Hava Durumu

#Tarım Ve Orman Bakanlığı

giresunsonhaber - Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! Haber

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI!

FINDIKTA 100 BİN TONLUK “MASA BAŞI” HESABI! KARAN: “DEVLETİN TESPİT ETTİĞİ REKOLTENİN ÜZERİNE 100 BİN TON EKLEMEK KANUN TANIMAMAKTIR” Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Tarım ve Orman Bakanlığının 704 bin 941 tonluk resmî rekolte tespitine karşılık ihracatçıların 805 bin 246 ton açıklamasına sert tepki gösterdi. Aradaki 100 bin 305 tonluk farkın taban fiyatını baskılamaya yönelik olduğunu savunan Karan, “Uçuk kaçık rakamlar çuvala girmez. Amaç, alivre satışları kurtarmak ve üreticinin fındığını ucuza almaktır” dedi. Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesi üzerinden başlayan tartışma büyüyor. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 805 bin 246 tonluk tahmine sert sözlerle karşı çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 704 bin 941 ton olarak tespit edilip kayıt altına alındığını belirten Karan, ihracatçıların bu rakamın 100 bin 305 ton üzerine çıkmasını piyasa müdahalesi olarak değerlendirdi. “DEVLETİN RAKAMINI YOK SAYMAK KABUL EDİLEMEZ” Karan, ihracatçıların ayrı bir rekolte rakamı açıklamasını “kanun ve kural tanımamak” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Devletin resmî mercileri tarafından tespit edilen rakamın üzerine 100 bin ton ekleyerek rekolte açıklamak kabul edilemez. O zaman ziraat odaları, ticaret borsaları, FİSKOBİRLİK, TMO ve diğer kurumlar da kafasına göre rekolte açıklasın.” “İHRACATÇI 805 BİN DİYORSA BİZE GÖRE 570 BİN TON” İhracatçıların açıkladığı rakamın sahadaki tabloyu yansıtmadığını savunan Karan, üreticiden aldıkları bilgilere göre çok daha düşük bir rekolte beklendiğini ifade etti: “Eğer ihracatçılara göre rekolte 805 bin tonsa, bize göre de 570 bin ton. Biz bunu masa başında değil, yılın 12 ayı bahçede olan üreticinin ağzından söylüyoruz.” “AMAÇ TABAN FİYATINI AŞAĞI ÇEKMEK” Yüksek rekolte açıklamasının zamanlamasına dikkat çeken Karan, taban fiyat ilan edilmeden hemen önce kamuoyuna sunulan rakamların tesadüf olmadığını ileri sürdü. Karan, yüksek rekolte algısı oluşturularak üreticinin fiyat beklentisinin düşürülmek istendiğini belirterek şöyle konuştu: “Hasat sonunda çuvala giren rakam belli olur. Ancak birilerinin masa başında, taban fiyatını aşağı çekmek için açıkladığı uçuk kaçık rakamların çuvala girmeyeceğini adımız gibi biliyoruz.” “ALİVRE SATIŞLARINI KURTARMA ÇABASI” İhracatçıların yüksek rekolte tahminiyle hasat öncesinde yapılan alivre satışları güvence altına almaya çalıştığını öne süren Karan, açıklanan rakamların üreticinin değil, piyasadaki belirli çevrelerin çıkarına hizmet ettiğini savundu: “Sırf kendi alivre satışlarını kurtarmak için çırpınan bu tekelci severlere devletimiz fırsat vermeyecektir. Türk fındık üreticisi devletine güvenmektedir.” “ÜRETİCİ DOSTU OLMADIKLARINI BİR KEZ DAHA GÖRDÜK” Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin yaklaşımının üreticiyi korumadığını dile getiren Karan, resmî rekolte dışında yapılan açıklamaları dikkate almadıklarını söyledi: “Bu açıklamayla üretici dostu olmadıklarını bir kez daha gösterdiler. Bizim için esas olan, devletin yetkili kurumlarının sahada yaptığı çalışmalar sonucunda belirlediği resmî rekoltedir.” “BAKANLIK DIŞINDA REKOLTE AÇIKLAMAK YASAKTIR” Tarım ve Orman Bakanlığı dışında rekolte açıklanmasının yasak olduğunu ifade eden Karan, devletin yetkili mercilerine çağrıda bulundu: “Kanun ve kurallar herkes için geçerlidir. Bakanlığın kayıt altına aldığı resmî rakama rağmen farklı rekolte açıklayanlar hakkında gerekli inceleme yapılmalı ve mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalıdır.” Karan’ın sert çıkışı, fındık piyasasında yıllardır tartışılan kritik soruyu yeniden gündeme taşıdı: REKOLTEYİ SAHA MI BELİRLEYECEK, ALİVRE HESABI MI?

