Hava Durumu

#Döngüsel Ekonomi

giresunsonhaber - Döngüsel Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Döngüsel Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Azaltmaya Yönelik Stratejik Adımlar Masaya Yatırıldı Haber

Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Azaltmaya Yönelik Stratejik Adımlar Masaya Yatırıldı

Gıda İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Merkezi (GİFT) ve Tetra Pak iş birliğiyle düzenlenen “Karbon Nötr Yolunda Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Önleme” konferansında, gıda değer zincirinde israfı azaltmaya yönelik çözüm yolları ve öncelikli adımlar kapsamlı şekilde ele alındı. Uzmanlar, Türkiye’nin 2030 yılına kadar gıda israfını yarıya indirme hedeflerine ulaşabilmesi için politika, teknoloji ve iş birliği alanlarında hayata geçirilmesi gereken kritik uygulamaları değerlendirdi. GİFT ve Tetra Pak iş birliğiyle düzenlenen “Karbon Nötr Yolunda Sıfır Atık ve Gıda İsrafını Önleme” konferansı, 27 Kasım’da, Ankara’da kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlik, gıda değer zincirinin her aşamasında israfın azaltılması ve karbon nötr hedeflerine ulaşmak için uygulanabilir çözüm önerilerinin tartışılması açısından önemli bir platform oluşturdu. Sıfır atık hedefleri kapsamında gıda değer zincirinde israfı azaltmak için somut çözüm önerilerinin ele alındığı konferansın açılış konuşmalarını Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Fatih Kaya, GİFT Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş ve Tetra Pak Kamu İlişkileri Direktörü Ferruh Gürtaş gerçekleştirdi. Ayrıca, konferansta örnek projeler incelenirken Türkiye’nin 2030 yılına kadar gıda israfını yarıya indirme hedefleri de değerlendirildi. Fatih Kaya, açılış konuşmasında Bakanlığın gıda kaybı ve israfını önlemeye yönelik yürüttüğü çalışmaları anlattı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle yürütülen “Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık” kampanyası kapsamında strateji belgeleri, sektörel kılavuzlar, farkındalık projeleri ve israfı azaltmaya yönelik rehberlerin hazırlandığını belirtti. Kaya, yumurtanın raf ömrüne ilişkin düzenlemeler, tam buğday ekmeği pilot uygulaması, güncellenen ulusal eylem planı ve gıda okuryazarlığı stratejisi gibi adımların israfın azaltılmasına önemli katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca tüketiciyi doğru bilgilendirmek için “Güvenilir Gıda” internet sitesinin hayata geçirildiğini ifade etti. Dr. Samet Serttaş ise gıda atığı ve israfını önleme konusunun GİFT’in en önemli gündem maddesi olduğunu açıkladı. Serttaş, bu alanda çok sayıda proje geliştirileceğini belirterek, "Bu büyük sorun ancak çok katmanlı ve çok paydaşlı stratejilerle çözümlenebilir. Gıda atığının yüzde elli azaltılması halinde büyük bir karbon emisyonu önlenebilir ve dünyada 1,26 milyar insanın beslenme ihtiyacı karşılanabilir" dedi. Serttaş, ayrıca atıkların ölçülmesi, izlenmesi ve bu alanda faaliyet gösteren start-up'ların desteklenmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Ferruh Gürtaş da gıda değer zincirinde işleme, paketleme, lojistik ve dağıtım gibi aşamaları kapsayan ve tarım ile perakende arasında konumlanan orta segmentin, gıda sistemlerinin ekonomik değerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu söyledi. Bu segmente odaklanmanın hem gıda güvenliğini güçlendireceğini hem de karbon ayak izinin azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Türkiye’nin Sıfır Atık Projesi küresel bir model haline geldi Konferansta, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Eğitim ve Farkındalık Şube Müdürü Hülya Çakır tarafından “Türkiye’nin Sıfır Atık Vizyonu ve Gıda Atıklarını Azaltma Stratejisi” başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda TÜİK’in 2024 verilerine göre Türkiye’de en fazla israf edilen gıda grupları incelendi. Yüzde 40,1 ile taze meyve ve sebze ilk sırada yer alırken bunu yüzde 32 ile ekmek ve yüzde 14,3 ile süt ve süt ürünlerinin takip ettiğine değinildi. Ayrıca, Türkiye’de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi’nin küresel ölçekte iyi uygulama örneği haline geldiğinin altı çizildi. Sunumda karbon nötr hedefleri doğrultusunda gıda israfının önlenmesi için paydaşlar arası iş birliklerinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Konferans kapsamında ayrıca iki kapsamlı sunum daha gerçekleştirildi. Tetra Pak Kamu İlişkileri Direktörü Ferruh Gürtaş tarafından yapılan “Küresel Gıda Sistemleri 2040 Yılına Kadar Gezegenimiz ve İnsanlar İçin Nasıl İyileştirilebilir?” başlıklı sunumda gıda sistemlerinin küresel sera gazı emisyonlarının üçte birinden sorumlu olduğu ve 2040 yılına kadar gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için modern teknolojiler ve döngüsel ekonomi modellerinin gıda israfını önlemede kritik bir rol oynayacağı vurgulandı. KPMG Türkiye Gıda ve İçecek Sektör Lideri Erdem Erdem tarafından yapılan “Küresel Gıda Sistemlerinin Geleceği” sunumunda ise pandemi sonrası artan çevresel ve jeopolitik riskler, enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar ve su kıtlığı gibi faktörlerin küresel gıda sistemlerini her zamankinden daha hassas bir noktaya taşıdığı vurgulandı. Sunumda küresel gıda sistemlerinin sürdürülebilir hale gelmesi için Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre 2030 yılına kadar her yıl 300–350 milyar dolar yatırım yapılması gerektiğinin de altı çizildi. Konferans kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye’de Gıda Tedarik Zincirinde İsrafı Azaltmaya Yönelik Somut Çözüm Önerileri ve Başarı Hikayeleri” ve “Perakende, Lojistik ve İnovasyon: Gıda Atığını Azaltmada Yenilikçi Yaklaşımlar” başlıklı iki ayrı panelde ise başarı hikayeleri paylaşıldı. Bu bağlamda, örnek projeler ele alınarak gıda israfını önleme yöntemleri masaya yatırıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Her 2 Kişiden 1’i İkinci El Alışveriş Yapıyor Haber

