Hava Durumu

#Karadeniz

giresunsonhaber - Karadeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karadeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN  ÖNERGE Haber

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN ÖNERGE

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN ÖNERGE CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde Giresun’un güzergâh dışında bırakılabileceği iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’ndan projenin güncel aşamasını, güzergâh planlamasında Giresun’un yerini ve kent merkezi ile ilçelere hizmet verecek bağlantıların öngörülüp öngörülmediğini açıklamasını istedi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz’in en önemli ulaşım yatırımlarından biri olarak gösterilen Samsun-Sarp Demiryolu Projesi için yeni bir yazılı soru önergesi verdi. Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı önergede, son dönemde kamuoyuna yansıyan güzergâh iddialarını Meclis denetimine taşıdı. Giresun’un proje dışında bırakılabileceği yönündeki iddialar, önergenin ana gündemini oluşturdu. GİRESUN’UN PROJE DIŞINDA KALMA İHTİMALİ MECLİS GÜNDEMİNDE Gezmiş, verdiği önergede Giresun’un Karadeniz’in üretim, turizm ve ticaret merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Kentin böylesine stratejik bir ulaşım yatırımının dışında bırakılacağı yönündeki iddiaların Giresun kamuoyunda ciddi endişe yarattığını belirtti. Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin yalnızca bir ulaşım hattı olarak değil, Karadeniz’in ekonomik kalkınmasını, lojistik gücünü ve bölgesel bağlantılarını doğrudan etkileyecek bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gezmiş, proje sürecine ilişkin kamuoyunun açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini istedi. Gezmiş’in önergesi, Giresun’un demir yolu hattındaki yerinin belirsiz bırakılmaması, kent merkezi ve ilçelerin projeyle nasıl ilişkilendirileceğinin açıklanması ve güzergâh planlamasının teknik kararların ötesinde bölgesel kalkınma etkisiyle ele alınması talebini öne çıkardı. BAKANLIĞA GÜZERGÂH, ETÜT VE BAĞLANTI SORULARI Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına yönelttiği sorularda ilk olarak Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Etüt, fizibilite ve proje çalışmalarının hangi aşamada bulunduğu, Bakanlığın yanıtlaması beklenen başlıkların başında yer aldı. Milletvekili Gezmiş, Bakanlık tarafından belirlenen ya da değerlendirilen güzergâhlarda Giresun’un bulunup bulunmadığını da sordu. Kamuoyuna yansıyan “Giresun güzergâh dışında kalacak” iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin resmi açıklama talep etti. Önergede ayrıca Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin mevcut planlamasında Giresun merkez ve ilçelerine hizmet verecek herhangi bir hat, istasyon ya da bağlantı noktası öngörülüp öngörülmediği de gündeme getirildi. Bu üç başlık, projenin Giresun açısından yalnızca harita üzerinde geçiş meselesi olmadığını; kent merkezi, ilçeler, liman bağlantısı, üretim alanları, turizm merkezleri ve iç bölge erişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. GÜZERGÂH KARARI GİRESUN’UN EKONOMİK GELECEĞİNİ ETKİLEYECEK Samsun-Sarp Demiryolu Projesi, Karadeniz kıyı hattında ulaşımı güçlendirmesi, limanları demir yolu ağıyla buluşturması, yük ve yolcu taşımacılığında yeni bir kapasite oluşturması bakımından bölgesel ölçekte kritik bir yatırım olarak görülüyor. Giresun’un bu hattaki konumu ise kent ekonomisi açısından doğrudan belirleyici nitelik taşıyor. Giresun Limanı, fındık başta olmak üzere üretim ve ihracat kapasitesi, sahil ticareti, turizm potansiyeli ve iç bölgelere açılan bağlantı ihtiyacı, demir yolu güzergâhının kent için stratejik önemini artırıyor. Bu nedenle güzergâh planlamasında Giresun’un dışarıda bırakılması ya da kent merkezi ve ilçelerin güçlü bağlantı noktalarıyla projeye dahil edilmemesi, yalnızca ulaşım tercihi değil, Giresun’un uzun vadeli kalkınma yönünü etkileyecek bir karar olarak değerlendiriliyor. GEZMİŞ: GİRESUN’UN KONUMU NETLEŞTİRİLMELİ Gezmiş’in yeni önergesi, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde Giresun’un konumunun Bakanlık tarafından açık biçimde ortaya konulmasını hedefliyor. Projede etüt ve fizibilite çalışmalarının hangi aşamada olduğu, Giresun’un güzergâhta yer alıp almadığı ve kent merkezi ile ilçelere hizmet verecek bağlantıların planlanıp planlanmadığı, Meclis yoluyla resmi yanıt bekleyen temel başlıklar hâline geldi. Giresun kamuoyu açısından Bakanlığın vereceği yanıt, yalnızca projenin teknik ilerleme durumunu değil, kentin demir yolu ağına nasıl dahil edileceğini de gösterecek. GEZMİŞ SÜRECİ DAHA ÖNCE DE MECLİSE TAŞIMIŞTI Elvan Işık Gezmiş, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’ni daha önce de yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı. 24 Kasım 2023 tarihli 7/6628 esas sayılı önergesinde, Karadeniz Bölgesi’nde karayolu dışında ulaşım ağı eksikliğinin bölge illeri ve ülke ekonomisi açısından kayıplara yol açtığını belirtmişti. Gezmiş’in önceki önergesinde Samsun-Sarp Demiryolu Projesi, Samsun’dan Sarp’a uzanacak, Doğu Karadeniz illerinin ulaşımına, ekonomik kalkınmasına ve turizm potansiyeline katkı sağlayacak büyük bir yatırım olarak tanımlanmıştı. Söz konusu önergede planlanan hattın Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’i kapsayan 513 kilometrelik güzergâhla Karadeniz’in doğusuna ulaşacağı belirtilmiş; Tirebolu’nun iç bölge bağlantısı da Giresun açısından kritik başlık olarak gündeme getirilmişti. Gezmiş, önceki önergesinde Tirebolu’nun Erzincan bağlantılı demir yolu hattından çıkarılmasının Giresun için büyük kayıp yaratacağını vurgulamıştı. BAKANLIK 2024’TE ETÜT PROJE YANITI VERDİ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Gezmiş’in 7/6628 esas sayılı önergesine 18 Ocak 2024 tarihinde yanıt verdi. Bakanlık, Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi olarak anılan Samsun-Hopa-Sarp hattının etüt proje ve mühendislik hizmetleri işinin 2024 yılı Yatırım Programı’na teklif edildiğini bildirdi. Bakanlık yanıtında, projenin yatırım programına alınmasının ardından ihale hazırlık çalışmalarına başlanacağı belirtildi. Yanıtta Giresun merkez, ilçeler, Tirebolu bağlantısı, istasyon planlaması ve güzergâh tercihleri konusunda ayrı bir açıklama yer almadı. Gezmiş’in yeni önergesi, bu eksik kalan başlıkları doğrudan Giresun’un güzergâh üzerindeki yeri, bağlantı noktaları ve proje planlamasındaki konumu üzerinden yeniden gündeme taşıdı. 2024’TE DE SOMUT ADIM SORULMUŞTU Gezmiş, Bakanlığın 2024’te verdiği yanıtın ardından Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi’ni ikinci kez Meclis gündemine aldı. 31 Temmuz 2024 tarihli 7/14719 esas sayılı önergesinde, etüt proje işlerinin yatırım programına teklif edildiği açıklamasına rağmen projede somut adım atılıp atılmadığını sordu. Bu önergeyle Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi’nin 2024 Yatırım Programı’na alınıp alınmadığı, ihale sürecinin hangi aşamada bulunduğu ve hizmete açılış için öngörülen bir takvim olup olmadığı gündeme getirildi. Yeni önergeyle birlikte Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde tartışma artık yalnızca yatırım programı ve ihale süreciyle sınırlı kalmadı. Giresun’un güzergâhta yer alıp almayacağı, kent merkezi ve ilçelere hizmet verecek hat, istasyon ya da bağlantı noktalarının planlanıp planlanmadığı, projenin Giresun açısından en kritik başlığı hâline geldi.

