Hava Durumu

#Verim

giresunsonhaber - Verim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

1 KİLOGRAM FINDIĞIN MALİYETİ 233,33 TL Haber

1 KİLOGRAM FINDIĞIN MALİYETİ 233,33 TL

1 KİLOGRAM FINDIĞIN MALİYETİ 233,33 TL: DÜŞÜK VERİMDE 287 TL'Yİ AŞIYOR Bir dönüm nakit, bütün bakım ve hasat işlerinin dışarıdan yaptırıldığı nakit senaryosu, 1 kilogramın fındığı maliyetin 233,33 TL olarak ortaya çıktı. Dönümden 100 kilogramlık ürün üretiminin toplam faturası 23 bin 333 TL'yi buluyor. Verim 80 kilogram düştüğünde kilogram maliyeti 287,16 TL'ye çıkıyor; 160 kilogramda 168,84 TL'ye geriliyor. Hesaplama, Giresun Valiliğinin 2026 taban tarifesi ile fiilen kullanılan işçilik ve makine süresi esas olarak yer almaktadır. Giresun'da 2025 hasadının ardından başlayan budama, gübreleme, ilaçlama ve bahçe altı temizliğinden 2026 tedavisinin, patoza hastalığına ve günümüze kadar uzanan üretim döneminin giderleri kalem kalemi çıkarıldı. Ana senaryo, bir dönümden 100 kilogram kuru kabuklu fındık hazırlama ve bahçedeki bütün işlerin dış hizmet kiralama üzerine kurulması üzerine kuruldu. Hasat işçisinde Giresun Valiliğinin 2026 yılı için açıkladığı, yemek işverenine ait günlük taban ücreti kaydedildi. Toplam işçisi 1.101 TL, çuvalcı 1.380 TL, patozun saatleri ise 6 bin TL olarak hesaplandı. Valilik kararındaki rakamlarla tavsiye niteliğinde asgari ücretler. Taraflar bu bedelin düşmemesiyle daha yüksek bir ücrette anlaşabiliyor. Bu nedenle tablo, serbest dolaşımda değişmeyecek kesin fiyat değil, tarifelerle oluşturulmuş ana maliyet planı sunumunu gösteriyor. MALİYET HANGİ VARSAYIMLARLA HESAPLANDI MI? Hesapta Giresun'da yaygınlaşan yerden hasat yöntemi kaydedildi. Anadolu Ajansına bilgi veren Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Erim Yaman, daldan hasatta bir işçinin günde 70-75 kilogram, yerden hasatta ise 110-120 kilogram zuruflu fındık toplayabildiğini belirtmişti. Ayrı bir teknik değerlendirmede 70-75 kilogram zuruflu ürünü yaklaşık 20-25 kilogram kuru fındığa karşılık geldiği açıklanmıştı. Bu verilerden hareketle işçi başına günlük 35 kilogram kuru ürün ücreti kaydedildi. Kesirli işçi günleri yukarı yuvarlandı. Yemek çalışanının ait tarifeye göre ayrıca kişi başı günlük 200 TL yemek gideri varsayıldı. Bu rakam Valilikçe belirlenmiş bir yemek bedeli değil; evde veya toplu hazırlanacak yemek için kullanılan hesap bulunmaktadır. Patoz hesabında 100 kilogram kuru ürün yaklaşık 300 kilogram zuruflu ürüne karşılık geldiği kabul edildi. İşlem süresi 0,30 saat olarak hesaplandı. Böylece patoz gideri, makinenin tamamlamakta olduğu süre üzerinden 0,30 saat × 6.000 TL hesabıyla 1.800 TL oldu. FINDIK DAHA DALINDAYKEN 13 BİN 250 TL HARCANIYOR Hasat öncesinde bakım programı fındık tarımına uygun tarihler korunarak aşağıdakiler yer aldı: Eylül–Ekim 2025: Toprak analizi. Ekim 2025–Şubat 2026: Budama, kuru ve hastalıklı dalların toplanması ve ilk dip sürgünü Tedavisi. Kasım 2025–Şubat 2026: Fosforlu ve bitki örtüsüne göre kışlık gübre analizi. Şubat sonu – Mart 2026: Azotlu gübresinin ilk yarısında. Nisan 2026: Külleme kontrolü ve bakımları ilk ilaçlama. Mayıs başı 2026: Birinci ot ve diken biçimi. 13 Mayıs sahili, 16 Mayıs orta, 19 Mayıs yüksek kol: Mücadelenin sona ermesiyle fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlama. Mayıs sonu–Haziran 2026: Azotlu gübrenin ikinci yarıda ve ikinci dip sürgünü Temizliği. Mayıs–Haziran 2026: İhtiyaca göre ikinci külleme veya zararlı ilaçlaması. Temmuz 2026: Hasattan 5-15 gün önce ikinci ot biçme ve bahçe altı temizliği. Ağustos 2026: Resmî hasat toplandıktan sonra toplama, bahçeden harmana taşıma, patoz, kurutma ve depoya veya satış noktası nakliyesi. Bu programdaki toprak analizi, budama, gübreleme, üç ayrı mücadele uygulaması ve iki otun toplamı 13 bin 250 TL olarak hesaplandı. Hizmet bedelleri bir dönümlük alan için dönemsel ve alan temelli çalışma üzerinden belirlendi. 