Hava Durumu

#Slow Food

giresunsonhaber - Slow Food haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Slow Food haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HACIAHMETOĞLU: DOĞAL DENGELER ÇOK YÖNLÜ KORUNMALI Haber

HACIAHMETOĞLU: DOĞAL DENGELER ÇOK YÖNLÜ KORUNMALI

HACIAHMETOĞLU: DOĞAL DENGELER ÇOK YÖNLÜ KORUNMALI Slow Food Giresun İl Koordinatörü Ömer Hacıahmetoğlu, bozayılarla ilgili yaşanan son gelişmelerin yalnızca güvenlik başlığı altında değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yaban hayatı tartışmalarının doğa hakları, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir gıda sistemleri ekseninde ele alınması gerektiğini söyledi. Giresun’da üç bozayı için özel avlanma izni verilmesi, yerleşim alanlarına yaklaşan ayılar, trafik kazalarında yaşamını yitiren yaban hayvanları ve sosyal medya içerikleri uğruna yaban hayatının rahatsız edildiğine yönelik iddialar, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Konuya ilişkin açıklama yapan Slow Food Giresun İl Koordinatörü Ömer Hacıahmetoğlu, bozayılarla yaşanan karşılaşmaların yalnızca sonuçları üzerinden okunmasının yeterli olmadığını belirterek, sorunun temelinde yaban hayvanlarının yaşam alanlarında meydana gelen daralmanın bulunduğunu ifade etti. “ASIL MESELE AYILAR DEĞİL, YAŞAM ALANLARININ DARALMASIDIR” Ormanların parçalanması, doğal geçiş koridorlarının kesintiye uğraması ve ekolojik dengenin bozulmasının insan-yaban hayatı karşılaşmalarını artırdığına dikkat çeken Hacıahmetoğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Asıl mesele ayılar değil, yaşam alanlarının giderek daralmasıdır. Yaban hayvanlarıyla yaşanan karşılaşmaları yalnızca ortaya çıkan sonuçlar üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Ormanların parçalanması, doğal geçiş koridorlarının kesintiye uğraması ve yaşam alanlarının daralması, bugün karşı karşıya kaldığımız olayların arka planındaki temel nedenlerdir.” Hacıahmetoğlu, her karşılaşmanın ayrı bir kriz olarak görülmesi yerine, bu karşılaşmaları ortaya çıkaran ekolojik değişimin bütün yönleriyle tartışılması gerektiğini vurguladı. “GIDA HAKKI, DOĞA HAKKINDAN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” Slow Food hareketinin kurucusu Carlo Petrini’nin “Yemek yemek bir tarım eylemidir” sözünü hatırlatan Hacıahmetoğlu, gıdanın yalnızca sofraya gelen bir ürün olmadığını; toprağın, suyun, biyolojik çeşitliliğin ve kültürün ortak sonucu olduğunu belirtti. Giresun’un en önemli tarımsal ürünü olan fındığın da çevresindeki doğal sistemden bağımsız düşünülemeyeceğini ifade eden Hacıahmetoğlu, fındık bahçeleriyle ormanların aynı yaşam ağının parçaları olduğunu söyledi. “Giresun’da fındığın hikâyesi yalnızca bahçede başlamaz. Ormanlarla, derelerle, arılarla, toprağın görünmeyen canlılarıyla ve yaban hayatıyla birlikte şekillenir. Fındık bahçeleri ile ormanlar birbirinden bağımsız iki alan değil, aynı yaşam ağının parçalarıdır.” diyen Hacıahmetoğlu, doğanın korunmasının yerel üretimin geleceği açısından da hayati önem taşıdığını kaydetti. DOĞAL DENGE, YEREL ÜRETİMİN DE TEMİNATI Doğanın yaşama hakkının korunmasının yalnızca yaban hayatını değil, biyolojik çeşitliliği, yerel üretimi ve geleceğin gıda güvencesini de doğrudan etkilediğini belirten Hacıahmetoğlu, doğal sistemlerdeki bozulmanın uzun vadede tarımsal üretim üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Doğanın yaşama hakkını korumak, yalnızca yaban hayatını korumak değildir. Yerel üretimi, biyolojik çeşitliliği, toprağı, suyu ve gelecek nesillerin gıdaya erişimini de korumaktır.” ifadelerini kullanan Hacıahmetoğlu, doğa ile üretim arasındaki bağın göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “BOZAYILARI KONUŞURKEN NASIL BİR GİRESUN İSTEDİĞİMİZİ KONUŞUYORUZ” Hacıahmetoğlu, açıklamasının sonunda bozayı tartışmasının daha geniş bir çevre politikası içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bugün tartıştığımız şey yalnızca bozayılar değildir. Sadece yaşanan karşılaşmalara odaklanırsak her olayı yeni bir kriz olarak değerlendirmeye devam ederiz. Oysa konuşmamız gereken, bu karşılaşmaları ortaya çıkaran ekolojik değişimdir.” “Giresun’un ormanları, dereleri ve fındık bahçeleri birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı aynı yaşam ağının parçalarıdır. Bu ağı korumadan ne biyolojik çeşitliliği ne de geleceğin gıdasını koruyabiliriz. Bozayıları konuşurken aslında nasıl bir Giresun’da yaşamak istediğimizi konuşuyoruz.” SLOW FOOD GİRESUN NEDİR? Slow Food Giresun, uluslararası Slow Food hareketinin Giresun’daki yerel topluluğu olarak faaliyet gösteriyor. Topluluk; yerel üretimin desteklenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması, gastronomi mirasının yaşatılması ve iyi, temiz ve adil gıdanın yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Slow Food Giresun ayrıca doğa hakları, ekolojik farkındalık ve sürdürülebilir gıda sistemleri konusunda kamuoyuna katkı sunmayı hedefliyor. Basın İletişim Slow Food Giresun ???? slowfoodgiresun@gmail.com ???? Instagram: @slowfoodgiresun