GİRESUN ADASI TURİZME HAZIRLANDI Haber

GİRESUN ADASI TURİZME HAZIRLANDI

GİRESUN ADASI TURİZME HAZIRLANDI Karadeniz’in yaşanabilir tek adası olarak bilinen Giresun Adası’nda temizlik, bakım ve çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Giresun Müzesi Müdürlüğüne bağlı “Ören Yeri” olarak ilan edilen adada, 2024 yılı yatırım programı kapsamında başlatılan çevre düzenleme uygulaması 26 Kasım 2025’te Giresun Müze Müdürlüğü tarafından teslim alındı. ÖREN YERİ STATÜSÜYLE TURİZME HAZIRLANDI Giresun’un tarihi, doğal ve kültürel değerleri arasında özel bir yere sahip olan Giresun Adası, yürütülen temizlik, bakım ve çevre düzenleme çalışmalarıyla turizme hazır hale getirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Giresun Müzesi Müdürlüğüne bağlı “Ören Yeri” olarak ilan edilen ada için çevre düzenleme uygulaması 2024 yılı yatırım programı kapsamında başlatıldı. Çalışmalar, tamamlanmasının ardından 26 Kasım 2025’te Giresun Müze Müdürlüğü tarafından teslim alındı. Süreç, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından onaylanan projeler doğrultusunda, Trabzon Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü nezaretinde yürütüldü. Bu yönüyle adada yapılan düzenlemeler, yalnızca turizm altyapısını güçlendiren bir çalışma olarak değil; doğal ve arkeolojik sit kimliğini koruyan kontrollü bir uygulama olarak öne çıktı. TEMİZLİK ÇALIŞMASI BİR HAFTA SÜRDÜ Giresun Adası’nda çevre düzenleme sürecinin yanı sıra kapsamlı temizlik ve bakım çalışması da yapıldı. İl Özel İdaresi ekiplerinin yürüttüğü çalışmada 40 kişilik ekip bir hafta boyunca adada görev aldı. Çalışma kapsamında ada genelindeki atıklar toplandı, yürüyüş güzergâhları temizlendi, ziyaretçi kullanımına açık alanlarda bakım yapıldı ve doğal yapıyı olumsuz etkileyen unsurlar alandan uzaklaştırıldı. Temizlik operasyonunun ayrı maliyetine ilişkin kamuoyuna açıklanmış net bir rakam bulunmuyor. Personel gideri, araç-gereç kullanımı, ulaşım, lojistik destek ve İl Özel İdaresi bütçesinden ayrılan kaynaklara ilişkin ayrıntılı bir maliyet tablosu paylaşılmadı. Bu nedenle adadaki temizlik çalışması ile çevre düzenleme projesinin maliyet başlıkları birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Kamuoyuna yansıyan yatırım bilgileri, temizlik çalışmasından çok Giresun Adası’nın ören yeri statüsüyle turizme hazırlanmasına yönelik çevre düzenleme uygulamasını kapsıyor. TARİHİ VE DOĞAL DOKU KORUNDU II. Derece Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı statüsünde bulunan Giresun Adası’nda yürütülen çalışmalar, adanın tarihi ve doğal kimliği dikkate alınarak gerçekleştirildi. Adadaki tarihi kalıntılar, yeşil doku, kuş yaşamı ve doğal alanlar korunurken, ziyaretçilerin bu alanları daha güvenli ve düzenli şekilde gezebilmesi için gerekli düzenlemeler yapıldı. Giresun Adası, tarihi kaynaklarda Aretias adıyla anılan, mitolojik anlatılarda Amazonlar, Altın Post efsanesi ve eski inanç kültürleriyle ilişkilendirilen özel bir miras alanı olarak biliniyor. Bu nedenle adada yapılan her çalışma, yalnızca çevre temizliği değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması açısından da önem taşıyor. GİRESUN TURİZMİ İÇİN YENİ VİTRİN Giresun Adası’nın turizme hazırlanması, kentin tanıtımı açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ada, doğal güzelliği, tarihi kalıntıları, mitolojik anlatıları, kuş yaşamı ve Karadeniz’in ortasındaki özel konumuyla Giresun’un turizm potansiyelini güçlendirecek merkezlerden biri olacak. Çevre düzenleme, temizlik ve bakım çalışmalarının ardından Giresun Adası, yeni dönemde ziyaretçilerini daha düzenli, güvenli ve temiz bir ortamda ağırlamaya hazırlanıyor.

