Hava Durumu

#Tehlikeli Atık

giresunsonhaber - Tehlikeli Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehlikeli Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

​​​​​​​GİRESUN’DA ASBESTLİ SU BORULARI YENİLENİYOR: SÖKÜMDE İŞÇİ VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ HAYATİ Haber

​​​​​​​GİRESUN’DA ASBESTLİ SU BORULARI YENİLENİYOR: SÖKÜMDE İŞÇİ VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ HAYATİ

GİRESUN’DA ASBESTLİ SU BORULARI YENİLENİYOR: SÖKÜMDE İŞÇİ VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ HAYATİ Giresun Belediyesi, Teyyaredüzü Mahallesi’nde ekonomik ömrünü tamamlayan asbestli içme suyu borularını polietilen borularla değiştiriyor. İlk etabı tamamlanan, ikinci etabı Atatürk Lisesi ile G-City arasındaki hatta sürdürülen yatırımın iki etaplık maliyeti 31 milyon 500 bin TL’ye ulaştı. Belediye Başkanı Fuat Köse çalışmaları yerinde incelerken, yatırımın sağlık ve altyapı açısından taşıdığı önemin yanında eski boruların hangi yöntemle söküldüğü de işçiler ve çevre açısından kritik önem taşıyor. İLK ETAP TAMAMLANDI, İKİNCİ ETAP BAŞLADI Giresun Belediyesi, kentin içme suyu altyapısını daha güvenli ve sağlıklı hale getirmek amacıyla yürüttüğü yatırımlar kapsamında asbestli içme suyu borularını yenilemeye devam ediyor. Proje kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan eski asbestli içme suyu boruları, uzun ömürlü ve yüksek sızdırmazlık özelliğine sahip yeni nesil polietilen borularla değiştiriliyor. Teyyaredüzü Mahallesi’nde tamamlanan ilk etabın ardından projenin ikinci etabı da başladı. Atatürk Lisesi ile G-City arasındaki hattı kapsayan çalışmayla bölgenin içme suyu altyapısı yenileniyor. İKİ ETABIN MALİYETİ 31 MİLYON 500 BİN TL İki etabın toplam maliyeti 31 milyon 500 bin TL’yi bulurken Belediye Başkanı Fuat Köse de çalışmaları yakından takip ediyor. İnönü Caddesi’nde devam eden çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Köse, çalışanlara kolaylıklar dileyerek önemli bir altyapı yatırımının daha tüm hızıyla sürdüğünü söyledi. Vatandaşların sağlıklı, kesintisiz ve kaliteli içme suyuna ulaşmasının en önemli öncelikleri arasında bulunduğunu belirten Köse, eskiyen içme suyu hatlarını modern altyapı sistemleriyle yenilediklerini ifade etti. KÖSE: “İÇME SUYU HATLARINI ETAP ETAP YENİLİYORUZ” Başkan Fuat Köse, çalışmalarla ilgili şunları kaydetti: “Giresun’umuzun geleceğini düşünerek altyapı yatırımlarımıza aralıksız devam ediyoruz. Yıllardır çeşitli sorunlara neden olan eski içme suyu hatlarını etap etap yeniliyor, su kayıplarını azaltırken vatandaşlarımıza daha sağlıklı ve güvenli içme suyu ulaştırmayı hedefliyoruz. Çalışmalarımız sırasında yaşanabilecek geçici aksaklıklar nedeniyle hemşehrilerimizden anlayış bekliyoruz. En kısa sürede çalışmaları tamamlayarak bozulan güzergâhı yeniden eski hâline getirip kullanıma açacağız. Güçlü altyapı, güçlü bir Giresun demektir. Bu anlayışla kentimizin her mahallesine eşit hizmet götürmeye devam edeceğiz.” ASBESTLİ BORULARIN YENİLENMESİ DOĞRU; SÖKÜM YÖNTEMİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR Ekonomik ömrünü tamamlayan asbestli çimento içme suyu borularının, içme suyuna uygun polietilen borularla değiştirilmesi yerinde bir altyapı yatırımıdır. Ancak kanıtlanmış ağır sağlık tehlikesi borudan geçen su değil; eski boruların kesilmesi, kırılması ve kontrolsüz taşınması sırasında havaya yayılan liflerin