Hava Durumu

#Trabzon

giresunsonhaber - Trabzon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trabzon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

O GÜN GENÇLER ONU DURDURDU, BUGÜN KADINLAR MARŞLARLA ANDI Haber

O GÜN GENÇLER ONU DURDURDU, BUGÜN KADINLAR MARŞLARLA ANDI

ATATÜRK’ÜN GİRESUN’DAKİ 102 YILLIK İZİ: O GÜN GENÇLER ONU DURDURDU, BUGÜN KADINLAR MARŞLARLA ANDI Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Eylül 1924’te Giresun’a gelişinin üzerinden 102 yıl geçti. Can Akengin Bilgi Yurdu Derneği’nin düzenlediği anma yürüyüşünde Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu’nun çaldığı marşlar, 1924’te gençler ile Mustafa Kemal Paşa arasında yaşanan tarihî buluşmayı yeniden hatırlattı. Çünkü 102 yıl önce Mustafa Kemal’i Giresun sokaklarında durduranlar da Bilgi Yurdu’nun gençleriydi. Giresun Belediyesi Başkan Vekili Erkan Hacak’ın da katıldığı yürüyüşte Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu gösterileriyle 19 Eylül’ün coşkusunu Giresun sokaklarına taşıdı. Ancak bu yılki yürüyüşün taşıdığı tarihî anlam, yalnızca Atatürk’ün Giresun’a geliş yıldönümüyle sınırlı değil. Atatürk Araştırma Merkezi uzmanı İbrahim Baş’ın çalışması, 19 Eylül 1924’te yaşananları; karşılamadan Bilgi Yurdu’ndaki konuşmaya, devlet dairelerindeki görüşmelerden sıradan bir kayıkçının sorununa kadar ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. HAMİDİYE İLE KARADENİZ’E ÇIKTI Mustafa Kemal Paşa’nın Giresun ziyareti, 1924 sonbaharında gerçekleştirdiği geniş kapsamlı yurt gezisinin bir parçasıydı. 29 Ağustos’ta Dumlupınar’a hareket eden Mustafa Kemal, 30 Ağustos’ta Meçhul Asker Abidesi’nin temelini attı ve Başkomutan Meydan Muharebesi’nin ikinci yıldönümünde halka seslendi. Ardından Bursa’ya geçti; eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyetle 12 Eylül’de Mudanya’dan Hamidiye Kruvazörü’ne binerek Karadeniz seyahatine başladı. 15 Eylül’de Trabzon’a ulaştı. Bu sırada 13 Eylül’de Erzurum’da meydana gelen deprem nedeniyle Erzurum’a gitmek istiyordu. Ancak Trabzon ve Rize’den Erzurum’a araçla geçilebilecek uygun bir yol bulunmadığından Ankara’dan Samsun’a araç gönderilmesi planlandı. Mustafa Kemal Paşa da Rize’den sonra Giresun ve Ordu üzerinden Samsun’a, oradan Erzurum’a geçecek güzergâhı izledi. GİRESUN ONU BİR HAFTADIR BEKLİYORDU 18 Eylül’de Rize’den hareket eden Mustafa Kemal Paşa, Latife Hanım ve beraberindeki heyet, 19 Eylül 1924 sabahı Giresun’a ulaştı. Giresun ise bu ziyarete günler öncesinden hazırlanmıştı. Kaynaklara göre halk yaklaşık bir haftadır Mustafa Kemal Paşa’yı bekliyordu. Sabahın erken saatlerinden itibaren Giresun caddeleri ve liman vatandaşlarla doldu. Hamidiye Kruvazörü’nden Mustafa Kemal ve beraberindekileri kıyıya taşıyacak kayıklar hazırlandı ve süslendi. Bando yerini aldı, özel bir karşılama heyeti oluşturuldu. Karşılama heyeti Hamidiye’ye kadar giderek