GEZMİŞ, SEKÜ’DEKİ GENÇLERE VERİLEN CEZAYI TBMM’YE TAŞIDI Haber

GEZMİŞ, SEKÜ’DEKİ GENÇLERE VERİLEN CEZAYI TBMM’YE TAŞIDI

GEZMİŞ, TİREBOLU SEKÜ’DEKİ GENÇLERE VERİLEN CEZAYI TBMM’YE TAŞIDI CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Tirebolu Sekü’de doğayı korumak için mücadele eden gençlerin saatlerce ifadeye alınmasına ve broşür dağıttıkları gerekçesiyle 115 bin TL para cezasına çarptırılmasına tepki gösterdi. Gezmiş, Giresun’da HES ve maden projelerinin dereleri, fındık bahçelerini, ormanları ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirterek, “Toprağımızın üstü toprağımızın altından bin kat daha değerlidir” dedi. SEKÜ’DEKİ GENÇLER MECLİS GÜNDEMİNDE CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifinin 17’nci maddesi üzerine yaptığı konuşmada, Tirebolu Sekü’de vahşi madenciliğe karşı doğasını, suyunu ve yaşam alanını savunan gençlere verilen cezayı gündeme taşıdı. Gezmiş, Sekü’de doğayı korumak için mücadele eden gençlerin soruşturma geçirdiğini, saatlerce ifadeye alındığını ve miting için dağıttıkları kâğıt broşürler nedeniyle “çevreyi kirlettikleri” gerekçesiyle 115 bin TL para cezasına çarptırıldığını söyledi. “ÇEVREYİ KİRLETEN GENÇLER Mİ, MADEN ATIKLARI MI?” Gezmiş, gençlere verilen cezaya tepki göstererek çevreyi asıl kirletenin yaşam alanına sahip çıkan köylüler değil, maden faaliyetleri olduğunu vurguladı. CHP’li Gezmiş, “Çevreyi kirleten, kâğıt broşür dağıtan köyün gençleri mi, maden şirketlerinin havuzlarından akıtılan atıklar mı?” sözleriyle Meclis kürsüsünden tepki gösterdi. Gezmiş, bir derenin kirlenmesinin yalnızca suyun kirlenmesi anlamına gelmediğini; tarımın, hayvancılığın ve yaşamın da zarar gördüğünü ifade etti. HES MUAFİYETİNE ELEŞTİRİ Gezmiş’in konuşması, DSİ eliyle yürütülen enerji üretim amaçlı projelerde lisans muafiyetinin 31 Aralık 2025’ten 31 Aralık 2040’a kadar uzatılmasını öngören madde üzerinden başladı. Gezmiş, muafiyetin hangi baraj ve projeleri kapsadığının ayrıntılı biçimde belirtilmediğini, kamu kaynaklarının ve ülke değerlerinin korunması için bu süreçlerin şeffaf yürütülmesi gerektiğini söyledi. Gezmiş, maddenin mevcut hâliyle eksik olduğunu ifade etti. “GİRESUN 44 HES’LE KARADENİZ’DE EN FAZLA HES BULUNAN İLLERDEN BİRİ” Konuşmasında Karadeniz’in HES baskısı altında olduğunu belirten Gezmiş, Giresun’un 44 HES’le Karadeniz’de en fazla HES bulunan illerden biri olduğunu söyledi. Gezmiş, HES projeleri yapılırken derelerin, ormanların, köylerin ve ekosistemin geleceğinin yeterince hesaplanmadığını belirtti. HES’lerin yalnızca suyun akışını değil, yaşamın akışını da değiştirdiğini vurgulayan Gezmiş, derelerin kuruduğunu, biyolojik çeşitliliğin yok olduğunu, erozyon ve heyelan riskinin arttığını, sel felaketlerinin etkisinin büyüdüğünü dile getirdi. DERELİ SEL FELAKETİ HATIRLATILDI Gezmiş, 2020 yılında Giresun’da yaşanan sel felaketini de Meclis kürsüsünden hatırlattı. Dereli başta olmak üzere kentte yaşanan sel felaketinde 11 vatandaşın hayatını kaybettiğini belirten Gezmiş, bu acılardan gerekli derslerin çıkarılmadığını, HES ve maden projelerinin devam ettiğini söyledi. Gezmiş, Giresun’da Çanakçı Deresi’nde Avrasya su samurunun ve derelerde kırmızı benekli alabalığın kalmadığını, arı ölümleri ve kanser vakalarındaki artış iddialarının bölgede kaygı yarattığını ifade etti. MADEN RUHSATLARI KARADENİZ’İ BASKI ALTINA ALDI Gezmiş, konuşmasında Giresun ve Karadeniz’deki maden ruhsatlarına da dikkat çekti. TEMA verilerine atıf yapan Gezmiş, Giresun’un yüzde 85’inin, Ordu’nun yüzde 72’sinin, Trabzon’un ise yüzde 77’sinin maden ruhsatlarına açıldığını söyledi. Derelerin, fındık bahçelerinin ve ormanların Ankara’da çizilen haritalarda ruhsat alanlarına dönüştürüldüğünü belirten Gezmiş, bu haritalarda köylünün alın terinin, çocukların geleceğinin ve Karadeniz’in doğal mirasının görülmediğini ifade etti. “KARADENİZ HARİTA ÜZERİNDEKİ KOORDİNATLARDAN İBARET DEĞİLDİR” Gezmiş, Karadeniz’in yalnızca ruhsat sahalarıyla tarif edilemeyeceğini belirterek, bölgenin alın teri, emek, doğayla uyumlu yaşam, fındık ve çay üretimiyle var olduğunu söyledi. Kontrolsüz verilen maden ruhsatlarıyla yüz binlerce insanın geçim kaynağının risk altına girdiğini ifade eden Gezmiş, birkaç yıllık maden faaliyeti uğruna binlerce yıllık doğal zenginliklerin, tarımın ve insan sağlığının tehlikeye atıldığını belirtti. ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇATALAĞAÇ ÖRNEKLERİ Gezmiş, konuşmasında Şebinkarahisar’da yaşanan maden felaketini ve Çatalağaç’ta kimyasalların derelere karıştığı iddialarını da gündeme getirdi. Ağır metallerin derelere karıştığını, toprağın ve suyun zehirlendiğini belirten Gezmiş, çevre felaketlerinin tekrarlandığını söyledi. Bu tabloyu Tirebolu Sekü’de verilen cezayla birlikte değerlendiren Gezmiş, çevreyi korumaya çalışan yurttaşların değil, doğaya zarar veren uygulamaların sorgulanması gerektiğini vurguladı. “DOĞA YOKSA HAYAT YOKTUR” Gezmiş, konuşmasının sonunda Giresun’un ve Karadeniz’in gerçek zenginliğinin ormanları, temiz havası, suyu, fındığı ve çayı olduğunu söyledi. “Biz biliyoruz ki, doğa yoksa hayat yoktur” diyen Gezmiş, gelecek nesillere talan edilmiş bir memleket değil, onurlu bir gelecek bırakmak istediklerini ifade etti.

