Hava Durumu

#Halk Sağlığı

giresunsonhaber - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sigara bırakma hizmetlerinden milyonlarca kişi yararlanıyor... Sigara bırakmada yüzde 112 artış Haber

Sigara bırakma hizmetlerinden milyonlarca kişi yararlanıyor... Sigara bırakmada yüzde 112 artış

Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Dünya Tütünsüz Günü vesilesiyle yaptığı paylaşımda tütünsüz bir yaşam çağrısında bulunurken, sigarayı bırakma hizmetlerinden faydalanan kişi sayılarına dair güncel verileri açıkladı. ANKARA (İGFA) - Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü nedeniyle yayımladığı mesajda vatandaşları sigarayı bırakmaya davet ederek, “Bugün bir karar, yarın bir ömürlük hayat. Tütünsüz bir yaşam mümkün” ifadesini kullandı. Paylaşımda, sigarayı bırakmak adına atılan her adımın daha sağlıklı bir geleceğe kapı açtığı vurgulanırken, Türkiye genelinde sunulan sigara bırakma hizmetlerine dair dikkat çekici rakamlar kamuoyuyla paylaşıldı. Verilere göre, ülke genelinde faaliyet gösteren bin 501 sigara bırakma polikliniğinde bugüne dek toplam 4 milyon 65 bin 970 muayene yapıldı. Vatandaşlara 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunan Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden ise bugüne kadar 6 milyon 79 bin 160 çağrı karşılandı. Alo 171 hattı vasıtasıyla 2025 yılında 420 bin 651 vatandaşa rehberlik ve destek hizmeti sağlanırken, 2026 yılının ilk dört ayında bu rakam 143 bin 534 olarak kaydedildi. TÜTÜNLE MÜCADELEDE SAHADA YOĞUN ÇALIŞMA Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, tütünle mücadele çalışmaları kapsamında sahada yürütülen faaliyetlere de değindi. Paylaşılan infografikte, Tütünle Mücadele Timleri ve mobil poliklinikler aracılığıyla bugüne kadar 832 bin 873 vatandaşa hizmet sunulduğu belirtildi. Öte yandan 2026 yılında sigara bırakma polikliniklerine başvuran hasta sayısında önceki döneme kıyasla yüzde 112'lik bir artış yaşandığı, yılın ilk dört ayındaki başvurularda ise yüzde 53,7 oranında bir yükseliş gözlendiği ifade edildi. Yetkililer, sigarasız ve sağlıklı bir yaşamı hedefleyen vatandaşların Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı'nı arayarak ya da en yakın Sağlıklı Hayat Merkezi'ne müracaat ederek ücretsiz destek alabileceklerini hatırlattı.

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR” Haber

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR”

“KURBAN ETİ DOĞRU YÖNETİLMEZSE HALK SAĞLIĞI RİSKİNE DÖNÜŞEBİLİR” Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, Kurban Bayramı’nda etin kesimden sofraya kadar doğru yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Güvenli gıda yalnızca sofraya gelen ürün değil; kesimden taşımaya, saklamadan pişirmeye kadar bütün sürecin doğru yönetilmesidir” dedi. “YENİ KESİLMİŞ ET HEMEN TÜKETİLMEMELİ” Kurban Bayramı’nda artan et tüketimiyle birlikte hijyen, saklama ve pişirme koşulları halk sağlığı açısından daha kritik hâle geliyor. Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, özellikle bayramın ilk günü yeni kesilmiş etin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. YÜKSEL, kesim sonrası dinlendirilmemiş etin sindirimi zorlaştırabileceğini ve uygun olmayan koşullarda bekletildiğinde mikroorganizmalar için riskli bir ortam oluşturabileceğini belirtti. “Toplumda hâlâ ‘kesilir kesilmez mangal’ anlayışı oldukça yaygın. Oysa veteriner halk sağlığı açısından doğru yaklaşım, etin belirli süre dinlendirilmesi ve uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesidir.” “ETLER ÜST ÜSTE YIĞILMAMALI, KISA SÜREDE SOĞUTULMALI” Kurban etinin büyük parçalar hâlinde üst üste yığılmasının bozulma riskini artırdığını kaydeden YÜKSEL, sıcak havalarda etin iç kısmının uzun süre sıcak kalabildiğine dikkat çekti. YÜKSEL, etlerin mümkünse küçük parçalara ayrılması, temiz kaplarda muhafaza edilmesi ve kısa sürede buzdolabına kaldırılması gerektiğini ifade etti. “Etin poşet içinde havasız şekilde uzun süre bekletilmesi doğru değildir. Bu durum koku oluşumuna ve bakteri çoğalmasına zemin hazırlayabilir. Taşıma ve saklamada temiz, gıdaya uygun kaplar tercih edilmelidir.” “ÇİĞ ETLE HAZIR GIDALAR TEMAS ETMEMELİ” Bayram dönemlerinde en sık yapılan hatalardan birinin çiğ et ile tüketime hazır gıdaların aynı ortamda temas etmesi olduğunu belirten YÜKSEL, çapraz bulaşma riskine karşı uyarıda bulundu. Çiğ et için kullanılan bıçak, kesme tahtası ve kapların iyi temizlenmeden başka gıdalarda kullanılmaması gerektiğini söyleyen YÜKSEL, çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin gıda kaynaklı enfeksiyonlardan daha fazla etkilenebileceğini bildirdi. “Çapraz bulaşma, bayram dönemlerinde gözden kaçan en önemli risklerden biridir. Çiğ etle temas eden ekipmanlar temizlenmeden başka gıdalarda kullanılmamalıdır.” “ETİN DIŞININ PİŞMİŞ GÖRÜNMESİ YETERLİ DEĞİL” Veteriner Hekim Azmi YÜKSEL, etin pişirme aşamasının da halk sağlığı açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. YÜKSEL, etin yalnızca dışının pişmiş görünmesinin yeterli olmadığını, iç kısmın da uygun sıcaklığa ulaşması gerektiğini belirtti. Özellikle kıyma ve parçalanmış et ürünlerinde yetersiz pişirmenin ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini ifade etti. “KONTROLSÜZ KESİMLER ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞI RİSKİDİR” Kurban kesimlerinin mümkün olduğunca resmi ve denetimli alanlarda yapılması gerektiğini belirten YÜKSEL, sokak aralarında ve uygun olmayan alanlarda yapılan kontrolsüz kesimlerin yalnızca görüntü kirliliği oluşturmadığını, aynı zamanda çevre sağlığı ve bulaşıcı hastalık riski taşıdığını söyledi. YÜKSEL, kan, iç organlar ve diğer hayvansal atıkların gelişigüzel çevreye bırakılmasının kötü koku, sinek, kemirgen ve çevresel kirlenmeye neden olabileceğini kaydetti. “Atıkların doğru bertaraf edilmesi toplum sağlığının bir parçasıdır. Kurban Bayramı aynı zamanda çok büyük bir gıda güvenliği sürecidir.” “SOFRALARDAKİ ET BOL OLDUĞU KADAR GÜVENLİ DE OLMALI” Kurban Bayramı’nın paylaşma ve dayanışma yönünün yanında ciddi bir gıda güvenliği süreci olduğunu belirten YÜKSEL, vatandaşların göstereceği küçük dikkatlerin binlerce kişinin sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ifade etti. YÜKSEL, güvenli gıdanın yalnızca sofraya gelen ürünle sınırlı olmadığını, üretimden kesime, taşımadan saklamaya ve pişirmeye kadar bütün aşamaların doğru yönetilmesiyle mümkün olduğunu vurguladı. “Bayramın gerçekten bayram olabilmesi için sofralarımızdaki etin yalnızca bol değil, aynı zamanda güvenli olması gerekir. Sağlıklı bir bayram için etin kesimden sofraya kadar her aşaması dikkatle yönetilmelidir.”