solunmasıdır. Çalışmanın güvenli kabul edilebilmesi için yetkili personel, ıslak çalışma, hava ölçümü, arındırma ve tehlikeli atık yönetimi birlikte uygulanmalıdır. ASBEST NEDİR? Asbest ya da amyant; ısıya, aşınmaya ve kimyasallara dayanıklı, doğal olarak oluşan lifsi silikat minerallerinin ortak adıdır. Asbestli çimento borularda lifler çimento içerisinde güçlü biçimde bağlıdır. Boru sağlam ve hareketsizken havaya lif yayma ihtimali görece düşüktür. Ancak eski boru kırıldığında, kuru biçimde kesildiğinde, taşlandığında, delindiğinde veya ezildiğinde gözle görülemeyecek kadar ince lifler solunabilir hale gelir. Dünya Sağlık Örgütü, krizotil dâhil bütün asbest türlerini insan için kanserojen kabul etmektedir. Türkiye’de asbestin üretimi, kullanılması, satılması ve piyasaya arzı 31 Aralık 2010’dan itibaren yasaklanmıştır. Buna karşılık geçmişte döşenen borular ve yapılarda bulunan asbestli malzemeler bugün hâlâ bakım ve söküm riski oluşturmaktadır. (DSÖ Asbest Bilgi Notu, ÇSGB Asbest Uygulama Rehberi) GEÇMİŞTE HAYATIMIZIN NERELERİNDEYDİ? Asbest geçmişte binlerce farklı üründe kullanıldı. İçme suyu ve kanalizasyon boruları, eternit çatılar, cephe ve duvar levhaları, bacalar, su depoları, havalandırma kanalları, kazan ve buhar borusu yalıtımları, gemi makine daireleri, yangına dayanıklı kaplamalar, marley ve vinil zeminler, fren ve debriyaj balataları, contalar, iplikler, elektrik panoları ve çeşitli sanayi ekipmanları asbestin kullanıldığı başlıca alanlar arasında yer aldı. Türkiye’de bazı bölgelerde “ak toprak”, “çorak toprak”, “çelpek” veya “höllük” olarak bilinen asbestli toprakların geçmişte sıva, çatı ve zemin malzemesi olarak, hatta bebek beşiklerinde kullanıldığı da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı rehberinde belirtiliyor. ASBESTİN KANITLANMIŞ TEHLİKESİ SOLUNMASIDIR Asbest lifleri solunduğunda akciğer dokusunda uzun yıllar kalabilir. Maruziyet; asbestoz adı verilen ilerleyici akciğer sertleşmesine, akciğer zarında plaklara ve kalınlaşmaya, akciğer kanserine, akciğer ve karın zarında gelişen mezotelyomaya, gırtlak ve yumurtalık kanserlerine yol açabilir. Hastalıklar çoğunlukla maruziyetten 10–50 yıl sonra ortaya çıkar. Sigara kullanımı, asbeste maruz kalanlarda akciğer kanseri riskini ayrıca yükseltir. Tek bir temas mutlaka hastalık oluşacağı anlamına gelmez; risk lifin türü, havadaki yoğunluğu, maruziyetin süresi ve tekrarı arttıkça büyür. Bununla birlikte asbest için bütünüyle güvenli kabul edilebilecek bir soluma düzeyi gösterilememiştir. İÇME SUYUNDAN GELEN RİSK İLE TOZUN SOLUNMASI AYNI DEĞİL Dünya Sağlık Örgütü, içme suyuyla alınan asbestin sağlığa zararlı olduğuna ilişkin tutarlı bilimsel kanıt bulunmadığı için içme suyunda asbeste yönelik sağlık temelli bir kılavuz değer belirlememiştir. DSÖ, asbestli çimento borulardaki temel tehlikenin boruların dış yüzeyinde kesme ve benzeri işlemler yapan kişilerin asbest tozunu soluması olduğunu bildirmektedir. (DSÖ İçme Suyunda Asbest Değerlendirmesi) Bu nedenle “asbestli borudan su içen herkes zehirlendi” şeklindeki bir değerlendirme bilimsel olarak doğru değildir. Eski hatların yenilenmesi yine de gereklidir. Yaşlanan boruların kırılması, su kaybına ve arızalara neden olması, sık bakım ve kesme işlemlerine ihtiyaç göstermesi gelecekteki asbest maruziyeti ihtimalini artırabilir. BORULARIN DEĞİŞTİRİLMESİ UYGUN BİR KARAR Ekonomik ömrünü tamamlayan asbestli