GURBETTE VEFA ÖRNEĞİ: HACI ABDULLAH HALİFE’NİN ADI GEBZE’DE YAŞAYACAK Haber

GURBETTE VEFA ÖRNEĞİ: HACI ABDULLAH HALİFE’NİN ADI GEBZE’DE YAŞAYACAK

GURBETTE VEFA ÖRNEĞİ: HACI ABDULLAH HALİFE’NİN ADI GEBZE’DE YAŞAYACAK Kocaeli’de yaşayan Giresunluların girişimi sonuç verdi. Gebze Belediyesi, Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde yapımı tamamlanan parka Giresun’un Yağlıdere ilçesiyle özdeşleşen tarihî ve manevi şahsiyet Hacı Abdullah Halife’nin adını verdi. Karar, gurbette yaşayan Giresunlular için yalnızca bir park isimlendirmesi değil; memleket hafızasının, kültürel aidiyetin ve Giresun’un manevi mirasının yaşatılması açısından güçlü bir vefa adımı oldu. GEBZE’DE GİRESUN HAFIZASINI YAŞATAN KARAR Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği’nin öncülüğünde, belde ve köy derneklerinin ortak iradesiyle yürütülen süreç Gebze’de karşılık buldu. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde yapımı tamamlanan parka “Hacı Abdullah Halife” adının verilmesi yönündeki sözünü yerine getirdi. Parkın isimlendirilmesi, Gebze’de yaşayan Yağlıdereliler ve Giresunlular tarafından memnuniyetle karşılandı. Dernekler, bu kararı yalnızca bir belediye hizmeti olarak değil; Giresun’un tarihî şahsiyetlerine, manevi değerlerine ve kültürel köklerine sahip çıkma iradesinin kamusal alana yansıması olarak değerlendirdi. Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde hizmete açılan park, mahalle sakinleri için yeni bir yaşam alanı olurken, Giresunlular açısından Yağlıdere’den Gebze’ye uzanan güçlü bir aidiyet sembolüne dönüştü. YAĞLIDERE’DEN KOCAELİ’YE UZANAN MANEVİ BAĞ Hacı Abdullah Halife isminin Gebze’de yaşatılması, özellikle gurbette büyüyen genç kuşaklar açısından ayrı bir anlam taşıyor. Kocaeli’de yaşayan Giresunlu ailelerin çocukları, bu isim üzerinden yalnızca bir park tabelasıyla değil; Yağlıdere’nin tarihî kökleriyle, Giresun’un manevi mirasıyla ve aile büyüklerinden devralınan kültürel hafızayla bağ kuracak. Gurbetteki hemşehri toplulukları için bu tür isimlendirmeler, memleket kimliğini görünür kılan kalıcı işaretler arasında yer alıyor. Hacı Abdullah Halife adının Gebze’de bir parka verilmesi de Giresunluların yalnızca bugünkü birlikteliğini değil, geçmişten gelen tarihî ve manevi bağlarını da kent hafızasına taşıdı. GEBZE’DE GİRESUN İSİMLERİ YAŞATILIYOR Gebze’de Hacı Abdullah Halife adının bir parka verilmesi, ilçede Giresun’un tarihî ve manevi şahsiyetlerine yönelik vefa zincirinin yeni halkası oldu. İlçede daha önce de Giresun’un yakın tarihindeki önemli isimlerden Topal Osman Ağa adına cadde ve park bulunurken, Şehit Süleyman Kul Parkı ile Hüseyin Avni Alpaslan Parkı da Giresun hafızasını Gebze’nin kamusal alanlarında yaşatan isimler arasında yer alıyor. Bu tablo, Kocaeli’de yaşayan Giresunluların yalnızca dernek faaliyetleriyle değil, kent belleğine kazandırılan isimlerle de memleket değerlerini görünür kıldığını gösteriyor. Topal Osman Ağa’dan Hüseyin Avni Alpaslan’a, Şehit Süleyman Kul’dan Hacı Abdullah Halife’ye uzanan bu isimler, Gebze’deki Giresun varlığının tarih, vefa, aidiyet ve kültürel devamlılık üzerinden güçlendiğini ortaya koyuyor. Hacı Abdullah Halife Parkı’nın açılmasıyla birlikte Gebze’deki Giresun izlerine yeni bir manevi halka daha eklendi. Bu isimlendirme, Yağlıdere’nin tarihî mirasını Kocaeli’ye taşırken, gurbette yaşayan Giresunluların geçmişle bağını kamusal alanda daha görünür hale getirdi. HACI ABDULLAH HALİFE KİMDİR? Hacı Abdullah Halife, Giresun’un özellikle Yağlıdere vadisi, Tekke Köyü ve Tuğlacık çevresiyle özdeşleşen tarihî ve manevi bir şahsiyettir. Yağlıdere Kaymakamlığı, Hacı Abdullah Halife’yi 15. yüzyıl sonları ile 16. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, Karadeniz bölgesinin İslamlaşma sürecine katkıda bulunmuş önemli bir Ahi lideri olarak tanımlıyor. (Yağlıdere Kaymakamlığı) Giresun Valiliği de Hacı Abdullah Halife’yi Yağlıdere vadisinin önemli tarihî şahsiyetlerinden biri olarak değerlendiriyor; bölgenin imarı, idaresi, savunması ve gelişiminde etkili olmuş bir Ahi lideri kimliğiyle anıyor. (Giresun Valiliği) Bu yönüyle Hacı Abdullah Halife, yalnızca dinî kimliğiyle değil; Ahilik kültürü, vakıf geleneği, sosyal dayanışma, yolcuya hizmet anlayışı ve bölgesel hafızaya bıraktığı izlerle Giresun tarihinde özel bir yere sahip bulunuyor. TEKKE KÖYÜ’NÜN TARİHÎ MERKEZİNDE YER ALDI Hacı Abdullah Halife’nin adı, Yağlıdere ilçesine bağlı Tekke Köyü’ndeki tarihî külliye ile birlikte yaşıyor. Kültür Portalı’nda yer alan bilgilere göre Hacı Abdullah Külliyesi’nin, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği döneminde annesi Gülbahar Hatun tarafından tesis edildiğine ve yönetiminin Hacı Abdullah Halife’ye bırakıldığına dair yayınlar bulunuyor. Aynı kaynakta, külliyeden günümüze cami, zaviye-ocak, misafirhane, değirmen ve kurucu şeyhin Tuğlacık Köyü’ndeki türbesinin ulaştığı belirtiliyor. (Kültür Portalı) Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün tescilli dini yapılar bölümünde de Hacı Abdullah Halife Külliyesi; cami, dergâh, türbe, mezarlık, misafirhane ve değirmen unsurlarıyla kayıt altına alınan tarihî bir yapı topluluğu olarak yer alıyor. (Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü) Bu yapı topluluğu, Hacı Abdullah Halife’nin