SLOW FOOD GİRESUN YEREL OT KÜLTÜRÜNÜ FESTİVALE TAŞIDI Haber

SLOW FOOD GİRESUN YEREL OT KÜLTÜRÜNÜ FESTİVALE TAŞIDI

SLOW FOOD GİRESUN YEREL OT KÜLTÜRÜNÜ FESTİVALE TAŞIDI Giresun Atatürk Meydanı’nda düzenlenen 4. Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali’nde açılan Slow Food Giresun standı, kentin doğadan sofraya uzanan yerel ot kültürünü ziyaretçilerle buluşturdu. Gıcıran otu, yabani mendek, ezeltere, erik ekmeği otu ve çileklik gibi yöresel türlerle hazırlanan geleneksel lezzetler festivalin ilgi gören başlıkları arasında yer aldı. YEREL OT KÜLTÜRÜ ATATÜRK MEYDANI’NDA TANITILDI Giresun’un doğasında kendiliğinden yetişen otlar, 6 Haziran’da Atatürk Meydanı’nda düzenlenen 4. Giresun’un Yeşil Lezzetleri Gastronomi Festivali’nde Slow Food Giresun standında tanıtıldı. Stand, kentin yerel gıda mirasını, biyolojik çeşitliliğini ve geleneksel mutfak bilgisini görünür kılan içerikleriyle ziyaretçilerin dikkatini çekti. Giresun’da yerel gıda kültürünü korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla çalışmalar yürüten Slow Food Giresun, festivalde “iyi, temiz ve adil gıda” anlayışını yöresel otlar üzerinden anlattı. Akademisyenler, üreticiler, fındık uzmanları, girişimciler, aşçılar, kooperatif temsilcileri ve gönüllülerden oluşan topluluk, bölgenin doğayla kurduğu mutfak ilişkisini festival alanına taşıdı. GICIRAN OTUNDAN ERİK EKMEĞİ OTUNA Slow Food Giresun standında gıcıran otu, yabani mendek, yabani kuşkonmaz, ezeltere, erik ekmeği otu, sütleğen, yabani kuzu kulağı ve çileklik gibi yerel türlerden hazırlanan yemekler ziyaretçilere sunuldu. Yörede kuşaktan kuşağa aktarılan pişirme yöntemleriyle hazırlanan otlar; dible, paçalama, çorba, yağlama, börek, kavurma, yoğurtlama ve sote çeşitleriyle sofraya çıkarıldı. Festival alanında en çok merak edilen başlıklar gıcıran otunun nasıl bir bitki olduğu, erik ekmeği otunun hangi yemeklerde kullanıldığı ve bu otların nerelerde yetiştiği oldu. Bazı ziyaretçiler yöresel ot isimlerini ilk kez duyarken, bazıları çocukluk döneminde köylerde topladıkları bitkileri hatırlatarak kendi tariflerini ve ailelerinden kalan pişirme biçimlerini paylaştı. SOFRADAKİ LEZZET HAFIZADAKİ BİLGİYLE BULUŞTU Stand çevresinde yapılan sohbetler, yerel otların yalnızca bir yemek malzemesi olmadığını, aynı zamanda güçlü bir kültürel hafıza taşıdığını gösterdi. Ziyaretçiler, çocukluklarında topladıkları otları, annelerinin ve büyüklerinin pişirme yöntemlerini, köylerde hâlâ yetişen bitkileri anlatarak festivalin mutfak boyutunu canlı bir hafıza buluşmasına dönüştürdü. Bir dönem köy sofralarının doğal parçası olan birçok yerel tür, bugün özellikle genç kuşaklar tarafından yeterince tanınmıyor. Giresun’un ot kültürü ise hem biyolojik çeşitliliğin hem de geleneksel mutfak bilgisinin korunması açısından önemli bir değer taşıyor. GİRESUN’UN YEŞİL MİRASI DAHA GÖRÜNÜR HALE GELECEK Festivalde oluşan ilgi, Giresun’un sahip olduğu yerel ot zenginliğinin daha geniş kitlelere anlatılması gerektiğini ortaya koydu. Slow Food Giresun üyeleri, önümüzdeki süreçte yerel otlar merkezinde yeni buluşmalar, tanıtım çalışmaları ve etkinlikler düzenleyerek bu kültürü daha görünür kılmayı hedefliyor. Tarihsel kaynaklarda şifalı bitkileriyle anılan ve antik dönemde Farnakya adıyla bilinen Giresun coğrafyası, bugün de doğadan gelen zengin ot kültürüyle öne çıkıyor. Bu kültürün kayıt altına alınması, doğru biçimde tanıtılması ve yeni kuşaklara aktarılması, kentin gastronomi kimliği açısından güçlü bir sorumluluk alanı olarak duruyor. Namık Baltaoğlu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.