Hava Durumu

#Su Kaynakları

giresunsonhaber - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Haber

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK”

İSTANBUL’DA VAHŞİ MADENCİLİK PANELİ: “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” İstanbul’da düzenlenen panel, Doğu Karadeniz’de vahşi madenciliğin su kaynakları, tarım alanları, ormanlar, halk sağlığı ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı. Panelde, doğa katliamına bugün “dur” denilmezse gelecekte geri dönüşün olmayacağı vurgulandı. DOĞU KARADENİZ’DEKİ MADEN RİSKİ İSTANBUL’DA TARTIŞILDI Görele ve Çanakçı Çevre Koruma Platformu ile Giresun’dan bazı çevreci sivil toplum kuruluşları, İstanbul’da “Halkımız Doğu Karadeniz’de Vahşi Madenciliğe Neden Karşı Çıkıyor?” temalı panel düzenledi. İstanbul Esenler Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Dr. Adil Emecan yaptı. Panele İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Öztürk, Giresun Üniversitesi’nden Prof. Dr. Birsen Oksal ve Prof. Dr. Hakan Bektaş, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fehmi Çalık ile Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Dalman konuşmacı olarak katıldı. “DOĞA KATLİAMINA ‘DUR’ DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK” Panelde vahşi madenciliğin Doğu Karadeniz’in doğal yapısı, su havzaları, tarım üretimi ve yerleşim alanları üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Konuşmacılar, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik başlıklarla açıklanamayacağını, bölgenin yaşam hakkını ve gelecek güvenliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti. Panelde şu vurgu yapıldı: " DOĞA KATLİAMINA 'DUR' DENİLMEZSE GERİ DÖNÜŞ YOK" Konuşmacılar, bölgedeki maden faaliyetlerine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu coğrafyada yapılan madencilik 'kalkınma' değil, kontrollü bir yıkımdır.'Maden şirketleri istihdam sağlıyor, ekonomiye katkı yapıyor' gibi söylemler acı gerçekleri örtmeye yetmiyor." DERELER, İÇME SULARI VE TARIM ALANLARI İÇİN TEHLİKE UYARISI Panelde, açılan maden sahalarının dereleri, içme suyu kaynaklarını, tarım arazilerini ve ormanlık alanları tehdit ettiği ifade edildi. Siyanür ve ağır metallerin toprağa karışması halinde etkilerin yıllarca değil, nesiller boyunca sürebileceği vurgulandı. Konuşmacılar şu açıklamayı yaptı: "Açılan maden sahalarıyla birlikte dereler zehir akıyor, bulanıyor, içme suları risk altına giriyor. Siyanür ve zehirli ağır metaller toprağa karışıyor, bunun etkisi yıllarca değil, nesiller boyu sürecek.Sadece bu da değil, heyelan riski katlanarak artıyor ve Karadeniz’in zaten hassas olan yapısı daha da kırılgan hale geliyor. Bölgemizde fındık, çay, arıcılık ve hayvancılık bitme noktasına geliyor. Ormanlar kesiliyor, topraklara, derelere maden zehiri akıtılıyor, dolayısıyla önü alınamaz büyük bir tahribat meydana geliyor. 'Bir siyanür havuzu hiç sızdırmaz bile olsa 500 yıl muhafaza edilmesi gerekiyor ki doğaya zararı enaza indirgensin' dersek durumun vahameti daha net anlaşılır.Tüm bu yaşananlar İnsanlarda kanser ve kronik hastalık riskini ciddi şekilde yükseltiyor. Şimdi açıkça şunu sormak gerekiyor, maden şirketlerinin birkaç yıllık geliri ve devlete verilen yüzde 3-4 oranında katkı için yüzyılların doğasını, suyunu, toprağını feda etmek akıl işi midir? Şu da bir gerçek; bu mesele artık sadece çevrecilerin hassasiyeti değildir, bu mesele çocuklarımızın geleceği, içeceği su, yiyeceği gıda, yaşayacağı toprak meselesidir. Bir de şu var, bu projeler yapılırken çoğu zaman bölge halkının fikri bile sorulmuyor. Kararlar masada alınıyor, bedel köyde, derede, bahçede, tarlada ödeniyor. Biz şunu söylüyoruz; bu topraklar sahipsiz değildir. Bu dereler, bu ormanlar, bu yaşam alanları birkaç şirketin insafına bırakılacak kadar değersiz değildir. Bu panelde ortaya koyduğumuz bilimsel gerçekler gayet nettir; yaşanan doğa katliamına eğer bugün 'dur' denilmezse gelecekte kesinlikle geri dönüş olmayacaktır.Yakın zamanda panelde yapılan tüm konuşmaları video serisi halinde paylaşacağız. Herkes izlesin ve ürkütücü gerçeği görsün. Çünkü bu mücadele sadece Giresun'un değil; Doğu Karadeniz halkının, hatta bu ülkede nefes alan herkesin meselesidir." “İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK” Panelde insan sağlığına yönelik riskler de öne çıktı. Konuşmacılar, suya, toprağa ve tarımsal üretime karışabilecek kirleticilerin bölgede yaşayan yurttaşlar açısından ciddi sağlık tehdidi oluşturduğunu belirtti. Panelde şu uyarı yapıldı: " İNSANLARDA KANSER VE KRONİK HASTALIK RİSKİ YÜKSEK" GİRESUN’UN YÜZDE 85’İ İÇİN MADEN SAHASI UYARISI Konuşmacılar, Giresun’daki maden rezervlerinin orta ve düşük düzeyde olduğunu, bu nedenle yeraltı katmanında dağınık halde bulunduğunu ifade etti. Bu yapının, maden çalışmalarını geniş alanlara yayma riski taşıdığı belirtildi. Panel şu vurguyla tamamlandı: " Giresun'da çıkarılacak madenler orta ve düşük düzeyde, bu nedenle yeraltı katmanında çok dağınık durumda. İlimizin yüzde 85'nin maden sahası ilan edilmesinin sebebi budur.Bu da, çalışmaların çok geniş bir alanda, yani tarım arazilerinde ve su havzalarında da yapılacağını gösteriyor." PANELİ SİYASETÇİLER, AKADEMİSYENLER VE STK TEMSİLCİLERİ TAKİP ETTİ Paneli Beyoğlu Belediye Başkanı Sefer Karaahmetoğlu, Görele Belediye Başkan Vekili Aysel Civil Uzun, 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan, bazı siyasetçiler, kurum, kuruluş ve STK yöneticileri, akademisyenler, iş insanları ile çeşitli meslek gruplarından çok sayıda katılımcı takip etti.

