Hava Durumu

#Tarım Alanları

giresunsonhaber - Tarım Alanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Alanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAŞGÖZ: “TİREBOLU’NUN GELECEĞİ OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TİREBOLU’NUN GELECEĞİ OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TİREBOLU’NUN GELECEĞİ OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ” GİRESUN’UN YILLARDIR ÇÖZÜLEMEYEN ÇÖP SORUNUNDA YENİ TARTIŞMA: BU KEZ TİREBOLU GÜNDEMDE Giresun’un uzun yıllardır Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi üzerinden yaşadığı çevre, kapasite, ÇED ve yargı tartışmaları, tesisin Ağustos 2026’da faaliyetinin durdurulmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Yeni tesis için alternatif alan arayışları sürerken Tirebolu ve Harşit Vadisi çevresindeki olası yerlerin gündeme gelmesi tartışmaları beraberinde getirdi. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, çöp sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini ancak Tirebolu’nun geleceğinin “oldu bitti” anlayışıyla belirlenemeyeceğini söyledi. Giresun’un yıllardır kalıcı çözüm bekleyen katı atık sorunu yeniden kentin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Görele’nin Çavuşlu beldesinde kullanılan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin Ağustos ayında faaliyetinin durdurulmasının ardından, Giresun genelinde toplanan evsel atıkların nerede ve hangi yöntemle bertaraf edileceği sorusu daha da önem kazandı. Yeni tesis için alternatif bölgeler üzerinde çalışmalar ve tartışmalar sürerken, Tirebolu ve Harşit Vadisi çevresindeki bazı alanların gündeme gelmesi bölgedeki yerel yöneticilerin ve siyasi isimlerin tepkisine neden oldu. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Giresun’un çöp sorununa çözüm bulunmasına karşı olmadıklarını ancak alınacak kararların bilimsel verilere, ortak akla ve şeffaflığa dayanması gerektiğini belirtti. “HİZMETE DEĞİL, YANLIŞ YERE VE YANLIŞ YÖNTEME KARŞIYIZ” Modern, çağdaş ve çevreye duyarlı bir çöp tesisine kimsenin karşı çıkmayacağını belirten Taşgöz, tartışmanın tesis yapılmasına karşı çıkmak şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Taşgöz şöyle konuştu: “Biz hizmete değil, yanlış yere, yanlış yöntemle ve oldu bitti anlayışıyla yapılmak istenen her türlü projeye karşıyız.” Taşgöz’ün açıklamasında öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise yeni tesis için yürütüldüğü belirtilen yer seçimi süreci oldu. “TİREBOLU BELEDİYE BAŞKANININ GÖRÜŞÜ ALINDI MI?” Taşgöz, Tirebolu’yu doğrudan ilgilendirecek böylesine önemli bir yatırım konusunda yerel yönetimin ve vatandaşların görüşlerinin alınıp alınmadığının açıklanması gerektiğini belirtti. Yetkililere peş peşe sorular yönelten Taşgöz: “Tirebolu Belediye Başkanımızın görüşü alındı mı? Tirebolu halkına soruldu mu? Kaç toplantı yapıldı? Ne kadar saha çalışması gerçekleştirildi? Hangi bilimsel veriler toplandı? Alternatif bölgeler değerlendirildi mi? Su kaynakları, tarım alanları, yerleşim yerleri ve turizm açısından etki analizleri yapıldı mı?” diye sordu. Taşgöz, bu soruların cevaplarının kamuoyuyla açık şekilde paylaşılması gerektiğini belirterek: “Bunların cevabı kamuoyuna açıkça verilmeden, ‘yapacağız, olacak’ anlayışıyla bu şehrin geleceği hakkında karar verilemez.” ifadelerini kullandı. TARTIŞMANIN ARKASINDA YILLARA YAYILAN ÇAVUŞLU SÜRECİ VAR Bugün Tirebolu üzerinden yürütülen tartışma, Giresun’un katı atık konusunda yaşadığı ilk yer seçimi ve çevre tartışması değil. Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin geçmişinde ÇED kararları, kapasite artışları, mahkeme süreçleri, çevresel etkiler konusunda yapılan itirazlar ve dönem dönem faaliyet durdurma kararları bulunuyor. Tesisin kurulmasına ilişkin süreç 2010’lu yılların başına kadar uzanıyor. Çavuşlu’da planlanan tesis için 2010 yılında “ÇED Olumlu” kararı verildi. Ancak proje daha kuruluş aşamasındayken bölgede yaşayan vatandaşların itirazları yargıya taşındı ve ilerleyen yıllarda çeşitli mahkeme kararları gündeme geldi. Tesis daha sonra faaliyete geçti ancak hukuki ve çevresel tartışmalar sona ermedi. TESİS AÇILDI, FAALİYETİ DURDU, YENİDEN DEVREYE ALINDI Çavuşlu’daki tesis 2015 yılında evsel atık kabul etmeye başladı. Ancak tesisin faaliyetleri aynı yıl içerisinde mahkeme kararı nedeniyle durduruldu. Daha sonraki süreçte proje yeniden düzenlendi ve 10 Nisan 2017 tarihinde 98 ton/gün kapasite için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmesinin ardından tesis yeniden faaliyete geçti. Giresun’un birçok ilçesinden gelen evsel atıkların Çavuşlu’da toplanmaya başlamasıyla tesis zaman içerisinde ilin katı atık sisteminin ana merkezlerinden biri haline geldi. Ancak artan atık miktarı beraberinde kapasite tartışmasını da getirdi. 2020’DE KAPASİTE ARTIŞI GÜNDEME GELDİ 2020 yılında tesisin kapasitesinin artırılması amacıyla yeni bir süreç başlatıldı. 17 Eylül 2020 tarihinde kapasite artışı için “ÇED Olumlu” kararı verildi. Aynı dönemlerde tesisin işletilmesi ve katı atıktan oluşan gazın enerji üretiminde değerlendirilmesine yönelik işletme modeli de gündeme geldi. Ancak kapasite artışına ilişkin karar yeniden yargıya taşındı. Ordu 2. İdare Mahkemesi 2021 yılında kapasite artışına ilişkin ÇED kararını iptal etti. Böylece Çavuşlu’daki tesis bir kez daha çevre mevzuatı ve yargı kararları üzerinden Giresun gündeminin merkezine yerleşti. 2022’DE ÇEVRE KİRLİLİĞİ İDDİALARI GÜNDEM OLDU 2022 yılına gelindiğinde Çavuşlu’daki tartışmalar bu kez çevresel etkiler üzerinden yoğunlaştı. Tesis sahasından kaynaklandığı ileri sürülen sızıntı sularının çevreye, toprağa ve su kaynaklarına zarar verdiği yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı buldu. Tesisle ilgili yeni hukuki süreçler yaşanırken, faaliyetlerin durdurulması ihtimali Giresun açısından başka bir soruyu da beraberinde getirdi: Çavuşlu kapanırsa Giresun’un çöpü nereye gidecek? Çünkü o tarihlerde Çavuşlu’nun yerine aynı ölçekte devreye alınabilecek kalıcı bir alternatif tesis bulunmuyordu. ÇED SÜRECİ YENİDEN YÜRÜTÜLDÜ Çavuşlu tesisine ilişkin hukuki süreçlerin ardından proje üzerinde yeni düzenlemelere gidildi. 2022 ve 2023 yıllarında ÇED süreçleri yeniden gündeme geldi. 31 Temmuz 2023 tarihinde tesis için yeni bir ÇED olumlu kararının ardından Çavuşlu tekrar atık kabul etmeye başladı. Böylece yıllardır devam eden süreç, zaman zaman yeni ÇED kararları ve yeni yargı değerlendirmeleriyle devam etti. Çavuşlu örneği, Giresun’da katı atık tesisinin yalnızca teknik bir yatırım olmadığını; yer seçimi, çevresel etkiler, su kaynakları, yerleşim alanları ve hukuki süreçlerin de en az tesis teknolojisi kadar önemli olduğunu ortaya koydu. 2025’TE YENİ TESİS TALEBİ DAHA YÜKSEK SESLE DİLE GETİRİLDİ 2025 yılına gelindiğinde Çavuşlu’daki mevcut alanın geleceği ve yeni bir katı atık tesisinin kurulması konusu yeniden gündeme taşındı. Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu, Kasım 2025’te Ankara’da yaptığı görüşmelerde mevcut tesisin faaliyetinin sonlandırılması ve Giresun için yeni bir katı atık tesisinin yerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Böylece uzun zamandır tartışılan ancak sonuçlandırılamayan yeni tesis arayışı yeniden hız kazandı. 2026’NIN İLK AYLARINDA GELEVERA TARTIŞMASI Yeni tesis için 2026 yılının ilk aylarında bu kez Espiye ve Gelevera Vadisi çevresindeki alanlar gündeme geldi. Gelevera Deresi ve çevresindeki olası tesis yerlerine bölgeden itirazlar yükseldi. Tepkilerin merkezinde özellikle su kaynakları, dere havzası, yerleşim alanları ve bölgenin doğal yapısı bulunuyordu. Bölgede yapılan açıklamalarda yeni ve modern bir katı atık tesisine ihtiyaç olduğu kabul edilirken, tesisin yanlış bir alana kurulmasına karşı çıkıldığı ifade edildi. Bu süreç de Giresun’un yeni tesis için hangi bilimsel kriterlere göre yer seçtiği sorusunu gündeme taşıdı. AĞUSTOS 2026: ÇAVUŞLU’DA FAALİYET DURDU Giresun’un katı atık sorununu yeniden acil hale getiren gelişme ise Ağustos 2026’da yaşandı. Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu tarafından yapılan açıklamalara göre 3 Ağustos tarihinde tesiste gerçekleştirilen denetimler sonrasında işletmeye yaklaşık 8 milyon TL idari para cezası uygulandı. Takip eden günlerde tesisin faaliyetinin durdurulduğu ve mühürlendiği kamuoyuna yansıdı. Bu gelişmenin ardından Çavuşlu’ya atık gönderen belediyeler için alternatif bertaraf alanı bulunması zorunlu hale geldi. Sorun kısa süre içerisinde yalnızca Çavuşlu’nun değil, Giresun genelindeki yerel yönetimlerin ortak problemi haline dönüştü. ÇÖPLERİN ÇEVRE İLLERE GÖNDERİLMESİ DE GÜNDEME GELDİ Çavuşlu’nun devre dışı kalmasının ardından atıkların geçici olarak çevre illerde bulunan lisanslı tesislere taşınması seçenekler arasında değerlendirildi. Ancak atıkların uzun mesafelere taşınması; nakliye, yakıt, araç, personel ve bertaraf giderleri nedeniyle belediyeler açısından ciddi bir maliyet oluşturabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Giresun için kalıcı, çevre mevzuatına uygun ve uzun yıllar kullanılabilecek yeni bir katı atık sistemi kurulması zorunluluğu daha görünür hale geldi. YENİ TARTIŞMANIN ADRESİ TİREBOLU Alternatif tesis yeri arayışlarında Tirebolu çevresindeki alanların gündeme gelmesi yeni bir tartışmanın başlamasına neden oldu. Özellikle Harşit Vadisi, içme suyu kaynakları, fındık bahçeleri, yerleşim alanları ve bölgenin taşkın geçmişi üzerinden çeşitli itirazlar dile getirildi. Tirebolu Belediye Başkanı Bülent Kara da kamuoyuna yaptığı açıklamada yatırıma karşı olmadıklarını ancak yanlış yer seçimine karşı olduklarını belirterek su kaynakları ve Harşit Vadisi konusundaki hassasiyetlerini dile getirdi. Tartışmanın büyümesinin ardından İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz de konuya ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. TAŞGÖZ: “ÖNCE BİLİM, SONRA ORTAK AKIL, SONRA KARAR” Taşgöz, Giresun’un çöp sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini ancak çözüm aranırken yeni çevre ve yaşam sorunlarının ortaya çıkarılmaması gerektiğini vurguladı. Taşgöz: “Çözüm üretirken başka bir sorun yaratmak, bugünün problemini yarının felaketine dönüştürmek olur. Bizim tavrımız nettir: Önce bilim, sonra ortak akıl, sonra karar.” ifadelerini kullandı. “TİREBOLU’NUN DOĞASI, SUYU VE YAŞAM ALANLARI KORUNMALI” Taşgöz, Tirebolu’nun doğasının, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Taşgöz: “Tirebolu’nun doğası, suyu, yaşam alanları ve geleceği birkaç kişinin masasındaki karara bırakılamaz. Devletin kurumları da, siyasiler de bu konuda bir değil, on kez düşünmek zorundadır.” diye konuştu. “TİREBOLU HALKI YALNIZ DEĞİLDİR” Taşgöz açıklamasının sonunda Tirebolu halkına da mesaj verdi. “Tirebolu halkı yalnız değildir. İYİ Parti olarak Tirebolu’nun ve Tirebolu halkının sonuna kadar yanındayız.” ifadelerini kullandı. ASIL TARTIŞMA: TESİS DEĞİL, YER SEÇİMİ VE YÖNTEM Gelinen noktada Giresun’un yeni ve sürdürülebilir bir katı atık sistemine ihtiyaç duyduğu konusunda geniş bir görüş birliği bulunuyor. Ancak yaşanan tartışmaların merkezinde yeni tesisin yapılıp yapılmamasından çok, nereye yapılacağı ve o bölgenin hangi kriterlere göre seçileceği bulunuyor. Çavuşlu’da yıllara yayılan çevre ve hukuk tartışmaları da yeni tesis için daha kapsamlı bir yer seçimi yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Yeni bir katı atık tesisi için karar verilmeden önce; içme ve kullanma suyu kaynaklarının, yeraltı sularının, dere ve havzaların, taşkın ve heyelan risklerinin, jeolojik ve hidrojeolojik yapının, tarım ve fındık üretim alanlarının, yerleşim yerlerine mesafenin, ulaşım güzergâhlarının, atık taşıma maliyetlerinin, turizm ve doğal yaşam alanlarının, bölgenin uzun vadeli gelişme planlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda bir alanın yalnız başına uygun bulunması yerine farklı alternatiflerin aynı bilimsel kriterlerle karşılaştırılması ve tercih edilen alanın neden seçildiğinin kamuoyuyla paylaşılması, sürecin şeffaflığı açısından önem taşıyor. TAŞGÖZ’ÜN SORDUĞU SORULAR ŞİMDİ CEVAP BEKLİYOR İnan Taşgöz’ün açıklamasıyla birlikte kamuoyunun önündeki temel sorular da daha belirgin hale geldi: Tirebolu Belediye Başkanının görüşü alındı mı? Tirebolu halkına bilgi verildi mi? Kaç alternatif tesis alanı incelendi? Bu alanlar hangi kriterlere göre elendi? Su kaynakları açısından bilimsel inceleme gerçekleştirildi mi? Tarım alanlarına ve fındık bahçelerine etkisi değerlendirildi mi? Taşkın ve diğer doğal afet riskleri araştırıldı mı? Yerleşim alanları ve turizm açısından etki analizleri yapıldı mı? Bu soruların cevapları, yalnızca Tirebolu açısından değil, Giresun’un önümüzdeki onlarca yıl kullanacağı katı atık sisteminin geleceği açısından da önem taşıyor. GİRESUN ÇÖP SORUNUNU ÇÖZMEK ZORUNDA; ANCAK YENİ BİR SORUN YARATMADAN Giresun açısından artık iki temel gerçek bulunuyor. Birincisi, mevcut çöp sorununun ertelenemeyecek noktaya ulaşmış olması. İkincisi ise yeni tesisin yerinin yanlış seçilmesi durumunda bugünkü çöp sorununun ilerleyen yıllarda çevre, su, tarım, hukuk ve toplum açısından başka sorunlara dönüşebilme ihtimali. Bu nedenle yeni tesis konusunda kamuoyunun önündeki temel beklenti; bilimsel verilerin açıklandığı, alternatif alanların karşılaştırıldığı, ilgili belediyelerin ve bölge halkının sürece dahil edildiği, çevresel risklerin ortaya konulduğu şeffaf bir karar mekanizmasının işletilmesi. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz’ün açıklaması da tartışmanın bu noktasında özet bir mesaj ortaya koyuyor: “Önce bilim, sonra ortak akıl, sonra karar.”

