Hava Durumu

#Verimlilik

giresunsonhaber - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA ARICILIK DESTEĞİ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI Haber

GİRESUN’DA ARICILIK DESTEĞİ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI

GİRESUN’DA ARICILIK DESTEĞİ İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI Giresun’da 2026 yılı arılı kovan desteklemesi için başvuru süreci başladı. Arıcılar 30 Ekim’e kadar başvurularını yapabilecek, destek kapsamına alınacak arılı kovanların tespit işlemleri ise 31 Ekim 2026’ya kadar tamamlanacak. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün duyurusuna göre başvurular 7 Eylül-30 Ekim 2026 tarihleri arasında alınacak. Birlik üyesi arıcılar bağlı oldukları birliğe, birlik üyesi olmayan yetiştiriciler ise İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvuru dilekçelerini verecek. Arılı kovanların da Arıcılık Yönetmeliği kapsamında 31 Ekim’e kadar tespit ettirilmesi gerekiyor. GİRESUN’DA 100 BİNİ AŞKIN ARILI KOVAN Arıcılık Giresun’da destekleme kapsamı geniş bir tarımsal faaliyet konumunda. 2024 yılı destekleme sonuçlarına göre il genelinde 1.427 arıcıya, 102 bin 722 arılı kovan için toplam 11 milyon 391 bin 858 lira ödeme yapıldı. İl Müdürlüğü ayrıca Ağustos 2026’da DOKAP destekli “Arıcılığın Desteklenmesi ve Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği ile Bulancak ve Şebinkarahisar Bal Üreticileri Birliği üyesi 100 üreticiye 2 bin modern strafor kovan dağıttı. Proje yüzde 70 hibe, yüzde 30 üretici katkısıyla gerçekleştirildi. Modern kovan projesiyle arı kolonilerinin kış şartlarından daha az etkilenmesi, ilkbaharda daha hızlı gelişmesi ve bal verimliliğinin artırılması hedefleniyor. Böylece 2026 destekleme başvuruları, Giresun’da kovan varlığının kayıt altında tutulmasının yanı sıra son dönemde yürütülen kovan modernizasyonu ve verimlilik çalışmalarının da devamı niteliği taşıyor.

FINDIK MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK Haber

FINDIK MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK

ŞİLİ FINDIKTA TEKNOLOJİ HAMLESİNİ BÜYÜTÜYOR HEDEF: ÜRETİM MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK Dünya fındık üretiminde payını artırmayı hedefleyen Şili, bahçedeki üretimin yanı sıra hasat sonrası kurutma, işleme ve depolama teknolojilerine yöneliyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da üretim maliyetlerini yükseltmeden verimlilik ve kalite sağlamanın yolları ele alındı. Şili’nin Los Ángeles kentinde 13 Ağustos’ta düzenlenen PlanetNuts Day Avellanos 2026, ülkenin büyüyen fındık sektöründeki teknolojik dönüşümü gündeme taşıdı. Üreticiler, teknik uzmanlar, akademisyenler, alıcılar ve makine firmalarının katıldığı etkinlikte; üretim verimliliği, hasat mekanizasyonu, kurutma, işleme, depolama ve hastalıklarla mücadele başlıkları değerlendirildi. Etkinliğin ardından PlanetNuts tarafından yayımlanan röportajda, Arjantin merkezli IDM Desarrollos’un fındık üreticilerine sunduğu teknolojiler tanıtıldı. Görüşmede, “Üretim maliyetlerini artırmadan teknolojiyle verimlilik nasıl yükseltilebilir?” konusu üzerinde duruldu. "PlanetNuts’un IDM röportajı" (https://planetnuts.cl/idm-desarrollos-en-planetnuts-day-2026-tecnologia-para-avellanos-desde-mendoza/) KURUTMA VE İŞLEMEDE TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM IDM Desarrollos’un geliştirdiği sistemlerin özellikle hasat sonrası süreçlere yoğunlaştığı belirtildi. Şirket; fındığın kurutulması, temizlenmesi, kırılması, ayrıştırılması ve işlenmesine yönelik makine ve üretim hatları geliştiriyor. Teknolojik sistemlerle ürün kayıplarının azaltılması, işlemlerin hızlandırılması ve standart kalitenin korunması hedefleniyor. Bu yaklaşım, yalnızca daha fazla ürün elde edilmesine değil, hasat edilen ürünün değer kaybetmeden işlenmesine de dayanıyor. Çünkü üretim miktarındaki artışın aynı ölçüde kurutma, depolama ve işleme kapasitesiyle desteklenmemesi; ürünün beklemesine, kalite kaybına ve üretici maliyetlerinin yükselmesine yol açabiliyor. ARJANTİN VE ŞİLİ ARASINDA MAKİNE İŞ BİRLİĞİ Arjantinli IDM Desarrollos ile Şilili tarım makineleri şirketi Agroimec arasında fındık sektörüne yönelik stratejik iş birliği de kuruldu. Anlaşma kapsamında IDM tarafından geliştirilen fındık işleme hatları ve kurutma sistemleri, Agroimec tarafından Şili pazarında üretici ve işletmelere sunulacak. İş birliğinin ilk aşamasında Avrupa fındığına yönelik işleme ve kurutma sistemlerine ağırlık verilecek. Üretimin büyümesine bağlı olarak makine ve teknoloji portföyünün genişletilmesi planlanıyor. "IDM–Agroimec iş birliğinin ayrıntıları" (https://planetnuts.cl/agroimec-e-idm-desarrollos-sellan-alianza-estrategica-para-lineas-de-proceso-y-secado-de-avellana-en-chile/) ÜRETİM ARTIŞI İŞLEME KAPASİTESİYLE DESTEKLENECEK PlanetNuts Day’de yapılan değerlendirmelerde, Şili fındık sektörünün yalnızca yeni bahçeler kurarak büyüyemeyeceğine dikkat çekildi. Artan üretimin karşılanabilmesi için ürün kabul merkezlerinin, geçici depolama alanlarının, kurutma tesislerinin ve işleme hatlarının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Üreticilerin ürünü zamanında teslim edebilmesi, fındığın uygun nem oranına indirilmesi ve kalite kaybı yaşanmadan işlenmesi, sektörün önümüzdeki dönemindeki temel ihtiyaçlar arasında gösterildi. Etkinlikte ayrıca mekanik hasat, hastalık ve zararlıların erken tespiti, sulama yönetimi ve uluslararası kalite standartları da ele alındı. "PlanetNuts Day Avellanos 2026" (https://planetnuts.cl/planetnuts-day-de-avellanos-la-industria-avellanera-se-reunio-en-biobio-para-mirar-los-proximos-diez-anos/) TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN DİKKAT ÇEKEN ÖRNEK Şili’de yürütülen çalışmalar, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Hasadın mekanizasyonu, ürünün hızlı kurutulması, nem ve kalite kontrolü, sınıflandırma, depolama ve katma değerli ürüne dönüştürme kapasitesi de rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini korurken Şili başta olmak üzere rakip ülkelerin yeni bahçelerin yanı sıra teknoloji, altyapı ve işleme tesislerine yatırım yapması dikkat çekiyor. Giresun ve diğer fındık üretim bölgelerinde küçük üreticilerin ortak kullanabileceği kurutma, temizleme, sınıflandırma ve depolama tesislerinin yaygınlaştırılması; ürün kayıplarının azaltılması ve kalite değerinin korunması açısından önem taşıyor. Şili’nin attığı adımlar, fındıkta geleceğin rekabetinin yalnızca daha fazla üretmekle değil, ürünü daha düşük kayıpla ve daha yüksek kaliteyle pazara ulaştırmakla şekilleneceğini ortaya koyuyor.

Türkiye ekonomisi 6 yıldır kesintisiz büyüyor... GSYH ikinci çeyrekte yüzde 2,3 arttı Haber

Türkiye ekonomisi 6 yıldır kesintisiz büyüyor... GSYH ikinci çeyrekte yüzde 2,3 arttı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü açıkladı. Böylece ekonomi 24 çeyrektir, yani 6 yıldır kesintisiz büyümesini sürdürdü. Yıllıklandırılmış GSYH ise 1 trilyon 706 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. ANKARA (İGFA) - Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2026 yılı ikinci çeyreğine ilişkin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi. Bolat, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü ve kesintisiz büyüme döneminin 24 çeyreğe ulaştığını bildirdi. 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6 büyüyen ekonominin, yılın ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 büyüme kaydettiği belirtildi. Bakan Bolat’ın açıklamasına göre, 2026’nın ilk yarısı itibarıyla yıllıklandırılmış GSYH 1 trilyon 706 milyar dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Net mal ve hizmet ihracatı da büyümeye katkı sağladı. İkinci çeyrekteki yüzde 2,3’lük büyümenin 0,6 puanı net ihracattan geldi. BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİ HİZMETLER OLDU Üretim tarafında hizmetler sektörü yüzde 2,1 büyürken, sektörden büyümeye 1,3 puanlık katkı geldi. Sanayi üretimi yüzde 2,4 artarak büyümeye 0,5 puan katkı sağladı. Elverişli hava koşullarının da etkisiyle tarım üretimi yüzde 13,3 artış göstererek büyümeye 0,5 puan katkıda bulundu. İnşaat sektöründe ise katma değer yüzde 1,9 azaldı. ÖZEL TÜKETİM BÜYÜMEYE EN FAZLA KATKIYI VERDİ Harcama yöntemiyle hesaplamada ikinci çeyrek büyümesine en yüksek katkı özel tüketimden geldi. Özel tüketimin büyümeye katkısı 2,3 puan olurken, yatırımlar 0,2 puan katkı sağladı. Yatırımların büyümeyi desteklemesi böylece 7 çeyrek boyunca kesintisiz devam etti. Kamu harcamalarının büyümeye katkısı ise eksi 0,2 puan olarak gerçekleşti. Temmuz 2026’da işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Bakanlık, işsizlik oranının 39 aydır yüzde 10’un altında seyrettiğine dikkat çekti. Küresel belirsizlik ve jeopolitik risklere rağmen ikinci çeyrekte dış ticaret açığının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,8, cari işlemler açığının ise yüzde 7,7 gerilediği bildirildi. Yıllıklandırılmış cari işlemler açığının milli gelire oranı da yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti. İHRACAT HEDEFİ 282 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE Ticaret Bakanlığı, küresel risklere rağmen ekonomik büyüme ivmesinin korunması ve güçlendirilmesi için çalışmaların sürdürüleceğini açıkladı. Bakanlığın 2026 yılı hedefleri arasında mal ihracatında 282 milyar doların üzerinde, mal ve hizmet ihracatında ise 410 milyar dolarlık seviyeye ulaşmak bulunurken Ticaret Bakanı Ömer Bolat, üretimde verimlilik odaklı dönüşüm ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformlarla Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesinin daha da yükseltileceğini belirtti.

