Hava Durumu

#Su Kalitesi

giresunsonhaber - Su Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI: PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor. Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor? Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor. Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor: Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı? Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı? Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı? Çadırlar izinli mi, izinsiz mi? İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede? İzinsizse neden işlem yapılmıyor? Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir. KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir. Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir. Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır. BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır. Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir: Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor? Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı? Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor? Atık su nereye gidiyor? Kanalizasyon bağlantısı var mı? Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor? Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir. YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU? Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete) Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır: Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu? Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı? Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi? Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu? Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir. PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI) Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir: Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu? Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu? Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı? Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu? Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir. Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir. Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır: Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı. Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı. Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli. Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı. Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı. Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli. Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli. Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya) DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır. Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir. Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır. Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır. Bugün sorulması gereken soru çok nettir: Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır? Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir? İzin yoksa kim göz yummaktadır? Gece denetimini kim yapmaktadır? Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır? Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır? Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır? Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır. ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor. Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler: Deniz suyu izleniyor mu? Kum alanı temiz mi? Çöp ve cam kırığı var mı? Tuvaletler hijyenik mi? Atık su kontrol altında mı? Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu? Adli risklere karşı denetim var mı? Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi? Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır. BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR? Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü) CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir: Risk kaynağı belirlenmeli. Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı. Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli. Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı. Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı. Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı. Halk açıkça bilgilendirilmeli. Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli. YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır: 1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır. İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır. İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır. 2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez. Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir. 3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir. Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir. Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir. 4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır. Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir. 5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir. 6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır. 7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. 8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır. Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir. 9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır. Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir. 10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır. İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor: Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi? Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı? Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı? Alanda kalan kişiler kayıt altında mı? Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor? Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu? E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor? Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor? Gece güvenliği nasıl sağlanıyor? Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor? Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak? Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır. BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ Fotoğraflar ortadadır. Çadırlar ortadadır. Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır. Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır. Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez. Çünkü sorun görünürdür. Risk görünürdür. GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir. Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir. Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir. Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez. Tabela kaldırılarak sorun çözülemez. Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez. Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

GİRESUN’DA SU GÜVENLİĞİ MASADA: Haber

GİRESUN’DA SU GÜVENLİĞİ MASADA:

GİRESUN’DA SU GÜVENLİĞİ MASADA: KAYNAKLAR, ARITMA TESİSLERİ VE ŞEBEKE KAYIPLARI ELE ALINDI Giresun’da İl Su Kurulu Toplantısı, Valilik Toplantı Salonu’nda Vali Yardımcısı Mehmet Fatih Yakınoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda içme ve kullanma suyu güvenliği, su kaynaklarının korunması, içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu, şebeke kayıplarının azaltılması ve tarımsal sulamada su verimliliğini artıracak uygulamalar değerlendirildi. Giresun açısından toplantının ana başlığı, suyun yalnızca bugünün değil, gelecek yılların en stratejik konusu haline gelmesi oldu. İL SU KURULU VALİLİKTE TOPLANDI Giresun’da İl Su Kurulu Toplantısı, Valilik Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantıya Vali Yardımcısı Mehmet Fatih Yakınoğlu başkanlık etti. Toplantıda içme ve kullanma suyu güvenliğinin sağlanması, su kaynaklarının korunması ve il genelinde su yönetimine yönelik yürütülen çalışmalar ele alındı. Kurulda ayrıca içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu, şebeke kayıplarının azaltılmasına yönelik çalışmalar ve tarımsal sulamada su verimliliğini artıracak uygulamalar üzerinde duruldu. GİRESUN İÇİN SU YÖNETİMİ STRATEJİK BAŞLIK HALİNE GELDİ Giresun, yüksek yağış alan bir Karadeniz ili olarak bilinse de su yönetimi artık yalnızca “kaynak varlığı” üzerinden değerlendirilemiyor. İklim değişikliği, mevsimsel yağış rejimindeki dalgalanmalar, yaz aylarında artan tüketim, kırsal alanlardaki altyapı ihtiyaçları, içme suyu kaynaklarının korunması ve tarımsal sulamada verimlilik, Giresun için su yönetimini daha kritik hale getiriyor. Bu nedenle İl Su Kurulu toplantısında ele alınan başlıklar, sadece teknik altyapı gündemi değil; halk sağlığı, tarımsal üretim, çevre güvenliği ve yerel kalkınma açısından da önem taşıyor. İÇME SUYU GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLİ GÜNDEM OLDU Toplantının öncelikli başlıklarından biri içme ve kullanma suyu güvenliği oldu. İçme suyunda güvenliğin sağlanması; kaynaktan depoya, depodan arıtma tesisine, arıtma tesisinden şehir şebekesine kadar bütün zincirin kontrol edilmesini gerektiriyor. Bu kapsamda su kaynaklarının korunması, arıtma tesislerinin kapasitesi, depolama alanlarının durumu, şebeke hatlarının kayıp-kaçak oranı ve düzenli izleme çalışmaları Giresun açısından öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. İçme suyunda güvenlik yalnızca suyun musluğa ulaşmasıyla sınırlı değil. Suyun sağlıklı, sürdürülebilir, kesintisiz ve kalite standartlarına uygun şekilde vatandaşlara ulaştırılması gerekiyor. ARITMA TESİSLERİNİN MEVCUT DURUMU DEĞERLENDİRİLDİ Toplantıda içme suyu arıtma tesislerinin mevcut durumu da değerlendirildi. Giresun’da içme suyu altyapısının uzun vadeli planlamasında arıtma tesisleri kritik rol oynuyor. Özellikle kent merkezi, ilçe merkezleri ve nüfus hareketliliği artan bölgelerde arıtma kapasitesinin yeterliliği, su kalitesi açısından temel gündem başlığı haline geliyor. Giresun’un uzun vadeli içme suyu ihtiyacı için gündemde olan İkisu İçme Suyu Projesi ve Giresun İçme Suyu Arıtma Tesisi Projesi bu açıdan önem taşıyor. Giresun Belediyesi’nin daha önce duyurduğu bilgilere göre DSİ tarafından yürütülen proje; Giresun, Bulancak, Keşap, Dereli ve Duroğlu’nun uzun yıllara yayılan içme suyu ihtiyacını karşılamayı hedefliyor. (Giresun Belediyesi) Yerel basına yansıyan bilgilere göre Giresun’a gelecek içme suyu için Kavaklar Mahallesi’nde arıtma tesisi kurulması planlanıyor ve proje aşamasındaki imalat noktaları DSİ heyeti tarafından yerinde incelendi. İKİSU PROJESİ GİRESUN’UN UZUN VADELİ SU PLANI AÇISINDAN ÖNEMLİ Giresun’un içme suyu gündeminde İkisu İçme Suyu Projesi ayrı bir başlık oluşturuyor. Proje, yalnızca Giresun merkez için değil; Dereli, Keşap, Bulancak ve çevre yerleşimlerin uzun vadeli içme suyu ihtiyacını karşılamaya yönelik bölgesel bir altyapı yatırımı olarak değerlendiriliyor. Giresun’da nüfus hareketliliği, yaz aylarında artan su tüketimi, yeni