CHP  7 MAYIS’TA SEKÜ’DE Haber

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE CHP heyeti, 7 Mayıs Perşembe günü Giresun’da maden ruhsatları, sondaj girişimleri, ÇED süreçleri, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı başlıklarını gündeme taşıyacak. Heyet, Tirebolu’daki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’nde yurttaşlarla buluşacak. CHP HEYETİ TİREBOLU’DA AÇIKLAMA YAPACAK CHP Genel Başkan Yardımcıları, gölge bakanlar, bölge milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ile il ve ilçe örgütleri, “Maden Ruhsatlarıyla Kuşatılan Karadeniz’de Halkımızın Yanındayız” programı kapsamında 7 Mayıs’ta Giresun’a gelecek. Giresun programı, saat 16.30’da Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde yapılacak geniş katılımlı basın açıklamasıyla başlayacak. Heyet, açıklamanın ardından saat 17.00’de Sekü Köyü’ne hareket edecek. Sekü Köy Meydanı’ndaki halk buluşması saat 17.30’da yapılacak. SEKÜ KÖYÜ’NDE MADEN VE SONDAJ GÜNDEMİ ELE ALINACAK CHP heyeti, Sekü Köyü’nde köylülerin maden arama ve sondaj girişimlerine karşı yürüttüğü yaşam alanı mücadelesini yerinde dinleyecek. Programda Giresun’un geneline yayılan maden ruhsatları, sondaj faaliyetleri, işletme sahaları, kapasite artışı dosyaları, ÇED süreçleri, mahkeme başlıkları, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı birlikte değerlendirilecek. GİRESUN’DA 720 MADEN RUHSATI BULUNUYOR TEMA Vakfı’nın MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışmada Giresun’daki ruhsat yoğunluğu dikkat çekti. Çalışmada Giresun il sınırları içinde 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğu, çalışma alanının yüzde 85’inin maden ruhsat alanı içinde kaldığı belirtildi. Ruhsatlı alanların yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki maden ruhsat alanı olarak sınıflandırıldı. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. FINDIK, SU, ORMAN VE MERA ALANLARI RİSK BAŞLIĞINDA Giresun’da orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u ve iskân alanlarının yüzde 84’ü IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Bu tablo, maden ruhsatlarının yalnızca dağlık ve yerleşim dışı bölgelerle sınırlı kalmadığını; fındık bahçelerini, köy yerleşimlerini, meraları, orman varlığını ve su kaynaklarını da doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. KORUNAN ALANLARDA RUHSAT ÇAKIŞMASI YÜZDE 89’A ULAŞTI Giresun’daki korunan alanların yüzde 89’u IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Arkeolojik sit alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında çakışma oranı yüzde 100’e ulaşıyor. Tabiat parklarının yüzde 98’i, gölet ve barajların yüzde 95’i, tohum-meşcere alanlarının ise yüzde 36’sı ruhsat haritası içinde yer alıyor. SEKÜ’DEN DERELİ’YE, DOĞANKENT’TEN ALUCRA’YA MADEN BAŞLIĞI GENİŞLİYOR Tirebolu Sekü Köyü ile Görele Karlıbel Köyü hattı, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan sondaj girişimleri nedeniyle Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin öne çıkan noktalarından biri oldu. Dereli hattında Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği bölgede sondaj çalışmaları başladı. Doğankent, Görele ve Tirebolu sınırlarındaki bakır-kurşun-çinko flotasyon tesisi, maden ocakları ve atık depolama kapasite artışı dosyası da Giresun’un maden gündemindeki ana başlıklar arasında yer alıyor. Alucra Demirözü çevresindeki altın-gümüş madeni açık ocak işletmeciliği dosyası ve Şebinkarahisar’da 2021 yılında yaşanan atık barajı olayı da kentte maden faaliyetlerine ilişkin tartışmaları büyüten başlıklar arasında bulunuyor. KARADENİZ PROGRAMI RİZE MİTİNGİYLE TAMAMLANACAK CHP’nin Karadeniz programı Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerini kapsıyor. Program 7 Mayıs’ta Ordu Fatsa’da başlayacak, aynı gün Giresun Tirebolu ve Sekü Köyü ile devam edecek. Heyet, 8 Mayıs’ta Trabzon Araklı ve Rize Çayeli programlarını gerçekleştirecek. Program, 9 Mayıs Cumartesi günü Rize’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak mitingle tamamlanacak.

