Hava Durumu

#Çed Raporu

giresunsonhaber - Çed Raporu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çed Raporu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEVRE YOLU DOSYASI: NEDEN HÂLÂ YAPIM AŞAMASINA GEÇİLEMEDİ? Haber

ÇEVRE YOLU DOSYASI: NEDEN HÂLÂ YAPIM AŞAMASINA GEÇİLEMEDİ?

ÇEVRE YOLU DOSYASI: NEDEN HÂLÂ YAPIM AŞAMASINA GEÇİLEMEDİ? 2012’DE “ÇALIŞMALAR BAŞLADI” DENİLDİ; 2015’TE ETÜT-PROJE İHALESİ YAPILDI, 2019’DA ÇED ONAYI ALINDI, 2021’DE KARAR İPTAL EDİLDİ, 2023’TE KESİN PROJELER ONAYLANDI. 2026’DA İSE 49 KİLOMETRELİK YOLUN YALNIZCA 8,5 KİLOMETRESİNİN 2027 YATIRIM PROGRAMINA ALINMASI İSTENİYOR. GİRESUN — Güney Çevre Yolu için ilk resmî çalışmaların başladığının açıklandığı 28 Aralık 2012’den bu yana yaklaşık 14 yıl geçti. Bu süre içinde projenin güzergâhı, uzunluğu, yol standardı, tünel ve viyadük sayıları değişti. Etüt ve proje çalışmaları yapıldı, çevresel izin süreci tamamlandı, yargı kararıyla ÇED onayı iptal edildi, kesin projelerin onaylandığı açıklandı ve ardından yeniden proje tadilatına geçildi. Ancak yol bugüne kadar yapım ihalesi aşamasına ulaşamadı. Son olarak 49,2 kilometrelik projenin tamamı yerine Aksu–Batlama arasındaki yaklaşık 8,5 kilometrelik kesimin 2027 Yılı Kamu Yatırım Programı’na alınması gündeme getirildi. Belgeler ve resmî açıklamalar, gecikmenin tek bir nedene bağlanamayacağını gösteriyor. Proje; değişen güzergâhlar, uzayan mühendislik çalışmaları, iptal edilen ÇED kararı, yeniden başlayan proje tadilatları, yatırım öncelikleri ve finansman sorunları arasında ilerleyemedi. Bununla birlikte kamuoyuna, 14 yıllık sürecin tamamını açıklayan bütüncül bir resmî rapor da sunulmadı. Bu nedenle Giresun’un önündeki temel soru artık yalnızca “Yol ne zaman yapılacak?” değil: PROJE NEDEN 14 YILDIR YAPIM AŞAMASINA GEÇİRİLEMEDİ? 2012’DE BAŞLAYAN SÜREÇ Giresun Güney Çevre Yolu için ulaşılabilen ilk açık başlangıç kayıtlarından biri 28 Aralık 2012 tarihini gösteriyor. Dönemin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşarı Habib Soluk, Giresun’da taslak güzergâh üzerinde incelemelerde bulundu. Soluk, ilk olarak etüt yapılacağını, ardından harita alımı ve ana proje çalışmalarına geçileceğini açıkladı. Dönemin Giresun Valisi Dursun Ali Şahin ise 2013 yılı başında proje çalışmalarının yaklaşık 2–2,5 yıl sürebileceğini ve sonrasında yolun yatırım planlamasına alınacağını söyledi. O dönemde konuşulan güzergâhın uzunluğu yaklaşık 20 kilometreydi. Ancak öngörülen sürede yapım aşamasına geçilemediği gibi projenin kapsamı da ilerleyen yıllarda önemli ölçüde değişti. 2015’TE YOLUN YAPIMI DEĞİL, PROJESİ İHALE EDİLDİ Giresun Güney Çevre Yolu hakkındaki en önemli bilgi ayrışmalarından biri 2015 yılındaki ihale süreciyle ilgili. Dönemin açıklamalarında zaman zaman “çevre yolu ihalesi” veya “proje yapım ihalesi” ifadeleri kullanıldı. Ancak ihale kayıtlarında işin resmî adı: “Giresun Çevre Yolu Etüt Proje Danışmanlık Hizmet Alımı İşi” olarak yer aldı. 2015/69749 ihale kayıt numaralı iş, Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü tarafından 38 kilometrelik kesimin etüt ve mühendislik projelerinin hazırlanması amacıyla yürütüldü. 