Hava Durumu

#Halk Sağlığı

giresunsonhaber - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gezmiş'ten Meclis'te Atama Çağrısı: Binlerce Eczacı ve Diş Hekimi İş Bekliyor Haber

Gezmiş'ten Meclis'te Atama Çağrısı: Binlerce Eczacı ve Diş Hekimi İş Bekliyor

Gezmiş'ten Meclis'te Atama Çağrısı: Binlerce Eczacı ve Diş Hekimi İş Bekliyor Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, eczacı ve diş hekimlerinin yaşadığı istihdam sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Yaklaşık 9 bin eczacının ve 20 bini aşkın diş hekiminin atama beklediğini belirten Gezmiş, Sağlık Bakanlığına iki ayrı soru önergesi sunduğunu açıkladı. Giresun Milletvekili Eczacı Elvan Işık Gezmiş, sağlık alanında eğitimlerini tamamlayan gençlerin istihdam sorunlarına dikkat çekerek kamuya yapılacak atamaların artırılması çağrısında bulundu. TBMM'de yaptığı konuşmada, sağlık çalışanlarının iş bulmakta zorlandığını, buna karşılık vatandaşların da sağlık hizmetlerine erişimde çeşitli sorunlar yaşadığını ifade etti. Gezmiş, 2026 yılı ikinci dönem ilk defa ve yeniden atama kurasında diş hekimlerine kadro ayrılmamasını eleştirdi. Eczacılık fakültelerinin sayısının 2002 yılında 11 iken 63'e yükseldiğini belirterek mezun sayısındaki artışa karşılık yeterli istihdam planlamasının yapılmadığını savundu. SAĞLIK BAKANLIĞINA İKİ AYRI SORU ÖNERGESİ Gezmiş, 19 ve 20 Ekim tarihlerinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun yanıtlaması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesini TBMM Başkanlığına sunduğunu bildirdi. Diş hekimlerine ilişkin önergesinde atama bekleyen hekim sayısını, kamuya yapılan atamaları, boş kadroları, kullanılamayan diş ünitelerini ve 10 bin kadrolu aile diş hekimi istihdamı hedefinin hangi aşamada olduğunu sordu. Eczacılarla ilgili önergesinde ise işsiz veya mesleği dışında çalışan eczacı sayısının, son beş yıldaki atamaların ve sağlık kuruluşlarının eczacı ihtiyacının açıklanmasını istedi. “BU ÜLKENİN GENÇLERİNE BİR GELECEK BORÇLUYUZ” Genç sağlık çalışanlarının mesleklerini yapabilecekleri iş olanaklarına kavuşması gerektiğini vurgulayan Gezmiş, şu ifadeleri kullandı: “Bu ülkenin gençlerine yalnızca diploma değil, mesleklerini onurla yapabilecekleri bir gelecek borçluyuz.” VİTAMİN VE TAKVİYE ÜRÜNLERİNİN SATIŞINA DA DİKKAT ÇEKTİ Milletvekili Gezmiş, vitamin ve bağışıklık sistemini destekleyici ürünlerin internet sitelerinde ve marketlerde denetimsiz biçimde satılmasının halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu savundu. Bu ürünlerin eczacı danışmanlığı ve denetiminde satılmasını amaçlayan bir kanun teklifini TBMM'ye sunduğunu açıklayan Gezmiş, bilinçsiz ürün kullanımının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Gezmiş, sağlık çalışanlarının mesleki geleceğinin güvence altına alınması ve vatandaşların nitelikli sağlık hizmetlerine erişebilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

GÖRELE’DE SALGININ ARDINDAN KRİTİK RAPOR Haber

GÖRELE’DE SALGININ ARDINDAN KRİTİK RAPOR

GÖRELE’DE SALGININ ARDINDAN KRİTİK RAPOR: HAM SUDA NOROVİRÜS TESPİT EDİLDİ! Giresun’un Görele ilçesinde yüzlerce kişinin sağlık kuruluşlarına başvurduğu salgının ardından beklenen laboratuvar sonuçları açıklandı. İçme suyu tesislerine giren ham suda norovirüs tespit edilirken, arıtma sonrası depo çıkışından alınan numunelerde virüse rastlanmadı. ULUSAL REFERANS LABORATUVARINDAN SONUÇ GELDİ Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Uzun, ağustos ve eylül aylarında ilçede yaşanan mide ve bağırsak enfeksiyonu vakalarının ardından alınan su numunelerine ilişkin raporun belediyeye ulaştığını açıkladı. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Referans Laboratuvarının incelemesinde, arıtma tesisine gelen ham suda norovirüs bulunduğu, arıtılmış suyun depo çıkışından alınan örneklerinde ise virüs tespit edilmediği bildirildi. SU KAYNAKLARI VE ATIKLAR İÇİN YENİ ÖNLEM ÖNERİLERİ Sağlık Bakanlığının ilettiği raporda, benzer salgınların önlenmesi amacıyla hayvan çiftlikleri ve mezbahalardan kaynaklanan atıkların su kaynaklarına ulaşmasının engellenmesi, kırsal bölgelerde atık toplama hizmetlerinin iyileştirilmesi ve ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sürdürülmesi önerildi. Açıklanan sonuçlar, ham su ile arıtılmış su arasındaki önemli farkı ortaya koyarken virüsün ham suya hangi kaynaktan karıştığına ilişkin kesin bir tespit paylaşılmadim

TTB’den yoksulluk ve güvencesizlik uyarısı Haber

TTB’den yoksulluk ve güvencesizlik uyarısı

Türk Tabipleri Birliği, emekli polis Ali Şekeroğlu’nun vefatının, yoksulluğun ve derinleşen geçim sıkıntılarının toplum sağlığına olan etkilerini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, Ankara’da yaşamını yitiren emekli polis Ali Şekeroğlu üzerine yayımladığı açıklamada, yoksulluğun ciddi bir halk sağlığı problemi olduğunu vurguladı. Şekeroğlu’nun ailesine taziyelerini ileten TTB, ekonomik yıkımın ve sosyal güvencesizliğin insan hayatı üzerindeki ağır etkilerine işaret etti. Açıklamada; düşük gelir, borç yükü, işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarının sadece maddi durumu değil; aynı zamanda barınma, beslenme, sağlık hizmetlerine ulaşım ve toplumsal hayata katılımı da doğrudan etkilediği kaydedildi. Ekonomik güvencesizliğin yarattığı kaygı ve çaresizliğin, bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını bozduğu ifade edildi. “İNSAN ONURUYLA YAŞAMAK TEMEL HAKTIR” TTB, emeklilerin uzun yıllar süren emeklerinin karşılığında yoksulluğa itilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti. İnsan onuruna yakışır bir yaşam sürmenin bir lütuf değil, temel bir hak olduğu altı çizildi. İntihar vakalarının sadece bireysel sebeplerle açıklanamayacağını savunan TTB, bu tür ölümlerin toplumsal şartlarla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. İntiharları önlemenin yolunun yalnızca kriz anında verilen psikolojik destekten geçmediği; kişilerin yaşamlarını idame ettirebilecekleri ekonomik, sosyal ve sağlık güvencelerinin tesis edilmesi gerektiği belirtildi. İKTİDARA ÇAĞRI Devletin temel sorumluluğunun yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu ve güvencesizliği sona erdirecek sosyal politikaları uygulamak olduğunu belirten TTB Merkez Konseyi, siyasi iktidara yönelik çağrısında şu maddelere dikkat çekti: Emekli maaşları ve ücretler, insanca yaşanabilecek bir seviyeye yükseltilmeli Gelir ve vergi dağılımında adalet sağlanmalı Güvencesiz, taşeron ve geçici çalışma modelleri yerine kadrolu istihdam esas alınmalı Sağlık, eğitim, barınma ve sosyal güvenlik gibi kamusal haklar güçlendirilmeli Ruh sağlığı hizmetleri, toplum temelli bir yaklaşımla yaygın hale getirilmeli

