Hava Durumu

#Türk Ocağı

giresunsonhaber - Türk Ocağı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Ocağı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

O GÜN GENÇLER ONU DURDURDU, BUGÜN KADINLAR MARŞLARLA ANDI Haber

O GÜN GENÇLER ONU DURDURDU, BUGÜN KADINLAR MARŞLARLA ANDI

ATATÜRK’ÜN GİRESUN’DAKİ 102 YILLIK İZİ: O GÜN GENÇLER ONU DURDURDU, BUGÜN KADINLAR MARŞLARLA ANDI Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Eylül 1924’te Giresun’a gelişinin üzerinden 102 yıl geçti. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’nin düzenlediği anma yürüyüşünde Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu’nun çaldığı marşlar, 1924’te gençler ile Mustafa Kemal Paşa arasında yaşanan tarihî buluşmayı yeniden hatırlattı. Çünkü 102 yıl önce Mustafa Kemal’i Giresun sokaklarında durduranlar da Bilgi Yurdu’nun gençleriydi. Giresun Belediyesi Başkan Vekili Erkan Hacak’ın da katıldığı yürüyüşte Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu gösterileriyle 19 Eylül’ün coşkusunu Giresun sokaklarına taşıdı. Ancak bu yılki yürüyüşün taşıdığı tarihî anlam, yalnızca Atatürk’ün Giresun’a geliş yıldönümüyle sınırlı değil. Atatürk Araştırma Merkezi uzmanı İbrahim Baş’ın çalışması, 19 Eylül 1924’te yaşananları; karşılamadan Bilgi Yurdu’ndaki konuşmaya, devlet dairelerindeki görüşmelerden sıradan bir kayıkçının sorununa kadar ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. HAMİDİYE İLE KARADENİZ’E ÇIKTI Mustafa Kemal Paşa’nın Giresun ziyareti, 1924 sonbaharında gerçekleştirdiği geniş kapsamlı yurt gezisinin bir parçasıydı. 29 Ağustos’ta Dumlupınar’a hareket eden Mustafa Kemal, 30 Ağustos’ta Meçhul Asker Abidesi’nin temelini attı ve Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ikinci yıldönümünde halka seslendi. Ardından Bursa’ya geçti; eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyetle 12 Eylül’de Mudanya’dan Hamidiye Kruvazörü’ne binerek Karadeniz seyahatine başladı. 15 Eylül’de Trabzon’a ulaştı. Bu sırada 13 Eylül’de Erzurum’da meydana gelen deprem nedeniyle Erzurum’a gitmek istiyordu. Ancak Trabzon ve Rize’den Erzurum’a araçla geçilebilecek uygun bir yol bulunmadığından Ankara’dan Samsun’a araç gönderilmesi planlandı. Mustafa Kemal Paşa da Rize’den sonra Giresun ve Ordu üzerinden Samsun’a, oradan Erzurum’a geçecek güzergâhı izledi. GİRESUN ONU BİR HAFTADIR BEKLİYORDU 18 Eylül’de Rize’den hareket eden Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım ve beraberindeki heyet, 19 Eylül 1924 sabahı Giresun’a ulaştı. Giresun ise bu ziyarete günler öncesinden hazırlanmıştı. Kaynaklara göre halk yaklaşık bir haftadır Mustafa Kemal Paşa’yı bekliyordu. Sabahın erken saatlerinden itibaren Giresun caddeleri ve liman vatandaşlarla doldu. Hamidiye Kruvazörü’nden Mustafa Kemal ve beraberindekileri kıyıya taşıyacak kayıklar hazırlandı ve süslendi. Bando yerini aldı, özel bir karşılama heyeti