Hava Durumu

#Kamu Güvenliği

giresunsonhaber - Kamu Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI: PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor. Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor? Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor. Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor: Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı? Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı? Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı? Çadırlar izinli mi, izinsiz mi? İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede? İzinsizse neden işlem yapılmıyor? Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir. KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir. Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir. Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır. BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır. Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir: Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor? Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı? Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor? Atık su nereye gidiyor? Kanalizasyon bağlantısı var mı? Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor? Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir. YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU? Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete) Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır: Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu? Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı? Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi? Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu? Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir. PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI) Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir: Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu? Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu? Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı? Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu? Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir. Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir. Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır: Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı. Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı. Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli. Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı. Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı. Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli. Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli. Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya) DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır. Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir. Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır. Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır. Bugün sorulması gereken soru çok nettir: Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır? Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir? İzin yoksa kim göz yummaktadır? Gece denetimini kim yapmaktadır? Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır? Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır? Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır? Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır. ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor. Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler: Deniz suyu izleniyor mu? Kum alanı temiz mi? Çöp ve cam kırığı var mı? Tuvaletler hijyenik mi? Atık su kontrol altında mı? Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu? Adli risklere karşı denetim var mı? Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi? Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır. BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR? Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü) CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir: Risk kaynağı belirlenmeli. Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı. Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli. Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı. Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı. Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı. Halk açıkça bilgilendirilmeli. Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli. YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır: 1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır. İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır. İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır. 2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez. Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir. 3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir. Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir. Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir. 4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır. Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir. 5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir. 6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır. 7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. 8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır. Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir. 9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır. Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir. 10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır. İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor: Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi? Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı? Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı? Alanda kalan kişiler kayıt altında mı? Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor? Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu? E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor? Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor? Gece güvenliği nasıl sağlanıyor? Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor? Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak? Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır. BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ Fotoğraflar ortadadır. Çadırlar ortadadır. Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır. Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır. Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez. Çünkü sorun görünürdür. Risk görünürdür. GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir. Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir. Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir. Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez. Tabela kaldırılarak sorun çözülemez. Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez. Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

VALİ KOÇ’TAN ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİNE HAFTA KABULÜ Haber

VALİ KOÇ’TAN ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİNE HAFTA KABULÜ

VALİ KOÇ’TAN ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİNE HAFTA KABULÜ Giresun Valisi Mustafa Koç, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Haftası dolayısıyla İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, birim müdürleri ve özel güvenlik personelini makamında kabul etti. Ziyarette, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasında genel kollukla birlikte görev yapan özel güvenlik personelinin çalışmaları değerlendirildi. ÖZEL GÜVENLİK HAFTASI’NDA VALİLİKTE KABUL Giresun Valisi Mustafa Koç, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Haftası münasebetiyle İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, birim müdürleri ve özel güvenlik personeliyle bir araya geldi. Valilik makamındaki kabulde, kamu kurumları, eğitim alanları, sağlık tesisleri, spor tesisleri, alışveriş merkezleri, toplu yaşam alanları ve kritik noktalarda görev yapan özel güvenlik personelinin yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Vali Koç, Özel Güvenlik Haftası’nı kutlayarak görevlerini özveriyle sürdüren özel güvenlik personeline başarı diledi. GENEL KOLLUKLA BİRLİKTE GÖREV YAPIYORLAR Özel güvenlik personeli, kamu düzeninin korunmasında emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte destekleyici bir görev üstleniyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası dolayısıyla yaptığı duyuruda özel güvenlik görevlilerinin kamu düzeninin korunmasında genel kolluk kuvvetleriyle beraber çalıştığını vurguladı. (Emniyet Genel Müdürlüğü) Türkiye’de özel güvenlik hizmetleri, eğitim, denetim, izin, kimlik, şirket ve kurum güvenliği süreçleriyle Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı tarafından takip ediliyor. Başkanlık, özel güvenlik hizmetlerine ilişkin kişi, şirket, eğitim kurumu, özel güvenlik hizmeti alan ve hizmet veren yerler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait birimlerin denetim süreçlerini yürütüyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) KAAN UYGULAMASIYLA KOLLUK-ÖZEL GÜVENLİK İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENDİ Özel güvenlik hizmetlerinde son yıllarda öne çıkan başlıklardan biri KAAN Uygulaması oldu. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre KAAN Uygulaması, özel güvenlik izni verilen 61 bin 236 yerde, 232 bin 143 özel güvenlik görevlisi ve 38 bin 974 genel kolluk personeliyle aktif şekilde sürdürülüyor. Uygulama, genel kolluk ile özel güvenlik arasındaki iş birliğini artırmayı ve güvenlik hizmetlerinde daha hızlı koordinasyon sağlamayı hedefliyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) EGM, KAAN Uygulaması’yla genel güvenliğe yaklaşık 350 bin “çift gözün” daha katkı sunmasını hedefliyor. Bu yaklaşım, özel güvenlik personelinin yalnızca bina girişinde görev yapan personel değil, genel güvenlik zincirinin sahadaki tamamlayıcı unsurlarından biri olarak konumlandığını ortaya koyuyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİ DENETİM ALTINDA Özel güvenlik görevlilerinin görev alanı, mevzuatla belirlenen koruma ve güvenlik hizmetleriyle sınırlı bulunuyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün özel güvenlik işlemleri sayfasında, özel güvenlik görevlisini koruma ve güvenlik hizmetleri dışında başka bir işte çalıştıran kişi, kurum ve kuruluşlara idari para cezası uygulanacağı belirtiliyor. 2026 yılı için bu ceza her tespit başına 49 bin 379 lira olarak yer alıyor. (Emniyet Genel Müdürlüğü) Bu düzenleme, özel güvenlik personelinin asli görev alanından uzaklaştırılmaması ve hizmetin güvenlik standardı içinde yürütülmesi açısından önem taşıyor. GİRESUN’DA KAMU DÜZENİNE SAHA DESTEĞİ Giresun’da özel güvenlik personeli, kamu kurumlarından spor alanlarına, eğitim kurumlarından sağlık tesislerine, etkinlik alanlarından toplu kullanım noktalarına kadar çok sayıda alanda görev yapıyor. Valilikte yapılan kabul, özel güvenlik personelinin yalnızca rutin kontrol görevi değil, kamu düzeninin korunması, risklerin erken fark edilmesi, olayların kolluk birimlerine hızlı aktarılması ve vatandaş güvenliğinin desteklenmesi açısından taşıdığı rolü öne çıkardı. İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş ve birim müdürlerinin de yer aldığı ziyarette, özel güvenlik personelinin sahadaki görevleri ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları değerlendirildi. GÜVENLİK ZİNCİRİNİN TAMAMLAYICI UNSURU Özel güvenlik sistemi, Türkiye’de kamu güvenliği mimarisinin destekleyici unsurlarından biri olarak gelişiyor. Genel kolluk kuvvetleri kamu düzeninin ana sorumluluğunu taşırken, özel güvenlik personeli görev yaptığı alanlarda önleyici güvenlik, giriş-çıkış kontrolü, olayları erken bildirme, yönlendirme, ilk müdahale ve vatandaşla doğrudan temas gibi başlıklarda önemli görevler üstleniyor. Giresun Valiliği’nde yapılan kabul, 26-30 Haziran Özel Güvenlik Haftası’nın yalnızca kutlama değil, özel güvenlik personelinin kamu güvenliğine sunduğu katkının görünür kılındığı bir değerlendirme zemini olduğunu gösterdi. VALİ KOÇ’TAN BAŞARI DİLEĞİ Vali Mustafa Koç, özel güvenlik personelinin haftasını kutlayarak görevlerinde başarı diledi. Özveriyle çalışan özel güvenlik personelinin kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerinde önemli sorumluluk taşıdığına dikkat çekilen ziyarette, güvenlik hizmetlerinin etkinliği için kurumlar arası iş birliği ve sahadaki koordinasyonun önemine vurgu yapıldı.