çimento hatların planlı biçimde devreden çıkarılması; su kayıplarının azaltılması, arızaların önlenmesi, içme suyu sürekliliğinin güçlendirilmesi ve gelecekte asbestli boruya müdahale ihtiyacının ortadan kaldırılması açısından uygundur. PE 100 polietilen boruların içme suyu şebekelerinde kullanılması da teknik olarak uygun bir tercihtir. Ancak boruların ve ek parçaların TS EN 12201 serisine uygunluğu, içme suyunda kullanılabilirlik belgeleri, doğru çap ve basınç sınıfı, kaynak kayıtları, basınç-sızdırmazlık testleri, yıkama, dezenfeksiyon ve devreye alma su analizleri belgelendirilmelidir. (İller Bankası İçme Suyu Boruları Teknik Şartnamesi) Her eski borunun parçalanarak topraktan çıkarılması da şart değildir. Sağlam bir hattın yerinde bırakılıp uçlarının kapatılması ve koordinatlarının kayda alınması bazı güzergâhlarda sökümden daha düşük riskli olabilir. Borunun çıkarılması ile yerinde güvenli biçimde bırakılması arasındaki karar, güzergâh ve borunun fiziksel durumu için hazırlanmış risk değerlendirmesine dayanmalıdır. SÖKÜM ÖNCESİNDE ANALİZ, UZMAN VE ÇALIŞMA PLANI GEREKİR Asbestli boruya müdahaleden önce borunun türü, miktarı, güzergâhı ve fiziksel durumu belirlenmelidir. Gerektiğinde malzeme numunesi yetkili laboratuvarda analiz edilmelidir. Çalışma, asbest söküm uzmanının nezaretinde ve eğitim belgeli asbest söküm çalışanları tarafından yürütülmelidir. İş başlamadan risk değerlendirmesi ve çalışma planı hazırlanmalı; Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne mevzuata uygun bildirim yapılmalıdır. Çalışma alanı trafiğe, yayalara ve görevli olmayan personele kapatılmalı; uyarı levhaları, kontrollü giriş ve rüzgâr şartları dikkate alınarak güvenli çalışma sınırı oluşturulmalıdır. BORU KIRILMADAN VE SÜREKLİ ISLAK TUTULARAK ÇIKARILMALI Asbestli çimento boru mümkün olduğunca bütün halde çıkarılmalı; kepçeyle ezilmemeli, düşürülmemeli, sürüklenmemeli ve gereksiz yere kırılmamalıdır. Malzeme çalışma öncesinde ve çalışma boyunca düşük basınçlı su sisi ile uygun ıslatıcı kullanılarak nemli tutulmalıdır. Lifli çamuru çevreye taşıyabilecek yüksek basınçlı su kullanılmamalıdır. Kuru kesim, spiral, taşlama, yüksek hızlı motorlu testere, basınçlı hava ve kontrolsüz delme işlemlerinden kaçınılmalıdır. Kesim zorunluysa asbestli çimento boruya uygun, düşük lif çıkaran ıslak yöntem ve kontrollü boru kesme ekipmanı kullanılmalıdır. Çalışma sonrasında kuru süpürme veya ev tipi elektrikli süpürge kullanılmamalı; ıslak temizlik ve asbeste uygun H sınıfı endüstriyel vakum uygulanmalıdır. (HSE Islak Çalışma Rehberi) İŞÇİLERİN KİŞİSEL KORUYUCULARI EKSİKSİZ OLMALI Kişisel koruyucu donanım, toz oluşmasını önleyen mühendislik tedbirlerinin yerine geçmez; bu tedbirlerin ardından gelen son koruma katmanıdır. Çalışanlarda yüz uyum testi yapılmış FFP3 seviyesinde solunum koruyucu veya P3 filtreli tam yüz maskesi bulunmalıdır. Riskin ve çalışma süresinin gerektirdiği durumlarda motorlu solunum sistemi kullanılmalıdır. İşçiler ayrıca başlıklı ve tek kullanımlık Tip 5/6 koruyucu tulum, tek kullanımlık eldiven, bağcıksız ve yıkanabilir iş çizmesi ile işin gerektirdiği göz, baş, işitme ve trafik güvenliği koruyucularını kullanmalıdır. Sakal ve yüz kılları sıkı oturan maskenin sızdırmazlığını bozabilir. Maske kirli bölgeden çıktıktan ve dış yüzey temizlendikten sonra en son çıkarılmalıdır. Kirli tulumlar eve götürülmemeli; temiz-kirli alan