Hava Durumu

#Halk Sağlığı

giresunsonhaber - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA KANSER GÜNDEMİ 6 NİSAN’DA MASAYA YATIRILACAK Haber

GİRESUN’DA KANSER GÜNDEMİ 6 NİSAN’DA MASAYA YATIRILACAK

GİRESUN’DA KANSER GÜNDEMİ 6 NİSAN’DA MASAYA YATIRILACAK Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Giresun Kanser Farkındalık Sempozyumu’nu Giresun Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenleyecek. Toplantı, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası içinde yapılacak. Kentteki onkoloji altyapısı, ücretsiz tarama hizmetleri ve artan kanser yükü, sempozyumu yalnızca bir bilimsel buluşma olmaktan çıkarıp doğrudan bir halk sağlığı başlığına dönüştürüyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 1. Giresun Kanser Farkındalık Sempozyumu’nu 6 Nisan Pazartesi günü Giresun Üniversitesi Rektörlüğü Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirecek. Kurumun duyurusunda sempozyum için halka açık davet çağrısı da yer aldı. Toplantı, doğrudan kanser başlığının en kritik alanlarına odaklanıyor. Kurumsal program afişinde ilk bölümde kanser epidemiyolojisi, Giresun’daki epidemiyolojik görünüm, akciğer kanseri, prostat kanseri, meme kanseri ve hematolojik kanserler sıralandı. İkinci bölümde kanser patolojisi, radyolojide tarama yöntemleri, PET/CT kullanımı ve radyoterapi başlıkları yer aldı. Son bölüm ise kanserde hemşirelik uygulamaları, psikiyatrik yaklaşım ve beslenme oturumlarıyla tamamlandı. Bu toplantı, yalnızca hekimleri değil, hemşirelik, psikoloji ve diyetetik alanlarını da aynı zeminde buluşturuyor. Sempozyumun takvimi, Ulusal Kanser Haftası’nın tam ortasına denk geldi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü, Türkiye’de yılda yaklaşık 240 bin kanser vakası teşhis edildiğini, 2045 yılında bu sayının 419 bine çıkmasının beklendiğini açıkladı. Açıklamada 75 yaşına kadar her 4 kişiden 1’inin kansere yakalanacağı, her 8 kişiden 1’inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmini yer aldı. Ayrıca, akciğer, meme ve kolorektal kanserlerin hem dünyada hem Türkiye’de ilk sıralarda bulunduğu da vurgulandı. Kanserin neden bu kadar ağır bir gündem maddesi olduğu resmi verilerde de açık biçimde görülüyor. Sağlık Bakanlığı ve bağlı birimlerin yayımladığı son açıklamalarda kanser, hem dünyada hem Türkiye’de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer aldı. Bakanlık verilerinde en sık görülen kanser türleri akciğer, meme, kolorektal, prostat ve mide olarak sıralandı. Aynı açıklamada tütün kullanımı, obezite, alkol, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve bazı enfeksiyonlar temel risk başlıkları arasında gösterildi. Giresun’daki sempozyumun önemini artıran bir başka başlık da kentte son yıllarda kurulan ve büyüyen onkoloji altyapısı oldu. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin onkoloji kliniği Ekim 2017’den bu yana hizmet veriyor. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin onkoloji kliniğinde ; 1 hematoloji hekimi, 1 tıbbi onkoloji hekimi, 6 hemşire, 1 tıbbi sekreter ve 2 temizlik personeli bulunduğu; servisin 11 yatak kapasitesiyle yatarak kemoterapi, komplikasyon yönetimi ve destek tedavisi verdiği bilgisi yer aldı. Aynı hastanedeki kemoterapi ünitesi ise 16 yatak kapasitesiyle ayaktan kemoterapi ve çeşitli destek tedavileri yürütüyor. Hastane, kanser tanı ve tedavisinde bölgesel kapasitesini artıran adımları son yıllarda peş peşe attı. Resmi kayıtlara göre Genel Cerrahi Kliniği, Ağustos 2021’den 2023 başına kadar 110 onkolojik ameliyat gerçekleştirdi; mide, kolorektal, pankreas, karaciğer, meme, tiroid ve paratiroid kanser cerrahileri bu kapsamda sayıldı. Üroloji alanında prostat MR-TRUS füzyon biyopsi işlemi devreye alındı. Hastane açıklamasında bu yöntemle özellikle agresif prostat kanserlerinin daha yüksek doğrulukla saptanabildiği belirtildi. Aynı metinde, LINAC cihazıyla çalışacak radyasyon onkolojisi kliniğinin planlandığı ve böylece prostat kanserinde tanıdan tedaviye kadar zincirin kentte tamamlanmasının hedeflendiği ifade edildi. Sempozyum, bu nedenle yalnızca bir akademik toplantı değil, Giresun’daki mevcut sağlık kapasitesinin kamuoyuna açıldığı bir vitrin niteliği de taşıyor. Programda prostat, meme, akciğer ve hematolojik kanserlerin ayrı başlıklar halinde işlenmesi, kentte hem sık görülen hem de tarama ve erken tanıyla doğrudan ilişkili alanlara özellikle ağırlık verildiğini gösteriyor. Daha önce 2020 yılında düzenlenen “Giresun ve Kanser” sempozyumunda da kanser kayıtçılığı, taramalar, meme ve serviks kanseri tarama yöntemleri ile kolorektal kanserde erken tanı başlıkları öne çıkmıştı. Kentin sağlık idaresi, birkaç yıldır aynı hattı ısrarla sürdürüyor. Erken tanı ayağı ise doğrudan birinci basamak sağlık hizmetlerine dayanıyor. Sağlık Bakanlığı, meme, serviks ve kolorektal kanser taramalarını ücretsiz yürütüyor. Bakanlık açıklamasına göre 40-69 yaş arası kadınlara klinik meme muayenesi ve iki yılda bir mamografi, 30-65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV-DNA ve smear testi, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere ise iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulanıyor; kolonoskopi de öneriliyor. Taramalar KETEM, Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve mobil tarama araçlarında yapılıyor. Giresun’da bu hizmetin temel adreslerinden biri KETEM. İl Sağlık Müdürlüğü, merkezin Nizamiye Mahallesi Orhan Yılmaz Caddesi No: 49 Merkez/Giresun adresinde hizmet verdiğini ve iletişim numarasının (0454) 260 20 23 olduğunu yayımladı. İl Sağlık Müdürlüğü ayrıca ücretsiz taramalar için ASM, KETEM, SHM ve mobil araçlara başvuru çağrısını bu yıl da yineledi