100 KİLOGRAM FINDIĞIN NAKİT MALİYETİ 23 BİN 333 TL zaman Yapılan iş Hesaplama Maliyet Eylül-Ekim Toprak analizi 1 500 TL Ekim–Şubat Budama, kuru ve hastalıklı dalların toplanması, ilk dip sürgünü temizliği Dönüm tabanlı dış hizmet 2.500 TL Kasım-Şubat Fosforlu ve ürünlerilü kışlık gübre Gübre ve uygulama 1.600 TL Şubat sonu–Mart Azotlu içeceklerin ilk yarısı Gübre ve uygulama 850 TL Nisan Külleme kontrolü ve bakımı ilk ilaçlama İlaç, makine, yakıt ve işçilik 900 TL Mayıs başı Birinci ot ve diken Motor, yakıt ve bıçak 1.900 TL 13-19 Mayıs Fındık kurdu ve kahverengi kokarca mücadelesi İlaç ve tedavi 1.000 TL Mayıs sonu–Haziran Azotlu gübrenin ikinci geç ve ikinci dip sürgünü temizliği Gübre ve dövme 1.200 TL Mayıs-Haziran İhtiyaca göre ikinci ilaçlama İlaç, makine ve teknik 900 TL Temmuz İkinci ot biçme ve hasat öncesi temizlik Motor, yakıt ve bıçak 1.900 TL Fındık 3 tam işçi günü × 1.101 TL 3.303 TL Çuvalcı ve harmana taşıma 1 gün × 1.380 TL 1.380 TL Toplama işçileri ve çuvalcının yemeği 4 kişi/gün × 200 TL 800 TL Patoz 0,30 saat × 6.000 TL 1.800 TL Serme, çevirme, kurutma ve seçme Dışarıdan işçilik 1.200 TL Ağustos Çuval, branda ve hasat malzemeleri Kullanım payı 400 TL Ağustos Kuruyan ürünün depoya veya satış noktasına taşınması Tahmini 700 TL Yıl boyunca Küçük sarf ve beklenmeyen giderler Toplu 500 TL TOPLAM 23.333 TL Toplam maliyetin 13 bin 250 TL’si hasat öncesi bakıma, 3 bin 303 TL’si toplama işçiliğine, 1.380 TL’si çuvalcıya, 800 TL’si yemeğe, 1.800 TL’si patoza ayrıldı. Kurutma, malzeme, son taşıma ve küçük giderlerin toplamı ise 2 bin 800 TL olarak hesaplandı. Böylece 100 kilogram ürün alınan bir dönümlük bahçede doğrudan nakit maliyet 23 bin 333 TL, kilogram maliyeti 233,33 TL oluyor. 80 KİLODA MALİYET 287 TL’YE ÇIKIYOR Budama, gübreleme, ilaçlama ve ot biçme gibi giderlerin önemli bölümü ürün azaldığında ortadan kalkmıyor. Bu nedenle dönüm verimi düştükçe kilogram maliyeti yükseliyor. Toplama kapasitesi işçi başına 35 kilogram kuru ürün karşılığı kabul edildi. Buna göre 80 ve 100 kilogram için üç, 120 ve 140 kilogram için dört, 160 kilogram için beş tam işçi günü kullanıldı. Çuvalcı her verim düzeyinde bir tam gün yazıldı. Patoz süresi ürün miktarıyla orantılı olarak 0,24 ile 0,48 saat arasında değiştirildi. Dönüm verimi İşçi günü Toplama Çuvalcı Yemek Patoz Diğer giderler Toplam maliyet Kg maliyeti 80 kg 3 gün 3.303 TL 1.380 TL 800 TL 1.440 TL 16.050 TL 22.973 TL 287,16 TL 100 kg 3 gün 3.303 TL 1.380 TL 800 TL 1.800 TL 16.050 TL 23.333 TL 233,33 TL 120 kg 4 gün 4.404 TL 1.380 TL 1.000 TL 2.160 TL 16.050 TL 24.994 TL 208,28 TL 140 kg 4 gün 4.404 TL 1.380 TL 1.000 TL 2.520 TL 16.050 TL 25.354 TL 181,10 TL 160 kg 5 gün 5.505 TL 1.380 TL 1.200 TL 2.880 TL 16.050 TL 27.015 TL 168,84 TL Tablo verim etkisini açıkça gösteriyor. Dönümden 80 kilogram ürün alınırsa toplam gider 22 bin 973 TL’de kalmasına rağmen kilogram maliyeti 287,16 TL’ye çıkıyor. Verim 160 kilograma yükseldiğinde toplam gider 27 bin 15 TL’ye çıkıyor ancak kilogram maliyeti 168,84 TL’ye geriliyor. DÜŞÜK TOPLAMA KAPASİTESİ MALİYETİ 27 BİN 284 TL’YE ÇIKARIYOR Küçük bahçede patoz ücreti makinenin fiilen çalıştığı süre kadar hesaplanıyor. Ana tabloda 18 dakikalık kullanım için 1.800 TL maliyet yazıldı. Toplama kapasitesi 35 