oluşturuldu. Karşılama heyeti Hamidiye’ye kadar giderek Mustafa Kemal Paşa’yı Giresun’a davet etti. KIYIYA ÇIKTIĞINDA KURBAN KESİLDİ Mustafa Kemal Paşa Giresun kıyısına çıktığında kendisi için kurban kesildi. Karşılama heyetinde bulunanlar tek tek takdim edildi. İlk önemli durak Giresun Belediyesi olacaktı. Mustafa Kemal Paşa Belediye yönünde ilerlemeye başladığında Mithat Paşa Oteli’nin köşesinden itibaren bekleyen halk büyük bir coşkuyla kendisini karşıladı. Dönemin kayıtlarına göre Giresunlular: “Yaşa büyük halaskâr!” nidalarıyla Mustafa Kemal Paşa’yı alkışladı. Güzergâh üzerinde esnaf teşkilatları, ilçe belediyelerinin temsilcileri, memurlar, Zabıtan Cemiyeti ile Orta Mektep’in müdür ve öğretmenleri sıralanmıştı. Bilgi Yurdu gençleri de karşılama sesleriyle meydana ayrı bir hareketlilik kazandırıyordu. BELEDİYEDEN ÇIKTI, İKİ GİRESUNLU GENÇ YOLUNU KESTİ Mustafa Kemal Paşa, Giresun Belediyesi’nde bir süre dinlendikten sonra Hükûmet Konağı yönüne hareket etti. İşte Giresun tarihinin en dikkat çekici anlarından biri tam bu sırada yaşandı. Mustafa Kemal Paşa Bilgi Yurdu’nun önüne geldiğinde Süreyya ve Sırrı isimli iki genç önüne çıkarak kendisini durdurdu. Gençler, Dr. Necdet Otoman’ın hazırladığı konuşmanın okunması için izin istedi. Mustafa Kemal Paşa kabul etti. “HOŞ GELDİN PAŞA… KAÇ GÜNDÜR SİZİ BEKLİYORUZ” Dr. Necdet Otoman’ın konuşması sıradan bir karşılama metni değildi. Sözlerine: “Hoş Geldin Paşa. Bilgi Yurdu namına sizi selamlarım. Kaç gündür sizi bekliyoruz.” diye başladı. Ardından Dumlupınar’a ve Giresunlu şehitlere uzanan son derece duygusal bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal Paşa’ya Dumlupınar’dan gelip gelmediğini, oradaki şehitleri görüp görmediğini soruyor; ardından: “İçlerinde bizim Yeşil Giresun’dan da kimse var mı idi?” diyordu. Konuşmanın devamında Millî Mücadele, Sakarya ve Dumlupınar üzerinden Cumhuriyet’e bağlılık vurgulanıyordu. Bilgi Yurdu gençlerinin verdiği mesaj açıktı: “Cumhuriyet bir taht ise biz gençler onun sehpasıyız. Biz kırılmadıktan sonra o yere düşmeyecektir.” ATATÜRK'TEN TARİHE GEÇEN CEVAP: “SİZİN UŞAKLARDAN DA VARDI” Mustafa Kemal Paşa konuşmayı dikkatle dinledi. Ardından Giresun gençlerine verdiği cevap, 19 Eylül 1924 ziyaretinin hafızalara kazınan sözlerinden biri oldu: “Ey genç, bütün memleketin gençliğine tercüman olan kıymetkâr sözlerinden fevkalâde memnun oldum. Hakikatin ifadesi olan Giresun gençliğini tebrik ederim. Afyonkarahisar, Dumlupınar’da sizin uşaklardan da vardı.” Mustafa Kemal Paşa devamında Giresunluların bundan dolayı huzurlu ve memnun olabileceklerini belirterek, “Bu sözleri söyleyen gençlikle memleket iftihar edecektir” dedi. Bugün Giresun’da hafızalarda yaşayan “Sizin uşaklar da vardı” sözünün tarihî bağlamı da böyle ortaya çıkıyor. HÜKÛMET DAİRESİNDE MEMURLARI TEK TEK DİNLEDİ Bilgi Yurdu önündeki konuşmanın ardından Mustafa Kemal Paşa Giresun Hükûmet Dairesi’ne