Mustafa Kemal Paşa’yı Giresun’a davet etti. KIYIYA ÇIKTIĞINDA KURBAN KESİLDİ Mustafa Kemal Paşa Giresun kıyısına çıktığında kendisi için kurban kesildi. Karşılama heyetinde bulunanlar tek tek takdim edildi. İlk önemli durak Giresun Belediyesi olacaktı. Mustafa Kemal Paşa Belediye yönünde ilerlemeye başladığında Mithat Paşa Oteli’nin köşesinden itibaren bekleyen halk büyük bir coşkuyla kendisini karşıladı. Dönemin kayıtlarına göre Giresunlular: “Yaşa büyük halaskâr!” nidalarıyla Mustafa Kemal Paşa’yı alkışladı. Güzergâh üzerinde esnaf teşkilatları, ilçe belediyelerinin temsilcileri, memurlar, Zabıtan Cemiyeti ile Orta Mektep’in müdür ve öğretmenleri sıralanmıştı. Bilgi Yurdu gençleri de karşılama sesleriyle meydana ayrı bir hareketlilik kazandırıyordu. BELEDİYEDEN ÇIKTI, İKİ GİRESUNLU GENÇ YOLUNU KESTİ Mustafa Kemal Paşa, Giresun Belediyesi’nde bir süre dinlendikten sonra Hükûmet Konağı yönüne hareket etti. İşte Giresun tarihinin en dikkat çekici anlarından biri tam bu sırada yaşandı. Mustafa Kemal Paşa Bilgi Yurdu’nun önüne geldiğinde Süreyya ve Sırrı isimli iki genç önüne çıkarak kendisini durdurdu. Gençler, Dr. Necdet Otoman’ın hazırladığı konuşmanın okunması için izin istedi. Mustafa Kemal Paşa kabul etti. “HOŞ GELDİN PAŞA… KAÇ GÜNDÜR SİZİ BEKLİYORUZ” Dr. Necdet Otoman’ın konuşması sıradan bir karşılama metni değildi. Sözlerine: “Hoş Geldin Paşa. Bilgi Yurdu namına sizi selamlarım. Kaç gündür sizi bekliyoruz.” diye başladı. Ardından Dumlupınar’a ve Giresunlu şehitlere uzanan son derece duygusal bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal Paşa’ya Dumlupınar’dan gelip gelmediğini, oradaki şehitleri görüp görmediğini soruyor; ardından: “İçlerinde bizim Yeşil Giresun’dan da kimse var mı idi?” diyordu. Konuşmanın devamında Millî Mücadele, Sakarya ve Dumlupınar üzerinden Cumhuriyet’e bağlılık vurgulanıyordu. Bilgi Yurdu gençlerinin verdiği mesaj açıktı: “Cumhuriyet bir taht ise biz gençler onun sehpasıyız. Biz kırılmadıktan sonra o yere düşmeyecektir.” ATATÜRK'TEN TARİHE GEÇEN CEVAP: “SİZİN UŞAKLARDAN DA VARDI” Mustafa Kemal Paşa konuşmayı dikkatle dinledi. Ardından Giresun gençlerine verdiği cevap, 19 Eylül 1924 ziyaretinin hafızalara kazınan sözlerinden biri oldu: “Ey genç, bütün memleketin gençliğine tercüman olan kıymetkâr sözlerinden fevkalâde memnun oldum. Hakikatin ifadesi olan Giresun gençliğini tebrik ederim. Afyonkarahisar, Dumlupınar’da sizin uşaklardan da vardı.” Mustafa Kemal Paşa devamında Giresunluların bundan dolayı huzurlu ve memnun olabileceklerini belirterek, “Bu sözleri söyleyen gençlikle memleket iftihar edecektir” dedi. Bugün Giresun’da hafızalarda yaşayan “Sizin uşaklar da vardı” sözünün tarihî bağlamı da böyle ortaya çıkıyor. HÜKÛMET DAİRESİNDE MEMURLARI TEK TEK DİNLEDİ Bilgi Yurdu önündeki konuşmanın ardından Mustafa Kemal Paşa Giresun Hükûmet Dairesi’ne geçti. Burada