GİRESUN’DA KURBAN BAYRAMI TEDBİRLERİ ARTIRILDI Haber

GİRESUN’DA KURBAN BAYRAMI TEDBİRLERİ ARTIRILDI

GİRESUN’DA KURBAN BAYRAMI TEDBİRLERİ ARTIRILDI Giresun’da Kurban Bayramı boyunca jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve tarım ekipleri sahada olacak. İl genelinde güvenlik, trafik, hayvan sevki, kurban satış yerleri ve kesim alanlarına yönelik denetimler artırıldı. JANDARMA 2 BİN 230 PERSONELLE GÖREV YAPACAK Giresun’da Kurban Bayramı tedbirleri kapsamında jandarma ekipleri il genelinde yoğun güvenlik ve trafik uygulaması yapacak. Giresun İl Jandarma Komutanlığı, bayram süresince 308 uygulama noktası, 411 trafik timi ve sivil unsur, 473 devriye aracı, 20 drone ve 2 bin 230 personel ile sahada olacak. Jandarma ekipleri, arife gününden bayramın son gününe kadar şehirler arası yollar, kırsal güzergâhlar, yayla yolları, mezarlık çevreleri, kurban satış noktaları ve yoğunluk oluşabilecek bölgelerde denetimlerini sürdürecek. EMNİYET TRAFİK VE ASAYİŞ DENETİMLERİNİ YOĞUNLAŞTIRACAK Giresun İl Emniyet Müdürlüğü, bayram tedbirleri kapsamında kent merkezi ve sorumluluk alanlarında 715 personel ile görev alacak. Denetimlerde 2 deniz aracı/polis botu, 3 radar aracı, 2 motosikletli trafik unsuru ve 1 mobil drone kullanılacak. Ekipler, trafik yoğunluğunun arttığı güzergâhlarda hız, hatalı sollama, emniyet kemeri, sürücü belgesi, araç uygunluğu ve genel asayiş kontrollerini artıracak. Kent içi hareketliliğin yoğunlaştığı alışveriş bölgeleri, mezarlık çevreleri, ibadethaneler ve toplu kullanım alanları da denetim programına alındı. SAHİL GÜVENLİK DENİZDE GÖREVDE OLACAK Sahil Güvenlik Komutanlığı, bayram süresince 50 personel, 3 hizmet aracı ve 5 yüzer unsur ile görev yapacak. Deniz trafiği, sahil hattı ve risk oluşturabilecek bölgelerde kontrol faaliyetleri yürütülecek. Mevcut botun tersanede bulunması nedeniyle Trabzon’dan bot görevlendirmesi yapılacak. Bu planlama ile deniz güvenliği ve acil müdahale kapasitesi bayram boyunca desteklenecek. KURBANLIK HAYVAN SEVKLERİ KONTROL ALTINDA TUTULACAK Giresun’da kurbanlık hayvan hareketliliği nedeniyle hayvan sevkleri, belge kontrolleri ve sağlık denetimleri artırıldı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, sağlık kontrolünden geçmemiş, gerekli aşı ve kayıt işlemleri tamamlanmamış hayvanların yurtiçinde naklinin salgın hayvan hastalıklarının yayılması açısından risk oluşturduğunu duyurdu. Kurbanlık hayvan taşıyan araçlarda veteriner sağlık raporu, pasaport, küpe ve nakil belgeleri kontrol edilecek. Kurban satış yerlerinde hayvanların yaş, sağlık, kayıt ve uygunluk kontrolleri yapılacak. SATIŞ VE KESİM YERLERİNDE VETERİNER KONTROLÜ SÜRECEK Kurban satış ve kesim yerlerinde veteriner hekimler görev yapacak. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bayram öncesinde ve bayram boyunca il ve ilçe müdürlükleri tarafından kurban satış ve kesim yerlerinde nöbetçi veteriner hekimlerin kontrol ve denetim hizmetlerine devam edeceğini bildirdi. Vatandaşlar, kurbanlık hayvanların küpe numarasını TarımCebimde uygulaması üzerinden sorgulayarak hayvanın tür, ırk, cinsiyet, yaş ve aşılama bilgilerine ulaşabilecek. KAÇAK VE SAĞLIKSIZ KURBANA GEÇİT VERİLMEYECEK Giresun’da bayram tedbirleri yalnızca trafik ve asayişle sınırlı kalmayacak. Hayvan sağlığı, halk sağlığı, çevre temizliği, kurban satış yerlerindeki düzen ve kesim alanlarının hijyeni de denetimlerin ana başlıkları arasında yer alacak. Kayıtsız, belgesiz, hastalık şüphesi taşıyan veya kurbanlık şartlarını karşılamayan hayvanların satışına izin verilmeyecek. Kesimlerin belirlenen alanlarda yapılması, çevre kirliliğinin önlenmesi ve vatandaşların dini vecibelerini güvenli şekilde yerine getirmesi için kurumlar koordineli çalışacak. BAYRAM BOYUNCA KOORDİNELİ DENETİM Giresun’da jandarma, emniyet, sahil güvenlik, belediyeler ve tarım teşkilatı bayram süresince ortak tedbir planı uygulayacak. Denetimler trafik güvenliği, asayiş, sahil güvenliği, kurbanlık hayvan sevki, satış yerleri, kesim alanları ve halk sağlığı başlıklarında yoğunlaştırılacak.