kilogramdan 25 kilograma düşerse bir işçi günü ve bir kişilik yemek daha gerekiyor. Bunun maliyeti 1.301 TL. Bakım hizmetlerinin tablodaki bedellerden yüzde 20 daha yüksek gerçekleşmesi ise 2 bin 650 TL ekliyor. Bu iki koşul birlikte oluşursa toplam maliyet 27 bin 284 TL’ye, kilogram maliyeti 272,84 TL’ye ulaşıyor. Buna göre 23 bin 333 TL ana maliyet senaryosunu, 27 bin 284 TL ise düşük toplama kapasitesi ve yüksek bakım ücretlerinin aynı anda oluştuğu maliyet seviyesini gösteriyor. VALİLİĞİN TABAN TARİFESİ SERBEST PİYASADA AŞILABİLİR Bahçenin eğimi, dalların sıklığı, ürünün seyrekliği, ulaşım güçlüğü, işçi bulunamaması ve hasadın uzaması serbest piyasa yevmiyesini artırabilir. Toplama yevmiyesindeki her 100 TL artış, kullanılan işçi gününe göre 80 ve 100 kilogramda toplam maliyete 300 TL; 120 ve 140 kilogramda 400 TL; 160 kilogramda 500 TL ekliyor. Çuvalcı ücretindeki 100 TL'lik artış toplamı doğrudan 100 TL'ye yükseliyor. Kişi başına yemek giderindeki ona 50 TL artış, 80 ve 100 kilogramda 200 TL; 120 ve 140 kilogramda 250 TL; 160 kilogramda 300 TL ilave maliyet yaratır. Patozun maliyeti her 1.000 TL arttığında fiili çalışma süresi esas alınıyor. Buna göre maliyet 80 kilogramda 240 TL, 100 kilogramda 300 TL, 120 kilogramda 360 TL, 140 kilogramda 420 TL, 160 kilogramda 480 TL yükseliyor. GİRESUN ZİRAAT ODASININ 230 TL'LİK TAHMİNİYLE AYNI BANTTA Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Temmuz 2026 başındaki açıklamanda üretici bakım, ilaçlama, gübreleme, ot biçme ve hasat işçiliğini kendisi ortadan kaldırmak için bir kilogram fındığın maliyetinin yaklaşık 150 TL, harici çalıştırmanın ek olarak 230 TL'ye çıktığını söyledi. Bu mümkün olan 100 kilogram getiri için bulunan 233,33 TL'lik doğrudan nakit maliyet, Giresun Ziraat Odası Başkanının açıkladığı 230 TL'lik seviyeye yakın sonuç veriyor. Ancak odanın bu rakamı hangi kar verimi, gübre miktarı, ilaçlama sayısı, işçi günü ve patoz süresiyle ilgili hesap, kalem kalem cetvelinin yayımlanması gerektiğini gösteriyor. AKÇAKOCA ZİRAAT ODASI 242,73 TL HESAPLADI Akçakoca Ziraat Odası, 13 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan son dört yıllık ortalama dekarda 150 kilogram verimi kabul etti. Oda, kültürel işlem giderlerini 33 bin 100 TL, yüzde 10 genel idare ödemesiyle toplam maliyeti 36 bin 410 TL, kilogram maliyetini ise 242,73 TL olarak açıkladı. Akçakoca sıralamada gübreleme ve işçilik 8 bin TL, zirai mücadele 3 bin 800 TL, hasat ve toplama 8 bin 800 TL, bakım ve onarım 4 bin 500 TL olarak yer aldı. Belleme, çaplama, boğaz doldurma, kireç veya kükürt ve genel idare payı da dahil edildi. Bu nedenle Akçakoca'nın tam ekonomik maliyet yaklaşımı ile Giresun için hazırlanan doğrudan nakit tablosu aynı yetenek değil. Giresun Ziraat Odası kendi ayrıntılı tablosunu yayımlarsa iki parça gübre miktarı, bakım işçiliği, hasat kapasitesi, patoz süresi, arazi kirası, amortisman ve giderleri aynı standartlar altında sınıflandırılarak tekrar değerlendirilecek. ÜRETİCİNİN KİRASI, FAİZİ VE KENDİ EMEĞİ BU HESAPTA YOK Ana tabloya arazi kirası, üreticinin yönetimi ve gözetim emeği, kredi faizi, sermaye maliyeti, TARSİM primi, tarım kireci, çiftlik gübresi, drenaj, teras ve bahçe yolu onarımı eklenmedi. Toprak analizine göre kireç veya organik gübreleme, bahçede yol ve drenaj çalışması yapılması ya da üretimin krediyle finanse edilmesi halinde gerçek ekonomik maliyet daha yüksek olacaktır. Bu nedenle 233,33 TL'lik sonuç fındığın ekonomik bütün maliyet değil, kaydedilen bakım programı ile dışarıdan alınan hizmetler doğrudan nakit giderini gösteriyor.

