Hava Durumu

#Atık Yönetimi

giresunsonhaber - Atık Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN ÇÖP SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN SAHADA Haber

GİRESUN ÇÖP SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN SAHADA

GİRESUN ÇÖP SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN SAHADA İSTAÇ MODELİ YERİNDE İNCELENDİ VALİ MUSTAFA KOÇ BAŞKANLIĞINDA GİRKASİÇ-BİR ÜYESİ BELEDİYE BAŞKANLARI, İSTANBUL’DA GÜNLÜK 3 BİN TON ATIK İŞLEME KAPASİTESİNE SAHİP İSTAÇ ATIK YAKMA VE ENERJİ ÜRETİM TESİSİNİ İNCELEDİ. GİRESUN’A BENZER BİR TESİS KAZANDIRILMASI AMACIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN ZİYARETTE; TEKNOLOJİ, ENERJİ ÜRETİMİ, EMİSYON KONTROLÜ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ATIK YÖNETİMİ UYGULAMALARI YERİNDE DEĞERLENDİRİLDİ. Giresun’un uzun yıllardır gündeminde bulunan katı atık sorununa kalıcı ve sürdürülebilir çözüm arayışında önemli bir teknik inceleme gerçekleştirildi. Giresun İli Katı Sıvı Atık ve İçmesuları Birliğine (GİRKASİÇ-BİR) üye belediye başkanları, Giresun Valisi Mustafa Koç’un başkanlığında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İSTAÇ’ın Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’nde incelemelerde bulundu. Giresun’a benzer bir tesis kazandırılması amacıyla gerçekleştirilen ziyarette heyete, İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler tarafından teknik sunum yapıldı. İncelemelere İSTAÇ Genel Müdürü Fatih Uğur ile ilgili birim müdürleri de eşlik etti. Heyet; evsel atıkların modern yöntemlerle bertaraf edilmesini, atıkların kontrollü biçimde yakılarak enerjiye dönüştürülmesini, baca gazı arıtma ve emisyon izleme sistemlerini, yakma sonrasında ortaya çıkan proses artıklarının yönetimini ve İstanbul’da uygulanan entegre atık yönetimi modelini yerinde inceleme imkânı buldu. Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi çevresinde yaşanan son gelişmelerin ardından Giresun’un uzun vadeli atık politikasının yeniden ele alınmaya başlanması açısından ziyaret dikkat çekici bir adım oldu. Vali Koç’un belediye başkanlarını aynı teknik incelemede bir araya getirmesi ve çalışan bir tesisin işletme modelinin yerinde değerlendirilmesi, sorunun kalıcı çözümüne yönelik ortak iradenin güçlenmesi bakımından olumlu karşılandı. İstanbul’daki incelemenin ardından Giresun için nasıl bir kapasite ve teknoloji seçileceği henüz belirlenmiş değil. Ancak ziyaret, yıllardır tartışılan katı atık sorununun yalnız geçici depolama çözümleri üzerinden değil; geri kazanım, enerji üretimi, çevresel kontrol ve sürdürülebilir işletme modeli birlikte değerlendirilerek ele alınması yönünde somut bir başlangıç olarak görülüyor. İNCELENEN TESİS GÜNDE 3 BİN TON ATIK İŞLEYEBİLİYOR Heyetin ziyaret ettiği İSTAÇ Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi, İstanbul’un entegre atık yönetimi altyapısının en önemli bileşenlerinden biri. İSTAÇ’ın resmî verilerine göre 2021 yılı sonunda işletmeye alınan tesis günde 3 bin ton, yılda yaklaşık 1 milyon ton evsel atık işleme kapasitesine ve 85 MW kurulu elektrik gücüne sahip. Tesis İstanbul’daki günlük evsel atığın yaklaşık yüzde 15’ini işleyebiliyor. 2024 yılı faaliyet verilerine göre tesiste yaklaşık 1 milyon ton atık işlenirken 599 bin 701 MWh elektrik üretildi. İstanbul modeli bu yönüyle yalnız çöplerin ortadan kaldırıldığı bir bertaraf tesisi değil; atığın kontrollü termal işlemden geçirilerek enerjiye dönüştürüldüğü büyük ölçekli bir endüstriyel tesis niteliğinde. Buradan sonra Giresun açısından belirleyici olacak konu, İstanbul’daki teknolojinin birebir kopyalanması değil; Giresun’un atık miktarı, atık karakteri, coğrafyası, taşıma ağı ve belediyelerin ekonomik kapasitesine uygun ölçeğin belirlenmesi olacak. ÜÇ AYRI YAKMA HATTI BULUNUYOR İstanbul’daki tesis birbirinden bağımsız üç yakma hattından oluşuyor. Teknoloji sağlayıcısı Hitachi Zosen Inova’nın teknik verilerine göre tesisin nominal kapasitesi yılda 1 milyon ton ve atığın tasarım alt ısıl değer aralığı 6–9 MJ/kg. Her hatta hava soğutmalı, ileri-geri hareketli ızgara sistemi bulunuyor. Bir hattın termal kapasitesi 87 MWth. Izgarada yakılan atığın enerjisi kazan sisteminde buhara dönüştürülüyor. (hz-inova.com) Kazan sistemi beş geçişli olarak tasarlanmış durumda. Teknik projede her hat için canlı buhar debisi 111,9 ton/saat, basınç 72 bar, sıcaklık ise 426 derece olarak veriliyor. Buhar daha sonra yoğuşmalı-buhar türbini üzerinden elektrik üretiminde değerlendiriliyor. Tedarikçinin teknik tasarım verisinde türbinin elektrik çıkışı tam yükte yaklaşık 77 MWe, İSTAÇ’ın işletme için açıkladığı toplam kurulu güç ise 85 MW seviyesinde. (hz-inova.com) Bu veriler, atık yakmanın yalnızca “çöpü fırına atıp yakmak” biçiminde basit bir işlem olmadığını; atığın enerji değerinden buhar çevrimine kadar çok sayıda mühendislik parametresi gerektirdiğini gösteriyor. BACA GAZI ÇOK KADEMELİ SİSTEMDEN GEÇİYOR İstanbul tesisinin en önemli teknik bölümlerinden biri baca gazı arıtma sistemi. Teknik projede SNCR sistemi, kuru sorpsiyon reaktörü ve torbalı filtre birlikte kullanılıyor. Her yakma hattındaki baca gazı akışının standart şartlarda yaklaşık 173 bin 720 metreküp/saat olduğu belirtiliyor. (hz-inova.com) İSTAÇ ayrıca emisyonların Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi ile kesintisiz takip edildiğini ve kayıt altına alındığını bildiriyor. (İSTAÇ) Dolayısıyla Giresun’da benzer bir termal sistem gündeme gelecekse yatırım yalnız fırın ve türbin maliyetinden oluşmayacak. Baca gazı arıtımı, sürekli ölçüm sistemi, kimyasal sarf malzemeleri, filtreler, yüksek sıcaklık ekipmanlarının bakımı ve çevresel izleme de işletmenin ayrılmaz parçaları olacak. KÜL DE YÖNETİLİYOR Yakma işleminden sonra atık tamamen ortadan kalkmıyor. Geride taban külü ve diğer proses artıkları kalıyor. İSTAÇ bu nedenle 2023 yılında Taban Külü Geri Kazanım Tesisini işletmeye aldı. Şirketin sürdürülebilirlik raporunda yaklaşık 1 milyon ton atığın yakılması sonucunda yaklaşık 170 bin ton taban külü oluştuğu ve bu materyal içerisinden yaklaşık 3 bin 500 ton değerli metalin geri kazanıldığı belirtiliyor. (İSTAÇ) Bu yönüyle İstanbul modeli yalnız yakma ve elektrik üretiminden değil, yakma sonrasında oluşan malzemelerin yönetiminden de oluşuyor. İSTAÇ’IN SİSTEMİ SADECE YAKMA TESİSİ DEĞİL Giresun açısından İstanbul ziyaretinden çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri de bu. İSTAÇ’ın atık yönetim modeli yalnızca yakma tesisine dayanmıyor. İstanbul’da düzenli depolama alanlarından çıkan depo gazından elektrik üretiliyor, organik atıklar biyometanizasyon tesislerinde değerlendiriliyor, geri kazanım tesisleri ve atık transfer merkezleri işletiliyor; bunların yanında termal bertaraf gerçekleştiriliyor. (İSTAÇ) Örneğin İSTAÇ’ın 2024 Faaliyet Raporunda Kemerburgaz Biyometanizasyon Tesisi’nin aynı yıl kaynağında ayrı toplanmış 15 bin 774 ton organik atığı işlediği ve biyogazdan elektrik üretildiği belirtiliyor. (İSTAÇ) Dolayısıyla İstanbul’da heyetin incelediği sistemden Giresun’a aktarılabilecek esas deneyim yalnızca “çöp yakmak” değil, farklı atık türlerini farklı yöntemlerle değerlendiren entegre atık yönetimi yaklaşımı olabilir. GİRESUN’UN GÜNLÜK ATIĞI 400 TON BANDINDA Giresun açısından yapılacak fizibilitenin çıkış noktası ise kentin kendi ölçeği olmak zorunda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2024 Giresun İl Çevre Durum Raporuna göre GİRKASİÇ-BİR kapsamındaki belediyelerin günlük atık miktarı yaz döneminde 404,29 ton, kış döneminde 370,60 ton. Alucra, Çamoluk ve Şebinkarahisar da hesaba katıldığında Giresun il genelinde günlük atık miktarı yazın 437,68 ton, kışın ise 401,21 ton seviyesinde. Bu rakamlar, İstanbul’da ziyaret edilen 3 bin ton/gün kapasiteli tesis ile Giresun arasındaki ölçek farkını açıkça ortaya koyuyor. Ancak bu durum yakma teknolojisinin Giresun açısından otomatik olarak elenmesi anlamına gelmiyor. Tam tersine İstanbul ziyareti; Giresun’a uygun kapasitenin, teknoloji kombinasyonunun ve ekonomik modelin ayrıca hesaplanması gerektiğini gösteriyor. GİRESUN ÇÖPÜNÜN YÜZDE 60’A YAKINI ORGANİK Teknoloji seçiminde yalnız tonaj değil, çöpün içeriği de belirleyici. Giresun Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi araştırmacıları tarafından 2022 yılında yayımlanan hakemli çalışmada, Giresun’daki kentsel katı atık kompozisyonunun yaklaşık yüzde 60’ının organik atıklardan oluştuğu belirtiliyor. Araştırmada Giresun’un belediye atıklarında geri dönüşüm potansiyeli yüzde 30,05 olarak hesaplanırken, çalışma dönemindeki fiilî geri dönüşüm oranı yüzde 2,04 olarak verilmişti. Araştırmacılar yüksek organik içerik nedeniyle özellikle kompostlaştırma ve biyometanizasyon seçeneklerinin entegre atık yönetiminde değerlendirilmesini öneriyor. (DergiPark) Aynı çalışmada yanabilir fraksiyonun önemli düzeyde olmasına karşın Giresun atığının yüksek nem ve düşük ısıl değerinin doğrudan termal işlemleri güçleştirebileceğine dikkat çekiliyor. (DergiPark) Bu bilimsel veri yakma seçeneğine karşı bir sonuç değil; Giresun’da kurulacak sistem için önce güncel atık karakterizasyonunun yapılmasının gerekliliğini ortaya koyuyor. İSTANBUL ZİYARETİ FİZİBİLİTE İÇİN ÖNEMLİ BİR BAŞLANGIÇ Vali Mustafa Koç’un belediye başkanlarını aynı masa etrafında toplayarak çalışan tesisleri yerinde inceleme yoluna gitmesi, yıllardır ertelenen katı atık meselesinde çözüm arayışının somutlaşması bakımından olumlu bir gelişme. Bundan sonraki aşamada Giresun’un yaz-kış güncel atık miktarının, neminin, alt ısıl değerinin, organik içeriğinin, geri kazanılabilir fraksiyonunun, kül ve klor oranlarının ortaya çıkarılması; ilçe bazlı taşıma mesafeleri ve transfer istasyonlarının planlanması gerekiyor. Bunun yanında yatırım bedeli kadar 20–25 yıllık işletme maliyeti, ton başına bertaraf ücreti, enerji geliri, baca gazı arıtma giderleri, kül yönetimi, bakım ve personel ihtiyacı da aynı fizibilite içinde hesaplanmalı. Çünkü Giresun’un ihtiyacı İstanbul’daki tesisi aynen kopyalamaktan çok, İstanbul’da edinilen işletme tecrübesinden yararlanarak Giresun ölçeğine uygun bir model geliştirmek. HEDEF ÇÖPÜ YALNIZ BERTARAF ETMEK DEĞİL, DEĞERE DÖNÜŞTÜRMEK Çavuşlu’da yaşanan süreç, Giresun’un atık yönetimini yeniden düşünmesi için önemli bir fırsata da dönüşebilir. Kaynakta ayrı toplama, geri dönüşüm, organik atıkların biyolojik yöntemlerle değerlendirilmesi, enerji geri kazanımı ve yalnız geriye kalan atığın düzenli depolanması birlikte ele alınabilirse Giresun uzun yıllardır devam eden çöp tartışmasını kalıcı bir sisteme dönüştürebilir. İstanbul’da yapılan teknik ziyaret bu açıdan değerli. Vali Mustafa Koç ve belediye başkanlarının ortak hareket ederek farklı modelleri yerinde incelemesi, Giresun’un çözüm arayışında kurumlar arası iş birliği açısından da olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Şimdi beklenti, yapılan incelemelerin bilimsel ve ekonomik fizibiliteyle desteklenmesi ve Giresun’un kendi şartlarına uygun modelin belirlenmesi. İstanbul’daki tesisin teknolojisi önemli bir örnek. Ancak asıl başarı, Giresun’un atığına, coğrafyasına ve belediyelerinin ekonomik gücüne uygun sistemi kurabilmek olacak. Yıllardır konuşulan çöp sorununun bu kez kapsamlı bir çalışma, ortak irade ve doğru teknoloji seçimiyle kalıcı bir sonuca ulaşması umut ediliyor.

