Hava Durumu

#Strong

giresunsonhaber - Strong haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Strong haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’Lİ GEZMİŞ: “BU BÜYÜK ÇINARI HİÇBİR MASA BAŞI HESABINA TESLİM ETMEYECEĞİZ” Haber

CHP’Lİ GEZMİŞ: “BU BÜYÜK ÇINARI HİÇBİR MASA BAŞI HESABINA TESLİM ETMEYECEĞİZ”

CHP’Lİ GEZMİŞ: “BU BÜYÜK ÇINARI HİÇBİR MASA BAŞI HESABINA TESLİM ETMEYECEĞİZ” CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in öncülüğünde on binlerle birlikte Atatürk’ün huzurunda olduklarını belirterek, Cumhuriyet’i kuran partiye, demokrasiye ve halk egemenliğine sahip çıkma kararlılığını vurguladı. CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in öncülüğünde gerçekleştirilen Anıtkabir buluşmasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Gezmiş, on binlerle birlikte Atatürk’ün huzurunda olduklarını belirterek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğuna dikkat çekti. CHP’nin savaş meydanlarından doğan Cumhuriyet iradesinin siyasi mirasını taşıdığını vurgulayan Gezmiş, partiye ve halkın egemenliğine yönelik hiçbir masa başı hesabına izin vermeyeceklerini ifade etti. “ON BİNLERLE BİRLİKTE ATA’MIZIN HUZURUNDAYDIK” Gezmiş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, on binlerle birlikte Ata’mızın huzurundaydık. Cumhuriyet’i kuran iradeye, demokrasiye ve halkın egemenliğine sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha haykırdık. Savaş meydanlarında kurulan, her türlü baskıya rağmen dimdik ayakta kalan bu büyük çınarı hiçbir masa başı hesabına teslim etmeyeceğiz. Atamızın izinde, Cumhuriyet’in ışığında yürümeye; adaletin, özgürlüğün ve aydınlık yarınların mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.” CHP’YE VE HALK EGEMENLİĞİNE SAHİP ÇIKMA MESAJI Gezmiş’in açıklamasında, CHP’nin Cumhuriyet’in kurucu iradesiyle taşıdığı tarihsel bağ öne çıktı. Açıklamada, demokrasi, adalet, özgürlük ve halk egemenliği vurgusu yapılırken, partiye yönelik siyasi hesaplara karşı kararlı duruş mesajı verildi.