yerleşim alanları, sanayi ve hizmet alanlarındaki büyüme, içme suyu yatırımlarını daha planlı hale getirmeyi zorunlu kılıyor. Bu nedenle İl Su Kurulu toplantısında arıtma tesisleri ve kaynak güvenliği başlığının ele alınması, İkisu ve bağlantılı içme suyu yatırımlarının şehir açısından taşıdığı önemi yeniden gündeme getirdi. ŞEBEKE KAYIPLARI AZALTILMADAN SU YÖNETİMİ TAMAMLANAMAZ Toplantıda değerlendirilen bir diğer kritik konu şebeke kayıpları oldu. İçme suyu kaynakları ne kadar güçlü olursa olsun, suyun şebekeye verildikten sonra kayıp-kaçak nedeniyle boşa gitmesi hem ekonomik hem çevresel açıdan ciddi sorun oluşturuyor. Eskiyen hatlar, arızalar, kaçak kullanımlar, ölçüm eksiklikleri ve basınç yönetimi sorunları, şehirlerde su kayıplarının temel nedenleri arasında yer alıyor. Giresun gibi eğimli topoğrafyaya sahip kentlerde şebeke basıncı, hat yenileme, depo yönetimi ve mahalle bazlı izleme çalışmaları daha da önem kazanıyor. Şebeke kayıplarının azaltılması; yeni su kaynağı bulmak kadar değerli bir tasarruf alanı oluşturuyor. Çünkü kayıp oranı düşürüldüğünde aynı kaynakla daha fazla nüfusa ve daha güvenli hizmet sunulabiliyor. TARIMSAL SULAMADA VERİMLİLİK GÜNDEMDE İl Su Kurulu toplantısında tarımsal sulamada su verimliliğini artıracak uygulamalar da ele alındı. Giresun’da tarımsal üretimin ana omurgasını fındık oluşturuyor. Bunun yanında sebzecilik, meyvecilik, örtü altı üretim ve iç kesimlerde farklı ürün desenleri de su yönetimiyle doğrudan bağlantılı. İklim değişikliğiyle birlikte yaz aylarında kuraklık riski, düzensiz yağışlar ve toprak nemindeki azalma tarımsal üretimi etkiliyor. Bu nedenle sulamada verimlilik, yalnızca sulama yapılan alanlar için değil, ürün kalitesi ve verim istikrarı açısından da önem taşıyor. Tarımsal sulamada vahşi sulama yerine basınçlı sulama sistemleri, damla sulama, yağmurlama, sulama zamanlaması, toprak nemi takibi ve ürün bazlı su ihtiyacı planlaması öne çıkıyor. SU KAYNAKLARININ KORUNMASI KURUMSAL KOORDİNASYON İSTİYOR Toplantıda su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik istişarelerde bulunuldu. Su yönetimi tek kurumun sorumluluğunda yürütülebilecek bir alan değil. Belediyeler, İl Özel İdaresi, DSİ, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, çevre birimleri, sağlık birimleri, kaymakamlıklar ve yerel yönetimler aynı veri ve planlama anlayışıyla hareket etmek zorunda. Kaynak koruma alanları, dere yatakları, içme suyu havzaları, arıtma tesisleri, depolar, şebeke hatları ve tarımsal sulama sistemleri bir bütün olarak ele alınmadığında su yönetimi parçalı kalıyor. İl Su Kurulu toplantısı, bu parçalı yapının ortak koordinasyonla yönetilmesi açısından önem taşıyor. SU KURULLARI YERELDEN ULUSALA UZANAN YAPIYLA ÇALIŞIYOR Türkiye’de su yönetiminde Ulusal Su Kurulu, Havza Su Kurulları ve İl Su Kurulları birbirini tamamlayan bir yapı olarak çalışıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre illerde belirlenen ihtiyaçlar ve alınan kararlar Havza Su Kurullarına taşınıyor, buradan çıkan sonuçlar da Ulusal Su Kuruluna aktarılıyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Su Kurullarının görev ve çalışma esaslarını düzenleyen yönetmelik, Ulusal Su Kurulu, Havza Su Kurulları ve İl Su Kurullarının kuruluşu ile görev ve çalışma usullerini belirlemek amacıyla hazırlandı. (Mevzuat) Bu yapı, Giresun’da tespit edilen su sorunlarının yalnızca yerel gündemde kalmamasını, havza ve ülke ölçeğinde su politikalarına aktarılmasını sağlıyor. GİRESUN’UN SU GÜNDEMİ KAYNAKTAN MUSLUĞA PLANLANMALI Giresun açısından su yönetiminde önümüzdeki dönemin temel başlıkları kaynaktan musluğa güvenli su, arıtma kapasitesi, şebeke kayıplarının azaltılması, kırsal içme suyu altyapısı, tarımsal sulama verimliliği ve iklim değişikliğine uyum olarak öne çıkıyor. Bu başlıkların her biri, şehrin hem bugünkü yaşam kalitesini hem de gelecek yıllardaki büyüme kapasitesini doğrudan ilgilendiriyor. İl Su Kurulu toplantısı, Giresun’da suyun yalnızca teknik altyapı meselesi değil; halk sağlığı, tarımsal üretim, çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma başlığı olarak ele alınması gerektiğini ortaya koydu. KURAKLIK RİSKİNE KARŞI ERKEN PLANLAMA ŞART Giresun yağışlı bir coğrafyada yer alsa da iklim değişikliği, tüm illerde olduğu gibi su yönetimini daha dikkatli planlamayı zorunlu hale getiriyor. Yağışın yıl içindeki dağılımı, ani sağanaklar, taşkın riski, yaz aylarında su tüketiminin artması, tarımsal üretimde su ihtiyacı ve içme suyu kaynaklarının korunması aynı anda yönetilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor. Bu nedenle su yönetimi yalnızca kriz dönemlerinde değil, normal dönemlerde de düzenli veri, izleme, yatırım ve koordinasyon gerektiriyor. GİRESUN İÇİN SUDA YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: KORUMA, VERİMLİLİK VE KOORDİNASYON İl Su Kurulu Toplantısı, Giresun’un su yönetiminde üç temel başlığın öne çıktığını gösterdi. Birincisi, içme suyu kaynaklarının korunması ve güvenli arıtma sistemiyle vatandaşa ulaştırılmasıdır. İkincisi, şebeke kayıplarının azaltılarak mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasıdır. Üçüncüsü ise tarımsal sulamada suyun ölçülü, planlı ve verimli kullanılmasını sağlayacak uygulamaların yaygınlaştırılmasıdır. Giresun’un gelecekte su sorunu yaşamaması için yeni kaynak arayışı kadar mevcut kaynakların korunması, kayıpların azaltılması ve bütün kurumların aynı planlama diliyle hareket etmesi gerekiyor.