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ Haber

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, ilçede ve Yağlıdere-Alucra güzergâhında yapılan trafik ve asayiş uygulamalarına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İbaş, denetimlerin Yağlıdere hattında yoğunlaştığını savunurken, açıklama denetimlerde eşitlik ve trafik kurallarına uyum sorumluluğu başlıklarını birlikte gündeme taşıdı. Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, Giresun’da trafik ve asayiş uygulamalarının ilçeler arasında dengeli yürütülmediğini belirterek sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İbaş, Yağlıdere’den Alucra yönüne uzanan güzergahta sık sık denetim yapıldığını, bu durumun vatandaşta rahatsızlık oluşturduğunu ve özellikle yayla yollarını kullanan Yağlıderelilerin uygulamalardan olumsuz etkilendiğini ifade etti. İbaş’ın açıklaması, bir yandan trafik ve asayiş denetimlerinde ilçe bazlı yoğunluk iddiasını gündeme taşırken, diğer yandan yüksek tutarlı cezaların vatandaş üzerindeki ekonomik etkisi ve trafik güvenliğinin kamu yararı boyutunu tartışmaya açtı. “ARTIK BIÇAK KEMİĞE DAYANDI” İbaş, sosyal medya hesabındaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yıllarca Devletimize olan sevgimizden, saygımızdan hep sustuk, sineye çektik, vardır bir bildikleri dedik ama artık bıçak kemiğe dayandı. Bu Giresun’da Yağlıdere’den başka çevirme, asayiş uygulaması yapılacak başka ilçe yok mu? Turizm ile adı geçen ilçelerde ve yayla yollarında hiçbir uygulama yokken, bizim Yağlıdere’den Alucra’ya her 10 km’de bir saat başı uygulama var, artık insanlara nefes alıyorsun, kaşın üstünde gözün var diye ceza kesiliyor, asgari ücret 28 bin ama gencecik çocuklara peynir ekmek gibi 100 bin 200 bin ceza, yazıktır, günahtır. Artık Yağlıdereliler kendi yaylalarına değil illallah ettikleri için başka ilçelerin yaylalarına gider oldular. Adaletse her yere herkese adalet, o zaman amenna... Köydeyse, yayla yollarına, köy ve yayla elektriğine gelirken bize yok, ceza uygulamasına gelirken hay maşallah bize hamuduyla... Alınan, gönül koyan olacaktır, yanlışıyla doğrusuyla, siyasi bedeli şahsen ödenmek üzere, benim görevim Yağlıderelilerin hakkını savunmaktır.” DENETİMLERDE EŞİTLİK VE ŞEFFAFLIK TALEBİ Başkan İbaş’ın açıklamasındaki ilk eleştiri, trafik ve asayiş uygulamalarının Yağlıdere-Alucra hattında yoğunlaştığı iddiasına dayanıyor. İbaş, Giresun’un farklı turizm bölgeleri, yayla yolları ve ilçe güzergâhlarında aynı yoğunlukta denetim yapılmadığını savunarak uygulamaların tüm ilçelere dengeli biçimde yayılması gerektiğini dile getirdi. Bu çıkış, yalnızca ceza tutarlarına yönelik bir tepki olarak değil; kamu hizmetinin ilçeler arasında dengeli yürütülmesi, denetimlerin vatandaş nezdinde adil algılanması ve uygulama politikasının şeffaf biçimde açıklanması yönünde kurumsal bir eleştiri olarak öne çıktı. Trafik ve asayiş denetimlerinin amacı kamu düzenini, yol güvenliğini ve can güvenliğini sağlamak olmalıdır. Ancak denetimlerin belirli bir ilçe veya güzergâhta yoğunlaştığı algısı güçlenirse, vatandaşta uygulamaların güvenlik amacıyla değil, cezalandırma baskısıyla yürütüldüğü düşüncesi oluşabilir. YÜKSEK CEZALAR SOSYAL VE EKONOMİK YÜK OLUŞTURUYOR İbaş, açıklamasında yüksek tutarlı trafik cezalarının özellikle genç sürücüler ve aileler üzerinde oluşturduğu ekonomik yüke dikkat çekti. Asgari ücretle geçinen hanelerde 100 bin lirayı, 200 bin lirayı bulan cezalar yalnızca bireysel yaptırım olarak kalmıyor; aile bütçesini, çalışma hayatını ve sosyal yaşamı da doğrudan etkiliyor. Trafik cezalarının caydırıcı olması kamu güvenliği açısından önem taşır. Buna karşılık ceza uygulamalarında ölçülülük, ihlalin niteliği, tekrar durumu, sürücü davranışı ve kamu güvenliğine yönelik risk birlikte değerlendirilmelidir. Denetim politikası, vatandaşın günlük yaşamını zorlaştıran bir baskı aracına dönüşmeden, yol