GİRESUN’DA GEBE VE LOHUSA ANNELERE EV ZİYARETİ Haber

GİRESUN’DA GEBE VE LOHUSA ANNELERE EV ZİYARETİ

GİRESUN’DA ANNE VE BEBEK SAĞLIĞI İÇİN EV ZİYARETLERİ Giresun’da “Sağlıklı Yaşam” temasıyla kutlanan Halk Sağlığı Haftası kapsamında koruyucu sağlık hizmetleri evlere taşındı. İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Merkez ilçede bir gebe ile bir lohusa anneyi ziyaret ederek anne ve bebek sağlığı konusunda bilgilendirmede bulundu. Giresun İl Sağlık Müdürlüğünün açıklamasına göre İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ünal Özek ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Bekir Bulut tarafından gerçekleştirilen ziyaretler, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekmek ve toplumda sağlıklı yaşam bilincini güçlendirmek amacıyla düzenlendi. Merkez ilçede ziyaret edilen bir gebe ve bir lohusa anneye, anne ve bebek sağlığı konusunda bilgilendirme yapıldı. Ziyaret sırasında annelere bebek battaniyesi, zıbın, anahtarlık ve kalem hediye edildi. İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Haftası kapsamındaki çalışmaların sürdüğünü belirtirken etkinliğin mesajını “Sağlıklı anne, sağlıklı bebek, sağlıklı gelecek” sözleriyle paylaştı. aha önce yayımladığı resmî bilgilere göre Giresun’daki Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, anne ve bebek sağlığına yönelik kapsamlı hizmetler sunan merkezlerden biri konumunda

GİRESUN’DA DENİZ SUYU “İYİ” ÇIKTI Haber

GİRESUN’DA DENİZ SUYU “İYİ” ÇIKTI

GİRESUN’DA DENİZ SUYU “İYİ” ÇIKTI Giresun’da 8 Temmuz’da 23 noktadan alınan deniz suyu numunelerinin tamamı “iyi” olarak değerlendirildi. Halk sağlığı açısından olumlu olan sonuçlar 22 Temmuz’da duyurulurken, yayımlanan tabloda E. coli ve intestinal enterokokların ölçülen sayısal değerlerine yer verilmedi. Karavan yerleşimleriyle, çadır alanlarının önünden numune alınıp alınmadığı ve bu alanlarda oluşan atık suların nereye verildiği de mevcut rapordan anlaşılamıyor. Giresun Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 8 Temmuz 2026’da alınan 23 yüzme suyu numunesinin Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarında incelendiğini ve bütün sonuçların “iyi” çıktığını 22 Temmuz’da açıkladı. Numune alınan bütün noktalarda sonucun “iyi” çıkması, yüzme suyu kalitesi açısından olumlu karşılandı. Laboratuvarda ölçülen gerçek bakteri değerleri, ölçü birimi, kullanılan analiz yöntemi ve numune noktalarının koordinatları tabloda bulunmuyor. Bu bilgiler olmadan deniz suyundaki mikrobiyolojik kirliliğin miktarını ve ölçümlerin sınır değerlere ne kadar uzakta olduğunu hesaplamak mümkün değil. “İYİ” SONUCU NE ANLAMA GELİYOR? Yüzme sularının mikrobiyolojik kalitesi incelenirken E. coli ve intestinal enterokok bakterileri gösterge olarak kullanılıyor. Bu bakteriler, insan veya hayvan dışkısı kaynaklı bir kirlenme ihtimalinin değerlendirilmesine yardımcı oluyor. Tablodaki “iyi” ifadesi, 8 Temmuz’da belirli bir noktadan ve belirli bir saatte alınan numunenin sezon içi değerlendirme kriterlerine uygun bulunduğunu gösteriyor. Deniz suyunun yapısı; yağış, akıntı, dalga, rüzgâr, güneşlenme, su sıcaklığı, kıyıdaki insan yoğunluğu ve olası atık su girişlerine bağlı olarak kısa süre içinde değişebiliyor. Bu nedenle tek bir numune, alındığı yerin ve zamanın koşullarını gösteren anlık bir ölçüm niteliği taşıyor. TEK NUMUNE UZUN DÖNEMLİ KALİTE SINIFI DEĞİL Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik, sezon içindeki tekil sonuçlarla sezon sonunda yapılan uzun dönemli sınıflandırmayı birbirinden ayırıyor. Yüzme alanlarının “zayıf, yeterli, iyi veya mükemmel” olarak sınıflandırılmasında mevcut sezonla önceki üç sezona ait sonuçlar birlikte değerlendiriliyor. Kural olarak en az 16 numuneden oluşan veri seti kullanılıyor. Bu nedenle 8 Temmuz tarihli tekil numuneye verilen “iyi” sonucu, yüzme alanının dört sezonluk kalite sınıfı olarak değerlendirilmemeli. Bu sonuç, uzun dönemli kalite takibini oluşturan ölçümlerden yalnızca biri. KİRLİLİĞİN MİKTARI TABLODA GÖRÜLMÜYOR Valiliğin yayımladığı tablonun altında intestinal enterokok ve E. coli için kılavuz ve zorunlu değerler bulunuyor: Parametre Kılavuz değer Zorunlu değer Numunede ölçülen değer Ölçü birimi İntestinal enterokok 100 370 Tabloda yer almıyor Tabloda yer almıyor Escherichia coli (E. coli) 100 1000 Tabloda yer almıyor Tabloda yer almıyor Ölçüm sonuçları gösterilmediği için herhangi bir plajdaki bakteri değerinin sıfıra yakın mı, kılavuz değerin altında hangi seviyede mi veya sınır değere ne kadar uzakta mı olduğu görülemiyor. Dolayısıyla “Denizde ne kadar kirlilik var?” sorusuna bu tablo üzerinden sayısal cevap verilemiyor. Her numunenin E. coli ve intestinal enterokok değerlerinin ölçü birimleriyle birlikte yayımlanması, sonuçların önceki ölçümlerle karşılaştırılmasını ve su kalitesindeki değişimin izlenmesini sağlayacaktır. NUMUNE 8 TEMMUZ’DA