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ:  HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Şili’de Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263 hektara ulaştı. Ülkedeki toplam meyve alanlarının yüzde 9,7’sini kaplayan fındık, Şili’yi Türkiye’nin ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna taşıdı. Sektör temsilcileri, dikim alanlarının gelecek 10 yılda 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Şili, Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda gerçekleştirdiği hızlı büyümeyle dünya pazarındaki ağırlığını artırıyor. Ülkede dikili her 10 meyve ağacından yaklaşık birinin artık fındık olması, bu ürünün Şili tarımındaki yükselişini ortaya koyuyor. Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi Odepa, Şili Gümrük İdaresi ve sektör temsilcilerinin verilerine göre Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263,6 hektara yükseldi. Bu alan, Şili’deki toplam meyve üretim sahalarının yüzde 9,7’sine karşılık geliyor. Ülkede 1999 yılında yalnızca 30 hektar olan fındık bahçelerinin yaklaşık çeyrek asır içinde 49 bin hektarın üzerine çıkması, sektörde yaşanan dönüşümün boyutunu gösteriyor. Bu büyümeyle birlikte Şili; ABD ve İtalya’yı geride bırakarak, dünya fındık üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti. Türkiye, küresel fındık üretimindeki tarihsel liderliğini sürdürürken Şili özellikle Güney Yarım Küre’deki üretim takvimi, yüksek verim ve sanayiye yönelik kaliteli ürün avantajıyla öne çıkıyor. FINDIK ÜRETİMİNİN MERKEZİ MAULE Şili’de Avrupa fındığı üretiminin en yoğun olduğu bölge Maule oldu. Odepa’nın meyve alanları envanterine göre Maule’de 21 bin 857,2 hektar fındık bahçesi bulunuyor. Maule’yi şu bölgeler izliyor: La Araucanía: 9 bin 768,3 hektarÑuble: 8 bin 850,2 hektarBiobío: 4 bin 956,3 hektarLos Ríos: 2 bin 331,9 hektarLos Lagos: 1.433,8 hektar Bu dağılım, Şili’de fındık üretiminin ağırlıklı olarak ülkenin orta ve güney kesimlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. İklim koşulları, geniş tarım alanları ve mekanizasyona elverişli bahçeler, bölgedeki büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. HEDEF 10 YILDA 120 BİN HEKTARIN ÜZERİ Şilili üretici ve “La Avellana, el sabor que conquista al mundo” adlı kitabın yazarı Christian Chadwick, ülkedeki fındık dikim alanlarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Chadwick’e göre Şili’de sektörün güncel saha tahminleri yaklaşık 70 bin hektarlık bir üretim potansiyeline işaret ediyor. Resmî envanterlerde kayıtlı alan daha düşük görünmesine rağmen yeni tesis edilen ve henüz tümüyle üretime geçmeyen bahçelerle birlikte sektörün fiilî büyüklüğünün daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Küresel pazarda yüksek kaliteli Avrupa fındığı arzının sınırlı kaldığını belirten Chadwick, yakın gelecekte dünya arzını köklü biçimde artırabilecek güçlü yeni üretici ülkelerin bulunmadığına dikkat çekiyor. Bu tablonun, uzun vadede satış fiyatlarını desteklemesi ve Şili’deki yeni bahçe yatırımlarını teşvik etmesi bekleniyor. İHRACATTA 504,9 MİLYON DOLARLIK REKOR Fındık üretimindeki büyüme, Şili’nin dış ticaret rakamlarına da doğrudan yansıdı. Şili Gümrük İdaresi verilerine göre ülkenin fındık ihracatı 2025 yılında 504,9 milyon dolar FOB değere ulaştı. Bu rakam, Şili fındık sektörünün bugüne kadar kaydettiği en yüksek ihracat değeri oldu. Şili fındığının 2025 yılındaki başlıca pazarları şöyle sıralandı: İtalya: 237,7 milyon dolarAlmanya: 93,3 milyon dolarPolonya: 81,1 milyon dolarBrezilya: 39,2 milyon dolar 2026 yılının ocak-mayıs döneminde ise ihracat değeri 122,5 milyon dolar FOB olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk beş aylık rakamlarının sezonun tamamını kapsamadığı ve ihracatın hasat, işleme ve sevkiyat takvimine bağlı olarak yıl içinde değişebildiği belirtiliyor. TONDA DE GİFFONİ EN YAYGIN ÇEŞİT Şili’deki fındık bahçelerinde farklı ticari çeşitler yetiştiriliyor. Ülkede en fazla kullanılan çeşitler arasında: BarcelonaTonda de GiffoniTonda Gentile delle LangheYamhillLewisRomana yer alıyor. Bu çeşitler arasında Tonda de Giffoni, Şili’de en yaygın yetiştirilen fındık çeşidi olarak öne çıkıyor. İtalyan kökenli bu çeşit; sanayiye uygunluğu, iç kalitesi ve çikolata sektöründeki kullanım özellikleri nedeniyle üreticiler ve alıcılar tarafından tercih ediliyor. Şili’de Avrupa fındığının ortalama veriminin hektar başına 3 bin ile 3 bin 500 kilogram arasında değiştiği belirtiliyor. Ürünün vegetatif gelişim süreci yaklaşık 190 ile 220 gün sürerken tüketim ve işleme aşamasında tane neminin yaklaşık yüzde 6 seviyesine kadar düşürülmesi gerekiyor. Fındığın su ihtiyacının diğer bazı ticari meyve türlerine göre daha sınırlı olduğu, sulama gereksiniminin hektar başına yaklaşık saniyede 0,75 litre düzeyinde bulunduğu ifade ediliyor. Ancak ihtiyaç duyulan su miktarı; bölgenin iklimine, toprağın yapısına, bahçenin yaşına ve sulama sisteminin verimliliğine göre değişebiliyor. ÜRETİMİN YÜZDE 99’U ÇİKOLATA SANAYİSİNE GİDİYOR Şili’de üretilen fındığın yaklaşık yüzde 99’u çikolata ve şekerleme sanayisinde değerlendiriliyor. Bu oran, ülkedeki üretim modelinin büyük ölçüde sanayi talebi ve ihracat üzerine kurulduğunu gösteriyor. Fındık; çikolata, pralin, sürülebilir krema, dondurma, atıştırmalık, unlu mamul, bitkisel yağ, kozmetik ürün ve bitkisel içecek üretiminde kullanılıyor. Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden Ferrero’nun ürünleri, Şili’deki fındık sektörünün büyümesinde önemli rol oynuyor. PlanetNuts’un aktardığı verilere göre Nutella’nın içeriğinin yaklaşık yüzde 13’ünü fındık oluşturuyor. Bir Ferrero Rocher çikolatasının üretiminde ise doğrudan ve işlenmiş bileşenleriyle yaklaşık dört fındığın kullanıldığı belirtiliyor. FERRERO İÇİN STRATEJİK ÜLKE Ferrero’nun Şili’deki tarımsal faaliyetlerini yürüten AgriChile’nin Genel Müdürü Camillo Scocco, Şili’nin şirketin küresel tedarik zincirinde stratejik bir konuma ulaştığını belirtiyor. Scocco’ya göre ülkenin iklim koşulları, üretilen fındığın kalitesi ve üreticilerle sanayi arasında kurulan iş birliği, Şili’yi küresel pazarda güçlü bir tedarik merkezine dönüştürdü. 2025 sezonundaki üretim performansının Şili’yi dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna taşıdığını vurgulayan Scocco, büyümenin devam edebilmesi için yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmayacağına dikkat çekiyor. Scocco, sektörün geleceğini belirleyecek iki temel unsurun yüksek kaliteli ürün ve sürdürülebilir üretim olduğunu ifade ediyor. Üretim alanları genişlerken toprak, su, iş gücü, izlenebilirlik ve çevresel etkilerin de birlikte yönetilmesi gerektiğini belirtiyor. ABD İLE İKİNCİLİK REKABETİ SÜRECEK Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres de ülkenin dünya üretimindeki ikinci sırasını koruyabileceği görüşünde. Viñambres, özellikle ABD ile ikinci sırada ciddi bir rekabet yaşandığını ancak Şili’nin hızla genişleyen dikim alanları, hektar başına yüksek verimi ve ürün kalitesi sayesinde önemli avantajlara sahip olduğunu belirtiyor. Şili’nin Güney Yarım Küre’de bulunması da ülkeye farklı bir ticari üstünlük sağlıyor. Kuzey Yarım Küre’deki büyük üretici ülkelerin hasat dönemlerinden farklı zamanda piyasaya ürün sunabilen Şili, çikolata ve gıda sanayisinin yıl boyunca devam eden ham madde ihtiyacına cevap verebiliyor. BÜYÜMENİN SINAVI KALİTE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OLACAK Şili’de Avrupa fındığı, ülkenin en hızlı büyüyen tarımsal ürünlerinden biri haline geldi. Dikim alanlarının genişlemesi, ihracat gelirlerinin rekor seviyeye ulaşması ve uluslararası çikolata sanayisinin güçlü talebi, sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğine işaret ediyor. Ancak hızlı büyüme aynı zamanda yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Hasat ve işleme tesislerinin kapasitesi, depolama ve lojistik altyapısı, nitelikli iş gücü, sulama yönetimi, ürün izlenebilirliği ve çevresel sürdürülebilirlik, sektörün yeni döneminde belirleyici olacak. Şili’nin Türkiye’nin ardından dünya fındık üretiminde ikinci sıraya yükselmesi, küresel fındık pazarının artık yalnızca geleneksel üretici ülkeler üzerinden şekillenmediğini gösteriyor. Üretim alanlarını hızla artıran Şili, önümüzdeki 10 yılda hem çikolata sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri olmayı hem de dünya fındık ticaretindeki payını daha da büyütmeyi hedefliyor. HABER KÜNYESİ Özgün haberin yazarı: Camila Muñoz Silva – PlanetNuts gazetecisi Yayın tarihi: 13 Temmuz 2026 Özgün yayın: PlanetNuts Ana kaynak: Economía y Negocios – El Mercurio Veri kaynakları: Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi (Odepa), Şili Gümrük İdaresi, AgriChile ve Şili Fındık Komitesi KAYNAKÇA PlanetNuts, “Chile consolida su liderazgo en avellanos: uno de cada diez frutales plantados en el país corresponde a este cultivo”, Camila Muñoz Silva, Temmuz 2026. Economía y Negocios – El Mercurio, Şili Avrupa fındığı üretimi ve ihracatına ilişkin sektör araştırması. Odepa, Şili meyve üretim alanları ve bölgesel dikim envanteri. Şili Gümrük İdaresi, 2025 ve 2026 fındık ihracat verileri. AgriChile Genel Müdürü Camillo Scocco’nun sektör değerlendirmeleri. Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres’in üretim ve pazar öngörüleri. Christian Chadwick, La Avellana, el sabor que conquista al mundo.

