitesi, el yıkama noktaları, gri su ile tuvalet atığının ayrı ve kapalı sistemlerde toplanması, vidanjör kayıtları ve yağış sonrası yüzey akışı tek bir işletme planında izlenmelidir. Karavanların lavabo, duş ve mutfaklarından çıkan gri su ile tuvalet sistemlerinde oluşan siyah su aynı nitelikte değildir. Ancak ikisi de kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, dereye veya denize bırakılamaz. Tuvalet atıkları dışkı kaynaklı mikroorganizmalar ve yüksek organik yük içerirken, gri suda deterjanlar, yağlar, gıda artıkları ve mikroorganizmalar bulunabilir. Bu atıkların sızdırmaz tanklarda biriktirilmesi, kanalizasyon sistemine mevzuata uygun biçimde aktarılması veya yetkili araçlarla arıtma tesisine taşınması gerekir. Boşaltım noktalarının nerede olduğu, tankların ne zaman boşaltıldığı, atığın hangi araçla ve hangi tesise taşındığı kayıt altına alınmalıdır. Çadır alanlarında da kullanıcı sayısına uygun tuvalet, el yıkama noktası, duş, atık konteyneri, günlük temizlik programı ve atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Altyapı kurulmadan kontrolsüz konaklamaya izin verilmesi; kıyıdaki toprağın, yüzey suyunun ve denizin kirlenme riskini artırır. KARAVAN VE ÇADIR ALANLARINA UYGULANACAK MEVZUAT 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, alanın temizlik, katı atık, çevre sağlığı, su ve kanalizasyon hizmetlerinin belediye tarafından yürütülmesini gerektiriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık su altyapısı ile arıtma ve bertaraf yükümlülüklerini düzenliyor. Karavan ve çadır alanlarında oluşan tuvalet atıklarının kapalı sistemde toplanması, kanalizasyona mevzuata uygun biçimde bağlanması veya arıtma sistemine taşınması gerekiyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, gri suyun, tuvalet atığının veya diğer atıkların toprağa, kıyıya ya da denize kontrolsüz biçimde bırakılmasını yasaklıyor. DENİZE TUVALET ATIĞI İDDİASI GÖZLE DEĞİL, NUMUNEYLE ARAŞTIRILIR Öncelikle karavan ve çadır alanlarındaki tuvaletler, fosseptikler, giderler, yağmur suyu kanalları, yüzey akış güzergâhları ve kıyıya açılan borular haritalanmalıdır. Şüpheli çıkışlardan, çıkışın iki yanından ve insanların denize girdiği yakın noktalardan aynı zaman aralığında numune alınmalıdır. Yağış sonrası taşma veya yüzey akışı şüphesi varsa örnekleme yağıştan sonra da tekrarlanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün 2021 tarihli kıyı ve tatlı su rekreasyon alanları rehberi, dışkı kaynaklı mikrobiyolojik tehlikelerin yalnızca dönemsel laboratuvar sonuçlarıyla değerlendirilmesini yeterli bulmuyor. Örgüt; kirlilik kaynaklarının belirlendiği sıhhi saha incelemesi, düzenli mikrobiyolojik izleme, koruyucu risk yönetimi ve halkın zamanında bilgilendirilmesini birlikte öneriyor. Dışkı kaynaklı kirlenme; mide ve bağırsak hastalıklarının yanı sıra kulak, göz, deri ve solunum yolu enfeksiyonları riskini artırabilir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha kırılgan gruplardır. E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK NEYİ GÖSTERİR? Escherichia coli ile intestinal enterokok, suyun dışkı kaynaklı kirlilikten etkilenip etkilenmediğini değerlendirmede kullanılan gösterge bakterilerdir. Bu bakterilerin yüksek bulunması, suyun dışkı kaynaklı kirlenmeye maruz kalmış olabileceğine işaret eder. Ancak tek bir sonuç, kirlenmenin hangi çadırdan, karavandan, fosseptikten veya boru hattından geldiğini göstermez. Kaynağın belirlenebilmesi için sonuçların akıntı yönü, yağış, numune saati, deşarj noktaları ve saha gözlemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görülürse insan kaynaklı dışkı kirliliğini diğer hayvansal kaynaklardan ayırmaya yardımcı olan mikrobiyal kaynak izleme yöntemleri kullanılabilir. Avrupa Birliği’nin 2006/7/EC sayılı Yüzme Suyu Direktifi de yüzme sularının E. coli ve intestinal enterokok üzerinden sınıflandırılmasını, kısa süreli kirlilik olaylarında koruyucu önlem alınmasını ve halkın zamanında bilgilendirilmesini esas alıyor. DENİZ KİRLİLİĞİ VE HALK SAĞLIĞINA UYGULANACAK MEVZUAT Anayasa’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını düzenliyor; çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme görevini devlete ve vatandaşlara veriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık suyun doğrudan veya dolaylı biçimde denize verilmesini ve çevreye zarar verecek deşarjı yasaklıyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık suyun toplanması, arıtılması ve standartlara uygun biçimde bertaraf edilmesine ilişkin sorumlulukları düzenliyor. Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi, yüzme suyu izlemesinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılmasını öngörüyor .Yönetmeliğin 8. maddesi, numunelerin alınması, saklanması ve taşınmasına ilişkin kuralları belirliyor. Yönetmeliğin 9. maddesi, analizlerin Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında referans yöntemlere göre yapılmasını zorunlu tutuyor. Yönetmeliğin 10. maddesi, E. coli ve intestinal enterokok verileri üzerinden yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması sürecini düzenliyor .RUTİN NUMUNE TAKVİMİ BU İHBARI BEKLETME GEREKÇESİ OLAMAZ Sağlık Bakanlığı, yüzme sezonu boyunca 15 günde bir numune alındığını ve analizlerin halk sağlığı laboratuvarlarında yapıldığını bildiriyor. Bu rutin izleme, yüzme suyu kalitesinin uzun dönemli değerlendirilmesi için gereklidir. Ancak belirli bir noktadan atık su geldiğine ilişkin somut bir ihbar oluştuğunda yalnızca rutin numune tarihinin beklenmesi yeterli değildir. Şüpheli deşarjın devam ettiği sırada alınmayan numune, kısa süreli kirlilik olayını kaçırabilir. Bu nedenle ihbar üzerine hedefli numune alınmalı; gerekirse aynı noktada farklı saatlerde ve farklı hava koşullarında ölçüm tekrarlanmalıdır. Sonuçlar yalnızca “uygun” veya “uygun değil” şeklinde değil; ölçülen E. coli ve intestinal enterokok değerleri, numune tarihi, numune noktası ve değerlendirme sınıfıyla birlikte açıklanmalıdır. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜN HUKUKİ GÖREVİ Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5, 8, 9 ve 10. maddeleri; yüzme alanlarının izlenmesi, numunelerin usulüne uygun alınması, Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında analiz edilmesi ve su kalitesinin değerlendirilmesi süreçlerini düzenliyor. Şüpheli bir kirlilik bildiriminin araştırılması, bu izleme ve halk sağlığını koruma görevinin doğrudan parçasıdır. BELEDİYE KIYI İÇİN GÜNLÜK İŞLETME PLANI HAZIRLAMALI Giresun Belediyesi kıyı, karavan park ve çadır alanındaki atıkları derhal toplamalı; ancak çalışma bununla sınırlı kalmamalıdır. Konteynerlerin yerleri ve kapasiteleri kullanıcı yoğunluğuna göre belirlenmeli, hafta içi ve hafta sonu için ayrı toplama sıklığı oluşturulmalı, sorumlu ekip ve kontrol saati kayıt altına alınmalıdır. Kuruyan ve biçilmeyen alanlar bölge bölge çalışma programına alınmalı; şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar için sulama takvimi oluşturulmalıdır. Karavan ve çadır alanındaki tuvalet, kanalizasyon, kapalı atık su ve katı atık sistemleri denetlenmeli; vidanjör ve atık teslim kayıtları tutulmalıdır. BELEDİYENİN HUKUKİ DAYANAĞI VE SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı, temizlik, katı atık, su, kanalizasyon, park ve yeşil alan hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlik yapılmasının yanında, kirliliği önleyecek sürekli bir hizmet ve denetim sistemi kurulmasını da gerektiriyor. ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ BORU, GİDER VE FOSSEPTİKLERİ İNCELEMELİ Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü; kıyıda boru, gider, fosseptik taşması veya doğrudan boşaltım bulunup bulunmadığını incelemelidir. Karavan ve çadır alanındaki atık su sistemleri, boşaltım noktaları ve taşıma kayıtları kontrol edilmelidir. Kirlilik kaynağı tespit edilirse deşarj durdurulmalı, çevresel etkinin sınırları belirlenmeli, kirlenen alan temizlenmeli ve mevzuatın öngördüğü idari işlemler uygulanmalıdır. Denetimin sonucu, hangi noktaların incelendiği ve hangi önlemlerin alındığıyla birlikte açıklanmalıdır. ÇEVRE DENETİMİNİN HUKUKİ DAYANAĞI 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 ve 11. maddeleri, kirletmenin önlenmesi ile atık su altyapısı yükümlülüklerini düzenliyor. Aynı Kanun’un 30. maddesi, çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan kişilere ilgili makamlara başvurarak gerekli önlemlerin alınmasını isteme hakkı tanıyor. ÇÖP BUGÜN TOPLANIR, DENETİMSİZLİK SÜRERSE YARIN YENİDEN BİRİKİR Kıyıdaki görünür çöpler bugün toplanabilir. Kuruyan otlar biçilebilir, ağaçlar sulanabilir ve kötü görüntü kısa sürede giderilebilir. Ancak aynı kirliliğin yarın yeniden oluşmasını önlemek için atık üreticisi, konteyner kapasitesi, toplama programı, tuvalet altyapısı, gri su sistemi, vidanjör kayıtları ve olası deşarj hatları birlikte denetlenmelidir. Plajlar Bölgesi için yayımlanan “aralıksız çalışma” açıklaması, sahada ölçülebilir bir karşılık bulmalıdır. Bunun göstergesi yeni bir duyuru değil; temiz tutulan kıyı, yaşayan yeşil alanlar, çalışan tuvalet altyapısı, kayıtlı atık sistemi ve sonuçları açıklanan su analizleridir.