bölgedeki etkisinin yalnızca manevi alanda kalmadığını; eğitim, barınma, ibadet, yolcu hizmeti, üretim ve sosyal dayanışma gibi alanlara da uzandığını gösteriyor. AHİLİK GELENEĞİYLE ANILAN BİR MANEVİ ÖNDER Hacı Abdullah Halife’nin Giresun açısından önemini belirleyen başlıklardan biri Ahilik geleneğidir. Ahilik; meslek ahlakı, üretim disiplini, dayanışma, yardımlaşma ve toplumsal düzen anlayışını bir arada taşıyan köklü bir kurum olarak biliniyor. Hacı Abdullah Halife’nin Ahi lideri olarak anılması, onun tarihî kişiliğini yalnızca tekke çevresine hapsedilemeyecek kadar geniş bir sosyal zemine yerleştiriyor. Tekke, zaviye, misafirhane ve değirmen gibi yapıların aynı merkez etrafında şekillenmesi; dönemin toplum hayatında inanç, üretim, konaklama, dayanışma ve eğitim hizmetlerinin birlikte yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Yağlıdere vadisindeki bu tarihî merkez, Karadeniz’in iç kesimleriyle sahil hattı arasında geçişlerin, yerleşmenin ve vakıf hizmetlerinin güçlendiği bir dönemin izlerini taşıyor. Hacı Abdullah Halife adı da bu sürecin Giresun’daki en güçlü manevi simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİYLE BAĞLANTISI Hacı Abdullah Halife’nin adı, yerel hafızada Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği dönemiyle birlikte de anılıyor. Kültür Portalı, Hacı Abdullah Külliyesi’nin Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında, 1489-1512 yılları arasında, annesi Gülbahar Hatun tarafından tesis edildiğine ve idaresinin Hacı Abdullah Halife’ye bırakıldığına dair yayınlar bulunduğunu aktarıyor. (Kültür Portalı) Bazı yerel haber ve anma programlarında Hacı Abdullah Halife, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında hocalığını yaptığı belirtilen tarihî şahsiyet olarak da anılıyor. Bu bilgi yerel hafızada güçlü biçimde yer alsa da haber dilinde kontrollü kullanılması gereken bir tarihî aktarım niteliği taşıyor. Bu nedenle Hacı Abdullah Halife’nin Yavuz Sultan Selim dönemiyle bağlantısı, vakıf ve külliye kayıtları ile yerel gelenekteki anlatımlar birlikte değerlendirilerek aktarılmalıdır. KÜLLİYE, CAMİ, ZAVİYE VE TÜRBEYLE YAŞAYAN MİRAS Hacı Abdullah Halife’nin Giresun’daki izleri bugün hâlâ somut tarihî yapılar üzerinden takip edilebiliyor. Tekke Köyü’ndeki cami, zaviye-ocak, misafirhane ve değirmen; Tuğlacık’taki türbe ile birlikte bölgenin manevi ve kültürel mirasını taşıyor. Hacı Abdullah Halife Camisi, yalnızca ibadet mekânı olarak değil, mimari ve sanat tarihi bakımından da önem taşıyor. Kültür Portalı’nda caminin içindeki kalem işi süslemelerde bitkisel, geometrik, yazılı ve nesneli motiflerin bulunduğu; cennet tasviri, kandil, bayrak, saat, ağaç ve çiçek gibi unsurların dikkat çektiği belirtiliyor. (Kültür Portalı) Vakıflar Dergisi’nde yayımlanan akademik çalışmada da Tekke Köyü Hacı Abdullah Halife Camisi’nin Trabzon’daki Gülbahar Hatun Vakfı’na bağlı olarak inşa edilen yapılardan biri olduğu, camide sıva üzerine kalem işi tekniğiyle yapılmış süsleme kompozisyonlarının bulunduğu bilgisi yer alıyor. (DergiPark) Bu bilgiler, Hacı Abdullah Halife adının yalnızca sözlü kültürde değil, Giresun’un tescilli kültür varlıkları ve akademik çalışmalara konu olan tarihî mirası içinde de karşılık bulduğunu gösteriyor. MİSAFİRHANE VE DEĞİRMENLE SOSYAL HAYATA UZANAN HİZMET Hacı Abdullah Halife Külliyesi’nin içinde misafirhane ve değirmen gibi yapıların bulunması, dönemin tekke-zaviye merkezlerinin yalnızca ibadet alanı olmadığını ortaya koyuyor. Bu yapılar, yol güzergâhlarını kullananlara konaklama imkânı sağlayan, çevre halkının ihtiyaçlarına cevap veren ve bölgesel dayanışmayı güçlendiren sosyal merkezler olarak işlev gördü. Bu nedenle Hacı Abdullah Halife’nin tarihî kişiliği, dinî önderlik ile sosyal hizmet anlayışını birleştiren bir zeminde değerlendiriliyor. Yağlıdere’de onun adıyla anılan miras; inanç, ahlak, üretim, paylaşım ve vakıf kültürünün bir arada yaşadığı tarihî bir örnek olarak Giresun hafızasında yerini koruyor. GİRESUNLULAR İÇİN BİR KÖK, GEBZE İÇİN BİR VEFA İSMİ Gebze’deki parkın Hacı Abdullah Halife adıyla anılması, Yağlıdere’nin tarihî mirasını Kocaeli’nin kent yaşamına taşıdı. Bu adım, gurbette yaşayan Giresunlular için memleketle bağ kurmanın, çocuklara köklerini hatırlatmanın ve Giresun’un manevi şahsiyetlerini yeni kuşaklara aktarmanın kalıcı yollarından biri oldu. Kocaeli Giresun Yağlıdereliler Derneği ve sürece destek veren belde-köy dernekleri, bu kararın birlik içinde yürütülen sivil toplum çalışmasının sonucu olduğunu vurguladı. Dernekler, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’e ve emeği geçen yerel yönetim birimlerine teşekkür etti. PARK BİR YAŞAM ALANI, İSİM BİR TARİH DERSİ OLDU Beylikbağı Ulus Mahallesi’nde hizmete açılan park, mahalle sakinleri için yeni bir sosyal alan olmanın yanında, Giresunlular açısından tarihî bir hafıza mekânına dönüştü. Hacı Abdullah Halife adının Gebze’de yaşatılması, Yağlıdere’den çıkan manevi mirasın gurbet şehirlerinde de sahiplenildiğini gösterdi. Giresun’un Ahilik, vakıf, tekke-zaviye ve manevi önderlik geleneğiyle anılan isimlerinden Hacı Abdullah Halife, artık Gebze’de bir parkta yaşayacak. Bu karar, yerel yönetim ile sivil toplumun ortak iradesiyle hayata geçen kalıcı bir vefa örneği olarak kayıtlara geçti.