MADENLER SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ (!), SONDAJ VE ARAMAYA DEVAM Haber

MADENLER SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ (!), SONDAJ VE ARAMAYA DEVAM

MADENLER SESSİZLİĞE GÖMÜLDÜ (!), SONDAJ VE ARAMAYA DEVAM Giresun’da bahar aylarında köy yollarından meydanlara, mahkeme salonlarından Meclis gündemine kadar taşınan maden tartışmaları son iki ayda kamuoyu gündeminde daha az yer almaya başladı. Ancak şirketlerin sahalardan çekildiğini, ruhsatların iptal edildiğini, sondaj ve arama programlarının sona erdiğini gösteren bir karar bulunmuyor. CHP’de mutlak butlan tartışmasıyla başlayan yönetim krizi Giresun örgütünü iç meselelerine yöneltirken, maden şirketlerinin ruhsat, izin, dava ve saha dosyaları işlemeye devam ediyor. Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin siyaseten en görünür takipçilerinden biri CHP Giresun İl Örgütü olmuştu. 7 Mayıs’ta Tirebolu’da düzenlenen basın açıklaması ve ardından Sekü Köyü’nde gerçekleştirilen buluşma, köylülerin sondaj girişimlerine karşı mücadelesini ulusal ölçekte gündeme taşıdı. CHP Genel Başkan yardımcıları, milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ve yerel örgüt yöneticileri; Sekü-Karlıbel hattındaki sondaj girişimlerinin yanı sıra Dereli, Doğankent, Çatalağaç, Alucra ve Şebinkarahisar’daki maden dosyalarını aynı program içinde ele aldı. Ancak CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararının ardından başlayan parti içi kriz, Giresun örgütünü de doğrudan etkiledi. Giresun’da yapılması planlanan belediye başkanları toplantısı iptal edildi; ardından il ve merkez ilçe yönetimleri görevden alındı, İl Başkanı Gökhan Şenyürek ise kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi. Birkaç hafta önce maden ruhsatlarını, sondajları ve köylerin yaşam alanlarını gündeme taşıyan parti örgütü, bu kez kendi yönetim ve temsil krizine yöneldi. CHP içe döndükçe Giresun’daki maden dosyasının siyaset ve kamuoyu gündeminde yer alma sıklığı da azaldı. Ancak şirketlerin dosyaları durmadı; ruhsatlar, davalar, arama bildirimleri ve teknik süreçler işlemeye devam etti. GÜNDEMDE YER ALMA AZALDI, DOSYALAR KAPANMADI 2026 yılının mart, nisan ve mayıs aylarında Giresun’un farklı ilçelerinden art arda maden haberleri geldi. Sekü ve Karlıbel’de köylüler sondaj makinelerinin önüne geçti. Dereli’de başlayan sondaj çalışmaları mahkemeye taşındı. Batlama Vadisi’nde yeni arama sahaları için kolluk birimlerine bildirim yapıldı. Çatalağaç Deresi’ndeki kirlilik nedeniyle şirkete para cezası kesildi. Tirebolu ve Sekü’de siyasi heyetler köylülerle buluştu. Görele’de maden karşıtı miting düzenlendi. Mayıs ayının sonundan sonra ise bu dosyaların kamuoyu gündeminde görünürlüğü belirgin biçimde azaldı. Bu durum, şirketlerin faaliyetlerini sona erdirdiği anlamına gelmiyor. Kamuya açık kayıtlarda Sekü-Karlıbel, Dereli, Batlama, Çatalağaç, Alucra ve diğer ruhsat sahalarında şirketlerin tamamen çekildiğine ilişkin bir karar bulunmuyor. Maden sahaları ortadan kalkmadı; siyasi takip, haber yoğunluğu ve kamuoyu baskısı zayıfladı. GİRESUN MADEN GÜNLÜĞÜ Bugünkü sessizliği anlayabilmek için Giresun’da son yıllarda yaşanan maden kazalarını, çevre ihlallerini, ruhsat kararlarını, sondaj girişimlerini, mahkeme süreçlerini ve toplumsal tepkileri tarihleriyle yeniden hatırlamak gerekiyor. 18 KASIM 2021 — ŞEBİNKARAHİSAR’DA ATIK BARAJI SETİ YIKILDI Giresun’un yakın dönem maden tarihindeki en ciddi olaylardan biri 18 Kasım 2021’de Şebinkarahisar’da yaşandı. Nesko Maden A.Ş.’ye ait işletmenin atık barajındaki iç set yıkıldı. Olayın ardından Giresun Valiliği tarafından teknik heyet görevlendirildi ve işletmenin faaliyetleri durduruldu. Yaşanan olay, yalnızca bir işletme kazası olarak kalmadı. Atık barajında biriken maden atıklarının toprak ve su kaynakları üzerinde oluşturabileceği riskler, bölgedeki atık depolama sistemlerinin güvenliği ve denetimlerin yeterliliği tartışmaya açıldı. Şebinkarahisar’daki olay, madencilikte asıl tehlikenin yalnızca kazı ve üretimden ibaret olmadığını; atık barajı, depolama güvenliği, çevresel izleme ve acil müdahale planlarının da yaşamsal önem taşıdığını gösterdi. Faaliyetlerin durdurulmasının ardından atık barajının hangi yöntemle güvenli hale getirildiği, çevresel ölçümlerin hangi sonuçları verdiği ve sonraki yıllarda işletmenin hangi şartlarla yeniden çalıştığı konusunda kamuoyuna düzenli ve bütünlüklü bir bilgilendirme yapılmadı. 4 TEMMUZ 2022 — ÇATALAĞAÇ’TA DERE KİRLİLİĞİ TESPİT EDİLDİ Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyündeki maden sahasıyla ilgili çevre kirliliği tartışması 2022 yılında resmi kayıtlara yansıdı. Giresun Valiliği, 4 Temmuz 2022 tarihli açıklamasında maden sahasından dere yataklarına hafriyat ve toprak malzeme ulaştığının tespit edildiğini bildirdi. Şirket hakkında Çevre Kanunu kapsamında idari işlem uygulandığı ve olumsuzlukların giderilmesi için süre verildiği açıklandı. Dört yıl sonra aynı sahada yeni bir çevre ihlalinin tespit edilmesi, uygulanan cezaların ve verilen sürelerin ne ölçüde caydırıcı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. KASIM 2022 — GİRESUN’UN 720 RUHSATLIK HARİTASI ORTAYA ÇIKTI TEMA Vakfının MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışma, Giresun’daki ruhsat yoğunluğunu görünür hale getirdi. Çalışmaya göre Giresun il sınırları içinde toplam 720 IV. Grup maden ruhsatı bulunuyordu. İncelenen çalışma alanının yüzde 85’i arama, işletme veya ihale safhasındaki ruhsat alanlarıyla çakışıyordu. Ruhsat alanlarının; yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki alanlardan oluşuyordu. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde ruhsatlılık oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığı belirtildi. Aynı çalışmada orman alanlarının yüzde 90’ının, tarım alanlarının yüzde 85’inin, meraların yüzde 99’unun ve iskân alanlarının yüzde 84’ünün IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakıştığı hesaplandı. Korunan alanlarda bu oran yüzde 89’a, Önemli Doğa Alanlarında ise yüzde 94’e ulaşıyordu. Ruhsat haritası, maden meselesinin yalnızca dağların veya kullanılmayan arazilerin değil; fındık bahçelerinin, meraların, köy yerleşimlerinin, ormanların ve su kaynaklarının meselesi olduğunu ortaya koydu. 18 MAYIS 2025 — ÇATALAĞAÇ YENİDEN DENETİM GÜNDEMİNE GELDİ Çatalağaç’taki maden işletmesi 2025 yılında da denetim başlığıyla gündeme geldi. Giresun Valiliğinin 18 Mayıs 2025 tarihli açıklamasında Doğankent-Çatalağaç köyündeki maden sahasına ilişkin denetim süreci kamuoyuna yansıdı. 2022 yılında tespit edilen çevresel sorunlardan sonra aynı bölgenin yeniden denetim konusu olması, Çatalağaç dosyasının tek bir olaydan ibaret olmadığını gösterdi. 2026’NIN İLK AYLARI — KAPASİTE ARTIŞINA “ÇED OLUMLU” KARARI 2026 yılının ilk aylarında Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan büyük maden projesi yeniden gündeme geldi. Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan “Bakır-Kurşun-Çinko Flotasyon Tesisi ile Maden Ocakları ve Maden Atık Depolama Tesisi Kapasite Artışı” projesi için “ÇED Olumlu” kararı verildi. Proje yalnızca bir maden ocağından oluşmuyordu. Dosyada bakır, kurşun ve çinko üretimiyle birlikte flotasyon tesisi, maden ocakları, kapasite artışı ve maden atık depolama tesisi yer alıyordu. Proje alanının Söğütağzı, Çatalağaç, Çatak, Süttaşı, Karadere, Delmece, Sazlıyatak-Olucaktepe, Gavraz Deresi, Nişane, Eymür, Gariygen, Soğukpınar ve Patan Mahallesi çevresine yayıldığı açıklandı. Bu genişlik, projenin tek bir köyü değil, Doğankent-Görele-Tirebolu hattındaki çok sayıda yerleşimi, dereyi, orman alanını ve tarım arazisini ilgilendirdiğini gösterdi. 24 ŞUBAT 2026 — SEKÜ-KARLIBEL HATTINDA YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI Tirebolu’nun Sekü köyü ile Görele’nin Karlıbel köyü arasındaki maden arama ve sondaj projesi, 2026 yılının en yoğun tartışılan dosyalarından biri oldu. Giresun İdare Mahkemesinin proje hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdiği kamuoyuna yansıdı. Ancak mahkeme kararının ardından sondaj makinelerinin bölgeye çıkarılmak istenmesi, kararın sahada nasıl uygulandığı ve şirketin hangi izinlere dayanarak çalışma yapmak istediği konusunda tartışma yarattı. MART 2026 — DERELİ’DE SONDAJ ÇALIŞMALARI BAŞLADI Dereli ilçesinde Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız ve Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği zirve hattında maden sondaj çalışmaları başladı. Çalışmaların su kaynakları, tarım alanları, yayla ve meralar ile köy yaşamı üzerindeki olası etkileri bölge halkının tepkisine neden oldu. Yerel itirazlar yargıya taşındı. Ancak sondajların kaç noktada yapıldığı, hangi derinliğe ulaşıldığı, kaç numune alındığı ve şirketin sonraki faaliyet programının ne olduğu düzenli biçimde açıklanmadı. Dereli dosyası, Giresun’daki maden baskısının yalnızca Sekü-Karlıbel hattında değil, ilin iç kesimlerindeki köy ve yayla kuşağında da sahaya indiğini gösterdi. 