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Haber

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI

PLANETNUTS FINDIK GÜNÜ İÇİN YENİ BULUŞMA HAZIRLIĞI BAŞLADI Şili’de Avrupa fındığı üreticilerini, danışmanları, araştırmacıları, ihracatçıları ve tarım teknolojisi firmalarını buluşturan PlanetNuts Day de Avellanos için yeni toplantı takvimi açılıyor. Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacak buluşmada rezervasyon süreci 13 Ağustos’ta başlayacak; konuşmacı ve katılımcı listesi ayrıca açıklanacak. ŞİLİ’DE FINDIK SEKTÖRÜNÜN TEKNİK BULUŞMASI PlanetNuts, Avrupa fındığı üreticilerine yönelik yeni PlanetNuts Day de Avellanos buluşması için hazırlık başlattı. Etkinliğin adresi Casa Laura, Los Ángeles olacak. Rezervasyonlar 13 Ağustos’tan itibaren alınacak. Toplantı; üreticiler, teknik danışmanlar, araştırmacılar, tarım işletmeleri, tedarikçiler ve sektör temsilcileri için bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı, yeni bağlantılar ve sektörel değerlendirme zemini oluşturacak. PlanetNuts, Şili’de badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı alanlarında üretici, çiftçi ve tarım işletmelerine güncel, teknik ve iş birliğine dayalı içerik ulaştıran bir platform olarak çalışıyor. Platformun güncel akışında yeni fındık üreticileri buluşması da öne çıkarıldı. BU YILKİ TOPLANTIDA PROGRAM HENÜZ NETLEŞMEDİ Yeni toplantının kesin tarihi, saat akışı, konuşmacı listesi, teknik oturum başlıkları ve stant katılımcıları henüz açıklanmadı. Şu aşamada netleşen bilgiler etkinliğin Casa Laura, Los Ángeles’te yapılacağı, rezervasyonların 13 Ağustos’ta başlayacağı ve toplantının Avrupa fındığı üreticilerine yönelik özel bir sektör günü olarak kurgulandığı yönünde. Geçmiş PlanetNuts toplantıları, bu yılki buluşmanın yalnızca tanıtım amaçlı bir etkinlik olmayacağını gösteriyor. Önceki yıllarda programlar; verim, bitki besleme, hormon yönetimi, hasat başarısı, hastalıklarla mücadele, sürdürülebilir üretim, teknoloji kullanımı ve küresel pazar başlıklarında yoğunlaştı. Bu nedenle yeni toplantının da üretim tekniği, pazar fırsatları, iklim baskısı, sürdürülebilirlik ve sektör içi iş birliği ekseninde şekillenmesi güçlü bir ihtimal taşıyor. 2025’TE ANA GÜNDEM KÜRESEL PAZAR VE VERİM OLDU PlanetNuts Day de Avellanos’un 2025 buluşması 5 Haziran 2025’te Casa Laura, Los Ángeles’te yapıldı. Etkinlik, üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri ve Avrupa fındığı üretimiyle bağlantılı profesyonelleri aynı çatı altında topladı. 2025 programının ana başlığı “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” oldu. Bu toplantıda José Pablo Correa, fındıkta hormon yönetimi ve stratejilerini; Gabriel Aguilar, hasat başarısını olumlu etkileyen faktörleri ve bu sonucu korumaya dönük uygulamaları; Antonio Gaete ise yüksek verim için gerekli besin maddelerinin yerine konulmasını anlattı. Programın teknik masa bölümünde Nicolás Manterola ve Ernesto Moya da yer aldı. 2025 toplantısı, PlanetNuts’un fındık gününü klasik bir seminerin ötesine taşıdı. Teknik sunumların yanında tedarikçi firmalar, teknoloji sağlayıcıları, tarım girdisi şirketleri ve araştırma kuruluşları için etkileşim alanı açıldı. Centro Fruticultura Sur da etkinliğe stantla katıldı; kurum temsilcileri Avrupa fındığı üzerine yürütülen araştırma hatlarını üreticilere aktardı. 2024’TE TOPRAK SAĞLIĞI, MİKORİZA VE HASTALIKLAR ÖNE ÇIKTI PlanetNuts Day de Avellanos’un 2024 toplantısı 23 Mayıs 2024’te Los Ángeles’teki La Casona’da düzenlendi. O yılın ana teması “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” oldu. Programda Antonio Blas Gaete Covarrubias, Nicolás Manterola Swett, Daina Grinbergs ve Paula Aguilera konuşmacı olarak yer aldı. 2024 buluşması, Avrupa fındığı üretiminde teknik altyapıya odaklandı. Toprak biyolojisi, sürdürülebilirlik, mikoriza uygulamaları, kış dinlenme dönemi yönetimi, in vitro teknoloji ve fındıkta odun hastalıkları toplantının ana başlıkları arasında yer aldı. Program, üreticilerin günlük saha yönetiminde kullanabileceği teknik bilgiye yoğunlaştı. Bu çizgi, PlanetNuts’un fındık günlerinde üreticiye doğrudan uygulanabilir bilgi sunmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. 