GTSO MECLİSİ SU KAYNAKLARI VE MADEN GÜNDEMİYLE TOPLANDI Haber

GTSO MECLİSİ SU KAYNAKLARI VE MADEN GÜNDEMİYLE TOPLANDI

GTSO MECLİSİ SU KAYNAKLARI VE MADEN GÜNDEMİYLE TOPLANDI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, 30 Nisan 2026 tarihli Nisan ayı meclis toplantısında kentin su kaynakları ve yer altı madenlerini iş dünyasının gündemine taşıdı. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nın Nisan ayı meclis toplantısı, 32 üyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Meclis Başkan Yardımcısı Erdal Ceylan’ın yönettiği toplantıda gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı. Toplantının ikinci bölümünde Giresun Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tamer Akkan, “Giresun’un su kaynakları ve yer altı madenleri” başlıklı sunum yaptı. GTSO’nun yayımladığı toplantı bilgisinde, sunumda kentin doğal kaynak potansiyeline ilişkin başlıkların ele alındığı belirtildi. DOĞAL KAYNAKLAR İŞ DÜNYASININ GÜNDEMİNE GİRDİ Toplantı, Giresun’da madencilik, su kaynakları, tarım, sanayi ve çevre başlıklarının aynı zeminde tartışılması açısından dikkat çekti. Giresun’un ekonomik yapısında fındık, tarım, gıda, sanayi, ticaret ve küçük-orta ölçekli işletmeler önemli yer tutuyor. Bu yapı içinde su kaynakları yalnızca çevresel bir başlık değil, aynı zamanda üretim, tarım, sanayi ve yaşam kalitesi açısından stratejik değer taşıyor. Giresun’un yer altı kaynakları arasında bakır, çinko, kurşun, barit, alünit, kil, kaolen, illit, bentonit, mermer ve linyit bulunuyor. DOKA verileri, Giresun’daki metalik maden yataklarının özellikle bakır, kurşun ve çinko açısından öne çıktığını; Tirebolu, Espiye ve Şebinkarahisar hattının bu alanda önemli sahalar arasında yer aldığını kaydetti. SU, MADEN VE TARIM AYNI DENKLEMDE Giresun’da doğal kaynak tartışması, madencilik potansiyeli ile su ve tarım varlığının korunması arasındaki dengeye odaklanıyor. GTSO, 12 Nisan 2026’da yayımladığı çevre açıklamasında, Giresun ve Karadeniz Bölgesi’nin orman varlığı, su kaynakları ve tarımsal üretim gücüyle ülke açısından önemli değer taşıdığını vurguladı. Oda, kontrolsüz ve yeterli denetimden uzak madencilik faaliyetlerinin orman alanları, yer altı ve içme suyu kaynakları, tarım arazileri, heyelan riski ve çevre sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini açıkladı. Bu nedenle 30 Nisan’daki meclis toplantısı, yalnızca olağan bir oda toplantısı olarak değil, Giresun’un ekonomik geleceğinde doğal kaynakların nasıl yönetileceğine ilişkin kritik bir başlık olarak öne çıktı. SUNUMU PROF. DR. TAMER AKKAN YAPTI Toplantıda sunumu yapan Prof. Dr. Tamer Akkan, Giresun Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’nda profesör olarak görev yapıyor. Giresun Üniversitesi Akademik Bilgi Sistemi, Akkan’ın uzmanlık alanını hidrobiyoloji olarak kaydetti. Akkan’ın akademik çalışma alanı, Giresun’daki su kaynakları tartışması açısından doğrudan önem taşıyor. DergiPark kayıtlarında Akkan’ın Gelevera Deresi’nin bakteriyolojik kirlilik düzeyi, Aksu Deresi’nde fenol kirliliği, su kaynaklarında antibiyotik ve ağır metal direnci gibi başlıklarda çalışmaları bulunuyor. 5 BİN 608 ÜYELİ ODA Giresun Ticaret ve Sanayi Odası, kent ekonomisinde geniş bir üyelik tabanını temsil ediyor. DOKA verisi, Giresun’daki TSO üye sayısını 5 bin 608 olarak kaydetti. Bu üyelerin 641’i imalat alanında faaliyet gösteriyor. Aynı veri setinde Giresun’un 2024 yılı faaliyet iline göre ihracatı 942 milyon dolar, yıllık ithalatı ise 22 milyon dolar olarak yer aldı. Bu tablo, GTSO’nun yalnızca ticaret alanında değil, üretim, imalat, ihracat, tarım-gıda, enerji, inşaat ve hizmet sektörlerinde de temsil gücüne sahip olduğunu gösteriyor. SON ORGAN SEÇİMİ 2022’DE YAPILDI Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nın son organ seçimleri 1 Ekim 2022’de yapıldı. Seçim