Hava Durumu

#Tüccar

giresunsonhaber - Tüccar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüccar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Haber

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR”

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan gazeteci Murat Gürsoy’un hazırlayıp sunduğu “Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi” programına konuk oldu. Giresun Ticaret Borsası’nın 100. yılı dolayısıyla Borsa yerleşkesinde gerçekleştirilen programda Bölük; kurumun 100 yıllık geçmişinden lisanslı depoculuğa, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nden dijital tescile, kahverengi kokarcadan fındıkta verim ve üretim maliyetlerine, ihracattan dünya pazarındaki rekabete kadar çok sayıda başlıkta açıklamalarda bulundu. Bölük, yeni dönemde Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden aday olduğunu da açıkladı. Gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtlayan Bölük, programın başında Giresun Ticaret Borsası’nın geçmişine ilişkin bilgi verdi. Borsanın 1 Ağustos 1926 tarihinde resmî olarak kurulduğunu ve ilk başkanının İsmail Aykutoğlu olduğunu belirten Bölük, bugüne kadar kurumda 28 başkanın görev yaptığını söyledi. Görev yapan yönetim ve meclis üyelerinin Borsanın bugün ulaştığı noktada emeği bulunduğunu ifade etti. “100 YILIN SONUNDA ÖRNEK BORSALARDAN BİRİ HALİNE GETİRDİK” Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın mevcut yerleşkesinin bulunduğu yaklaşık 40 dönümlük arazinin 2001 yılında satın alındığını, imar düzenlemesinin ardından yaklaşık 30 dönümlük alan üzerinde Avrupa Birliği projesi kapsamında lisanslı depo ve idari bina yatırımlarının gerçekleştirildiğini anlattı. Yerleşkenin 2017 yılında hizmete açıldığını belirten Bölük, lisanslı deponun da aynı tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini söyledi. Borsanın geldiği noktaya ilişkin Bölük, “Amacımız Giresun Ticaret Borsası’nı 100 yılın sonunda Türkiye’deki örnek borsalardan biri haline getirmekti; getirdik, başardık. Bundan sonrası daha da ileri götürmek” ifadelerini kullandı. GATAM’DA RUHSAT SÜRECİ DEVAM EDİYOR Bölük, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin oluşturulma sürecine ilişkin de bilgi verdi. Merkezin 2018 yılında başlayan çalışmaların ardından kurulduğunu, 2024 yılının mart ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışının gerçekleştirildiğini söyledi. Merkezin faaliyet gösterebilmesi için akreditasyon ve izin süreçlerinin bulunduğunu belirten Bölük, 2025 yılında akreditasyon sürecinin tamamlandığını, ardından Tarım ve Orman Bakanlığı nezdindeki işlemlerin başlatıldığını ifade etti. Çalışma ruhsatının alınmasına yönelik sürecin devam ettiğini söyleyen Bölük, izinlerin tamamlanmasının ardından merkezin bölgedeki gıda ürünlerine yönelik analiz gerçekleştiren bir merkez olarak hizmet vereceğini belirtti. Bölük, GATAM’ın cihaz ve ekipmanlarıyla birlikte maliyetinin yaklaşık 2,5 milyon avro olduğunu söyledi. “ÜRETİCİYİ LİSANSLI DEPOYA ALIŞTIRAMADIK” Lisanslı depoculuk sistemini ayrıntılarıyla anlatan Bölük, Giresun’daki tesisin yaklaşık 15-16 bin tona kadar ürün kapasitesine ulaşabildiğini söyledi. Lisanslı deponun esas amacının üreticinin fındığını teslim ederek elektronik ürün senedi karşılığında depolaması veya daha sonra satışını gerçekleştirmesi olduğunu anlatan Bölük, spot borsa sistemiyle üreticinin ürününün analiz edilerek satışa çıkarılabileceğini de belirtti. Üreticilerin lisanslı depoculuğa yönelmesi amacıyla köylere, muhtarlıklara ve kahvehanelere kadar giderek sistemi anlattıklarını ifade eden Bölük, kira ve nakliye desteğinin yanı sıra ürün karşılığında finansmana erişim imkânları konusunda bilgilendirmeler yaptıklarını söyledi. Bölük buna rağmen, “Maalesef üreticiyi buraya alıştıramadık” dedi. Lisanslı depoya getirilecek ürünün belirli nem, kırık ve çürük oranları gibi standartları karşılaması gerektiğini belirten Bölük, üreticilerin daha kolay satış yöntemlerini tercih ettiğini söyledi. “LİSANSLI DEPOYU KAPATMAK İSTEMİYORUZ” Üreticinin yeterli miktarda ürün getirmemesi üzerine lisanslı deponun faaliyetini sürdürebilmesi için sanayi kuruluşları, fabrikacılar ve fındık ticareti yapan işletmelere de depolama imkânı sağladıklarını belirten Bölük, pandemi dönemi dışında tesisin kendi kendisini yönetebilen ve zarar etmeyen bir yapıya getirildiğini söyledi. Türkiye’de Giresun’dan önce Ünye ve Düzce’de lisanslı depoculuğun denendiğini ancak bu tesislerin kapandığını ifade eden Bölük, Giresun’daki tesisin kapanmasını istemediklerini belirtti. Bölük, “Şayet biz burayı atıl hale getirip kapatırsak kimse lisanslı depo yapmaz, kötü örnek olur” dedi. Gerektiğinde GİFLİDAŞ’ın zararının Borsa tarafından karşılandığını ifade eden Bölük, amaçlarının lisanslı depoculuğu ayakta tutmak ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. TESCİL İŞLEMLERİNDE DİJİTAL DÖNEM Giresun Ticaret Borsası’nın teknolojik dönüşüm çalışmalarına da değinen Bölük, Türkiye’de iki borsada uzaktan erişimle tescil işlemi yapıldığını, Giresun Ticaret Borsası’nın üçüncü olmak amacıyla yazılım geliştirdiğini anlattı. Bölük, üyelerin işyerlerinden tescil işlemlerini yapabilmelerinin hedeflendiğini belirterek, sistem sayesinde Eynesil, Görele ve Tirebolu gibi ilçelerden üyelerin tescil işlemi için Giresun merkeze gelmek zorunda kalmayacağını söyledi. “RANDIMANLI ALIŞVERİŞE DÖNDÜK” Fındık ticaretinde randıman sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bölük, geçmişte Giresun’da 50 randıman esasına göre yaygın bir ticaret yapılmadığını söyledi. Yaklaşık sekiz yıldır kabuklu kuruyemiş ticaretinin randımansız yapılmaması gerektiğini anlattıklarını belirten Bölük, Giresun dışındaki üretim bölgelerinde fındığın randıman üzerinden alınıp satıldığını ifade etti. Gelinen noktayı, “Allah’a şükür yüzde 80’ini başardık. Şimdi randımanlı alışverişe döndük. Giresun’u da artık fındık piyasasına entegre ettik” sözleriyle değerlendirdi. KOKARCA, KURUTMA VE FINDIK KABUĞU İÇİN AR-GE Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın üreticilere yönelik çalışmalarından da söz etti. Kahverengi kokarcanın bölgeye geleceğinin