2024’te daha çok üretim tekniği ve hastalık yönetimi; 2025’te ise pazar fırsatları, verim, besleme ve hasat başarısı öne çıktı. Yeni toplantının bu iki hattı birleştiren daha geniş bir içerikle hazırlanması bekleniyor. Yıl Yer Ana tema Öne çıkan içerik 2024 Los Ángeles, Biobío / La Casona “Avellanos en Ascenso: Planificación para Buenos Rendimientos” Toprak biyolojisi, mikoriza, sürdürülebilirlik, kış dönemi yönetimi, in vitro teknoloji, odun hastalıkları 2025 Casa Laura, Los Ángeles, Biobío “Avellanos en expansión: Oportunidades y desafíos en el mercado global” Hormon yönetimi, hasat başarısını etkileyen faktörler, yüksek verim için besleme, teknik masa, tedarikçi ve araştırma stantları 2026 sektör gündemi Talca / Maule 4. Día Nacional del Avellano Europeo İklim değişikliği, dünya pazarı, Türkiye deneyimi, sürdürülebilirlik, çeşit, hastalık yönetimi, ticaret ve teknolojik yenilikler ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKTI PlanetNuts’un yeni fındık buluşması, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin hızla büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Şili, 2025’te 100 bin tonu aşan hasatla İtalya’yı geride bırakarak Türkiye’nin ardından dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna yükseldi. Ülkede fındık dikim alanı son beş yılda 25 bin hektardan fazla arttı; üretimdeki büyüme ihracat rakamlarına da yansıdı. Ferrero’nun Şili’deki yatırımları da sektörün ağırlığını artırıyor. Şirket, Şili’de Avrupa fındığı operasyonunu genişletmek için 94 milyon dolarlık yatırım açıkladı. Yatırım; sanayi kapasitesi, lojistik altyapı ve La Araucanía bölgesinde yeni işleme kapasitesi üzerinden Şili’nin küresel fındık tedarik zincirindeki rolünü güçlendiriyor. AgriChile’nin 2025 yıllık üretici toplantısına 700’den fazla üretici katıldı. Linares ve Temuco’daki buluşmalarda sezon değerlendirmesi, dünya arz-talep görünümü, kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve rejeneratif tarım başlıkları işlendi. Bu tablo, Şili’de Avrupa fındığının artık dar bir üretici grubunun konusu olmaktan çıkıp geniş bir tarımsal dönüşüm alanına dönüştüğünü gösteriyor. TÜRKİYE DENEYİMİ ŞİLİ İÇİN REFERANS BAŞLIK OLDU Şili fındık sektöründe Türkiye deneyimi giderek daha görünür hale geliyor. Mart 2026’da Talca’da düzenlenen 4. Día Nacional del Avellano Europeo toplantısı, Şili, Avrupa ve Türkiye’den uzmanları bir araya getirdi. Programda iklim değişikliği, ticaret, sürdürülebilirlik, hastalık yönetimi, teknoloji ve uluslararası pazar başlıkları işlendi. Bu toplantıda Şemsettin Kulaç, Türkiye’de anaç araştırmaları ve kullanımını; Muzaffer Taviloglu, Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi olarak ticari deneyimini ve Şili’nin büyüme potansiyelini değerlendirdi. Programda Andrés Reyes, Ernesto Moya Elizondo, Luca Giordani, Jorge Mohr Fuchslocher, Umut Küçük ve Hamza Bölük gibi isimler de yer aldı. Türkiye başlığı, Şili açısından yalnızca teknik bir karşılaştırma değil; küresel pazarın yönünü anlamak için de kritik önem taşıyor. Türkiye’nin üretim tecrübesi, Şili’nin büyüyen fındık alanları, yeni yatırımlar ve tedarik zinciri hedefleriyle birlikte değerlendiriliyor. KATILIMCI PROFİLİ GENİŞLEYECEK Bu yılki toplantının konuşmacı listesi açıklanmadığı için isim yazmak doğru olmaz. Ancak önceki PlanetNuts fındık günleri, katılımcı profilini net biçimde ortaya koyuyor. Etkinliklerde üreticiler, danışmanlar, ihracatçılar, fidanlık temsilcileri, akademisyenler, araştırmacılar, tarım teknolojisi firmaları, agroinsan sağlayıcıları, işleme ve hizmet şirketleri ile tarım işletmeleri yer aldı. Yeni buluşma, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin geldiği aşamada kritik bir platform işlevi görecek. Üretici tarafı verim, kalite, iklim, hastalık ve maliyet baskılarını masaya taşıyacak. Uzmanlar ve şirketler ise besleme, sulama, mekanizasyon, bitki sağlığı, işleme teknolojisi, pazarlama ve sürdürülebilirlik alanlarında çözüm önerilerini paylaşacak. SEKTÖRÜN ANA SORUSU: BÜYÜME NASIL YÖNETİLECEK? Şili’de Avrupa fındığı için artık ana mesele yalnızca üretim artışı değil. Ülkenin önünde verimli büyüme, sürdürülebilir bahçe yönetimi, hastalık kontrolü, kuraklık ve iklim riskleri, kaliteli hasat, işleme kapasitesi, üretici örgütlenmesi ve küresel pazarda kalıcı konum alma başlıkları bulunuyor. PlanetNuts Fındık Günü bu nedenle üretici toplantısından daha geniş bir anlam taşıyor. Casa Laura’daki buluşma, Şili’nin büyüyen Avrupa fındığı sektöründe bilgi paylaşımını, saha deneyimini, teknoloji kullanımını ve ticari bağlantıları aynı masada toplamayı hedefliyor. Rezervasyon sürecinin 13 Ağustos’ta başlamasıyla birlikte etkinliğin resmi programı, konuşmacıları ve katılımcı yapısı sektör tarafından yakından izlenecek. KAYNAKÇA PlanetNuts kurumsal bilgi, 2024 ve 2025 PlanetNuts Day de Avellanos içerikleri, Centro Fruticultura Sur etkinlik değerlendirmesi, 2026 Día Nacional del Avellano Europeo programı, AgriChile yıllık üretici toplantısı, Ferrero yatırım açıklaması ve Şili fındık sektörü verileri esas alınmıştır

