Hava Durumu

#Sürdürülebilir Gıda

giresunsonhaber - Sürdürülebilir Gıda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Gıda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HACIAHMETOĞLU: DOĞAL DENGELER ÇOK YÖNLÜ KORUNMALI Haber

HACIAHMETOĞLU: DOĞAL DENGELER ÇOK YÖNLÜ KORUNMALI

HACIAHMETOĞLU: DOĞAL DENGELER ÇOK YÖNLÜ KORUNMALI Slow Food Giresun İl Koordinatörü Ömer Hacıahmetoğlu, bozayılarla ilgili yaşanan son gelişmelerin yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yaban hayatı tartışmalarının doğa hakları, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir gıda sistemleri ekseninde ele alınması gerektiğini söyledi. Giresun’da üç bozayı için özel avlanma izni verilmesi, yerleşim alanlarına yaklaşan ayılar, trafik kazalarında yaşamını yitiren yaban hayvanları ve sosyal medya içerikleri uğruna yaban hayatının rahatsız edildiğine yönelik iddialar, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Konuya ilişkin açıklama yapan Slow Food Giresun İl Koordinatörü Ömer Hacıahmetoğlu, bozayılarla yaşanan karşılaşmaların yalnızca sonuçları üzerinden okunmasının yeterli olmadığını belirterek, sorunun temelinde yaban hayvanlarının yaşam alanlarında meydana gelen daralmanın bulunduğunu ifade etti. “ASIL MESELE AYILAR DEĞİL, YAŞAM ALANLARININ DARALMASIDIR” Ormanların parçalanması, doğal geçiş koridorlarının kesintiye uğraması ve ekolojik dengenin bozulmasının insan-yaban hayatı karşılaşmalarını artırdığına dikkat çeken Hacıahmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Asıl mesele ayılar değil, yaşam alanlarının giderek daralmasıdır. Yaban hayvanlarıyla yaşanan karşılaşmaları yalnızca ortaya çıkan sonuçlar üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Ormanların parçalanması, doğal geçiş koridorlarının kesintiye uğraması ve yaşam alanlarının daralması, bugün karşı karşıya kaldığımız olayların arka planındaki temel nedenlerdir.” Hacıahmetoğlu, her karşılaşmanın ayrı bir kriz olarak görülmesi yerine, bu karşılaşmaları ortaya çıkaran ekolojik değişimin bütün yönleriyle tartışılması gerektiğini vurguladı. “GIDA HAKKI, DOĞA HAKKINDAN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” Slow Food hareketinin kurucusu Carlo Petrini’nin “Yemek yemek bir tarım eylemidir” sözünü hatırlatan Hacıahmetoğlu, gıdanın yalnızca sofraya gelen bir ürün olmadığını; toprağın, suyun, biyolojik çeşitliliğin ve kültürün ortak sonucu olduğunu belirtti. Giresun’un en önemli tarımsal ürünü olan fındığın da çevresindeki doğal sistemden