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ Haber

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ

FINDIKTA YENİ DÖNEM MASAYA YATIRILDI Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026’da Fairmont Quasar İstanbul’da gerçekleştirildi. 09.00-14.00 saatleri arasındaki programda iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar masaya yatırıldı. SEKTÖRÜN AKTÖRLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU Türkiye’nin fındıkta küresel konumunu korumak ve üretim zincirini daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026 Salı günü Fairmont Quasar İstanbul’da yapıldı. Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle hazırlanan zirve, saat 09.00’da kayıt ve kahvaltı programıyla başladı. Gün boyunca fındıkta üretim, sosyal uygunluk, işçilik koşulları, üretici deneyimi ve sürdürülebilirlik başlıkları ele alındı. Zirve programında Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer, Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı ve fındık üreticileri yer aldı. PROGRAM AÇILIŞ KONUŞMALARIYLA BAŞLADI Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde ilk açılış konuşmasını saat 09.45’te Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın yaptı. Program, saat 10.15’te Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa’nın açılış konuşmasıyla devam etti. Açılış bölümünde fındıkta sürdürülebilir üretim, tedarik zinciri, üreticiyle kurulan saha ilişkisi ve Türkiye’nin küresel fındık pazarındaki konumu öne çıktı. Zirvenin ana çerçevesi, yalnızca üretim miktarı ve ihracat rakamlarıyla sınırlı kalmadı. Fındığın hangi koşullarda üretildiği, üreticinin sahada ne yaşadığı, mevsimlik işçilik düzeni, çocukların korunması, iyi tarım uygulamaları ve uluslararası standartlar programın temel gündemi oldu. İYİ TARIM UYGULAMALARI ELE ALINDI Saat 10.30’da başlayan “İyi Tarım Uygulamaları” oturumu, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü temsilcileri ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer yer aldı. Bu bölümde fındık üretiminde verimlilik, bitki sağlığı, doğru tarım teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, bahçe yönetimi ve sürdürülebilir üretim başlıkları değerlendirildi. Fındıkta sürdürülebilirlik artık yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı bir kavram değil. Bahçede verimi artıran, kaliteyi koruyan, üreticinin maliyet baskısını azaltan ve ihracat pazarlarında güven sağlayan bütünlüklü bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. ÜRETİCİNİN SAHADAKİ DENEYİMİ MASAYA TAŞINDI Programın 11.20 bölümünde “Üreticinin Gözünden” başlıklı oturum yapıldı. Oturumu Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç yönetti. Oturumda fındık üreticileri sahadaki deneyimlerini aktardı. Bu bölüm, zirvenin en kritik başlıklarından biri oldu. Çünkü fındıkta sürdürülebilirlik, yalnızca şirketlerin, kamu kurumlarının veya uluslararası kuruluşların belirlediği standartlarla sahada karşılık bulamaz. Üretici yeni modele dahil edilmediği sürece iyi tarım, izlenebilirlik ve sosyal uygunluk başlıkları kağıt üzerinde kalır. Üreticinin sahadaki temel sorunları açık: artan maliyetler, işçilik giderleri, yaşlanan bahçeler, iklim kaynaklı verim kaybı, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılar, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve piyasa belirsizliği. Bu nedenle zirvede üretici deneyiminin ayrı bir başlık olarak ele alınması, fındığın geleceğine ilişkin tartışmanın sahadaki gerçeklerle bağını güçlendirdi. İYİ SOSYAL UYGULAMALAR ZİRVENİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ OLDU Zirvede saat 12.25’te “İyi Sosyal Uygulamalar” oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar yaptı. Oturumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı yer aldı. Bu bölümde mevsimlik tarım işçiliği, çalışma koşulları, çocukların korunması, eğitim, sosyal uygunluk ve uluslararası çalışma standartları öne çıktı. Fındıkta sosyal sürdürülebilirlik artık doğrudan ihracatın ve tedarik zincirinin parçası haline geliyor. Küresel alıcılar yalnızca ürünün kalitesine değil, üretim sürecindeki çalışma koşullarına, çocuk işçiliği riskine, işçi sağlığına, kayıt dışılığa ve sosyal denetim mekanizmalarına da bakıyor. ZİRVE NEDEN ÖNEMLİ? Türkiye’de fındık yıllardır büyük ölçüde fiyat, rekolte ve alım politikaları üzerinden tartışılıyor. Ancak son yıllarda tablo değişti. Küresel gıda şirketleri, ihracat pazarları ve uluslararası standartlar artık yalnızca ürün miktarını değil; üretimin nasıl yapıldığını, işçilik koşullarını, çevresel etkiyi, izlenebilirliği ve sosyal uygunluk kriterlerini de dikkate alıyor. Sürdürülebilir Fındık Zirvesi bu nedenle sıradan bir sektör toplantısı olarak görülemez. Zirve, Karadeniz’deki fındık üretim modelinin önümüzdeki yıllarda hangi kurallarla şekilleneceğini tartışmaya açtı. Toplantının temel amacı, Türkiye’nin fındıktaki küresel üstünlüğünü korumak için üretimden ihracata kadar tüm zincirin daha kontrollü, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hale getirilmesiydi. AMAÇ: TÜRK FINDIĞINI GELECEĞE TAŞIYACAK MODELİ KURMAK Zirvenin merkezinde üç temel başlık yer aldı: verimli üretim, sosyal sorumluluk ve uluslararası güvenilirlik. İyi tarım uygulamalarıyla bahçelerde verim ve kaliteyi artırmak, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskısına karşı yeni yöntemler geliştirmek, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılarla daha etkili mücadele etmek ve üreticinin bilgiye erişimini güçlendirmek toplantının tarımsal boyutunu oluşturdu. Sosyal boyutta ise mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, çocuk işçiliği riski, işçi sağlığı ve güvenliği, eğitim faaliyetleri ve gönüllülük projeleri öne çıktı. Bu başlıklar, fındığın artık sadece bir tarım ürünü değil, uluslararası tedarik zincirlerinde denetlenen bir sosyal uygunluk alanı haline geldiğini gösterdi. FERRERO’NUN DEĞERLİ TARIM PROGRAMI SAHA AYAĞINI OLUŞTURUYOR Ferrero’nun 2012’den bu yana yürüttüğü Değerli Tarım programı, sürdürülebilir fındık tartışmasının sahadaki en görünür ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Program; iyi tarım uygulamaları, iyi sosyal uygulamalar ve izlenebilirlik başlıklarında üreticiyle temas kuruyor. Sakarya, Düzce, Samsun, Zonguldak, Ordu, Giresun ve Trabzon’da üreticilere yönelik yürütülen saha çalışmaları, fındık üretiminde daha izlenebilir ve sorumlu bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu tür programların sahadaki karşılığı, üreticinin sürece nasıl dahil edildiğine bağlı. Üretici açısından temel mesele, sürdürülebilirlik modelinin gelirini, verimini ve pazarlık gücünü artıran bir yapıya mı dönüşeceği, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına ek yük olarak mı taşıyacağıdır. 2025’TE TEPKİ GELDİ, ZİRVE İPTAL EDİLDİ Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, geçmiş yıllarda da tartışmaların odağında yer aldı. 2025’te İstanbul Four Seasons Bosphorus Hotel’de yapılacağı duyurulan zirve, program tarihinden önce Ferrero’ya yönelen eleştirilerle gündeme geldi. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası eski başkanı ve sanayici Ömer Aydın, Ferrero’ya hitaben yayımladığı açık mektupta şirketin fındık sektöründeki uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Aydın, Ferrero’nun iyi tarım söylemini üretici lehine gerçek bir model olarak görmediğini belirtti; üreticinin ayrıştırılmaması gerektiğini savundu. Tepkilerin ardından 2025’te yapılması planlanan Sürdürülebilir Fındık Zirvesi iptal edildi. İptale ilişkin şirket tarafından kamuoyuna açık bir gerekçe paylaşılmadı. Yerel basında, kararın Ferrero’ya yönelen eleştirilerin ardından geldiği bilgisi öne çıktı. Bu süreç, sürdürülebilirlik başlığının yalnızca teknik bir tarım politikası olmadığını gösterdi. Ferrero’nun Türkiye fındık piyasasındaki ağırlığı, rekabet tartışmaları ve üreticiyle kurduğu ilişki, zirvenin daha geniş bir ekonomik zeminde değerlendirilmesine yol açtı. FINDIKTA İHRACAT VERİLERİ UYARI VERİYOR Türkiye fındıkta küresel liderliğini sürdürüyor. Ancak ihracat verileri sektörün güçlü bir dönüşüm baskısı altında olduğunu gösteriyor. Karadeniz İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri elde etti. Ancak 2025 yılı ihracatı, 2024’e göre miktar bazında 84 bin 540 ton, değer bazında ise 380,5 milyon dolar geriledi. Bu tablo, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasıyla ilerlemenin yeterli olmadığını gösteriyor. Üretim kalitesi, verimlilik, izlenebilirlik, pazar güveni ve sürdürülebilirlik başlıkları ihracatın geleceği açısından belirleyici hale geliyor. GİRESUN İÇİN KRİTİK BAŞLIK: KALİTEYİ KORUYARAK REKABETTE KALMAK Giresun fındığı, aroması ve kalite algısıyla Türkiye fındık piyasasında ayrı bir yere sahip. Ancak kalite avantajı tek başına yeterli değil. Giresun’un küçük ölçekli üretici yapısı, eğimli arazileri, yaşlanan bahçeleri ve yüksek işçilik maliyetleri sürdürülebilirlik tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle Giresun açısından zirvenin mesajı net: kalite korunacaksa bahçe yönetimi güçlendirilmeli, üretici teknik bilgiyle desteklenmeli, zararlılarla mücadele ortak akılla yürütülmeli ve sosyal standartlara uyum sahada uygulanabilir hale getirilmelidir. Aksi halde Giresun fındığı kalite avantajına rağmen üretim maliyeti, verim düşüklüğü ve ihracat zincirindeki yeni standartlar karşısında zorlanabilir. YENİ DÖNEMİN KURALLARI SAHADA BELİRLENECEK Sürdürülebilirlik tartışması artık fındığın yan başlığı değil, doğrudan geleceğini belirleyecek ana gündemlerden biridir. İyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, çocuk işçiliğiyle mücadele, sosyal uygunluk, iklim risklerine uyum, kahverengi kokarca ile mücadele ve verimlilik artışı aynı bütünün parçaları haline geldi. Türkiye’nin fındıktaki liderliği güçlü bir geçmişe dayanıyor. Ancak bu liderliğin devamı, eski üretim alışkanlıklarının korunmasına değil, bahçeden ihracata kadar bütün zincirin yenilenmesine bağlı olacak. Üreticinin kafasındaki soru ise; Sürdürülebilirlik modeli üreticiyi güçlendiren bir yapıya mı dönüşecek, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına yeni bir yük olarak mı taşıyacak? Fındıkta yeni dönemin kaderi, bu soruya sahada verilecek cevapla belirlenecek. KAYNAKÇA İstanbul İhracatçı Birlikleri: Sürdürülebilir Fındık Zirvesi afişi ve program akışı. Ferrero Hazelnut Company: Ferrero Değerli Tarım programı ve sürdürülebilir fındık tedariki bilgileri. Ferrero Türkiye: Sürdürülebilir fındık tedariki, sosyal uygunluk, çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riski başlıkları. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü:Kahverengi kokarca ve fındık zararlılarına ilişkin teknik kayıtlar. Karadeniz İhracatçı Birlikleri: 2025 yılı fındık ve mamulleri ihracat verileri. Anadolu Ajansı: 2025 fındık ihracat verilerinin ulusal haber ajansı teyidi. Dünya Gazetesi: 2025 fındık ihracat gelirine ilişkin ekonomi basını teyidi.