ayrımı, el-yüz yıkama ve işin kapsamına göre duşlu arındırma ünitesi kurulmalıdır. (HSE Solunum ve Kişisel Koruyucu Rehberi) Çalışanların sağlık gözetimi yapılmalı; görevleri, çalışma süreleri ve maruziyet kayıtları mevzuata göre en az 40 yıl saklanmalıdır. ASBESTLİ BORU VE KİRLENMİŞ MALZEMELER TEHLİKELİ ATIKTIR Boru parçaları, asbestli çamur, kirlenmiş toprak, temizlik bezleri, filtreler ve tek kullanımlık kişisel koruyucular asbest atığı olarak değerlendirilmelidir. Atıklar asbest işareti bulunan, sızdırmaz ve dayanıklı ambalajlara alınmalı; kırılmamalı, açıkta bekletilmemeli ve diğer hafriyatla karıştırılmamalıdır. Asbest içeren inşaat malzemeleri 17 06 05* kodlu tehlikeli atık kapsamındadır. Atıkların lisanslı taşıyıcıyla yetkili bertaraf tesisine gönderilmesi; taşınan miktar ile teslim ve kabul belgelerinin kayıt altına alınması gerekir. İŞÇİLER VE ÇEVRE HANGİ RİSK ALTINDA? Toprak altında sağlam ve müdahale edilmeyen asbestli çimento borunun havaya lif yayma ihtimali görece düşüktür. Borunun sürekli ıslak tutulup bütün halde ve eğitimli ekip tarafından çıkarılması durumunda risk önemli ölçüde azaltılabilir. Buna karşılık kuru kesme, taşlama, delme, kepçeyle ezme veya kırma; işçiler ve yakın çevrede bulunan kişiler açısından yüksek ve kabul edilemez bir soluma riski doğurabilir. Açıkta bırakılan kırık borulardaki lifler rüzgâr, trafik ve yaya hareketiyle yeniden havaya kalkabilir. Kirli tulum, ayakkabı, iş makinesi ve araçların arındırılmaması liflerin başka alanlara ve çalışanların evlerine taşınmasına neden olabilir. Asbestli çamurun toprağa veya yağmur suyu hattına verilmesi ise daha sonraki kazılarda yeniden maruziyet oluşturabilecek kalıcı bir çevre kirliliğine yol açabilir. HAVA ÖLÇÜMLERİ ÇALIŞMANIN GERÇEK RİSKİNİ GÖSTERİR Türkiye’de çalışanların sekiz saatlik zaman ağırlıklı ortalama asbest maruziyeti için belirlenen yasal üst sınır 0,1 lif/cm³tür. Ancak bu değer tamamen güvenli bir seviye olarak görülmemeli; maruziyet mümkün olan en düşük düzeye indirilmelidir. (Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik) Çalışma sırasında işçilerin kişisel maruziyeti ile çalışma alanı ve çevre sınırındaki hava, akredite ve yetkilendirilmiş laboratuvar tarafından ölçülmelidir. İş tamamlandığında görsel temizlik ve son hava ölçümü yapılarak asbest tozuna maruziyet riskinin kalmadığını gösteren kapanış raporu düzenlenmelidir. GÜVENLİ ÇALIŞMA ŞU BELGELERLE DOĞRULANABİLİR Sahadaki gerçek maruziyet düzeyi yalnızca basın açıklaması üzerinden belirlenemez. Çalışmanın işçi sağlığı, çevre güvenliği ve mevzuat açısından uygunluğunu gösterecek temel kayıtlar şunlardır: Asbest envanteri ve laboratuvar analiz raporu, Asbest söküm uzmanı ile çalışanların eğitim ve yetki belgeleri, Risk değerlendirmesi, çalışma planı ve İl Müdürlüğü bildirim kaydı, Kullanılan ıslak çalışma, alan izolasyonu ve arındırma yöntemi, Kişisel maruziyet ve çevre hava ölçüm sonuçları, Sökülen boru miktarı, tehlikeli atık taşıma kaydı ve bertaraf kabul belgesi, İş bitimi temizlik ve son ölçüm raporu, Yeni hattın basınç, sızdırmazlık, dezenfeksiyon ve su analiz sonuçları. Eski asbestli boruların yenilenmesi doğru ve gerekli bir altyapı yatırımıdır. Bu yatırımı gerçekten sağlıklı hale getirecek unsur ise yalnızca yeni borunun niteliği değil; eski borunun işçiye ve çevreye lif yaymadan hangi yöntemle söküldüğünün ve nereye gönderildiğinin belgelenmesidir.