ALINDI, SONUÇ 22 TEMMUZ’DA DUYURULDU Numunelerin alınmasıyla sonuç tablosunun yayımlanması arasında 14 gün bulunuyor. E. coli ve intestinal enterokok analizlerinin süresi kullanılan laboratuvar yöntemine, doğrulama işlemlerine ve kalite kontrol sürecine göre değişebiliyor. Klasik kültür yöntemlerinde ilk sonuçlar çoğunlukla yaklaşık 24–48 saat içinde elde ediliyor. ABD Çevre Koruma Ajansının E. coli yönteminde yaklaşık iki saatlik ön işlemin ardından 22 saatlik inkübasyon, intestinal enterokok yönteminde ise 24 saatlik inkübasyon uygulanıyor. Bu süreler Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarının aynı yöntemi kullandığını göstermiyor. Ancak kültür analizlerinin genel çalışma süresi hakkında bilimsel bir karşılaştırma sağlıyor. Giresun raporunda kullanılan yöntem, analiz başlangıç ve bitiş tarihleriyle laboratuvarın sonuç onay zamanı yer almadığı için 14 günlük sürenin ne kadarının analizden, ne kadarının yayımlama takviminden kaynaklandığı belirlenemiyor. 23 NOKTANIN TAMAMINDA SONUÇ “İYİ” Numunelerin tamamı 8 Temmuz 2026’da alındı. Raporda yer alan sonuçlar şöyle: KARAVAN VE ÇADIR ALANLARI İÇİN HEDEFLİ NUMUNE ALINMALI Giresun sahilindeki kontrolsüz karavan yerleşimleriyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü bölgesindeki sahil hattında oluşturulan çadır alanları, çevresel altyapı ve halk sağlığı bakımından ayrıca incelenmesi gereken bölgeler arasında bulunuyor. Analiz listesinde “karavan yerleşim alanı”, “Çevre Müdürlüğü bölgesi”, “çadır alanı” veya bu yerleşimlerin muhtemel atık su güzergâhı şeklinde tanımlanmış bir numune noktası bulunmuyor. Merkez ilçede Köyhizmetleri Önü, Belediye Halk, Jandarma, Polisevi ve Çerkez Önü plajlarından numune alınmış. Ancak raporda GPS koordinatları, numune noktalarının karavan ve çadır alanlarına uzaklığı, kıyıdaki akıntı yönü veya muhtemel atık su çıkışları gösterilmediği için bu yerleşimlerin hemen önünden numune alınıp alınmadığı belirlenemiyor. Bu bölgelerde sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için numunelerin muhtemel kirlilik kaynaklarına yakın noktalardan, farklı saatlerde, yoğun kullanım dönemlerinde ve yağış sonrasında alınması önem taşıyor. ATIK SULARIN NEREYE VERİLDİĞİ BİLİNMİYOR Karavan ve çadır alanlarında tuvaletlerden kaynaklanan siyah suyla duş, bulaşık, temizlik ve çamaşır işlemlerinden kaynaklanan gri su oluşuyor. Gri su, tuvalet atığı içermese bile deterjan, yağ, besin artığı, organik madde ve mikroorganizma taşıyabiliyor. Bu suların kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, kuru dereye veya kıyıya verilmesi çevresel yük oluşturabiliyor. Mevcut rapor, karavan ve çadır alanlarındaki atık suların nereye verildiğini açıklayan bir altyapı belgesi değil. Bu nedenle atık suların denize ulaşıp ulaşmadığı veya güvenli bir sisteme verilip verilmediği bilinmiyor. Altyapının değerlendirilebilmesi için şu kayıtların incelenmesi gerekiyor: Kanalizasyon bağlantı planları, Fosseptiklerin sızdırmazlık ve boşaltım kayıtları, Vidanjör kullanılıyorsa çekim ve teslim belgeleri, Yağmur suyu kanalları ve kuru derelerin güzergâhları, Kıyıdaki muhtemel atık su çıkışları, Bu çıkışların yakınından alınan numunelerin sayısal sonuçları. Yönetmeliğin 13’üncü maddesine göre yüzme alanlarında kıyıdan atık su deşarjı yasak. Karadeniz’de arıtılmış atık suyun dahi 300 metrelik kıyı koruma bandının dışına verilmesi, sahil bandındaki fosseptiklerin sızdırmaz olması ve atık suyun kanalizasyon ya da arıtma sistemine ulaştırılması gerekiyor. 15 GÜNLÜK RUTİN İZLEME, RİSK DURUMUNDA DESTEKLENMELİ Sağlık Bakanlığı, yüzme suyu numunelerinin sezon boyunca 15 günde bir alındığını ve sonuçların Yüzme Suyu Takip Sistemi üzerinden güncellendiğini belirtiyor. On beş günlük program rutin izleme açısından önemli olmakla birlikte yağış, altyapı arızası, şüpheli boşaltım, kontrolsüz konaklama veya yoğun kullanım gibi durumlarda ek numunelerle desteklenmeli. Halka sunulan her sonuçta şu bilgilerin yer alması bilimsel değerlendirmeyi güçlendirecektir: Açıklanacak bilgi Açıklama zamanı E. coli ve intestinal enterokokların sayısal değeri ve ölçü birimi Her numune sonucunda Kullanılan analiz yöntemi ve laboratuvar onay tarihi Her numune sonucunda Numune tarihi, saati ve GPS koordinatı Her numune sonucunda Yağış, hava ve deniz koşulları Her numune sonucunda Önceki ölçümlerle karşılaştırma Her yeni sonuçla birlikte Sınır aşımı veya şüpheli kirlilik Sonuç öğrenildiğinde gecikmeden Tekrar ve doğrulama numunesi Sonuç tamamlandığında Yüzme alanı profili ve muhtemel kirlilik kaynakları Sezon öncesinde ve değişiklik olduğunda Uzun dönemli kalite sınıflandırması Her sezon sonunda Karavan ve çadır alanlarında ise atık su altyapısının ortaya konulması, muhtemel kirlilik güzergâhlarının belirlenmesi ve risk odaklı ek numune alınması kıyı güvenliğinin daha kapsamlı biçimde izlenmesine katkı sağlayacaktır.