sonrası meclis üyeleri görev dağılımı için sandık başına gitti. N. Şükrü Ataün meclis başkanlığına seçildi. Meclis başkan yardımcıları Erdal Ceyran ve Hasan Yılmaz, katip üye ise Kaptan Demirhan Çalcalı oldu. Hasan Çakırmelikoğlu başkanlığında oluşan yönetim kurulunda Ahmet Fehmi Tozlu ve Mustafa Halilbeyoğlu başkan yardımcılığına, Azmi Bük sayman üyeliğe getirildi. Fatih Karaca, Hüsamettin Şehitoğlu, Hakan Aslım, Nizamettin Öztürk, Ergin Kılıçaslan, Eyüp Çiftçi ve Halit Aydın yönetim kurulunda görev aldı. TOBB üst kurul delegeliklerine Fikret Günaydın, Hakan Güngör ve Emrullah Çakırmelikoğlu seçildi. Disiplin Kurulu ise Erol Kuloğlu, Hamdullah Ayar, Taha Ayhan, Orhan Hocaoğlu, Tekin Teker ve Nihad Yamak’tan oluştu. 17 MESLEK KOMİTESİYLE TEMSİL YAPIYOR GTSO’nun temsil yapısı 17 meslek komitesi üzerinden yürütülüyor. Bu komiteler; hayvansal ürünler ve deniz ürünleri, tarım ve gıda, finans-bankacılık-sigortacılık, fındık üretimi ve fındık mamulleri, tekstil, perakende gıda, hırdavat ve inşaat malzemeleri, elektronik ve dayanıklı tüketim ürünleri, kuyumculuk ve gıda dışı ticaret, orman ürünleri, konaklama-lokanta-bilişim-basın, emlak-mimarlık-mühendislik, ulaşım, inşaat-enerji-madencilik, motorlu taşıtlar, sağlık-eğitim-bilişim ve diğer hizmet alanlarını kapsıyor. Maden başlığının doğrudan ilişkili olduğu 14. Meslek Komitesi, “İnşaat, enerji, madencilik ve bu sektörlerde tamamlayıcı hizmet sunanlar” alanında faaliyet gösteriyor. Bu komitenin başkanı Yusuf Yılmaz, başkan yardımcısı Ahmet Bayram olarak kayıtlarda yer alıyor. OSB, KREDİYE ERİŞİM VE ÜRETİM GÜNDEMDE GTSO’nun son dönem gündeminde organize sanayi bölgeleri, krediye erişim, kamu tedarik sistemi, fındık fiyatları, inşaat sektörü, ulaşım sorunları ve imar düzenlemeleri öne çıkıyor. Oda, 6 Nisan 2026’da yaptığı Yüksek İstişare Kurulu toplantısında serbest piyasa fındık fiyatları, inşaat sektöründeki sorunlar, yeni imar düzenlemeleri, krediye erişim ve ulaşım başlıklarını ele aldı. Aynı toplantıda Giresun 3. Organize Sanayi Bölgesi, Görele’de planlanan 4. OSB ve Şebinkarahisar OSB süreçleri de değerlendirildi. GTSO Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, 3. OSB için yaklaşık 3 bin kişilik istihdam hedeflendiğini, Görele’de planlanan 4. OSB için 3 bin ile 5 bin arasında istihdam öngörüldüğünü, Şebinkarahisar OSB’nin ise 2026 yatırım programına alındığını açıkladı. KAMU TEDARİK SÜRECİ DE ELE ALINDI GTSO, Nisan ayında Devlet Malzeme Ofisi ile birlikte üyelerine yönelik bilgilendirme toplantısı da düzenledi. DMO Trabzon Bölge Müdürü Arda Aksuoğlu, toplantıda kurumun çalışma şartları, ürün ve hizmet temin süreçleri, tedarik zinciri yönetimi ve kamu alımlarında sağlanan avantajları anlattı. Bu faaliyetler, GTSO’nun Nisan ayı gündeminin yalnızca meclis çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını; üretim, kamu alımları, OSB yatırımları, çevre, su kaynakları ve madencilik başlıklarını aynı dönemde ele aldığını gösteriyor. GİRESUN İÇİN KRİTİK BAŞLIK: KAYNAK YÖNETİMİ Giresun’da doğal kaynaklar, yalnızca yer altındaki maden rezervleriyle ölçülemiyor. Kentin fındık üretimi, tarımsal yapısı, içme suyu güvenliği, dereleri, ormanları ve sanayi hedefleri aynı planlama içinde değerlendirilmek zorunda. GTSO’nun Nisan ayı meclis toplantısı, bu zorunluluğu iş dünyasının resmi gündemine taşıdı. Toplantı, Giresun ekonomisinin önümüzdeki dönemde iki temel soruyla karşı karşıya kalacağını gösterdi: Kent, yer altı kaynaklarını ekonomiye kazandırırken su ve tarım varlığını nasıl koruyacak; sanayi ve OSB yatırımları büyürken çevresel sürdürülebilirliği hangi kurumsal denetimle sağlayacak? 30 Nisan 2026 tarihli GTSO Meclisi, bu yönüyle Giresun’da su, maden, üretim ve çevre dengesinin artık yalnızca çevre örgütlerinin değil, doğrudan iş dünyasının da gündeminde olduğunu ortaya koydu.

