Hava Durumu

#Tarım

giresunsonhaber - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TÜRKİYE KAYYUM DÜZENİYLE YÖNETİLEMEZ” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, haftalık değerlendirmesinde ekonomi, hukuk, tarım ve devlet yönetimi üzerinden iktidara sert eleştiriler yöneltti. Taşgöz, Türkiye’nin yalnızca ekonomik krizle değil, hukuk ve yönetim kriziyle de karşı karşıya olduğunu belirterek, “Hukukun olmadığı yerde ekonomi olmaz. Türkiye kayyum düzeniyle yönetilemez” dedi. “DEVLET CİDDİYETİ AŞINDIRILIYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, hukuk tartışmaları ve devlet kurumlarında yaşanan güven kaybına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşgöz, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, devlet kurumlarının da yönetim anlayışı nedeniyle zayıflatıldığını savundu. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun yalnızca enflasyonla açıklanamayacağını belirten Taşgöz, “Bugün vatandaşın cebindeki para erirken, devletin temel kurumları da aşındırılıyor. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca enflasyon değildir; asıl sorun devlet ciddiyetinin kaybolmasıdır” ifadelerini kullandı. “ANADOLU ÜRETEMEZ HALE GETİRİLDİ” Tarım politikalarını da eleştiren Taşgöz, çiftçinin son yılların en ağır ekonomik baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi. Köylerin boşaldığını, üreticinin toprağından koptuğunu ve Türkiye’nin birçok temel üründe dışa bağımlı hale geldiğini belirten Taşgöz, tarımdaki gerilemenin yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik boyutu da taşıdığını ifade etti. Taşgöz, “Anadolu boşalıyor. Köyler boşalıyor. Üretici toprağından kopuyor. Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye bugün birçok temel üründe dışa bağımlı hale getirildi. Çiftçi üretmek istiyor ama kazanamıyor. Kazanamayan üretici toprağını terk ediyor. Bu yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik sorunudur” dedi. “TARIMDAKİ ÇÖKÜŞ SOFRAYA ZAM OLARAK YANSIYOR” İnan Taşgöz, tarımda yaşanan üretim kaybının doğrudan pazar ve market fiyatlarına yansıdığını söyledi. Üreticinin maliyetler altında ezildiğini, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, yanlış tarım politikalarının hem üreticiyi hem de vatandaşı aynı anda mağdur ettiğini dile getirdi. Taşgöz, üretim ekonomisinin güçlendirilmediği bir ülkede hayat pahalılığıyla kalıcı mücadele edilemeyeceğini vurguladı. “HUKUKUN OLMADIĞI YERDE EKONOMİ OLMAZ” Taşgöz, açıklamasında hukuk sistemine ilişkin eleştirilerine de geniş yer verdi. Yatırım, kalkınma ve ekonomik güvenin temel şartının hukuk devleti olduğunu belirten Taşgöz, mülkiyet hakkı, bağımsız yargı ve öngörülebilir yönetim anlayışı olmadan ekonomik istikrar sağlanamayacağını söyledi. Taşgöz, “Hukukun üstünlüğü zedelenirse ekonomi de çöker. İnsanlar yarın neyle karşılaşacağını bilmiyorsa yatırım yapmaz. Mülkiyet hakkının tartışıldığı, şirketlere kayyum atamanın sıradanlaştığı bir ülkede güven ortamı oluşmaz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE GÜÇLÜ KURUMLARA VE BAĞIMSIZ YARGIYA İHTİYAÇ DUYUYOR” İYİ Parti Giresun İl Başkanı Taşgöz, Türkiye’nin yeniden güçlü kurumlara, bağımsız yargıya ve liyakat esaslı devlet yönetimine dönmesi gerektiğini belirtti. Kayyum uygulamaları üzerinden iktidarı eleştiren Taşgöz, devlet yönetiminde keyfiliğin değil, hukuk ve kurumsal aklın esas alınması gerektiğini söyledi. Taşgöz, hukuk güvenliğinin zedelendiği bir ortamda hem vatandaşın hem yatırımcının geleceğe güvenle bakamayacağını ifade etti. “MİLLET GEÇİM DERDİNDE, İKTİDAR GÜNDEM DEĞİŞTİRİYOR” Taşgöz, iktidarın toplumun gerçek sorunlarından uzaklaştığını savundu. Emeklinin ay sonunu getiremediğini, gençlerin gelecek planlarını yurt dışında kurduğunu, esnafın kepenk kapatma noktasına geldiğini belirten Taşgöz, iktidarın çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti izlediğini söyledi. Taşgöz, “Vatandaş geçim derdinde. Emekli ay sonunu getiremiyor. Gençler gelecek planlarını başka ülkelerde kuruyor. Esnaf kepenk kapatıyor. Buna rağmen iktidar milletin sorunlarına çözüm üretmek yerine gündem değiştirme siyaseti yürütüyor” dedi. “CUMHURİYETİN AYARLARINA DÖNÜLMELİ” Açıklamasının sonunda Cumhuriyet’in temel ilkelerine dönüş çağrısı yapan Taşgöz, Türkiye’nin çıkış yolunun hukuk, liyakat ve üretim ekonomisinden geçtiğini belirtti. Taşgöz, ülkenin yeni krizlere değil, yeni bir milli kalkınma hamlesine ihtiyaç duyduğunu ifade etti. “Türkiye’nin ihtiyacı saray siyaseti değil devlet ciddiyetidir. Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil milli birliktir” diyen Taşgöz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında hukuku, üretimi ve liyakati esas alan bir devlet düzeninin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “MİLLETİN İRADESİ YENİDEN DEVLET YÖNETİMİNDE HÂKİM OLMALI” İnan Taşgöz, Türk milletinin tarih boyunca büyük zorlukları aşmayı başardığını belirterek, yönetimde millet iradesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Taşgöz, sözlerini “Türk milleti tarih boyunca her zorluğu aşmıştır. Yeter ki milletin iradesi yeniden devlet yönetiminde hâkim olsun” ifadeleriyle tamamladı.