güvenliğini güçlendiren bir kamu hizmeti olarak yürütülmelidir. TRAFİK KURALLARINA UYUM ÇAĞRISI DA BEKLENİRDİ İbaş’ın açıklamasında ikinci tartışma başlığı, trafik kurallarına uyum sorumluluğu üzerinden şekillendi. Denetimlerin yoğunluğu ve ceza tutarları eleştirilirken, genç sürücüler başta olmak üzere tüm vatandaşların trafik kurallarına uymaya davet edilmesi de aynı metin içinde yer alması beklenen kamusal bir sorumluluk olarak öne çıktı. Hız yapmak, hatalı sollama yapmak, alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanmak, emniyet kemeri takmamak, motosiklette kask kullanmamak ve tehlikeli sürüş davranışlarında bulunmak yalnızca idari para cezasıyla sınırlı ihlaller değildir. Bu davranışlar sürücünün, yolcuların ve aynı yolu kullanan diğer vatandaşların hayatını doğrudan tehlikeye atar. Özellikle genç sürücülerin hız ve sürüş kurallarına uymaması, sadece kendi can güvenliklerini değil; ailelerin, çocukların, yayla yoluna çıkan sürücülerin ve yol çevresindeki insanların güvenliğini de riske sokar. Bu nedenle trafik cezalarına yönelik eleştiri, kuralsız sürüşü haklı gösteren bir dile dönüşmemelidir. KAMU GÖREVİ SORUMLULUK ÇAĞRISINI DA GEREKTİRİR Yerel yöneticilerin denetimlerde eşitlik, ölçülülük ve şeffaflık istemesi demokratik temsil görevinin parçasıdır. Belediye başkanlarının vatandaşın yaşadığı ekonomik yükü, uygulama yoğunluğunu ve ilçeler arası denge sorununu gündeme taşıması doğal bir kamu görevidir. Bununla birlikte kamu görevi yürüten kişilerin, ceza uygulamalarını eleştirirken trafik kurallarına uyum çağrısını da açık biçimde yapması beklenir. Çünkü trafik denetimleri yalnızca ceza politikası değil, can güvenliği meselesidir. Vatandaşın hakkını savunan bir açıklamanın, aynı zamanda sürücüleri hızdan, tehlikeli sürüşten ve kural ihlallerinden uzak durmaya çağırması, tartışmayı daha güçlü ve dengeli bir zemine taşır. İLÇE BAZLI VERİLER AÇIKLANMALI Giresun’da 2026 yılına ilişkin ilçe bazlı trafik cezası sayıları, ceza tutarları, ihlal türleri ve uygulama noktaları kamuoyuyla paylaşılmadığı sürece Yağlıdere’de dile getirilen denetim yoğunluğu iddiası eksik bilgiyle tartışılacaktır. Yağlıdere’nin il nüfusu içindeki payı, ilçedeki araç yoğunluğu, yayla sezonunda artan trafik hareketliliği, uygulama noktalarının sayısı, kesilen cezaların toplam tutarı ve ihlal türleri birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir sonuca varılamaz. İl genelinde hangi ilçede kaç denetim yapıldığı, kaç sürücüye ceza kesildiği, toplam ceza miktarının ne olduğu ve cezaların hangi ihlallerde yoğunlaştığı açıklanırsa, Yağlıdere’deki tepkinin dayandığı zemin somut biçimde değerlendirilebilir. Bu açıklık hem vatandaşın denetime güvenini artırır hem de kamu kurumlarının uygulama politikasını daha anlaşılır hale getirir. DENETİM ADALETİ VE CAN GÜVENLİĞİ AYNI ZEMİNDE ELE ALINMALI Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş’ın açıklaması, ilçede trafik ve asayiş uygulamalarına ilişkin biriken rahatsızlığı görünür hale getirdi. Bu rahatsızlık yalnızca ceza kesilmesine karşı bir tepki olarak değil; denetimlerin hangi ölçütlerle, hangi yoğunlukta ve hangi ilçelerde uygulandığına ilişkin şeffaflık talebi olarak da değerlendirilmelidir. Yağlıdere-Alucra hattı ve yayla yolları özellikle yaz aylarında yoğun kullanılan güzergâhlar arasında yer alıyor. Bu yollarda denetim yapılması kamu güvenliği açısından gereklidir. Ancak denetimlerin adil, ölçülü, açıklanabilir ve tüm ilçeler arasında dengeli biçimde yürütülmesi, vatandaşın devlete ve kamu uygulamalarına duyduğu güven açısından önem taşır. Trafik güvenliği ile denetim adaleti birbirinin karşısına konulmadan ele alınmalıdır. Kurallara uymayan sürücülere yönelik yaptırım uygulanmalı; bununla birlikte uygulamaların ilçeler arasında dengesizlik algısı oluşturmayacak biçimde planlanması, Giresun genelinde trafik denetimlerine duyulan güveni güçlendirecektir.