GİRESUN’DA 11 HASTANEYE “BEBEK DOSTU” TEŞEKKÜR BELGESİ Haber

GİRESUN’DA 11 HASTANEYE “BEBEK DOSTU” TEŞEKKÜR BELGESİ

GİRESUN’DA 11 HASTANEYE “BEBEK DOSTU” TEŞEKKÜR BELGESİ Giresun’da 11 hastane, anne ve çocuk sağlığı hizmetleri kapsamında yürütülen Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı çerçevesinde teşekkür belgesi aldı. Giresun Özel Ada Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi ise “Bebek Dostu” unvan plaketiyle ödüllendirildi. Giresun’da 11 hastane, Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı kapsamında teşekkür belgesi almaya hak kazandı. Belgeler, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy tarafından düzenlenen törende hastanelere teslim edildi. Program, anne ve çocuk sağlığının korunması, hastalıkların azaltılması ve bebek ölümlerinin önlenmesi hedefiyle yürütülüyor. Türkiye’de 1991 yılından bu yana sürdürülen uygulama, anne sütünün teşviki ve sağlık kuruluşlarında bebek dostu hizmet standartlarının güçlendirilmesini amaçlıyor. 11 HASTANE BELGE ALDI 22-25 Eylül 2025 tarihlerinde Giresun’da yapılan değerlendirmelerin ardından Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Prof. Dr. A. İlhan Özdemir Devlet Hastanesi, Bulancak Devlet Hastanesi, Espiye Devlet Hastanesi, Tirebolu Devlet Hastanesi, Op. Dr. Ergun Özdemir Görele Devlet Hastanesi, Dereli İlçe Devlet Hastanesi, Şebinkarahisar Devlet Hastanesi, Giresun Özel Kent Hastanesi ve Giresun Özel Ada Hastanesi teşekkür belgesi aldı. Giresun Özel Ada Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi de “Bebek Dostu” unvan plaketi almaya hak kazanan birim oldu. TÖRENE SAĞLIK YÖNETİCİLERİ KATILDI Belge törenine Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ünal Özek, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Bekir Bulut, Kamu Hastaneleri Başkanı Uzm. Dr. Mustafa Köksal, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Emre Şengün, İl Ambulans Servisi Başhekimi ile il genelindeki hastanelerin başhekimleri ve sağlık bakım hizmetleri müdürleri katıldı.