GEZMİŞ: GİRESUN’UN YENİ ACILARA TAHAMMÜLÜ YOK Haber

GEZMİŞ: GİRESUN’UN YENİ ACILARA TAHAMMÜLÜ YOK

GEZMİŞ: GİRESUN’UN YENİ ACILARA TAHAMMÜLÜ YOK CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’nda Giresun Sahil Yolu üzerindeki Liman Kavşağı’nı yeniden gündeme getirdi. Gezmiş, yıllardır can ve mal güvenliğini tehdit eden kavşak için kalıcı çözüm istedi; Güney Çevre Yolu ve Liman Köprülü Kavşağı’nın ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısı yaptı. LİMAN KAVŞAĞI MECLİS KÜRSÜSÜNDE CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, 3 Haziran 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Giresun’un yıllardır çözüm bekleyen ulaşım sorununu Meclis gündemine taşıdı. Gezmiş, Giresun Sahil Yolu üzerindeki Liman Kavşağı’nın uzun süredir can ve mal güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Kent merkezinden geçen sahil yolu hattında trafik yükünün her geçen gün arttığını vurgulayan Gezmiş, Giresun’un bu sorunu daha fazla erteleyemeyeceğini söyledi. Gezmiş, Meclis konuşmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: > “TBMM Genel Kurulu’nda, Giresun Sahil Yolu üzerindeki Liman Kavşağı’nın yıllardır can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini, Giresun’a Güney Çevre Yolu’nun kazandırılması ve Liman Köprülü Kavşağı’nın ivedilikle hayata geçirilmesini bir kez daha dile getirdim.” “YAŞANANLAR KADER DEĞİL; İHMALİN SONUCUDUR” Gezmiş, Liman Kavşağı’ndaki tehlikenin yeni ortaya çıkmadığını, yıllardır yapılan uyarılara rağmen kalıcı adım atılmadığını belirtti. Giresun’da aynı noktada yaşanan kazaların artık görmezden gelinemeyeceğini ifade eden Gezmiş, sorunun yalnızca trafik yoğunluğu değil, doğrudan can güvenliği meselesi olduğunu vurguladı. Gezmiş, şu sözlerle tepki gösterdi: > “Giresun Liman Kavşağı yıllardır can ve mal güvenliğini tehdit ediyor. Defalarca uyardık, defalarca gündeme getirdik. Yaşananlar kader değil; ihmalin sonucudur.” GÜNEY ÇEVRE YOLU İÇİN NET ÇAĞRI Gezmiş, Giresun’un şehir içi ulaşım güvenliğini artıracak en önemli yatırımlardan birinin Güney Çevre Yolu olduğunu belirtti. Karadeniz’in diğer illerinde çevre yolu yatırımlarının hayata geçirildiğini hatırlatan Gezmiş, Giresun’un aynı hizmetten mahrum bırakılmasına tepki gösterdi. Gezmiş, açıklamasında şu ifadeye yer verdi: > “Giresun’a şehir içi ulaşım güvenliğini artıracak Güney Çevre Yolu, Karadeniz’in diğer illerine yapılmış olmasına rağmen Giresun’a çok görülüyor.” Güney Çevre Yolu’nun hayata geçirilmesiyle sahil yolu üzerindeki trafik baskısının azaltılması, şehir içi geçişlerin rahatlatılması ve can güvenliğini tehdit eden risklerin düşürülmesi hedefleniyor. LİMAN KÖPRÜLÜ KAVŞAĞI İÇİN ACİL ADIM İSTEDİ Gezmiş, TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Liman Köprülü Kavşağı’nın da gecikmeden yapılması gerektiğini söyledi. Liman bağlantısı, şehir içi trafik ve sahil yolu geçişinin aynı bölgede yoğunlaşmasının Giresun merkezde ciddi güvenlik sorunu oluşturduğunu belirten Gezmiş, geçici çözümlerle zaman kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti. Gezmiş, talebini şu sözlerle yineledi: > “Güney Çevre Yolu ve Liman Köprülü Kavşağı bir an önce yapılmalıdır.” “GİRESUN’UN BEKLEMEYE TAHAMMÜLÜ YOK” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Giresun’un ulaşım yatırımlarında daha fazla bekletilmemesi gerektiğini belirtti. Gezmiş, Liman Kavşağı’nın yıllardır can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini, Güney Çevre Yolu’nun kente kazandırılmasının zorunlu hale geldiğini ve Liman Köprülü Kavşağı’nın artık ertelenemeyeceğini söyledi. Gezmiş, çağrısını şu sözlerle tamamladı: > “Giresun’un Güney Çevre Yolu ve Liman Köprülü Kavşağı için beklemeye, vatandaşlarımızın yeni acılar yaşamaya tahammülü yok.” Giresun’un şehir içi ulaşım güvenliği için Güney Çevre Yolu ve Liman Köprülü Kavşağı artık ertelenemez iki yatırım başlığı olarak öne çıkıyor. Kentin beklentisi, yıllardır dile getirilen uyarıların somut projeye dönüşmesi ve sahil yolu üzerindeki can güvenliği riskinin kalıcı biçimde ortadan kaldırılması.

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Haber

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Görele Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi” geniş katılımla gerçekleştirildi. Yağmura rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edilmesine tepki gösterdi. Görele’de çevre ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı güçlü bir toplumsal tepki yükseldi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi”ne yüzlerce vatandaş, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernek başkanları, akademisyenler, il genel meclisi üyeleri, muhtarlar ve çevre aktivistleri katıldı. Yağmurlu havaya rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun’un su kaynaklarını, tarım alanlarını, ormanlarını ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerinin durdurulmasını istedi. Miting alanında çok sayıda STK pankartlarla, vatandaşlar ise dövizlerle destek verdi. “TOPRAĞIMIZIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Mitingde konuşan Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, madencilik meselesinin siyaset üstü bir yaşam hakkı sorunu olduğunu vurguladı. Uzun, bölge halkının madene değil, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden çıkarma yöntemlerine karşı çıktığını belirterek, “Biz madene değil, madenin çıkarılış şekline karşıyız. Yöre halkı olarak vahşi madenciliğe karşı dik durmak zorundayız. Bizim toprağımızın üstü altından çok daha değerlidir. Topraklarımız şehitlerimizin kanlarıyla sulanmıştır. Havamıza, suyumuza, toprağımıza dokunmayın diyoruz” ifadelerini kullandı. Aysel Civil Uzun, mitinge destek veren tüm katılımcılara teşekkür etti. AKADEMİSYENLERDEN MADENCİLİK UYARISI Mitingde Giresun Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Birsen Şengül Oksal, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ömer Dalman ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fehmi Çalık da konuşma yaptı. Akademisyenler, Giresun coğrafyasının büyük bölümünü kapsayan madencilik faaliyetlerinin kalkınma değil, uzun vadeli çevresel yıkım anlamına geldiğini belirtti. Konuşmalarda, maden sahalarının su kaynaklarını kullanılamaz hale getirdiği, tarım alanlarına ve derelere zehirli atık karıştığı, orman varlığının yok edildiği ve bu tahribatın yüzyıllarca sürebileceği vurgulandı. Siyanür havuzlarının taşıdığı riske de dikkat çeken akademisyenler, bu tür havuzların sızdırmazlık sorunu yaşanmasa bile yüzlerce yıl kontrol altında tutulması gerektiğini belirtti. Bölgedeki bazı işletmelerde taşma ve patlama iddialarının ciddi endişe yarattığı ifade edildi. “FINDIK, ÇAY, ARICILIK VE HAYVANCILIK TEHDİT ALTINDA” Mitingde yapılan konuşmalarda Karadeniz’in kırılgan ekolojik yapısının madencilik faaliyetleriyle daha büyük risk altına girdiği vurgulandı. Katılımcılar, vahşi madenciliğin yalnızca çevreyi değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da tehdit ettiğini dile getirdi. Fındık, çay, arıcılık ve hayvancılığın madencilik baskısı altında zarar görebileceği belirtildi. Konuşmacılar, heyelan riskinin de artacağına dikkat çekerek, Karadeniz’in dağlık ve yağışlı yapısında yapılacak kontrolsüz maden çalışmalarının yeni afetlere zemin hazırlayabileceğini söyledi. STK’LARDAN VE AKTİVİSTLERDEN ORTAK ÇAĞRI Mitingde Görele İl Genel Meclisi Üyesi Semih Aydın, Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci, Tüketicileri Koruma Derneği Genel Başkanı Aziz Koçal, Çanakçı Deresi Özgür Aksın Platformu Başkanı Harun Şahin, Giresun Doğa ve Çevre Derneği Başkanı Erkan Türüdü ile Görele, Çanakçı ve Doğankentli çevre aktivistleri de söz aldı. Konuşmalarda vahşi madenciliğin insan hayatını, su kaynaklarını, tarım alanlarını, dereleri ve ormanları doğrudan tehdit ettiği vurgulandı. Katılımcılar, “Vahşi madenciliğe son verilmezse çocuklarımıza yeşil vadiler değil, zehirli su kaynakları ve ağır metallerle kirlenmiş topraklar kalacak. Buna izin vermeyeceğiz. Korkmadan, yılmadan mücadele edeceğiz” mesajı verdi. CEBECİ’DEN FAHRİ HEMŞEHRİLİK TEPKİSİ Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci’nin konuşması miting alanında dikkat çekti. Cebeci, Alagöz Holding’in sahibi Cantürk Alagöz’e fahri hemşehrilik verilmesi yönündeki açıklamalara tepki göstererek, “Bu milletin vicdanına rağmen böyle bir karar alırsanız, Harşit Vadisi halkı sizi siyasi tarihin karanlığına gönderecektir” dedi. Cebeci’nin sözleri meydanda alkışlarla karşılandı. SİYASİ PARTİLER, DERNEKLER VE VATANDAŞLAR MEYDANDA BULUŞTU Mitinge İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, CHP Görele İlçe Başkanı Mustafa Günay, İYİ Parti Görele İlçe Başkanı Hakan Resüloğlu, Zafer Partisi Görele İlçe Başkanı Emrullah Ekiz, 24. Dönem Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakıcı, İstanbul Bayrampaşa Giresunlular Derneği Başkanı Tülay Tahmaz, İstanbul Kartal Giresunlular Derneği Başkanı Cengiz Demirkaya, İstanbul Arnavutköy Giresunlular Derneği Başkanı Ahmet Karasakal, İstanbul Bahçelievler Giresunlular Derneği Başkanı Yalçın İsmail Çam, Tüm Üretici Köylü Sendikası Giresun İl Temsilcisi Orhan Kara, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı İbrahim Türk, Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şube Başkanı İbrahim Arslan, CHP önceki dönem Giresun İl Başkanı Fikri Bilge, muhtarlar, çeşitli meslek gruplarından temsilciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Coşkulu geçen miting, yerel sanatçıların kemençe eşliğinde çaldığı horon havalarıyla sona erdi. Meydanda verilen ortak mesaj ise netti: Giresun’un toprağı, suyu, deresi, ormanı ve geleceği vahşi madenciliğe teslim edilmeyecek. Fotoğraflar: Namık Baltaoğlu