25 Haziran 2015 tarihi de yolun yapım ihalesinin değil, danışmanlık işi için gerçekleştirilen ön yeterlik değerlendirmesinin tarihiydi. Dolayısıyla 2015 yılında çevre yolunun inşaat ihalesi yapılmadı. Yolun yapılabilmesi için gerekli etüt, koridor ve mühendislik projelerinin hazırlanmasına yönelik danışmanlık süreci başlatıldı. Bu ayrım kritik önem taşıyor. Çünkü kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “Yol 2015’te ihale edildi ancak yapılmadı” değerlendirmesi, ihale kayıtlarının gösterdiği teknik statüyle örtüşmüyor. Doğru ifade şudur: 2015’te yolun yapım ihalesi değil, etüt-proje danışmanlık ihale süreci yürütüldü. PROJE BİRKAÇ YIL İÇİNDE TAMAMEN DEĞİŞTİ 2015 yılında açıklanan ilk ayrıntılı güzergâh yaklaşık 38,8 kilometre uzunluğundaydı. Projede 9 tünel ve 4 viyadük öngörülüyordu. Ulaştırma Bakanlığının 2016 yılında TBMM’ye verdiği cevapta ise yolun uzunluğu 47,2 kilometreye çıktı. Gülyalı’dan başlayarak Keşap’ta sona ereceği belirtilen yol, 2x3 şeritli olarak tanımlandı; 25 tünel, 17 köprü ve viyadük ile 10 kavşak öngörüldü. Karayolları Genel Müdürlüğünün 6 Ağustos 2018 tarihinde onayladığı açıklanan plan-profil çalışmasında proje bir kez daha değişti. Yeni uzunluk 49,215 kilometre olarak açıklandı. Yol standardı 2x3 şeritten 2x2 şeride düşürüldü. Tünel sayısı 21, köprü ve viyadük sayısı 18, köprülü kavşak sayısı ise 9 olarak belirtildi. Böylece 2013’te yaklaşık 20 kilometre olarak konuşulan proje, beş yıl içinde 49 kilometrenin üzerine çıktı. Bu değişikliklerin teknik gerekçeleri, maliyete ve iş takvimine etkileri kamuoyuna ayrıntılı bir karşılaştırma raporuyla açıklanmadı. 1.170 GÜNLÜK PROJE SÜRESİ NEDEN UZADI? 2015 yılındaki danışmanlık işinin süresi, işe başlanmasından itibaren 1.170 takvim günü olarak belirlenmişti. Daha sonraki açıklamalarda süre uzatımlarına gidildiği ve proje işinin 12 Mayıs 2020 tarihinde tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi. Ancak kamuoyuna; Sözleşmenin hangi tarihte başladığı,Kaç kez süre uzatımı verildiği,Uzatmaların hangi teknik veya idari gerekçelere dayandığı,Danışmanlık işinin kabulünün ne zaman yapıldığı,Güzergâh değişikliklerinin süreye ve maliyete etkisinin ne olduğu konularında bütüncül bir açıklama yapılmadı. Projenin 38 kilometreden 49 kilometreye çıkması ve teknik unsurlarının büyük ölçüde değişmesi, mühendislik sürecini etkileyebilecek gelişmeler arasında yer alıyor. Ancak bu değişikliklerin gecikmenin ne kadarından sorumlu olduğu, resmî ve ayrıntılı bir takvim yayımlanmadığı için kesin olarak bilinemiyor. ÇED KARARI PROJENİN ÖNÜNDEKİ HUKUKİ ENGEL OLDU Giresun Güney Çevre Yolu için hazırlanan ÇED raporu 30 Mayıs 2019 tarihinde nihai kabul edildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 20 Eylül 2019 tarihinde proje hakkında 5628 sayılı “ÇED Olumlu” kararını verdi. Ancak projenin Gülyalı kesimindeki çevresel etkileri yargıya taşındı. Ordu 1. İdare Mahkemesi, 16 Ekim 2020 tarihinde ÇED Olumlu kararının yürütmesini durdurdu. Yargılamanın devamında karar iptal edildi. Danıştay 6. Dairesi de 26 Mayıs 2021 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesinin iptal hükmünü hukuka uygun buldu ve Bakanlık ile Karayolları Genel Müdürlüğünün temyiz başvurularını reddetti. Hukuken iptal edilen yalnızca bir viyadük ayağı veya projenin sınırlı bir bölümü değildi. İptal kararı, projeye verilen 5628 sayılı ÇED Olumlu kararını kapsıyordu. Bu karar, yolun yapım aşamasına geçememesindeki somut ve belgelenmiş hukuki nedenlerden biri oldu. Ancak yargı süreci 2021’de sonuçlanmasına rağmen projenin sonraki yıllarda hangi takvimle yeniden düzenlendiği ve yeni çevresel izin sürecinin nasıl yürütüleceği kamuoyuna bütün ayrıntılarıyla açıklanmadı. 