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ Haber

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: TEK SAĞLIK GÖZETİMİNİN GEREKÇELENDİRİLMESİ Gıda güvenliği, halk sağlığı ve çevresel riskler aynı anda büyüyor. Uzmanlar, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığını birlikte izleyen Tek Sağlık gözetiminin erken uyarı ve hızlı müdahale için kritik hale geldiğini vurguluyor. Güney ve Güneydoğu Asya’da yaşanan kuş gribi salgını, sağlık tehditlerinin artık tek bir alanla sınırlı kalmadığını bir kez daha ortaya koydu. İnsanlarda görülen vaka sayısı sınırlı kaldı ancak salgın, gıda güvenliği, geçim kaynakları ve halk sağlığı üzerinde büyüyen risklerin erken teşhis edilmeden kontrol altına alınamayacağını gösterdi. Bugün birçok kriz sessiz başlıyor. Hayvan hastalıkları, bitki zararlıları, zoonotik enfeksiyonlar ve çevresel bozulmalar, daha büyük tehditlerin ilk işaretlerini veriyor. Buna rağmen müdahale çoğu zaman insanlar hastalandıktan ya da gıda tedarik zinciri aksadıktan sonra başlıyor. Bu tablo, mevcut gözetim sistemlerinin geç kaldığını gösteriyor. Dar izleme modeli riski büyütüyor Mevcut gözetim uygulamalarının önemli bölümü insan hastalıklarının tespiti ya da çiftlik düzeyindeki kayıplarla sınırlı kalıyor. Bu yaklaşım, hayvan, bitki ve çevre alanlarından gelen erken uyarı sinyallerini kaçırıyor. Sonuçta sistem, tehdidi önleyen değil, büyüdükten sonra karşılamaya çalışan reaktif bir yapıya dönüşüyor. Tek Sağlık modeli ortak risk haritası çıkarıyor Tek Sağlık yaklaşımı, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığını tek bir çerçevede ele alıyor. Bu model, birbirinden kopuk veri toplama yöntemleri yerine sektörler arası bilgi paylaşımını esas alan entegre sistemler kurulmasını öngörüyor. Böylece risk, tek bir noktada patlak vermeden önce daha geniş bir çerçevede izlenebiliyor. Sahadaki uygulamalar bu yaklaşımın sonuç verdiğini gösteriyor. Tayland’da hayvan ısırığı bildirimleri için geliştirilen ortak mobil uygulama, kuduz vakalarının hızlı tespitini sağladı. Kamboçya’da insan ve hayvan laboratuvarlarının birbirine bağlanmasıyla leptospiroz ve kuş gribi gibi patojenlerde erken müdahale kapasitesi güçlendi. Ruanda’da ise çevresel veriler üzerinden yürütülen erken uyarı sistemi sayesinde Rift Vadisi humması salgını sınırlı alanda tutuldu. Asıl sorun koordinasyon ve altyapı eksikliği Tek Sağlık gözetiminin önünde ciddi yapısal engeller bulunuyor. Veterinerlik hizmetlerinin yetersiz finansmanı, çevresel izlemedeki düzensizlik, veri paylaşımını zorlaştıran bürokratik ve teknolojik bariyerler, erken teşhisi zayıflatıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde dijital altyapı eksikliği sorunu büyütüyor. Ancak daha varlıklı ülkelerde de kurumsal parçalanma ve yasal kısıtlar benzer sonuçlar doğuruyor. FAO, WHO, WOAH ve UNEP iş birliğiyle geliştirilen çalışmalar, ülkelerde entegre gözetim sistemlerinin kurulmasını hedefliyor. Sierra Leone’de hayvan hastalıkları raporlamasının dijitalleştirilmesi, Özbekistan’da mobil veteriner saha verilerinin sisteme alınması ve Pakistan ile Nepal’de laboratuvar uyumu ile il düzeyi gözetim ağlarının güçlendirilmesi, bu dönüşümün somut örnekleri arasında yer alıyor. Krizden sonra değil, krizden önce müdahale Tek Sağlık gözetimi yalnızca salgınları izlemek için değil, gıda sistemlerini korumak, ekosistem bozulmasını takip etmek, üretim kayıplarını önlemek ve geçim kaynaklarını güvence altına almak için de öne çıkıyor. Erken teşhis, geç müdahalenin yüksek maliyetini düşürüyor; kamu sağlığı ile tarımsal üretim arasındaki bağı görünür hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde küresel sağlık ve gıda güvenliği tehditlerinin büyük bölümü insan, hayvan, bitki ve çevre kesişiminde ortaya çıkacak. Bu nedenle uzmanlar, teknoloji kadar siyasi irade, ortaklık ve sürekli yatırım çağrısı yapıyor. Erken teşhis artık yalnızca sağlık politikası değil, doğrudan bir güvenlik ve sürdürülebilirlik meselesi olarak görülüyor.

