Hava Durumu

#Tarım Alanları

giresunsonhaber - Tarım Alanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Alanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Haber

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU

SEKÜ’DE MADEN TEPKİSİ BÜYÜDÜ: GERGİN TOPLANTININ ARDINDAN ELMAS KONUŞTU Tirebolu’nun Sekü köyünde maden arama gündemiyle yapılan toplantı dün sert tepkilere sahne oldu. Köylülerin protestoları ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerin ardından AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, köyde endişeleri dinlediklerini, talepleri not aldıklarını ve vatandaşlarla irtibat halinde kalacaklarını açıkladı. Tirebolu’ya bağlı Sekü köyünde maden arama çalışmaları nedeniyle yükselen gerilim, dün yapılan toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Köyde düzenlenen buluşmada vatandaşlar, bölgede yürütülen sondaj ve maden faaliyetlerine karşı itirazlarını doğrudan dile getirdi. Toplantıda zaman zaman sesler yükseldi, protestolar yaşandı ve köylülerin tepkisi açık biçimde ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan haber ve görüntülerde, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas’ın toplantı sırasında yoğun tepkiyle karşılaştığı görüldü. Köylüler, özellikle bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiğini savundukları zararları gündeme taşıdı. Su kaynakları, tarım alanları, yaşam alanları ve köyün geleceği toplantının en sert başlıkları arasında yer aldı. Toplantıda kadınların da yoğun biçimde söz aldığı, bazı köylülerin geçmişte iktidar partisine oy verdiklerini ancak bugün maden faaliyetleri nedeniyle ciddi kaygı yaşadıklarını dile getirdiği aktarıldı. Tepkilerin odağında yalnızca yeni sondaj girişimi değil, yakın çevrede daha önce yaşandığı öne sürülen çevresel tahribat da vardı. Köylüler, bölgede yeni bir maden adımına rıza göstermeyeceklerini yüksek sesle ifade etti. Toplantının ilerleyen dakikalarında gerilim daha da arttı. Sosyal medyada dolaşıma giren anlatımlarda ve haber metinlerinde, Elmas’ın konuşmasının protestolar nedeniyle sık sık kesildiği, bazı vatandaşların doğrudan itiraz ettiği ve toplantının tansiyonunun yükseldiği belirtildi. Yine aynı paylaşımlarda, bazı köylülerin “artık milletvekiline ihtiyacımız yok” diyerek tepki gösterdiği, bir vatandaşın mikrofon alarak bölgede yaşayanların büyük çoğunluğunun yıllardır AK Parti’ye oy verdiğini söyleyip sert sözlerle itirazda bulunduğu ifade edildi. Sekü’deki tepki yalnızca toplantı salonuyla sınırlı kalmadı. Köylüler, yaşam alanlarının taş ocakları ve maden sahaları arasında sıkıştığını savundu. En büyük kaygı başlıkları arasında içme ve kullanma suyu kaynaklarının kirlenmesi, doğanın zarar görmesi, üretim alanlarının etkilenmesi ve günlük hayatın güvenlik uygulamaları nedeniyle zorlaşması yer aldı. Toplantının ardından Nazım Elmas yazılı bir açıklama yaptı. Elmas, Sekü köyünü ziyaret ederek hemşehrilerinin maden gündemiyle ilgili endişelerini dinlediklerini, taleplerini aldıklarını ve yetkililerden temin ettikleri bilgileri vatandaşlarla paylaştıklarını söyledi. Elmas, toplantının iki aşamalı gerçekleştiğini, ilk bölümde yaklaşık 20 dakikalık bilgilendirme yapıldığını, namaz arasının ardından soru ve taleplerin dinlendiğini belirtti. Elmas, bölgede şu anda yürütülmek istenen işlemin “maden arama” faaliyeti olduğunu vurguladı. Maden çıkarma aşamasına ancak ÇED süreci tamamlanırsa geçilebileceğini kaydeden Elmas, mevzuata uymayan, insan ve çevre için risk oluşturan her işlemin karşısında olduklarını ifade etti. Elmas ayrıca Türkiye genelinde maden çıkarma ruhsatı başvurularının yalnızca küçük bir bölümünün izin alabildiğini dile getirdi. Milletvekili Elmas’ın paylaştığı bilgilere göre Sekü köylüleri toplantıda beş temel talebi öne çıkardı. Köyde yapılacak her çalışma öncesinde vatandaşın önceden bilgilendirilmesi istendi. Su kaynaklarının kirlenmesi ve kuruması ihtimaline karşı hiçbir tedbirden taviz verilmemesi talep edildi. Güvenlik uygulamalarının köylünün günlük yaşamını ve çalışma düzenini aksatmaması gerektiği vurgulandı. Maden sahalarındaki denetimlerin sürmesi ve çevre mevzuatına aykırı durumlarda daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısı yapıldı. Bölgedeki bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kamu kurumlarının düzenli ve doğru bilgilendirme yapması talep edildi. Elmas, toplantıya sonradan katılan bazı kişilerin konuşmaların tamamına hakim olmadan farklı yorum ve davranışlar sergilediğini savundu. Buna rağmen köylülerin soru, endişe ve taleplerini not aldıklarını belirten Elmas, vatandaşlarla irtibat halinde kalma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamasını, Sekü köyü sakinlerine ve köy muhtarına teşekkür ederek tamamladı. Sekü’de dün yaşananlar, bölgedeki maden tartışmasının teknik bir izin sürecini aşarak doğrudan sosyal ve siyasal bir gerilime dönüştüğünü gösterdi. Köylüler sahada daha güçlü güvence ve açık taahhüt istiyor. Elmas ise sürecin maden arama aşamasında olduğunu, taleplerin takip edileceğini ve vatandaşın yanında olduklarını savunuyor. Bölgedeki gerilim, bundan sonraki idari adımlar ve sahadaki uygulamalarla birlikte daha da yakından izlenecek.

