Hava Durumu

#Atık Yönetimi

giresunsonhaber - Atık Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI: PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor. Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor? Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor. Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor: Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı? Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı? Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı? Çadırlar izinli mi, izinsiz mi? İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede? İzinsizse neden işlem yapılmıyor? Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir. KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir. Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir. Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır. BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır. Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir: Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor? Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı? Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor? Atık su nereye gidiyor? Kanalizasyon bağlantısı var mı? Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor? Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir. YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU? Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete) Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır: Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu? Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı? Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi? Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu? Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir. PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI) Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir: Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu? Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu? Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı? Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu? Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir. Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir. Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır: Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı. Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı. Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli. Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı. Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı. Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli. Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli. Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya) DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır. Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir. Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır. Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır. Bugün sorulması gereken soru çok nettir: Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır? Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir? İzin yoksa kim göz yummaktadır? Gece denetimini kim yapmaktadır? Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır? Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır? Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır? Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır. ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor. Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler: Deniz suyu izleniyor mu? Kum alanı temiz mi? Çöp ve cam kırığı var mı? Tuvaletler hijyenik mi? Atık su kontrol altında mı? Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu? Adli risklere karşı denetim var mı? Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi? Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır. BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR? Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü) CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir: Risk kaynağı belirlenmeli. Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı. Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli. Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı. Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı. Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı. Halk açıkça bilgilendirilmeli. Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli. YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır: 1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır. İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır. İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır. 2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez. Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir. 3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir. Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir. Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir. 4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır. Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir. 5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir. 6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır. 7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. 8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır. Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir. 9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır. Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir. 10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır. İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor: Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi? Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı? Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı? Alanda kalan kişiler kayıt altında mı? Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor? Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu? E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor? Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor? Gece güvenliği nasıl sağlanıyor? Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor? Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak? Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır. BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ Fotoğraflar ortadadır. Çadırlar ortadadır. Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır. Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır. Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez. Çünkü sorun görünürdür. Risk görünürdür. GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir. Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir. Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir. Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez. Tabela kaldırılarak sorun çözülemez. Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez. Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Haber