SERA ÖRTÜLERİNİN YENİLENMESİNE YÜZDE 50 HİBE DESTEĞİ Haber

SERA ÖRTÜLERİNİN YENİLENMESİNE YÜZDE 50 HİBE DESTEĞİ

SERA ÖRTÜLERİNİN YENİLENMESİNE YÜZDE 50 HİBE DESTEĞİ Giresun’da rüzgar, fırtına ve benzeri nedenlerle yıpranan sera örtülerinin yenilenmesi için yüzde 50 Bakanlık katkılı hibe desteği verilecek. Başvurular 3 Temmuz 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine şahsen yapılacak. GİRESUN’DA SERA ÜRETİMİNE DESTEK Giresun’da plastik sera üst örtülerinin yenilenmesi için hazırlanan proje onaylandı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, “Giresun İli Plastik Sera Üst Örtülerinin Yenilenmesi Projesi” kapsamında üreticilere yüzde 50 Bakanlık katkılı hibe desteği sağlayacak. Proje, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yatırım programında Tarım-Bitkisel Üretim sektöründe yer alan Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesinin alt başlığı altında yürütülüyor. Destek, rüzgar, fırtına ve benzeri nedenlerle yıpranan sera örtülerinin yenilenmesini ve atıl durumdaki seraların yeniden üretime kazandırılmasını amaçlıyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, duyuruyu 22 Haziran 2026’da yayımladı. 108 VE 240 METREKARELİK SERALAR KAPSAMDA Hibe desteği, 108 metrekare ve 240 metrekare ölçülerdeki seraların örtülerini yenilemek isteyen üreticileri kapsıyor. Proje ile mevcut seraların üretim kapasitesinin korunması, kullanılmayan seraların yeniden üretime dahil edilmesi ve örtü altı üretimde verimliliğin artırılması hedefleniyor. BAŞVURULAR ŞAHSEN YAPILACAK Destekten yararlanmak isteyen üreticiler, başvurularını 3 Temmuz 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine şahsen yapacak. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün duyuru arşivinde proje başvurusu 22 Haziran 2026 tarihli duyurular arasında yer aldı. ÜRETİMDE KAYBI AZALTACAK DESTEK Sera örtülerinin yıpranması, özellikle örtü altı üretimde ürün kalitesi, verim ve sezon planlaması üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Giresun’da uygulanacak destekle üreticinin yenileme maliyetinin yarısı Bakanlık katkısıyla karşılanacak; zarar görmüş örtüler yenilenecek, atıl seralar üretime dönecek ve çiftçinin üretim gücü desteklenecek. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün iletişim bilgileri ve ilçe müdürlükleri üzerinden başvuru sürecine ilişkin yönlendirme yapılabilecek.