Günde En Az Üç Kez Sarılın Haber

Günde En Az Üç Kez Sarılın

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri”nin “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı oturumunda konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen “Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri” kapsamında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan katılımcılarla buluştu. “İnsan İlişkilerinin Nörobilimi: Sosyal Beyin" başlıklı seminerde konuşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, insanın en temel özelliğinin sosyal bir canlı olması olduğunu vurguladı. Konuşmasında uzun yıllardır pozitif psikoloji alanında mutluluk, umut ve iyi oluş üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Tayfun Doğan, son dönemde insan ilişkileri ve sosyal zekâ konularına yeniden yoğunlaştığını söyledi. Prof. Dr. Tayfun Doğan, “İnsanı tek bir sıfatla tanımlayacak olsak, en doğru ifade ‘sosyal bir canlı’ olur. Gerçekten beynimiz buna göre şekillenmiş durumda. Doğduğumuz andan hayatımızın sonuna kadar bizi arayan, merak eden, güvende hissettiren ve önemseyen insanlara ihtiyaç duyarız. İnsan ilişkileri bizim doğal yaşam alanımızdır” dedi. Eş zamanlılık ilişkileri güçlendiriyor Seminerde özellikle eş zamanlılık, ahenk ve senkronizasyon kavramları üzerinde duran Prof. Dr. Doğan, iki ya da daha fazla kişinin birlikte hareket etmesinin beyin üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Doğan, “Birlikte nefes alıp vermek, jest ve mimiklerin benzemesi, konuşma ritimlerinin ve hatta kalp atışlarının birbirine yaklaşması kişiler arasında güçlü bir bağ oluşturur. Bu durum, adeta iki insanın birbirine bağlanması gibidir. Beyin de bu bağı ödüllendirir.” diye konuştu. Bu ödül mekanizmasının temelinde oksitosin hormonu bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin halk arasında sevgi, bağlanma ve güven hormonu olarak bilindiğini belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Eş zamanlılık sağlandığında oksitosin salgılanır. Oksitosin de stres hormonu olarak bilinen kortizolün salınımını azaltır. Böylece stres düşer, güven artar, çatışmalar azalır. Eşler arasındaki tartışmaların, çocuklar arasındaki kavgaların azalmasında da bu mekanizma önemli rol oynar.” ifadelerini kullandı. Sarılmak, birlikte yürümek, şarkı söylemek bile etkili Oksitosin salgısını artırmanın gündelik yaşamda oldukça basit yolları olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, birlikte yapılan etkinliklerin ilişkileri güçlendirdiğini söyledi. “Beraber yemek yapmak, birlikte şarkı söylemek, ritmik hareketler yapmak, dans etmek, aynı tempoda yürümek, hatta uzun süre sarılmak bile oksitosin salgısını artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 20 saniyeyi aşan sarılmaların kişiler üzerinde rahatlatıcı etkiler oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Doğan, toplu ibadetlerin, iftar sofralarının, birlikte film ya da maç izlemenin de aynı mekanizmayı desteklediğini belirterek, “İnsanlar ortak bir ritimde buluştuğunda psikolojik olarak birbirlerine daha çok bağlanıyorlar.” dedi. Oksitosin beynin alarm sistemini sakinleştiriyor Seminerde beynin işleyişine ilişkin nörobilimsel açıklamalarda da bulunan Prof. Dr. Doğan, oksitosinin beynin hipotalamus bölgesinde salgılandığını ve doğrudan amigdala üzerinde etkili olduğunu söyledi. Amigdalanın beynin erken uyarı ve alarm sistemi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Amigdala tehlike sezdiğinde bizi kaygılandırır ve stres hormonlarını harekete geçirir. Ancak oksitosin amigdalaya ‘her şey yolunda, güvendesin’ mesajı verir. Böylece kaygı ve stres daha ortaya çıkmadan önlenmiş olur.” diye konuştu. İş görüşmelerinden aile ilişkilerine kadar etkili Eş zamanlılığın sadece aile ilişkilerinde değil, iş ve eğitim yaşamında da önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, özellikle beden dili uyumunun kişiler arasındaki güveni artırdığını ifade etti. “İş görüşmelerinde, öğretmen-öğrenci ilişkisinde, terapist-danışan ilişkisinde senkronizasyon çok önemlidir. Karşı tarafla uyumlu beden dili geliştirmek kabul görme ihtimalini artırır.” diyen Prof. Dr. Doğan, terapi süreçlerinde başarının en önemli unsurlarından birinin danışanla kurulan uyum olduğunu söyledi. Öğrenmeyi de güçlendiriyor Öğretmen ve öğrenci arasındaki uyumun öğrenme üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, sevilen öğretmenlerin derslerinin daha verimli geçmesinin temel