2023’TE “TAMAMLANDI”, 2024’TE “DEVAM EDİYOR” DENİLDİ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının TBMM’ye verdiği resmî cevapta, Giresun Güney Çevre Yolu’nun 49,2 kilometre uzunluğunda olduğu ve kesin projelerinin 7 Şubat 2023 tarihinde onaylandığı bildirildi. Bakanlığın 16 Kasım 2023 tarihinde TBMM kayıtlarına giren cevabında da: “Giresun Güney Çevre Yolu 49,2 kilometre uzunluğunda olup kesin proje çalışmaları tamamlanmıştır” denildi. Ancak 10 Mayıs 2024 tarihinde Giresun Valiliğinde gerçekleştirilen Karayolları yatırımları değerlendirme toplantısında çevre yolu, “etüt, proje ve mühendislik kapsamında devam eden” yatırımlar arasında gösterildi. AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür de 20 Eylül 2024 tarihinde, ÇED kararının iptal edilmesinin ardından Karayolları Genel Müdürlüğünün proje tadilatı yürüttüğünü ve çalışmaların 2025 yılı içinde tamamlanmasının beklendiğini açıkladı. Böylece resmî açıklamalarda açıklığa kavuşturulması gereken bir durum ortaya çıktı: 2023’te kesin projeleri tamamlanan ve onaylanan bir yol için 2024’te hangi etüt, mühendislik ve proje çalışmaları yeniden başlatıldı? ÇED iptali nedeniyle özellikle Gülyalı başlangıç kesiminde değişiklik yapılması teknik olarak mümkün. Ancak revizyonun hangi bölümleri kapsadığı, güzergâhı ne ölçüde değiştirdiği, yeni ÇED sürecinin başlatılıp başlatılmadığı ve çalışmaların tamamlanma durumu kamuoyuna açıklanmış değil. YAPIM İHALESİNE NEDEN GEÇİLEMEDİ? Dosyanın ortaya koyduğu en açık gerçek, Giresun Güney Çevre Yolu’nun bugüne kadar yapım ihalesi aşamasına geçirilememiş olmasıdır. 2015’te danışmanlık ihalesi yapıldı. 2019’da ÇED Olumlu kararı alındı. 2021’de ÇED kararı kesin olarak iptal edildi. 2023’te kesin projelerin onaylandığı açıklandı. 2024’te proje tadilatının sürdüğü bildirildi. 2025 yılı sonunda yapılan açıklamalarda ise ekonomik koşullar ve tasarruf tedbirleri gerekçesiyle yatırım ihalesinin gündeme alınmadığı belirtildi. Bu kayıtlar, gecikmenin birden fazla teknik, hukuki, idari ve ekonomik nedeni bulunduğunu gösteriyor. Bununla birlikte ilgili kurumlar bugüne kadar şu temel soruya açık bir takvimle cevap vermedi: Projenin yapım ihalesine çıkabilmesi için tamamlanması gereken işlemler nelerdir ve bunların hangileri hâlâ tamamlanmamıştır? 49 KİLOMETREDEN 8,5 KİLOMETREYE Projenin tamamının kısa vadede yatırım programına alınamaması üzerine 2025 yılında etaplandırma seçeneği öne çıktı. Giresun’daki meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri, ilk olarak Batlama–Aksu arasındaki şehir geçişinin yapılmasını istedi. Ancak aynı kesimin uzunluğu farklı açıklamalarda 6, 7, 8 ve 8,5 kilometre olarak ifade edildi. Haziran 2026’da 7 kilometre olarak açıklanan bölüm, Ağustos 2026’da 8,5 kilometre olarak duyuruldu. Bu farklılığın yaklaşık ölçülerden mi kaynaklandığı, yoksa başlangıç ve bitiş noktalarının değiştirilip değiştirilmediği bilinmiyor. Son olarak Aksu–Batlama arasındaki yaklaşık 8,5 kilometrelik kesimin 2027 Yılı Kamu Yatırım Programı’na alınması için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı nezdinde girişimde bulunulduğu açıklandı. Ancak dosyadaki 22 Ağustos 2026 tarihli son açıklama itibarıyla bu kesim için kesinleşmiş bir yatırım programı kararı veya yapım ihalesi bulunmuyor. Söz