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Haber

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Şili’de Avrupa fındığı üreticilerini, danışmanları, araştırmacıları, ihracatçıları ve tarım teknolojisi firmalarını buluşturan PlanetNuts Day de Avellanos için yeni toplantı takvimi açılıyor. Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak buluşmada rezervasyon süreci 13 Ağustos’ta başlayacak; konuşmacı ve katılımcı listesi ayrıca açıklanacak. ŞİLİ’DE FINDIK SEKTÖRÜNÜN TEKNİK BULUŞMASI PlanetNuts, Avrupa fındığı üreticilerine yönelik yeni PlanetNuts Day de Avellanos buluşması için hazırlık başlattı. Etkinliğin adresi Casa Laura, Los Ángeles olacak. Rezervasyonlar 13 Ağustos’tan itibaren alınacak. Toplantı; üreticiler, teknik danışmanlar, araştırmacılar, tarım işletmeleri, tedarikçiler ve sektör temsilcileri için bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı, yeni bağlantılar ve sektörel değerlendirme zemini oluşturacak. PlanetNuts, Şili’de badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı alanlarında üretici, çiftçi ve tarım işletmelerine güncel, teknik ve iş birliğine dayalı içerik ulaştıran bir platform olarak çalışıyor. Platformun güncel akışında yeni fındık üreticileri buluşması da öne çıkarıldı. BU YILKİ TOPLANTIDA PROGRAM HENÜZ NETLEŞMEDİ Yeni toplantının kesin tarihi, saat akışı, konuşmacı listesi, teknik oturum başlıkları ve stant katılımcıları henüz açıklanmadı. Şu aşamada netleşen bilgiler etkinliğin Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacağı, rezervasyonların 13 Ağustos’ta başlayacağı ve toplantının Avrupa fındığı üreticilerine yönelik özel bir sektör günü olarak kurgulandığı yönünde. Geçmiş PlanetNuts toplantıları, bu yılki buluşmanın yalnızca tanıtım amaçlı bir etkinlik olmayacağını gösteriyor. Önceki yıllarda programlar; verim, bitki besleme, hormon yönetimi, hasat başarısı, hastalıklarla mücadele, sürdürülebilir üretim, teknoloji kullanımı ve küresel pazar başlıklarında yoğunlaştı. Bu nedenle yeni toplantının da üretim tekniği, pazar fırsatları, iklim baskısı, sürdürülebilirlik ve sektör içi iş birliği ekseninde şekillenmesi güçlü bir ihtimal taşıyor. 2025’TE ANA GÜNDEM KÜRESEL PAZAR VE VERİM OLDU PlanetNuts Day de Avellanos’un 2025 buluşması 5 Haziran 2025’te Casa Laura, Los Ángeles’te yapıldı. Etkinlik, üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri ve Avrupa fındığı üretimiyle bağlantılı profesyonelleri aynı çatı altında topladı. 2025 programının ana başlığı “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” oldu. Bu toplantıda José Pablo Correa, fındıkta hormon yönetimi ve stratejilerini; Gabriel Aguilar, hasat başarısını olumlu etkileyen faktörleri ve bu sonucu korumaya dönük uygulamaları; Antonio Gaete ise yüksek verim için gerekli besin maddelerinin yerine konulmasını anlattı. Programın teknik masa bölümünde Nicolás Manterola ve Ernesto Moya da yer aldı. 2025 toplantısı, PlanetNuts’un fındık gününü klasik bir seminerin ötesine taşıdı. Teknik sunumların yanında tedarikçi firmalar, teknoloji sağlayıcıları, tarım girdisi şirketleri ve araştırma kuruluşları için etkileşim alanı açıldı. Centro Fruticultura Sur da etkinliğe stantla katıldı; kurum temsilcileri Avrupa fındığı üzerine yürütülen araştırma hatlarını üreticilere aktardı. 2024’TE TOPRAK SAĞLIĞI, MİKORİZA VE HASTALIKLAR ÖNE ÇIKTI PlanetNuts Day de Avellanos’un 2024 toplantısı 23 Mayıs 2024’te Los Ángeles’teki La Casona’da düzenlendi. O yılın ana teması “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” oldu. Programda Antonio Blas Gaete Covarrubias, Nicolás Manterola Swett, Daina Grinbergs ve Paula Aguilera konuşmacı olarak yer aldı. 2024 buluşması, Avrupa fındığı üretiminde teknik altyapıya odaklandı. Toprak biyolojisi, sürdürülebilirlik, mikoriza uygulamaları, kış dinlenme dönemi yönetimi, in vitro teknoloji ve fındıkta odun hastalıkları toplantının ana başlıkları arasında yer aldı. Program, üreticilerin günlük saha yönetiminde kullanabileceği teknik bilgiye yoğunlaştı. Bu çizgi, PlanetNuts’un fındık günlerinde üreticiye doğrudan uygulanabilir bilgi sunmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. 