Hava Durumu

#Modern Tarım

giresunsonhaber - Modern Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Modern Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM Haber

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM ÖNE ÇIKIYOR Her yıl 9 Eylül’de anılan Dünya Tarım Günü, bu yıl da gıda güvenliği, iklim değişikliği, su kaynakları, verimlilik ve teknolojik dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Şili merkezli tarımsal bilgi platformu PlanetNuts’un mesajında özellikle fındık, ceviz, badem ve kestane üretiminde bilgiye dayalı yönetim, üreticinin doğru zamanda doğru karar vermesi ve bahçelerin değişen koşullara hazırlanması gerektiği vurgulandı. Fındıkta dünyanın en önemli üreticisi Türkiye açısından ise bu yaklaşım, verimlilikten zararlılarla mücadeleye kadar birçok başlıkta doğrudan önem taşıyor. TARIMDA ARTIK SADECE ÜRETMEK YETMİYOR PlanetNuts, Dünya Tarım Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımı “dünyayı besleyen ve bilgi, deneyim ve yenilikle birlikte gelişen bir faaliyet” olarak tanımladı. Platform, üreticilerin ve tarım profesyonellerinin daha verimli, etkin ve günümüz tarımının risklerine karşı daha hazırlıklı bahçeler oluşturabilmeleri için güncel teknik bilgiye erişimin önemine dikkat çekti. Mesajda özellikle üç unsur öne çıktı: ürünü ve bitkiyi doğru tanımak, ihtiyaçları ortaya çıkmadan öngörebilmek ve bölgesel koşullara uygun yönetim stratejileri uygulamak. Bu yaklaşım, modern tarımda verim artışının yalnızca gübre veya ilaç kullanımına değil; iklim, toprak, sulama, hastalık-zararlı takibi ve doğru zamanlamanın birlikte yönetilmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Tarım Günü, 9 Eylül tarihinde birçok ülkede üreticilerin emeğini ve tarımın gıda güvenliği açısından önemini hatırlatmak amacıyla anılıyor. FAO’nun Paraguay’daki çalışmalarında da gün, tarımla hayatını sürdüren üreticilerin emeğini görünür kılan bir tarih olarak tanımlanıyor. 2026 yılında Şili’de Amerikan Tarım İşbirliği Enstitüsü IICA da günü; iklim değişikliği, suya erişim, toprakların korunması, yeni teknolojiler ve tarımsal rekabet gücü başlıklarıyla değerlendirdi. FINDIKTA ŞİLİ’NİN HIZLI YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajının Türkiye ve özellikle Karadeniz için dikkat çekici taraflarından biri, platformun çalışma alanları arasında fındığın da bulunması. 2022 yılında kurulan PlanetNuts; badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı üzerine teknik içerik üreten çok disiplinli bir tarım platformu olarak faaliyet gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı son yılların en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. Şili Tarım Politikaları ve Araştırma Ofisi ODEPA’nın verilerine göre fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yıllık dönemde yaklaşık 24 bin 800 hektarlık artış yaşandı ve yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15’in üzerine çıktı. Sektör kaynaklarında ise 2026 itibarıyla yeni dikimlerle birlikte fındık alanlarının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı belirtiliyor. PlanetNuts Direktörü José Pablo Correa, Şili’de fındık sektörünün son beş yılda belirgin biçimde hızlandığını; ülkenin iklim, toprak, teknik bilgi ve mekanizasyon avantajları sayesinde dünya üretiminde giderek daha güçlü bir konuma geldiğini ifade ediyor. ŞİLİ ARTIK TÜRKİYE’NİN ARDINDAN EN ÖNEMLİ ÜRETİCİLERDEN Uluslararası Kuruyemiş ve Kuru Meyve Konseyi INC’nin 2025/26 sezonuna ilişkin verileri, küresel üretimdeki değişimi daha net gösteriyor. Raporda Türkiye’nin fındık üretimi yaklaşık 246 bin ton kabuklu eşdeğeri düzeyinde verilirken, Şili’nin üretimi 53 bin tonun üzerine çıkıyor. Aynı tabloda ABD yaklaşık 48 bin ton, Çin 35 bin ton ve İtalya 28 