BULANCAK’TA TESCİLLİ YAPI KALDIRILDI Haber

BULANCAK’TA TESCİLLİ YAPI KALDIRILDI

BULANCAK’TA TESCİLLİ YAPI KALDIRILDI Bulancak Belediyesi, İhsaniye Mahallesi’ndeki ciddi biçimde yıpranan tescilli yapının kontrollü şekilde kaldırıldığını açıkladı. Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, işlemin vatandaş güvenliği gözetilerek yapıldığını ve yapının aslına uygun biçimde yeniden kazandırılması için ilk adımın atıldığını belirtti. BAŞKAN SIBIÇ: GÜVENLİK İÇİN KALDIRDIK, YENİDEN KAZANDIRACAĞIZ Bulancak Belediyesi, İhsaniye Mahallesi’ndeki tescilli yapıya bugün kontrollü müdahale etti. Başkan Necmi Sıbıç, yapının zaman içinde ciddi biçimde yıprandığını, risk oluşturduğunu, işlemin gerekli kurul kararları doğrultusunda yürütüldüğünü ve hedefin yapıyı aslına uygun biçimde yeniden kente kazandırmak olduğunu açıkladı. ESKİ YAPILARDA EN KRİTİK BAŞLIK ASBEST Bu tür yapılarda asıl teknik tartışma asbest başlığında yoğunlaşıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre asbest Türkiye’de 2010 yılına kadar çeşitli yapı malzemelerinde kullanıldı. Marley, boru, levha, eternit, conta, asbestli çimento paneller, baca ve dekoratif kaplamalar bu başlığın içine giriyor. Bakanlık, asbest liflerinin havada solunur hale gelmesi durumunda akciğerde birikerek ciddi sağlık riskleri ve kansere yol açabildiğini açık biçimde belirtiyor. ŞÜPHE VARSA TEST, ULAŞILAMAYAN ALANDA VARSAYIM ESASI Yapının yaşına bakarak tek başına “asbest vardır” ya da “asbest yoktur” hükmü kurulamaz. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yıkım rehberleri, yıkıma başlamadan önce asbest varlığının tespit edilmesini, ulaşılması zor bölgelerde şüphe varsa asbest varmış gibi hareket edilmesini ve söküm planının buna göre hazırlanmasını esas alıyor. Bu yaklaşım, çalışanı da çevrede yaşayan yurttaşı da aynı anda korumayı hedefliyor. TESCİLLİ YAPILAR KAPSAM DIŞINDA, ASBEST RİSKİ AYRI MEVZUATTA DURUYOR “Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik” tescilli yapıların yıkımlarını kapsam dışında bırakıyor. Buna karşın aynı yönetmelik, genel binalarda asbest ve benzeri tehlikeli kimyasal içeren imalatlar sökülüp uzaklaştırılmadan ana yıkıma geçilemeyeceğini düzenliyor. Yönetmelik ayrıca yıkıma başlanmadan önce asbestli imalatın var olup olmadığının araştırılmasını, varsa türü, miktarı ve yerini belirleyen envanter çalışmasının yapılmasını ve katı numune alma ile analiz işlemlerinin yetkilendirilmiş laboratuvar tarafından yürütülmesini zorunlu tutuyor. Bu nedenle tescilli bir yapıda koruma kurulu kararı bulunması, asbest başlığını ortadan kaldırmıyor; asbest güvenliği ayrı bir teknik yükümlülük olarak masada kalıyor. İŞ PLANI, BİLDİRİM VE BELGELİ EKİP ŞARTI Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yıkım ve asbest rehberleri, asbestli söküm işine başlamadan önce işverenin iş planı hazırlamasını ve Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirim yapmasını öngörüyor. Bildirimde işyerinin unvanı ve adresi, sökülecek asbestin türü ve miktarı, yapılacak iş, çalışan sayısı, başlama tarihi, tahmini süre ile asbest söküm uzmanı ve asbest söküm çalışanı belgeleri yer alıyor. İş planında ise kullanılacak yöntem, ekipman, çalışanların korunması ve arındırılması ile çevredeki kişilerin korunmasına ilişkin tedbirler yazılıyor. Bakanlığın sıkça sorulan sorular sayfası da asbest söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma alanlarında ölçüm ve numune alma işlemlerinin akredite ve yetkilendirilmiş laboratuvarlarca yapıldığını vurguluyor. TOZ, ATIK VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ AYNI DOSYANIN PARÇASI Yıkım mevzuatı, toz emisyonunun kontrolü için önlem belirlenmesini ve toz bastırma sistemlerinin kullanılmasını zorunlu kılıyor. Bakanlığın asbest rehberleri de asbestli atıkların tehlikeli atık sınıfında olduğunu, lisanslı taşıma araçlarıyla düzenli depolama tesisine götürülerek bertaraf edilmesi gerektiğini belirtiyor. Başka bir ifadeyle mesele yalnızca binanın kaldırılması değil; tozun yayılmaması, atığın karışmaması ve bertaraf zincirinin kayıtlı biçimde işletilmesi.