Takviye Edici Gıdada Güven Artışı Dikkat Çekiyor Haber

Takviye Edici Gıdada Güven Artışı Dikkat Çekiyor

Türkiye’deki takviye edici gıda pazarında son iki yıllık süreçte tüketici alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişim gözlemlendi. Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği’nin (GTBD) XSights ile gerçekleştirdiği araştırmaya göre, son üç ay içerisinde en az bir kez takviye edici gıda kullandığını ifade edenlerin oranı yüzde 49,2’den yüzde 74,8’e yükseldi. Aynı zaman diliminde kategoriye yönelik genel güven oranı yüzde 60’tan yüzde 77’ye çıkarken, “yeterli denetim yapıldığına” dair algı ise yüzde 23’ten yüzde 52’ye ulaştı. Elde edilen sonuçlar, takviye edici gıdaların daha geniş kitlelere yayılırken güven ve denetim algısı açısından da kuvvetlendiğini kanıtladı. TÜKETİCİLER DAHA BİLİNÇLİ, İÇERİKLERİ DETAYLI ŞEKİLDE İNCELİYORLAR Araştırmanın sunduğu veriler, takviye edici gıdaların sadece hacim olarak büyümediğini; aynı zamanda tüketici nezdinde daha kurumsal, güvenilir ve görünür bir yapıya kavuştuğunu ortaya koyuyor. Kullanım oranlarındaki artış ve denetim algısındaki güçlenme, sektörün bilimsel ve öngörülebilir bir rotada ilerlediğine işaret ediyor. GTBD raporuna göre bu dönüşümde, son yıllarda etkinleşen denetim mekanizmaları ile kurumlar arası koordinasyona dayalı mevcut işleyiş belirleyici oldu. Türkiye’de takviye edici gıdaların; ürün onayı, üretim, ithalat, ihracat ve piyasa denetimleri Tarım ve Orman Bakanlığı’nın; sağlık beyanları Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK); reklam ve tanıtım faaliyetleri ise Ticaret Bakanlığı’nın yetki alanında bulunuyor. Kurumlar arası bu görev paylaşımı, gıda güvenliği ve tüketici sağlığını eş zamanlı koruyan tamamlayıcı bir denetim modeli sunuyor. TÜKETİCİ GÜVENİNDEKİ ARTIŞ, SİSTEMİN SAHADA KARŞILIK BULDUĞUNU KANITLIYOR Güvendeki artışın, sektörün son yıllarda oluşturduğu yapının sahada karşılık bulduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden GTBD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş, “Günümüzde takviye edici gıdalar, çok daha geniş bir kitlenin düzenli olarak tükettiği bir kategori haline geldi. Daha da önemlisi, güven seviyesindeki artış ve denetim algısının yükselmesi, mevcut sistemin tüketici tarafından benimsendiğini gösteriyor. Kullanım oranlarındaki artış kategorinin görünürlüğünü artırırken; güven düzeyindeki yükseliş ise tüketicinin ürün içeriği, denetim süreçleri ve satın alma kanalları konusunda daha bilinçli olduğunu kanıtlıyor. Tüketici güvenindeki bu yükselişi sadece bir pazar verisi olarak değil, sistemin sağlıklı işlediğine dair temel bir çıktı olarak değerlendirmek gerekir” dedi. GÜVENİ BESLEYEN İSTİKRARLI YAPININ KORUNMASI KRİTİK ÖNEMDE Mevzuata ilişkin güncel tartışmaları değerlendiren Serttaş, sektörün asıl önceliğinin yeni bir yapı tartışması yürütmek değil, tüketici güvenini destekleyen istikrarlı zeminin muhafaza edilmesi olduğunu vurguladı. Serttaş: “Tüketici güveninde yakaladığımız bu yükselişin temelinde, kuralların şeffaf olduğu ve denetimlerin işlediği bir sistem yatıyor. Kullanımın yaygınlaştığı ve denetim algısının güçlendiği bu tabloda, öncelik yeni belirsizlikler yaratmak değil; güveni inşa eden bu istikrarlı yapıyı korumak olmalıdır” dedi. Gelecek dönemde odak noktasının tüketici güvenini artıracak uygulamaları güçlendirmek olacağını belirten Dr. Samet Serttaş, “Ürün takip sistemlerinin geliştirilmesi, yerli hammadde yatırımları, şeffaf etiketleme politikası ve bilimsel temelli denetim altyapısı, sektörün gelecek ajandasında öncelikli maddelerdir. Takviye edici gıda sektöründeki mevcut durumu sadece pazar büyüklüğüyle değil, tüketici güveniyle analiz etmek gerekir. Kullanımın artması, güvenin yükselmesi ve denetim algısının güçlenmesi; sektörün istikrarlı ve bilimsel bir zeminde ilerlediğini kanıtlıyor. Bundan sonraki temel sorumluluğumuz, bu zemini korumak ve daha da geliştirmektir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ Haber