GİRESUN DERNEK BAŞKANLARINDAN TİREBOLU SEKÜ İÇİN ORTAK ÇAĞRI Haber

GİRESUN DERNEK BAŞKANLARINDAN TİREBOLU SEKÜ İÇİN ORTAK ÇAĞRI

GİRESUN DERNEK BAŞKANLARINDAN TİREBOLU SEKÜ İÇİN ORTAK ÇAĞRI İstanbul Anadolu Yakası’nda faaliyet gösteren Giresun il dernek başkanları, Tirebolu Sekü başta olmak üzere Giresun’un doğal yaşam alanlarını tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı ortak deklarasyon hazırladı. Dernek başkanları, Giresun’un su havzalarının, ormanlarının, tarım alanlarının ve yaşam alanlarının korunması için kamuoyuna çağrı yaptı. Kartal’da bir araya gelen İstanbul Anadolu Yakası Giresun il dernek başkanları, Tirebolu Sekü ve Giresun genelinde doğaya zarar verdiği belirtilen madencilik faaliyetlerine karşı ortak tutum aldı. Başkanlar, maden ruhsatlarının yeniden gözden geçirilmesini, doğaya zarar veren faaliyetlerin durdurulmasını ve ÇED süreçlerinin şeffaf yürütülmesini istedi. Dernek başkanları, ortak deklarasyonda Giresun’un doğasının kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna tahrip edilemeyeceğini vurguladı. Açıklamada, bölgenin gerçek kalkınmasının madencilikte değil; tarımda, turizmde, sürdürülebilir üretimde ve gençlerin memleketlerinde yaşayabileceği istihdam modellerinde aranması gerektiği ifade edildi. Ortak deklarasyonun tam metni şöyle: “İSTANBUL ANADOLU YAKASI GİRESUN İL DERNEK BAŞKANLARI ORTAK DEKLARASYONU TİREBOLU SEKÜ VE GİRESUN’DA DOĞAYI YOK EDEN VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞI KAMUOYUNA ÇAĞRI Bizler, 25 Nisan 2026 tarihinde İstanbul Anadolu Yakası’nda bir araya gelen il başkanları olarak; Tirebolu Sekü başta olmak üzere Giresun’un dağlarında, ormanlarında, derelerinde ve yaşam alanlarında yürütülen vahşi madencilik faaliyetlerine karşı ortak irademizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Giresun yalnızca bir şehir değildir. Giresun; yaylalarıyla, fındık bahçeleriyle, içme suyu kaynaklarıyla, zengin orman varlığıyla ve temiz havasıyla Karadeniz’in nefesidir. Tirebolu Sekü bölgesi ise sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de emanetidir. Bu topraklar birkaç şirketin kısa vadeli kazancı uğruna geri dönülmez şekilde tahrip edilemez. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo; kontrolsüz kazılar, siyanür ve ağır metal riski, dere yataklarının bozulması, içme suyu havzalarının tehdit altına girmesi, ormanların yok edilmesi ve tarımsal üretimin zarar görmesidir. Bu anlayışın adı kalkınma değil, doğa talanıdır. Biz biliyoruz ki toprağı zehirlenen bir memlekette çocukların geleceği de zehirlenir. Suyu kirlenen bir şehirde sağlık kalmaz. Ormanı kesilen bir bölgede iklim dengesi bozulur. Tarımı bitirilen bir kentte göç, yoksulluk ve umutsuzluk büyür. Bugün Tirebolu Sekü’de açılan her yara, yarın çocuklarımızın hayatından eksilen bir nefes olacaktır. Bu nedenle çağrımız nettir: Tirebolu Sekü bölgesindeki tüm madencilik ruhsatları yeniden gözden geçirilmeli, doğaya zarar veren faaliyetler derhal durdurulmalıdır.Giresun genelinde su havzalarını, tarım alanlarını ve ormanları tehdit eden projeler iptal edilmelidir.ÇED süreçleri şeffaf yürütülmeli; halkın, bilim insanlarının ve yerel yönetimlerin onayı olmadan hiçbir projeye izin verilmemelidir.Bölgenin gerçek kalkınması; madende değil, tarımda, turizmde, sürdürülebilir üretimde ve gençlerin kendi memleketinde yaşayabileceği istihdam modellerinde aranmalıdır.Giresun’un doğası, birkaç yıllık kazanç için değil; yüz yıllık yaşam hakkı için korunmalıdır. Bizler çocuklarımıza kurumuş dereler, kesilmiş ormanlar, zehirlenmiş topraklar bırakmak istemiyoruz. Onlara temiz suyu, yeşil dağları, kuş seslerini ve umut dolu bir memleket bırakmak istiyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 25 NİSAN 2026 İSTANBUL ANADOLU YAKASI GİRESUN İL DERNEK BAŞKANLARI TOPLANTISI Cengiz DEMİRKAYA Kartal Giresunlular Derneği Başk. Hayrullah USTA Beykozlu Giresunlular Dern. Başk. Hakan ÖZTÜRK Maltepe Giresunlular Derneği Baş. Tahir EMANET Sultanbeyli Giresunlular Dern. Baş. Hilmi KİBAR Tuzla Giresunlular Dern. Başkanı Hüseyin DÖNER Pendik Giresunlular Dern. Başkanı Yunus Emre ÇALIK Üsküdar Giresunlular Dern. Başk. Sami CÖMERT Sancaktepe Giresunlular Der. Baş. Dursun KARAAĞAÇ Ataşehir Giresun İl ve İlçe Der. Baş. Kenan LORTOĞLU Çekmeköy Giresunlular Dern. Başk. Fatih YELEKOĞLU Ataşehir Giresunlular Dern. Başk. Ali HORTUM Ümraniye Giresunlular Dern. Başk. Yavuz YALÇINKAYA Ümraniye Giresunlular Derneği Başkanı”