bağımsız düşünülemeyeceğini ifade eden Hacıahmetoğlu, fındık bahçeleriyle ormanların aynı yaşam ağının parçaları olduğunu söyledi. “Giresun’da fındığın hikâyesi yalnızca bahçede başlamaz. Ormanlarla, derelerle, arılarla, toprağın görünmeyen canlılarıyla ve yaban hayatıyla birlikte şekillenir. Fındık bahçeleri ile ormanlar birbirinden bağımsız iki alan değil, aynı yaşam ağının parçalarıdır.” diyen Hacıahmetoğlu, doğanın korunmasının yerel üretimin geleceği açısından da hayati önem taşıdığını kaydetti. DOĞAL DENGE, YEREL ÜRETİMİN DE TEMİNATI Doğanın yaşama hakkının korunmasının yalnızca yaban hayatını değil, biyolojik çeşitliliği, yerel üretimi ve geleceğin gıda güvencesini de doğrudan etkilediğini belirten Hacıahmetoğlu, doğal sistemlerdeki bozulmanın uzun vadede tarımsal üretim üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Doğanın yaşama hakkını korumak, yalnızca yaban hayatını korumak değildir. Yerel üretimi, biyolojik çeşitliliği, toprağı, suyu ve gelecek nesillerin gıdaya erişimini de korumaktır.” ifadelerini kullanan Hacıahmetoğlu, doğa ile üretim arasındaki bağın göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “BOZAYILARI KONUŞURKEN NASIL BİR GİRESUN İSTEDİĞİMİZİ KONUŞUYORUZ” Hacıahmetoğlu, açıklamasının sonunda bozayı tartışmasının daha geniş bir çevre politikası içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bugün tartıştığımız şey yalnızca bozayılar değildir. Sadece yaşanan karşılaşmalara odaklanırsak her olayı yeni bir kriz olarak değerlendirmeye devam ederiz. Oysa konuşmamız gereken, bu karşılaşmaları ortaya çıkaran ekolojik değişimdir.” “Giresun’un ormanları, dereleri ve fındık bahçeleri birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı aynı yaşam ağının parçalarıdır. Bu ağı korumadan ne biyolojik çeşitliliği ne de geleceğin gıdasını koruyabiliriz. Bozayıları konuşurken aslında nasıl bir Giresun’da yaşamak istediğimizi konuşuyoruz.” SLOW FOOD GİRESUN NEDİR? Slow Food Giresun, uluslararası Slow Food hareketinin Giresun’daki yerel topluluğu olarak faaliyet gösteriyor. Topluluk; yerel üretimin desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması, gastronomi mirasının yaşatılması ve iyi, temiz ve adil gıdanın yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Slow Food Giresun ayrıca doğa hakları, ekolojik farkındalık ve sürdürülebilir gıda sistemleri konusunda kamuoyuna katkı sunmayı hedefliyor. Basın İletişim Slow Food Giresun ???? slowfoodgiresun@gmail.com ???? Instagram: @slowfoodgiresun