LİMAN KAVŞAĞI’NDA 5 CAN: YILLARDIR UYARILAN NOKTADA FECİ KAZA Haber

LİMAN KAVŞAĞI’NDA 5 CAN: YILLARDIR UYARILAN NOKTADA FECİ KAZA

LİMAN KAVŞAĞI’NDA 5 CAN: YILLARDIR UYARILAN NOKTADA FECİ KAZA Giresun Merkez’de Karadeniz Sahil Yolu’nun Liman mevkisinde tır ile iki otomobilin karıştığı kazada aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi yaralandı. Liman Kavşağı’nda 2022’den bu yana gündeme gelen sinyalizasyon uyarıları, Valilik düzeyindeki düzenleme açıklamaları, 2025’te yaşanan kazalar, TBMM kayıtlarına giren proje takvimi ve 2024’te yapılan temel atma töreni, son kazanın ardından yeniden tartışma konusu oldu. KAZA KARADENİZ SAHİL YOLU’NDA MEYDANA GELDİ Giresun’daki ağır kaza, 23 Mayıs 2026 Cumartesi günü Karadeniz Sahil Yolu’nun Giresun Limanı mevkisindeki ışıklı kavşakta meydana geldi. Musa U. yönetimindeki 55 K 4065 plakalı tır, Ali Yıldız’ın kullandığı 34 PMS 61 plakalı otomobil ve Ferhat Yıldız yönetimindeki 34 PNK 09 plakalı otomobille çarpıştı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. AA kaynaklı haberlerde kazaya karışan araçlar, sürücüler ve plaka bilgileri bu şekilde yer aldı. Çarpışmanın şiddetiyle araçlarda ağır hasar oluştu. Kaza anı, kavşağı gören güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntüler, Liman Kavşağı’ndaki ağır araç geçişi, ışıklı kavşak düzeni, kavşağa yaklaşım hızı ve dur-kalk trafiğinin yeniden teknik incelemeye alınması gerektiğini gösterdi. AYNI AİLEDEN 5 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ Kazada 34 PMS 61 plakalı otomobilin sürücüsü Ali Yıldız ile aynı araçta bulunan Melek Yıldız, Hamza Yıldız, Hasan Yıldız ve Sadem Yağmur Yıldız hayatını kaybetti. Kazada 6 kişi yaralandı. Yaralanan 34 PNK 09 plakalı otomobilin sürücüsü Ferhat Yıldız ile araçta bulunan Fatma Y., Sümeyye Y., Eymen Y., Rana Meltem Y. ve 55 K 4065 plakalı tırın sürücüsü Musa U. sağlık ekipleri tarafından Giresun’daki hastanelere kaldırıldı. Elim kazada ölü sayısı 5, yaralı sayısı 6 olarak duyuruldu; hayatını kaybedenlerin ve yaralıların kimlik bilgileri bu çerçevede haberleştirildi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden olması, kazanın acısını daha da ağırlaştırdı. Ailenin İstanbul’dan memleketleri Trabzon’a gitmek üzere yola çıktığı bilgisi haber kayıtlarına yansıdı. KUSUR TESPİTİ ADLİ SÜREÇLE NETLEŞECEK 23 Mayıs 2026’daki kazanın kesin kusur dağılımı; hız durumu, frenleme mesafesi, takip mesafesi, sinyal fazı, sürücü davranışı, kamera çözümlemesi, kaza tespit tutanağı, bilirkişi incelemesi ve adli soruşturma dosyasıyla netleşecek. Tır sürücüsünün, otomobil sürücülerinin, yol ve kavşak düzeninin, sinyalizasyon sisteminin ve çevresel koşulların kazadaki etkisi teknik raporlarla ortaya konulacak. Ancak adli kusur tespiti, Liman Kavşağı’ndaki kamu güvenliği sorusunu ortadan kaldırmaz. Çünkü bu kavşak, yıllardır trafik yoğunluğu, sinyalizasyon tartışması, ağır araç geçişi ve kaza riskiyle gündeme geliyor. Bu nedenle soru yalnızca “kazaya kim kusurlu neden oldu” sorusu değildir. Asıl soru, yıllardır risk ürettiği bilinen bir noktada kalıcı proje tamamlanana kadar can güvenliğini sağlayacak geçici önlemlerin neden etkili ve denetlenebilir biçimde uygulanmadığıdır. LİMAN KAVŞAĞI’NDA ESKİ KAZALAR VE UYARILAR Liman Kavşağı, 23 Mayıs 2026’daki ölümlü kazadan önce de trafik kazaları, sinyalizasyon tartışmaları ve önlem çağrılarıyla gündeme geldi. Gazete arşivleri, bölgede yaşanan kazaların yeni olmadığını; kavşak düzeni, ışık süreleri, şehir içi giriş-çıkış trafiği ve ağır araç geçişlerinin yıllardır tartışıldığını gösteriyor. Kullanıcı tarafından paylaşılan gazete kupürleri ve hazırlanan kronoloji metni, bu süreci 2022 uyarıları, Valilik düzeyindeki sinyalizasyon gündemi ve 2025 kazaları üzerinden ortaya koyuyor. 2022’DE “LİMAN KAVŞAĞI’NA ÖNLEM ALINMALI” ÇAĞRISI YAPILDI CHP Giresun Merkez İlçe Başkanı Av. Murat Bektaş, 2022 yılında Liman Kavşağı’nda yaşanan trafik kazalarının ardından kavşağın büyük tehlikelere açık olduğunu belirterek önlem çağrısı yaptı. Bektaş, kavşakta daha önce sıkça karşılaşılan kaza görüntülerine bir yenisinin daha eklendiğini belirtti. Işık sistemindeki geçişlerin çok hızlı değiştiğini, özellikle Keşap istikametine seyreden trafikte kırmızı yandıktan kısa süre sonra şehir içinden çıkan araçlara yeşil ışık yanmasının kazalara zemin hazırladığını ifade etti. Bektaş, bu nedenle Liman Kavşağı’na geri sayım göstergeli süreli sinyalizasyon sistemi kurulmasını ya da mevcut