ÇAVUŞLU KAPANDI, GİRESUN’DA ÇÖP KRİZİ : Haber

ÇAVUŞLU KAPANDI, GİRESUN’DA ÇÖP KRİZİ :

ÇAVUŞLU KAPANDI, GİRESUN’DA ÇÖP KRİZİ : VALİLİKTE KRİTİK TOPLANTI, KARARLAR BEKLENİYOR Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin faaliyetlerinin durdurulmasının ardından Giresun’un atık yönetim sistemi kritik bir eşiğe geldi. Görele Belediyesi, kendi depolama sahalarının yetersiz kaldığını ve evsel atıkların depolanması ile bertarafında aksaklıklar yaşandığını resmen açıkladı. Aynı gün Giresun Valisi Mustafa Koç başkanlığında “Katı Atık Bertaraf Tesisi Durum ve Çözüm Süreci Toplantısı” yapıldı. Ancak 19 Ağustos gecesi itibarıyla toplantıda hangi kararların alındığı, çöplerin geçici olarak nereye taşınacağı, uygulamanın ne zaman başlayacağı ve kalıcı tesis için nasıl bir yol haritası belirlendiği kamuoyuna açıklanmış değil. Bilimsel çalışmalar ise Giresun’un sorununun yalnızca yeni bir depolama alanı bulmakla çözülemeyeceğini; kaynağında ayrıştırma, geri kazanım, organik atık yönetimi ve güvenli nihai bertarafı birlikte içeren entegre bir sistem gerektiğini ortaya koyuyor. ÇÖP SORUNU ARTIK SAHADA HİSSEDİLİYOR Çavuşlu’daki tesisin devreden çıkmasının ardından yaşanan tartışma, birkaç gün içinde çevre hukuku ve tesis işletmeciliği başlığından çıkarak doğrudan günlük belediye hizmetine dönüştü. Görele Belediyesi, Çavuşlu Beldesi’ndeki katı atık bertaraf tesisinin kapatılmasından sonra belediyenin mücavir alan sınırlarında bulunan depolama sahalarının yetersiz kaldığını açıkladı. Belediye, bu nedenle ilçe genelinde toplanan evsel atıkların depolanması ve bertaraf edilmesinde “geçici aksaklıklar” yaşandığını duyurdu. Vatandaşlardan çöplerini konteyner dışına ve yol kenarlarına bırakmamaları istendi. Bu açıklama son derece önemli. Çünkü ilk kez ilgili bir belediye, Çavuşlu’nun devreden çıkmasının ardından kendi mevcut depolama kapasitesinin yetersiz kaldığını açık biçimde kamuoyuna duyurmuş oldu. TOPLANAN ÇÖP NEREYE GİDECEK? VALİLİKTE KRİTİK TOPLANTI YAPILDI Krizin büyümesi üzerine Giresun Valiliğinde kritik bir toplantı gerçekleştirildi. Giresun Belediyesi, Belediye Başkanı Fuat Köse’nin, Giresun Valisi Mustafa Koç başkanlığında gerçekleştirilen “Katı Atık Bertaraf Tesisi Durum ve Çözüm Süreci Toplantısı”na katıldığını duyurdu. Ancak belediyelerin kamuoyuna yaptığı paylaşımlar, şu aşamada yalnızca toplantının gerçekleştirildiği bilgisini içeriyor. Toplantının sonuç bildirgesi, alınan kararların tam listesi, uygulama takvimi veya geçici bertaraf planı kamuoyuyla paylaşılmış değil. 19 Ağustos 2026 gecesi itibarıyla yaptığımız taramada da ayrıntılı bir resmî karar metnine ulaşılmadı. Bu nedenle “Valilik toplantısında şu karar alındı” şeklinde kesin ifadeler kullanmak için henüz yeterli resmî veri bulunmuyor. KAMUOYUNUN BEKLEDİĞİ CEVAPLAR BELLİ Toplantının ardından temel mesele, yalnızca kurumların bir araya gelmiş olması değil; masadan çıkacak çözümün nasıl uygulanacağı. Giresun Merkez başta olmak üzere Görele ve tesise bağlı atık sisteminden yararlanan diğer belediyelerin çöpleri hangi noktaya taşınacak? Geçici çözüm Giresun sınırlarında mı oluşturulacak, yoksa atıklar başka illerdeki lisanslı tesislere mi gönderilecek? Yeni sistem hangi tarihte başlayacak? Geçici çözüm kaç hafta veya kaç ay uygulanabilecek? İlave taşıma ve bertaraf maliyetini belediyeler mi, Katı Atık Birliği mi yoksa merkezi idare mi karşılayacak? Ve hepsinden önemlisi: Kalıcı tesis için bir yer, teknoloji, finansman modeli ve tamamlanma takvimi belirlendi mi? Bu soruların yanıtlanması, krizin yönetilip yönetilemediğini gösterecek temel ölçütler olacak. SORUNUN BOYUTUNU BİLİMSEL VERİLER ORTAYA KOYUYOR Giresun’daki katı atık sorununun yalnızca son birkaç günde ortaya çıkmış geçici bir sorun olmadığı bilimsel çalışmalarda da görülüyor. Giresun Üniversitesi’nden Hatice Doğan tarafından hazırlanarak 2025 yılında Doğal Afetler ve Çevre Dergisinde yayımlanan ve 2018–2023 dönemini inceleyen akademik çalışmada, Giresun’un katı atık yönetimi 14 ayrı gösterge üzerinden analiz edildi. Çalışmada kullanılan Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü verilerine göre 2023 yılı toplam katı atık miktarı 833,26 ton/gün, kişi başına ortalama belediye atığı ise 1,18 kilogram/kişi-gün olarak kaydedildi. Aynı veri setinde 2023 yılı itibarıyla 14 atık işletme tesisi bulunduğu belirtiliyor. Burada önemli bir teknik ayrım yapmak gerekiyor: 833,26 ton/gün rakamı toplam katı atık miktarını ifade ediyor; bunun tamamının Çavuşlu tesisine gönderildiği anlamına gelmiyor. Ancak veri, il genelindeki atık yükünün ulaştığı ölçeği göstermesi bakımından dikkat çekici. AKADEMİK ÇALIŞMA: MEVCUT TESİSLER YETERSİZ Aynı bilimsel çalışmada Giresun’da Çavuşlu’da yaklaşık 9,11 hektarlık düzenli depolama alanı ve üç aktarma istasyonu bulunduğu belirtilirken, mevcut tesislerin ortaya çıkan atıkların bertarafında yetersiz kaldığı değerlendirmesine yer veriliyor. Araştırmanın performans analizinde Giresun’un katı atık yönetiminde en başarılı yıl 2021 olarak belirlenirken, 2021 sonrasında performansta gerileme eğilimi tespit edildi. Daha da önemlisi, kullanılan LOPCOW yönteminde Giresun’un katı atık yönetim performansını etkileyen en önemli kriterin “toplam katı atık miktarı” olduğu sonucuna ulaşıldı. Bu sonuç bugün yaşanan kriz açısından önemli. Çünkü mesele yalnızca bir bertaraf tesisinin kapatılması değil; giderek büyüyen atık miktarını yönetecek yeterli kapasite, teknoloji ve alternatif altyapının oluşturulamaması. ÇAVUŞLU TESİSİNİN BAŞLANGIÇ KAPASİTESİ 98 TON/GÜNDÜ Giresun Valiliğinin 22 Mayıs 2021 tarihli resmî açıklaması, Çavuşlu tesisinin geçmişine ilişkin önemli teknik bilgiler içeriyor. Valilik kayıtlarına göre tesis, 9,11 hektarlık alanda 98 ton/gün kapasiteyle 10 Nisan 2017 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararı kapsamında faaliyete geçti. Daha sonra Giresun’un sahil bandından gelen atık miktarındaki artış nedeniyle kapasite artışı gündeme geldi ve 17 Eylül 2020 tarihinde kapasite artışına ilişkin “ÇED Olumlu” kararı verildi. Bu bilgi de bugünkü yapısal sorunun geçmişini gösteriyor. Giresun’da atık üretimi büyürken, ana bertaraf sisteminin yükü de yıllar içerisinde arttı. ATIKLARIN YÜZDE 60’A YAKINI ORGANİK Giresun için çözüm tartışmasında belki de en önemli bilimsel veri atığın ne kadar olduğu kadar ne olduğudur. Giresun Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi araştırmacıları tarafından 2022 yılında yayımlanan hakemli çalışmaya göre Giresun’daki kentsel katı atıkların yaklaşık yüzde 60’ını organik atıklar oluşturuyor. 2021 yılında Giresun Merkez’de gerçekleştirilen ayrıntılı karakterizasyon çalışmasında ise mutfak atıkları toplam atığın yüzde 53,66’sını oluşturdu. Kağıt-karton, plastik, cam ve metalin toplam oranı ise yüzde 37,73 olarak ölçüldü. Bu rakamların anlamı açık:Giresun’un çöplerinin önemli bölümü doğrudan toprağa gömülmek zorunda olan “değersiz atık” değil. Doğru bir sistem kurulursa önemli miktardaki organik atık kompost veya biyometanizasyonla değerlendirilebilir; kağıt, plastik, cam ve metal ise maddesel geri kazanıma yönlendirilebilir. GERİ DÖNÜŞÜM POTANSİYELİ VAR, GERÇEKLEŞME ORANI DÜŞÜK Aynı akademik çalışma, Giresun’un kentsel atıklarında geri dönüşüm potansiyelini yüzde 30,05 olarak hesaplarken, gerçekleşen geri kazanım oranının yalnızca yüzde 2,04 düzeyinde kaldığını belirtiyor. Araştırmacılar bu farkın temel nedenlerinden biri olarak atıkların büyük ölçüde karışık toplanmasını gösteriyor. Bu nedenle yalnızca yeni bir depolama sahası oluşturmak, Giresun’un uzun vadeli çözümü olmayacak. Atığın evde, işyerinde, pazarda ve kurumlarda oluştuğu noktadan itibaren ayrılması gerekiyor. GİRESUN VAHŞİ DEPOLAMADAN DÜZENLİ DEPOLAMAYA GEÇMİŞTİ Bilimsel veriler geçmişte Giresun’un önemli bir dönüşüm yaşadığını da gösteriyor. 