3 NİSAN 2026 — BATLAMA VADİSİ İÇİN SAHA BİLDİRİMİ Giresun Merkez’deki en önemli yeni dosyalardan biri Batlama Vadisi’nde ortaya çıktı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre Lidya Madencilik, 3 Nisan 2026 tarihli yazıyla Giresun Merkez İlçe Jandarma Komutanlığına bildirimde bulundu. Bildirimde; 3535163, 3535202, 3536360 erişim numaralı sahalarda çalışma yapılacağı belirtildi. İlk aşamada kazı gerektirmeyen yüzeysel jeolojik inceleme, numune alma, jeofizik ve jeokimyasal araştırmalar ile jeoloji ve hidrojeoloji haritalama çalışmalarının planlandığı aktarıldı. Bu bildirim, Batlama Vadisi’nde doğrudan üretime başlandığı anlamına gelmiyordu. Ancak ruhsat sürecinin yalnızca evrak üzerinde kalmadığını, şirketin saha hazırlığı ve araştırma aşamasına geçtiğini ortaya koyuyordu. Batlama Vadisi’ndeki çalışmaların geri çekildiğine veya iptal edildiğine ilişkin daha sonra kamuya açık bir karar yayımlanmadı. 4-5 NİSAN 2026 — KÖYLÜLER SONDAJ MAKİNELERİNİN ÖNÜNE GEÇTİ Nisan ayının ilk haftasında Sekü-Karlıbel hattına çıkarılmak istenen sondaj makinesi köylüler tarafından durduruldu. Köylüler, çevre örgütleri ve hukukçular yürütmeyi durdurma kararını hatırlatarak ağır tonajlı ve paletli iş makinelerinin bölgeye girişine karşı çıktı. Köy yolunda başlayan nöbet, kısa sürede Giresun’un en görünür çevre mücadelelerinden birine dönüştü. Alagöz Maden ise yaptığı açıklamalarda sondaj ve numune alma çalışmalarının izinlere, “ÇED kapsam dışı” kararlarına ve orman izinlerine dayandığını savundu. Böylece aynı saha üzerinde mahkeme kararı, şirketin geçerli olduğunu ileri sürdüğü izinler ve köylülerin yaşam alanı mücadelesi karşı karşıya geldi. NİSAN 2026 — YENİ İHALELERLE RUHSAT HARİTASI GENİŞLEDİ MAPEG’in 317. Grup ihale süreciyle birlikte Giresun’daki maden alanlarına yenileri eklendi. Yerel kaynaklarda Giresun Merkez, Piraziz, Dereli, Bulancak, Şebinkarahisar ve Yağlıdere-Kümbet çevresine uzanan sahalar sıralandı. Bazı haberlerde 5 ilçedeki 8 bölge için 12 bin 511,99 hektarlık alandan, bazı haberlerde ise 6 ilçeyi kapsayan yaklaşık 17 bin 930 hektarlık alandan söz edildi. Rakamların farklı olmasına rağmen ortak tablo değişmedi: Giresun’daki ruhsat ve arama baskısı yeni sahalarla genişliyordu. Kesin tablonun ortaya çıkabilmesi için erişim numarası bazında ruhsat sahibi, saha büyüklüğü, ihale sonucu, yürürlük tarihi, ruhsat aşaması ve varsa devir ya da iptal bilgilerinin açıklanması gerekiyor. 4 MAYIS 2026 — ALAGÖZ MADENCİLİK’E 2 MİLYON 517 BİN LİRA CEZA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 4 Mayıs 2026’da Doğankent’in Çatalağaç köyünde faaliyet gösteren Alagöz Madencilik’e 2 milyon 517 bin lira idari para cezası uygulandığını açıkladı. Denetimlerde maden sahasından çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği tespit edildi. Aynı ihlalin daha önce iki kez gerçekleşmesi nedeniyle ceza üç kat uygulandı. Kirliliğe neden olduğu belirtilen yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri, gerekli tedbirler alınıncaya kadar durduruldu. Ancak karar; şirketin tüm faaliyetlerinin sona erdirildiği, ruhsatlarının iptal edildiği, maden sahasının tamamen kapatıldığı anlamına gelmiyordu. Durdurma kararı yalnızca kirlilikle ilişkilendirilen yeraltı galerisi ve ilgili üretim bölümüyle sınırlıydı. Kısmi kapatma kararından sonra yeniden denetim yapılıp yapılmadığı, gerekli havuz ve arıtma tedbirlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve galerinin yeniden üretime açılıp açılmadığı ayrıntılı biçimde açıklanmadı. 7 MAYIS 2026 — CHP HEYETİ TİREBOLU VE SEKÜ’DE SAHAYA İNDİ CHP Genel Başkan yardımcıları, milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ve parti yöneticilerinden oluşan heyet, 7 Mayıs’ta Tirebolu’da basın açıklaması yaptı. Heyet daha sonra Sekü Köyü’ne giderek köylülerle buluştu. Programda Sekü-Karlıbel sondaj girişimleri, Dereli’deki çalışmalar, Doğankent-Görele-Tirebolu kapasite artışı projesi, Çatalağaç’taki çevre ihlalleri, Giresun’daki 720 ruhsat ve ruhsatların tarım, su, orman, mera ve köy yaşamıyla çakışması gündeme taşındı. Bu buluşma, Giresun’daki maden mücadelesinin köy sınırlarından çıkarılarak bölgesel ve ulusal bir siyasi başlığa dönüşmesini sağladı. 29 MAYIS 2026 — GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG Mayıs ayı boyunca Sekü’de, Tirebolu’da ve Giresun’un farklı bölgelerinde toplantılar ve dayanışma programları düzenlendi. 29 Mayıs’ta Görele Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan maden karşıtı miting, bahar aylarındaki toplumsal hareketliliğin en geniş buluşmalarından biri oldu. Köylüler, çevre örgütleri, siyasi parti temsilcileri, yerel yöneticiler ve vatandaşlar; su kaynaklarının, fındık bahçelerinin, ormanların, meraların ve köy yerleşimlerinin korunması çağrısında bulundu. Bu mitingin ardından maden dosyalarının kamuoyu gündemindeki görünürlüğü giderek azaldı. DEVAM EDEN DAVALAR Giresun’daki maden dosyalarının bir bölümü yargı aşamasında bulunurken, bazı kararların sahada nasıl uygulandığına ilişkin tartışmalar da devam ediyor. SEKÜ-KARLIBEL DAVASI Sekü-Karlıbel hattındaki yürütmeyi durdurma kararının hangi proje ve izinleri kapsadığı, şirketin hangi idari belgelere dayanarak sahaya girmek istediği ve kararın sahada tam olarak nasıl uygulandığı açıklığa kavuşmuş değil. Köylülerin ve çevre örgütlerinin hukuki mücadelesi sona ermiş değil. DERELİ DOSYASI Dereli’deki sondaj çalışmalarına karşı başlatılan yargı süreci devam eden başlıklar arasında bulunuyor. Dava sonuçlanmadan kaç noktada sondaj yapıldığı, alınan numunelerin hangi aşamada olduğu ve şirketin yeni çalışma programı hazırlayıp hazırlamadığı açıklanmadı. ÇED VE RUHSAT İTİRAZLARI Doğankent-Görele-Tirebolu kapasite artışı projesi, Alucra’daki altın projeleri ve farklı ilçelerdeki yeni arama sahalarıyla ilgili hukuki ve idari itirazlar da kapanmış değil. Ruhsat iptali, “ÇED Olumlu” veya “ÇED Gerekli Değildir” kararlarının kaldırılması ve yaşam alanlarının korunması yönündeki talepler sürüyor. ÇALIŞMALARIN DURDUĞU AÇIKLANMADIBATLAMA VADİSİ Lidya Madencilik’in üç erişim numaralı saha için yaptığı bildirim geçerliliğini koruyor. Arama sürecinin iptal edildiğine veya şirketin sahadan çekildiğine ilişkin kamuya açık bir karar bulunmuyor. DERELİ HATTI Dereli’deki sondaj çalışmalarının tamamlandığı veya sona erdirildiği açıklanmadı. Sondajlardan elde edilen jeolojik verilerin şirket tarafından değerlendirilmesi ve sonraki ruhsat aşamalarında kullanılması ihtimali devam ediyor. SEKÜ-KARLIBEL Sahadaki görünür makine hareketliliği azalmış olsa da şirketin ruhsat hakkından vazgeçtiğine veya projeyi tamamen iptal ettiğine ilişkin resmi bir belge bulunmuyor. ÇATALAĞAÇ Alagöz Madencilik’e verilen ceza, tüm işletmeyi değil kirliliğe neden olan belirli yeraltı galerisi bölümünü kapsıyor. Şirketin Giresun’daki diğer işletme, tesis ve kapasite artışı süreçlerinin sona erdiği açıklanmış değil. ALUCRA Alucra Demirözü’nde Koza Altın İşletmeleri A.Ş. adına altın-gümüş açık ocak projelerine ilişkin “ÇED Olumlu” kararları bulunuyor. Tohumluk köyündeki altın-bakır projesinde ise ÇED inceleme ve değerlendirme süreci gündeme gelmişti. Bu dosyaların iptal edildiğini veya şirketlerin sahalardan vazgeçtiğini gösteren bir karar bulunmuyor. YENİ İHALE SAHALARI Giresun Merkez, Piraziz, Dereli, Bulancak, Şebinkarahisar ve Yağlıdere çevresindeki yeni ihale alanları ruhsat baskısının genişlemeye devam ettiğini gösteriyor. Hangi şirketin hangi erişim numarasıyla, hangi çalışma aşamasında ve hangi saha takvimiyle hareket ettiği kamuoyuna düzenli biçimde açıklanmıyor. SESSİZCE SÜRÜYOR ARTIK İŞLER 12 Temmuz 2026 itibarıyla Giresun’daki maden dosyasının görünümü değişmiş değil: Bahar aylarında köy yollarında yükselen tepkiler, meydanlara taşınan itirazlar ve siyasi heyetlerin açıklamaları gündemden çekilirken şirketlerin ruhsat, izin, numune, arama ve sondaj takvimlerinin durduğuna ilişkin herhangi bir karar açıklanmadı. Giresun’da madenler sessizliğe gömüldü; sondaj ve arama süreçleri ise daha az görünür biçimde devam ediyor.