bin ton seviyesinde yer alıyor. Şili’de düzenlenen 2026 PlanetNuts Day Avellanos etkinliğinde de ülkenin artık dünya fındık sektöründeki en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Ferrero’nun Şili iştiraki AgriChile’nin yöneticileri, özellikle La Araucanía ve güney bölgelerinde yeni üretim alanlarının büyüme potansiyeline dikkat çekti. Ancak hızlı büyümenin beraberinde yeni sorunlar getirdiği de görülüyor. Sektör uzmanları Şili’de üretim alanlarının işleme ve sanayi kapasitesinden daha hızlı büyüdüğünü, bu nedenle kurutma, kırma, depolama ve işleme altyapısının da eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. TÜRKİYE İÇİN EN KRİTİK BAŞLIKLAR: VERİMLİLİK VE ZARARLILAR Türkiye küresel fındık üretimindeki lider konumunu sürdürüyor ancak sektör açısından yalnızca toplam üretim miktarı değil, birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası sektör değerlendirmelerinde iklim değişikliği, kuraklık ve bitki hastalıklarının yanında kahverengi kokarca, fındık kurdu ve farklı zararlı türlerinin fındık üretimindeki en önemli riskler arasında yer aldığı belirtiliyor. INC’nin Türkiye-AB Fındık İşbirliği toplantısına ilişkin raporunda da kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlıların üretim üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu kaydediliyor. Bu nedenle PlanetNuts’un “her karar önemlidir” yaklaşımı Türkiye’de de doğrudan karşılık buluyor. Bahçenin fenolojik gelişiminin izlenmesi, yağış ve don risklerinin takibi, bitki besleme programlarının toprak ve yaprak analizlerine göre oluşturulması, zararlıların erken dönemde tespit edilmesi ve hasat sonrası bakımın ihmal edilmemesi üretimin sürdürülebilirliği açısından önem kazanıyor. GİRESUN AÇISINDAN MESAJ DAHA DA ÖNEMLİ Giresun’da fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal ekonominin ana gelir kaynaklarından biri. Bu nedenle küresel sektörde hızla büyüyen Şili gibi yeni üretici ülkelerin teknoloji, sulama, mekanizasyon ve bahçe yönetimine yaptığı yatırımlar Karadeniz için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin sahip olduğu yetiştiricilik kültürü ve Giresun kalite fındığının marka değeri önemli avantajlar olsa da önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca üretim miktarı üzerinden yürümeyeceği görülüyor. Dekara verim, randıman, ürün standardı, izlenebilirlik, zararlı ve hastalıklarla mücadele, işleme teknolojisi ve ihracatta sürdürülebilir kalite daha fazla belirleyici olacak. PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajı da bu noktada ortak bir gerçeğe işaret ediyor: geleceğin tarımında üreticinin deneyimi kadar bilgiye erişim, erken uyarı, bilimsel veri ve doğru yönetim belirleyici olacak. DÜNYA TARIM GÜNÜ’NÜN ANA MESAJI: ÜRETİCİYİ GELECEĞE HAZIRLAMAK Tarım sektörü bugün yalnızca artan nüfusu besleme sorumluluğuyla değil; su kaynaklarının azalması, toprak kaybı, iklim değişikliği, yeni hastalık ve zararlılar ile artan üretim maliyetleriyle de karşı karşıya. IICA’nın 2026 Dünya Tarım Günü değerlendirmesinde su yönetimi, iklim değişikliği, teknoloji, gençlerin tarımda tutulması ve uluslararası rekabet önümüzdeki dönemin temel sorunları arasında sıralandı. Bu tablo içinde fındık sektörü de daha bilimsel, ölçülebilir ve veriye dayalı üretim modeline yöneliyor. Şili’nin hızla büyüyen fındık üretimi Türkiye için doğrudan bir tehdit olarak değil, küresel pazarda rekabetin yönünün değiştiğini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye ve Giresun’un üstünlüğünü koruyabilmesinin yolu ise geleneksel üretim bilgisini modern tarım teknolojileriyle birleştirmekten geçiyor. KAYNAK: PlanetNuts, FAO, IICA, ODEPA, International Nut and Dried Fruit Council (INC), AgriChile/Ferrero Hazelnut Company.