2024’te daha çok üretim tekniği ve hastalık yönetimi; 2025’te ise pazar fırsatları, verim, besleme ve hasat başarısı öne çıktı. Yeni toplantının bu iki hattı birleştiren daha geniş bir içerikle hazırlanması bekleniyor. Yıl Yer Ana tema Öne çıkan içerik 2024 Los Ángeles, Biobío / La Casona “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” Toprak biyolojisi, mikoriza, sürdürülebilirlik, kış dönemi yönetimi, in vitro teknoloji, odun hastalıkları 2025 Casa Laura, Los Ángeles, Biobío “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” Hormon yönetimi, hasat başarısını etkileyen faktörler, yüksek verim için besleme, teknik masa, tedarikçi ve araştırma stantları 2026 sektör gündemi Talca / Maule 4. Día Nacional del Avellano Europeo İklim değişikliği, dünya pazarı, Türkiye deneyimi, sürdürülebilirlik, çeşit, hastalık yönetimi, ticaret ve teknolojik yenilikler ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKTI PlanetNuts’un yeni fındık buluşması, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin hızla büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Şili, 2025’te 100 bin tonu aşan hasatla İtalya’yı geride bırakarak Türkiye’nin ardından dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna yükseldi. Ülkede fındık dikim alanı son beş yılda 25 bin hektardan fazla arttı; üretimdeki büyüme ihracat rakamlarına da yansıdı. Ferrero’nun Şili’deki yatırımları da sektörün ağırlığını artırıyor. Şirket, Şili’de Avrupa fındığı operasyonunu genişletmek için 94 milyon dolarlık yatırım açıkladı. Yatırım; sanayi kapasitesi, lojistik altyapı ve La Araucanía bölgesinde yeni işleme kapasitesi üzerinden Şili’nin küresel fındık tedarik zincirindeki rolünü güçlendiriyor. AgriChile’nin 2025 yıllık üretici toplantısına 700’den fazla üretici katıldı. Linares ve Temuco’daki buluşmalarda sezon değerlendirmesi, dünya arz-talep görünümü, kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve rejeneratif tarım başlıkları işlendi. Bu tablo, Şili’de Avrupa fındığının artık dar bir üretici grubunun konusu olmaktan çıkıp geniş bir tarımsal dönüşüm alanına dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE DENEYİMİ ŞİLİ İÇİN REFERANS BAŞLIK OLDU Şili fındık sektöründe Türkiye deneyimi giderek daha görünür hale geliyor. Mart 2026’da Talca’da düzenlenen 4. Día Nacional del Avellano Europeo toplantısı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanları bir araya getirdi. Programda iklim değişikliği, ticaret, sürdürülebilirlik, hastalık yönetimi, teknoloji ve uluslararası pazar başlıkları işlendi. Bu toplantıda Şemsettin Kulaç, Türkiye’de anaç araştırmaları ve kullanımını; Muzaffer Taviloglu, Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyelini değerlendirdi. Programda Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr Fuchslocher, Umut Küçük ve Hamza Bölük gibi isimler de yer aldı. Türkiye başlığı, Şili açısından yalnızca teknik bir karşılaştırma değil; küresel pazarın yönünü anlamak için de kritik önem taşıyor. Türkiye’nin üretim tecrübesi, Şili’nin büyüyen fındık alanları, yeni yatırımlar ve tedarik zinciri hedefleriyle birlikte değerlendiriliyor. KATILIMCI PROFİLİ GENİŞLEYECEK Bu yılki toplantının konuşmacı listesi açıklanmadığı için isim yazmak doğru olmaz. Ancak önceki PlanetNuts fındık günleri, katılımcı profilini net biçimde ortaya koyuyor. Etkinliklerde üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri, akademisyenler, araştırmacılar, tarım teknolojisi firmaları, agroinsan sağlayıcıları, işleme ve hizmet şirketleri ile tarım işletmeleri yer aldı. Yeni buluşma, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin geldiği aşamada kritik bir platform işlevi görecek. Üretici tarafı verim, kalite, iklim, hastalık ve maliyet baskılarını masaya taşıyacak. Uzmanlar ve şirketler ise besleme, sulama, mekanizasyon, bitki sağlığı, işleme teknolojisi, pazarlama ve sürdürülebilirlik alanlarında çözüm önerilerini paylaşacak. SEKTÖRÜN ANA SORUSU: BÜYÜME NASIL YÖNETİLECEK? Şili’de Avrupa fındığı için artık ana mesele yalnızca üretim artışı değil. Ülkenin önünde verimli büyüme, sürdürülebilir bahçe yönetimi, hastalık kontrolü, kuraklık ve iklim riskleri, kaliteli hasat, işleme kapasitesi, üretici örgütlenmesi ve küresel pazarda kalıcı konum alma başlıkları bulunuyor. PlanetNuts Fındık Günü bu nedenle üretici toplantısından daha geniş bir anlam taşıyor. Casa Laura’daki buluşma, Şili’nin büyüyen Avrupa fındığı sektöründe bilgi paylaşımını, saha deneyimini, teknoloji kullanımını ve ticari bağlantıları aynı masada toplamayı hedefliyor. Rezervasyon sürecinin 13 Ağustos’ta başlamasıyla birlikte etkinliğin resmi programı, konuşmacıları ve katılımcı yapısı sektör tarafından yakından izlenecek. KAYNAKÇA PlanetNuts kurumsal bilgi, 2024 ve 2025 PlanetNuts Day de Avellanos içerikleri, Centro Fruticultura Sur etkinlik değerlendirmesi, 2026 Día Nacional del Avellano Europeo programı, AgriChile yıllık üretici toplantısı, Ferrero yatırım açıklaması ve Şili fındık sektörü verileri esas alınmıştır

