Hava Durumu

#Coğrafi Işaret

Giresun Sonhaber - Coğrafi Işaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Coğrafi Işaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA! Haber

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA!

ŞEBİN CEVİZİNDE BEREKETLİ HASAT: ÜRETİCİNİN FİYAT BEKLENTİSİ 350 LİRA! Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde yetiştirilen, ince kabuğu ve kendine özgü aromasıyla tanınan Şebin cevizinde 2026 yılı hasadı başladı. İlkbahar donu ve dolu zararının yaşanmaması üreticileri sevindirirken, Şebinkarahisar Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan bu yıl rekoltenin oldukça yüksek olduğunu açıkladı. Yeni mahsulün kilogram fiyatının 350 lira civarında olması bekleniyor. Henüz kesinleşmiş bir satış fiyatı bulunmazken, üreticiler artan verimin ekonomik kazanca dönüşmesini umut ediyor. İlçede ceviz hasadında geleneksel yöntemlerin yanı sıra traktörle ağaç titreştirme sistemleri de kullanılıyor. T amzara Mahallesi’nde üretim yapan Uğur Avşar, 2019 yılından bu yana uyguladığı yöntem sayesinde hem işçilikten hem de zamandan tasarruf sağladığını belirtti. Giresun’un önemli tarımsal üretim merkezlerinden Şebinkarahisar’da ceviz hasadı devam ediyor. İlçenin adıyla özdeşleşen Şebin çeşidinde bu yıl verimin yüksek olması, hasat dönemine giren üreticilerin beklentilerini artırdı. Anadolu Ajansı muhabiri Mahmut Ahmet Yeles’in 8 Ekim 2026 tarihinde Şebinkarahisar’da gerçekleştirdiği haber çalışmasında, Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan ile ceviz üreticisi Uğur Avşar üretim, rekolte, hasat yöntemleri ve fiyat beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TRT Haber ve TRT Belgesel tarafından da yayımlanan çalışmada, Şebin cevizinin kendine özgü özelliklerinin yanı sıra üreticilerin hasatta kullandığı yöntemler ön plana çıktı. “İLKBAHAR DONU YAŞAMADIK, DOLU DA ZARAR VERMEDİ” Şebinkarahisar Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, bu yıl ceviz üretiminin önceki yıllara göre daha olumlu koşullarda gerçekleştiğini söyledi. İlkbahar döneminde yaşanabilecek olumsuz hava olaylarının ceviz üretimini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Arslan, 2026 sezonunda ciddi bir don ve dolu zararıyla karşılaşmadıklarını belirtti. Arslan, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Üretim bu sene çok güzel. İlkbahar donu yaşamadık, dolu da zarar vermedi. Bundan dolayı rekoltemiz çok yüksek.” Arslan'ın açıklaması, ilçedeki üreticilerin bu sezon ürün miktarı bakımından olumlu bir yıl geçirdiğini ortaya koyuyor. Ancak ilçe genelinde elde edilen toplam ceviz miktarına ilişkin kesinleşmiş bir tonaj açıklanmadı. YENİ MAHSULDE KİLOGRAM FİYATI 350 LİRA BEKLENİYOR Hasadın başlamasıyla birlikte üreticilerin en fazla merak ettiği konulardan biri de yeni mahsulün satış fiyatı oldu. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, 8 Ekim'deki açıklamasında yeni mahsulün henüz piyasaya çıkmadığını belirterek kilogram fiyatının yaklaşık 350 lira olmasını beklediklerini söyledi. Bu rakam, üretici temsilcisinin sezon başındaki fiyat beklentisini ifade ediyor. Henüz gerçekleşmiş ve doğrulanmış bir satış fiyatı niteliği taşımıyor. Fiyatın hangi seviyede oluşacağı, hasat sonrası piyasaya sunulacak ürün miktarı, ürünün kalitesi ve alıcıların talepleriyle birlikte şekillenecek. Yüksek rekolte üreticinin toplam ürün miktarını artırırken, bunun gelire nasıl yansıyacağı satış fiyatları ve üretim maliyetleriyle birlikte değerlendirilebilecek. HASAT BU YIL GECİKMELİ BAŞLADI Şebinkarahisar'da ceviz hasadı normal koşullarda eylül ayının ortalarında başlarken, 2026 yılında mevsim şartları nedeniyle hasat takvimi bir miktar gecikti. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan, hasadın eylül sonuna kaydığını belirtti. İlçenin farklı köy ve mahallelerinde cevizlerin olgunlaşma dönemine göre hasat sürdürülüyor. Rakım ve bahçelerin bulunduğu konumlara bağlı olarak ürünlerin olgunlaşma zamanları farklılık gösterebildiğinden, ilçedeki bütün bahçelerde hasat aynı tarihte tamamlanmıyor. TAMZARA'DA 100 CEVİZ AĞACINDA HASAT MESAİSİ Şebinkarahisar'ın Tamzara Mahallesi'nde ceviz yetiştiriciliği yapan Uğur Avşar da bu yılki verimden memnun olduğunu açıkladı. Bahçesinde yaklaşık 100 ceviz ağacı bulunan Avşar, hasadın 15-20 gün içerisinde tamamlanmasını planladığını belirtti. Üretici Avşar, ekim ayının ortasına kadar cevizleri toplamayı hedeflediklerini ifade etti. Bahçesindeki ürünlerin veriminden memnun olduğunu dile getiren Avşar'ın üretim sürecinde kullandığı mekanik hasat yöntemi de dikkat çekti. SIRIK YERİNE TRAKTÖRLE HASAT: İŞÇİLİK VE ZAMANDAN TASARRUF Şebinkarahisar'da geleneksel ceviz hasadında ağaçların sırıkla silkelenmesi ve dökülen ürünlerin yerden toplanması yöntemleri kullanılıyor. Ancak bazı üreticiler, hasat işlemini kolaylaştırmak amacıyla mekanik yöntemlere yöneliyor. Tamzara Mahallesi'nde üretim yapan Uğur Avşar, 2019 yılından bu yana traktörle ağaç titreştirme yöntemini kullandığını açıkladı. Bu uygulamada ağaca kontrollü titreşim verilerek olgunlaşan cevizlerin dallardan dökülmesi sağlanıyor. Daha sonra yere düşen ürünler toplanıyor. Avşar, traktörle hasat yönteminin geleneksel uygulamalara göre zaman ve işçilik tasarrufu sağladığını belirtti. Mekanik hasatta ağacın gövde yapısına uygun ekipman ve doğru uygulama önem taşırken, yöntemin üreticiler tarafından tercih edilmesinde iş gücü ihtiyacını azaltma hedefi öne çıkıyor. ŞEBİN CEVİZİNİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ İNCE KABUĞU VE AROMASI Şebinkarahisar ile özdeşleşen Şebin cevizi, ince kabuk yapısı, içinin kabuktan kolay ayrılabilmesi ve kendine özgü aromasıyla tanınıyor. Türkiye'de bilinen yerli ceviz çeşitlerinden biri olan Şebin, ilçenin tarımsal kimliğinde önemli bir yere sahip. Ürünün özelliklerinin korunması, üretim kalitesinin geliştirilmesi ve piyasada daha güçlü biçimde tanıtılması, ilçedeki ceviz yetiştiriciliğinin ekonomik değeri bakımından önem taşıyor. Şebin çeşidinin tescili ile yöresel ürün adına coğrafi işaret verilmesi ise farklı süreçler. Şebinkarahisar'da Şebin cevizi için coğrafi işaret çalışmaları yürütüldüğü Şubat 2026'da duyurulmuştu. Coğrafi işaret tescilinin tamamlandığını gösteren resmî kayıt ise henüz doğrulanmış değil. YÜKSEK REKOLTE ÜRETİCİNİN KAZANCINA NASIL YANSIYACAK? Şebinkarahisar'da 2026 sezonunda hasat miktarının yüksek olması, üreticilerin pazarlama dönemine daha fazla ürünle girmesini sağlayabilecek. Ancak ceviz üretiminde verim artışı ile üreticinin ekonomik kazancı her zaman aynı oranda yükselmiyor. Hasat işçiliği, ürünlerin yeşil dış kabuklarından ayrılması, kurutulması, sınıflandırılması ve satışa hazırlanması üretim maliyetlerini oluşturuyor. Bu nedenle özellikle küçük üreticiler açısından kilogram başına elde edilen net gelir önem taşıyor. Üretici temsilcisinin 350 liralık fiyat beklentisinin gerçekleşmesi, ürünün kalitesi ve pazarlama koşullarıyla birlikte değerlendirilecek. GÖZLER YENİ MAHSULÜN SATIŞ FİYATINDA Şebinkarahisar'da üreticilerin yüzünü güldüren 2026 ceviz hasadında, ilkbahar donu ve dolu zararının yaşanmaması sezonun en önemli olumlu gelişmesi oldu. Ziraat Odası Başkanı Muhlis Arslan'ın yüksek rekolte açıklaması ve üretici Uğur Avşar'ın mekanik hasat uygulaması, ilçede hem üretim miktarının hem de tarımsal yöntemlerin gündeme geldiğini gösterdi. Hasadın tamamlanmasıyla birlikte yeni mahsulün piyasaya hangi fiyatlardan sunulacağı ve yüksek verimin üreticilerin gelirine nasıl yansıyacağı daha net ortaya çıkacak. Şebinkarahisar'da bu yıl ürün miktarı açısından memnuniyet yüksek. Üreticinin bundan sonraki beklentisi ise bereketli geçen sezonun satış gelirlerine de olumlu yansıması.