geçti. Burada kısa süre dinlendikten sonra Vali tarafından takdim edilen kamu görevlilerini kabul etti. Adliye, maliye, nafia, jandarma ve zabıta görevlileri sırasıyla Mustafa Kemal Paşa’ya takdim edildi. Ziyaret sırasında ilginç bir anlaşmazlık da doğrudan Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştı. Jandarma Komutanı adliyeden şikâyet edince cinayet savcısı çağrıldı. Mustafa Kemal Paşa, Vali’ye talimat vererek Adliye ile Jandarma arasındaki sorunların çözülmesini istedi. Ardından Muhasebe-i Hususiye memurları ve polis komiserlerini kabul ederek onların taleplerini dinledi. BİLGİ YURDU'NA GİTTİ, VALİYE TALİMAT VERDİ Mustafa Kemal Paşa daha sonra yeniden Bilgi Yurdu’na geçti. Burada gençlerle görüştü ve taleplerini dinledi. Bilgi Yurdu’nun daha iyi şartlarda çalışabilmesi için daha büyük ve geniş bir binanın tahsis edilmesini Vali’ye emretti. Gençlere ise Bilgi Yurdu’nu Türk Ocağı’na dönüştürerek faaliyetlerine devam etmelerini öğütledi. Dolayısıyla Bilgi Yurdu ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki bağ yalnızca önünde yapılan birkaç dakikalık bir konuşmadan ibaret değildi. Mustafa Kemal Paşa kurumun gençlerini dinledi, ihtiyaçlarıyla ilgilendi ve geleceğine ilişkin doğrudan tavsiyede bulundu. VALİ KONAĞINDA GÖRÜŞMELER DEVAM ETTİ Bilgi Yurdu ziyaretinin ardından Mustafa Kemal Paşa'nın dinlenmesi ve kendisiyle görüşmek isteyen heyetleri kabul etmesi için Vali Konağı hazırlandı. Burada görüşmelerini sürdürdü. Daha sonra Jandarma Mektebi ve Hükûmet Dairesi'ni ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında kendisini görmek için gelen halkla ve şehrin ileri gelenleriyle de görüştü. Böylece birkaç saatlik Giresun programı yalnızca protokol ziyaretlerinden oluşmadı; kamu görevlilerinden gençlere, şehrin ileri gelenlerinden vatandaşlara kadar farklı kesimlerle doğrudan temas kuruldu. FRANSIZCA TABELAYI GÖRDÜ: “KALDIRILSIN” Program tamamlanınca Mustafa Kemal Paşa otomobille iskeleye doğru hareket etti. Ancak Belediye önüne geldiğinde otomobilden indi ve iskeleye kadar yürümeyi tercih etti. Bu yürüyüş sırasında dikkatini iskele yakınındaki Yıldız Lokantası’nın Fransızca tabelası çekti. Tabelanın kaldırılmasını istedi. 1924 Türkiye’sinin henüz Cumhuriyet’in birinci yılını bile doldurmadığı düşünüldüğünde, Giresun sokaklarında yaşanan bu küçük olay dönemin dil ve millî kimlik anlayışını gösteren dikkat çekici ayrıntılardan biri olarak kayıtlara geçti. BİR KAYIKÇI YAKLAŞTI: “EVİME EKMEK GÖTÜREMİYORUM” İskeleye doğru yürürken bu kez protokol dışından bir Giresunlu Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştı. Bir kayıkçı yanına yaklaşarak mavnalarının çalışmasına izin verilmediğini ve bu nedenle evine ekmek götüremediğini söyledi. Mustafa Kemal Paşa şikâyeti dinledi. Ardından Vali’ye talimat vererek kayıkçının çalışmasına izin verilmesini sağladı. Birkaç saatlik Giresun ziyaretinin belki de