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM Haber

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM

GİRESUN’DA ORTAK BİLDİRİ: DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM Giresun’da iş dünyası, esnaf ve üretici kesimini temsil eden kurumlar, madencilik faaliyetlerine karşı ortak basın bildirisi yayımladı. Metin, su kaynakları, orman varlığı, tarım alanları ve insan sağlığı için açık uyarı yaptı; kontrolsüz madenciliğe karşı ortak tutum ortaya koydu. GİRESUN – Giresun’da iş dünyası, esnaf ve üretici kesimini temsil eden kurumlar, “Doğamızı ve Suyumuzu Koruyalım” başlıklı ortak basın bildirisi yayımladı. Ortak açıklama, bölgede artan madencilik faaliyetlerinin doğal yaşam, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerindeki risklerine dikkat çekti. Ortak bildiride, Giresun ile Karadeniz Bölgesi’nin orman varlığı, su kaynakları ve tarımsal üretim gücüyle ülkenin en önemli doğal ve ekonomik değerleri arasında yer aldığı vurgulandı. Metin, son dönemde bölgede artan madencilik faaliyetlerinin, özellikle Giresun genelinde geniş alanları kapsayan ruhsatlandırmaların, doğal yaşamı, tarım alanlarını ve su kaynaklarını ciddi biçimde tehdit ettiğini ortaya koydu. ORTAK MESAJ: KONTROLSÜZ MADENCİLİĞE HAYIR Ortak görselde “DOĞAMIZI VE SUYUMUZU KORUYALIM” başlığı ile “KONTROLSÜZ MADENCİLİĞE HAYIR!” mesajı öne çıkarıldı. Görselde Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, Giresun Ticaret Borsası, Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile TZOB logosu yer aldı. Açıklama, madenciliğin ülke ekonomisine katkısını bütünüyle reddetmedi. Buna karşın, bu faaliyetlerin insan sağlığı, çevre ve bölgenin geleceği göz ardı edilerek yürütülmesine karşı net bir duruş aldı. DÖRT BAŞLIKTA RİSK UYARISI Bildiride, kontrolsüz ve yeterli denetimden uzak madencilik faaliyetlerinin doğurabileceği başlıca riskler tek tek sıralandı. Metne göre bu süreç, orman alanlarının azalmasına, yer altı ve içme suyu kaynaklarının zarar görmesine, tarım arazilerinin verimsizleşmesine ve heyelanla birlikte çevresel risklerin artmasına yol açabilecek nitelik taşıyor. Açıklamada ayrıca ağır metaller, toz ve olası kimyasal kullanımına bağlı kirliliğin uzun vadede hem insan sağlığını hem de bölge ekonomisinin temel dayanakları arasında yer alan tarım ve üretimi tehdit edeceği vurgulandı. ŞEFFAFLIK VE BAĞIMSIZ DENETİM VURGUSU Ortak metin, çevresel etkileri yeterince değerlendirilmemiş, şeffaflığı sağlanmamış ve bağımsız denetimden geçmemiş hiçbir madencilik faaliyetinin bölgede uygulanmasını doğru bulmadığını açık biçimde ilan etti. Bildiride, ekonomik kalkınma ile çevresel sürdürülebilirliğin birlikte yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Giresun iş dünyası, üreticileri ve esnafını temsil eden kurumlar, kalkınma hedefi ile doğanın korunmasını karşı karşıya getiren anlayışa karşı ortak tavır aldı. SU, FINDIK VE YAŞAM ALANLARI İÇİN ÇAĞRI Metin, yetkili kurumları doğal dengeyi bozmayan, su kaynaklarını güvence altına alan, fındık tarımı ve üretimini koruyan, bölge halkının sağlığını önceleyen politikaları hayata geçirmeye davet etti. Ortak açıklama, “Giresun’un doğası, tarımı ve yaşam alanları geri dönülemez risklerle karşı karşıyadır” uyarısıyla dikkat çekti. Bildiri, tüm paydaşlara duyarlılık ve ortak akılla hareket etme çağrısıyla sona erdi. ORTAK GÖRSELDE ÖNE ÇIKAN CÜMLELER Doğal dengeyi bozmayan, su kaynaklarını güvence altına alan, fındık tarımı ve üretimini koruyan, bölge halkının sağlığını önceliklendiren politikaların hayata geçirilmesi istendi. Giresun’un doğası, tarımı ve yaşam alanları için geri dönülmez risk uyarısı yapıldı. Tüm paydaşlara ortak akıl ve duyarlılık çağrısı yöneltildi. https://giresuntso.org.tr/dogamizi-ve-suyumuzu-koruyalim/