2001–2016 döneminde ilde toplanan atıkların büyük bölümü belediye çöplüklerinde veya başka belediyelerin çöplüklerinde kontrolsüz biçimde depolanıyordu. Çavuşlu’daki düzenli depolama sisteminin devreye girmesiyle tablo değişti. 2020 yılı verilerinde Giresun’da toplanan kentsel katı atıkların yüzde 81,13’ünün düzenli depolama, yüzde 16,84’ünün ise eski tip belediye çöplüklerinde bertaraf edildiği bildirildi. Geri kazanım oranı aynı yıl yüzde 2,04 seviyesindeydi. Dolayısıyla bugün alınacak geçici kararların Giresun’u yeniden kontrolsüz veya çevresel standartlardan uzak depolama uygulamalarına döndürmemesi kritik önem taşıyor. 2022’DE 19 MADDELİK YOL HARİTASI AÇIKLANMIŞTI Bugünkü krizin en önemli siyasi ve idari sorusu ise yaklaşık dört yıl önce alınan kararların ne kadarının uygulandığı. Giresun Valiliği, 3 Ekim 2022 tarihinde Katı Atık Birliği üyesi belediyelerin, kurum temsilcilerinin ve Çavuşlu’daki muhtarların katılımıyla yapılan toplantıda 19 maddelik prensip kararı alındığını kamuoyuna açıkladı. Kararların henüz ikinci maddesinde, mevcut tesis çalışmaya devam ederken yeni ve alternatif bir katı atık bertaraf tesisi için alan belirlenmesi ve seçilecek alanın Bakanlık mevzuatı kapsamında değerlendirilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunulması öngörülüyordu. Aynı karar paketinde mekanik ayrıştırma ünitesinin tam kapasite çalıştırılması, düzenli denetimler yapılması, sızıntı suyu ve atıksu sistemlerinin kontrolü, koku önlemleri, kamera sistemi, toprak-su-deniz kirliliğinin incelenmesi ve 19 maddenin bir eylem planına bağlanması da yer alıyordu. Bugün cevaplanması gereken temel sorulardan biri bu nedenle şu: 2022’de kamuoyuna duyurulan alternatif tesis kararı dört yılda hangi aşamaya geldi? GELEVERA SEÇENEĞİ GÜNDEME GELMİŞTİ Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu, Şubat 2026’da belediyenin resmî internet sitesinden yaptığı açıklamada, yeni tesis konusunda yürütülen çalışmalar sonunda Gelevera Vadisi’nin gündeme geldiğini ve Katı Atık Birliği toplantısında bu yönde karar alındığını açıklamıştı. Ancak 19 Ağustos 2026 itibarıyla Giresun’un hizmete alınmış yeni ve alternatif ana bertaraf tesisi bulunmuyor. Dolayısıyla Çavuşlu’nun devreden çıkması, yıllardır üzerinde çalışılan alternatif sistemin henüz hazır olmamasının sonuçlarını doğrudan ortaya çıkardı. 8 MİLYON TL CEZA KONUSUNDA HUKUKİ AYRIM ÖNEMLİ Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu’nun 18 Ağustos’ta kamuoyuna yansıyan açıklamasına göre, tesiste 3 Ağustos 2026 tarihinde yapılan denetim sonucunda 8 milyon TL idari para cezası uygulandı ve tesisin faaliyeti durduruldu. Ancak gazetecilik ve hukuk açısından burada bir ayrım yapmak gerekiyor. 19 Ağustos itibarıyla kamuya açık Bakanlık sayfalarında cezanın tutarı ve gerekçelerini ayrıntılı biçimde ortaya koyan resmî idari yaptırım kararına ulaşılamadı. Bu nedenle 8 milyon TL tutarındaki ceza, Hamzaoğlu’nun açıklamasına dayandırılarak verilmelidir. Aynı şekilde Hamzaoğlu’nun mahkeme kararları, sızıntı suyu ve soruşturma kapsamında dile getirdiği diğer tespitler de kesinleşmiş bir ceza hükmü şeklinde değil, ilgili belediye başkanının açıklamaları ve devam eden hukuki süreçler çerçevesinde aktarılmalıdır. YAKMA TESİSİ TEK BAŞINA ÇÖZÜM MÜ? BİLİM “DAHA KARMAŞIK” DİYOR Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Ocak 2026’da İstanbul’daki İSTAÇ Katı Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisini ziyaret ederek sistemi incelemiş ve burada edinilen deneyimlerin Giresun için planlanan projelere ışık tutabileceğini açıklamıştı. Ancak Giresun’un atık karakterizasyonuna ilişkin akademik çalışma, doğrudan yakma seçeneğinin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Giresun’daki yanabilir atık oranı yüksek olmakla birlikte yüksek nem oranı ve düşük ısıl değer, atığın doğrudan termal yöntemlerle bertarafını güçleştiriyor. Çalışma, Giresun için organik atıkların ağırlığı nedeniyle kompostlaştırma ve biyometanizasyonun, geri dönüşüm ve düzenli depolamayla birlikte değerlendirilmesini öneriyor. Bu, yakma teknolojisinin hiçbir koşulda kullanılamayacağı anlamına gelmiyor. Ancak bilimsel veriler; kurulacak sistemin yalnızca “çöpü yakalım” veya “başka bir yere gömelim” yaklaşımıyla değil, atık karakterizasyonu, tesis kapasitesi, taşıma mesafesi, enerji verimi, emisyon kontrolü, yatırım maliyeti ve geri dönüşüm hedefleri birlikte hesaplanarak planlanması gerektiğini gösteriyor. BİLİMSEL ÇÖZÜM: ENTEGRE ATIK YÖNETİMİ Giresun’un ihtiyacı yeni bir “çöplük” değil. Bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu çözüm; atığın oluşumunun azaltıldığı, evsel atığın kaynağında ayrıştırıldığı, kağıt-plastik-cam-metal gibi materyallerin geri kazanıldığı, organik atıkların kompost ve biyometanizasyon süreçlerine yönlendirildiği ve yalnızca geriye kalan kısmın çevre mevzuatına uygun düzenli depolamaya gönderildiği entegre katı atık yönetim sistemi. Bu model, depolama alanına giden çöp miktarını azaltırken tesislerin kullanım ömrünü uzatabilir; organik atıklardan kaynaklanan sızıntı suyu, koku ve depo gazı baskısını da düşürebilir. ŞİMDİ GÖZLER VALİLİK TOPLANTISINDAN ÇIKACAK YOL HARİTASINDA Giresun bugün yıllardır konuşulan katı atık sorununun en kritik aşamalarından biriyle karşı karşıya. Bir tarafta faaliyeti durmuş Çavuşlu tesisi var. Diğer tarafta depolama sahalarının yetersiz olduğunu resmen açıklayan Görele Belediyesi bulunuyor. Ve bütün bunların ortasında, Vali Mustafa Koç başkanlığında yapılan ancak ayrıntılı kararları henüz kamuoyuyla paylaşılmayan “Katı Atık Bertaraf Tesisi Durum ve Çözüm Süreci Toplantısı” var. Kamuoyunun bundan sonra genel ifadelerden çok somut bir eylem planına ihtiyacı bulunuyor. Çöp nereye taşınacak? Ne zaman başlanacak? Geçici sistem kaç ay sürecek? Günlük kapasite ne olacak? Maliyeti kim karşılayacak? Yeni tesis nerede kurulacak? Hangi teknoloji kullanılacak? ÇED ve izin süreci hangi aşamada? Yatırımın finansmanı nasıl sağlanacak ve tesis hangi tarihte işletmeye alınacak? Bütün bunların tek tek açıklanması gerekiyor. ASLINDA KRİZİN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEK ÇOK NET Çavuşlu’nun kapanması Giresun’un çöp sorununu oluşturmadı. Yıllardır var olan alternatif kapasite ve entegre atık yönetimi ihtiyacını görünür hale getirdi. 2022’de yeni tesis için karar alınmıştı. Bilimsel çalışmalar mevcut altyapının yetersizliğine dikkat çekiyordu. Giresun’daki atıkların önemli bölümünün organik ve geri kazanılabilir nitelikte olduğu yıllar önce ortaya konmuştu. Bugün ise Görele Belediyesi depolama alanlarının yetmediğini söylüyor ve Giresun’un yöneticileri yeniden aynı masada çözüm arıyor. Bu nedenle artık tartışmanın merkezinde yalnızca “Çavuşlu yeniden açılacak mı?” sorusu bulunmamalı. Asıl soru daha büyük: GİRESUN, ÖNÜMÜZDEKİ 20–30 YILI TAŞIYACAK ÇEVREYE UYGUN, BİLİMSEL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ATIK YÖNETİM SİSTEMİNİ NE ZAMAN KURACAK? Valilikte yapılan kritik toplantının gerçek önemi de bu soruya verilecek somut cevapla ortaya çıkacak.