GİRESUN’DA ALTYAPI ÇALIŞMALARI MAHALLE MAHALLE İLERLİYOR Haber

GİRESUN’DA ALTYAPI ÇALIŞMALARI MAHALLE MAHALLE İLERLİYOR

GİRESUN’DA ALTYAPI ÇALIŞMALARI MAHALLE MAHALLE İLERLİYOR Giresun Belediyesi’nin kent genelinde sürdürdüğü altyapı çalışmaları, son haftalarda farklı mahallelerde peş peşe başlayan bağlantı, yenileme ve yeni hat uygulamalarıyla genişledi. Aydınlar’dan Kavaklar’a, Çıtlakkale’den Teyyaredüzü’ne uzanan program, eskiyen hatların etap etap yenilendiğini gösterirken; eski boru hatlarında asbestli malzeme bulunma ihtimali de sağlık ve atık yönetimi açısından ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Giresun’da altyapıda sahaya yayılan çalışma trafiği son haftalarda daha görünür hale geldi. Belediye ekipleri önce ihtiyaç duyulan bölgelerde yeni hat ve bağlantı çalışmalarını başlattı, ardından eskiyen noktalarda yenileme programını devreye aldı. Son açıklamaya göre Teyyaredüzü Mahallesi Mollaoğlu Sokak ile Aksu Mahallesi Mehmet İzmen Caddesi’nde kanalizasyon bağlantı çalışması, Çınarlar Mahallesi Debboy mevkisinde ise Çınar Sokak ile Gazi Caddesi bağlantısında yağmur suyu hattı çalışması sürüyor. Sürecin kronolojik akışına bakıldığında, önce Aydınlar Mahallesi’nde kanalizasyon hattı çalışması gündeme geldi. Ardından Kavaklar Mahallesi’nde yeni içme suyu hattı ve kanalizasyon hattı uygulamaları başlatıldı. Sonraki aşamada Gedikkaya Mahallesi 102 Nolu Sokak’ta yağmur suyu hattı yenileme, Hacısiyam Mahallesi Kanuni Sokak’ta içme suyu şebeke hattı yenileme ve Çıtlakkale Mahallesi 120 Nolu Sokak’ta kanalizasyon bağlantı çalışmasının sürdüğü açıklandı. Son olarak program Teyyaredüzü, Aksu ve Çınarlar’daki yeni çalışmalarla genişledi. Kentte yürütülen bu müdahaleler, altyapıda yalnızca günü kurtaran işlemler değil; uzun süredir biriken yenileme ihtiyacına verilen etaplı karşılıklar olarak öne çıkıyor. İçme suyu ve atık su hatlarında eskiyen bölümler parça parça elden geçirilirken, yeni yerleşim alanlarına dönük bağlantı ve proje hazırlıkları da sürüyor. Bu tablo, büyüyen kent yükü karşısında altyapının sürekli güçlendirme gerektirdiğini ortaya koyuyor. Burada bir başka kritik başlık da eski boru hatlarının sağlık boyutu. Asbestin geçmiş yıllarda su ve yapı malzemelerinde yaygın kullanıldığı biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü, tüm asbest türlerinin insan için kanserojen olduğunu; akciğer kanseri, mezotelyoma, gırtlak ve over kanseri ile asbestozise yol açabildiğini belirtiyor. IARC de asbesti Grup 1, yani insan için kanserojen sınıfta değerlendiriyor. Ancak Giresun’daki belirli bir hatta asbestli malzeme bulunduğunu söylemek için laboratuvar doğrulaması gerekir; bu, ancak envanter ve numune analiziyle netleşebilir. Uzman rehberler ve resmi iş sağlığı mevzuatı, asbest şüphesi bulunan hatların rastgele kırılıp sökülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Böyle bir malzeme tespit edilirse sökümün eğitimli ve yetkili ekiplerce yapılması, çalışma öncesinde alanın kontrol altına alınması, toz çıkışını azaltmak için ıslak yöntemlerin tercih edilmesi, kuru süpürme veya kontrolsüz kırma-kesme işlemlerinden kaçınılması gerekiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın uygulama rehberi, asbestli malzemelerle ilgili söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlerinin yalnızca gerekli eğitimleri almış uzman ve çalışanlarca yapılabileceğini vurguluyor. EPA rehberleri de söküm öncesi ayrıntılı inceleme yapılmasını, atığın havaya lif salmayacak şekilde yönetilmesini şart koşuyor. Asbestli malzeme çıkarıldıktan sonra süreç normal hafriyat gibi yürütülemiyor. Türk çevre rehberleri ve uygulama kılavuzları, sökülen asbestli atığın tehlikeli atık olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Atıkların günlük olarak toplanması, asbest işareti taşıyan dayanıklı poşet ya da sızdırmaz ambalajlara konulması, delme riski varsa çift kat paketlenmesi, uygun biçimde etiketlenmesi ve yetkisiz erişime kapalı kontrollü bir alanda geçici depolanması gerekiyor. Sonraki aşamada bu atıkların, lisanslı taşıma ve bertaraf zinciri içinde, Bakanlık sistemleri üzerinden kayıt altına alınarak lisanslı tesislere gönderilmesi gerekiyor. EPA da benzer biçimde asbest atığının ıslak halde, sızdırmaz kapta, etiketli şekilde ve uygun depolama sahalarında bertaraf edilmesini öngörüyor. Özetle, altyapı yenilemesi yalnızca kazı ve boru değişimi meselesi değil; eski hatlarda asbestli malzeme bulunma ihtimali varsa aynı zamanda ciddi bir iş sağlığı, halk sağlığı ve atık yönetimi meselesi. Bu nedenle kentte süren yenileme programında en kritik eşik, eski hatların malzeme tespitinin doğru yapılması ve riskli malzeme çıkarsa bunun uzman ekiplerce, mevzuata uygun biçimde sökülüp bertaraf edilmesi olacak. Kentin altyapı sorununu çözmeye dönük her adım, ancak bu güvenlik zinciri doğru kurulduğunda tam anlamıyla sağlıklı sonuç verebilir

Türk Tabipleri Birliği’nden savaş karşıtı açıklama: Yaşamın ve barışın savunucusuyuz Haber

Türk Tabipleri Birliği’nden savaş karşıtı açıklama: Yaşamın ve barışın savunucusuyuz