gündeme gelmesi üzerine 2018 yılında 100 adet feromon tuzağı satın alarak tarım teşkilatına verdiklerini söyledi. Fındığın kurutulmasına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekli seyyar kurutma sistemi üzerinde Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Bölük, sistemin teknik sorunlarının bulunduğunu ifade etti. Fındık kabuğundan aktif karbon elde edilmesi konusunda da araştırma yaptıklarını söyleyen Bölük, aktif karbon üretmeyi başardıklarını ancak maliyetin yüksek olması nedeniyle projeyi sürdüremediklerini anlattı. Fındığın yan ürünlerinden yakıt elde edilmesi dahil farklı çalışmalar üzerinde durduklarını belirten Bölük, “Biz bir tüccar kuruluşuyuz ama ürün yoksa tüccar da yok. Her şeyden önce ürün lazım. Biz ürünün peşindeyiz, üreticinin verimini artırma peşindeyiz” dedi. “KATMA DEĞERLİ ÜRÜN SATMA MECBURİYETİMİZ VAR” Giresun ekonomisi ve ihracata ilişkin soruları da yanıtlayan Bölük, kentin temel ihracat ürününün fındık olduğunu söyledi. Fındığı dünyanın çok sayıda ülkesine ulaştıran ihracatçıların sektör açısından önemine değinen Bölük, ürünün satılamadığı dönemlerde yaşanan sıkıntıların geçen sezon görüldüğünü ifade etti. Büyük firmaların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmelerin de gelişmesi gerektiğini belirten Bölük, asıl hedefin fındığın daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmesi olduğunu söyledi. “Az olsun ama katma değerli ürün satalım” diyen Bölük, Avrupa ve ABD’deki market raflarında Türk markalarının daha fazla görülmesi gerektiğini belirtti. Bölük, “Biz hep dışarıya gittiğimizde fındığı bir İtalyan markasıyla, bir İsviçre markasıyla, bir Alman markasıyla tüketmek zorunda kalmayalım. Bu tüketimi Türk markalarıyla sağlayalım diye çabalıyoruz” dedi. “GİRESUN’DA KOKARCA İLE MÜCADELEYİ BAŞARAMADIK” Kahverengi kokarcanın 2026 ürünü üzerindeki etkisini de değerlendiren Bölük, özellikle düşük rakımlı bölgelerde ciddi zarar oluştuğunu söyledi. Bölük, “300 metrenin altında kokarcanın en az yüzde 50 zararı var ve çok ciddi ürün kaybımız var. Uğurlu fındık çok, çürük fındık fazla. Maalesef Giresun’da biz kahverengi kokarca ile ilgili mücadeleyi başaramadık” ifadelerini kullandı. Ordu’daki mücadele çalışmalarına dikkat çeken Bölük, Giresun’daki ilgili kurumların Ordu, Terme ve Çarşamba’da uygulanan yöntemleri incelemesi gerektiğini söyledi. “Onlar nasıl yaptıysa biz de yapacağız” diyen Bölük, il ve ilçe tarım müdürlükleriyle bu konuda çalışma yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Yapıştırılan metin GİRESUN VE ORDU İÇİN ÖZEL DESTEK ÖNERİSİ Giresun ve Ordu’daki fındık üretim koşullarının diğer üretim bölgelerinden farklı olduğunu belirten Bölük, özellikle eğimli arazi yapısının üretim ve toplama maliyetlerini yükselttiğini söyledi. Samsun, Düzce ve Sakarya gibi bölgelerde düz araziler ve makineli tarım imkânlarının üreticiye avantaj sağladığını ifade eden Bölük, Giresun ve Ordu’da ise düşük verim ve yüksek toplama maliyetinin üreticiyi zorladığını belirtti. Bu nedenle bölgeye özel bir destekleme modelinin değerlendirilebileceğini söyleyen Bölük, üretim maliyetiyle piyasa fiyatı arasındaki farkın belirli bir geçiş döneminde destekleme yoluyla karşılanabileceğini ifade etti. “ANA ÇÖZÜM 80 KİLOYU 160 KİLOYA ÇIKARMAK” Bölük, desteklemenin tek başına kalıcı çözüm olmadığını belirterek asıl çözümün verimlilikte olduğunu söyledi. “Ana çözüm, biz dönümdeki 80 kiloyu 160 kiloya çıkarmak zorundayız” diyen Bölük, Giresun’da yaklaşık 121 bin hektar fındık alanı bulunduğunu ve ortalama 80-100 bin ton arasında üretim gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölük, “Oysa 120-121 bin hektarda minimum 180-200 bin ton arasında fındık üretmemiz gerekir” dedi. Yapıştırılan metin Arazi parçalanmasının önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Bölük, 5-10 dönümlük küçük arazilerin bulunduğunu, üreticilerin önemli bölümünün gurbette veya şehir merkezlerinde yaşadığını söyledi. Fındıktan doğrudan geçimini sağlayan üretici oranının azaldığını savunan Bölük, birçok kişinin fındığı ek gelir olarak değerlendirdiğini belirterek mevcut üretim yapısının verimlilik sorununu büyüttüğünü ifade etti. “ÜRETİCİ BU FİYATLARLA PARA KAZANAMAZ” Fındık fiyatlarını da değerlendiren Bölük, üreticinin mevcut koşullardaki sıkıntısına dikkat çekti. “Üretici yüzde 100 haklı. Bu fiyatlarla para kazanamaz. Zarar eder” diyen Bölük, fiyatların oluşmasına yol açan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin geçmişte dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini gerçekleştirdiğini belirten Bölük, bugün bu oranın kendi değerlendirmesine göre yüzde 50 seviyelerine gerilediğini ifade etti. Türkiye dışındaki ülkelerin üretimlerini artırmasının uluslararası alıcılar açısından alternatif oluşturduğunu belirten Bölük, diğer ülkelerde üretim maliyetlerinin daha düşük olduğunu ve alıcıların öncelikle daha düşük fiyatlı pazarlara yöneldiğini söyledi. Programın gerçekleştirildiği dönemde sezonun ilk üç haftalık ihracatının yaklaşık 10 bin ton olduğunu belirten Bölük, “Bu ihracat rakamıyla fındık satılmıyor demektir. Biz fındığın fiyatından yurt içinde rahatsızız, şikâyetçiyiz. Bu üreticiyi memnun etmiyor ama biz bu fındığı bile satamıyoruz” dedi. Yapıştırılan metin “TÜRKİYE ARTIK FINDIĞIN ESKİSİ GİBİ SAHİBİ DEĞİL” Bölük, önümüzdeki yıllarda fındıkta uluslararası rekabetin daha da artacağı görüşünü dile getirdi. Şili’deki üretim alanlarının genişletilmesine yönelik projeksiyonlara değinen Bölük, ülkedeki dikili alanın 2034 yılında 100 bin hektara çıkarılmasının planlandığını söyledi. Şili’nin yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde de fındık üretiminin yaygınlaştığını belirten Bölük, “Dünya fındık üretme yarışında” ifadelerini kullandı. Bölük, Türkiye’nin dünya pazarındaki konumunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim anlamamız gereken artık dünyada Türkiye fındığın eskisi gibi sahibi değil. Artık Türkiye’nin rakibi var. Dünyada rakibi var. Rakip ülkeler var ve hâlâ dikmeye devam ediyorlar.” Bölük sözlerini, “Biz eskiden fındığın patronuyduk. Biz ne dersek o oluyordu. Ama şimdi patron biz değiliz. Artık pazarda rakibimiz var” ifadeleriyle sürdürdü. REKABET İNCELEMESİ: “DENETİMDEN RAHATSIZ DEĞİLİZ” Programda fındık piyasasına ilişkin gerçekleştirilen kamu denetimleri ve incelemeler de gündeme geldi. Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın denetlenmesinin olağan olduğunu belirterek, “Biz denetimden rahatsız değiliz. Burası bir devlet. Devletler denetler. Denetlenmemek yanlış zaten” dedi. Ticaret borsaları ve ticaret-sanayi odalarının Ticaret Bakanlığı’nın denetimindeki kuruluşlar olduğunu belirten Bölük, Borsanın daha önce de müfettiş denetiminden geçtiğini söyledi. Son incelemenin ise şirketlerin fındık fiyatları konusunda ortak hareket edip etmediğinin araştırılmasına yönelik olduğunu ifade etti. “FINDIK PİYASASINDA REKABET AŞIRI” Bölük, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 700 bin tonluk fındık kırma kapasitesi bulunduğunu, buna karşılık ürün miktarının yaklaşık 700 bin ton seviyesinde olduğunu söyledi. İhracatçıların işleme kapasitesinin de mevcut ürün miktarının üzerinde olduğunu belirten Bölük, firmaların kapasitelerini kullanabilmek amacıyla ürün alımında rekabet ettiğini ifade etti. “Fındık piyasası dünyanın en acımasız rekabetinin olduğu bir piyasadır” diyen Bölük, yalnız Türkiye içindeki firmalar arasında değil, uluslararası pazarda da ciddi bir rekabet bulunduğunu söyledi. “FİYATI ARZ VE TALEP DENGELER” Fındık fiyatlarının düşük oluşmasının tacirler, ihracatçılar, tüccarlar, manavlar veya fabrikacılardan kaynaklandığı görüşüne katılmadığını belirten Bölük, serbest piyasadaki fiyatın arz ve talebe göre oluştuğunu söyledi. “Alım ve satım fiyatı serbest piyasada alınıp satılıyorsa bir ürünü arz ve talep dengeler” diyen Bölük, talebin olmadığı ortamda ürün alımının da yavaşladığını ifade etti. Geçen sezon ürünün az olduğu yönündeki beklentinin fiyatları 350 lira seviyelerine kadar taşıdığını, ancak bu fiyatlardan yeterli satış gerçekleştirilememesi üzerine fiyatların gerilediğini söyledi. Bölük, geçen sezondan yeni sezona yaklaşık 150 bin ton fındık devredildiğini belirterek, köylerde hâlâ eski mahsul bulunduğunu ifade etti. Üreticilerin bir bölümünün 300-350 lira beklentisi nedeniyle ürününü satmadığını, daha sonra fiyatların gerilemesiyle bu ürünlerin yeni sezona kaldığını söyledi. 180 LİRALIK FINDIK RAFTA NEDEN 1.000 LİRAYA ÇIKIYOR? Gazeteci Murat Gürsoy’un, üreticiden yaklaşık 180 liraya alınan fındığın market rafında 1.000 liraya kadar ulaşmasına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bölük, kabuklu fındık ile tüketiciye sunulan işlenmiş iç fındığın doğrudan karşılaştırılmaması gerektiğini söyledi. Fındığın üreticiden çıktıktan sonra manav, fabrika, sanayici, toptancı ve perakende aşamalarından geçtiğini belirten Bölük, her aşamada işleme ve maliyet unsurlarının oluştuğunu ifade etti. Randıman nedeniyle kabuklu ürünün tamamının iç fındığa dönüşmediğini, ardından kavurma ve diğer işlemlerde nem ve fire kaybı yaşandığını anlatan Bölük; ambalaj, nakliye ve diğer maliyetlerin de fiyatın üzerine eklendiğini söyledi. Bölük, “180 liraya aldığınız fındığın zaten randıman bazındaki maliyeti 400 lira” değerlendirmesinde bulundu. Kavrulmuş fındığın işlemeci veya sanayiciden toptancıya çıkış fiyatının ortalama 650 lira civarında olduğunu belirten Bölük, işlenmiş ürünün yaklaşık 600-650 lira seviyesinde piyasaya sunulduğunu söyledi. Bölük, bundan sonraki perakende aşamasında oluşan fiyat konusunda ise, “Ondan sonrasının rafa kadar niye o kadar arttığını tabii kamuoyu diğer ürünlerde, sebze meyvede de aynı şeyi konuşuyor” değerlendirmesinde bulundu. HAMZA BÖLÜK YENİDEN ADAY Programın son bölümünde gazeteci Murat Gürsoy, Hamza Bölük’ün Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı için yeniden adaylığını açıklamasını da gündeme getirdi. Bölük, yaklaşık sekiz yıldır Borsada görev yaptığını belirterek ilk döneminde bir süre mevcut Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş ile birlikte çalıştığını, ardından yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiğini anlattı. Bölük, “Bu dönemde de yine yol arkadaşlarımın ve üyelerimizin desteğiyle beraber yeniden aday olmaya karar verdik ve adaylık sürecimizi açıkladık” dedi. “100 YILLIK MİRASI DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ” Yeni döneme ilişkin hedeflerini anlatan Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nı mevcut noktadan daha ileri taşımak istediklerini söyledi. Teknolojiye uyum sağlayan, üyelerine daha modern hizmet sunan bir Borsa hedeflediklerini belirten Bölük, Giresun kalite fındığının ve genel olarak fındık sektörünün sorunlarını kamuoyu ve devlet kurumları nezdinde gündeme getirmeye devam edeceklerini ifade etti. Borsaların temel görevlerinden birinin tescil olduğunu ancak Giresun Ticaret Borsası’nın bunun dışında da kendisine görevler yüklediğini belirten Bölük; lisanslı depo, ileri teknoloji laboratuvarı, uzaktan erişimli tescil ve üyelere yönelik bilgilendirme çalışmalarını örnek gösterdi. Üyelere randıman makinesi desteği verdiklerini ve bu desteği sürdürdüklerini belirten Bölük, daha önce dağıtılan nem ölçüm cihazlarının yeniden değerlendirildiğini söyledi. Ortak bir fındık yazılım programı geliştirmeye çalıştıklarını da açıklayan Bölük, amaçlarının üyelerin ticaretlerini daha modern yöntemlerle yönetmesi, kâr-zarar hesaplarını daha kolay yapabilmesi ve sektör içindeki iletişimin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Üreticilere kahverengi kokarcayla mücadeleden fidan desteğine kadar farklı alanlarda destek vermeye devam edeceklerini belirten Bölük, programdaki mesajlarını şu sözlerle tamamladı: “Fındık yoksa biz yokuz. Fındık yoksa ticaret yok. Fındık yoksa tüccar yok. O yüzden en değerlisi bizim için üreticiler. Onların her zaman yanında olmaya çalışacağız.” KAYNAK: PROGRAM: Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi SUNAN: Gazeteci Murat Gürsoy YAYIN: Altaş TV KONUK: Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ÇEKİM YERİ: Giresun Ticaret Borsası yerleşkesi KAYNAK: Altaş TV – Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi / Hamza Bölük röportajı