ÇAVUŞLU’DA ÇÖP KRİZİ: Haber

ÇAVUŞLU’DA ÇÖP KRİZİ:

ÇAVUŞLU’DA ÇÖP KRİZİ: CEZA, KAPATMA VE YILLARA YAYILAN HUKUK MÜCADELESİ Görele’nin Çavuşlu beldesindeki Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin faaliyetlerinin durdurulması, Giresun’un yıllardır tartışılan çöp sorununu yeniden gündemin ilk sırasına taşıdı. CHP Görele İlçe Başkanlığı ile Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu, 2022 yılında alınan “alternatif tesis” kararının neden hâlâ hayata geçirilmediğini sorarken, resmî kayıtlar Çavuşlu’daki tesisin kuruluşundan bugüne ÇED iptalleri, kapasite tartışmaları, kapatma kararları ve çevre şikâyetleriyle geçen uzun bir sürece işaret ediyor. CHP Görele İlçe Başkanlığı ve Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu’nun açıklamalarına göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen denetimin ardından faaliyet durduruldu. Tesisin mühürlendiği gelişmesi 13 Ağustos’ta yerel basına da yansıdı. CHP: “BU TESİS NASIL BU KADAR YIL ÇALIŞTIRILABİLDİ?” CHP Görele İlçe Başkanlığı, 18 Ağustos tarihli açıklamasında tesisin kapatılmasını yıllardır sürdürülen hukuki mücadelenin sonucu olarak değerlendirdi. İlçe Başkanlığı, mahkeme kararları, çevreyle ilgili tespitler ve son idari yaptırıma işaret ederek şu soruyu gündeme taşıdı: “Bu kadar mahkeme kararı, bu kadar tespit, bu kadar ceza varken bu tesis nasıl 16 yıl boyunca çalıştırılabilmiştir?” CHP ayrıca tesisin kapatılmasının ardından belediyelerin çöp toplama hizmetlerinde yaşanan sorunun Çavuşlu halkına yöneltilmesini eleştirerek, çözümün yeniden Çavuşlu’ya çöp taşımak değil, çevre mevzuatına uygun yeni bir sistem kurmak olduğunu savundu. HAMZAOĞLU: “FATURAYI ÇAVUŞLU HALKINA KESEMEZSİNİZ” Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu da tesisin faaliyetlerinin durdurulmasının ardından yaptığı açıklamada benzer bir çağrı yaptı. Hamzaoğlu, tesisin kapatılmasını Çavuşlu halkının yıllardır sürdürdüğü hukuk mücadelesiyle ilişkilendirirken, esas tartışılması gereken konunun “tesis neden kapatıldı?” değil, mahkeme ve çevre süreçlerine rağmen neden bu noktaya kadar gelindiği olduğunu söyledi. Hamzaoğlu, “Giresun’un çöp sorununun çözümü Çavuşlu’nun kirliliğe katlanması olamaz” diyerek yeni ve çevre mevzuatına uygun bir tesis kurulmasını istedi. Başkan Hamzaoğlu, Giresun İdare Mahkemesi’nin 2024/782 Esas, 2025/946 Karar sayılı dosyada 25 Aralık 2025 tarihinde verdiği karara da dikkat çekti. Hamzaoğlu’nun aktardığına göre mahkeme, tesisin mevcut koşullarda işletilmesinin çevre ve insan sağlığı açısından oluşturduğu riskleri değerlendirerek çevre izin ve lisans işleminin iptaline karar verdi. “GİZLİ BYPASS HATTI” İDDİASI DA SORUŞTURMA DOSYASINDA Hamzaoğlu’nun açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de devam eden savcılık soruşturmasına ilişkin oldu. Belediye Başkanı, 26 Şubat 2026 tarihinde yapılan incelemede, arıtma sistemini devre dışı bırakarak çöp sızıntı sularının Yalakoda Deresi yönüne tahliye edilmesine olanak sağlayan bir “bypass hattı” tespit edildiğini ve bu tespitin soruşturma dosyasına girdiğini söyledi. Bu husus devam eden adli sürece ilişkin olduğundan, kesinleşmiş bir mahkûmiyet veya nihai yargı kararı olarak değil, Hamzaoğlu’nun soruşturma dosyasına ilişkin açıklaması olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Tesiste atık su ve denize deşarj iddiaları yeni de değil. 2021 yılında da arıtılmamış atık suların denize verildiği iddiası üzerine Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığı kamuoyuna yansımıştı. TESİSİN HİKÂYESİ 2008’E KADAR UZANIYOR Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin geçmişine ilişkin resmî belgeler, tartışmanın yalnızca son birkaç yılda ortaya çıkmadığını gösteriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kayıtlarında, 2008 yılında yapılan çalışmalar sırasında alternatif alanların değerlendirildiği ve Çavuşlu Taşocağı mevkisinin katı atık tesisi için planlandığı belirtiliyor. Projeye ilişkin ilk önemli ÇED kararı 8 Kasım 2010 tarihinde, günlük 280,9 ton kapasite üzerinden verildi. Bu karar yargıya taşındı ve iptal edildi. Daha sonra yeni bir ÇED süreci yürütülerek 17 Nisan 2012 tarihinde yeniden “ÇED Olumlu” kararı verildi. TBMM’ye sunulan Bakanlık yanıtındaki kayıtlara göre tesisin inşaatına 2012 yılında başlandı; soru önergesinde tesisin Kasım 2015’te katı atık kabul etmeye başladığı belirtiliyor. Ancak 2012 tarihli ÇED kararının da mahkeme tarafından iptal edilmesi üzerine tesisin faaliyeti Şubat 2016’da durduruldu. Bu nedenle kamuoyundaki “tesis 16 yıldır kesintisiz işletiliyor” ifadesi teknik olarak tam karşılık bulmuyor. Daha doğru tanımlama, Çavuşlu’daki katı atık tesisi projesinin ve hukuki tartışmalarının yaklaşık 16 yıllık bir döneme yayılmış olduğudur. 2017’DE 98 TON/GÜN KAPASİTEYLE YENİDEN DEVREYE GİRDİ Önceki mahkeme kararlarının ardından proje alanı ve kapasitesi değiştirildi. Giresun Valiliğinin resmî açıklamasına göre tesis, 9,11 hektarlık alan ve günlük 98 ton kapasite üzerinden 10 Nisan 2017 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla yeniden faaliyete alındı. Tesiste; II. sınıf düzenli depolama alanı,mekanik ayrıştırma sistemi,sızıntı suyu toplama ve arıtma sistemi,membran biyoreaktör sistemi,depo gazı toplama altyapısıve metan gazından elektrik üretimine yönelik sistem bulunuyordu. 2020’DE KAPASİTE ARTIŞI YENİDEN YARGIYA TAŞINDI Giresun sahil bandındaki belediyelerden gelen atık miktarının artması üzerine kapasite yükseltilmek istendi. 17 Eylül 2020’de kapasite artışı için yeni bir ÇED Olumlu kararı verildi. Ancak bu karar da Ordu 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Danıştay’ın sonraki süreçte mahkeme kararını onadığı resmî çevre kayıtlarına yansıdı. Aynı dönemde tesisin işletilmesi ve depo gazından elektrik üretilmesi işi ihale edildi. Valilik kayıtlarına göre sözleşme 14 Temmuz 2020’de imzalandı ve saha 24 Temmuz 2020’de yüklenici firmaya teslim edildi. KAPASİTE 361 TON/GÜNE KADAR ÇIKARILMAK İSTENDİ Sonraki ÇED süreçlerinde tesisin planlanan kapasitesi 361 ton/gün seviyesine kadar çıktı. 2023 yılında verilen yeni ÇED kararıyla tesisin yeniden atık kabulüne başladığı açıklanırken, dönemin haber ve çevre kayıtlarında projenin 361 ton/gün kapasite üzerinden ele alındığı görülüyor. Bu süreç de yeni davalara konu oldu. Dolayısıyla Çavuşlu’daki tartışmanın merkezinde yalnızca tesisin varlığı değil; ne kadar atık kabul edeceği, atığın ayrıştırılıp ayrıştırılmadığı, sızıntı suyunun nasıl yönetildiği ve tesis kapasitesinin çevresel taşıma sınırlarını aşıp aşmadığı soruları bulunuyor. GİRESUN’UN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜN ÇÖPÜ ÇAVUŞLU’YA GELİYORDU Çavuşlu tesisi yalnızca Görele’nin veya yakın çevresinin çöpünü alan yerel bir tesis değil. Çevre Bakanlığının TBMM’ye verdiği 2021 tarihli yanıtta Giresun İli Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği bünyesinde Merkez, Bulancak, Keşap, Espiye, Tirebolu, Görele, Piraziz, Çanakçı, Eynesil, Dereli, Doğankent, Yağlıdere ve Güce belediyelerinin yanı sıra Çavuşlu, Duroğlu ve Kovanlık belde belediyeleri ile İl Özel İdaresinin yer aldığı belirtilmişti. Anadolu Ajansı’na 2018’de yapılan açıklamada da tesise il genelindeki 17 belediyeden atık getirildiği ifade edilmişti. 2023’te tesisin yeniden açılmasına ilişkin açıklamalarda da Giresun’daki 17 ilçe ve belde belediyesi ile İl Özel İdaresinin atıklarının Çavuşlu sisteminde bertaraf edildiği belirtilmişti. Bu nedenle tesisin devreden çıkması yalnızca Çavuşlu’yu değil, Giresun’un geniş bir bölümünün atık toplama ve bertaraf zincirini doğrudan etkiliyor. 2022’DE ALTERNATİF TESİS KARARI ALINMIŞTI Bugünkü tartışmada en kritik başlıklardan biri ise 3 Ekim 2022 tarihli resmî karar. Dönemin Giresun Valisi Enver Ünlü başkanlığında, Katı Atık Birliği üyesi belediye başkanları, ilgili kurumlar ve Çavuşlu muhtarlarının katıldığı toplantıda 19 maddelik bir prensip kararı alındı. Kararların 2’nci maddesinde açık şekilde, mevcut tesis çalışmasını sürdürürken yeni ve alternatif bir katı atık bertaraf tesisi için alan belirlenmesi ve bu alanın Bakanlık mevzuatı kapsamında değerlendirmeye sunulması kararlaştırıldı. Aynı karar paketinde; tesis girişindeki atık yükünün azaltılması, mekanik ayrıştırma ünitesinin tam kapasite çalıştırılması, atık su hattının iyileştirilmesi, düzenli numune alınması, tesisin ortak bir heyet tarafından denetlenmesi, kokuya karşı önlem alınması ve tesis alanının kullanım ömrü sonunda rehabilite edilmesi de karara bağlandı. Aradan yaklaşık dört yıl geçmiş olmasına rağmen kamuoyuna açıklanmış, tamamlanarak hizmete alınmış yeni bir alternatif bertaraf tesisi bulunmaması bugün hem CHP’nin hem de Çavuşlu Belediye Başkanı’nın eleştirilerinin temelini oluşturuyor. HAMZAOĞLU 2025’TE DE UYARMIŞTI Üstelik Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu’nun bu yöndeki uyarıları son kapatma kararından önce de gündeme gelmişti. Hamzaoğlu, 17 Nisan 2025’te Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği toplantısının ardından yaptığı açıklamada belediyelerin çöpleri yeterince ayrıştırmadan topladığını, bunun tesisin kapasitesinin hızla dolmasına yol açtığını savunmuş ve sorunun kısa sürede daha ciddi bir çevre problemine dönüşebileceği uyarısında bulunmuştu. 2024 yılında ise mevcut depolama sahasına 6 bin 680 metrekarelik ek lot alanı için uygulama projesi hazırlanmasına yönelik ihale süreci başlatılmıştı. Bu da mevcut sistemde kapasite baskısının yeni alan arayışını gündemde tuttuğunu gösteriyordu. CHP: “ÇAVUŞLU’YA YÜKLEYELİM DÖNEMİ BİTTİ” CHP Görele İlçe Başkanlığı ise tesisin kapanmasının ardından ortaya çıkan çöp toplama sorunlarının Çavuşlu halkına karşı bir baskı aracına dönüştürülmemesi gerektiğini savundu. Açıklamada, “Çavuşlu’ya yükleyelim dönemi bitmiştir” denilerek üç talep sıralandı: Mahkeme kararlarının eksiksiz uygulanması, 2022 yılında alınan alternatif tesis kararının hayata geçirilmesi ve kamu kurumlarının çözüm üretirken çevre ve insan sağlığını öncelemesi istendi. ASIL SORU: GİRESUN’UN ÇÖPÜ BUNDAN SONRA NEREYE GİDECEK? Çavuşlu tesisinin devreden çıkmasıyla Giresun açısından artık yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin atık yönetimi de masada. Kent genelinde toplanan yüzlerce ton evsel atığın her gün düzenli biçimde taşınması, ayrıştırılması ve çevre mevzuatına uygun bir tesiste bertaraf edilmesi gerekiyor. Çavuşlu’nun kapatılması, yıllardır tek bir ana bertaraf noktasına bağımlı biçimde yürüyen sistemin kırılganlığını da ortaya çıkardı. 2022 yılında resmen kararlaştırılan alternatif tesisin nerede kurulacağı, hangi kapasitede planlanacağı, ileri ayrıştırma ve geri dönüşüm oranının ne olacağı, yeni tesis hizmete girinceye kadar Giresun’un atıklarının hangi lisanslı tesislere gönderileceği ve bunun belediyelere getireceği taşıma maliyetinin ne olacağı artık cevap bekleyen temel sorular. Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu ile CHP Görele İlçe Başkanlığı’nın ortaklaştığı nokta ise net: Çöp sorununun çözümü, Çavuşlu’daki mevcut çevre ve hukuk tartışmalarını görmezden gelerek eski sisteme dönmek değil; Giresun’un tamamını kapsayacak sürdürülebilir, modern ve hukuka uygun yeni bir atık yönetim modelini hayata geçirmek.