ECZACILARA YEŞİL PASAPORT ÇAĞRISI Haber

ECZACILARA YEŞİL PASAPORT ÇAĞRISI

ECZACILARA YEŞİL PASAPORT ÇAĞRISI CHP Giresun Milletvekili Eczacı Elvan Işık Gezmiş, 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla eczacıların özlük haklarını, ilaç krizini ve vatandaşın ilaca erişimde yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Gezmiş, eczacılar için verdiği yeşil pasaport kanun teklifinin bir an önce hayata geçirilmesini istedi. GEZMİŞ, ECZACILARIN SORUNLARINI TBMM’YE TAŞIDI CHP Giresun Milletvekili Eczacı Elvan Işık Gezmiş, 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla TBMM’de basın açıklaması yaptı. Gezmiş, açıklamasında eczacıların halk sağlığı için ülkenin her noktasında kesintisiz hizmet verdiğini belirterek meslektaşlarının özlük hakları ve çalışma koşullarına dikkat çekti. Eczacı kimliğiyle sektörün sorunlarını gündeme taşıyan Gezmiş, pandemi ve deprem dönemlerinde eczacıların üstlendiği sorumluluğu hatırlattı. Gezmiş, eczacıların hem olağan dönemlerde hem de kriz zamanlarında kamu hizmeti niteliğinde görev yaptığını vurguladı. “ECZACILARIN YEŞİL PASAPORT HAKKIDIR” Gezmiş, eczacıların mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri, yeni ilaçlar, tedavi yöntemleri ve eczacılık pratiğindeki gelişmeleri takip etmeleri açısından uluslararası etkileşimin önem taşıdığını ifade etti. Gezmiş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Eczacıların pandemi ve depremde fedakârca çalıştıklarını, halk sağlığı için 7/24 hizmet verdiklerini, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri, yeni ilaçlar tedavi yöntemleri ve eczacılık pratiğiyle ilgili gelişmeleri sahibi olmaları önem taşımaktadır. Bu yönüyle eczacıların uluslararası sağlık hizmeti alanında Türkiye’nin temsilini güçlendirecek olan etkileşim ve iş birliklerini arttırmak amacıyla eczacıların, Yeşil Pasaport hakkıdır” KANUN TEKLİFİ İÇİN UYGULAMA ÇAĞRISI Gezmiş, eczacılara yeşil pasaport hakkı tanınması için verdiği kanun teklifinin bekletilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Pandemi ve deprem felaketleri sırasında eczacıların en ön safta görev yaptığını belirten Gezmiş, meslektaşlarının bu hakkı çoktan kazandığını dile getirdi. Gezmiş, bu konuda şunları söyledi: “Pandemi ve deprem felaketleri sırasında eczacıların en ön safta ücretsiz ve gönüllü hizmet verdiğini, her dönem özveriyle çalıştığını, büyük oranda kamuya hizmet ettiklerini ve pandemi döneminde, afetlerde ve sahra eczanelerimizde halkın yanında olan meslektaşlarım adına verdiğim Yeşil Pasaport kanun teklifinin, bu anlamlı gün dolayısıyla bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyorum. Eczacılarımız bu hakkı çoktan kazanmıştır.” İLAÇTA EURO KURU TEPKİSİ Gezmiş, Türkiye’de yaşanan ilaç sorununun temelinde fiyatlandırma politikasının bulunduğunu belirtti. İlaçta euro kurunun reel piyasa koşullarının gerisinde kaldığını dile getiren Gezmiş, uygulanan kur ile gerçek kur arasındaki farkın ilaç tedarikinde sorun yarattığını kaydetti. Gezmiş, ilaçta euro kurunun 29,11 TL olarak uygulandığını, gerçek kurun ise 53 TL seviyesinde olduğunu söyledi. Bu farkın yabancı firmaların ilaçlarını piyasadan çekmesine neden olduğunu ifade eden Gezmiş, özellikle kanser ve organ nakli hastalarının hayati ilaçlara erişimde ciddi mağduriyet yaşadığını belirtti. Gezmiş, açıklamasında şu sözlere yer verdi: “Bu fark nedeniyle yabancı firmalar ilaçlarını piyasadan çekiyor. Kanser ve organ nakli hastalarımız hayati ilaçlara ulaşamıyor. Yeni nesil tedavilere erişim oranımız yüzde 3’lere kadar düştü. Unutulmamalıdır ki bulunamayan ilaç, en pahalı ilaçtır.” “NAVİGASYON DEĞİL, İLACIN KENDİSİ LAZIM” Gezmiş, E-Nabız sistemindeki “İlacım Nerede?” uygulamasını da