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Haber

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR

ŞİLİ'DE DÜNYANIN EN GÜNEY FINDIK İŞLEME TESİSİ AÇILDI Dünyanın güney Avrupa'da fındığı işleme tesisi Şili'nin Osorno'da açıldı. OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinden gelen fındığı işleyecek. Kurutma, kırılma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık aynı merkezde yapılıyor. Şili'nin Los Lagos Bölgesi'ne bağlı Osorno Avrupa'nın fındığı için dünyanın en güneydeki işleme tesisini faaliyete soktu Nefuen ve Grupo Hijuelas tarafından kurulan tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen fındığı kurutma, kalibre etme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlama süreçlerinden gerçekleştirilecek. GÜNEY ŞİLİ FINDIKTA SANAYİ HAMLESİ YAPTI Şili, Avrupa fınladığında üretimden işleme ve ihracata uzanan zinciri güçlendiren yeni bir yatırımı devreye aldı. Los Lagos Bölgesi'nin Osorno'da konuşabilen Las Quemas sektöründe faaliyet gösteren tesisi, Avrupa'nın fındığı alanda dünyanın en güneyindeki işleme sıcaklığı olarak kayıtlara geçti. Tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın yatırımıyla faaliyete geçti. Açılışa ulusal ve yerel yönetimler, tarım sektörü temsilcileri, kuru meyve endüstrisinin aktörleri ve üretici çevreleri katıldı. Yeni tesis, Şili'nin Avrupa fındığında yalnızca üretici ülke değil; işleyen, sınıflandıran, katma değer oluşturan ve ihracata hazırlayan ülke olma hedefini güçlendirdi. FINDIK TEK MERKEZDE İŞLENECEK Osorno'daki tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen Avrupa fındığını işleyecek. Ürünler kabul edilecek, temizlenecek, yıkanacak, kurutulacak, kabuklu fındık serilenecek, ardından kırma ve kabuktan ayırma aşamalarından geçirilecek. Son aşamada iç fındık seçilecek, yeniden sınıflandırılacak ve yüksek standart isteyen sanayi pazarlarına ihracat için hazırlanacak. Tesis; alma, yıkama, kurutma, iklimlendirme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini aynı hatta topluyor. KABUKLU FINDIKTAN KATMA DEĞERLİ İHRACATA GEÇİŞ Avrupa fındığında uluslararası pazarın talebi, ürün yalnızca kabuklu şekilde kapsamıyla sınırlı değildir. Sanayi alıcıları, özellikle çikolata, makarna, ezme, yağ, un, aroma ve seçeneklerin üretimi için iç fındıkta Kalibre, kalite, görünüm, sertifikasyon ve düzenli tedarik istiyor. Bu nedenle Osorno'daki yeni tesis, Şili'nin fındığının pazara daha profesyonel hazırlanmasını sağlayacak. Ürün artık bölgede işlenerek daha yüksek katma değerle ihracat zincirine giriyor. Tesisin temel hedefi, Güney Şili'de üretilen fındığı ham ürün sağlamakta olup sanayi pazarının kalitesini ihracata hazır ürüne dönüştürmektir. ŞİLİ 2035 HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Grupo Hijuelas Başkanı Gaspar Goycoolea, Los Lagos Bölgesi'nde 12. yılda başarının elde edildiğini vurguladı. Goycoolea, Şili'nin bugün Güney Yarımküre'nin en büyük Avrupa fındığı büyüme gösterdiğini ve mevcut büyüme temposunun korunması halinde ülkede 2035'e doğru dünya hedefiyle güçlenebileceğini belirtti. Bu hedef, yalnızca dikim depolama, genetik, üretim, işleme, sertifikasyon, ticaret ve ihracat zincirinin aynı stratejisi içinde geliştirilebilir. Osorno'daki tesis, Şili'nin fındıkta küresel oyuncu olma hedefinin üretim ayağını sanayi ve nakliye hizmetleriyle birleştiren kritik yatırımlardan biri oldu. GRUPO HIJUELAS VE NEFUEN İŞLEME ZİNCİRİNE GİRDİ Tesis, Grupo Hijuelas ve Nefuen için yeni bir ticari aşamayı başlattı. Grup, daha önce doğrudan yer almadığı işleme ve pazarlama alanına bu yatırımla girdi. Nefuen ve Grupo Hijuelas, üretim zincirinde işleme ve pazarlama aşamasına daha güçlü bir biçimde girdi. Grupo Hijuelas CEO'su Juan Ignacio Goycoolea Sone, finansal şirket açısından özel bir anlam taşıdığını, çünkü grup ve Nefuen'in tedarik zincirinde daha önce doğrudan tamamlanmadan bir aşamaya geçtiğini belirtti. Bu adım, Avrupa fındığında üretimden nihai pazara kadar daha fazla değerde Şili'de kalmasını sağlayacak bir modelin parçası olarak öne çıktı. TEKNOLOJİ ŞİLİ, ALMANYA, HOLLANDA VE ABD BİLGİSİYLE KURULDU Yeni durumdaki durumda Şili, Almanya, Hollanda ve ABD'den gelen bilgi ile teknoloji rekoru kırdı. Açıklanan bilgilere göre tesis, Avrupa fındığında pazarın standardı, sunum, kalite ve sertifikasyon koşulları cevap verecek şekilde tasarlandı. Tesisin profesyonel hale getirip genişletilebilecek alanları olacak: Ürün kabul ve temizlik süreci daha kontrollü yürütülecek. Kurutma ve nem yönetimi daha standart hale gelecek. Kabuklu ayarı daha hassas şekilde yapılır. Kırma ve kabuktan ayırma işlemi daha hızlı ve verimli ilerleyecek. İç nakit seçimi, sonuçları ve ihracat hazırlığı sanayi alıcılarının beklentilerine göre yapılacak. Sertifikasyon, ambalaj, dağıtım ve ihracat pazarlarının taleplerine daha uygun hale gelecek. KAPASİTEDE BÜYÜK SIÇRAMA Tesisin yıllık olarak saklanması ile ilgili kamuya açık kaynaklarda net tonaj açıklanmadı. Ancak Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın verilerinin karşılaştırmalı bilgileri, kapasitedeki sıçramayı ortaya koydu. Şili, Avrupa fındığında 2035'e doğru dünya odaklı hedefini teknoloji, işleme ve ihracat yapmakla birlikte başardı. Nefuen ve Grupo Hijuelas Direktörü Jorge Mohr, 2018'de şirketin ilk ihracatında 8 tonluk fındığın küçük bir makineyle yaklaşık bir bucuk ayda işlendiğini, yeni sıcaklıkta aynı miktarın tek vardiyada işleyebileceği aşamaya geldiğini açıkladı. Açıklanan bu veri, yalnızca yeni bir bina değildir; işleme hızı, verimlilik ve çalışma görünümü Güney Şili fındık bölümü için ciddi bir kapasite artışının geldiğini gösteriyor. NEFUEN'İN KÖKLERİ 2002'YE UZANIYOR Nefuen'in Avrupa'nın fındığı geçmişi 2002 yılına kadar uzanıyor. Mohr ailesi, o yıl bölgedeki ilk bahçeleri kurdu. Daha sonra uluslararası olarak birleşerek ABD'deki Oregon State Üniversitesi ile bağlantılı genetik çalışmalar ve Amerikan serisinin bölgeye uyarlanması üretimdeki gelişmelerde etkili oldu. Şirket, 2018'de Osorno'dan ilk ihracatını gerçekleştirdi. Bölgedeki Avrupa'nın fındığı üretim ve ihracat, sonraki yıllarda hızla büyüdü. TESİS KİME AİT? Kamuya açık kaynaklarda tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas ortaklığıyla hayata geçirilen bir yatırım olarak yer alıyor. Nefuen Trading Chile SpA'nın Avrupa'da işlenip ihraç edilmeyen şirket olduğu; Mohr ve Goycolea ailelerinin girişimiyle belirtiliyor. Nefuen ve Group'un yeni üretim, kurutma, kalibrasyon, çıkarma ve çeşit seçimi seçenekleri içeriyor ve Güney Şili'deki bu endüstrinin gelişmeleri güçleniyor. Grupo Hijuelas ise bitki üretimi, genetik, yönetim teknoloji ve üretim zinciri faaliyet faaliyetlerini bu yatırımla işleme ve pazarlama aşamasına taşıdı. GÜNEY ŞİLİ'DE FINDIK İÇİN YENİ MERKEZ Osorno'daki tesis, Güney Şili'nin fındık üreticisi bir alanla sınırlı kalmayacağını gösterdi. Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde büyüyen üretim, artık daha güçlü bir birleştirmeyle desteklenecek. Bu yatırım, Şili'nin fındığını dünya pazarında daha güçlü konumlandırırken, Türkiye ve özellikle Giresun açısından da dikkatle yetiştirilmesi gereken bir gelişme ortaya koyuyor. Küresel fiyat rekabeti artık yalnızca üretim miktarıyla değil; işleme kapasitesi, kalite standardı, sertifikasyon, katma değeri, marka gücü ve pazara hazır ürün sunabilme yeteneğiyle şekilleniyor. Şili'nin Osorno hamlesi, fındıkta yeni rekabet döneminin üretimden çok daha geniş bir sanayi ve ihracat stratejisiyle yürüdüğünü gösterdi. Kaynak: https://redagricola.com/inauguran-la-planta-de-procesamiento-de-avellano-mas-austral-del-mundo/?fbclid=IwY2xjawSRak9leHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeW6uCD6Gx0A6akt7luZc953-5GaDhVdvWm8cVjRmX9R9Ldngx6Km_XJr2VZY_aem_edsrzCIlhRxx1ErRoArXRQ

ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÜYÜYOR Haber

ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÜYÜYOR

ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ BÜYÜYOR Ordu’da “alım garantisi” ile ivme kazanan Kaz Yetiştiriciliği Projesi büyümeye devam ederken, Büyükşehir Belediyesinin kuluçkahanesinden temin ettikleri civcivlerle üretime başlayan yetiştiricilerin memnuniyeti artıyor. ORDU (İGFA) - Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in 2019 yılındaki göreve gelişiyle hayata geçirilen tarım ve hayvancılık hamleleri, şehre yeni bir dinamizm kattı. Çok sayıda projenin uygulandığı Ordu'da, farklı alanlardaki üretim faaliyetleri sayesinde yerel ekonomiye yeni kazanç kapıları açıldı. ORDU’DA KAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ YAYGINLAŞIYOR Geliştirilen projeler arasında yoğun ilgi gören Kaz Yetiştiriciliği, zamanla büyük bir gelişim gösterdi. Büyükşehir Belediyesinin sunduğu ‘alım garantisi’ imkanı, üreticilerin bu alana yönelmesindeki güveni pekiştirdi. Kaz etinin restoran menülerinde yer bulmaya başladığı Ordu’da, üretilen kazlar için Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından Kanatlı Kesimhanesi hizmete alınırken, tesis üreticilere ücretsiz olarak hizmet sunmaya başladı. CİVCİVLER BÜYÜKŞEHİRDEN Sektörü daha da ileriye taşımak isteyen Ordu Büyükşehir Belediyesi, yetiştiricilerin en büyük sıkıntısı olan civciv tedariki sorununu çözmek amacıyla Damızlık Kaz Üretimi ve Kuluçkahanesi'ni kurdu. Burada üretilen civcivler, üreticilerin önündeki engelleri kaldırarak yetiştiriciliğin yaygınlaşmasına katkı sağladı. 20 KAZ İLE BAŞLADI KAZLARI 11 KAT ARTTI Belediyenin sağladığı alım garantisi ve civciv üretim desteğiyle birçok vatandaş kaz yetiştiriciliğine adım attı. Bu desteklerden yararlananlardan biri de Perşembe Efirli’de ikamet eden 40 yaşındaki Adem Kütük oldu. Büyükşehir Belediyesinden aldığı 20 kazla bu işe giren Kütük, kısa sürede hayvan sayısı 220'ye çıkardı. ÜRETİCİ ADEM KÜTÜK: “BÜYÜKŞEHİRİN ALIM GARANTİSİ EN ÖNEMLİ GÜVENCİMİZ OLDU” Üretime giriş sürecini anlatan Kütük, Büyükşehir Belediyesinin alım garantisinin kendisi için en belirleyici etken olduğunu ifade etti. Kazlarla yakından ilgilendiğini ve kuluçka sürecinde yüzde 80’in üzerinde verim aldıklarını belirten Kütük, şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl Ordu Büyükşehir Belediyesinden 20 kaz temin ederek başladık. Bizi teşvik eden temel unsur Belediyenin alım garantisi verdi oldu. Kazlarımız ocak ayı itibarıyla yumurtlamaya başladı. 20 kazdan toplam 460 yumurta elde ettik. Bu yumurtaların 410 tanesini Büyükşehir Belediyesinin kuluçkahanesine teslim ettik. Şu ana kadar 220 civcivimiz çıktı ve süreç devam ediyor. Genel olarak kuluçkadan yüzde 65 oranında sonuç alınırken, bizde bu oran yüzde 80’in üzerine çıktı. Belediyenin garantisinin yanı sıra çevreden gelen siparişler de arttı. Kars kazı gibi biz de Ordu kazını üretmeye başladık. İşletmemizi daha da büyütmek için veteriner hekimlerle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Doğru yapıldığında fındığın yanına ek ve önemli bir gelir kaynağı oluşturulabildiğini gördük. Tüm destekleri için Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Haber