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI

AÇIKTA GIDA SATIŞI PAZAR YERLERİNDE SAĞLIK RİSKİNİ GÜNDEME TAŞIDI Giresun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin Aksu Pazar Yeri’nde gerçekleştirdiği denetim, pazarlarda yalnızca fiyat etiketi, ölçü-tartı ve tezgâh düzeninin değil; gıda güvenliği, hijyen, son tüketim tarihi, üretim yeri, soğuk zincir ve personel temizliği başlıklarının da titizlikle ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan kontrollerde pazarcı esnafının tezgâh düzeni, fiyat etiketi uygulamaları, ürünlerin hijyen koşulları, ölçü-tartı aletleri ve pazar alanı sınırlarına uygunluğu denetlendi. Ancak özellikle açıkta satıldığı görülen zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri gıda ürünleri, pazar yerlerinde halk sağlığı açısından daha kapsamlı denetim ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. Dünya Sağlık Örgütü, güvenli olmayan gıdaların bakteri, virüs, parazit ve kimyasal tehlikeler yoluyla hastalıklara neden olabileceğini vurgularken; güvenli gıda için temel ilkeleri “temiz tutmak, çiğ ve pişmiş gıdayı ayırmak, gıdayı iyice pişirmek, gıdayı güvenli sıcaklıkta tutmak, güvenli su ve hammadde kullanmak” olarak sıralıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) PAZARDA ASIL SORU: ÜRÜN NEREDEN GELDİ, NASIL SAKLANDI, KİMİN ELİ DEĞDİ? Pazar yerlerinde zeytin, peynir, tereyağı, çökelek, eski kaşar ve tulum gibi doğrudan tüketilebilen ürünlerin açıkta satılması, yalnızca görsel düzensizlik değil, doğrudan toplum sağlığını ilgilendiren bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu ürünler; güneş, sıcak hava, toz, sinek, egzoz gazı, kirli bez, ortak bıçak, çıplak el teması, para alışverişi ve yetersiz el hijyeni nedeniyle kirlenmeye açık hale gelebiliyor. Özellikle süt ürünlerinde uygun sıcaklıkta muhafaza edilmemesi, mikrobiyolojik bozulma ve gıda kaynaklı hastalık riskini artırabiliyor. Türkiye’de 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun amacı; gıda güvenilirliğini, halk sağlığını, tüketici menfaatlerini ve çevrenin korunmasını sağlamaktır. Kanun, gıda işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemlerini kurma ve uygulama yükümlülüğünü de ortaya koyuyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DENETİM SADECE ETİKETLE SINIRLI KALMAMALI Zabıta denetimlerinde fiyat etiketi, tartı, tezgâh sınırı ve pazar düzeni önemli başlıklar arasında yer alıyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünlerinde denetimin kapsamı daha geniş olmalı. Denetim Başlığı Mutlaka Bakılması Gerekenler Halk Sağlığı Açısından Önemi Açıkta satış Ürünlerin üzeri kapalı mı, sinek/toz teması var mı? Fiziksel ve mikrobiyolojik bulaşmayı önler Soğuk zincir Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta mı? Bozulma ve bakteri çoğalması riskini azaltır Son tüketim tarihi STT/TETT bilgisi var mı, geçmiş ürün satılıyor mu? Güvenli tüketim sınırını gösterir Üretim yeri Üretici, işletme kayıt/onay bilgisi, parti/lot no mevcut mu? Ürünün izlenebilirliğini sağlar Personel hijyeni Satıcı el yıkıyor mu, maşa/servis kaşığı kullanıyor mu? El ve para kaynaklı bulaşmayı önler Tezgâh hijyeni Bez, bıçak, kap, tartı ve yüzeyler temiz mi? Çapraz bulaşma riskini düşürür Belge kontrolü Fatura/irsaliye var mı? Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz satışın önüne geçer Pazar altyapısı Tuvalet, lavabo, temiz su, atık alanı yeterli mi? Sürdürülebilir hijyen için zorunludur AÇIKTA ZEYTİN, ESKİ KAŞAR VE TULUM PEYNİRİ NASIL SATILMALI? Pazar yerlerinde gıda satışı yapılabilir; ancak her ürün aynı koşullarda satılamaz. Özellikle süt ürünleri ve salamura ürünler, hijyen ve muhafaza şartları açısından daha hassas ürünlerdir. Ürün Doğru Satış Şekli Riskli Uygulama Zeytin Kapalı, gıdaya uygun kapta; servis kaşığı veya maşa ile Açık tenekede, çıplak elle, sinek ve toza açık satış Eski kaşar Ambalajlı veya kapalı teşhirde; üretici ve tarih bilgisiyle Güneş altında, etiketsiz, açık bez üzerinde satış Tulum peyniri Soğuk zincir korunarak, kayıtlı üretici bilgisiyle Nereden geldiği belirsiz, açıkta kesilerek satış Tereyağı Soğuk muhafazada, kapalı ambalajlı Ortam sıcaklığında uzun süre bekletme Ambalajı açılmış ürün Kapalı dolapta, ayrı bıçak ve hijyenik ekipmanla Ortak bıçak, kirli bez, el teması Türk Gıda Kodeksi ve gıda hijyeni düzenlemelerinin temel yaklaşımı, gıdanın üretimden tüketiciye ulaşıncaya kadar hijyenik koşullarda muhafaza edilmesi, taşınması ve satışa sunulmasıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda hijyeni alanındaki düzenlemeleri, gıda güvenilirliğinin üretimden son tüketiciye kadar korunması gerektiğini esas alır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) EL HİJYENİ YOKSA GIDA GÜVENLİĞİ DE YOKTUR Pazar yerlerinde en kritik sorunlardan biri, satıcının aynı anda hem para alışverişi yapması hem de gıdaya temas etmesidir. Para, cep telefonu, tartı, poşet, tezgâh bezi, bıçak ve ürün arasında sürekli temas varsa, hijyen zinciri kolayca kırılır. Bu nedenle denetimlerde şu soruların yanıtı aranmalıdır: Kritik Soru Neden Önemli? Satıcıların el yıkayabileceği lavabo var mı? Tuvalet sonrası ve para teması sonrası bulaşmayı önler Sabun, temiz su ve kâğıt havlu bulunuyor mu? El hijyeninin gerçekten uygulanmasını sağlar Ürünlere çıplak elle temas ediliyor mu? Doğrudan bulaşma riskini artırır Para alan kişi ile ürünü hazırlayan kişi aynı mı? Çapraz bulaşma ihtimalini yükseltir Maşa, servis kaşığı, eldiven ve ayrı ekipman kullanılıyor mu? Gıdaya insan temasını azaltır Ortak bıçak ve kirli bez kullanılıyor mu? Ürünler arası mikrobiyolojik geçişe neden olabilir Dünya Sağlık Örgütü’nün “Güvenli Gıda İçin Beş Anahtar” yaklaşımı, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde temizliğin korunmasını ve bulaşmanın engellenmesini temel ilkeler arasında göstermektedir. (Dünya Sağlık Örgütü) TUVALET VE LAVABO ALTYAPISI OLMADAN GÜVENLİ PAZAR OLMAZ Pazar yerlerinde çalışanların tuvalet ihtiyacını nerede karşıladığı, ardından ellerini nerede ve nasıl yıkadığı doğrudan gıda güvenliğiyle ilgilidir. Eğer pazar alanında temiz, kullanılır durumda, sabunlu ve denetlenen tuvalet-lavabo altyapısı yoksa, açıkta gıda satışı halk sağlığı açısından daha büyük risk taşır. Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik’e göre pazar yerlerinde zabıta bürosu, çöp toplama yeri, elektronik tartılar, aydınlatma sistemi, güvenlik kamerası ve tuvalet gibi hizmet tesislerinin bulunması gerekir. Yönetmelik, pazar yerlerinin belediyeler tarafından asgari koşulları taşıyacak şekilde kurulmasını da düzenler. (Hal.gov.tr) Pazar Altyapısı Olması Gereken Standart Tuvalet Temiz, düzenli denetlenen, satıcı ve vatandaş kullanımına uygun Lavabo Akan su, sabun, kâğıt havlu veya hijyenik kurutma imkânı bulunan Zemin Yıkanabilir, su biriktirmeyen, çamur ve toz oluşturmayan Üst örtü Güneş, yağmur, kuş ve çevresel etkilere karşı koruyucu Atık alanı Kapaklı, düzenli boşaltılan, gıda tezgâhlarından uzak Soğuk muhafaza Peynir, tereyağı ve hassas ürünler için zorunlu Denetim noktası Zabıta ve gıda kontrol ekiplerinin sahada kayıt tutabileceği alan SON KULLANMA TARİHİ VE ÜRETİM YERİ GÖRÜLMEDEN ALIŞVERİŞ YAPILMAMALI Açıkta satılan veya ambalajı açılarak satılan ürünlerde tüketicinin ürünün kaynağını bilmesi gerekir. Ürünün nerede üretildiği, hangi işletmeden geldiği, hangi partiye ait olduğu ve ne zamana kadar tüketilebileceği açıkça görülebilmelidir. Kontrol Edilecek Bilgi Neden Zorunlu? Üretici/işletme adı Ürünün kaynağını gösterir İşletme kayıt veya onay bilgisi Üretimin kayıtlı olup olmadığını ortaya koyar Parti/lot numarası Sorun halinde ürünün izlenmesini sağlar Son tüketim tarihi / tavsiye edilen tüketim tarihi Raf ömrü ve güvenli tüketim için gereklidir Muhafaza koşulu Ürünün soğukta mı, serinde mi, kuru ortamda mı saklanacağını gösterir Fatura/irsaliye Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz ürün satışını engeller Menşe/üretim yeri Tüketicinin ürünün nereden geldiğini bilmesini sağlar Gıda güvenilirliğinde izlenebilirlik, olası bir risk durumunda ürünün hangi üreticiden geldiğinin ve hangi tüketim zincirine girdiğinin tespit edilebilmesi için temel şarttır. 5996 sayılı Kanun, gıda güvenilirliği ve tüketici menfaatlerinin korunmasını temel amaçlar arasında saymaktadır. (Tarım ve Orman Bakanlığı) GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: BULAŞMA HER ZAMAN GÖZLE ANLAŞILMAZ Açıkta satılan peynir veya zeytinde bozulma her zaman gözle fark edilmez. Ürünün rengi, kokusu veya görünümü normal olabilir; ancak mikroorganizma yükü artmış olabilir. Risk Türü Kaynak Muhtemel Sonuç Mikrobiyolojik bulaşma Kirli el, sinek, açıkta bekleme, uygunsuz sıcaklık Gıda zehirlenmesi, mide-bağırsak enfeksiyonları Fiziksel bulaşma Toz, saç, böcek, yabancı madde Tüketici sağlığı riski Kimyasal bulaşma Egzoz, temizlik kimyasalı, uygunsuz kap Kimyasal maruziyet Çapraz bulaşma Para, bıçak, bez, tartı, el teması Ürünler arası kirlenme Sıcaklık riski Soğuk zincirin bozulması Hızlı mikrobiyal çoğalma Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği, gıdalarda bulunabilecek belirli bulaşanların kontrolünü ve riskin kaynağının önlenmesini gıda işletmecisinin sorumlulukları arasında düzenlemektedir. (Resmi Gazete) DENETİMDE KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİ ŞART Pazar yerlerinde zabıta denetimi önemlidir; ancak gıda güvenliği yalnızca zabıtanın görev alanıyla sınırlı değildir. Özellikle açıkta satılan süt ürünleri, zeytin, tereyağı ve benzeri ürünlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün gıda kontrol yetkisi de devreye girmelidir. Kurum/Birim Denetim Alanı Belediye Zabıta Müdürlüğü Tezgâh düzeni, fiyat etiketi, ölçü-tartı, pazar sınırı, işgal Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Gıda güvenilirliği, üretim izni, kayıt/onay, numune, etiket, izlenebilirlik Belediye Temizlik Birimleri Pazar alanı temizliği, atık yönetimi, yıkama Ölçü ve Ayar Birimleri Terazi ve tartı doğruluğu Çevre/Sağlık Birimleri Tuvalet, lavabo, atık su, hijyen altyapısı PAZAR YERLERİ NASIL OLMALI? Sağlıklı bir pazar yeri, yalnızca esnafın tezgâh açtığı alan değil; temiz suyu, tuvaleti, lavabosu, atık sistemi, gıda güvenliği kontrolü, soğuk muhafaza imkânı ve düzenli denetimi bulunan kamusal bir alışveriş alanı olmalıdır. Sağlıklı Pazar Kriteri Uygulama Kapalı veya kontrollü gıda alanı Hassas gıdalar güneş, toz ve sinekten korunmalı Soğuk zincir alanı Peynir, tereyağı ve benzeri ürünler uygun sıcaklıkta satılmalı Hijyen noktaları Satıcıların kullanabileceği el yıkama alanları bulunmalı Belge kontrol sistemi Ürünlerin üretim yeri, fatura/irsaliye ve kayıt bilgisi düzenli denetlenmeli Ayrı gıda sınıfları Sebze-meyve, süt ürünleri, kuru gıda ve diğer ürünler ayrı düzenlenmeli Eğitimli esnaf Hijyen, etiket, tüketici hakkı ve gıda güvenliği eğitimi verilmeli Periyodik denetim Denetimler sadece şikâyet üzerine değil, düzenli yapılmalı Kayıtlı uyarı/ceza sistemi Aynı ihlalin tekrarı izlenmeli VATANDAŞ NEYE DİKKAT ETMELİ? Vatandaşların pazarda gıda ürünü alırken şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor: Vatandaşın Kontrolü Riskli Durum Ürün kapalı mı? Açıkta, güneş altında, sineğe/toza maruzsa alınmamalı Üretici bilgisi var mı? Kaynağı belirsiz ürün risk taşır Tarih bilgisi var mı? STT/TETT görülmeden alışveriş yapılmamalı Satıcı ürüne elle temas ediyor mu? Çıplak elle ürün hazırlama hijyen riski oluşturur Aynı kişi para alıp ürün veriyor mu? Çapraz bulaşma ihtimali artar Peynir ve tereyağı soğukta mı? Ortam sıcaklığında bekleyen hassas ürünler risklidir Ürün kokusu, rengi ve yüzeyi normal mi? Şüpheli ürün tercih edilmemeli AKSU PAZARI DENETİMİ DAHA GENİŞ BİR TARTIŞMAYI BAŞLATTI Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetim, şehir genelindeki pazar alanlarında düzen ve tüketici güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak açıkta satılan gıda ürünleri, pazar denetimlerinin yalnızca fiyat etiketi ve tartı kontrolüyle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor. Gıda güvenliğinde temel soru şudur: Vatandaşın sofrasına giden ürün nerede üretildi, nasıl taşındı, hangi sıcaklıkta saklandı, kimin eliyle temas etti ve son tüketim tarihi kontrol edildi mi? Bu soruların yanıtı verilmeden pazar yerlerinde güvenli gıda satışından söz etmek mümkün değildir. SONUÇ: PAZARDA DÜZEN DEĞİL, GÜVENLİ GIDA DÖNEMİ BAŞLAMALI Pazar yerleri, vatandaşın en yoğun gıda alışverişi yaptığı alanların başında geliyor. Bu nedenle pazarlarda hijyen ve gıda güvenliği, yalnızca belediye hizmeti değil, doğrudan toplum sağlığı meselesidir. Açıkta zeytin, eski kaşar, tulum peyniri ve benzeri ürünlerin satıldığı tezgâhlarda; üretim yeri, son tüketim tarihi, muhafaza koşulu, el hijyeni, kapalı teşhir ve soğuk zincir mutlaka denetlenmelidir. Aksu Pazar Yeri’nde yapılan denetimlerin, şehir genelindeki tüm pazar alanlarında daha kapsamlı ve kurumsal bir gıda güvenliği modeline dönüşmesi bekleniyor. Çünkü güvenli pazar, yalnızca düzenli tezgâh demek değildir; güvenli pazar, vatandaşın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabildiği, esnafın da kayıtlı, hijyenik ve mevzuata uygun satış yaptığı pazardır. . KAYNAKÇA Dünya Sağlık Örgütü — Food Safety / Gıda Güvenliği Bilgi Notu: Güvenli olmayan gıdaların halk sağlığı üzerindeki etkileri ve gıda kaynaklı hastalık riskleri. (Dünya Sağlık Örgütü) Dünya Sağlık Örgütü — Five Keys to Safer Food Manual: Güvenli gıda için beş temel ilke: temiz tut, çiğ/pişmiş ayır, iyi pişir, güvenli sıcaklıkta tut, güvenli su ve hammadde kullan. (Dünya Sağlık Örgütü) 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu: Gıda güvenilirliği, halk sağlığı, tüketici menfaatleri ve resmi kontrol çerçevesi. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Resmî Gazete — 5996 Sayılı Kanun metni: Gıda ve yem işletmecilerinin gıda güvenilirliği sistemi kurma ve uygulama yükümlülüğü. (Resmi Gazete) Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik: Pazar yerlerinde bulunması gereken hizmet tesisleri, tuvalet, çöp toplama yeri, elektronik tartı ve belediyelerin pazar yeri kurma sorumluluğu. (Hal.gov.tr) Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği: Gıdalarda bulaşan risklerinin kaynağının belirlenmesi, önlenmesi, azaltılması veya ortadan kaldırılmasına ilişkin yükümlülükler. (Resmi Gazete)

Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine! Haber

Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine!

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan kompost seferberliği ile mutfak atıkları yeniden toprakla buluşturuluyor. Dünya Çevre Günü etkinlikleri çerçevesinde her yaştan İzmirliler, bokaşi yöntemiyle organik atıkların nasıl dönüştürüleceğini uygulamalı olarak öğrendi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sürdürülebilir atık yönetimi vizyonuyla hayata geçirilen “Dönüşüme Evde Başla” projesi kapsamında yürütülen bokaşi (bokashi) kompost uygulamaları, düzenlenen çeşitli etkinliklerle İzmirlilere tanıtılarak toplumsal farkındalık artırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kompost Üretimi ve Geri Kazanım Şube Müdürlüğü, Dünya Çevre Günü kapsamında “Dönüşüme Evde Başla: Kompost, Tarım ve Gelecek” temalı bir etkinlik gerçekleştirdi. Vatandaşların dönüşüm sürecine hayatın her alanında dahil olmalarını amaçlayan etkinliklerde, 7’den 70’e tüm kuşaklara yönelik uygulamalı eğitimler verildi. EVLERDEKİ ORGANİK HAZİNE Karşıyaka Bostanlı Pazar Yeri’nde gerçekleştirilen etkinlikte Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür; İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev tipi kompost çalışmaları, organik pazar atıklarının geri kazanım yöntemleri ve planlanan kompost tesisi hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Program kapsamında ziraat mühendisi Aylin Işık'ın moderatörlüğünde bir panel düzenlendi. İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Dr. Nurdan Zincircioğlu, ziraat mühendisi Mehmet Pakkaner ve gönüllü katılımcı Ayşe Özer, evlerdeki organik hazinelerin önemine ve dönüşüm sürecine dikkat çekti. Panelde; organik atıkların geri kazanımı, kompost yöntemleri ve sürdürülebilir atık yönetim çalışmaları ele alındı. Ayrıca kompost uygulamalarının toprak verimliliğini artırmadaki, su tutma kapasitesini geliştirmedeki ve sürdürülebilir tarımsal üretimi desteklemedeki kritik rolü anlatıldı. Etkinlik programında çocuklara özel kompost atölyeleri ve bitki dikim faaliyetleri de yer aldı. Minikler, organik atıkların toplanmasından kompostun toprağa dönüşmesine kadar olan tüm aşamaları uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Pazar yerinin peyzaj alanında, fermantasyon süreci tamamlanmış bokaşi kompostunun temsili uygulaması yapıldı. Bu çalışma ile organik atıkların yeniden toprağa kazandırılması ve kentsel yeşil alanların kalitesinin artırılması hedeflendi. Etkinlik boyunca katılımcılara, organik atıkların kaynağında ayrıştırılmasının sağladığı çevresel ve tarımsal avantajlar detaylandırıldı.

YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIRLAR KURULDU Haber

YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIRLAR KURULDU

PLAJLAR BÖLGESİNDE YASAK TABELASININ ARKASINDA ÇADIRLAR KURULDU Giresun Plajlar Bölgesi’nde “çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” tabelasının hemen arkasında çadırların yer alması, sahil hattındaki denetim ve bakım eksikliğini yeniden gündeme taşıdı. Aynı bölgede alkol şişeleri, çamur birikintileri ve insan boyuna yaklaşan otlar dikkat çekti. Giresun’un en yoğun kullanılan sahil alanlarından biri olan Plajlar Bölgesi, bakımsızlık ve denetimsizlik görüntüsüyle tepki çekiyor. Gençlik merkezi yakınındaki alanda yer alan belediye tabelasında “Plajlar Bölgesi’nde çadır kurmak, alkol almak ve ateş yakmak yasaktır” uyarısı bulunmasına rağmen, tabelanın hemen arkasında çok sayıda çadırın kurulu olması dikkat çekti. Yasak tabelasının bulunduğu alanda çadırların yer alması, sahil hattında kararların nasıl uygulandığı ve denetimin ne ölçüde yapıldığı sorularını gündeme getirdi. Kamuya açık sahil alanında çadırların hangi izinle kurulduğu, bu kullanımın kimler tarafından yapıldığı ve ne kadar süreyle devam edeceği açıklama bekleyen başlıklar arasında yer aldı. TABELA YASAK DİYOR, ALANDA ÇADIRLAR DURUYOR Plajlar Bölgesi’nde yer alan uyarı tabelası, bölgede çadır kurmanın, alkol almanın ve ateş yakmanın yasak olduğunu açık biçimde bildiriyor. Ancak tabelanın hemen arkasında çadırların bulunması, yasak kararının sahada uygulanmadığını gösteren çarpıcı bir görüntü oluşturuyor. Sahil hattında kamu düzenini sağlamakla görevli kurumların, bu çadırların neden kaldırılmadığını ve alanın nasıl denetlendiğini açıklaması gerekiyor. Çünkü tabelanın bulunduğu noktada yasağa aykırı görüntünün devam etmesi, yalnızca çevre düzeni açısından değil, kamu otoritesinin görünürlüğü açısından da ciddi bir sorun yaratıyor. ALKOL ŞİŞELERİ VE KİRLİLİK SAHİL GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR Bölgede alkol şişelerinin bulunması da ayrı bir güvenlik ve temizlik sorunu oluşturuyor. Cam şişeler, sahili kullanan çocuklar, aileler, yürüyüş yapan vatandaşlar ve denize girmek için bölgeye gelenler açısından doğrudan risk taşıyor. Plajlar Bölgesi gibi kamusal alanlarda temizlik yalnızca görüntü meselesi değildir. Cam atıkların toplanmaması, çamur birikintilerinin giderilmemesi ve çevre kirliliğinin devam etmesi, kent sağlığı ve yaya güvenliği açısından da sorun üretir. Giresun’un sahil hattı çöp, şişe ve bakımsızlık görüntüsüne bırakılamaz. Belediye ve ilgili kurumlar, sahildeki atıkları düzenli biçimde toplamak, cam şişe riskini önlemek ve alanı güvenli hale getirmek zorundadır. OTLAR İNSAN BOYUNA YAKLAŞTI Sahildeki en dikkat çekici sorunlardan biri de uzayan otlar oldu. Yasak tabelasının çevresinde ve yürüyüş güzergâhına yakın bölümlerde otların ciddi biçimde uzadığı görülüyor. Bu görüntü, sahil hattında düzenli bakım yapılmadığını ortaya koyuyor. Ot biçme çalışması belediyeciliğin en temel hizmetlerinden biridir. Bu hizmetin aksaması yalnızca kötü bir görüntü oluşturmaz; haşere riskini artırır, güvenlik zafiyeti yaratır, kamusal alan kullanımını zorlaştırır ve kentin sahil vitrininin değerini düşürür. Giresun’un sahilleri yaz aylarında en çok kullanılan ortak yaşam alanları arasında yer alıyor. Buna rağmen sahil bandının ot, çamur, şişe ve düzensizlik içinde kalması kabul edilemez. ÇADIRLARIN ARKA BÖLÜMÜ ÇAMUR GÖRÜNTÜSÜNE TERK EDİLDİ Çadırların arka bölümünde oluşan çamur birikintileri, sahil alanındaki altyapı ve drenaj sorununu da gündeme taşıdı. Yağmur suyu tahliyesi, zemin düzeni ve temizlik çalışmaları birlikte yürütülmediğinde sahil kısa sürede kullanılabilir alan olmaktan çıkıyor. Çamur birikintileri geçici müdahalelerle kapatılacak bir sorun değildir. Bu alanlarda zemin eğimi, drenaj hattı, yüzey kaplaması ve düzenli bakım birlikte ele alınmalıdır. Sahil hattı, çadırların arkasında çamur biriken, otların yükseldiği ve atıkların toplandığı bir alana dönüştürülemez. SAHİL YÖNETİMİ ŞEFFAF OLMALI Plajlar Bölgesi’nde kurulan çadırların hukuki durumu açıklanmalıdır. Çadırlar geçici bir etkinlik kapsamında kurulduysa bunun süresi, amacı ve sorumlusu kamuoyuna duyurulmalıdır. Alan izinsiz kullanılıyorsa gerekli işlem yapılmalıdır. Sahil halkındır. Kamuya açık kıyı alanları belirsiz kullanımlara, denetimsiz çadırlara, kirli görüntülere ve bakımsız yeşil alanlara bırakılamaz. Giresun Belediyesi ve ilgili kurumlar, Plajlar Bölgesi için açık bir sahil yönetim planı hazırlamalıdır. Bu planda temizlik saatleri, ot biçme takvimi, zemin bakım çalışmaları, atık toplama noktaları, güvenlik denetimleri ve geçici kullanım izinleri net biçimde yer almalıdır. AVRUPA’DA SAHİL YÖNETİMİ PLANLA YÜRÜTÜLÜYOR Avrupa’daki kıyı kentlerinde sahiller yalnızca yazlık kullanım alanı olarak görülmüyor. Sahil temizliği, atık yönetimi, su kalitesi, güvenlik, erişilebilirlik, yeşil alan bakımı ve zemin güvenliği birlikte planlanıyor. Giresun da bu anlayışı kendi ölçeğine uyarlamalıdır. Plajlar Bölgesi’nde deniz suyu durumu, temizlik saatleri, bakım yapılan alanlar, riskli zemin noktaları ve geçici kullanım izinleri halkın görebileceği şekilde duyurulmalıdır. Kopenhag’daki kıyı kullanım bilgilendirmesi, Paris’teki drenaj ve altyapı yaklaşımı, Barcelona’daki düzenli sahil temizliği ve Mavi Bayrak standartlarında yer alan temizlik, güvenlik, atık yönetimi ve erişilebilirlik kriterleri Giresun için uygulanabilir örnekler sunmaktadır. GİRESUN SAHİLİ İÇİN ACİL ADIMLAR ATILMALI Plajlar Bölgesi’ndeki çadırların hangi izinle kurulduğu açıklanmalıdır. Yasak tabelasının bulunduğu alandaki çadırlar denetlenmelidir. Sahildeki alkol şişeleri ve cam atıklar toplanmalıdır. Çadırların arka bölümündeki çamur birikintileri giderilmelidir. Uzayan otlar acilen biçilmelidir. Bölge için düzenli temizlik ve bakım takvimi oluşturulmalıdır. Yürüyüş güzergâhları, zemin güvenliği ve sahil erişimi kontrol edilmelidir. Giresun’un sahili, yasak tabelasının arkasında çadırların kurulduğu, yerde alkol şişelerinin bulunduğu, otların insan boyuna yaklaştığı ve çamur birikintilerinin oluştuğu bir görüntüyle anılamaz. Bu şehir denizle yaşayan bir şehirdir. Denizle yaşayan bir şehir, sahiline sahip çıkmak zorundadır.