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ Haber

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ

UFK BAŞKANI ŞENOCAK’TAN FINDIKTA KÖKLÜ MODEL ÖNERİSİ: DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİ AYRILMALI TÜRKİYE’NİN DÜNYA FINDIĞINDAKİ PAYI YÜZDE 58’E KADAR GERİLEDİ Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki ağırlığının son 40 yılda gerilediğine dikkat çekerek fındık politikasında köklü değişiklik istedi. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin temelinde, Giresun ve Ordu başta olmak üzere sarp ve eğimli arazilerde üretim yapan çiftçi ile makineli tarım yapılabilen düz ovalardaki üreticinin aynı destek sistemi içinde değerlendirilmemesi bulunuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri de Türkiye’nin 2023 itibarıyla dünya fındık üretimindeki payının yüzde 58’e kadar gerilediğini gösteriyor. Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak’ın 27 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı fındık değerlendirmesi, yalnızca yeni sezon fiyatına ilişkin bir açıklama olmaktan çok Türkiye’nin yaklaşık 40 yıllık fındık politikasına yönelik kapsamlı bir değişiklik önerisi içeriyor. Şenocak, Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki payının geçmişte yüzde 80-85 seviyelerinde bulunduğunu ancak zaman içinde yüzde 60’ın altına gerilediğini belirterek, Türkiye’nin üretim alanı büyürken dünya pazarındaki ağırlığının azalmasına dikkat çekti. İtalya, Azerbaycan ve Gürcistan’ın yanı sıra ABD ve özellikle Şili’de fındık üretiminin genişlediğini söyleyen Şenocak, Türkiye’nin üretim politikasının arazi yapısına göre yeniden düzenlenmesini istedi. RESMİ VERİ DE YÜZDE 60’IN ALTINI GÖSTERİYOR Şenocak’ın Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının yüzde 60’ın altına düştüğü yönündeki açıklaması, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı TEPGE’nin verileriyle de örtüşüyor. TEPGE’nin 2025 tarihli Sert Kabuklu Meyveler Ürün Raporu’nda, FAO verilerine göre 2023 yılında dünyada yaklaşık 1,1 milyon ton fındık üretildiği, Türkiye’nin 650 bin ton üretimle ilk sırada bulunduğu ve dünya üretiminin yüzde 58’ini gerçekleştirdiği belirtiliyor. Aynı yıl İtalya 103 bin ton, ABD 85 bin ton, Azerbaycan 75 bin ton ve Şili 66 bin ton üretime ulaştı. Daha dikkat çekici veri ise üretim alanı ile verim arasındaki fark. Türkiye 2023 yılında yaklaşık 747 bin hektar fındık alanına sahipti. Dünya toplam fındık alanı yaklaşık 1 milyon 78 bin hektardı. Buna rağmen Türkiye’de dekara fındık verimi 87 kilogramda kalırken dünya ortalaması yaklaşık 104 kilogram seviyesindeydi. Bu tablo, Türkiye’nin dünyadaki fındık alanlarının çok büyük bölümüne sahip olmasına rağmen aynı üstünlüğü verimlilikte sağlayamadığını ortaya koyuyor. ŞENOCAK: 750 BİN HEKTARIN 500 BİNİ EĞİMLİ ARAZİ Şenocak’ın verdiği güncel tahmine göre Türkiye’de yaklaşık 750 bin hektarlık alanda fındık yetiştiriliyor. Bunun yaklaşık 500 bin hektarını eğimli araziler, 250 bin hektarını ise düz araziler oluşturuyor. Şenocak yaklaşık 600 bin üretici ailenin 400 bininin eğimli arazilerde, 200 bininin ise düz ovalarda üretim yaptığını belirtiyor. Bu ayrım, Şenocak’ın önerdiği yeni sistemin merkezinde yer alıyor. Doğu Karadeniz’de özellikle Giresun ve Ordu’da fındık bahçelerinin önemli bölümü sarp, eğimli, küçük ve miras yoluyla parçalanmış arazilerden oluşuyor. Bu bahçelerde büyük tarım makinelerinin kullanılması sınırlı kalırken budama, gübreleme, ilaçlama ve özellikle hasat büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Düz ovalarda ise parsellerin daha büyük olması, makine kullanımına elverişli arazi yapısı ve alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilebilmesi üretim maliyetlerinde önemli farklılık oluşturuyor. Şenocak bu nedenle, iki üretici grubuna aynı destekleme sisteminin uygulanmasını doğru bulmuyor. “FİYATI YÜKSELTMEKTEN ZİYADE DÜZ OVA İLE EĞİMLİ ARAZİYİ AYIRMAK GEREKİYOR” Şenocak son açıklamasında yaklaşımını şu sözlerle ortaya koydu: “Fiyatı yükseltmekten ziyade düz ovalarla eğimli araziyi iyi ayırmamız gerekiyor.” Şenocak’a göre devletin doğrudan bütün üreticiler için fiyatı yükseltmesi yerine, eğimli arazide üretim yapan ve maliyeti daha yüksek olan çiftçinin ilave desteklerle korunması gerekiyor. Verdiği örnekte ürün fiyatının 200 lira olması halinde eğimli arazi üreticisine 100 liralık ilave destek verilerek toplam gelirin 300 liraya çıkarılabileceğini ifade etti. Böylece düz ovalarda fındık dikiminin sürekli teşvik edilmesinin önüne geçilebileceğini savundu. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Şenocak’ın sözünü ettiği 200 lira ve 300 lira rakamları, 2026 ürünü için önerilen yeni bir TMO fiyatı değil; destek sisteminin nasıl farklılaştırılabileceğini anlatmak amacıyla verdiği örnek rakamlar. 2026/27 sezonunda TMO’nun resmi alım fiyatı yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındık için 255 TL/kg, Levant kalite için 250 TL/kg olarak açıklandı. Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kaliteye 5,10 TL, Levant kaliteye 5 TL ilave fiyat uygulanıyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı ve randevulu sistem kullanılıyor. GİRESUN VE ORDU ÜRETİCİSİ İÇİN MODELİN ÖNEMİ Şenocak’ın modelinin uygulanması durumunda bundan en doğrudan etkilenecek bölgelerin başında Giresun ve Ordu geliyor. Çünkü öneri il sınırına göre değil, arazinin eğimine ve üretim şartlarına göre destek verilmesini esas alıyor. Dolayısıyla Samsun, Düzce veya Sakarya’nın eğimli kesimlerinde aynı şartlarda üretim yapan çiftçinin de bu kapsama alınması; buna karşılık düz ve makineli tarıma elverişli alanların farklı değerlendirilmesi öngörülüyor. Şenocak bu görüşünü TBMM’de de açık biçimde dile getirdi. Meclis tutanaklarına geçen değerlendirmesinde Ordu-Giresun üreticisi ile düz ovalardaki üreticinin maliyet yapısının aynı olmadığını, eğimli arazilerde üreticilerin genellikle çok daha küçük miktarlarda ürün elde ederken düz ovalarda makineli tarımla daha yüksek tonajlara ulaşabildiğini söyledi. BU GÖRÜŞ YENİ DEĞİL: ŞENOCAK YILLARDIR AYNI MODELİ SAVUNUYOR Şenocak’ın son açıklaması, 2026 sezonunda fiyatların tartışılması üzerine ortaya çıkmış yeni bir yaklaşım değil. Şenocak daha 2021 yılında özellikle Ordu ve Giresun’daki miras yoluyla parçalanmış eğimli bahçelerde üreticilerin ayrıca desteklenmesi gerektiğini savunuyordu. Şenocak şirketinin arşivinde yer alan 2021 tarihli açıklamasında, kademeli destekle meyilli arazilerdeki küçük üreticinin fındık tarımına yeniden yönelmesinin sağlanabileceğini ve göçün azaltılabileceğini belirtmişti. Ulusal Fındık Konseyi’nin 2021 sektör raporunda da Alan Bazlı Gelir Desteği’nin “bölgesel maliyet” dikkate alınarak Doğu ve Batı Karadeniz için farklılaştırılması önerildi. Raporda yalnızca fiyat artırmak yerine destek sistemi, regülasyon alımları ve lisanslı depoculuğun birlikte kullanılması gerektiği vurgulandı. 2024’TE UFK BAŞKANI OLDU Cem Şenocak, 16 Kasım 2024 tarihinde Giresun Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen Ulusal Fındık Konseyi Olağan Genel Kurulu’nda başkan seçildi. Tek listeyle gerçekleştirilen seçim sonrasında Şenocak UFK Başkanlığı görevini üstlenirken, fındıkta üretim, verimlilik, kahverengi kokarca, destekleme sistemi ve dünya pazarındaki rekabet yeni yönetimin temel gündem maddeleri arasına girdi. 2025’TE KONUYU ÜÇ ÜRETİCİ GRUBUNA AYIRDI Şenocak, Mayıs 2025’te Fatsa’da düzenlenen Tarım, Hayvancılık ve Fındık Fuarı’nda yaptığı konuşmada dünya fındık üreticilerini üç farklı grupta ele almak gerektiğini söyledi. Birinci gruba ağırlıklı olarak Doğu Karadeniz’de bulunan meyilli arazi üreticisini, ikinci gruba Türkiye’deki düz ova üreticisini, üçüncü gruba ise diğer ülkelerdeki üreticileri koydu. Şenocak, eğimli arazilerde makineli tarımın sınırlı olması ve miras yoluyla küçülen bahçelerin maliyetleri yükseltmesi nedeniyle bu üreticilerin ayrıca korunmasını istedi. Aynı konuşmada dünya pazarındaki yeni rakiplere de dikkat çekti. UFK 2025’TE RESMİ POLİTİKASINA DÖNÜŞTÜRDÜ 12 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen UFK Yönetim Kurulu ve Araştırma-Danışma Kurulu toplantısından sonra yayımlanan resmi bildiride de aynı politika benimsendi. Konsey; meyilli arazi üreticisi ile düz ova üreticisinin aynı destekleme modeliyle değerlendirilmemesini, üreticinin bahçeye dönmesini sağlayacak teşviklerin geliştirilmesini, kiralama ve sözleşmeli üretim modellerinin oluşturulmasını, kooperatifleşmenin güçlendirilmesini ve lisanslı depoculuk ile ürün borsacılığının geliştirilmesini istedi. Şenocak’ın Ağustos 2025 tarihli açıklamasında da yaklaşık 600 bin üretici ailesinin 400 bininin meyilli arazi koşullarında bulunduğu belirtilerek, bu grubun maliyet, göç, iklim değişikliği ve kahverengi kokarca nedeniyle üretimden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya olduğu savunuldu. 2026’DA BAKAN YUMAKLI’YA SUNULDU: SINIR YÜZDE 6 EĞİM Şenocak’ın yıllardır savunduğu bu model 2026 yılında doğrudan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya da sunuldu. UFK’nın resmi açıklamasına göre Şenocak, Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden düzenlenmesini ve arazi eğiminin destek miktarının belirlenmesinde ölçüt haline getirilmesini istedi. Konseyin Bakanlığa sunduğu modelde yüzde 6 ve üzerindeki eğime sahip arazilerin farklı değerlendirilmesi önerildi. UFK, fındıktan başka ürüne yönelme imkânı sınırlı olan sarp araziler ile farklı ürünlerin yetiştirilebildiği geniş ve düz ovaların aynı destek sistemine tabi tutulmaması gerektiğini savundu. 2025 yılında TBMM Zirai Don Hasar Tespit Komisyonu’na sunulan değerlendirmede de yüzde 6 eğimli alanlarda Alan Bazlı Gelir Desteği’nin yeniden güçlendirilmesi talep edilmişti. 1983’TEN BERİ FINDIK ALANLARINI SINIRLAYAN KANUN VAR Şenocak’ın açıklamasındaki en önemli başlıklardan biri de düz ovalardaki fındık dikiminin geçmişi. Türkiye’de bu konuda 1983 yılından beri özel bir kanun bulunuyor. 2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun, 16 Haziran 1983 tarihinde kabul edildi. Kanunun amacı açık şekilde, fındık üretiminin en uygun alanlarda yapılması ve üretimin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesi olarak tanımlandı. Kanunda fındık üretimine izin verilecek alanların kalite özellikleri ve arazi kullanım kabiliyeti dikkate alınarak belirlenmesi; başka tarım ürünlerinin ülke ekonomisi açısından daha yararlı olabileceği alanların da değerlendirilmesi hükme bağlandı. Kanunun 4. maddesinde izin alınmadan yeni fındık bahçesi kurulamayacağı ve belirlenen alanların dışında mevcut bahçelerin yenilenemeyeceği düzenleniyor. Uygun olmayan şekilde oluşturulan bahçelerin sökülmesi de öngörülüyor. ŞENOCAK’IN “YAPTIRIM YOK” SÖZÜNDE MEVZUAT AYRINTISI Şenocak son açıklamasında 1983’teki düzenlemenin “cezai yaptırım bulunmaması” nedeniyle etkili olamadığını ifade etti. Ancak yürürlükteki 2844 sayılı Kanunun güncel metninde ceza hükümleri bulunuyor. Kanunun 7. maddesinde izinsiz fındık bahçesi kuranlar ve belirlenen alanların dışında bahçesini yenileyenlere idari para cezası öngörülüyor; ayrıca 4. maddede izinsiz bahçelerin söktürülmesine ilişkin hüküm bulunuyor. Bu nedenle hukuken “hiç yaptırım yok” demek doğru değil. Tartışmanın daha çok yaptırımların caydırıcılığı ve yıllar içindeki uygulaması üzerinden yapılması gerekiyor. Şenocak’ın temel iddiası ise değişmiyor: 1980’lerden bu yana düz ovalarda fındık üretimi büyük ölçüde genişledi ve aynı fiyat ile aynı destek politikasının sürdürülmesi yeni dikimleri cazip tutuyor. Şenocak geçmişte düz ovalardan 30-40 bin ton civarında ürün çıkarken bugün miktarın yaklaşık 300 bin tonlara ulaştığını ileri sürüyor. Bu rakam Şenocak’ın açıklamasına dayanıyor. TMO FİYATI İLE ARAZİ DESTEĞİ BİRBİRİNDEN AYRILIYOR Şenocak’ın önerdiği sistemin en önemli tarafı, ürünün piyasa fiyatı ile üreticiye verilen sosyal/tarımsal desteğin birbirinden ayrılması. Bu modele göre fındık piyasasındaki ürünün temel fiyatı arz-talep, kalite ve piyasa koşullarına göre oluşurken; eğimli arazi nedeniyle yüksek maliyetle üretim yapan çiftçinin geliri ayrıca kamu desteğiyle güçlendirilecek. Bu yaklaşım UFK’nın önceki raporlarında da görülüyor. Konsey, fiyatın dünya piyasalarındaki rekabeti tamamen bozacak şekilde yükseltilmesi yerine gerektiğinde TMO’nun regülasyon alımı yapmasını ve üreticinin gelirinin Alan Bazlı Gelir Desteği ile tamamlanmasını savunuyor. TMO’DA 2026 ALIM KRİTERLERİ DE DEVREDE 2026 sezonunda TMO alımları yalnızca açıklanan 255 ve 250 liralık fiyatlardan ibaret değil. Resmi uygulamada fındığın belirli kalite kriterlerini taşıması gerekiyor. 2026 alımlarında iç fındık rutubetinin yüzde 6,5’i aşmaması, sağlam iç oranının en az yüzde 40 olması, buruşuk iç oranının yüzde 10’u, çürük ve bozuk iç oranının yüzde 7’yi, yabancı madde oranının ise yüzde 0,5’i geçmemesi şartı uygulanıyor. ÇKS’ye kayıtlı ürünler bu kriterler çerçevesinde alınıyor. Bu nedenle fındıkta üreticinin geliri tartışılırken yalnızca ilan edilen kilogram fiyatı değil; randıman, kalite, üretim maliyeti, arazi yapısı, ürünün pazara ulaştırılması ve kamu desteklerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. ŞENOCAK’TAN LİSANSLI DEPO VE FİLE DESTEĞİ VURGUSU Şenocak’ın son açıklamasındaki bir diğer başlık lisanslı depoculuk. Hasat döneminde yüz binlerce ton fındığın kısa sürede piyasaya çıkmasının fiyat üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Şenocak, lisanslı depoların arzın yoğunlaştığı dönemlerde ürünü bünyesine alarak piyasanın dengelenmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor. Şenocak ayrıca fındık hasadında file kullanımının yaygınlaştırılması için yürütülen destek çalışmalarına dikkat çekti. UFK’nın girişimleriyle file desteğinin önce yüzde 50 seviyesinde başladığını, daha sonra yüzde 70’e kadar yükseltildiğini söyleyen Şenocak, Konsey olarak hedeflerinin desteğin yüzde 100’e çıkarılması olduğunu ifade etti. UFK FINDIK ALAN BİR KURUM DEĞİL Ulusal Fındık Konseyi’nin açıklamaları zaman zaman TMO veya FİSKOBİRLİK kararlarıyla karıştırılabiliyor. Ancak UFK’nın görev alanı farklı. Ulusal Fındık Konseyi, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 11. maddesine dayanılarak, 5 Nisan 2007 tarihli yönetmelikle kurulan tüzel kişiliğe sahip sektörel bir yapı. Konsey; üreticiler, ziraat odaları, kooperatifler, tüccarlar, sanayiciler, ticaret borsaları, araştırma ve eğitim kurumları ve ilgili kamu kuruluşlarının temsil edildiği ortak bir platform olarak oluşturuldu. Yönetmeliğe göre UFK’nın görevleri arasında sektör verilerini toplamak, piyasa ve uluslararası gelişmeleri izlemek, fındık konusunda ortak strateji oluşturmak, üretim-tüketim-ticaret politikaları geliştirmek, araştırmalar yapmak ve hazırlanan raporları Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu’na sunmak bulunuyor. Bu nedenle UFK fındık alım fiyatını tek başına belirleyen, üreticiden fındık satın alan veya piyasaya idari ceza uygulayan bir kurum değil. Temel görevi sektörün taraflarını bir araya getirmek, politika oluşturmak ve kamu yönetimine öneriler sunmak. CEM ŞENOCAK FINDIK TİCARETİNİN İÇİNDEN GELİYOR Cem Şenocak aynı zamanda uzun yıllardır fındık sanayi ve ihracat sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı. Şenocak ailesinin Ordu’daki fındık ticareti 1953 yılında başladı. Şirket kayıtlarına göre Cem Şenocak 1986 yılında aktif olarak aile şirketinin yönetimine katıldı. Aile şirketi zaman içinde kabuklu ve iç fındıktan kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış fındık, fındık unu ve püresine kadar entegre üretim yapan ve ihracat gerçekleştiren bir sanayi kuruluşuna dönüştü. Bu yönüyle Şenocak’ın UFK Başkanlığı, yalnızca üretici örgütü perspektifinden değil; fındık ticareti, sanayi ve ihracat zincirinin içerisinden gelen bir sektör temsilcisinin yaklaşımını da yansıtıyor. FINDIK POLİTİKASINDA TARTIŞMANIN YÖNÜ DEĞİŞİYOR Şenocak’ın 27 Ağustos açıklaması bütün olarak değerlendirildiğinde önerdiği model yalnızca “fındığa daha yüksek veya daha düşük fiyat verilsin” yaklaşımına dayanmıyor. Model; arazi eğimi, üretim maliyeti, makineleşme imkânı, alternatif ürün yetiştirme kapasitesi, miras yoluyla parçalanan bahçeler, göç, verimlilik, lisanslı depoculuk ve dünya rekabetini aynı sistem içerisinde değerlendirmeyi amaçlıyor. Tarım Bakanlığı verilerinin Türkiye’nin dünya üretimindeki payının yüzde 58’e gerilediğini göstermesi ve Türkiye’de dekara verimin dünya ortalamasının altında bulunması, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasının yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Giresun ve Ordu gibi fındığın büyük ölçüde sarp ve eğimli arazilerde üretildiği bölgeler açısından Şenocak’ın önerisinin temel sonucu açık: Aynı ürün yetiştirilse bile aynı şartlarda üretim yapılmıyor. Şenocak’ın yıllardır savunduğu modelin hayata geçirilmesi halinde, fındığın piyasa fiyatı bütün üretim bölgeleri için temel oluştururken; sarp ve eğimli arazide üretimini sürdüren çiftçiye maliyet farkını karşılayacak ayrı ve daha güçlü bir destek sistemi uygulanması gündeme gelecek. Böyle bir değişiklik aynı zamanda 1983’ten beri mevzuatta bulunan ancak uygulaması sürekli tartışılan “fındığın uygun alanlarda üretilmesi” politikasının da yeniden ele alınması anlamına gelecek.

