Hava Durumu

#Tüccar

giresunsonhaber - Tüccar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüccar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FİSKOBİRLİK PİYASADA Haber

FİSKOBİRLİK PİYASADA

FİSKOBİRLİK PİYASADA, ÜRETİCİ İÇİN TMO, BÜYÜK TÜCCAR VE MANAVLAR DIŞINDA BİR ALTERNATİF OLUŞTURUYOR FİSKOBİRLİK’in 2026 ürünü fındık alım programına ilişkin ilk bilgiler yerel basına yansıdı. Birliğin piyasada alıcı olarak bulunması üretici açısından yeni bir teslim kanalı oluştururken, alımların kaç kooperatifte ve ne kadar tonajla yürütüleceği henüz bilinmiyor. Fındık piyasasında TMO ile tüccar arasındaki yüksek fiyat farkının tartışıldığı bir dönemde FİSKOBİRLİK de alım programıyla piyasada yerini almaya başladı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre FİSKOBİRLİK’in ortak üreticiler için yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta 205 TL, Levant kalite fındıkta ise 195 TL alım fiyatı uygulayacağı bildirildi. Ortak olmayan üreticilerden ürünün bu fiyatların 5 TL altında alınacağı; randıman farkı, coğrafi işaret desteği ve ürünü kendi imkânıyla getiren üreticilere nakliye ödemesi yapılacağı da aktarıldı. Yerel basına yansıyan alım koşulları Ancak bu fiyat ve koşulları gösteren ayrıntılı tablo henüz FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde yayımlanmadı. ÜRETİCİ İÇİN YENİ BİR TESLİM KANALI FİSKOBİRLİK’in piyasada alıcı olarak bulunması, üreticinin ürününü yalnızca büyük tüccarlara ve onların adına alım yaptığı belirtilen manavlara teslim etmek zorunda kalmaması açısından önem taşıyor. Üreticinin önünde böylece üç temel kanal oluşuyor: TMO’nun randevulu ve kalite kriterlerine bağlı alım sistemi,Serbest piyasada tüccar ve manavlar,Üretici kooperatifi niteliğindeki FİSKOBİRLİK. FİSKOBİRLİK’in fiyatı TMO’nun 255 TL’lik Giresun kalite fiyatının altında kalsa da kooperatif ağı, teslim kolaylığı, üreticiyle doğrudan ilişki ve ilave destekler açısından alternatif oluşturma potansiyeli bulunuyor. Üreticinin karşısındaki alıcı sayısının artması, tek bir kanala bağımlılığın azalmasına ve ürün tesliminde seçeneklerin çoğalmasına katkı sağlayabilir. PİYASADAKİ ETKİYİ ALINAN TONAJ GÖSTERECEK FİSKOBİRLİK’in piyasaya girmesi önemli olmakla birlikte kurumun fiyatlar üzerindeki gerçek etkisini alacağı fındık miktarı belirleyecek. Alımlar çok sayıda kooperatifte, yeterli finansmanla ve düzenli şekilde yürütülürse FİSKOBİRLİK üretici açısından güçlü bir alternatif haline gelebilir. Serbest piyasada 180–190 TL bandında oluşan fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine de katkı sağlayabilir. Alım miktarının sınırlı kalması halinde ise kurumun piyasadaki varlığı üreticiye ek bir teslim noktası sağlayacak ancak fiyatları belirleyecek ölçüde bir etki oluşturmayabilecek. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in piyasadaki izi yalnızca açıkladığı belirtilen fiyatla değil, sezon boyunca satın aldığı toplam ürün miktarıyla görülecek. RESMÎ SİTEDE AYRINTILI PROGRAM YER ALMIYOR FİSKOBİRLİK’in resmî internet sitesinde 20 Ağustos’ta “FİSKOBİRLİK’ten Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığıyla bir sayfa açıldı. Ancak sayfada halen yalnızca “En kısa süre içerisinde sayfamız yenilenerek bilgilendirme yapılacaktır” ifadesi bulunuyor. FİSKOBİRLİK’in kampanya sayfası Alım fiyatları, teslim noktaları, ödeme süresi, ürün kabul kriterleri ve hedeflenen toplam alım miktarı henüz bu sayfada paylaşılmadı. Yerel basına yansıyan 205 ve 195 TL’lik fiyatların, kurum tarafından tarihli ve ayrıntılı bir fiyat tablosuyla yayımlanması üreticinin karar sürecini kolaylaştıracaktır. FINDIK PİYASASINDA ÜÇÜNCÜ SEÇENEK TMO’nun Giresun kalite fındıkta 255 TL, Levant kalitede 250 TL fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasada daha düşük rakamların uygulanması, üreticiyi teslim kanalları arasında tercih yapmaya zorluyor. TMO’nun randevu, kalite ve ödeme koşulları; tüccarın hızlı alım ve ödeme imkânı; FİSKOBİRLİK’in ise kooperatif yapısı ve üreticiye yakınlığı farklı avantajlar taşıyor. FİSKOBİRLİK’in alım programıyla piyasada bulunması bu açıdan olumludur. Kurumun kaç ton ürün alacağının, ödemeleri hangi sürede yapacağının ve alımların hangi kooperatiflerde sürdürüleceğinin açıklanmasıyla bu alternatifin gerçek ağırlığı daha net görülecektir. FİSKOBİRLİK bugün itibarıyla fındık piyasasında varlığını gösteriyor. Ancak üreticiyi büyük tüccar ve manavlar karşısında ne ölçüde güçlendireceğini, önümüzdeki günlerde gerçekleşecek fiilî alımlar ve toplam tonaj ortaya koyacak.