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU:  DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Haber

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Ferrero Group, 2024/25 mali yılına ilişkin 17. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor, şirketin sürdürülebilirlik taahhütlerini somut aksiyonlara ve ölçülebilir ilerlemeye dönüştürme hedefini ortaya koyarken, Ferrero’nun içerik tedarikinde benimsediği Değerli Tarım yaklaşımını stratejisinin merkezine yerleştirdi. LÜKSEMBURG — Ferrero Group, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını, tedarik zincirinden üretime, çevresel sorumluluktan toplumsal etkiye kadar geniş bir çerçevede değerlendirdiği 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Ferrero’nun 80. yıl dönümünü kutladığı dönemde yayımlanan raporda; şirketin sürdürülebilirlik girişimlerini tüm faaliyetlerine entegre etme hedefi vurgulandı. Raporda, içeriklerin tedarik edildiği çiftliklerden ve yerel topluluklardan fabrikalara, ürünlere ve çalışanlara uzanan süreçte sürdürülebilir gıda sistemlerinin desteklenmesinin amaçlandığı belirtildi. Şirket, sürdürülebilirlik çerçevesini dört temel başlık altında ele aldı: iklim ve çevre, tedarik, sorumlu tüketim, insanlar ve topluluklar. DEĞERLİ TARIM YAKLAŞIMI TEDARİK STRATEJİSİNİN ODAĞINDA Ferrero’nun uzun yıllara dayanan sacco conosciuto felsefesinden, yani “çantanın içinde ne olduğunu bilmek” anlayışından ilham alan Ferrero Değerli Tarım yaklaşımı, şirketin temel içerik tedarikindeki dayanıklılık politikasının ana unsurlarından biri olarak öne çıktı. Bu yaklaşım; tedarikçi durum tespiti, tedarik zinciri izlenebilirliği ve görünürlüğü, sertifikasyon ve standartlar, tarım uygulamaları, toplulukların desteklenmesi ve sektör dönüşümü başlıkları etrafında şekilleniyor. Ferrero Group Başkanı Giovanni Ferrero, şirketin uzun vadeli başarısının tedarik zincirinde yer alan insanlar ve ekosistemlerin refahıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Ferrero, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Tüketiciler giderek daha fazla güvenebilecekleri markalar arıyor. Kalite, iyi tedarik uygulamaları, özenli üretim süreçleri ve insanlara ve gezegene yönelik gerçek bir bağlılık üzerine inşa edilmiş markalar önem kazanıyor.” Giovanni Ferrero, doğal kaynakların korunması, çalışanların, toplulukların ve iş ortaklarının desteklenmesi ile gelecek nesillere hitap eden ürünlerin geliştirilmesine yönelik girişimlerin sürdürüleceğini ifade etti. İZLENEBİLİRLİKTE YÜKSEK ORANLARA ULAŞILDI Raporun en dikkat çeken başlıklarından biri, temel hammaddelerde ulaşılan izlenebilirlik oranları oldu. Ferrero, kakao tedarikinde çiftlik poligon haritalarına kadar yüzde 98, palm yağında plantasyon seviyesine kadar yüzde 98,6, fındıkta çiftçiye kadar yüzde 97 ve kahve çekirdeklerinde plantasyon poligon haritalarına kadar yüzde 100 izlenebilirlik sağlandığını açıkladı. Kahve, palm yağı ve kakao tedarikçilerinden yaklaşık 230 bin tedarik zinciri poligonu, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’ne uyumlu izleme süreci kapsamında analiz edildi. Bu çalışma ile tedarik zincirindeki görünürlüğün artırılması ve ormansızlaşmadan arındırılmış tedarikin desteklenmesi hedeflendi. SERTİFİKALI TEDARİKTE DİKKAT ÇEKEN VERİLER Ferrero’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre kakao hacimlerinin yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons, Fairtrade gibi sertifikasyonlar ya da bağımsız yönetilen standartlar aracılığıyla tedarik edildi. Palm yağı hacimlerinin yüzde 100’ünün RSPO sertifikalı olduğu, kahve çekirdeklerinin yüzde 100’ünün ise ayrıştırılmış tedarik zinciri modeli kapsamında Rainforest Alliance sertifikalı olarak temin edildiği belirtildi. Ferrero Group İcra Kurulu Başkanı Lapo