ÇADIR VAR, KARAVAN VAR; TUVALET, SU, ELEKTRİK NEREDE? Haber

ÇADIR VAR, KARAVAN VAR; TUVALET, SU, ELEKTRİK NEREDE?

ÇADIR VAR, KARAVAN VAR; TUVALET, SU, ELEKTRİK NEREDE? Giresun Plajlar Bölgesi’nde çadır ve karavanların bulunduğu alanın kanalizasyonu, sağlıklı içme suyu, elektriği, duşu, tuvaleti ve çöp sistemi nerede? Türkiye’deki kamping mevzuatı bu hizmetleri tek tek zorunlu tutarken uluslararası asgari standartlar kişi başına su miktarından tuvalet sayısına kadar açık ölçüler getiriyor. Denize dışkı veya bulaşık suyu bırakıldığı iddiası ise derhal inceleme ve numune alınmasını gerektiriyor. Daha önce yapılan uyarılar neden dikkate alınmadı? Giresun’un Teyyaredüzü Plajlar Bölgesi’nde karavan parkın yanında oluşan çadır alanı, ciddi bir halk sağlığı ve çevre güvenliği tartışmasına dönüştü. Bir alan insanların günlerce veya haftalarca kalmasına açılıyorsa yalnızca çadır ve karavanların park edeceği boş bir zemin yeterli değil. Sağlıklı içme suyu, kullanma suyu, tuvalet, duş, kanalizasyon veya güvenli fosseptik sistemi, bulaşık yıkama alanı, elektrik, aydınlatma, çöp toplama ve atık su boşaltma noktalarının önceden hazırlanması gerekiyor. Plajlar Bölgesi için cevap bekleyen soru açık: İnsanların yerleşmesine izin verildiyse altyapı nerede; izin verilmediyse bu yerleşime neden müdahale edilmiyor? TÜRKİYE’DEKİ KAMPİNG STANDARDI AÇIK Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 36’ncı maddesi, kampinglerde bulunması gereken asgari şartları ayrıntılı biçimde düzenliyor. Yönetmeliğe göre kampinglerde: Her 10 kampçı ünitesi için en az bir kadın ve bir erkek tuvaleti, duşu ve lavabosu,Her 10 ünite için en az bir çamaşır makinesi ve ütüleme alanı,Her 5 ünite için yemek hazırlama, pişirme ve bulaşık yıkama alanı,Karavanların tuvalet ve atık su tanklarını boşaltabileceği uygun noktalar,Kampçı ünitelerine elektrik hizmeti,Sıcak-soğuk kullanma suyu ve sağlıklı içme suyu,Drenaj, aydınlatma ve güvenlik sistemi bulunması gerekiyor. Aynı yönetmelik, atık suların gerekli standartlarda arıtılmadan hiçbir şekilde açığa, akarsuya, göle veya denize akıtılamayacağını da hükme bağlıyor. Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelik Plajlar Bölgesi’ndeki alan resmî kamping veya karavan park olarak işletiliyorsa bu şartların hangileri sağlandı? Alan resmî kamping statüsünde değilse çadır ve karavanların altyapısız biçimde sürekli konaklamasına neden izin veriliyor? ULUSLARARASI ASGARİ STANDART BİLE SAĞLANIYOR MU? Afet ve geçici yerleşim alanlarında dünya genelinde kullanılan Sphere insani yardım standartları, kişi başına günlük en az 15 litre güvenli suyu temel uygulama olarak kabul ediyor. Kentsel ve uzun süreli yerleşimlerde kişi başına 50 litrenin asgari kabul edilebilir miktar olabileceği belirtiliyor. Sphere göstergelerine göre: Su noktasının yerleşim alanına uzaklığı 500 metreyi geçmemeli,Orta vadeli yerleşimlerde her 20 kişi için en az bir ortak tuvalet bulunmalı,Tuvalet ile yaşam alanı arasındaki mesafe 50 metreyi aşmamalı,Tuvaletlerde mahremiyet, içeriden kilit ve aydınlatma sağlanmalı,El yıkama suyu, sabun ve düzenli temizlik sistemi bulunmalı,Tuvalet ve atık sistemleri çevre için tehlike oluşturmamalı. Bunlar doğrudan turizm tesisi ruhsatı yerine geçen bağlayıcı hükümler değil; uluslararası kabul gören asgari insani yaşam ve halk sağlığı göstergeleri. Sphere Uluslararası Asgari Standartları Plajlar Bölgesi’ndeki çadır ve karavan alanı bu en düşük ölçüleri dahi karşılıyor mu? DIŞKI VE BULAŞIK SUYU DENİZE Mİ AKIYOR? Karavan ve çadır alanındaki tuvalet atıkları ile bulaşık sularının denize ulaştığı yönündeki iddia, görüntü ve laboratuvar incelemesi yapılmadan kesinleşmiş bilgi olarak yazılamaz. Ancak bu kadar ciddi bir iddia görmezden de gelinemez. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8’inci maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama verilmesini yasaklıyor. Bulaşık suyu da kullanım sonrasında kirlenmiş atık sudur; kontrolsüz biçimde sahile veya denize boşaltılamaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu Dünya Sağlık Örgütü, arıtılmamış kanalizasyon ile dışkı kaynaklı kirliliği kıyı ve yüzme suları açısından önemli sağlık riskleri arasında gösteriyor. Böyle bir şüphede yapılması gereken; deşarj noktalarını belirlemek, denizden numune almak ve sonuçları açıklamaktır. DSÖ yüzme suyu rehberi İL ÖZEL İDARESİ: KARAVAN PARKIN ALTYAPI PROJESİ NEREDE? Teyyaredüzü’nde 40 karavan kapasiteli alanın düzenleme ihalesi Giresun İl Özel İdaresi Yatırım ve İnşaat Müdürlüğü tarafından yapıldı. İl Özel İdaresi ihale kayıtları İl Özel İdaresi şu belgeleri açıklamalı: Karavan parkın onaylı altyapı projesi,Kanalizasyon, fosseptik veya atık su toplama sistemi,Karavan tuvalet tanklarının boşaltma noktası,Temiz ve kullanma suyu bağlantıları,Elektrik projesi ve güvenli bağlantı noktaları,Geçici ve kesin kabul tutanakları,İşletme veya devir protokolü,Güncel işletmecinin adı ve sorumlu personeli. Karavan park başka bir kuruma devredildiyse hangi şartlarla devredildiği açıklanmalı. Devir yapılmadıysa işletme, bakım ve altyapı sorumluluğunun hangi kurumda bulunduğunu İl Özel İdaresi kamuoyuna bildirmeli. MİLLİ EMLAK: İZİNSİZ YERLEŞİM VARSA NEDEN MÜDAHALE EDİLMİYOR? Çadırların kurulduğu alan Hazineye aitse Giresun Milli Emlak Müdürlüğü mülkiyet ve tahsis durumunu açıklamalı. Alan hangi ada ve parselde?Hangi kuruma tahsis edildi?Tahsisin amacı çadır veya karavan konaklamasına uygun mu?Yerleşim için tahsis yapılan kurumdan izin alındı mı?Herhangi bir tahsis veya izin yoksa neden işlem yapılmadı? Alan bir kamu kurumuna tahsis edildiyse bakım, koruma ve amacı dışında kullanımı önleme görevinin hangi kurumda olduğu ilan edilmeli. Tahsis bulunmuyorsa Hazine arazisindeki sürekli yerleşim ve işgal hakkında işlem yapılmalı. BELEDİYE: SU, KANALİZASYON, ÇÖP VE ZABITA DENETİMİ NEREDE? Giresun Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü bölgedeki tuvalet, rögar, fosseptik ve kanalizasyon bağlantılarını kontrol etmeli. Temizlik İşleri Müdürlüğü çöp toplama programını, Zabıta Müdürlüğü ise çadırların izin ve denetim durumunu açıklamalı. Belediyeye ait “çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” tabelasının arkasında çadırlar bulunuyorsa iki ihtimal var: Ya yasak uygulanmıyor ya da belirli kişiler için ayrı bir izin sistemi işletiliyor. Her iki durumda da karar ve yetkili makam açıklanmalı. Yasak tabelasının arkasındaki çadırlar ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ VE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ NUMUNE ALMALI Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, karavan ve çadır alanındaki atık su sistemini yerinde incelemeli. Şüpheli deşarj noktalarından numune alınmalı, çevreye bırakılan suyun kaynağı belirlenmeli ve mevzuata aykırılık varsa işlem yapılmalı. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü de insanların denize girdiği noktalardan güncel yüzme suyu numunesi almalı. Sonuçlar yalnızca “temiz” veya “kirli” denilerek değil; numune noktası, tarih ve mikrobiyolojik değerlerle birlikte yayımlanmalı. UYARILAR NEDEN DİKKATE ALINMADI? Plajlar Bölgesi’ndeki çadırlar ve belediyenin yasak tabelası arasındaki çelişki 16 ve 22 Haziran’da haberleştirildi. Aradan geçen süreye rağmen alanın izin durumu, altyapısı, tuvalet sistemi ve sorumlu işletmecisi açıklanmadı. Bir haber yayımlandığında yalnızca birkaç çadırın yerini değiştirmek veya yeni bir tabela koymak çözüm değil. Yetkili kurumların sahaya çıkması, altyapıyı kontrol etmesi, tutanak düzenlemesi ve denetim sonucunu açıklaması gerekiyor. GİRESUN VALİLİĞİ: ACİL DENETİM HEYETİ GÖNDERİN Giresun Valiliği başkanlığında İl Özel İdaresi, Milli Emlak Müdürlüğü, Giresun Belediyesi, Çevre İl Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğünden oluşan ortak bir heyet aynı gün sahaya çıkmalı. Heyet şu soruların cevabını tutanak altına almalı: Alanda kaç çadır ve karavan bulunuyor?Kaç kişi sürekli veya geçici olarak kalıyor?Yerleşim için kim izin verdi?Kaç tuvalet, duş ve lavabo var?Sağlıklı içme ve kullanma suyu nereden sağlanıyor?Elektrik bağlantıları güvenli ve mevzuata uygun mu?Tuvalet ve bulaşık suları nereye gidiyor?Karavanların atık su tankları nerede boşaltılıyor?Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor?Denizden ve şüpheli deşarj noktalarından numune alındı mı?İNSANLAR ALTYAPISIZ BİR SAHİLE YERLEŞTİRİLEMEZ İster resmî kamping, ister geçici çadır alanı, ister karavan parkı olarak adlandırılsın; insanların tuvaletsiz, temiz susuz, atık su sistemsiz, elektriksiz ve denetimsiz bir alanda sürekli yaşamasına göz yumulamaz. Deniz, tuvalet ve bulaşık suyu boşaltma alanı; sahil ise kontrolsüz yerleşim bölgesi haline getirilemez. Yetkili kurumların görevi sorumluluğu birbirine yönlendirmek değil; kimin izin verdiğini, altyapıyı kimin kurduğunu, atık suyun nereye gittiğini ve denetimi kimin yaptığını belgelemektir. Giresun artık “Burası kimin?” tartışması değil; temiz suyu akan, tuvaleti ve kanalizasyonu bulunan, elektriği güvenli, çöpleri toplanan ve denizi korunmuş bir sahil düzeni bekliyor.