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

FİSKOBİRLİK PİYASADA Haber

FİSKOBİRLİK PİYASADA

FİSKOBİRLİK PİYASADA, ÜRETİCİ İÇİN TMO, BÜYÜK TÜCCAR VE MANAVLAR DIŞINDA BİR ALTERNATİF OLUŞTURUYOR FİSKOBİRLİK’in 2026 ürünü fındık alım programına ilişkin ilk bilgiler yerel basına yansıdı. Birliğin piyasada alıcı olarak bulunması üretici açısından yeni bir teslim kanalı oluştururken, alımların kaç kooperatifte ve ne kadar tonajla yürütüleceği henüz bilinmiyor. Fındık piyasasında TMO ile tüccar arasındaki yüksek fiyat farkının tartışıldığı bir dönemde FİSKOBİRLİK de alım programıyla piyasada yerini almaya başladı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre FİSKOBİRLİK’in ortak üreticiler için yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta 205 TL, Levant kalite fındıkta ise 195 TL alım fiyatı uygulayacağı bildirildi. Ortak olmayan üreticilerden ürünün bu fiyatların 5 TL altında alınacağı; randıman farkı, coğrafi işaret desteği ve ürünü kendi imkânıyla getiren üreticilere nakliye ödemesi yapılacağı da aktarıldı. Yerel basına yansıyan alım koşulları Ancak bu fiyat ve koşulları gösteren ayrıntılı tablo henüz FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde yayımlanmadı. ÜRETİCİ İÇİN YENİ BİR TESLİM KANALI FİSKOBİRLİK’in piyasada alıcı olarak bulunması, üreticinin ürününü yalnızca büyük tüccarlara ve onların adına alım yaptığı belirtilen manavlara teslim etmek zorunda kalmaması açısından önem taşıyor. Üreticinin önünde böylece üç temel kanal oluşuyor: TMO’nun randevulu ve kalite kriterlerine bağlı alım sistemi,Serbest piyasada tüccar ve manavlar,Üretici kooperatifi niteliğindeki FİSKOBİRLİK. FİSKOBİRLİK’in fiyatı TMO’nun 255 TL’lik Giresun kalite fiyatının altında kalsa da kooperatif ağı, teslim kolaylığı, üreticiyle doğrudan ilişki ve ilave destekler açısından alternatif oluşturma potansiyeli bulunuyor. Üreticinin karşısındaki alıcı sayısının artması, tek bir kanala bağımlılığın azalmasına ve ürün tesliminde seçeneklerin çoğalmasına katkı sağlayabilir. PİYASADAKİ ETKİYİ ALINAN TONAJ GÖSTERECEK FİSKOBİRLİK’in piyasaya girmesi önemli olmakla birlikte kurumun fiyatlar üzerindeki gerçek etkisini alacağı fındık miktarı belirleyecek. Alımlar çok sayıda kooperatifte, yeterli finansmanla ve düzenli şekilde yürütülürse FİSKOBİRLİK üretici açısından güçlü bir alternatif haline gelebilir. Serbest piyasada 180–190 TL bandında oluşan fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine de katkı sağlayabilir. Alım miktarının sınırlı kalması halinde ise kurumun piyasadaki varlığı üreticiye ek bir teslim noktası sağlayacak ancak fiyatları belirleyecek ölçüde bir etki oluşturmayabilecek. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in piyasadaki izi yalnızca açıkladığı belirtilen fiyatla değil, sezon boyunca satın aldığı toplam ürün miktarıyla görülecek. RESMÎ SİTEDE AYRINTILI PROGRAM YER ALMIYOR FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde 20 Ağustos’ta “FİSKOBİRLİK’ten Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığıyla bir sayfa açıldı. Ancak sayfada halen yalnızca “En kısa süre içerisinde sayfamız yenilenerek bilgilendirme yapılacaktır” ifadesi bulunuyor. FİSKOBİRLİK’in kampanya sayfası Alım fiyatları, teslim noktaları, ödeme süresi, ürün kabul kriterleri ve hedeflenen toplam alım miktarı henüz bu sayfada paylaşılmadı. Yerel basına yansıyan 205 ve 195 TL’lik fiyatların, kurum tarafından tarihli ve ayrıntılı bir fiyat tablosuyla yayımlanması üreticinin karar sürecini kolaylaştıracaktır. FINDIK PİYASASINDA ÜÇÜNCÜ SEÇENEK TMO’nun Giresun kalite fındıkta 255 TL, Levant kalitede 250 TL fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasada daha düşük rakamların uygulanması, üreticiyi teslim kanalları arasında tercih yapmaya zorluyor. TMO’nun randevu, kalite ve ödeme koşulları; tüccarın hızlı alım ve ödeme imkânı; FİSKOBİRLİK’in ise kooperatif yapısı ve üreticiye yakınlığı farklı avantajlar taşıyor. FİSKOBİRLİK’in alım programıyla piyasada bulunması bu açıdan olumludur. Kurumun kaç ton ürün alacağının, ödemeleri hangi sürede yapacağının ve alımların hangi kooperatiflerde sürdürüleceğinin açıklanmasıyla bu alternatifin gerçek ağırlığı daha net görülecektir. FİSKOBİRLİK bugün itibarıyla fındık piyasasında varlığını gösteriyor. Ancak üreticiyi büyük tüccar ve manavlar karşısında ne ölçüde güçlendireceğini, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek fiilî alımlar ve toplam tonaj ortaya koyacak.