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Haber

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ

GÖRELE’DE VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI GÜÇLÜ TEPKİ Görele Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi” geniş katılımla gerçekleştirildi. Yağmura rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edilmesine tepki gösterdi. Görele’de çevre ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı güçlü bir toplumsal tepki yükseldi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen “Vahşi Madenciliğe Hayır Mitingi”ne yüzlerce vatandaş, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, dernek başkanları, akademisyenler, il genel meclisi üyeleri, muhtarlar ve çevre aktivistleri katıldı. Yağmurlu havaya rağmen meydanı dolduran vatandaşlar, Giresun’un su kaynaklarını, tarım alanlarını, ormanlarını ve yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerinin durdurulmasını istedi. Miting alanında çok sayıda STK pankartlarla, vatandaşlar ise dövizlerle destek verdi. “TOPRAĞIMIZIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Mitingde konuşan Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, madencilik meselesinin siyaset üstü bir yaşam hakkı sorunu olduğunu vurguladı. Uzun, bölge halkının madene değil, doğayı ve insan sağlığını tehdit eden çıkarma yöntemlerine karşı çıktığını belirterek, “Biz madene değil, madenin çıkarılış şekline karşıyız. Yöre halkı olarak vahşi madenciliğe karşı dik durmak zorundayız. Bizim toprağımızın üstü altından çok daha değerlidir. Topraklarımız şehitlerimizin kanlarıyla sulanmıştır. Havamıza, suyumuza, toprağımıza dokunmayın diyoruz” ifadelerini kullandı. Aysel Civil Uzun, mitinge destek veren tüm katılımcılara teşekkür etti. AKADEMİSYENLERDEN MADENCİLİK UYARISI Mitingde Giresun Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Birsen Şengül Oksal, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ömer Dalman ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Fehmi Çalık da konuşma yaptı. Akademisyenler, Giresun coğrafyasının büyük bölümünü kapsayan madencilik faaliyetlerinin kalkınma değil, uzun vadeli çevresel yıkım anlamına geldiğini belirtti. Konuşmalarda, maden sahalarının su kaynaklarını kullanılamaz hale getirdiği, tarım alanlarına ve derelere zehirli atık karıştığı, orman varlığının yok edildiği ve bu tahribatın yüzyıllarca sürebileceği vurgulandı. Siyanür havuzlarının taşıdığı riske de dikkat çeken akademisyenler, bu tür havuzların sızdırmazlık sorunu yaşanmasa bile yüzlerce yıl kontrol altında tutulması gerektiğini belirtti. Bölgedeki bazı işletmelerde taşma ve patlama iddialarının ciddi endişe yarattığı ifade edildi. “FINDIK, ÇAY, ARICILIK VE HAYVANCILIK TEHDİT ALTINDA” Mitingde yapılan konuşmalarda Karadeniz’in kırılgan ekolojik yapısının madencilik faaliyetleriyle daha büyük risk altına girdiği vurgulandı. Katılımcılar, vahşi madenciliğin yalnızca çevreyi değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da tehdit ettiğini dile getirdi. Fındık, çay, arıcılık ve hayvancılığın madencilik baskısı altında zarar görebileceği belirtildi. Konuşmacılar, heyelan riskinin de artacağına dikkat çekerek, Karadeniz’in dağlık ve yağışlı yapısında yapılacak kontrolsüz maden çalışmalarının yeni afetlere zemin hazırlayabileceğini söyledi. STK’LARDAN VE AKTİVİSTLERDEN ORTAK ÇAĞRI Mitingde Görele İl Genel Meclisi Üyesi Semih Aydın, Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci, Tüketicileri Koruma Derneği Genel Başkanı Aziz Koçal, Çanakçı Deresi Özgür Aksın Platformu Başkanı Harun Şahin, Giresun Doğa ve Çevre Derneği Başkanı Erkan Türüdü ile Görele, Çanakçı ve Doğankentli çevre aktivistleri de söz aldı. Konuşmalarda vahşi madenciliğin insan hayatını, su kaynaklarını, tarım alanlarını, dereleri ve ormanları doğrudan tehdit ettiği vurgulandı. Katılımcılar, “Vahşi madenciliğe son verilmezse çocuklarımıza yeşil vadiler değil, zehirli su kaynakları ve ağır metallerle kirlenmiş topraklar kalacak. Buna izin vermeyeceğiz. Korkmadan, yılmadan mücadele edeceğiz” mesajı verdi. CEBECİ’DEN FAHRİ HEMŞEHRİLİK TEPKİSİ Tirebolu İl Genel Meclisi Üyesi Ömer Cebeci’nin konuşması miting alanında dikkat çekti. Cebeci, Alagöz Holding’in sahibi Cantürk Alagöz’e fahri hemşehrilik verilmesi yönündeki açıklamalara tepki göstererek, “Bu milletin vicdanına rağmen böyle bir karar alırsanız, Harşit Vadisi halkı sizi siyasi tarihin karanlığına gönderecektir” dedi. Cebeci’nin sözleri meydanda alkışlarla karşılandı. SİYASİ PARTİLER, DERNEKLER VE VATANDAŞLAR MEYDANDA BULUŞTU Mitinge İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, CHP Görele İlçe Başkanı Mustafa Günay, İYİ Parti Görele İlçe Başkanı Hakan Resüloğlu, Zafer Partisi Görele İlçe Başkanı Emrullah Ekiz, 24. Dönem Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çakıcı, İstanbul Bayrampaşa Giresunlular Derneği Başkanı Tülay Tahmaz, İstanbul Kartal Giresunlular Derneği Başkanı Cengiz Demirkaya, İstanbul Arnavutköy Giresunlular Derneği Başkanı Ahmet Karasakal, İstanbul Bahçelievler Giresunlular Derneği Başkanı Yalçın İsmail Çam, Tüm Üretici Köylü Sendikası Giresun İl Temsilcisi Orhan Kara, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı İbrahim Türk, Birleşik Emekliler Sendikası Bulancak Şube Başkanı İbrahim Arslan, CHP önceki dönem Giresun İl Başkanı Fikri Bilge, muhtarlar, çeşitli meslek gruplarından temsilciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Coşkulu geçen miting, yerel sanatçıların kemençe eşliğinde çaldığı horon havalarıyla sona erdi. Meydanda verilen ortak mesaj ise netti: Giresun’un toprağı, suyu, deresi, ormanı ve geleceği vahşi madenciliğe teslim edilmeyecek. Fotoğraflar: Namık Baltaoğlu

GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG: “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Haber

GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG: “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR”

GÖRELE’DE MADEN KARŞITI MİTİNG: “TOPRAĞIN ÜSTÜ ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Giresunlu çevre platformları ve sivil toplum kuruluşları, Görele’de maden faaliyetlerine karşı miting düzenleyecek. Cumhuriyet Meydanı’ndaki programda basın açıklaması, bilgilendirme konuşmaları ve müzik etkinliği yapılacak. MİTİNG CUMHURİYET MEYDANI’NDA YAPILACAK Görele, 29 Mayıs 2026 Cuma günü maden karşıtı mitinge ev sahipliği yapacak. Giresunlu çevre platformları ve sivil toplum kuruluşlarının düzenleme komitesinde yer aldığı program, Görele Cumhuriyet Meydanı’nda saat 14.00’te başlayacak ve 19.00’a kadar sürecek. Mitingin ana çağrısı “Toprağın üstü altından daha değerlidir” sloganıyla yapıldı. Programda “Vahşi maden istemiyoruz” vurgusu öne çıkarıldı. BASIN AÇIKLAMASI VE BİLGİLENDİRME KONUŞMALARI YAPILACAK Etkinlik kapsamında basın açıklaması yapılacak, halka yönelik bilgilendirme konuşmaları gerçekleştirilecek. Programda ayrıca müzik etkinliği de yer alacak. Düzenleme komitesi, maden faaliyetlerinin çevre, su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek vatandaşları Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitinge katılmaya çağırdı. ÇAĞRI GİRESUN GENELİNE YAPILDI Miting çağrısı yalnızca Görele ile sınırlı tutulmadı. Giresunlu çevre platformları ve sivil toplum kuruluşları, kent genelindeki yurttaşları programa davet etti. 29 Mayıs Cuma günü Kurban Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen miting, Görele’de çevre mücadelesi başlığıyla yapılacak kitlesel buluşmalardan biri olacak.

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? Haber

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ?