Türkiye’de Her 2 Kişiden 1’i İkinci El Alışveriş Yapıyor

sahibinden.com, KONDA Araştırma ile birlikte Türkiye'nin ilk "İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi" araştırmasını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de katılımcıların %45'i son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını belirtiyor. Kuruluşundan bu yana ikinci el ürün alışverişine platform sağlayan sahibinden.com, KONDA Araştırma ile işbirliği yaparak Türkiye'de bir ilk olan “İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi” araştırmasını duyurdu. Türkiye'deki ikinci el alışveriş dinamiklerini ve toplumun sürdürülebilirlik algısını ortaya koyan araştırma sonuçları, düzenlenen bir basın toplantısında açıklandı. Türkiye genelinde 28 ilde 2700 kişiyle yapılan araştırma, ülkemizde neredeyse her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el ürün almış veya satmış olduğunu gösteriyor. Kıyafetten mobilyaya, cep telefonundan beyaz eşyaya kadar geniş bir yelpazede alışveriş yapanların oranı %45’e çıkıyor. Bu veriler, ikinci el alışverişin artık sadece ekonomik bir seçenek değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal bir tercih haline geldiğini de işaret ediyor. “İKİNCİ EL ALIŞVERİŞ TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN PARÇASI” Etkinlikte konuşan sahibinden.com CEO’su Burak Ertaş, araştırma sonuçlarının Türkiye'deki değişimi net bir biçimde ortaya koyduğunu belirtti. Ertaş, “İkinci el alışveriş artık toplumda yerleşik bir davranış haline geldi. Her iki kişiden birinin bu sürece dahil olması, döngüsel ekonomi yaklaşımının güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor” dedi. Çevresel endişeler ve ekonomik durumların tüketim alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Burak Ertaş şu şekilde konuştu: “Bugün mevcut olanı onarmak ve yeniden kullanmak hem çevreyi koruyan hem de bütçeyi rahatlatan bir tercih. Biz de bu sürecin sadece bir ticaret modeli değil, aynı zamanda yeni bir kültür yarattığına inanıyoruz. Platformumuzda el değişen her ürün, bu dönüşümün bir parçası haline geliyor. Genç neslin duyarlılığı ve sürdürülebilir yaşama olan ilgisi ise geleceğe dair en güçlü işaretlerden biri.” “TOPLUMSAL ALGI ÖNEMLİ DERECEDE DEĞİŞTİ” KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Aydın Erdem, araştırmanın sonuçları hakkında şöyle bilgi verdi: "Türkiye’de ikinci el alışveriş artık sadece bir seçenek değil. Veriler, bu davranışın bilinçli tüketim ve çevreye duyarlılığın birleştiği yeni bir akışa dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle genç ve eğitimli kitlede ikinci elin hızla normalleşmesi, toplumsal değişimin önemli bir işareti. İkinci elin önündeki sosyal algı engellerinin etkisi artık yaygın değil. Bu, ikinci el alışverişin sürdürülebilir yaşamın güçlü bir parçası haline geldiğini gösteriyor.” ALIŞVERİŞ DİNAMİKLERİ DEĞİŞİYOR Araştırmaya göre ikinci el alışveriş sadece tek seferlik bir deneyim olmanın ötesine geçerek, düzenli tekrarlanan bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Her dört tüketiciden biri ayda bir veya daha sık ikinci el ürün satın alıyor. Bu grup araştırmada "gerçek sürdürülebilirlik taşıyıcısı" olarak tanımlanıyor. Düzenli olarak ikinci el alışveriş yapanların profili de araştırmada net bir şekilde ortaya çıkıyor. Ortalama yaş 35. Dijital platformları aktif olarak kullanan, üniversite mezunu bu kitle, büyük şehirlerde yoğunlaşıyor ve ikinci el pazarında dönüşüme öncülük ediyor. ALGI ENGELLERİ YERİNİ BİLİNÇLİ TÜKETİME BIRAKIYOR Türkiye’de ikinci el alışverişe yönelik eski çekinceler hızla kayboluyor. Araştırmada öne çıkan bulgular, sosyal algıdaki değişimin oldukça belirgin olduğuna işaret ediyor. “İkinci el düşük statü göstergesidir” diyenlerin oranı %17’de kalmış durumda. Buna karşılık ikinci el ürün kullananlara yönelik “tasarruflu”, “çevreye duyarlı” ve “tarz sahibi” gibi olumlu ifadeler daha sık dile getiriliyor. Toplumdaki bu değişim, ikinci el alışverişin artık geniş kesimlerce kabul gören bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. Statüye dayalı eski bariyerler yerini bilinçli tüketim ve sürdürülebilirlik anlayışına bırakıyor. YENİ KUŞAK