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI Haber

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI

DERELİ’DE MADEN TEPKİSİ: 14 NİSAN’DA ORTAK TOPLANTI ÇAĞRISI Dereli’de maden projelerine karşı ilçe genelinde ortak hareket kararı alındı. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, mahalle ve köy muhtarları ile sivil toplum kuruluşlarını 14 Nisan Salı günü yapılacak toplantıya davet etti. MAHALLE VE KÖYLERİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR İbrahim Türk, Dereli ilçe merkezine 3-4 kilometre mesafedeki sahaların iki mahalle ve dört köyü doğrudan etkilediğini açıkladı. Bahçeli ve Sütlüce mahalleleri ile Meşeliyatak, Eğriambar, Yeşiltepe ve Yıldız köylerini kapsayan toplam 7.742 dönümlük alanda maden tehdidinin gündemde olduğunu belirtti. Türk, ilçe genelinde muhtarlar ve dernek başkanlarıyla birlikte hareket ettiklerini vurguladı. “DERELİ SAHİPSİZ DEĞİL” Toplantının geniş katılımla yapılacağını belirten Türk, Dereli’de güçlü bir dayanışma hattı kurulduğunu söyledi. İlçedeki tüm temsilcilerin ortak bir duruş sergileyeceğini ifade etti. Türk, Dereli’de yapılacak buluşmanın yalnızca bir toplantı olmadığını, aynı zamanda bölge halkının kararlılığını ortaya koyacak bir adım olduğunu belirtti. YAŞAM ALANLARI İÇİN ORTAK HAREKET Toplantıda maden projelerine karşı izlenecek yol haritasının belirleneceği açıklandı. Tarım alanları, su kaynakları, hava kalitesi, akarsular ve yaylaların korunmasının temel öncelik olduğu vurgulandı. Dereli’de yaşayan vatandaşlara çağrı yapan Türk, doğa ve yaşam alanlarını koruma konusunda herkesin sürece dahil olması gerektiğini ifade etti. 14 NİSAN’DA KRİTİK BULUŞMA Dereli’deki toplantı 14 Nisan Salı günü gerçekleştirilecek. Muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar, maden faaliyetlerine karşı ortak karar almak için bir araya gelecek.