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarını kınayarak, savaşın halk sağlığı açısından ağır ve kalıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırılarının Ortadoğu’da bölgesel gerilimi artırdığı ve ağır bir yıkım ile insani kriz tehdidi oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, söz konusu saldırıların nefretle karşılandığı ve kınandığı ifade edildi. TTB, savaşların yalnızca devletleri ya da sınırları değil, doğrudan halkların yaşamını hedef aldığını vurguladı. Ölüm, yaralanma, sakatlık, zorunlu göç, yoksulluk, açlık ve salgın hastalık riskinin savaşın kaçınılmaz sonuçları olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sağlık altyapısının zarar görmesinin kuşaklar boyu sürecek halk sağlığı krizlerine yol açabileceği kaydedildi. Açıklamada, yaşanan gelişmelerin küresel güç mücadelelerinin bir sonucu olduğu savunularak, bu süreçlerin bedelini en çok işçilerin, yoksulların, göçmenlerin, kadınların, çocukların ve sağlık emekçilerinin ödediği ifade edildi. İran halkının hem iç politik baskılar hem de dış askeri müdahale tehdidi altında olduğu belirtilirken, “Emperyalist saldırılar hiçbir halkı özgürleştirmez; eşitsizlikleri ve bağımlılık ilişkilerini derinleştirir” denildi. Ortadoğu halklarının kaderinin bombardımanlar ve vekâlet savaşlarıyla belirlenemeyeceği vurgulanan açıklamada, bölgenin ihtiyacının yeni çatışmalar değil; demokratikleşme, eşitlik, laiklik ve barış içinde bir arada yaşamı güçlendirecek politikalar olduğu ifade edildi. TTB, halkların yaşam ve sağlık hakkının savunucusu olduklarını belirterek, uluslararası toplumu saldırıları durdurmaya ve diplomatik çözüm yollarını işletmeye çağırdı. Bölge ülkelerine ise gerilimi artıracak adımlardan kaçınma çağrısında bulunuldu.

9 ŞUBAT SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ: “SAĞLIĞINIZ İÇİN BUGÜN BİR ADIM ATIN” Haber

9 ŞUBAT SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ: “SAĞLIĞINIZ İÇİN BUGÜN BİR ADIM ATIN”

9 ŞUBAT SİGARAYI BIRAKMA GÜNÜ: “SAĞLIĞINIZ İÇİN BUGÜN BİR ADIM ATIN” 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla, Giresun Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, tütün ve nikotin ürünlerinin yol açtığı sağlık, ekonomik ve toplumsal zararlara dikkat çekerek sigarayı bırakmak isteyenlere destek çağrısında bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Ruhsel Cörüt, tütün kullanımının hâlâ küresel ölçekte en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar yetişkin tütün ürünü kullanıyor ve tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla ölüme yol açıyor. SİGARAYA BAĞLI HASTALIK YÜKÜ AĞIRLAŞIYOR Uzmanlar, sigara ve diğer tütün ürünlerinin yalnızca akciğerleri değil, tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirtiyor. Tütün kullanımı özellikle: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) Akciğer başta olmak üzere çeşitli kanser türleri Kalp ve damar hastalıkları İnme ve solunum yetmezliği gibi ölümcül hastalıklarla doğrudan ilişkili. Nikotinin sinir sistemi üzerindeki etkileri ise güçlü bir bağımlılık mekanizması oluşturarak bırakma sürecini zorlaştırıyor. YENİ NESİL NİKOTİN ÜRÜNLERİ DE MASUM DEĞİL Son yıllarda elektronik sigaralar ve ısıtılmış tütün ürünleri özellikle gençler arasında yaygınlaşıyor. Bu ürünler “daha az zararlı” şeklinde tanıtılsa da, bilimsel veriler uzun dönem etkilerinin belirsiz olduğunu ve nikotin bağımlılığını artırabildiğini gösteriyor. Uzmanlar, bu ürünlerin de tütün kontrol politikalarının kapsamına alınması gerektiğini vurguluyor. SİGARANIN EKONOMİK YÜKÜ DE BÜYÜK Tütün kullanımı sadece sağlık açısından değil, ekonomik açıdan da ciddi bir kayıp yaratıyor. Düzenli sigara harcamaları; hane bütçesinden eğitime, beslenmeye ve temel ihtiyaçlara ayrılabilecek kaynakların azalmasına yol açıyor. Ayrıca tütün kaynaklı hastalıkların tedavi maliyetleri ve iş gücü kaybı, hem aile bütçesini hem de sağlık sistemlerini zorluyor. Sigarayı Bırakınca Vücut Hızla Toparlanıyor Sigarayı bırakmanın faydaları kısa sürede görülmeye başlıyor: Kan dolaşımı düzeliyor Akciğer fonksiyonları iyileşiyor Kalp ve damar hastalıkları riski azalıyor Uzun vadede ise yaşam süresi uzuyor ve yaşam kalitesi belirgin şekilde artıyor. DESTEK ALMAK BAŞARIYI ARTIRIYOR Giresun Üniversitesi bünyesinde hizmet veren sigara bırakma polikliniğinde; Nikotin Replasman Tedavisi (NRT) ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış diğer yöntemlerle kişiye özel bırakma planları uygulanıyor. Uzman hekimler eşliğinde yürütülen tedavi süreci, bırakma başarısını önemli ölçüde artırıyor. Randevular Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden kolayca alınabiliyor. “BU MÜCADELEDE YALNIZ DEĞİLSİNİZ” Dr. Öğr. Üyesi Ruhsel Cörüt, sigarayı bırakmanın zor ama mümkün olduğunun altını çizerek şu mesajı verdi: “Tütün kullanımı dünyadaki en büyük önlenebilir sağlık tehdididir. Ancak doğru destek ve kararlılıkla bu bağımlılıktan kurtulmak mümkündür. Sigarayı bırakmak, sadece kendi sağlığınız için değil, sevdiklerinizin ve toplumun sağlığı için de atılmış büyük bir adımdır.” 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle sağlık uzmanları, tüm vatandaşları dumansız bir yaşam için harekete geçmeye davet ediyor.