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Şili’de Avrupa fındığı üreticilerini, danışmanları, araştırmacıları, ihracatçıları ve tarım teknolojisi firmalarını buluşturan PlanetNuts Day de Avellanos için yeni toplantı takvimi açılıyor. Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak buluşmada rezervasyon süreci 13 Ağustos’ta başlayacak; konuşmacı ve katılımcı listesi ayrıca açıklanacak. ŞİLİ’DE FINDIK SEKTÖRÜNÜN TEKNİK BULUŞMASI PlanetNuts, Avrupa fındığı üreticilerine yönelik yeni PlanetNuts Day de Avellanos buluşması için hazırlık başlattı. Etkinliğin adresi Casa Laura, Los Ángeles olacak. Rezervasyonlar 13 Ağustos’tan itibaren alınacak. Toplantı; üreticiler, teknik danışmanlar, araştırmacılar, tarım işletmeleri, tedarikçiler ve sektör temsilcileri için bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı, yeni bağlantılar ve sektörel değerlendirme zemini oluşturacak. PlanetNuts, Şili’de badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı alanlarında üretici, çiftçi ve tarım işletmelerine güncel, teknik ve iş birliğine dayalı içerik ulaştıran bir platform olarak çalışıyor. Platformun güncel akışında yeni fındık üreticileri buluşması da öne çıkarıldı. BU YILKİ TOPLANTIDA PROGRAM HENÜZ NETLEŞMEDİ Yeni toplantının kesin tarihi, saat akışı, konuşmacı listesi, teknik oturum başlıkları ve stant katılımcıları henüz açıklanmadı. Şu aşamada netleşen bilgiler etkinliğin Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacağı, rezervasyonların 13 Ağustos’ta başlayacağı ve toplantının Avrupa fındığı üreticilerine yönelik özel bir sektör günü olarak kurgulandığı yönünde. Geçmiş PlanetNuts toplantıları, bu yılki buluşmanın yalnızca tanıtım amaçlı bir etkinlik olmayacağını gösteriyor. Önceki yıllarda programlar; verim, bitki besleme, hormon yönetimi, hasat başarısı, hastalıklarla mücadele, sürdürülebilir üretim, teknoloji kullanımı ve küresel pazar başlıklarında yoğunlaştı. Bu nedenle yeni toplantının da üretim tekniği, pazar fırsatları, iklim baskısı, sürdürülebilirlik ve sektör içi iş birliği ekseninde şekillenmesi güçlü bir ihtimal taşıyor. 2025’TE ANA GÜNDEM KÜRESEL PAZAR VE VERİM OLDU PlanetNuts Day de Avellanos’un 2025 buluşması 5 Haziran 2025’te Casa Laura, Los Ángeles’te yapıldı. Etkinlik, üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri ve Avrupa fındığı üretimiyle bağlantılı profesyonelleri aynı çatı altında topladı. 2025 programının ana başlığı “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” oldu. Bu toplantıda José Pablo Correa, fındıkta hormon yönetimi ve stratejilerini; Gabriel Aguilar, hasat başarısını olumlu etkileyen faktörleri ve bu sonucu korumaya dönük uygulamaları; Antonio Gaete ise yüksek verim için gerekli besin maddelerinin yerine konulmasını anlattı. Programın teknik masa bölümünde Nicolás Manterola ve Ernesto Moya da yer aldı. 2025 toplantısı, PlanetNuts’un fındık gününü klasik bir seminerin ötesine taşıdı. Teknik sunumların yanında tedarikçi firmalar, teknoloji sağlayıcıları, tarım girdisi şirketleri ve araştırma kuruluşları için etkileşim alanı açıldı. Centro Fruticultura Sur da etkinliğe stantla katıldı; kurum temsilcileri Avrupa fındığı üzerine yürütülen araştırma hatlarını üreticilere aktardı. 2024’TE TOPRAK SAĞLIĞI, MİKORİZA VE HASTALIKLAR ÖNE ÇIKTI PlanetNuts Day de Avellanos’un 2024 toplantısı 23 Mayıs 2024’te Los Ángeles’teki La Casona’da düzenlendi. O yılın ana teması “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” oldu. Programda Antonio Blas Gaete Covarrubias, Nicolás Manterola Swett, Daina Grinbergs ve Paula Aguilera konuşmacı olarak yer aldı. 2024 buluşması, Avrupa fındığı üretiminde teknik altyapıya odaklandı. Toprak biyolojisi, sürdürülebilirlik, mikoriza uygulamaları, kış dinlenme dönemi yönetimi, in vitro teknoloji ve fındıkta odun hastalıkları toplantının ana başlıkları arasında yer aldı. Program, üreticilerin günlük saha yönetiminde kullanabileceği teknik bilgiye yoğunlaştı. Bu çizgi, PlanetNuts’un fındık günlerinde üreticiye doğrudan uygulanabilir bilgi sunmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. 