FERRERO FINDIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AKADEMİSİNDEN FINDIK ZİRVESİ

FINDIKTA YENİ DÖNEM MASAYA YATIRILDI Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026’da Fairmont Quasar İstanbul’da gerçekleştirildi. 09.00-14.00 saatleri arasındaki programda iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar masaya yatırıldı. SEKTÖRÜN AKTÖRLERİ İSTANBUL’DA BULUŞTU Türkiye’nin fındıkta küresel konumunu korumak ve üretim zincirini daha sürdürülebilir hale getirmek amacıyla düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, 2 Haziran 2026 Salı günü Fairmont Quasar İstanbul’da yapıldı. Ferrero Fındık ve Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle hazırlanan zirve, saat 09.00’da kayıt ve kahvaltı programıyla başladı. Gün boyunca fındıkta üretim, sosyal uygunluk, işçilik koşulları, üretici deneyimi ve sürdürülebilirlik başlıkları ele alındı. Zirve programında Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın, Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer, Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç, Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı ve fındık üreticileri yer aldı. PROGRAM AÇILIŞ KONUŞMALARIYLA BAŞLADI Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde ilk açılış konuşmasını saat 09.45’te Ferrero Fındık Genel Müdürü Bamsı Akın yaptı. Program, saat 10.15’te Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa’nın açılış konuşmasıyla devam etti. Açılış bölümünde fındıkta sürdürülebilir üretim, tedarik zinciri, üreticiyle kurulan saha ilişkisi ve Türkiye’nin küresel fındık pazarındaki konumu öne çıktı. Zirvenin ana çerçevesi, yalnızca üretim miktarı ve ihracat rakamlarıyla sınırlı kalmadı. Fındığın hangi koşullarda üretildiği, üreticinin sahada ne yaşadığı, mevsimlik işçilik düzeni, çocukların korunması, iyi tarım uygulamaları ve uluslararası standartlar programın temel gündemi oldu. İYİ TARIM UYGULAMALARI ELE ALINDI Saat 10.30’da başlayan “İyi Tarım Uygulamaları” oturumu, Bloomberg HT Tarım ve Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Yalçın Ocak, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü temsilcileri ile Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Celal Tuncer yer aldı. Bu bölümde fındık üretiminde verimlilik, bitki sağlığı, doğru tarım teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, bahçe yönetimi ve sürdürülebilir üretim başlıkları değerlendirildi. Fındıkta sürdürülebilirlik artık yalnızca çevre duyarlılığıyla sınırlı bir kavram değil. Bahçede verimi artıran, kaliteyi koruyan, üreticinin maliyet baskısını azaltan ve ihracat pazarlarında güven sağlayan bütünlüklü bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. ÜRETİCİNİN SAHADAKİ DENEYİMİ MASAYA TAŞINDI Programın 11.20 bölümünde “Üreticinin Gözünden” başlıklı oturum yapıldı. Oturumu Sürdürülebilirlik Akademisi Ülke Direktörü Semra Sevinç yönetti. Oturumda fındık üreticileri sahadaki deneyimlerini aktardı. Bu bölüm, zirvenin en kritik başlıklarından biri oldu. Çünkü fındıkta sürdürülebilirlik, yalnızca şirketlerin, kamu kurumlarının veya uluslararası kuruluşların belirlediği standartlarla sahada karşılık bulamaz. Üretici yeni modele dahil edilmediği sürece iyi tarım, izlenebilirlik ve sosyal uygunluk başlıkları kağıt üzerinde kalır. Üreticinin sahadaki temel sorunları açık: artan maliyetler, işçilik giderleri, yaşlanan bahçeler, iklim kaynaklı verim kaybı, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılar, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması ve piyasa belirsizliği. Bu nedenle zirvede üretici deneyiminin ayrı bir başlık olarak ele alınması, fındığın geleceğine ilişkin tartışmanın sahadaki gerçeklerle bağını güçlendirdi. İYİ SOSYAL UYGULAMALAR ZİRVENİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ OLDU Zirvede saat 12.25’te “İyi Sosyal Uygulamalar” oturumu gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Nasıl Bir Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar yaptı. Oturumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Suat Dede, ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Ahmed Hassan ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı yer aldı. Bu bölümde mevsimlik tarım işçiliği, çalışma koşulları, çocukların korunması, eğitim, sosyal uygunluk ve uluslararası çalışma standartları öne çıktı. Fındıkta sosyal sürdürülebilirlik artık doğrudan ihracatın ve tedarik zincirinin parçası haline geliyor. Küresel alıcılar yalnızca ürünün kalitesine değil, üretim sürecindeki çalışma koşullarına, çocuk işçiliği riskine, işçi sağlığına, kayıt dışılığa ve sosyal denetim mekanizmalarına da bakıyor. ZİRVE NEDEN ÖNEMLİ? Türkiye’de fındık yıllardır büyük ölçüde fiyat, rekolte ve alım politikaları üzerinden tartışılıyor. Ancak son yıllarda tablo değişti. Küresel gıda şirketleri, ihracat pazarları ve uluslararası standartlar artık yalnızca ürün miktarını değil; üretimin nasıl yapıldığını, işçilik koşullarını, çevresel etkiyi, izlenebilirliği ve sosyal uygunluk kriterlerini de dikkate alıyor. Sürdürülebilir Fındık Zirvesi bu nedenle sıradan bir sektör toplantısı olarak görülemez. Zirve, Karadeniz’deki fındık üretim modelinin önümüzdeki yıllarda hangi kurallarla şekilleneceğini tartışmaya açtı. Toplantının temel amacı, Türkiye’nin fındıktaki küresel üstünlüğünü korumak için üretimden ihracata kadar tüm zincirin daha kontrollü, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir hale getirilmesiydi. AMAÇ: TÜRK FINDIĞINI GELECEĞE TAŞIYACAK MODELİ KURMAK Zirvenin merkezinde üç temel başlık yer aldı: verimli üretim, sosyal sorumluluk ve uluslararası güvenilirlik. İyi tarım uygulamalarıyla bahçelerde verim