en insani ayrıntılarından biri buydu: Cumhurbaşkanı'nın önünü kesen bir vatandaş geçim sorununu doğrudan anlatmış ve sorun için aynı anda talimat verilmişti. İSKELEDE GİRESUNLULARLA VEDALAŞTI Mustafa Kemal Paşa iskeleye ulaştığında kendisini uğurlamak üzere toplanan Giresunlular ve beraberinde yürüyen gençlerle vedalaştı. Ardından kayığa bindi. Kayık Mustafa Kemal Paşa'yı yeniden Hamidiye Kruvazörü’ne götürdü ve 19 Eylül 1924 tarihli Giresun ziyareti tamamlandı. Ancak o birkaç saat içerisinde yaşananlar, bir asır sonra bile Giresun'un şehir hafızasında yaşamaya devam etti. O KALABALIĞIN İÇİNDE BİR İLKOKUL ÖĞRENCİSİ DE VARDI Ziyaretin yıllar sonra ortaya çıkan başka bir hikâyesi daha bulunuyor. Mustafa Kemal Paşa o gün Ali Rıza isimli bir ilkokul öğrencisiyle tanıştı. Ali Rıza'nın Mustafa Kemal'e duyduğu sevgi ve hayranlık hayatının yönünü değiştirdi. Askerî Tıbbiye'yi kazandı, doktor oldu ve askerî kariyerinde Tuğgeneralliğe kadar yükseldi. Emekli olduktan sonra Giresun Belediye Başkanı seçildi. 1976'da, Atatürk'ün Giresun'a gelişinin 52. yıldönümü kutlamaları sırasında duygulanarak Atatürk'ün hayatını ve ona duyduğu sevgiyi anlattığı iki buçuk sayfalık bir mektup kaleme aldı. Belediye Başkanı sıfatıyla imzaladığı yazıyla Türk Tarih Kurumu'na gönderilen mektup, dönemin Atatürk ve Yeni Türkiye Araştırma Merkezi Müdürü Afet İnan'a ulaştırıldı. Belgeler bugün Türk Tarih Kurumu Arşivi'nde bulunuyor. 102 YIL SONRA BİLGİ YURDU, BU KEZ KADINLARIN MARŞLARIYLA Ve 19 Eylül 2026... Mustafa Kemal Paşa'nın önünü iki gencin keserek Giresun gençliğinin sesini duyurduğu Bilgi Yurdu geleneği, 102 yıl sonra yine Giresun sokaklarındaydı. Bu kez ellerinde nutuk kâğıtları değil, bando enstrümanları vardı. Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu, Atatürk'ün Giresun'a gelişinin 102. yıldönümü için gerçekleştirilen yürüyüşte marşlarıyla şehrin sokaklarını doldurdu. Bir asır önce Bilgi Yurdu gençlerini dinleyen ve: “Bu sözleri söyleyen gençlikle memleket iftihar edecektir” diyen Mustafa Kemal Paşa'nın hatırası, 102 yıl sonra kültür çatısı altında bir araya gelen Giresunlu kadınların ritimleriyle yaşatıldı. Bu nedenle bu yürüyüş yalnızca bir yıldönümü etkinliği değildi. 1924'te Bilgi Yurdu'nun gençleri Atatürk'e seslendi. 2026'da Bilgi Yurdu'nun kadınları Atatürk için çaldı. Giresun'un 102 yıllık hafızasını marşlarla yeniden sokaklara taşıyan Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu'na, onları yetiştirenlere ve bu tarihî kültür mirasını yaşatan herkese teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız. İyi ki 102 yıl sonra aynı sesi yaşatıyorsunuz. TARİH: 19 Eylül 2026 ANA TARİHSEL KAYNAK: İbrahim Baş, M. Kemal Atatürk'ün Giresun Ziyaretleri, Atatürk Ansiklopedisi / Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, 30 Haziran 2025. Kaynak çalışma, ziyaretin Millî Mücadele sonrası yurt gezileri bağlamını da açıklıyor.