RAMAZAN ÖNCESİ ET PİYASASINDA SIKI DENETİM Haber

RAMAZAN ÖNCESİ ET PİYASASINDA SIKI DENETİM

RAMAZAN ÖNCESİ ET PİYASASINDA SIKI DENETİM HALK SAĞLIĞI VE TÜKETİCİ GÜVENİ ÖNCELİKTE Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Ramazan ayı öncesinde artan gıda tüketimine paralel olarak şehir genelindeki kasaplar ve beyaz et satışı yapan işletmelere yönelik kapsamlı bir denetim süreci başlattı. Denetimlerin temel amacı, hem halk sağlığını korumak hem de yoğun alışveriş döneminde tüketici güvenini zedeleyebilecek uygulamaların önüne geçmek olarak açıklandı. KIRMIZI ET Yetkililer, özellikle kırmızı et satış noktalarında hijyen kurallarına uyumun büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Denetimlerde personelin eldiven, bone ve önlük kullanımı; el yıkama alanlarının bulunup bulunmadığı ve çalışanların kişisel hijyen kurallarına uyup uymadığı kontrol edildi. Açık yara, takı kullanımı veya hijyen riskine yol açabilecek unsurlar da inceleme başlıkları arasında yer aldı. Soğuk zincirin korunup korunmadığı da denetimlerin ana başlıklarından biri oldu. Kırmızı etlerin uygun sıcaklık aralığında muhafaza edilip edilmediği kontrol edilirken, dolap içi temizlik, kan ve sıvı birikimi gibi hijyen göstergeleri incelendi. Ürünlerin zemine temas etmeden saklanması ve dondurulmuş ürünlerin doğru çözündürme yöntemleriyle hazırlanması gerektiği işletmelere hatırlatıldı. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri, menşei bilgileri ve tür etiketleri de tek tek gözden geçirildi. Kıyma çekim saatlerinin belirtilmesi gibi izlenebilirlik açısından önemli unsurlar kontrol edildi. Ayrıca tartı aletlerinin kalibrasyon uygunluğu ile fiyat etiketlerinin görünür ve güncel olup olmadığı da ekipler tarafından incelendi. Bu uygulamaların, tüketicinin hem ekonomik hem de sağlık açısından korunması için zorunlu olduğu belirtildi. Bozulmuş kırmızı et ürünlerinin tüketilmesi halinde ise ciddi sağlık riskleri ortaya çıkabiliyor. Uygun sıcaklıkta saklanmayan veya bekleme süresi aşılmış etlerde bakteriyel üreme hızlanıyor. Bu durum mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı ve ateş gibi gıda zehirlenmesi belirtilerine yol açabiliyor. Daha ağır vakalarda ise bağırsak enfeksiyonları ve hastane tedavisi gerektiren tablolar görülebiliyor. TAVUK ETİ Denetimlerin en hassas başlıklarından biri ise tavuk ürünleri oldu. Uzmanlar, tavuk etinin uygun sıcaklıkta saklanmaması durumunda Salmonella ve Campylobacter gibi bakterilerin hızla çoğalabildiğini ve bunun özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor. Bu kapsamda tavuk ürünlerinin 0 ile +4 derece aralığında saklanıp saklanmadığı kontrol edilirken, kırmızı etle temas edip etmediği de özellikle denetlendi. Çapraz bulaşmayı önlemek amacıyla ayrı dolap, ayrı kesim tahtası ve ayrı ekipman kullanımı gerekliliği işletmelere hatırlatıldı. Tavuk etinde bozulma riski daha hızlı geliştiği için denetimlerde ürünlerin kokusu, rengi ve yüzey yapısındaki değişimler de dikkate alındı. Bozulmuş tavuk etinin tüketilmesi; şiddetli gıda zehirlenmeleri, yüksek ateş, kusma, ishal ve sıvı kaybına bağlı halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Özellikle çocuklar ve yaşlı bireylerde bu durum hastaneye yatış gerektirebilecek kadar ağır seyredebildiği için hijyen ve soğuk zincir kurallarının önemi bir kez daha vurgulandı. Ekonomik açıdan bakıldığında ise Ramazan öncesinde et ve tavuk ürünlerine olan talebin artması, piyasada fiyat hareketliliğini de beraberinde getiriyor. Yetkililer, fiyat tarifelerinin denetlenmesinin haksız fiyat artışlarını önlemek ve tüketiciyi korumak açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Güvenli ve denetlenmiş satış noktalarının, kontrolsüz satışların önüne geçerek hem halk sağlığına hem de yerel ekonomiye katkı sağladığı değerlendiriliyor. Zabıta ekipleri, kurallara uygun hizmet veren işletmelere teşekkür ederken eksiklik tespit edilen işyerlerine uyarılarda bulundu ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını istedi. Mevzuata aykırı durumların devam etmesi halinde idari yaptırımlar uygulanacağı bildirildi. Belediye yetkilileri, Ramazan ayı boyunca gıda satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerin artarak süreceğini belirtirken, vatandaşlara da alışveriş yaptıkları yerlerde hijyen koşullarına dikkat etmeleri ve şüpheli durumları yetkililere bildirmeleri çağrısında bulundu.