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ” Haber

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ”

GİRESUN’DA DENİZ SUYU ANALİZLERİ AÇIKLANDI: 23 NOKTANIN TAMAMI “İYİ” Giresun’da 2026 yaz sezonu kapsamında 15 Haziran’da alınan deniz suyu numunelerinin analiz sonuçları açıklandı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen 23 noktadan alınan yüzme suyu numunelerinin tamamı “iyi” olarak değerlendirildi. Analizler, halk sağlığını korumaya dönük ulusal mevzuat ve uluslararası yüzme suyu izleme yaklaşımında esas alınan mikrobiyolojik göstergeler üzerinden yapıldı. GİRESUN KIYILARINDA 23 NOKTA İNCELENDİ Giresun’da halkın yoğun olarak denize girdiği alanlar ile kirlilik açısından izlenmesi gereken kıyı noktalarından 15 Haziran 2026’da numune alındı. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından alınan 23 yüzme suyu numunesi Giresun Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda analiz edildi. Açıklanan tabloda Merkez, Bulancak, Eynesil, Görele, Keşap, Piraziz ve Tirebolu’daki izleme noktalarının tamamında sonuç “iyi” olarak yer aldı. Bu tablo, 22 Haziran 2026 tarihli duyuruda “2026 yılı yaz sezonu yüzme suyu analiz sonuçları” başlığıyla paylaşıldı. TABLODAKİ 23 NOKTANIN DEŞİFRESİ Sıra İlçe Numune noktası İzleme türü Sınıflandırmaya dahil mi? Sonuç 1 Merkez Köyhizmetleri Önü Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 2 Merkez Belediye Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 3 Merkez Jandarma Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 4 Merkez Polisevi Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 5 Merkez Çerkez Önü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 6 Bulancak Burunucu Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 7 Bulancak Belediye Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 8 Bulancak Burunucu Küçüklü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 9 Bulancak Karaibrahimoğlu Ofran Kirlilik izleme Hayır İyi 10 Eynesil Boztepealtı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 11 Görele Eski Şantiye Yanı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 12 Keşap Deliklitaş Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 13 Keşap Asarkaya Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 14 Keşap Uluburun Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 15 Keşap T1 Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 16 Keşap Düzköyaltı Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 17 Piraziz Villalar Önü Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 18 Tirebolu Eğrice Halk Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 19 Tirebolu Kaynarca Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 20 Tirebolu Belediye Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi 21 Tirebolu Uzunkum Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 22 Tirebolu Bada Plajı Kirlilik izleme Hayır İyi 23 Tirebolu Yılgın Aile Plajı Yüzme suyu izleme Evet İyi Tabloda 16 nokta “yüzme suyu izleme” kapsamında, 7 nokta ise “kirlilik izleme” kapsamında yer aldı. “Sınıflandırmaya dahil” sütununda “Evet” yazan alanlar sezonluk yüzme suyu sınıflandırmasında esas alınan noktaları gösteriyor. “Hayır” yazan kirlilik izleme noktaları ise suyun kötü olduğu anlamına gelmiyor; olası kirlilik baskısını takip etmek için ayrıca izlenen kontrol noktalarını ifade ediyor. Bu noktalarda da sonuç “iyi” olarak açıklandı. ULUSLARARASI YAKLAŞIM: E. COLİ VE İNTESTİNAL ENTEROKOK TAKİBİ Yüzme suyu analizlerinde temel amaç, denize girenlerin mikrobiyolojik kirlilikten kaynaklanabilecek sağlık risklerine maruz kalmasını önlemek. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, kıyı ve tatlı sularda halk sağlığının korunması için risk temelli izleme ve yönetim yaklaşımını esas alıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) Avrupa Birliği’nin yüzme suyu mevzuatı da yüzme suyu kalitesini dışkı kaynaklı bakterilerin düzeylerine göre “mükemmel”, “iyi”, “yeterli” ve “zayıf” sınıflarına ayırıyor. Bu sistemde temel göstergeler Escherichia coli ve İntestinal Enterokok olarak kullanılıyor. (Environment) Türkiye’de yürürlükteki Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme suyunun izlenmesi, sınıflandırılması, kirlilik nedenlerinin belirlenmesi, halkın bilgilendirilmesi ve gerektiğinde idari önlemler alınması esasına dayanıyor. Yönetmelikte E. coli ve İntestinal Enterokok, yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde kullanılan temel mikrobiyolojik parametreler arasında yer alıyor. (resmigazete.gov.tr) GİRESUN TABLOSUNDA SINIR DEĞERLER NE GÖSTERİYOR? Giresun analiz tablosunun alt bölümünde kalite değerlendirmesi için kullanılan parametreler açıkça belirtiliyor. Buna göre: Parametre Kılavuz değer Zorunlu değer İntestinal Enterokok 100 370 E. coli / Escherichia coli 100 1000 Bu değerler, yüzme suyunda dışkı kaynaklı mikrobiyolojik kirliliği izlemek için kullanılıyor. Tabloda nokta bazında sayısal bakteri değerleri paylaşılmıyor; yalnızca her nokta için nihai sonuç açıklaması “iyi” olarak veriliyor. Bu nedenle hangi plajın sınır değerlere daha uzak ya da daha yakın olduğu, yalnızca bu özet tablo üzerinden görülemiyor. AYNI İLÇEDE YAKIN NOKTALARDA FARKLI SONUÇ ÇIKABİLİR Deniz suyu kalitesi kıyı boyunca sabit değildir. Aynı ilçede, hatta birbirine yakın plajlarda bile farklı mikrobiyolojik sonuçlar çıkabilir. Bunun bilimsel nedeni, deniz suyunun hareketli olması ve kirlilik yükünün noktasal olarak değişmesidir. Dere ağızları, yağmur sonrası yüzey akışı, kanal bağlantıları, kıyı akıntıları, rüzgâr yönü, dalga hareketi, dipteki tortunun karışması, plajdaki insan yoğunluğu, numunenin kıyıya yakın ya da daha açık noktadan alınması ve numune alma saati sonucu etkileyebilir. Özellikle Karadeniz kıyısında akıntı ve dalga hareketi, kıyı boyunca kısa mesafelerde bile farklı mikrobiyolojik dağılımlar oluşturabilir. Bir noktada bakteri yükü hızla seyrelirken, yakın başka bir noktada dere ağzı, rüzgâr yönü veya geçici yüzey akışı nedeniyle daha yüksek değer görülebilir. Bu nedenle uluslararası yüzme suyu yönetiminde yalnızca tek ölçüm değil, sezon boyunca düzenli izleme, risk profili, kısa dönem kirlilik takibi ve halkın bilgilendirilmesi esas alınır. (legislation.gov.uk) 23 NOKTADA OLUMSUZ SONUÇ YOK Giresun’un 15 Haziran 2026 tarihli analiz tablosunda tüm numune noktalarında sonuç “iyi” olarak açıklandı. Merkez’de Köyhizmetleri Önü Plajı ve Belediye Halk Plajı, Bulancak’ta Burunucu Plajı ve Belediye Halk Plajı, Eynesil’de Boztepealtı Plajı, Görele’de Eski Şantiye Yanı Plajı, Keşap’ta Deliklitaş Halk Plajı, Asarkaya Aile Plajı, Uluburun Halk Plajı ve Düzköyaltı Plajı ile Tirebolu’da Eğrice Halk Plajı, Kaynarca Aile Plajı, Belediye Plajı ve Yılgın Aile Plajı yüzme suyu izleme kapsamında “iyi” sonucu aldı. Kirlilik izleme kapsamında takip edilen Jandarma Plajı, Polisevi Plajı, Çerkez Önü Plajı, Burunucu Küçüklü Plajı, Karaibrahimoğlu Ofran, T1 Plajı, Villalar Önü Plajı, Uzunkum Plajı ve Bada Plajı’nda da sonuç “iyi” olarak kayda geçti. SEZON BOYUNCA TAKİP SÜRECEK Tablonun not bölümünde sezon boyunca her 15 günde bir yüzme suyu numunesi alınmaya devam edileceği belirtildi. Bu takip, deniz suyu kalitesinin yalnızca tek bir tarihte değil, sezon boyunca düzenli olarak izlenmesi açısından önem taşıyor. Giresun’da açıklanan ilk tablo, yaz sezonu başlangıcında kıyı noktalarının tamamında “iyi” sonuç alındığını gösterdi. Ancak halk sağlığı açısından kalıcı güvence, düzenli ölçüm, sayısal analiz değerlerinin izlenmesi, kısa dönem kirlilik risklerinin takip edilmesi ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasıyla sağlanır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.