Hava Durumu

#Verimlilik

giresunsonhaber - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Haber

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ

GİRESUN’DA BİTKİSEL ÜRETİM VE BİTKİ SAĞLIĞI İÇİN 2026 YOL HARİTASI BELİRLENDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda, il ve ilçe müdürlüklerinde bitkisel üretim ve bitki sağlığı alanında görev yapan teknik personelin katılımıyla kapsamlı bir değerlendirme ve planlama toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılı çalışmaları mercek altına alınırken, 2026 yılına ilişkin uygulama takvimi ve hedefler netleştirildi. Toplantının açılışında konuşan İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, tarımsal üretimde verimlilik, sürdürülebilirlik ve kayıtlılığın artırılmasının öncelikli hedefler olduğunu vurguladı. Yılmaz, özellikle zararlı organizmalarla mücadele, planlı üretim modeli ve destekleme mekanizmalarının etkin uygulanmasının yeni dönemin temel başlıklarını oluşturduğunu ifade etti. Kahverengi Kokarca ile Mücadele Öncelikli Gündem Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri, son yıllarda Karadeniz tarımı açısından ciddi tehdit oluşturan kahverengi kokarca zararlısına karşı yürütülen mücadele çalışmaları oldu. İl genelinde yürütülen sürveyler, biyoteknik ve kimyasal mücadele yöntemleri ile saha eğitimleri değerlendirildi. 2026 yılı için uygulanacak eylem planında erken uyarı, üretici bilgilendirmesi ve entegre mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması öne çıktı. Bitkisel Üretimde Planlı Dönem Tarımsal Üretimin Planlanması Yönetmeliği çerçevesinde Giresun’da yürütülen bitkisel üretim planlaması da toplantının ana gündem maddeleri arasındaydı. İl bazlı ürün deseninin iklim, toprak yapısı ve pazar koşullarına göre şekillendirilmesi; arz fazlası ve fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmesi açısından kritik görülüyor. Teknik personel, sahadaki uygulamalar ve üretici yönlendirmeleri hakkında bilgi paylaştı. Organik Tarım ve Kayıt Sistemleri Masada Organik tarım mevzuatı kapsamında il ve ilçe müdürlüklerinin görevleri, kapalı ortamda yürütülen Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi (KOBÜKS) uygulamaları ve TAKE Projesi kapsamındaki çalışmalar da ele alındı. Özellikle kontrollü üretim alanlarının artırılması ve kayıt dışılığın azaltılması yönünde atılacak adımlar değerlendirildi. Tohumculuk, Bitki Pasaportu ve Denetimler Tohumculuk mevzuatı kapsamında yürütülen yetkilendirme ve denetim faaliyetleri, 2025 yılı uygulamaları ışığında gözden geçirildi. Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin kayıt altına alınması ve bitki pasaportu uygulamalarının etkinleştirilmesi konularında teknik sunumlar yapıldı. Operatör kayıtlarının güncellenmesi ve izlenebilirliğin artırılması, 2026 hedefleri arasında yer aldı. ÇKS ve Desteklemelerde Güncel Durum Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerinin doğruluğu, destekleme başvurularında yaşanan sorunlar ve saha kontrolleri de toplantıda gündeme geldi. Üreticilerin desteklerden eksiksiz yararlanabilmesi için kayıtların güncel tutulmasının önemi vurgulandı. Bitki Koruma Ürünleri ve E-Reçete Takvimi Bitki Koruma Ürünlerinin toptan ve perakende satışı ile depolanmasına ilişkin mevzuat uygulamaları, denetimler ve yeni dönemde yürürlüğe girecek uygulama takvimi ayrıntılı biçimde ele alındı. BKÜ E-Reçete sistemi ve üretici kayıt defteri uygulamalarını içeren B-Reçete sisteminin sahadaki işleyişi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri teknik personel tarafından paylaşıldı. Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirme ile sona erdi. Yetkililer, 2026 yılında daha planlı, kayıtlı ve sürdürülebilir bir bitkisel üretim yapısının oluşturulması için sahadaki teknik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Tarımın geleceği biraz da veri, planlama ve disiplin işi; doğa sürprizlerle dolu ama hazırlıklı olanın kaybı daha az oluyor.

