Hava Durumu

#Kamu Yararı

giresunsonhaber - Kamu Yararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Giresun İçin Ortak Masa: Temür'den Mimarlar Odasına Ziyaret Haber

Giresun İçin Ortak Masa: Temür'den Mimarlar Odasına Ziyaret

Dal-Çık'ta Farklı Görüşler, Giresun İçin Ortak Masa: Temür'den Mimarlar Odasına Ziyaret AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Mimarlar Odası Giresun Şube Başkanı Merve Türk ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya geldi. Kentin gelişimi, mimarlık ve yapılaşma süreçlerinin ele alındığı görüşme, özellikle Dal-Çık Projesi konusunda farklı yaklaşımları bulunan tarafların diyalog kurması açısından dikkat çekti. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun Mimarlar Odası Başkanı Merve Türk ve yönetimiyle istişare toplantısı gerçekleştirdi. Sosyal medya hesabından görüşmeye ilişkin açıklama yapan Temür, Giresun'un gelişimi, şehircilik anlayışı, mimarlık ve yapılaşma süreçleri üzerine değerlendirmelerde bulunduklarını belirtti. Temür, “Şehrimizin daha yaşanabilir, estetik ve sürdürülebilir bir kent kimliğine kavuşması adına meslek odalarımızla iş birliği ve istişare içerisinde çalışmayı önemsiyoruz” ifadelerini kullanarak Merve Türk ve yönetim kurulu üyelerine ev sahiplikleri için teşekkür etti. DAL-ÇIK PROJESİNDE FARKLI YAKLAŞIMLAR BULUNUYOR Görüşme, Giresun'un ulaşım geleceğine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Milletvekili Ali Temür, kent merkezindeki trafik sorununa çözüm olarak planlanan Dal-Çık Projesi'nin uygulanmasını desteklerken, Mimarlar Odası Başkanı Merve Türk ve yönetimi ise projenin zemin koşulları, taşkın riskleri ve şehircilik üzerindeki olası etkilerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Oda yönetimi, Güney Çevre Yolu'nun Giresun için daha kalıcı bir ulaşım çözümü olacağı görüşünü dile getiriyor. Ancak Temür'ün son ziyaret açıklamasında Dal-Çık Projesi'nin toplantıda özel olarak ele alındığına veya tarafların mevcut görüşlerini değiştirdiğine ilişkin bir bilgi bulunmuyor. FARKLI GÖRÜŞLERDEN ORTAK ÇÖZÜME UZANABİLİR Mİ? Giresun'un geleceğini ilgilendiren büyük projelerde farklı görüşlerin aynı masada buluşması, kent adına yapıcı bir diyalog zemini oluşturabilir. Ulaşım, imar, yapı güvenliği ve kentsel gelişim gibi konularda siyasi temsilcilerle meslek kuruluşlarının karşılıklı görüş alışverişinde bulunması, kararların teknik veriler ve kamu yararı doğrultusunda değerlendirilmesine katkı sağlayabilir. Gerçekleştirilen istişare toplantısının somut iş birliklerine ve Giresun'un ihtiyaçlarına cevap verecek projelere dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki süreçte belli olacak.

DÜNYA MİMARLIK GÜNÜ’NDE “BARINMA HAKKI” ÇAĞRISI Haber

DÜNYA MİMARLIK GÜNÜ’NDE “BARINMA HAKKI” ÇAĞRISI

DÜNYA MİMARLIK GÜNÜ’NDE “BARINMA HAKKI” ÇAĞRISI TMMOB Mimarlar Odası, 5 Ekim Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla yayımladığı bildiride barınma ve konuta erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı. Oda, ekonomik kriz ve yükselen kira bedelleriyle büyüyen barınma sorununa dikkat çekerek sağlıklı, güvenli ve dayanıklı yaşam çevreleri için merkezi ve yerel yönetimler ile meslek kuruluşlarına ortak sorumluluk çağrısı yaptı. TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu, 5 Ekim 2026 Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla “Sağlıklı ve Güvenli Bir Çevrede Barınma Hakkı İçin Mimarlık!” başlıklı basın bildirisi yayımladı. Açıklamada, Dünya Mimarlık Günü’nün bu yıl barınma ve konut hakkına odaklanacağı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “BARINMA BİR İNSAN HAKKIDIR – ONU GELİŞTİRİN” “Kurucu üyesi olduğumuz Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından her yıl farklı bir tema çerçevesinde mimarlığın, kentlerimizdeki ve yaşam alanlarımızdaki sorunların toplum gündemine getirilmesi ve farkındalık oluşturulması amacıyla Dünya Mimarlık Günü kutlanmaktadır. İlk kez 1985 yılında kutlanan Dünya Mimarlık Günü bu yıl, Birleşmiş Milletler Habitat Günü ile eşzamanlı olarak 5 Ekim 2026 tarihinde kentlerimizin, mesleğimizin ve toplumun geleceğine odaklanan ‘Barınma Bir İnsan Hakkıdır-Onu Geliştirin’ teması ile Uluslararası Mimarlar Birliği üyesi yüz yirmi dört ülkede bir milyondan fazla mimar tarafından kutlanacak.” “EKİM AYI BOYUNCA MİMARLIK HAFTASI ETKİNLİKLERİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ” “Mimarlar Odası olarak bu çerçevede, tüm Birimlerimiz ve doksan bine yaklaşan meslektaşımız ile Dünya Mimarlık Günü ile başlayan hafta ve Ekim ayı boyunca ‘Mimarlık Haftası Etkinlikleri’ gerçekleştireceğimizi değerli kamuoyumuzla paylaşıyoruz.” “HERKES İÇİN YETERLİ KONUT” “Birlik; küresel konut krizine dikkat çeken 2026 Dünya Habitat Günü Teması olan ‘Herkes için Yeterli Konut’ bağlamında UIA tarafından Dünya Mimarlık Günü kapsamında barınma ve konutu bir insan hakkı olarak önceleyen ‘Barınma bir İnsan Hakkıdır – Onu Geliştirin’ temasını seçmiştir. UIA, 2026 yılı için belirlediği tema ile mimarları tasarım, araştırma ve mücadele yoluyla herkesin konuta eşit erişimini sağlamaya çağırmaktadır.” “BARINMA VE KONUT SORUNU BÜYÜMEKTEDİR” “Ülkemizde ve dünyada ekonomik krizle birlikte, toplumsal ve sosyal alanlarda yaşanan krizin yaşam koşullarını giderek ağırlaştırdığı günümüzde; barınma ve konut sorunu, geçim sıkıntısı ve yükselen kira bedelleri nedeniyle büyümektedir.” “SAĞLIKLI, GÜVENLİ VE DAYANIKLI KONUT ÜRETİMİ” “Uluslararası Mimarlar Birliği; yapı ve mekân tasarımı ile barınaktan kent ölçeğine kadar yaşam alanlarını düzenleyen mimarları sadece tasarım pratiğiyle sınırlı kalmayıp tüm gelir gruplarının eşitçe erişebileceği sağlıklı, güvenli ve dayanıklı konut üretimini benimseyen politikaların üretilmesine katkı vermeye çağırmaktadır.” “KONUT BİR HAKTIR, LÜKS DEĞİL” “Uluslararası Mimarlar Birliği, Dünya Mimarlık Günü kapsamında; kentlerin ve toplumların karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan birisi olarak ‘barınma krizi’ne dikkat çekmektedir. ‘Konut bir haktır, lüks değil’ anlayışıyla; yeterli ve uygun konuta erişimin temel bir hak olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek; mimarlığın ve mimarların bu hakkın sağlanmasındaki rolünü vurgulamaktadır.” “MİMARLIK YALNIZCA NİTELİKLİ YAPI TASARLAMA VE İNŞA ETME SANATI DEĞİLDİR” “Mimarlık, yalnızca nitelikli yapı tasarlama ve inşa etme sanatı değildir. Her bireyin temel hakkı olan nitelikli ve dayanıklı yaşam çevrelerinin oluşturulmasına; herkes için yeterli konut ve barınma hakkının sağlanmasına katkı sunmak, mimarın hem mesleki görevi hem de topluma karşı sorumluluğudur.” “YAPILI ÇEVREDE ORTAK YÜKÜMLÜLÜK” “Yapılı çevrenin sağlıklı ve kamu yararını gözeten politikalar çerçevesinde üretilmesi, korunması ve kullanılması; kamu yönetiminin, merkezî ve yerel yönetimlerin, meslek mensuplarının, meslek kuruluşlarının ve ilgili tüm kesimlerin ortak yükümlülüğüdür.” “BİLİMSEL İLKELER VE KAMU YARARI GÖZETİLMELİ” “Geliştirilecek tüm proje ve uygulamaların bilimsel ilkeler ve gerçekler çerçevesinde, kamu ve toplum yararı gözetilerek oluşturulması; bilim insanlarının, yerel yönetimlerin, meslek odalarının, akademik kuruluşların ve tüm ilgili kesimlerin koordinasyonunun ve işbirliğinin sağlanması gözetilmelidir.” “SAĞLIKLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK” Mimarlar Odası açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Mimarlar Odası olarak; eşitliğe dayalı, temel insan hak ve özgürlüklerine dair hiçbir ayrım, mahrumiyet ve kısıtlamanın yaşanmadığı sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek dileğiyle meslektaşlarımızın ve toplumumuzun Dünya Mimarlık Günü’nü kutluyoruz.” TARİH: 5 Ekim 2026 KAYNAK: TMMOB Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu – Dünya Mimarlık Günü Basın Bildirisi