nedenlerinden birinin bu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Doğan, “Öğretmen ile sınıf arasında ahenk sağlandığında öğrenciler dersi daha iyi kavrıyor. Aslında hepimizin hayatında sevdiği bir öğretmenin dersini daha iyi anladığı dönemler olmuştur. Bunun altında yatan neden senkronizasyondur.” ifadesinde bulundu. Yalnızlık doğamıza uygun değil İnsanın sosyal bir varlık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğan, yalnızlığın biyolojik düzeyde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti ve “Yalnızlık doğamıza uygun değil. Peki ne yapıyor yalnızlık? Neden bizi strese sokuyor? Bu konuda yapılan araştırmalar var. Cacioppo’nun çalışmasında katılımcılara gün içinde yalnızlık düzeylerini ve fizyolojik tepkilerini ölçmeleri istendi. Sonuçta şunu gördük: Yalnızlık hisseden insanlar, adeta fiziksel bir saldırıya uğramış gibi kortizol salgılıyor.” şeklinde konuştu. Yalnızlığın vücutta “savaş ya da kaç” tepkisini tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Doğan, bunun bağışıklık sistemi ve uyku üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğan, “Yalnızlık durumunda vücudumuz alarm moduna geçiyor. Kortizol yükseliyor. Bu da bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor, uyku düzenimizi bozuyor. Gece uyanmalarının önemli nedenlerinden biri de yüksek stres hormonudur. Beyin sürekli tehlike varmış gibi çalışır.” dedi. Sosyal bağ kimyasal bir ilaçtır Seminerde hayvan deneylerinden örnekler de paylaşan Prof. Dr. Tayfun Doğan, “Felç edilen fareler üzerinde yapılan deneylerde, sosyal ortamda bulunan farelerin çok daha hızlı iyileştiği görülüyor. İzole edilen farelerde ise iyileşme neredeyse yok. Bunun nedeni oksitosin hormonu. Sosyal bağ aslında kimyasal bir ilaçtır.” diye konuştu. Yapay oksitosin verilmesi durumunda bile iyileşmenin hızlandığını belirten Prof. Dr. Doğan, ancak bunun doğal yollarla sağlanması gerektiğini vurguladı ve “Buradan ‘gidip oksitosin alın’ sonucu çıkarmıyoruz. Oksitosini doğal yollarla artırmalıyız. Sarılmak, birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, şarkı söylemek… Bunların hepsi oksitosin salgılatır.” ifadesinde bulundu. Bağımlılık, eksik sosyal bağın telafisidir “Bağımlılık sosyal ilişkilerden almamız gereken kimyasalları alamadığımızda bunları yapay yollarla telafi etme çabasıdır.” diyen Prof. Dr. Doğan, bu durumun yalnızca madde bağımlılığıyla sınırlı olmadığını belirterek, şunları söyledi: “Yeterli sosyal bağ kuramayan bireyler bu eksikliği yemekle, internetle, kumarla ya da başka bağımlılıklarla doldurmaya çalışır. Yalnızlık acı vericidir ve bu acıyı azaltmak için insanlar farklı yollar arar.” Yalnızlık bir uyarı sinyali Yalnızlığın evrimsel bir anlamı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan, “Eğer yalnızlık keyifli bir şey olsaydı insan türü yok olurdu. Yalnızlık bize ‘git ve sosyalleş’ mesajı verir. Tıpkı açlık gibi… Açlık nasıl bize ‘yemek bul’ diyorsa, yalnızlık da ‘insan bul’ der.” şeklinde konuştu. Modern şehir yaşamı ‘insanat bahçesi’ne dönüşüyor Modern yaşamın yalnızlığı artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Apartman yaşamı, yalnız bireyler… Aslında hepimiz izole fareler gibiyiz. Depresyon, bağımlılık, aşırı yeme davranışları bu yüzden artıyor. Desmond Morris modern şehirler için ‘insanat bahçesi’ ifadesini kullanıyor. Hayvanat bahçesi hayvanların doğasına uygun değilse, bu yaşam da insanın doğasına uygun değil.” dedi. Sosyalleşme beyni fiziksel olarak değiştiriyor Sosyal etkileşimin beyin yapısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, bilimsel bulguları şöyle aktardı: “Sosyal ortamda yaşayan bireylerin beyin kabuğu daha kalın oluyor. BDNF dediğimiz, beynin gelişimi için çok önemli olan madde artıyor. Nöronlar arası bağlantılar güçleniyor. Yani sosyalleşmek sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da beyni geliştiriyor.” Prof. Dr. Tayfun Doğan, uzun yıllara yayılan bilimsel araştırmaların insan ilişkilerinin yaşam kalitesi üzerindeki belirleyici rolünü ortaya koyduğunu söyledi. İnsan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkileri neler? Konuşmasında dünyaca ünlü Harvard çalışmasına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, insan ilişkilerinin sağlık ve mutluluk üzerindeki etkisini şu sözlerle anlattı: “Meşhur bir araştırma var. Medyada genellikle Harvard mutluluk araştırması diye geçer ama asıl adı Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması. 