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR Haber

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, çöp konteynerlerine moloz, hafriyat, taş, toprak ve büyük hacimli ev eşyası bırakılmaması için vatandaşları uyardı. Belediye, evsel atık dışındaki malzemelerin konteyner sistemini bozduğunu, araçlara zarar verdiğini ve kent temizliğini doğrudan etkilediğini duyurdu. BULANCAK’TA KONTEYNER UYARISI Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, çöp konteynerlerinin yalnızca evsel atıklar için kullanılması gerektiğini hatırlattı. Belediye, konteynerlere moloz, inşaat hafriyatı, taş, toprak, tadilat atığı ve benzeri ağır malzemelerin atılmasının hem çevre kirliliği oluşturduğunu hem de çöp toplama araçlarının çalışma sistemine ciddi zarar verdiğini bildirdi. Konteynerlerin evsel atık toplama altyapısının parçası olduğu, inşaat ve tadilat kaynaklı atıkların bu sistem içinde değerlendirilemeyeceği vurgulandı. AĞIR ATIKLAR ARAÇLARA ZARAR VERİYOR Temizlik İşleri Müdürlüğü, ağır atıkların çöp kamyonlarının sıkıştırma kazanlarında kalıcı hasara yol açtığını belirtti. Evsel atık için tasarlanan konteynerlere moloz, beton parçası, taş, toprak ve inşaat artığı bırakılması, toplama araçlarının mekanik aksamını zorlayarak arızalara neden oluyor. Bu durum yalnızca araç bakım maliyetlerini artırmıyor; aynı zamanda çöp toplama hizmetinin aksamasına, güzergâhların gecikmesine ve mahallelerde görüntü kirliliğinin büyümesine yol açıyor. Bulancak Belediyesi, konteyner kenarlarına bırakılan moloz, eşya ve benzeri atıkların da çöp kamyonlarıyla alınmasının teknik olarak mümkün olmadığını bildirdi. EVSEL ATIK AYRI, MOLOZ AYRI TOPLANMALI Türkiye’de hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları evsel atık sisteminden ayrı yönetiliyor. Bu atıkların kaynağında azaltılması, geçici olarak biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması, değerlendirilmesi ve bertaraf edilmesi ayrı kurallara bağlı yürütülüyor. Büyükşehirlerde uygulanan sistem de aynı ayrımı esas alıyor. İstanbul’da hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının denetimi ayrı başlık altında yürütülürken, bu atıkların gelişigüzel bırakılmaması için taşıma, döküm ve denetim süreçleri ayrı bir yapıyla izleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise moloz ve hafriyat atıklarını geri kazanım tesisleri üzerinden ekonomiye kazandıran uygulamalar yürütüyor. Bu model, molozun çöp konteynerine atılacak bir atık değil, ayrı toplanması ve doğru sahaya yönlendirilmesi gereken bir malzeme olduğunu gösteriyor. DÜNYADA DA AYNI YÖNTEM UYGULANIYOR Uluslararası belediyecilik uygulamalarında da büyük hacimli ev eşyaları, inşaat atıkları ve tadilat malzemeleri normal çöp konteynerlerinden ayrı toplanıyor. İngiltere’de birçok belediye, koltuk, beyaz eşya ve benzeri büyük hacimli atıklar için randevulu toplama sistemi uyguluyor. Londra’daki belediye örneklerinde ise inşaat malzemeleri ve müteahhit kaynaklı atıklar normal büyük eşya toplama kapsamına alınmıyor; bu atıklar özel atık yönetimi sürecine yönlendiriliyor. Bu uygulamalar, Bulancak Belediyesi’nin uyarısının yalnızca yerel bir temizlik çağrısı olmadığını, modern kent yönetiminde kabul gören temel bir atık ayrıştırma kuralına dayandığını ortaya koyuyor. ÇÖZÜM BELEDİYEYE BİLDİRİMDE Bulancak Belediyesi, evsel atık dışındaki moloz ve benzeri malzemeler için vatandaşların doğrudan belediyeye başvurması gerektiğini bildirdi. Vatandaşlar, bu tür atıklar için 444 28 44 numaralı telefonu arayarak talep oluşturabilecek. Belediye, gelen talepler doğrultusunda Çöp Taksi veya kamyonlarla atıkların alınmasını sağlayacak. Bu sistem, hem konteynerlerin amacına uygun kullanılmasını hem de evsel atık dışındaki malzemelerin doğru araçlarla ve doğru yöntemle toplanmasını hedefliyor. DAHA TEMİZ BULANCAK İÇİN ORTAK SORUMLULUK Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, kent temizliğinin yalnızca belediye ekiplerinin çalışmasıyla değil, vatandaşların atıklarını doğru yere ve doğru yöntemle bırakmasıyla sürdürülebileceğini vurguladı. Konteynerlere moloz, taş, toprak, inşaat atığı ve büyük hacimli eşya bırakılmaması; hem çevre kirliliğini önleyecek hem de çöp toplama araçlarının zarar görmeden hizmet vermesini sağlayacak. Bulancak’ta daha temiz, düzenli ve yaşanabilir bir çevre için çöp konteynerlerinin yalnızca evsel atıklar için kullanılması, moloz ve benzeri atıkların ise belediyeye bildirilerek ayrı toplama sistemine yönlendirilmesi gerekiyor.