CEZA KESİLDİ, DERE TEMİZLENDİ Mİ? 2,5 MİLYON TL CEZA TOPRAĞI TEMİZLEYECEK Mİ? ÜÇÜNCÜ İHLAL, AYNI DERE, AYNI SORU: TEHLİKE BİTTİ Mİ? Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik’e, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarjı nedeniyle 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, aynı ihlalin daha önce iki kez yaşandığını, üçüncü tespitte cezanın 3 kat artırımlı uygulandığını açıkladı. Kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri gerekli tedbirler alınıncaya kadar durduruldu. Ancak ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, dereye, toprağa, yeraltı sularına ve tarım alanlarına ne karıştığı, bölgenin hangi takvimle ıslah edileceği kamuoyuna açıklanmadı. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik’e ait maden sahasında yaptığı incelemede atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. Bakanlık, işletmeye daha önce de aynı ihlal nedeniyle iki kez para cezası uygulandığını açıkladı. Üçüncü tespitte yaptırım 3 kat artırımlı kesildi ve şirkete 2 milyon 517 bin TL idari para cezası uygulandı. Bu tablo, Çatalağaç Deresi’ndeki sorunun tek seferlik bir çevre ihlali olmadığını gösteriyor. Aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, önceki cezaların kirliliği önlemeye yetip yetmediği sorusunu büyütüyor. CEZA KESİLDİ AMA İHLAL TAMAMEN ÖNLENDİ Mİ? Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisinin gerekli tedbirler alınıncaya kadar kapatıldığını duyurdu. Resmi açıklamada, yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanarak deşarj edilmesi ve bu amaçla havuz yapılması gerektiği belirtildi. Bu düzenleme yapılıncaya kadar taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetleri durduruldu. Ancak açıklamalarda dereye ulaşan kirletici akışın tamamen kesildiği, dere yatağındaki kirliliğin temizlendiği, yeraltı suyu riskinin ortadan kaldırıldığı, tarım alanları için analiz yapıldığı veya ıslah takviminin başlatıldığı yönünde açık bir bilgi yer almadı. Bu nedenle dosyada asıl soru cezanın kesilip kesilmediği değil; ihlalin tamamen önlenip önlenmediği, kirletici kaynağın kalıcı biçimde durdurulup durdurulmadığı ve Çatalağaç Deresi’nde geçmiş kirliliğin etkisinin giderilip giderilmediğidir. MADENİN TAMAMI DEĞİL, YERALTI GALERİSİ DURDURULDU Resmi açıklama, sahadaki tüm faaliyetin durdurulduğunu değil, taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerinin durdurulduğunu gösteriyor. Bu ayrım, çevresel riskin devam edip etmediği açısından kritik önem taşıyor. Kısmi kapatma kararı, kirletici akışın kontrol altına alınması için atılmış bir idari adımdır. Ancak bu karar, geçmişte dereye ulaşan atık suyun dere yatağında, sedimentte, çevre toprağında veya yeraltı suyunda bıraktığı etkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. DEREYE, TOPRAĞA VE YERALTI SUYUNA NE KARIŞTI? Bakanlık açıklamasında, Alagöz Madencilik’e ait madenden çıkan atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiği bilgisi yer aldı. Ancak kamuoyuna açık açıklamalarda su, çamur, sediment, toprak veya yeraltı suyu numunelerinde hangi maddelerin tespit edildiğine ilişkin analiz sonucu paylaşılmadı. Bu nedenle “toprağa şu madde karıştı”, “yeraltı suyu şu ağır metalle kirlendi” veya “tarım alanları şu maddeyle etkilendi” şeklinde kesin hüküm kurulamaz. Fakat işletmenin bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüttüğü resmi açıklamada yer aldığı için bölgede ağır metal, asidik maden drenajı, sediment ve yeraltı suyu analizlerinin açıklanması çevre güvenliği açısından zorunlu hale geliyor. ANALİZİ AÇIKLANMASI GEREKEN BAŞLIKLAR Çatalağaç Deresi’nde çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Kamuoyuna en az şu analiz başlıklarının açıklanması gerekir: Analiz alanı Açıklanması gereken değerler Dere suyu pH, iletkenlik, askıda katı madde, sülfat, ağır metal değerleri Dere çamuru ve sediment Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik, demir, mangan birikimi Tarım toprağı Ağır metal düzeyi, ürün güvenliği, sulama etkisi Yeraltı suyu İzleme kuyusu sonuçları, kirletici taşınımı, içme-kullanma suyu riski Ekosistem Dere canlılığı, bitki örtüsü, biyolojik çeşitlilik etkisi MADEN DRENAJI NEDEN RİSKLİ? Maden sahalarında suyun sülfürlü minerallerle temas etmesi, asidik maden drenajı riskini doğurabilir. Bilimsel kaynaklar, maden drenajının su ile sülfür içeren kayaçlar arasındaki kimyasal reaksiyonla oluşabildiğini; asidik akışın bakır ve kurşun gibi ağır metalleri yeraltı veya yüzey sularına taşıyabildiğini ortaya koyuyor. Asidik maden drenajı, ağır metallerce zengin ve yüksek asitli suyun oluşumu ile hareketi anlamına gelir. Bu tür akışlar yüzey suyu, yeraltı suyu, toprak ve ekosistem açısından risk oluşturabilir. Bu bilimsel çerçeve, Çatalağaç Deresi’nde hangi kirleticinin kesin olarak bulunduğunu göstermez. Ancak bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürütülen bir sahada su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizlerinin neden zorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyar. PARA CEZASI DEREYİ TEMİZLEMEZ 2 milyon 517 bin TL’lik idari para cezası, ihlale verilen yaptırımdır. Ancak para cezası dere yatağındaki çamuru, sedimentte biriken olası ağır metalleri, toprağa taşınmış kirleticileri veya yeraltı suyuna ulaşmış riski kendiliğinden ortadan kaldırmaz. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi için yapılan harcamaların kirleten veya bozulmaya neden olan tarafından karşılanacağı düzenlenir. Bu ilke, kamuoyunda “kirleten öder” ilkesi olarak bilinir. Bu nedenle Alagöz Madencilik’e kesilen ceza, dosyanın kapanması anlamına gelmez. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekir. BU BÖLGE NE KADAR SÜREDE ISLAH EDİLİR? Çatalağaç Deresi ve çevresindeki alanların ne kadar sürede ıslah edileceği, açıklanmayan analiz sonuçlarına bağlıdır. Kirlenme yalnızca yüzey suyuyla sınırlı kaldıysa iyileşme daha kısa sürede izlenebilir. Ancak kirleticiler dere çamuruna, sediment tabakasına, tarım toprağına veya yeraltı suyuna karıştıysa süreç aylar değil, yıllar alabilir. Etkilenen alan Olası süre Gereken işlem Yüzey suyu Günler-haftalar Deşarjın kesilmesi, arıtma, düzenli su analizi Dere yatağı ve sediment Aylar-yıllar Çamur ve sediment analizi, kontrollü temizlik, güvenli bertaraf Tarım toprağı Yıllar Ağır metal analizi, ürün güvenliği testi, toprak iyileştirme Yeraltı suyu Yıllar-on yıllar İzleme kuyuları, hidrojeolojik takip, uzun süreli arıtma Dere ekosistemi Yıllar Canlı yaşamı, bitki örtüsü ve biyoçeşitlilik izlemesi Islah süresi; kirletici yüküne, atık suyun içeriğine, dere debisine, sediment birikimine, toprağın etkilenme düzeyine, yeraltı suyu hareketine ve uygulanacak arıtma-temizlik yöntemine göre değişir. Bu nedenle bölgede çevresel riskin bittiği ancak resmi analizler, izleme raporları ve ıslah planı açıklandıktan sonra söylenebilir. ÇED OLUMLU KARARI SONRASI DENETİM SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden ocakları ve maden atık depolama tesisi kapasite artışı projesi için ÇED sürecini yürüttü. İl Müdürlüğü, proje için nihai ÇED raporunun görüşe açıldığını duyurdu; daha sonra proje için “ÇED Olumlu” kararı verildiğini ilan etti. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Bu nedenle ÇED süreciyle birlikte yanıt bekleyen soru büyüyor: Çevre güvenliği ve denetim vurgusu yapılırken aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı? GİRESUN’UN MADEN HAFIZASINDA ŞEBİNKARAHİSAR VAR Giresun’da madencilik kaynaklı çevre riski daha önce Şebinkarahisar’da yaşanan atık barajı çökmesiyle gündeme gelmişti. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki maden atık barajı çökmesiyle oluşan kirliliğe ilişkin çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Vakıf, Şebinkarahisar örneği üzerinden maden atıklarının uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Bu örnek, Çatalağaç Deresi dosyası açısından kritik bir gerçeği hatırlatıyor: Madencilik kaynaklı kirlilikte ceza ve kapatma kararı tek başına yeterli değildir. Çevresel etkinin gerçek boyutu ancak uzun süreli numune takibi, şeffaf analiz süreci ve kamuoyuna açık ıslah programıyla ortaya çıkar. CEZA VAR, ANALİZ YOK; KAPATMA VAR, ISLAH TAKVİMİ YOK Bakanlık ceza kararını ve kısmi kapatmayı açıkladı. Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde kirliliğin tamamen giderildiği, dere yatağının temizlendiği, tarım alanlarının güvenli olduğu, yeraltı suyunda risk kalmadığı veya bağımsız izleme süreci başlatıldığı yönünde bilgi bulunmuyor. Bu nedenle Çatalağaç Deresi dosyasında en kritik başlık, cezanın miktarı değil; kirliliğin kaynağı, yayılımı, etkisi, temizliği ve sorumluluğudur. YANIT BEKLEYEN SORULAR Çatalağaç Deresi dosyasında kamuoyunun yanıt beklediği sorular şunlardır: Ceza kesildikten sonra atık su deşarjı tamamen durduruldu mu? Kapatılan yeraltı galerisi dışında sahadaki üretim devam ediyor mu? Taban suyunu kontrol altına alacak havuz tamamlandı mı? Çatalağaç Deresi’nden su, çamur ve sediment numunesi alındı mı? Yeraltı suyu için izleme kuyusu açıldı mı? Tarım alanlarından toprak numunesi alındı mı? Bakır, kurşun, çinko, kadmiyum, arsenik ve sülfat değerleri kaç çıktı? Kirleticiler içme-kullanma suyu kaynaklarına veya tarım alanlarına ulaştı mı? Kirlenen dere yatağı için temizlik ve rehabilitasyon programı başlatıldı mı? Islah süreci için takvim, sorumlu kurum ve şirket yükümlülüğü belirlendi mi? ÇED olumlu kararı verilen kapasite artışı dosyası, üçüncü ihlal sonrası yeniden değerlendirilecek mi? GİRESUN’DA MADEN DOSYASI ARTIK DENETİM VE ONARIM DOSYASIDIR Alagöz Madencilik’e kesilen 2 milyon 517 bin TL ceza, Çatalağaç Deresi’nde yaşanan çevre kirliliğinin yalnızca idari yaptırım boyutunu gösteriyor. Asıl mesele, aynı ihlalin üçüncü kez yaşanması ve önceki cezaların kirliliği önlemeye yetmemesidir. Bölgede çevresel riskin bittiğinin söylenebilmesi için yalnızca ceza kararı yeterli değildir. Su, sediment, toprak ve yeraltı suyu analizleri, temizlik planı, ıslah takvimi, bağımsız denetim sonuçları ve şirketin üstlendiği çevresel sorumluluk kamuoyuna açıklanmalıdır. Çatalağaç Deresi için yanıt bekleyen soru artık yalnızca “ceza kesildi mi?” değildir. Asıl sorular şunlardır: İhlal tamamen önlendi mi, dereye ve toprağa ne karıştı, yeraltı suları etkilendi mi, tarım alanları güvenli mi, bu bölge kim tarafından ve hangi takvimle ıslah edilecek? KAYNAKÇA Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü: Giresun’da çevreyi kirleten madene kısmi kapatma ve 3 katı para cezası. Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü: Alagöz Maden kapasite artışı ve ÇED süreci duyuruları. 2872 Sayılı Çevre Kanunu: Kirletenin çevresel zararın giderilmesine ilişkin sorumluluğu. USGS: Mine drainage ve asidik maden drenajı açıklamaları. EPA: Abandoned mine drainage ve ağır metal kirliliği açıklamaları. TEMA Vakfı: Şebinkarahisar maden atık barajı çökmesi ve uzun vadeli kirlilik değerlendirmesi.