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI: PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor. Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor? Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor. Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor: Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı? Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı? Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı? Çadırlar izinli mi, izinsiz mi? İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede? İzinsizse neden işlem yapılmıyor? Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir. KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir. Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir. Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır. BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır. Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir: Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor? Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı? Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor? Atık su nereye gidiyor? Kanalizasyon bağlantısı var mı? Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor? Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir. YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU? Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete) Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır: Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu? Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı? Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi? Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu? Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir. PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI) Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir: Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu? Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu? Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı? Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu? Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir. Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir. Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır: Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı. Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı. Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli. Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı. Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı. Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli. Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli. Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya) DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır. Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir. Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır. Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır. Bugün sorulması gereken soru çok nettir: Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır? Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir? İzin yoksa kim göz yummaktadır? Gece denetimini kim yapmaktadır? Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır? Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır? Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır? Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır. ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor. Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler: Deniz suyu izleniyor mu? Kum alanı temiz mi? Çöp ve cam kırığı var mı? Tuvaletler hijyenik mi? Atık su kontrol altında mı? Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu? Adli risklere karşı denetim var mı? Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi? Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır. BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR? Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü) CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir: Risk kaynağı belirlenmeli. Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı. Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli. Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı. Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı. Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı. Halk açıkça bilgilendirilmeli. Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli. YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır: 1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır. İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır. İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır. 2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez. Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir. 3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir. Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir. Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir. 4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır. Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir. 5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir. 6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır. 7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. 8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır. Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir. 9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır. Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir. 10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır. İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor: Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi? Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı? Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı? Alanda kalan kişiler kayıt altında mı? Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor? Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu? E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor? Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor? Gece güvenliği nasıl sağlanıyor? Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor? Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak? Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır. BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ Fotoğraflar ortadadır. Çadırlar ortadadır. Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır. Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır. Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez. Çünkü sorun görünürdür. Risk görünürdür. GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir. Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir. Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir. Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez. Tabela kaldırılarak sorun çözülemez. Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez. Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

PAZARSUYU’NDA 25 MİLYON TL’LİK ALTYAPI HAMLESİ Haber

PAZARSUYU’NDA 25 MİLYON TL’LİK ALTYAPI HAMLESİ

PAZARSUYU’NDA 25 MİLYON TL’LİK ALTYAPI HAMLESİ Bulancak Belediyesi, Pazarsuyu Mahallesi’nde uzun süredir çözüm bekleyen atık su ve yağmur suyu altyapısı için 25 milyon TL’lik yatırımı başlattı. Proje kapsamında mahalleye 3 bin 168 metre kanalizasyon hattı, 3 bin 750 metre yağmur suyu hattı ve 2 bin 500 kişilik terfi istasyonu kazandırılacak. PAZARSUYU’NDA İLK KAZMA VURULDU Bulancak Belediyesi, Pazarsuyu Mahallesi’nin yıllardır beklediği atık su ve yağmur suyu altyapısı için temel atma töreni düzenledi. Törene katılan Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, çalışmanın mahallede kronik hale gelen altyapı sorununu kalıcı biçimde çözmeyi hedeflediğini söyledi. Pazarsuyu Mahallesi’nde başlatılan proje ile 3 bin 168 metre yeni kanalizasyon hattı ve 3 bin 750 metre yağmur suyu hattı yapılacak. Çalışmalarla birlikte mahalledeki atık su hatları Bulancak Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi’ne bağlanacak, yağışlı havalarda yaşanan su baskını ve taşkın sorunlarının azaltılması hedeflenecek. ATIK SU ARITMA TESİSİNE BAĞLANTI SAĞLANACAK Başkan Necmi Sıbıç, Pazarsuyu Mahallesi’nin Bulancak için önemli bir yerleşim alanı olduğunu belirterek, altyapı hizmetlerinin şehir yaşamının temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti. Sıbıç, “Pazarsuyu Mahallemizin uzun süredir beklediği atık su ve yağmur suyu altyapısı yatırımını bugün başlatıyoruz. Bu çalışma sadece bugünün değil, mahallemizin geleceğinin de ihtiyacına cevap verecek. Amacımız, vatandaşlarımızın daha sağlıklı, güvenli ve modern bir altyapıya kavuşmasını sağlamak” dedi. Pazarsuyu Mahallesi’nin geçmişte köy statüsünde olduğunu, ancak belediye yönetimi olarak bölgeyi her zaman mahalle anlayışıyla ele aldıklarını vurgulayan Sıbıç, altyapı eksikliğinin özellikle yağışlı dönemlerde günlük yaşamı olumsuz etkilediğini söyledi. “YAĞMURDA YOLLAR TAŞIYOR, ÇOCUKLAR OKULA ZOR GİDİYORDU” Başkan Sıbıç, Organize Sanayi Bölgesi’nin yanında bulunan Pazarsuyu Mahallesi’nde yağmur suyu altyapısının yetersizliği nedeniyle ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. Sıbıç, “Yağmur yağdığında yollarımız, sokaklarımız taşıyor; çocuklarımız okula gitmekte zorlanıyordu. Bu problemin farkındaydık. Bugün bu çalışmanın temelini atıyoruz. Bir süre toz olacak, gürültü olacak; ancak sonunda mahallemize uzun yıllar hizmet verecek kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısını tamamlamış olacağız” ifadelerini kullandı. İÇME SUYU İÇİN ÜÇ YENİ KUYU AÇILDI Başkan Sıbıç, Bulancak’ın en önemli ihtiyaçlarından birinin kaliteli, sağlıklı ve kesintisiz içme suyu olduğunu da dile getirdi. Göreve geldikten sonra su temini konusunda önemli adımlar attıklarını belirten Sıbıç, bölgede üç yeni içme suyu kuyusu açıldığını söyledi. Sıbıç, yeni kuyularla birlikte ilçeye kaynak suyu kalitesinde içme suyu kazandırdıklarını ifade ederek, “Bugün itibarıyla market suyu kalitesinde, kaynak suyu kalitesinde içme suyunu halkımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. TERFİ İSTASYONU 2 BİN 500 KİŞİYE HİZMET VERECEK Pazarsuyu Mahallesi’nde yürütülecek altyapı projesinin en önemli ayaklarından biri de terfi istasyonu olacak. Proje kapsamında 2 bin 500 kişiye yetecek kapasitede paket terfi istasyonu kurulacak. Başkan Sıbıç, yalnızca kanalizasyonun derenin karşısına aktarılmasını sağlayacak paket terfi istasyonunun maliyetinin 3,5 milyon TL olduğunu, kanalizasyon ve atık su imalatının 15 milyon TL’ye ulaşacağını, üst yapı çalışmalarıyla birlikte toplam maliyetin 25 milyon TL’yi bulacağını açıkladı. MAHALLEDE UZUN SÜRELİ SORUN ÇÖZÜME KAVUŞACAK Çalışmaların tamamlanmasıyla Pazarsuyu Mahallesi’nde uzun süredir devam eden kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısı sorununun büyük ölçüde ortadan kaldırılması bekleniyor. Proje, hem çevre sağlığı hem de mahallede güvenli ulaşım açısından kalıcı bir altyapı yatırımı olarak hayata geçirilecek. Başkan Sıbıç, yatırımın Pazarsuyu Mahallesi’ne hayırlı olmasını dileyerek, belediyenin altyapı çalışmalarını planlı, kalıcı ve ihtiyaç odaklı biçimde sürdüreceğini söyledi.