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Haber

GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI

BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ PLAJLAR BÖLGESİNDE TEMİZLİK AÇIKLAMASI BAŞKA, SAHADAKİ TABLO BAŞKA GİRESUN SAHİLİNDE ÇÖP, KURUYAN YEŞİL ALANLAR VE DENİZE ATIK SU İDDİASI Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Fotoğraflar Giresun sahilindeki katı atık birikimini açıkça belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı yönündeki saha bildirimi ise gözlemle geçiştirilemez; karavan ve çadır alanlarının giderleri incelenmeli, şüpheli çıkışların iki yanından su numunesi alınmalı, E. coli ve intestinal enterokok sonuçları yer ve tarih bilgisiyle açıklanmalı. BELEDİYE “ARALIKSIZ” DEDİ, GİRESUN SAHİLİ ÇÖP VE KURUYAN OTLARLA GÖRÜNTÜLENDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz’da sahil bandında, 17 Temmuz’da ise kent genelinde ot biçme, bakım ve temizlik çalışmalarının aralıksız sürdüğünü duyurdu. İki gün sonra Plajlar Bölgesi ile Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan görüntüler; kıyıdaki çöp birikimlerini, kuruyan otları ve bakımsız kalan alanları ortaya koydu. Yeni karavan park ile “çadırlar bölgesi” için dile getirilen tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiası ise çevre ve halk sağlığı açısından acil saha incelemesi ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Giresun sahilindeki sorun artık yalnızca uzayan otlardan ya da kötü görüntüden ibaret değil. 19 Temmuz 2026’da Plajlar Bölgesi ve Teyyaredüzü karşısından ulaştırılan saha fotoğraflarında, kıyı hattına yayılan plastik, ambalaj ve karışık evsel atıklar görülüyor. Görüntülerin bir bölümü Plajlar Bölgesi’ni, bir bölümü Teyyaredüzü karşısındaki sahili, bir bölümü de karavan park yapılması planlandıktan sonra bu düşünceden vazgeçildiği belirtilen alanı gösteriyor. Yeni karavan parkın çevresi ile halk arasında “çadırlar bölgesi” olarak anılan kesim de temizlik, atık toplama, tuvalet altyapısı ve kıyı denetimi başlıklarıyla birlikte gündeme geliyor. Saha görüntülerini şehir merkezindeki ağaçlarla yeşil alanların düzenli sulanmadığını, otların kuruduğunu ve sahil bakımında birçok noktaya sıra gelmediğini belirtti. Öztürk ayrıca yeni karavan park ile çadır alanında oluşan evsel atıkların kıyıya, tuvalet atıklarının ise denize ulaştığını öne sürdü. Fotoğraflar kıyıdaki katı atık birikimini belgeliyor. Tuvalet atıklarının denize ulaştığı iddiasının kaynağı ve kapsamı ise boru ve gider hatlarının incelenmesi, şüpheli çıkışların izlenmesi, su numunelerinin alınması ve laboratuvar analiziyle belirlenmeli. KIYIYA YAYILAN ÇÖPLER DENİZE DOĞRU İLERLİYOR Fotoğraflarda plastik poşetler, ambalaj atıkları, tek kullanımlık ürünler ve karışık evsel çöpler görülüyor. Atıkların önemli bir bölümü kıyıya açılan geçişlerin, çitlerin ve bitki örtüsünün arasında birikmiş durumda. Bu tablo yalnızca estetik bir bozulma yaratmıyor; çöpler yağmur, yüzey akışı, rüzgâr ve dalga hareketleriyle denize taşınabilecek bir konumda bulunuyor. Plastik atıklar zaman içinde güneş ışığı, sıcaklık değişimi ve mekanik aşınmayla daha küçük parçalara ayrılabilir. Deniz canlılarının bu parçaları besin sanarak yutması, atıkların kıyı ekosisteminde uzun süre kalması ve kesici-delici maddelerin sahili kullanan insanlar için yaralanma riski oluşturması mümkündür. Organik ve evsel atıklar ise kötü koku, haşere ve kemirgen sorununa yol açabilir. Çöplerin bir kez toplanması sorunu ortadan kaldırmaz. Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu alanda günlük atık miktarı, kullanıcı sayısı, hafta sonu yoğunluğu ve konaklama süresiyle birlikte değişir. Konteyner sayısı ve toplama programı gerçek yoğunluğa göre belirlenmediğinde, temizlenen alan kısa süre içinde yeniden aynı görüntüye döner. KIYIDAKİ ÇÖPLERE UYGULANACAK MEVZUAT 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık ve artıkların çevreye zarar verecek biçimde doğrudan veya dolaylı olarak alıcı ortama bırakılmasını yasaklıyor. Kıyıdaki çöplerin yağış, rüzgâr veya yüzey akışıyla denize taşınması da kirletme yasağı kapsamında değerlendirilir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, çevre ve çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini belediyenin görevleri arasında sayıyor.Belediye Kanunu’nun 15/g maddesi, katı atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, geri kazanılması, ortadan kaldırılması ve depolanmasına ilişkin hizmetleri belediyenin yetki alanına veriyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 41. maddesi, evsel atıkların bunların toplanması veya depolanması için belirlenen yerlerin dışına bırakılmasına idari yaptırım öngörüyor. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve herkesin eşit, serbest kullanımına açık tutulması gerektiğini hükme bağlıyor. “ARALIKSIZ ÇALIŞMA” AÇIKLAMASINDAN İKİ GÜN SONRA BU GÖRÜNTÜLER GELDİ Giresun Belediyesi, 8 Temmuz tarihli açıklamasında ot biçme çalışmalarının özellikle sahil bandında yoğunlaştırıldığını; yeşil alanlar, yürüyüş yolları, yol kenarları ve ortak kullanım alanlarındaki bakımın “kesintisiz” sürdüğünü bildirdi. 