konusu olan, yatırım programına alınma talebi ve Bakanlık düzeyindeki girişimdir. KAMULAŞTIRMA VE GÜZERGÂH BELİRSİZLİĞİ Çevre yolunun gecikmesi tartışılırken güncel güzergâh ve kamulaştırma planı da açıklığa kavuşturulması gereken başlıklar arasında bulunuyor. Projenin uzunluğu ve geçiş koridoru yıllar içinde değişti. ÇED iptalinin ardından proje tadilatı yapıldığı açıklandı. Buna rağmen güncel güzergâhın kesin koordinatları, kavşak noktaları, kamulaştırılacak alanlar ve yaklaşık kamulaştırma maliyeti kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu durum, kamulaştırma sürecinin projenin hangi aşamasında bulunduğu sorusunu gündeme getiriyor. Ancak mevcut belgeler, yolun gecikmesini arazi işlemlerine, mülkiyet anlaşmazlıklarına veya belirli kişi ve grupların ekonomik çıkarlarına bağlamaya yeterli değil. Herhangi bir kişi, şirket, siyasetçi veya kamu görevlisinin güzergâh üzerinden haksız menfaat sağladığına ilişkin doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor. Bu nedenle kamulaştırma ve mülkiyet konusu bir suçlama olarak değil, projenin hazırlık düzeyini ve kamu yönetimindeki şeffaflığı ölçen bir soru olarak ele alınmalıdır: Kamulaştırma planı hazırlandı mı? Hazırlandıysa hangi alanları kapsıyor ve tahmini maliyeti ne kadar? Hazırlanmadıysa yapım ihalesine geçilmesi nasıl planlanıyor? 14 YILLIK GECİKMENİN TEK BİR NEDENİ YOK Mevcut belgeler birlikte değerlendirildiğinde Giresun Güney Çevre Yolu’nun yapılamamasında beş temel başlık öne çıkıyor: Projenin kapsamı ve güzergâhının yıllar içinde önemli ölçüde değişmesi,Etüt ve mühendislik çalışmalarının öngörülen sürenin dışına çıkması,ÇED Olumlu kararının yargı tarafından iptal edilmesi,Kesin proje onayından sonra yeniden proje tadilatına ihtiyaç duyulması,Projenin yatırım önceliğine ve yeterli finansmana kavuşamaması. Bunlar kayıtlardan görülebilen nedenlerdir. Ancak her bir nedenin toplam gecikme üzerindeki etkisi, hangi işlemin ne kadar zaman aldığı ve kamu kurumları arasında nasıl bir iş takvimi uygulandığı açıklanmadığı için 14 yıllık gecikmenin tam idari bilançosu çıkarılamıyor. ÇED iptali önemli bir hukuki engel oluşturdu. Fakat tek başına 2012–2019 arasındaki yedi yıllık hazırlık dönemini veya 2023’teki kesin proje onayından sonraki süreci açıklamıyor. Ekonomik koşullar ve tasarruf tedbirleri de yatırım ihalesinin gündeme alınmamasının gerekçeleri arasında gösterildi. Ancak projenin yıllar boyunca neden yatırım önceliği kazanamadığına ilişkin ayrıntılı bir mali değerlendirme yayımlanmadı. KAMUOYUNUN CEVAP BEKLEDİĞİ SORULAR Yaklaşık 14 yılın ardından Giresun’un yeni bir başlangıç açıklamasından önce şu sorulara belgeleriyle cevap verilmesi gerekiyor: 2015 tarihli danışmanlık işi hangi tarihte tamamlandı ve kesin kabulü ne zaman yapıldı? 1.170 günlük sürede kaç kez uzatım yapıldı ve gerekçeleri neydi? Güzergâh neden 20 kilometreden 49,2 kilometreye çıktı? Yol standardı neden 2x3 şeritten 2x2 şeride değiştirildi? 2023’te kesin projelerin tamamlandığı açıklanmasına rağmen 2024’te hangi bölümler yeniden projelendirildi? ÇED iptalinden sonra yeni güzergâh ve yeni çevresel izin süreci hangi aşamaya geldi? 