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI Haber

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 200’Ü AŞKIN SEKTÖR TEMSİLCİSİNİ BULUŞTURDU Şili’nin dünya fındık pazarındaki hızlı yükselişinin ardından üretim, verimlilik, hastalık yönetimi, kalite, teknoloji ve ihracatın geleceği Los Ángeles’te tartışıldı. 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, yatırımcı ve şirket temsilcisinin katıldığı PlanetNuts Day Avellanos 2026’da, büyüyen üretimin daha profesyonel, sağlıklı ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi gerektiği öne çıktı. Şili’nin Avrupa fındığındaki büyümesini teknik ve ticari yönleriyle ele alan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos Perşembe günü Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde gerçekleştirildi. Casa Laura’da düzenlenen toplantıya 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, uzman, yatırımcı, sanayi temsilcisi ve tarımsal çözüm sağlayıcısı katıldı. PlanetNuts, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve sektörün temel sorunları ile fırsatlarının değerlendirilmesi bakımından önemli bir buluşma olarak nitelendirdi. Organizasyon, toplantının Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin gelişimini güçlendiren bir öğrenme ve iş birliği platformu oluşturduğunu bildirdi. PlanetNuts’ın toplantı sonrası açıklaması BÜYÜYEN ÜRETİMİN NASIL YÖNETİLECEĞİ TARTIŞILDI Toplantının ana eksenini, Şili’de hızla genişleyen Avrupa fındığı üretiminin verimlilik, bitki sağlığı, kalite ve sanayi kapasitesiyle birlikte büyütülmesi oluşturdu. Şili’de çok sayıda genç fındık bahçesinin henüz tam verime ulaşmamış olması, önümüzdeki yıllarda üretim miktarının daha da artacağına işaret ediyor. Bu büyüme aynı zamanda daha fazla teknik danışmanlık, hastalık takibi, mekanizasyon, depolama, işleme ve ihracat kapasitesi gerektiriyor. Etkinlik öncesinde PlanetNuts Genel Müdürü José Pablo Correa, Avrupa fındığının artık Şili için gelişmekte olan bir ürün olmaktan çıktığını ve ülkenin güneyindeki meyveciliğin temel ürünlerinden birine dönüştüğünü açıklamıştı. Correa, bundan sonraki dönemin daha fazla teknoloji, güçlü bitki sağlığı ve profesyonel bahçe yönetimi gerektirdiğini belirtmişti. Reporte Agrícola’nın etkinlik değerlendirmesi Toplantıda ortaya çıkan genel çerçeve de bu değerlendirmeyi destekledi: Şili fındık sektörünün önündeki temel mesele artık yalnızca yeni alanların dikime açılması değil, büyüyen üretimin sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi. GABRIEL AGUILAR SAHADAKİ ÜRETİM SORUNLARINI ELE ALDI Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, toplantının ana konuşmacıları arasında yer aldı. Aguilar’ın değerlendirmeleri; bahçe yönetimi, bitkinin dengeli gelişimi, verimlilik, iklim koşulları ve üreticilerin sahada karşılaştığı teknik sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Aguilar’ın daha önce yayımlanan teknik çalışmalarında, Şili’de fındık bahçelerinin yalnızca hastalık etmenleri nedeniyle değil; kök gelişimi, yetersiz veya dengesiz besleme, sulama sorunları, düşük sıcaklıklar ve bahçedeki genel fizyolojik zayıflık nedeniyle de zarar görebildiği belirtiliyor. Özellikle Xanthomonas arboricola pv. corylina kaynaklı bakteriyel hastalıkların, zayıf ve dengesiz gelişen bahçelerde daha ağır sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekiliyor. Aguilar’a göre hastalık görüldüğünde yalnızca kimyasal mücadeleye yönelmek yerine hastalığın gelişmesine imkân veren kök, toprak, besleme ve sulama sorunları da araştırılmalı. Gabriel Aguilar’ın Avrupa fındığında bakteriyel hastalıklara ilişkin değerlendirmesi Bu yaklaşımın toplantıya yansıyan temel çözüm önerisi; bahçelerin düzenli izlenmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yapılması, sulama ve besleme programlarının bahçenin gerçek ihtiyacına göre düzenlenmesi ve koruyucu uygulamaların iklim koşullarına göre planlanması oldu. SCocco: BÜYÜME, TEKNİK VE LOJİSTİK ALTYAPIYLA DESTEKLENMELİ AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco, Şili fındık sektörünün bugünkü durumunu, gelişme potansiyelini ve uluslararası rekabetteki geleceğini değerlendirdi. Scocco’nun sunumu, Şili’nin üretim miktarını artırırken rekabet gücünü nasıl koruyacağı sorusuna odaklandı. Sektörün önünde büyümeyi durdurmayı gerektirecek bir pazar sorunu bulunmadığı; ancak artan üretimin araştırma, verimlilik, kalite, depolama ve işleme yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Scocco daha önce yaptığı değerlendirmede Şili’nin uygun iklim koşulları, farklı bölgelere uyum sağlayabilen üretim yapısı, yeni çeşitler ve araştırma çalışmaları sayesinde uzun vadede 300 bin tona yaklaşabilecek bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtmişti. Bu rakam resmî bir üretim hedefi değil, teknik ve sanayi altyapısının geliştirilmesi halinde ulaşılabilecek uzun vadeli bir sektör senaryosu olarak değerlendiriliyor. Scocco’nun büyümeye ilişkin yaklaşımında şu başlıklar öne çıkıyor: Yeni bahçeler açılırken mevcut bahçelerde verim yükseltilmeli.Şili koşullarına uygun çeşit ve üretim teknikleri geliştirilerek yerel araştırmalar artırılmalı.Sulama, bitki besleme, hastalık ve zararlı yönetimi bilimsel verilerle yürütülmeli.Karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik ölçülebilir hale getirilmeli.Hasat döneminde oluşacak yoğun ürün akışına karşı ara depolama ve işleme kapasitesi güçlendirilmeli. AgriChile’ın değerlendirmelerine göre önümüzdeki dönemdeki en önemli risklerden biri, kısa hasat döneminde çok yüksek miktarda ürünün alım ve işleme noktalarına ulaşması olacak. Ürünün uygun koşullarda bekletilememesi kalite kaybı ve lojistik yığılma riski yaratabilecek. Scocco’nun Şili fındığının büyüme potansiyeline ilişkin açıklaması HASTALIKLA MÜCADELEDE TEDAVİDEN ÖNCE KORUMA Concepción Üniversitesi akademisyenlerinden fitopatolog Dr. Ernesto Moya Elizondo, “Avrupa fındığında hastalık yönetimi stratejileri” başlıklı sunumuyla toplantıya katıldı. Sunumun ana çerçevesini, fındık bahçelerinde verim ve ağaç ömrünü etkileyen hastalıkların erken belirlenmesi, hastalığa neden olan koşulların izlenmesi ve koruyucu mücadele programlarının oluşturulması meydana getirdi. Odun hastalıklarında budama yaraları, don çatlakları, ölü dallar ve hastalıklı bitki artıklarının önemli enfeksiyon kaynakları oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde korunmayan budama yaraları mantari etmenlerin ağaca girişini kolaylaştırabiliyor. Moya’nın önerdiği mücadele yaklaşımı şu uygulamalara dayanıyor: Budama kesiklerinin aynı gün koruyucu ürünlerle kapatılması,Yağış beklenen dönemlerde budama yapılmaması,Hastalıklı ve kurumuş dalların bahçeden çıkarılması,Budama artıklarının bahçe içerisinde bırakılmaması,Ağaçların düzenli olarak kanser, kuruma ve renk değişikliği belirtileri bakımından kontrol edilmesi,Hastalık etmeninin laboratuvar analizleriyle belirlenmesi,Kimyasal ve biyolojik mücadele araçlarının birlikte değerlendirilmesi. PlanetNuts’ın sunum öncesi yayımladığı teknik içerikte Moya’nın, hastalığın görülmesinden sonra yapılan müdahaleler yerine düzenli izleme, bahçe hijyeni ve koruyucu uygulamalardan oluşan bir program önerdiği belirtilmişti. Ernesto Moya’nın hastalık yönetimi sunumunun teknik çerçevesi INIA QUILAMAPU ARAŞTIRMAYI ÜRETİCİYLE BULUŞTURDU Şili Tarımsal Araştırmalar Enstitüsüne bağlı INIA Quilamapu, toplantıya Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı ile katıldı. Kurumun standında, Avrupa fındığını etkileyen odun hastalıkları, hastalıklı bitki örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi ve biyolojik mücadele araştırmaları hakkında bilgi verildi. INIA tarafından daha önce incelenen 330 hastalıklı örnekte Chondrostereum purpureum yüzde 20 oranıyla en sık tespit edilen ve yüksek hastalık oluşturma gücüne sahip etmenlerden biri olmuştu. Kurum, odun mantarlarına karşı “Trunkguard” adı verilen biyolojik bir inokulant geliştirilmesi üzerinde de çalışıyor. Toplantıdaki INIA katılımı, hastalık yönetiminde üretici gözlemi ile laboratuvar teşhisinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ortaya koydu. Belirtiye bakılarak yapılan genel uygulamalar yerine hastalık etmeninin belirlenmesi ve mücadele programının teşhise göre hazırlanması öne çıktı. ÜRETİCİLER BAŞARILARI KADAR SORUNLARINI DA PAYLAŞTI Ana sunumların ardından İşbirlikçi Teknik Masa gerçekleştirildi. Masaya Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa ile üreticilerin katılması planlanmıştı. Üreticilerin farklı bahçelerde elde ettikleri sonuçları, uyguladıkları yönetim stratejilerini ve karşılaştıkları üretim sorunlarını uzmanlarla tartışmaları toplantının en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Bahçelerin bulunduğu bölge, toprak yapısı, yağış, sıcaklık, çeşit, sulama ve hastalık baskısı birbirinden farklı olduğu için tek bir üretim reçetesinin bütün bahçelerde aynı sonucu vermeyeceği vurgulandı. Çözümün, üretici deneyimi ile bilimsel analizlerin ve teknik danışmanlığın birlikte değerlendirilmesinde olduğu belirtildi. Organizasyonun farklı tarihlerde yayımladığı tanıtım materyallerinden birinde organik tarım uzmanı Antonio Gaete de panelistler arasında gösterilmişti. Daha sonraki panel duyurusunda ise Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa’nın isimleri açıklanmıştı. Toplantı sonrasında yayımlanan ilk sonuç paylaşımında konuşmacı bazında nihai katılım listesi verilmedi. LOJİSTİK ŞİRKETLERİ İHRACATTA KALİTE UYARISI YAPTI Toplantıya katılan OnBoard Logistics, etkinlik sonrasındaki değerlendirmesinde Şili kuru yemiş sektörünün uluslararası ticarette önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. Şirket, ürünün bahçeden çıkışından hedef pazara ulaşmasına kadar geçen süreçte lojistiğin ürün değerini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, toplantıda büyüyen üretimin yalnızca bahçede değil, hasat sonrası zincirde de yönetilmesi gerektiğine yönelik görüşleri destekledi. OnBoard Logistics’in toplantı sonrası paylaşımı İspanya kökenli TAVAN Latam da etkinlikte yer aldığını açıklayarak toplantının üretici, danışman, uzman ve şirketleri Los Ángeles’te buluşturduğunu bildirdi. TAVAN Latam’ın etkinlik paylaşımı Bu paylaşımlar, Şili’nin fındıkta yalnızca üretim miktarına değil; ürünün kalitesini ihracat noktasına kadar koruyacak laboratuvar, depolama, sınıflandırma ve lojistik sistemlerine de ağırlık verdiğini gösteriyor. TEKNOLOJİ VE TEDARİK ZİNCİRİ AYNI ALANDA BULUŞTU Toplantının destekçi ve katılımcı şirketleri; bitki besleme, sulama, biyolojik mücadele, toprak sağlığı, fidan üretimi, laboratuvar analizi, tarım makineleri, işleme, sınıflandırma ve paketleme teknolojilerini tanıttı. Etkinlik için açıklanan destekçi ağı içerisinde Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica–FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake–Vals AgroSolutions, Netafim–Gross, TAVAN Latam ve PROUTDOOR yer aldı. INIA Quilamapu ise sponsor değil, bilimsel ve kurumsal katılımcı olarak toplantıda bulundu. Bu geniş katılım, Şili’nin fındık üretimini fidandan ihracata kadar bütün bir teknik zincir içerisinde geliştirmeye çalıştığını ortaya koydu. TOPLANTIDAN BAĞLAYICI KARAR DEĞİL, ORTAK ÇALIŞMA GÜNDEMİ ÇIKTI Toplantıda öne çıkan ortak gündem şöyle şekillendi: Üretim alanı artarken bahçe verimliliğinin yükseltilmesi, Genç bahçelerin profesyonel yönetim sistemlerine geçirilmesi, Hastalıklarla koruyucu ve bilimsel mücadele yürütülmesi, Yerel araştırma ve laboratuvar kapasitesinin güçlendirilmesi, Sulama ve bitki beslemede ölçüme dayalı uygulamalara geçilmesi, Hasat, ara depolama ve işleme altyapısının büyütülmesi, Ürün kalitesinin bahçeden ihracat pazarına kadar korunması, Üretici, araştırmacı, sanayi ve teknoloji şirketleri arasındaki bilgi paylaşımının artırılması. ŞİLİ 120 BİN TONU AŞAN ÜRETİMİ YÖNETMEYE HAZIRLANIYOR PlanetNuts’ın sektör verilerine göre Şili, 2025/26 sezonunda yaklaşık 120 bin 700 ton kabuklu fındık üreterek Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yükseldi. Ülkedeki sektör tahmini yaklaşık 70 bin hektarlık dikim alanına işaret ederken, bu alanın 2030’a kadar 80 bin hektarı geçebileceği öngörülüyor. Resmî alan verileri ile sektör tahminleri arasında veri yılı ve yeni dikimlerin kayıt durumu nedeniyle farklılık bulunuyor. Şili’nin en önemli avantajları; yüksek mekanizasyon imkânı, büyük ve düz üretim alanları, sanayiyle yapılan uzun vadeli sözleşmeler ve Kuzey Yarımküre’nin tersine işleyen hasat takvimi olarak gösteriliyor. Böylece Şili, Türkiye ve İtalya’da yeni ürün bulunmayan dönemlerde dünya sanayisine fındık sunabiliyor. Şili fındığının büyümesine ilişkin sektör analizi TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN TOPLANTININ VERDİĞİ MESAJ Şili’nin yükselişi Türkiye’nin dünya fındığındaki liderliğini kısa vadede ortadan kaldıracak bir gelişme değil. Ancak büyük sanayi kuruluşlarının farklı dönemlerde ve farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi, Türkiye’nin pazardaki tek merkez olma gücünü azaltıyor. Los Ángeles’teki toplantı, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı ve sezon başında açıklanan fiyat üzerinden şekillenmediğini bir kez daha gösterdi. Verimlilik, sağlıklı fidan, hastalık teşhisi, sulama, bitki besleme, mekanizasyon, depolama, laboratuvar analizi, kalite sınıflandırması, izlenebilirlik ve ihracat lojistiği aynı sektör politikasının parçaları haline geliyor. Giresun kalite fındığının aroma, yağ yapısı ve coğrafi kimlik bakımından sahip olduğu üstünlük önemli bir avantaj olmaya devam ediyor. Ancak bu üstünlüğün korunması; yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, hastalıklarla bilimsel mücadele, eğimli araziye uygun mekanizasyon, doğru kurutma ve depolama, parselden ürüne izlenebilirlik ve kaliteli ürüne ayrı fiyat uygulanmasıyla mümkün olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ortaya koyduğu temel sonuç açık: Şili, fındıkta yalnızca daha fazla üretmeye değil, büyüyen üretimi bilim, teknoloji, sanayi ve ihracat altyapısıyla yönetmeye hazırlanıyor. Dünya pazarındaki yeni rekabet de üretim miktarının yanında kaliteyi koruyan, üreticisini teknik bilgiyle destekleyen ve ürünü pazara güvenli şekilde ulaştıran ülkeler arasında şekilleniyor.