240 LİRA KİMİN FİYATI?  GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ Haber

240 LİRA KİMİN FİYATI? GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ

240 LİRA KİMİN FİYATI? GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ 30 Mart tarifesinde 50 randıman Giresun kalite fındık 240 liraya indi. Resmi veriler, bu fiyatın her üretici için aynı anlama gelmediğini gösterdi. Giresun’da dekara ortalama verim 78,46 kiloda kaldı. Sakarya’da 120 kilo, Bafra’da 126,77 kilo, Çarşamba’da 131,35 kilo seviyesine çıkıldı. Kocaali için erişilebilen akademik veride dekara 124 kilo yer aldı. Aynı fiyat, Giresun’da daha düşük gelir, ovada daha yüksek kazanç üretti. Fındıkta 2 liralık geri çekilme ne anlatabilir(!) Asıl kırılma, aynı kilogram fiyatının farklı üretim bölgelerinde bambaşka sonuç vermesiyle ortaya çıktı. Giresun’da düşük verim ve yüksek maliyet üreticinin gelirini aşağı çekti. Düz ve verimli arazilerde ise aynı 240 lira daha yüksek hasıla yarattı. Doğu Karadeniz’de son 5 yıllık verim ortalaması 76 kg/da, Batı Karadeniz’de 111 kg/da seviyesinde kaldı; Doğu Karadeniz’de arazi yapısı da üretim maliyetini yukarı taşıdı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DEKARDA 240 LİRALIK FİYATIN KARŞILIĞI Bölge / İlçe Dekara verim (kg) 240 TL/kg üzerinden dekarda brüt gelir Giresun’a göre fark Giresun 78,46 18.830,40 TL — Sakarya ortalaması 120,00 28.800,00 TL +9.969,60 TL Kocaali 124,00 29.760,00 TL +10.929,60 TL Bafra 126,77 30.424,80 TL +11.594,40 TL Çarşamba 131,35 31.524,00 TL +12.693,60 TL Bafra Ovası (resmi olmayan saha bilgisi) 260,00 62.400,00 TL +43.569,60 TL Bafra Ovası (resmi olmayan saha bilgisi) 280,00 67.200,00 TL +48.369,60 TL Not: Tablodaki gelirler net kazanç değil, 240 liralık fiyat üzerinden hesaplanan dekarda brüt hasılayı gösteriyor. Gübre, işçilik, bakım, taşıma ve hasat giderleri bu hesaba dahil edilmedi. Giresun, Sakarya, Bafra, Çarşamba ve Kocaali satırlarındaki verim değerleri resmi raporlar ve akademik çalışmadan alındı. Bafra Ovası için 260-280 kilo bandı resmi istatistik değil, sahadaki resmi olmayan verim anlatımı olarak ayrıca gösterildi; Anadolu Ajansı’na konuşan bir üretici de Bafra’da dönüm başına 250-300 kilo verim beklentisini dile getirdi. GİRESUN’DA 240 LİRA ERİDİ Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Giresun rehberinde ilde 1.177.729 dekar alanda 92.402 ton fındık üretimi yer aldı. Bu veri, Giresun’da dekara ortalama 78,46 kilo verime işaret ediyor. 240 liralık fiyat bu ortalamaya vurulduğunda dekarda brüt gelir yaklaşık 18 bin 830 lirada kaldı. Giresun’daki üretici için asıl sorun burada başlıyor… Gübre, işçilik, bakım, taşıma ve hasat giderleri devreye girdiğinde 240 lira kağıt üzerindeki fiyat olmaktan öteye geçmez. OVADA AYNI FİYAT DAHA ÇOK PARA ÜRETTİ Sakarya’da il genelinde fındık verimi 120 kg/da seviyesinde kayda geçti. Samsun’da Bafra 126,77 kilo, Çarşamba 131,35 kilo verime çıktı. Aynı 240 liralık fiyatla dekarda brüt gelir Sakarya’da 28 bin 800 liraya, Bafra’da 30 bin 424 liraya, Çarşamba’da 31 bin 524 liraya ulaştı. Giresun ile Bafra arasındaki fark dekarda 11 bin 594 lira, Giresun ile Çarşamba arasındaki fark 12 bin 693 lirayı buldu. Aynı cetvel, aynı emeğe değil, farklı kazanca dönüştü. BAFRA OVASI TARTIŞMASI Resmi kayıtta Bafra verimi 126,77 kilo görünüyor. Ovada konuşulan rakam ise bambaşka... Sahadaki resmi olmayan anlatımlarda iyi bahçelerde dekardan 260-280 kilo ürün alındığı ifade ediliyor. Anadolu Ajansı’na konuşan bir üretici de Bafra’da dönüm başına 250-300 kilo verim beklentisini açıklamıştı. Bu verim bandı resmi istatistik değil,ancak bu tablo doğruysa 240 liralık fiyat Bafra Ovası’nda dekarda 62 bin 400 lira ile 67 bin 200 lira arasında brüt gelir anlamına geliyor. Bu rakam, Giresun’daki ortalamanın kat kat üstüne çıkıyor. KOCAALİ DOSYASI FİYAT TARTIŞMASINI KESKİNLEŞTİRDİ Fındık Tarım Satış Kooperatifi Başkanı ve Sakarya AKP Milletvekili Lütfü Bayraktar’ın memleketi Kocaali için erişilebilen akademik çalışmada 2018 verisi dekara 124 kilo olarak yer alıyor. 240 liralık fiyat bu verime vurulduğunda Kocaali’nde dekarda 29 bin 760 liralık brüt gelir ortaya çıkıyor. Bu sonuç açık bir tablo verdi: yüksek verimli bölgeler aynı fiyat seviyesini Giresun’a göre çok daha kolay taşıdı. Fındıkta büyüyen tepki de buradan çıkıyor… 240 liralık fiyat cetveli Giresun’u korumadı; ovada üreticinin elini daha fazla güçlendirdi. Kaynaklar: Tarım ve Orman Bakanlığı Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi 2025, Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2025 Faaliyet Raporu, Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2024 Faaliyet Raporu, Tarım ve Orman Bakanlığı Fındık Çalıştayı Sonuç Raporu, Bakanlığın fındık değerlendirme raporu ve Kocaali üzerine akademik çalışma.