SÜRDÜRÜLEBİLİR TÜKETİMİ BENİMSİYOR Araştırma; özellikle genç, eğitimli ve şehirde yaşayan kesimin ikinci el alışverişte daha aktif olduğunu gösteriyor. Bu grup israfı azaltmayı, çevresel etkileri düşürmeyi ve sürdürülebilir yaşamı günlük pratiklerinin bir parçası haline getirmiş durumda. Yayımlanan rapora göre Türkiye’de sürdürülebilirlik kavramına aşinalık %61’e, karbon ayak izi farkındalığı ise %40’a ulaşmış durumda. Bu bilincin yayılması ikinci el alışverişe de doğrudan yansıyor. Dijitalleşme ikinci el alışverişi destekliyor. Güvenli ödeme, şeffaf ilan yapısı ve kullanıcı doğrulama adımları bu alanı hem erişilebilir hem de güvenilir hale getiriyor. CEP TELEFONLARI PAZARIN ÖNDE GELENİ Araştırma, ikinci el pazarında cep telefonu ve aksesuarlarının en yoğun hareketliliğe sahip olduğunu gösteriyor. Bu kategori toplam pazarın %54’ünü oluşturuyor. Bu yüksek ilgi, yenilenmiş elektronik ürünlere olan talebi de artırıyor. Diğer kategorilerde giyim ve ayakkabı %42, bilgisayar ve tablet %45, elektrikli ev aletleri ise %41 oranında pay alıyor. Tercihler cinsiyete göre de farklılık gösteriyor. Kadınlar anne-bebek ürünleri, giyim ve mobilya-dekorasyon kategorilerine yönelirken, erkekler daha çok elektronik ürünleri tercih ediyor. Erkek kullanıcıların bilgisayar ve tablet alışverişindeki payı %45’e, cep telefonu kategorisindeki oranı ise %58’e kadar yükseliyor. YAŞAM ALANLARINDA İKİNCİ EL YAYGINLAŞIYOR Araştırma, Türkiye’de hanelerin önemli bir kısmında ikinci el ürün bulunduğunu gösteriyor. Hanelerin %46’sında en az bir kategoriye ait ikinci el eşya yer alıyor. En yaygın kategoriler elektronik (%43), mobilya (%38) ve giyim-ayakkabı (%36) olarak sıralanıyor. Gardıroplarda da benzer bir tablo var. Her üç evden birinde ikinci el kıyafet bulunuyor. Hijyen ve kaliteye yönelik bazı çekinceler nedeniyle bu oran diğer kategorilere göre daha düşük kalsa da araştırma, ikinci el kıyafet kullanımında yukarı yönlü bir eğilim olduğunu gösteriyor. KULLANILMAYAN EŞYA YA SATILIYOR YA DA BAĞIŞLANIYOR Araştırma gösteriyor ki Türkiye’de ikinci el döngüsü sadece ekonomik sebeplerle değil, duygusal tercihlerle de şekilleniyor. Anne-bebek ürünlerinde bağış oranı %72’ye kadar çıkıyor. Elektronik ürünlerde ise satış eğilimi daha güçlü; bu kategoride satış oranı %40'ın üstüne çıkıyor. Veriler, bazı ürünlerde duygusal bağlılığın etkili olduğunu, bazı kategorilerde ise ikinci el alışverişin yerleşik bir davranış haline geldiğini ortaya koyuyor. GENÇ NESİL ONLINE’DA, BÜYÜKLER GELENEKSEL KANALDA Araştırma, ikinci el alışverişte platform tercihinin yaşa göre belirgin bir şekilde farklılaştığını gösteriyor. Sadece online alışveriş yapanların oranı %8, yalnızca geleneksel kanalları kullananların oranı %19. Her iki kanalı birden tercih edenlerin oranı ise %16. Online alışverişi büyük şehirlerde yaşayan, 40 yaş altı ve yüksek eğitimli kullanıcılar tercih ediyor. Geleneksel yöntemleri tercih eden kesim ise çoğunlukla 45 yaşın üzerindeki tüketicilerden oluşuyor. GÜVEN HER ŞEYİN ÜZERİNDE Araştırma, ikinci el alışverişte kararsız kalan tüketiciler için en önemli unsurun güven olduğunu ortaya koyuyor. “Satıcı güven verirse alırım” diyenlerin oranı %83. “Ürün arızasızsa alırım” diyenler %82, “garanti veya iade imkânı varsa alırım” diyenler de %82 seviyesinde. En belirgin endişe ise hijyen kaygısı; bu oran %58’e ulaşıyor. Bu sonuçlar, güven mekanizmalarının ikinci el alışverişte neden kritik öneme sahip olduğunu açıkça gösteriyor. TÜRKİYE YENİ BİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNEMİNDE Araştırma, ikinci el alışverişin Türkiye'deki yeni tüketim anlayışının bir parçası haline geldiğini gösteriyor. İsrafı azaltma, geri dönüşüme yönelme ve gereksiz tüketimden kaçınma gibi davranışlar toplumun geniş kesimlerinde daha görünür hale geliyor. Bu eğilim, ikinci el alışverişin sürdürülebilirlik anlayışının merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor. Bilinçli tüketicilerin artışı, dijitalleşme ve çevre duyarlılığının artması, Türkiye'de ikinci elin daha yaygın bir tercih haline gelmesinde etkili oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor, 700 Milyon Kişi Yatağa Aç Giriyor! Haber

Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor, 700 Milyon Kişi Yatağa Aç Giriyor!

Dünyanın en kritik sorunları arasında yer alan gıda güvenliği ve tarımın dönüşümü, 16'ncı Boğaziçi Zirvesi'nde düzenlenen bir panelde detaylıca tartışıldı. Panelde, tarımda verimliliğin artırılmasının ve dijital dönüşümün zorunluluğu vurgulanarak, Türkiye'nin bu alanda öncülüğe soyunabileceğine dikkat çekildi. 16'ncı Boğaziçi Zirvesi kapsamında, Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Tonbul moderatörlüğünde gerçekleşen 'Bolluğun Ötesinde: Dayanıklı Bir Gelecek için Tarımı, İklimi ve Gıda Güvenliğini Yeniden Düşünmek' paneline, Cargill CEO'su Murat Tarakçıoğlu, Tiryaki Agro CEO'su Süleyman Tiryaki, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden Prof Dr. Ece Turhan, Eskişehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, ANT Systems CEO'su ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Can Yurdakul ve UPL Türkiye Ülke Müdürü, Orta Asya-Ortadoğu-Rusya-Belarus Bölge Başkanı M. Murat Yahyaoğlu katılım sağladı. Panelde tarım ve gıda üretimi ile su kaynaklarının yönetimi konularında sürdürülebilir çözümler ve yenilikler ele alındı. Katılımcılar, iklim değişikliği ve artan nüfusun getirdiği küresel gıda güvenliği ile su kaynaklarının yönetiminde yaşanan önemli zorluklar; acil çözüm arayışları ve tarım ile suyun geleceğine yön verecek stratejiler ve teknolojik yenilikleri değerlendirdi. DÜNYA ÜZERİNDE GIDANIN ÜÇTE BİRİ İSRAFA GİDİYOR, 700 MİLYON İNSAN GECEYİ AÇ GEÇİRİYOR Tarım ve gıda güvenliğinin artık sessiz sektörler olmanın ötesinde, küresel istikrar ve insanlığın geleceği için temel oluşturduğunu belirten Neslihan Tonbul, dünyadaki gıdanın üçte birinin israf edildiğini veya kaybedildiğini, buna rağmen 700 milyon kişinin aç yattığını ifade etti. Bu durumun yalnızca bir istatistik değil, çözüm gerektiren büyük bir kriz olduğunun altını çizen Tonbul, "İklim değişikliği bu tabloyu daha da karışık hale getiriyor. Değişen yağış modelleri, azalan verimlilik, uzun kuraklık dönemleri, ani sel baskınları ve Avrupa'daki rekor sıcaklıklar... Tüm bu unsurlar üretimi, tedariki ve yaşamı tehdit ediyor. Sorun sadece üretim yapmak değil; adil, akıllı ve sürdürülebilir üretim yapabilmek." değerlendirmesinde bulundu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir olarak su kaynaklarını koruma ve tarımın geleceğini güvence altına alma amacıyla yeni modeller geliştirdiklerini ifade etti. Ünlüce, "Yerel üreticilere birlikte rejeneratif tarım uygulamaları, akıllı sulama sistemleri ve gıda atıklarının enerjiye dönüştürüldüğü döngüsel ekonomi modellerine destek veriyoruz. Gıda sadece toprak değil, bilimin, ekonominin, teknolojinin, diplomasinin