Civiletti, Ferrero Değerli Tarım yaklaşımının şirketin sürdürülebilirlik hedeflerini temel içerik tedarikinde somut aksiyonlara dönüştürdüğünü kaydetti. Civiletti, yaklaşımın tedarikçilerin hesap verebilirliğini güçlendirdiğini, izlenebilirlik ve sertifikasyonu geliştirdiğini, çiftçileri desteklediğini ve sektör genelinde iş birliğini teşvik ettiğini ifade etti. İKLİM VE ÇEVRE BAŞLIĞINDA YENİ ADIMLAR Ferrero, raporda iklim ve çevresel sorumluluk başlığında da önemli ilerlemeler kaydedildiğini duyurdu. Şirketin İklim Geçiş Planı’nın geliştirilmesine devam edildiği, bu kapsamda üretim tesislerinin karbonsuzlaşma yol haritaları oluşturmasını sağlayan Decarbonization Hub adlı yeni aracın devreye alındığı belirtildi. Rapora göre, hammadde hacimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını kapsayan Kapsam 3 tedarikçi veri kampanyası başlatıldı. Bu kampanyada tedarikçi veri gönderim oranı yüzde 93 olarak gerçekleşti. Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları ise yıllık bazda yüzde 7,2 azaltıldı. Bu düşüşte, 24 tesisin şebekeden yüzde 100 yenilenebilir elektrikle faaliyet göstermesinin de etkili olduğu kaydedildi. AMBALAJDA DÖNGÜSELLİK HEDEFİ GÜÇLENİYOR Ferrero, ambalaj döngüselliği konusunda da önemli veriler paylaştı. Raporda, genel ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilirlik, yeniden kullanılabilirlik veya kompostlanabilirlik için tasarlandığı bildirildi. Uygulamada ve ölçekli olarak geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir ambalaj oranı ise yüzde 86,8 olarak açıklandı. Ferrero Rocher kutularının yeniden tasarımıyla, 2019/20 baz yılına kıyasla plastik-ürün oranında yüzde 14,7 azalma sağlandı. Şirket, Eylül 2021’den bu yana kümülatif olarak yaklaşık 16 bin ton plastiğin kullanımının önüne geçildiğini duyurdu. SORUMLU TÜKETİM VE BESLENME KRİTERLERİ Ferrero, sorumlu tüketim başlığında ürün inovasyonuna yön vermek ve portföy gelişimini desteklemek amacıyla bilim temelli Ferrero Beslenme Kriterleri’nin geliştirildiğini açıkladı. Şirket ayrıca reklamcılık ve pazarlama ilkelerinin de güncellendiğini belirterek, sorumlu iletişim uygulamalarını güçlendirmeyi hedeflediğini bildirdi. İNSAN, TOPLULUK VE ÇALIŞAN GELİŞİMİ ÖNE ÇIKTI Raporda, çalışan gelişimi, insan hakları, kapsayıcılık ve saygı temelli çalışma ortamı başlıkları da geniş yer buldu. Ferrero, 61 ülkede uygulanan Dahil Etme ve Saygı eğitim programı kapsamında 500’den fazla oturum düzenlendiğini açıkladı. Çalışan bağlılığının güçlü seyrini sürdürdüğü, yıllık YOU Anketi’nde katılım oranının yüzde 86’ya ulaştığı belirtildi. Bağlılık ve Yetkinleştirme Endeksi puanlarının sırasıyla 3 ve 7 puan arttığı ifade edildi. JOY OF MOVING 20. YILINDA 60 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUĞA ULAŞTI Ferrero’nun toplumsal etki programlarından Joy of Moving, 2025 yılında 20. yılını kutladı. Programın 35 ülkede 4,9 milyondan fazla çocuğa ulaştığı, 2005 yılından bu yana ise dünya genelinde 60 milyondan fazla çocuğa eriştiği açıklandı. Programın, 130’dan fazla kamu ve özel sektör uzman ortağının desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. FERRERO’DAN UÇTAN UCA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Ferrero Group’un 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir hedef olarak değil; tedarik zinciri, üretim süreçleri, ürün geliştirme, çalışan politikaları ve toplumsal sorumluluk alanlarını kapsayan bütüncül bir strateji olarak ele aldığını ortaya koydu. Raporda öne çıkan veriler, Ferrero’nun özellikle izlenebilirlik, sertifikalı tedarik, yenilenebilir enerji kullanımı, ambalaj döngüselliği ve topluluk destek programlarında ölçülebilir ilerleme kaydettiğini gösterdi. https://www.ferrero.com/int/en/people-planet/sustainability-reporting?utm_source=chatgpt.com