1938’de başlıyor ve bugün 88 yılı geride bıraktı. Katılımcıların her yıl kan değerlerine bakılıyor, beyin görüntülemeleri yapılıyor, psikolojik testler uygulanıyor, birebir görüşmeler gerçekleştiriliyor. Kariyer, para, statü gibi birçok değişken inceleniyor. Ama sonuç çok net: Mutluluk ve sağlıkta bir numaralı faktör insan ilişkileri.” İyi ilişkilerin yaşam süresi ve hastalıklar üzerindeki etkisine de değinen Prof. Dr. Doğan, “İnsan ilişkileri iyiyse, kişi memnuniyeti yüksekse, yalnızlık azsa; daha az Alzheimer görülüyor, daha sağlıklı ve daha uzun yaşanıyor. Ama yalnızlık varsa erken ölüm, kalp krizi ve demans gibi hastalıklar daha sık görülüyor. O yüzden iyi yaşam, iyi ilişkilerle inşa edilir.” dedi. Yalnızlık erken ölüm riskini artırıyor Yalnızlığın sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin geniş çaplı araştırmalara da değinen Prof. Dr. Doğan, “3 milyon kişi üzerinde yapılan meta-analizler, kronik yalnızlığın erken ölüm riskini yüzde 20-30 artırdığını gösteriyor. Ayrıca demans ve kalp hastalıkları riskini de yükseltiyor. Hatta kronik yalnızlık, günde 15 sigara içmek kadar zararlı.” ifadesinde bulundu. Kötü ilişki, yalnızlıktan daha zararlı olabilir Sağlıklı ilişkilerin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Doğan, her sosyal bağın olumlu olmadığını belirterek, “Yalnız kalmamak adına her ilişkiye tutunmak doğru değil. Hayatımıza giren insanlara şu soruyu sormalıyız: ‘Bana yalnızlıktan daha mı iyi geleceksin, yoksa yalnızlığın güzelliğini mi hatırlatacaksın?’ Çünkü kötü ilişkiler bazen yalnızlıktan daha fazla zarar verir.” diye konuştu. Ayrılık acısının biyolojik temeli var İnsanların sevdiklerinden ayrıldıklarında yaşadıkları duygusal acının biyolojik bir karşılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Doğan, “Sevdiğimiz kişilerle birlikteyken beynimiz belirli kimyasallara alışır. Ayrılık, kayıp ya da uzaklaşma durumunda bu kimyasallar kesilir ve bir tür yoksunluk yaşarız. Bu yüzden acı çekeriz. Zamanla beyin bu durumu kabullenir ve iyileşme başlar.” ifadesinde bulundu. Besleyici ilişki oksitosin üretir, zehirleyici ilişki stres artırır Seminerde “besleyici” ve “zehirleyici” ilişki kavramlarına da değinen Prof. Dr. Doğan, “Doğuştan bir ilişki tarzımız yoktur. Sonradan öğreniriz. Besleyici ilişkiler; saygılı, samimi, destekleyici ve karşı tarafın değerli hissetmesini sağlayan ilişkilerdir. Bu tarz ilişkiler oksitosin üretir. Zehirleyici ilişkiler ise eleştiren, küçümseyen, öfke yüklü ve karşı tarafın özsaygısını zedeleyen ilişkilerdir. Bunlar da kortizol üretir.” dedi. Sosyal destek iyileşmeyi hızlandırıyor Sosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Oksitosin salgılandığında hücresel onarım artar, doğal ağrı kesici etki oluşur. Ameliyat sonrası yanında destek olan kişiler varsa iyileşmenin daha hızlı olması tesadüf değildir. Sosyal destek bir şifadır.” şeklinde konuştu. Günde en az üç kez sarılın Günlük yaşamda uygulanabilecek basit öneriler de paylaşan Prof. Dr. Doğan, özellikle fiziksel temas ve iletişimin önemine dikkat çekti ve “Minimum 20 saniyelik sarılmalar oksitosin salgılar. Günde en az üç kez sarılın. Göz teması kurun, yemek masasında telefonu bırakın, birlikte vakit geçirin. Küçük iyilikler bile büyük etkiler oluşturur. İyilik yapan kişi, iyilik görenden daha mutlu olur. Çünkü en büyük kazancı o elde eder. Küçük bir yardım, kısa bir sohbet bile insanın oksitosin düzeyini artırır.” dedi. Sosyalleşmek yaşlanmayı geciktiriyor Sosyalleşmenin biyolojik etkilerine de değinen Prof. Dr. Doğan, hücre yaşlanmasıyla ilgili önemli bir noktaya dikkat çekti ve “Telomer dediğimiz yapılar hücrelerin yaşlanmasını belirler. Sosyalleşme bu yapıların kısalmasını yavaşlatır. Yani sosyal ilişkiler daha uzun ve sağlıklı yaşam sağlar.” diye konuştu. Konuşmasında katılımcılara çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan, “Kalbinizi ısıtın. Size iyi gelen şeyleri hayatınıza dahil edin. Derin bağlar kurun, iyilik yapın, sevdiklerinizi arayın. Her insan günde en az bir kez ‘iyi ki varsın’ sözünü duymalı. Eğer bunu duymuyorsanız, siz başkalarına söyleyin.” ifadesinde bulundu. Seminerin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Doğan, insanın sosyal bir varlık olduğunu hatırlatarak, “Birbirimize ihtiyacımız var. Bu bir lüks değil, temel bir ihtiyaç.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YILMAZ: SEKÜ’DE SÜREÇ PROVOKATİF MÜDAHALELERLE YÖNLENDİRİLMEYE ÇALIŞILDI Haber