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Haber

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ

CHP HEYETİ TİREBOLU’DA MADEN DİRENİŞİNE DESTEK VERDİ Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, “Maden ruhsatlarıyla kuşatılan Karadeniz’de halkımızın yanındayız” saha programı kapsamında Giresun’un Tirebolu ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’ne geçen heyet, bölgede madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşları dinledi. Programda Giresun’un toprağının, suyunun, fındığının, ormanlarının ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu vurgulandı. KARADENİZ’DE MADEN RUHSATLARINA KARŞI SAHA PROGRAMI Cumhuriyet Halk Partisi heyeti, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’de çok sayıda köy, yayla, mera ve orman alanının maden arama ruhsatlarına açılmasına ve bölgede süren madencilik faaliyetlerinin yol açtığı çevresel tahribata karşı yürütülen saha programı kapsamında Tirebolu’da yurttaşlarla buluştu. CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasının ardından kamuoyunda “Sekü direnişi” olarak bilinen bölgede nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti. Sekü Köyü’nde yapılan buluşmada yurttaşlar; su kaynakları, fındık bahçeleri, tarım arazileri, köy yolları, ormanlık alanlar ve yaşam alanları üzerindeki riskleri anlattı. GENİŞ KATILIMLI PROGRAM Programa CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Ordu Milletvekili Seyit Torun, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Parti Meclisi Üyesi Kübra Gökdemir, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, CHP Ordu İl Başkanı Bülent Akpınar, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, Espiye Belediye Başkanı Erol Karadere, Görele Belediye Başkanı Aysel Uzun, il ve ilçe örgütü yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol da programda yer aldı. RIZVANOĞLU: KARADENİZ KARADENİZLİLERİNDİR CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamada Karadeniz’in yoğun biçimde maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı şirketlerin çıkarı için talana açmak istiyorlar. Gözlerini yurttaşın toprağına, suyuna, ormanına diktiler. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” dedi. Bölgenin yüzde 85’inin maden ruhsatlı hale getirildiğini vurgulayan Rızvanoğlu, “Bu topraklarda insanlar neden doğduğu yeri terk etmek zorunda bırakılsın? Bu mücadele yalnızca çevreyi değil; yaşamı, üretimi, geleceği savunma mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak halkımızın yanındayız” diye konuştu. ŞENYÜREK: SEKÜ’DE VERİLEN MÜCADELE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLUYOR CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, Giresun’da çevre mücadelesinin yalnızca doğayı koruma başlığıyla sınırlı olmadığını; temiz suyu, sağlıklı toprağı, fındık üretimini, köy yaşamını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını savunma mücadelesi olduğunu vurguladı. Şenyürek, “Karadeniz insanı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmayı bilir. Bölge halkımız son derece dirençli, sağduyulu ve mücadele ruhu yüksek bir halktır. Sekü’de verilen mücadele bugün tüm Türkiye’ye örnek olmaktadır” dedi. Şenyürek, Giresun’un toprağının üstünün altından daha kıymetli olduğunu belirterek insanın, doğanın, suyun, fındığın, ormanın ve köy yaşamının maden şirketlerinin kazançlarından daha önemli olduğunu ifade etti. MİLLETVEKİLLERİNDEN HALKA DESTEK MESAJI Basın açıklamasının ardından milletvekilleri söz aldı. CHP heyeti, halkla yan yana durarak Giresun’un toprağını, suyunu, fındığını ve yaşam alanlarını sonuna kadar savunmaya hazır olduklarını açıkladı. Konuşmalarda maden şirketlerine karşı toprağın üstünün altından daha kıymetli olduğu vurgulandı. İnsan yaşamının, doğanın, suyun, tarımın, fındığın ve köylerin maden şirketlerinin kazançlarından daha değerli olduğu belirtildi. Milletvekilleri, Giresun’un dünyaca bilinen fındık üretimine dikkat çekerek dünyanın en kaliteli fındığının her madenden daha fazla ekonomik ve yaşamsal değere sahip olduğunu ifade etti. Fındık bahçelerinin, tarım alanlarının ve su kaynaklarının korunmasının çevre, ekonomi ve halk sağlığı açısından zorunlu olduğu vurgulandı. GEZMİŞ: BU MÜCADELEDE ASLA YALNIZ OLMAYACAKSINIZ CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Sekü halkının mücadelesini ilk günden bu yana sahada ve Meclis’te takip ettiklerini söyledi. Gezmiş, “Burada yurttaşlarımızla omuz omuza verdik, hep birlikte ‘madene hayır’ dedik. O gün Sekü halkına bir söz verdik: Bu mücadelede asla yalnız olmayacaksınız. Ardından örgütlerimizle birlikte bölgeye çıktık, kilometrelerce yürüyerek tespitlerimizi yaptık. Tirebolu’da da gür bir sesle söyledik; biz toprağımızın bereketini, temiz suyumuzu, yaşam alanlarımızı istiyoruz. Bu haklı mücadelede halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. RIZVANOĞLU: BU KÖTÜCÜL DÜZENE KARŞI HALKIMIZLA OMUZ OMUZAYIZ CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Sekü’de yaptığı konuşmada Karadeniz’in maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirterek iktidarın madencilik politikalarına sert tepki gösterdi. Rızvanoğlu, “Burayı kevgire çevirdiler, ihale sahası haline getirdiler. ‘Çevreyi kirletelim, birkaç ceza ödeyip yolumuza devam edelim’ anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz bu kötücül düzene karşı halkımızla omuz omuzayız” dedi. Rızvanoğlu, “AK Parti Karadeniz’i bir sömürge alanı gibi görüyor. Bulgaristan sınırından Gürcistan sınırına kadar bu coğrafyayı talana açmak istiyorlar. Buradaki yurttaş nereye giderse gitsin, yeter ki yandaş şirketler kazansın anlayışıyla hareket ediyorlar. Biz buna ‘Öyle yağma yok’ diyoruz. Karadeniz Karadenizlilerindir” ifadelerini kullandı. Rızvanoğlu, “Burası çiftçi memleketi, fındık memleketi. Bu insanlar nereye gidecek? Neden anasının, babasının, dedesinin toprağını bırakıp göç etmek zorunda kalsın? Biz bu kara düzene ‘Hayır’ diyoruz. Çünkü burada yalnızca yandaşlar kazanıyor; halkın toprağı, suyu, geleceği yok sayılıyor. Gelecek nesillerin ne olacağı umurlarında bile değil. Onların tek düşündüğü yandaşlarının kasasıdır” diye konuştu. ÖZLALE: BU MÜCADELE BÜTÜN YURTTAŞLARIN ORTAK MÜCADELESİDİR İzmir Milletvekili Ümit Özlale, doğa mücadelesinin artık ülke çapında ortak bir mücadeleye dönüştüğünü belirtti. Özlale, “Bu mücadele yalnızca bir köyün değil; çiftçinin, emeklinin, gençlerin, bütün yurttaşların ortak mücadelesidir” dedi. TORUN: HALKIN ÜSTÜNDE BAŞKA BİR GÜÇ YOKTUR Ordu Milletvekili Seyit Torun, halkın sesini yükselttiğinde doğayı rant uğruna yok etmek isteyenlerin geri adım atmak zorunda kalacağını söyledi. Torun, “Halk sesini yükselttiğinde geri adım atmak zorunda kalacaklar. Çünkü halkın üstünde başka bir güç yoktur. Bu bölgenin doğasını rant uğruna yok etmelerine izin vermeyeceğiz” diye konuştu. SEKÜ KÖYÜ’NDE HALK NÖBETİ CHP heyeti, Tirebolu İlçe Başkanlığı’ndaki açıklamanın ardından Sekü Köyü’ne geçti. Heyet, bölgede aylardır madencilik faaliyetlerine karşı nöbet tutan yurttaşlarla bir araya geldi. AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketinin, Çatalağaç Köyü’ndeki faaliyetlerini Tirebolu’nun Sekü ve Görele’nin Karlıbel bölgelerine genişletmek amacıyla başlattığı sondaj çalışmalarına karşı direnen köylüler, yaşadıkları çevresel sorunları ve mağduriyetleri CHP heyetiyle paylaştı. Köylüler, maden faaliyetlerinin su kaynaklarını, fındık bahçelerini, tarım alanlarını, meraları, ormanlık bölgeleri ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirtti. Yurttaşlar, maden ruhsatlarının yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkı üzerinde de baskı oluşturduğunu dile getirdi. KÖYLÜ KADINLARDAN DESTEK ÇAĞRISI Sekü Köyü’ndeki buluşmada özellikle köylü kadınlar söz alarak topraklarının zehirlenmesine karşı direnmek için destek istedi. Kadınlar, su kaynaklarının kirlenmesi ve köy yaşamının zarar görmesi halinde çocukların geleceğinin tehlikeye gireceğini belirtti. “Çocuklarımıza zehirli su içirmek istemiyoruz” sözleri, buluşmanın en güçlü mesajlarından biri oldu. Köylü kadınlar, fındık bahçelerinin, içme sularının, hayvancılığın, tarım alanlarının ve çocukların geleceğinin korunmasını istedi. Yurttaşlar, maden ruhsatlarına karşı mücadelenin köylerde yaşayan herkesin ortak yaşam hakkı meselesi olduğunu vurguladı. YURTTAŞLAR: ATA MİRASI TOPRAKLARIMIZI SAVUNUYORUZ Ziyaret sırasında yurttaşlar da yaşadıkları sorunları anlattı. Çatalağaç köyü sakinlerinden Esma Aydın, “Cennet memleketimiz cehenneme döndü. Suyumuz yok, yolumuz yok. Ceza yazmak çözüm değil, bize yaşam alanlarımızı geri versinler” dedi. Sekü Köyü sakinlerinden Mesut Aydın ise, “Biz bu ata mirasını geleceğe aktarmak için direniyoruz. Kimsenin bu toprakları talan etmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu, çevre mücadelesi nedeniyle baskı ve tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını belirterek mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi. GİRESUN’DA ORTAK YAŞAM SAVUNUSU CHP heyeti, çevre örgütleri, platform temsilcileri, sendika temsilcileri ve yurttaşlar, Giresun’da maden ruhsatlarına karşı ortak dayanışma mesajı verdi. Giresun Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Erkan Türüdü, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu ve yönetim kurulu, Eğitim Sen temsilcisi Ali Şensoy, Giresun Doğa ve Çevre Platformu Başkanı Emirhan Yılmaz ve Furkan Karakol’un yer aldığı programda halkın suyuna, toprağına, fındığına, ormanına ve yaşam alanlarına sahip çıkacağı vurgulandı. CHP heyeti, Karadeniz’de doğayı, suyu, yaşam alanlarını ve üretim kültürünü tehdit eden vahşi madencilik politikalarına karşı yurttaşlarla birlikte mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Haber