FINDIKTA YENİ HAMLE: Haber

FINDIKTA YENİ HAMLE:

KURAKLIĞA KARŞI FINDIKTA YENİ HAMLE: GİRESUN’UN FINDIĞI, KÖYLÜSÜ VE EKONOMİSİ İÇİN NE DEĞİŞECEK? Orman Genel Müdürlüğü, Bolu Fidanlığında kuraklığa dayanıklılığıyla öne çıkan Türk fındığının üretimini yaygınlaştırmak ve kültür fındığı yetiştiriciliğinde alternatif anaç olarak kullanmak için çalışmalarını genişletiyor. Çakıldak çeşidinde başarılı aşı sonuçları elde edilirken Giresun Yağlısı da çalışmaların hedefleri arasında bulunuyor. Gelişme, Giresun'un geleceği açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Güçlü köklere sahip yeni yetiştiricilik modeli, yalnızca fındık üretimini mi değiştirecek, yoksa üreticinin kazancını, köylerin ekonomik geleceğini ve Giresun'un sosyal yaşamını da etkileyebilecek mi? Türkiye'nin en değerli tarımsal ürünlerinden fındık, Giresun için yalnızca ihraç edilen bir ürün değil; köylerin varlığını, ailelerin gelirini, işçilerin geçimini, ticaretin hareketliliğini ve kuşaklar boyunca devam eden bir yaşam biçimini temsil ediyor. Bu nedenle Türk fındığı üzerine yürütülen aşı çalışmalarının olası sonuçları, yalnızca tarımsal verimlilik açısından değil, Giresun'un ekonomik ve sosyokültürel geleceği bakımından da önem taşıyor. BOLU'DA BAŞLAYAN ÇALIŞMA GİRESUN FINDIĞININ GELECEĞİNE IŞIK TUTUYOR İklim değişikliği, düzensiz yağışlar ve kuraklık tehdidi, tarımsal üretimde daha dayanıklı bitki türlerinin geliştirilmesini ve mevcut doğal kaynakların değerlendirilmesini giderek önemli hâle getiriyor. Orman Genel Müdürlüğü (OGM), bu kapsamda Türkiye'nin doğal orman ağacı türlerinden Türk fındığının üretimini artırmak ve farklı kullanım alanlarını geliştirmek amacıyla Bolu Fidanlığında çalışmalar yürütüyor. OGM'nin 5 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı açıklamaya göre, Bolu Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde yetiştirilen Türk fındığı fidanlarının hem ormancılık faaliyetlerinde hem de kültür fındığı üretiminde değerlendirilmesi hedefleniyor. Bilimsel adı Corylus colurna L. olan Türk fındığı, yetiştiği bölgelere göre Bolu fındığı ve Seben fındığı olarak da biliniyor. Türün en önemli özellikleri arasında derinlere ulaşabilen kazık kök sistemi, tek gövdeli gelişme yapısı, zorlu yetişme koşullarına uyum kabiliyeti ve dip sürgünü oluşturmaması bulunuyor. Bu özelliklerin, özellikle iklim değişikliği karşısında fındık üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Çalışmaların Giresun açısından dikkat çekici bölümünü ise Çakıldak ve Giresun Yağlısı gibi kültür fındığı çeşitlerinin Türk fındığı üzerine aşılanması oluşturuyor. ÇAKILDAKTA AŞI BAŞARISI SAĞLANDI, GİRESUN YAĞLISI DA HEDEFLER ARASINDA Orman Genel Müdürlüğünün yeni açıklamasından önce Bolu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 20 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan bilgiler, çalışmaların belirli bir aşamaya ulaştığını ortaya koymuştu. Bolu Fidanlık Şefliğinde 2026 yılı üretim sezonunda Türk fındığı anaçları üzerine Çakıldak çeşidi aşılandı ve yüksek aşı tutma başarısı elde edildi. Kurum, üretilen aşılı fidanların ilerleyen yıllarda başta Karadeniz ve Marmara olmak üzere uygun yetişme koşullarına sahip bölgelerde üreticilerin kullanımına sunulmasını hedeflediğini açıkladı. Bununla birlikte 2026 yılındaki uygulamaların kesin aşı tutma oranı, toplam fidan sayısı ve ticari üretim takvimi hakkında sayısal bilgi paylaşılmadı. OGM'nin 5 Ekim tarihli açıklamasında ise Çakıldak ile birlikte Giresun Yağlısının da Türk fındığı üzerine aşılanmasına yönelik çalışmalara yer verildi. Hedef, Türk fındığının güçlü kök yapısıyla kültür fındığı çeşitlerinin ürün özelliklerini aynı bitkide bir araya getirmek. Ancak Giresun Yağlısının bu anaç üzerine aşılanması ilk kez gündeme gelmiyor. Türkiye'de daha önce de Tombul fındığın Türk fındığı anacı üzerindeki gelişimini ve verimini inceleyen bilimsel araştırmalar gerçekleştirildi. Yeni gelişme, mevcut bilimsel birikimin Bolu'daki fidanlık çalışmalarıyla genişletilmesi bakımından önem taşıyor. GÜÇLÜ KÖK SİSTEMİ KURAKLIĞA KARŞI NASIL AVANTAJ SAĞLAYABİLİR? Türk fındığını kültür fındığı yetiştiriciliği bakımından önemli kılan temel özellik, derinlere ulaşabilen kök sistemi. Güçlü kazık kök yapısı, bitkinin uygun toprak koşullarında daha derindeki nem kaynaklarından yararlanmasına katkı sağlayabiliyor. Türk fındığının kültür fındığı çeşitlerine anaç olarak kullanılmasıyla, bu özelliğin aşılı bitkilerin kurak dönemlere uyumuna katkıda bulunması amaçlanıyor. Fakat burada önemli bir bilimsel sınır bulunuyor. Türk fındığının kuraklığa dayanıklı olması, üzerine aşılanan Giresun Yağlısının her koşulda susuzluğa dayanacağı veya verim kaybı yaşamayacağı anlamına gelmiyor. Köklerin gelişimini toprak derinliği, taşlılık, geçirgenlik, su kapasitesi ve diğer çevresel koşullar doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla bu yöntemin gerçek başarısı, farklı iklim ve arazi koşullarında kurulacak bahçelerin uzun süre takip edilmesiyle anlaşılabilecek. GİRESUN'DA YAKLAŞIK 80 BİN ÜRETİCİYİ İLGİLENDİREN BİR GELECEK MESELESİ Giresun için fındığın ekonomik büyüklüğü, yeni yetiştiricilik modellerinin neden dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet raporuna göre il genelinde 1 milyon 177 bin 290 dekar alanda fındık yetiştiriliyor. Aynı resmî raporda Giresun'un 2024 yılı fındık üretimi 94 bin 18 ton, 2025 yılı üretimi ise 65 bin 735 ton olarak yer alıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün Temmuz 2026 açıklamasında ise 13 ilçede yaklaşık 80 bin üreticinin fındık tarımı yaptığı belirtiliyor. Yıllara göre değişen üretim miktarları, ilin fındık ekonomisinin rekolte dalgalanmalarına ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte üretimdeki yıllık değişimin yalnızca kuraklıktan kaynaklandığı söylenemez. Don, hastalıklar, zararlılar, bakım koşulları ve diğer etkenler de rekolte üzerinde belirleyici olabiliyor. Giresun'da fındık, üretici ailelerin yanında ürün alım satımı yapan tüccarları, fındık kırma ve işleme tesislerini, taşımacılık işletmelerini, depoları, ihracatçıları ve yerel esnafı da yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle fındık üretiminde sağlanabilecek kalıcı bir iyileşme, yalnızca tarımsal verimlilik değil, ilin genel ekonomik istikrarı açısından da önem taşıyor. GİRESUNLU KÖYLÜNÜN ASIL SORUSU: DAHA AZ MASRAFLA DAHA FAZLA KAZANABİLECEK Mİ? Yeni üretim modelinin Giresunlu fındık üreticisi bakımından en önemli yönü, işletme maliyetleri ve elde edilebilecek net gelir olacak. Geleneksel ocak sisteminde yetiştirilen fındığın yıllık bakım işlemleri arasında dip sürgünü temizliği, budama, gübreleme ve hastalıklarla mücadele yer alıyor. Türk fındığının dip sürgünü oluşturmaması, aşılı yetiştiricilikte bu bakım işlemlerinden birinin azaltılmasına imkân sağlayabilir. Bu özellik özellikle aile emeğiyle çalışan veya bakım işlerini ücretli işçilere yaptıran küçük üreticiler için ekonomik avantaj oluşturabilir. Ancak yeni modelin gerçekten daha düşük maliyet sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için yalnızca dip sürgünü temizliği giderine bakılması yeterli değil. Aşılı fidanın satın alınması, bahçenin yeniden kurulması, toprağın hazırlanması, fidanların büyütülmesi, verime yatma süresi ve yeni yetiştiricilik sisteminin diğer giderleri de hesaplanmalı. Özellikle geçimini sınırlı miktardaki fındık gelirinden sağlayan aileler için başlangıç yatırımı önemli bir yük oluşturabilir. Üretici açısından başarı ölçüsü yalnızca dekardan alınan ürün değil; yıl sonunda bütün giderler çıkarıldığında elinde kalan gerçek kazanç olacak. GİRESUN'UN KÜÇÜK VE PARÇALI BAHÇELERİNDE YENİ SİSTEMİN MALİYETİ NE OLACAK? Giresun fındık tarımının yapısal sorunlarını ortaya koyan bilimsel araştırmalar, yeni yetiştiricilik modellerinin bölgeye özgü koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi'nde 2025 yılında yayımlanan, Giresun'un Piraziz ilçesindeki 200 üreticiyle gerçekleştirilen araştırmada; yüksek üretim maliyetleri, düşük taban fiyatları, yetersiz destekler, zayıf tarımsal örgütlenme, miras yoluyla bölünen bahçeler ve yaşlanan fındık ocakları başlıca sorunlar arasında gösterildi. Bu bulgular, Giresun'daki fındık üretiminin sorunlarının yalnızca bitkinin dayanıklılığıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Küçük ve parçalı arazilerde yeni bahçe kurulumu, büyük işletmelere göre farklı ekonomik güçlükler doğurabiliyor. Mevcut bahçenin sökülmesi durumunda, yeni fidanların yeterli ürün vermesine kadar geçen sürede gelir kaybı yaşanması da söz konusu. Bunun için geleneksel bahçelerin topluca değiştirilmesi yerine, ekonomik sonuçları doğrulanmış ve bölgenin arazi koşullarına uygun modellerin geliştirilmesi önem taşıyor. Yeni bir teknik, küçük üreticinin mali gücünü aşan yatırım gerektiriyorsa bilimsel başarısına rağmen yaygınlaşması zorlaşabilir. GİRESUN YAĞLISININ KALİTESİ VE DÜNYADAKİ DEĞERİ KORUNABİLECEK Mİ? Türk fındığı üzerine aşı çalışmalarının Giresun açısından en hassas noktalarından