eleştirdi. Devletin görevinin vatandaşa eczane yönlendirmesi yapmak değil, ilacın raflara dönmesini sağlayacak politikaları hayata geçirmek olduğunu vurguladı. Düşük emekli maaşı alan vatandaşların ilacı bulsa bile yüksek fiyat farkları nedeniyle mağdur olduğunu belirten Gezmiş, ilaca erişimin temel bir halk sağlığı meselesi olduğunu ifade etti. SAHTE İLAÇ UYARISI Gezmiş, ilaç yokluğu arttıkça sahte ilaç tehdidinin de büyüdüğünü söyledi. İnternet üzerinden satılan ürünlerin halk sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Gezmiş, ilacın tek güvenilir adresinin eczaneler olduğunu vurguladı. Eczanelerin ekonomik darboğaz altında olduğunu belirten Gezmiş, kontrolsüz biçimde açılan eczacılık fakültelerinin de mesleğin geleceği üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. ÇÖZÜM İÇİN DÖRT BAŞLIK Gezmiş, eczacılık sektöründeki sorunların çözümü için gerçekçi euro kuru politikasının uygulanması, kârlılık baremlerinin güncellenmesi, yerli ilaç sanayisinin desteklenmesi ve eczacılık fakültelerinin planlı hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Gezmiş, halk sağlığı için fedakârca çalışan tüm meslektaşlarının 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutlayarak açıklamasını tamamladı.

İL SAĞLIK MÜDÜRÜ AKSOY’DAN ECZACILIK GÜNÜ ZİYARETİ Haber

İL SAĞLIK MÜDÜRÜ AKSOY’DAN ECZACILIK GÜNÜ ZİYARETİ

İL SAĞLIK MÜDÜRÜ AKSOY’DAN ECZACILIK GÜNÜ ZİYARETİ Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla Giresun Eczacı Odasını ziyaret ederek eczacıların sağlık hizmetlerindeki kritik rolüne dikkat çekti. Giresun İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında Giresun Eczacı Odasına ziyarette bulundu. Ziyarette Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ünal Özek, Destek Hizmetleri Başkanı Mehmet Şahin ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Bekir Bulut da yer aldı. ECZACILAR SAĞLIK SİSTEMİNİN SAHADAKİ GÜÇLÜ HALKASI İl Sağlık Müdürü Aksoy ve beraberindeki heyet, Giresun Eczacı Odasında eczacılarla bir araya gelerek 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutladı. Ziyarette, eczacıların ilacın güvenli temini, doğru ilaç kullanımı, hasta bilgilendirmesi ve koruyucu sağlık hizmetleri açısından üstlendiği sorumluluk öne çıktı. Eczaneler, vatandaşların sağlık hizmetine en hızlı ulaştığı birimler arasında yer alıyor. Eczacılar yalnızca ilaç temin eden meslek mensupları olarak değil; tedavi sürecine destek veren, akılcı ilaç kullanımını anlatan, hastaları doğru yönlendiren ve toplum sağlığının korunmasına katkı sunan sağlık profesyonelleri olarak görev yapıyor. 14 MAYIS, TÜRKİYE’DE BİLİMSEL ECZACILIĞIN BAŞLANGICI Türkiye’de 14 Mayıs, bilimsel eczacılığın başlangıcı kabul edilen tarih olması nedeniyle Eczacılık Günü olarak kutlanıyor. Osmanlı döneminde eczacılık eğitimi, 14 Mayıs 1839’da Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane bünyesinde açılan Eczacılık Sınıfı ile başladı. Bu tarih, Türkiye’de modern ve bilimsel eczacılık eğitiminin temeli olarak kabul ediliyor. Türk Eczacıları Birliği de 14 Mayıs’ın eczacılar açısından özel anlamını, Türkiye’de eczacılık faaliyetlerine bilimsel nitelik kazandıran tarih olmasıyla açıklıyor. MESLEKİ DAYANIŞMA VE TOPLUM SAĞLIĞI VURGUSU Giresun’da gerçekleştirilen ziyaret, Eczacılık Günü dolayısıyla sağlık camiası ile eczacılar arasındaki iş birliği ve dayanışmayı güçlendiren bir buluşma oldu. Sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesinde eczacıların rolü, özellikle ilaç güvenliği, hasta danışmanlığı ve halk sağlığı uygulamaları açısından önem taşıyor. İl Sağlık Müdürlüğü heyetinin ziyareti, eczacıların sağlık sistemindeki yerini ve toplum sağlığına sunduğu katkıyı bir kez daha gündeme taşıdı.