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR Haber

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR PİYASAYI REGÜLE EDECEK GÜÇ OLMAZSA ÜRETİCİ YİNE FİYAT OYUNUNUN ORTASINDA KALACAK TMO’nun Giresun kalite fındığı 255 TL’den almaya başlamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandındaki direnci sürüyor. Piyasanın hesabı; TMO’nun yeterli miktarda ürün alamaması, Ferrero’nun alıma geç girmesi ve FİSKOBİRLİK’in etkili bir fiyatla sahaya çıkmaması ihtimali üzerine kuruluyor. Bu senaryo gerçekleşirse kazanan düşük maliyetle ürün toplayan büyük alıcılar, kaybeden ise yine üretici olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 24 Ağustos 2026 itibarıyla yeni sezon fındık alımlarına başladı. Ancak kamu alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki büyük fark henüz kapanmadı. TMO, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL, Levant kaliteyi 250 TL, Sivri kaliteyi ise 245 TL’den alıyor. Giresun kalite fındıkta 50 randımanın üzerindeki her bir randıman için kilogram başına 5,10 TL ilave ödeme yapılıyor. Buna karşılık Giresun serbest piyasasında üreticinin karşısına ağırlıklı olarak 190–200 TL bandında fiyatlar çıkıyor. Böylece TMO ile serbest piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. TMO’nun resmî alım programında alımların ilk etapta 16 noktada başlayacağı, hasat durumuna göre bu sayının 61’e çıkarılabileceği belirtiliyor. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK FARK Giresun kalite fındığını 190 TL’den satan üretici ile TMO’ya 255 TL’den teslim eden üretici arasında bir ton üründe 65 bin TL fark bulunuyor. Serbest piyasa fiyatı 200 TL kabul edildiğinde bile bir ton üründeki fark 55 bin TL’ye ulaşıyor. Beş ton fındığı bulunan bir üretici açısından toplam kayıp 275 bin TL ile 325 bin TL arasında değişebiliyor. Bu rakam, sıradan bir piyasa farkı olarak görülemeyecek kadar büyük. Üstelik ürün aynı ürün, üretici aynı üretici, maliyet aynı maliyet. Değişen tek şey, üreticinin karşısında fındığını teslim edebileceği güçlü bir alternatifin bulunup bulunmaması. TÜCCAR NEDEN 190–200 TL BANDINDA DİRENİYOR? Serbest piyasadaki alıcıların fiyat yükseltmemesinin arkasında birkaç temel beklenti bulunuyor. Bunların başında TMO’nun açıkladığı 255 TL’ye rağmen piyasayı regüle edecek büyüklükte ürün alamayabileceği düşüncesi geliyor. TMO’nun alım kapasitesi sınırlı kalır, randevular ileri tarihlere uzar veya üretici ödeme süresini bekleyemezse fındığın yeniden tüccara yönelmesi bekleniyor. TMO ürün bedellerini teslimattan sonraki 21’inci günden itibaren ödüyor. Serbest piyasa ise daha hızlı ödeme, yerinde alım ve daha kolay teslim gibi avantajlar sunuyor. Ancak bu kolaylıkların kilogram başına 55–65 liralık farkı açıklayıp açıklayamayacağı ayrı bir tartışma konusu. Piyasadaki ikinci beklenti, büyük sanayi alıcılarının yeni sezon alımlarına gecikmeli başlaması. Özellikle Ferrero’nun hangi fiyat ve takvimle piyasaya gireceği yakından izleniyor. Şirketin alıma geç başlayacağı yönündeki değerlendirmeler şu aşamada resmî açıklamadan çok piyasa beklentisine dayanıyor. Üçüncü ve belki de en önemli başlık ise FİSKOBİRLİK’in henüz güçlü ve açık bir alım politikasıyla sahada görünmemesi. PİYASAYI AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL, ALINAN TONAJ DÜZENLER TMO’nun 255 TL açıklaması tek başına serbest piyasayı regüle etmeye yetmez. Asıl belirleyici olan, Ofisin bu fiyatla kaç ton fındık alacağı ve üreticinin TMO’ya ne kadar kolay ulaşabileceğidir. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, randevuya konu fındık miktarının 100 bin tonu geçtiğini açıkladı. Bu rakam TMO tarafından kamuya açık toplam veri olarak henüz ayrıca duyurulmasa da üreticinin fiyat farkı nedeniyle TMO’ya yöneldiğini gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. TMO gelen ürünü düzenli biçimde alırsa özel sektörün 190–200 TL’den fındık bulması zorlaşacak. Üretici ürününü pazara indirmezse arz daralacak ve özel sektör fiyat yükseltmek zorunda kalacak. Ancak TMO’nun alımı yavaşlar, randevular uzar ve üreticinin nakit ihtiyacı ağır basarsa serbest piyasa düşük fiyatı korumaya çalışabilecek. Bu nedenle