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Haber

SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR

ERİKLİMAN’DA KARAVAN TEHLİKESİ: SAHİL HATTI KONTROLSÜZ KONAKLAMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR Giresun’un şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında uzun süreli bekleyen karavanlar; atık su, tuvalet atığı, gri su boşaltımı, çöp birikimi, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği, yangın riski ve kamu alanı işgali açısından ciddi bir çevre ve toplum sağlığı sorunu oluşturuyor. Şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan bir ulaşım hattı üzerinde bulunan Erikliman’da karavanların kontrolsüz şekilde konaklaması, artık yalnızca park düzeniyle açıklanamayacak bir risk alanı üretmektedir. Altyapısı olmayan sahil noktalarında uzun süreli karavan bekleyişi, kıyı kullanımını daraltırken çevre hijyeni ve halk sağlığı açısından da acil müdahale gerektiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır. TEHLİKE SADECE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ DEĞİL Erikliman’daki karavan yoğunluğu, dışarıdan bakıldığında yalnızca sahil hattında bekleyen araçlar gibi görülebilir. Ancak karavanlar, geçici yaşam alanı olarak kullanıldığında su tüketimi, tuvalet ihtiyacı, atık su, evsel çöp, yemek artığı, deterjanlı gri su ve kötü koku üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, lisanslı atık su toplama sistemi, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan güvenli şekilde yönetilmesi mümkün değildir. Karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli beklemesi, doğrudan çevre sağlığı riski oluşturmaktadır. ATIK SU, TUVALET VE GRİ SU RİSKİ BÜYÜYOR Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Gri su ise lavabo, duş, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Bu atıkların toprağa, yağmur suyu kanallarına, dere yatağına veya deniz kıyısına karışması; bakteri, virüs, parazit, kötü koku ve çevre kirliliği açısından ciddi risk oluşturur. Erikliman gibi denizle temas eden sahil bölgelerinde bu risk daha da ağırlaşır. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de yurttaşların ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. KAMU ALANI ÖZEL KONAKLAMA SAHASINA DÖNÜŞÜYOR Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte sahil hattı, yol kenarları ve yeşil alanlar fiilen özel konaklama alanı gibi kullanılmaktadır. Masa-sandalye açılması, kamp düzeni kurulması, çamaşır asılması, atık bırakılması ve geceleme yapılması, kamu alanının ortak kullanım niteliğini zayıflatmaktadır. Erikliman sahili, belirli araç kullanıcılarının uzun süreli kullanımına bırakılacak bir konaklama sahası değildir. Bu alan, Giresun halkının ortak kıyı kullanım hakkı içinde değerlendirilmelidir. KÖTÜ KOKU, HAŞERE VE ÇÖP BİRİKİMİ YAŞAM KALİTESİNİ ETKİLER Altyapısız karavan yoğunluğu; evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık, deterjanlı su ve düzensiz temizlik nedeniyle kötü koku ve haşere riskini artırır. Sinek, böcek, kemirgen ve koku oluşumu yalnızca karavan kullanıcılarını değil; çevrede yaşayan yurttaşları, sahil hattını kullananları ve bölgeden geçenleri de etkiler. Şehir içinde bu tür risklerin görmezden gelinmesi, temizlik hizmetlerinin yükünü artırır ve çevre sağlığı denetimini zorlaştırır. YANGIN VE GÜVENLİK RİSKİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Görevlisi olmayan, güvenlik önlemi alınmayan, yangın mesafesi belirlenmeyen ve acil müdahale altyapısı bulunmayan alanlarda bu risk büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, kamera, görevli personel, yangın söndürme ekipmanı, araçlar arası güvenli mesafe ve acil müdahale düzeni bulunmasının nedeni budur. Erikliman gibi kontrolsüz sahil alanlarında bu riskler yönetilemez. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİ SAHİL HATTINDA BAŞIBOŞ BIRAKILAMAZ Giresun’un doğal güzellikleri ve sahil hattı karavan kullanıcıları için cazip olabilir. Ancak turizm faaliyeti, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Karavan turizmi desteklenecekse bu destek; şehir içi sahil alanlarının kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek değil, altyapılı ve denetimli resmi karavan parklarıyla sağlanmalıdır. Giresun’da karavan turizmini sürdürülebilir hale getirecek model, Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgelerinde uzun süreli bekleyişe izin vermek değil; bu faaliyeti şehir dışına yakın, altyapılı, kayıtlı ve denetimli alanlara taşımaktır. GİRESUN İÇİN 10 MADDELİK KARAVAN PARK ÖNERİSİ Giresun’da karavan turizminin çevreye, halk sağlığına ve kent düzenine zarar vermeden yönetilebilmesi için uygulanması gereken öneriler şöyledir: 1. Erikliman’da uzun süreli karavan konaklaması yasaklanmalı Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasına izin verilmemelidir. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet boşaltımı ve gri su dökümü kesin şekilde engellenmelidir. 2. Giresun’a resmi karavan park alanı kurulmalı Şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı oluşturulmalıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. 3. Kanalizasyon veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmalı Resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı ya da lisanslı atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. 4. Kimyasal tuvalet bertaraf ünitesi zorunlu olmalı Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca özel bertaraf ünitesine boşaltmalıdır. Gelişigüzel tuvalet boşaltımı ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. Kimyasal tuvalet atıkları sıradan evsel çöp gibi değerlendirilemez. 5. Temiz su, elektrik, WC, duş ve güvenlik altyapısı sağlanmalı Karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunlu olmalıdır. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. 6. Plaka ve kullanıcı kaydı tutulmalı Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt sistemi hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. 7. Süre sınırı getirilmeli Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Aynı karavanın haftalarca veya aylarca aynı noktada kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırları açık şekilde belirlenmelidir. 8. Erikliman’da düzenli zabıta, çevre ve sağlık denetimi yapılmalı Denetim yalnızca araç parkına göre değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali, hijyen, geceleme ve kamp ekipmanı kullanımı başlıklarına göre yapılmalıdır. Zabıta, çevre koruma, temizlik işleri, sağlık ve güvenlik birimleri ortak denetim yürütmelidir. 9. Sahil hattında uyarı levhaları ve yasak alan haritası oluşturulmalı Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Erikliman ve şehir içi sahil hattında uyarı levhaları yerleştirilmeli, yasak alan haritası hazırlanmalıdır. 10. Karavan turizmi plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmalı Karavan kullanıcıları Giresun’a ekonomik katkı sağlayabilir. Ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. Karavan turizmi, kent düzenine ve çevre sağlığına uygun biçimde yönetilmelidir. YEREL YÖNETİMİN KARAR ALMASI GEREKİYOR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları, çevre sağlığı birimleri, zabıta ve temizlik ekipleri Erikliman’daki tabloyu yerinde değerlendirmelidir. Bölge yalnızca araçların durduğu bir alan olarak değil; atık üreten, kamu alanını kullanan, kıyı hattını etkileyen ve halk sağlığı riski doğurabilecek kontrolsüz konaklama noktası olarak ele alınmalıdır. İlk adım Erikliman ve şehir içi sahil hattında uzun süreli karavan konaklamasına ilişkin açık karar alınmasıdır. Ardından resmi karavan park alanı belirlenmeli, atık su ve kimyasal tuvalet altyapısı kurulmalı, plaka-kullanıcı kaydı ve süre sınırı uygulanmalı, denetim ve yaptırım sürekli hale getirilmelidir. ERİKLİMAN BU İŞ İÇİN UYGUN ALAN DEĞİLDİR Karavan turizmi doğru planlandığında Giresun için değer oluşturabilir. Ancak plansız bırakıldığında çevre sorunu, hijyen sorunu, kıyı kullanımı sorunu ve kamu alanı işgali üretir. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, çevre sağlığını ve toplum sağlığını koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek altyapısız sahil işgaliyle değil; resmi karavan parkı, atık su yönetimi, kimyasal tuvalet bertarafı, güvenlik, kayıt, süre sınırı ve düzenli denetimle sağlanmalıdır. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri, kontrolsüz karavan konaklaması için uygun değildir.