biri, Giresun Yağlısının mevcut ürün özelliklerinin korunması. Tombul adıyla da bilinen Giresun Yağlısı, kendine özgü lezzeti, aroması ve kalite özellikleri nedeniyle bölgeyle özdeşleşmiş durumda. Giresun Tombul Fındığı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2001 yılında menşe adı olarak tescil edildi. Ürün, 2022 yılında Avrupa Birliği'nde de coğrafi işaret koruması kazandı. Bu nedenle gelecekte alternatif anaç kullanımının değerlendirilmesinde yalnızca ağacın gelişmesi ve ürün miktarı değil, fındığın ticari değerini belirleyen özellikler de önem taşıyor. Randıman, meyve iriliği, yağ oranı, aroma, depolama özellikleri ve kalite istikrarı bilimsel olarak incelenmeli. Ayrıca coğrafi işaret kapsamında üretim yapılabilmesi için tescilde belirtilen coğrafi sınırların ve ürün şartnamesinin gereklerinin karşılanması gerekiyor. Türk fındığı anacının kullanılması, Giresun Tombul Fındığı menşe adının kullanım koşullarını kendiliğinden değiştirmiyor. Giresun'un asıl kazanımı, yalnızca daha dayanıklı bir fındık bitkisi yetiştirmek değil; dünyada tanınan Giresun Yağlısının özelliklerini koruyarak ekonomik değerini sürdürebilmek olacak. BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE SÖYLÜYOR? AŞI TUTMASI VERİM ARTIŞI ANLAMINA GELMİYOR Türk fındığının kültür fındığı çeşitlerine anaç olarak kullanılması konusunda önceki yıllarda önemli araştırmalar yapıldı. Ordu'nun Ünye ilçesinde 2020-2022 yıllarında yürütülen ve 2023 yılında yayımlanan araştırmada, Çakıldak çeşidinin Türk fındığı anacı üzerine farklı dönemlerde aşılanması incelendi. Araştırmada belirli uygulama koşullarında yüzde 93,3 ve yüzde 93,6 düzeylerine ulaşan aşı başarıları elde edildi. Bu sonuçlar Çakıldak çeşidinin başarılı biçimde aşılanabildiğini gösterirken, söz konusu oranlar Bolu Fidanlığının 2026 yılı uygulamalarına ait değil. Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde kurulan başka bir araştırma bahçesinde ise Tombul, Palaz, Çakıldak ve Okay 28 çeşitleri 2020-2022 yılları arasında takip edildi. 2023 yılında yayımlanan araştırmada dört çeşidin de Türk fındığı anacı üzerinde dip sürgünü oluşturmadığı ve aşılı bitkilerin üç yaşındayken meyve vermeye başladığı belirlendi. Bununla birlikte 2024 yılında Bahçe dergisinde yayımlanan ve 2015-2019 dönemini kapsayan Tombul-Palaz araştırması, verim konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini ortaya koydu. Araştırmanın ilk dönem sonuçlarında aşılı Tombul bitkilerinin kümülatif verimi, aşısız Tombul bitkilerinden sayısal olarak düşük bulundu. Palaz çeşidinde ise farklı bir sonuç gözlendi. Çalışmada ayrıca aşılı bitkilerin gelişiminin ve uzun dönemli aşı uyuşmasının izlenmesi gerektiği belirtildi. Bu farklılıklar, yeni anacın her fındık çeşidinde otomatik olarak daha yüksek verim sağlayacağını söylemek için henüz yeterli kanıt bulunmadığını gösteriyor. Bilimsel verilerin ortaya koyduğu temel sonuç şu: Türk fındığı aşılı yetiştiricilik için önemli bir alternatif oluşturuyor; ancak Giresunlu üreticinin ne kadar kazanacağını belirleyecek olan uzun dönemli bahçe ve ekonomik performans sonuçları henüz kesinleşmiş değil. FINDIK TÜCCARI, SANAYİCİ VE YEREL ESNAF İÇİN NE DEĞİŞEBİLİR? Fındıkta yaşanan üretim dalgalanmaları Giresun'un ekonomik yaşamında yalnızca bahçe sahiplerini etkilemiyor. Fındık alım satımı yapan tüccarlar, kırma ve işleme tesisleri, depolama işletmeleri, nakliyeciler ve ihracatçılar da ürün miktarı ve kalitesinden doğrudan etkileniyor. Ayrıca fındık hasadı ve satış döneminde üretici ailelerin eline geçen gelir, yerel perakende ve hizmet sektörlerine de yansıyor. Fındık gelirinin kullanılması; gıda ve diğer temel ihtiyaç alışverişlerinden tarımsal girdilere, ulaşım ve ev bakımından çeşitli aile harcamalarına kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor. Türk fındığı anacının ilerleyen yıllarda daha istikrarlı üretime katkı sağladığının kanıtlanması durumunda, bu durum yerel ticaretin ve fındık işleyen işletmelerin üretim planlamasını olumlu etkileyebilir. Ancak üretim miktarının daha istikrarlı hâle gelmesi, üretici gelirinin veya fındık fiyatının mutlaka yükseleceği anlamına gelmiyor. Fındık fiyatları iç ve dış piyasa koşullarına, arz ve talebe, kaliteye, alım politikalarına ve uluslararası rekabete bağlı olarak değişiyor. Dolayısıyla Giresun ekonomisi açısından tarımsal üretim teknolojisindeki gelişmelerin yanında, üreticinin pazarlık gücü, ürünün işlenerek değer kazanması ve pazarlama kanallarının geliştirilmesi de önem taşıyor. FINDIK YALNIZCA BİR ÜRÜN DEĞİL, GİRESUN'UN KÖYLE KURDUĞU BAĞ Giresun'da fındığın ekonomik öneminin yanında güçlü bir toplumsal ve kültürel karşılığı bulunuyor. Fındık bahçeleri, birçok aile için kuşaklar boyunca korunan mülkiyetin, aile emeğinin ve köyle sürdürülen ilişkinin bir parçası. Hasat dönemi ise yalnızca ürün toplama zamanı değil; farklı şehirlerde yaşayan aile üyelerinin köylerine döndüğü, akrabaların bir araya geldiği ve komşuluk ilişkilerinin canlandığı bir dönem olabiliyor. Fındık toplama, harman hazırlığı, kurutma ve ürünün pazara ulaştırılması gibi işler, kırsal yaşamın mevsimlik iş düzenini şekillendiriyor. Yöredeki imece geleneği ve komşular arasında sürdürülen dayanışma da fındık tarımının sosyal boyutunu oluşturuyor. Bu nedenle fındık bahçelerinin ekonomik değerini kaybetmesi, yalnızca tarımsal üretimin azalması anlamına gelmeyebilir. Aynı zamanda ailelerin köylerine yönelik ekonomik ilgisinin azalmasına ve bazı bahçelerin bakımsız kalmasına yol açabilir. Giresun'da fındık bahçesinin korunması, birçok aile açısından toprakla birlikte aile geçmişiyle ve köy kültürüyle sürdürülen bağın korunması anlamını da taşıyor. FINDIKTAN GEÇİNEMEYEN KÖYLÜNÜN GELECEĞİ DEĞİŞEBİLİR Mİ? Giresun'da küçük ölçekli üreticiliğin ekonomik sürdürülebilirliği, kırsal yaşamın geleceği açısından önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Piraziz'de 200 üreticiyle yapılan 2025 tarihli bilimsel araştırma, küçük üreticiler için fındık tarımının artık çoğu zaman temel istihdam alanı olmaktan çıkarak ikincil gelir kaynağı hâline geldiğini ortaya koydu. Araştırma, tarımsal sorunların giderilmesi ve yeni istihdam olanaklarının geliştirilmesinin genç nüfusun kırsala yönelmesi açısından önem taşıdığına dikkat çekti. Bu bağlamda Türk fındığı üzerine aşılı üretim modelinin bakım maliyetlerini azaltması ve üreticiye yeterli gelir sağlaması durumunda, bazı ailelerin bahçelerini işletmeye devam etmesi ekonomik açıdan kolaylaşabilir. Özellikle yaşlanan fındık bahçelerinin yenilenmesinde ekonomik bakımdan uygun modeller geliştirilmesi, üretimin devamlılığına katkı sunabilir. Bununla birlikte kırsal göçün tek nedeni fındık geliri değil. Eğitim, sağlık, ulaşım, istihdam çeşitliliği, sosyal yaşam olanakları ve gençlerin gelecek beklentileri de köylerde yaşama kararlarını etkiliyor. Bu nedenle alternatif anaç kullanımının tek başına Giresun'dan göçü durduracağı veya köylere geri dönüş sağlayacağı söylenemez. Yeni yetiştiricilik modelinin kırsal yaşam açısından gerçek değer kazanması, ekonomik avantajlarının daha geniş bir kırsal kalkınma politikasıyla desteklenmesine bağlı olacak. TARIMSAL İŞÇİLİK VE KÖYDEKİ EMEK DÜZENİ NASIL ETKİLENEBİLİR? Geleneksel fındık yetiştiriciliğinde bahçe bakımı ve hasat, önemli ölçüde insan emeğine dayanıyor. Türk fındığının dip sürgünü oluşturmaması, bu işleme ayrılan iş gücünün azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu durum fındık toplama, harman, kurutma ve taşıma gibi hasat işlemlerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Yeni yetiştiricilik biçimi bazı bakım işlerini azaltırken aşılama, fidan üretimi, teknik budama ve bahçe yönetimi gibi alanlarda farklı uzmanlık ihtiyaçları doğurabilir. Dolayısıyla yeni modelin yaygınlaşması yalnızca işçilik giderlerinin azalması açısından değil, kırsaldaki iş gücü yapısının değişmesi açısından da değerlendirilmeli. Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi'nde Haziran 2026'da yayımlanan, Ordu ve Giresun'da çalışan 30 mevsimlik tarım işçisini kapsayan araştırma, katılımcıların düşük gelir, barınma, temiz su ve çalışma koşulları bakımından önemli güçlükler yaşadığını ortaya koydu. Sınırlı bir örnekleme dayanan bu araştırmanın sonuçları bütün işçilere genellenemese de fındık ekonomisinin sosyal boyutunun yalnızca bahçe sahipleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Teknolojik ve tarımsal yenilikler değerlendirilirken ücretli tarım işçilerinin gelirleri, çalışma koşulları ve yeni beceriler edinme olanakları da dikkate alınmalı. GURBETTE YAŞAYAN GİRESUNLULARIN KÖYLERLE BAĞI İÇİN NE ANLAMA GELEBİLİR? Giresun'un sosyokültürel yapısında, il dışında yaşamasına rağmen köyündeki fındık bahçesini koruyan ailelerin de önemli bir yeri bulunuyor. Bazı aileler için fındık üretimi temel geçim kaynağı olmaktan çok, aile mirasının devam ettirilmesi ve köyle ilişkinin korunması anlamına geliyor. Bu ailelerin bir bölümü hasat döneminde köylerine dönerek üretim faaliyetlerine katılıyor veya bahçe bakımını ücretli iş gücüyle sürdürüyor. Bahçe bakım giderlerinin yüksek olması ve üretimden sağlanan gelirin sınırlı kalması ise uzaktan sürdürülen tarımsal faaliyetleri ekonomik açıdan zorlaştırabiliyor. Aşılı yetiştiricilik modelinin bakım yükünü ve yıllık işletme maliyetlerini gerçekten azaltabildiğinin ortaya konulması, bu tür aile işletmeleri için alternatif oluşturabilir. Bununla birlikte bahçelerin daha az bakıma ihtiyaç duyması, ailelerin köylerine daha sık döneceği anlamına da gelmiyor. Önemli olan, ekonomik koşulların ailelerin bahçelerini koruyabilmesine ve isterlerse tarımsal üretimi sürdürebilmesine imkân tanıması. YENİ FINDIK BAHÇELERİ GİRESUN'UN EĞİMLİ ARAZİLERİNE UYGUN MU? Giresun'da fındık yetiştiriciliğinin önemli özelliklerinden biri, farklı yükseltilerde ve eğimli arazilerde gerçekleştirilmesi. Bu nedenle başka bölgelerde olumlu sonuç alınan bir yetiştiricilik modelinin Giresun'un bütün köylerinde aynı başarıyı sağlayacağı varsayılamaz. Türk fındığı üzerine aşılı fidanların sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Geleneksel ocak sistemiyle yetiştirilen fındık bahçeleri ile tek gövdeli aşılı yetiştiricilik modelleri arasında dikim düzeni, bitki gelişimi, budama, hasat ve işletme maliyetleri açısından farklılıklar bulunabilir. Özellikle dik yamaçlarda uygulanabilecek yetiştiricilik ve hasat yöntemlerinin ayrıca araştırılması önem taşıyor. Yeni anaç sisteminin Giresun'a uygun olup olmadığını belirlemek için yalnızca fidanların tutmasına değil, farklı arazi koşullarındaki uzun dönemli performansına bakılması gerekiyor. GİRESUN'DA PİLOT BAHÇELER KURULMASI NEDEN ÖNEMLİ? Türk fındığı anacının Giresun üreticisine sağlayabileceği ekonomik faydanın ortaya konulabilmesi için farklı koşullarda karşılaştırmalı denemeler yapılması önem taşıyor. Sahil, orta ve yüksek kesimlerde seçilecek uygun araştırma alanlarında geleneksel yetiştiricilik ile aşılı fidan sistemi birlikte izlenebilir. Bu denemelerde fidanların tutma oranı, uzun dönemli bitki gelişimi, kuraklık karşısındaki performansı, verim, randıman, meyve kalitesi ve hastalıklara karşı durumu karşılaştırılmalı. Ayrıca ilk yatırım maliyeti, yıllık bakım giderleri, işçilik ihtiyacı, hasat masrafları ve elde edilen net gelir hesaplanmalı. Elde edilecek sonuçların küçük aile işletmeleriyle daha büyük işletmeler açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi de önem taşıyor. Bu süreçte Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü, Giresun Üniversitesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ilgili üretici örgütleri ve sektör kuruluşlarının ortak araştırmalar yürütmesi, bölgeye uygun sonuçların geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak Bolu'daki çalışmalar kapsamında Giresun'da yeni pilot bahçeler kurulacağına ilişkin doğrulanmış bir uygulama takvimi henüz açıklanmış değil. TÜRK FINDIĞI ORMANLARIN KORUNMASINDA VE PEYZAJDA DA DEĞERLENDİRİLECEK Orman Genel Müdürlüğünün çalışmaları yalnızca kültür fındığına alternatif anaç geliştirilmesiyle sınırlı değil. OGM, Bolu Fidanlığında üretilen Türk fındığı fidanlarının bozuk orman alanlarının iyileştirilmesinde, ağaçlandırma projelerinde, ekolojik restorasyon uygulamalarında ve doğal türlerin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılmasını planlıyor. Türün tek gövdeli ve boylu gelişme özellikleri, peyzaj uygulamalarında değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Bu kapsamda park ve benzeri yeşil alanlarda kullanılabilecek nitelikte fidan üretiminin geliştirilmesi hedefleniyor. Türk fındığının doğal popülasyonlarının korunması, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Ayrıca Türk fındığının meyveleri, yaban hayatı için besin kaynağı oluşturuyor. Bolu Orman Bölge Müdürlüğünün Temmuz 2026 açıklamasında, Bölge Müdürü Celal Kanbur'a aşılı Türk fındığı fidanı takdim edildiği ve ardından kurum yerleşkesinde sembolik dikim gerçekleştirildiği de bildirildi. Böylece çalışmalar, fındık üreticilerine yönelik alternatif anaç geliştirilmesinin yanında ormancılık, doğal gen kaynaklarının korunması ve peyzaj gibi farklı alanları da kapsıyor. ÜRETİCİNİN ÖNÜNDEKİ SORULAR HENÜZ TAM OLARAK YANITLANMADI Bolu Fidanlığındaki aşı başarısı ve önceki yıllarda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türk fındığının alternatif anaç olarak kullanılmasına ilişkin araştırmaların ilerlediğini gösteriyor. Ancak Giresunlu üreticinin uygulamaya geçmeden önce yanıtını bilmesi gereken önemli konular bulunuyor. Aşılı fidanların ticari üretime ne zaman ve hangi maliyetle sunulacağı, farklı yükseltilerde nasıl performans göstereceği, Giresun Yağlısının kalite özelliklerini nasıl etkileyeceği, bakım giderlerinde ne kadar tasarruf sağlayacağı ve uzun dönemli veriminin geleneksel sistemle nasıl karşılaştırılacağı henüz bütün yönleriyle ortaya konulmuş değil. Bunların yanında aşı uyuşmazlığı, fidan ömrü, hastalıklara duyarlılık ve kuraklık koşullarındaki gerçek performans gibi teknik konuların da uzun dönemli araştırmalarla değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle mevcut sonuçların, üreticilerin geleneksel bahçelerini hemen sökerek yeni sisteme geçmesi gerektiği şeklinde yorumlanması doğru olmayacak. Bilimsel araştırmaların olumlu sonuçları umut verici olsa da ekonomik yatırım kararlarının sahada doğrulanmış verilerle alınması gerekiyor. GİRESUN İÇİN ASIL MESELE: DAHA FAZLA FINDIK MI, DAHA GÜÇLÜ BİR KIRSAL EKONOMİ Mİ? Türk fındığı üzerine aşılama çalışmalarının Giresun açısından oluşturduğu potansiyel, yalnızca üretim miktarını artırma ihtimaliyle sınırlı değil. Bu gelişme, bölgenin gelecekte nasıl bir fındık üretim modeline ihtiyaç duyduğu sorusunu da gündeme taşıyor. Giresun'un önünde yalnızca daha fazla fındık yetiştirme hedefi bulunmuyor. Aynı zamanda küçük aile işletmelerinin korunması, fındığın kalite değerinin sürdürülmesi, üreticinin net gelirinin artırılması, gençlerin tarımla ekonomik bağ kurabilmesi, kırsal istihdamın geliştirilmesi ve köylerin yaşanabilirliğinin güçlendirilmesi gibi daha geniş sorunlar bulunuyor. Türk fındığının alternatif anaç olarak kullanılması, bu sorunların tamamını tek başına çözemez. Ancak uygun koşullarda daha istikrarlı üretim, daha düşük bakım maliyeti ve sürdürülebilir bahçe yönetimi sağlayabildiğinin kanıtlanması durumunda, bölge tarımı için yararlı araçlardan biri olabilir. Yeni yetiştiricilik modellerinin üreticilerin ekonomik koşullarıyla uyumlu olması, küçük üreticilerin bu gelişmelerden yararlanabilmesi ve sağlanacak katma değerin bölge ekonomisine yansıması önem taşıyor. GİRESUN'UN GELECEĞİ YALNIZCA FINDIĞIN DALINDA DEĞİL, KÖYLERİNDE DE ŞEKİLLENECEK Orman Genel Müdürlüğünün Bolu'da yürüttüğü çalışmalar, Türkiye'nin doğal bitki kaynaklarından yararlanılarak fındık yetiştiriciliğinde alternatif yöntemler geliştirilmesi açısından önemli bir aşamayı temsil ediyor. Çakıldakta elde edilen aşı başarısı, Giresun Yağlısına yönelik yeni uygulama hedefleri ve geçmiş yıllardaki bilimsel araştırmalar, bu alandaki potansiyeli ortaya koyuyor. Ancak Giresun açısından asıl soru, bu yeni yöntemin üreticinin yaşamına nasıl yansıyacağı. Daha dayanıklı fındık bahçeleri kurulabilecek mi? Üretim maliyetleri azalacak mı? Giresun Yağlısının kalite değeri korunacak mı? Küçük üretici yeni sisteme ekonomik olarak uyum sağlayabilecek mi? Gençler için yeni tarımsal faaliyet alanları oluşabilecek mi? Bu soruların yanıtları, yeni yetiştiricilik yönteminin yalnızca tarımsal başarısını değil, Giresun'un ekonomik ve toplumsal geleceğindeki yerini de belirleyecek. Çünkü Giresun'da fındık yalnızca topraktan elde edilen bir ürün değil; ailelerin geçim kaynağı, köylerin ekonomik dayanağı ve kuşaklar boyunca sürdürülen bir yaşam kültürünün parçası. Bolu'da başlayan çalışmaların Giresun için gerçek değeri, güçlü köklere sahip fidanların üreticinin gelirine, fındığın kalitesine ve köylerin geleceğine ne ölçüde katkı sağlayabildiğiyle anlaşılacak. https://www.giresunsonhaber.com/yazarlar/omur-yuksel-5/findigin-koku-guclenirken-giresun-un-ekonomik-kokleri-zayiflamasin-161 KAYNAKLAR Orman Genel Müdürlüğü – Türk Fındığına Kültür Fındığı Çeşitleri Aşılanacak (5 Ekim 2026) Bolu Orman Bölge Müdürlüğü – Bolu Fındığına Aşılı Ziraat Fındığı Üretimi (20 Temmuz 2026) Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2025 Faaliyet Raporu Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü – 2026 Rekolte Tahmin Çalışmaları Bilgen ve diğerleri (2024) – Türk Fındığı Anacının Tombul ve Palaz Çeşitlerine Etkisi Şenel, Taylan ve Akar (2023) – Türk Fındığı Üzerine Aşılı Çeşitlerde Bitki Gelişimi Demirel Ateş ve Balta (2023) – Çakıldak Çeşidinin Türk Fındığı Anacında Aşı Başarısı Aydın Yönet (2025) – Küçük Ölçekli Fındık İşletmeleri: Giresun-Piraziz Örneği Alicanoğlu ve Genç (2026) – Fındık Hasadında Çalışan Mevsimlik Tarım İşçileri Türk Patent ve Marka Kurumu – Giresun Tombul Fındığı Coğrafi İşaret Tescili Avrupa Birliği Başkanlığı – Giresun Tombul Fındığının AB Coğrafi İşaret Tescili