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR Haber

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR PİYASAYI REGÜLE EDECEK GÜÇ OLMAZSA ÜRETİCİ YİNE FİYAT OYUNUNUN ORTASINDA KALACAK TMO’nun Giresun kalite fındığı 255 TL’den almaya başlamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandındaki direnci sürüyor. Piyasanın hesabı; TMO’nun yeterli miktarda ürün alamaması, Ferrero’nun alıma geç girmesi ve FİSKOBİRLİK’in etkili bir fiyatla sahaya çıkmaması ihtimali üzerine kuruluyor. Bu senaryo gerçekleşirse kazanan düşük maliyetle ürün toplayan büyük alıcılar, kaybeden ise yine üretici olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 24 Ağustos 2026 itibarıyla yeni sezon fındık alımlarına başladı. Ancak kamu alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki büyük fark henüz kapanmadı. TMO, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL, Levant kaliteyi 250 TL, Sivri kaliteyi ise 245 TL’den alıyor. Giresun kalite fındıkta 50 randımanın üzerindeki her bir randıman için kilogram başına 5,10 TL ilave ödeme yapılıyor. Buna karşılık Giresun serbest piyasasında üreticinin karşısına ağırlıklı olarak 190–200 TL bandında fiyatlar çıkıyor. Böylece TMO ile serbest piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. TMO’nun resmî alım programında alımların ilk etapta 16 noktada başlayacağı, hasat durumuna göre bu sayının 61’e çıkarılabileceği belirtiliyor. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK FARK Giresun kalite fındığını 190 TL’den satan üretici ile TMO’ya 255 TL’den teslim eden üretici arasında bir ton üründe 65 bin TL fark bulunuyor. Serbest piyasa fiyatı 200 TL kabul edildiğinde bile bir ton üründeki fark 55 bin TL’ye ulaşıyor. Beş ton fındığı bulunan bir üretici açısından toplam kayıp 275 bin TL ile 325 bin TL arasında değişebiliyor. Bu rakam, sıradan bir piyasa farkı olarak görülemeyecek kadar büyük. Üstelik ürün aynı ürün, üretici aynı üretici, maliyet aynı maliyet. Değişen tek şey, üreticinin karşısında fındığını teslim edebileceği güçlü bir alternatifin bulunup bulunmaması. TÜCCAR NEDEN 190–200 TL BANDINDA DİRENİYOR? Serbest piyasadaki alıcıların fiyat yükseltmemesinin arkasında birkaç temel beklenti bulunuyor. Bunların başında TMO’nun açıkladığı 255 TL’ye rağmen piyasayı regüle edecek büyüklükte ürün alamayabileceği düşüncesi geliyor. TMO’nun alım kapasitesi sınırlı kalır, randevular ileri tarihlere uzar veya üretici ödeme süresini bekleyemezse fındığın yeniden tüccara yönelmesi bekleniyor. TMO ürün bedellerini teslimattan sonraki 21’inci günden itibaren ödüyor. Serbest piyasa ise daha hızlı ödeme, yerinde alım ve daha kolay teslim gibi avantajlar sunuyor. Ancak bu kolaylıkların kilogram başına 55–65 liralık farkı açıklayıp açıklayamayacağı ayrı bir tartışma konusu. Piyasadaki ikinci beklenti, büyük sanayi alıcılarının yeni sezon alımlarına gecikmeli başlaması. Özellikle Ferrero’nun hangi fiyat ve takvimle piyasaya gireceği yakından izleniyor. Şirketin alıma geç başlayacağı yönündeki değerlendirmeler şu aşamada resmî açıklamadan çok piyasa beklentisine dayanıyor. Üçüncü ve belki de en önemli başlık ise FİSKOBİRLİK’in henüz güçlü ve açık bir alım politikasıyla sahada görünmemesi. PİYASAYI AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL, ALINAN TONAJ DÜZENLER TMO’nun 255 TL açıklaması tek başına serbest piyasayı regüle etmeye yetmez. Asıl belirleyici olan, Ofisin bu fiyatla kaç ton fındık alacağı ve üreticinin TMO’ya ne kadar kolay ulaşabileceğidir. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, randevuya konu fındık miktarının 100 bin tonu geçtiğini açıkladı. Bu rakam TMO tarafından kamuya açık toplam veri olarak henüz ayrıca duyurulmasa da üreticinin fiyat farkı nedeniyle TMO’ya yöneldiğini gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. TMO gelen ürünü düzenli biçimde alırsa özel sektörün 190–200 TL’den fındık bulması zorlaşacak. Üretici ürününü pazara indirmezse arz daralacak ve özel sektör fiyat yükseltmek zorunda kalacak. Ancak TMO’nun alımı yavaşlar, randevular uzar ve üreticinin nakit ihtiyacı ağır basarsa serbest piyasa düşük fiyatı korumaya çalışabilecek. Bu nedenle sezonun temel sorusu yalnızca “TMO kaç lira açıkladı?” değil, “TMO piyasadan kaç ton fındık çekecek?” sorusudur. FİSKOBİRLİK’İN DEĞERİNİ ÖNCE KENDİSİ ANLAMALI Bugün yaşanan tablo, FİSKOBİRLİK’in neden kurulduğunu ve üretici açısından neden vazgeçilmez bir kurum olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. FİSKOBİRLİK, 1938 yılında üreticinin ürününü değerinde pazarlaması ve özel alıcılar karşısında yalnız kalmaması amacıyla kuruldu. Uzun yıllar devlet destekleme alımlarında görev yaptı ve bazı dönemlerde Türkiye fındık üretiminin önemli bölümünü satın alarak piyasanın en güçlü aktörlerinden biri oldu. Ancak bugün TMO 255 TL’den alım yaparken serbest piyasa 190–200 TL’de direniyor ve üretici güçlü bir kooperatif alıcısının eksikliğini hissediyor. FİSKOBİRLİK’in resmî duyurular sayfasında 20 Ağustos tarihli “Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığı yer alıyor. Buna karşın haberin hazırlandığı saat itibarıyla yeni sezon için açık bir alım fiyatı, başlangıç tarihi, ödeme takvimi ve ayrıntılı alım koşulları kamuoyuna net biçimde sunulmuş değil. Oysa üreticinin bugün ihtiyacı olan şey yalnızca kampanya başlığı değil; peşin veya kısa vadeli ödeme, açık fiyat, güçlü finansman ve yeterli tonajla yapılacak gerçek bir alımdır. FİSKOBİRLİK’in değerini yalnızca üretici veya kamuoyu değil, öncelikle kurumun kendisi anlamalıdır. Çünkü FİSKOBİRLİK’in anlamı tabelasında, geçmişinde veya yaptığı açıklamalarda değil; üreticinin en çaresiz olduğu gün piyasaya girerek denge kurabilmesindedir. ÜRETİCİ FİYATI BELİRLEYEN DEĞİL, ÖNÜNE KONULANI KABUL EDEN TARAF Piyasa yeterince regüle edilmediğinde ürününü bekletecek ekonomik gücü olmayan üretici, alıcının belirlediği fiyata razı olmak zorunda kalıyor. Düğün, okul, banka, işçilik, gübre, patoz ve günlük yaşam giderleri üreticinin kapısında bekliyor. Fındığı uzun süre elinde tutamayan üretici, hukuken satıp satmamakta özgür görünse de ekonomik olarak aynı özgürlüğe sahip değil. Bu şartlarda üretici fiyatı belirleyen değil, önüne konulan rakamı kabul etmeye zorlanan taraf haline geliyor. Başka bir ifadeyle piyasayı dengeleyecek güçlü bir kurum olmayınca üretici, fiyat oyununun ortasında yalnız bırakılıyor. DÜŞÜK FİYAT KİMİN İŞİNE YARIYOR? Serbest piyasadaki fiyatın yükselmemesi, yüksek miktarda hammadde satın alan sanayici ve ihracatçıların maliyet avantajını koruyor. Ürün 190–200 TL bandında toplandığında büyük alıcıların maliyeti düşerken üreticinin gelir kaybı büyüyor. Ancak bu durumun bütün tüccarların veya şirketlerin birlikte yürüttüğü organize bir fiyat politikası olduğu ileri sürülecekse somut belge ve veriye ihtiyaç bulunuyor. Her tüccarı aynı kefeye koymak doğru değil. Bununla birlikte ortaya çıkan ekonomik sonuç değişmiyor: TMO ile serbest piyasa arasındaki 55–65 liralık fark kapanmadığı sürece düşük fiyat büyük alıcının lehine, üreticinin aleyhine çalışıyor. ÜÇ KURUM, TEK KRİTİK DENGE Önümüzdeki günlerde fındık fiyatının yönünü üç gelişme belirleyecek: TMO’nun kaç ton ürün alacağı, Ferrero ve diğer büyük sanayi alıcılarının ne zaman ve hangi fiyatla piyasaya gireceği, FİSKOBİRLİK’in ise gerçek bir alım gücüyle sahaya çıkıp çıkmayacağı. TMO güçlü alım yapar, FİSKOBİRLİK açık ve rekabetçi fiyatla piyasaya girer, büyük alıcıların ürün ihtiyacı artarsa 190–200 TL bandının korunması zorlaşır. Buna karşılık TMO’nun tonajı sınırlı kalır, FİSKOBİRLİK beklemeyi sürdürür ve büyük sanayi alıcıları piyasaya geç girerse üreticinin fındığı düşük fiyatla satmaya zorlandığı dönem uzayabilir. FINDIKTA GERÇEK SINAV ŞİMDİ BAŞLADI TMO’nun 255 TL’den alıma başlaması önemli ancak tek başına yeterli değil. 255 TL’nin yalnızca tabelada kalan bir rakam mı, yoksa serbest piyasayı yukarı taşıyan gerçek bir güç mü olacağını TMO’nun alacağı ürün miktarı gösterecek. FİSKOBİRLİK’in 88 yıllık geçmişinin anlamı da tam bu noktada ortaya çıkacak. Kurum üreticinin yanında güçlü biçimde yer alırsa piyasanın dengesi değişebilir. Sessiz ve etkisiz kalırsa üretici bir kez daha alıcının belirlediği rakama mahkûm olabilir. Fındıkta bugün asıl mesele 190 mı, 255 mi sorusundan daha büyük. ÜRETİCİNİN FINDIĞININ FİYATINI KİM BELİRLEYECEK?