Bal Isıtma Ceketi 16. Türkiye Arıcılık Fuarı’nda Sergilendi Haber

Bal Isıtma Ceketi 16. Türkiye Arıcılık Fuarı’nda Sergilendi

Macaristan'ın İhracatı Özendirme Ajansı HEPA Türkiye'nin desteğiyle CAADEX–SİMECS iş birliği sonucu geliştirilen bal ısıtma ceketi, 16. Türkiye Arıcılık Fuarı'nda tanıtıldı. Türkiye arıcılık sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan 16. Türkiye Arıcılık Fuarı, 16–18 Ocak 2026 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde, SİMECS Group’un ana sponsorluğunda gerçekleştirildi ve yoğun katılım sağlandı. Arı sağlığı, bal ve arı ürünleri teknolojileri, modern kovan sistemleri ve profesyonel arıcılık ekipmanları gibi konular ağırlıklı olup, Azerbaycan, Özbekistan, Sırbistan, Bulgaristan, Kosova, Bosna-Hersek ve Lübnan’dan uluslararası ziyaretçileri ağırlayarak güçlü iş birlikleri ve etkileşimleri güçlendirdi. Arıcılıkta Daha İyi Verim ve Kalite Sağlayan Teknoloji Macaristan merkezli CAADEX firmasının, Türkiye dahil olmak üzere 8 ülkede faaliyet gösteren distribütörü SİMECS Group ile birlikte geliştirdiği bal ısıtma ceketi, SİMECS standında sektör profesyonellerinin ilgisine sunuldu. Balda kristalleşme ve donmanın sebep olduğu kalite ve verim kayıplarını engellemeye yönelik bu yenilikçi teknoloji; sürdürülebilir üretim, enerji tasarrufu ve ürün kalitesinin korunması açısından ilgi çekti. Türk ve Macar İş Birliğiyle Ar-Ge Vizyonu HEPA Türkiye, etkinlik boyunca SİMECS standında yer alarak ürünün tanıtımı ve iletişim stratejisine katkıda bulundu. HEPA Türkiye’nin sektörel bilgi birikimi ve uluslararası iş birliklerini geliştirme çabası, Türk–Macar ortaklığının Ar-Ge ve yenilikçilik perspektifini ön plana çıkardı. Bu katılım, tarım ve gıda teknolojilerinde yenilikçi çözümlerin doğru ortaklarla buluşturulması ve uluslararası iş ilişkilerinin ilerletilmesi adına önemli bir fırsat oluşturdu. HEPA Türkiye, gelecekte de tarım, hayvancılık ve gıda teknoloji alanlarında katma değer yaratan projeleri desteklemeye, uluslararası firmalar ile Türkiye pazarı arasında köprü kurmaya devam edecektir. Agroexpo 2026'da Macaristan'ın Güçlü Temsiliyeti HEPA Türkiye, 3-7 Şubat 2026 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek olan 21. Agroexpo Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na Macaristan Pavyonu ile katılım göstereceğini açıkladı. Toplamda 8 Macar firması tarafından temsil edilecek olan ülkede; tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik yüksek teknoloji çözümleri, yenilikçi üretim yöntemleri, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı uygulamalar sergilenecek. Agroofeed, Dronefiller, Humikal, Hupro, Livestocker, Myrazonit, Tolnagro ve Weedeye gibi firmaların katkılarıyla Macaristan Pavyonu, iki ülke arasında ticari ve teknolojik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlarken, sektör profesyonellerine gelecek tarım konsepti hakkında ilham verecek bir vizyon sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Haber

