Hava Durumu

#Tedavi

giresunsonhaber - Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençliğin Yeni Sessiz Salgını: Sanal Kumar ve Bahis Haber

Gençliğin Yeni Sessiz Salgını: Sanal Kumar ve Bahis

2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, gençler arasındaki sanal kumar ve bahis alışkanlığının korkutucu seviyelere ulaştığını ifade etti. Kullanıcıyı başlangıçta kazandırarak sisteme çeken platformların hızlıca bağımlılık yarattığını vurgulayan Prof. Dr. Ögel, Türkiye'deki kumar eğiliminin Avrupa'nın pek çok ülkesine oranla daha süratli yayıldığı konusunda uyardı. Dijital mecralar ve akıllı telefonlar aracılığıyla saniyeler içinde erişilebilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler için giderek büyüyen bir bağımlılık krizine dönüşüyor. Uzmanlar, özellikle kısa yoldan para kazanma isteği ve ekonomik kaygıların gençleri bu sitelere ittiğini, başlangıçta sağlanan küçük kazançların ise bağımlılık döngüsünü başlattığını belirtiyor. İstanbul Kent Üniversitesi, Bağımlılık Akademisi ve Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi'nin iş birliğiyle Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü'nde gerçekleştirilen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye'de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğine dikkat çekti. Kumarın artık sadece fiziksel mekanlarla sınırlı olmadığını ifade eden Ögel, cep telefonları üzerinden her an erişilebilen dijital platformların riskleri artırdığını belirtti. "Sanal kumar, yeni neslin karşı karşıya kaldığı en kritik bağımlılık alanlarından biri oldu" diyen Prof. Dr. Ögel, gençlerin hızlı kazanç hırsı nedeniyle bu sistemlerin ana hedefi haline geldiğini söyledi. Sanal kumarın vaat ettiği kazancın bir illüzyon olduğunu belirten Ögel, "Bu yöntemle düzenli gelir elde etmek imkansızdır. Buna rağmen gençler başladıklarında kendilerini durdurmakta çok zorlanıyorlar" dedi. SANAL BAHİSİN EN TEHLİKELİ YÖNÜ Uzmanlara göre sanal bahis sitelerinin en riskli tarafı, kullanıcıyı içeride tutmak için geliştirdikleri yöntemler. Hızlı geri dönüşler, anlık bildirimler ve renkli tasarımlarla dikkat çeken platformların, başlangıçta kazandırarak güven tesis ettiğini kaydeden Prof. Dr. Ögel, "Bir kez kazanan kişi, kayıplar başladığında da oyunda kalmaya devam eder. Çünkü kaybettiğini geri alabileceğine inanır. Asıl tuzak tam burada kuruluyor" şeklinde konuştu. DİJİTAL DÜNYA YENİ BAĞIMLILIK BİÇİMLERİ ÜRETİYOR Bağımlılığın sadece kumarla kısıtlı olmadığını belirten Ögel, dijital dünyanın sürekli yeni bağımlılık türleri türettiğini söyledi. Geçmişte çevrimiçi oyunların ön planda olduğunu anımsatan Ögel, günümüzde sosyal medya platformlarının benzer etkiler yarattığını ve algoritmaların kullanıcıyı ekranda tutmak üzere tasarlandığını, bunun da bağımlılık riskini tetiklediğini ekledi. ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI! Prof. Dr. Kültegin Ögel, ailelerin çocuklarının davranışlarındaki değişimleri yakından izlemesi gerektiğini vurguladı. Sosyal çevreden kopma, harcamalarda ani değişimler, okul başarısındaki düşüş ve dijital cihaz kullanım süresinin artması kritik işaretler arasında. Ancak Prof. Dr. Ögel'e göre bu belirtiler tek başına yeterli değil. "Bağımlılığı tespit etmenin en etkili yolu çocukla kurulan sağlıklı iletişimdir. Ergenlik dönemi davranışları ile bağımlılık belirtilerini ayırmak ancak güçlü bir iletişimle mümkündür" dedi. Dünyadaki bağımlılık trendlerinin hızla değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Ögel, gelecek yıllarda yeni risklerin doğabileceğine işaret etti. ABD'de gençler arasında farklı türlerin öne çıktığını hatırlatan Ögel, Türkiye'de ise sanal kumarın ve sentetik maddelerin endişe verici bir hızla yayıldığını belirtti. "Kumar alışkanlığı birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha hızlı büyüyor. Bu tabloyu görmezden gelemeyiz" diyen Ögel; kamu kurumlarına, eğitimcilere ve ailelere ortak mücadele çağrısı yaptı. Uzmanlar, sanal kumarın yalnızca ekonomik yıkıma değil; ruh sağlığından eğitim hayatına, sosyal yaşamdan aile ilişkilerine kadar pek çok alanda kalıcı hasarlara yol açtığını vurguluyor. Bu sebeple sanal bahis ve kumarın, dijital çağın en önemli halk sağlığı problemlerinden biri olarak görülmesi gerektiği ifade ediliyor. BAĞIMLILIK BİR BEYİN HASTALIĞI Bu yıl ikincisi düzenlenen Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nun koordinasyonunu üstlenen Klinik Psikolog Yusuf Babacan, bağımlılığın bir irade zayıflığı değil, bir beyin hastalığı olduğunu ve tedavi edilmediği takdirde şiddetlenen patolojik bir duruma dönüştüğünü açıkladı. İçki ve kumar gibi bağımlılıkların beyinde fiziksel değişimlere yol açtığını belirten Psikolog Babacan, "Bağımlılık toplumda bir nefis mücadelesi olarak görülüyor ancak aslında beynin bazı bölgelerinin işlevini yitirmesidir. Beyin, kontrol ve ödül merkezlerinden oluşur. Kontrol merkezindeki bozulma bağımlılığı getirir. Bu merkez devre dışı kaldığında kişi kendisini frenleyemez; beynin içsel frenleme mekanizması çalışmaz" dedi. Özellikle gençlerde kumar bağımlılığının hızla arttığına dikkat çeken Klinik Psikolog Yusuf Babacan, online bahis sistemlerinin gençleri hedef aldığını belirtti. Erişimin kolaylığının bu süreci beslediğini ifade eden Babacan, gençlerin başlangıçta keyif alma, can sıkıntısı ve özellikle kısa yoldan zengin olma isteğiyle kumara yöneldiğini söyledi. Kumarın ekonomik bir bataklık olduğunu vurgulayan Babacan şunları ekledi: "Emek vermeden zengin olma hayali bu süreci başlatıyor, ardından kazanma-kaybetme döngüsü geliyor. Zenginlik fantezisi onları dipsiz bir kuyuya çekip ailelerini iflasa sürüklüyor. Gençler borçlarını ailelerine ödetmeye çalışırken, 'bağımlı olduğum için değil, borcumdan dolayı oynadım' diyerek onları ikna ediyorlar. Aile borcu üstlendiğinde ise bağımlılık devam ediyor; hatta borç kapandığında daha yüksek tutarlarla oynamaya başlıyorlar. Bu yüzden ailelere borcu ödememelerini, bunun yerine yapılandırılmasını öneriyoruz. Uluslararası araştırmalar, gençlerin kendi borçlarını ödeyerek negatif sonuçlarla yüzleştiklerinde, kumar davranışını bırakmada daha başarılı olduklarını gösteriyor. Unutulmamalıdır ki bağımlılık kronik bir hastalıktır ve tedavi edilmediğinde daha ağır patolojik durumlara evrilir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORDU’DA MISIR EKMEĞİNDEN ZEHİRLENEN 33 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI Haber