Fon tasfiyesi için “Fon Koordinasyon Kurulu” kuruldu Haber

Fon tasfiyesi için “Fon Koordinasyon Kurulu” kuruldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan eşgüdüm toplantısında, sermaye piyasalarındaki gelişmeler ve yatırımcı haklarının korunmasına yönelik adımlar ele alındı. ANKARA (İGFA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ekonomi kurmayları ve ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinin katılımıyla bir eşgüdüm toplantısı yapıldı. İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre toplantıda, sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelerin değerlendirildiği, ilgili kurumların yürüttüğü çalışmalar ve alınan/alınacak tedbirler hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi verildiği bildirildi. YATIRIMCI HAKLARI VE HIZLI ÖDEME ÖNCELİĞİ Açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini belirterek, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde yatırımcıların haklarının korunmasının ve ödemelerin adil, sağlıklı ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasının temel öncelik olduğunu vurguladı. “FON KOORDİNASYON KURULU” OLUŞTURULDU Toplantı sonrası yapılan bilgilendirmede, tasfiye sürecinin yatırımcıların meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek hızlı biçimde yürütülmesi için, genel koordinasyonu sağlamak üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında “Fon Koordinasyon Kurulu” oluşturulduğu belirtildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) da sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerine yönelik inceleme ve denetim sürecini başlattığı aktarıldı. ŞİRKET DEVİRLERİ VE ÖDEME YOL HARİTASI GÜNDEMDE Toplantıda, Katılımevim ve Birevim Tasarruf Finansman Şirketleri ile İktisat Katılım Bankası’nın Türkiye Emlak Katılım Bankası’na devrine ilişkin yürütülen süreç hakkında da bilgi verildi. Öte yandan Sermaye Piyasası Kurulu’nun, tasfiye kapsamındaki fonlarda mal varlığı ve likidite durumuna göre, hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sunduğu kaydedildi. Açıklamada, yalnızca mevcut sorunun çözülmesinin değil, benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konusunda da kararlılık ortaya konulduğu ifade edildi.

TTB'den Sağlık Raporları Yönetmeliği'nin iptaline dava Haber

TTB'den Sağlık Raporları Yönetmeliği'nin iptaline dava

Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Raporları Yönetmeliği'nin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay'a başvurdu. TTB, söz konusu düzenlemenin sağlık hizmetlerine erişimi güçleştirdiğini ve hekimlerin mesleki özerkliğine zarar verdiğini belirtti. ANKARA (İGFA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB), 19 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak uygulamaya konulan Sağlık Raporları Yönetmeliği'ne karşı yargı sürecini başlattı. TTB tarafından yapılan yazılı açıklamada, yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle 18 Temmuz 2026 tarihinde dava açıldığı kaydedildi. Dava dilekçesinde, ilk bakışta sağlık raporları ve e-Rapor sistemine dair teknik bir düzenleme izlenimi veren yönetmeliğin; sağlık hizmetlerine erişim, hekimlerin mesleki özerkliği, koruyucu sağlık hizmetleri, işçi sağlığı uygulamaları ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin ücretsiz sunumu gibi kritik alanlarda ciddi sonuçlar doğurduğu vurgulandı. TTB, yeni düzenlemeyle birlikte sağlık raporlarının sadece idari bir belge olmaktan çıkarılarak ekonomik, dijital ve cezai yükümlülükler getiren bir yapıya dönüştürüldüğünü savundu. Bu gelişmenin, vatandaşların sağlık hizmetine ulaşımını zorlaştırdığı ve hekimlerin bilimsel değerlendirme yetkisini kısıtladığı öne sürüldü. Açıklamada, yönetmeliğin sağlık raporlarını ücretli hale getiren, dijital platform kullanımını zorunlu kılan ve usul hataları nedeniyle cezai yaptırımlar öngören kapalı bir sistem kurduğu ileri sürüldü. TTB ayrıca, işçi sağlığı konusunda işverenlerin üstlenmesi gereken sorumlulukların kamu sağlık hizmetleri aracılığıyla karşılanmaya çalışıldığını belirterek, bu durumun kamu yararı ve yürürlükteki hukuki düzenlemelerle örtüşmediğini ifade etti. Dava dilekçesinde, yönetmeliğin kanuna uygunluk, öngörülebilirlik, ölçülülük ve kamu yararı prensiplerine aykırı olduğu savunularak; düzenlemenin sağlık hizmetlerini mali ve teknik şartlara bağımlı kıldığı, hekimlerin mesleki takdir haklarını sınırladığı ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığı iddia edildi. TTB, bu gerekçelerle yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasını ve tamamen iptal edilmesini talep etti.