FINDIKTA FİYAT YARIŞI Haber

FINDIKTA FİYAT YARIŞI

FINDIKTA FİYAT YARIŞI FINDIKTA RAKAM YARIŞI DEĞİL, AÇIK MALİYET VE DÜNYA ARZI HESABI GEREKİYOR Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in 350 lira, İYİ Parti’nin Giresun kalite için 320, Levant kalite için 310 lira ve Giresun Ziraat Odasının en az 300 lira olarak açıkladığı fiyat önerileri arasındaki fark, fındık tartışmasının ortak ve denetlenebilir bir maliyet hesabına dayanması gerektiğini gösterdi. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk 2026 rekoltesi esas alınarak üreticiyi koruyacak gerçekçi fiyat; maliyet, enflasyon, refah payı, bölgesel üretim farkı, dünya üretimi, ihracat, Güney Yarım Küre’den gelen ürün ve TMO’nun alım hedefi birlikte değerlendirilerek açıklanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı fındık alım fiyatı beklenirken siyasi partiler ve üretici kuruluşlarından farklı rakamlar geliyor. Açıklanan fiyatların 300 liradan başlayarak 350 liraya kadar çıkması, tartışmayı üreticinin gerçek maliyetinden uzaklaştırıp siyasi bir rakam yarışına dönüştürme riski taşıyor. Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TMO’nun taban alım fiyatını en az 350 lira olarak açıklamasını, fiyatın enflasyona göre güncellenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 kalite farkı verilmesini istedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz ise Samsun Milletvekili Erhan Usta ve partisinin yöneticileriyle düzenlediği basın toplantısında, fındığın kilogram maliyetinin 240–260 lira arasında olduğunu belirterek peşin ödeme şartıyla Giresun kalite fındığa 320, Levant kaliteye 310 lira önerdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da dışarıdan işçilik kullanılması durumunda bir kilogram fındığın maliyetini 230 lira olarak açıkladı. Karan, bu maliyete yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini belirterek TMO fiyatının 300 liranın altında olmamasını istedi. 300, 320 VE 350 LİRA: FARK HANGİ HESAPTAN ÇIKIYOR? Üç ayrı açıklamadaki fiyat farkının anlaşılabilmesi için yalnızca sonuç rakamlarının değil, bu rakamlara ulaşılırken kullanılan hesapların da yayımlanması gerekiyor. Giresun Ziraat Odasının açıkladığı 230 liralık maliyete yüzde 30 refah payı eklendiğinde kilogram başına 299 liralık fiyat ortaya çıkıyor. Bu hesap, odanın en az 300 liralık önerisiyle örtüşüyor. İYİ Parti’nin açıkladığı 240–260 liralık maliyet bandında ise 310–320 liralık fiyat, esas alınan maliyete göre yaklaşık yüzde 19 ile yüzde 33 arasında değişen bir pay taşıyor. Ancak Giresun ve Levant kalite için maliyetlerin ayrı ayrı gösterilmesi, kalite farkının hangi ölçüyle hesaplandığının açıklanması gerekiyor. Gezmiş’in önerdiği 350 liranın da üretim maliyeti, enflasyon, refah payı ve Giresun kalite farkı bakımından ayrıntılı bir hesap tablosuyla desteklenmesi, önerinin ekonomik karşılığını güçlendirecektir. Fiyat açıklayan her siyasi parti, milletvekili ve meslek kuruluşu; hangi ilde, hangi rakımda, kaç kilogram dekar verimi ve hangi işçilik modeli üzerinden hesap yaptığını ortaya koymalı. Aksi hâlde birbirinden farklı rakamlar, üreticinin beklentisini yükselten ancak uygulanabilirlik zemini gösterilmeyen siyasi açıklamalar olarak kalır. MALİYET SADECE İŞÇİLİK VE GÜBREDEN OLUŞMUYOR Gerçekçi bir kilogram maliyetinde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, ot biçme, budama, toplama, taşıma, patoz, çuval, kurutma, depolama ve finansman giderleri ayrı ayrı gösterilmeli. Aile işçiliğinin ücretsiz kabul edilmesi maliyeti yapay biçimde düşürür. Üreticinin ve ailesinin bahçede çalıştığı süre, dışarıdan işçi tutulmasa bile emek maliyeti olarak hesaplanmalı. Arazi sahibinin bahçesi için harcadığı zaman ve iş gücü yok sayılamaz. Doğu Karadeniz’in dik ve parçalı arazileri, düşük dekar verimi ve yüksek toplama maliyeti de Samsun, Sakarya ve Düzce’deki üretim şartlarıyla aynı değerlendirilmemeli. Giresun kalite fındık için önerilen fiyat farkı, yalnızca ürün niteliği üzerinden değil, bölgenin yüksek üretim maliyeti üzerinden de hesaplanmalı. Maliyet hesabına enflasyon ve makul refah payı eklendikten sonra üreticinin köyünde kalmasını, bahçesine bakmasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak gelir düzeyi belirlenmeli. Fındık fiyatı yalnızca bir yıllık ürün bedeli olarak değil, Karadeniz’in kırsal nüfusunu ve sosyoekonomik yapısını koruyan bir politika aracı olarak ele alınmalı. SİYASİLER ÖNCE VERİYE, SONRA FİYATA BAKMALI Fındık fiyatı açıklayan siyasiler önce gerçekçi bir hesap ortaya koymalı. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi, dünya üretimi, Güney Yarım Küre’den gelen ürün, iç tüketim, ihracat beklentisi ve TMO’nun piyasadan çekmeyi planladığı miktar birlikte değerlendirilerek gerçek arz tablosu çıkarılmalı. Bunun ardından üretim maliyeti kalem kalem hesaplanmalı. Valilik tarafından belirlenen günlük fındık toplama ücreti tek başına işçilik maliyeti olarak kabul edilemez. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme, bahçe temizliği, toplama, taşıma, patoz, kurutma ve depolama süreçlerinde kullanılan toplam iş gücü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üreticinin, eşinin ve çocuklarının bahçede karşılıksız çalıştığı varsayımıyla maliyet düşürülemez. Ev halkının emeği de dışarıdan alınan işçilik gibi parasal karşılığı bulunan bir üretim gideridir. Üretici ailesinin emeğini yok sayan hesap, gerçek maliyeti değil, yalnızca üreticinin cebinden çıkan nakit harcamayı gösterir. Siyasi partiler ve milletvekilleri; rekolteyi, dünya arzını, ihracatı, bölgesel verim farkını, gerçek işçilik giderini, diğer üretim maliyetlerini, enflasyonu, refah payını ve TMO’nun alım hedefini aynı tabloda göstermeden fiyat yarışına girmemeli. Açıklanan fiyatın hangi maliyet hesabına dayandığı, üreticiye ne kadar gelir bıraktığı, TMO’nun bu fiyattan kaç ton ürün alacağı ve fiyatın ihracatçı ile sanayici açısından nasıl karşılanacağı açıkça ortaya konulmalı. TÜRKİYE’NİN 2026 REKOLTESİ 704 BİN 941 TON Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, il tarım müdürlükleri bünyesinde oluşturulan rekolte tespit komisyonlarının çalışması sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini kabuklu fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Fiyat ve arz hesaplarında bu rakam esas alınmalı. Rekoltenin yüzde 50 randıman üzerinden yaklaşık iç fındık karşılığı 352 bin 471 ton olarak hesaplanıyor. Türkiye 2025 takvim yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti. Bunun yaklaşık kabuklu karşılığı 477 bin 408 ton. Buna göre 2026 rekoltesinin iç fındık karşılığı, 2025 takvim yılı ihracatının yaklaşık 113 bin 767 ton üzerinde bulunuyor. Gösterge Kabuklu fındık İç fındık karşılığı Türkiye 2026 rekoltesi 704.941 ton 352.471 ton Türkiye’nin 2025 ihracatı 477.408 ton 238.704 ton Aradaki fark 227.533 ton 113.767 ton Ancak bu farkın tamamı arz fazlası olarak değerlendirilemez. İç tüketim, çerezlik, randıman farklılıkları, işleme kayıpları, kalite sorunları ve sezon içinde oluşabilecek stok ihtiyacı da toplam rekolteden karşılanacak. İHRACATTAKİ GERİLEME HEM RİSK HEM TOPARLANMA ALANI 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 10 ayında Türkiye 169 bin 480 ton iç fındık ihraç etti. Önceki sezonun aynı döneminde bu miktar 276 bin 374 tondu. İhracat miktarı bir önceki sezonun aynı dönemine göre yaklaşık 106 bin 894 ton azaldı. Bu gerileme yeni sezon için önemli bir risk oluştururken aynı zamanda ihracatın yeniden yükselmesi hâlinde kullanılabilecek bir pazar alanı bulunduğunu da gösteriyor. İhracat önceki sezon seviyesine dönerse 704 bin 941 tonluk rekoltenin önemli bölümü pazarlanabilir. Dış satışlar düşük kalırsa iç piyasada arz baskısı oluşabilir ve TMO’nun alım kapasitesi fiyat açısından daha belirleyici hâle gelir. Türkiye’nin ihracatı yalnızca tonaj üzerinden değil, ihraç edilen ürünün ortalama fiyatı, işlenmiş ürün payı, döviz geliri ve kilogram başına katma değeri üzerinden de değerlendirilmelidir. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR Türkiye’de fındık fiyatı yalnızca ülke içindeki rekolte üzerinden belirlenemez. ABD, Şili, İtalya, Çin, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve diğer üretici ülkelerin rekoltesindeki değişiklikler, küresel alıcıların satın alma seçeneklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye için 704 bin 941 tonluk Bakanlık koordinasyonlu rekolte esas alınarak uluslararası ülke tahminleriyle birlikte yapılan hesaplama, dünya kabuklu fındık üretiminin yaklaşık 1 milyon 327 bin ton düzeyine ulaşabileceğini gösteriyor. Bu rakam, farklı ülkeler için açıklanan tahminlerin Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesiyle birleştirilmesi sonucunda elde edilen analitik bir göstergedir; resmî bir dünya rekolte açıklaması değildir. Önceki sezon için açıklanan yaklaşık 1 milyon 80 bin tonluk dünya üretimiyle karşılaştırıldığında küresel üretimde yaklaşık 247 bin tonluk, başka bir ifadeyle yüzde 22,8 oranında artış ortaya çıkıyor. Dünya üretimindeki bu artış, alıcıların ürün bulmasını kolaylaştırabilir ve uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Ancak dünya piyasasına sunulacak gerçek miktar; randıman, kalite, zararlı etkisi, ihracata uygun ürün oranı ve ülkelerin stok politikalarına göre değişecek. TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜRETİCİLERİN DURUMU 2026-2027 sezonuna ilişkin uluslararası tahminlerde Türkiye dışındaki başlıca üretici ülkeler için şu rakamlar yer alıyor: Ülke Üretim tahmini Önceki sezona göre değişim ABD 123.500 ton %12,3 artış Şili 120.000 ton %0,6 azalış Çin 100.000 ton %13,6 artış İtalya 90.000 ton %38,5 artış Azerbaycan 65.000 ton %8,3 artış Gürcistan 45.000 ton Değişim beklenmiyor İran 22.600 ton %5,8 azalış İspanya 10.530 ton %40,4 artış Fransa 9.500 ton %5,6 artış Türkiye dışındaki bu dokuz üretici ülkenin toplam tahmini üretimi yaklaşık 586 bin 630 tona ulaşıyor. Küresel alıcıların tamamı aynı kalite ve özellikte ürün sunmasa da bu ülkeler Türkiye’ye alternatif kaynak oluşturuyor. ABD, Çin, İtalya, Azerbaycan, İspanya ve Fransa’da üretim artışı beklenmesi, Türkiye’nin dünya pazarındaki fiyat ve satış politikasını daha dikkatli oluşturmasını gerektiriyor. Türkiye üretimde açık ara liderliğini koruyor. Ancak bu üstünlüğün devamı yalnızca yüksek tonaja değil; kaliteye, izlenebilirliğe, zamanında teslimata, istikrarlı fiyat politikasına ve üreticinin bahçede kalmasına bağlı. GÜNEY YARIM KÜRE 2026 ÜRÜNÜNÜ PAZARA SUNDU Türkiye, ABD, İtalya, Gürcistan ve Azerbaycan’da 2026 ürünü henüz hasat aşamasına gelirken Güney Yarım Küre’de üretim takvimi farklı işliyor. Güney Yarım Küre’nin en önemli fındık üreticisi Şili, 2026 mahsulünü yılın ilk aylarında topladı ve Türkiye yeni sezona başlamadan uluslararası pazara sundu. Şili’nin 2026 yılı üretimi yaklaşık 120 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar önceki sezona göre artış değil, yaklaşık yüzde 0,6 oranında sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Bununla birlikte Şili’nin üretim kapasitesi uzun vadede hızlı biçimde büyüyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı ODEPA verilerine göre ülkedeki fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yılda fındık alanı yaklaşık iki katına çıktı. Yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15,1 olarak hesaplandı. Yeni bahçelerin verime yatmasıyla Şili’nin gelecek yıllarda üretimini artırma potansiyeli bulunuyor. Şili’nin 2026 üretimi geçen sezona göre belirgin biçimde artmamış olsa da 120 bin tonluk ürününü Türkiye’den önce pazara sunması önemli. Dünya sanayicisi ve büyük alıcılar, Türkiye’nin yeni mahsulü piyasaya çıkmadan Şili’den ürün temin edebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de taban fiyat belirlenirken yalnızca ağustos ayında bahçeden çıkacak yerli fındık değil, Şili’nin yılın ilk yarısında dünya pazarına sunduğu ürünün miktarı, satış fiyatı ve alıcıların elindeki stok da analiz edilmeli. ALICILARIN ALTERNATİFİ ARTIYOR ABD’nin 123 bin 500, Şili’nin 120 bin, Çin’in 100 bin ve İtalya’nın 90 bin tonluk üretim tahminleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca bu dört ülkenin toplam üretimi 433 bin 500 tona ulaşıyor. Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve Fransa da hesaba katıldığında Türkiye dışındaki arz genişliyor. Türkiye hâlâ dünya fındık üretiminin en büyük bölümünü karşılıyor ancak uluslararası alıcıların alternatif tedarik kaynakları artıyor. Bu durum üretici fiyatını düşürmek için gerekçe yapılmamalı. Türkiye’nin rekabet gücü üreticiyi maliyetinin altında ürün satmaya zorlayarak korunamaz. Kalite, verimlilik, kahverengi kokarca ve diğer zararlılarla mücadele, işlenmiş ürün ihracatı, marka değeri ve pazar çeşitliliği artırılmalı. Üreticinin maliyeti ile dünya piyasasının ödeme kapasitesi arasındaki fark, üreticinin gelirinden kesilerek kapatılmamalı. TMO’NUN KAÇ TON FINDIK ALACAĞI ÖNCEDEN AÇIKLANMALI Yeni sezonda fiyatın yönünü yalnızca açıklanacak taban fiyat değil, TMO’nun piyasadan ne kadar fındık almayı planladığı da belirleyecek. TMO’nun alım hedefi bilinmeden açıklanan fiyatın piyasayı ne ölçüde destekleyeceği hesaplanamaz. TMO’nun 100 bin ton alım yapmasıyla 200 bin ton alım yapması, serbest piyasadaki kısa vadeli arz bakımından aynı sonucu doğurmaz. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi esas alındığında, TMO’nun 100 bin ton ürün alması hâlinde yaklaşık 604 bin 941 ton; 200 bin ton alması hâlinde ise yaklaşık 504 bin 941 tonluk ürün özel piyasa, iç tüketim ve ihracat kanallarında kalır. Türkiye rekoltesi TMO alım hedefi Diğer kanallarda kalabilecek miktar 704.941 ton 100.000 ton 604.941 ton 704.941 ton 200.000 ton 504.941 ton Alım hedefindeki 100 bin tonluk fark, toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 14,2’sine karşılık geliyor. Bu büyüklük, hasat döneminde piyasaya gelecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir. Bu hesap, TMO’nun aldığı ürünü aynı sezon içinde yeniden satışa çıkarmadığı varsayımına dayanıyor. Kurum ürünü piyasadan aldıktan kısa süre sonra yeniden satarsa alımın arz üzerindeki düzenleyici etkisi zayıflar. Bu nedenle yalnızca alım hedefi değil, alınan fındığın ne kadar süre stokta tutulacağı ve hangi koşullarda satışa çıkarılacağı da önceden açıklanmalı. TMO’nun yüksek bir fiyat açıklayıp sınırlı miktarda ürün alması üreticiyi yeterince korumayabilir. Alım kotası düşük tutulur, randevu sistemi yavaş işler veya ürün bedelleri gecikirse üretici yeniden tüccara yönelmek zorunda kalabilir. Bu durumda açıklanan fiyat, piyasanın tamamını yönlendiren taban fiyat olmaktan çıkar. TMO FİYATLA BİRLİKTE ALIM PROGRAMINI DA YAYIMLAMALI TMO yalnızca kilogram başına alım fiyatını duyurmamalı. Kurum, her sezon öncesinde uygulanabilir ve denetlenebilir bir alım programı yayımlamalı. Bu programda şu bilgiler yer almalı: Sezon boyunca alınması planlanan toplam fındık miktarı, Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun ve Batı Karadeniz için ayrılan alım kapasitesi, Giresun, Levant ve Sivri kaliteye göre hedeflenen alım miktarları, İl ve ilçelerde açılacak alım noktaları, Alım noktalarının günlük ve haftalık kapasitesi, Üretici başına uygulanacak teslimat sınırı, Randevu takvimi ve ürün kabul kriterleri, Ürün bedellerinin kesin ödeme süresi, Alınan ürünün ne kadar süre stokta tutulacağı, Sezon içinde yapılabilecek satışların takvimi ve yöntemi. TMO’nun 100 bin ton mu, 200 bin ton mu yoksa daha yüksek miktarda mı fındık alacağını üretici hasattan önce bilmeli. Çünkü alım hedefindeki her 100 bin tonluk fark, piyasaya kısa dönemde girecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkiler. ÜRETİCİNİN SÜRDÜREBİLECEĞİ, ALICININ KARŞILAYABİLECEĞİ FİYAT Fındık fiyatı yalnızca üreticinin maliyetine veya yalnızca alıcının ödeme isteğine göre belirlenemez. Sağlıklı bir fiyat için üretim maliyeti, aile emeği, enflasyon, refah payı, bölgesel kalite farkı, 704 bin 941 tonluk Türkiye rekoltesi, dünya üretimi, ihracat fiyatı, döviz kuru, sanayicinin işleme maliyeti ve TMO’nun alım kapasitesi aynı model içinde değerlendirilmelidir. Üreticinin maliyetinin altında kalan fiyat bahçe bakımını azaltır, kırsaldan göçü hızlandırır ve gelecek yıllardaki üretimi tehlikeye atar. Dünya piyasasından tamamen kopan ve hesaplanabilir ticari karşılığı gösterilmeyen fiyat ise ihracatın gerilemesine, alıcının başka ülkelere yönelmesine ve ürünün iç piyasada birikmesine yol açabilir. Bu nedenle açıklanacak fiyatın hesabı kamuoyuna açık olmalı. Üreticinin üretimi sürdürebileceği, ailesinin emeğinin karşılığını alabileceği ve makul bir refah payına ulaşabileceği fiyatla; ihracatçı ve sanayicinin dünya pazarında alım yapıp rekabet edebileceği fiyat arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalı. Bu dengeyi sağlamak için üreticinin gelirinden vazgeçmesi istenmemeli. Devlet; alan bazlı destek, kalite primi, bölgesel üretim desteği, uygun finansman, ihracat teşviki, lisanslı depoculuk ve güçlü TMO alımıyla maliyet ile piyasa fiyatı arasındaki baskıyı azaltmalı. Üretici yalnızca açıklanan fiyatı değil, TMO’nun o fiyattan kaç ton ürün alacağını da bilmek zorundadır. Alıcı da sezon boyunca uygulanacak alım, stok ve satış politikasını öngörebilmelidir. Fındık politikası popüler rakam açıklamalarıyla değil, denetlenebilir veri ve sürdürülebilir üretim hesabıyla kurulabilir. Doğru fiyat; yalnızca o gün en yüksek söylenen rakam değil, üreticinin emeğini karşılayan, üretimin devamını sağlayan, alıcının dünya pazarında karşılık bulabildiği ve uygulanabilir bir alım programıyla desteklenen fiyattır.