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL Haber

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL

GİRESUN KENT KONSEYİ’NDEN MADENCİLİK SÜRECİNDE ORTAK AKIL VE ÇEVRE ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, il genelinde gündemde olan madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, tarım alanları, fındık üretimi ve yaşam alanları üzerinde çok yönlü sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Kent Konseyi, sürecin çevre hakkı, üretim dengesi ve toplumsal katılım ekseninde yürütülmesini istedi. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, son dönemde kamuoyunun gündeminde yer alan madencilik faaliyetleriyle ilgili açıklamasında, çevre bilinci ve sürdürülebilirlik yaklaşımının bir kez daha hayati önem taşıdığını ortaya koydu. Kent Konseyi, konunun yalnızca belirli alanların kullanımıyla sınırlı olmadığını, su kaynaklarından toprağa, tarımsal üretimden yaşam alanlarına kadar geniş bir etki alanı taşıdığını belirtti. Kent Konseyi, Giresun’da yaşayan, geçimini bu coğrafyadan sağlayan ve geleceğini bu kentte kuran yurttaşlar adına, yaşanan gelişmelerin sağduyuyla ve çok boyutlu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, sahadan elde edilen verilerin, bu tür faaliyetlerin yalnızca belirli bölgeleri değil, su yolları, dere sistemleri ve üretim alanları üzerinden daha geniş bir coğrafyayı etkileyebilecek bir niteliğe sahip olduğunu gösterdiği vurgulandı. FINDIK ÜRETİMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ Açıklamada, Giresun’un en önemli ekonomik ve kültürel değerlerinden biri olan fındık üretiminin yalnızca tarımsal bir faaliyet olmadığı, aynı zamanda bölgenin yaşam biçimi ve temel geçim kaynağını oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle üretim alanlarıyla kesişen tüm süreçlerde daha dikkatli, hassas ve bütüncül bir yaklaşım izlenmesi gerektiği belirtildi. Kent Konseyi, doğada ortaya çıkan etkilerin kısa sürede ortadan kalkmadığını, geçmiş deneyimlerin ve güncel değerlendirmelerin toprakta, suda ve yaşamın tüm unsurlarında uzun vadeli sonuçlar oluşabildiğini açık biçimde gösterdiğini ifade etti. Bu çerçevede doğal varlıkların korunması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve yaşam alanlarının gözetilmesinin ortak sorumluluk olduğu vurgulandı. ÇEVRE HAKKI VURGUSU Açıklamada, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşamanın bir tercih değil temel bir hak olduğu da açık biçimde dile getirildi. Bu hakkın toplumun bütün kesimleri için eşit biçimde geçerli olduğu belirtilirken, çevresel karar ve uygulamalarda kamusal yararın esas alınması gerektiğine işaret edildi. İSTİŞARE VE KATILIM ÇAĞRISI Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, sürecin sağlıklı biçimde yürütülebilmesi için sivil toplum kuruluşlarının, yerel ve idari yöneticilerin, muhtarların ve vatandaşların katılımıyla daha güçlü istişare ortamları kurulmasını istedi. Kent Konseyi, ortak aklın devreye girdiği, toplumsal katılımın güçlendiği ve kamu yararının esas alındığı bir yönetim anlayışının Giresun açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Açıklamanın sonunda, doğayla uyumlu, üretimle dengeli ve insanı merkeze alan bir yaklaşımın mümkün olduğu vurgulandı. Giresun Kent Konseyi Başkanlığı, kentte daha sürdürülebilir bir geleceğin ancak ortak sorumluluk ve birlikte hareket etme iradesiyle kurulabileceğini bildirdi.

SEKÜ’DE MADEN GERİLİMİ: KÖYLÜLER MAKİNEYİ DURDURDU Haber

SEKÜ’DE MADEN GERİLİMİ: KÖYLÜLER MAKİNEYİ DURDURDU

SEKÜ’DE MADEN GERİLİMİ: KÖYLÜLER MAKİNEYİ DURDURDU Tirebolu’nun Sekü köyü ile Görele’nin Karlıbel hattında yürütülmek istenen maden arama projesi bugün yeniden gerilim yarattı. Köylüler, çevre derneği yöneticileri ve hukukçular, arama alanına gitmek isteyen sondaj makinesini durdurdu. Giresun İdare Mahkemesi aynı projedeki “ÇED Olumlu” kararının yürütmesini 24 Şubat’ta durdurmuştu. Dava 24 Nisan’da yeniden görülecek. Tirebolu’da bugün yaşanan müdahale, yalnızca bir iş makinesinin geri çevrilmesiyle sınırlı kalmadı. Sekü ve Karlıbel hattında maden arama faaliyeti yürütmek isteyen Alagöz Maden’in sondaj makinesi köylülerin, Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği yöneticilerinin ve davayı takip eden hukukçuların itirazı üzerine alandan çıkarıldı. Bölgede yeni bir sondaj girişimi, doğrudan mahkeme kararının sınırları üzerinden tartışmaya açıldı. Bu dosyanın merkezinde Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Sekü-Karlıbel hattında yarma ve sondaj yöntemiyle yürütmek istediği IV. Grup maden arama projesi yer alıyor. Projeye karşı bölge halkı, çevre dernekleri ve yurttaşlar dava açtı. CHP de geçen yıl 736 imzalı başvuruyla dosyaya itiraz etti. İtiraz dilekçelerinde su kaynakları, tarım alanları, heyelan ve taşkın riski ile ekolojik tahribat başlıkları öne çıktı. MAHKEME NE DEDİ? Giresun İdare Mahkemesi, 24 Şubat’ta verdiği ara kararda bu proje için tesis edilen “ÇED Olumlu” kararının yürütmesini durdurdu. Kararda, işlemin yetkisiz makam tarafından tesis edildiği ve uygulanması halinde telafisi güç zarar doğabileceği vurgulandı. Mahkeme, kararın dayanağındaki yetki sorununu açık hukuka aykırılık gerekçesi yaptı. NEDEN HÂLÂ SONDAJ GİRİŞİMİ OLUYOR? Sahadaki bugünkü gerilim tam da bu noktada büyüdü. Yürütmeyi durdurma kararı nihai hüküm değil; esas dava sürüyor. Buna rağmen davacı taraf, aynı proje alanında yeniden sondaj girişimi yapıldığını ve bunun mahkeme kararına aykırı olduğunu savunuyor. Davayı izleyen avukat Sevda Karataş Şahin, idareye başvuru ve suç duyurusu hazırlığı başlatacaklarını açıkladı. DAVA NASIL İLERLEYECEK? Dosyanın ilk duruşması 31 Mart’ta Giresun İdare Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Tirebolu-Görele hattındaki davayı 24 Nisan 2026 tarihine bıraktı. O gün verilecek yön, yalnızca bir idari işlemin değil, Sekü ve Karlıbel hattında maden aramasının devam edip etmeyeceğinin de ana belirleyicisi olacak. Sekü’de bugün durdurulan şey yalnızca bir makine değildi. Mahkeme kararına rağmen sahaya dönme iradesi ile köylülerin toprağını, suyunu ve yaşam alanını koruma direnci bir kez daha karşı karşıya geldi. Şimdi gözler 24 Nisan’da. Sahada halk dur dedi, son sözü yine mahkeme söyleyecek.