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI: PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor. Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor? Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor. Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor: Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı? Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı? Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı? Çadırlar izinli mi, izinsiz mi? İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede? İzinsizse neden işlem yapılmıyor? Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir. KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir. Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir. Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır. BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır. Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir: Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor? Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı? Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor? Atık su nereye gidiyor? Kanalizasyon bağlantısı var mı? Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor? Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir. YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU? Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete) Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır: Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu? Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı? Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi? Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu? Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir. PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI) Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir: Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu? Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu? Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı? Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu? Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir. Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir. Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır: Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı. Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı. Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli. Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı. Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı. Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli. Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli. Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya) DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır. Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir. Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır. Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır. Bugün sorulması gereken soru çok nettir: Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır? Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir? İzin yoksa kim göz yummaktadır? Gece denetimini kim yapmaktadır? Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır? Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır? Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır? Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır. ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor. Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler: Deniz suyu izleniyor mu? Kum alanı temiz mi? Çöp ve cam kırığı var mı? Tuvaletler hijyenik mi? Atık su kontrol altında mı? Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu? Adli risklere karşı denetim var mı? Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi? Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır. BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR? Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü) CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir: Risk kaynağı belirlenmeli. Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı. Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli. Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı. Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı. Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı. Halk açıkça bilgilendirilmeli. Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli. YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır: 1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır. İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır. İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır. 2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez. Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir. 3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir. Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir. Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir. 4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır. Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir. 5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir. 6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır. 7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. 8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır. Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir. 9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır. Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir. 10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır. İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor: Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi? Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı? Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı? Alanda kalan kişiler kayıt altında mı? Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor? Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu? E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor? Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor? Gece güvenliği nasıl sağlanıyor? Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor? Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak? Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır. BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ Fotoğraflar ortadadır. Çadırlar ortadadır. Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır. Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır. Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez. Çünkü sorun görünürdür. Risk görünürdür. GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir. Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir. Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir. Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez. Tabela kaldırılarak sorun çözülemez. Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez. Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Haber