FERRERO FINDIK, 375 MİLYON DOLARI AŞAN İHRACATLA SEKTÖRÜN ŞAMPİYONU OLDU Haber

FERRERO FINDIK, 375 MİLYON DOLARI AŞAN İHRACATLA SEKTÖRÜN ŞAMPİYONU OLDU

FERRERO FINDIK, 375 MİLYON DOLARI AŞAN İHRACATLA SEKTÖRÜN ŞAMPİYONU OLDU Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 2025 yılı “İlk 1000 İhracatçı Araştırması”nda Ferrero Fındık, 375 milyon doları aşan dış satımıyla “Fındık ve Mamulleri Sektör Birincisi” olurken Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan firmalar arasında 70’inci sırada yer aldı. Şirketin ihracattaki başarısının yanında üretici eğitimi, iyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, sosyal koşullar ve onarıcı tarıma yönelik çalışmalarının önümüzdeki dönemde daha geniş üretici kesimlerine ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren firmalarının belirlendiği TİM İlk 1000 İhracatçı Araştırması’nın 2025 yılı sonuçları, İstanbul’da düzenlenen “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni”nde açıklandı. Araştırma sonuçlarına göre Ferrero Fındık, 2025 yılında gerçekleştirdiği 375 milyon doların üzerindeki ihracatla fındık ve mamulleri sektörünün ihracat şampiyonu oldu. Şirket, Türkiye genel sıralamasında ise 70’inci basamakta yer aldı. TİM, İlk 1000 İhracatçı Araştırması’nı her yıl Türkiye’nin en yüksek ihracat hacmine ulaşan şirketlerini sektörler ve genel sıralama üzerinden belirlemek amacıyla yayımlıyor. (TİM) ÖDÜLÜ BAMSİ AKIN ALDI Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla, TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende Ferrero Fındık’ın sektör birinciliği ödülü, şirketin Genel Müdürü Bamsı Akın’a Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından takdim edildi. Bamsı Akın, elde edilen başarının yalnızca ihracat rakamlarından ibaret olmadığını belirterek şirketin Türkiye’deki fındık değer zincirinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik uzun vadeli çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti. Akın, bini aşkın çalışan ve tedarikçilerle birlikte Türk fındık sektörü için değer üretmeye odaklandıklarını, daha sürdürülebilir, dayanıklı ve rekabetçi bir yapı oluşturulması amacıyla sektörün bütün paydaşlarıyla iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. TÜRK FINDIĞINI DÜNYADAKİ FERRERO TESİSLERİNE TAŞIYOR Ferrero Fındık, Türkiye’den tedarik ettiği ve işlediği fındığı Ferrero Grubu’nun farklı ülkelerdeki üretim tesislerine gönderiyor. Türk fındığı; grubun çikolata, şekerleme ve fındık bazlı ürünlerinde kullanılan temel ham maddeler arasında bulunuyor. Ferrero Hazelnut Company, fındık değer zincirinin üretim, tedarik, işleme, kalite kontrolü ve pazara ulaştırma aşamalarında faaliyet gösterdiğini, yüksek kaliteli ve sorumlu biçimde tedarik edilmiş fındık için çalışmalar yürüttüğünü belirtiyor. (ferrerohazelnutcompany.com) Şirketin Türkiye’deki sanayi faaliyetlerinin bugünkü yapısı, Ferrero Grubu’nun 2014 yılında Oltan Gıda’yı satın almasının ardından şekillendi. Bu süreçte fındığın kırılması, işlenmesi, seçilmesi, mamul ve yarı mamul hâle getirilmesine yönelik kapasite ile ihracat bağlantıları güçlendirildi. Ferrero’nun 2023 yılında yaptığı açıklamada, Düzce fabrikasının yenilenmesi için 80 milyon avroluk yatırım planlandığı ve Türkiye’deki toplam yatırımın o tarihe kadar 130 milyon avroya ulaştığı belirtilmişti. (Ferrero) FERRERO DEĞERLİ TARIM PROGRAMI 2012’DEN BU YANA SÜRÜYOR Ferrero Fındık’ın Türkiye’deki sürdürülebilirlik çalışmalarının merkezinde, 2012 yılından bu yana uygulanan Ferrero Değerli Tarım Programı yer alıyor. Program kapsamında fındık üretiminin yalnızca hasat miktarı üzerinden değil; bahçe bakımı, toprak sağlığı, ürün kalitesi, izlenebilirlik, çalışma koşulları ve çevresel etkileriyle birlikte ele alınması amaçlanıyor. Ferrero, Karadeniz Bölgesi’ndeki saha ekipleri aracılığıyla üreticilerle doğrudan çalıştığını ve programı sivil toplum kuruluşları ile yerel paydaşlarla iş birliği içinde yürüttüğünü bildiriyor. (Ferrero) Ferrero Değerli Tarım Programı üç temel başlık üzerine kuruluyor: İnsan hakları ve sosyal uygulamalar Çevrenin korunması ve sürdürülebilirlik Tedarikçi şeffaflığı ve izlenebilirlik Bu başlıklar, şirketin fındık tedarik zincirine ilişkin taahhütlerini içeren Ferrero Fındık Bildirgesi’nin de temelini oluşturuyor. (ferrerohazelnutcompany.com) ÜRETİCİYE BAHÇE BAKIMI VE VERİMLİLİK DESTEĞİ Program kapsamında üreticilere budama, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele, hasat planlaması, kurutma, ürün kalitesinin korunması ve iş sağlığı ile güvenliği gibi alanlarda saha eğitimleri veriliyor. Bu çalışmalarla birim alandan daha kaliteli ürün alınması, üretim maliyetlerinin kontrol altına alınması ve bahçelerin değişen iklim koşullarına karşı daha dayanıklı hâle getirilmesi hedefleniyor. Ferrero’nun Karadeniz Bölgesi’nde oluşturduğu model bahçelerde farklı tarımsal uygulamalar üreticilere uygulamalı olarak gösteriliyor. Şirketin açıkladığı verilere göre 2017 yılından itibaren oluşturulan 52 model bahçede iyi tarım uygulamaları ve verimlilik çalışmaları yürütüldü. Samsun’daki model bahçe uygulamaları da fındık sektörünün modernizasyonuna yönelik çalışmaların bir parçası olarak hayata geçirildi. (ferrerohazelnutcompany.com) ONARICI TARIM VE TOPRAK SAĞLIĞI ÖNE ÇIKIYOR Ferrero Fındık’ın çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarında son yıllarda onarıcı tarım yaklaşımı öne çıkıyor. Bu yaklaşımda toprağın yalnızca üretim yapılan bir alan olarak görülmemesi; organik madde miktarının korunması, erozyonun azaltılması, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, suyun daha verimli kullanılması ve bahçe ekosisteminin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Şirket, Ferrero Değerli Tarım Programı kapsamında onarıcı tarım uygulamalarının faydalarını üreticilere gösterecek saha faaliyetleri yürüttüğünü ve tam izlenebilir, daha sürdürülebilir bir fındık tedarik zinciri oluşturmayı hedeflediğini açıklıyor. (ferrerohazelnutcompany.com) İZLENEBİLİRLİK VE TEDARİKÇİ ŞEFFAFLIĞI Fındığın hangi bölgeden, hangi üretici veya tedarik zincirinden geldiğinin kayıt altına alınması, gıda sektöründe kalite ve güvenliğin yanı sıra sosyal ve çevresel risklerin yönetilmesi açısından da önem taşıyor. Ferrero, fındık tedarik zincirinde izlenebilirliği artırarak ürünün üretim alanından işleme tesisine kadar takip edilebilmesini, tedarikçilerin belirlenen standartlara uyumunun denetlenmesini ve sorun görülen alanlarda iyileştirici çalışmalar yapılmasını hedefliyor. Şirketin sürdürülebilir fındık politikası; üreticilerin ve yerel toplulukların gelişmesi, tarım işçilerinin haklarının korunması, çocuk işçiliği riskinin azaltılması ve sorumlu tedarik ilkelerinin uygulanması başlıklarını da kapsıyor. Ferrero, Türkiye’deki fındık tedarik zincirinde çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riskinin sistemli ve çok paydaşlı çalışmalar gerektirdiğini kabul ediyor. (Ferrero) İHRACAT BAŞARISI ÜRETİM SAHASINDAKİ GELİŞİMLE TAMAMLANMALI Ferrero Fındık’ın 375 milyon doları aşan ihracatla sektör birincisi olması, Türk fındığının dünya çikolata ve gıda sanayisindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Ancak sektörün kalıcı biçimde güçlenmesi için ihracat hacminin yanında üreticinin gelirinin yükseltilmesi, yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, mekanizasyon olanaklarının geliştirilmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yaygınlaştırılması, kurutma standartlarının iyileştirilmesi, mevsimlik tarım işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarının geliştirilmesi ile fındığın daha yüksek katma değerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle Ferrero Fındık’ın iyi tarım, model bahçe, izlenebilirlik, sosyal sorumluluk ve onarıcı tarım çalışmalarını Giresun başta olmak üzere fındık üretilen bütün illerde daha fazla üreticiye ulaştırarak sürdürmesi, elde edilen ihracat başarısının üretim sahasına, çiftçiye ve bölge ekonomisine daha güçlü biçimde yansımasına katkı sağlayacaktır. Ferrero Fındık’ın 375 milyon doları aşan ihracatının ürün ve ülke bazındaki ayrıntıları açıklanmazken, şirketin dış satımının büyük bölümünü Türkiye’de tedarik edilen doğal ve kavrulmuş iç fındık ile çikolata ve şekerleme sanayisinde kullanılan işlenmiş, kıyılmış, püre ve diğer yarı mamul fındık ürünlerinin oluşturduğu değerlendiriliyor. Trabzon, Düzce ve İzmit’teki tesislerde işlenen Türk fındığı, Ferrero Grubu’nun dünyanın farklı ülkelerindeki üretim merkezlerine gönderilerek grubun çikolata ve şekerleme ürünlerinde kullanılıyor. Türk fındığının dünya pazarındaki değerini artıracak, üreticinin emeğini koruyacak, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği güçlendirecek çalışmaların kesintisiz biçimde devam etmesini diliyoruz.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ÇİZECEK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, güçlenen sanayi bağlantıları, teknik danışmanlık ağı, fidanlık yatırımları, bitki sağlığı çözümleri ve işleme teknolojileriyle yeni bir eşiğe geldi. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticiden sanayiye, bilim insanından teknoloji firmalarına kadar fındık zincirinin bütün aktörlerini aynı masada buluşturacak. Şili, Avrupa fındığında artık yalnızca büyüyen bir üretici ülke değil; teknik kapasitesini geliştiren, sanayi bağlantılarını güçlendiren, fidanlık altyapısını kuran, hasat sonrası işleme teknolojilerine yatırım yapan ve küresel pazarla daha doğrudan ilişki kuran yeni bir fındık gücü olarak öne çıkıyor. Bu yükselişin en önemli buluşmalarından biri olan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Şili’nin Los Ángeles kentinde, Casa Laura ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Program, 09.30 ile 15.00 saatleri arasında düzenlenecek. PlanetNuts’un güncel duyurusuyla yeniden gündeme gelen etkinlik, “fındık ağacını yeniden başrole taşıyan” bir teknik ve ticari buluşma olarak hazırlandı. Organizasyon; üreticileri, danışmanları, şirketleri, fidanlıkları, araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve sektör liderlerini Şili Avrupa fındığının geleceğini tartışmak üzere bir araya getirecek. Etkinliğin ana teması, Şili’nin fındıkta ulaştığı büyüme seviyesinden sonra artık nasıl daha kaliteli, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir üretim modeline geçeceği üzerine kuruluyor. FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ: ŞİLİ Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda dikkat çeken Şili, dikim alanlarını artırmanın ötesinde, sektörün bütün zincirini yeniden kuran bir model geliştiriyor. Bu modelde yalnızca bahçe kurmak ya da üretim miktarını büyütmek yok; doğru fidan, doğru çeşit, sağlıklı bahçe yönetimi, bitki sağlığı, hastalık kontrolü, besleme programı, hasat sonrası işleme, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve ihracat bağlantısı aynı anda ele alınıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026 bu nedenle klasik bir tarım toplantısı değil. Etkinlik, Şili fındığının büyüme sonrası dönemde hangi teknik, ticari ve stratejik başlıklara odaklanacağını gösterecek geniş kapsamlı bir sektör platformu niteliği taşıyor. Şili’nin fındıkta geldiği nokta, küresel piyasa açısından da önem taşıyor. Dünya fındık piyasasında Türkiye hâlâ ana üretici ülke konumunu korurken, Şili’nin planlı ve teknoloji odaklı büyümesi, rekabetin artık yalnızca rekolte miktarıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Yeni dönemde rekabet; verimlilik, kalite standardı, ürün sağlığı, sanayi kapasitesi, sürdürülebilirlik, üretici-sanayi ilişkisi, işleme teknolojisi ve pazar disiplini üzerinden şekilleniyor. LOS ÁNGELES’TE TEKNİK VE TİCARİ BULUŞMA PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün farklı aktörlerini aynı çatı altında toplayacak. Etkinlik alanı olarak belirlenen Casa Laura, üreticiler, danışmanlar, akademisyenler, şirket temsilcileri ve sanayi aktörleri için teknik bilgi paylaşımının yapılacağı bir merkez haline gelecek. Programda Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin temel sorunları, yeni fırsatları ve önümüzdeki yıllarda sektörün karşı karşıya kalacağı rekabet başlıkları ele alınacak. Etkinlikte özellikle şu konuların öne çıkması bekleniyor: Avrupa fındığında verimlilik artışı, bahçe yönetimi, hastalık ve zararlı baskısı, bitki besleme, iklim değişikliğine uyum, fidan kalitesi, hasat sonrası işleme