2025’te tamamlanması beklenen proje tadilatı sonuçlandı mı? Güncel güzergâhın ve kavşakların kesin koordinatları nelerdir? Kamulaştırma planı ve yaklaşık kamulaştırma maliyeti hazırlandı mı? Batlama–Aksu kesimi neden 6, 7, 8 ve 8,5 kilometre olarak açıklandı? Öncelikli 8,5 kilometrelik bölüm için Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından resmî yatırım teklifi sunuldu mu? Projenin tahmini toplam maliyeti, öngörülen yapım süresi ve finansman modeli nedir? Yolun yapım ihalesine çıkabilmesi için hangi teknik, hukuki ve mali işlemler hâlâ bekliyor? GİRESUN YENİ BİR “START” DEĞİL, AÇIK TAKVİM BEKLİYOR Giresun Güney Çevre Yolu’nun hikâyesi, yalnızca yapılmayı bekleyen bir yolun hikâyesi değil. Bu dosya aynı zamanda 14 yıl içinde kapsamı sürekli değişen, çevresel izin süreci yargıdan dönen, kesin projelerinin tamamlandığı açıklandıktan sonra yeniden tadilata alınan ve yapım yatırımına dönüşemeyen büyük bir kamu projesinin hikâyesidir. 2012’de Giresun’a “çalışmalar başladı” denildi. 2015’te yolun kendisi değil, etüt ve proje hizmeti ihale edildi. 2019’da ÇED Olumlu kararı verildi. 2021’de bu kararın iptali Danıştay tarafından onandı. 2023’te kesin projelerin tamamlandığı açıklandı. 2024’te proje tadilatının sürdüğü bildirildi. 2025’te yatırım ihalesinin ekonomik koşullar ve tasarruf tedbirleri nedeniyle gündeme alınmadığı belirtildi. 2026’da ise 49,2 kilometrelik yolun tamamı yerine 8,5 kilometrelik bölümün 2027 yatırım programına alınması talep edildi. Yaklaşık 14 yılın sonunda gelinen aşama hâlâ yapım ihalesi değil, yatırım programına alınma talebidir. Bu yolun yapımına başlanması için hangi işlem eksik, sorumluluk hangi kurumda ve bağlayıcı takvim nedir? https://www.giresunsonhaber.com/ozel-haber/cevre-yolu-hikayesi-17996

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ Haber

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ Atık Barajı Büyüyor, Risk Haritası Kabarıyor Giresun’un Doğankent, Tirebolu ve Görele ilçelerine yayılan metal madenciliği sahasında planlanan kapasite artışı, yayımlanan Nihai ÇED Raporu ile resmiyet kazandı. Dosya; yeraltı maden ocaklarının, flotasyon (cevher zenginleştirme) tesisinin ve özellikle maden atık depolama tesisinin genişletileceğini ortaya koyuyor. Bu tablo, sıradan bir üretim artışından çok daha fazlasına işaret ediyor: Bölgenin su havzaları, orman varlığı ve kırsal yaşamı üzerinde uzun soluklu baskı yaratacak bir endüstriyel yoğunlaşma. ÇED dosyasında büyüyen sadece üretim değil; depolanacak atık hacmi de katlanıyor. TEHLİKELİ ATIK NİTELİĞİNDE DEV DEPOLAMA ALANI Rapor, flotasyon süreci sonrası oluşan atıkların depolanacağı tesisin kapasitesinin artırılacağını açıkça ortaya koyuyor. Bu atıklar mevzuat kapsamında özel işleme tabi ve potansiyel olarak tehlikeli kategoride değerlendiriliyor. İnce taneli, kimyasal işlem görmüş ve ağır metal içerebilen bu atıkların depolanacağı yapı, projenin çevresel risk merkezini oluşturuyor. Bu tür tesisler teknik olarak “atık depolama” olarak adlandırılsa da, içerikleri itibarıyla birer kimyasal risk barajı niteliği taşıyor. Asıl tehlike görünmeyen suda: Sızıntı ve asit üretimi ihtimali. ASİT KAYA DRENAJI: ZAMANLA BÜYÜYEN KİMYASAL TEHDİT ÇED raporunda da ayrı başlık altında yer alan asit kaya drenajı, sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu asit oluşması ve bu asidin ağır metalleri çözerek suya taşıması süreci olarak tanımlanıyor. Bu süreç başladığında: Yeraltı suları ağır metal yüküyle kirlenebiliyor Derelere asidik ve metal yüklü sular karışabiliyor Tarımsal sulama ve içme suyu kaynakları tehdit altına