FİSKOBİRLİK PİYASADA Haber

FİSKOBİRLİK PİYASADA

FİSKOBİRLİK PİYASADA, ÜRETİCİ İÇİN TMO, BÜYÜK TÜCCAR VE MANAVLAR DIŞINDA BİR ALTERNATİF OLUŞTURUYOR FİSKOBİRLİK’in 2026 ürünü fındık alım programına ilişkin ilk bilgiler yerel basına yansıdı. Birliğin piyasada alıcı olarak bulunması üretici açısından yeni bir teslim kanalı oluştururken, alımların kaç kooperatifte ve ne kadar tonajla yürütüleceği henüz bilinmiyor. Fındık piyasasında TMO ile tüccar arasındaki yüksek fiyat farkının tartışıldığı bir dönemde FİSKOBİRLİK de alım programıyla piyasada yerini almaya başladı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre FİSKOBİRLİK’in ortak üreticiler için yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta 205 TL, Levant kalite fındıkta ise 195 TL alım fiyatı uygulayacağı bildirildi. Ortak olmayan üreticilerden ürünün bu fiyatların 5 TL altında alınacağı; randıman farkı, coğrafi işaret desteği ve ürünü kendi imkânıyla getiren üreticilere nakliye ödemesi yapılacağı da aktarıldı. Yerel basına yansıyan alım koşulları Ancak bu fiyat ve koşulları gösteren ayrıntılı tablo henüz FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde yayımlanmadı. ÜRETİCİ İÇİN YENİ BİR TESLİM KANALI FİSKOBİRLİK’in piyasada alıcı olarak bulunması, üreticinin ürününü yalnızca büyük tüccarlara ve onların adına alım yaptığı belirtilen manavlara teslim etmek zorunda kalmaması açısından önem taşıyor. Üreticinin önünde böylece üç temel kanal oluşuyor: TMO’nun randevulu ve kalite kriterlerine bağlı alım sistemi,Serbest piyasada tüccar ve manavlar,Üretici kooperatifi niteliğindeki FİSKOBİRLİK. FİSKOBİRLİK’in fiyatı TMO’nun 255 TL’lik Giresun kalite fiyatının altında kalsa da kooperatif ağı, teslim kolaylığı, üreticiyle doğrudan ilişki ve ilave destekler açısından alternatif oluşturma potansiyeli bulunuyor. Üreticinin karşısındaki alıcı sayısının artması, tek bir kanala bağımlılığın azalmasına ve ürün tesliminde seçeneklerin çoğalmasına katkı sağlayabilir. PİYASADAKİ ETKİYİ ALINAN TONAJ GÖSTERECEK FİSKOBİRLİK’in piyasaya girmesi önemli olmakla birlikte kurumun fiyatlar üzerindeki gerçek etkisini alacağı fındık miktarı belirleyecek. Alımlar çok sayıda kooperatifte, yeterli finansmanla ve düzenli şekilde yürütülürse FİSKOBİRLİK üretici açısından güçlü bir alternatif haline gelebilir. Serbest piyasada 180–190 TL bandında oluşan fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine de katkı sağlayabilir. Alım miktarının sınırlı kalması halinde ise kurumun piyasadaki varlığı üreticiye ek bir teslim noktası sağlayacak ancak fiyatları belirleyecek ölçüde bir etki oluşturmayabilecek. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in piyasadaki izi yalnızca açıkladığı belirtilen fiyatla değil, sezon boyunca satın aldığı toplam ürün miktarıyla görülecek. RESMÎ SİTEDE AYRINTILI PROGRAM YER ALMIYOR FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde 20 Ağustos’ta “FİSKOBİRLİK’ten Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığıyla bir sayfa açıldı. Ancak sayfada halen yalnızca “En kısa süre içerisinde sayfamız yenilenerek bilgilendirme yapılacaktır” ifadesi bulunuyor. FİSKOBİRLİK’in kampanya sayfası Alım fiyatları, teslim noktaları, ödeme süresi, ürün kabul kriterleri ve hedeflenen toplam alım miktarı henüz bu sayfada paylaşılmadı. Yerel basına yansıyan 205 ve 195 TL’lik fiyatların, kurum tarafından tarihli ve ayrıntılı bir fiyat tablosuyla yayımlanması üreticinin karar sürecini kolaylaştıracaktır. FINDIK PİYASASINDA ÜÇÜNCÜ SEÇENEK TMO’nun Giresun kalite fındıkta 255 TL, Levant kalitede 250 TL fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasada daha düşük rakamların uygulanması, üreticiyi teslim kanalları arasında tercih yapmaya zorluyor. TMO’nun randevu, kalite ve ödeme koşulları; tüccarın hızlı alım ve ödeme imkânı; FİSKOBİRLİK’in ise kooperatif yapısı ve üreticiye yakınlığı farklı avantajlar taşıyor. FİSKOBİRLİK’in alım programıyla piyasada bulunması bu açıdan olumludur. Kurumun kaç ton ürün alacağının, ödemeleri hangi sürede yapacağının ve alımların hangi kooperatiflerde sürdürüleceğinin açıklanmasıyla bu alternatifin gerçek ağırlığı daha net görülecektir. FİSKOBİRLİK bugün itibarıyla fındık piyasasında varlığını gösteriyor. Ancak üreticiyi büyük tüccar ve manavlar karşısında ne ölçüde güçlendireceğini, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek fiilî alımlar ve toplam tonaj ortaya koyacak.