GİRESUN’DA İKİ MADEN DAVASINDA İLK DURUŞMA TAMAMLANDI Haber

GİRESUN’DA İKİ MADEN DAVASINDA İLK DURUŞMA TAMAMLANDI

GİRESUN’DA İKİ MADEN DAVASINDA İLK DURUŞMA TAMAMLANDI Bulancak ve Tirebolu-Görele hattındaki iki ayrı maden dosyasında ilk duruşmalar 31 Mart’ta görüldü. Tirebolu-Görele dosyasında dava 24 Nisan 2026’ya bırakıldı. Bulancak dosyasında ise yeni tarih netleşmedi. Giresun’da su kaynakları, tarım alanları ve yaşam alanlarını ilgilendiren iki kritik maden davasında ilk duruşmalar dün yapıldı. Giresun İdare Mahkemesi’nde görülen dosyalar, Bulancak’taki 4. Grup madencilik projesi ile Tirebolu-Görele hattındaki maden arama girişimini kapsıyor. Bulancak dosyasında, Tandır Köyü ile Kovanlık beldesi Ahurlu Mahallesi sınırlarında planlanan 4. Grup madencilik faaliyetinin iptali isteniyor. Tirebolu-Görele dosyasında ise Görele Karlıbel ile Tirebolu Sekü mevkilerindeki maden arama projesi yargılanıyor. Her iki dosyada da duruşma öncesinde yürütmeyi durdurma kararları verilmişti. Duruşmaların ardından çevre dernekleri ve yurttaşlar adliye önünde ortak açıklama yaptı. Açıklamada maden faaliyetlerinin ekolojik dengeyi bozacağı, suyu ve tarımı tehdit ettiği vurgulandı. Dernek temsilcileri, özellikle Görele Çömlekçi Vadisi çevresinde 158 bin ağacın risk altında olduğunu söyledi. Tirebolu-Görele dosyasında mahkemenin taraf beyanlarını aldıktan sonra davayı 24 Nisan 2026 tarihine ertelediği bilgisi arama sonuçlarında yer aldı. Bulancak dosyasında ise ilk duruşmanın yapıldığı teyit edildi, ancak yeni duruşma günü açık kaynaklarda net biçimde doğrulanmadı. 31 Mart’taki duruşmalar, Giresun’da madencilik projeleriyle doğa savunusu arasındaki gerilimi mahkeme salonuna taşıdı. Gözler şimdi hem Tirebolu-Görele dosyasındaki 24 Nisan oturumuna hem de Bulancak dosyasında verilecek ara karara çevrildi.