GİRESUN’DA ALTYAPI ÇALIŞMALARI MAHALLE MAHALLE İLERLİYOR Haber

GİRESUN’DA ALTYAPI ÇALIŞMALARI MAHALLE MAHALLE İLERLİYOR

GİRESUN’DA ALTYAPI ÇALIŞMALARI MAHALLE MAHALLE İLERLİYOR Giresun Belediyesi’nin kent genelinde sürdürdüğü altyapı çalışmaları, son haftalarda farklı mahallelerde peş peşe başlayan bağlantı, yenileme ve yeni hat uygulamalarıyla genişledi. Aydınlar’dan Kavaklar’a, Çıtlakkale’den Teyyaredüzü’ne uzanan program, eskiyen hatların etap etap yenilendiğini gösterirken; eski boru hatlarında asbestli malzeme bulunma ihtimali de sağlık ve atık yönetimi açısından ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Giresun’da altyapıda sahaya yayılan çalışma trafiği son haftalarda daha görünür hale geldi. Belediye ekipleri önce ihtiyaç duyulan bölgelerde yeni hat ve bağlantı çalışmalarını başlattı, ardından eskiyen noktalarda yenileme programını devreye aldı. Son açıklamaya göre Teyyaredüzü Mahallesi Mollaoğlu Sokak ile Aksu Mahallesi Mehmet İzmen Caddesi’nde kanalizasyon bağlantı çalışması, Çınarlar Mahallesi Debboy mevkisinde ise Çınar Sokak ile Gazi Caddesi bağlantısında yağmur suyu hattı çalışması sürüyor. Sürecin kronolojik akışına bakıldığında, önce Aydınlar Mahallesi’nde kanalizasyon hattı çalışması gündeme geldi. Ardından Kavaklar Mahallesi’nde yeni içme suyu hattı ve kanalizasyon hattı uygulamaları başlatıldı. Sonraki aşamada Gedikkaya Mahallesi 102 Nolu Sokak’ta yağmur suyu hattı yenileme, Hacısiyam Mahallesi Kanuni Sokak’ta içme suyu şebeke hattı yenileme ve Çıtlakkale Mahallesi 120 Nolu Sokak’ta kanalizasyon bağlantı çalışmasının sürdüğü açıklandı. Son olarak program Teyyaredüzü, Aksu ve Çınarlar’daki yeni çalışmalarla genişledi. Kentte yürütülen bu müdahaleler, altyapıda yalnızca günü kurtaran işlemler değil; uzun süredir biriken yenileme ihtiyacına verilen etaplı karşılıklar olarak öne çıkıyor. İçme suyu ve atık su hatlarında eskiyen bölümler parça parça elden geçirilirken, yeni yerleşim alanlarına dönük bağlantı ve proje hazırlıkları da sürüyor. Bu tablo, büyüyen kent yükü karşısında altyapının sürekli güçlendirme gerektirdiğini ortaya koyuyor. Burada bir başka kritik başlık da eski boru hatlarının sağlık boyutu. Asbestin geçmiş yıllarda su ve yapı malzemelerinde yaygın kullanıldığı biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü, tüm asbest türlerinin insan için kanserojen olduğunu; akciğer kanseri, mezotelyoma, gırtlak ve over kanseri ile asbestozise yol açabildiğini belirtiyor. IARC de asbesti Grup 1, yani insan için kanserojen sınıfta değerlendiriyor. Ancak Giresun’daki belirli bir hatta asbestli malzeme bulunduğunu söylemek için laboratuvar doğrulaması gerekir; bu, ancak envanter ve numune analiziyle netleşebilir. Uzman rehberler ve resmi iş sağlığı mevzuatı, asbest şüphesi bulunan hatların rastgele kırılıp sökülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Böyle bir malzeme tespit edilirse sökümün eğitimli ve yetkili ekiplerce yapılması, çalışma öncesinde alanın kontrol altına alınması, toz çıkışını azaltmak için ıslak yöntemlerin tercih edilmesi, kuru süpürme veya kontrolsüz kırma-kesme işlemlerinden kaçınılması gerekiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın uygulama rehberi, asbestli malzemelerle ilgili söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlerinin yalnızca gerekli eğitimleri almış uzman ve çalışanlarca yapılabileceğini