Karadeniz’in ilk hastalıktan ari koyunculuk işletmesi Giresun'da Haber

Karadeniz’in ilk hastalıktan ari koyunculuk işletmesi Giresun'da

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü’nün paylaşımına göre, Giresun’un Bulancak ilçesinde Veteriner Hekim Süleyman Aksu’ya ait koyunculuk işletmesi “Hastalıktan Ari İşletme Sertifikası” almaya hak kazandı. GİRESUN (İGFA) - Giresun’un Bulancak ilçesinde faaliyet gösteren Veteriner Hekim Süleyman Aksu’ya ait koyunculuk işletmesi, yapılan denetim ve testler sonucunda “Hastalıktan Ari İşletmeler İçin Sağlık Sertifikası” ile belgelendirildi. Böylece işletme, Türkiye genelinde 12’nci, Karadeniz Bölgesi’nde ise ilk hastalıktan ari koyunculuk işletmesi oldu. Ari İşletme Sertifikası, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz tarafından işletme sahibine takdim edildi. Sertifika, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024–2028 Hayvancılık Yol Haritası kapsamında hayata geçirilen sürdürülebilir, verimli ve sağlıklı hayvansal üretim hedefleri doğrultusunda verilen önemli belgeler arasında yer alıyor. Hastalıktan ari işletmeler; küçükbaş hayvancılıkta Bruselloz, büyükbaş hayvancılıkta ise Tüberküloz ve Bruselloz hastalıklarının bulunmadığı, düzenli kontrol, test ve denetimlerle doğrulanan, hijyen ve biyogüvenlik şartlarını eksiksiz sağlayan işletmeler olarak tanımlanıyor. Yetkililer, ari işletmelerin yaygınlaşmasının hayvan sağlığı, halk sağlığı ve kaliteli hayvansal üretim açısından büyük önem taşıdığını vurgularken, bu tür işletmelerin ülke genelinde artırılmasının hedeflendiğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.