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV

GİRESUNLU MÜHENDİSE ANKARA’DA STRATEJİK GÖREV Ezgi Kutlu Aldağ, TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü oldu Giresun’un yetiştirdiği nitelikli insan kaynağına bir başarı hikâyesi daha eklendi. Giresun Fen Lisesi mezunu Endüstri Mühendisi Ezgi Kutlu Aldağ, Türkiye’nin enerji altyapısında kritik bir rol üstlenen Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürü olarak görevlendirildi. Eğitimden Sanayiye, Sanayiden Kamu Yönetimine 2011 yılında Giresun Fen Lisesi’nden mezun olan Aldağ, lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Üniversite eğitimi süresince üretim, kalite ve süreç yönetimi alanlarında uzmanlaşan Aldağ, Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları Hyundai Assan ve Pirelli’de mühendislik stajları yaparak sahaya dayalı deneyim kazandı. Özel sektörde Kalite Mühendisi olarak görev alan Aldağ, bu süreçte verimlilik, standartlaşma, raporlama ve organizasyonel koordinasyon alanlarında önemli tecrübeler edindi. TEDAŞ’ta 9 Yıllık Kurumsal Birikim 2017 yılında TEDAŞ Genel Müdürlüğü bünyesine katılan Aldağ, yaklaşık 9 yıl boyunca farklı teknik ve idari görevlerde bulundu. Kurumun işleyişine, mevzuatına ve karar alma mekanizmalarına hâkimiyetiyle öne çıkan Aldağ, 2024 Eylül ayında Başmühendis unvanını aldı. Bu süreçte yalnızca teknik üretim alanlarında değil; kurum içi koordinasyon, planlama ve üst yönetime hazırlık süreçlerinde de aktif rol üstlendi. Özel Kalem Müdürlüğü Neden Kritik? TEDAŞ Genel Müdürlüğü Özel Kalem Müdürlüğü; Genel Müdürlük makamının idari ve kurumsal koordinasyonunu, Kurum içi ve kurumlar arası yazışma süreçlerini, Üst düzey toplantı, gündem ve protokol organizasyonlarını, Stratejik bilgi akışının düzenli ve sağlıklı biçimde yürütülmesini kapsayan yüksek sorumluluk gerektiren bir görev alanı olarak biliniyor. Ezgi Kutlu Aldağ’ın bu göreve atanması, TEDAŞ’ta kurumsal hafızaya dayalı liyakat anlayışının güçlendiği şeklinde yorumlanıyor. Giresun’dan Ankara’ya Uzanan Bir Başarı Aldağ’ın ataması, Ankara’daki Giresunlu bürokratlar arasında da memnuniyetle karşılandı. Eğitimde fırsat eşitliği, teknik donanım ve kamu hizmeti bilincinin birleştiği bu kariyer çizgisi, genç mühendisler için de örnek bir profil olarak değerlendiriliyor.

ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇAMOLUK’TA ÇİFTÇİYE CEVİZ, BADEM VE DAMLA SULAMA DESTEĞİ Haber

ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇAMOLUK’TA ÇİFTÇİYE CEVİZ, BADEM VE DAMLA SULAMA DESTEĞİ

ŞEBİNKARAHİSAR VE ÇAMOLUK’TA ÇİFTÇİYE CEVİZ, BADEM VE DAMLA SULAMA DESTEĞİ: “TARIMDA VERİMLİLİK YENİDEN FİLİZLENİYOR” Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) İdaresi Başkanlığınca finanse edilen “Kabuklu Meyve Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi”, kırsal ilçelerde yeni bir üretim dalgası başlattı. Proje kapsamında Şebinkarahisar ve Çamoluk’taki çiftçilere toplam 2.632 adet sertifikalı ceviz, 150 adet sertifikalı badem fidanı ve damla sulama sistemleri dağıtıldı. Yeni Bahçeler Kuruluyor İl ve ilçe müdürlüklerinde görevli teknik personelin gözetimiyle: Şebinkarahisar’da 34 dekar ceviz, 3 dekar badem ve Çamoluk’ta 60 dekar ceviz bahçesinin kurulumu yapılacak. Bu yeni bahçeler, birkaç yıl içinde hem çiftçinin cebine hem de bölgenin kırsal ekonomisine güçlü bir katkı sağlayacak. Damla Sulama Sistemi Nedir? Çiftçiye Ne Faydası Var? Damla sulama, suyu doğrudan bitkinin kök bölgesine ileten modern bir sulama yöntemi. Yani suyu tarlaya serpip buharlaşmaya bırakmak yerine, her bitkiye “hassas bir musluk” tanımlamak gibi bir teknoloji. Peki, bölgeye ve çiftçiye getirisi ne? 1. Su Tasarrufu Suyun her damlası bitkiye gider; boşa akma, buharlaşma, yüzey akışı olmaz. Bu da özellikle yaz aylarında altın değerinde. 2. Verimde Artış Bitki ihtiyacı olan suyu düzenli aldığı için: Daha hızlı gelişir Meyve tutumu güçlenir Kalite artar Ceviz ve badem gibi suya duyarlı türlerde sonuçlar çok belirgindir. 3. İşçilik Azalır Saatlerce sulama yapmak yerine sistem vanadan yönetilir. Çiftçi zamanını bakım, budama ve diğer işlere ayırabilir. 4. Erozyon ve Toprak Kaybı Önlenir Yüzeyi aşındıran salma sulamaya göre toprak yerinde kalır. Bu durum özellikle Çamoluk ve Şebinkarahisar’ın eğimli arazilerinde büyük avantaj sağlar. 5. Gübre ve İlaçta Ekonomiklik Damla sulama sistemi gübrelemeyi de kontrollü yapabilir. Hem tasarruf hem daha etkili besleme sağlar. “Bu Proje Bölgeye Yeni Bir Ekonomik Soluk Getirecek” İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, fidanların tamamının sertifikalı olmasına özellikle dikkat etti. Çünkü bu, hem hastalıklara dayanıklılık hem yüksek verim hem de uzun ömürlü bahçeler anlamına geliyor. Yetkililer, önümüzdeki birkaç yıl içinde: Daha yüksek ceviz ve badem üretimi Geliri daha yüksek bahçeler Genç çiftçinin tarıma dönüşü Kırsalda ekonomik canlanma beklendiklerini ifade ediyor. Kısacası, bugün dağıtılan her ceviz ve badem fidanı, birkaç yıl sonra Giresun’un kırsalında güçlü bir üretim ağacına dönüşecek. Damla sulama sistemi de bu ağacın gizli motoru olacak.