kısa süre dinlendikten sonra Vali tarafından takdim edilen kamu görevlilerini kabul etti. Adliye, maliye, nafia, jandarma ve zabıta görevlileri sırasıyla Mustafa Kemal Paşa’ya takdim edildi. Ziyaret sırasında ilginç bir anlaşmazlık da doğrudan Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştı. Jandarma Komutanı adliyeden şikâyet edince cinayet savcısı çağrıldı. Mustafa Kemal Paşa, Vali’ye talimat vererek Adliye ile Jandarma arasındaki sorunların çözülmesini istedi. Ardından Muhasebe-i Hususiye memurları ve polis komiserlerini kabul ederek onların taleplerini dinledi. BİLGİ YURDU'NA GİTTİ, VALİYE TALİMAT VERDİ Mustafa Kemal Paşa daha sonra yeniden Bilgi Yurdu’na geçti. Burada gençlerle görüştü ve taleplerini dinledi. Bilgi Yurdu’nun daha iyi şartlarda çalışabilmesi için daha büyük ve geniş bir binanın tahsis edilmesini Vali’ye emretti. Gençlere ise Bilgi Yurdu’nu Türk Ocağı’na dönüştürerek faaliyetlerine devam etmelerini öğütledi. Dolayısıyla Bilgi Yurdu ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki bağ yalnızca önünde yapılan birkaç dakikalık bir konuşmadan ibaret değildi. Mustafa Kemal Paşa kurumun gençlerini dinledi, ihtiyaçlarıyla ilgilendi ve geleceğine ilişkin doğrudan tavsiyede bulundu. VALİ KONAĞINDA GÖRÜŞMELER DEVAM ETTİ Bilgi Yurdu ziyaretinin ardından Mustafa Kemal Paşa'nın dinlenmesi ve kendisiyle görüşmek isteyen heyetleri kabul etmesi için Vali Konağı hazırlandı. Burada görüşmelerini sürdürdü. Daha sonra Jandarma Mektebi ve Hükûmet Dairesi'ni ziyaret etti. Bu ziyaretler sırasında kendisini görmek için gelen halkla ve şehrin ileri gelenleriyle de görüştü. Böylece birkaç saatlik Giresun programı yalnızca protokol ziyaretlerinden oluşmadı; kamu görevlilerinden gençlere, şehrin ileri gelenlerinden vatandaşlara kadar farklı kesimlerle doğrudan temas kuruldu. FRANSIZCA TABELAYI GÖRDÜ: “KALDIRILSIN” Program tamamlanınca Mustafa Kemal Paşa otomobille iskeleye doğru hareket etti. Ancak Belediye önüne geldiğinde otomobilden indi ve iskeleye kadar yürümeyi tercih etti. Bu yürüyüş sırasında dikkatini iskele yakınındaki Yıldız Lokantası’nın Fransızca tabelası çekti. Tabelanın kaldırılmasını istedi. 1924 Türkiye’sinin henüz Cumhuriyet’in birinci yılını bile doldurmadığı düşünüldüğünde, Giresun sokaklarında yaşanan bu küçük olay dönemin dil ve millî kimlik anlayışını gösteren dikkat çekici ayrıntılardan biri olarak kayıtlara geçti. BİR KAYIKÇI YAKLAŞTI: “EVİME EKMEK GÖTÜREMİYORUM” İskeleye doğru yürürken bu kez protokol dışından bir Giresunlu Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştı. Bir kayıkçı yanına yaklaşarak mavnalarının çalışmasına izin verilmediğini ve bu nedenle evine ekmek götüremediğini söyledi. Mustafa Kemal Paşa şikâyeti dinledi. Ardından Vali’ye talimat vererek kayıkçının çalışmasına izin verilmesini sağladı. Birkaç saatlik Giresun ziyaretinin belki de en insani