17 Temmuz’da yayımlanan ikinci açıklamada ise parklar, refüjler ve ortak kullanım alanlarındaki bakım, budama ve temizlik çalışmalarının “aralıksız” devam ettiği savunuldu. Belediye, çalışmaların belirlenen program doğrultusunda parklar, yeşil alanlar, refüjler ve ortak kullanım alanlarında sürdürüleceğini açıkladı. Plajlar Bölgesi için 8 Nisan’da yapılan duyuruda da yaz sezonu öncesinde güvenli ve konforlu kullanım hedefiyle bakım ve üstyapı çalışmalarının başlatıldığı, eskiyen ahşap yürüyüş yollarının söküleceği ve taş peyzaj uygulanacağı belirtilmişti. Temmuz ortasında aynı bölgeden gelen fotoğraflar, belediyenin açıklamalarında anlatılan bakım zincirinin bütün sahile düzenli biçimde ulaşmadığını gösteriyor. Belirli noktalarda yapılan ot biçme ve temizlik çalışmaları, kıyı hattının geri kalanında biriken çöpleri ve bakımsızlığı ortadan kaldırmıyor. Temizlik hizmetinin başarısı, yalnızca ekiplerin kaç noktaya gittiği veya kaç fotoğraf yayımlandığıyla ölçülemez. Aynı alanda çöpün yeniden birikip birikmediği, konteynerlerin zamanında boşaltılıp boşaltılmadığı, sahil geçişlerinin temiz tutulup tutulmadığı ve şikâyetlere ne kadar sürede müdahale edildiği de izlenmelidir. BELEDİYENİN TEMİZLİK VE DENETİM SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı ile temizlik ve katı atık hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, yalnızca belirli noktalarda dönemsel temizlik yapılmasını değil, ortak kullanım alanlarında sürekliliği olan bir toplama, kontrol ve müdahale sistemi kurulmasını gerektiriyor. ŞEHİRDE AĞAÇLAR SUSUZ, YEŞİL ALANLAR KURUYOR Saha notlarında yalnızca sahil bandı değil, şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar da yer alıyor. Ağaçların ve yeşil alanların düzenli sulanmadığı, otların kuruduğu ve bakım programının bazı bölgelere ulaşmadığı belirtiliyor. Kentteki ağaçlar yalnızca görsel peyzaj unsuru değildir. Ağaç gölgeliği yüzey ve hava sıcaklığının düşürülmesine, yağış suyunun tutulmasına, tozun azaltılmasına ve yaya alanlarının daha kullanılabilir hâle gelmesine katkı sağlar. Uzun süreli susuzluk genç ağaçlarda kök gelişimini durdurabilir, yaprak kaybına ve kurumaya yol açabilir. Kuruyan ot ve bitki örtüsü ise sıcak ve rüzgârlı dönemlerde yangın yükünü artırabilir. Yeşil alan yönetimi yalnızca ot biçmekten oluşmaz. Sulama zamanı ve miktarı; bitki türüne, toprağın nemine, sıcaklığa, yağışa ve alanın kullanım yoğunluğuna göre belirlenmelidir. Ağaç diplerinin kontrolü, kuruyan dalların uzaklaştırılması, hastalık ve zararlı takibi, toprak bakımının yapılması ve kuruyan bitkilerin yenilenmesi aynı programın parçalarıdır. YEŞİL ALANLAR İÇİN BELEDİYENİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a maddesi, park ve yeşil alan hizmetleri ile çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini belediyenin görevleri arasında düzenliyor. Bu hüküm yalnızca yeni park yapılmasını değil; mevcut ağaçların, refüjlerin, parkların ve ortak yeşil alanların bakımının, temizliğinin, sulanmasının ve yaşatılmasının planlı biçimde sürdürülmesini de kapsıyor. KARAVAN PARK YAPMAK YETMEZ, ATIK SİSTEMİ KURMAK GEREKİR Karavan ve çadır kullanımının bulunduğu kıyıda günlük atık miktarı kişi ve araç yoğunluğuyla birlikte değişir. Konteyner sayısı, toplama sıklığı, tuvalet kapasitesi, el yıkama noktaları, gri su ile tuvalet atığının ayrı ve kapalı sistemlerde toplanması, vidanjör kayıtları ve yağış sonrası yüzey akışı tek bir işletme planında izlenmelidir. Karavanların lavabo, duş ve mutfaklarından çıkan gri su ile tuvalet sistemlerinde oluşan siyah su aynı nitelikte değildir. Ancak ikisi de kontrolsüz biçimde toprağa, yağmur suyu hattına, dereye veya denize bırakılamaz. Tuvalet atıkları dışkı kaynaklı mikroorganizmalar ve yüksek organik yük içerirken, gri suda deterjanlar, yağlar, gıda artıkları ve mikroorganizmalar bulunabilir. Bu atıkların sızdırmaz tanklarda biriktirilmesi, kanalizasyon sistemine mevzuata uygun biçimde aktarılması veya yetkili araçlarla arıtma tesisine taşınması gerekir. Boşaltım noktalarının nerede olduğu, tankların ne zaman boşaltıldığı, atığın hangi araçla ve hangi tesise taşındığı kayıt altına alınmalıdır. Çadır alanlarında da kullanıcı sayısına uygun tuvalet, el yıkama noktası, duş, atık konteyneri, günlük temizlik programı ve atık su toplama sistemi bulunmalıdır. Altyapı kurulmadan kontrolsüz konaklamaya izin verilmesi; kıyıdaki toprağın, yüzey suyunun ve denizin kirlenme riskini artırır. KARAVAN VE ÇADIR ALANLARINA UYGULANACAK MEVZUAT 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, alanın temizlik, katı atık, çevre sağlığı, su ve kanalizasyon hizmetlerinin belediye tarafından yürütülmesini gerektiriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık su altyapısı ile arıtma ve bertaraf yükümlülüklerini düzenliyor. Karavan ve çadır alanlarında oluşan tuvalet atıklarının kapalı sistemde toplanması, kanalizasyona mevzuata uygun biçimde bağlanması veya arıtma sistemine taşınması gerekiyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, gri suyun, tuvalet atığının veya diğer atıkların toprağa, kıyıya ya da denize kontrolsüz biçimde bırakılmasını yasaklıyor. DENİZE TUVALET ATIĞI İDDİASI GÖZLE DEĞİL, NUMUNEYLE ARAŞTIRILIR Öncelikle karavan ve çadır alanlarındaki tuvaletler, fosseptikler, giderler, yağmur suyu kanalları, yüzey akış güzergâhları ve kıyıya açılan borular haritalanmalıdır. Şüpheli çıkışlardan, çıkışın iki yanından ve insanların denize girdiği yakın noktalardan aynı zaman aralığında numune alınmalıdır. Yağış sonrası taşma veya yüzey akışı şüphesi varsa örnekleme yağıştan sonra da tekrarlanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün 2021 tarihli kıyı ve tatlı su rekreasyon alanları rehberi, dışkı kaynaklı mikrobiyolojik tehlikelerin yalnızca dönemsel laboratuvar sonuçlarıyla değerlendirilmesini yeterli bulmuyor. Örgüt; kirlilik kaynaklarının belirlendiği sıhhi saha incelemesi, düzenli mikrobiyolojik izleme, koruyucu risk yönetimi ve halkın zamanında bilgilendirilmesini birlikte öneriyor. Dışkı kaynaklı kirlenme; mide ve bağırsak hastalıklarının yanı sıra kulak, göz, deri ve solunum yolu enfeksiyonları riskini artırabilir. Çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha kırılgan gruplardır. E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK NEYİ GÖSTERİR? Escherichia coli ile intestinal enterokok, suyun dışkı kaynaklı kirlilikten etkilenip etkilenmediğini değerlendirmede kullanılan gösterge bakterilerdir. Bu bakterilerin yüksek bulunması, suyun dışkı kaynaklı kirlenmeye maruz kalmış olabileceğine işaret eder. Ancak tek bir sonuç, kirlenmenin hangi çadırdan, karavandan, fosseptikten veya boru hattından