ışık geçiş sürelerinin yeniden düzenlenmesini istedi. Bu çağrı, Liman Kavşağı’ndaki güvenlik tartışmasının son kazayla başlamadığını; en az 2022’den bu yana kamuoyuna açık biçimde dile getirildiğini ortaya koydu. AYNI DÖNEMDE VALİLİK DÜZEYİNDE SİNYALİZASYON GÜNDEME GELDİ Liman Kavşağı’ndaki trafik kazaları ve ışık sistemi tartışması aynı dönemde Valilik düzeyine de taşındı. Gazete kupürlerinde, dönemin Giresun Valisi Enver Ünlü’nün şehir içi giriş ve çıkışında yaşanan trafik kazalarına çözüm bulmak amacıyla harekete geçtiği, kavşakta süreli sinyalizasyon sistemi kurulmasının gündeme alındığı yer aldı. Kupürde, Giresun şehir içi girişi ve çıkışında yaşanan trafik kazalarının ardından mevcut sinyalizasyon sisteminde yaşanan aksaklıkların Karayolları’na taşınacağı ve sinyalizasyon sisteminin değiştirilmesinin isteneceği belirtildi. Bu kayıt, Liman Kavşağı’ndaki sorunun yalnızca siyasi açıklamalarda değil, idari düzeyde de takip edilen bir güvenlik başlığına dönüştüğünü gösterdi. 11 HAZİRAN 2025’TE MOTOSİKLET KAZASI YAŞANDI Liman Kavşağı, 11 Haziran 2025 akşamı yeniden kazayla gündeme geldi. Ordu’dan Giresun yönüne ilerleyen İrem Ç. yönetimindeki 28 AXX 701 plakalı otomobil, kırmızı ışık ihlali yaptığı sırada Emin B.’nin kullandığı motosiklete çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan motosiklet sürücüsü Emin B. yaralandı. Kaza güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, 12 Haziran 2025 tarihli yerel gazete sayısında “Yine Liman Kavşağı, yine sinyalizasyon ihlali” başlığıyla yer aldı. Haberde, Liman Kavşağı’nda yaşanan kazanın ardından Bektaş’ın üç yıl önce yaptığı sinyalizasyon uyarısı yeniden hatırlatıldı. Bu kaza, kavşaktaki ışık düzeni tartışmasının 2022’den sonra da devam ettiğini gösterdi. Aynı noktada önce uyarı yapıldı, ardından sinyalizasyon ihlaliyle yeni bir yaralanmalı kaza yaşandı. 2025’TEKİ KAZA ESKİ UYARILARI YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI 12 Haziran 2025 tarihli yerel gazete haberinde, CHP’li Murat Bektaş’ın üç yıl önce Liman Kavşağı için yaptığı uyarı yeniden gündeme getirildi. Haberde, Bektaş’ın 2022 yılında kavşakta süreli sinyalizasyon sistemi kurulmasını önerdiği hatırlatıldı. Bu hatırlatma, Liman Kavşağı’nda sorunun süreklilik taşıdığını ortaya koydu. 2022’de “önlem alınmalı” denilen kavşakta, 2025’te yine ışık ihlaliyle yaralanmalı kaza yaşandı. 2026’da aynı bölgede 5 kişinin hayatını kaybetmesi ise yıllardır ertelenen güvenlik tartışmasını çok daha ağır bir noktaya taşıdı. 20 EKİM 2025’TE TIR KAZASI YAŞANDI Liman Kavşağı’nda 2025 yılı içinde bir başka ağır kaza daha yaşandı. 20 Ekim 2025’te gece saatlerinde 29 AAJ 926 plakalı tır, yoğun yağışın da etkisiyle trafik ışıklarında duramayarak önünde bekleyen 55 AYD 95 plakalı tıra arkadan çarptı. Çarpışmada sürücü kabinde sıkıştı. Olay yerine polis, itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Giresun Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından sıkıştığı yerden çıkarılan yaralı sürücü, ambulansla Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaza nedeniyle Karadeniz Sahil Yolu’nun Trabzon istikametinde trafik akışı bir süre etkilendi. Bu olay, Liman Kavşağı’nda yalnızca ışık ihlali değil, ağır araçların durma mesafesi, yağışlı hava koşulları, gece görüşü ve kavşağa yaklaşım hızı gibi teknik risklerin de birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi. BU KAYITLAR TEK BİR KAZAYI DEĞİL, SÜREKLİ BİR RİSKİ GÖSTERİYOR Liman Kavşağı’ndaki kazalar ve uyarılar, birbirinden kopuk olaylar değildir. 2022’de kavşak için süreli sinyalizasyon çağrısı yapıldı. Aynı dönemde konu Valilik düzeyinde gündeme geldi. 2025’te ışık ihlaliyle motosiklet kazası yaşandı. Aynı yıl ağır araçların karıştığı yeni bir kaza daha meydana geldi. 2026’da ise aynı bölgede 5 kişi hayatını kaybetti. Bu tablo, Liman Kavşağı’ndaki güvenlik sorununun tek bir sürücü hatasına indirgenemeyeceğini gösteriyor. Kavşakta ışık süreleri, ağır araç trafiği, şehir içi giriş-çıkış yoğunluğu, liman bağlantısı, Karadeniz Sahil Yolu akışı ve geçici güvenlik önlemleri birlikte ele alınmalıdır. Bugün tartışılması gereken konu yalnızca son kazanın kusur dağılımı değildir. Asıl soru, yıllardır kazalarla ve uyarılarla gündeme gelen bir noktada, kalıcı proje tamamlanana kadar can güvenliğini sağlayacak ara önlemlerin neden etkili ve denetlenebilir biçimde uygulanmadığıdır. TBMM KAYDINDA 2023 TESLİMİ VE 2025 BİTİŞ TARİHİ YER ALDI Liman Kavşağı