sezonun temel sorusu yalnızca “TMO kaç lira açıkladı?” değil, “TMO piyasadan kaç ton fındık çekecek?” sorusudur. FİSKOBİRLİK’İN DEĞERİNİ ÖNCE KENDİSİ ANLAMALI Bugün yaşanan tablo, FİSKOBİRLİK’in neden kurulduğunu ve üretici açısından neden vazgeçilmez bir kurum olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. FİSKOBİRLİK, 1938 yılında üreticinin ürününü değerinde pazarlaması ve özel alıcılar karşısında yalnız kalmaması amacıyla kuruldu. Uzun yıllar devlet destekleme alımlarında görev yaptı ve bazı dönemlerde Türkiye fındık üretiminin önemli bölümünü satın alarak piyasanın en güçlü aktörlerinden biri oldu. Ancak bugün TMO 255 TL’den alım yaparken serbest piyasa 190–200 TL’de direniyor ve üretici güçlü bir kooperatif alıcısının eksikliğini hissediyor. FİSKOBİRLİK’in resmî duyurular sayfasında 20 Ağustos tarihli “Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığı yer alıyor. Buna karşın haberin hazırlandığı saat itibarıyla yeni sezon için açık bir alım fiyatı, başlangıç tarihi, ödeme takvimi ve ayrıntılı alım koşulları kamuoyuna net biçimde sunulmuş değil. Oysa üreticinin bugün ihtiyacı olan şey yalnızca kampanya başlığı değil; peşin veya kısa vadeli ödeme, açık fiyat, güçlü finansman ve yeterli tonajla yapılacak gerçek bir alımdır. FİSKOBİRLİK’in değerini yalnızca üretici veya kamuoyu değil, öncelikle kurumun kendisi anlamalıdır. Çünkü FİSKOBİRLİK’in anlamı tabelasında, geçmişinde veya yaptığı açıklamalarda değil; üreticinin en çaresiz olduğu gün piyasaya girerek denge kurabilmesindedir. ÜRETİCİ FİYATI BELİRLEYEN DEĞİL, ÖNÜNE KONULANI KABUL EDEN TARAF Piyasa yeterince regüle edilmediğinde ürününü bekletecek ekonomik gücü olmayan üretici, alıcının belirlediği fiyata razı olmak zorunda kalıyor. Düğün, okul, banka, işçilik, gübre, patoz ve günlük yaşam giderleri üreticinin kapısında bekliyor. Fındığı uzun süre elinde tutamayan üretici, hukuken satıp satmamakta özgür görünse de ekonomik olarak aynı özgürlüğe sahip değil. Bu şartlarda üretici fiyatı belirleyen değil, önüne konulan rakamı kabul etmeye zorlanan taraf haline geliyor. Başka bir ifadeyle piyasayı dengeleyecek güçlü bir kurum olmayınca üretici, fiyat oyununun ortasında yalnız bırakılıyor. DÜŞÜK FİYAT KİMİN İŞİNE YARIYOR? Serbest piyasadaki fiyatın yükselmemesi, yüksek miktarda hammadde satın alan sanayici ve ihracatçıların maliyet avantajını koruyor. Ürün 190–200 TL bandında toplandığında büyük alıcıların maliyeti düşerken üreticinin gelir kaybı büyüyor. Ancak bu durumun bütün tüccarların veya şirketlerin birlikte yürüttüğü organize bir fiyat politikası olduğu ileri sürülecekse somut belge ve veriye ihtiyaç bulunuyor. Her tüccarı aynı kefeye koymak doğru değil. Bununla birlikte ortaya çıkan ekonomik sonuç değişmiyor: TMO ile serbest piyasa arasındaki 55–65 liralık fark kapanmadığı sürece düşük fiyat büyük alıcının lehine, üreticinin aleyhine çalışıyor. ÜÇ KURUM, TEK KRİTİK DENGE Önümüzdeki günlerde fındık fiyatının yönünü üç gelişme belirleyecek: TMO’nun kaç ton ürün alacağı, Ferrero ve diğer büyük sanayi alıcılarının ne zaman ve hangi fiyatla piyasaya gireceği, FİSKOBİRLİK’in ise gerçek bir alım gücüyle sahaya çıkıp çıkmayacağı. TMO güçlü alım yapar, FİSKOBİRLİK açık ve rekabetçi fiyatla piyasaya girer, büyük alıcıların ürün ihtiyacı artarsa 190–200 TL bandının korunması zorlaşır. Buna karşılık TMO’nun tonajı sınırlı kalır, FİSKOBİRLİK beklemeyi sürdürür ve büyük sanayi alıcıları piyasaya geç girerse üreticinin fındığı düşük fiyatla satmaya zorlandığı dönem uzayabilir. FINDIKTA GERÇEK SINAV ŞİMDİ BAŞLADI TMO’nun 255 TL’den alıma başlaması önemli ancak tek başına yeterli değil. 255 TL’nin yalnızca tabelada kalan bir rakam mı, yoksa serbest piyasayı yukarı taşıyan gerçek bir güç mü olacağını TMO’nun alacağı ürün miktarı gösterecek. FİSKOBİRLİK’in 88 yıllık geçmişinin anlamı da tam bu noktada ortaya çıkacak. Kurum üreticinin yanında güçlü biçimde yer alırsa piyasanın dengesi değişebilir. Sessiz ve etkisiz kalırsa üretici bir kez daha alıcının belirlediği rakama mahkûm olabilir. Fındıkta bugün asıl mesele 190 mı, 255 mi sorusundan daha büyük. ÜRETİCİNİN FINDIĞININ FİYATINI KİM BELİRLEYECEK?