GİRESUN’UN 102 YILLIK KÜLTÜR ÇINARI İZLER, 100. SAYIDA Haber

GİRESUN’UN 102 YILLIK KÜLTÜR ÇINARI İZLER, 100. SAYIDA

GİRESUN’UN 102 YILLIK KÜLTÜR ÇINARI İZLER, 100. SAYIDA Cumhuriyet’in ilanından yaklaşık dört ay sonra, 21 Şubat 1924’te yayın hayatına başlayan İzler Mecmuası, 1927’de 27. sayısıyla sustu. Yaklaşık 93 yıl sonra tarihî numaralandırmasını koruyarak 28. sayıdan yeniden doğan İzler, Ağustos 2026’da 100. sayıya ulaştı. Bu yalnızca bir derginin değil; Giresun’un yarım kalan kültür hikâyesinin yeniden yazılmasıdır. Bazı yayınlar çıkar, okunur ve zamanın içinde kaybolur. Bazıları ise yalnızca okunmaz; saklanır, arşive kaldırılır ve yıllar sonra yeniden açıldığında bir şehrin unutulmuş insanlarını, sokaklarını, sanatçılarını ve yaşanmışlıklarını gün ışığına çıkarır. İzler, Giresun için tam da böyle bir yayın. Kökleri 1924’e uzanan, 1927’de sessizliğe gömülen, 2020’de kaldığı yerden yeniden filizlenen İzler Dergisi; Ağustos 2026 tarihli 100. sayısıyla kültür tarihine yeni bir kayıt daha düştü. Bu nedenle İzler’i “102 yıldır aralıksız çıkan bir dergi” olarak değil, 102 yıllık tarihsel bir geçmişi ve 100 sayılık yayın zinciri bulunan bir kültür emaneti olarak tanımlamak gerekiyor. CUMHURİYET HENÜZ DÖRT AYLIKTI İzler Mecmuası’nın ilk sayısı 21 Şubat 1924’te yayımlandı. Cumhuriyet henüz yaklaşık dört aylıktı. Savaşın yaralarını sarmaya çalışan Anadolu’da yeni devletin kültürel ve toplumsal temelleri atılıyordu. Giresun’da bir araya gelen gençler, aydınlar, öğretmenler, şairler ve sanat insanları ise yalnızca yeni bir dergi çıkarmıyordu. Şehri kültür, sanat, eğitim ve düşünce yoluyla ileriye taşıyacak bir hareket oluşturuyordu. Bu hareketin kurumsal çatısı, 1923’te faaliyete geçen Bilgi Yurdu’ydu. İzler de Bilgi Yurdu’nun yayın faaliyeti olarak doğdu. Mecmuanın ilk sayısında yönetim yeri Bilgi Yurdu, ikinci sayıdan itibaren ise Işık Yurdu olarak gösterildi. İlk 17 sayıda derginin sahibi Cemil Hüseyin, idare müdürü Nuri Ahmet Cimşit’ti. 18. sayıdan itibaren yayın sorumluluğuna Can Akengin ile Nuri Ahmet de katıldı. İzler’in ilk sayısı Yeni Yol Matbaası’nda, sonraki sayıları ise Işık Matbaası’nda basıldı. Bir nüshası 10 kuruştan satılan mecmuanın başlık klişesinde, bugün de yaşatılan şu ifade bulunuyordu: “Anadolu’muzun İyilik ve Güzellik İzleri…” Arşiv belgelerine dayanan Giresun basın tarihi çalışmaları, İzler’in on beş günde bir yayımlanmasının planlandığını ancak dönem dönem aksamalar yaşandığını gösteriyor. Mecmuanın ikinci cildi 13. sayıyla başladı. İlk 17 sayının ardından yayın kadrosunda ve sahiplik yapısında değişikliğe gidildi. Giresun basın tarihi araştırması BİLGİ YURDU’NDAN TÜRK OCAĞI’NA UZANAN DÖNEM İzler’in doğduğu Bilgi Yurdu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Giresun’un kültür ve sanat hayatında belirleyici kurumlardan biriydi. Tiyatro gösterileri, müzik geceleri, spor faaliyetleri ve edebiyat çalışmaları düzenleyen