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI Haber

PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI

TABELA KALKTI, ÇADIRLAR KALDI: PLAJLAR BÖLGESİNDE KAMU SAĞLIĞI VE GÜVENLİK ALARMI BİLİMSEL VERİLER UYARIYOR: DENETİMSİZ SAHİL KONAKLAMASI; HİJYEN, ATIK SU, YÜZME SUYU KALİTESİ, ÇEVRE SAĞLIĞI VE ADLİ GÜVENLİK AÇISINDAN RİSK OLUŞTURABİLİR Giresun Plajlar Bölgesi’nde daha önce kamuoyuna yansıyan çadır görüntüleriyle ilgili sorun çözülmedi. Bölgeden gelen son fotoğraflar, sahil hattında çok sayıda çadırın kurulu olduğunu, bazı alanların fiilen kamp-konaklama bölgesi görüntüsüne dönüştüğünü, çevrede otluk ve bakımsız alanların bulunduğunu, sahil çevresinde atık ve düzensiz kullanım izlerinin dikkat çektiğini ortaya koyuyor. Daha önce bölgede bulunduğu belirtilen “çadır kurmak yasaktır” uyarı tabelasının artık görüntülerde yer almadığı, buna karşılık çadırların sahil hattı boyunca varlığını sürdürdüğü görülüyor. Bu tablo, artık yalnızca “çadır kuruldu” başlığıyla açıklanabilecek basit bir görüntü değildir. Sorun; kıyının ortak kullanım hakkı, halk sağlığı, yüzme suyu güvenliği, atık su yönetimi, temizlik, kanalizasyon, haşere riski, çocukların ve ailelerin güvenliği, gece denetimi ve olası adli olaylarda sorumluluk başlıklarını birlikte ilgilendiren çok yönlü bir kamu yönetimi meselesine dönüşmüştür. Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi rehberleri, deniz, göl ve benzeri yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için su kalitesinin sistemli biçimde yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yaklaşım, yalnızca denizin kendisini değil; plaj çevresindeki atık, insan kaynaklı kirlenme, hijyen, denetim ve risk yönetimini de kapsıyor. (Dünya Sağlık Örgütü) SORUN ÇÖZÜLMEDİ, SADECE TABELA GİTTİ Plajlar Bölgesi’nde önceki süreçte “çadır kurmak yasaktır” uyarısının bulunduğu alanda çadırların yer alması kamuoyunda tepki çekmişti. O dönem sorulan soru açıktı: Yasak tabelası varken bu çadırlar neden kaldırılmıyor? Bugün ise tablo daha farklı ve daha ciddi bir noktaya gelmiş durumda. Son görüntülerde yasak tabelasının yerinde olmadığı, ancak çadırların aynı şekilde durduğu görülüyor. Bu nedenle kamuoyu şu soruların yanıtını bekliyor: Çadır kurma yasağı kaldırıldı mı? Kaldırıldıysa bu karar hangi kurum tarafından, hangi mevzuata göre alındı? Yasak devam ediyorsa tabela neden kaldırıldı? Çadırlar izinli mi, izinsiz mi? İzinliyse alanın altyapısı, hijyen düzeni, güvenlik sistemi ve atık su yönetimi nerede? İzinsizse neden işlem yapılmıyor? Bir kamu alanında sorun varsa çözüm uyarı levhasını kaldırmak değildir. Çözüm; sahayı denetlemek, sorumluluğu netleştirmek, halk sağlığı riskini ölçmek, atık ve kanalizasyon düzenini açıklamak, güvenlik önlemlerini göstermek ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmektir. KIYILAR HALKINDIR: KAMU YARARI ESASTIR Türkiye’de kıyıların kullanımı yalnızca yerel uygulama ya da idari tercih meselesi değildir. Kıyı Kanunu’na göre kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır ve kıyı ile sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Mevzuat ayrıca kıyılarda herkesin eşit ve serbest yararlanmasını engelleyebilecek uygulamaların kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. (Korumakurullari) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde yan yana kurulan çadırlar, brandalarla kapatılmış alanlar, sahil hattının belirli bölümlerinde fiili kullanım düzeni oluşturulması ve halkın ortak alanının konaklama görüntüsüne dönüşmesi yalnızca görüntü kirliliği değildir. Bu durum, kıyının halkın ortak kullanımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusunu gündeme getirir. Kamu yararı ilkesinin gereği şudur: Sahil hattı, belli kişilerin uzun süreli ve denetimsiz konaklama alanına dönüşmemeli; çocukların, ailelerin, yaşlıların, gençlerin, yürüyüş yapanların ve denize giren yurttaşların güvenli, temiz ve eşit kullanımına açık tutulmalıdır. BİLİMSEL RİSK: TUVALET VE ATIK SU SORUNU GÖRMEZDEN GELİNEMEZ Çadırda yaşam varsa tuvalet ihtiyacı vardır. Su kullanımı varsa kirli su vardır. Yemek yapılıyorsa bulaşık suyu ve yemek artığı vardır. Kişisel temizlik varsa gri su vardır. Geceleme varsa güvenlik ve kayıt sorunu vardır. Bilimsel açıdan plaj alanlarında en kritik başlıklardan biri, insan kaynaklı dışkısal kirlenme ve mikrobiyolojik risklerdir. Dünya Sağlık Örgütü, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için özellikle dışkısal kirlenme kaynaklarının belirlenmesi ve yönetilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye’de yürürlükte bulunan Yüzme Suyu Kalitesinin Yönetimine Dair Yönetmelik de yüzme sularında kaliteyi etkileyen mikrobiyolojik kirlilik ve atık varlığını halk sağlığı riski kapsamında değerlendirir; yüzme alanları için izleme, sınıflandırma, kirlilik nedenlerini belirleme, halkı bilgilendirme ve riski azaltıcı idari önlemleri tarif eder. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu nedenle Plajlar Bölgesi’nde şu sorular bilimsel ve idari açıdan zorunlu hale gelmiştir: Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı nerede karşılanıyor? Bu alanlarda yeterli tuvalet, duş ve el yıkama imkânı var mı? Varsa kim temizliyor, hangi sıklıkla temizliyor, hangi kurum denetliyor? Atık su nereye gidiyor? Kanalizasyon bağlantısı var mı? Kanalizasyon yoksa kirli suyun toprağa, sahile veya denize karışması nasıl önleniyor? Bu sorulara resmi yanıt verilmeden, çadırların sahil hattında varlığını sürdürmesi yalnızca idari bir eksiklik değil, halk sağlığı açısından da ciddi bir belirsizliktir. YÜZME SUYU KALİTESİ: E. COLI VE ENTEROKOK TAKİBİ YAPILIYOR MU? Yüzme suyu güvenliğinde bilimsel izleme yalnızca gözle yapılmaz. Türkiye’de yüzme suyu kalitesine yönelik izleme çalışmaları 25 Eylül 2019 tarihli ve 30899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik doğrultusunda yürütülmektedir. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü de yüzme suyu kalitesinin bu yönetmelik kapsamında izlendiğini belirtmektedir. (Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü) Yönetmelikte yüzme suyu kalitesinin değerlendirilmesinde mikrobiyolojik parametreler önem taşır. Özellikle Escherichia coli ve intestinal enterokok gibi dışkısal kirlilik göstergeleri, yüzme alanlarında insan sağlığı açısından kritik parametrelerdir. (Resmi Gazete) Bu nedenle Plajlar Bölgesi için kamuoyunun bilmesi gereken sorular şunlardır: Bu bölgede düzenli yüzme suyu numunesi alınıyor mu? Son E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çadır yoğunluğu görülen noktalara yakın bölgelerde ayrıca numune alındı mı? Atık su, çöp, tuvalet ve insan kaynaklı kullanım nedeniyle kısa dönem kirlilik riski değerlendirildi mi? Sonuçlar halka açık şekilde duyuruldu mu? Bir plajın güvenli olduğu yalnızca “denize giriliyor” denilerek anlaşılamaz. Bilimsel ölçüm, düzenli izleme ve halka açık bilgilendirme gerekir. PLAJ KUMU DA RİSK ALANIDIR Halk sağlığı açısından risk yalnızca deniz suyuyla sınırlı değildir. Plaj kumunda da mikrobiyal riskler görülebilir. Plaj kumlarındaki mikrobiyal tehlikelere ilişkin bilimsel değerlendirmeler, dışkısal ve dışkısal olmayan çeşitli patojenlerin plaj kumlarında tespit edilebildiğini; bu nedenle plaj kumu izlemesinin rekreasyonel su güvenliği programlarına entegre edilmesinin risk yönetimi açısından önemli olduğunu belirtmektedir. (MDPI) Görüntülerde çadırların doğrudan sahil ve kum hattına yakın kurulduğu, bazı alanlarda atık izlerinin bulunduğu görülmektedir. Bu durum şu soruları gündeme getirir: Çadırların çevresindeki kum ve zemin temizleniyor mu? Yemek artıkları, dışkısal bulaş riski, çöp, cam kırığı ve kesici-delici atık kontrolü yapılıyor mu? Çocukların oynadığı kum alanlarında mikrobiyolojik risk değerlendirmesi yapıldı mı? Plaj kumu, yalnızca gözle temizlik değil, sağlık açısından da denetleniyor mu? Bilimsel yaklaşım şunu söyler: Plaj yönetimi yalnızca deniz suyunu değil, kum alanını, atık kaynaklarını, kullanıcı davranışını, tuvalet altyapısını ve hijyen düzenini birlikte değerlendirmelidir. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞERE RİSKİ Paylaşılan görüntülerde sahil hattında çadırların yanı sıra düzensiz çevre kullanımı, bazı noktalarda atık izleri ve yoğun otluk alanlar dikkat çekiyor. Uzun süreli ya da kontrolsüz çadır konaklaması, beraberinde yemek artığı, ambalaj atığı, plastik, cam şişe, organik çöp, kötü koku ve haşere riskini getirir. Yaz aylarında bu risk daha da artar. Açıkta kalan yemek artıkları sinek, böcek, kemirgen ve kötü kokuya neden olabilir. Cam kırıkları çocuklar ve denize girenler için yaralanma riski oluşturabilir. Kontrolsüz ocak, tüp veya ateş kullanımı yangın tehlikesini artırabilir. Bu nedenle yapılması gerekenler bilimsel ve idari açıdan açıktır: Kapalı çöp toplama noktaları oluşturulmalı. Çöp toplama sıklığı kamuoyuna açıklanmalı. Yemek artığı ve organik atık denetlenmeli. Cam şişe, kesici atık ve tehlikeli atık kontrolü yapılmalı. Haşere ve kemirgen mücadelesi planlanmalı. Otluk alanlar düzenli biçimde temizlenmeli. Yangın riski açısından tüp, ocak, mangal ve açık ateş kullanımı denetlenmeli. Çevre Kanunu’nda da çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi konusunda başta idare olmak üzere herkesin görevli olduğu, alınan tedbirlere ve belirlenen esaslara uyma yükümlülüğü bulunduğu belirtilmektedir. (Web Dosya) DENETİMSİZ GECE KONAKLAMASI GÜVENLİK SORUNUDUR Plajlar Bölgesi yalnızca gündüz kullanılan bir deniz alanı değildir. Çadır varsa geceleme ihtimali vardır. Geceleme varsa kamu güvenliği sorunu vardır. Kimlerin kaldığı, ne kadar süre kaldığı, giriş çıkışların nasıl takip edildiği, alanda kayıt tutulup tutulmadığı, gece devriyesi yapılıp yapılmadığı, kolluk ve zabıta denetiminin hangi sıklıkla yürütüldüğü bilinmemektedir. Bu noktada habercilik açısından dikkatli bir dil kullanmak gerekir: Somut tespit olmadan kimseye suç isnadı yapılamaz. Ancak denetimsiz gece kullanımının; alkol kullanımı, uyuşturucu şüphesi, fuhuş iddiaları, kavga, hırsızlık, taciz, çevreye rahatsızlık verilmesi ve benzeri adli riskleri gündeme getirmesi doğal ve meşru bir kamu güvenliği kaygısıdır. Kamu idaresinin görevi olay olduktan sonra açıklama yapmak değil; olay yaşanmadan önce riskleri azaltmaktır. Bugün sorulması gereken soru çok nettir: Yarın bu bölgede bir adli olay yaşansa sorumlu kim olacaktır? Çadırların orada kalmasına kim izin vermektedir? İzin yoksa kim göz yummaktadır? Gece denetimini kim yapmaktadır? Alanda kalan kişiler kayıt altında mıdır? Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık veya taciz gibi risklere karşı hangi önleyici tedbirler alınmıştır? Çocukların ve ailelerin güvenliği hangi kurumun sorumluluğundadır? Bu soruların açık cevabı yoksa, ortada yalnızca bir çadır görüntüsü değil, kamu düzeni boşluğu vardır. ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN KULLANDIĞI ALANDA BELİRSİZLİK KABUL EDİLEMEZ Plajlar Bölgesi, Giresun halkının ortak kullanım alanıdır. Aileler çocuklarıyla bu alana geliyor. Vatandaşlar denize giriyor. İnsanlar yürüyüş yapıyor. Gençler sahilden yararlanıyor. Bir yurttaş çocuğuyla plaja geldiğinde şu güvenceyi bekler: Deniz suyu izleniyor mu? Kum alanı temiz mi? Çöp ve cam kırığı var mı? Tuvaletler hijyenik mi? Atık su kontrol altında mı? Gece kimlerin kaldığı biliniyor mu? Adli risklere karşı denetim var mı? Olası bir olayda müdahale edecek sorumlu kurum belli mi? Bu sorular vatandaşın en doğal hakkıdır. Kamu idaresinin görevi de bu güveni sağlamaktır. BİLİMSEL YAKLAŞIM NE DİYOR? Dünya Sağlık Örgütü’nün rekreasyonel su kalitesi yaklaşımı, yüzme alanlarında halk sağlığının korunması için yalnızca ölçüm değil, bütüncül risk yönetimi gerektiğini ortaya koyar. Bu kapsamda su kalitesi, kirlilik kaynakları, kullanıcı yoğunluğu, atık yönetimi, halkın bilgilendirilmesi ve risk azaltıcı önlemler birlikte değerlendirilmelidir. (Dünya Sağlık Örgütü) CDC de yüzme ve suyla temas edilen alanlarda mikroplar nedeniyle hastalık oluşabileceğini, özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ve hassas grupların daha fazla risk altında olabileceğini belirtmektedir. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) Bu bilimsel çerçeveye göre Plajlar Bölgesi’nde yapılması gerekenler nettir: Risk kaynağı belirlenmeli. Tuvalet ve atık su altyapısı açıklanmalı. Yüzme suyu ve gerekirse kum alanı izlenmeli. Çöp ve yemek artığı yönetimi sağlanmalı. Haşere ve kemirgen riski kontrol altına alınmalı. Gece konaklaması varsa kayıt ve güvenlik sistemi kurulmalı. Halk açıkça bilgilendirilmeli. Yetki ve sorumluluk zinciri ilan edilmeli. YAPILMASI GEREKENLER: SAHİL İÇİN ACİL EYLEM PLANI Plajlar Bölgesi’nde artık geçici ve sessiz müdahaleler yeterli değildir. Bilimsel, idari ve hukuki açıdan uygulanması gereken acil adımlar şunlardır: 1. ÇADIRLARIN STATÜSÜ AÇIKLANMALI İlk yapılması gereken, çadırların izinli mi izinsiz mi olduğunun kamuoyuna açıklanmasıdır. İzinliyse hangi kurumun, hangi tarihte, hangi süreyle ve hangi şartlarla izin verdiği duyurulmalıdır. İzinsizse neden işlem yapılmadığı açıklanmalıdır. 2. ALAN KAMP ALANI İSE RESMİ STATÜSÜ BELİRLENMELİ Eğer bu bölge fiilen kamp alanı olarak kullanılacaksa bunun adı konulmalıdır. Resmi kamp alanı olacaksa; tuvalet, duş, atık su, çöp, güvenlik, kayıt, yangın önlemi, sağlık denetimi ve süre sınırı olmadan işletilemez. Eğer kamp alanı değilse, sahil hattının kontrolsüz konaklama bölgesine dönüşmesine izin verilmemelidir. 3. TUVALET VE KANALİZASYON ALTYAPISI DENETLENMELİ Çadırda kalanların tuvalet ihtiyacı, el yıkama imkânı, duş kullanımı, bulaşık ve kişisel temizlik düzeni incelenmelidir. Atık suyun nereye gittiği belgelenmelidir. Kanalizasyon bağlantısı yoksa geçici konaklamaya izin verilmemelidir. 4. YÜZME SUYU SONUÇLARI HALKA AÇIKLANMALI Bölgede E. coli ve intestinal enterokok sonuçları başta olmak üzere yüzme suyu analizleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çadır yoğunluğu olan noktalara yakın alanlarda ek numune alınıp alınmadığı açıklanmalıdır. Kısa dönem kirlilik riski varsa halk bilgilendirilmelidir. 5. PLAJ KUMU VE ZEMİN TEMİZLİĞİ KONTROL EDİLMELİ Çocukların oynadığı, vatandaşların yürüdüğü ve çadırların kurulduğu kum-zemin hattında temizlik yapılmalı; cam kırığı, kesici atık, dışkısal bulaş, yemek artığı ve çöp riski denetlenmelidir. 6. ÇÖP, YEMEK ARTIĞI VE HAŞEREYLE MÜCADELE PLANI AÇIKLANMALI Sahil hattında düzenli temizlik planı ilan edilmeli, kapalı çöp kutuları artırılmalı, organik atıklar sık toplanmalı, haşere ve kemirgen mücadelesi yapılmalıdır. 7. OTLUK VE BAKIMSIZ ALANLAR TEMİZLENMELİ Fotoğraflarda görülen yoğun otluk alanlar yalnızca görüntü sorunu değildir. Yangın, haşere, kene, kemirgen ve güvenlik riski oluşturabilir. Bu alanların düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. 8. GECE DENETİMİ VE KAYIT SİSTEMİ KURULMALI Alanda geceleme varsa, kimlerin kaldığı kayıt altına alınmalıdır. Kolluk, zabıta ve ilgili birimler tarafından düzenli gece denetimi yapılmalıdır. Kayıtsız, kontrolsüz ve süresiz konaklamaya izin verilmemelidir. 9. ADLİ RİSKLERE KARŞI SORUMLULUK ZİNCİRİ BELİRLENMELİ Alkol, uyuşturucu, fuhuş, kavga, hırsızlık, taciz ve benzeri riskler konusunda önleyici denetim yapılmalıdır. Yarın bir olay yaşanması halinde sorumluluğun hangi kurumda olduğu bugünden belirlenmelidir. 10. HALK BİLGİLENDİRİLMELİ Plaj girişlerinde yalnızca yasak tabelası değil; su kalitesi, temizlik, kullanım kuralları, kamp yasağı veya kamp koşulları, acil iletişim hattı ve sorumlu kurum bilgileri yer almalıdır. İLGİLİ KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI Giresun Plajlar Bölgesi için artık şu soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerekiyor: Bu çadırlar izinli mi, izinsiz mi? Çadır kurmak yasaksa tabela neden kaldırıldı? Yasak kalktıysa karar hangi kurum tarafından alındı? Alanda kalan kişiler kayıt altında mı? Tuvalet ihtiyacı nasıl karşılanıyor? Atık su ve kanalizasyon sorunu nasıl çözülüyor? Yüzme suyu analizleri düzenli yapılıyor mu? E. coli ve intestinal enterokok sonuçları nedir? Çöpler hangi sıklıkla toplanıyor? Yemek artıkları, cam atıklar ve haşere riski nasıl denetleniyor? Gece güvenliği nasıl sağlanıyor? Alkol, uyuşturucu, fuhuş ve adli olay risklerine karşı hangi önlemler alınıyor? Yarın bir olay yaşanırsa sorumlu kim olacak? Bu soruların yanıtı, yalnızca gazetecilerin değil, Giresun halkının hakkıdır. BU SAATTEN SONRA “BİZ BİLMİYORDUK” DENİLEMEZ Fotoğraflar ortadadır. Çadırlar ortadadır. Sahil hattındaki düzensiz kullanım ortadadır. Atık, hijyen, tuvalet, kanalizasyon, güvenlik ve adli risk soruları ortadadır. Bilimsel veriler, rekreasyonel su alanlarında halk sağlığının korunması için risk kaynaklarının belirlenmesi, izlenmesi, yönetilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. (Dünya Sağlık Örgütü) Bu saatten sonra Plajlar Bölgesi’nde bir çevre kirliliği, halk sağlığı sorunu, çocukların güvenliğini ilgilendiren bir olay, yangın, kavga, taciz, hırsızlık, uyuşturucu vakası, fuhuş iddiası ya da başka bir adli olay yaşanırsa kimse “biz bilmiyorduk” diyemez. Çünkü sorun görünürdür. Risk görünürdür. GİRESUN SAHİLİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR Plajlar Bölgesi’nde yaşanan tablo bir çadır meselesi değildir. Bu mesele; halk sağlığı, çevre temizliği, yüzme suyu güvenliği, kanalizasyon, atık su, güvenlik, çocukların korunması, ailelerin huzuru ve kıyının ortak kullanımı meselesidir. Giresun sahili kimsenin sahipsiz arsası değildir. Kamu alanı denetimsiz konaklama alanına dönüştürülemez. Tabela kaldırılarak sorun çözülemez. Çadırlar duruyorsa, tuvalet ve hijyen soruları cevapsızsa, kanalizasyon belirsizse, yüzme suyu analizleri açıklanmıyorsa, güvenlik denetimi bilinmiyorsa ve adli riskler konusunda kamuoyu bilgilendirilmiyorsa bu tablo normalleştirilemez. Giresun halkı sahilinin temiz, güvenli, sağlıklı, düzenli ve herkes için erişilebilir olmasını istemektedir.