2024’te daha çok üretim tekniği ve hastalık yönetimi; 2025’te ise pazar fırsatları, verim, besleme ve hasat başarısı öne çıktı. Yeni toplantının bu iki hattı birleştiren daha geniş bir içerikle hazırlanması bekleniyor. Yıl Yer Ana tema Öne çıkan içerik 2024 Los Ángeles, Biobío / La Casona “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” Toprak biyolojisi, mikoriza, sürdürülebilirlik, kış dönemi yönetimi, in vitro teknoloji, odun hastalıkları 2025 Casa Laura, Los Ángeles, Biobío “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” Hormon yönetimi, hasat başarısını etkileyen faktörler, yüksek verim için besleme, teknik masa, tedarikçi ve araştırma stantları 2026 sektör gündemi Talca / Maule 4. Día Nacional del Avellano Europeo İklim değişikliği, dünya pazarı, Türkiye deneyimi, sürdürülebilirlik, çeşit, hastalık yönetimi, ticaret ve teknolojik yenilikler ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKTI PlanetNuts’un yeni fındık buluşması, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin hızla büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Şili, 2025’te 100 bin tonu aşan hasatla İtalya’yı geride bırakarak Türkiye’nin ardından dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna yükseldi. Ülkede fındık dikim alanı son beş yılda 25 bin hektardan fazla arttı; üretimdeki büyüme ihracat rakamlarına da yansıdı. Ferrero’nun Şili’deki yatırımları da sektörün ağırlığını artırıyor. Şirket, Şili’de Avrupa fındığı operasyonunu genişletmek için 94 milyon dolarlık yatırım açıkladı. Yatırım; sanayi kapasitesi, lojistik altyapı ve La Araucanía bölgesinde yeni işleme kapasitesi üzerinden Şili’nin küresel fındık tedarik zincirindeki rolünü güçlendiriyor. AgriChile’nin 2025 yıllık üretici toplantısına 700’den fazla üretici katıldı. Linares ve Temuco’daki buluşmalarda sezon değerlendirmesi, dünya arz-talep görünümü, kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve rejeneratif tarım başlıkları işlendi. Bu tablo, Şili’de Avrupa fındığının artık dar bir üretici grubunun konusu olmaktan çıkıp geniş bir tarımsal dönüşüm alanına dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE DENEYİMİ ŞİLİ İÇİN REFERANS BAŞLIK OLDU Şili fındık sektöründe Türkiye deneyimi giderek daha görünür hale geliyor. Mart 2026’da Talca’da düzenlenen 4. Día Nacional del Avellano Europeo toplantısı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanları bir araya getirdi. Programda iklim değişikliği, ticaret, sürdürülebilirlik, hastalık yönetimi, teknoloji ve uluslararası pazar başlıkları işlendi. Bu toplantıda Şemsettin Kulaç, Türkiye’de anaç araştırmaları ve kullanımını; Muzaffer Taviloglu, Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyelini değerlendirdi. Programda Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr Fuchslocher, Umut Küçük ve Hamza Bölük gibi isimler de yer aldı. Türkiye başlığı, Şili açısından yalnızca teknik bir karşılaştırma değil; küresel pazarın yönünü anlamak için de kritik önem taşıyor. Türkiye’nin üretim tecrübesi, Şili’nin büyüyen fındık alanları, yeni yatırımlar ve tedarik zinciri hedefleriyle birlikte değerlendiriliyor. KATILIMCI PROFİLİ GENİŞLEYECEK Bu yılki toplantının konuşmacı listesi açıklanmadığı için isim yazmak doğru olmaz. Ancak önceki PlanetNuts fındık günleri, katılımcı profilini net biçimde ortaya koyuyor. Etkinliklerde üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri, akademisyenler, araştırmacılar, tarım teknolojisi firmaları, agroinsan sağlayıcıları, işleme ve hizmet şirketleri ile tarım işletmeleri yer aldı. Yeni buluşma, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin geldiği aşamada kritik bir platform işlevi görecek. Üretici tarafı verim, kalite, iklim, hastalık ve maliyet baskılarını masaya taşıyacak. Uzmanlar ve şirketler ise besleme, sulama, mekanizasyon, bitki sağlığı, işleme teknolojisi, pazarlama ve sürdürülebilirlik alanlarında çözüm önerilerini paylaşacak. SEKTÖRÜN ANA SORUSU: BÜYÜME NASIL YÖNETİLECEK? Şili’de Avrupa fındığı için artık ana mesele yalnızca üretim artışı değil. Ülkenin önünde verimli büyüme, sürdürülebilir bahçe yönetimi, hastalık kontrolü, kuraklık ve iklim riskleri, kaliteli hasat, işleme kapasitesi, üretici örgütlenmesi ve küresel pazarda kalıcı konum alma başlıkları bulunuyor. PlanetNuts Fındık Günü bu nedenle üretici toplantısından daha geniş bir anlam taşıyor. Casa Laura’daki buluşma, Şili’nin büyüyen Avrupa fındığı sektöründe bilgi paylaşımını, saha deneyimini, teknoloji kullanımını ve ticari bağlantıları aynı masada toplamayı hedefliyor. Rezervasyon sürecinin 13 Ağustos’ta başlamasıyla birlikte etkinliğin resmi programı, konuşmacıları ve katılımcı yapısı sektör tarafından yakından izlenecek. KAYNAKÇA PlanetNuts kurumsal bilgi, 2024 ve 2025 PlanetNuts Day de Avellanos içerikleri, Centro Fruticultura Sur etkinlik değerlendirmesi, 2026 Día Nacional del Avellano Europeo programı, AgriChile yıllık üretici toplantısı, Ferrero yatırım açıklaması ve Şili fındık sektörü verileri esas alınmıştır