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Haber

KARAVAN SORUNU: KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ

KARAVAN SORUNU: ŞEHİR İÇİNDE KONTROLSÜZ KONAKLAMA ÇEVRE VE TOPLUM SAĞLIĞI RİSKİ Giresun şehir içinde kalan Erikliman sahil hattında karavanların uzun süreli beklemesi; çevre kirliliği, atık su, tuvalet, kanalizasyon, hijyen, kötü koku, görüntü kirliliği ve kamu alanının kullanımı açısından yeni bir yerel yönetim sorunu olarak öne çıkıyor. Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini yasaklamak yerine bu faaliyeti şehir içinden çıkaran, altyapısı tamamlanmış, denetimli ve kayıtlı karavan park alanlarına yönlendiren bir modeli esas alıyor. Giresun’un Erikliman bölgesinde sahil hattına ve yol kenarına çekilen karavanlar, kent yaşamı içinde giderek daha görünür hale gelen bir çevre sağlığı sorununu gündeme taşıyor. Bölgenin şehir içinde, deniz kıyısında ve yoğun kullanılan ulaşım hattı üzerinde bulunması; karavanların yalnızca park düzeniyle değil, halk sağlığı, çevre hijyeni, kıyı kullanımı ve atık yönetimiyle birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Karavanların uzun süreli şekilde altyapısız alanlarda beklemesi, özellikle gri su, siyah su, kimyasal tuvalet atıkları, evsel çöp, kötü koku, haşere oluşumu ve zemine yayılan kirleticiler bakımından risk oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, atık su, dışkı ve gri suyun güvenli yönetimini bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve halk sağlığının korunması bakımından temel başlıklar arasında ele alıyor. Bu yaklaşım, karavanların şehir içindeki kontrolsüz konaklamasının basit bir görüntü veya park sorunu olmadığını; doğrudan çevre sağlığı ve toplum sağlığı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. ŞEHİR İÇİNDE ALTYAPISIZ KARAVAN KONAKLAMASI RİSK ÜRETİYOR Erikliman gibi şehir içinde kalan sahil bölgelerinde karavanların uzun süreli beklemesi, ilk bakışta turizm veya konaklama özgürlüğü gibi görülebilir. Ancak altyapısı bulunmayan noktalarda oluşan tablo farklıdır. Karavanlar, kendi içinde geçici yaşam alanı oluşturduğu için su kullanımı, tuvalet ihtiyacı, atık su üretimi, çöp birikimi ve çevreye temas eden evsel atıklar üretir. Bu atıkların kanalizasyon bağlantısı, özel boşaltım noktası, kimyasal tuvalet bertaraf sistemi ve düzenli temizlik altyapısı olmadan yönetilmesi mümkün değildir. ABD Çevre Koruma Ajansı, karavan, tekne ve mobil yaşam alanı kullanıcıları için yayımladığı atık su rehberinde bu araçlardan kaynaklanan atık suyun güvenli şekilde bertaraf edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, karavanların altyapısız şehir içi alanlarda uzun süreli bekletilmesinin çevre ve halk sağlığı bakımından kabul edilebilir bir model olmadığını gösteriyor. Karavan kaynaklı risk yalnızca görünür çöpten ibaret değildir. Tuvalet atıkları, kimyasal içerikler, deterjanlı gri su, yemek artıkları, yağlı atıklar ve kontrolsüz boşaltımlar; toprak, yağmur suyu kanalları, deniz kıyısı ve yeraltı suyu üzerinde kirletici baskı oluşturabilir. Sahil hattında bu risk daha da büyür. Çünkü kıyı alanları hem ekolojik açıdan hassas hem de kamusal kullanım bakımından ortak alan niteliği taşır. ERİKLİMAN’DA SORUN PARK SORUNUNU AŞMIŞ DURUMDA Erikliman’da karavanların bulunduğu alan, şehir dışı bir kamp bölgesi değil; Giresun’un şehir içi ulaşım aksı, sahil bandı ve kamusal görünürlüğü yüksek bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada oluşan karavan yoğunluğu, çevrede yaşayan yurttaşların günlük yaşamını, sahil kullanımını, temizlik düzenini ve kent estetiğini doğrudan etkiliyor. Karavanların uzun süre aynı bölgede beklemesiyle birlikte kamu alanı fiilen özel konaklama alanına dönüşmektedir. Şehir içinde kıyı hattının daralması, yol kenarı ve yeşil alanların uzun süreli işgal edilmesi, görüntü kirliliği, çöp birikimi, tuvalet ve atık su ihtimali, bölgenin halk sağlığı açısından denetlenmesini zorunlu hale getiriyor. Bu tablo karşısında mesele “karavanlar burada dursun mu, durmasın mı?” sorusuna indirgenemez. Esas değerlendirme; şehir içinde, altyapısız, kontrolsüz ve denetimsiz karavan konaklamasının çevre sağlığı bakımından uygun olup olmadığıdır. Bilimsel çevre sağlığı yaklaşımı, bu tür alanlarda atık üretimi varsa mutlaka toplama, arıtma, bertaraf, temizlik, kayıt ve denetim sisteminin kurulmasını gerektirir. DÜNYA NE YAPIYOR? Dünyadaki uygulamalar, karavan turizmini tümden yasaklayan değil; onu kurallı, altyapılı ve denetlenebilir alanlara taşıyan bir anlayışla şekilleniyor. Avrupa Birliği’nin kentsel atık su politikasında insan sağlığı ve çevrenin arıtılmamış atık sudan korunması temel hedef olarak tanımlanıyor. 1 Ocak 2025’te yürürlüğe giren güncellenmiş Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi de insan sağlığını, nehirleri, gölleri, yeraltı sularını ve kıyıları zararlı deşarjlardan korumayı amaçlıyor. Yeni Zelanda modeli, şehir içi ve doğal alanlarda gelişigüzel kampçılığı sınırlayan önemli örneklerden biridir. Ülkede “freedom camping” uygulaması kurallara bağlanmış, kamp yapanların insan atığı dahil atıklarından sorumlu olduğu açıkça belirtilmiş, bazı alanlar yalnızca kendi kendine yeterli araçlara açılmış ve kurallara uymayanlara para cezası sistemi getirilmiştir. 2023’te yapılan düzenlemeyle kendi kendine yeterli araçlar için zorunlu standartlar güçlendirilmiş; geçiş sürecinin 7 Haziran 2026’da tamamlanacağı açıklanmıştır. Yeni Zelanda’daki yerel uygulama örneklerinde, kendi kendine yeterli kabul edilecek araçlarda sabit tuvalet, su sistemi ve havalandırma gibi koşullar aranması, çevresel etkilerin azaltılması ve belediyelerin kampçılığı daha etkili yönetmesi bakımından önemli görülmektedir. Bu model, Giresun gibi kıyı kentlerinde karavanların tamamen başıboş bırakılmaması gerektiğini gösteren güçlü bir örnektir. ABD’de karavan, tekne ve mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertarafı ayrı bir çevre sağlığı başlığı olarak ele alınmaktadır. EPA’nın rehberleri, bu tür araçlardan kaynaklanan atıkların rastgele çevreye bırakılmaması, uygun septik veya atık su sistemleriyle yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. BİLİMSEL ÇEVRE SAĞLIĞI AÇISINDAN TEMEL RİSKLER Karavanların şehir içinde altyapısız alanlarda uzun süre beklemesi, çevre sağlığı bakımından birden fazla risk üretir. Birinci risk, atık su ve tuvalet atığıdır. Karavanlarda oluşan siyah su, insan dışkısı ve idrar kaynaklı mikrobiyolojik risk taşır. Bu atıkların uygun şekilde toplanmaması; bakteri, virüs, parazit ve kötü koku açısından halk sağlığı tehdidi oluşturabilir. Gri su ise duş, lavabo, mutfak ve temizlik sularından kaynaklanır; deterjan, yağ, organik madde ve mikroorganizma içerebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün atık su, dışkı ve gri suya ilişkin güvenli kullanım rehberleri, bu alanın doğrudan hastalık önleme ve risk yönetimiyle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. İkinci risk, kıyı ve deniz kirliliğidir. Erikliman sahil hattı denizle temas eden bir bölgedir. Yağmurla taşınan kirleticiler, zemine bırakılan atıklar veya kontrolsüz boşaltımlar kıyı ekosistemini etkileyebilir. Avrupa Birliği’nin atık su düzenlemelerinde kıyıların, yeraltı sularının, göllerin ve nehirlerin zararlı deşarjlardan korunmasının özellikle vurgulanması, sahil kentlerinde bu konunun neden daha hassas ele alınması gerektiğini göstermektedir. Üçüncü risk, haşere ve kötü koku oluşumudur. Evsel