Hava Durumu

#Şili

giresunsonhaber - Şili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şili haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI Haber

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 200’Ü AŞKIN SEKTÖR TEMSİLCİSİNİ BULUŞTURDU Şili’nin dünya fındık pazarındaki hızlı yükselişinin ardından üretim, verimlilik, hastalık yönetimi, kalite, teknoloji ve ihracatın geleceği Los Ángeles’te tartışıldı. 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, yatırımcı ve şirket temsilcisinin katıldığı PlanetNuts Day Avellanos 2026’da, büyüyen üretimin daha profesyonel, sağlıklı ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi gerektiği öne çıktı. Şili’nin Avrupa fındığındaki büyümesini teknik ve ticari yönleriyle ele alan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos Perşembe günü Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde gerçekleştirildi. Casa Laura’da düzenlenen toplantıya 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, uzman, yatırımcı, sanayi temsilcisi ve tarımsal çözüm sağlayıcısı katıldı. PlanetNuts, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve sektörün temel sorunları ile fırsatlarının değerlendirilmesi bakımından önemli bir buluşma olarak nitelendirdi. Organizasyon, toplantının Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin gelişimini güçlendiren bir öğrenme ve iş birliği platformu oluşturduğunu bildirdi. PlanetNuts’ın toplantı sonrası açıklaması BÜYÜYEN ÜRETİMİN NASIL YÖNETİLECEĞİ TARTIŞILDI Toplantının ana eksenini, Şili’de hızla genişleyen Avrupa fındığı üretiminin verimlilik, bitki sağlığı, kalite ve sanayi kapasitesiyle birlikte büyütülmesi oluşturdu. Şili’de çok sayıda genç fındık bahçesinin henüz tam verime ulaşmamış olması, önümüzdeki yıllarda üretim miktarının daha da artacağına işaret ediyor. Bu büyüme aynı zamanda daha fazla teknik danışmanlık, hastalık takibi, mekanizasyon, depolama, işleme ve ihracat kapasitesi gerektiriyor. Etkinlik öncesinde PlanetNuts Genel Müdürü José Pablo Correa, Avrupa fındığının artık Şili için gelişmekte olan bir ürün olmaktan çıktığını ve ülkenin güneyindeki meyveciliğin temel ürünlerinden birine dönüştüğünü açıklamıştı. Correa, bundan sonraki dönemin daha fazla teknoloji, güçlü bitki sağlığı ve profesyonel bahçe yönetimi gerektirdiğini belirtmişti. Reporte Agrícola’nın etkinlik değerlendirmesi Toplantıda ortaya çıkan genel çerçeve de bu değerlendirmeyi destekledi: Şili fındık sektörünün önündeki temel mesele artık yalnızca yeni alanların dikime açılması değil, büyüyen üretimin sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi. GABRIEL AGUILAR SAHADAKİ ÜRETİM SORUNLARINI ELE ALDI Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, toplantının ana konuşmacıları arasında yer aldı. Aguilar’ın değerlendirmeleri; bahçe yönetimi, bitkinin dengeli gelişimi, verimlilik, iklim koşulları ve üreticilerin sahada karşılaştığı teknik sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Aguilar’ın daha önce yayımlanan teknik çalışmalarında, Şili’de fındık bahçelerinin yalnızca hastalık etmenleri nedeniyle değil; kök gelişimi, yetersiz veya dengesiz besleme, sulama sorunları, düşük sıcaklıklar ve bahçedeki genel fizyolojik zayıflık nedeniyle de zarar görebildiği belirtiliyor. Özellikle Xanthomonas arboricola pv. corylina kaynaklı bakteriyel hastalıkların, zayıf ve dengesiz gelişen bahçelerde daha ağır sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekiliyor. Aguilar’a göre hastalık görüldüğünde yalnızca kimyasal mücadeleye yönelmek yerine hastalığın gelişmesine imkân veren kök, toprak, besleme ve sulama sorunları da araştırılmalı. Gabriel Aguilar’ın Avrupa fındığında bakteriyel hastalıklara ilişkin