ŞİLİ KESTANEDE AVRUPA’YA AÇILDI Haber

ŞİLİ KESTANEDE AVRUPA’YA AÇILDI

ŞİLİ KESTANEDE AVRUPA’YA AÇILDI, TÜRKİYE ÜRETİMDE GÜÇLÜ AMA KARADENİZ İÇİN YENİ MODEL ŞART Şili’nin Ñuble Bölgesi’nde küçük üreticilerin örgütlü yapıyla İtalya pazarına açılması, kestanenin yalnızca geleneksel bir tarım ürünü değil, doğru planlama ve ihracat disipliniyle katma değerli bir dış ticaret kalemine dönüşebileceğini gösterdi. El Carmenli üreticilerin İtalya’ya kestane gönderimini üç katına çıkarması, Türkiye ve özellikle Karadeniz için de dikkatle okunması gereken bir üretim ve pazar modeli ortaya koydu. ŞİLİ’DE KÜÇÜK ÜRETİCİ AVRUPA PAZARINA ÖRGÜTLÜ GİRDİ Şili’de Marrón Andino adlı üretici örgütü, 2026 yılında İtalya’ya yaptığı kestane ihracatını 202 bin 500 kiloya çıkardı. Bir önceki yıl 67 bin 500 kilo olan gönderim miktarı, üç katına ulaştı. Üretici örgütü, yalnızca kendi bahçelerinden topladığı ürünü değil, çevredeki üreticilerden aldığı kestaneleri de seçme, temizleme, işleme ve ihracata hazırlama sürecinden geçirerek Avrupa pazarına sundu. Bu modelin dikkat çeken yönü üretim miktarından çok organizasyon gücü oldu. Şili’de küçük üreticiler, sınırlı üretim alanına rağmen kalite standardı, ürün toplama ağı, işleme altyapısı ve doğrudan ihracat bağlantısıyla İtalya gibi rekabetçi bir pazarda kalıcı yer edinmeye başladı. TÜRKİYE ÜRETİMDE ŞİLİ’NİN ÇOK ÖNÜNDE Türkiye kestane üretiminde Şili’den çok daha büyük bir hacme sahip. 2024 yılında Türkiye’de 74 bin 300 ton kestane üretildi. Üretim alanı 140 bin dekarı aşarken, toplam kestane ağacı sayısı 3 milyonun üzerine çıktı. Türkiye’de üretimin merkezi Ege Bölgesi oldu. Aydın 24 bin 315 tonluk üretimle ilk sırada yer aldı. İzmir 23 bin 318 tonla Aydın’ı izledi. Bartın, Bursa, Zonguldak, Manisa, Kastamonu, Kütahya, Balıkesir ve Sinop da kestane üretiminde öne çıkan iller arasında yer aldı. Bu tablo, Türkiye’nin kestanede hammadde üretim gücünün yüksek olduğunu ancak ihracat, işleme ve markalaşma tarafında daha güçlü bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Türkiye’nin 2023 yılında 6 bin 492 ton kestane ihraç etmesi ve bu ihracatın en büyük bölümünün İtalya’ya gitmesi, Şili ile Türkiye’nin aynı pazarda karşı karşıya geldiğini ortaya koyuyor. AYDIN ÜRETİMİ MARKAYA DÖNÜŞTÜRDÜ Türkiye’de kestane denildiğinde ticari merkez Aydın olarak öne çıkıyor. Aydın Kestanesi, coğrafi işaret kimliği, işleme tesisleri, ihracat hazırlığı ve borsa takibiyle ürünü yalnızca tarladan çıkan bir meyve olarak bırakmıyor. Kestane şekeri, işlenmiş ürünler, paketleme ve dış pazar bağlantısı Aydın’ın rekabet gücünü artırıyor. Aydın örneği, Türkiye’de kestanenin güçlü olduğu bölgelerde ürünün kayıtlı üretim, kalite standardı, işleme tesisi ve ihracat ağıyla büyüyebileceğini gösteriyor. Şili’nin El Carmen örneği ise küçük üretici ölçeğinde bile doğru örgütlenmeyle Avrupa pazarına girilebileceğini ortaya koyuyor. GÖRELE KESTANE ORMANLARI GİRESUN İÇİN STRATEJİK KAYNAK Giresun’da kestane varlığı denildiğinde Görele ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde hazırlanan “Kestane Ormanlarının Genel Özellikleri ve Meşcere Kuruluşu: Giresun-Görele Örneği” başlıklı yüksek lisans tezinde, Görele Orman İşletme Şefliği sınırları içindeki kestane ormanları yayılış alanları, genel özellikleri ve meşcere kuruluşları yönünden incelendi. Çalışmada 17 farklı deneme alanında kestane bireylerinin çap, boy ve yaş özellikleri değerlendirildi. Bu akademik çalışma, Görele’deki kestane varlığının yalnızca orman dokusu içinde kalan doğal bir ağaç topluluğu olmadığını, Giresun’un tarımsal çeşitliliği ve kırsal ekonomisi açısından korunması gereken önemli bir kaynak olduğunu ortaya koyuyor. Şili’nin El Carmen bölgesinde küçük üreticiler kestaneyi ihracat zincirine taşırken, Görele’deki kestane ormanları da doğru planlama ile üretim, bal, yöresel ürün, ekoturizm ve kırsal gelir modeli içinde değerlendirilebilir. HASTALIK VE ZARARLI BASKISI RİSKİ BÜYÜTÜYOR Doğu Karadeniz’de kestane alanlarının önündeki en önemli risklerden biri hastalık ve zararlı baskısıdır. Orman Genel Müdürlüğü’nün Doğu Karadeniz doğal kestane popülasyonlarına ilişkin çalışmasında, Samsun ile Artvin arasındaki doğal kestane ormanlarında kestane dal kanseri hastalığının batıya gidildikçe daha yoğun ve yaygın gözlendiği belirtiliyor. Aynı değerlendirmede, orman köylüsü tarafından sahiplenilen ve meyvesinden yararlanılan kestane meşcerelerinin daha sağlıklı ve fenotipik açıdan daha üstün olduğu vurgulanıyor. Giresun’da kestane gal arısı da kestane ormanları için önemli tehdit başlıkları arasında yer alıyor. Eynesil’in Ören beldesindeki kestane ormanlarında gal arısı zararlısına karşı faydalı böcek salımı yapılması, bölgede biyolojik mücadele ihtiyacının devam ettiğini gösteriyor. GÖRELE İÇİN MODEL: KORUMA, ISLAH, ÜRETİM VE PAZAR Görele kestane ormanları, Giresun’da fındığın yanında tamamlayıcı bir kırsal gelir alanı oluşturabilecek nitelik taşıyor. Ancak bunun için doğal varlığın yalnızca korunması yetmez; sağlıklı ağaçların belirlenmesi, gençleştirme çalışmalarının yapılması, hastalık ve zararlı mücadelesinin düzenli sürdürülmesi, üretici-köylü örgütlenmesinin kurulması ve kestanenin işlenmiş ürünlere dönüştürülmesi gerekir. Şili’nin İtalya’ya ihracat başarısı, küçük üreticinin örgütlü hareket ettiğinde Avrupa pazarına girebildiğini gösteriyor. Görele’nin ihtiyacı da bu noktada netleşiyor: doğal kestane ormanlarını koruyan, sağlıklı genetik kaynağı çoğaltan, ürünü yalnızca ormandan toplanan meyve olarak bırakmayan ve kestaneyi bal, un, püre, ezme, kurutulmuş ürün ve yerel marka zinciriyle değerlendiren bir üretim modeli kurulmalıdır.

CANİKLİ: “GİRESUN YÖRESEL LEZZETLERİNE SAHİP ÇIKMIYOR” Haber

CANİKLİ: “GİRESUN YÖRESEL LEZZETLERİNE SAHİP ÇIKMIYOR”

CANİKLİ: “GİRESUN YÖRESEL LEZZETLERİNE SAHİP ÇIKMIYOR” Giresun Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Fırat Canikli, Giresun’un gastronomi turizminde güçlü bir potansiyele sahip olmasına rağmen yöresel ürünlerini koruma, tanıtma ve tescil ettirme konusunda geride kaldığını söyledi. Ordu Dağ Çileği Reçeli’nin coğrafi işaret almasını örnek gösteren Canikli, “Biz izliyoruz, diğer iller sahip çıkıyor. Giresun artık bir adım öne çıkmak zorunda” dedi. “YÖRESEL ÜRÜNLERİMİZE SAHİP ÇIKAMIYORUZ” Giresun Aşçılar ve Pastacılar Derneği Başkanı Fırat Canikli, Giresun’un yöresel lezzetleri, yerel ürünleri ve gastronomi turizmi konusunda daha güçlü bir yol haritasına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Gastronomi turizminin yalnızca yemek sunumundan ibaret olmadığını vurgulayan Canikli, bu alanın temelinde yöresel ürünler, coğrafi işaretler, yerel mutfak kültürü ve sürdürülebilir tanıtım çalışmaları bulunduğunu belirtti. Canikli, “Ne yazık ki Giresun olarak yöresel ürünlerimize ve lezzetlerimize sahip çıkamıyoruz” sözleriyle kentteki eksikliğe dikkat çekti. ORDU’NUN COĞRAFİ İŞARET HAMLESİNİ ÖRNEK GÖSTERDİ Fırat Canikli, Ordu Dağ Çileği Reçeli’nin coğrafi işaretle tescillenmesini hatırlatarak, yöresel değerlerine sahip çıkan Ordu’yu tebrik etti. Canikli, çevre illerin kendi yöresel ürünlerini tescil ettirmek, tanıtmak ve gastronomi turizmine kazandırmak için aktif çalışma yürüttüğünü ifade etti. Giresun’un da sahip olduğu mutfak mirasıyla bu alanda güçlü biçimde yer alabileceğini belirten Canikli, kentin artık sloganların ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. “ARTIK BİR ADIM ÖNE ÇIKMAK ZORUNDAYIZ” “Fındığın Başkenti, Kiraz’ın Anavatanı” vurgusunun Giresun için önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirten Canikli, dünyada ve Türkiye’de turizm anlayışının doğa, kültür, tarih ve gastronomi ekseninde yeniden şekillendiğini söyledi. Canikli, Akdeniz, Ege, Güneydoğu ve İç Anadolu mutfaklarının turizmde güçlü markalara dönüştüğünü belirterek, Giresun’un da kendi mutfak değerleriyle aynı başarıyı yakalayabileceğini ifade etti. Canikli, “Akdeniz, Ege, Güneydoğu ve İç Anadolu mutfakları turizmde nasıl öne çıkıyorsa, Giresun da çıkabilir. Bunun yolu yöresel ürünlere sahip çıkmaktan geçiyor” dedi. “BİZ İZLİYORUZ, DİĞER İLLER SAHİP ÇIKIYOR” Giresun’un yıllardır kendi mutfak kültüründe yer alan birçok ürünü tescil ettirme ve tanıtma konusunda yeterince hızlı davranmadığını söyleyen Canikli, çevre illerin bu boşluğu değerlendirdiğini belirtti. Canikli, Giresun’un meşhur sade simidinin Rize’de, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Melocan Kavurması, Fındıklı Burma Tatlısı, Pancar Çorbası, Karalahana Sarması ve Mantar Kavurması gibi birçok ürünün ise Ordu’da coğrafi işaret aldığını hatırlattı. Bölgenin ortak değerlerine sahip çıkan illeri eleştirmediklerini belirten Canikli, “Onlar gastronomi turizminden pay almak için üzerine düşeni yapıyor. Biz ise sadece izliyoruz” ifadelerini kullandı. “BİR KAZAN PANCAR ÇORBASI İLE GASTRONOMİ TURİZMİ OLMAZ” Canikli, Giresun’da zaman zaman düzenlenen sembolik etkinliklerin gastronomi turizmi açısından kalıcı sonuç üretmediğini söyledi. Yerel mutfağın tanıtımının planlı, kurumsal ve sürdürülebilir biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Canikli, yalnızca kısa süreli etkinliklerle gastronomi turizminde güçlü bir marka oluşturulamayacağını vurguladı. Canikli, “Hiç kimse kusura bakmasın; bir kazan pancar çorbası ile gastronomi turizmi olmaz. Gastronomi turizmi yerel ürünlere sahip çıkmak ve değer vermekle olur” dedi. GİRESUN MUTFAĞININ GÜÇLÜ POTANSİYELİ VAR Giresun mutfağı, Karadeniz’in ot kültürü, fındık üretimi, yayla yaşamı, deniz ürünleri, kiraz geçmişi ve kırsal üretim geleneğiyle güçlü bir gastronomi potansiyeli taşıyor. Pancar çorbası, karalahana sarması, sakarca, galdirik, melocan, fasulye diblesi, hamsili yemekler, fındıklı tatlılar, yöresel hamur işleri, mısır unu ağırlıklı lezzetler ve dağ ürünleri, kentin tanıtımında daha görünür hale getirilebilecek başlıklar arasında yer alıyor. Canikli, bu ürünlerin yalnızca ev mutfağında veya yerel hafızada kalmaması gerektiğini, tescil, tanıtım, festival, menü, restoran ve turizm rotalarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. “GASTRONOMİ KÜÇÜK GÖRÜLECEK BİR ALAN DEĞİL” Giresun’un ulaşım, sanayi ve kalkınma gibi temel sorunları bulunduğunu hatırlatan Canikli, buna rağmen gastronominin kentin ekonomik ve turistik geleceği açısından küçük görülmemesi gerektiğini söyledi. Canikli, yöresel ürünlerin doğru tanıtılması halinde hem üreticiye hem esnafa hem de turizm sektörüne katkı sağlayabileceğini belirtti. Gastronomi turizminin kırsal kalkınma, kadın emeği, yerel üretim, restoran sektörü, konaklama, festival ekonomisi ve şehir markasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Canikli, Giresun’un bu alanda geç kalmadan ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi. KURUMLARA VE PAYDAŞLARA ÇAĞRI Fırat Canikli, Giresun’un yöresel lezzetlerini koruma ve gastronomi turizminde hak ettiği yeri alma konusunda tüm kurumlara çağrıda bulundu. Başta Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği, Giresun Valiliği, Giresun Belediyesi, Ticaret Borsası ve ilgili tüm paydaşların sorumluluk alması gerektiğini belirten Canikli, ortak çalışma kültürünün önemine dikkat çekti. Canikli, “Artık hep birlikte değerlerimize sahip çıkalım. Gastronomi turizminde çok geç kalmadan yerimizi alalım” dedi. GASTRONOMİDE KALICI YOL HARİTASI İHTİYACI Giresun’un yöresel ürünlerini koruması, coğrafi işaret süreçlerini hızlandırması, yerel mutfağı turizm rotalarına dahil etmesi ve gastronomi etkinliklerini sürdürülebilir hale getirmesi gerekiyor. Canikli’nin çıkışı, Giresun’da yıllardır konuşulan ancak kurumsal düzeyde yeterince güçlü adımlar atılamayan yöresel lezzetler konusunu yeniden gündeme taşıdı. Giresun’un mutfak mirasını koruyacak, yerel ürünlerini tescil ettirecek ve gastronomi turizminden daha fazla pay almasını sağlayacak ortak bir çalışma süreci, kentin turizm hedefleri açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