ve kaliteyi artırmak, iklim değişikliğinin üretim üzerindeki baskısına karşı yeni yöntemler geliştirmek, kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlılarla daha etkili mücadele etmek ve üreticinin bilgiye erişimini güçlendirmek toplantının tarımsal boyutunu oluşturdu. Sosyal boyutta ise mevsimlik tarım işçilerinin çalışma koşulları, çocuk işçiliği riski, işçi sağlığı ve güvenliği, eğitim faaliyetleri ve gönüllülük projeleri öne çıktı. Bu başlıklar, fındığın artık sadece bir tarım ürünü değil, uluslararası tedarik zincirlerinde denetlenen bir sosyal uygunluk alanı haline geldiğini gösterdi. FERRERO’NUN DEĞERLİ TARIM PROGRAMI SAHA AYAĞINI OLUŞTURUYOR Ferrero’nun 2012’den bu yana yürüttüğü Değerli Tarım programı, sürdürülebilir fındık tartışmasının sahadaki en görünür ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Program; iyi tarım uygulamaları, iyi sosyal uygulamalar ve izlenebilirlik başlıklarında üreticiyle temas kuruyor. Sakarya, Düzce, Samsun, Zonguldak, Ordu, Giresun ve Trabzon’da üreticilere yönelik yürütülen saha çalışmaları, fındık üretiminde daha izlenebilir ve sorumlu bir yapı oluşturmayı hedefliyor. Ancak bu tür programların sahadaki karşılığı, üreticinin sürece nasıl dahil edildiğine bağlı. Üretici açısından temel mesele, sürdürülebilirlik modelinin gelirini, verimini ve pazarlık gücünü artıran bir yapıya mı dönüşeceği, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına ek yük olarak mı taşıyacağıdır. 2025’TE TEPKİ GELDİ, ZİRVE İPTAL EDİLDİ Sürdürülebilir Fındık Zirvesi, geçmiş yıllarda da tartışmaların odağında yer aldı. 2025’te İstanbul Four Seasons Bosphorus Hotel’de yapılacağı duyurulan zirve, program tarihinden önce Ferrero’ya yönelen eleştirilerle gündeme geldi. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası eski başkanı ve sanayici Ömer Aydın, Ferrero’ya hitaben yayımladığı açık mektupta şirketin fındık sektöründeki uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi. Aydın, Ferrero’nun iyi tarım söylemini üretici lehine gerçek bir model olarak görmediğini belirtti; üreticinin ayrıştırılmaması gerektiğini savundu. Tepkilerin ardından 2025’te yapılması planlanan Sürdürülebilir Fındık Zirvesi iptal edildi. İptale ilişkin şirket tarafından kamuoyuna açık bir gerekçe paylaşılmadı. Yerel basında, kararın Ferrero’ya yönelen eleştirilerin ardından geldiği bilgisi öne çıktı. Bu süreç, sürdürülebilirlik başlığının yalnızca teknik bir tarım politikası olmadığını gösterdi. Ferrero’nun Türkiye fındık piyasasındaki ağırlığı, rekabet tartışmaları ve üreticiyle kurduğu ilişki, zirvenin daha geniş bir ekonomik zeminde değerlendirilmesine yol açtı. FINDIKTA İHRACAT VERİLERİ UYARI VERİYOR Türkiye fındıkta küresel liderliğini sürdürüyor. Ancak ihracat verileri sektörün güçlü bir dönüşüm baskısı altında olduğunu gösteriyor. Karadeniz İhracatçı Birlikleri verilerine göre Türkiye, 2025 yılında 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri elde etti. Ancak 2025 yılı ihracatı, 2024’e göre miktar bazında 84 bin 540 ton, değer bazında ise 380,5 milyon dolar geriledi. Bu tablo, fındıkta yalnızca fiyat tartışmasıyla ilerlemenin yeterli olmadığını gösteriyor. Üretim kalitesi, verimlilik, izlenebilirlik, pazar güveni ve sürdürülebilirlik başlıkları ihracatın geleceği açısından belirleyici hale geliyor. GİRESUN İÇİN KRİTİK BAŞLIK: KALİTEYİ KORUYARAK REKABETTE KALMAK Giresun fındığı, aroması ve kalite algısıyla Türkiye fındık piyasasında ayrı bir yere sahip. Ancak kalite avantajı tek başına yeterli değil. Giresun’un küçük ölçekli üretici yapısı, eğimli arazileri, yaşlanan bahçeleri ve yüksek işçilik maliyetleri sürdürülebilirlik tartışmasının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle Giresun açısından zirvenin mesajı net: kalite korunacaksa bahçe yönetimi güçlendirilmeli, üretici teknik bilgiyle desteklenmeli, zararlılarla mücadele ortak akılla yürütülmeli ve sosyal standartlara uyum sahada uygulanabilir hale getirilmelidir. Aksi halde Giresun fındığı kalite avantajına rağmen üretim maliyeti, verim düşüklüğü ve ihracat zincirindeki yeni standartlar karşısında zorlanabilir. YENİ DÖNEMİN KURALLARI SAHADA BELİRLENECEK Sürdürülebilirlik tartışması artık fındığın yan başlığı değil, doğrudan geleceğini belirleyecek ana gündemlerden biridir. İyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik, çocuk işçiliğiyle mücadele, sosyal uygunluk, iklim risklerine uyum, kahverengi kokarca ile mücadele ve verimlilik artışı aynı bütünün parçaları haline geldi. Türkiye’nin fındıktaki liderliği güçlü bir geçmişe dayanıyor. Ancak bu liderliğin devamı, eski üretim alışkanlıklarının korunmasına değil, bahçeden ihracata kadar bütün zincirin yenilenmesine bağlı olacak. Üreticinin kafasındaki soru ise; Sürdürülebilirlik modeli üreticiyi güçlendiren bir yapıya mı dönüşecek, yoksa küresel alıcıların yeni standartlarını üreticinin sırtına yeni bir yük olarak mı taşıyacak? Fındıkta yeni dönemin kaderi, bu soruya sahada verilecek cevapla belirlenecek. KAYNAKÇA İstanbul İhracatçı Birlikleri: Sürdürülebilir Fındık Zirvesi afişi ve program akışı. Ferrero Hazelnut Company: Ferrero Değerli Tarım programı ve sürdürülebilir fındık tedariki bilgileri. Ferrero Türkiye: Sürdürülebilir fındık tedariki, sosyal uygunluk, çalışma koşulları ve çocuk işçiliği riski başlıkları. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü:Kahverengi kokarca ve fındık zararlılarına ilişkin teknik kayıtlar. Karadeniz İhracatçı Birlikleri: 2025 yılı fındık ve mamulleri ihracat verileri. Anadolu Ajansı: 2025 fındık ihracat verilerinin ulusal haber ajansı teyidi. Dünya Gazetesi: 2025 fındık ihracat gelirine ilişkin ekonomi basını teyidi.