kapasitesi, kalite sınıflandırması, paketleme teknolojileri, sanayi bağlantıları, üretici deneyimleri ve ihracat perspektifi. Bu başlıklar, Şili fındığının artık yalnızca tarımsal üretim alanında değil, aynı zamanda küresel gıda ve sanayi zinciri içinde de daha güçlü bir konuma yerleşmek istediğini gösteriyor. KONUŞMACILAR: ÜRETİM, SANAYİ VE BİTKİ SAĞLIĞI AYNI MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın açıklanan ilk konuşmacıları, etkinliğin yönünü de ortaya koyuyor. Programda Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco ve fitopatolog-akademisyen Ernesto Moya yer alacak. Gabriel Aguilar’ın katılımı, toplantının üretici uygulamaları, bahçe yönetimi, sezon içi karar alma süreçleri ve verimlilik başlıklarına güçlü biçimde odaklanacağını gösteriyor. Aguilar’ın sahaya dayalı danışmanlık perspektifi, üreticilerin karşılaştığı pratik sorunların teknik zeminde değerlendirilmesini sağlayacak. Camilo Scocco’nun AgriChile Genel Müdürü olarak programda yer alması ise etkinliğin yalnızca üretim tekniğiyle sınırlı kalmayacağını ortaya koyuyor. Scocco’nun katılımı, Şili fındığında sanayi kapasitesi, ürün alımı, işleme altyapısı, ihracat bağlantıları, üretici-sanayi ilişkisi ve küresel pazar boyutunun da gündemde olacağını gösteriyor. Ernesto Moya’nın fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle etkinlikte yer alması, bitki sağlığı başlığının programın en kritik bölümlerinden biri olacağını ortaya koyuyor. Avrupa fındığında hastalık baskısı, patojenler, odun hastalıkları, kök ve dal sağlığı, koruyucu uygulamalar ve sürdürülebilir mücadele yöntemleri Şili üreticileri için giderek daha önemli hale geliyor. Bu üç konuşmacı profili birlikte değerlendirildiğinde, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın üç temel eksene oturduğu görülüyor: sahada verimli üretim, sanayiyle güçlü bağlantı ve hastalıklara karşı bilimsel mücadele. ÜRETİCİ MASASI: SAHADAKİ GERÇEK DENEYİM MERKEZE ALINIYOR Etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri de teknik üretici paneli olacak. Bu panelde üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon içinde karşılaştıkları sorunları, aldıkları sonuçları ve edindikleri deneyimleri sektörle paylaşacak. Bu yaklaşım, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca akademik sunumlarla ya da şirket tanıtımlarıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Üretici masası, doğrudan sahadan gelen deneyimi merkeze alarak teknik tartışmayı daha gerçekçi bir zemine taşıyacak. Çünkü Avrupa fındığında başarı, artık sadece dikim alanını büyütmekle elde edilmiyor. Bahçede yapılan budama, sulama, bitki besleme, hastalık takibi, zararlı mücadelesi, soğuklanma izleme, hasat zamanı belirleme ve maliyet kontrolü gibi kararlar, ürünün verimini ve kalitesini doğrudan etkiliyor. Üretici masasında paylaşılacak saha deneyimleri, danışmanlar ve şirketler için de önemli bir veri alanı oluşturacak. Hangi uygulamanın sahada karşılık bulduğu, hangi teknik çözümün üreticinin sorununu azalttığı, hangi risklerin yeni sezonda daha fazla öne çıkacağı bu bölümde daha görünür hale gelecek. SPONSORLAR FINDIK ZİNCİRİNİN TAMAMINI GÖSTERİYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsor yapısı, etkinliğin kapsamını açık biçimde ortaya koyuyor. Sponsorlar yalnızca bir tanıtım listesi değil; Şili fındık sektörünün hangi alanlarda büyüdüğünü, hangi teknolojilere ihtiyaç duyduğunu ve hangi başlıklarda profesyonelleştiğini gösteren önemli bir veri niteliği taşıyor. Açıklanan sponsorlar arasında Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalar yer alıyor. Bu yapı, fındıkta üretimden pazara uzanan bütün zincirin gündeme taşındığını gösteriyor. Teknik danışmanlık, biyoteknoloji, bitki besleme, biyoçözümler, ürün koruma, fidanlık, işleme teknolojileri, otomasyon, kalite sınıflandırması, kalibrasyon, paketleme ve izlenebilirlik başlıkları etkinliğin ana omurgasını oluşturuyor. TRINUTS: BAHÇE YÖNETİMİ VE TEKNİK DANIŞMANLIK Trinuts’un sponsorlar arasında yer alması, etkinliğin üretici sahasına güçlü biçimde odaklanacağını gösteriyor. Fındık, ceviz, badem ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık yapan şirket, üreticilere bahçe koşullarına göre uyarlanmış çözümler sunuyor. Trinuts’un yaklaşımı, Şili fındığında teknik danışmanlığın artık tamamlayıcı değil, doğrudan üretim başarısını belirleyen bir unsur haline geldiğini ortaya koyuyor. Bahçe verimliliği, kârlılık, saha gözlemi, budama programı, besleme stratejisi ve sezon yönetimi gibi başlıklar, profesyonel danışmanlıkla birlikte daha sistemli hale geliyor. Fındıkta yeni dönemin üreticisi artık yalnızca toprağa fidan diken kişi değil; teknik veriyle karar alan, maliyetini izleyen, verimini ölçen ve kalite standardını yöneten profesyonel bir tarımsal aktör haline geliyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL KAYNAKLI TARIMSAL GİRDİLER Fitotecnología’nın programa dahil olması, Şili fındık sektöründe biyoteknoloji ve doğal kaynaklı tarımsal girdilerin önem kazandığını gösteriyor. Şirket, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli çözümler üzerine çalışan yapısıyla dikkat çekiyor. Bu başlık, Avrupa fındığında sürdürülebilir üretim tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma ve çevreyle uyumlu tarımsal girdiler, özellikle iklim baskısının arttığı ve üretim maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde daha stratejik hale geliyor. Şili’nin bu alandaki ilgisi, fındıkta geleceğin yalnızca daha fazla kimyasal kullanımıyla değil, daha doğru, daha ölçülü ve daha sürdürülebilir girdi yönetimiyle kurulacağını gösteriyor. PACK-MAN: HASAT SONRASI İŞLEMEDE TEKNOLOJİ HAMLESİ Pack-Man’in sponsorlar arasında yer alması, Şili fındığında hasat sonrası işleme kapasitesinin stratejik bir konu haline geldiğini gösteriyor. Üretim miktarı büyüdükçe, ürünün yalnızca bahçeden alınması yeterli olmuyor; kurutma, ayıklama, sınıflandırma, paketleme ve sanayiye uygun hale getirme süreçleri de aynı ölçüde önem kazanıyor. Pack-Man’in meyve ve kuru yemiş işleme teknolojilerindeki uzmanlığı, Şili fındığının sanayiyle entegrasyon sürecinde daha fazla teknolojiye ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Fındıkta değer artık yalnızca dalda değil; hasattan sonra ürünün nasıl işlendiği, nasıl sınıflandırıldığı ve pazara hangi standartla sunulduğu aşamada oluşuyor. UPL: ÜRÜN KORUMA, BİTKİ BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLER UPL’nin etkinlikte yer alması, ürün koruma ve bitki sağlığı başlığının Şili fındık sektörünün merkezinde olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte tarım çözümleri geliştiren şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle üreticilere destek sunuyor. Avrupa fındığında hastalık ve zararlı baskısı, iklim değişkenliğiyle birlikte daha karmaşık hale geliyor. Bu nedenle üreticilerin yalnızca sezon sonunda değil, sezon boyunca bitki sağlığını izleyen ve önleyici yaklaşımı güçlendiren sistemlere yönelmesi gerekiyor. UPL’nin programdaki varlığı, Şili fındık sektöründe verim istikrarı, bitki dayanıklılığı ve sürdürülebilir koruma stratejilerinin daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. ROVENSA NEXT CHILE: SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE BİYOÇÖZÜMLER Rovensa Next Chile’nin sponsorluğu, Avrupa fındığında biyolojik çözümler ve sürdürülebilir üretim arayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Biyostimülantlar, biyogübreler, biyokontrol ürünleri ve adjuvantlar gibi başlıklar, modern meyvecilikte giderek daha fazla önem kazanıyor. Şili’nin fındıkta büyüme stratejisi, yalnızca üretim miktarını artırmaya değil, bu üretimin çevresel ve ekonomik açıdan sürdürülebilir olmasına da odaklanıyor. Bu nedenle biyoçözümler, fındıkta yeni dönemin önemli rekabet araçlarından biri haline geliyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA: BESLEME TEKNOLOJİLERİ ÖNE ÇIKIYOR FertiGlobal ve Fertiamerica’nın sponsor yapısında yer alması, bitki besleme teknolojilerinin etkinliğin önemli başlıklarından biri olacağını gösteriyor. Avrupa fındığında verim ve kalite, toprağın genel durumu kadar bitkinin doğru dönemde doğru besin maddesine ulaşabilmesiyle de yakından ilişkili. FertiGlobal’in biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanındaki çalışmaları, Fertiamerica’nın ise bu teknolojileri Şili üreticisine ulaştıran yapıdaki rolü, fındıkta modern besleme yaklaşımının önemini artırıyor. Yeni dönemde yüksek verim, yalnızca daha fazla gübre kullanmakla değil; bitkinin ihtiyacını doğru okumak, stresi azaltmak ve besleme programını bilimsel veriye göre kurmakla mümkün olacak. SUMITOMO CHEMICAL CHILE: ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL ÜRETKENLİK Sumitomo Chemical Chile’nin programa dahil olması, ürün koruma ve tarımsal üretkenlik başlıklarını daha da güçlendiriyor. Küresel tarım teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketin kimyasal ve biyolojik çözümleri birlikte ele alan yaklaşımı, fındıkta hastalık ve zararlı yönetiminin çok boyutlu hale geldiğini gösteriyor. Fındık bahçelerinde üretim maliyetlerinin yükseldiği, iklim risklerinin arttığı ve kalite beklentilerinin daha sıkı hale geldiği bir dönemde ürün koruma çözümleri, doğrudan üretici gelirini etkileyen bir faktör haline geliyor. ANAGRA: BİTKİ BESLEME, ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL TEKNOLOJİ Anagra’nın sponsorluğu, Şili fındığında geniş kapsamlı tarımsal çözüm sağlayıcılarının rolünü ortaya koyuyor. Bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknoloji başlıklarını birlikte ele alan şirket, üreticinin yalnızca tek bir soruna değil, bütün üretim sürecine çözüm aradığını gösteriyor. Bu durum, Şili fındık sektöründe profesyonelleşmenin hızlandığını ortaya koyuyor. Üretici artık yalnızca ürün satan firmalarla değil, bütün sezonu planlayan teknik çözüm ortaklarıyla çalışmak istiyor. UNITEC: KALİTE SINIFLANDIRMASI, KALİBRASYON VE PAKETLEME UNITEC’in sponsorlar arasında yer alması, Şili fındığında hasat sonrası kalite yönetiminin kritik hale geldiğini gösteriyor. Meyve, kuru yemiş ve sebze işleme teknolojilerindeki uluslararası deneyimiyle tanınan şirket, kalite sınıflandırması, kalibrasyon, paketleme ve izlenebilirlik alanlarında çözüm üretiyor. Bu başlık, fındıkta küresel pazar için hayati önemdedir. Çünkü ihracat pazarında ürün yalnızca miktarıyla değil; homojenliği, kalibresi, temizliği, standardı, izlenebilirliği ve işlenebilirliğiyle değer kazanıyor. Dünya fındık ticaretinde gelecek, yalnızca ürünü yetiştirenlerin değil; ürünü doğru sınıflandıran, doğru işleyen ve doğru pazara doğru standartla sunanların olacak. POINT CHILE: AGROKİMYA, BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE SAHA DESTEĞİ Point Chile’nin PlanetNuts Day Avellanos sponsorları arasında yer alması, fındıkta saha destekli ürün koruma ve besleme yaklaşımının önem kazandığını gösteriyor. Agrokimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümlerinden oluşan portföyüyle şirket, üreticilere farklı üretim koşullarına göre çözüm sunuyor. Şili’nin farklı tarım bölgelerinde teknik ekiplerle sahada bulunması, fındıkta danışmanlık ve ürün çözümünün birlikte ilerlediğini gösteriyor. Artık üretici, yalnızca ürün almak değil; ürünü ne zaman, nasıl ve hangi stratejiyle kullanacağını da bilmek istiyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO: KALİTELİ FİDAN VE YENİ BAHÇE KURULUMU Castaño Austral Vivero’nun programa dahil edilmesi, Şili fındık sektöründe fidanlık ve kaliteli bitki üretiminin stratejik önemini ortaya koyuyor. Avrupa fındığında uzun vadeli başarı, bahçenin kurulduğu ilk günden başlıyor. Doğru fidan materyali, sağlıklı kök yapısı, uygun çeşit seçimi, hastalıksız bitki üretimi ve bölge koşullarına uyumlu bahçe kurulumu, gelecek yılların verimini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle fidanlık başlığı, yalnızca yeni dikim yapan üreticiler için değil, sektörün genel rekabet gücü için de kritik hale geliyor. Kalitesiz fidanla kurulan bir bahçe, yıllar boyunca düşük verim, hastalık riski ve ekonomik kayıp anlamına gelebiliyor. ALICAHUE İLE GENİŞLEYEN PARTNER AĞI PlanetNuts’un güncel duyurularında Alicahue’nin genel partner ağına katıldığı da açıklandı. Alicahue’nin ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimi, PlanetNuts’un yalnızca fındıkta değil, daha geniş sert kabuklu meyve ekosisteminde de iş birliği ağını büyüttüğünü gösteriyor. Bu gelişme, PlanetNuts Day Avellanos’un doğrudan etkinlik sponsorluğu listesiyle karıştırılmamalı. Ancak sektör açısından bakıldığında, sert kabuklu meyvelerde bilgi, teknoloji, üretici ağı ve pazar deneyiminin giderek daha entegre hale geldiği görülüyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ: BUDAMA, SOĞUKLANMA VE HASTALIK RİSKİ PlanetNuts’un güncel teknik paylaşımlarında kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıkıyor. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira’nın değerlendirmelerinde kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğu vurgulanıyor. Bu başlık, Avrupa fındığında sezon başarısının yalnızca hasat döneminde değil, kış aylarında alınan teknik kararlarla başladığını gösteriyor. Kış budaması, odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi ve düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması, yeni dönemin en kritik teknik başlıkları arasında yer alıyor. Bu tablo, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel bir sektör toplantısı değil; üreticinin günlük bahçe kararlarını doğrudan ilgilendiren teknik bir platform olduğunu gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FINDIKTA OYUNU DEĞİŞTİRİYOR Şili fındık sektörünün önündeki en önemli risklerden biri de iklim değişikliği. Çiçeklenme düzeni, soğuklanma ihtiyacı, su yönetimi, hastalık baskısı, zararlı popülasyonu, verim dalgalanması ve hasat kalitesi, iklim değişkenliğinden doğrudan etkileniyor. Bu nedenle Şili’nin yeni dönem fındık stratejisinde yalnızca üretim alanı büyümesi değil, iklim risklerine karşı teknik uyum da önem kazanıyor. Fındıkta iklim baskısı, özellikle soğuklanma ihtiyacı ve çiçeklenme senkronizasyonu açısından kritik sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış zamanda gelen sıcaklık değişimleri, yetersiz soğuklanma, düzensiz çiçeklenme veya hastalık baskısındaki artış, bahçe verimini ve kaliteyi doğrudan etkiliyor. Şili’nin teknik toplantılarında bu başlıkların öne çıkması, sektörün geleceğe dönük riskleri şimdiden masaya yatırdığını gösteriyor. ŞİLİ MODELİ: BÜYÜME SONRASI PROFESYONELLEŞME DÖNEMİ Şili’de Avrupa fındığı artık büyüme döneminden profesyonelleşme dönemine geçiyor. Bu yeni dönemde mesele yalnızca kaç hektar bahçe kurulduğu değil; bu bahçelerin nasıl yönetileceği, hangi verim düzeyine ulaşacağı, hangi kalite standardını yakalayacağı ve küresel pazara nasıl entegre olacağıdır. Şili modeli, fındıkta şu başlıkları aynı anda güçlendirmeye çalışıyor: Kaliteli fidan üretimi, teknik danışmanlık, bitki sağlığı, biyolojik çözümler, ürün koruma, modern bitki besleme, hasat sonrası işleme, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik, sanayi bağlantısı ve ihracat disiplini. Bu başlıklar, dünya fındık piyasasında geleceğin rekabet eksenini de gösteriyor. Üretim miktarı hâlâ önemli olmakla birlikte, artık tek başına yeterli değil. Pazar, daha standart, daha izlenebilir, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir ürün talep ediyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ UYARI Şili’nin fındıkta planlı biçimde büyümesi, Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye dünya fındığında ana üretici ülke konumunu koruyor; ancak küresel rekabetin niteliği değişiyor. Artık mesele yalnızca “kim daha çok fındık üretiyor?” sorusu değildir. Asıl rekabet, ürünün hangi kalitede üretildiği, nasıl işlendiği, hangi standartla pazara sunulduğu, üreticinin ne kadar kazandığı, sanayinin nasıl yapılandığı ve ülkenin fındıkta nasıl bir marka değeri oluşturduğu üzerinden şekilleniyor. Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Giresun fındığı, kendine özgü aroması, coğrafi kimliği, eğimli arazilerde emek yoğun üretim yapısı ve kalite farkıyla sıradan bir emtia gibi değerlendirilmemelidir. Giresun kalite fındığının en büyük riski, dünya piyasasında ortalama fiyat mantığı içinde eritilmesidir. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’ye ve özellikle Giresun’a şu gerçeği hatırlatıyor: Kalite yalnızca söylemle korunmaz. Kalite; üretici geliri, bahçe yenileme, teknik danışmanlık, işleme altyapısı, kalite sınıflandırması, coğrafi işaret bilinci, markalaşma, izlenebilirlik ve sürdürülebilir piyasa politikasıyla korunur. FINDIKTA GELECEK REKABETİ: BAHÇEDEN PAZARA TAM ZİNCİR Dünya fındık piyasasında yeni dönem, bahçeden pazara kadar uzanan tam zincir yönetimiyle şekilleniyor. Bir ülkenin üretim alanını artırması önemli olabilir; ancak asıl değer, o ürünün nasıl yönetildiği ve pazara nasıl sunulduğuyla ortaya çıkıyor. Şili, Avrupa fındığında bu zinciri kurmaya çalışıyor. Üretici eğitimleri, teknik paneller, sektör buluşmaları, fidanlık yatırımları, işleme teknolojileri, ürün koruma şirketleri, biyoçözüm sağlayıcıları ve sanayi temsilcileri aynı ekosistemin parçaları haline geliyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, yalnızca Şili’de yapılacak bir teknik toplantı olarak okunmamalıdır. Etkinlik, dünya fındık rekabetinde yönün nereye gittiğini gösteren bir işaret fişeğidir. PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026 SEKTÖRÜN NABZINI TUTACAK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik ve ticari model kuracağını gösterecek en önemli buluşmalardan biri olacak. Gabriel Aguilar’ın üretici odaklı teknik danışmanlık perspektifi, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar bağlantısı, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı ve hastalık yönetimi yaklaşımı, sponsor firmaların üretimden işlemeye uzanan geniş teknik kapasitesiyle birleştiğinde, etkinlik Avrupa fındığında yeni rekabet döneminin ana hatlarını ortaya koyacak. Şili, fındıkta artık yalnızca büyüdüğünü değil, bu büyümeyi teknoloji, bilgi, kalite ve sanayi bağlantısıyla yönetmek istediğini gösteriyor. Bu nedenle PlanetNuts Day Avellanos 2026, sadece bir etkinlik takvimi değil; Şili fındığının dünya pazarında daha güçlü, daha görünür ve daha organize bir aktör olma iradesinin sahaya yansımasıdır. Türkiye ve Giresun açısından bakıldığında ise bu gelişme, fındıkta rehavete yer olmadığını gösteriyor. Dünya değişiyor, üretim haritası genişliyor, teknoloji hızlanıyor, kalite standartları yükseliyor. Fındıkta gelecek; yalnızca rekolte açıklayanların değil, kaliteyi yönetenlerin, üreticiyi koruyanların, sanayiyi planlayanların, pazarı okuyanların ve coğrafi değerini markaya dönüştürenlerin olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin Şili’deki en güçlü vitrini olarak 13 Ağustos’ta Los Ángeles’te sektörün karşısına çıkacak.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE YAPILACAK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, büyüyen teknik danışmanlık ağı, güçlenen sanayi bağlantıları, fidanlık yatırımları, ürün koruma çözümleri, bitki besleme sistemleri, işleme teknolojileri ve sürdürülebilir üretim arayışıyla yeni sezonun en kapsamlı sektör buluşmalarından birine hazırlanıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, fidanlıkları, tedarikçileri, ihracatçıları, araştırmacıları, sanayi şirketlerini ve sektör temsilcilerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te bir araya getirecek. FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ: ŞİLİ Avrupa fındığında dünya pazarındaki ağırlığını artıran Şili, artık yalnızca üretim alanlarını genişleten bir ülke değil; teknik altyapısı, sanayi bağlantıları, sürdürülebilir üretim arayışı ve teknoloji odaklı tarımsal modeliyle küresel rekabette daha görünür hale gelen bir aktör olarak öne çıkıyor. PlanetNuts’un “Chile, potencia avellanera” başlığıyla duyurduğu PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yükselişin teknik, ticari ve stratejik boyutlarını masaya taşıyacak. Etkinlik; bahçe yönetimi, verimlilik, hastalık kontrolü, bitki besleme, biyostimülasyon, fidanlık, kaliteli bitki üretimi, işleme teknolojileri, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve küresel pazar bağlantıları gibi başlıkları aynı zeminde buluşturacak. Organizasyon, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Casa Laura, Los Ángeles’te 09.30-15.00 saatleri arasında yapılacak. Bilet satışları Welcu üzerinden açıldı. Program, bahçeleri ve tarımsal işletmeleri için daha doğru karar almak isteyen üreticilere, danışmanlara ve sektör profesyonellerine teknik bilgi, saha deneyimi ve stratejik değerlendirme sunmayı hedefliyor. ÜRETİCİ, DANIŞMAN, ARAŞTIRMACI VE ŞİRKETLER AYNI MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026, klasik bir seminerin ötesinde, Şili fındık sektörünün bütün zincirini kapsayan bir buluşma olarak hazırlanıyor. Programda üreticiler, danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, araştırmacılar, işleme teknolojisi firmaları, bitki besleme şirketleri, ürün koruma sağlayıcıları, biyolojik çözüm firmaları ve sektör liderleri aynı platformda yer alacak. Bu yapı, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin artık tek boyutlu bir büyüme süreci olmadığını gösteriyor. Yeni dönemde yalnızca daha fazla dikim alanı değil; doğru fidan materyali, sağlıklı bahçe kurulumu, verimli üretim, hastalık ve zararlı baskısına karşı koruma, sürdürülebilir girdi kullanımı, hasat sonrası işleme kapasitesi, kaliteye göre sınıflandırma ve pazara standart ürün sunma kabiliyeti de belirleyici hale geliyor. KONUŞMACILAR BELLİ OLDU PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk konuşmacıları Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya olarak açıklandı. Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman olarak programda yer alacak. Aguilar’ın katılımı; bahçe yönetimi, hasat başarısı, sezon içi karar alma süreçleri, üretici uygulamaları ve verimliliği korumaya dönük teknik başlıkların toplantının ana eksenlerinden biri olacağını gösteriyor. Camilo Scocco, AgriChile Genel Müdürü unvanıyla etkinlikte konuşacak. Scocco’nun programa dahil edilmesi, Şili fındığının yalnızca üretim tekniğiyle değil; sanayi kapasitesi, tedarik zinciri, işleme altyapısı, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri açısından da değerlendirileceğine işaret ediyor. Ernesto Moya ise fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle programda yer alacak. Moya’nın katılımı; bitki sağlığı, hastalık yönetimi, patojen baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin toplantının teknik gündeminde güçlü biçimde yer alacağını ortaya koyuyor. ÜRETİCİLER TEKNİK MASADA SAHA DENEYİMİNİ AKTARACAK Etkinlikte teknik üretici masası da düzenlenecek. Bu bölümde üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon boyunca karşılaştıkları sorunları, öğrendikleri dersleri ve elde ettikleri sonuçları sektörle paylaşacak. Bu format, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca uzman sunumlarıyla değil, doğrudan sahadan gelen üretici deneyimiyle de şekillendiğini gösteriyor. Çünkü verim, kalite, hastalık kontrolü, budama, sulama, bitki besleme, iklim baskısı, maliyet yönetimi ve hasat başarısı artık doğrudan bahçe ölçeğinde alınan kararlarla belirleniyor. Üretici masası, danışmanlar, firmalar, araştırmacılar ve sanayi temsilcileri için de önemli bir gözlem alanı olacak. Bu sayede hangi teknik çözümün sahada karşılık bulduğu, hangi risklerin üreticiyi zorladığı ve yeni sezonda hangi uygulamaların daha fazla önem kazanacağı daha net görülecek. SPONSORLAR FINDIKTA BÜTÜN ZİNCİRİ MASAYA TAŞIYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026 için açıklanan sponsorlar, etkinliğin yalnızca bir üretici buluşması olmadığını; bahçe yönetiminden bitki sağlığına, fidanlık ve kaliteli bitki üretiminden biyoçözümlere, işleme teknolojilerinden ürün korumaya, bitki besleme sistemlerinden kalite sınıflandırma, paketleme ve izlenebilirliğe kadar genişleyen bir sektör platformu olarak hazırlandığını gösterdi. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero’nun sponsorlar arasında yer alması, Şili fındık sektöründe üretimden sanayiye uzanan bütün zincirin teknik ve ticari gündeme taşındığını ortaya koyuyor. TRINUTS: TEKNİK DANIŞMANLIK VE BAHÇE YÖNETİMİ Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Şirket, fındık, ceviz, badem ve kestane alanlarında teknik danışmanlık ve üretim süreçleri üzerine çalışan yapısıyla öne çıkıyor. 