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Haber

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, “Maden ruhsatlarıyla kuşatılan Karadeniz’de halkımızın yanındayız” saha programı kapsamında Giresun’un Tirebolu ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’ne geçen heyet, bölgede madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşları dinledi. Programda Giresun’un toprağının, suyunun, fındığının, ormanlarının ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu vurgulandı. KARADENİZ’DE MADEN RUHSATLARINA KARŞI SAHA PROGRAMI Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’de çok sayıda köy, yayla, mera ve orman alanının maden arama ruhsatlarına açılmasına ve bölgede süren madencilik faaliyetlerinin yol açtığı çevresel tahribata karşı yürütülen saha programı kapsamında Tirebolu’da yurttaşlarla buluştu. CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasının ardından kamuoyunda “Sekü direnişi” olarak bilinen bölgede nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti. Sekü Köyü’nde yapılan buluşmada yurttaşlar; su kaynakları, fındık bahçeleri, tarım arazileri, köy yolları, ormanlık alanlar ve yaşam alanları üzerindeki riskleri anlattı. GENİŞ KATILIMLI PROGRAM Programa CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Ordu Milletvekili Seyit Torun, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Parti Meclisi Üyesi Kübra Gökdemir, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Ordu İl Başkanı Bülent Akpınar, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Görele Belediye Başkanı Aysel Uzun, il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol da programda yer aldı. RIZVANOĞLU: KARADENİZ KARADENİZLİLERİNDİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamada Karadeniz’in yoğun biçimde maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı şirketlerin çıkarı için talana açmak istiyorlar. Gözlerini yurttaşın toprağına, suyuna, ormanına diktiler. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” dedi. Bölgenin yüzde 85’inin maden ruhsatlı hale getirildiğini vurgulayan Rızvanoğlu, “Bu topraklarda insanlar neden doğduğu yeri terk etmek zorunda bırakılsın? Bu mücadele yalnızca çevreyi değil; yaşamı, üretimi, geleceği savunma mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkımızın yanındayız” diye konuştu. ŞENYÜREK: SEKÜ’DE VERİLEN MÜCADELE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun’da çevre mücadelesinin yalnızca doğayı koruma başlığıyla sınırlı olmadığını; temiz suyu, sağlıklı toprağı, fındık üretimini, köy yaşamını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunma mücadelesi olduğunu vurguladı. Şenyürek, “Karadeniz insanı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmayı bilir. Bölge halkımız son derece dirençli, sağduyulu ve mücadele ruhu yüksek bir halktır. Sekü’de verilen mücadele bugün tüm Türkiye’ye örnek olmaktadır” dedi. Şenyürek, Giresun’un toprağının üstünün altından daha kıymetli olduğunu belirterek insanın, doğanın, suyun, fındığın, ormanın ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha önemli olduğunu ifade etti. MİLLETVEKİLLERİNDEN HALKA DESTEK MESAJI Basın açıklamasının ardından milletvekilleri söz aldı. CHP heyeti, halkla yan yana durarak Giresun’un toprağını, suyunu, fındığını ve yaşam alanlarını sonuna kadar savunmaya hazır olduklarını açıkladı. Konuşmalarda maden şirketlerine karşı toprağın üstünün altından daha kıymetli olduğu vurgulandı. İnsan yaşamının, doğanın, suyun, tarımın, fındığın ve köylerin maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu belirtildi. Milletvekilleri, Giresun’un dünyaca bilinen fındık üretimine dikkat çekerek dünyanın en kaliteli fındığının her madenden daha fazla ekonomik ve yaşamsal değere sahip olduğunu ifade etti. Fındık bahçelerinin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunmasının çevre, ekonomi ve halk sağlığı açısından zorunlu olduğu vurgulandı. GEZMİŞ: BU MÜCADELEDE ASLA YALNIZ OLMAYACAKSINIZ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Sekü halkının mücadelesini ilk günden bu yana sahada ve Meclis’te takip ettiklerini söyledi. Gezmiş, “Burada yurttaşlarımızla omuz omuza verdik, hep birlikte ‘madene hayır’ dedik. O gün Sekü halkına bir söz verdik: Bu mücadelede asla yalnız olmayacaksınız. Ardından örgütlerimizle birlikte bölgeye çıktık, kilometrelerce yürüyerek tespitlerimizi yaptık. Tirebolu’da da gür bir sesle söyledik; biz toprağımızın bereketini, temiz suyumuzu, yaşam