girebiliyor Bu riskin en çarpıcı yönü, maden işletmesi sürerken değil, yıllar sonra ortaya çıkabilmesi. ÇED dosyası bu ihtimali teknik olarak kabul ediyor; kontrol ve izleme sistemleri öngörüyor. Ancak bilimsel gerçek şu: Bu tür kimyasal süreçler durdurulamaz, ancak yönetilmeye çalışılır. Karadeniz’in yağışı, atık sahasının yükünü artırıyor. SU HAVZALARI VE DERELERLE İÇ İÇE BİR MADENCİLİK Rapor, proje alanının çok sayıda dere ve mikro havza ile ilişkili olduğunu, hidrolojik ve hidrojeolojik bağlantıların bulunduğunu ortaya koyuyor. Yüzey suları ve yeraltı suları için izleme sistemleri planlanmış olsa da, olası bir kirlenme senaryosunda etkinin sadece tesis sınırlarında kalmayacağı açık. Yüksek yağışlı Karadeniz coğrafyasında: Yüzey akışı artıyor İnce taneli atıklar taşınabiliyor Kirleticiler dere sistemlerine karışabiliyor Bu durum, bölgesel su kalitesi üzerinde zincirleme etki riski anlamına geliyor. Heyelan kuşağında atık barajı: Doğa ile mühendislik karşı karşıya. HEYELAN, TAŞKIN VE DEPREM GERÇEĞİ ÇED raporunda jeolojik yapı, heyelan riski, taşkın olasılığı ve depremsellik başlıkları detaylı şekilde ele alınmış. Bölgenin dik topoğrafyası, ayrışmış kayaç yapısı ve yoğun yağış rejimi, doğal afet hassasiyetini artırıyor. Bu koşullarda büyük hacimli bir atık depolama tesisinin güvenliği yalnızca projelendirme kalitesiyle değil, doğal sınırlarla da belirleniyor. Dünya örnekleri, benzer tesislerin en büyük kırılganlığı aşırı doğa olayları sırasında yaşadığını gösteriyor. Orman kaybı sadece ağaç değil, ekosistem zincirinin kopması demek. ORMAN, YABAN HAYATI VE TARIM ALANLARI ÇED dosyasında flora, fauna, orman alanları ve tarımsal faaliyetler ayrı başlıklarda incelenmiş durumda. Proje sahası ve çevresinde orman ekosistemlerinin bulunduğu, yaban hayatı habitatlarının etkileneceği ve tarım alanlarının dolaylı risk altında olabileceği belirtiliyor. Toz yayılımı, gürültü ve özellikle su kirliliği ihtimali: Fındık bahçeleri Sebze üretimi Hayvancılık faaliyetleri üzerinde uzun vadeli belirsizlik yaratıyor. Ağır metallerin toprak ve su yoluyla gıda zincirine girme riski, çevre meselesini doğrudan halk sağlığı boyutuna taşıyor. Ekonomik katkı geçici, çevresel yük kalıcı. İSTİHDAM VE GERÇEK MALİYET Rapor, projenin istihdam yaratacağını ve yerel ekonomiye katkı sağlayacağını belirtiyor. Ancak madencilik projelerinde sık görülen gerçeklik değişmiyor: Ekonomik hareketlilik işletme süresiyle sınırlı kalırken, çevresel yük uzun yıllar boyunca varlığını sürdürüyor. Maden kapandıktan sonra geride kalacak olan: Geniş bir atık depolama sahası Uzun süre izlenmesi gereken su sistemleri Doğal yapısı değişmiş bir arazi oluyor. Rehabilitasyon planları dosyada yer alsa da, ekosistemlerin eski haline dönmesi değil, yalnızca risklerin azaltılması mümkün. GİRESUN İÇİN STRATEJİK BİR ÇEVRE KARARI Bu kapasite artışı dosyası, hukuken bir ÇED süreci belgesi olabilir. Ancak pratikte, Giresun’un su kaynakları, orman varlığı ve kırsal yaşamı üzerinde onlarca yıl etkisi sürebilecek bir sanayi genişlemesinin resmi kaydı niteliğini taşıyor. Büyüyen maden sahasıyla birlikte büyüyen şey yalnızca üretim değil; kimyasal risk, jeoteknik hassasiyet ve ekolojik baskı da aynı oranda artıyor. Bu tablo, madenciliğin teknik sınırlarını aşan, doğrudan kamu yararı ve çevresel gelecek tartışmasının merkezine oturan bir süreç olarak değerlendirlmelidir.