çöp, yemek artığı, açıkta bırakılan atık ve düzensiz temizlik; sinek, böcek, kemirgen ve kötü koku sorununu büyütebilir. Şehir içindeki karavan yoğunluğu, çevrede yaşayanların yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Dördüncü risk, kamu alanının özel kullanım alanına dönüşmesidir. Sahil şeridi, park alanı, yol kenarı ve yeşil alanlar herkesin ortak kullanımına açık kamusal alanlardır. Karavanların uzun süreli beklemesi, bu alanların bir grup kullanıcı tarafından fiilen konaklama alanı gibi kullanılmasına yol açar. Bu durum hem kent estetiğini hem de yurttaşların sahil erişimini zayıflatır. Beşinci risk, yangın, güvenlik ve acil müdahale sorunudur. Karavanlarda tüp, elektrik bağlantısı, ısıtıcı, pişirme ekipmanı ve yanıcı malzemeler bulunabilir. Altyapısız, görevlisiz ve denetimsiz alanlarda bu riskler büyür. Resmi karavan parklarında aydınlatma, yangın tedbiri, kamera, görevli personel ve acil müdahale imkânı bulunmasının nedeni budur. KARAVAN TURİZMİ ŞEHİR İÇİNDEN ÇIKARILMALI, ALTYAPILI ALANA TAŞINMALI Giresun’da karavan turizmi desteklenecekse bu destek, Erikliman gibi şehir içi sahil bölgelerinin kontrolsüz konaklama alanına dönüşmesine izin verilerek yapılamaz. Karavan turizmi, ancak altyapısı tamamlanmış, çevre sağlığı kurallarına uygun, kayıtlı ve denetimli alanlarla sürdürülebilir hale getirilebilir. Birinci önerimiz, Erikliman ve benzeri şehir içi sahil bölgelerinde uzun süreli karavan konaklamasının yasaklanmasıdır. Bu alanlarda kısa süreli park düzenlemesi yapılabilir; ancak geceleme, kamp kurma, masa-sandalye açma, çamaşır asma, atık bırakma, tuvalet ve gri su boşaltımı kesin şekilde engellenmelidir. İkinci önerimiz, Giresun’da şehir dışına yakın, yerleşim alanlarını rahatsız etmeyecek, ulaşımı kolay ve çevresel etkisi yönetilebilir resmi karavan park alanı kurulmasıdır. Bu alan turizme hizmet etmeli; ancak çevre ve toplum sağlığı kurallarını merkeze almalıdır. Üçüncü önerimiz, resmi karavan parkında kanalizasyon bağlantısı veya lisanslı atık su toplama sistemi kurulmasıdır. Karavanlardan çıkan siyah su ve gri su, özel boşaltım noktalarından alınmalı; çevreye, toprağa, yağmur suyu kanallarına veya denize karışmasına izin verilmemelidir. Dördüncü önerimiz, kimyasal tuvalet bertaraf ünitesinin zorunlu hale getirilmesidir. Karavan kullanıcıları tuvalet atıklarını yalnızca bu noktaya boşaltmalı; gelişigüzel boşaltım ağır idari yaptırıma bağlanmalıdır. İngiltere ve benzeri ülkelerde kimyasal tuvalet atıklarının depolanması ve işlenmesi çevre izinleriyle ilişkilendirilmekte, bu atıklar sıradan evsel çöp gibi görülmemektedir. Beşinci önerimiz, karavan park alanlarında temiz su, elektrik, WC, duş, lavabo, çöp toplama, geri dönüşüm, aydınlatma, kamera, yangın tedbiri ve görevli personel zorunluluğudur. Altyapısı olmayan hiçbir alan karavan konaklamasına açılmamalıdır. Altıncı önerimiz, plaka ve kullanıcı kaydı sistemidir. Resmi alana giren her karavanın plakası, giriş-çıkış saati ve kullanıcı bilgisi kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt hem güvenlik hem temizlik hem de çevre denetimi açısından gereklidir. Yedinci önerimiz, süre sınırıdır. Karavan parkları kalıcı yerleşim alanına dönüşmemelidir. Karavanların aynı noktada haftalarca veya aylarca kalmasına izin verilmemeli; günlük, haftalık ve sezonluk kullanım sınırı açık şekilde belirlenmelidir. Sekizinci önerimiz, Erikliman’da düzenli zabıta, çevre koruma ve sağlık denetimi yapılmasıdır. Denetim yalnızca araç parkına değil; çöp, atık su, kötü koku, çevreye zarar, kamu alanı işgali ve hijyen başlıklarına göre yapılmalıdır. Dokuzuncu önerimiz, sahil hattında uyarı levhaları ve açık yasak alan haritası oluşturulmasıdır. Karavanların nerede durabileceği, nerede konaklayamayacağı, hangi fiillerin yasak olduğu ve yaptırımlar açık biçimde ilan edilmelidir. Onuncu önerimiz, karavan turizminin Giresun için plansız değil, yönetilebilir bir turizm başlığı olarak ele alınmasıdır. Karavan kullanıcıları kente ekonomik katkı sağlayabilir; ancak bu katkı şehir içi sahil alanlarının çevre ve hijyen yükü altına sokulmasıyla değil, doğru yerde kurulmuş resmi alanlarla sağlanmalıdır. YEREL YÖNETİMİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR Giresun Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve çevre sağlığı birimleri Erikliman’daki tabloyu yerinde incelemeli, bölgeyi yalnızca trafik veya park düzeni açısından değil; çevre sağlığı açısından da değerlendirmelidir. İlk aşamada Erikliman ve şehir içi sahil hattı için karavan konaklamasına ilişkin açık bir karar alınmalıdır. Bu kararda; uzun süreli bekleme, geceleme, atık bırakma, tuvalet boşaltımı, gri su boşaltımı, kamp ekipmanı açma ve kamu alanını işgal etme fiilleri net biçimde tanımlanmalıdır. İkinci aşamada resmi karavan parkı için alternatif alan belirlenmelidir. Bu alan şehir merkezinin içinde olmamalı; ancak ulaşımı mümkün, güvenliği sağlanabilir, kanalizasyon veya atık su sistemi kurulabilir, çevreye etkisi kontrol edilebilir bir noktada planlanmalıdır. Üçüncü aşamada denetim takvimi oluşturulmalıdır. Zabıta, temizlik işleri, çevre koruma, sağlık ve güvenlik birimleri ortak çalışma yapmalı; yalnızca şikâyet geldikçe değil, düzenli periyotlarla kontrol sağlamalıdır. Dördüncü aşamada yaptırım uygulanmalıdır. Uyarı levhaları ve süre tanındıktan sonra, kurallara uymayan karavanlara idari işlem yapılmalı; tekrar eden ihlallerde çekme ve men kararı uygulanmalıdır. KARAVAN TURİZMİNE KARŞI DEĞİL, KONTROLSÜZLÜĞE KARŞI BİR DÜZENLEME GEREKİYOR Giresun’un doğal güzellikleri, sahil hattı ve Karadeniz turizmi açısından karavan kullanıcıları için cazip olduğu açıktır. Ancak turizm, çevre sağlığı kurallarının yerine geçemez. Kentin sahil alanları, tuvalet ve atık su altyapısı olmayan mobil konaklama noktalarına dönüştürülemez. Dünyadaki örnekler, karavan turizminin ancak kurallı olduğunda sürdürülebilir hale geldiğini gösteriyor. Yeni Zelanda’da kendi kendine yeterli araç standardı, Avrupa Birliği’nde atık suyun insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerine karşı güçlendirilen düzenlemeler, ABD’de mobil yaşam alanları için güvenli atık su bertaraf rehberleri aynı noktada birleşiyor: Atık üreten hiçbir konaklama faaliyeti denetimsiz ve altyapısız bırakılamaz. Erikliman’da yapılması gereken, karavanları görmezden gelmek değil; şehir içi sahil hattında kontrolsüz konaklamayı bitiren, karavanları resmi ve altyapılı alanlara taşıyan, halk sağlığını ve çevreyi koruyan kalıcı bir düzen kurmaktır. Erikliman’daki karavan yoğunluğu, Giresun’da kent yönetimi, çevre sağlığı ve kıyı kullanımı açısından acil düzenleme gerektiren bir başlıktır. Şehir içinde, sahil hattında ve altyapısız bölgelerde karavanların uzun süreli beklemesi; temizlik, tuvalet, kanalizasyon, atık su, kötü koku, haşere, görüntü kirliliği ve kamu alanı işgali risklerini birlikte büyütmektedir. Giresun için en doğru model; şehir içi sahil alanlarında kontrolsüz karavan konaklamasını sonlandırmak, resmi karavan park alanı oluşturmak, bu alanı kanalizasyon, atık su, kimyasal tuvalet, çöp toplama, temiz su, elektrik, WC, duş, güvenlik ve denetim altyapısıyla donatmak, kurallara uymayanlara yaptırım uygulamaktır. Karavan turizmi plansız bırakıldığında çevre sorunu üretir; doğru yerde, doğru altyapıyla ve sıkı denetimle yönetildiğinde ise kente zarar vermeden turizm değerine dönüşebilir. Erikliman gibi şehir içinde kalan kıyı bölgeleri ise bu iş için uygun değildir.