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM  YOK Haber

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK

FINDIKTA ARAŞTIRMA VAR, VERİM YOK Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, 1936’dan bu yana fındıkta Türkiye’nin en köklü bilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Kurumun laboratuvarı, analiz altyapısı, zararlı mücadelesi ve teknik birikimi tartışma konusu değil. Tartışılan başlık ise başka: Bunca kurumsal hafızaya rağmen yaşlanan bahçeleri yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte yükselten büyük dönüşüm neden hâlâ görünür değil? Giresun’da 1936 yılında “Fındık İstasyonu” adıyla kurulan kurum, ilk yıllarda bölgedeki fındık üretimini geliştirmek ve üretim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yapılandırıldı. Hizmet alanı 1952’den itibaren tüm fındık üretim bölgesini kapsayacak şekilde genişletildi. Kurum, sonraki yıllarda bugünkü enstitü yapısına evrilirken fındık için ülkesel bazda veri toplama, araştırma yapma, gen kaynaklarını koruma, laboratuvar hizmeti sunma ve eğitim-yayım yürütme görevleriyle teknik merkez kimliği kazandı. Bugün kurumun elinde laboratuvar var, analiz var, proje var, yayın var. Resmî kurumsal görünümde doku kültürü, pomoloji, bitki sağlığı, gıda teknolojileri ile toprak ve yaprak analiz laboratuvarları açık biçimde yer alıyor. Devam eden ve sonuçlanan projeler ile eğitim-yayım başlıkları da bu çerçevenin parçası olarak sunuluyor. Bu tablo, Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesinin kâğıt üstünde güçlü olduğunu gösteriyor. Ne var ki sahadaki asıl beklenti, yalnızca araştırma üretmek değil; o araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek. Çünkü fındıkta artık temel mesele sadece zararlıyla mücadele etmek ya da üreticiye genel bilgi vermek değil. Asıl mesele; yaşlanan bahçeyi yenilemek, toprağı yeniden disipline etmek, pH dengesini izlemek, gübrelemeyi analiz sonucuna bağlamak ve verimi bahçe yaşı, rakım, bakım düzeyi ve iklim riskine göre yeniden kurmak. Kurumun 2025 yılı kamuya açık faaliyet akışına bakıldığında öne çıkan başlıklar daha çok kahverengi kokarca ile biyolojik mücadele, Samuray arıcığı salımı, geç don sonrası eğitimler ve analiz hizmetleri etrafında toplanıyor. Haber arşivinde 10 Temmuz 2025 tarihli “Samuray Arıcığı Salımı Keşap’ta Gerçekleştirildi” duyurusu ile 26 Mayıs 2025 tarihli “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı” başlıklı eğitim haberi açık biçimde yer alıyor. Samuray arıcığı çalışması, kahverengi kokarcaya karşı biyolojik mücadelede kurumun sahadaki somut hamlelerinden biri olarak öne çıkıyor. Geç don sonrası eğitim de budama, bitki besleme ve hastalık-zararlılarla mücadele başlıklarında teknik personeli sahaya hazırlayan önemli bir çalışma olarak kayda geçiyor. Kurumun teknik faaliyeti var; ancak görünür akış daha çok belirli sorun başlıklarına dönük müdahaleler üzerinden ilerliyor. Toprak ve yaprak analizi tarafında da belirgin bir altyapı bulunuyor. Enstitünün resmî analiz sayfasında toprak verimlilik analiz paketleri, standart yaprak analizi ve farklı parametreleri içeren ücretlendirme kalem kalem yayımlanmış durumda. Ayrıca analiz çeşitleri, numune kabulü ve sonuç listeleri de kurumsal menüde ayrı başlıklar halinde yer alıyor. Ancak tam da burada haberin ağır sorusu beliriyor. Çünkü sahada ihtiyaç duyulan şey, üreticinin başvurusuna bağlı analiz hizmetinin ötesinde bir üretim reformu. Bahçe bazlı pH haritalaması, zorlayıcı gübre planlaması, toprak yorgunluğu takibi, verim haritalama, bahçe yenileme programı ve sonuçların ilçe ilçe ölçülmesi artık fındıkta teknik ayrıntı değil; doğrudan üretim düzeninin omurgası. Kurumun kamuya açık görünür faaliyet akışında ise bu dönüşümün kaç bahçeye ulaştığını, hangi ilçelerde sistemli toprak yönetimi modelinin kurulduğunu, hangi uygulamanın doğrudan verim artışına dönüştüğünü gösteren güçlü ve sayısallaştırılmış saha verisi aynı açıklıkla görülmüyor. Bu değerlendirme, resmî kurumsal içerikte görülen başlıklara ve görünür veri eksikliğine dayanıyor. Toprak analizi meselesi de tam bu başlıkta düğümleniyor. Bu iş, üreticinin eline poşet verilip “numune getir” denilerek yürütülecek bir süreç değil. Köylünün saksıdan, yol kıyısından ya da bahçenin rastgele bir noktasından getireceği toprakla üretim reformu kurulmaz. Sağlıklı analiz, ancak bölge bölge planlanan ve uzman personelce sahada alınan numunelerle mümkündür. Numune alma işinin üreticinin inisiyatifine bırakıldığı yerde bilimsel disiplin zayıflar, sonuç tartışmalı hale gelir. Fındıkta gerçek toprak yönetimi; parsel bazlı, standart derinlikte, teknik ekip denetiminde ve kayıt altına alınmış örnekleme sistemiyle kurulabilir. Bu paragraf, haberde yer alan editoryal değerlendirmedir; kurumsal sayfalarda analiz hizmeti bulunduğu görülmekle birlikte bölge bazlı personel örnekleme modeline ilişkin kamuya açık ayrıntılı uygulama rejimi aynı açıklıkla görünmüyor. Bahçe yenileme meselesi de haberin merkezinde duruyor. Doku kültürü laboratuvarı, fidan materyali ve araştırma altyapısı önemli başlıklar olabilir. Ancak üreticinin beklediği asıl sonuç, yaşlı ve verimsiz bahçelerin yenilenmesinde geniş ölçekli bir kırılmadır. Bugün kurumun resmî görünümünde, bahçe yenilemesini ilçe ilçe sahaya taşıyan, takvime bağlayan ve etkisini verim rakamlarıyla ortaya koyan yaygın bir model kamuoyuna aynı güçle yansımıyor. Laboratuvarın varlığı tek başına yetmiyor; laboratuvarın sahadaki sonucu görünür hale gelmediğinde tartışma da burada büyüyor. Bu da yine resmî açık kaynak görünürlüğüne dayalı bir tespit olarak okunmalıdır. İklim riski tarafında da tablo değişmiyor. Geç don sonrası eğitim verilmiş olması önemli; ancak üretimin bugünkü ihtiyacı sadece zarar sonrası bilgilendirme değil, zarar öncesi risk yönetimi modeli. Mikro bölgeye göre çeşit-rakım uyumu, erken uyarı sistemi, kronolojik müdahale planı ve iklim uyum rejimi olmadan yalnızca eğitim başlığı, üreticinin beklediği koruma duvarını kurmaya yetmiyor. Resmî akışta eğitim var; fakat üretim rejimini zorlayıcı ölçekte değiştiren sistem dönüşümü aynı açıklıkla öne çıkmıyor. Son tabloda ortaya çıkan gerçek şu: Giresun’daki Fındık Araştırma Enstitüsü, tarihsel olarak güçlü, teknik olarak donanımlı, kurumsal olarak köklü bir yapı. Araştırma var, laboratuvar var, analiz var, biyolojik mücadele var, eğitim var. Ancak sahada üreticinin beklediği büyük eşik, bunların verimi kitlesel olarak yukarı taşıyan bir reform zincirine dönüşmesidir. Bugün kamuya açık görünümde görülen eksik de tam burada düğümleniyor: Kurumun bilimsel ağırlığı açık, fakat bu ağırlığın bahçede büyük verim dönüşümüne ne ölçüde çevrildiği hâlâ tartışma konusu olmayı sürdürüyor. . . KAYNAKÇA Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Tanıtım” sayfası: kurumun 1936’daki kuruluşu, 1952’de hizmet alanının genişlemesi ve görev tanımı. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü resmî ana sayfası ve kurumsal menüleri: laboratuvarlar, projeler, eğitim-yayım ve kurumsal yapı başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Haber Arşivi: 2025 yılı görünür faaliyet başlıkları. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Geç Don Zararı Sonrası Müdahaleler Masaya Yatırıldı”, 26 Mayıs 2025. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, “Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuvarı Analiz Fiyat Listesi”, “Analiz Ücretleri” ve “Yaprak ve Toprak Örneklerinin Kabulü” sayfaları.