kurum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Eylül 1924’teki Giresun ziyareti sırasında uğradığı yerlerden biri oldu. Bilgi Yurdu, 1925 yılında Türk Ocağı çatısına katıldı. Giresun Türk Ocağı’nın resmî açılışı, şehirde yaşanan yangın nedeniyle bir hafta ertelendikten sonra 27 Şubat 1925’te gerçekleştirildi. İzler ise bu kurumsal değişime rağmen yoluna devam etti. Mecmua zamanla Bilgi Yurdu’ndan bağımsız bir yayın yapısına kavuşarak Can Akengin ve arkadaşlarının gayretiyle 1927’ye kadar yaşatıldı. 27 SAYIYA SIĞAN BÜYÜK BİR KÜLTÜR ARŞİVİ İzler, yalnızca şiir ve edebiyat yayımlayan dar kapsamlı bir mecmua değildi. Akademik incelemelere göre ilk 27 sayıda 195 şiir, 15 hikâye, 7 tercüme metin, 9 mektup, 15 hatıra, 18 gezi yazısı, 9 nutuk ve çok sayıda deneme yayımlandı. Bunların yanında fen, tıp ve iktisat alanlarında 19; spor konusunda 20; ilmî ve toplumsal konularda 32 yazıya yer verildi. Giresun’la ilgili yaklaşık 70 haber metni de mecmuanın sayfalarına taşındı. Bu içerik, İzler’in aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Giresun’un toplumsal hayatını belgeleyen önemli bir kaynak olduğunu ortaya koyuyor. Can Akengin’in yanı sıra Emine Semiye, Ömer Bedrettin Uşaklı, Haşim Nezihi Okay ve Rahmi Korkut Öğütçü gibi isimler İzler’in tarihî sayfalarında yer aldı. Mehmet Emin Yurdakul, Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Şaik Gökyay, Hasan İzzettin Dinamo, Neyzen Tevfik ve Tevfik Fikret gibi Türk edebiyatının önemli isimlerinin eserleri de okurla buluşturuldu. Mecmua yalnızca Giresun’a kapanmadı. Sivas’taki Çifte Minareli Medrese’yi kapağına taşıdı; son sayısında Amasya’ya yer verdi. Böylece “Anadolu’nun iyilik ve güzellik izleri” söylemini Giresun sınırlarının ötesine taşıdı. İzler üzerine akademik inceleme 15 MAYIS 1927: İZLER’İN SUSTUĞU TARİH İzler Mecmuası, 15 Mayıs 1927 tarihli 27. sayısıyla yayın hayatına son verdi. Derginin neden kapandığını kesin biçimde açıklayan bir kapanış ilanı veya resmî belgeye açık kaynaklarda ulaşılamıyor. Dönemin yerel yayıncılık koşulları, matbaa giderleri, dağıtım güçlükleri ve kurumsal dönüşümler önemli bir tarihsel zemin oluştursa da bunlardan herhangi birini İzler’in kesin kapanış nedeni olarak göstermek mümkün değil. Bilinen gerçek, 1924’te büyük bir heyecanla başlayan yayın yolculuğunun 27. sayının ardından kesildiği ve İzler adının yaklaşık 93 yıl boyunca yeni bir sayıyla okurun karşısına çıkamadığıdır. Ancak dergi kapanmış olsa da bıraktığı iz silinmedi. 27 SAYI ARŞİVDEN ÇIKARILDI İzler’in yeniden doğuşunun ilk büyük adımı, tarihî sayıların bulunması ve bugünün alfabesine kazandırılmasıyla atıldı. İlk döneme ait nüshaları arşivinde koruyan İhsan Hakyemez, bu sayıların teminiyle birlikte çalışmanın baskı giderlerini de üstlendi. Mustafa Çulfaz, Osmanlı Türkçesiyle yayımlanan metinleri Latin harflerine aktardı. Ayhan Yüksel ve Veysel Usta’nın da katkı sunduğu çalışma, 27 sayıyı bir araya getiren kaynak eser olarak Mart 2020’de