YILMAZ: SEKÜ’DE SÜREÇ PROVOKATİF MÜDAHALELERLE YÖNLENDİRİLMEYE ÇALIŞILDI

YILMAZ: SEKÜ’DE SÜREÇ PROVOKATİF MÜDAHALELERLE YÖNLENDİRİLMEYE ÇALIŞILDI AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz, Sekü Köyü’nde maden arama çalışmaları üzerinden yaşanan gerilimde bazı grupların süreci provoke ettiğini savundu. Yılmaz, Milletvekili Nazım Elmas’a yönelik tutumların çözüm üretmediğini belirterek sağduyu çağrısı yaptı. AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz, Tirebolu’nun Sekü Köyü’nde maden arama çalışmaları nedeniyle yaşanan tartışmalarda sürecin provokatif müdahalelerle yönlendirilmeye çalışıldığını açıkladı. Yılmaz, son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan Sekü Köyü’ndeki maden arama çalışmalarını yakından takip ettiklerini belirtti. Bölge halkının hassasiyetlerini önemsediklerini söyleyen Yılmaz, buna rağmen sahadaki bazı görüntülerin tartışmanın doğal seyrinin dışına taşındığını gösterdiğini ifade etti. “SÜREÇ BAŞINDAN BERİ YÖNLENDİRİLMEYE ÇALIŞILDI” Mete Bahadır Yılmaz, AK Parti Giresun Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas’ın vatandaşların talep ve kaygılarını yerinde dinlemek için Sekü Köyü’nde köylülerle bir araya geldiğini belirtti. Yılmaz, bu buluşma sırasında ortaya çıkan tablonun, sürecin başından itibaren bazı provokatif müdahalelerle yönlendirilmeye çalışıldığını ortaya koyduğunu savundu. Yılmaz, milletvekiline yönelik saygı sınırlarını aşan tutum ve davranışların hiçbir sorunu çözmeyeceğini söyledi. SAĞDUYU ÇAĞRISI AK Parti İl Başkanı Yılmaz, kamuoyuna sağduyu çağrısı yaptı. Gerilimi büyüten değil, çözümü ve diyaloğu öne çıkaran bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Yılmaz, vatandaşların görüşlerinin kıymetli olduğunu ancak baskı ve taşkınlıkla sonuç alınamayacağını ifade etti. “KÖYLÜNÜN GELECEĞİ DE KIYMETLİ” Yılmaz, açıklamasının sonunda çevre hassasiyetine de dikkat çekti. Karadeniz’in yemyeşil yamaçlarında yaşayan köylünün suyu, toprağı, havası, çayırı ve geleceğinin de en az yer altı kaynakları kadar kıymetli olduğunu söyledi.

GİRESUN’DA EĞİTİM GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI Haber

GİRESUN’DA EĞİTİM GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI

GİRESUN’DA EĞİTİM GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI Giresun Valisi Mustafa Koç, eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın katıldığı Eğitime Destek Platformu Koordinasyon Toplantısı’nda eğitim başlıkları ile kurumlar arası eşgüdüm çalışmalarını değerlendirdi. Toplantı, Orman Bölge Müdürlüğü’nde yapıldı. Giresun’da Eğitime Destek Platformu Koordinasyon Toplantısı düzenlendi. Toplantıya Giresun Valisi Mustafa Koç ile birlikte eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal katıldı. Görüşme, Orman Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. EĞİTİM VE KOORDİNASYON BAŞLIKLARI GÖRÜŞÜLDÜ Toplantıda eğitim gündemi ile koordinasyon çalışmaları ele alındı. Mahir Ünal, eğitimin yalnızca kurumların değil, toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı ve kurumlar arası eşgüdümün önemine dikkat çekti. PROGRAM GÜNÜNÜN ÖNEMLİ DURAKLARINDAN BİRİ OLDU Mahir Ünal’ın Giresun programı aynı gün farklı temasları da içerdi. Yerel kaynaklara göre Ünal, kentte siyasi istişare programlarına da katıldı. Bu tablo, Orman Bölge Müdürlüğü’ndeki toplantının gün içindeki geniş temas trafiğinin önemli duraklarından biri olduğunu gösterdi. PLATFORM TOPLANTILARI BENZER İLLERDE DE AYNI ÇERÇEVEDE YAPILIYOR Eğitime Destek Platformu toplantıları farklı illerde de eğitim niteliğinin artırılması, paydaş kurumların görüşlerinin alınması ve iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla düzenleniyor. Resmi kaynaklarda bu toplantıların kamu kurumları, eğitim yöneticileri ve sivil toplum temsilcilerini aynı masa etrafında topladığı görülüyor.