ORDU’DA MISIR EKMEĞİNDEN ZEHİRLENEN 33 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI

ORDU’DA GIDA ZEHİRLENMESİ ŞÜPHESİNDE BAŞVURU SAYISI 45’E ÇIKTI Ordu’nun Ulubey ilçesinde bir iş yerinde tüketilen öğle yemeğinin ardından başlayan gıda zehirlenmesi şüphesinde hastanelere başvuranların sayısı 45’e yükseldi. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü, 43 kişinin taburcu edildiğini, 2 hastanın tedavisinin sürdüğünü bildirdi. İlk etapta aynı fırından alınan ekmekler üzerinde yoğunlaşan incelemede, şüpheli fırın ve işletme süreci mercek altına alındı. Giresun’da aynı olayla bağlantılı resmi vaka bildirimi ise açıklamada yer almadı. BAŞVURU SAYISI 33’TEN 45’E YÜKSELDİ Ordu’nun Ulubey ilçesinde 14 Mayıs Perşembe günü bir iş yerinde öğle yemeği tüketen çalışanlar, kısa süre sonra karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve baş dönmesi şikâyetleri yaşadı. İlk bilgilere 33 olarak yansıyan başvuru sayısı, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün güncel açıklamasıyla 45’e yükseldi. Müdürlük, işletme çalışanlarının yanı sıra benzer belirtiler gösteren 2 sivil vatandaşın da sağlık kuruluşlarına başvurduğunu bildirdi. HASTALAR DÖRT SAĞLIK KURULUŞUNA YÖNLENDİRİLDİ Rahatsızlanan kişiler Ulubey Devlet Hastanesi, Ordu Devlet Hastanesi, Fatsa Devlet Hastanesi ve Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü, 45 kişiden 43’ünün tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, 2 hastanın tedavisinin sürdüğünü ve genel sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. ŞÜPHELİ FIRIN VE YEMEK SÜRECİ İNCELENİYOR Zehirlenme şüphesi ilk etapta ilçede faaliyet gösteren bir fırından alınan ekmekler üzerinde yoğunlaştı. Tekstil atölyesinde çalışanların mısır ekmeği, aynı fırını kullanan bazı vatandaşların ise normal ekmek tükettiği bilgisi kayıtlara geçti. Fırında kısa süre önce ilaçlama yapıldığı iddiası da incelemeye alındı. Şüpheli fırının adı resmi makamlar tarafından açıklanmadı. Olayla bağlantılı ürünler, yemek numuneleri, üretim koşulları ve işletmedeki işlem süreçleri teknik incelemeye tabi tutuldu. TARIM VE SAĞLIK EKİPLERİ NUMUNE ALDI Ordu İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri olayın ardından ortak çalışma başlattı. İş yerinde tüketilen yemeklerden ve olayla bağlantılı ürünlerden numune alındı. Numunelerden çıkacak analiz sonuçları, zehirlenmenin kesin nedenini belirleyecek. Teknik ve idari soruşturma çok yönlü şekilde sürüyor. GİRESUN İÇİN RESMİ VAKA BİLDİRİMİ YOK Olayın Giresun’a sıçradığı yönündeki iddialar için resmi açıklamada doğrulanmış bir vaka bilgisi yer almadı. Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’nün duyurduğu hastane listesinde Ulubey, Ordu, Fatsa ve Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunuyor; Giresun’daki bir sağlık kuruluşuna sevk ya da başvuru bilgisi açıklanmadı. Yetkililer, gıda zehirlenmesi şüphesiyle başlatılan incelemede hem işletme içindeki yemek sürecini hem de ekmek tedarik zincirini değerlendiriyor. CAN KAYBI BİLGİSİ BULUNMUYOR Ulubey’de başlayan toplu zehirlenme şüphesinde can kaybı bilgisi bulunmuyor. Hastaların büyük bölümü taburcu edilirken, tedavisi süren 2 kişinin genel sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı. Olayın kesin nedeni, laboratuvar analizleri ve idari incelemenin tamamlanmasının ardından netleşecek.