okurla buluştu. Kitabın tanıtımı, ilk sayının basıldığı tarihî matbaa geleneğinin devamı niteliğindeki Can Akengin Sergi Salonu’nda yapıldı. Etkinlikte eski kapakların sergisi de açıldı. Böylece İzler yalnızca anlatılan bir hatıra olmaktan çıktı; araştırmacıların ve yeni kuşakların ulaşabileceği yazılı bir kaynağa dönüştü. İzler’in kitaplaşma süreci BİLGİ YURDU 2019’DA YENİDEN DOĞDU İzler’in yeniden yayımlanmasından önce, onu meydana getiren kurumsal miras ayağa kaldırıldı. Can Akengin’in aile mirasını taşıyan Gürsel Ekmekçi ve arkadaşları, 2019 yılı sonunda Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’ni yeniden kurdu. Tiyatrodan müziğe, edebiyattan fotoğrafçılığa, tarihten halk kültürüne kadar geniş bir çalışma alanı belirlendi. Kuruluş aşamasında açıklanan en önemli hedeflerden biri de İzler Dergisi’ni kaldığı yerden yeniden yayımlamaktı. Buradaki en anlamlı editoryal karar, sayı numarasını yeniden “1”den başlatmamak oldu. Yeni İzler, eski İzler’den ayrı bir yayın gibi değil, onun devamı olarak tasarlandı. Böylece 1927’de bırakılan “27” rakamının ardından kapağa “28” yazılacaktı. Bilgi Yurdu’nun yeniden kuruluşu ve hedefleri NİSAN PLANI SALGINA TAKILDI, 28. SAYI AĞUSTOSTA ÇIKTI Gürsel Ekmekçi, Mart 2020’de yaptığı açıklamada İzler’in nisan ayından itibaren aylık olarak yayımlanacağını duyurdu. Ancak hazırlık süreci, bütün dünyayı etkileyen COVID-19 salgını ve beraberinde gelen kısıtlamalarla aynı döneme rastladı. Kültür ve sanat faaliyetleri durdu, toplantılar ertelendi, çalışma koşulları ağırlaştı. İzler bütün bu şartlara rağmen geri dönmeyi başardı. Ağustos 2020’de, kapağında “Yıl 1927, sayı 27 – Yıl 2020, sayı 28” vurgusuyla yeniden okurun karşısına çıktı. Bu, bir derginin yeni yayın hayatına başlamasından daha fazlasıydı. Yaklaşık 93 yıl önce yarım kalan bir cümlenin kaldığı yerden sürdürülmesiydi. Şubat 2021’de 34. sayıya ulaşan İzler, bundan sonraki dönemde aylık yayınını sürdürdü. Yerel yazar, şair, tarihçi ve araştırmacılara sayfalarını açarken Giresun’un yetiştirdiği değerleri özel dosyalar ve kapaklarla yeniden gündeme taşıdı. Bahtiyar Dayımoğlu’ndan Ahmet Kaçar’a, Naim Tirali’den Fethi Naci’ye; Can Yücel’den Ruhi Su’ya, Sunay Akın’dan Uğur Mumcu’ya, Tarık Akan’dan Levent Kırca’ya kadar pek çok isim yeni dönemin sayfalarında yer aldı. Derginin ikinci baskıya giden tek sayısının Tarık Akan özel sayısı olması da İzler’in yeni döneminde ulaştığı ilginin dikkat çekici göstergelerinden biri oldu. ALTI YILDA 28’DEN 100’E Ağustos 2020’de yayımlanan 28. sayı ile Ağustos 2026’da çıkan 100. sayı arasında tam altı yıllık düzenli bir yayın emeği bulunuyor. Her ay yeni bir dosya hazırlamak, yazıları toplamak, düzeltmek, tasarımı tamamlamak, baskı maliyetini karşılamak, dağıtımı yapmak ve okurla bağ kurmak kolay değildi. Özellikle yerel kültür yayıncılığının ticari getirisinin sınırlı olduğu bir dönemde İzler’in 100. sayıya ulaşması, büyük bir gönüllülük ve dayanışma başarısına dönüştü. İzler’in arkasında yalnızca dergi yönetimi değil; yazarlar, şairler, fotoğrafçılar, araştırmacılar, tasarımcılar, matbaa çalışanları, dağıtım görevlileri, aboneler ve her sayıyı arşivine kaldıran sadık okurlar bulunuyor. 