ayrıntılarından biri buydu: Cumhurbaşkanı'nın önünü kesen bir vatandaş geçim sorununu doğrudan anlatmış ve sorun için aynı anda talimat verilmişti. İSKELEDE GİRESUNLULARLA VEDALAŞTI Mustafa Kemal Paşa iskeleye ulaştığında kendisini uğurlamak üzere toplanan Giresunlular ve beraberinde yürüyen gençlerle vedalaştı. Ardından kayığa bindi. Kayık Mustafa Kemal Paşa'yı yeniden Hamidiye Kruvazörü’ne götürdü ve 19 Eylül 1924 tarihli Giresun ziyareti tamamlandı. Ancak o birkaç saat içerisinde yaşananlar, bir asır sonra bile Giresun'un şehir hafızasında yaşamaya devam etti. O KALABALIĞIN İÇİNDE BİR İLKOKUL ÖĞRENCİSİ DE VARDI Ziyaretin yıllar sonra ortaya çıkan başka bir hikâyesi daha bulunuyor. Mustafa Kemal Paşa o gün Ali Rıza isimli bir ilkokul öğrencisiyle tanıştı. Ali Rıza'nın Mustafa Kemal'e duyduğu sevgi ve hayranlık hayatının yönünü değiştirdi. Askerî Tıbbiye'yi kazandı, doktor oldu ve askerî kariyerinde Tuğgeneralliğe kadar yükseldi. Emekli olduktan sonra Giresun Belediye Başkanı seçildi. 1976'da, Atatürk'ün Giresun'a gelişinin 52. yıldönümü kutlamaları sırasında duygulanarak Atatürk'ün hayatını ve ona duyduğu sevgiyi anlattığı iki buçuk sayfalık bir mektup kaleme aldı. Belediye Başkanı sıfatıyla imzaladığı yazıyla Türk Tarih Kurumu'na gönderilen mektup, dönemin Atatürk ve Yeni Türkiye Araştırma Merkezi Müdürü Afet İnan'a ulaştırıldı. Belgeler bugün Türk Tarih Kurumu Arşivi'nde bulunuyor. 102 YIL SONRA BİLGİ YURDU, BU KEZ KADINLARIN MARŞLARIYLA Ve 19 Eylül 2026... Mustafa Kemal Paşa'nın önünü iki gencin keserek Giresun gençliğinin sesini duyurduğu Bilgi Yurdu geleneği, 102 yıl sonra yine Giresun sokaklarındaydı. Bu kez ellerinde nutuk kâğıtları değil, bando enstrümanları vardı. Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu, Atatürk'ün Giresun'a gelişinin 102. yıldönümü için gerçekleştirilen yürüyüşte marşlarıyla şehrin sokaklarını doldurdu. Bir asır önce Bilgi Yurdu gençlerini dinleyen ve: “Bu sözleri söyleyen gençlikle memleket iftihar edecektir” diyen Mustafa Kemal Paşa'nın hatırası, 102 yıl sonra kültür çatısı altında bir araya gelen Giresunlu kadınların ritimleriyle yaşatıldı. Bu nedenle bu yürüyüş yalnızca bir yıldönümü etkinliği değildi. 1924'te Bilgi Yurdu'nun gençleri Atatürk'e seslendi. 2026'da Bilgi Yurdu'nun kadınları Atatürk için çaldı. Giresun'un 102 yıllık hafızasını marşlarla yeniden sokaklara taşıyan Can Akengin Bilgi Yurdu Kadınlar Bandosu'na, onları yetiştirenlere ve bu tarihî kültür mirasını yaşatan herkese teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız. İyi ki 102 yıl sonra aynı sesi yaşatıyorsunuz. TARİH: 19 Eylül 2026 ANA TARİHSEL KAYNAK: İbrahim Baş, M. Kemal Atatürk'ün Giresun Ziyaretleri, Atatürk Ansiklopedisi / Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı, 30 Haziran 2025. Kaynak çalışma, ziyaretin Millî Mücadele sonrası yurt gezileri bağlamını da açıklıyor.