dosyası, resmi kayıtlara Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı Projesi üzerinden girdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın TBMM’ye gönderdiği 16 Kasım 2023 tarihli yazılı soru önergesi cevabında, Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı için 15 Eylül 2023’te iş yeri teslimi yapıldığı, çalışmalara başlandığı ve sözleşmeye göre iş bitim tarihinin 7 Ocak 2025 olduğu bilgisi yer aldı. TBMM dosyasında, Liman Köprülü Kavşağı Projesi’nin hayata geçirilmeye çalışıldığı ve 15 Eylül 2023’te iş yeri teslimi yapılarak çalışmalara başlandığı bilgisi yer aldı. Bakanlık cevabında, proje kapsamındaki sanat yapılarında yeraltı ve deniz sularına dayanıklı sistemler kullanılacağı da belirtildi. Bu resmi kayıt, Liman Kavşağı’nın yalnızca günlük trafik yoğunluğu ya da yerel bir ulaşım sorunu olmadığını; yatırım programı, kamu altyapısı ve yol güvenliği başlığı olarak ele alınması gereken kritik bir nokta olduğunu ortaya koydu. Sözleşmede yer alan 7 Ocak 2025 bitiş tarihinin geride kalmış olması, projenin güncel iş programının, fiziki ilerleme seviyesinin ve yeni tamamlanma takviminin kamuoyuyla paylaşılması ihtiyacını artırdı. TEMEL ATMA TÖRENİNDE TRAFİK YOĞUNLUĞU VE KAZA RİSKİ VURGULANDI Giresun Valiliği, 8 Mart 2024’te Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı Temel Atma Töreni’nin gerçekleştirildiğini duyurdu. Temel atma törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da katıldı. Valilik metninde, Giresun Limanı ve şehir merkezine ana girişin mevcut durumda hemzemin kavşakla sağlandığı, bu lokasyonda artan trafik yoğunluğunun uzun araç kuyruklarına ve zaman zaman kazalara yol açtığı açık biçimde ifade edildi. Özellikle Giresun Limanı’nda ihracat sevkiyatına başlanılmasıyla birlikte kavşaktaki yoğunluğun etkisini daha fazla hissettirdiği belirtildi. Törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, günlük ortalama 32 bin 500 aracın geçtiği güzergahta trafik yoğunluğunun ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini açıkladı. Projenin 1,6 kilometrelik düzenlemeyle mevcut sahil yolunu altgeçide alacağı, kavşağın hizmete girmesiyle sinyalizasyon sisteminin devre dışı bırakılacağı ve trafiğin dur-kalk yapmadan akacağı bildirildi. Bu açıklamalar, Liman Kavşağı’ndaki hemzemin düzenin trafik yoğunluğu ve kaza riskiyle birlikte resmi metinlerde de ele alındığını gösterdi. 330 MİLYON LİRALIK TASARRUF HEDEFİ AÇIKLANDI Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı ile zamandan 322 milyon lira, akaryakıttan 8 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 330 milyon lira tasarruf sağlanacağını açıkladı. Bakanlık ayrıca projenin karbon emisyonunu 610 ton azaltacağını bildirdi. Temel atma törenine ilişkin Valilik ve ajans kayıtlarında proje, şehir merkezi, liman bağlantısı ve Karadeniz Sahil Yolu trafiğini rahatlatacak bir yatırım olarak duyuruldu. Bu veriler, projenin yalnızca şehir içi ulaşımı rahatlatmaya dönük bir düzenleme olmadığını; Karadeniz Sahil Yolu, liman taşımacılığı, kent merkezi girişi ve ağır araç trafiği açısından stratejik bir yatırım olarak planlandığını ortaya koydu. Ancak aynı açıklamalarda mevcut kavşağın trafik yoğunluğu ve kazalara yol açtığı kabul edilirken, proje tamamlanana kadar mevcut ışıklı kavşakta uygulanacak geçici güvenlik önlemlerine ilişkin ayrıntılı ve takvime bağlanmış bir kamuoyu açıklaması öne çıkmadı. AĞIR ARAÇ TRAFİĞİ AYRI BİR RİSK BAŞLIĞI Liman Kavşağı, sıradan bir şehir içi kavşak değildir. Karadeniz Sahil Yolu trafiği, Giresun Limanı bağlantısı, şehir merkezi girişi ve ağır tonajlı araç geçişleri aynı noktada birleşiyor. Bu nedenle kavşağın güvenliği yalnızca kırmızı ve yeşil ışık süreleriyle açıklanamaz. Ağır araçların durma mesafesi, yaklaşım hızı, frenleme kabiliyeti, yol eğimi, gece görüşü, yağışlı hava koşulları ve kavşağın geometrisi birlikte değerlendirilmelidir. Trafik güvenliği açısından sinyalize kavşaklarda sarı ışık süresi, tüm yönlere kırmızı verilen temizleme aralığı, yaklaşım hızı ve araç türü hayati önem taşır. Ağır tonajlı araçların yoğun olduğu güzergahlarda sabit süreli sinyal düzeni, yaklaşım hızı ve fren mesafesiyle birlikte değerlendirilmediğinde risk artabilir. Bu nedenle Liman Kavşağı’nda ağır araçlara yönelik ayrı bir güvenlik planı hazırlanmalıdır. Kavşağa yaklaşan tır ve kamyonlar için erken uyarı levhaları, elektronik hız düşürme sistemi, kırmızı ışığa yaklaşım uyarısı, EDS/radar denetimi ve ağır araç fren