Çalışanların ruh sağlığı alarm veriyor Haber

Çalışanların ruh sağlığı alarm veriyor

Küresel çapta modern iş hayatına dair ortaya çıkan sorunlar, çalışanların ruh sağlığını derinden etkiliyor. Stres, tükenmişlik hissi, sürekli performans baskısı, savaştan kaynaklı sorunlar, ekonomik belirsizlikler ve iş-özel yaşam arasındaki dengesizlik, verimliliği yok eden başlıca unsurlar arasında sıralanıyor. OnlyHR 3. İstanbul Sempozyumu, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi'nin katkılarıyla, bu önemli konular üzerinde tartışmalar gerçekleştirdi. İSTANBUL (İGFA) - Sempozyumda konuşma fırsatı bulan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel ile bilim ve etik kurulu üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün, katılımcıları bilimsel gerçekler ışığında önemli konularda bilgilendirdi: “Ruh sağlığına yapılan yatırım, iş yerinde artan verimlilik olarak geri döner ve bu dönüş çok daha güçlü olur.” Prof. Dr. Kültegin Ögel: “Baş edilemeyen stres tükenmişliğe yol açar” Prof. Dr. Kültegin Ögel, iş hayatının kişinin tüm yaşam alanlarını doğrudan etkiler hale geldiğini belirtirken, modern çalışanların sadece iş yükü karşısında değil, aynı zamanda kaygı, performans baskısı, öfke, hiperaktivite ve şehir yaşamının ağır stres yükü ile de mücadele ettiğini işaret etti. Ögel, bireyin iş ve özel yaşantısındaki dengenin korunmasının kritik öneme sahip olduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullandı: “İş yaşamındaki stres bir ölçüde kaçınılmazdır ancak zamanında yönetilmediğinde tükenmişliğe zemin hazırlanır. Erken dönemde psikolojik yardımların alınması konusunda çekimser olunmamalı. Damgalanma korkusu başvuru sürecini geciktiriyor ve sorunların büyümesine neden oluyor.” Ögel ayrıca çalışanlar arasında hızla yükselen sanal kumar bağımlılığı tehlikesine dikkat çekerek, özellikle beyaz yakalılar arasında bu durumun daha belirgin hale geldiğini aktardı. Bağımlılığın iş performansı ve aile yapısı üzerinde zararlar doğurduğunu belirten Ögel, Türkiye’de bu meseleye yönelik derinlemesine araştırmaların yapılması gerektiğini söyledi. Sempozyumda söz alan bir diğer isim Prof. Dr. Bedirhan Üstün, sağlıklı çalışan psikolojisinin ancak doğru şekilde dizayn edilmiş kurumsal yapılar ile sürdürülebileceğini belirterek şirketlere şu çağrıda bulundu: “Problemler ortaya çıkmadan koruyucu ruh sağlığı politikaları geliştirilmelidir.” Üstün, etkin iletişim, adalet duygusu, eşitlik ve saygının çalışanların motivasyonu üzerinde belirgin katkılar sunduğuna işaret etti: “Çalışanların kişilik haklarına saygı gösterilmeyen ortamda, kişiler işlerinden kopar; bu da kaçınılmaz olarak tükenmişlik, depresyon ve verim kaybı doğurur.” HER 100 ÇALIŞANDAN EN AZ 20’Sİ İŞ YERİNDE DEPRESYON RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA Kişilerin mutsuzluğunun üretimi aksattığını, hatalara ve verim kayıplarına yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Bedirhan Üstün, “Toplumlarda var olan yoksulluk, yaşam zorlukları insanları zaten aşağıya çekerken, iş yerindeki baskılar, kişileri adeta