ESPİYE’DE DSİ, KÖYLERDE ÖZEL İDARE SEFERBER OLDU Haber

ESPİYE’DE DSİ, KÖYLERDE ÖZEL İDARE SEFERBER OLDU

SAĞANAK GİRESUN’U VURDU: ESPİYE’DE DSİ, KÖYLERDE ÖZEL İDARE SEFERBER OLDU Meteoroloji’nin kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli yağış uyarısının ardından Giresun’da beklenen sağanak etkisini gösterdi. Espiye’de Sanayi Sitesi’ni su basarken, Keşap, Görele ve Espiye’nin kırsalında heyelan, taşkın ve dere tıkanmaları meydana geldi. DSİ, Doğu Karadeniz’deki müdahalelerini 29 iş makinesi ve 75 personelle sürdürürken, Giresun İl Özel İdaresi ekipleri de köy yolları ve dere yataklarında çalışma yürüttü. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 18 Eylül’de yayımladığı uyarıda Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin çevrelerinde yağışların 21-60 kilogram/metrekare düzeyinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli olabileceğini bildirmiş; sel, su baskını, heyelan, yıldırım ve ulaşımda aksama risklerine karşı uyarıda bulunmuştu. Uyarının geçerli olduğu 18 Eylül 20.00 ile 19 Eylül 15.00 arasındaki dönemde Giresun’un özellikle doğu ilçelerinde yağışın etkileri sahaya yansıdı. ESPİYE SANAYİ SİTESİNİ SU BASTI Espiye’de akşam saatlerinde şiddetini artıran yağış, ilçe merkezindeki cadde ve sokaklarda su birikintilerine neden oldu. Sanayi Sitesi’ndeki bazı iş yerleri su baskınından etkilendi. Anadolu Ajansı da Espiye’deki su baskınlarını sahadan doğruladı. Yağışın ardından Mezbahane ile Sanayi Sitesi arasındaki grup yolu, oluşabilecek riskler nedeniyle geçici olarak ulaşıma kapatıldı. Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, belediye ve ilgili kurumların sahada çalışma yürüttüğünü belirterek yağıştan etkilenen esnaf ve vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. DSİ ESPİYE’YE İŞ MAKİNELERİNİ İNDİRDİ Yağış sonrası müdahaleye ilişkin yeni bilgi ise DSİ 22. Bölge Müdürlüğünden geldi. Müdürlüğün 19 Eylül’de yaptığı resmî açıklamaya göre ekipler Giresun’un Espiye ilçesi ile Trabzon’un Of ve Arsin, Rize’nin İyidere ilçelerinde toplam 29 iş makinesi ve 75 personelle çalışmalarını sürdürüyor. DSİ’nin paylaştığı Espiye görüntülerinde iş makinelerinin özellikle yağışın taşıdığı yoğun toprak ve malzemenin bulunduğu alanlarda çalışma yaptığı görülüyor. Kullanıcının sağladığı fotoğraflarda da Espiye Sanayi Sitesi çevresinde DSİ iş makineleri, kamyonlar ve sahadaki müdahale açık biçimde görülüyor. Buradaki 29 iş makinesi ve 75 personelin yalnızca Espiye’de görev yaptığı şeklinde yazılmaması önemli. DSİ’nin açıklamasındaki rakamlar Espiye ile birlikte Of, Arsin ve İyidere’de yürütülen çalışmaların toplamını ifade ediyor. KEŞAP’TA YOLAĞZI KÖYÜNDE ULAŞIM AKSADI Yağış yalnız Espiye merkezinde etkili olmadı. Kırsal kesimde de farklı noktalardan heyelan ve taşkın ihbarları geldi. Keşap’ın Yolağzı köyü girişinde yoğun yağış nedeniyle ulaşımda aksama yaşandı. İl Özel İdaresi ekipleri bölgede çalışma gerçekleştirerek yol güvenliği için müdahalede bulundu. GÖRELE’DE HEYELAN YOLU KAPATTI Görele’nin Aydınlar köyünde ise sağanak sonrası meydana gelen heyelan köy yolunu ve büz ağzını kapattı. İl Özel İdaresi ekiplerinin çalışmasıyla heyelan malzemesi temizlenerek yol yeniden ulaşıma açıldı. Aynı ilçenin Burunucu köyü içi geçişinde de yağışın ardından çalışma yapıldı ve ulaşım yeniden sağlandı. KAŞDİBİ’NDE FINDIK BAHÇELERİ İÇİN KRİTİK MÜDAHALE Espiye’nin Kaşdibi köyünde sel sularının sürüklediği malzemeler dere yatağında tıkanmaya yol açtı. Buradaki risk yalnız yol ulaşımı değildi; tıkanan derenin taşması halinde çevredeki fındık bahçelerinin su altında kalma riski oluştu. İl Özel İdaresi ekipleri dere yatağındaki birikintileri temizledi ve suyun daha güvenli tahliye edilebilmesi amacıyla yatağı genişletti. Müdahalenin ardından suyun akışı yeniden düzenlendi. METEOROLOJİ ÖNCEDEN UYARMIŞTI Yaşanan tablo, Meteoroloji'nin bir gün önce yaptığı uyarıyla örtüştü. MGM; Giresun'un da içinde bulunduğu Doğu Karadeniz için sel, su baskını, heyelan, yıldırım, kuvvetli rüzgâr ve ulaşımda aksama risklerini tek tek sıralamıştı. 19 Eylül itibarıyla elde edilen bilgilerde Giresun'da yağış nedeniyle can kaybı veya yaralanma olduğuna ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Çalışmaların ağırlığı Espiye'deki su baskını ve temizlik faaliyetleri ile Keşap, Görele ve Espiye kırsalındaki yol, heyelan ve dere müdahalelerinde yoğunlaştı.