FINDIKTA KRİTİK GÜNLER: GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA Haber

FINDIKTA KRİTİK GÜNLER: GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA

FINDIKTA KRİTİK 5 GÜN: GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA TMO SAHAYA İNİYOR: FINDIKTA DENGELER DEĞİŞECEK Mİ? Giresun’da 2026 ürünü fındık pazara inmeye başlarken üreticinin gözü 24 Ağustos Pazartesi günü başlayacak TMO alımlarına çevrildi. 19 Ağustos itibarıyla Giresun Merkez’de 50 randıman kabuklu fındık için serbest piyasada 190–200 TL bandında fiyatlar görülürken, TMO’nun Giresun kalite için açıkladığı 255 TL’lik fiyatla piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. Önümüzdeki beş gün, yeni sezonun fiyat dengesinin hangi yönde oluşacağını göstermesi bakımından kritik önem taşıyor. HASAT SÜRÜYOR, FINDIK PAZARA İNMEYE BAŞLADI Giresun’da 2026 yılı fındık hasadı sürerken, bahçeden toplanan ürünün kurutma işlemlerinin tamamlandığı bölgelerde yeni mahsul fındık yavaş yavaş pazara inmeye başladı. Yeni sezonun ilk günlerinde üreticinin karşısında iki ayrı fiyat tablosu bulunuyor. Bir tarafta Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için açıkladığı 255 TL, diğer tarafta ise henüz TMO’nun fiziki alımları başlamadan oluşan serbest piyasa fiyatları var. TMO, 2026/2027 sezonunda Giresun kalite için 255 TL, Levant kalite için 250 TL alım fiyatı belirledi. GİRESUN MERKEZ’DE 190–200 TL BANDI 19 Ağustos 2026 Çarşamba günü yayımlanan güncel piyasa takiplerinde, Giresun Merkez’de 50 randıman kabuklu fındığın kilogramı 190–200 TL bandında gösteriliyor. İlçelerde ise alıcıya, ürün kalitesine ve bölgeye göre farklı rakamlar bildiriliyor. Bu nedenle serbest piyasa için tek ve resmî bir “Giresun fiyatı”ndan söz etmek yerine, Giresun Merkez’de sahada oluşan fiyat aralığının 190–200 TL civarında seyrettiğini belirtmek daha doğru. Fiyat; tüccara, ürünün randımanına, nem oranına, kalitesine, ödeme biçimine ve teslim şartlarına göre değişebiliyor. TMO İLE PİYASA ARASINDA 55–65 LİRALIK MAKAS Bugünkü tabloya göre asıl dikkat çeken nokta, serbest piyasa ile TMO arasında oluşan fiyat farkı. TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL esas alındığında; Serbest piyasa 200 TL ise fark 55 TL, serbest piyasa 190 TL ise fark 65 TL. Başka bir ifadeyle serbest piyasanın mevcut alt ve üst bandı, TMO’nun açıkladığı Giresun kalite fiyatının yaklaşık yüzde 22–25 altında bulunuyor. Bu makas, özellikle hasat döneminde nakit ihtiyacı bulunan üretici açısından önemli hale geliyor. ÜRETİCİNİN ÖNÜNDE İKİ AYRI HESAP VAR Üretici açısından mesele yalnızca “190 TL mi, 255 TL mi?” karşılaştırmasından ibaret değil. Fındığını serbest piyasaya veren üretici, alıcıyla yaptığı anlaşmaya göre parasını daha kısa sürede veya peşin alma imkânına sahip olabiliyor. TMO’da ise ürünün belirlenen kalite şartlarını taşıması, üreticinin ÇKS kaydının bulunması, randevu alınması ve ürünün alım noktasına götürülmesi gerekiyor. TMO tarafından kabul edilen ürünlerin bedelinin ise teslimatı takip eden 21’inci günden itibaren üreticinin banka hesabına aktarılması öngörülüyor. Dolayısıyla üreticinin önünde yalnızca fiyat değil; nakit ihtiyacı, depolama imkânı, ürün kalitesi ve bekleme süresini içeren çok yönlü bir tercih bulunuyor. GÖZLER 24 AĞUSTOS PAZARTESİ’DE Yeni sezon açısından en kritik tarih 24 Ağustos 2026 Pazartesi olacak. TMO, kabuklu fındık alımlarının bu tarihte başlayacağını duyurdu. Alımlar ilk etapta 16 noktada gerçekleştirilecek; hasat durumuna göre alım noktası sayısının 61’e kadar çıkarılması planlanıyor. Randevu sistemi ise 17 Ağustos saat 09.00 itibarıyla üreticilerin kullanımına açıldı. Üreticiler TMO randevularını internet üzerinden, e-Devlet aracılığıyla veya ilgili TMO iş yerlerinden alabiliyor. ASIL SINAV TMO PİYASAYA GİRDİKTEN SONRA Serbest piyasa açısından asıl