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA

ALAGÖZ MADENCİLİK’E 3’ÜNCÜ İHLALDEN 2 MİLYON 517 BİN TL CEZA Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde bakır, kurşun ve çinko madeni zenginleştirme faaliyeti yürüten Alagöz Madencilik, Çatalağaç Deresi’ne atık su deşarj ettiği için 2 milyon 517 bin TL idari para cezası aldı. Bakanlık, kirliliğe neden olan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini gerekli tedbirler alınıncaya kadar durdurdu. AYNI İHLAL ÜÇÜNCÜ KEZ TESPİT EDİLDİ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü ekipleri, Alagöz Madencilik Şirketi’ne ait maden sahasında atık suyun Çatalağaç Deresi’ne deşarj edildiğini belirledi. İşletme daha önce iki kez aynı ihlal nedeniyle para cezası almıştı. Bakanlık, üçüncü tespitte cezayı üç kat uyguladı ve şirkete toplam 2 milyon 517 bin TL idari para cezası kesti. YERALTI GALERİSİNDE ÜRETİM DURDURULDU Kirliliğin yeraltı galerisinden kaynaklanan taban suyu deşarjıyla oluştuğu tespit edildi. Bakanlık, taban suyunun kontrol altına alınması, çökeltim sağlanması ve deşarjın çevre mevzuatına uygun hale getirilmesi için havuz yapılıncaya kadar maden ocağında taban suyu deşarjı yapılan yeraltı galerisindeki üretim faaliyetlerini durdurdu. ŞEBİNKARAHİSAR FELAKETİ HAFIZALARDAKİ YERİNİ KORUYOR Giresun, madencilik kaynaklı çevre riskiyle ilk kez karşı karşıya kalmadı. Şebinkarahisar ilçesinde 18 Kasım 2021’de Nesko Maden AŞ’ye ait atık barajındaki iç set yıkıldı. Giresun Valiliği, olayın ardından teknik heyet görevlendirdi, bölgede numune alındığını açıkladı ve işletmenin faaliyetlerini 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15. maddesi gereğince süresiz durdurdu. TEMA Vakfı, Şebinkarahisar’daki 2021 atık barajı çökmesinin ardından yaptığı çalışmada ağır metal içerikli atıkların Darabul Deresi’ne, Kelkit Vadisi’ne ve Kılıçkaya Barajı’na ulaştığını açıkladı. Vakıf, 2024’te yayımladığı değerlendirmede, aradan geçen süreye rağmen bölgede ağır metal kirliliğinin sınır değerlerin altına indirilemediğini ve doğal varlıklar üzerindeki riskin sürdüğünü bildirdi. CEZA YETMEZ, TAHRİBATIN ONARIMI GEREKİR Doğankent’teki son ceza, Giresun’da madencilik faaliyetleriyle ilgili temel soruyu yeniden gündeme taşıdı: Şirketler ceza ödeyip yoluna devam ederken dere, toprak, tarım alanı ve yaşam alanlarında oluşan tahribat nasıl onarılacak? Çevre Kanunu, çevreyi kirletenlerin meydana gelen kirlenme ve bozulmadan kusur şartı aranmaksızın sorumlu olduğunu düzenliyor. Bu nedenle idari para cezası tek başına dosyayı kapatmıyor. Kirlenmenin kaynağının durdurulması, kirli suyun arıtılması, dere yatağının temizlenmesi, toprak ve su analizlerinin düzenli yapılması, sonuçların kamuoyuna açıklanması ve ekolojik zararın giderilmesi gerekiyor. MİLLETVEKİLİNE YANIT BEKLEYEN SORU Alagöz Holding’in internet sitesinde Alagöz Maden, holding iştirakleri arasında yer alıyor. TBMM’nin resmi sayfasında AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün iş insanı olduğu, maden ve kimya sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların sahibi olduğu bilgisi bulunuyor. Kamuoyu şimdi yalnızca cezanın tahsil edilmesini değil, doğanın uğradığı zararın nasıl giderileceğini de öğrenmek istiyor. Çatalağaç Deresi’ne karışan atık suyun etkisi, taban suyunun kirlilik düzeyi, derenin taşıdığı risk, tarım alanları ve içme-kullanma suyu kaynakları üzerindeki sonuçlar şeffaf biçimde açıklanmalı. GİRESUN’DA MADEN DOSYASI DENETİM DOSYASINA DÖNÜŞTÜ Şebinkarahisar’da atık barajı çöktü, Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlal üçüncü kez tespit edildi. Giresun’da maden tartışması artık yalnızca ruhsat ve yatırım tartışması değil; denetim, çevre güvenliği, kamu sağlığı ve ekolojik onarım meselesi haline geldi. Para cezası, kirlenen dereyi temizlemiyor. Kısmi kapatma, geçmiş ihlallerin sonucunu ortadan kaldırmıyor. Giresun kamuoyu, “Maden faaliyeti bittiğinde şirket çekip giderse, doğanın tahribatını kim ve nasıl onaracak?” sorusuna açık yanıt bekliyor. VEKİLLERİN MADEN SÖZLERİ YENİDEN GÜNDEME GELDİ AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun’daki maden tartışmalarında “vahşi madenciliğe karşıyız, madenciliğe değil” açıklaması yaptı; doğaya zarar verilmemesi ve işletme sonrası alanların eski haline getirilmesi gerektiğini savundu. AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas da Sekü Köyü sürecinde bölgede yürütülen çalışmanın maden arama faaliyeti olduğunu, maden çıkarma aşamasının ÇED süreci sonrasında başlayabileceğini ve çevre ile insan sağlığı açısından risk taşıyan hiçbir çalışmaya izin verilmeyeceğini söyledi. Doğankent Çatalağaç’ta aynı ihlalin üçüncü kez tespit edilmesi, bu açıklamaları yeniden tartışmanın merkezine taşıdı. ÇED SÜRECİNİ SAVUNAN İDAREYE KİRLİLİK SORUSU Giresun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Alagöz Madencilik’in Doğankent, Görele ve Tirebolu ilçelerini kapsayan maden projesi için verilen “ÇED Olumlu” kararını ilan etti; CHP heyetinin itiraz başvurusu sırasında İl Müdürü Murat Cavunt, süreci takip ettiklerini ve bölgede yeniden inceleme yapacaklarını söyledi. Aynı il müdürlüğünün denetim ekipleri, Doğankent Çatalağaç’ta Alagöz Madencilik’e ait sahadan atık suyun dereye deşarj edildiğini belirledi. Şimdi yanıt bekleyen soru şudur: ÇED sürecinde denetim ve çevre güvenliği vurgusu yapılırken, aynı ihlal üçüncü kez nasıl yaşandı ve Çatalağaç Deresi’nde oluşan tahribat kim tarafından, hangi takvimle ve nasıl onarılacak?

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Haber

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK”

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” İstanbul’da düzenlenen panel, Doğu Karadeniz’de vahşi madenciliğin su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, halk sağlığı ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı. Panelde, doğa katliamına bugün “dur” denilmezse gelecekte geri dönüşün olmayacağı vurgulandı. DOĞU KARADENİZ’DEKİ MADEN RİSKİ İSTANBUL’DA TARTIŞILDI Görele ve Çanakçı Çevre Koruma Platformu ile Giresun’dan bazı çevreci sivil toplum kuruluşları, İstanbul’da “Halkımız Doğu Karadeniz’de Vahşi Madenciliğe Neden Karşı Çıkıyor?” temalı panel düzenledi. İstanbul Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Adil Emecan yaptı. Panele İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Öztürk, Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Birsen Oksal ve Prof. Dr. Hakan Bektaş, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fehmi Çalık ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Dalman konuşmacı olarak katıldı. “DOĞA KATLİAMINA ‘DUR’ DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK” Panelde vahşi madenciliğin Doğu Karadeniz’in doğal yapısı, su havzaları, tarım üretimi ve yerleşim alanları üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Konuşmacılar, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını, bölgenin yaşam hakkını ve gelecek güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Panelde şu vurgu yapıldı: " DOĞA KATLİAMINA 'DUR' DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK" Konuşmacılar, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu coğrafyada yapılan madencilik 'kalkınma' değil, kontrollü bir yıkımdır.'Maden şirketleri istihdam sağlıyor, ekonomiye katkı yapıyor' gibi söylemler acı gerçekleri örtmeye yetmiyor." DERELER, İÇME SULARI VE TARIM ALANLARI İÇİN TEHLİKE UYARISI Panelde, açılan maden sahalarının dereleri, içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve ormanlık alanları tehdit ettiği ifade edildi. Siyanür ve ağır metallerin toprağa karışması halinde etkilerin yıllarca değil, nesiller boyunca sürebileceği vurgulandı. Konuşmacılar şu açıklamayı yaptı: "Açılan maden sahalarıyla birlikte dereler zehir akıyor, bulanıyor, içme suları risk altına giriyor. Siyanür ve zehirli ağır metaller toprağa karışıyor, bunun etkisi yıllarca değil, nesiller boyu sürecek.Sadece bu da değil, heyelan riski katlanarak artıyor ve Karadeniz’in zaten hassas olan yapısı daha da kırılgan hale geliyor. Bölgemizde fındık, çay, arıcılık ve hayvancılık bitme noktasına geliyor. Ormanlar kesiliyor, topraklara, derelere maden zehiri akıtılıyor, dolayısıyla önü alınamaz büyük bir tahribat meydana geliyor. 'Bir siyanür havuzu hiç sızdırmaz bile olsa 500 yıl muhafaza edilmesi gerekiyor ki doğaya zararı enaza indirgensin' dersek durumun vahameti daha net anlaşılır.Tüm bu yaşananlar İnsanlarda kanser ve kronik hastalık riskini ciddi şekilde yükseltiyor. Şimdi açıkça şunu sormak gerekiyor, maden şirketlerinin birkaç yıllık geliri ve devlete verilen yüzde 3-4 oranında katkı için yüzyılların doğasını, suyunu, toprağını feda etmek akıl işi midir? Şu da bir gerçek; bu mesele artık sadece çevrecilerin hassasiyeti değildir, bu mesele çocuklarımızın geleceği, içeceği su, yiyeceği gıda, yaşayacağı toprak meselesidir. Bir de şu var, bu projeler yapılırken çoğu zaman bölge halkının fikri bile sorulmuyor. Kararlar masada alınıyor, bedel köyde, derede, bahçede, tarlada ödeniyor. Biz şunu söylüyoruz; bu topraklar sahipsiz değildir. Bu dereler, bu ormanlar, bu yaşam alanları birkaç şirketin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Bu panelde ortaya koyduğumuz bilimsel gerçekler gayet nettir; yaşanan doğa katliamına eğer bugün 'dur' denilmezse gelecekte kesinlikle geri dönüş olmayacaktır.Yakın zamanda panelde yapılan tüm konuşmaları video serisi halinde paylaşacağız. Herkes izlesin ve ürkütücü gerçeği görsün. Çünkü bu mücadele sadece Giresun'un değil; Doğu Karadeniz halkının, hatta bu ülkede nefes alan herkesin meselesidir." “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Panelde insan sağlığına yönelik riskler de öne çıktı. Konuşmacılar, suya, toprağa ve tarımsal üretime karışabilecek kirleticilerin bölgede yaşayan yurttaşlar açısından ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtti. Panelde şu uyarı yapıldı: " İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK" GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ İÇİN MADEN SAHASI UYARISI Konuşmacılar, Giresun’daki maden rezervlerinin orta ve düşük düzeyde olduğunu, bu nedenle yeraltı katmanında dağınık halde bulunduğunu ifade etti. Bu yapının, maden çalışmalarını geniş alanlara yayma riski taşıdığı belirtildi. Panel şu vurguyla tamamlandı: " Giresun'da çıkarılacak madenler orta ve düşük düzeyde, bu nedenle yeraltı katmanında çok dağınık durumda. İlimizin yüzde 85'nin maden sahası ilan edilmesinin sebebi budur.Bu da, çalışmaların çok geniş bir alanda, yani tarım arazilerinde ve su havzalarında da yapılacağını gösteriyor." PANELİ SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ TAKİP ETTİ Paneli Beyoğlu Belediye Başkanı Sefer Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, bazı siyasetçiler, kurum, kuruluş ve STK yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ile çeşitli meslek gruplarından çok sayıda katılımcı takip etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.