ESPİYE, YAĞLIDERE VE AYDINDERE-KOVANLIK HATTINDA SU BASKINLARI Haber

ESPİYE, YAĞLIDERE VE AYDINDERE-KOVANLIK HATTINDA SU BASKINLARI

GİRESUN’DA SAĞANAK ALARMI: ESPİYE, YAĞLIDERE VE AYDINDERE-KOVANLIK HATTINDA SU BASKINLARI Giresun’da etkili olan sağanak yağış, özellikle Aydındere-Kovanlık yolu üzerinde, Espiye ve Yağlıdere ilçelerinde su baskınlarına neden oldu. Yağıştan etkilenen bölgelerde kamu ekipleri sahaya inerken, mağduriyet yaşayan vatandaşlar için çalışma başlatıldı. EKİPLER SAHADA ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR Sağanakla birlikte bazı noktalarda yol güvenliği, dere yatakları, menfezler, su tahliye hatları ve yerleşim alanları risk altına girdi. AFAD, DSİ, Karayolları, İl Özel İdaresi, belediyeler ve ilgili kamu kurumlarının ekipleri bölgede çalışma yürütüyor. Ekipler, su baskınlarının yaşandığı noktalarda tahliye, temizlik, yol açma, dere ve menfez kontrolü ile hasar tespitine yönelik müdahalelerini sürdürüyor. Özellikle Aydındere-Kovanlık yolu üzerindeki riskli kesimlerde ulaşım güvenliği ve altyapı kontrolleri öne çıktı. AYDINDERE-KOVANLIK HATTI YENİDEN GÜNDEME GELDİ Sağanak sonrası yaşanan tablo, Aydındere-Kovanlık yolunun bölge ulaşımı açısından taşıdığı kritik önemi bir kez daha ortaya koydu. Bulancak’ın Kovanlık ve Aydındere beldelerini birbirine bağlayan güzergâh, hem yerleşim yerleri hem de kırsal ulaşım için önemli bir bağlantı noktası olarak kullanılıyor. Bölgede devam eden yol iyileştirme ve modernizasyon çalışmaları, son yağışlarla birlikte yalnızca ulaşım konforu değil, can ve mal güvenliği açısından da daha önemli hale geldi. Yol genişletme, zemin iyileştirme, altyapı ve drenaj çalışmaları bölgenin kronikleşen ulaşım ve yağış riski açısından doğrudan önem taşıyor. ESPİYE VE YAĞLIDERE’DE DİKKATLER DERE YATAKLARINDA Espiye ve Yağlıdere’de etkili olan sağanak, özellikle dere yataklarına yakın yerleşimlerde ve eğimli arazilerde risk oluşturdu. Karadeniz coğrafyasının ani yağışlara açık yapısı, kısa sürede debisi yükselen dereler ve yüzey akışı nedeniyle su baskını ihtimalini artırıyor. Vatandaşların dere yataklarından, su birikintisi oluşan yollardan, heyelan riski bulunan yamaçlardan ve kontrolsüz geçiş noktalarından uzak durması gerekiyor. Yağışın etkili olduğu bölgelerde araç trafiğinin de kontrollü yürütülmesi önem taşıyor. MAĞDURİYETLERİN GİDERİLMESİ İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDI Kamu kurumları, sağanak nedeniyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için sahadaki müdahalelerini sürdürüyor. Su baskınından etkilenen alanlarda öncelik, vatandaşların güvenliği, ulaşımın kontrollü biçimde sağlanması ve altyapı hatlarının yeniden işler hale getirilmesi oldu. Bölgede yürütülen çalışmalarla birlikte hasarın boyutu netleşecek. Ekiplerin saha incelemeleri tamamlandıkça, zarar gören noktalar için bakım, onarım ve iyileştirme süreci devam edecek. GİRESUN İÇİN AFET HASSASİYETİ BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI Giresun’un kıyıdan iç kesimlere uzanan vadileri, dar dere yatakları, eğimli arazi yapısı ve yoğun yağış rejimi, sel ve su baskını riskini sürekli gündemde tutuyor. Bu nedenle Espiye, Yağlıdere, Aydındere ve Kovanlık hattında yaşanan son sağanak, afet hazırlığı, altyapı dayanıklılığı ve yol güvenliği açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Bölgede kalıcı çözüm, yalnızca yağış sonrası müdahaleyle sınırlı kalmamalı. Dere ıslahı, menfez kapasitesi, yol drenajı, şev güvenliği, heyelan riski ve yerleşim alanlarının yağmur suyu tahliyesi birlikte ele alınmalı. Giresun’da yağıştan etkilenen vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi için ekiplerin sahadaki çalışmaları devam ederken, benzer afetlerin daha ağır sonuçlar doğurmaması için riskli güzergâhlarda kalıcı altyapı adımlarının hızlandırılması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.