ve etığın da bir meselesi." diye belirtti. İZLENEBİLİR TARIM SİSTEMLERİNİN YAYGINLAŞMASI Cargill Türkiye CEO'su Murat Tarakçıoğlu da dünyayı sorumlu, güvenli ve sürdürülebilir şekilde besleme sorumluluğunu üstlendiklerini belirterek, "Tarımda verimliliği artırmak, israfı önlemek ve karbon ayak izini azaltmak için teknoloji, veri ve çiftçiyi bir araya getiriyoruz. Toprak ve teknoloji arasında köprü kurarak, geleceğin tarımını bugünden planlıyoruz." dedi. Tiryaki Agro CEO'su Süleyman Tiryakioğlu ise tarımın geleceğinde sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve dijital dönüşümün bir arada yürütülmesi gerektiğine vurgu yaptı. 50'den fazla ülkede üreticilerle çalıştıklarını belirten Tiryakioğlu, "Çiftçi desteklenmediği takdirde, ne inovasyonun ne de teknolojinin anlamı kalıyor. Tedarik zincirinin her aşamasında şeffaflık, izlenebilirlik ve verimlilik esastır. Bu nedenle izlenebilir tarım sistemlerini hızlı bir şekilde yaygınlaştırıyoruz." diye açıkladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi'nden Prof. Dr. Ece Turhan, 'akademi ve özel sektörün tarımın geleceğinde nasıl bir rol oynaması gerektiği' sorusunu şu şekilde cevapladı: "Bilim tarımın merkezindedir. Üniversiteler artık yalnızca bilgi üreten değil; bu bilgiyi sahaya ulaştıran, çiftçilere ve sanayiye uygulayan kurumlar olmalıdır. İklim kriziyle mücadelede en büyük kozumuz veri tabanlı tarım ve yerel bilgi birikiminin birleşimi olacaktır. Gençleri tarıma çekmek ve geleceğin çiftçilerini eğitmek zorundayız." TÜRKİYE TARIMSAL YENİLİĞİN MERKEZİ HALİNE GELEBİLİR Tarım teknolojileri konusunda faaliyet gösteren ANT Systems'in CEO'su Can Yurdakul da tarımda dijital dönüşümün bir tercih değil, bir gereklilik olduğunu vurguladı. Yurdakul, teknoloji tarafında yaptıklarını şu sözlerle anlattı: "Sensörlerden toplanan verilerle toprağın nemi, bitkilerin sağlığı, hava durumu gibi durumları anlık olarak izliyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerle çiftçilere 'ne zaman, ne kadar sulama yapılmalı, hangi gübre kullanılmalı' gibi karar destek sistemleri sunuyoruz. Bu sadece verimliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda doğayı da koruyor." UPL Türkiye Ülke Müdürü, Orta Asya-Ortadoğu-Rusya-Belarus Bölge Başkanı M. Murat Yahyaoğlu ise tarımın artık yerel bir mesele olmanın ötesinde, bölgesel ve küresel bir dayanışma alanına dönüştüğünü belirterek, "UPL olarak Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasında köprüler kuruyoruz. Amaç sadece daha fazla üretim yapmak değil; çiftçiyi bilgi ile güçlendirmek, sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak. Türkiye, bu coğrafyada tarımsal yeniliğin merkezi olabilir." dedi.