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI Haber

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI

GİRESUN HAYVAN HAKLARI PLATFORMU’NDAN MEYDANDA SERT ÇAĞRI Giresun Hayvan Hakları Platformu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde Atatürk Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasında sokak hayvanlarına yönelik toplama, kapatma ve kötü muamele uygulamalarına tepki gösterdi. Platform, “ KATLİAM YASASI GERİ ÇEKİLSİN.HAYVANLAR ÖZGÜRLEŞSİN.” çağrısıyla yasal düzenlemenin değiştirilmesini, barınakların rehabilitasyon merkezine dönüştürülmesini ve hayvan haklarının güvence altına alınmasını istedi. Giresun’da sokak hayvanları savunucuları 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü’nde Atatürk Meydanı’nda bir araya geldi. Giresun Hayvan Hakları Platformu, ülke genelinde yapılan eş zamanlı açıklamalara Giresun’dan katıldı ve kent merkezinde yetkililere acil çağrı yaptı. Platform adına dönüşümlü olarak Nihal Memiş Dizdar, Adnan Usta ve Hakan Dizdar konuştu. Açıklamada, 4 Nisan’ın kendileri için kutlama günü olmadığı vurgulandı. Meydanda okunan metinde, sokak hayvanlarının yaşam hakkına dönük ihlallerin büyüdüğü, toplama ve kapatma uygulamalarının derinleştiği, kötü muamele ve ölüm vakalarının vicdanları yaraladığı ifade edildi. Platformun açıklamasında en dikkat çeken cümlelerden biri şöyle oldu: “ Bizler sokak hayvanlarının yaşam hakkı savunucuları olarak, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü'nü kutlamak yerine yas tutuyoruz.” Açıklamanın devamında, sokak hayvanlarının her geçen gün daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığı belirtildi ve “Çünkü sokak hayvanlarının hemen her gün sistematik olarak yok edilmesinin ya da barınaklara hapsedilerek korkunç koşullarda hayattan koparılmalarına tanıklık etmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.” denildi. Basın açıklamasında yalnızca tepki değil, somut talepler de sıralandı. Platform, mevcut yasal düzenlemenin geri çekilmesini istedi. Metinde bu talep, “ Kamuoyunda 'Katliam Yasası' olarak bilinen yasa derhal geri çekilmelidir.” cümlesiyle dile getirildi. Aynı açıklamada, hayvanların yaşam ve özgürlük hakkını temel alan yeni bir düzenleme yapılması çağrısı yapıldı. Platform, 5199 sayılı kanunun temel yaklaşımının korunmasını istedi. Açıklamada, “5199 sayılı kanunun 6.maddesinde yer alan, “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesi korunmalıdır.” ifadesine yer verildi. Hayvan haklarının anayasal güvence altına alınması talebi de meydandan açık biçimde dile getirildi. Giresun Hayvan Hakları Platformu, toplama ve kapatma uygulamalarının derhal durdurulmasını istedi. Açıklamada, “Toplamalar ve hapsetmeler derhal durdurulmalı, barınaklar, hayvan hastanesi ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmelidir.” denildi. Platform, mevcut barınakların tedavi merkezine dönüşene kadar her bölümün net biçimde izlenebildiği kamera sistemine geçilmesini de talep etti. Veteriner hizmetleri de açıklamanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Platform, “ İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim ve teknik personel sayısı artırılmalıdır.” çağrısı yaptı. Kırdan kente uzanan bir kısırlaştırma seferberliği başlatılması ve tüm il ile ilçelerde kısırlaştırma ile ilkyardım üniteleri kurulması da talepler arasında sıralandı. Hayvanların üretim ve satışına yönelik itiraz da metinde açık biçimde yer aldı. Platform, hayvanların “Pet” başlığı altında alınıp satılan bir nesneye dönüştürüldüğünü savundu. Açıklamada, “ “Pet” olarak kategorize edilerek bir ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim ve satışı yasaklanmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.” denildi. Meydandaki açıklamada ihlallerin boyutuna ilişkin sayısal veriler de paylaşıldı. Platform sözcüleri, “Hayvan Hakları İzleme Komitesi'nin 2025 yılı raporuna göre yalnızca basına yansıyan vakalarda bile 3 milyon 939 bin 77 hayvanın yaşam hakkı ihlal edilmiş.” sözleriyle yaşanan tablonun ağırlığına dikkat çekti. Atatürk Meydanı’ndan yükselen mesaj net oldu. Giresun Hayvan Hakları Platformu, sokak hayvanları için toplama ve kapatma merkezli politikanın terk edilmesini, yaşam hakkını, tedaviyi, kısırlaştırmayı ve yerinde yaşatmayı esas alan yeni bir yaklaşımın benimsenmesini istedi. Açıklama, Giresun’da hayvan hakları mücadelesinin sokakta, meydanda ve kamuoyu önünde daha sert bir çizgiye taşındığını ortaya koydu.

GÖRELE’DE KAZA CAN ALDI: 17 YAŞINDAKİ T.T. HAYATINI KAYBETTİ Haber

GÖRELE’DE KAZA CAN ALDI: 17 YAŞINDAKİ T.T. HAYATINI KAYBETTİ

GÖRELE’DE KAZA CAN ALDI: 17 YAŞINDAKİ T.T. HAYATINI KAYBETTİ Görele’de Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki kazada ağır yaralanan 17 yaşındaki T.T., kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Kazanın ardından başlatılan adli süreç devam ederken, olay ilçede derin üzüntüye neden oldu. Görele’de otomobilin çarptığı 17 yaşındaki T.T., hastanede verdiği yaşam mücadelesini kaybetti. Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki kazada ağır yaralanan genç, yaklaşık iki gün süren tedaviye rağmen kurtarılamadı. KAZA KARADENİZ SAHİL YOLU’NDA MEYDANA GELDİ Kaza, 28 Mart Cumartesi akşamı Görele ilçesinde Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki köprü mevkisinde gerçekleşti. Yolun karşısına geçmeye çalışan T.T.’ye bir otomobil çarptı. Çarpışmanın etkisiyle ağır yaralanan genç için olay yerine sağlık ve polis ekipleri yönlendirilmişi. Olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından T.T., Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Yoğun bakım ünitesinde yaşam savaşını veren 17 yaşındaki genç, tüm doktorların çabalarına rağmen hayatını kaybetti. ADLİ SÜREÇ SÜRÜYOR Kazanın ardından araç sürücüsü hakkında hukuki işlem başlatıldı. Giresun Valiliği, olay sonrası araç sürücüsü ile araçta bulunan bir yolcunun gözaltına alındığını bildirdi. Soruşturma titizlikle devam ediyor. İLÇEDE YAS, GÜNDEMDE YAYA GÜVENLİĞİ 17 yaşındaki T.T.’nin ani vefatı, ailesi ve sevdiklerini derin bir üzüntüye sevk etti. Görele’de yaşanan bu üzücü olay, Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki yaya güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İlçe halkı, özellikle köprü çevresi ve yoğun yaya trafiğinin olduğu bölgelerde daha fazla güvenlik tedbiri alınmasını talep ediyor.

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.