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR” Haber

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR”

ŞENYÜREK: “ÜRETİCİYE GEÇİM DEĞİL, YOKSULLUK DAYATILIYOR” CHP Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı için açıklanan yaş çay alım fiyatının üreticinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek fiyatın yeniden belirlenmesini istedi. Şenyürek, kilogram başına en az 45 TL seviyesinde alım fiyatı açıklanması gerektiğini söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, 2026 yılı yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Açıklanan fiyatın üreticinin artan maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Şenyürek, “Üreticiye geçim değil, yoksulluk dayatılıyor” dedi. Çayın yalnızca Rize’nin değil, Giresun’da da binlerce ailenin temel geçim kaynakları arasında yer aldığını vurgulayan Şenyürek, kentte yaklaşık 15 bin kayıtlı çay üreticisi bulunduğunu ifade etti. Şenyürek, Eynesil başta olmak üzere Tirebolu, Görele, Çanakçı, Güce ve Espiye ilçelerinde çay tarımının önemli bir ekonomik faaliyet olduğunu belirtti. Giresun’da yaklaşık 16 bin 578 dekarlık alanda çay üretimi yapıldığını, yıllık yaş çay üretiminin ise 26 bin tonu aştığını kaydeden Şenyürek, açıklanan fiyatın bölgedeki binlerce aileyi doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. “MALİYETİN 31 TL’YE DAYANDIĞI BİR ORTAMDA 35 TL YETERLİ GÖSTERİLEMEZ” Yaş çay fiyatının yalnızca ekonomik bir karar olarak görülemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin gübre, işçilik, nakliye ve günlük yaşam giderlerinde büyük artışlarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Şenyürek, “Bugün gübreden işçiliğe, nakliyeden günlük yaşam giderlerine kadar her kalemde ciddi artış yaşanırken, üreticiye verilen fiyat adeta ‘yoksullaşmaya devam edin’ demektir. Maliyetin 31 TL’ye dayandığı bir ortamda 35 TL’lik alım fiyatını yeterli göstermek, üreticinin aklıyla alay etmektir” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİ ÖZEL SEKTÖR KARŞISINDA SAVUNMASIZ BIRAKILIYOR” Şenyürek, üreticinin yalnızca düşük fiyat nedeniyle değil, ÇAYKUR’un kota uygulaması nedeniyle de mağduriyet yaşadığını belirtti. Kota sisteminin üreticiyi özel sektör karşısında zayıf bıraktığını söyleyen Şenyürek, üreticinin ürününü ÇAYKUR’a yeterli miktarda teslim edemediği için özel sektörün düşük fiyat ve geç ödeme baskısıyla karşılaştığını ifade etti. Şenyürek, “Üretici, kotaya takıldığı için çayını ÇAYKUR’a yeterli miktarda teslim edememekte; bu nedenle özel sektörün düşük fiyat ve geç ödeme dayatmasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bugün birçok üretici, borçla yaptığı üretimin bedelini ancak 9 aya varan sürelerin sonunda alabilmektedir. Bu kabul edilemez bir mağduriyettir” dedi. Çayın Karadeniz insanı için yalnızca bir tarım ürünü olmadığını vurgulayan Şenyürek, açıklanan fiyatın üreticiyi korumadığını, özel sektör karşısında daha savunmasız hale getirdiğini kaydetti. “ÇAY ÜRETİCİSİNİN EMEĞİ DEĞERSİZLEŞTİRİLİYOR” Şenyürek, kamuoyunda “taban fiyat” algısı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek açıklanan rakamın yalnızca ÇAYKUR’un alım fiyatı olduğunu söyledi. Özel sektörün bu fiyatın altında alım yapabildiğine dikkat çeken Şenyürek, üreticiyi koruyacak yasal düzenlemenin eksikliğine işaret etti. Şenyürek, “Özel sektör bugün bunun altında alım yapabilmektedir. Çünkü üreticiyi gerçekten koruyacak bir Çay Kanunu hala çıkarılmış değildir. Çay üreticisinin emeği göz göre göre değersizleştirilmektedir” ifadelerini kullandı. “ÇAYKUR İŞÇİLERİNİN KADRO TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” Çay üretiminin yalnızca üreticilerle sınırlı olmadığını belirten Şenyürek, ÇAYKUR bünyesinde çalışan geçici işçilerin de yıllardır güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Şenyürek, “ÇAYKUR’da çalışan geçici işçilerimizin kadro beklentisi yıllardır çözümsüz bırakılmıştır. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de açıkça ifade ettiği gibi, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ÇAYKUR emekçilerinin kadro sorunu çözülecek, alın teriyle çalışan hiçbir emekçi güvencesizliğe mahkum edilmeyecektir” dedi. “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Yaş çay alım fiyatının günün ekonomik koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Şenyürek, kilogram başına en az 45 TL seviyesinde fiyat açıklanmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Şenyürek, üreticiyi koruyacak Çay Kanunu’nun acilen çıkarılması, özel sektörün düşük fiyat dayatmasının önlenmesi, ÇAYKUR’un kota uygulamasının üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi, destekleme priminin yeniden uygulanması ve çay üreticisinin emeğinin korunması gerektiğini belirtti. CHP’nin Karadeniz’de çay üreticisinin emeğini savunmaya devam edeceğini söyleyen Şenyürek, “Üreticinin sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Haber

TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ

TÜRKİYE TARIM VE GIDA SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYAR DOLARLIK DÖNÜŞÜM HAMLESİ Türkiye, tarım ve gıda sektöründe üretim, işleme, pazarlama ve istihdam zincirini güçlendirecek yeni finansman modelini devreye alıyor. Dünya Bankası kaynaklı proje kapsamında 10 yılda 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı; ilk 750 milyon dolar 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. TARIMDA YATIRIMLAR DA PLANLAMA KAPSAMINA ALINIYOR Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, tarımsal üretimin yalnızca tarlada değil, sanayi ve pazarlama aşamalarında da planlı biçimde değerlendirilmesini hedefliyor. Proje, çiftçilerin ürünlerini pazarlama sorunu yaşamadan doğru bölgelerde, uygun sanayi tesislerinde işlenebilecek bir yapıya kavuşturulmasını amaçlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Programı’nda yaptığı açıklamada projenin bu yıl içinde başlatılacağını duyurdu. Yeni modelle tarım ve gıda alanında yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimi kolaylaştırılacak. YATIRIM TUTARININ YÜZDE 80’İNE KADAR DESTEK Proje kapsamında yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman ve kredi garanti sistemi desteği sağlanacak. İşletmelere 24 ay geri ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne bağlı olarak 10 milyon dolara kadar finansman imkânı sunulacak. Finansman desteği tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ile makine-ekipman yatırımlarında kullanılacak. Böylece ürünün üretimden sonra işlenmesi, depolanması, paketlenmesi ve pazara ulaştırılması süreçlerinde yeni kapasite oluşturulması hedefleniyor. 2026’DA İLK 750 MİLYON DOLAR KULLANIMA AÇILACAK Proje için 10 yıllık dönemde 5,3 milyar dolarlık finansman paketi planlandı. Bu paketin ilk 750 milyon dolarlık bölümü 2026 yılında girişimcilerin kullanımına açılacak. Kredi Garanti Fonu’nun da dahil olacağı mekanizmayla krediye erişimde güçlük yaşayan birincil üretim yapan çiftçiler için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulacak. Bu adımla 400 bin çiftçinin ürünlerini pazarlayabileceği yeni kanallar açılması ve 250 bin kişiye yeni istihdam sağlanması hedefleniyor. KIRSAL REFAH VE İSTİHDAM AYNI PAKETTE ELE ALINACAK Yeni proje, kırsal kalkınmayı yalnızca destek ödemesi veya hibe modeliyle sınırlamıyor. Tarımsal ürünün değer zinciri içinde sanayiye bağlanması, üreticinin pazara erişimi, kırsalda yeni iş alanlarının oluşturulması ve gençler ile kadınların üretimde daha güçlü yer alması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut Kırsal Kalkınma Yatırım Programı da hibe destekleri, tasarruflu sulama sistemleri, IPARD ve dezavantajlı alanlara yönelik destek başlıklarıyla kırsal kalkınma yapısının önemli parçaları arasında bulunuyor. Bakanlığın Kırsal Kalkınma Yatırım Programı sayfasında 2026 yılı destek programları ve güncel mevzuat başlıkları yayımlanıyor. GENÇLER, KADINLAR VE AİLE İŞLETMELERİNE ÖNCELİK 2026 yılı kırsal kalkınma desteklerinde gençler, kadınlar ve aile işletmeleri de ayrı bir öncelik başlığı olarak öne çıkıyor. Erdoğan, Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı’na ayrılan 10 milyar liralık bütçenin yüzde 20’sinin gençlere ve kadınlara, yüzde 30’unun aile işletmelerine tahsis edildiğini açıkladı. Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın yüzde 50 ile yüzde 70’i arasında hibe desteği sağlanacak. Bu destek başlığı, yeni dönüşüm projesiyle birlikte değerlendirildiğinde kırsalda üretici tabanını güçlendiren, tarımsal sanayi yatırımlarını artıran ve üreticiyle işleme tesisleri arasında daha güçlü bağ kuran bir finansman zemini oluşturuyor. GIDA ARZ GÜVENLİĞİ VE ÜRETİM PLANLAMASI VURGUSU Tarım ve gıda sektöründeki yeni finansman adımı, gıda arz güvenliği ve üretim planlaması politikalarının devamı niteliğinde ele alınıyor. Erdoğan, tarımsal üretim planlamasında iki yılın geride kaldığını, yeni aşamada tarımsal yatırımların da planlama kapsamına alınacağını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da aynı programda tarımın stratejik önemine dikkat çekerek savaşlar, salgınlar, iklim değişikliği ve su krizlerinin ülkeler için üretim kabiliyetini en büyük güçlerden biri haline getirdiğini vurguladı. ÜRETİMDEN PAZARA UZANAN YENİ MODEL Proje, çiftçinin ürettiği ürünün değer kaybetmeden sanayiye ve pazara ulaşmasını hedefleyen geniş kapsamlı bir dönüşüm modeli sunuyor. Tesis inşaatı, makine-ekipman yatırımı, kredi garanti sistemi, uzun vadeli finansman ve pazarlama kanalları aynı yapı içinde ele alınacak. Bu modelle tarımsal üretimin yalnızca miktar olarak değil, işleme kapasitesi, katma değer, istihdam ve kırsal gelir açısından da büyütülmesi amaçlanıyor. Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi, 2026 yılında başlayacak ilk finansman dilimiyle tarım ve gıda yatırımlarında yeni bir dönemin kapısını açacak.