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ Haber

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ ”Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, Türkiye’nin fındık ihracatında son 40 yılın en düşük dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, Şili ve ABD’nin artan üretiminin Türk fındığı için yeni rekabet gerçeği oluşturduğunu söyledi. Anbarlılar, modern tarım teknikleri, verimlilik, sulama, bahçe gençleştirme ve yeni pazar stratejisinin sektör için ertelenemez başlıklar haline geldiğini vurguladı. Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, A Para’da yayımlanan Paranın Rotası programında Türkiye fındık sektörünün üretim, ihracat, rekabet ve yatırım gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Anbarlılar, don, kuraklık ve böcek istilasının rekolteyi düşürdüğünü, ihracatın ise sezon içinde yüzde 50’nin üzerinde daraldığı dönemler yaşadığını ifade etti. “TÜRKİYE’DE TARİHİNİN EN DÜŞÜK FINDIK REKOLTELERİNDEN BİRİ GERÇEKLEŞTİ” Anbarlılar, Türkiye’de fındık sezonlarının her yıl farklı bir ritim izlediğini, bu sezonun ise “asenkron” bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Nisan ayında özellikle Doğu Karadeniz’deki üretim alanlarında don hasarı yaşandığını belirten Anbarlılar, ardından kuraklık ve böcek istilasının üretimi daha da baskıladığını dile getirdi. Anbarlılar, “Türkiye’de tarihinin en düşük fındık rekoltelerinden bir tanesi gerçekleşti” sözleriyle üretimdeki kaybın boyutuna dikkat çekti. “TÜRKİYE’NİN İHRACATI SON 40 SENENİN EN DÜŞÜK NOMİNAL RAKAMINA GELDİ” Fındık arzındaki daralmanın ihracata doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, üreticiden sezonun en yoğun döneminde piyasaya çok az ürün aktığını ve fiyatların hızla yükseldiğini söyledi. Bu gelişmenin ardından yurt dışı alıcıların ABD ve Şili’deki üreticilere yöneldiğini ifade etti. Anbarlılar, “Eylül, ekim, kasım aylarında Türkiye’nin ihracatı son 40 senenin en düşük nominal ihracat rakamına geldi” dedi. Türkiye’nin geçen yıla göre 215 bin ton kabuklu fındık karşılığı daha az ihracat yapmış göründüğünü belirten Anbarlılar, sezon sonuna kadar aranın bir miktar kapanabileceğini ancak Türk fındık ekosisteminin yılı istenen ihracat miktarıyla tamamlayamayacağını söyledi. “ŞİLİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İBREYİ OYNATACAK SEVİYEYE GELDİ” Anbarlılar, Şili ve ABD’deki üretim artışının artık Türkiye’nin ihracat dengelerini etkileyebilecek noktaya ulaştığını vurguladı. Türk fındık sektörü açısından bunun ilk kez bu kadar belirgin hissedildiğini ifade eden Anbarlılar, geleneksel ihracat takviminin de bu süreçte kaydığını söyledi. “Şili ve Amerikan rekoltelerinin ibreyi oynatacak seviyeye gelmesi” ifadesini kullanan Anbarlılar, bu gelişmenin Türk fındık ihracatçı sektörünün karşılaştığı yeni rekabet gerçeğini gösterdiğini belirtti. “ŞİLİ VE ABD BİZİM İHRACATIMIZI ETKİLEYEBİLECEK MİKTARDA ÜRETİM YAPIYOR” Küresel alıcıların daha uygun fiyatlı ve istedikleri kalitede ürüne ulaşmaları halinde ülke değiştirebildiğini belirten Anbarlılar, Türkiye’nin maliyet baskısı ve döviz-enflasyon farkı nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bizim ihracatımızı etkileyebilecek miktarda üretim yaptığını gösteriyor” diyerek, alternatif üretici ülkelerin Türk fındığı üzerindeki baskısının artık somutlaştığını ifade etti. “5 DOLAR ÜRETİCİYİ KURTARIRKEN DÜNYADA FAHİŞ FİYAT OLARAK GÖRÜLEBİLİYOR” Türkiye’de parasal sıkılaşmanın başladığı 2023 ortasından bu yana enflasyonun devalüasyonun üzerinde seyrettiğini belirten Anbarlılar, bu tablonun üretim maliyetleriyle ihracat fiyatları arasında ciddi bir açıklık oluşturduğunu söyledi. Normal şartlarda fındık fiyatlarının 3,5 dolar seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Anbarlılar, mevcut maliyet yapısında 5 dolar seviyesinin üreticiyi ancak kurtarabilir hale geldiğini, buna karşılık dünya piyasasında bu fiyatın fahiş görülebildiğini