FINDIKTA KRİTİK GÜNLER: GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA Haber

FINDIKTA KRİTİK GÜNLER: GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA

FINDIKTA KRİTİK 5 GÜN: GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA TMO SAHAYA İNİYOR: FINDIKTA DENGELER DEĞİŞECEK Mİ? Giresun’da 2026 ürünü fındık pazara inmeye başlarken üreticinin gözü 24 Ağustos Pazartesi günü başlayacak TMO alımlarına çevrildi. 19 Ağustos itibarıyla Giresun Merkez’de 50 randıman kabuklu fındık için serbest piyasada 190–200 TL bandında fiyatlar görülürken, TMO’nun Giresun kalite için açıkladığı 255 TL’lik fiyatla piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. Önümüzdeki beş gün, yeni sezonun fiyat dengesinin hangi yönde oluşacağını göstermesi bakımından kritik önem taşıyor. HASAT SÜRÜYOR, FINDIK PAZARA İNMEYE BAŞLADI Giresun’da 2026 yılı fındık hasadı sürerken, bahçeden toplanan ürünün kurutma işlemlerinin tamamlandığı bölgelerde yeni mahsul fındık yavaş yavaş pazara inmeye başladı. Yeni sezonun ilk günlerinde üreticinin karşısında iki ayrı fiyat tablosu bulunuyor. Bir tarafta Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için açıkladığı 255 TL, diğer tarafta ise henüz TMO’nun fiziki alımları başlamadan oluşan serbest piyasa fiyatları var. TMO, 2026/2027 sezonunda Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için 250 TL alım fiyatı belirledi. GİRESUN MERKEZ’DE 190–200 TL BANDI 19 Ağustos 2026 Çarşamba günü yayımlanan güncel piyasa takiplerinde, Giresun Merkez’de 50 randıman kabuklu fındığın kilogramı 190–200 TL bandında gösteriliyor. İlçelerde ise alıcıya, ürün kalitesine ve bölgeye göre farklı rakamlar bildiriliyor. Bu nedenle serbest piyasa için tek ve resmî bir “Giresun fiyatı”ndan söz etmek yerine, Giresun Merkez’de sahada oluşan fiyat aralığının 190–200 TL civarında seyrettiğini belirtmek daha doğru. Fiyat; tüccara, ürünün randımanına, nem oranına, kalitesine, ödeme biçimine ve teslim şartlarına göre değişebiliyor. TMO İLE PİYASA ARASINDA 55–65 LİRALIK MAKAS Bugünkü tabloya göre asıl dikkat çeken nokta, serbest piyasa ile TMO arasında oluşan fiyat farkı. TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL esas alındığında; Serbest piyasa 200 TL ise fark 55 TL, serbest piyasa 190 TL ise fark 65 TL. Başka bir ifadeyle serbest piyasanın mevcut alt ve üst bandı, TMO’nun açıkladığı Giresun kalite fiyatının yaklaşık yüzde 22–25 altında bulunuyor. Bu makas, özellikle hasat döneminde nakit ihtiyacı bulunan üretici açısından önemli hale geliyor. ÜRETİCİNİN ÖNÜNDE İKİ AYRI HESAP VAR Üretici açısından mesele yalnızca “190 TL mi, 255 TL mi?” karşılaştırmasından ibaret değil. Fındığını serbest piyasaya veren üretici, alıcıyla yaptığı anlaşmaya göre parasını daha kısa sürede veya peşin alma imkânına sahip olabiliyor. TMO’da ise ürünün belirlenen kalite şartlarını taşıması, üreticinin ÇKS kaydının bulunması, randevu alınması ve ürünün alım noktasına götürülmesi gerekiyor. TMO tarafından kabul edilen ürünlerin bedelinin ise teslimatı takip eden 21’inci günden itibaren üreticinin banka hesabına aktarılması öngörülüyor. Dolayısıyla üreticinin önünde yalnızca fiyat değil; nakit ihtiyacı, depolama imkânı, ürün kalitesi ve bekleme süresini içeren çok yönlü bir tercih bulunuyor. GÖZLER 24 AĞUSTOS PAZARTESİ’DE Yeni sezon açısından en kritik tarih 24 Ağustos 2026 Pazartesi olacak. TMO, kabuklu fındık alımlarının bu tarihte başlayacağını duyurdu. Alımlar ilk etapta 16 noktada gerçekleştirilecek; hasat durumuna göre alım noktası sayısının 61’e kadar çıkarılması planlanıyor. Randevu sistemi ise 17 Ağustos saat 09.00 itibarıyla üreticilerin kullanımına açıldı. Üreticiler TMO randevularını internet üzerinden, e-Devlet aracılığıyla veya ilgili TMO iş yerlerinden alabiliyor. ASIL SINAV TMO PİYASAYA GİRDİKTEN SONRA Serbest piyasa açısından asıl sınav ise TMO’nun fiilen ürün kabul etmeye başlamasının ardından verilecek. TMO bugün için 255 TL’lik bir fiyat açıklamış olsa da henüz fiziki alım başlamadığı için serbest piyasadaki fiyat oluşumu TMO’nun sahadaki alım etkisini tam olarak yansıtmıyor. Bu nedenle 24 Ağustos sonrasında özel sektörün ve tüccarın fiyat politikasının nasıl değişeceği, sezonun ilk önemli göstergelerinden biri olacak. TMO alımlarının başlamasıyla birlikte üreticinin 255 TL’lik alternatife fiilen ulaşabilmesi, serbest piyasadaki alıcıların fiyatlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ancak bunun mutlaka ve hemen fiyat artışı yaratacağını söylemek için henüz erken. Serbest piyasanın yönünü; ürünün pazara geliş hızı, üreticinin satış eğilimi, ihracatçı ve sanayicinin talebi, TMO’nun alım kapasitesi ve randevu süreci birlikte belirleyecek. TMO’NUN 2026/2027 FINDIK ALIM FİYATLARI TMO tarafından yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre belirlenen yeni sezon fiyatları şöyle: Giresun kalite kabuklu fındık: 255 TL/kgLevant kalite kabuklu fındık: 250 TL/kgSivri kalite kabuklu fındık: 245 TL/kg Bu fiyatlar 50 randıman esasına göre uygulanıyor. RANDIMANI YÜKSEK FINDIĞA DAHA FAZLA ÖDEME Üretici açısından önemli ayrıntılardan biri de randıman farkı. TMO, yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için kilogram başına; Giresun kaliteye 5,10 TLLevant kaliteye 5,00 TLSivri kaliteye 4,90 TL ilave ödeme yapacak. Buna göre Giresun kalite fındıkta teorik TMO fiyatı: 50 randıman: 255,00 TL/kg 51 randıman: 260,10 TL/kg 52 randıman: 265,20 TL/kg 53 randıman: 270,30 TL/kg 54 randıman: 275,40 TL/kg 55 randıman: 280,50 TL/kg seviyesine çıkabilecek. Dolayısıyla üreticinin yalnızca açıklanan 255 TL’lik baz fiyatı değil, ürününün gerçek randımanını da dikkate alması gerekiyor. TMO HER FINDIĞI ALMAYACAK: KRİTERLER ÖNEMLİ TMO’ya ürün teslim etmek isteyen üreticiler açısından en önemli konulardan biri de kalite şartları. TMO’nun açıkladığı alım esaslarına göre kabuklu fındıkta; Rutubet oranı yüzde 6,5 ve altında,Sağlam iç fındık oranı yüzde 40 ve üzerinde,Buruşuk iç oranı yüzde 10 ve altında,Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7 ve altında,Yabancı madde oranı yüzde 0,5 ve altında,Çatlak, kırık ve kabuk içerisinde bulunan iç fındık oranı yüzde 10 ve altında olmak zorunda. Bu şartları taşıyan ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere ait ürünler TMO tarafından satın alınabilecek. ESKİ FINDIKLA YENİ FINDIK KARIŞTIRILAMAYACAK TMO’nun dikkat çektiği bir diğer önemli husus ise mahsul yılı. Eski yıl ürünü ile 2026 ürünü fındığın karıştırıldığı partiler TMO tarafından satın alınmayacak. Üreticilerin bu nedenle yeni mahsulü eski ürünle karıştırmadan muhafaza etmeleri önem taşıyor. EN KRİTİK KONU: RUTUBET Hasadın hemen ardından üreticinin en fazla dikkat etmesi gereken konuların başında kurutma geliyor. TMO, ürün tesliminde rutubet nedeniyle sorun yaşanmaması için fındığın yeterince kurutulması gerektiğini özellikle vurguluyor. Kabul edilebilir rutubet oranının en fazla yüzde 6,5 olması nedeniyle, ürününü erken pazara indirmek isteyen üreticinin kurutma işlemini tamamlamadan fındığını çuvallaması önemli kalite ve depolama sorunlarına yol açabilir. FINDIKTA ÖNÜMÜZDEKİ 5 GÜN NEDEN ÖNEMLİ? 19 Ağustos ile TMO’nun alıma başlayacağı 24 Ağustos arasındaki dönem, fındık piyasası açısından adeta bir geçiş dönemi niteliğinde. Bugün üreticinin önünde TMO tarafından açıklanmış 255 TL’lik bir referans fiyat bulunuyor ancak TMO henüz ürünü fiziken teslim almıyor. Serbest piyasa ise Giresun Merkez’de bunun belirgin biçimde altında seyrediyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde üç gelişme yakından izlenecek: Birincisi: Üreticinin ürününü mevcut fiyatlardan piyasaya indirip indirmeyeceği. İkincisi: TMO randevularına gösterilecek ilgi ve üreticinin ne kadar ürününü TMO’ya yönlendireceği. Üçüncüsü: TMO’nun 24 Ağustos’ta fiili alıma başlamasının ardından tüccar ve özel sektör fiyatlarının ne yönde hareket edeceği. FİYATIN YÖNÜNÜ 24 AĞUSTOS SONRASI DAHA NET GÖRECEĞİZ Bugünkü tablo, fındıkta sezonun henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor. TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 TL’lik resmi alım fiyatı belli. Serbest piyasada ise Giresun Merkez için 190–200 TL bandında fiyatlar bildiriliyor. Ancak serbest piyasanın kalıcı fiyat seviyesinin bugün oluştuğunu söylemek için erken. 24 Ağustos’ta TMO’nun sahaya inmesiyle birlikte üreticinin elindeki 255 TL’lik alternatif kâğıt üzerindeki bir fiyat olmaktan çıkıp fiili bir alım seçeneğine dönüşecek. İşte bu noktadan sonra üreticinin satış davranışı ile tüccar, sanayici ve ihracatçıların alım politikası yeni sezon fiyatının gerçek yönünü ortaya koyacak. FINDIKTA KRİTİK HAFTA Giresun ekonomisinin en önemli ürünü olan fındıkta yeni sezonun ilk büyük fiyat sınavına giriliyor. Hasat devam ediyor, yeni ürün pazara geliyor, TMO randevuları açılmış durumda ve resmi alımlar için geri sayım sürüyor. 19 Ağustos itibarıyla tablo net: TMO Giresun kalite fındığa 255 TL diyor; Giresun Merkez serbest piyasasında ise 190–200 TL bandında fiyatlar görülüyor. Şimdi üreticinin ve sektörün gözü tek bir tarihte: 24 AĞUSTOS 2026 TMO’nun alım merkezlerinin kapılarını açmasıyla birlikte 55–65 TL’ye ulaşan fiyat makasının kapanıp kapanmayacağı ve serbest piyasanın hangi seviyede yeni denge kuracağı, 2026 fındık sezonunun ilk büyük sorusunun cevabını verecek.