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Haber

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR”

DERELİ DOĞA VE YAŞAM DERNEĞİ’NDEN MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini belirtti. Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları üzerinden tasfiye edildiğini, yerel halkın ise mülksüzleştirme riskiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, maden ruhsatları üzerinden yürüyen sürece sert tepki gösterdi. Türk, tarım arazileri, meralar ve su kaynaklarının tehdit altında olduğunu belirterek, bölgede geniş çaplı bir mülksüzleştirme sürecinin işletildiğini ifade etti. Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini hatırlattı. Bu tablonun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve mülkiyet boyutları olan ağır bir sonuç doğurduğunu vurguladı. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK MÜLKİYET DEĞİŞİMLERİNDEN BİRİ” İbrahim Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları aracılığıyla tasfiye edildiğini ve bunun yerel halk açısından doğrudan mülksüzleştirme anlamına geldiğini söyledi. Türk, “Başka bir anlatımla Cumhuriyet tarihimizin en büyük ‘mülkiyet değişimi’ operasyonlarından biriyle karşı karşıyayız” dedi. Türk, 1923’ten 2002’ye kadar yaklaşık 80 yılda verilen toplam maden ruhsatı sayısının 1186 olduğunu, buna karşılık son 25 yılda bu rakamın 386 bine ulaştığını ifade etti. Bu artışın ülke ve bölge açısından geniş çaplı bir çevre felaketinin habercisi olduğunu dile getirdi. FINDIK BAHÇELERİ, MERALAR VE SU KAYNAKLARI UYARISI Türk, maden yasalarındaki boşlukların ve kamu yararı adı altında öne sürülen uygulamaların şirket çıkarlarını koruduğunu savundu. Çiftçilerin tek geçim kaynağı olan asırlık fındık bahçelerinin, meraların ve su kaynaklarının tehdit altında bulunduğunu söyledi. Acele kamulaştırma uygulamalarıyla köylünün elinden alınan arazilerin yalnızca bir toprak parçası olmadığını belirten Türk, bunun çocukların geleceği, bölgenin gıda güvenliği ve kültürel hafızası açısından da ağır sonuçlar doğuracağını kaydetti. Türk, “Bir maden şirketinin 30-40 yıllık kâr hırsı, bu toprakların bin yıllık bereketine tercih edilemez” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI İbrahim Türk, bölge milletvekillerine de doğrudan çağrı yaptı. Seçim dönemlerinde toprağın bereketinden söz eden siyasetçilerin, fındık bahçeleri maden sahasına çevrilirken sessiz kaldığını söyledi. Türk, “Toprağı elinden alınan köylünün feryadı Ankara’ya ulaşmıyor mu?” diye sordu. “Halkın vekili olmak, sadece açılışlarda kurdele kesmek değil; halkın yaşam alanını sermayeye karşı savunmaktır” diyen Türk, susulan her ruhsatın bir ailenin daha toprağından kopması anlamına geldiğini ifade etti. “HUKUKİ HAKLARIMIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ” Türk, madencilik adı altında yürütülen mülksüzleştirme ve şehre sürgün politikasına karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. Tarım arazilerinin ekonomik veri değil, doğrudan yaşam alanı olduğunu vurgulayan Türk, maden şirketlerinin geride zehirlenmiş topraklar ve sular bırakıp gideceğini, bölge halkının ise bu coğrafyada yaşamayı sürdüreceğini belirtti. Açıklamasının sonunda hukuki mücadelenin süreceğini duyuran Türk, her bir fındık dalının ve her bir su damlasının takipçisi olacaklarını söyledi. Türk, “Vatanını sevmek, toprağını ve suyunu korumaktır” dedi.

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ TİREBOLU’DA ORTAK KÜRSÜYE ÇIKTI Haber

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ TİREBOLU’DA ORTAK KÜRSÜYE ÇIKTI