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Haber

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK

GİRESUN’DA 31 MART’TA İKİ KRİTİK MADEN DAVASI GÖRÜLECEK Giresun’da doğa, su kaynakları ve yaşam alanlarını ilgilendiren iki ayrı maden davası 31 Mart günü art arda görülecek. Bulancak’taki 4. Grup madencilik projesi ile Tirebolu-Görele hattındaki maden arama girişimi yargıya taşındı. Her iki dosyada da verilen yürütmeyi durdurma kararları, kentte çevresel tahribat tartışmasını yeni bir aşamaya taşıdı. Giresun’da maden faaliyetlerine karşı açılan iki ayrı dava aynı gün Giresun Adliyesi’nde görülecek. Duruşmalar, hem bölge halkının hem de çevre örgütlerinin dikkatini Bulancak, Tirebolu ve Görele hattına çevirdi. Su kaynakları, tarım alanları, yerleşim bölgeleri ve doğal yaşam üzerindeki riskler, iki dosyanın da merkezinde yer alıyor. İKİ DAVA, İKİ DOSYA Bulancak dosyası: 4. Grup maden projesi yargıda İlk dava, Bulancak ilçesine bağlı Tandır köyü ile Kovanlık beldesi Ahurlu Mahallesi sınırlarında planlanan 4. Grup madencilik faaliyetiyle ilgili açıldı. Davayı Bulancak Piraziz Çevre ve Doğa Derneği açtı. Dosyada, Akan Madencilik’in bölgede yürütmek istediği faaliyetin iptali isteniyor. Bu dosyanın ilk duruşması 31 Mart günü saat 10.00’da Giresun Adliyesi’nde yapılacak. Mahkemenin duruşma öncesinde yürütmeyi durdurma kararı vermesi, davanın ağırlığını artırdı. Dava dosyasında, planlanan madencilik faaliyetinin su kaynakları, tarım arazileri ve yerleşim alanları üzerinde ciddi risk oluşturduğu vurgulanıyor. Bölgedeki çevresel dengenin bozulacağı, yaşam alanlarının zarar göreceği ve doğa tahribatının büyüyeceği belirtiliyor. Tirebolu-Görele dosyası: maden arama projesine karşı iptal davası Aynı gün görülecek ikinci dava ise Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği tarafından açıldı. Bu dosya, Görele ilçesi Karlıbel mevkii ile Tirebolu ilçesi Sekü mevkiinde planlanan maden arama projesini kapsıyor. Bu davanın duruşması da 31 Mart günü saat 10.15’te Giresun Adliyesi’nde görülecek. Bu dosyada da yürütmeyi durdurma kararı verildi. Dava içeriğinde, maden arama faaliyetinin bölgenin doğal yapısına, su havzalarına ve yaşam alanlarına geri dönüşü olmayan zararlar verebileceği belirtiliyor. Dernek, projeye karşı çıkarken bölgedeki ekolojik dengenin bozulacağına ve vahşi madencilik anlayışının yeni bir tahribat yaratacağına dikkat çekiyor. ORTAK BAŞLIK: SU, TARIM VE YAŞAM ALANLARI İki dava farklı bölgeleri kapsasa da itiraz başlıkları aynı noktada birleşiyor. Her iki dosyada da su kaynaklarının kirlenmesi, tarım alanlarının zarar görmesi, doğal yapının bozulması ve yerleşim alanlarının baskı altına girmesi temel risk alanları olarak öne çıkıyor. 31 Mart’ta görülecek bu iki dava, yalnızca iki ayrı proje dosyası olarak değil, Giresun’da doğa ile madencilik arasındaki gerilimin yargıdaki en önemli başlıklarından biri olarak görülüyor. ORTAK RİSK BAŞLIKLARI Bulancak ile Tirebolu-Görele davalarında su kaynakları, tarım alanları, orman varlığı ve yaşam alanları üzerindeki tehdit öne çıkıyor. İtirazlar; sondaj, yol açımı ve kazı çalışmalarının su düzenini bozacağı, erozyonu artıracağı, toz, gürültü ve titreşimle bölge yaşamını olumsuz etkileyeceği noktasında birleşiyor. DERELİ DOSYASI NEDEN AYRI DEĞERLENDİRİLİYOR? Dereli dosyası, çinko-bakır projesi olması nedeniyle teknik olarak ayrı duruyor. Bu sahada yalnız genel çevre riski değil, madenin niteliğine bağlı özel teknik başlıklar da tartışılıyor. Bu yüzden Dereli’deki dosya, Bulancak ile Tirebolu-Görele’deki ortak risklerden ayrı bir başlık olarak ele alınıyor.