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? Haber

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ?

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? 2,5 MİLYON TL CEZA TOPRAĞI TEMİZLEYECEK Mİ? ÜÇÜNCÜ İHLAL, AYNI DERE, AYNI SORU: TEHLİKE BİTTİ Mİ? Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik’e, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarjı nedeniyle 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aynı ihlalin daha önce iki kez yaşandığını, üçüncü tespitte cezanın 3 kat artırımlı uygulandığını açıkladı. Kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri gerekli tedbirler alınıncaya kadar durduruldu. Ancak ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, dereye, toprağa, yeraltı sularına ve tarım alanlarına ne karıştığı, bölgenin hangi takvimle ıslah edileceği kamuoyuna açıklanmadı. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik’e ait maden sahasında yaptığı incelemede atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. Bakanlık, işletmeye daha önce de aynı ihlal nedeniyle iki kez para cezası uygulandığını açıkladı. Üçüncü tespitte yaptırım 3 kat artırımlı kesildi ve şirkete 2 milyon 517 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu tablo, Çatalağaç Deresi’ndeki sorunun tek seferlik bir çevre ihlali olmadığını gösteriyor. Aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, önceki cezaların kirliliği önlemeye yetip yetmediği sorusunu büyütüyor. CEZA KESİLDİ AMA İHLAL TAMAMEN ÖNLENDİ Mİ? Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisinin gerekli tedbirler alınıncaya kadar kapatıldığını duyurdu. Resmi açıklamada, yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanarak deşarj edilmesi ve bu amaçla havuz yapılması gerektiği belirtildi. Bu düzenleme yapılıncaya kadar taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri durduruldu. Ancak açıklamalarda dereye ulaşan kirletici akışın tamamen kesildiği, dere yatağındaki kirliliğin temizlendiği, yeraltı suyu riskinin ortadan kaldırıldığı, tarım alanları için analiz yapıldığı veya ıslah takviminin başlatıldığı yönünde açık bir bilgi yer almadı. Bu nedenle dosyada asıl soru cezanın kesilip kesilmediği değil; ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, kirletici kaynağın kalıcı biçimde durdurulup durdurulmadığı ve Çatalağaç Deresi’nde geçmiş kirliliğin etkisinin giderilip giderilmediğidir. MADENİN TAMAMI DEĞİL, YERALTI GALERİSİ DURDURULDU Resmi açıklama, sahadaki tüm faaliyetin durdurulduğunu değil, taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerinin durdurulduğunu gösteriyor. Bu ayrım, çevresel riskin devam edip etmediği açısından kritik önem taşıyor. Kısmi kapatma kararı, kirletici akışın kontrol altına alınması için atılmış bir idari adımdır. Ancak bu karar, geçmişte dereye ulaşan atık suyun dere yatağında, sedimentte, çevre toprağında veya yeraltı suyunda bıraktığı etkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. DEREYE, TOPRAĞA VE YERALTI SUYUNA NE KARIŞTI? Bakanlık açıklamasında, Alagöz Madencilik’e ait madenden çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği bilgisi yer aldı. Ancak kamuoyuna açık açıklamalarda su, çamur, sediment, toprak veya yeraltı suyu numunelerinde hangi maddelerin tespit edildiğine ilişkin analiz sonucu paylaşılmadı. Bu nedenle “toprağa şu madde karıştı”, “yeraltı suyu şu ağır metalle kirlendi” veya “tarım alanları şu maddeyle etkilendi” şeklinde kesin hüküm kurulamaz. Fakat işletmenin bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüttüğü resmi açıklamada yer aldığı için bölgede ağır metal, asidik maden drenajı, sediment ve yeraltı suyu analizlerinin açıklanması çevre güvenliği açısından zorunlu hale geliyor. ANALİZİ AÇIKLANMASI GEREKEN BAŞLIKLAR Çatalağaç Deresi’nde çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Kamuoyuna en az şu analiz başlıklarının açıklanması gerekir: Analiz alanı Açıklanması gereken değerler Dere suyu pH, iletkenlik, askıda katı madde, sülfat, ağır metal değerleri Dere çamuru ve sediment Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik, demir, mangan birikimi Tarım toprağı Ağır metal düzeyi, ürün güvenliği, sulama etkisi Yeraltı suyu İzleme kuyusu sonuçları, kirletici taşınımı, içme-kullanma suyu riski Ekosistem Dere canlılığı, bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik etkisi MADEN DRENAJI NEDEN RİSKLİ? Maden sahalarında suyun sülfürlü minerallerle temas etmesi, asidik maden drenajı riskini doğurabilir. Bilimsel kaynaklar, maden drenajının su ile sülfür içeren kayaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonla oluşabildiğini; asidik akışın bakır ve kurşun gibi ağır metalleri yeraltı veya yüzey sularına taşıyabildiğini ortaya koyuyor. Asidik maden drenajı, ağır metallerce zengin ve yüksek asitli suyun oluşumu ile hareketi anlamına gelir. Bu tür akışlar yüzey suyu, yeraltı suyu, toprak ve ekosistem açısından risk oluşturabilir. Bu bilimsel çerçeve, Çatalağaç Deresi’nde hangi kirleticinin kesin olarak bulunduğunu göstermez. Ancak bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürütülen bir sahada su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizlerinin neden zorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyar. PARA CEZASI DEREYİ TEMİZLEMEZ 2 milyon 517 bin TL’lik idari para cezası, ihlale verilen yaptırımdır. Ancak para cezası dere yatağındaki çamuru, sedimentte biriken olası ağır metalleri, toprağa taşınmış kirleticileri veya yeraltı suyuna ulaşmış riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanacağı düzenlenir. Bu ilke, kamuoyunda “kirleten öder” ilkesi olarak bilinir. Bu nedenle Alagöz Madencilik’e kesilen ceza, dosyanın kapanması anlamına gelmez. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekir. BU BÖLGE NE KADAR SÜREDE ISLAH EDİLİR? Çatalağaç Deresi ve çevresindeki alanların ne kadar sürede ıslah edileceği, açıklanmayan analiz sonuçlarına bağlıdır. Kirlenme yalnızca yüzey suyuyla sınırlı kaldıysa iyileşme daha kısa sürede izlenebilir. Ancak kirleticiler dere çamuruna, sediment tabakasına, tarım toprağına veya yeraltı suyuna karıştıysa süreç aylar değil, yıllar alabilir. Etkilenen alan Olası süre Gereken işlem Yüzey suyu Günler-haftalar Deşarjın kesilmesi, arıtma, düzenli su analizi Dere yatağı ve sediment Aylar-yıllar Çamur ve sediment analizi, kontrollü temizlik, güvenli bertaraf Tarım toprağı Yıllar Ağır metal analizi, ürün güvenliği testi, toprak iyileştirme Yeraltı suyu Yıllar-on yıllar İzleme kuyuları, hidrojeolojik takip, uzun süreli arıtma Dere ekosistemi Yıllar Canlı yaşamı, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik izlemesi Islah süresi; kirletici yüküne, atık suyun içeriğine, dere debisine, sediment birikimine, toprağın etkilenme düzeyine, yeraltı suyu hareketine ve uygulanacak arıtma-temizlik yöntemine göre değişir. Bu nedenle bölgede çevresel riskin bittiği ancak resmi analizler, izleme raporları ve ıslah planı açıklandıktan sonra söylenebilir. ÇED OLUMLU KARARI SONRASI DENETİM SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden ocakları ve maden atık depolama tesisi kapasite artışı projesi için ÇED sürecini yürüttü. İl Müdürlüğü, proje için nihai ÇED raporunun görüşe açıldığını duyurdu; daha sonra proje için “ÇED Olumlu” kararı verildiğini ilan etti. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Bu nedenle ÇED süreciyle birlikte yanıt bekleyen soru büyüyor: Çevre güvenliği ve denetim vurgusu yapılırken aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı? GİRESUN’UN MADEN HAFIZASINDA ŞEBİNKARAHİSAR VAR Giresun’da madencilik kaynaklı çevre riski daha önce Şebinkarahisar’da yaşanan atık barajı çökmesiyle gündeme gelmişti. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki maden atık barajı çökmesiyle oluşan kirliliğe ilişkin çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Vakıf, Şebinkarahisar örneği üzerinden maden atıklarının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Bu örnek, Çatalağaç Deresi dosyası açısından kritik bir gerçeği hatırlatıyor: Madencilik kaynaklı kirlilikte ceza ve kapatma kararı tek başına yeterli değildir. Çevresel etkinin gerçek boyutu ancak uzun süreli numune takibi, şeffaf analiz süreci ve kamuoyuna açık ıslah programıyla ortaya çıkar. CEZA VAR, ANALİZ YOK; KAPATMA VAR, ISLAH TAKVİMİ YOK Bakanlık ceza kararını ve kısmi kapatmayı açıkladı. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde kirliliğin tamamen giderildiği, dere yatağının temizlendiği, tarım alanlarının güvenli olduğu, yeraltı suyunda risk kalmadığı veya bağımsız izleme süreci başlatıldığı yönünde bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Çatalağaç Deresi dosyasında en kritik başlık, cezanın miktarı değil; kirliliğin kaynağı, yayılımı, etkisi, temizliği ve sorumluluğudur. YANIT BEKLEYEN SORULAR Çatalağaç Deresi dosyasında kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır: Ceza kesildikten sonra atık su deşarjı tamamen durduruldu mu? Kapatılan yeraltı galerisi dışında sahadaki üretim devam ediyor mu? Taban suyunu kontrol altına alacak havuz tamamlandı mı? Çatalağaç Deresi’nden su, çamur ve sediment numunesi alındı mı? Yeraltı suyu için izleme kuyusu açıldı mı? Tarım alanlarından toprak numunesi alındı mı? Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik ve sülfat değerleri kaç çıktı? Kirleticiler içme-kullanma suyu kaynaklarına veya tarım alanlarına ulaştı mı? Kirlenen dere yatağı için temizlik ve rehabilitasyon programı başlatıldı mı? Islah süreci için takvim, sorumlu kurum ve şirket yükümlülüğü belirlendi mi? ÇED olumlu kararı verilen kapasite artışı dosyası, üçüncü ihlal sonrası yeniden değerlendirilecek mi? GİRESUN’DA MADEN DOSYASI ARTIK DENETİM VE ONARIM DOSYASIDIR Alagöz Madencilik’e kesilen 2 milyon 517 bin TL ceza, Çatalağaç Deresi’nde yaşanan çevre kirliliğinin yalnızca idari yaptırım boyutunu gösteriyor. Asıl mesele, aynı ihlalin üçüncü kez yaşanması ve önceki cezaların kirliliği önlemeye yetmemesidir. Bölgede çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizleri, temizlik planı, ıslah takvimi, bağımsız denetim sonuçları ve şirketin üstlendiği çevresel sorumluluk kamuoyuna açıklanmalıdır. Çatalağaç Deresi için yanıt bekleyen soru artık yalnızca “ceza kesildi mi?” değildir. Asıl sorular şunlardır: İhlal tamamen önlendi mi, dereye ve toprağa ne karıştı, yeraltı suları etkilendi mi, tarım alanları güvenli mi, bu bölge kim tarafından ve hangi takvimle ıslah edilecek? KAYNAKÇA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü: Alagöz Maden kapasite artışı ve ÇED süreci duyuruları. 2872 Sayılı Çevre Kanunu: Kirletenin çevresel zararın giderilmesine ilişkin sorumluluğu. USGS: Mine drainage ve asidik maden drenajı açıklamaları. EPA: Abandoned mine drainage ve ağır metal kirliliği açıklamaları. TEMA Vakfı: Şebinkarahisar maden atık barajı çökmesi ve uzun vadeli kirlilik değerlendirmesi.