sınav ise TMO’nun fiilen ürün kabul etmeye başlamasının ardından verilecek. TMO bugün için 255 TL’lik bir fiyat açıklamış olsa da henüz fiziki alım başlamadığı için serbest piyasadaki fiyat oluşumu TMO’nun sahadaki alım etkisini tam olarak yansıtmıyor. Bu nedenle 24 Ağustos sonrasında özel sektörün ve tüccarın fiyat politikasının nasıl değişeceği, sezonun ilk önemli göstergelerinden biri olacak. TMO alımlarının başlamasıyla birlikte üreticinin 255 TL’lik alternatife fiilen ulaşabilmesi, serbest piyasadaki alıcıların fiyatlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ancak bunun mutlaka ve hemen fiyat artışı yaratacağını söylemek için henüz erken. Serbest piyasanın yönünü; ürünün pazara geliş hızı, üreticinin satış eğilimi, ihracatçı ve sanayicinin talebi, TMO’nun alım kapasitesi ve randevu süreci birlikte belirleyecek. TMO’NUN 2026/2027 FINDIK ALIM FİYATLARI TMO tarafından yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre belirlenen yeni sezon fiyatları şöyle: Giresun kalite kabuklu fındık: 255 TL/kgLevant kalite kabuklu fındık: 250 TL/kgSivri kalite kabuklu fındık: 245 TL/kg Bu fiyatlar 50 randıman esasına göre uygulanıyor. RANDIMANI YÜKSEK FINDIĞA DAHA FAZLA ÖDEME Üretici açısından önemli ayrıntılardan biri de randıman farkı. TMO, yüzde 50 randımanın üzerindeki her +1 randıman için kilogram başına; Giresun kaliteye 5,10 TLLevant kaliteye 5,00 TLSivri kaliteye 4,90 TL ilave ödeme yapacak. Buna göre Giresun kalite fındıkta teorik TMO fiyatı: 50 randıman: 255,00 TL/kg 51 randıman: 260,10 TL/kg 52 randıman: 265,20 TL/kg 53 randıman: 270,30 TL/kg 54 randıman: 275,40 TL/kg 55 randıman: 280,50 TL/kg seviyesine çıkabilecek. Dolayısıyla üreticinin yalnızca açıklanan 255 TL’lik baz fiyatı değil, ürününün gerçek randımanını da dikkate alması gerekiyor. TMO HER FINDIĞI ALMAYACAK: KRİTERLER ÖNEMLİ TMO’ya ürün teslim etmek isteyen üreticiler açısından en önemli konulardan biri de kalite şartları. TMO’nun açıkladığı alım esaslarına göre kabuklu fındıkta; Rutubet oranı yüzde 6,5 ve altında,Sağlam iç fındık oranı yüzde 40 ve üzerinde,Buruşuk iç oranı yüzde 10 ve altında,Çürük ve bozuk iç oranı yüzde 7 ve altında,Yabancı madde oranı yüzde 0,5 ve altında,Çatlak, kırık ve kabuk içerisinde bulunan iç fındık oranı yüzde 10 ve altında olmak zorunda. Bu şartları taşıyan ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere ait ürünler TMO tarafından satın alınabilecek. ESKİ FINDIKLA YENİ FINDIK KARIŞTIRILAMAYACAK TMO’nun dikkat çektiği bir diğer önemli husus ise mahsul yılı. Eski yıl ürünü ile 2026 ürünü fındığın karıştırıldığı partiler TMO tarafından satın alınmayacak. Üreticilerin bu nedenle yeni mahsulü eski ürünle karıştırmadan muhafaza etmeleri önem taşıyor. EN KRİTİK KONU: RUTUBET Hasadın hemen ardından üreticinin en fazla dikkat etmesi gereken konuların başında kurutma geliyor. TMO, ürün tesliminde rutubet nedeniyle sorun yaşanmaması için fındığın yeterince kurutulması gerektiğini özellikle vurguluyor. Kabul edilebilir rutubet oranının en fazla yüzde 6,5 olması nedeniyle, ürününü erken pazara indirmek isteyen üreticinin kurutma işlemini tamamlamadan fındığını çuvallaması önemli kalite ve depolama sorunlarına yol açabilir. FINDIKTA ÖNÜMÜZDEKİ 5 GÜN NEDEN ÖNEMLİ? 19 Ağustos ile TMO’nun alıma başlayacağı 24 Ağustos arasındaki dönem, fındık piyasası açısından adeta bir geçiş dönemi niteliğinde. Bugün üreticinin önünde TMO tarafından açıklanmış 255 TL’lik bir referans fiyat bulunuyor ancak TMO henüz ürünü fiziken teslim almıyor. Serbest piyasa ise Giresun Merkez’de bunun belirgin biçimde altında seyrediyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde üç gelişme yakından izlenecek: Birincisi: Üreticinin ürününü mevcut fiyatlardan piyasaya indirip indirmeyeceği. İkincisi: TMO randevularına gösterilecek ilgi ve üreticinin ne kadar ürününü TMO’ya yönlendireceği. Üçüncüsü: TMO’nun 24 Ağustos’ta fiili alıma başlamasının ardından tüccar ve özel sektör fiyatlarının ne yönde hareket edeceği. FİYATIN YÖNÜNÜ 24 AĞUSTOS SONRASI DAHA NET GÖRECEĞİZ Bugünkü tablo, fındıkta sezonun henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor. TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 TL’lik resmi alım fiyatı belli. Serbest piyasada ise Giresun Merkez için 190–200 TL bandında fiyatlar bildiriliyor. Ancak serbest piyasanın kalıcı fiyat seviyesinin bugün oluştuğunu söylemek için erken. 