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ TİREBOLU’DA ORTAK KÜRSÜYE ÇIKTI Spot: Tirebolu Atatürk Anıtı Meydanı’nda düzenlenen Büyük Köylü Mitingi, Giresun’daki maden karşıtı itirazı çevre örgütleri, köylüler, hukukçular, siyasetçiler ve meslek temsilcilerinin katıldığı geniş bir buluşmaya dönüştürdü. Mitingde fındık bahçeleri, su kaynakları, orman varlığı ve yaşam alanları öne çıktı; konuşmacılar madencilik baskısına karşı ortak tutum çağrısı yaptı. Tirebolu’daki miting bugün geniş katılımla yapıldı. Atatürk Anıtı Meydanı’nda bir araya gelen yurttaşlar, çevre örgütleri, köy temsilcileri, siyasi isimler ve meslek kuruluşları, Giresun’daki madencilik faaliyetlerine karşı ortak mesaj verdi. FINDIK, SU VE ORMAN BAŞLIKLARI KÜRSÜNÜN MERKEZİNE OTURDU Mitingin ana eksenini yalnız maden ruhsatları değil, doğrudan üretim alanları ve yaşam çevresi oluşturdu. Kürsüden yapılan konuşmalarda, Giresun ekonomisinin temel direklerinden biri olan fındığın korunması gerektiği vurgulandı; maden projelerinin doğal yapı, tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki etkileri öne çıkarıldı. İLK SÖZ NİHAN EMİROĞLU NAKİBOĞLU’NDAN GELDİ Mitingin açılışında Tirebolu Çevre Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Emiroğlu Nakiboğlu konuştu. Nakiboğlu, doğayı, suyu, ormanı ve yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Alandaki ortak mesaj, itirazın yalnız bir bölgeye değil, tüm Giresun’un geleceğine ilişkin olduğu yönünde şekillendi. KÜRSÜDE SİYASET, HUKUK, MESLEK ÖRGÜTLERİ VE İŞ DÜNYASI BULUŞTU Programda CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Tirebolu Sekü ve Görele Karlıbel bölgesinde yürütülen davaya ilişkin avukat Sevda Karataş Şahin, TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Ordu-Fatsa Doğa ve Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Alaaddin Yılmazer, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Halilbeyoğlu ve Giresun Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Ali Kara da yer aldı. PROGRAMDA KÖY TEMSİLCİLERİ DE SÖZ ALDI Konuşmacılar arasında Metalurji Mühendisleri Odası eski Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Cemalettin Küçük, Giresun-Bulancak-Piraziz Çevre ve Doğa Derneği üyesi Hüseyin Şahin, Bursa Tirebolulular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Karaman, Görele Soğukpınar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği üyesi Ramazan Doğru, Giresun Tirebolu Eymür Köyü Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği üyesi Aynur Arslan, Doğankent Çatalağaç Köyü halkından Esma Aydın, Sekü Köyü’nden Osman Yıldız, Safiye Yılmaz, Bahri Yılmaz, emekli öğretmen Hurşit Akın ile Islık Dili Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Başkan ve ekibi de bulundu. MİTİNG, ÇAĞRIDAN SAHAYA İNEN YENİ AŞAMA OLDU Tirebolu’daki buluşma, günler öncesinden yapılan “Giresun Maden İstemiyor: Büyük Köylü Mitingi” çağrısının sahaya yansıyan sonucu oldu. Meydandaki tablo, maden karşıtı itirazın yalnız çevre örgütleriyle sınırlı kalmadığını; köylerden, meslek çevrelerinden ve farklı toplumsal kesimlerden destek gördüğünü ortaya koydu. TİREBOLU’DAN ÇIKAN MESAJ NETLEŞTİ Miting, Giresun’daki maden tartışmasını yalnız ruhsat ve idari süreç başlığında bırakmadı; toprağın, suyun, fındığın ve yerel yaşamın savunulduğu ortak bir kürsüye dönüştürdü. Alandaki konuşmalar ve katılım profili, Tirebolu’daki itirazın dar bir çevre tepkisinin ötesine geçerek genişleyen bir toplumsal hatta dönüştüğünü gösterdi.