bir robot gibi hissetmelerine neden oluyor. Zaten doğrudan robotların yerimizi alacağı endişesi de mevcut. Bu durumlar insanları depresyona sürükleyebiliyor. Araştırmalarımız gösteriyor ki her 100 çalışandan en az 20’si depresyona aday hale geliyor. Bu da iş gücü kaybına zemin hazırlıyor. İnsanların birer iş beygiri gibi çalışmaları değil, anlamlı ve katkı sağlayan üretim yapmaları temel amacım. Amerika, Hindistan, Çin gibi ülkelerde bu konuda birçok proje yürüttük ve Türkiye’de de benzer programlar uygulanmalı” dedi. Prof. Dr. Üstün; “Sektörlerin çalışanların ruh sağlığına sadece sembolik değil, gerçek anlamda özen göstermesi, ve onları dikkate alan bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Depresyon, bireysel bir mesele olmanın ötesinde dış etkenler tarafından da tetiklenir. Dünya her geçen gün daha da zorlaşıyor: Ekonomik koşullar, iş güvencesizliği, işsizlik, robotların gelişi, çatışma durumları ve ekonomik kriz olasılıkları. Bu karamsarlık, en güçlü olanları dahi etkileyebilir. Kendi yurt dışı yaşamımda üç kez depresyona girdim ve bunların ikisi iş yeri meselelerinden kaynaklanıyordu, ki bu durumlar aslında engellenebilirdi. Depresyon kötü bir şey değil; Nietzsche’nin de belirttiği gibi, bazen iyi bir sonuçla çıkış, kişiyi güçlendirir. Ancak o süreç boyunca yaşadıklarımı tekrar yaşamak istemem. Bilgisayara boş boş bakıyordum ve o da bana bakıyordu. Bu nedenle ülke bütününde, sektörel anlamda, kurumlarca uygulanacak sistemlerin bu tür etkilerden koruma sağlaması gerekiyor. Birinin depresyona girmesi, tıpkı bir grip hastalığı, böbrek rahatsızlığı veya kol kırılması gibi bedensel sağlık sorunları düzeyinde ele alınmalıdır.” Ekonomik belirsizliklerin çalışanlar üzerindeki etkisini artırdığına dikkat çeken Üstün, iş kaybı korkusunun yorgunluk, uyku sorunları ve depresyona yol açabilen bir tabloya neden olduğunu vurguladı. Harvard Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalardan elde edilen bulguları paylaşan Prof. Dr. Üstün, şirketler için çarpıcı bir veri sundu: “Depresyon daha başlamadan erken teşhis ve destek sağlanırsa, yapılan yatırım en az dört kat kazanç olarak geri döner. Beklenmeyen kazançlarla bu oranı otuz kata kadar çıkarabiliyor.” Bu nedenle ruh sağlığına yapılan yatırımların kesinlikle bir “maliyet kalemi” değil, kurumsal devamlılığın olmazsa olmaz bir parçası olduğunu belirtti. Psikolojik Destek Şirket Standartlarına Dahil Edilmeli Sempozyumdan alınan ortak mesaj: “Psikolojik destek bir seçenek değil, zorunluluktur.” Uzmanların gözlemlerine göre iş yerlerinde: * İş ve özel yaşam arasında denge sağlanması, * Damgalanmadan korunarak ruhsal destek sağlanması, * Çalışanların destek almaya teşvik edilmesi, * Önleyici kurumsal politikaların geliştirilmesi kurumların başarı elde etmek istediği alanların başında geliyor. Ruh sağlığına yapılan her yatırım şu şekillerde doğrudan fayda sağlar: * Çalışan bağlılığını artırır, * İş gücü kayıplarını önler, * Verimliliği artırır, * Kurumsal sürdürülebilirlik güvencesi sağlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.