anlattı. “AYNI ARAZİDEN DAHA ÇOK FINDIK EDİNEREK REKABETÇİ OLMALIYIZ” Sektörün önündeki çıkış yolunun verimlilikten geçtiğini vurgulayan Anbarlılar, modern tarım tekniklerinin daha sık ve yaygın uygulanması gerektiğini söyledi. Anbarlılar, “Aynı araziden daha çok fındık edinerek, daha rekabetçi fiyatlarla, üreticinin aynı zamanda refahını daraltmayarak belli modeller düşünülebilir” dedi. Kuraklık ve böcek hasarına karşı önleyici adımların atılabileceğini belirten Anbarlılar, sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. ABD ve Şili’de damla sulamayla fındık yetiştirildiğini hatırlatan Anbarlılar, yağmursuz bölgelerde de fındık üretiminin yapılabildiğini söyledi. “DOĞU KARADENİZ’DE ELLE HASAT MALİYETİN YARISINA YAKININI OLUŞTURUYOR” Anbarlılar, Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz’de doğal dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sarp ve eğimli arazilerde yapılan fındık üretiminde elle hasadın maliyetler üzerinde büyük yük oluşturduğunu belirtti. “Doğu Karadeniz bölgesindeki sarp fındık yetiştirme bölgelerinde elle hasat yapıldığı zaman bu, üretim maliyetinin yarısına yakın bir miktarını oluşturuyor” diyen Anbarlılar, bahçelerde gençleştirme budamalarıyla ağaç başına verimin artırılabileceğini ifade etti. “ABD VE ŞİLİ’DE FINDIK TARIMI BİR İŞ KOLU OLARAK YAPILIYOR” Küresel rakip ülkelerde fındık üretiminin ticari mantıkla yürütüldüğünü belirten Anbarlılar, ABD ve Şili’de üreticilerin kârlılık esasına göre hareket ettiğini söyledi. Anbarlılar, “Fındık kârlıysa fındık üretiyorlar. Fındık kârsızsa fındığı söküyorlar, başka bir şey dikiliyor” ifadelerini kullandı. Şili’de fındık arazilerinin eski kiraz, ceviz ve şeker pancarı bahçelerinden dönüştürüldüğünü aktaran Anbarlılar, Türkiye’nin de kendi verimini artırarak rekabetçiliğini koruyabileceğini söyledi. “ANA ÜRETİM ÜSSÜMÜZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLACAK” Balsu Gıda’nın operasyonlarına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, şirketin Türkiye’de Hendek-Sakarya ve Ordu’da iki büyük fındık işleme fabrikası işlettiğini belirtti. Anbarlılar, “Her zaman ana üretim üssümüz Türkiye olacak” dedi. Şirketin ana ihracat ülkelerinin Avrupa ve ABD olduğunu söyleyen Anbarlılar, bu pazarlarda rekabetçilik anlamında paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “ŞİLİ’DEKİ İLK ENTEGRE FINDIK FABRİKASINI TAMAMLAYACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de hem tarım hem sanayi yatırımı bulunduğunu belirten Anbarlılar, sanayi yatırımının ilk fazının tamamlandığını, ikinci fazın ise 2026’nın üçüncü çeyreği sonunda devreye girmesinin planlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili’deki ilk entegre fındık fabrikasını nasip olursa tamamlayacağız” dedi. Şili yatırımının Güney Amerika pazarı için stratejik önem taşıdığını ifade eden Anbarlılar, bölgede güçlü çikolata kültürü bulunduğunu ancak fındıklı ürünlerin yeterince yaygın olmadığını söyledi. “ŞİLİ’NİN ÜRETİMİNİN 200 BİN TON CİVARINDA OLACAĞINI BEKLİYORUZ” Şili’nin Türkiye açısından göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu belirten Anbarlılar, ülkedeki üretimin 20 yıl önce 5 bin ton civarında olduğunu, bugün ise 120 bin ton seviyesine çıktığını söyledi. Anbarlılar, “Dikilen ağaçların tam verime geçtikten sonra Şili’nin üretiminin 200 bin ton civarında olacağını bekliyoruz” dedi. Bu miktarın Türkiye’yi fındık üretimindeki lider konumundan edecek düzeyde olmadığını belirten Anbarlılar, buna karşılık alım sırasını değiştirebilecek ve küresel tercihi etkileyebilecek kadar önemli olduğunu vurguladı. “SENEDE 25 BİN TON KABUKLU FINDIK İŞLEYEBİLECEK KAPASİTEDE OLACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de kurduğu entegre tesisle ilgili bilgi veren Anbarlılar, kırım fabrikasının tamamlandığını, işleme fabrikasının da devreye girmesiyle yıllık yaklaşık 25 bin ton kabuklu fındık işleyebilecek kapasiteye ulaşacaklarını söyledi. Bu