FİSKOBİRLİK FINDIKTA FİYATI 227 LİRAYA ÇEKTİ Haber

FİSKOBİRLİK FINDIKTA FİYATI 227 LİRAYA ÇEKTİ

FİSKOBİRLİK FINDIKTA FİYATI 227 LİRAYA ÇEKTİ 357 LİRA BANDINI GÖREN 2025 MAHSULÜNDE YENİ MAHSUL ÖNCESİ DÜŞÜK REFERANS TARTIŞMASI FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi’nin yeni fiyat listesi, 2025 mahsulü fındıkta yeni mahsul öncesi fiyat baskısını yeniden gündeme taşıdı. Yeni listede 50 randıman Giresun kalite fındığın kilogram fiyatı 227 TL olarak açıklandı. Bir önceki listede aynı ürünün fiyatı 240 TL seviyesindeydi. Böylece Giresun kalite 50 randıman fındıkta kilogram başına 13 TL’lik düşüş yaşandı. Bu düşüş, oransal olarak yaklaşık yüzde 5,42 gerilemeye karşılık geldi. Coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı Üretici Belgesi bulunan üreticilere uygulanan 3 TL’lik ek ödeme korundu. Ancak ana fiyat gerilediği için coğrafi işaretli 50 randıman fındığın fiyatı da 243 TL’den 230 TL’ye indi. Sivri/Kara fındıkta ise düşüş daha sert gerçekleşti. Bir önceki listede 175 TL olan 50 randıman Sivri/Kara fındık, yeni listede 160 TL’ye çekildi. Son iki fiyat listesi kullanıcı tarafından paylaşılan FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi tablolarına dayanmaktadır. GİRESUN KALİTE FINDIKTA BİR ÖNCEKİ LİSTEYE GÖRE DÜŞÜŞ Randıman Bir önceki fiyat Yeni fiyat Fark Oransal değişim 50 240,00 TL 227,00 TL -13,00 TL %-5,42 51 244,80 TL 231,54 TL -13,26 TL %-5,42 52 249,60 TL 236,08 TL -13,52 TL %-5,42 53 254,40 TL 240,62 TL -13,78 TL %-5,42 54 259,20 TL 245,16 TL -14,04 TL %-5,42 55 264,00 TL 249,70 TL -14,30 TL %-5,42 56 268,80 TL 254,24 TL -14,56 TL %-5,42 Yeni listeye göre düşüş tüm randımanlara aynı oranda yansıdı. Ancak randıman yükseldikçe kilogram başına kayıp da büyüdü. 50 randımanda 13 TL olan düşüş, 56 randımanda 14,56 TL’ye çıktı. COĞRAFİ İŞARETLİ FINDIKTA PRİM KORUNDU, TOPLAM GELİR GERİLEDİ Randıman Bir önceki coğrafi işaretli fiyat Yeni coğrafi işaretli fiyat Fark 50 243,00 TL 230,00 TL -13,00 TL 51 247,80 TL 234,54 TL -13,26 TL 52 252,60 TL 239,08 TL -13,52 TL 53 257,40 TL 243,62 TL -13,78 TL 54 262,20 TL 248,16 TL -14,04 TL 55 267,00 TL 252,70 TL -14,30 TL 56 271,80 TL 257,24 TL -14,56 TL Coğrafi işaretli ürüne verilen 3 TL’lik prim, Giresun Tombul Fındığı’nın kalite farkının listede tanındığını gösteriyor. Ancak ana fiyatın düşmesi nedeniyle bu prim üreticinin gelir kaybını telafi etmiyor. 50 randıman üzerinden bakıldığında coğrafi işaretli fiyat 243 TL’den 230 TL’ye geriledi. Yani belgeli üretici de kilogram başına 13 TL kayıp yaşadı. Bugünkü 227 TL ana fiyat karşısında 3 TL’lik coğrafi işaret primi, yaklaşık yüzde 1,32 seviyesinde kalıyor. 2025 MAHSULÜNDE FİYAT NASIL YÜKSELDİ, NASIL GERİLEDİ? 2025 mahsulü fındık sezonunda resmi taban, TMO’nun açıkladığı fiyatla oluştu. Tarım ve Orman Bakanlığı duyurusuna göre TMO, 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatını 50 randıman esasına göre Giresun kalite için 200 TL, levant kalite için 195 TL olarak belirledi. FİSKOBİRLİK cephesinde ise sezon başında fiyat hareketi daha hızlı gelişti. 18 Ağustos 2025 tarihli güncellemede 50 randıman fiyat 190 TL’den 220 TL’ye, 53 randıman fiyat 201,40 TL’den 233,20 TL’ye, 55 randıman fiyat ise 209 TL’den 242 TL’ye çıkarıldı. 21 Ağustos’ta 50 randıman fiyat 225 TL’ye, 53 randıman 238,50 TL’ye, 55 randıman 247,50 TL’ye yükselirken, coğrafi işaretli Giresun Tombul Fındığı Üretici Belgesi olan üreticilere verilen fark 1 TL’den 2 TL’ye çıkarıldı. 26 Ağustos’ta FİSKOBİRLİK fiyatı yeniden artırdı; 50 randıman 230 TL’den 245 TL’ye, 53 randıman 259,70 TL’ye, 55 randıman ise 269,50 TL’ye yükseldi. 28 Ağustos’ta ise 50 randıman 245 TL’den 255 TL’ye, 53 randıman 270,30 TL’ye, 55 randıman 282,50 TL’ye çıkarıldı. 30 Ağustos’ta 50 randıman Giresun kalite fındık 260 TL, coğrafi işaretli fiyat 263 TL olarak açıklandı. 1 Eylül’de 50 randıman fiyat 272 TL’ye, coğrafi işaretli 50 randıman fiyat ise 275 TL’ye yükseldi. 7 Eylül’de 50 randıman coğrafi işaretsiz fiyat 275 TL, coğrafi işaretli fiyat 278 TL, Sivri/Kara fiyat ise 250 TL olarak listelendi. Eylül ortasında yükseliş hızlandı. 10 Eylül’de 50 randıman fiyat 290 TL’den 310 TL’ye, 53 randıman 328,60 TL’ye, 55 randıman ise 341 TL’ye çıkarıldı. 12 Eylül’de 50 randıman fiyat 317 TL’ye, 53 randıman 336,02 TL’ye, 55 randıman ise 348,70 TL’ye yükseltildi. AĞUSTOS 2025’TEN BUGÜNE FİYAT KRONOLOJİSİ Aşağıdaki tablo, erişilebilir haber kayıtları, FİSKOBİRLİK’in Facebook paylaşımlarına dayandırılan kronoloji ve kullanıcı tarafından paylaşılan son iki liste birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır. Tarih / dönem 50 randıman Giresun kalite 53 randıman 55 randıman Not 05.08.2025 190 TL 201,40 TL 209,00 TL FİSKOBİRLİK’te sezon öncesi fiyat seviyesi 18.08.2025 220 TL 233,20 TL 242,00 TL Ortalama 30 TL artış 21.08.2025 225 TL 238,50 TL 247,50 TL Coğrafi işaret primi 2 TL’ye çıktı 22.08.2025 230 TL — — Facebook kronolojisinde yer alan seviye 26.08.2025 245 TL 259,70 TL 269,50 TL Hızlı yükseliş devam etti 28.08.2025 255 TL 270,30 TL 282,50 TL Ağustos içinde 6. artış 30.08.2025 260 TL 275,60 TL 286,00 TL Coğrafi işaretli 50 randıman 263 TL 01.09.2025 272 TL 288,32 TL 299,20 TL Coğrafi işaretli 50 randıman 275 TL 06/07.09.2025 275 TL 291,50 TL 302,50 TL Coğrafi işaretli 278 TL; Sivri/Kara 250 TL 08.09.2025 280 TL — — Facebook kronolojisinde yer alan seviye 09.09.2025 290 TL — — Facebook kronolojisinde yer alan seviye 10.09.2025 310 TL 328,60 TL 341,00 TL 50 randımanda 20 TL artış 12.09.2025 317 TL 336,02 TL 348,70 TL Fiyat artışı devam etti 23.09.2025 347 TL — — Facebook kronolojisine göre 50 randıman zirve 27.09.2025 337 TL 357,22 TL 370,70 TL 9 Ekim revizyon haberinde önceki seviye olarak yer aldı 09.10.2025 325 TL 344,50 TL 357,50 TL 337’den 325’e revizyon 13.10.2025 335 TL — — Facebook kronolojisinde toparlanma 18.10.2025 320 TL — — Geri çekilme 21.10.2025 315 TL — — Geri çekilme 22.10.2025 307 TL — — Geri çekilme 04.11.2025 302 TL — — Kasımda düşüş sürdü 13.11.2025 297 TL — — 300 TL altına iniş 14.11.2025 290 TL — — Düşük bant 19.11.2025 290 TL — — Sabit seviye 25.11.2025 297 TL — — Kısa toparlanma 01.12.2025 292 TL — — Aralık başı 04.12.2025 285 TL — — Düşüş 05.12.2025 280 TL — — Düşüş 06.12.2025 275 TL — — Düşüş 09.12.2025 270 TL — — Kronolojide dip seviye 17.12.2025 272 TL — — Kısmi toparlanma 20.12.2025 277 TL — — 5 TL artış 24.12.2025 280 TL — — Kısmi toparlanma 29.12.2025 285 TL — — Kısmi toparlanma 01.01.2026 297 TL — — Yeni yıl toparlanması 08.01.2026 307 TL — — Ocak başında güçlü seviye 13.01.2026 300 TL — — Geri çekilme 19.01.2026 292 TL — — 50 randıman 292 TL 21.01.2026 287 TL — — 19 Ocak’a göre 5 TL düşüş 03.02.2026 272 TL — — 21 Ocak’a göre toplam 15 TL düşüş 23.03.2026 257 TL 272,42 TL 282,70 TL Martta sert çözülme 25.03.2026 242 TL 256,52 TL 266,20 TL 23 Mart’a göre 15 TL düşüş 30.03.2026 240 TL — — Mart sonu fiyatı Bir önceki liste 240 TL 254,40 TL 264,00 TL Kullanıcının paylaştığı önceki liste Bugünkü liste 227 TL 240,62 TL 249,70 TL Kullanıcının paylaştığı yeni liste Giresun Sonhaber’in FİSKOBİRLİK’in Facebook paylaşımlarına dayandırdığı kronoloji, 22 Ağustos 2025’te 230 TL olan 50 randıman fiyatın 23 Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıktığını; ardından Ekim, Kasım ve Aralık aylarında kademeli biçimde gerilediğini gösteriyor. Aynı kronolojide 19 Ocak 2026 fiyatı 292 TL olarak yer alıyor. 