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin Aksu Pazar Yeri’nde gerçekleştirdiği denetim, pazarlarda yalnızca fiyat etiketi, ölçü-tartı ve tezgâh düzeninin değil; gıda güvenliği, hijyen, son tüketim tarihi, üretim yeri, soğuk zincir ve personel temizliği başlıklarının da titizlikle ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan kontrollerde pazarcı esnafının tezgâh düzeni, fiyat etiketi uygulamaları, ürünlerin hijyen koşulları, ölçü-tartı aletleri ve pazar alanı sınırlarına uygunluğu denetlendi. Ancak özellikle açıkta satıldığı görülen zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri gıda ürünleri, pazar yerlerinde halk sağlığı açısından daha kapsamlı denetim ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli olmayan gıdaların bakteri, virüs, parazit ve kimyasal tehlikeler yoluyla hastalıklara neden olabileceğini vurgularken; güvenli gıda için temel ilkeleri “temiz tutmak, çiğ ve pişmiş gıdayı ayırmak, gıdayı iyice pişirmek, gıdayı güvenli sıcaklıkta tutmak, güvenli su ve hammadde kullanmak” olarak sıralıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) PAZARDA ASIL SORU: ÜRÜN NEREDEN GELDİ, NASIL SAKLANDI, KİMİN ELİ DEĞDİ? Pazar yerlerinde zeytin, peynir, tereyağı, çökelek, eski kaşar ve tulum gibi doğrudan tüketilebilen ürünlerin açıkta satılması, yalnızca görsel düzensizlik değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu ürünler; güneş, sıcak hava, toz, sinek, egzoz gazı, kirli bez, ortak bıçak, çıplak el teması, para alışverişi ve yetersiz el hijyeni nedeniyle kirlenmeye açık hale gelebiliyor. Özellikle süt ürünlerinde uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, mikrobiyolojik bozulma ve gıda kaynaklı hastalık riskini artırabiliyor. Türkiye’de 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun amacı; gıda güvenilirliğini, halk sağlığını, tüketici menfaatlerini ve çevrenin korunmasını sağlamaktır. Kanun, gıda işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemlerini kurma ve uygulama yükümlülüğünü de ortaya koyuyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DENETİM SADECE ETİKETLE SINIRLI KALMAMALI Zabıta denetimlerinde fiyat etiketi, tartı, tezgâh sınırı ve pazar düzeni önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünlerinde denetimin kapsamı daha geniş olmalı. Denetim Başlığı Mutlaka Bakılması Gerekenler Halk Sağlığı Açısından Önemi Açıkta satış Ürünlerin üzeri kapalı mı, sinek/toz teması var mı? Fiziksel ve mikrobiyolojik bulaşmayı önler Soğuk zincir Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta mı? Bozulma ve bakteri çoğalması riskini azaltır Son tüketim tarihi STT/TETT bilgisi var mı, geçmiş ürün satılıyor mu? Güvenli tüketim sınırını gösterir Üretim yeri Üretici, işletme kayıt/onay bilgisi, parti/lot no mevcut mu? Ürünün izlenebilirliğini sağlar Personel hijyeni Satıcı el yıkıyor mu, maşa/servis kaşığı kullanıyor mu? El ve para kaynaklı bulaşmayı önler Tezgâh hijyeni Bez, bıçak, kap, tartı ve yüzeyler temiz mi? Çapraz bulaşma riskini düşürür Belge kontrolü Fatura/irsaliye var mı? Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz satışın önüne geçer Pazar altyapısı Tuvalet, lavabo, temiz su, atık alanı yeterli mi? Sürdürülebilir hijyen için zorunludur AÇIKTA ZEYTİN, ESKİ KAŞAR VE TULUM PEYNİRİ NASIL SATILMALI? Pazar yerlerinde gıda satışı yapılabilir; ancak her ürün aynı koşullarda satılamaz. Özellikle süt ürünleri ve salamura ürünler, hijyen ve muhafaza şartları açısından daha hassas ürünlerdir. Ürün Doğru Satış Şekli Riskli Uygulama Zeytin Kapalı, gıdaya uygun kapta; servis kaşığı veya maşa ile Açık tenekede, çıplak elle, sinek ve toza açık satış Eski kaşar Ambalajlı veya kapalı teşhirde; üretici ve tarih bilgisiyle Güneş altında, etiketsiz, açık bez üzerinde satış Tulum peyniri Soğuk zincir korunarak, kayıtlı üretici bilgisiyle Nereden geldiği belirsiz, açıkta kesilerek satış Tereyağı Soğuk muhafazada, kapalı ambalajlı Ortam sıcaklığında uzun süre bekletme Ambalajı açılmış ürün Kapalı dolapta, ayrı bıçak ve hijyenik ekipmanla Ortak bıçak, kirli bez, el teması Türk Gıda Kodeksi ve gıda hijyeni düzenlemelerinin temel yaklaşımı, gıdanın üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar hijyenik koşullarda muhafaza edilmesi, taşınması ve satışa sunulmasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda hijyeni alanındaki düzenlemeleri, gıda güvenilirliğinin üretimden son tüketiciye kadar korunması gerektiğini esas alır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) EL HİJYENİ YOKSA GIDA GÜVENLİĞİ DE YOKTUR Pazar yerlerinde en kritik sorunlardan biri, satıcının aynı anda hem para alışverişi yapması hem de gıdaya temas etmesidir. Para, cep telefonu, tartı, poşet, tezgâh bezi, bıçak ve ürün arasında sürekli temas varsa, hijyen zinciri kolayca kırılır. Bu nedenle denetimlerde şu soruların yanıtı aranmalıdır: Kritik Soru Neden Önemli? Satıcıların el yıkayabileceği lavabo var mı? Tuvalet sonrası ve para teması sonrası bulaşmayı önler Sabun, temiz su ve kâğıt havlu bulunuyor mu? El hijyeninin gerçekten uygulanmasını sağlar Ürünlere çıplak elle temas ediliyor mu? Doğrudan bulaşma riskini artırır Para alan kişi ile ürünü hazırlayan kişi aynı mı? Çapraz bulaşma ihtimalini yükseltir Maşa, servis kaşığı, eldiven ve ayrı ekipman kullanılıyor mu? Gıdaya insan temasını azaltır Ortak bıçak ve kirli bez kullanılıyor mu? Ürünler arası mikrobiyolojik geçişe neden olabilir Dünya Sağlık Örgütü’nün “Güvenli Gıda İçin Beş Anahtar” yaklaşımı, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde temizliğin korunmasını ve bulaşmanın engellenmesini temel ilkeler arasında göstermektedir. (Dünya Sağlık Örgütü) TUVALET VE LAVABO ALTYAPISI OLMADAN GÜVENLİ PAZAR OLMAZ Pazar yerlerinde çalışanların tuvalet ihtiyacını nerede karşıladığı, ardından ellerini nerede ve nasıl yıkadığı doğrudan gıda güvenliğiyle ilgilidir. Eğer pazar alanında temiz, kullanılır durumda, sabunlu ve denetlenen tuvalet-lavabo altyapısı yoksa, açıkta gıda satışı halk sağlığı açısından daha büyük risk taşır. Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’e göre pazar yerlerinde zabıta bürosu, çöp toplama yeri, elektronik tartılar, aydınlatma sistemi, güvenlik kamerası ve tuvalet gibi hizmet tesislerinin bulunması gerekir. Yönetmelik, pazar yerlerinin belediyeler tarafından asgari koşulları taşıyacak şekilde kurulmasını da düzenler. (Hal.gov.tr) Pazar Altyapısı Olması Gereken Standart Tuvalet Temiz, düzenli denetlenen, satıcı ve vatandaş kullanımına uygun Lavabo Akan su, sabun, kâğıt havlu veya hijyenik kurutma imkânı bulunan Zemin Yıkanabilir, su biriktirmeyen, çamur ve toz oluşturmayan Üst örtü Güneş, yağmur, kuş ve çevresel etkilere karşı koruyucu Atık alanı Kapaklı, düzenli boşaltılan, gıda tezgâhlarından uzak Soğuk muhafaza Peynir, tereyağı ve hassas ürünler için zorunlu Denetim noktası Zabıta ve gıda kontrol ekiplerinin sahada kayıt tutabileceği alan SON KULLANMA TARİHİ VE ÜRETİM YERİ GÖRÜLMEDEN ALIŞVERİŞ YAPILMAMALI Açıkta satılan veya ambalajı açılarak satılan ürünlerde tüketicinin ürünün kaynağını bilmesi gerekir. Ürünün nerede üretildiği, hangi işletmeden geldiği, hangi partiye ait olduğu ve ne zamana kadar tüketilebileceği açıkça görülebilmelidir. Kontrol Edilecek Bilgi Neden Zorunlu? Üretici/işletme adı Ürünün kaynağını gösterir İşletme kayıt veya onay bilgisi Üretimin kayıtlı olup olmadığını ortaya koyar Parti/lot numarası Sorun halinde ürünün izlenmesini sağlar Son tüketim tarihi / tavsiye edilen tüketim tarihi Raf ömrü ve güvenli tüketim için gereklidir Muhafaza koşulu Ürünün soğukta mı, serinde mi, kuru ortamda mı saklanacağını gösterir Fatura/irsaliye Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz ürün satışını engeller Menşe/üretim yeri Tüketicinin ürünün nereden geldiğini bilmesini sağlar Gıda güvenilirliğinde izlenebilirlik, olası bir risk durumunda ürünün hangi üreticiden geldiğinin ve hangi tüketim zincirine girdiğinin tespit edilebilmesi için temel şarttır. 5996 sayılı Kanun, gıda güvenilirliği ve tüketici menfaatlerinin korunmasını temel amaçlar arasında saymaktadır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: BULAŞMA HER ZAMAN GÖZLE ANLAŞILMAZ Açıkta satılan peynir veya zeytinde bozulma her zaman gözle fark edilmez. Ürünün rengi, kokusu veya görünümü normal olabilir; ancak mikroorganizma yükü artmış olabilir. Risk Türü Kaynak Muhtemel Sonuç Mikrobiyolojik bulaşma Kirli el, sinek, açıkta bekleme, uygunsuz sıcaklık Gıda zehirlenmesi, mide-bağırsak enfeksiyonları Fiziksel bulaşma Toz, saç, böcek, yabancı madde Tüketici sağlığı riski Kimyasal bulaşma Egzoz, temizlik kimyasalı, uygunsuz kap Kimyasal maruziyet Çapraz bulaşma Para, bıçak, bez, tartı, el teması Ürünler arası kirlenme Sıcaklık riski Soğuk zincirin bozulması Hızlı mikrobiyal çoğalma Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği, gıdalarda bulunabilecek belirli bulaşanların kontrolünü ve riskin kaynağının önlenmesini gıda işletmecisinin sorumlulukları arasında düzenlemektedir. (Resmi Gazete) DENETİMDE KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ ŞART Pazar yerlerinde zabıta denetimi önemlidir; ancak gıda güvenliği yalnızca zabıtanın görev alanıyla sınırlı değildir. Özellikle açıkta satılan süt ürünleri, zeytin, tereyağı ve benzeri ürünlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün gıda kontrol yetkisi de devreye girmelidir. Kurum/Birim Denetim Alanı Belediye Zabıta Müdürlüğü Tezgâh düzeni, fiyat etiketi, ölçü-tartı, pazar sınırı, işgal Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda güvenilirliği, üretim izni, kayıt/onay, numune, etiket, izlenebilirlik Belediye Temizlik Birimleri Pazar alanı temizliği, atık yönetimi, yıkama Ölçü ve Ayar Birimleri Terazi ve tartı doğruluğu Çevre/Sağlık Birimleri Tuvalet, lavabo, atık su, hijyen altyapısı PAZAR YERLERİ NASIL OLMALI? Sağlıklı bir pazar yeri, yalnızca esnafın tezgâh açtığı alan değil; temiz suyu, tuvaleti, lavabosu, atık sistemi, gıda güvenliği kontrolü, soğuk muhafaza imkânı ve düzenli denetimi bulunan kamusal bir alışveriş alanı olmalıdır. Sağlıklı Pazar Kriteri Uygulama Kapalı veya kontrollü gıda alanı Hassas gıdalar güneş, toz ve sinekten korunmalı Soğuk zincir alanı Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta satılmalı Hijyen noktaları Satıcıların kullanabileceği el yıkama alanları bulunmalı Belge kontrol sistemi Ürünlerin üretim yeri, fatura/irsaliye ve kayıt bilgisi düzenli denetlenmeli Ayrı gıda sınıfları Sebze-meyve, süt ürünleri, kuru gıda ve diğer ürünler ayrı düzenlenmeli Eğitimli esnaf Hijyen, etiket, tüketici hakkı ve gıda güvenliği eğitimi verilmeli Periyodik denetim Denetimler sadece şikâyet üzerine değil, düzenli yapılmalı Kayıtlı uyarı/ceza sistemi Aynı ihlalin tekrarı izlenmeli VATANDAŞ NEYE DİKKAT ETMELİ? Vatandaşların pazarda gıda ürünü alırken şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor: Vatandaşın Kontrolü Riskli Durum Ürün kapalı mı? Açıkta, güneş altında, sineğe/toza maruzsa alınmamalı Üretici bilgisi var mı? Kaynağı belirsiz ürün risk taşır Tarih bilgisi var mı? STT/TETT görülmeden alışveriş yapılmamalı Satıcı ürüne elle temas ediyor mu? Çıplak elle ürün hazırlama hijyen riski oluşturur Aynı kişi para alıp ürün veriyor mu? Çapraz bulaşma ihtimali artar Peynir ve tereyağı soğukta mı? Ortam sıcaklığında bekleyen hassas ürünler risklidir Ürün kokusu, rengi ve yüzeyi normal mi? Şüpheli ürün tercih edilmemeli AKSU PAZARI DENETİMİ DAHA GENİŞ BİR TARTIŞMAYI BAŞLATTI Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetim, şehir genelindeki pazar alanlarında düzen ve tüketici güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünleri, pazar denetimlerinin yalnızca fiyat etiketi ve tartı kontrolüyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Gıda güvenliğinde temel soru şudur: Vatandaşın sofrasına giden ürün nerede üretildi, nasıl taşındı, hangi sıcaklıkta saklandı, kimin eliyle temas etti ve son tüketim tarihi kontrol edildi mi? Bu soruların yanıtı verilmeden pazar yerlerinde güvenli gıda satışından söz etmek mümkün değildir. SONUÇ: PAZARDA DÜZEN DEĞİL, GÜVENLİ GIDA DÖNEMİ BAŞLAMALI Pazar yerleri, vatandaşın en yoğun gıda alışverişi yaptığı alanların başında geliyor. Bu nedenle pazarlarda hijyen ve gıda güvenliği, yalnızca belediye hizmeti değil, doğrudan toplum sağlığı meselesidir. Açıkta zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri ürünlerin satıldığı tezgâhlarda; üretim yeri, son tüketim tarihi, muhafaza koşulu, el hijyeni, kapalı teşhir ve soğuk zincir mutlaka denetlenmelidir. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetimlerin, şehir genelindeki tüm pazar alanlarında daha kapsamlı ve kurumsal bir gıda güvenliği modeline dönüşmesi bekleniyor. Çünkü güvenli pazar, yalnızca düzenli tezgâh demek değildir; güvenli pazar, vatandaşın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabildiği, esnafın da kayıtlı, hijyenik ve mevzuata uygun satış yaptığı pazardır. . KAYNAKÇA Dünya Sağlık Örgütü — Food Safety / Gıda Güvenliği Bilgi Notu: Güvenli olmayan gıdaların halk sağlığı üzerindeki etkileri ve gıda kaynaklı hastalık riskleri. (Dünya Sağlık Örgütü) Dünya Sağlık Örgütü — Five Keys to Safer Food Manual: Güvenli gıda için beş temel ilke: temiz tut, çiğ/pişmiş ayır, iyi pişir, güvenli sıcaklıkta tut, güvenli su ve hammadde kullan. (Dünya Sağlık Örgütü) 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu: Gıda güvenilirliği, halk sağlığı, tüketici menfaatleri ve resmi kontrol çerçevesi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Resmî Gazete — 5996 Sayılı Kanun metni: Gıda ve yem işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü. (Resmi Gazete) Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik: Pazar yerlerinde bulunması gereken hizmet tesisleri, tuvalet, çöp toplama yeri, elektronik tartı ve belediyelerin pazar yeri kurma sorumluluğu. (Hal.gov.tr) Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği: Gıdalarda bulaşan risklerinin kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılmasına ilişkin yükümlülükler. (Resmi Gazete)

Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine! Haber

Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine!

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan kompost seferberliği ile mutfak atıkları yeniden toprakla buluşturuluyor. Dünya Çevre Günü etkinlikleri çerçevesinde her yaştan İzmirliler, bokaşi yöntemiyle organik atıkların nasıl dönüştürüleceğini uygulamalı olarak öğrendi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sürdürülebilir atık yönetimi vizyonuyla hayata geçirilen “Dönüşüme Evde Başla” projesi kapsamında yürütülen bokaşi (bokashi) kompost uygulamaları, düzenlenen çeşitli etkinliklerle İzmirlilere tanıtılarak toplumsal farkındalık artırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kompost Üretimi ve Geri Kazanım Şube Müdürlüğü, Dünya Çevre Günü kapsamında “Dönüşüme Evde Başla: Kompost, Tarım ve Gelecek” temalı bir etkinlik gerçekleştirdi. Vatandaşların dönüşüm sürecine hayatın her alanında dahil olmalarını amaçlayan etkinliklerde, 7’den 70’e tüm kuşaklara yönelik uygulamalı eğitimler verildi. EVLERDEKİ ORGANİK HAZİNE Karşıyaka Bostanlı Pazar Yeri’nde gerçekleştirilen etkinlikte Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür; İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev tipi kompost çalışmaları, organik pazar atıklarının geri kazanım yöntemleri ve planlanan kompost tesisi hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Program kapsamında ziraat mühendisi Aylin Işık'ın moderatörlüğünde bir panel düzenlendi. İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Dr. Nurdan Zincircioğlu, ziraat mühendisi Mehmet Pakkaner ve gönüllü katılımcı Ayşe Özer, evlerdeki organik hazinelerin önemine ve dönüşüm sürecine dikkat çekti. Panelde; organik atıkların geri kazanımı, kompost yöntemleri ve sürdürülebilir atık yönetim çalışmaları ele alındı. Ayrıca kompost uygulamalarının toprak verimliliğini artırmadaki, su tutma kapasitesini geliştirmedeki ve sürdürülebilir tarımsal üretimi desteklemedeki kritik rolü anlatıldı. Etkinlik programında çocuklara özel kompost atölyeleri ve bitki dikim faaliyetleri de yer aldı. Minikler, organik atıkların toplanmasından kompostun toprağa dönüşmesine kadar olan tüm aşamaları uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Pazar yerinin peyzaj alanında, fermantasyon süreci tamamlanmış bokaşi kompostunun temsili uygulaması yapıldı. Bu çalışma ile organik atıkların yeniden toprağa kazandırılması ve kentsel yeşil alanların kalitesinin artırılması hedeflendi. Etkinlik boyunca katılımcılara, organik atıkların kaynağında ayrıştırılmasının sağladığı çevresel ve tarımsal avantajlar detaylandırıldı.

YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIRLAR KURULDU Haber

YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIRLAR KURULDU

PLAJLAR BÖLGESİNDE YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIRLAR KURULDU Giresun Plajlar Bölgesi’nde “çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” tabelasının hemen arkasında çadırların yer alması, sahil hattındaki denetim ve bakım eksikliğini yeniden gündeme taşıdı. Aynı bölgede alkol şişeleri, çamur birikintileri ve insan boyuna yaklaşan otlar dikkat çekti. Giresun’un en yoğun kullanılan sahil alanlarından biri olan Plajlar Bölgesi, bakımsızlık ve denetimsizlik görüntüsüyle tepki çekiyor. Gençlik merkezi yakınındaki alanda yer alan belediye tabelasında “Plajlar Bölgesi’nde çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” uyarısı bulunmasına rağmen, tabelanın hemen arkasında çok sayıda çadırın kurulu olması dikkat çekti. Yasak tabelasının bulunduğu alanda çadırların yer alması, sahil hattında kararların nasıl uygulandığı ve denetimin ne ölçüde yapıldığı sorularını gündeme getirdi. Kamuya açık sahil alanında çadırların hangi izinle kurulduğu, bu kullanımın kimler tarafından yapıldığı ve ne kadar süreyle devam edeceği açıklama bekleyen başlıklar arasında yer aldı. TABELA YASAK DİYOR, ALANDA ÇADIRLAR DURUYOR Plajlar Bölgesi’nde yer alan uyarı tabelası, bölgede çadır kurmanın, alkol almanın ve ateş yakmanın yasak olduğunu açık biçimde bildiriyor. Ancak tabelanın hemen arkasında çadırların bulunması, yasak kararının sahada uygulanmadığını gösteren çarpıcı bir görüntü oluşturuyor. Sahil hattında kamu düzenini sağlamakla görevli kurumların, bu çadırların neden kaldırılmadığını ve alanın nasıl denetlendiğini açıklaması gerekiyor. Çünkü tabelanın bulunduğu noktada yasağa aykırı görüntünün devam etmesi, yalnızca çevre düzeni açısından değil, kamu otoritesinin görünürlüğü açısından da ciddi bir sorun yaratıyor. ALKOL ŞİŞELERİ VE KİRLİLİK SAHİL GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR Bölgede alkol şişelerinin bulunması da ayrı bir güvenlik ve temizlik sorunu oluşturuyor. Cam şişeler, sahili kullanan çocuklar, aileler, yürüyüş yapan vatandaşlar ve denize girmek için bölgeye gelenler açısından doğrudan risk taşıyor. Plajlar Bölgesi gibi kamusal alanlarda temizlik yalnızca görüntü meselesi değildir. Cam atıkların toplanmaması, çamur birikintilerinin giderilmemesi ve çevre kirliliğinin devam etmesi, kent sağlığı ve yaya güvenliği açısından da sorun üretir. Giresun’un sahil hattı çöp, şişe ve bakımsızlık görüntüsüne bırakılamaz. Belediye ve ilgili kurumlar, sahildeki atıkları düzenli biçimde toplamak, cam şişe riskini önlemek ve alanı güvenli hale getirmek zorundadır. OTLAR İNSAN BOYUNA YAKLAŞTI Sahildeki en dikkat çekici sorunlardan biri de uzayan otlar oldu. Yasak tabelasının çevresinde ve yürüyüş güzergâhına yakın bölümlerde otların ciddi biçimde uzadığı görülüyor. Bu görüntü, sahil hattında düzenli bakım yapılmadığını ortaya koyuyor. Ot biçme çalışması belediyeciliğin en temel hizmetlerinden biridir. Bu hizmetin aksaması yalnızca kötü bir görüntü oluşturmaz; haşere riskini artırır, güvenlik zafiyeti yaratır, kamusal alan kullanımını zorlaştırır ve kentin sahil vitrininin değerini düşürür. Giresun’un sahilleri yaz aylarında en çok kullanılan ortak yaşam alanları arasında yer alıyor. Buna rağmen sahil bandının ot, çamur, şişe ve düzensizlik içinde kalması kabul edilemez. ÇADIRLARIN ARKA BÖLÜMÜ ÇAMUR GÖRÜNTÜSÜNE TERK EDİLDİ Çadırların arka bölümünde oluşan çamur birikintileri, sahil alanındaki altyapı ve drenaj sorununu da gündeme taşıdı. Yağmur suyu tahliyesi, zemin düzeni ve temizlik çalışmaları birlikte yürütülmediğinde sahil kısa sürede kullanılabilir alan olmaktan çıkıyor. Çamur birikintileri geçici müdahalelerle kapatılacak bir sorun değildir. Bu alanlarda zemin eğimi, drenaj hattı, yüzey kaplaması ve düzenli bakım birlikte ele alınmalıdır. Sahil hattı, çadırların arkasında çamur biriken, otların yükseldiği ve atıkların toplandığı bir alana dönüştürülemez. SAHİL YÖNETİMİ ŞEFFAF OLMALI Plajlar Bölgesi’nde kurulan çadırların hukuki durumu açıklanmalıdır. Çadırlar geçici bir etkinlik kapsamında kurulduysa bunun süresi, amacı ve sorumlusu kamuoyuna duyurulmalıdır. Alan izinsiz kullanılıyorsa gerekli işlem yapılmalıdır. Sahil halkındır. Kamuya açık kıyı alanları belirsiz kullanımlara, denetimsiz çadırlara, kirli görüntülere ve bakımsız yeşil alanlara bırakılamaz. Giresun Belediyesi ve ilgili kurumlar, Plajlar Bölgesi için açık bir sahil yönetim planı hazırlamalıdır. Bu planda temizlik saatleri, ot biçme takvimi, zemin bakım çalışmaları, atık toplama noktaları, güvenlik denetimleri ve geçici kullanım izinleri net biçimde yer almalıdır. AVRUPA’DA SAHİL YÖNETİMİ PLANLA YÜRÜTÜLÜYOR Avrupa’daki kıyı kentlerinde sahiller yalnızca yazlık kullanım alanı olarak görülmüyor. Sahil temizliği, atık yönetimi, su kalitesi, güvenlik, erişilebilirlik, yeşil alan bakımı ve zemin güvenliği birlikte planlanıyor. Giresun da bu anlayışı kendi ölçeğine uyarlamalıdır. Plajlar Bölgesi’nde deniz suyu durumu, temizlik saatleri, bakım yapılan alanlar, riskli zemin noktaları ve geçici kullanım izinleri halkın görebileceği şekilde duyurulmalıdır. Kopenhag’daki kıyı kullanım bilgilendirmesi, Paris’teki drenaj ve altyapı yaklaşımı, Barcelona’daki düzenli sahil temizliği ve Mavi Bayrak standartlarında yer alan temizlik, güvenlik, atık yönetimi ve erişilebilirlik kriterleri Giresun için uygulanabilir örnekler sunmaktadır. GİRESUN SAHİLİ İÇİN ACİL ADIMLAR ATILMALI Plajlar Bölgesi’ndeki çadırların hangi izinle kurulduğu açıklanmalıdır. Yasak tabelasının bulunduğu alandaki çadırlar denetlenmelidir. Sahildeki alkol şişeleri ve cam atıklar toplanmalıdır. Çadırların arka bölümündeki çamur birikintileri giderilmelidir. Uzayan otlar acilen biçilmelidir. Bölge için düzenli temizlik ve bakım takvimi oluşturulmalıdır. Yürüyüş güzergâhları, zemin güvenliği ve sahil erişimi kontrol edilmelidir. Giresun’un sahili, yasak tabelasının arkasında çadırların kurulduğu, yerde alkol şişelerinin bulunduğu, otların insan boyuna yaklaştığı ve çamur birikintilerinin oluştuğu bir görüntüyle anılamaz. Bu şehir denizle yaşayan bir şehirdir. Denizle yaşayan bir şehir, sahiline sahip çıkmak zorundadır.

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR Haber

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, çöp konteynerlerine moloz, hafriyat, taş, toprak ve büyük hacimli ev eşyası bırakılmaması için vatandaşları uyardı. Belediye, evsel atık dışındaki malzemelerin konteyner sistemini bozduğunu, araçlara zarar verdiğini ve kent temizliğini doğrudan etkilediğini duyurdu. BULANCAK’TA KONTEYNER UYARISI Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, çöp konteynerlerinin yalnızca evsel atıklar için kullanılması gerektiğini hatırlattı. Belediye, konteynerlere moloz, inşaat hafriyatı, taş, toprak, tadilat atığı ve benzeri ağır malzemelerin atılmasının hem çevre kirliliği oluşturduğunu hem de çöp toplama araçlarının çalışma sistemine ciddi zarar verdiğini bildirdi. Konteynerlerin evsel atık toplama altyapısının parçası olduğu, inşaat ve tadilat kaynaklı atıkların bu sistem içinde değerlendirilemeyeceği vurgulandı. AĞIR ATIKLAR ARAÇLARA ZARAR VERİYOR Temizlik İşleri Müdürlüğü, ağır atıkların çöp kamyonlarının sıkıştırma kazanlarında kalıcı hasara yol açtığını belirtti. Evsel atık için tasarlanan konteynerlere moloz, beton parçası, taş, toprak ve inşaat artığı bırakılması, toplama araçlarının mekanik aksamını zorlayarak arızalara neden oluyor. Bu durum yalnızca araç bakım maliyetlerini artırmıyor; aynı zamanda çöp toplama hizmetinin aksamasına, güzergâhların gecikmesine ve mahallelerde görüntü kirliliğinin büyümesine yol açıyor. Bulancak Belediyesi, konteyner kenarlarına bırakılan moloz, eşya ve benzeri atıkların da çöp kamyonlarıyla alınmasının teknik olarak mümkün olmadığını bildirdi. EVSEL ATIK AYRI, MOLOZ AYRI TOPLANMALI Türkiye’de hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları evsel atık sisteminden ayrı yönetiliyor. Bu atıkların kaynağında azaltılması, geçici olarak biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması, değerlendirilmesi ve bertaraf edilmesi ayrı kurallara bağlı yürütülüyor. Büyükşehirlerde uygulanan sistem de aynı ayrımı esas alıyor. İstanbul’da hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının denetimi ayrı başlık altında yürütülürken, bu atıkların gelişigüzel bırakılmaması için taşıma, döküm ve denetim süreçleri ayrı bir yapıyla izleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise moloz ve hafriyat atıklarını geri kazanım tesisleri üzerinden ekonomiye kazandıran uygulamalar yürütüyor. Bu model, molozun çöp konteynerine atılacak bir atık değil, ayrı toplanması ve doğru sahaya yönlendirilmesi gereken bir malzeme olduğunu gösteriyor. DÜNYADA DA AYNI YÖNTEM UYGULANIYOR Uluslararası belediyecilik uygulamalarında da büyük hacimli ev eşyaları, inşaat atıkları ve tadilat malzemeleri normal çöp konteynerlerinden ayrı toplanıyor. İngiltere’de birçok belediye, koltuk, beyaz eşya ve benzeri büyük hacimli atıklar için randevulu toplama sistemi uyguluyor. Londra’daki belediye örneklerinde ise inşaat malzemeleri ve müteahhit kaynaklı atıklar normal büyük eşya toplama kapsamına alınmıyor; bu atıklar özel atık yönetimi sürecine yönlendiriliyor. Bu uygulamalar, Bulancak Belediyesi’nin uyarısının yalnızca yerel bir temizlik çağrısı olmadığını, modern kent yönetiminde kabul gören temel bir atık ayrıştırma kuralına dayandığını ortaya koyuyor. ÇÖZÜM BELEDİYEYE BİLDİRİMDE Bulancak Belediyesi, evsel atık dışındaki moloz ve benzeri malzemeler için vatandaşların doğrudan belediyeye başvurması gerektiğini bildirdi. Vatandaşlar, bu tür atıklar için 444 28 44 numaralı telefonu arayarak talep oluşturabilecek. Belediye, gelen talepler doğrultusunda Çöp Taksi veya kamyonlarla atıkların alınmasını sağlayacak. Bu sistem, hem konteynerlerin amacına uygun kullanılmasını hem de evsel atık dışındaki malzemelerin doğru araçlarla ve doğru yöntemle toplanmasını hedefliyor. DAHA TEMİZ BULANCAK İÇİN ORTAK SORUMLULUK Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, kent temizliğinin yalnızca belediye ekiplerinin çalışmasıyla değil, vatandaşların atıklarını doğru yere ve doğru yöntemle bırakmasıyla sürdürülebileceğini vurguladı. Konteynerlere moloz, taş, toprak, inşaat atığı ve büyük hacimli eşya bırakılmaması; hem çevre kirliliğini önleyecek hem de çöp toplama araçlarının zarar görmeden hizmet vermesini sağlayacak. Bulancak’ta daha temiz, düzenli ve yaşanabilir bir çevre için çöp konteynerlerinin yalnızca evsel atıklar için kullanılması, moloz ve benzeri atıkların ise belediyeye bildirilerek ayrı toplama sistemine yönlendirilmesi gerekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.