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Haber

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarj ettiği için 2 milyon 517 bin TL idari para cezası aldı. Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini gerekli tedbirler alınıncaya kadar durdurdu. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik Şirketi’ne ait maden sahasında atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. İşletme daha önce iki kez aynı ihlal nedeniyle para cezası almıştı. Bakanlık, üçüncü tespitte cezayı üç kat uyguladı ve şirkete toplam 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesti. YERALTI GALERİSİNDE ÜRETİM DURDURULDU Kirliliğin yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyu deşarjıyla oluştuğu tespit edildi. Bakanlık, taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanması ve deşarjın çevre mevzuatına uygun hale getirilmesi için havuz yapılıncaya kadar maden ocağında taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini durdurdu. ŞEBİNKARAHİSAR FELAKETİ HAFIZALARDAKİ YERİNİ KORUYOR Giresun, madencilik kaynaklı çevre riskiyle ilk kez karşı karşıya kalmadı. Şebinkarahisar ilçesinde 18 Kasım 2021’de Nesko Maden AŞ’ye ait atık barajındaki iç set yıkıldı. Giresun Valiliği, olayın ardından teknik heyet görevlendirdi, bölgede numune alındığını açıkladı ve işletmenin faaliyetlerini 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15. maddesi gereğince süresiz durdurdu. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki 2021 atık barajı çökmesinin ardından yaptığı çalışmada ağır metal içerikli atıkların Darabul Deresi’ne, Kelkit Vadisi’ne ve Kılıçkaya Barajı’na ulaştığını açıkladı. Vakıf, 2024’te yayımladığı değerlendirmede, aradan geçen süreye rağmen bölgede ağır metal kirliliğinin sınır değerlerin altına indirilemediğini ve doğal varlıklar üzerindeki riskin sürdüğünü bildirdi. CEZA YETMEZ, TAHRİBATIN ONARIMI GEREKİR Doğankent’teki son ceza, Giresun’da madencilik faaliyetleriyle ilgili temel soruyu yeniden gündeme taşıdı: Şirketler ceza ödeyip yoluna devam ederken dere, toprak, tarım alanı ve yaşam alanlarında oluşan tahribat nasıl onarılacak? Çevre Kanunu, çevreyi kirletenlerin meydana gelen kirlenme ve bozulmadan kusur şartı aranmaksızın sorumlu olduğunu düzenliyor. Bu nedenle idari para cezası tek başına dosyayı kapatmıyor. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekiyor. MİLLETVEKİLİNE YANIT BEKLEYEN SORU Alagöz Holding’in internet sitesinde Alagöz Maden, holding iştirakleri arasında yer alıyor. TBMM’nin resmi sayfasında AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün iş insanı olduğu, maden ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların sahibi olduğu bilgisi bulunuyor. Kamuoyu şimdi yalnızca cezanın tahsil edilmesini değil, doğanın uğradığı zararın nasıl giderileceğini de öğrenmek istiyor. Çatalağaç Deresi’ne karışan atık suyun etkisi, taban suyunun kirlilik düzeyi, derenin taşıdığı risk, tarım alanları ve içme-kullanma suyu kaynakları üzerindeki sonuçlar şeffaf biçimde açıklanmalı. GİRESUN’DA MADEN DOSYASI DENETİM DOSYASINA DÖNÜŞTÜ Şebinkarahisar’da atık barajı çöktü, Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlal üçüncü kez tespit edildi. Giresun’da maden tartışması artık yalnızca ruhsat ve yatırım tartışması değil; denetim, çevre güvenliği, kamu sağlığı ve ekolojik onarım meselesi haline geldi. Para cezası, kirlenen dereyi temizlemiyor. Kısmi kapatma, geçmiş ihlallerin sonucunu ortadan kaldırmıyor. Giresun kamuoyu, “Maden faaliyeti bittiğinde şirket çekip giderse, doğanın tahribatını kim ve nasıl onaracak?” sorusuna açık yanıt bekliyor. VEKİLLERİN MADEN SÖZLERİ YENİDEN GÜNDEME GELDİ AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun’daki maden tartışmalarında “vahşi madenciliğe karşıyız, madenciliğe değil” açıklaması yaptı; doğaya zarar verilmemesi ve işletme sonrası alanların eski haline getirilmesi gerektiğini savundu. AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas da Sekü Köyü sürecinde bölgede yürütülen çalışmanın maden arama faaliyeti olduğunu, maden çıkarma aşamasının ÇED süreci sonrasında başlayabileceğini ve çevre ile insan sağlığı açısından risk taşıyan hiçbir çalışmaya izin verilmeyeceğini söyledi. Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, bu açıklamaları yeniden tartışmanın merkezine taşıdı. ÇED SÜRECİNİ SAVUNAN İDAREYE KİRLİLİK SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Madencilik’in Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden projesi için verilen “ÇED Olumlu” kararını ilan etti; CHP heyetinin itiraz başvurusu sırasında İl Müdürü Murat Cavunt, süreci takip ettiklerini ve bölgede yeniden inceleme yapacaklarını söyledi. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Şimdi yanıt bekleyen soru şudur: ÇED sürecinde denetim ve çevre güvenliği vurgusu yapılırken, aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı ve Çatalağaç Deresi’nde oluşan tahribat kim tarafından, hangi takvimle ve nasıl onarılacak?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.