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Haber

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Fındıkta büyük alıcılar daha kış aylarından itibaren çiçeklenme, karanfil, hava, stok, ihracat ve dünya üretim verilerini izleyerek yeni sezon için pozisyon alıyor; uluslararası müşterileriyle ileri tarihli satış bağlantıları kuruyor. Üretici ise hasada günler kala kendi ilinin resmî rekoltesini, TMO’nun alım fiyatını ve devletin piyasa planını hâlâ bilmiyor. İl komisyonlarının tamamladığı sonuçlar Bakanlık tarafından tek merkezden açıklanmadan yerel basına parça parça yansıyor. Bilginin dağınık, geç ve eşitsiz dağıldığı bu yapıyla üretici lehine fındık politikası oluşturmak mümkün değil. Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 86 bin 400 ton olduğu bazı yerel basın kuruluşlarında yayımlandı. Ancak bu rakamı içeren imzalı komisyon kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı onayı veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yayımlanmış resmî sonuç metni bulunmuyor. Haberlerde bilginin kaynağı “edinilen bilgilere göre” sözleriyle açıklandı. Aynı rakamın ve birbirine benzeyen metinlerin farklı yayınlarda kısa aralıklarla yer alması, haberlerin aynı kaynaktan servis edilmiş ya da bazı yayınlar tarafından birbirinden aktarılmış olabileceğini düşündürüyor. Fakat 86 bin 400 tonun ilk olarak kim tarafından, hangi belgeye dayanılarak ve hangi aşamada basına verildiği bilinmiyor. Rekolte rakamı; fındığın sezon fiyatını, arz beklentisini, ihracat bağlantılarını ve üreticinin pazarlık gücünü etkileyebilecek stratejik bir piyasa verisi. KOMİSYON ÇALIŞIYOR, SONUÇ BAKANLIĞA GİDİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre rekolte çalışması, 12 kişilik komisyon tarafından 13 ilçedeki 130 örnek bahçede yürütüldü. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çotanak sayımları yapıldı; rastgele alınan 100 fındık kırılarak sağlam dane oranı incelendi. Komisyonda İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yanında şu kurumların temsilcileri yer aldı: Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü Giresun Üniversitesi Giresun Ticaret Borsası Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fiskobirlik İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmalar tamamlandıktan sonra hesaplamaların yapılacağını ve belirlenen Giresun rekoltesinin Bakanlığa bildirileceğini açıkladı. Bu yapı, sonucun yalnızca tek bir kişinin veya kurumun elinde olmadığını gösteriyor. Komisyon üyeleri, bağlı kurumlar ve Bakanlık birimleri hesaplanan rakama resmî duyurudan önce erişebiliyor. Sorun, piyasayı etkileyebilecek sonucun hangi aşamada kimlerle paylaşıldığının ve ne zaman resmiyet kazandığının bilinmemesidir. DİĞER İLLERDE DE RAKAMLAR PARÇA PARÇA DOLAŞIMA GİRİYOR 2026 sezonunda benzer bir açıklama karmaşası diğer fındık illerinde de görülüyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rekolte çalışmalarının sürdüğünü duyurdu ancak tonaj açıklamadı. Düzce’de saha çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların komisyon tarafından değerlendirildiği bildirildi; nihai rekoltenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacağı özellikle belirtildi. Ordu’da ise 195 bin 351 tonluk tahmin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî internet sitesindeki bir sonuç metninden önce ziraat odası yöneticilerinin açıklamaları ve basın haberleri üzerinden kamuoyuna ulaştı. İhracatçıların Ordu için daha önce açıkladığı tahmin 265 bin 995 tondu. İki tahmin arasında 70 bin 644 tonluk çok büyük bir fark bulunuyor. Giresun için de sektörün daha önceki ön tahmini 87 bin 537 tondu. Yerel basına yansıyan komisyon rakamı ise 86 bin 400 ton. Bu iki Giresun tahmini birbirine yakın görünse bile hangisinin hangi yöntemle hazırlandığı, Bakanlık tarafından hangisinin kabul edildiği ve nihai resmî sonucun ne olduğu açıklanmış değil. İl komisyonları aynı Bakanlığın koordinasyonunda çalışırken bazı illerin rakamlarının ziraat odalarından, bazılarının yerel basından, bazılarının ise sektör raporlarından öğrenilmesi, fındık yönetiminde ortak bir açıklama düzeni bulunmadığını gösteriyor. BÜYÜK TÜCCAR HASADI BEKLEMİYOR Fındık ticareti ağustos ayında ürün pazara indiğinde başlamıyor. Büyük tüccar, ihracatçı ve sanayici yeni sezon hazırlığını aylar öncesinden yapıyor. Kış dönemindeki erkek çiçek ve karanfil oluşumu, ilkbahardaki meyve tutumu, don ve kuraklık riski, bahçelerdeki hastalık ve zararlı durumu, önceki sezondan kalan stok, TMO stokları, ihracat bağlantıları, döviz kuru, rakip ülkelerin üretim beklentileri ve küresel çikolata sanayisinin talebi birlikte değerlendiriliyor. Sektör kuruluşları ve uluslararası alıcılar bu nedenle devletin temmuz ayındaki il komisyonu sonuçlarını beklemeden kendi saha araştırmalarını yaptırıyor. Nitekim 2026 sezonu için Uluslararası Sert Kabuklu Meyve ve Kuru Meyve Konseyinin mayıs tahmini Türkiye için yaklaşık 810 bin