Gıda israfına karşı çağrı... İsrafa karşı neler yapılabilir? Haber

Gıda israfına karşı çağrı... İsrafa karşı neler yapılabilir?

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, küresel ölçekte üretilen gıdaların yaklaşık üçte birinin israf edildiği veya kaybolduğuna işaret ederek, vatandaşlara bilinçli tüketim hususunda duyarlı olmaları çağrısında bulundu. ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, gıda israfının önüne geçmek adına farkındalık yaratmak amacıyla yaptığı açıklamada, dünya üzerinde milyonlarca kişinin açlıkla savaştığını anımsatarak, üretilen gıdanın ciddi bir kısmının israf ve kayıplar nedeniyle tüketilmeden yok olduğunu belirtti. Yayımlanan mesajda, evlerde uygulanacak basit önlemlerle gıda israfının büyük oranda düşürülebileceği vurgulanırken; planlı alışveriş yapılması, ürünlerin uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve bilinçli tüketim kültürünün yaygınlaştırılması istendi. Yetkililer, gıda israfının sadece ekonomik zararlara yol açmadığını, aynı zamanda doğal kaynakların israfına ve çevresel problemlerin derinleşmesine sebebiyet verdiğini belirtti. Açıklamada, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için bireysel farkındalığın kritik rol oynadığı kaydedildi. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, vatandaşların gıda güvenliği ve israfın önlenmesine dair detaylı bilgilere ilgili platformlardan erişebileceklerini ifade ederek, “Planlı alışveriş, doğru saklama ve bilinçli tüketimle gıda israfını azaltalım; geleceğimizi birlikte koruyalım” mesajını iletti.