30 yılı aşkın tarımsal deneyime sahip Trinuts, çok disiplinli ekibiyle üreticilere bahçe koşullarına göre uyarlanmış teknik çözümler sunuyor. Şirketin çalışma alanı; bahçe verimliliği, üretim etkinliği, kârlılık, saha danışmanlığı ve üreticiye özel strateji geliştirme başlıklarında yoğunlaşıyor. Trinuts’un programa dahil edilmesi, 2026 buluşmasında bahçe yönetimi, verimlilik, teknik danışmanlık ve üretim süreçlerinin güçlü biçimde işleneceğini gösteriyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL KAYNAKLI GİRDİLER Fitotecnología, Maule Bölgesi çıkışlı bir Şili şirketi olarak sponsorlar arasında yer aldı. Şirket, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli doğal kaynaklı tarımsal girdiler geliştirme alanında çalışıyor. Fitotecnología’nın iştigal alanları arasında biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri bulunuyor. Bu sponsorluk, 2026 buluşmasında bitki sağlığı, besleme verimliliği, biyolojik temelli tarımsal girdiler ve sürdürülebilir üretim başlıklarının daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. PACK-MAN: İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE OTOMASYON Pack-Man, meyve ve kuru yemiş işleme teknolojileri alanındaki uzmanlığıyla sponsorlar arasında açıklandı. Şirket, 10 yılı aşkın deneyimiyle özel projeler, yüksek seviyeli ekipman, otomasyon çözümleri ve uzman teknik servis hizmetleri geliştiriyor. Pack-Man’in programa katılması, Şili fındık sektöründe hasat sonrası işleme kapasitesinin stratejik bir başlık haline geldiğini gösteriyor. Üretim miktarı büyüdükçe, kalite standardını koruyacak, işleme hızını artıracak ve sanayi kapasitesini güçlendirecek teknolojilere duyulan ihtiyaç da artıyor. UPL: ÜRÜN KORUMA, BİTKİ BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLER UPL, tarım çözümleri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlerden biri olarak PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle daha verimli, sürdürülebilir ve dayanıklı üretim modellerini destekliyor. UPL’nin OpenAg yaklaşımı, iş birliği ve inovasyon yoluyla üreticilere geleceğe hazırlıklı tarım araçları sunmayı hedefliyor. Bu çerçeve, Şili fındık sektöründe bitki dayanıklılığı, iklim baskısına uyum, ürün sağlığı ve verim istikrarı başlıklarını güçlendiriyor. ROVENSA NEXT CHILE: BİYOÇÖZÜMLER VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarım için biyoçözümler alanındaki küresel yapısıyla sponsorlar arasında yer aldı. Şirketin portföyünde biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlar bulunuyor. Rovensa Next Chile’nin katılımı, Şili fındık sektöründe biyolojik çözümler, kalite, verimlilik, çevresel sürdürülebilirlik ve bitki sağlığı başlıklarının daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA: BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİ FertiGlobal ve Fertiamerica da sponsorlar arasında açıklandı. FertiGlobal, biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanında uzmanlaşmış uluslararası bir şirket olarak tanıtıldı. Fertiamerica ise FertiGlobal’in Şili’deki resmi distribütörü ve iş ortağı olarak bu teknolojileri Şilili üreticilere ulaştırıyor. Bu yapı, Avrupa fındığında modern bitki besleme, verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik başlıklarını güçlendiriyor. SUMITOMO CHEMICAL CHILE: ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL ÜRETKENLİK Sumitomo Chemical Chile, ürün koruma ve tarımsal üretkenlik çözümleriyle programa dahil oldu. Küresel ölçekte tarımsal inovasyon alanında faaliyet gösteren şirket, kimyasal ve biyolojik teknolojileri birleştirerek daha verimli ve sürdürülebilir üretimi destekliyor. Şirketin AgroSolutions bölümü, üreticilere verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarında çözüm araçları sunuyor. Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorluğu, toplantının bitki sağlığı, ürün koruma, verimlilik ve gıda güvenliği hattını güçlendirdi. ANAGRA: BİTKİ BESLEME, ÜRÜN KORUMA VE BİYOSTİMÜLASYON Anagra, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Tarım sektöründeki geniş geçmişiyle tanıtılan şirket, bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknolojiler alanındaki kapsamlı çözümleriyle programa dahil oldu. Anagra, daha verimli ve sürdürülebilir tarım için üreticilere stratejik iş ortağı olarak konumlanıyor. Şirketin teknik destek ve yenilikçi tarımsal uygulamalara dönük yaklaşımı, yüksek verimli meyveciliğin gelişimine katkı sağlayan başlıklar arasında yer alıyor. UNITEC: İŞLEME, SINIFLANDIRMA, KALİBRASYON VE PAKETLEME UNITEC, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. 100 yılı aşkın deneyime sahip şirket, meyve, kuru yemiş ve sebzelerin işlenmesi, kalite sınıflandırması, kalibrasyonu ve paketlenmesine yönelik yenilikçi teknolojiler geliştiren küresel bir referans olarak tanıtıldı. UNITEC’in çözümleri, agro-gıda sektöründe verimlilik, izlenebilirlik ve kaliteyi artırmaya odaklanıyor. Şirketin programa dahil edilmesi, 2026 buluşmasının hasat sonrası süreçler, kalite standardı, izlenebilirlik, kalibrasyon, paketleme ve agro-gıda teknolojileri boyutunu güçlendirdi. POINT CHILE: AGROKİMYA, BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE BESLEME ÇÖZÜMLERİ Point Chile de PlanetNuts Day Avellanos’un sponsorları arasına katıldı. Yaklaşık 40 yıllık geçmişe sahip şirket, tarım çözümleri geliştirme alanındaki deneyimiyle etkinlikte yer alacak. Point Chile; agro kimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümlerinden oluşan geniş portföyüyle tanıtıldı. Şirketin, Şili’nin başlıca tarım bölgelerinde görev yapan teknik ekibiyle üreticilere sahada destek sunduğu belirtildi. Point Chile’nin sponsorluğu, PlanetNuts Day Avellanos’un ürün koruma, biyolojik çözümler, bitki besleme, teknik danışmanlık ve tarımsal inovasyon başlıklarını daha da güçlendirdi. Şirketin kalite, yenilik ve üreticiye teknik eşlik yaklaşımı, Şili’de Avrupa fındığı sektörünün daha verimli, sürdürülebilir ve profesyonel bir üretim modeline yöneldiğini gösteriyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO: FİDANLIK VE KALİTELİ BİTKİ ÜRETİMİ Castaño Austral Vivero da PlanetNuts Days Avellano 2026’nın sponsorları arasına katıldı. Şirket, Avrupa fındığı sektörüne yönelik kaliteli bitkilerin geliştirilmesi ve üretimi alanındaki çalışmalarıyla etkinlikte yer alacak. Castaño Austral Vivero’nun programa dahil edilmesi, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca mevcut bahçelerin yönetimiyle değil, yeni bahçe tesisinden başlayarak kaliteli fidan, doğru çeşit seçimi, verimli bahçe kurulumu ve uzun vadeli üretim projeksiyonu üzerinden ele alındığını gösteriyor. Şirketin teknik deneyimi ve sektörün büyümesine katkı sunan yaklaşımı, PlanetNuts Days Avellano 2026’nın fındık endüstrisinde bilgi, deneyim ve fırsat paylaşımını güçlendiren bir platform olarak hazırlandığını ortaya koyuyor. Fidanlık ve kaliteli bitki üretimi başlığı, bu katılımla birlikte toplantının önemli teknik gündemlerinden biri haline geldi. ALICAHUE GENEL PARTNER AĞINA KATILDI PlanetNuts’un güncel duyurularında Alicahue de yeni genel partner olarak açıklandı. Alicahue, ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimiyle PlanetNuts’un partner ağına katıldı. Bu duyuru, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın doğrudan sponsor listesine yazılacak bir etkinlik sponsorluğu değil; PlanetNuts’un sert kabuklu meyve sektöründeki genel iş birliği ağını genişlettiğini gösteren ayrı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ SAHAYI ÖNE ÇIKARDI PlanetNuts’un güncel teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıktı. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira, kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Rivadeneira’nın değerlendirmesinde odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı stratejik bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi, düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması ve siyanamid kullanımının bölge koşullarına göre önceden değerlendirilmesi öne çıktı. Bu başlıklar, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel sektör değerlendirmesi değil, üreticinin sahadaki günlük kararlarını doğrudan ilgilendiren teknik bir platform olarak hazırlandığını gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SOĞUKLANMA RİSKİ GÜNDEMDE PlanetNuts’un güncel akışında meyveciliği etkileyen iklim değişikliklerine dikkat çekilmesi, Avrupa fındığında yeni dönemin önemli risk başlıklarından birini ortaya koydu. İklim baskısı; çiçeklenme, soğuklanma, hastalık baskısı, su yönetimi, bitki besleme, verim dalgalanması ve hasat kalitesi üzerinde doğrudan etkili oluyor. Şili fındık sektörü 70 bin hektarı aşan dikim alanıyla büyürken, iklim değişkenliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı daha güçlü bir teknik yönetim süreci gerektiriyor. ŞİLİ MODELİ BÜYÜME SONRASI DÖNEME GEÇİYOR Şili’de Avrupa fındığı üretimi büyürken sektörün gündemi yalnızca yeni dikim alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Bahçe yönetimi, budama, soğuklanma takibi, hastalık ve zararlı baskısı, bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma, işleme kapasitesi, otomasyon, kalite standardı, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve ihracat bağlantıları yeni dönemin ana başlıkları arasında yer alıyor. Bu tablo, Şili fındık sektörünün artık yalnızca üretim artışı üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Yeni dönemin gündemi; üretimin nasıl yönetileceği, kalitenin nasıl korunacağı, hastalık baskısının nasıl azaltılacağı, sürdürülebilir girdilerin nasıl kullanılacağı, işleme kapasitesinin nasıl artırılacağı, ürünün nasıl sınıflandırılıp paketleneceği ve küresel pazarda kalıcı konumun nasıl kurulacağı üzerinden şekilleniyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN STRATEJİK UYARI Şili’nin Avrupa fındığında 70 bin hektarı aşan dikim alanı, güçlü teknik danışmanlık ağı, fidanlık yapısı, ürün koruma şirketleri, biyoçözüm sağlayıcıları, işleme teknolojileri, bitki besleme sistemleri, kalite sınıflandırma altyapısı ve sanayi bağlantılarıyla büyümesi Türkiye açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici konumunu koruyor; ancak küresel rekabet artık yalnızca üretim miktarıyla belirlenmiyor. Verimlilik, kalite standardı, işleme kapasitesi, sürdürülebilirlik modeli, üretici geliri, markalaşma, izlenebilirlik ve pazara erişim aynı anda önem kazanıyor. Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yüksek işçilik maliyetiyle üretilen Giresun kalite fındığının aroma, coğrafi nitelik, emek yoğunluğu ve kalite farkı ortalama fiyat mantığı içinde eritilmemeli. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’nin kendi kalite standardını, kendi sürdürülebilirlik modelini, kendi üretici odaklı piyasa düzenini ve kendi markasını daha güçlü kurması gerektiğini gösteriyor. Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil; hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kalite standardı, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, stok yönetimi, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve coğrafi kimlik farkıyla da belirleniyor. PLANETNUTS GÜNÜ SEKTÖRÜN YÖNÜNÜ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik ve ticari model kuracağını gösterecek önemli buluşmalardan biri olacak. Etkinlik, üreticiden sanayiye, bitki sağlığından biyoçözümlere, fidanlık ve kaliteli bitki üretiminden işleme teknolojilerine, paketlemeden küresel pazara kadar Avrupa fındığında yeni rekabet döneminin ana başlıklarını aynı zeminde toplayacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı perspektifi; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero’nun sponsor yapısıyla birleştiğinde, 2026 toplantısı Şili fındığında üretimden pazara uzanan bütün zinciri kapsayan güçlü bir sektör gündemine dönüşüyor. Şili, Avrupa fındığında büyümesini artık yalnızca rakamlarla değil; teknik kapasite, kaliteli fidan üretimi, sürdürülebilirlik, kalite, işleme teknolojisi, izlenebilirlik ve küresel pazar hedefleriyle birlikte anlatıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin en net göstergelerinden biri olacak. KAYNAKÇA PlanetNuts resmi sosyal medya duyuruları; PlanetNuts Day Avellanos 2026 etkinlik bilgileri; Welcu etkinlik kayıtları; konuşmacı duyurusu; teknik üretici masası açıklaması; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal/Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile, Castaño Austral Vivero ve Alicahue’ye ilişkin güncel PlanetNuts paylaşımları; Şili Avrupa fındığı sektörüne ilişkin açık kaynak verileri.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.