ÇOTANAK’TA KRİZ BÜYÜYOR: GİRESUNSPOR’DAN MÜFETTİŞ ÇAĞRISI Haber

ÇOTANAK’TA KRİZ BÜYÜYOR: GİRESUNSPOR’DAN MÜFETTİŞ ÇAĞRISI

ÇOTANAK’TA KRİZ BÜYÜYOR: GİRESUNSPOR’DAN MÜFETTİŞ ÇAĞRISI Giresunspor Yönetim Kurulu, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün “eksik ve hatalı bilgilendirme” açıklamasına sert bir metinle yanıt verdi. Kulüp, stadyum dükkânları, konser organizasyonları, hentbol takımı, tesislerin durumu, doğrudan teminler, yüzme havuzu süreci, Azerbaycan gezisi ve EKAP kayıtları üzerinden dikkat çeken iddiaları kamuoyuna taşıdı. Giresunspor’dan yapılan açıklamada, Başkan Emin Eltuğral’ın 29 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği basın toplantısının ardından İl Müdürlüğü’nün resmi hesaplarından yapılan açıklamaya yanıt verildi. Kulüp yönetimi, kendilerine yöneltilen “eksik ve hatalı bilgilendirme” iddiasını reddederek, yaşanan süreci kamuoyuyla “ilk ağızdan ve tüm şeffaflığıyla” paylaştıklarını savundu. Açıklamada, “Giresun’un en büyük sivil toplum kuruluşu olarak kamuoyunu eksik veya hatalı bilgilendirmemiz söz konusu dahi olamaz” ifadelerine yer verildi. “STADYUM DÜKKÂNLARI KALICI GELİR KAYNAĞI OLACAKTI” Giresunspor açıklamasında ilk olarak Çotanak Stadyumu altında bulunan dükkânların kiralanması sürecine değindi. Kulüp, kalıcı gelir yaratmak amacıyla stadyum altında atıl durumda bulunduğu belirtilen dükkânları kiralamak istediğini açıkladı. Kulüp yönetimi, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yaklaşık bir yıl önce yayımlanan yönetmelikte bu tür mekânların kulüplere kiralanmasına ilişkin hükümlerin düzenlendiğini belirtti. Açıklamada, mevzuatta “yıllık kiralama bedeli 1 peşin + 3 taksit şeklinde alınır” hükmünün yer aldığı ifade edilerek, buna rağmen Giresunspor söz konusu olduğunda bazı dükkânların ihaleye dahil edilmediği ve dükkânların yalnızca 1 yıllığına ihaleye çıkarıldığı iddia edildi. Giresunspor, kiralama ücretinin tamamının peşin talep edilmesi nedeniyle kulübün kalıcı gelir kaynağı oluşturmasının engellendiğini savundu. “BAZI FİRMALARA İHALEYE GİRİN TELKİNİ YAPILDI” İDDİASI Açıklamada ihale sürecine ilişkin dikkat çeken bir başka iddia da yer aldı. Giresunspor Yönetim Kurulu, bazı şube müdürlerinin kulübün “borcu yoktur” yazısı alamayarak ihaleye giremeyeceğini söylediğini öne sürdü. Kulüp açıklamasında, bazı firmalara söz konusu ihaleye girmeleri yönünde telkinlerde bulunulduğu da iddia edildi. Bu bölümde Giresunspor, İl Müdürlüğü’nün “eksik ve hatalı bilgilendirme” açıklamasına karşılık olarak, “Bu mu eksik ya da hatalı bilgidir?” sorusunu yöneltti. STADYUM KONSERLERİ İÇİN “ENGELLENDİ” ÇIKIŞI Giresunspor, açıklamasında stadyum konser organizasyonları konusunu da gündeme taşıdı. Kulüp, hem Giresunspor’a maddi katkı sağlamak hem de şehirde sosyal bir aktivite oluşturmak amacıyla stadyum konser organizasyonları planlandığını belirtti. Açıklamada, Başkan Emin Eltuğral tarafından dönemin AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz ve eski Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile görüşüldüğü, gerekli onayların ve olurların alındığı, prodüksiyon firmasıyla sözleşme imzalanarak sürecin resmi olarak başlatıldığı ifade edildi. Ancak Giresunspor, eski Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’nin görev yeri değişikliğinin ardından söz konusu organizasyonun İl Müdürlüğü tarafından engellendiğini iddia etti. Kulüp, benzer konserlerin Türkiye’nin birçok şehrinde defalarca yapıldığını belirterek, “Bunlar mı hatalı veya eksik bilgilendirmedir?” ifadeleriyle İl Müdürlüğü’nün açıklamasına karşılık verdi. “FORMALİTEDEN YAZDIM” SÖZÜ AÇIKLAMAYA GİRDİ Giresunspor Yönetim Kurulu, konser süreciyle ilgili olarak Milletvekili Ali Temür ile 13 Mayıs 2026 tarihinde TBMM’de görüşüldüğünü, Temür’ün gerekli temasları kurarak konserlerin yapılabileceğini belirttiğini aktardı. Kulüp açıklamasında, 14 Mayıs 2026 tarihinde İl Müdürlüğü yetkililerinin hem kulübe hem de organizasyon firmasına resmi yazı göndererek stadyumda konser yapılamayacağını bildirdiği ifade edildi. Giresunspor, bu süreçte kendilerine “Sayın Vekil ile görüşüldüğü ve konserin yapılacağına dair söz alındığı” iletildiğinde, yetkilinin “Ben bu yazıyı formaliteden yazdım” dediğini iddia etti. Kulüp, bu yanıtı “ciddiyetten uzak” olarak nitelendirdi. HENTBOL TAKIMI İÇİN “TESİSTEN ÇIKARILMAK İSTENDİ” İDDİASI Açıklamada, Giresunspor Hentbol Takımı’nın konaklama süreci de geniş yer buldu. Kulüp, ilimizi Hentbol Erkekler Süper Ligi’nde başarıyla temsil eden, sezonu 5. sırada tamamlayarak Avrupa EHF Eurocup bileti alan takımın, Çotanak Spor Kompleksi bünyesindeki Sporcu Eğitim Merkezi’nde ücreti karşılığında ve geçici olarak konakladığını belirtti. Giresunspor, sezon başında gerekli izinlerin alındığını, dönemin valisine bu konuda ricada bulunulduğunu ve takımın söz konusu tesiste konaklamaya devam ettiğini ifade etti. Kulüp yönetimi, eski valinin tayininin çıktığı günün sabahında İl Müdürlüğü yetkilisinin, personelin de duyabileceği şekilde “Atın bunları, pılını pırtısını toplayıp gitsinler” dediğini iddia etti. Açıklamada, sorunun milletvekiline iletilmesinin ardından çözüme kavuştuğu belirtildi. Giresunspor, bu başlıkta da “Eğer mevzuata aykırı bir durum varsa, konu milletvekiline iletildikten sonra takımımızı orada mevzuata aykırı olarak mı tuttunuz?” sorusunu yöneltti. “RESMİ YAZIŞMA YERİNE ÖZEL GÜVENLİK GÖNDERİLDİ” SAVI Kulüp açıklamasında, hentbol takımının tesisten çıkarılmak istendiği iddiasına ilişkin bir başka ifade daha yer aldı. Giresunspor, mevzuata aykırılık iddiası varsa bunun resmi yazışmayla bildirilmesi gerektiğini savundu. Açıklamada, “Sıkışınca mevzuata sığınan müdür bey, neden resmi yazışma yapmak yerine özel güvenlik göndererek sporcularımızı sokağa atmaya çalışmıştır?” denilerek, yaşananların gerçek dışı olup olmadığı soruldu. ÇOTANAK SPOR KOMPLEKSİ İÇİN BAKIMSIZLIK İDDİASI Giresunspor, Çotanak Spor Kompleksi’ndeki ekipman ve demirbaşların bakımsız bırakıldığını, çöp ve moloz yığınlarının oluştuğunu, tesisin adeta çürümeye terk edildiğini gösteren fotoğrafların basın organlarında yayımlandığını belirtti. Kulüp yönetimi, kamu yararını koruduğunu belirten İl Müdürlüğü’nün, devlet tarafından milyarlarca liralık yatırımla hizmete sunulan stadyumu ve spor kompleksini bakımsız bırakarak kamu yararını nasıl koruduğunu açıklaması gerektiğini savundu. DOĞRUDAN TEMİN İDDİALARI: “REKABET, ŞEFFAFLIK VE KAMU YARARI NEREDE?” Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Kamu İhale Kurumu’nun EKAP açık kaynakları üzerinden yapıldığı belirtilen incelemeye ayrıldı. Giresunspor, kulübün her talebinde önüne “mevzuat duvarı” örüldüğünü savunarak, EKAP üzerinden yapılan incelemelerde çarpıcı tablolara ulaştıklarını ileri sürdü. Kulüp açıklamasında, inşaat, bakım ve onarım işleri kapsamında; 15 doğrudan teminle tek bir firmaya 3 milyon TL, 43 doğrudan teminle bir firmaya 9 milyon TL, 12 doğrudan teminle başka bir firmaya 2 milyon 400 bin TL’lik iş verildiği iddia edildi. Giresunspor Yönetim Kurulu, bu işlemlerin yasalara veya prosedürlere uygun hale getirilmiş olabileceğini belirtmekle birlikte, aynı firmalara tekrar tekrar iş verilmesinin kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığını sorguladı. Açıklamada, “Giresun’da sadece bu birkaç firma mı faaliyet göstermektedir?” sorusu yöneltilirken, “Burada rekabet, şeffaflık ve kamu yararı nerededir?” ifadelerine yer verildi. STADYUM DÜKKÂNLARI İHALESİYLE BAĞLANTI KURULDU Giresunspor, doğrudan temin iddialarını stadyum dükkânları ihalesiyle de ilişkilendirdi. Açıklamada, söz konusu ihaleleri alan firmalardan birinin, Giresunspor’un kiralamak istediği stadyum dükkânlarının ihalesine girerek fiyat artırdığı öne sürüldü. Kulüp, bu durumu da kamuoyunun takdirine bırakarak, “Bu mu eksik ya da hatalı bilgidir?” sorusunu tekrarladı. YÜZME HAVUZU SÜRECİ DE GÜNDEME TAŞINDI Giresunspor açıklamasında, geçmişte yaşanan kapalı yüzme havuzu olayı da gündeme getirildi. Kulüp, Giresunspor yüzme takımı sporcularının da aralarında bulunduğu yaklaşık 100 çocuğun kapalı yüzme havuzunda zehirlendiğini hatırlattı. Açıklamada, bu olayın ardından Merkez Olimpik Yüzme Havuzu’nun 12 milyon TL bedelle yenileneceğinin kamuoyuna duyurulduğu belirtildi. Kulüp yönetimi, sonrasında 12 milyon TL’lik yenileme ihalesi yapıldığını; ihaleyi alan firmaya bu bedelin dışında aynı konuyla ilgili toplamı 4 milyon TL’ye ulaşan doğrudan teminler verildiğini iddia etti. Giresunspor ayrıca, aynı firmaya 8 milyon TL’lik başka bir ihale ve ardından 2 milyon TL’lik bir ihale daha verildiğini öne sürdü. Tüm bu süreçlere rağmen Merkez Kapalı Yüzme Havuzu’nun hâlâ tam anlamıyla sağlıklı şekilde işletilemediği savunuldu. AZERBAYCAN GEZİSİ İÇİN ŞEFFAFLIK SORUSU Kulüp açıklamasında Uluslararası Hareketlilik Programı kapsamında gerçekleştirilen Azerbaycan gezisi de yer aldı. Giresunspor, söz konusu gezinin gençlik merkezlerinin uzman personeli önderliğinde yapılması gerektiğini savunarak, ilgili birim müdürlerinin dışlandığını iddia etti. Açıklamada, geziye yalnızca müdür ve muhasebe müdürünün katılımıyla gidildiği öne sürüldü. Kulüp yönetimi, harcanan rakamlara ilişkin şeffaflığın ortaya konulup konulmadığını sordu. EKAP KAYITLARI İÇİN CİDDİ İDDİA Giresunspor Yönetim Kurulu, açıklamanın son bölümünde basın toplantısı sonrasında yaşananların, kulübün yaptığı tespitlerin haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu savundu. Kulüp, aldıkları duyumlara göre İl Müdürlüğü’nün EKAP sistemi üzerinde bahsi geçen konularla ilgili bazı bilgileri sildiğini veya değiştirdiğini iddia etti. Açıklamada, “Yapılan işin ödemeleri gerçekleştikten sonra, bir kamu kurumunun sisteme daha önce girdiği bilgileri güncelleme, silme ve değiştirme işlemi yapması ne kadar doğrudur?” ifadeleriyle bu işlemlerin denetlenmesi gerektiği belirtildi. GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI’NA MÜFETTİŞ ÇAĞRISI Giresunspor, açıklamasında Gençlik ve Spor Bakanlığı’na açık çağrıda bulundu. Kulüp yönetimi, EKAP sistemi üzerinde yapıldığı ileri sürülen silme, değiştirme ve güncelleme işlemlerinin yetkili kurumlar ve müfettişlerce acilen denetlenmesini istedi. Açıklamada, “Biz Giresun’un en büyük sivil toplum kuruluşu olarak, panik içerisinde sistem üzerinde yapılan bu silme, değiştirme ve güncelleme işlemlerinin yetkili kurumlar ve müfettişlerce acilen denetlenmesini Gençlik ve Spor Bakanlığından talep ediyoruz” denildi. Kulüp, müfettişleri ve yetkilileri, açıklamada yer alan iddialarla ilgili gerekli incelemeleri yapmak üzere göreve davet etti. ATATÜRK’ÜN SÖZÜYLE MESAJ VERİLDİ Giresunspor Yönetim Kurulu, açıklamasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” sözünü hatırlattı. Kulüp yönetimi, spor adamları ve yöneticilerin de en az sporcular kadar zeki, çevik ve ahlaklı olmaları gerektiğini vurguladı. Açıklama, “Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadesi ve Giresunspor Yönetim Kurulu imzasıyla tamamlandı. İDDİALARIN TAKİBİ KAMUOYUNDA Giresunspor’un açıklamasıyla birlikte, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile kulüp arasındaki tartışma yeni bir boyut kazandı. Kulübün stadyum gelirleri, tesis kullanımı, ihale süreçleri, EKAP kayıtları ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerinden gündeme getirdiği iddiaların ardından gözler Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve ilgili denetim mekanizmalarına çevrildi. Giresunspor cephesi, açıklamada yer alan iddiaların incelenmesini isterken, İl Müdürlüğü tarafından yapılacak yeni bir açıklama olup olmayacağı merak konusu oldu.