YAPAY ET ÜRETİMİ VE TÜKETİMİNE İZİN YOK Haber

YAPAY ET ÜRETİMİ VE TÜKETİMİNE İZİN YOK

YAPAY ET ÜRETİMİ VE TÜKETİMİNE İZİN YOK Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği üzerinden gündeme gelen “yapay ete izin verildi” iddialarını reddetti. Bakanlık, Türkiye’de yapay et üretimi ve tüketimine izin verilmediğini, yeni düzenlemenin yasağı daha güçlü bir hukuki zemine taşıdığını açıkladı. YENİ GIDA YÖNETMELİĞİ TARTIŞMA YARATTI Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği hakkında kamuoyunda oluşan tartışmalara açıklık getirdi. Yönetmelikte geçen “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesi üzerinden “yapay ete izin verildiği” yönünde yorumlar yapılması üzerine Bakanlık yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu düzenlemenin yapay et üretimi ya da tüketimine izin anlamı taşımadığı belirtildi. BAŞVURU SÜRECİ YAPAY ETİ KAPSAMIYOR Bakanlık, “yeni gıda” tanımının 31 Aralık 2025’ten önce Türkiye’de yaygın şekilde tüketilmeyen ve yönetmelik ekinde yer alan ürünleri kapsadığını bildirdi. Bu ürünlerin piyasaya sunulabilmesi için Bakanlığa başvuru yapılması, bilimsel risk değerlendirmesinden geçmesi ve ilgili listeye alınması gerekiyor. Açıklamada, hayvansal dokulardan elde edilen hücre ve doku kültürleriyle ilgili başvuru yolunun açık olmadığı vurgulandı. Bakanlık, yapay et veya bunu çağrıştıracak ürünler için başvuru yapılamayacağını duyurdu. “YASAK DAHA GÜÇLÜ HUKUKİ ZEMİNE TAŞINDI” Tarım ve Orman Bakanlığı, hücre ve doku kültürüyle üretilen ve kamuoyunda “yapay et” olarak bilinen ürünlere karşı tutumunun net olduğunu bildirdi. Doğal üretimin, hayvancılığın, tüketici sağlığının ve kültürel hassasiyetlerin korunmasının öncelikler arasında yer aldığı kaydedildi. Bakanlık, yeni yönetmeliğin yapay et yasağını zayıflatmadığını, aksine daha güçlü bir hukuki zemine oturttuğunu belirtti. TÜRKİYE’DE ÜRETİM VE TÜKETİME İZİN VERİLMEYECEK Bakanlık açıklamasında, Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketiminin söz konusu olmadığı vurgulandı. Yeni düzenleme ile piyasaya arz edilecek yeni gıda ürünleri için bilimsel denetim ve izin süreci netleştirilirken, yapay et ürünlerinin bu kapsamda değerlendirilmeyeceği ifade edildi.