Türkiye ve Yakın Çevresinde İklim ve Çevresel Faktörlerin Hareketlilik Üzerindeki Olası Etkileri” raporu yayınlandı Haber

Türkiye ve Yakın Çevresinde İklim ve Çevresel Faktörlerin Hareketlilik Üzerindeki Olası Etkileri” raporu yayınlandı

Türkiye Bilişim Vakfı tarafından yürütülen “Be Node Research” projesinin tanıtım etkinliği, 21 Ekim'de başarıyla gerçekleştirildi. Schneider Electric'in katkılarıyla, Türkiye Bilişim Vakfı tarafından Be Node Research çatısı altında yayımlanan yeni çalışma, iklim değişikliğinin Türkiye ve çevresindeki insan hareketliliği üzerindeki çok yönlü etkilerini ortaya koyuyor. Çalışma, yükselen sıcaklıklar, su sıkıntısı ve tarımsal verim azalması gibi çevresel baskıların, iç göçü tetiklediğini, aynı zamanda kırsal ve kentsel bölgelerde yeni kırılganlıklara neden olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Prof. Dr. Tuba Bircan tarafından hazırlanan rapor, IPCC Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6) senaryolarını, ulusal istatistikleri ve sosyal araştırma sonuçlarını birleştirerek, Türkiye'nin gelecekteki demografik ve sosyal dinamiklerini anlamak için stratejik bir yol haritası sağlıyor. Çalışma, iklimsel baskıların, şehirlerdeki nüfus hareketliliğini artırarak altyapı üzerinde yeni baskılar yarattığını ve yaşlılar ile engelliler gibi gruplar için 'zorunlu hareketsizlik' adı verilen yeni bir sosyal risk alanı oluşturduğunu ifade ediyor. Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı İsmail Yamangil, bu konuda şunları belirtti: “Bu kıymetli rapor, iklim değişikliğinin toplumsal etkilerinin ne denli derin bir şekilde birbirine bağlı olduğunu gösteriyor. Schneider Electric olarak, bu tür bilimsel çalışmaların sadece bugünü kavramakla kalmayıp, geleceğe yönelik stratejik adımlar atmanın da kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.” Raporda ele alınan iklimsel hareketlilik, özellikle büyük metropollerde artan göçle birlikte altyapı sistemlerinin zorlanması, kaynakların kullanımı ve göç eden toplulukların erişim sorunları gibi kapsamlı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı zorluklar karşısında daha dayanıklı ve hazırlıklı hale gelmesine katkıda bulunmak bizler için büyük bir sorumluluk. Uzun süredir odak noktasında kaynakların etkin kullanımı, döngüsel ekonomi ve dijitalleşme yer alan iş modelimiz sayesinde çözüm ve hizmetler sunabileceğimize inanıyoruz. Türkiye'nin geleceğine ışık tutan bu değerli çalışmanın bir parçası olmaktan dolayı mutluyuz." Rapor, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle başa çıkmak adına aktif bir rol alması, tüm paydaşlarla birlikte ortak akıl yürütmesi ve senaryo temelli planlama araçlarını benimsemesine yönelik bir çağrı yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.