BULANCAK’IN “ONURLU PAYLAŞIM” MODELİ İSTANBUL’DA 400 BELEDİYEYE ÖRNEK OLDU Haber

BULANCAK’IN “ONURLU PAYLAŞIM” MODELİ İSTANBUL’DA 400 BELEDİYEYE ÖRNEK OLDU

BULANCAK’IN “ONURLU PAYLAŞIM” MODELİ İSTANBUL’DA 400 BELEDİYEYE ÖRNEK OLDU Bulancak Belediyesi’nin sosyal belediyecilik alanında hayata geçirdiği “Sürdürülebilir Gıda ve Sosyal Belediyecilik” projesi, İstanbul’da düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu’nda büyük ilgi gördü. Sosyal Market, Halk Et ve Aşevi uygulamalarını bir araya getiren model, “Onurlu Paylaşım” anlayışıyla yerel yönetimler için örnek çalışma olarak öne çıktı. SAĞLIKLI KENTLER FORUMU İSTANBUL’DA DÜZENLENDİ Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği tarafından düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu, 13-14 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirildi. Birliğe üye 400 belediyenin yanı sıra akademisyenler ve üniversite temsilcilerinin katıldığı forumda, Bulancak Belediyesi’nin sosyal belediyecilik alanındaki çalışmaları dikkat çekti. SÜRDÜRÜLEBİLİR GIDADA “BULANCAK MODELİ” TANITILDI Forum kapsamında “Üyelerimizden Örnek Uygulamalar” temasıyla hazırlanan fuaye alanında, Bulancak Belediyesi’nin “Sürdürülebilir Gıda ve Sosyal Belediyecilik” projesi katılımcılara tanıtıldı. Gıda, su ve enerji başlıklarında sergilenen iyi uygulama örnekleri arasında yer alan Bulancak modeli, toplumsal dayanışmayı teknoloji, sürdürülebilirlik ve sosyal destek anlayışıyla birleştiren yapısıyla ilgi gördü. SOSYAL MARKET, HALK ET VE AŞEVİ AYNI MODELDE BULUŞTU Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ın öncülüğünde hayata geçirilen proje, Sosyal Market, Halk Et ve Aşevi uygulamalarını aynı sosyal destek zinciri içinde buluşturdu. Sosyal Market uygulaması, ihtiyaç sahibi vatandaşların temel ihtiyaçlara modern, düzenli ve insan onurunu önceleyen bir sistemle ulaşmasını sağlıyor. Halk Et uygulaması, vatandaşların sağlıklı, güvenilir ve ekonomik et ürünlerine erişimini kolaylaştırıyor. Aşevi hizmeti ise günlük sıcak yemek ihtiyacını karşılarken gıda israfının önlenmesine ve paylaşım kültürünün güçlenmesine katkı sunuyor. “ONURLU PAYLAŞIM” VURGUSU ÖNE ÇIKTI Bulancak Belediyesi’nin tanıtımında öne çıkan “Onurlu Paylaşım” anlayışı, projenin yalnızca klasik bir yardım faaliyeti olmadığını ortaya koydu. Model, sosyal desteği vatandaşın hakkını koruyan, insan onuruna yakışır biçimde sunan ve sürdürülebilirliği esas alan bir yerel yönetim uygulaması olarak dikkat çekti. Forumda projeyi inceleyen üniversite temsilcileri, Bulancak Belediyesi’nin çalışmasını yerel yönetimler açısından örnek alınabilecek bir model olarak değerlendirdi. Proje, akademik düzeyde incelenebilecek başarılı bir yerel gıda politikası örneği olarak da öne çıktı. İLÇE BELEDİYECİLİĞİNDEN GÜÇLÜ SOSYAL MODEL Bulancak’ın “Onurlu Paylaşım” modeli, İstanbul’daki forumda aldığı ilgiyle sosyal belediyecilikte ölçekten çok vizyonun belirleyici olduğunu gösterdi. Bulancak Belediyesi’nin çalışması, sürdürülebilir kalkınma, gıda güvenliği, sosyal destek ve insan onurunu önceleyen hizmet anlayışının ilçe belediyeleri eliyle de güçlü biçimde uygulanabileceğini ortaya koydu.