alanlarımızı istiyoruz. Bu haklı mücadelede halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. RIZVANOĞLU: BU KÖTÜCÜL DÜZENE KARŞI HALKIMIZLA OMUZ OMUZAYIZ CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Sekü’de yaptığı konuşmada Karadeniz’in maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına sert tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “Burayı kevgire çevirdiler, ihale sahası haline getirdiler. ‘Çevreyi kirletelim, birkaç ceza ödeyip yolumuza devam edelim’ anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz bu kötücül düzene karşı halkımızla omuz omuzayız” dedi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı talana açmak istiyorlar. Buradaki yurttaş nereye giderse gitsin, yeter ki yandaş şirketler kazansın anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” ifadelerini kullandı. Rızvanoğlu, “Burası çiftçi memleketi, fındık memleketi. Bu insanlar nereye gidecek? Neden anasının, babasının, dedesinin toprağını bırakıp göç etmek zorunda kalsın? Biz bu kara düzene ‘Hayır’ diyoruz. Çünkü burada yalnızca yandaşlar kazanıyor; halkın toprağı, suyu, geleceği yok sayılıyor. Gelecek nesillerin ne olacağı umurlarında bile değil. Onların tek düşündüğü yandaşlarının kasasıdır” diye konuştu. ÖZLALE: BU MÜCADELE BÜTÜN YURTTAŞLARIN ORTAK MÜCADELESİDİR İzmir Milletvekili Ümit Özlale, doğa mücadelesinin artık ülke çapında ortak bir mücadeleye dönüştüğünü belirtti. Özlale, “Bu mücadele yalnızca bir köyün değil; çiftçinin, emeklinin, gençlerin, bütün yurttaşların ortak mücadelesidir” dedi. TORUN: HALKIN ÜSTÜNDE BAŞKA BİR GÜÇ YOKTUR Ordu Milletvekili Seyit Torun, halkın sesini yükselttiğinde doğayı rant uğruna yok etmek isteyenlerin geri adım atmak zorunda kalacağını söyledi. Torun, “Halk sesini yükselttiğinde geri adım atmak zorunda kalacaklar. Çünkü halkın üstünde başka bir güç yoktur. Bu bölgenin doğasını rant uğruna yok etmelerine izin vermeyeceğiz” diye konuştu. SEKÜ KÖYÜ’NDE HALK NÖBETİ CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamanın ardından Sekü Köyü’ne geçti. Heyet, bölgede aylardır madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketinin, Çatalağaç Köyü’ndeki faaliyetlerini Tirebolu’nun Sekü ve Görele’nin Karlıbel bölgelerine genişletmek amacıyla başlattığı sondaj çalışmalarına karşı direnen köylüler, yaşadıkları çevresel sorunları ve mağduriyetleri CHP heyetiyle paylaştı. Köylüler, maden faaliyetlerinin su kaynaklarını, fındık bahçelerini, tarım alanlarını, meraları, ormanlık bölgeleri ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirtti. Yurttaşlar, maden ruhsatlarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı üzerinde de baskı oluşturduğunu dile getirdi. KÖYLÜ KADINLARDAN DESTEK ÇAĞRISI Sekü Köyü’ndeki buluşmada özellikle köylü kadınlar söz alarak topraklarının zehirlenmesine karşı direnmek için destek istedi. Kadınlar, su kaynaklarının kirlenmesi ve köy yaşamının zarar görmesi halinde çocukların geleceğinin tehlikeye gireceğini belirtti. “Çocuklarımıza zehirli su içirmek istemiyoruz” sözleri, buluşmanın en güçlü mesajlarından biri oldu. Köylü kadınlar, fındık bahçelerinin, içme sularının, hayvancılığın, tarım alanlarının ve çocukların geleceğinin korunmasını istedi. Yurttaşlar, maden ruhsatlarına karşı mücadelenin köylerde yaşayan herkesin ortak yaşam hakkı meselesi olduğunu vurguladı. YURTTAŞLAR: ATA MİRASI TOPRAKLARIMIZI SAVUNUYORUZ Ziyaret sırasında yurttaşlar da yaşadıkları sorunları anlattı. Çatalağaç köyü sakinlerinden Esma Aydın, “Cennet memleketimiz cehenneme döndü. Suyumuz yok, yolumuz yok. Ceza yazmak çözüm değil, bize yaşam alanlarımızı geri versinler” dedi. Sekü Köyü sakinlerinden Mesut Aydın ise, “Biz bu ata mirasını geleceğe aktarmak için direniyoruz. Kimsenin bu toprakları talan etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu, çevre mücadelesi nedeniyle baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi. GİRESUN’DA ORTAK YAŞAM SAVUNUSU CHP heyeti, çevre örgütleri, platform temsilcileri, sendika temsilcileri ve yurttaşlar, Giresun’da maden ruhsatlarına karşı ortak dayanışma mesajı verdi. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol’un yer aldığı programda halkın suyuna, toprağına, fındığına, ormanına ve yaşam alanlarına sahip çıkacağı vurgulandı. CHP heyeti, Karadeniz’de doğayı, suyu, yaşam alanlarını ve üretim kültürünü tehdit eden vahşi madencilik politikalarına karşı yurttaşlarla birlikte mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Haber