ton, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliklerinin ön çalışması ise 829 bin 239 ton düzeyindeydi. Bu erken tahminlerin uluslararası alıcıların tedarik planlarında kullanıldığı sektör raporlarına da yansıdı. Bu rakamlar kesin üretim sonucu değil. Ancak uluslararası alıcıya teklif hazırlanırken, teslimat planı yapılırken ve yeni sezon fiyat riski hesaplanırken piyasanın kullandığı erken göstergeler. ALİVRE SATIŞTA BUGÜN FİYAT, YARIN ÜRÜN KONUŞULUYOR Alivre satış, henüz hasat edilmemiş veya satıcının elinde hazır bulunmayan ürünün ileriki bir tarihte teslim edilmek üzere bugünden fiyat ve miktar bağlantısına bağlanmasıdır. İhracatçı, örneğin sonbaharda teslim edeceği iç fındığı aylar öncesinden yabancı alıcıya satabilir. Bu bağlantıyı yaparken gelecekte piyasadan yeterli miktarda kabuklu fındık toplayabileceğini, işleyeceğini ve taahhüt ettiği tarihte teslim edeceğini hesaplar. Bu işlem ihracatçı açısından hem ticaret imkânı hem de ciddi bir risktir. Rekolte beklenenden düşük, iç doluluk zayıf veya piyasa fiyatı bağlantı fiyatının üzerinde gerçekleşirse satıcı zarar edebilir. Rekolte yüksek ve alım fiyatı beklenenden düşük kalırsa daha avantajlı bir maliyetle ürün tedarik edebilir. Geniş saha ağı, manav ve tüccar bağlantıları, ihracat siparişleri, stok bilgisi, uluslararası alıcı ilişkileri, finansman kapasitesi ve özel rekolte araştırmaları onlara üreticiden çok daha erken ve kapsamlı bir görünüm sağlar. BÜYÜK AKTÖR BELİRSİZLİĞİ YÖNETİR, ÜRETİCİ BEDELİNİ ÖDER Belirsizlik bütün tarafları aynı ölçüde etkilemez. Büyük ihracatçı farklı tahminleri satın alabilir, sahaya ekip gönderebilir, çeşitli bölgelerden ürün tedarik edebilir, stok tutabilir, döviz ve teslimat planı yapabilir. Bir tahmini yanlış çıktığında diğer pozisyonlarıyla riskini azaltabilir. Küçük üreticinin ise tek bahçesi ve yılda bir kez elde ettiği ürünü vardır. Hasat işçiliği, patoz, taşıma, gübre, ilaç ve finansman giderleri peşinen oluşur. Üretici çoğu zaman TMO fiyatını, alım takvimini ve piyasanın gerçek arz durumunu bilmeden ürününü toplar. Borcu veya acil nakit ihtiyacı varsa bekleme gücü de sınırlıdır. Bu nedenle bilgi eşitsizliği yalnızca teknik bir veri problemi değildir; pazarlık gücünün kimde olacağını belirleyen ekonomik bir sorundur. FINDIK POLİTİKASI YALNIZCA TABAN FİYAT AÇIKLAMAK DEĞİLDİR Fındık politikası, hasattan birkaç gün önce TMO fiyatı açıklamaktan ibaret görülemez. Sağlıklı bir politika şu sorulara sezon başlamadan yanıt vermelidir: Türkiye’nin ve her ilin tahmini üretimi ne kadar? Önceki sezondan devreden kamu ve özel sektör stoku ne kadar? İç piyasa tüketimi ve ihracat bağlantıları hangi düzeyde? İhracatçıların ileri tarihli teslimat yükümlülükleri ne kadar? TMO kaç ton ürün alacak ve hangi tarihte alıma başlayacak? Lisanslı depo kapasitesi üreticinin ürününü bekletebilmesine yeterli mi? Üretim maliyeti ve üretici refah payı hangi yöntemle hesaplandı? Hastalık, zararlı ve kalite kaybı tahmine nasıl yansıtıldı? Sezon sonunda tahmin ile gerçekleşme arasındaki fark ne oldu? Bu veriler birlikte açıklanmadan yalnızca rekolte rakamı üzerinden “ürün çok” veya “ürün az” algısı oluşturmak gerçek bir fındık politikası değildir. KURULMASI GEREKEN ŞEFFAF FINDIK VERİ SİSTEMİ Tarım ve Orman Bakanlığı, her sezon için kamuya açık bir Fındık Arz ve Piyasa İzleme Sistemi kurmalıdır. Sistemde: İl komisyonlarının kullandığı yöntem ve örnek bahçe sayısı, İlçe ve il bazındaki ilk tahminler, Komisyon kararının tarihi, Bakanlık tarafından onaylanan resmî tahmin, TMO ile özel sektörün devreden stokları ayrı ayrı, Aylık ihracat ve iç piyasa verileri, Hasat sonrası TÜİK gerçekleşmeleri, Tahmin-gerçekleşme farkı ve sapma oranı, Son 10 yılın karşılaştırmalı serisi, Verilerde yapılan her revizyonun tarihi ve gerekçesi yayımlanmalıdır. Bütün illerin sonuçları aynı gün ve aynı formatta açıklanmalı; komisyon verilerinin resmî duyurudan önce seçilmiş kişi, kuruluş veya yayınlara parça parça ulaşmasını önleyecek bir açıklama protokolü uygulanmalıdır. ÜRETİCİ DE AYNI VERİYLE PAZARLIĞA OTURMALI Büyük tüccarın araştırma yapması, geleceğe dönük satış bağlantısı kurması ve ticari risk alması piyasanın bir parçasıdır. Kabul edilemez olan, üreticinin kendi ürünü hakkında aynı temel bilgiye zamanında ulaşamamasıdır. Devlet; rekolteyi, stoku, maliyeti ve alım programını zamanında açıklamadığı sürece fiyatı belirleyen güç kamu politikası değil, bilgiye ve sermayeye erken ulaşan piyasa aktörleri olacaktır. Giresun’daki 86 bin 400 ton tartışması bu nedenle tek başına bir “Rakam kimden sızdı?” meselesi değildir. Türkiye’nin fındığı nasıl yönettiğini, bilginin kimde toplandığını, kimin erken pozisyon aldığını ve üreticinin neden her sezon son anda açıklanacak fiyata mahkûm edildiğini gösteren yapısal bir sorundur. Bu kadar dağınık veri, gecikmiş açıklama ve eşitsiz bilgi düzeniyle üretici lehine fındık politikası üretilemez.

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.