357 TL RAKAMI NEREDE DURUYOR? Fiyat göstergesi Görülen yüksek seviye Bugünkü karşılığı Fark Değişim 50 randıman baz fiyat 347 TL 227 TL -120 TL %-34,58 53 randıman fiyat 357,22 TL 240,62 TL -116,60 TL %-32,64 55 randıman fiyat 370,70 TL 249,70 TL -121,00 TL %-32,64 Bir önceki 50 randıman 240 TL 227 TL -13 TL %-5,42 TMO 50 randıman Giresun kalite 200 TL 227 TL +27 TL %+13,50 Bu tablo, bugünkü 227 TL’nin TMO’nun 200 TL’lik sezon fiyatının üzerinde kaldığını; ancak sezon içinde oluşan yüksek fiyat hafızasına göre ciddi biçimde aşağı geldiğini gösteriyor. YENİ MAHSUL ÖNCESİ FİYAT BASKISI DERİNLEŞİYOR FİSKOBİRLİK’in yeni listesi, yalnızca eski mahsulde yapılan teknik bir fiyat güncellemesi olarak okunamaz. Yeni mahsul piyasaya inmeden önce fiyatın düşürülmesi, tarım ekonomisi açısından referans fiyatı aşağı çekme, beklenti yönetimi ve pazarlık zeminini alıcı lehine kurma anlamına gelir. Fındık gibi depolanabilir ve ihracata bağlı ürünlerde açıklanan fiyatlar, yalnızca o günkü alım seviyesini göstermez. Aynı zamanda üreticinin, tüccarın, sanayicinin ve ihracatçının yeni sezona hangi fiyat algısıyla gireceğini belirler. Bugün açıklanan 227 TL seviyesi, bu nedenle yalnızca eski mahsul fiyatı değildir. Aynı zamanda 2026 yeni mahsulü öncesinde piyasaya verilen bir mesajdır: Yüksek fiyat hafızası geri çekiliyor, yeni sezon öncesi daha düşük bir referans bandı oluşturuluyor. Ekonomik kavram Fındık piyasasındaki karşılığı Referans fiyatın düşürülmesi Yeni sezon pazarlığının daha düşük seviyeden başlatılması Beklenti yönetimi Üreticinin yüksek fiyat beklentisinin zayıflatılması Alıcı lehine pazarlık gücü Sanayici ve ihracatçının yeni mahsule daha düşük maliyet beklentisiyle girmesi Psikolojik fiyat eşiği Piyasanın 347/357 TL bandı yerine 227 TL’yi konuşmaya başlaması Üretici baskısı Elinde eski mahsul bulunan üreticinin satışa yönlendirilmesi Kalite primi tartışması Giresun kalite fındığın aroma ve sanayi değerinin yeterince fiyatlanmaması Yeni mahsul öncesinde fiyatın aşağı çekilmesi, üreticinin bekleme gücünü test eder. Elinde eski mahsul bulunan üretici, fiyatın daha da düşebileceği endişesiyle satışa yönelebilir. Alıcı taraf ise yeni mahsul gelmeden önce piyasada daha düşük bir fiyat zemini oluşturma avantajı kazanır. GİRESUN KALİTE FINDIKTA ASIL MESELE: RANDIMAN MI, KALİTE DEĞERİ Mİ? Giresun kalite fındıkta fiyat tartışması yalnızca randıman hesabıyla sınırlı tutulamaz. Giresun Tombul Fındığı’nın ekonomik değeri, sadece iç verimiyle değil; aroması, yağ dengesi, kavrulduğunda ortaya çıkan lezzeti, coğrafi işaret değeri ve sanayi hammaddesi niteliğiyle oluşur. Kültür Portalı’nda yer alan coğrafi işaret bilgisinde, Giresun Tombul Fındığı’nın kendine özgü tat ve lezzeti, çiğ veya kavrulmuş tüketildiğinde damakta bıraktığı aroma ve tadıyla diğer fındık çeşitlerinden ayrıldığı belirtiliyor. Bilimsel çalışmalarda da Giresun Tombul Fındığı’nın tadı, aroması ve kalite özellikleriyle öne çıktığı; bu nedenle ulusal ve uluslararası piyasada ayrı bir değer gördüğü, hem tüketici hem de sanayici tarafından ayrıca rağbet gördüğü ifade ediliyor. FİSKOBİRLİK’in kurumsal içeriğinde de Giresun Tombul Fındığı’nın tadı, aroması, ağızda bıraktığı lezzeti, kalite özellikleri, yağ, vitamin ve mineral değerleriyle diğer çeşitlerden ayrıldığı; Giresun Tombul Fındığı’nın AB’de coğrafi işaretli ürün olarak tescil edildiği bilgisi yer alıyor. Bu özellikler, Giresun kalite fındığın fiyatında daha güçlü bir kalite farkı oluşması gerektiğini gösteriyor. Bugünkü listede coğrafi işaretli ürüne verilen 3 TL’lik prim, kalite ayrımının sembolik olarak korunduğunu gösterse de, ürünün aroma ve sanayi değeri dikkate alındığında güçlü bir fiyat farkı yaratmıyor. ÇİKOLATA SANAYİSİ İÇİN GİRESUN FINDIĞININ ÖNEMİ Giresun kalite fındık, çikolata, fındık kreması, ezme, kavrulmuş iç fındık ve fındıklı mamuller açısından önemli bir hammadde niteliği taşıyor. Bu ürünlerde fındığın aroması, kavrulduğunda verdiği lezzet, yağ dengesi ve ağızda bıraktığı tat profili nihai ürün kalitesini doğrudan etkiler. Giresun kalite fındığın kendine özgü aroma, yüksek yağ oranı, vitamin-mineral değerleri ve kalite itibarıyla dünyadaki fındık çeşitleri içinde ayrı bir konuma sahip olduğu yönündeki değerlendirmeler, bu ürünün yalnızca kabuklu fındık fiyatlamasıyla ele alınamayacağını gösteriyor. Bu nedenle Giresun kalite fındık için üretici beklentisi yalnızca daha yüksek randımanın fiyatlanması değildir. Asıl beklenti, Giresun kalite farkının üretici gelirine daha güçlü ve görünür bir prim olarak yansımasıdır. Bugünkü listede coğrafi işaretli ürün için 3 TL fark korunmuş olsa da bu fark, 227 TL’lik ana fiyat karşısında sınırlı kalıyor. Oysa Giresun kalite fındığın aroma, coğrafi işaret, çikolata sanayisindeki hammadde niteliği ve marka değeri daha güçlü bir kalite primi tartışmasını zorunlu kılıyor. ÜRETİCİ AÇISINDAN 2026 MAHSULÜ HANGİ REFERANSLA AÇILACAK? FİSKOBİRLİK’in yeni fiyat listesi, üretici açısından kritik bir soruyu gündeme getiriyor: 2026 mahsulü hangi referansla açılacak? Yeni sezon fiyatı, 2025 mahsulünde görülen yüksek fiyat hafızası üzerinden mi tartışılacak, yoksa bugünkü 227 TL’lik düşük referans yeni pazarlık zemini haline mi getirilecek? 50 randıman fiyatın 23 Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıktığı kronoloji dikkate alındığında, bugünkü 227 TL seviyesi zirveye göre 120 TL aşağıda bulunuyor. Bu, üretici açısından yalnızca eski mahsulde gelir kaybı değil, yeni mahsul öncesi pazarlık gücü kaybı anlamına da geliyor. Ayrıca 9 Ekim tarihli revizyon haberinde 53 randımanın 357,22 TL’den, 55 randımanın ise 370,70 TL’den aşağı çekilmiş olması, yüksek randımanlı ürünlerde de güçlü fiyat hafızasının bulunduğunu gösteriyor. Bugünkü listede 53 randıman fiyat 240,62 TL, 55 randıman fiyat ise 249,70 TL seviyesinde. Bu da yüksek randımanlı fiyatlarda da yaklaşık üçte birlik geri çekilme anlamına geliyor

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.