15. ULUSLARARASI TARIM ORMAN VE İNSAN FOTOĞRAF SERGİSİ Haber

15. ULUSLARARASI TARIM ORMAN VE İNSAN FOTOĞRAF SERGİSİ

GİRESUN’DA 15. ULUSLARARASI TARIM ORMAN VE İNSAN FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILDI Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenlediği 15. Uluslararası Tarım Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması’nda sergilenmeye değer bulunan eserler, Giresun Can Akengin Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı. Sergi, 3 gün boyunca açık kalacak. Giresun’da 15. Uluslararası Tarım Orman ve İnsan Fotoğraf Sergisi açıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından DenizBank desteğiyle düzenlenen organizasyonda, yarışmada sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar 14 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te Giresun Can Akengin Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Tarım Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması, “Genel”, “Çiftçi”, “Öğrenci”, “Tarım ve Orman Bakanlığı Çalışanları”, “DenizBank Çalışanları” ve “Bereketin Yüzyılı” olmak üzere 6 ayrı kategoride gerçekleştirildi. Tarım, hayvancılık, orman, toprak, su, su ürünleri, gıda, üretim, çiftçi emeği ve köy yaşamını konu alan yarışmaya 2 bin 11 katılımcı, 6 bin 71 eserle başvurdu. Seçici kurul, 13 eseri ödüle layık gördü. 109 eser sergilenmek üzere seçildi. Ayrıca bir eser, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından “Bakan Özel Ödülü”ne değer bulundu. AÇILIŞA YOĞUN KATILIM Serginin açılışına Giresun Vali Yardımcısı Şahin Bayhan, İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Nihat Özkök, Belediye Başkan Yardımcısı Özer Pazarlı, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. “BU YÜZYIL, TARIMIN VE ÜRETİMİN YÜZYILI OLACAK” Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, açılışta yaptığı konuşmada “Bereketin Yüzyılı” vizyonunun yalnızca üretim artışını değil, toprağın, suyun ve ormanın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını da hedeflediğini söyledi. Yılmaz, fotoğraf karelerine yansıyan bir damla suyun, filizlenen bir fidanın ve üreticinin emeğinin gıda arz güvenliğinin temel unsurları arasında yer aldığını belirtti. 2009 yılında başlayan bu yolculukta üreticinin emeğini sanatla buluşturan fotoğrafçılara teşekkür eden Yılmaz, tüm fotoğrafseverleri gelecek yıl düzenlenecek yarışmaya katılmaya davet etti. SERGİ 3 GÜN AÇIK KALACAK Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından organize edilen ve tarımsal farkındalığı artırmayı amaçlayan sergi, 3 gün boyunca ziyaretçilere açık olacak.

GİRESUN’DA VETERİNER HEKİMLERE HİZMETİÇİ EĞİTİM VERİLDİ Haber

GİRESUN’DA VETERİNER HEKİMLERE HİZMETİÇİ EĞİTİM VERİLDİ

GİRESUN’DA VETERİNER HEKİMLERE HİZMETİÇİ EĞİTİM VERİLDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen hizmetiçi eğitim toplantısında veteriner hekimlere hayvan hastalıkları, numune alımı ve saha araştırmaları konusunda bilgi verildi. Giresun’da veteriner hekimlere yönelik hizmetiçi eğitim toplantısı düzenlendi. Toplantı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı Hizmetiçi Eğitim Programı kapsamında 14 Nisan 2026 Salı günü Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirildi. Eğitim programı, Samsun Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü uzmanlarının katılımıyla yapıldı. Toplantıya Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, İl Müdür Yardımcısı, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü, enstitü uzmanları ile İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde görev yapan veteriner hekimler katıldı. HASTALIKLAR VE NUMUNE ALIMI ELE ALINDI Toplantıda uzmanlar tarafından Nakledilebilir Süngerimsi Beyin Hastalıkları kapsamında BSE, FSE ve Scrapie hastalıkları ile beyin numunesi alımı konusunda sunum yapıldı. Eğitimde ayrıca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Koyun Keçi Vebası olarak bilinen PPR hastalığı, bu hastalıklara ilişkin genel bilgiler, numune alımı ve mihrak araştırması konuları da ele alındı. Leptospirozis hastalığının insan ve hayvan sağlığı açısından önemi, leptospiroziste teşhis yöntemleri ve atığa sebep olan hastalıklar da eğitim başlıkları arasında yer aldı. TOPLANTI DEĞERLENDİRMEYLE TAMAMLANDI Hizmetiçi eğitim toplantısı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirmeyle sona erdi. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, veteriner hekimlerin mesleki bilgi ve saha uygulama kapasitesinin artırılmasına yönelik eğitim çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.