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK”

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” İstanbul’da düzenlenen panel, Doğu Karadeniz’de vahşi madenciliğin su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, halk sağlığı ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı. Panelde, doğa katliamına bugün “dur” denilmezse gelecekte geri dönüşün olmayacağı vurgulandı. DOĞU KARADENİZ’DEKİ MADEN RİSKİ İSTANBUL’DA TARTIŞILDI Görele ve Çanakçı Çevre Koruma Platformu ile Giresun’dan bazı çevreci sivil toplum kuruluşları, İstanbul’da “Halkımız Doğu Karadeniz’de Vahşi Madenciliğe Neden Karşı Çıkıyor?” temalı panel düzenledi. İstanbul Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Adil Emecan yaptı. Panele İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Öztürk, Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Birsen Oksal ve Prof. Dr. Hakan Bektaş, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fehmi Çalık ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Dalman konuşmacı olarak katıldı. “DOĞA KATLİAMINA ‘DUR’ DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK” Panelde vahşi madenciliğin Doğu Karadeniz’in doğal yapısı, su havzaları, tarım üretimi ve yerleşim alanları üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Konuşmacılar, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını, bölgenin yaşam hakkını ve gelecek güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Panelde şu vurgu yapıldı: " DOĞA KATLİAMINA 'DUR' DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK" Konuşmacılar, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu coğrafyada yapılan madencilik 'kalkınma' değil, kontrollü bir yıkımdır.'Maden şirketleri istihdam sağlıyor, ekonomiye katkı yapıyor' gibi söylemler acı gerçekleri örtmeye yetmiyor." DERELER, İÇME SULARI VE TARIM ALANLARI İÇİN TEHLİKE UYARISI Panelde, açılan maden sahalarının dereleri, içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve ormanlık alanları tehdit ettiği ifade edildi. Siyanür ve ağır metallerin toprağa karışması halinde etkilerin yıllarca değil, nesiller boyunca sürebileceği vurgulandı. Konuşmacılar şu açıklamayı yaptı: "Açılan maden sahalarıyla birlikte dereler zehir akıyor, bulanıyor, içme suları risk altına giriyor. Siyanür ve zehirli ağır metaller toprağa karışıyor, bunun etkisi yıllarca değil, nesiller boyu sürecek.Sadece bu da değil, heyelan riski katlanarak artıyor ve Karadeniz’in zaten hassas olan yapısı daha da kırılgan hale geliyor. Bölgemizde fındık, çay, arıcılık ve hayvancılık bitme noktasına geliyor. Ormanlar kesiliyor, topraklara, derelere maden zehiri akıtılıyor, dolayısıyla önü alınamaz büyük bir tahribat meydana geliyor. 'Bir siyanür havuzu hiç sızdırmaz bile olsa 500 yıl muhafaza edilmesi gerekiyor ki doğaya zararı enaza indirgensin' dersek durumun vahameti daha net anlaşılır.Tüm bu yaşananlar İnsanlarda kanser ve kronik hastalık riskini ciddi şekilde yükseltiyor. Şimdi açıkça şunu sormak gerekiyor, maden şirketlerinin birkaç yıllık geliri ve devlete verilen yüzde 3-4 oranında katkı için yüzyılların doğasını, suyunu, toprağını feda etmek akıl işi midir? Şu da bir gerçek; bu mesele artık sadece çevrecilerin hassasiyeti değildir, bu mesele çocuklarımızın geleceği, içeceği su, yiyeceği gıda, yaşayacağı toprak meselesidir. Bir de şu var, bu projeler yapılırken çoğu zaman bölge halkının fikri bile sorulmuyor. Kararlar masada alınıyor, bedel köyde, derede, bahçede, tarlada ödeniyor. Biz şunu söylüyoruz; bu topraklar sahipsiz değildir. Bu dereler, bu ormanlar, bu yaşam alanları birkaç şirketin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Bu panelde ortaya koyduğumuz bilimsel gerçekler gayet nettir; yaşanan doğa katliamına eğer bugün 'dur' denilmezse gelecekte kesinlikle geri dönüş olmayacaktır.Yakın zamanda panelde yapılan tüm konuşmaları video serisi halinde paylaşacağız. Herkes izlesin ve ürkütücü gerçeği görsün. Çünkü bu mücadele sadece Giresun'un değil; Doğu Karadeniz halkının, hatta bu ülkede nefes alan herkesin meselesidir." “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Panelde insan sağlığına yönelik riskler de öne çıktı. Konuşmacılar, suya, toprağa ve tarımsal üretime karışabilecek kirleticilerin bölgede yaşayan yurttaşlar açısından ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtti. Panelde şu uyarı yapıldı: " İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK" GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ İÇİN MADEN SAHASI UYARISI Konuşmacılar, Giresun’daki maden rezervlerinin orta ve düşük düzeyde olduğunu, bu nedenle yeraltı katmanında dağınık halde bulunduğunu ifade etti. Bu yapının, maden çalışmalarını geniş alanlara yayma riski taşıdığı belirtildi. Panel şu vurguyla tamamlandı: " Giresun'da çıkarılacak madenler orta ve düşük düzeyde, bu nedenle yeraltı katmanında çok dağınık durumda. İlimizin yüzde 85'nin maden sahası ilan edilmesinin sebebi budur.Bu da, çalışmaların çok geniş bir alanda, yani tarım arazilerinde ve su havzalarında da yapılacağını gösteriyor." PANELİ SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ TAKİP ETTİ Paneli Beyoğlu Belediye Başkanı Sefer Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, bazı siyasetçiler, kurum, kuruluş ve STK yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ile çeşitli meslek gruplarından çok sayıda katılımcı takip etti.