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ Haber

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ

GİRESUN’UN BAĞRINA DEV MADEN GENİŞLEMESİ Atık Barajı Büyüyor, Risk Haritası Kabarıyor Giresun’un Doğankent, Tirebolu ve Görele ilçelerine yayılan metal madenciliği sahasında planlanan kapasite artışı, yayımlanan Nihai ÇED Raporu ile resmiyet kazandı. Dosya; yeraltı maden ocaklarının, flotasyon (cevher zenginleştirme) tesisinin ve özellikle maden atık depolama tesisinin genişletileceğini ortaya koyuyor. Bu tablo, sıradan bir üretim artışından çok daha fazlasına işaret ediyor: Bölgenin su havzaları, orman varlığı ve kırsal yaşamı üzerinde uzun soluklu baskı yaratacak bir endüstriyel yoğunlaşma. ÇED dosyasında büyüyen sadece üretim değil; depolanacak atık hacmi de katlanıyor. TEHLİKELİ ATIK NİTELİĞİNDE DEV DEPOLAMA ALANI Rapor, flotasyon süreci sonrası oluşan atıkların depolanacağı tesisin kapasitesinin artırılacağını açıkça ortaya koyuyor. Bu atıklar mevzuat kapsamında özel işleme tabi ve potansiyel olarak tehlikeli kategoride değerlendiriliyor. İnce taneli, kimyasal işlem görmüş ve ağır metal içerebilen bu atıkların depolanacağı yapı, projenin çevresel risk merkezini oluşturuyor. Bu tür tesisler teknik olarak “atık depolama” olarak adlandırılsa da, içerikleri itibarıyla birer kimyasal risk barajı niteliği taşıyor. Asıl tehlike görünmeyen suda: Sızıntı ve asit üretimi ihtimali. ASİT KAYA DRENAJI: ZAMANLA BÜYÜYEN KİMYASAL TEHDİT ÇED raporunda da ayrı başlık altında yer alan asit kaya drenajı, sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu asit oluşması ve bu asidin ağır metalleri çözerek suya taşıması süreci olarak tanımlanıyor. Bu süreç başladığında: Yeraltı suları ağır metal yüküyle kirlenebiliyor Derelere asidik ve metal yüklü sular karışabiliyor Tarımsal sulama ve içme suyu kaynakları tehdit altına girebiliyor Bu riskin en çarpıcı yönü, maden işletmesi sürerken değil, yıllar sonra ortaya çıkabilmesi. ÇED dosyası bu ihtimali teknik olarak kabul ediyor; kontrol ve izleme sistemleri öngörüyor. Ancak bilimsel gerçek şu: Bu tür kimyasal süreçler durdurulamaz, ancak yönetilmeye çalışılır. Karadeniz’in yağışı, atık sahasının yükünü artırıyor. SU HAVZALARI VE DERELERLE İÇ İÇE BİR MADENCİLİK Rapor, proje alanının çok sayıda dere ve mikro havza ile ilişkili olduğunu, hidrolojik ve hidrojeolojik bağlantıların bulunduğunu ortaya koyuyor. Yüzey suları ve yeraltı suları için izleme sistemleri planlanmış olsa da, olası bir kirlenme senaryosunda etkinin sadece tesis sınırlarında kalmayacağı açık. Yüksek yağışlı Karadeniz coğrafyasında: Yüzey akışı artıyor İnce taneli atıklar taşınabiliyor Kirleticiler dere sistemlerine karışabiliyor Bu durum, bölgesel su kalitesi üzerinde zincirleme etki riski anlamına geliyor. Heyelan kuşağında atık barajı: Doğa ile mühendislik karşı karşıya. HEYELAN, TAŞKIN VE DEPREM GERÇEĞİ ÇED raporunda jeolojik yapı, heyelan riski, taşkın olasılığı ve depremsellik başlıkları detaylı şekilde ele alınmış. Bölgenin dik topoğrafyası, ayrışmış kayaç yapısı ve yoğun yağış rejimi, doğal afet hassasiyetini artırıyor. Bu koşullarda büyük hacimli bir atık depolama tesisinin güvenliği yalnızca projelendirme kalitesiyle değil, doğal sınırlarla da belirleniyor. Dünya örnekleri, benzer tesislerin en büyük kırılganlığı aşırı doğa olayları sırasında yaşadığını gösteriyor. Orman kaybı sadece ağaç değil, ekosistem zincirinin kopması demek. ORMAN, YABAN HAYATI VE TARIM ALANLARI ÇED dosyasında flora, fauna, orman alanları ve tarımsal faaliyetler ayrı başlıklarda incelenmiş durumda. Proje sahası ve çevresinde orman ekosistemlerinin bulunduğu, yaban hayatı habitatlarının etkileneceği ve tarım alanlarının dolaylı risk altında olabileceği belirtiliyor. Toz yayılımı, gürültü ve özellikle su kirliliği ihtimali: Fındık bahçeleri Sebze üretimi Hayvancılık faaliyetleri üzerinde uzun vadeli belirsizlik yaratıyor. Ağır metallerin toprak ve su yoluyla gıda zincirine girme riski, çevre meselesini doğrudan halk sağlığı boyutuna taşıyor. Ekonomik katkı geçici, çevresel yük kalıcı. İSTİHDAM VE GERÇEK MALİYET Rapor, projenin istihdam yaratacağını ve yerel ekonomiye katkı sağlayacağını belirtiyor. Ancak madencilik projelerinde sık görülen gerçeklik değişmiyor: Ekonomik hareketlilik işletme süresiyle sınırlı kalırken, çevresel yük uzun yıllar boyunca varlığını sürdürüyor. Maden kapandıktan sonra geride kalacak olan: Geniş bir atık depolama sahası Uzun süre izlenmesi gereken su sistemleri Doğal yapısı değişmiş bir arazi oluyor. Rehabilitasyon planları dosyada yer alsa da, ekosistemlerin eski haline dönmesi değil, yalnızca risklerin azaltılması mümkün. GİRESUN İÇİN STRATEJİK BİR ÇEVRE KARARI Bu kapasite artışı dosyası, hukuken bir ÇED süreci belgesi olabilir. Ancak pratikte, Giresun’un su kaynakları, orman varlığı ve kırsal yaşamı üzerinde onlarca yıl etkisi sürebilecek bir sanayi genişlemesinin resmi kaydı niteliğini taşıyor. Büyüyen maden sahasıyla birlikte büyüyen şey yalnızca üretim değil; kimyasal risk, jeoteknik hassasiyet ve ekolojik baskı da aynı oranda artıyor. Bu tablo, madenciliğin teknik sınırlarını aşan, doğrudan kamu yararı ve çevresel gelecek tartışmasının merkezine oturan bir süreç olarak değerlendirlmelidir.