KAYITLI HAYVAN, SAĞLIKLI KURBAN Haber

KAYITLI HAYVAN, SAĞLIKLI KURBAN

KAYITLI HAYVAN, SAĞLIKLI KURBAN Kurban Bayramı, paylaşma, dayanışma ve ibadet bilincinin öne çıktığı önemli günler arasında yer alıyor. 2026 yılında Kurban Bayramı 27 Mayıs Çarşamba günü başlayacak, 30 Mayıs Cumartesi günü sona erecek. Arefe günü ise 26 Mayıs Salı günü idrak edilecek. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara kurbanlık hayvan seçimi, yaş tayini, kesim kuralları, etlerin soğutulması ve saklanması konusunda önemli uyarılarda bulundu. KURBANLIK HAYVANIN KAYDI TARIMCEBİMDE ÜZERİNDEN SORGULANABİLİYOR Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çiftçileri ve vatandaşları bilgilendirmek amacıyla uygulamaya konulan “TARIMCEBİMDE” mobil uygulaması, kurbanlık hayvan alımında önemli bir kontrol imkânı sunuyor. Uygulama mağazalarından ücretsiz indirilebilen mobil uygulamanın ana sayfasındaki “küpe sorgulama” ekranı üzerinden satın alınacak kurbanlık hayvanın ırkı, cinsiyeti, doğum tarihi ve aşı bilgileri kontrol edilebiliyor. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, vatandaşların kurbanlık hayvan alırken mutlaka kayıtlı, küpeli ve sağlıklı hayvanları tercih etmesi gerektiğini vurguladı. KURBANLIK SEÇİMİNDE KÜPE, SAĞLIK VE DIŞ GÖRÜNÜŞE DİKKAT EDİLMELİ Kurbanlık olarak alınacak sığır, manda, koyun ve keçilerde kulak küpesinin bulunması gerekiyor. Çok zayıf, gebe ya da yeni doğum yapmış hayvanların kurbanlık olarak tercih edilmemesi gerekiyor. Sağlıklı hayvanlarda kılların düzgün ve parlak, bakışların canlı, dış görünümün ise diri olması bekleniyor. Yüksek ateş, salya, pis kokulu ishal, burun akıntısı, öksürük ve nefes darlığı bulunan hayvanlar satın alınmamalı. Hayvanın çevreye karşı aşırı tepkili ya da çok duyarsız olması, vücudunda yara, şişlik ve ödem bulunması, cinsiyet organları veya memede kötü kokulu akıntı görülmesi de hastalık belirtisi olarak değerlendirilmelidir. Hayvan varlığının devamı açısından kurbanlık seçiminde öncelikle erkek hayvanların tercih edilmesi öneriliyor. YAŞ TAYİNİNDE ÇİFTLİK KAYITLARI VE DİŞ GELİŞİMİ ESAS ALINIYOR Kurbanlık hayvanlarda yaş tayininde en güvenilir sonuç, düzenli tutulan çiftlik kayıtlarıyla elde ediliyor. Kayıt bulunmadığı durumlarda ise yaş tespiti diş gelişimine bakılarak yapılıyor. Sığır ve mandalarda alt çenenin ön bölümünde gelişimini tamamlamış iki kalıcı kesici dişin bulunması, hayvanın iki yaşını doldurduğunu gösteriyor. Koyunlarda dış görünüşe bakılarak altı aydan büyük olması ve anaç koyun büyüklüğüne ulaşması kurban edilebilmesi için yeterli kabul ediliyor. Keçilerin kurban edilebilmesi için bir yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Keçilerde yaş tayini, sığırlarda olduğu gibi ön kesici süt dişlerinin yerini kalıcı dişlerin alması esasına dayanıyor. KESİMLER BELİRLENEN ALANLARDA VE EHLİ KİŞİLERCE YAPILMALI Kurbanlık hayvanların kesimi, kesimhaneler ile Kurban Hizmetleri Komisyonlarının belirlediği kesim yerlerinde yapılmalı. Cadde, sokak ve park gibi kamusal alanlarda kurbanlık hayvan kesimi yapılamaz. Kesim işlemleri, kasaplık belgesi bulunan ya da kesim elemanı yetiştirme ve geliştirme kurslarından “Kurs Bitirme Belgesi” almış ehil kişiler tarafından yapılmalıdır. Kesilen kurbanlık hayvanların kulak küpeleri ve hayvan pasaportları en yakın İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne teslim edilmelidir. HASTALIKLI ORGANLAR VE ATIKLAR GELİŞİGÜZEL BIRAKILMAMALI Kesim sırasında temizlik ve hijyen kurallarına dikkat edilmeli, atıklar çevreyi kirletmeyecek şekilde bertaraf edilmelidir. Kesilen hayvanlara ait hastalıklı organlar, kesim sırasında oluşan atıklar, kist hidatik riski taşıyan karaciğer ve akciğerler kesinlikle evcil ya da yabani hayvanlara verilmemelidir. Bu atıklar, hayvanların çıkaramayacağı derinlikte çukurlara gömülerek bertaraf edilmelidir. Normalden büyük, rengi farklı, kanı pıhtılaşmayan, kokulu, iltihaplı, su keseleri ve şişkinlikler bulunan etler ile dalağı çamur kıvamında olan hayvanlar için veteriner hekime başvurulmalıdır. ETLERİN SOĞUTULMASI VAKİT GEÇİRİLMEDEN BAŞLATILMALI Kurbanlık hayvanlardan elde edilen etlerde soğutma işlemi vakit geçirilmeden başlatılmalıdır. Sakatatlar 3 dereceye, diğer etler ise 7 dereceye veya daha düşük sıcaklıklara kadar soğutulmalı ve bu sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir. Taze etler buzdolabında yaklaşık bir hafta tazeliğini koruyabilir. Uygun büyüklüklerde ambalajlanan etler buzlukta bir ay, şoklandıktan sonra ise -18 derecede 6 ay saklanabilir. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, vatandaşların hem ibadetlerini sağlıklı şekilde yerine getirebilmesi hem de halk sağlığının korunması için kurbanlık alımından etlerin saklanmasına kadar tüm aşamalarda resmi uyarılara dikkat etmesini istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.