GİRESUNLU STK’LARDAN MADENCİLİK TEPKİSİ“VAHŞİ MADENCİLİĞE HAYIR” Haber

GİRESUNLU STK’LARDAN MADENCİLİK TEPKİSİ“VAHŞİ MADENCİLİĞE HAYIR”

GİRESUNLU STK’LARDAN MADENCİLİK TEPKİSİ“VAHŞİ MADENCİLİĞE HAYIR” İstanbul’da faaliyet gösteren Giresunlu sivil toplum örgütleri, Giresun’da yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı ortak tepki gösterdi. Göktürk Giresunlular Derneği ve Dereli Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şener, Giresun’un dereleri, ormanları, yaylaları ve yaşam alanlarının korunması gerektiğini belirterek, “Giresun sahipsiz değildir” dedi. İstanbul’da faaliyet gösteren Giresunlu sivil toplum örgütleri, Giresun’un doğasını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı açıklama yaptı. Giresunlu Sivil Toplum Örgütleri adına konuşan Göktürk Giresunlular Derneği ve Dereli Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şener, Giresun’un doğal varlıklarının korunması için ortak mücadele çağrısında bulundu. Şener, doğdukları, büyüdükleri, kültürüyle ve doğasıyla var oldukları Giresun’da yürütülen vahşi madencilik faaliyetlerine karşı seslerini yükseltmek amacıyla bir araya geldiklerini söyledi. “GİRESUN’UN DOĞASI TEHDİT ALTINDA” Mustafa Şener, Giresun’un eşsiz doğasının, derelerinin, ormanlarının, yaylalarının ve yaşam alanlarının geri dönülmez biçimde tehdit altında olduğunu vurguladı. Bilimsel denetimden uzak, doğa ve insan sağlığını hiçe sayan madencilik uygulamalarının yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da tehdit ettiğini belirten Şener, madencilik adı altında yürütülen faaliyetlerin su kaynaklarını kirlettiğini, tarım ve hayvancılığı zarara uğrattığını, biyolojik çeşitliliği yok ettiğini, yerel halkın yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ifade etti. Şener, doğanın yalnızca ekonomik bir kaynak olarak görülemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizler biliyoruz ki doğa bir kaynak değil, yaşamın kendisidir. Giresun’un dağları, dereleri ve ormanları şirketlerin kâr hırsına kurban edilemez.” “TÜM MADENCİLİK FAALİYETLERİ DERHAL DURDURULMALI” Giresunlu sivil toplum örgütlerinin taleplerini de açıklayan Mustafa Şener, doğaya zarar veren madencilik faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiğini söyledi. Şener, Çevresel Etki Değerlendirme süreçlerinin şeffaf, bilimsel ve halkın katılımına açık şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Yerel halkın rızası olmadan hiçbir projeye izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Şener, Giresun’un doğal ve kültürel mirasının korunması, sürdürülebilir yaşam politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti. “BU BİR YAŞAM MÜCADELESİDİR” Mustafa Şener, İstanbul’dan Giresun’a uzanan çevre mücadelesinde doğayı, suyu ve geleceği savunmaya kararlı olduklarını söyledi. Şener, mücadelenin yalnızca çevre meselesi olmadığını vurgulayarak şu çağrıyı yaptı: “Bu sadece bir çevre mücadelesi değil, aynı zamanda bir yaşam mücadelesidir. Tüm kamuoyunu, bilim insanlarını, demokratik kitle örgütlerini ve duyarlı yurttaşları Giresun’un doğasına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Giresun sahipsiz değildir. Doğa yaşamdır, yaşamdan vazgeçmiyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.