100. SAYI 80 SAYFALIK ÖZEL BİR ARŞİV OLDU İzler’in Ağustos 2026 tarihli 100. sayısı, olağan sayıların üzerine çıkılarak 80 sayfa hazırlandı. Grafiker Gökalp Kabacaoğlu’nun hazırladığı kapak tasarımında Giresun’un panoraması ile derginin tarihsel hafızasında yer alan isimler bir araya getirildi. Böylece geçmiş, bugün ve gelecek aynı kapakta buluşturuldu. “Fotoğraf ve Hikâyesi” köşesini hazırlayan Ömer Ermiş’in de ifade ettiği gibi, İzler’in sayfalarında bir fotoğrafın izi sürülürken aslında Giresun’un ortak hafızasına dokunuluyor. Derginin 150’yi aşkın dijital abonesine PDF nüshaları gönderildi. Basılı dergiler ise önce Giresun merkezdeki satış noktalarına, ardından kargo aracılığıyla yurt genelindeki abonelere ve Bilgi Yurdu’nun ilçe temsilcilikleri üzerinden okurlara ulaştırılmaya başlandı. 100. SAYI KUTLAMALARI SANATLA YAPILACAK Can Akengin Bilgi Yurdu, İzler’in 100. sayısı için kutlamaları yalnızca bir törenle sınırlamadı. Açıklanan programa göre 26 Ağustos’ta, Büyük Taarruz’un yıl dönümünde Atatürk Kitapları Sergisi açılacak. 19 Eylül’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün Giresun’u ve Bilgi Yurdu’nu ziyaretinin yıl dönümünde Kadınlar Bandosu yürüyüşü düzenlenecek. 23 ve 24 Eylül’de gerçekleştirilecek Sanat Geceleri’nde ise İzler Şiir Kulübü dinletisi, Kerasus Fotoğraf Topluluğu sergisi, Türk Halk Müziği resitali, piyano resitali ve Bilgi Yurdu Tarihçesi Paneli sanatseverlerle buluşacak. DERGİDEN DAHA FAZLASI İzler’in 100. sayısı, yalnızca yayıncılık alanında ulaşılan sayısal bir eşik değildir. Bu başarı; Can Akengin, Cemil Hüseyin Gökdeniz, Nuri Ahmet Cimşit ve arkadaşlarının 1924’te başlattığı yolculuğun unutulmadığını gösteriyor. Bu başarı; arşivlerde kalan 27 sayıyı bulan, koruyan, Latin harflerine aktaran ve yeniden araştırmaya açanların emeğini taşıyor. Bu başarı; 2019’da Bilgi Yurdu’nu yeniden kuran, Ağustos 2020’de kapağa “28” yazma cesaretini gösteren ve altı yıl boyunca dergiyi aksatmadan 100. sayıya ulaştıran Gürsel Ekmekçi ile yol arkadaşlarının sabrını anlatıyor. Şehirler yalnızca yollarla, binalarla ve yatırımlarla büyümez. Şehirler; hafızaları, kültürleri, sanatları ve kendi değerlerini yaşatma iradeleriyle var olur. Gazeteler günün haberini taşır; dergiler zamanın izini sürer. İzler de 1924’ten bugüne, uzun bir sessizliğin ardından bile adının hakkını vererek Giresun’un izlerini geleceğe taşıyor. İlk 27 sayının taşlarını döşeyenleri, 28. sayıyla emaneti yeniden ayağa kaldıranları ve 100. sayıya kadar bu yolculuğa omuz veren herkesi kutluyoruz. Şair Can Akengin’den Gürsel Ekmekçi’ye… 1924’ten 2026’ya… 27. sayıdaki sessizlikten 100. sayının gururuna…

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.