geldiğini göstermez. Kaynağın belirlenebilmesi için sonuçların akıntı yönü, yağış, numune saati, deşarj noktaları ve saha gözlemleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Gerekli görülürse insan kaynaklı dışkı kirliliğini diğer hayvansal kaynaklardan ayırmaya yardımcı olan mikrobiyal kaynak izleme yöntemleri kullanılabilir. Avrupa Birliği’nin 2006/7/EC sayılı Yüzme Suyu Direktifi de yüzme sularının E. coli ve intestinal enterokok üzerinden sınıflandırılmasını, kısa süreli kirlilik olaylarında koruyucu önlem alınmasını ve halkın zamanında bilgilendirilmesini esas alıyor. DENİZ KİRLİLİĞİ VE HALK SAĞLIĞINA UYGULANACAK MEVZUAT Anayasa’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını düzenliyor; çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme görevini devlete ve vatandaşlara veriyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddesi, atık suyun doğrudan veya dolaylı biçimde denize verilmesini ve çevreye zarar verecek deşarjı yasaklıyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11. maddesi, atık suyun toplanması, arıtılması ve standartlara uygun biçimde bertaraf edilmesine ilişkin sorumlulukları düzenliyor. Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi, yüzme suyu izlemesinin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılmasını öngörüyor .Yönetmeliğin 8. maddesi, numunelerin alınması, saklanması ve taşınmasına ilişkin kuralları belirliyor. Yönetmeliğin 9. maddesi, analizlerin Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında referans yöntemlere göre yapılmasını zorunlu tutuyor. Yönetmeliğin 10. maddesi, E. coli ve intestinal enterokok verileri üzerinden yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesi ve sınıflandırılması sürecini düzenliyor .RUTİN NUMUNE TAKVİMİ BU İHBARI BEKLETME GEREKÇESİ OLAMAZ Sağlık Bakanlığı, yüzme sezonu boyunca 15 günde bir numune alındığını ve analizlerin halk sağlığı laboratuvarlarında yapıldığını bildiriyor. Bu rutin izleme, yüzme suyu kalitesinin uzun dönemli değerlendirilmesi için gereklidir. Ancak belirli bir noktadan atık su geldiğine ilişkin somut bir ihbar oluştuğunda yalnızca rutin numune tarihinin beklenmesi yeterli değildir. Şüpheli deşarjın devam ettiği sırada alınmayan numune, kısa süreli kirlilik olayını kaçırabilir. Bu nedenle ihbar üzerine hedefli numune alınmalı; gerekirse aynı noktada farklı saatlerde ve farklı hava koşullarında ölçüm tekrarlanmalıdır. Sonuçlar yalnızca “uygun” veya “uygun değil” şeklinde değil; ölçülen E. coli ve intestinal enterokok değerleri, numune tarihi, numune noktası ve değerlendirme sınıfıyla birlikte açıklanmalıdır. İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNÜN HUKUKİ GÖREVİ Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmeliğin 5, 8, 9 ve 10. maddeleri; yüzme alanlarının izlenmesi, numunelerin usulüne uygun alınması, Sağlık Bakanlığı laboratuvarlarında analiz edilmesi ve su kalitesinin değerlendirilmesi süreçlerini düzenliyor. Şüpheli bir kirlilik bildiriminin araştırılması, bu izleme ve halk sağlığını koruma görevinin doğrudan parçasıdır. BELEDİYE KIYI İÇİN GÜNLÜK İŞLETME PLANI HAZIRLAMALI Giresun Belediyesi kıyı, karavan park ve çadır alanındaki atıkları derhal toplamalı; ancak çalışma bununla sınırlı kalmamalıdır. Konteynerlerin yerleri ve kapasiteleri kullanıcı yoğunluğuna göre belirlenmeli, hafta içi ve hafta sonu için ayrı toplama sıklığı oluşturulmalı, sorumlu ekip ve kontrol saati kayıt altına alınmalıdır. Kuruyan ve biçilmeyen alanlar bölge bölge çalışma programına alınmalı; şehir merkezindeki ağaçlar ve yeşil alanlar için sulama takvimi oluşturulmalıdır. Karavan ve çadır alanındaki tuvalet, kanalizasyon, kapalı atık su ve katı atık sistemleri denetlenmeli; vidanjör ve atık teslim kayıtları tutulmalıdır. BELEDİYENİN HUKUKİ DAYANAĞI VE SORUMLULUĞU 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14/a ve 15/g maddeleri, belediyeye çevre sağlığı, temizlik, katı atık, su, kanalizasyon, park ve yeşil alan hizmetlerini yürütme görevi veriyor. Bu görev, sorun ortaya çıktıktan sonra temizlik yapılmasının yanında, kirliliği önleyecek sürekli bir hizmet ve denetim sistemi kurulmasını da gerektiriyor. ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ BORU, GİDER VE FOSSEPTİKLERİ İNCELEMELİ Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü; kıyıda boru, gider, fosseptik taşması veya doğrudan boşaltım bulunup bulunmadığını incelemelidir. Karavan ve çadır alanındaki atık su sistemleri, boşaltım noktaları ve taşıma kayıtları kontrol edilmelidir. Kirlilik kaynağı tespit edilirse deşarj durdurulmalı, çevresel etkinin sınırları belirlenmeli, kirlenen alan temizlenmeli ve mevzuatın öngördüğü idari işlemler uygulanmalıdır. Denetimin sonucu, hangi noktaların incelendiği ve hangi önlemlerin alındığıyla birlikte açıklanmalıdır. ÇEVRE DENETİMİNİN HUKUKİ DAYANAĞI 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 ve 11. maddeleri, kirletmenin önlenmesi ile atık su altyapısı yükümlülüklerini düzenliyor. Aynı Kanun’un 30. maddesi, çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören ya da haberdar olan kişilere ilgili makamlara başvurarak gerekli önlemlerin alınmasını isteme hakkı tanıyor. ÇÖP BUGÜN TOPLANIR, DENETİMSİZLİK SÜRERSE YARIN YENİDEN BİRİKİR Kıyıdaki görünür çöpler bugün toplanabilir. Kuruyan otlar biçilebilir, ağaçlar sulanabilir ve kötü görüntü kısa sürede giderilebilir. Ancak aynı kirliliğin yarın yeniden oluşmasını önlemek için atık üreticisi, konteyner kapasitesi, toplama programı, tuvalet altyapısı, gri su sistemi, vidanjör kayıtları ve olası deşarj hatları birlikte denetlenmelidir. Plajlar Bölgesi için yayımlanan “aralıksız çalışma” açıklaması, sahada ölçülebilir bir karşılık bulmalıdır. Bunun göstergesi yeni bir duyuru değil; temiz tutulan kıyı, yaşayan yeşil alanlar, çalışan tuvalet altyapısı, kayıtlı atık sistemi ve sonuçları açıklanan su analizleridir.