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE Haber

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE

GİRESUNSPOR BAŞKANI ELTUĞRAL’DAN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NE YÖNELİK DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR Giresunspor Başkanı Emin Eltuğral, düzenlediği basın toplantısında kulübün son iki yıllık mali ve sportif sürecini değerlendirirken, Çotanak Stadyumu’nun kullanımı, stadyum altındaki ticari alanlar, konser organizasyonu, Sporcu Eğitim Merkezi ve bazı ihale süreçlerine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, tüm işlemlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü duyurdu. Giresunspor Başkanı Emin Eltuğral’ın basın toplantısında yaptığı açıklamalar, kent kamuoyunda yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Kulübün içinde bulunduğu ekonomik tabloyu, transfer yasağı sürecini ve sportif başarısızlığın nedenlerini anlatan Eltuğral, konuşmasının önemli bir bölümünde Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bazı uygulamalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Başkan Eltuğral, Giresunspor’un gelir oluşturma çabalarında çeşitli idari sorunlarla karşılaştığını ileri sürerken; özellikle Çotanak Stadyumu’nun altındaki ticari alanlar, stat konseri organizasyonu, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve bazı bakım-onarım ile ihale süreçleri konusunda kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini savundu. Konuşma metninde yer alan ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar dikkate alındığında, tartışmanın yalnızca bir spor kulübü ile bir il müdürlüğü arasındaki görüş ayrılığından ibaret olmadığı; kamu tesislerinin kullanımı, kamu kaynaklarının değerlendirilmesi, kiralama süreçleri ve idari denetim boyutu taşıdığı görülüyor. ELTUĞRAL: “GİRESUNSPOR’U YAŞATMA MÜCADELESİ VERİYORUZ” Basın toplantısında öncelikle Giresunspor’un mali tablosuna değinen Başkan Emin Eltuğral, göreve geldikleri dönemde kulübün çok sayıda FIFA dosyası, transfer yasağı, icra ve haciz süreçleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Eltuğral, kulübün mevcut sicil numarasıyla yaşamasını sağlamak için göreve talip olduklarını belirterek, Giresunspor’un geçmişte bazı kulüplerin yaşadığı yok oluş sürecine sürüklenmemesi için mücadele ettiklerini ifade etti. Başkan, konuşmasında kulübün son iki yılda iki lig düşmesinden dolayı camiadan özür dilediğini de belirtti. Ancak bu sonucu doğuran nedenlerin yalnızca mevcut yönetimin performansıyla açıklanamayacağını savundu. STADYUM ALTINDAKİ DÜKKÂNLAR TARTIŞMASI Eltuğral’ın açıklamalarında en çok dikkat çeken başlıklardan biri Çotanak Stadyumu’nun altındaki ticari alanlar oldu. Başkan Eltuğral, stadyum altındaki dükkânların Giresunspor’a gelir sağlamak amacıyla değerlendirilebileceğini, bu kapsamda çeşitli kurum ve firmalarla görüşmeler yaptıklarını anlattı. Bu alanların özellikle kargo firmaları tarafından kullanılmasının hem şehir trafiği hem de Giresunspor’un mali yapısı açısından katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Eltuğral’ın iddiasına göre, bu konuda dönemin valisiyle de görüşüldü ve söz konusu alanların kulüp lehine değerlendirilmesine olumlu yaklaşıldı. Ancak daha sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sürecinde, alanların doğrudan kullandırılması yerine ihaleye çıkarılması gerektiği ifade edildi. Başkan, yapılan ihalenin bir yıllık süreyle ve peşin ödeme şartıyla düzenlendiğini, bunun Giresunspor’un mevcut mali şartları bakımından uygulanabilir olmadığını savundu. Bu bölümde Eltuğral’ın temel iddiası; stadyum altındaki ticari alanların Giresunspor’a düzenli gelir sağlayacak biçimde kullanılamadığı ve kiralama sürecinin kulüp lehine kolaylaştırılmadığı yönünde oldu. “KİRA SÜRECİNDE KOLAYLIK SAĞLANMADI” İDDİASI Başkan Eltuğral, Giresunspor’un mali durumunu gerekçe göstererek kira bedelinin taksitlendirilmesini talep ettiklerini, ancak bu talebin kabul görmediğini ileri sürdü. Konuşmasında, başka örneklerde uzun süreli kiralama ve taksit uygulamalarının yapılabildiğini savunan Eltuğral, Giresunspor söz konusu olduğunda benzer kolaylıkların sağlanmadığını iddia etti. Başkan, kiralama ve ödeme süreçlerinde Giresunspor’a yeterli kolaylığın sağlanmadığını ileri sürdü. Bu noktada ilgili idarenin yanıtı ve resmi belgeler kamuoyu açısından belirleyici olacaktır. KONSER ORGANİZASYONU: 11 MİLYON TL + KDV GELİR İDDİASI Basın toplantısında öne çıkan bir diğer başlık ise Çotanak Stadyumu’nda yapılması planlanan konser organizasyonu oldu. Eltuğral, İstanbul merkezli bir organizasyon firmasıyla görüşüldüğünü ve stat konseri için prensipte anlaşma sağlandığını söyledi. Başkan, bu organizasyondan Giresunspor’a 11 milyon TL + KDV gelir sağlanmasının öngörüldüğünü, konserin yüksek dolulukla gerçekleşmesi halinde ek gelir ihtimalinin de bulunduğunu ifade etti. Başkanın anlatımına göre, konu siyasi yetkililer ve Valilik makamıyla da görüşüldü. Eltuğral, gerekli görüşmelerden sonra sözleşme yapıldığını, firmanın kendi mecralarından duyurulara ve bilet satışına başladığını aktardı. Ancak daha sonra Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Giresunspor’a, stadyumun üçüncü şahıslara kullandırılamayacağı ve konser organizasyonu yapılamayacağı yönünde yazı gönderildiğini iddia etti. Bu başlıkta Eltuğral’ın temel iddiası; Giresunspor’a önemli miktarda gelir sağlayabilecek konser organizasyonunun idari yazışmalar nedeniyle gerçekleşemediği yönünde oldu. ORGANİZASYON FİRMASINA YAZI GÖNDERİLDİĞİ İDDİASI Eltuğral, konuşmasında yalnızca Giresunspor’a değil, organizasyon tarafına da stadyumda konser yapılamayacağı yönünde yazı gönderildiğini ileri sürdü. Başkan, bu yazıların resmi nitelikte olduğunu ve istenmesi halinde belgelerin paylaşılabileceğini ifade etti. Bu iddia doğruysa, konu yalnızca bir organizasyonun iptali değil; Giresunspor’un gelir elde etme imkânının hangi idari gerekçeyle sınırlandırıldığı sorusunu da gündeme getirmektedir. SPORCU EĞİTİM MERKEZİ VE HANDBOL TAKIMI İDDİASI Başkan Eltuğral, Giresunspor’un handbol takımının Süper Lig’e yükselmesi sonrasında konaklama ihtiyacı doğduğunu, bu kapsamda stadyum içerisindeki Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanıldığını anlattı. Eltuğral’ın iddiasına göre, dönemin valisi takımın bu merkezde kalmasına olumlu yaklaştı. Ancak valinin tayininin ardından takımın buradan çıkarılmak istendiği, hatta güvenlik görevlileri aracılığıyla çıkarılma girişiminde bulunulduğu ileri sürüldü. Başkan, daha sonra konunun milletvekili düzeyinde yapılan görüşmeyle geçici olarak çözüldüğünü söyledi. Bu açıklama Giresunspor’un yalnızca futbol değil, diğer branşlardaki faaliyetlerinin de idari süreçlerden etkilendiği yönündeki iddiaları güçlendiren bir unsur olarak dikkat çekti. AZERBAYCAN PROGRAMIYLA İLGİLİ HARCAMA İDDİASI Eltuğral, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün Azerbaycan’a yönelik bir dostluk programına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Başkan, programa öğrencilerle birlikte il müdürü ve muhasebe müdürünün katıldığını, bu tür programlarda ilgili şube müdürlerinin yer almasının daha uygun olacağını savundu. Ayrıca bu programla ilgili 650 bin TL + KDV tutarında fatura kesildiğini ileri sürdü. Bu iddia, kamu harcamalarının niteliği ve gerekliliği açısından açıklığa kavuşturulması gereken bir başlık olarak öne çıktı. Başkan Eltuğral, Azerbaycan programının katılımcı yapısı ve harcama tutarı konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini savundu. OLİMPİK YÜZME HAVUZU VE TADİLAT SÜREÇLERİ GÜNDEME GELDİ Eltuğral, kentteki olimpik yüzme havuzunda geçmişte yaşanan zehirlenme olayına da değindi. Konuşmasında, çok sayıda çocuğun etkilendiğini ileri süren Başkan, daha sonra havuzla ilgili yürütülen tadilat ve ihale süreçlerinin de sorgulanması gerektiğini söyledi. Başkanın iddiasına göre, havuzla ilgili önce yüksek tutarlı bir tadilat süreci gündeme geldi, ardından farklı tutarlarda ek işler ve yeni süreçler ortaya çıktı Eltuğral, olimpik yüzme havuzunda yaşanan olay sonrası yapılan bakım-onarım ve tadilat süreçlerinin kamuoyu önünde ayrıntılı biçimde açıklanması gerektiğini ifade etti. DOĞRUDAN TEMİN VE İHALE SÜREÇLERİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİ Başkan Eltuğral, konuşmasının bazı bölümlerinde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün bazı doğrudan temin ve ihale süreçlerini de eleştirdi. Bazı firmaların sık sık iş aldığını ileri süren Eltuğral, bu süreçlerin EKAP ve ihale kayıtları üzerinden incelenebileceğini savundu. Eltuğral, bazı doğrudan temin ve ihale süreçlerinde kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini belirterek, bu işlemlerin ilgili kayıtlar üzerinden incelenebileceğini ifade etti. GİRESUNSPOR’UN GELİR KAYNAKLARI KESİLDİ Mİ? Eltuğral’ın açıklamalarının merkezinde, Giresunspor’un ekonomik olarak yalnız bırakıldığı ve gelir oluşturabilecek imkânların değerlendirilemediği iddiası yer aldı. Başkan, özellikle stadyum altındaki dükkânlardan ve konser organizasyonundan elde edilebilecek gelirlerin Giresunspor’un transfer yasağı ve FIFA dosyalarıyla ilgili kritik süreçte kullanılabileceğini savundu. Eltuğral’a göre, söz konusu kaynaklar hayata geçirilebilseydi kulübün bazı dosyaları kapatma ve sportif süreçte daha güçlü kalma ihtimali doğacaktı. Başkan bu durumu, “Giresunspor’un önünün açılması gerekirken, gelir kaynaklarının kullanılamadığı” şeklinde değerlendirdi. GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN SOSYAL MEDYA AÇIKLAMASI Başkan Eltuğral’ın açıklamalarının ardından Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, sosyal medya hesabı üzerinden “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı yazılı bir açıklama yayımladı. Müdürlük açıklamasında, ildeki tüm tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemlerin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, şeffaflık ve kamu yararı esas alınarak yürütüldüğü belirtildi. Açıklamada; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, stadyum içerisindeki ticari alanlar, konser organizasyonları, bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve uluslararası hareketlilik programlarıyla ilgili tüm uygulamaların mevzuata uygun gerçekleştirildiği savunuldu. İl Müdürlüğü, iddiaların önemli bir kısmının eksik veya hatalı bilgiye dayandığını belirterek, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlayışıyla çalışmaların sürdürüleceğini duyurdu.