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR Haber

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi Yüksel, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada veteriner hekimliğin gıda güvenliği, zoonotik hastalıklarla mücadele ve halk sağlığının korunmasında kritik görev üstlendiğini vurguladı. İSTANBUL — Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi Yüksel, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Dünya Veteriner Hekimler Birliği tarafından 2026 yılı teması olarak belirlenen “Veteriner Hekimler: Gıda ve Sağlığın Koruyucuları” başlığının, veteriner hekimliğin çiftlikten sofraya uzanan zincirdeki hayati rolünü açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Yüksel, veteriner hekimlik hizmetlerinin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını, gıda güvenliği ve güvencesi, zoonotik hastalıkların önlenmesi, antimikrobiyal dirençle mücadele ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin kurulmasında temel işlev gördüğünü belirtti. TEK SAĞLIK VURGUSU Azmi Yüksel, veteriner hekimliğin insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımının ana bileşenlerinden biri olduğunu ifade etti. Enfeksiyon hastalıklarının önemli bölümünün zoonotik kökenli olduğuna dikkat çeken Yüksel, gıdadan bulaşan pek çok hastalığın da hayvansal ürünlerle ilişkili olduğunu kaydetti. Veteriner hekimlerin hastalık takibi, risk değerlendirmesi, erken uyarı ve çok disiplinli müdahale planlarında aktif rol aldığını belirten Yüksel, sürveyans, risk analizi ve erken uyarı sistemlerinde bu meslek grubunun kritik konumda bulunduğunu söyledi. Yüksel, COVID-19, kuş gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tüberküloz, bruselloz ve hantavirüs gibi hastalıkların Tek Sağlık yaklaşımının önemini açık biçimde gösterdiğini dile getirdi. “TÜRKİYE’DE YAPISAL SORUNLAR VAR” Açıklamada Türkiye’de veteriner halk sağlığı hizmetlerinin kurumsal parçalanmışlık, koordinasyon eksikliği ve saha kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle yapısal sorunlar yaşadığı vurgulandı. Yüksel, bu tablonun biyogüvenlik uygulamalarını, antimikrobiyal direncin izlenmesini ve zoonoz kontrolünü zayıflattığını, bunun da gıda güvencesi ve halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu ifade etti. ULUSAL VETERİNER OTORİTESİ ÇAĞRISI Azmi Yüksel, bilimsel veriler ışığında toplum sağlığının korunması ve güvenli gıdaya erişim için bir dizi adımın atılması gerektiğini belirtti. Yüksel, veteriner hekimlik hizmetlerinin etkin, bilim temelli ve bağımsız yapıya kavuşturulması amacıyla idari ve teknik özerkliğe sahip bir Ulusal Veteriner Otoritesi kurulması çağrısı yaptı. Yüksel ayrıca, Tek Sağlık yaklaşımının yasal statüye kavuşturulmasını, bu çerçevede Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu oluşturulmasını ve sektörler arası entegrasyonun güçlendirilmesini istedi. ANTİBİYOTİK KULLANIMI VE HAYVAN REFAHI GÜNDEMİ Açıklamada antimikrobiyal kullanım politikalarının sıkı denetime tabi tutulması, antibiyotiklerin yalnızca veteriner hekim reçetesi ve kontrolünde kullanılması gerektiği belirtildi. Hayvan refahı standartlarının uluslararası normlarla uyumlu hale getirilmesi ve etkin denetim mekanizmalarının kurulması da çağrı başlıkları arasında yer aldı. Sürdürülebilir hayvancılık politikalarının geliştirilmesini isteyen Yüksel, çevre dostu, yerel ve dirençli üretim modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti. YEREL YÖNETİMLERE VE KAMUYA ÇAĞRI Yüksel, yerel yönetimlerde veteriner hekimlik hizmetlerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi ve hizmet sunumunda standardizasyon sağlanmasının önemine işaret etti. Veteriner hekimlerin özlük haklarının da mesleki risk ve sorumluluklarıyla uyumlu şekilde iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. “TEK SAĞLIK YOKSA, SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK DE YOKTUR” Güçlü, bilim temelli ve kamusal bir veteriner hekimlik altyapısı olmadan etkili zoonoz kontrolünün mümkün olmayacağını vurgulayan Yüksel, antimikrobiyal direnç gibi küresel tehditlerle mücadelenin de bu altyapıya bağlı olduğunu ifade etti. Azmi Yüksel, açıklamasını “Tek Sağlık yoksa, sürdürülebilir güvenlik de yoktur” sözleriyle tamamladı. DÜNYA VETERİNER HEKİMLER GÜNÜ MESAJI Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Yüksel, mesleki risk ve sorumluluk bilinciyle çalışan tüm veteriner hekimlerin ve veteriner halk sağlığı emekçilerinin 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladı. Yüksel, emeklerinin ve bilimsel katkılarının değerinin anlaşılması için yetkilileri gerekli adımları atmaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.