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI Haber

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI

GİRESUN 2. OSB’DE YEŞİL SANAYİ ADIMI Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, TSE denetimlerini başarıyla tamamlayarak ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi aldı. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, belgenin Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olduğunu belirterek çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek sanayi altyapısı için çalışmaların süreceğini açıkladı. TSE DENETİMLERİ TAMAMLANDI, ISO 14001 BELGESİ ALINDI Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, sürdürülebilir çevre yönetimi kapsamında yürüttüğü çalışmaların ardından ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi almaya hak kazandı. Türk Standardları Enstitüsü tarafından yapılan denetimlerden başarıyla geçen Giresun 2. OSB, çevresel etkilerin yönetimi, kaynak kullanımının kontrolü, atık süreçlerinin izlenmesi ve çevre mevzuatına uyum başlıklarında kurumsal çevre yönetimi standardını belgelendirdi. YILMAZ: YEŞİL OSB HEDEFLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM Giresun 2. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, alınan belgenin bölge sanayisi açısından yalnızca teknik bir sertifika değil, aynı zamanda çevre odaklı üretim anlayışının kurumsal karşılığı olduğunu vurguladı. Yılmaz, Giresun 2. OSB’nin Yeşil OSB hedefleri doğrultusunda ilerlediğini belirterek, belgenin bölgeye, sanayicilere ve Giresun’a hayırlı olmasını diledi. “Çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek bir sanayi altyapısı oluşturma hedefiyle çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” diyen Yılmaz, çevre yönetiminin OSB’nin gelecek vizyonunda temel başlıklardan biri olduğunu ifade etti. ÇEVRESEL ETKİLER DENETİM ALTINA ALINIYOR Giresun 2. OSB’de üretim faaliyetleri, sanayi bölgelerinin doğal çevresel risk başlıkları arasında yer alan atık su, üretim atıkları, enerji tüketimi, emisyon, lojistik hareketlilik ve kaynak kullanımı açısından izlenmesi gereken bir yapı oluşturuyor. OSB’nin ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi alması, bu etkilerin yok sayılmadığını; çevre yönetiminin ölçülebilir, denetlenebilir ve sürekli iyileştirmeye açık bir sistemle yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Belge, Giresun 2. OSB’nin Yeşil OSB hedefi doğrultusunda çevresel riskleri azaltma ve üretim altyapısını daha sürdürülebilir hale getirme taahhüdünü güçlendiriyor. 2012’DE KURULDU, ÜRETİMDE GÜÇLÜ BİR SANAYİ ALANINA DÖNÜŞTÜ Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi, 25 Nisan 2012’de kuruluş protokolünün onaylanmasıyla tüzel kişilik kazandı. Bulancak ilçesi Pazarsuyu mevkiinde kurulan OSB, zaman içinde Giresun sanayisinin önemli üretim alanlarından biri haline geldi. Bölgede 42 firmaya 47 parsel tahsisi yapıldı. Tahsis edilecek boş parsel kalmayan OSB’de 35 fabrika faal olarak üretim yapıyor. Ayrıca bazı parsellerde inşaat ve proje çalışmaları devam ediyor. FINDIKTAN TEKSTİLE, MAKİNEDEN SAVUNMA SANAYİNE ÜRETİM Giresun 2. OSB’de gıda, fındık, tekstil, makine, savunma sanayi, metal, mobilya ve enerji alanlarında faaliyet gösteren firmalar bulunuyor. Bu yapı, bölgenin yalnızca yerel üretim kapasitesini değil, Giresun’un ihracat ve sanayi potansiyelini de güçlendiriyor. OSB’de faaliyet gösteren bazı firmaların Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları arasında yer alması, bölgenin üretim gücünün ulusal ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. İSTİHDAM HEDEFİ 6 BİN KİŞİ Giresun 2. OSB’de daha önce açıklanan verilere göre yaklaşık 2 bin 700 kişi istihdam ediliyordu. Yeni yatırımların tamamlanmasıyla bu sayının 6 bin kişiye ulaşması hedefleniyor. Faal fabrika sayısının artması, boş parsel kalmaması ve yeni yatırımların devreye girmesi, Giresun 2. OSB’nin kent ekonomisi açısından istihdam ve üretim merkezi olma niteliğini güçlendiriyor. ISO 14001 NE ANLAMA GELİYOR? ISO 14001, kurumların çevresel etkilerini sistemli biçimde yönetmesini sağlayan uluslararası çevre yönetim standardı olarak uygulanıyor. Bu belge; atık yönetimi, enerji ve kaynak verimliliği, çevre mevzuatına uyum, kirliliğin azaltılması ve sürekli iyileştirme süreçlerini kapsıyor. Giresun 2. OSB’nin bu belgeyi alması, bölgede çevre yönetiminin kurumsal bir sistemle yürütüldüğünü ve Yeşil OSB hedefleri için önemli bir eşik geçildiğini ortaya koyuyor. SANAYİDE REKABETİN YENİ BAŞLIĞI: ÇEVRE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Türkiye’de sanayi bölgeleri için çevre yönetimi artık yalnızca mevzuat yükümlülüğü değil, rekabet gücünü belirleyen temel başlıklardan biri haline geldi. Yeşil üretim, enerji verimliliği, kaynakların kontrollü kullanımı ve çevresel risklerin azaltılması, OSB’lerin hem ulusal hem uluslararası pazarlardaki konumunu doğrudan etkiliyor. Giresun 2. OSB’nin ISO 14001 belgesi alması, bölgenin üretim kapasitesini çevre yönetimiyle birlikte geliştirme iradesini ortaya koyarken, Giresun sanayisinin sürdürülebilir büyüme hedefleri açısından da yeni bir aşamaya işaret ediyor.

SAĞLIK EKİPLERİ BU KEZ DOĞA İÇİN SAHADAYDI Haber

SAĞLIK EKİPLERİ BU KEZ DOĞA İÇİN SAHADAYDI

SAĞLIK EKİPLERİ BU KEZ DOĞA İÇİN SAHADAYDI Giresun İl Ambulans Servisi Başhekimliği, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde Kulakkaya Yaylası’nda çevre temizliği yaptı. Sağlık yöneticileri ve acil sağlık hizmetleri ekipleri, doğaya bırakılan atıkları toplayarak temiz çevre ve sağlıklı yaşam mesajı verdi. KULAKKAYA’DA ÇEVRE NÖBETİ Giresun’da sağlık ekipleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında bu kez insan sağlığı kadar çevre sağlığı için de sahaya indi. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı İl Ambulans Servisi Başhekimliği tarafından Kulakkaya Yaylası’nda çöp toplama etkinliği düzenlendi. Etkinliğe Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Emre Şengün, İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Mesut Özdemir ve acil sağlık hizmetleri ekipleri katıldı. SAĞLIKÇILARDAN DOĞAYA SAHİP ÇIKMA MESAJI Yayla bölgesinde çevreye bırakılan atıkları toplayan sağlık çalışanları, Dünya Çevre Günü’nde çevre kirliliğine karşı farkındalık oluşturdu. Doğal alanların korunması, atıkların gelişigüzel bırakılmaması ve çevre bilincinin güçlendirilmesi etkinliğin temel mesajı oldu. Giresun’un önemli doğal güzellikleri arasında yer alan Kulakkaya Yaylası, özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi ağırlıyor. Bu yoğunluk, beraberinde çevre temizliği ve atık yönetimi konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini de gösteriyor. Plastik, cam, ambalaj ve evsel atıkların doğaya bırakılması yalnızca görüntü kirliliği oluşturmuyor; toprağı, su kaynaklarını, canlı yaşamını ve bölgenin turizm değerini de tehdit ediyor. TEMİZ ÇEVRE, SAĞLIKLI GELECEK Çevre sağlığı, toplum sağlığının ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Kirlenen hava, su ve toprak; insan sağlığını doğrudan etkileyen sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle çevreyi korumaya yönelik her adım, aynı zamanda sağlıklı yaşamı koruma mücadelesinin de bir parçası haline geliyor. Sağlık ekiplerinin Kulakkaya Yaylası’nda yaptığı çalışma, çevre temizliğinin yalnızca belediyelerin ya da kamu kurumlarının görevi olmadığını, her vatandaşın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Giresun’da Dünya Çevre Günü dolayısıyla yapılan etkinlik, doğaya bırakılan her atığın geleceğe bırakılan bir yük olduğunu hatırlatırken, temiz çevre için toplumsal duyarlılığın güçlendirilmesi gerektiğini gösterdi.