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT Haber

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT

GİRESUN GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN İDDİALARA SOSYAL MEDYADAN YANIT Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, son günlerde kurum ve müdürlük yönetimi hakkında kamuoyuna yansıyan iddia ve değerlendirmelere ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yayımladı. Müdürlük, Facebook hesabından yaptığı “Kamuoyuna Duyuru” başlıklı açıklamada, Giresun’daki tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemlerin ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü savundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son günlerde Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüzü hedef alan bazı iddia ve değerlendirmeler üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. İlimizdeki tüm tesislerin işletilmesi, kiralama süreçleri, bakım-onarım çalışmaları ve diğer idari işlemler ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, şeffaflık ve kamu yararı esas alınarak yürütülmektedir. Kamuoyunda gündeme getirilen; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, Stadyum içerisindeki ticari alanlara ilişkin işlemler, Konser organizasyonları, Bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı, Uluslararası hareketlilik programları ile ilgili tüm uygulamalar yürürlükteki mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmiş olup, iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır. Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması anlayışıyla çalışmalarımızı aynı hassasiyetle sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.” Müdürlüğün açıklaması, iddiaların reddi niteliği taşırken; kamuoyunda tartışılan başlıkların kapsamı, açıklamanın hangi kurumsal düzeyde yapılması gerektiği sorusunu da beraberinde getirdi. BÖYLE AÇIKLAMA İLE OLUR MU? Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün kendi görev alanına ilişkin bir konuda kamuoyunu bilgilendirme yapması elbette mümkündür. Kamu kurumları, faaliyetleriyle ilgili duyuruları resmi internet siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşabilmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da kamu kurumlarının sosyal medya kullanımına ilişkin rehber hazırlayarak, kurumların dijital mecralarda bilinçli, etkili ve sorumlu iletişim yürütmesini hedeflediğini açıklamıştır. (İletişim Başkanlığı) Ancak burada tartışılan konu sıradan bir etkinlik duyurusu ya da rutin bilgilendirme değildir. Açıklamada bizzat müdürlüğün de sıraladığı üzere konu; Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri, stadyum içerisindeki ticari alanlar, konser organizasyonları, bakım-onarım ihaleleri, Sporcu Eğitim Merkezi’nin kullanımı ve uluslararası hareketlilik programları gibi kamu kaynağı, kamu tesisi ve idari denetim boyutu bulunan başlıklardır. Bu nedenle mesele yalnızca “İl Müdürlüğü açıklama yapabilir mi?” sorusuyla sınırlı değildir. Asıl soru şudur: Bu kadar ciddi iddia, sadece kurumun sosyal medya hesabından yapılan genel ifadeli bir açıklamayla geçiştirilebilir mi? VALİLİK SÜRECİ SAHİPLENMELİ Mİ? Devlet geleneği açısından bakıldığında, iddiaların kapsamı dikkate alındığında Giresun Valiliği’nin konuya açıklık getirmesi daha doğru ve daha güçlü bir kurumsal yaklaşım olurdu. Çünkü 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Kanunda valilerin ilin genel idaresinden sorumlu olduğu, bakanlıklar ve tüzel kişiliğe sahip genel müdürlüklerin il genel idare teşkilatına ait işleri doğrudan valiliklere yazacağı düzenlenmiştir. (Mevzuat) Bu çerçevede Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün görev alanındaki iddialar, kamuoyunda bu kadar geniş başlıklarla tartışılıyorsa; Valilik makamının süreci koordine etmesi, gerekirse inceleme başlatıldığını duyurması ve kamuoyuna daha ayrıntılı, belgeli bir açıklama yapılmasını sağlaması beklenirdi. İDDİALAR BELGEYLE YANITLANMALI Müdürlüğün açıklamasında “iddiaların önemli bir kısmı eksik veya hatalı bilgiye dayanmaktadır” deniliyor. Ancak kamuoyunun ikna edilmesi için bu cümlenin tek başına yeterli olması beklenemez. Kamuoyu doğal olarak şu soruların yanıtını bekler: Çotanak Stadyumu’nun kiralama süreçleri hangi tarihlerde, hangi usulle yürütüldü? Stadyum içindeki ticari alanlar kimlere, hangi şartlarda ve hangi süreyle tahsis edildi? Konser organizasyonlarında kamu zararı oluştu mu, gelir-gider dengesi nedir? Bakım-onarım ihaleleri hangi yöntemle yapıldı, hangi firmalar iş aldı? Sporcu Eğitim Merkezi kimler tarafından, hangi kriterlerle kullanıldı? Uluslararası hareketlilik programlarından kimler, hangi ölçütlere göre yararlandı? Bu sorulara yanıt verilmeden yapılan genel bir “mevzuata uygundur” açıklaması, tartışmaları bitirmekten çok yeni sorular doğurabilir. DEVLET KURUMU SOSYAL MEDYADA SAVUNMA MAKAMI GİBİ GÖRÜNMEMELİ Kamu kurumlarının sosyal medya kullanması çağın gereğidir. Ancak kamu kurumlarının sosyal medya hesapları, kişisel savunma alanı gibi kullanılmamalıdır. Özellikle bir il müdürü veya kurum yönetimi hakkında iddialar gündeme geldiğinde, açıklamanın dili ve yöntemi daha dikkatli belirlenmelidir. Devlet geleneğinde beklenen tavır; iddialara sosyal medya üzerinden genel ifadelerle karşılık vermek değil, iddiaları somut başlıklar halinde ele almak, gerekiyorsa idari inceleme başlatmak ve kamuoyuna belgeli bilgi sunmaktır. Bu nedenle Giresun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün açıklaması hukuken bir bilgilendirme olarak değerlendirilebilse de, iddiaların ağırlığı karşısında kurumsal olarak yetersiz kalmıştır. GÖZLER GİRESUN VALİLİĞİ’NDE Gelinen noktada kamuoyunun beklentisi, iddiaların sosyal medya açıklamasıyla kapatılması değil; Giresun Valiliği’nin konuya açıklık getirmesidir. Eğer iddialar asılsızsa, bunun belgeleriyle ortaya konulması gerekir. Eğer eksik, hatalı ya da tartışmalı işlemler varsa, bunun da idari denetim mekanizmaları içinde incelenmesi kamu yararının gereğidir. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir kurumun itibarı değil; kamu kaynaklarının kullanımı, kamu tesislerinin işletilmesi ve vatandaşın devlete duyduğu güvendir. Bu metin, kaynak açıklamayı doğrudan verirken ikinci bölümde eleştirel ama hukuken daha güvenli bir çizgide ilerliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.