24 Ağustos’ta TMO’nun sahaya inmesiyle birlikte üreticinin elindeki 255 TL’lik alternatif kâğıt üzerindeki bir fiyat olmaktan çıkıp fiili bir alım seçeneğine dönüşecek. İşte bu noktadan sonra üreticinin satış davranışı ile tüccar, sanayici ve ihracatçıların alım politikası yeni sezon fiyatının gerçek yönünü ortaya koyacak. FINDIKTA KRİTİK HAFTA Giresun ekonomisinin en önemli ürünü olan fındıkta yeni sezonun ilk büyük fiyat sınavına giriliyor. Hasat devam ediyor, yeni ürün pazara geliyor, TMO randevuları açılmış durumda ve resmi alımlar için geri sayım sürüyor. 19 Ağustos itibarıyla tablo net: TMO Giresun kalite fındığa 255 TL diyor; Giresun Merkez serbest piyasasında ise 190–200 TL bandında fiyatlar görülüyor. Şimdi üreticinin ve sektörün gözü tek bir tarihte: 24 AĞUSTOS 2026 TMO’nun alım merkezlerinin kapılarını açmasıyla birlikte 55–65 TL’ye ulaşan fiyat makasının kapanıp kapanmayacağı ve serbest piyasanın hangi seviyede yeni denge kuracağı, 2026 fındık sezonunun ilk büyük sorusunun cevabını verecek.

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Haber

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Fındıkta büyük alıcılar daha kış aylarından itibaren çiçeklenme, karanfil, hava, stok, ihracat ve dünya üretim verilerini izleyerek yeni sezon için pozisyon alıyor; uluslararası müşterileriyle ileri tarihli satış bağlantıları kuruyor. Üretici ise hasada günler kala kendi ilinin resmî rekoltesini, TMO’nun alım fiyatını ve devletin piyasa planını hâlâ bilmiyor. İl komisyonlarının tamamladığı sonuçlar Bakanlık tarafından tek merkezden açıklanmadan yerel basına parça parça yansıyor. Bilginin dağınık, geç ve eşitsiz dağıldığı bu yapıyla üretici lehine fındık politikası oluşturmak mümkün değil. Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 86 bin 400 ton olduğu bazı yerel basın kuruluşlarında yayımlandı. Ancak bu rakamı içeren imzalı komisyon kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı onayı veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yayımlanmış resmî sonuç metni bulunmuyor. Haberlerde bilginin kaynağı “edinilen bilgilere göre” sözleriyle açıklandı. Aynı rakamın ve birbirine benzeyen metinlerin farklı yayınlarda kısa aralıklarla yer alması, haberlerin aynı kaynaktan servis edilmiş ya da bazı yayınlar tarafından birbirinden aktarılmış olabileceğini düşündürüyor. Fakat 86 bin 400 tonun ilk olarak kim tarafından, hangi belgeye dayanılarak ve hangi aşamada basına verildiği bilinmiyor. Rekolte rakamı; fındığın sezon fiyatını, arz beklentisini, ihracat bağlantılarını ve üreticinin pazarlık gücünü etkileyebilecek stratejik bir piyasa verisi. KOMİSYON ÇALIŞIYOR, SONUÇ BAKANLIĞA GİDİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre rekolte çalışması, 12 kişilik komisyon tarafından 13 ilçedeki 130 örnek bahçede yürütüldü. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çotanak sayımları yapıldı; rastgele alınan 100 fındık kırılarak sağlam dane oranı incelendi. Komisyonda İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yanında şu kurumların temsilcileri yer aldı: Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü Giresun Üniversitesi Giresun Ticaret Borsası Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fiskobirlik İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmalar tamamlandıktan sonra hesaplamaların yapılacağını ve belirlenen Giresun rekoltesinin Bakanlığa bildirileceğini açıkladı. Bu yapı, sonucun yalnızca tek bir kişinin veya kurumun elinde olmadığını gösteriyor. Komisyon üyeleri, bağlı kurumlar ve Bakanlık birimleri hesaplanan rakama resmî duyurudan önce erişebiliyor. Sorun, piyasayı etkileyebilecek sonucun hangi aşamada kimlerle paylaşıldığının ve ne zaman resmiyet kazandığının bilinmemesidir. DİĞER İLLERDE DE RAKAMLAR PARÇA PARÇA DOLAŞIMA GİRİYOR 2026 sezonunda benzer bir açıklama karmaşası diğer fındık illerinde de görülüyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rekolte çalışmalarının sürdüğünü duyurdu ancak tonaj açıklamadı. Düzce’de saha çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların komisyon tarafından değerlendirildiği bildirildi; nihai rekoltenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacağı özellikle belirtildi. Ordu’da ise 195 bin 351 tonluk tahmin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî internet sitesindeki bir sonuç metninden önce ziraat odası yöneticilerinin açıklamaları ve basın haberleri üzerinden kamuoyuna ulaştı. İhracatçıların Ordu için daha önce açıkladığı tahmin 265 bin 995 tondu. İki tahmin arasında 70 bin 644 tonluk çok büyük bir fark bulunuyor. Giresun için de sektörün daha önceki ön tahmini 87 bin 537 tondu. Yerel basına yansıyan komisyon rakamı ise 86 bin 400 ton. Bu iki Giresun tahmini birbirine yakın görünse bile hangisinin hangi yöntemle hazırlandığı, Bakanlık tarafından hangisinin kabul edildiği ve nihai resmî sonucun ne olduğu açıklanmış değil. İl komisyonları aynı Bakanlığın koordinasyonunda çalışırken bazı illerin rakamlarının ziraat odalarından, bazılarının yerel basından, bazılarının ise sektör raporlarından öğrenilmesi, fındık yönetiminde ortak bir açıklama düzeni bulunmadığını gösteriyor. BÜYÜK TÜCCAR HASADI BEKLEMİYOR Fındık ticareti ağustos ayında ürün pazara indiğinde başlamıyor. Büyük tüccar, ihracatçı ve sanayici yeni sezon hazırlığını aylar öncesinden yapıyor. Kış dönemindeki erkek çiçek ve karanfil oluşumu, ilkbahardaki meyve tutumu, don ve kuraklık riski, bahçelerdeki hastalık ve zararlı durumu, önceki sezondan kalan stok, TMO stokları, ihracat bağlantıları, döviz kuru, rakip ülkelerin üretim beklentileri ve küresel çikolata sanayisinin talebi birlikte değerlendiriliyor. Sektör kuruluşları ve uluslararası alıcılar bu nedenle devletin temmuz ayındaki il komisyonu sonuçlarını beklemeden kendi saha araştırmalarını yaptırıyor. Nitekim 2026 sezonu için Uluslararası Sert Kabuklu Meyve ve Kuru Meyve Konseyinin mayıs tahmini Türkiye için yaklaşık 810 bin ton, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliklerinin ön çalışması ise 829 bin 239 ton düzeyindeydi. Bu erken tahminlerin uluslararası alıcıların tedarik planlarında kullanıldığı sektör raporlarına da yansıdı. Bu rakamlar kesin üretim sonucu değil. Ancak uluslararası alıcıya teklif hazırlanırken, teslimat planı yapılırken ve yeni sezon fiyat riski hesaplanırken piyasanın kullandığı erken göstergeler. ALİVRE SATIŞTA BUGÜN FİYAT, YARIN ÜRÜN KONUŞULUYOR Alivre satış, henüz hasat edilmemiş veya satıcının elinde hazır bulunmayan ürünün ileriki bir tarihte teslim edilmek üzere bugünden fiyat ve miktar bağlantısına bağlanmasıdır. İhracatçı, örneğin sonbaharda teslim edeceği iç fındığı aylar öncesinden yabancı alıcıya satabilir. Bu bağlantıyı yaparken gelecekte piyasadan yeterli miktarda kabuklu fındık toplayabileceğini, işleyeceğini ve taahhüt ettiği tarihte teslim edeceğini hesaplar. Bu işlem ihracatçı açısından hem ticaret imkânı hem de ciddi bir risktir. Rekolte beklenenden düşük, iç doluluk zayıf veya piyasa fiyatı bağlantı fiyatının üzerinde gerçekleşirse satıcı zarar edebilir. Rekolte yüksek