Karadeniz'de yağış alarmı Haber

Karadeniz'de yağış alarmı

Trabzon’da etkili olan kuvvetli yağışlar nedeniyle Büyükşehir Belediyesi ve kamu kurumları teyakkuza geçti. Vali Tahir Şahin başkanlığında Büyükşehir Belediyesi TULAŞ Koordinasyon Merkezi’nde Kriz Masası oluşturulurken, vatandaşlara mecbur kalmadıkça sokağa çıkmamaları çağrısında bulunuldu. TRABZON (İGFA) - Trabzon’da etkili olan kuvvetli yağışlar nedeniyle Büyükşehir Belediyesi ve kamu kurumları teyakkuza geçti. Vali Tahir Şahin başkanlığında oluşturulan Kriz Masası, kentte yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. 533 PERSONEL, 407 ARAÇ SAHADA Yağışların etkili olduğu bölgelerde Trabzon Büyükşehir Belediyesi, TİSKİ, AFAD, Karayolları, DSİ, İtfaiye ve ilçe belediyelerinden toplam 533 personel ve 407 araç görev yapıyor. Ekipler, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ulaşan ihbarlara müdahale ederken, yağışın oluşturabileceği olumsuzluklara karşı çalışmalarını 7/24 sürdürüyor. Kentte etkili olan yağışlarda metrekareye yer yer yaklaşık 50 kilogram yağış düştüğü belirtilirken, ekipler gelen ihbarlara yönelik müdahalelerine kesintisiz devam ediyor. BATI İLÇELERİ VE ORTAHİSAR İÇİN YENİ UYARI Batıdan gelecek yeni yağışlı sistemin saat 22.00 itibarıyla kentin batı kesimlerinden başlayarak etkili olması bekleniyor. Batı ilçeleri ve Ortahisar’da mevcut yağışlara ilave olarak yer yer yaklaşık 50 kilogram yağış düşebileceği belirtilirken, yağışların sabah saatlerine doğru etkisini kaybetmesi öngörülüyor. MECBUR KALMADIKÇA DIŞARI ÇIKMAYIN UYARISI Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, vatandaşlara mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları çağrısında bulundu. Vatandaşların sel, su baskını ve heyelan riski bulunan bölgeler ile dere yataklarından uzak durmalarını, ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmalarını ve zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamalarını rica eden Başkan Genç, yağışların devam ettiği bölgelerde herkesin tedbirli olmasının önemli olduğunu vurguladı.