kapasitenin Şili’nin mevcut rekoltesinin yüzde 15-20’sine karşılık geldiğini belirten Anbarlılar, yatırımın şirketin küresel operasyon gücünü artıracağını dile getirdi. “FINDIK KABUĞUNDAN AKTİF KARBONDA TÜRKİYE’DE ÜRETİLMEYEN BİR ŞEY ÜRETİYORUZ” Anbarlılar, fındık kabuğundan aktif karbon üretimi konusunda Türkiye’de daha önce girişimler yapıldığını ancak teknoloji seçimi veya sermaye eksikliği nedeniyle bunların istenen noktaya taşınamadığını söyledi. Laboratuvar testlerinin ardından test makinesinin devreye alındığını belirten Anbarlılar, global kriterlere uygun aktif karbon üretiminin başladığını ifade etti. Anbarlılar, “Bununla aslında Türkiye’de üretilmeyen bir şey üretmiş oluyorsunuz” diyerek, aktif karbonun Türkiye’de büyük miktarlarda üretilmediğini ve ithal edildiğini hatırlattı. “AKTİF KARBONDA İLK ADIMDA DÖVİZ ÇIKIŞI ÖNLENECEK” Aktif karbon yatırımının ithalatı azaltıcı yönüne dikkat çeken Anbarlılar, ilk aşamada Türkiye’den döviz çıkışının önlenebileceğini, sonraki aşamada ise ihracat pazarlarının değerlendirilebileceğini söyledi. Fındık kabuğunun yakılmadan karbonizasyon işlemine tabi tutulduğunu ifade eden Anbarlılar, bu yatırımın sıfır atık, döngüsel ekonomi ve karbon emisyonu açısından da önemli olduğunu belirtti. “TÜRKİYE’DE 40 BİN TONLAR CİVARI İÇ FINDIK İŞLEYEBİLMEMİZ GEREKİYOR” Balsu Gıda’nın işleme kapasitesine ilişkin değerlendirmede bulunan Anbarlılar, şirketin Türkiye’de 40 bin tonlar civarında iç fındık işleyebilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bu miktarın Türkiye’deki ihracatın yüzde 15’ine kadar çıkabildiğini belirten Anbarlılar, ölçek ekonomisinin maliyetleri baskılamak ve rekabetçi olmak açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. “SADECE AVRUPA’YA BAĞIMLI KALMAMAMIZ GEREKİYOR” Anbarlılar, Avrupa’nın dünyada çikolatayı en çok üreten ve ihraç eden bölgelerden biri olduğunu belirterek, İtalya, Almanya, Fransa, İsviçre ve Polonya gibi ülkelerin önemli pazarlar arasında yer aldığını söyledi. Balsu Gıda’nın dünyadaki büyük markalarla çalıştığını belirten Anbarlılar, Avrupa dışında ABD, Güney Amerika, Asya ve Güneydoğu Asya’da da fındıklı ürünler için ciddi potansiyel bulunduğunu ifade etti. Anbarlılar, “Sadece biz Avrupa’ya bağımlı kalmamamız gerekiyor sektör olarak” dedi. “AMERİKA’DA FINDIK TÜKETİMİYLE İLGİLİ ÇOK MUAZZAM BİR BOŞLUK VAR” ABD’de fındık tüketimi açısından büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Anbarlılar, Güney Amerika’nın da kültürel olarak fındıklı ürünlere hazır bir pazar olduğunu söyledi. Asya ve Güneydoğu Asya’da fındıklı ürünlere merak olduğunu ancak bilgi eksikliği bulunduğunu ifade eden Anbarlılar, bu pazarların emek ve çabayla geliştirilebileceğini dile getirdi. “GELİRİMİZİN YÜZDE 70’E YAKINI DÖVİZ BAZLIYDI” Şirketin gelir yapısına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, son iki seneye kadar gelirlerin yüzde 70’e yakınının döviz bazlı olduğunu söyledi. Enflasyon ve kur dengesindeki değişim nedeniyle iç piyasaya daha fazla önem verdiklerini belirten Anbarlılar, 2026 itibarıyla döviz bazlı gelirin yeniden yüzde 50’nin üzerine çıkmasının beklendiğini ifade etti. Anbarlılar, makroekonomik normalleşme sağlandığında üretimin yüzde 50’yi aşan bölümünün doğal biçimde ihracat olarak değerlendirileceğini söyledi. “DÜNYA DEVLERİYLE ÇALIŞMAK STANDARTLARIMIZI YÜKSELTİYOR” Balsu Gıda’nın büyük küresel markalarla çalışmasının şirket standartlarına doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, her müşteriden farklı bir şey öğrendiklerini söyledi. Anbarlılar, “Çalıştığımız şirketler dünya devleri ve standartları çok yüksek” dedi. Müşterilerin istediği standartların neden talep edildiğini anlamaya çalıştıklarını ifade eden Anbarlılar, bu sürecin fındık işleme ve kalite açısından şirketi daha ileri bir noktaya taşıdığını belirtti. Kaynak :https://www.youtube.com/watch?v=3zlnOvLrN9U

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.