vurguluyor. EPA rehberleri de söküm öncesi ayrıntılı inceleme yapılmasını, atığın havaya lif salmayacak şekilde yönetilmesini şart koşuyor. Asbestli malzeme çıkarıldıktan sonra süreç normal hafriyat gibi yürütülemiyor. Türk çevre rehberleri ve uygulama kılavuzları, sökülen asbestli atığın tehlikeli atık olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Atıkların günlük olarak toplanması, asbest işareti taşıyan dayanıklı poşet ya da sızdırmaz ambalajlara konulması, delme riski varsa çift kat paketlenmesi, uygun biçimde etiketlenmesi ve yetkisiz erişime kapalı kontrollü bir alanda geçici depolanması gerekiyor. Sonraki aşamada bu atıkların, lisanslı taşıma ve bertaraf zinciri içinde, Bakanlık sistemleri üzerinden kayıt altına alınarak lisanslı tesislere gönderilmesi gerekiyor. EPA da benzer biçimde asbest atığının ıslak halde, sızdırmaz kapta, etiketli şekilde ve uygun depolama sahalarında bertaraf edilmesini öngörüyor. Özetle, altyapı yenilemesi yalnızca kazı ve boru değişimi meselesi değil; eski hatlarda asbestli malzeme bulunma ihtimali varsa aynı zamanda ciddi bir iş sağlığı, halk sağlığı ve atık yönetimi meselesi. Bu nedenle kentte süren yenileme programında en kritik eşik, eski hatların malzeme tespitinin doğru yapılması ve riskli malzeme çıkarsa bunun uzman ekiplerce, mevzuata uygun biçimde sökülüp bertaraf edilmesi olacak. Kentin altyapı sorununu çözmeye dönük her adım, ancak bu güvenlik zinciri doğru kurulduğunda tam anlamıyla sağlıklı sonuç verebilir

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ Haber

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ Atık Barajı Büyüyor, Risk Haritası Kabarıyor Giresun’un Doğankent, Tirebolu ve Görele ilçelerine yayılan metal madenciliği sahasında planlanan kapasite artışı, yayımlanan Nihai ÇED Raporu ile resmiyet kazandı. Dosya; yeraltı maden ocaklarının, flotasyon (cevher zenginleştirme) tesisinin ve özellikle maden atık depolama tesisinin genişletileceğini ortaya koyuyor. Bu tablo, sıradan bir üretim artışından çok daha fazlasına işaret ediyor: Bölgenin su havzaları, orman varlığı ve kırsal yaşamı üzerinde uzun soluklu baskı yaratacak bir endüstriyel yoğunlaşma. ÇED dosyasında büyüyen sadece üretim değil; depolanacak atık hacmi de katlanıyor. TEHLİKELİ ATIK NİTELİĞİNDE DEV DEPOLAMA ALANI Rapor, flotasyon süreci sonrası oluşan atıkların depolanacağı tesisin kapasitesinin artırılacağını açıkça ortaya koyuyor. Bu atıklar mevzuat kapsamında özel işleme tabi ve potansiyel olarak tehlikeli kategoride değerlendiriliyor. İnce taneli, kimyasal işlem görmüş ve ağır metal içerebilen bu atıkların depolanacağı yapı, projenin çevresel risk merkezini oluşturuyor. Bu tür tesisler teknik olarak “atık depolama” olarak adlandırılsa da, içerikleri itibarıyla birer kimyasal risk barajı niteliği taşıyor. Asıl tehlike görünmeyen suda: Sızıntı ve asit üretimi ihtimali. ASİT KAYA DRENAJI: ZAMANLA BÜYÜYEN KİMYASAL TEHDİT ÇED raporunda da ayrı başlık altında yer alan asit kaya drenajı, sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu asit oluşması ve bu asidin ağır metalleri çözerek suya taşıması süreci olarak tanımlanıyor. Bu süreç başladığında: Yeraltı suları ağır metal yüküyle kirlenebiliyor Derelere asidik ve metal yüklü sular karışabiliyor Tarımsal sulama ve içme suyu kaynakları tehdit altına girebiliyor Bu riskin en çarpıcı yönü, maden işletmesi