ve alım fiyatı beklenenden düşük kalırsa daha avantajlı bir maliyetle ürün tedarik edebilir. Geniş saha ağı, manav ve tüccar bağlantıları, ihracat siparişleri, stok bilgisi, uluslararası alıcı ilişkileri, finansman kapasitesi ve özel rekolte araştırmaları onlara üreticiden çok daha erken ve kapsamlı bir görünüm sağlar. BÜYÜK AKTÖR BELİRSİZLİĞİ YÖNETİR, ÜRETİCİ BEDELİNİ ÖDER Belirsizlik bütün tarafları aynı ölçüde etkilemez. Büyük ihracatçı farklı tahminleri satın alabilir, sahaya ekip gönderebilir, çeşitli bölgelerden ürün tedarik edebilir, stok tutabilir, döviz ve teslimat planı yapabilir. Bir tahmini yanlış çıktığında diğer pozisyonlarıyla riskini azaltabilir. Küçük üreticinin ise tek bahçesi ve yılda bir kez elde ettiği ürünü vardır. Hasat işçiliği, patoz, taşıma, gübre, ilaç ve finansman giderleri peşinen oluşur. Üretici çoğu zaman TMO fiyatını, alım takvimini ve piyasanın gerçek arz durumunu bilmeden ürününü toplar. Borcu veya acil nakit ihtiyacı varsa bekleme gücü de sınırlıdır. Bu nedenle bilgi eşitsizliği yalnızca teknik bir veri problemi değildir; pazarlık gücünün kimde olacağını belirleyen ekonomik bir sorundur. FINDIK POLİTİKASI YALNIZCA TABAN FİYAT AÇIKLAMAK DEĞİLDİR Fındık politikası, hasattan birkaç gün önce TMO fiyatı açıklamaktan ibaret görülemez. Sağlıklı bir politika şu sorulara sezon başlamadan yanıt vermelidir: Türkiye’nin ve her ilin tahmini üretimi ne kadar? Önceki sezondan devreden kamu ve özel sektör stoku ne kadar? İç piyasa tüketimi ve ihracat bağlantıları hangi düzeyde? İhracatçıların ileri tarihli teslimat yükümlülükleri ne kadar? TMO kaç ton ürün alacak ve hangi tarihte alıma başlayacak? Lisanslı depo kapasitesi üreticinin ürününü bekletebilmesine yeterli mi? Üretim maliyeti ve üretici refah payı hangi yöntemle hesaplandı? Hastalık, zararlı ve kalite kaybı tahmine nasıl yansıtıldı? Sezon sonunda tahmin ile gerçekleşme arasındaki fark ne oldu? Bu veriler birlikte açıklanmadan yalnızca rekolte rakamı üzerinden “ürün çok” veya “ürün az” algısı oluşturmak gerçek bir fındık politikası değildir. KURULMASI GEREKEN ŞEFFAF FINDIK VERİ SİSTEMİ Tarım ve Orman Bakanlığı, her sezon için kamuya açık bir Fındık Arz ve Piyasa İzleme Sistemi kurmalıdır. Sistemde: İl komisyonlarının kullandığı yöntem ve örnek bahçe sayısı, İlçe ve il bazındaki ilk tahminler, Komisyon kararının tarihi, Bakanlık tarafından onaylanan resmî tahmin, TMO ile özel sektörün devreden stokları ayrı ayrı, Aylık ihracat ve iç piyasa verileri, Hasat sonrası TÜİK gerçekleşmeleri, Tahmin-gerçekleşme farkı ve sapma oranı, Son 10 yılın karşılaştırmalı serisi, Verilerde yapılan her revizyonun tarihi ve gerekçesi yayımlanmalıdır. Bütün illerin sonuçları aynı gün ve aynı formatta açıklanmalı; komisyon verilerinin resmî duyurudan önce seçilmiş kişi, kuruluş veya yayınlara parça parça ulaşmasını önleyecek bir açıklama protokolü uygulanmalıdır. ÜRETİCİ DE AYNI VERİYLE PAZARLIĞA OTURMALI Büyük tüccarın araştırma yapması, geleceğe dönük satış bağlantısı kurması ve ticari risk alması piyasanın bir parçasıdır. Kabul edilemez olan, üreticinin kendi ürünü hakkında aynı temel bilgiye zamanında ulaşamamasıdır. Devlet; rekolteyi, stoku, maliyeti ve alım programını zamanında açıklamadığı sürece fiyatı belirleyen güç kamu politikası değil, bilgiye ve sermayeye erken ulaşan piyasa aktörleri olacaktır. Giresun’daki 86 bin 400 ton tartışması bu nedenle tek başına bir “Rakam kimden sızdı?” meselesi değildir. Türkiye’nin fındığı nasıl yönettiğini, bilginin kimde toplandığını, kimin erken pozisyon aldığını ve üreticinin neden her sezon son anda açıklanacak fiyata mahkûm edildiğini gösteren yapısal bir sorundur. Bu kadar dağınık veri, gecikmiş açıklama ve eşitsiz bilgi düzeniyle üretici lehine fındık politikası üretilemez.

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.