GİRESUN’DA MİNİK ELLER DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BOYADI Haber

GİRESUN’DA MİNİK ELLER DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BOYADI

GİRESUN’DA MİNİK ELLER DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BOYADI Giresun Belediyesi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Fındık Yurdu Anaokulu’nda çevre ve sıfır atık farkındalığı etkinliği düzenledi. Minik öğrenciler, geri dönüşüm eğitiminin ardından taş boyama etkinliğiyle çevre bilincini sanatla buluşturdu. ÇOCUKLARA SIFIR ATIK VE GERİ DÖNÜŞÜM ANLATILDI Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, Dünya Çevre Günü dolayısıyla anaokulu öğrencilerine yönelik farkındalık çalışması gerçekleştirdi. Fındık Yurdu Anaokulu’nda düzenlenen etkinlikte çocuklara sıfır atık yönetimi, geri dönüşümün çevreye katkıları ve atıkların doğru ayrıştırılması konularında eğitim verildi. Belediye personeli, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla hazırlanan sunumlarda öğrencilere günlük yaşamdan örneklerle geri dönüşüm sürecini anlattı. TAŞLAR RENKLENDİ, ÇEVRE BİLİNCİ SANATLA BULUŞTU Eğitim bölümünün ardından öğrenciler “Taş Boyama Etkinliği”ne katıldı. Doğal malzemelerle hazırlanan etkinlikte çocuklar taşları farklı renk ve desenlerle boyayarak hem el becerilerini geliştirdi hem de çevre sevgisini sanatsal bir çalışmayla ifade etti. Etkinlikte minik öğrenciler eğlenerek öğrenirken, sıfır atık ve doğayı koruma bilincinin erken yaşta kazandırılmasına yönelik mesajlar öne çıktı. “FARKINDALIK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK” Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, çevre bilincinin çocukluk döneminde kazanılmasının kalıcı davranış değişikliği açısından önem taşıdığını vurguladı. Müdürlük açıklamasında, “Sıfır atık farkındalığını ilimiz genelinde en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızla bir araya geldik. Giresun’umuzu daha yeşil, daha temiz ve sürdürülebilir bir şehir haline getirmek için okullarımızdaki eğitim ve farkındalık çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı. Giresun Belediyesi, çevre yatırımlarının yanı sıra eğitim ve farkındalık çalışmalarını da sürdürerek çocuklarda doğa, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam bilincini güçlendirmeyi hedefliyor.

O BİNALARDA ARTIK ZORUNLU OLACAK Haber

O BİNALARDA ARTIK ZORUNLU OLACAK

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi kapsamında yeşil bina uygulamalarını yaygınlaştıracak yeni düzenlemeleri yürürlüğe koydu. Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara dair sosyal medya üzerinden açıklama yapan Bakan Kurum, “Çevre dostu yapılaşmayı yaygınlaştıracak düzenlememiz yayımlandı. ANKARA (İGFA) - 1 Ocak 2027’den itibaren 10 bin metrekare ve üzeri yeni binalarda; Enerji Kimlik Belgesi, Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesini devreye alıyoruz. Sera gazı emisyonu düşük olan binalar için ‘Düşük Karbonlu Bina Belgesi’ uygulaması getiriyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefiyle paralel olarak sürdürülebilir ve doğa dostu yapılaşma süreçlerini hızlandırmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” ile “Enerji Kimlik Belgesi Uzmanlarının Eğitim ve Denetimlerine Dair Tebliğ” güncellendi. Yeni düzenlemeler hakkında sosyal medya hesabından bilgi paylaşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Çevre dostu yapılaşmayı yaygınlaştıracak düzenlememiz yayımlandı. 1 Ocak 2027’den itibaren 10 bin metrekare ve üzeri yeni binalarda; Enerji Kimlik Belgesi, Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesini devreye alıyoruz. Sera gazı emisyonu düşük olan binalar için ‘Düşük Karbonlu Bina Belgesi’ uygulaması getiriyoruz” mesajını verdi. 10 BİN METREKARE VE ÜZERİ OLAN BİNALARI KAPSAYACAK Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenlemelerle, 10 bin metrekare ve üzerindeki yapılar için ‘Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’ zorunlu kılınırken, bu belgeleri hazırlayacak Enerji Kimlik Belgesi Uzmanları’nın eğitim ve yetkilendirme şartları yeniden düzenlendi. Yapılan değişiklikle, 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren yapı ruhsatı alacak ve inşaat alanı 10 bin metrekare ve üzeri olan binalarda, yapı kullanma izin belgesi aşamasında ‘Enerji Kimlik Belgesi’ ile birlikte ‘Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi’nin ilgili idareye sunulması şart koşulacak. BİNANIN TÜM SÜREÇLERİNDEKİ EMİSYONLARI HESAPLANACAK ‘Bina Yaşam Döngüsü Analizi’ kapsamında, binaların kullanım aşamasındaki enerji tüketiminden kaynaklanan karbon salımlarının yanı sıra; ham madde tedariğinden başlayarak nakliye, inşaat, kullanım, işletme, bakım, onarım, yenileme, yıkım, atık yönetimi ve bertaraf ile varsa geri kazanım ve enerji ihracı gibi tüm yaşam döngüsü süreçlerindeki sera gazı emisyonları hesaplanacak. Söz konusu analizler BEP-TR sistemi üzerinden yürütülecek ve belgeler yetkili Enerji Kimlik Belgesi Uzmanları tarafından tanzim edilecek. DÜŞÜK KARBONLU BİNA BELGESİ Yönetmelik ile beraber, işletme kaynaklı sera gazı emisyonu düşük seviyede olan yapılar için ‘Düşük Karbonlu Bina Belgesi’ uygulaması başlatıldı. Buna göre, Enerji Kimlik Belgesinde sera gazı emisyon sınıfı en az “B”, enerji performans sınıfı ise en az “C” olan binalar bu belgeyi almaya hak kazanacak. UZMANLARA YENİ EĞİTİM VE YETKİ ŞARTI “Enerji Kimlik Belgesi Uzmanlarının Eğitim ve Denetimlerine Dair Tebliğ”deki güncelleme ile uzmanların görev tanımları, “Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi” ve “Düşük Karbonlu Bina Belgesi”ni kapsayacak şekilde genişletildi. Uzmanların eğitim süreleri artırılırken, mevcut yetkili uzmanların haklarının süreleri dolana kadar korunacağı belirtildi. Yetki süresi dolan uzmanlar ise Bakanlıkça belirlenecek yeni eğitim programlarını tamamlayıp sınava girerek yetkilerini yenileyebilecekler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.