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Haber

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Kızıldere–Neel mevkiinde yapılması planlanan katı atık bertaraf tesisi Espiye’de tepkilere yol açtı. Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, tesisin su kaynakları, tarım alanları ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek eylem kararı aldı. Espiye ilçesi Kızıldere–Neel mevkiinde (Yırtaklı Bükü) yapılması gündeme gelen katı atık bertaraf tesisi, ilçe genelinde çevre ve yaşam hakkı tartışmasını beraberinde getirdi. Espiye Kent Konseyi ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu, tesisin planlandığı alanın doğal ve tarımsal özellikleri nedeniyle kalıcı çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Proje, Giresun Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği gündemine taşınırken, nihai kararın Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci sonunda verileceği ifade ediliyor. Ancak yerel aktörler, sürecin yalnızca teknik bir prosedür olarak ele alınmasının yeterli olmayacağını savunuyor. BİLİMSEL VERİLER NEYE İŞARET EDİYOR? Uzman çalışmaları ve bilimsel literatüre göre katı atık bertaraf tesislerinin başlıca risk alanları şöyle özetleniyor: Sızıntı suları (leachate): Atıklardan süzülen kirli suların yeterli önlem alınmadığı durumlarda yeraltı ve yüzey sularına karışarak içme suyu kaynaklarını tehdit edebildiği belirtiliyor. Hava ve koku kirliliği: Organik atıkların ayrışması sırasında oluşan gazların yerleşim alanlarına taşınarak yaşam kalitesini düşürebileceği vurgulanıyor. Tarım ve ekosistem etkisi: Su ve toprak kirliliği riskinin tarımsal üretim ve hayvancılık üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratabileceği ifade ediliyor. Ulaşım ve gürültü: Günlük kamyon trafiğinin, özellikle dar vadi yollarında çevresel baskıyı ve güvenlik risklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Bilimsel çalışmalarda, bu tür tesislerin dere yataklarına ve tarım alanlarına yakın bölgelerde planlanmasının riskleri daha da büyüttüğü belirtiliyor. Kent Konseyi ve STK’lar, Kızıldere–Neel hattının su varlığı ve tarımsal karakteri nedeniyle özel olarak korunması gereken bir alan olduğunu vurguluyor. Yapılan açıklamalarda, “Bu tesis yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini etkileyecek. ÇED raporu, kağıt üzerinde değil, bilimsel ve tarafsız biçimde hazırlanmalıdır” ifadelerine yer verildi. Vatandaşların en büyük kaygısı ise olası bir sızıntı ya da kirlilik durumunda Gelevera Havzası’nın zarar görmesi ve bunun telafisinin mümkün olmaması. Bölge halkı, geçmişte farklı ilçelerde yaşanan benzer tesis deneyimlerini hatırlatarak denetim ve şeffaflık çağrısı yaptı. Çevre mevzuatına göre katı atık bertaraf tesisleri; kapasite, yer seçimi, sızıntı suyu yönetimi, gaz kontrolü ve çevresel etkiler açısından ayrıntılı biçimde incelenmek zorunda. ÇED raporu olmadan tesisin kurulması mümkün değil. Önümüzdeki günlerde yapılması beklenen Halkın Katılımı Toplantısı, projenin geleceği açısından kritik görülüyor. Espiye Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, bu toplantıda bilimsel veriler ışığında görüş ve itirazlarını kamuoyuna ve yetkililere sunacaklarını açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.