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ SOKAĞA TAŞTI Haber

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ SOKAĞA TAŞTI

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ SOKAĞA TAŞTI Giresun’da madencilik faaliyetlerine karşı düzenlenen yürüyüşte yüzlerce yurttaş Debboy’dan Atatürk Meydanı’na yürüdü. Meydandaki konuşmalarda doğa, su kaynakları, tarım alanları ve yaşam hakkı vurgusu öne çıktı. Giresun’da son dönemde büyüyen madencilik tartışması, kent merkezindeki kitlesel yürüyüşle yeni bir aşamaya taşındı. Giresun Doğayı Koruma Topluluğu’nun çağrısıyla toplanan yüzlerce yurttaş, Debboy mevkisinden başlayarak Gazi Caddesi üzerinden Atatürk Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Kalabalık yürüyüş boyunca “Giresun madene galip gelecek”, “Giresun bizimdir bizim kalacak”, “Maden sizin, Giresun bizim”, “Giresun yeşildir yeşil kalacak”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları attı. Eylem, kentte madencilik başlığının yalnızca çevre değil, su, üretim ve yaşam alanları ekseninde de büyüyen bir toplumsal itiraza dönüştüğünü ortaya koydu. MEYDANDA VERİLEN MESAJ: “GİRESUN SAHİPSİZ DEĞİLDİR” Topluluk adına konuşan Furkan Karakol, meydandaki kalabalığa doğrudan seslendi. Karakol, “Bizler dedikodu yapmayacağız, bizler karşı olacağız. Şimdi size soruyorum; Giresun maden şirketlerinin kepçeleri altında ezilecek kadar sahipsiz midir?” dedi. Karakol, konuşmasının devamında, “Bugün bizleriz, yarın torunlarımızdır. Ve Giresun’un tapusu Sakarya’da, Afyonkarahisar’da şehitlerimizin kanıyla imzalanmıştır. Bu talana, bu yıkıma ‘evet’ demeyeceğiz. Biz buna izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Aynı konuşmada Karakol, doğa savunusunu kent aidiyetiyle birlikte tanımladı. “Vatanı sevmek onun dağını, suyunu, ağacını sevmektir” diyen Karakol, “Biz ayrıcalık değil adalet istiyoruz. Aynı hukuk herkese eşit uygulansın istiyoruz. Giresun sahipsiz değildir. Ormanlar bizimdir, topraklar bizimdir, kümbet bizimdir, yaylalar bizimdir” sözlerini kullandı. SU, TOPRAK VE FINDIK AYNI İTİRAZDA BİRLEŞTİ Meydanda konuşan Emirhan Yılmaz ise çevresel kaygılarla birlikte kentin ekonomik ve tarımsal geleceğini gündeme taşıdı. Yılmaz, “Giresun çok travması olan bir şehir. Bu travma sadece işgalin ve savaşın travmaları değil; Çernobil’in, Karadeniz Sahil Yolu’nun, Şebinkarahisar’ın travmaları hala Giresunlunun hafızasında” dedi. Yılmaz, madencilik sahalarının genişliğine ilişkin eleştirisini de açık biçimde dile getirdi. “Giresun’un dağları kurşun yarası gibi delik deşik. Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edilmiş durumda. Giresunlulara deniyor ki; ‘bu geri kalan yüzde 15’te yaşayın.’ Buna ‘evet’ diyecek biri var mı acaba içinizde?” sözleri meydandaki en dikkat çeken ifadeler arasında yer aldı. Bu oran ve değerlendirmeler, konuşmacının meydandaki beyanı olarak kayda geçti. Fındık ve tarımsal üretim başlığı da konuşmanın ana eksenlerinden biri oldu. Yılmaz, “Ne dedik? Fındığın başkenti, kirazın anavatanı. Giresun’da kiraz fidesi kaldı mı?” dedi. Ardından, “Uluslararası sermaye başka ülkelerde fındık bahçeleri açarken bizler dünyanın en kıymetlisini siyanüre tercih etmeyeceğiz” ve “Giresun kasten yoksullaştırılmasına rağmen madene ve maden şirketlerine esir olmayacak” ifadelerini kullandı. EN SERT UYARI ATIK HAVUZLARI İÇİN YAPILDI Meydandaki konuşmalarda su güvenliği ayrı bir başlık olarak öne çıktı. Yılmaz, “Bu madenlerdeki atık havuzlarının patlaması sularımızı zehirlerse Giresun gibi su zengini bir şehir su fakiri olacak” dedi. Aynı bölümde, “Bizim kucağımıza patlamaya hazır bir bomba veriyorsunuz. Bizim karşı çıkmamız bu bombanın kaldırılmasından ibaret” sözleriyle risk algısını anlattı. Bu değerlendirmeler de konuşmacının meydandaki beyanı olarak ifade edildi. Yılmaz, izin sürecine ilişkin olarak da “Bize ‘siz kimsiniz?’ diye sordular. Biz de dedik ki: ‘Giresunlu gençleriz.’ Şimdi tekrar söylüyorum: Biz halkız. Halk diye bir şey var ya, o biziz” dedi. KATILIMCILAR: “BU DAHA BAŞLANGIÇ” Yürüyüşün ardından söz alan yurttaşlar da eylemin tek günlük bir tepkiyle sınırlı kalmayacağını söyledi. Bir katılımcı, “Topraklarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmak… Bu bugünün işi değil, ileriye dönük bir problem. Bizimkisi bir uyarı. Bu bir ilk adımdır, yarın devamı gelecek. Tüm halkımızın buna iştirak etmesini istiyoruz” dedi. Bir başka yurttaş, “Memleketimize, tozuna, toprağına sahip çıkmak için buradayız. Karadeniz bizim, Giresun bizim. Biz yeşille mavinin kucaklaştığı bir yerdeyiz. Bunun bakir kalmasını istiyoruz” sözleriyle eyleme neden katıldığını anlattı. Aynı katılımcı, “Çocukken fındık bahçelerinde gece gündüz bekçilik yapıyorduk. Her şekilde toprağımıza, bahçelerimize sahip çıkacağız. Bu öyle kolay değil” ifadelerini kullandı. Bir diğer katılımcı ise, “Toprağımızı, suyumuzu, havamızı, bütün canlı yaşamı savunmak için buradaydık. Giresun’da ve bütün Karadeniz’de bir ekokırım yaşanacak” dedi. Aynı konuşmada, “Biz provokatör değiliz, halkız. Sadece yaşam hakkını savunuyoruz. Tek derdimiz yaşamak ve yaşatmak” sözleri yer aldı. TEPKİNİN MERKEZİNDE YAŞAM ALANLARI VAR Giresun’daki yürüyüş, madencilik tartışmasının kentte yalnızca teknik bir yatırım meselesi olarak görülmediğini açık biçimde gösterdi. Meydandaki konuşmalar ve sloganlar, doğa koruma talebinin su kaynakları, tarım alanları, fındık üretimi ve yaşam hakkı başlıklarıyla birlikte dile getirildiğini ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.