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Haber

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI

ESPİYE’DE ÇÖP TESİSİ ALARMI Kızıldere–Neel mevkiinde yapılması planlanan katı atık bertaraf tesisi Espiye’de tepkilere yol açtı. Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, tesisin su kaynakları, tarım alanları ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını belirterek eylem kararı aldı. Espiye ilçesi Kızıldere–Neel mevkiinde (Yırtaklı Bükü) yapılması gündeme gelen katı atık bertaraf tesisi, ilçe genelinde çevre ve yaşam hakkı tartışmasını beraberinde getirdi. Espiye Kent Konseyi ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu, tesisin planlandığı alanın doğal ve tarımsal özellikleri nedeniyle kalıcı çevresel sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Proje, Giresun Katı-Sıvı Atık ve İçme Suları Birliği gündemine taşınırken, nihai kararın Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci sonunda verileceği ifade ediliyor. Ancak yerel aktörler, sürecin yalnızca teknik bir prosedür olarak ele alınmasının yeterli olmayacağını savunuyor. BİLİMSEL VERİLER NEYE İŞARET EDİYOR? Uzman çalışmaları ve bilimsel literatüre göre katı atık bertaraf tesislerinin başlıca risk alanları şöyle özetleniyor: Sızıntı suları (leachate): Atıklardan süzülen kirli suların yeterli önlem alınmadığı durumlarda yeraltı ve yüzey sularına karışarak içme suyu kaynaklarını tehdit edebildiği belirtiliyor. Hava ve koku kirliliği: Organik atıkların ayrışması sırasında oluşan gazların yerleşim alanlarına taşınarak yaşam kalitesini düşürebileceği vurgulanıyor. Tarım ve ekosistem etkisi: Su ve toprak kirliliği riskinin tarımsal üretim ve hayvancılık üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratabileceği ifade ediliyor. Ulaşım ve gürültü: Günlük kamyon trafiğinin, özellikle dar vadi yollarında çevresel baskıyı ve güvenlik risklerini artırdığına dikkat çekiliyor. Bilimsel çalışmalarda, bu tür tesislerin dere yataklarına ve tarım alanlarına yakın bölgelerde planlanmasının riskleri daha da büyüttüğü belirtiliyor. Kent Konseyi ve STK’lar, Kızıldere–Neel hattının su varlığı ve tarımsal karakteri nedeniyle özel olarak korunması gereken bir alan olduğunu vurguluyor. Yapılan açıklamalarda, “Bu tesis yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini etkileyecek. ÇED raporu, kağıt üzerinde değil, bilimsel ve tarafsız biçimde hazırlanmalıdır” ifadelerine yer verildi. Vatandaşların en büyük kaygısı ise olası bir sızıntı ya da kirlilik durumunda Gelevera Havzası’nın zarar görmesi ve bunun telafisinin mümkün olmaması. Bölge halkı, geçmişte farklı ilçelerde yaşanan benzer tesis deneyimlerini hatırlatarak denetim ve şeffaflık çağrısı yaptı. Çevre mevzuatına göre katı atık bertaraf tesisleri; kapasite, yer seçimi, sızıntı suyu yönetimi, gaz kontrolü ve çevresel etkiler açısından ayrıntılı biçimde incelenmek zorunda. ÇED raporu olmadan tesisin kurulması mümkün değil. Önümüzdeki günlerde yapılması beklenen Halkın Katılımı Toplantısı, projenin geleceği açısından kritik görülüyor. Espiye Kent Konseyi ve sivil toplum kuruluşları, bu toplantıda bilimsel veriler ışığında görüş ve itirazlarını kamuoyuna ve yetkililere sunacaklarını açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.