sürerken değil, yıllar sonra ortaya çıkabilmesi. ÇED dosyası bu ihtimali teknik olarak kabul ediyor; kontrol ve izleme sistemleri öngörüyor. Ancak bilimsel gerçek şu: Bu tür kimyasal süreçler durdurulamaz, ancak yönetilmeye çalışılır. Karadeniz’in yağışı, atık sahasının yükünü artırıyor. SU HAVZALARI VE DERELERLE İÇ İÇE BİR MADENCİLİK Rapor, proje alanının çok sayıda dere ve mikro havza ile ilişkili olduğunu, hidrolojik ve hidrojeolojik bağlantıların bulunduğunu ortaya koyuyor. Yüzey suları ve yeraltı suları için izleme sistemleri planlanmış olsa da, olası bir kirlenme senaryosunda etkinin sadece tesis sınırlarında kalmayacağı açık. Yüksek yağışlı Karadeniz coğrafyasında: Yüzey akışı artıyor İnce taneli atıklar taşınabiliyor Kirleticiler dere sistemlerine karışabiliyor Bu durum, bölgesel su kalitesi üzerinde zincirleme etki riski anlamına geliyor. Heyelan kuşağında atık barajı: Doğa ile mühendislik karşı karşıya. HEYELAN, TAŞKIN VE DEPREM GERÇEĞİ ÇED raporunda jeolojik yapı, heyelan riski, taşkın olasılığı ve depremsellik başlıkları detaylı şekilde ele alınmış. Bölgenin dik topoğrafyası, ayrışmış kayaç yapısı ve yoğun yağış rejimi, doğal afet hassasiyetini artırıyor. Bu koşullarda büyük hacimli bir atık depolama tesisinin güvenliği yalnızca projelendirme kalitesiyle değil, doğal sınırlarla da belirleniyor. Dünya örnekleri, benzer tesislerin en büyük kırılganlığı aşırı doğa olayları sırasında yaşadığını gösteriyor. Orman kaybı sadece ağaç değil, ekosistem zincirinin kopması demek. ORMAN, YABAN HAYATI VE TARIM ALANLARI ÇED dosyasında flora, fauna, orman alanları ve tarımsal faaliyetler ayrı başlıklarda incelenmiş durumda. Proje sahası ve çevresinde orman ekosistemlerinin bulunduğu, yaban hayatı habitatlarının etkileneceği ve tarım alanlarının dolaylı risk altında olabileceği belirtiliyor. Toz yayılımı, gürültü ve özellikle su kirliliği ihtimali: Fındık bahçeleri Sebze üretimi Hayvancılık faaliyetleri üzerinde uzun vadeli belirsizlik yaratıyor. Ağır metallerin toprak ve su yoluyla gıda zincirine girme riski, çevre meselesini doğrudan halk sağlığı boyutuna taşıyor. Ekonomik katkı geçici, çevresel yük kalıcı. İSTİHDAM VE GERÇEK MALİYET Rapor, projenin istihdam yaratacağını ve yerel ekonomiye katkı sağlayacağını belirtiyor. Ancak madencilik projelerinde sık görülen gerçeklik değişmiyor: Ekonomik hareketlilik işletme süresiyle sınırlı kalırken, çevresel yük uzun yıllar boyunca varlığını sürdürüyor. Maden kapandıktan sonra geride kalacak olan: Geniş bir atık depolama sahası Uzun süre izlenmesi gereken su sistemleri Doğal yapısı değişmiş bir arazi oluyor. Rehabilitasyon planları dosyada yer alsa da, ekosistemlerin eski haline dönmesi değil, yalnızca risklerin azaltılması mümkün. GİRESUN İÇİN STRATEJİK BİR ÇEVRE KARARI Bu kapasite artışı dosyası, hukuken bir ÇED süreci belgesi olabilir. Ancak pratikte, Giresun’un su kaynakları, orman varlığı ve kırsal yaşamı üzerinde onlarca yıl etkisi sürebilecek bir sanayi genişlemesinin resmi kaydı niteliğini taşıyor. Büyüyen maden sahasıyla birlikte büyüyen şey yalnızca üretim değil; kimyasal risk, jeoteknik hassasiyet ve ekolojik baskı da aynı oranda artıyor. Bu tablo, madenciliğin teknik sınırlarını aşan, doğrudan kamu yararı ve çevresel gelecek tartışmasının merkezine oturan bir süreç olarak değerlendirlmelidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.