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Haber

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ”

BRUSELLOZLA MÜCADELEDE AŞI TARTIŞMASI: “KARARI BİLİM VE UZMANLIK VERMELİ” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan S19 ve RB51 aşılarına ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların bilimsel veriler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yüksel, brusellozun yalnızca hayvan sağlığını değil, insan sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvansal üretimi doğrudan etkileyen önemli bir zoonotik hastalık olduğuna dikkat çekti. Veteriner Halk Sağlığı Derneği, sosyal medyada sığır brusellozuyla mücadelede kullanılan Brucella abortus S19 aşısının “ilkel ve geri bir teknoloji olduğu”, yeterli koruma sağlamadığı ve RB51 aşısının daha üstün bir seçenek olduğu yönünde dile getirilen iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Azmi Yüksel, hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları konusunda kamuoyuna bilgi verilirken kişisel kanaatlerin değil, bilimsel kanıtların ve alan uzmanlarının değerlendirmelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Yüksel, “Brusellozla mücadelede sözü kişisel kanaatler değil; bilim, bilimsel kanıt ve konunun uzmanları söylemelidir” ifadelerini kullandı. BRUSELLOZ İNSANLARA DA BULAŞABİLİYOR Bruselloz, Brucella cinsi bakterilerin neden olduğu, başta sığır, koyun, keçi ve domuzlar olmak üzere çeşitli hayvan türlerini etkileyen bulaşıcı bir hastalık olarak biliniyor. Hastalık hayvanlardan insanlara geçebildiği için zoonozlar arasında yer alıyor. İnsanlara bulaşma çoğunlukla; Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi, Enfekte hayvanlarla veya hayvanların doğum ve düşük materyalleriyle korunmasız temas, Kesim, doğum, aşılama ve laboratuvar işlemleri sırasında bakterinin solunması ya da deri bütünlüğünün bozulduğu alanlardan vücuda girmesi sonucunda gerçekleşebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, insanlardaki vakaların önemli bölümünü enfekte hayvanlardan elde edilen çiğ süt ve pastörize edilmemiş peynirlerin tüketimiyle ilişkilendiriyor. İnsanlarda ateş, yoğun terleme, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, kas ve eklem ağrıları gibi belirtiler görülebiliyor; tedavi edilmediğinde hastalık uzun süreli veya tekrarlayıcı bir seyir gösterebiliyor. (Dünya Sağlık Örgütü) HAYVANCILIKTA YAVRU ATMA VE VERİM KAYBINA NEDEN OLUYOR Brusellozun hayvanlardaki en önemli sonuçları arasında gebeliğin özellikle ileri dönemlerinde yavru atma, ölü veya güçsüz yavru doğumu, döl tutmama, kısırlık, süt veriminde azalma ve erkek hayvanlarda üreme sistemi hastalıkları bulunuyor. Hastalık sürülerde yalnızca veteriner sağlık sorunu oluşturmuyor; üretim kaybı, hayvan değerinin düşmesi, sürü yenileme maliyetleri ve ticari kısıtlamalar nedeniyle yetiştiriciler açısından ciddi ekonomik zararlara da yol açabiliyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü de brusellozu hayvan sağlığı, uluslararası ticaret, gıda güvenliği ve kırsal ekonomi üzerinde önemli etkileri bulunan bir hastalık olarak değerlendiriyor. (woah.org) “S19 AŞISINA İLKEL DEMEK BİLİMSEL DEĞİL” Azmi Yüksel, S19 aşısının eski tarihlerden beri kullanılıyor olmasının aşının bilimsel değerini ortadan kaldırmadığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “S19 aşısını ‘ilkel’, ‘geri teknoloji’ veya ‘koruma sağlamayan bir aşı’ olarak nitelendirmek bilimsel olarak doğru değildir. Bir aşının uzun yıllardır kullanılıyor olması, etkisiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan aşının etkinliğinin, güvenliğinin, uygulama yönteminin ve ülkenin hastalıkla mücadele stratejisindeki yerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesidir.” Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün teknik dokümanlarında S19, sığır brusellozunun kontrolünde kullanılan temel aşılardan biri olarak yer alıyor. Türkiye’de de sığır brusellozuyla mücadelede B. abortus S19, koyun ve keçilerde ise B. melitensis Rev-1 aşılarının kullanıldığı Tarım ve Orman Bakanlığının resmî kaynaklarında belirtiliyor. (woah.org) RB51’İN AVANTAJLARI VAR, ANCAK “MUTLAK ÜSTÜN” DEĞİL Yüksel, RB51 aşısının da farklı biyolojik ve serolojik özelliklerinden kaynaklanan bazı avantajlara sahip olduğunu ancak bu durumun aşının her koşulda S19’dan daha etkili ve güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade etti. “Bilimsel yaklaşım, aşılardan birini bütünüyle kötüleyip diğerini modern ve kusursuz çözüm olarak sunmak değildir. Her iki aşının da avantajları, sınırlılıkları ve uygulama koşulları bulunmaktadır. Seçilecek strateji ülkenin hastalık yaygınlığına, sürü yapısına, aşılama kapasitesine, laboratuvar altyapısına ve epidemiyolojik hedeflerine göre belirlenmelidir.” WOAH belgelerinde RB51’in bazı ülkelerde sığırlarda B. abortus enfeksiyonunun önlenmesi amacıyla resmî aşı olarak kullanıldığı belirtilirken, mevcut bilimsel yaklaşım iki aşının “eski-yeni” veya “kötü-iyi” biçiminde basit bir karşıtlıkla değerlendirilmesini desteklemiyor. (woah.org) RB51 İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN ÖZEL DİKKAT GEREKTİRİYOR Veteriner Halk Sağlığı Derneğinin açıklamasında RB51’in canlı bir aşı suşu olduğu, aşılama sırasında iğnenin yanlışlıkla veteriner hekime veya uygulayıcıya batması gibi kazalar sonucunda insanlara bulaşabileceği belirtildi. RB51 enfeksiyonlarının iki önemli özelliği bulunuyor: Birincisi, bu aşı suşunun neden olduğu enfeksiyonlar rutin Brucella serolojik testlerinde güvenilir biçimde tespit edilemeyebiliyor. İkincisi ise RB51’in bruselloz tedavisinde yaygın olarak kullanılan antibiyotiklerden rifampisine doğal olarak dirençli olması nedeniyle tanı ve tedavi sürecinin farklı biçimde planlanması gerekiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, RB51 kaynaklı insan vakalarının çoğunlukla aşılama sırasında meydana gelen iğne batması kazalarıyla ilişkili olduğunu, bazı vakaların ise çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri üzerinden gelişebildiğini bildiriyor. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Yüksel, bu nedenle veteriner aşılarının yalnızca yetkili kişiler tarafından, uygun koruyucu ekipman ve biyogüvenlik kuralları altında uygulanması gerektiğini belirtti. AŞILAMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL Brusellozun Türkiye’de varlığını sürdürmesinin yalnızca kullanılan aşıya bağlanamayacağını kaydeden Yüksel, mücadelede birbirini tamamlayan çok sayıda uygulamanın birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. “Hastalıkla mücadele yalnızca hayvana aşı uygulamakla tamamlanmaz. Aşılama programlarının düzenli sürdürülmesi, hastalığın aktif olarak izlenmesi, enfekte hayvan ve sürülerin belirlenmesi, hayvan hareketlerinin kontrol altında tutulması, kayıt sisteminin güçlendirilmesi ve veteriner sağlık hizmetlerinin sahada kesintisiz yürütülmesi gerekir.” Tarım ve Orman Bakanlığının yürürlükteki mücadele yaklaşımı da aşılama stratejisinin yanında sürveyans, saha çalışmaları, laboratuvar teşhisi ve hayvan hastalıklarının kontrolüne yönelik uygulamaları birlikte ele alıyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) ATIK YAVRU VE DOĞUM MATERYALLERİ BÜYÜK RİSK TAŞIYOR Bruselloz bulunan işletmelerde düşük yapan hayvanların yavruları, yavru zarları, plasenta, doğum sıvıları, kirlenmiş yataklık ve gübre hastalığın yayılmasında önemli rol oynuyor. Bu materyallerin çıplak elle tutulmaması, çevreye veya su kaynaklarına bırakılmaması, köpeklere verilmemesi ve veteriner hekimin yönlendirmesi doğrultusunda güvenli şekilde uzaklaştırılması gerekiyor. Düşük yapan hayvanın sürüden ayrılması, temas alanlarının temizlenip dezenfekte edilmesi ve durumun yetkili veteriner birimlerine bildirilmesi hastalığın sürü içinde yayılmasını azaltan temel önlemler arasında bulunuyor. (Veteriner Kontrol Enstitüsü) ÇİĞ SÜT VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ ÜRÜNLERE KARŞI UYARI Azmi Yüksel, brusellozun halk sağlığı boyutunda tüketicilerin de dikkatli olması gerektiğini belirterek çiğ süt, taze peynir ve kaynağı belirsiz süt ürünlerine karşı uyardı. “Sütün kaynatılması veya pastörize edilmesi yalnızca ürünün dayanıklılığıyla ilgili değildir; zoonotik hastalıklara karşı temel bir halk sağlığı önlemidir. Özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünlerinin tüketilmesi ciddi risk taşımaktadır.” WOAH, insan brusellozunun önlenmesinde enfeksiyonun hayvanlarda kontrol altına alınmasını temel yaklaşım olarak gösterirken, enfekte hayvanlardan elde edilen sütün pastörize edilmesinin insanlara bulaşma riskini önemli ölçüde azalttığını bildiriyor. (woah.org) RİSK ALTINDAKİ MESLEK GRUPLARI Bruselloz açısından özellikle; Veteriner hekimler, Hayvan yetiştiricileri, Çobanlar, Mezbaha ve kesimhane çalışanları, Kasaplar, Süt ve süt ürünü üretiminde çalışanlar, Laboratuvar personeli daha yüksek mesleki risk altında bulunuyor. Bu kişilerin doğum, düşük, kesim, nekropsi, numune alma ve aşılama işlemleri sırasında eldiven, gözlük, maske ve koruyucu giysi kullanması; iğne batması veya şüpheli materyalle temas halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. “BRUSELLOZ TEK SAĞLIK MESELESİDİR” Yüksel, brusellozun insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini gösteren en açık hastalıklardan biri olduğunu belirtti. “Hayvan sağlığını korumadan insan sağlığını, gıda güvenliğini ve üreticinin ekonomik geleceğini korumak mümkün değildir. Brusellozla mücadele; veteriner hekimlerin, beşerî hekimlerin, laboratuvarların, kamu kurumlarının, yetiştiricilerin ve gıda sektörünün ortak sorumluluğudur.” Veteriner Halk Sağlığı Derneği, Türkiye’nin zoonotik hastalıklarla daha etkili mücadele edebilmesi için bilimsel ve teknik kararlarını mesleki esaslarla alabilen, kurumsal kapasitesi güçlü ve bağımsız hareket edebilen bir veteriner otoriteye ihtiyaç bulunduğunu vurguladı. YÜKSEL: “TOPLUMU YANILTACAK KESİN HÜKÜMLERDEN KAÇINILMALI” Veteriner Hekim Azmi Yüksel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Üreticilerimizin bilgisi ve saha deneyimi elbette değerlidir. Ancak kişisel deneyim ve gözlemler, bilimsel kanıtların ve mesleki uzmanlığın yerine geçemez. Hayvan hastalıkları, zoonozlar ve veteriner aşıları hakkında konuşulurken bilimsel kanıtlar esas alınmalı, uzmanlık alanlarına saygı gösterilmeli ve toplumu yanıltabilecek kesin hükümlerden kaçınılmalıdır. Brusellozla mücadelede sözü bilim ve uzmanlık söylemelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.