FINDIKTA %60 ALGISI: TÜRKİYE’NİN PAYI NEDEN SİSTEMATİK OLARAK DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR? Haber

FINDIKTA %60 ALGISI: TÜRKİYE’NİN PAYI NEDEN SİSTEMATİK OLARAK DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR?

FINDIKTA %60 ALGISI: TÜRKİYE’NİN PAYI NEDEN SİSTEMATİK OLARAK DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR? Türkiye, dünya fındık üretiminde yaklaşık yarım asırdır lider konumda bulunmasına rağmen, uluslararası piyasalarda ve ticari değerlendirmelerde ülkenin üretim payının sıklıkla %60 civarında ifade edilmesi dikkat çekiyor. Oysa hem güncel veriler hem de uzun dönemli istatistikler, Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının %65–70 bandında seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu fark, basit bir hesap hatasından ziyade, fiyat oluşumu ve pazarlık gücüyle doğrudan ilişkili bir algı meselesine işaret ediyor. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİ: GÜNCEL DURUM FAO ve Uluslararası Sert Kabuklu Meyveler Konseyi (INC) verilerine göre dünya fındık üretimi yıllık yaklaşık 1,05–1,10 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Bu üretimin ülkelere göre dağılımı ise şöyle: Ülke Yıllık Üretim (bin ton) Dünya Payı (%) Türkiye 650–750 %65–70 İtalya 120–150 %12–14 Azerbaycan 70–80 %6–7 ABD (Oregon) 50–60 %5–6 Şili 45–55 %4–5 Gürcistan 40–45 %3–4 Diğer ülkeler 20–30 %2–3 Bu tablo, Türkiye’nin tek başına dünya üretiminin yaklaşık üçte ikisini karşıladığını açık biçimde gösteriyor. Rakip ülkelerin hiçbiri, tek başına Türkiye’ye yakın bir üretim hacmine sahip değil. 50 YILLIK PERSPEKTİF: PAY DEĞİŞTİ Mİ? Türkiye’nin üretim payının zamanla gerilediği yönündeki iddialar, uzun dönemli verilerle örtüşmüyor. Son 50 yılın 10 yıllık ortalamalarına bakıldığında tablo netleşiyor: Dönem Dünya Üretimi (bin ton) Türkiye Üretimi (bin ton) Türkiye Payı (%) 1970’ler ~550 ~350 %63–65 1980’ler ~600 ~400 %66–67 1990’lar ~650 ~450 %68–69 2000’ler ~750 ~500 %66–67 2010’lar ~950 ~650 %68–70 2020’ler ~1.050–1.100 ~650–750 %65–70 Veriler, Türkiye’nin üretim payının yarım asırdır yüksek ve istikrarlı olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla tartışmanın merkezinde üretim miktarındaki bir düşüş değil, bu üretimin fiyat gücüne dönüşememesi yer alıyor. NEDEN %60 SÖYLEMİ ÖNE ÇIKIYOR? Ekonomi çevrelerine göre Türkiye’nin payının %60 civarında sunulmasının arkasında üç temel neden bulunuyor. Birincisi, pazarlık gücünü zayıflatma amacı. Türkiye’nin %70 payla anılması, ülkeyi “vazgeçilmez üretici” konumuna taşırken; %60 söylemi, “büyük ama ikame edilebilir tedarikçi” algısını güçlendiriyor. Bu algı, özellikle hasat öncesi fiyat pazarlıklarında alıcı tarafın elini rahatlatıyor. İkincisi, alternatif üretici algısının büyütülmesi. Azerbaycan, Şili, ABD ve Gürcistan gibi ülkeler son yıllarda üretimlerini artırmış olsa da, bu ülkelerin toplamı dahi Türkiye’nin üretim hacmine ancak yaklaşabiliyor. Türkiye’nin payı %60 olarak sunulduğunda, bu ülkeler psikolojik olarak daha güçlü bir “denge unsuru” gibi gösterilebiliyor. Üçüncü neden ise rekolte ve pay hesaplarının bilinçli biçimde karıştırılması. Ticari raporlarda Türkiye için düşük rekolte tahminleri kullanılırken, rakip ülkeler için yüksek üretim rakamlarının esas alınması, Türkiye’nin dünya içindeki payını kağıt üzerinde aşağı çekiyor. ASIL KIRILMA: ÜRETİMDE DEĞİL, FİYATTA Son 50 yılın verileri birlikte okunduğunda ortaya çıkan temel gerçek şu: Gösterge 1970’ler 2020’ler Türkiye üretim payı %63–65 %65–70 Fiyat belirleme gücü Görece güçlü Zayıf Katma değer Büyük ölçüde içeride Büyük ölçüde dışarıda Türkiye üretimde liderliğini korurken, fiyat ve katma değer üretimi giderek üretim sahasının dışına taşmış durumda. Bu durum, üretim gücü ile ekonomik egemenlik arasındaki kopuşu derinleştiriyor. %60 Bir Veri Değil, Bir Algı Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının %60 olarak ifade edilmesi, istatistiksel bir zorunluluktan çok ticari bir algı yönetimi tercihi olarak öne çıkıyor. Amaç, Türkiye’nin vazgeçilmezliğini görece azaltmak ve fiyat pazarlıklarında dengeyi alıcı lehine çevirmek. Bu nedenle fındık tartışması, yalnızca “ne kadar üretiyoruz?” sorusuna değil; “bu üretim gücü neden fiyata ve gelire dönüşmüyor?” sorusuna odaklanmak zorunda. Kaynaklar FAO – FAOSTAT, Hazelnuts (with shell) International Nut and Dried Fruit Council (INC), Global Statistical Review OECD–FAO Agricultural Outlook . . . DÜNYA FINDIK ÜRETİMİ (KABUKLU FINDIK) Ülkeler Bazında Üretim ve Paylar Ülke Yıllık Üretim (bin ton) Dünya Payı (%) Üretim Özelliği Türkiye 650–750 ≈ %65–70 Geleneksel, eğimli arazi, yüksek kalite İtalya 120–150 ≈ %12–14 Yoğun plantasyon, yüksek verim Azerbaycan 70–80 ≈ %7 Yeni bahçeler, hızlı büyüme ABD (Oregon) 50–60 ≈ %5 Tam mekanizasyon Şili 45–55 ≈ %4–5 İhracat odaklı, modern tesisler Gürcistan 40–45 ≈ %4 Küçük üretici, dalgalı kalite İspanya 15–20 ≈ %1–2 Bölgesel üretim Diğer ülkeler 20–30 ≈ %2–3 Dağınık TÜRKİYE – DÜNYA KARŞILAŞTIRMASI Gösterge Türkiye Dünya Üretim 650–750 bin ton 1.050–1.100 bin ton Üretim Payı ≈ %65–70 %100 İhracat Payı ≈ %70–75 %100 Ortalama Verim Düşük–Orta Rakiplerde yüksek Ürün Niteliği Premium (Giresun kalite) Karışık ÜLKELER BAZINDA 50 YILLIK PAY DEĞİŞİMİ Dünya Fındık Üretimi – Payların Evrimi Ülke 1970’ler (%) 1990’lar (%) 2020’ler (%) Eğilim Türkiye 63–65 68–69 65–70 ↔ (yüksek ama sabit) İtalya 15–18 13–14 12–14 ↘ (pay düştü, verim arttı) ABD 3–4 4–5 5–6 ↗ Azerbaycan – 2–3 6–7 ⬆ hızlı yükseliş Şili – – 4–5 ⬆ yeni oyuncu Gürcistan – 3–4 3–4 ↔ Diğer 10–12 7–8 4–5 ↘ DÜNYA VE TÜRKİYE FINDIK ÜRETİMİ – 50 YILLIK KARŞILAŞTIRMA Dünya Toplamı – ???????? Türkiye Dönem Dünya Üretimi (bin ton) Türkiye Üretimi (bin ton) Türkiye Payı (%) 1970’ler ~550 ~350 %63–65 1980’ler ~600 ~400 %66–67 1990’lar ~650 ~450 %68–69 2000’ler ~750 ~500 %66–67 2010’lar ~950 ~650 %68–70 2020’ler ~1.050–1.100 ~650–750 %65–70

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.