mesafesine uygun sinyal planlaması devreye alınmalıdır. KAZA KARA NOKTASI ANALİZİ YAPILMALI Türkiye’de trafik güvenliği yaklaşımında her kaza yaşanan yer doğrudan “kara nokta” kabul edilmiyor. Belirli kaza türlerinin yoğunlaştığı yol kesimleri ve kavşaklar, resmi veri ve teknik incelemeyle kaza kara noktası olarak değerlendiriliyor. Liman Kavşağı için de aynı teknik yaklaşım uygulanmalıdır. Son beş yıla ait kaza verileri; tarih, saat, yön, hava koşulu, araç türü, ağır araç oranı, hız, takip mesafesi, ışık ihlali, fren mesafesi, sinyal fazı ve yaralanma/ölüm sonucu başlıklarıyla ayrıntılı biçimde incelenmelidir. Bu inceleme yapılmadan kavşaktaki risk yalnızca tek tek kazalar üzerinden tartışılamaz. Resmi kaza kara noktası analizi hazırlanmalı, sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalı ve alınacak önlemler takvime bağlanmalıdır. AKILLI SİNYALİZASYON VE GEÇİCİ TEDBİRLER GÜNDEME ALINMALI Liman Kavşağı’nda kalıcı farklı seviyeli kavşak projesi tamamlanana kadar mevcut ışıklı kavşakta geçici güvenlik önlemleri uygulanmalıdır. Bu önlemler yalnızca klasik ışık süresi düzenlemesiyle sınırlı kalmamalıdır. Geri sayımlı sinyalizasyon, akıllı kavşak sistemi, ağır araç yaklaşım uyarısı, elektronik hız denetimi, kırmızı ışık ihlal sistemi ve sinyal fazı düzenlemesi birlikte ele alınmalıdır. Giresun’da geri sayım özellikli LED sinyalizasyon sistemlerinin farklı kavşaklarda uygulanmış olması, bu teknolojinin kent içinde kullanılabilir olduğunu gösteriyor. Liman Kavşağı gibi şehir merkezi, liman ve sahil yolu trafiğini aynı noktada buluşturan bir bölgede bu tür ara önlemler, kalıcı proje tamamlanana kadar can güvenliği açısından öncelikli seçenekler arasında değerlendirilmelidir. SORU PROJENİN VARLIĞI DEĞİL, GECİKEN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ Liman Kavşağı için bugün tartışılması gereken konu projenin varlığı değildir. Projenin varlığı, iş yeri teslimi ve temel atma töreni resmi açıklamalarda yer aldı. Asıl mesele, bu proje tamamlanana kadar mevcut kavşakta can güvenliğini sağlayacak geçici önlemlerin neden etkili ve denetlenebilir biçimde uygulanmadığıdır. Aynı bölgede yıllardır kazalar yaşanırken, sinyalizasyon sistemi tartışılırken, geri sayımlı ışık önerileri yapılırken ve resmi açıklamalarda trafik yoğunluğu ile kaza riski kabul edilmişken, 5 kişinin hayatını kaybettiği son kazadan sonra mevcut ışıklı kavşakta alınması gereken ara tedbirler daha acil hale geldi. Kamuoyunun yanıt beklediği sorular: Liman Kavşağı’nda son beş yıla ait ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza verileri neden ayrıntılı biçimde açıklanmıyor? Ağır araçların kavşağa yaklaşım hızı hangi sistemlerle düşürülecek? Sarı ışık süresi, kırmızı ışık temizleme aralığı, sinyal fazları ve gece görüş koşulları yeniden hesaplanarak geçiş süreleri kazaları önleyici hale getirilecek mi? Geri sayımlı sinyalizasyon, akıllı kavşak sistemi, elektronik hız denetimi, kırmızı ışık ihlal sistemi ve ağır araç yaklaşım uyarısı uygulanacak mı? Sözleşmede 7 Ocak 2025 olarak görünen bitiş tarihi geride kalırken, projenin güncel iş programı ve yeni tamamlanma takvimi hangi aşamadadır? Yüklenici firma, ihale süreci, çalışma başlangıcı ve bitiş tarihi kamuoyuyla ne zaman paylaşılacaktır? Giresun’da 5 kişinin hayatını kaybettiği son kazadan sonra Giresun’un şehir merkezi girişi, liman bağlantısı ve Karadeniz Sahil Yolu trafiğini aynı noktada buluşturan bu kavşak için kalıcı proje tamamlanana kadar geçici değil, etkili ve denetlenebilir güvenlik önlemleri uygulanmalıdır. En azından şu adımlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır: Son beş yıllık kaza verileri ve teknik analizleri açıklanmalıdır.Sinyal süreleri teknik etütle yeniden hesaplanmalıdır.Ağır araç yaklaşım hızını düşürecek sistemler devreye alınmalıdır.Geçici akıllı sinyalizasyon ve geri sayımlı ışık sistemi uygulanmalıdır.Kırmızı ışık ihlal sistemi ve hız denetimi başlatılmalıdır.Kaza kara noktası analizi yapılmalı ve sonuçları açıklanmalıdır.Giresun Liman Farklı Seviyeli Kavşağı’nın güncel iş programı kamuoyuyla paylaşılmalıdır.KAYNAKÇA Bu haber dosyası; AA kaynaklı kaza haberleri, DHA kaynaklı 11 Haziran 2025 motosiklet kazası kayıtları, 20 Ekim 2025 tır kazası haberleri, Giresun Valiliği’nin 8 Mart 2024 tarihli temel atma açıklaması, TBMM yazılı soru önergesi dosyası ve kullanıcı tarafından paylaşılan gazete kupürleriyle oluşturulan eski kaza–uyarı kronolojisi üzerinden hazırlanmıştır.