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

GİRESUN KARAYOLLARINDA DÖRT AYRI ÇALIŞMA: SÜRÜCÜLERE UYARI Haber

GİRESUN KARAYOLLARINDA DÖRT AYRI ÇALIŞMA: SÜRÜCÜLERE UYARI

GİRESUN KARAYOLLARINDA DÖRT AYRI ÇALIŞMA: SÜRÜCÜLERE UYARI Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 11 Eylül 2026 tarihli yol durumu kayıtlarına göre Giresun güzergâhlarında bakım, üstyapı yenileme ve yol boyu gelişim çalışmaları devam ediyor. Piraziz–Giresun–Tirebolu ile Tirebolu–Görele–Trabzon İl Sınırı güzergâhlarının bazı kesimlerinde ulaşım kontrollü sağlanırken, Kiliseburnu Tüneli’nde bugün 08.00–17.00 saatleri arasında çalışma gerçekleştiriliyor. KİLİSEBURNU TÜNELİ’NDE BUGÜN TEK ŞERİT Bulancak–Giresun–Tirebolu yolunun 68’inci kilometresindeki Kiliseburnu Tüneli’nde, bölünmüş yolun her iki yönündeki tüplerde elektrik ve elektronik sistemlerinin bakım ve onarımı yapılıyor. KGM kaydına göre 11 Eylül 2026 günü 08.00–17.00 saatleri arasında ulaşım tek şeritten kontrollü olarak sağlanacak. Bu çalışma, 010-19 Yol Kontrol Kesim Numarası içerisinde yer alıyor. PİRAZİZ–GİRESUN–TİREBOLU HATTINDA 74 KİLOMETRELİK ÇALIŞMA Aynı kontrol kesiminde Piraziz–Giresun–Tirebolu yolunun 0 ile 74’üncü kilometreleri arasında yol boyu gelişim çalışmaları yürütülüyor. Çim biçme ve ağaç budama çalışmalarından dolayı bölünmüş yolun her iki yönünde ulaşım tek şeritten kontrollü olarak sağlanıyor. KGM tablosunda bu çalışma için bildirim tarihi 27 Ağustos 2025, son güncelleme tarihi ise 11 Eylül 2026 saat 10.03.40 olarak görülüyor. PİRAZİZ–GİRESUN YÖNÜNDE ÜSTYAPI ÇALIŞMASI Ordu–Giresun İl Sınırı–Piraziz–Giresun yolunun 0–5’inci kilometreleri arasında üstyapı yenileme çalışması bulunuyor. KGM kaydına göre 14 Ekim 2025 saat 07.00’den itibaren çalışma süresince bölünmüş yolun Piraziz–Giresun yönü trafiğe kapatılmış durumda. Ulaşım, Giresun–Piraziz istikametinden iki yönlü, gidiş-geliş ve kontrollü olarak sağlanıyor. Bu çalışma da 010-19 numaralı yol kontrol kesiminde bulunuyor. TİREBOLU–GÖRELE–TRABZON İL SINIRI HATTINDA KONTROLLÜ ULAŞIM Giresun’un doğu güzergâhında ise Tirebolu–Görele–Giresun–Trabzon İl Sınırı yolunun 0–30’uncu kilometreleri arasında çim biçme ve ağaç budama çalışmaları sürüyor. 010-20 Yol Kontrol Kesim Numarası altında kayıtlı çalışma nedeniyle bölünmüş yolun her iki yönünde ulaşım tek şeritten kontrollü gerçekleştiriliyor. Bu kaydın bildirim tarihi 27 Ağustos 2025, son güncellemesi ise 11 Eylül 2026 saat 10.03.40. KGM kayıtlarında yer alan çalışmalar nedeniyle özellikle Piraziz–Giresun, Bulancak–Giresun–Tirebolu, Kiliseburnu Tüneli ve Tirebolu–Görele–Trabzon İl Sınırı güzergâhlarını kullanacak sürücülerin çalışma alanlarındaki trafik işaret ve yönlendirmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. TARİH: 11 Eylül 2026 KAYNAK: Karayolları Genel Müdürlüğü – Çalışma Yapılan Yollar, Yol Kontrol Kesimleri 010-19 ve 010-20.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.