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR Haber

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR

AZMİ YÜKSEL: VETERİNER HEKİMLER GIDA VE SAĞLIĞIN KORUYUCUSUDUR Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi Yüksel, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada veteriner hekimliğin gıda güvenliği, zoonotik hastalıklarla mücadele ve halk sağlığının korunmasında kritik görev üstlendiğini vurguladı. İSTANBUL — Veteriner Halk Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Hekim Azmi Yüksel, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında yaptığı açıklamada, Dünya Veteriner Hekimler Birliği tarafından 2026 yılı teması olarak belirlenen “Veteriner Hekimler: Gıda ve Sağlığın Koruyucuları” başlığının, veteriner hekimliğin çiftlikten sofraya uzanan zincirdeki hayati rolünü açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Yüksel, veteriner hekimlik hizmetlerinin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını, gıda güvenliği ve güvencesi, zoonotik hastalıkların önlenmesi, antimikrobiyal dirençle mücadele ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin kurulmasında temel işlev gördüğünü belirtti. TEK SAĞLIK VURGUSU Azmi Yüksel, veteriner hekimliğin insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımının ana bileşenlerinden biri olduğunu ifade etti. Enfeksiyon hastalıklarının önemli bölümünün zoonotik kökenli olduğuna dikkat çeken Yüksel, gıdadan bulaşan pek çok hastalığın da hayvansal ürünlerle ilişkili olduğunu kaydetti. Veteriner hekimlerin hastalık takibi, risk değerlendirmesi, erken uyarı ve çok disiplinli müdahale planlarında aktif rol aldığını belirten Yüksel, sürveyans, risk analizi ve erken uyarı sistemlerinde bu meslek grubunun kritik konumda bulunduğunu söyledi. Yüksel, COVID-19, kuş gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tüberküloz, bruselloz ve hantavirüs gibi hastalıkların Tek Sağlık yaklaşımının önemini açık biçimde gösterdiğini dile getirdi. “TÜRKİYE’DE YAPISAL SORUNLAR VAR” Açıklamada Türkiye’de veteriner halk sağlığı hizmetlerinin kurumsal parçalanmışlık, koordinasyon eksikliği ve saha kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle yapısal sorunlar yaşadığı vurgulandı. Yüksel, bu tablonun biyogüvenlik uygulamalarını, antimikrobiyal direncin izlenmesini ve zoonoz kontrolünü zayıflattığını, bunun da gıda güvencesi ve halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu ifade etti. ULUSAL VETERİNER OTORİTESİ ÇAĞRISI Azmi Yüksel, bilimsel veriler ışığında toplum sağlığının korunması ve güvenli gıdaya erişim için bir dizi adımın atılması gerektiğini belirtti. Yüksel, veteriner hekimlik hizmetlerinin etkin, bilim temelli ve bağımsız yapıya kavuşturulması amacıyla idari ve teknik özerkliğe sahip bir Ulusal Veteriner Otoritesi kurulması çağrısı yaptı. Yüksel ayrıca, Tek Sağlık yaklaşımının yasal statüye kavuşturulmasını, bu çerçevede Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu oluşturulmasını ve sektörler arası entegrasyonun güçlendirilmesini istedi. ANTİBİYOTİK KULLANIMI VE HAYVAN REFAHI GÜNDEMİ Açıklamada antimikrobiyal kullanım politikalarının sıkı denetime tabi tutulması, antibiyotiklerin yalnızca veteriner hekim reçetesi ve kontrolünde kullanılması gerektiği belirtildi. Hayvan refahı standartlarının uluslararası normlarla uyumlu hale getirilmesi ve etkin denetim mekanizmalarının kurulması da çağrı başlıkları arasında yer aldı. Sürdürülebilir hayvancılık politikalarının geliştirilmesini isteyen Yüksel, çevre dostu, yerel ve dirençli üretim modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti. YEREL YÖNETİMLERE VE KAMUYA ÇAĞRI Yüksel, yerel yönetimlerde veteriner hekimlik hizmetlerinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi ve hizmet sunumunda standardizasyon sağlanmasının önemine işaret etti. Veteriner hekimlerin özlük haklarının da mesleki risk ve sorumluluklarıyla uyumlu şekilde iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. “TEK SAĞLIK YOKSA, SÜRDÜRÜLEBİLİR GÜVENLİK DE YOKTUR” Güçlü, bilim temelli ve kamusal bir veteriner hekimlik altyapısı olmadan etkili zoonoz kontrolünün mümkün olmayacağını vurgulayan Yüksel, antimikrobiyal direnç gibi küresel tehditlerle mücadelenin de bu altyapıya bağlı olduğunu ifade etti. Azmi Yüksel, açıklamasını “Tek Sağlık yoksa, sürdürülebilir güvenlik de yoktur” sözleriyle tamamladı. DÜNYA VETERİNER HEKİMLER GÜNÜ MESAJI Veteriner Halk Sağlığı Derneği Başkanı Yüksel, mesleki risk ve sorumluluk bilinciyle çalışan tüm veteriner hekimlerin ve veteriner halk sağlığı emekçilerinin 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladı. Yüksel, emeklerinin ve bilimsel katkılarının değerinin anlaşılması için yetkilileri gerekli adımları atmaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.