Ticaret'ten yasa dışı bahis ve tehlikeli ürünlere ceza yağdı Haber

Ticaret'ten yasa dışı bahis ve tehlikeli ürünlere ceza yağdı

Reklam Kurulu, yasa dışı bahis reklamı yapan 11 sosyal medya hesabına erişim engeli getirirken, e-ticaret sitelerinde mevzuata aykırı bıçak tanıtımı yapan 7 platforma durdurma cezası ile birlikte toplam 7,5 milyon TL’yi aşkın idari para ceza kesti. ANKARA (İGFA) -Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu, 12 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirdiği 366 sayılı toplantısında toplum güvenliği ve tüketici haklarını ilgilendiren önemli kararlar aldı. Toplantının ana gündem maddelerini yasa dışı bahis ve kumar reklamları ile e-ticaret platformlarında yer alan bıçak tanıtımları oluşturdu. 11 SOSYAL MEDYA HESABINA ERİŞİM ENGELİ Kurul, yaptıkları incelemeler sonucunda yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptığı ve tüketicileri bu sitelere yönlendirdiği belirlenen yüksek takipçili 11 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli uygulanmasına karar verdi. Ayrıca, söz konusu hesapların sahipleri ile yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin muhatapları hakkında adli süreçlerin başlatılması için ilgili kurumlara başvuru yapılacağı bildirildi. 7 E-TİCARET PLATFORMUNA 7,6 MİLYON TL CEZA Yapılan resen incelemelerde; ülkede bulundurulması ya da üretimi yasak olan veya taşınması belirli kurallara tabi bulunan bazı bıçakların e-ticaret platformları üzerinden kolaylıkla temin edilebildiği tespit edildi. Tanıtım ve satış süreçlerinde gerekli güvenlik önlemlerinin gözetilmediği, kamu güvenliği açısından risk oluşturabilecek içeriklerin yer aldığı değerlendirildi. Bu kapsamda, mevzuata aykırı tanıtım yaptığı belirlenen 7 e-ticaret platformuna durdurma cezası verilmesiyle birlikte toplam 7 milyon 585 bin 942 TL idari para cezası uygulanmasına hükmedildi. Bakanlık, tüketicilerin korunması, yasa dışı reklam faaliyetleriyle etkin mücadele edilmesi ve özellikle gençlerin zararlı içeriklerden uzak tutulması amacıyla denetimlerin aralıksız süreceğini vurguladı.

Yasa dışı bahise karşı eylem planı devrede... 2025-2026 dönemi topyekûn mücadele! Haber

Yasa dışı bahise karşı eylem planı devrede... 2025-2026 dönemi topyekûn mücadele!

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanmış genelge Resmi Gazete'de yayımlandı. MASAK eşgüdümünde dijital ortamlar, finans ve reklam rotalarında yasa dışı bahis ve kumar önlenecek. ANKARA (İGFA) - Dijital platformlarda yasa dışı bahis, şans oyunları ve kumarla mücadele için oluşturulan Eylem Planı (2025-2026), Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe alındı. Resmi Gazete'de yayımlanan bu genelge, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla tüm birimlere görev dağılımı gerçekleştirdi. Bu bağlamda, yasa dışı aktivitelerin aile yapısını bozduğu, sosyal ilişkileri zayıflattığı, gençleri hedef alarak kayıt dışı ekonomiyi büyüttüğü ve suç gelirlerini meşrulaştırdığı belirtildi. Dijital dünyanın genişlemesi, sosyal medya ve finansal teknolojilerin artmasıyla sorunun boyut değiştirdiği ifade edilen genelgede, etkin mücadele, kamu güvenliği, toplumsal koruma ve ekonomik kalkınma için "kritik" olarak değerlendirildi. MASAK öncülüğünde kamu kurumları ve STK'larla işbirliği yapılması hedeflenen genelgede dijital platformlar, finansal sistem, tanıtım/reklam kanalları ve uluslararası düzeyde tespit ve engellemek, hukuki/idari yapıyı güçlendirmek, teknik kapasiteyi artırmak, kurumlar arası işbirliğini ve uluslararası işbirlikleri ile vatandaş bilinçlendirme çalışmaları tasarlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm birimlerin görevlerini titizlikle yerine getirmesi gerektiğini belirtirken, eylem planının uygulanmasında öncelikli destek verilmesi isteğini ifade etti. Plana göre, yasa dışı bahis oynamanın cezasını 82 bin TL'den 329 bin TL'ye yükselten yaptırımları da içeriyor; FATF gri liste riskini ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.