değerlendirmesi Bu yaklaşımın toplantıya yansıyan temel çözüm önerisi; bahçelerin düzenli izlenmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yapılması, sulama ve besleme programlarının bahçenin gerçek ihtiyacına göre düzenlenmesi ve koruyucu uygulamaların iklim koşullarına göre planlanması oldu. SCocco: BÜYÜME, TEKNİK VE LOJİSTİK ALTYAPIYLA DESTEKLENMELİ AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco, Şili fındık sektörünün bugünkü durumunu, gelişme potansiyelini ve uluslararası rekabetteki geleceğini değerlendirdi. Scocco’nun sunumu, Şili’nin üretim miktarını artırırken rekabet gücünü nasıl koruyacağı sorusuna odaklandı. Sektörün önünde büyümeyi durdurmayı gerektirecek bir pazar sorunu bulunmadığı; ancak artan üretimin araştırma, verimlilik, kalite, depolama ve işleme yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Scocco daha önce yaptığı değerlendirmede Şili’nin uygun iklim koşulları, farklı bölgelere uyum sağlayabilen üretim yapısı, yeni çeşitler ve araştırma çalışmaları sayesinde uzun vadede 300 bin tona yaklaşabilecek bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtmişti. Bu rakam resmî bir üretim hedefi değil, teknik ve sanayi altyapısının geliştirilmesi halinde ulaşılabilecek uzun vadeli bir sektör senaryosu olarak değerlendiriliyor. Scocco’nun büyümeye ilişkin yaklaşımında şu başlıklar öne çıkıyor: Yeni bahçeler açılırken mevcut bahçelerde verim yükseltilmeli.Şili koşullarına uygun çeşit ve üretim teknikleri geliştirilerek yerel araştırmalar artırılmalı.Sulama, bitki besleme, hastalık ve zararlı yönetimi bilimsel verilerle yürütülmeli.Karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik ölçülebilir hale getirilmeli.Hasat döneminde oluşacak yoğun ürün akışına karşı ara depolama ve işleme kapasitesi güçlendirilmeli. AgriChile’ın değerlendirmelerine göre önümüzdeki dönemdeki en önemli risklerden biri, kısa hasat döneminde çok yüksek miktarda ürünün alım ve işleme noktalarına ulaşması olacak. Ürünün uygun koşullarda bekletilememesi kalite kaybı ve lojistik yığılma riski yaratabilecek. Scocco’nun Şili fındığının büyüme potansiyeline ilişkin açıklaması HASTALIKLA MÜCADELEDE TEDAVİDEN ÖNCE KORUMA Concepción Üniversitesi akademisyenlerinden fitopatolog Dr. Ernesto Moya Elizondo, “Avrupa fındığında hastalık yönetimi stratejileri” başlıklı sunumuyla toplantıya katıldı. Sunumun ana çerçevesini, fındık bahçelerinde verim ve ağaç ömrünü etkileyen hastalıkların erken belirlenmesi, hastalığa neden olan koşulların izlenmesi ve koruyucu mücadele programlarının oluşturulması meydana getirdi. Odun hastalıklarında budama yaraları, don çatlakları, ölü dallar ve hastalıklı bitki artıklarının önemli enfeksiyon kaynakları oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde korunmayan budama yaraları mantari etmenlerin ağaca girişini kolaylaştırabiliyor. Moya’nın önerdiği mücadele yaklaşımı şu uygulamalara dayanıyor: Budama kesiklerinin aynı gün koruyucu ürünlerle kapatılması,Yağış beklenen dönemlerde budama yapılmaması,Hastalıklı ve kurumuş dalların bahçeden çıkarılması,Budama artıklarının bahçe içerisinde bırakılmaması,Ağaçların düzenli olarak kanser, kuruma ve renk değişikliği belirtileri bakımından kontrol edilmesi,Hastalık etmeninin laboratuvar analizleriyle belirlenmesi,Kimyasal ve biyolojik mücadele araçlarının birlikte değerlendirilmesi. PlanetNuts’ın sunum öncesi yayımladığı teknik içerikte Moya’nın, hastalığın görülmesinden sonra yapılan müdahaleler yerine düzenli izleme, bahçe hijyeni ve koruyucu uygulamalardan oluşan bir program önerdiği belirtilmişti. Ernesto Moya’nın hastalık yönetimi sunumunun teknik çerçevesi INIA QUILAMAPU ARAŞTIRMAYI ÜRETİCİYLE BULUŞTURDU Şili Tarımsal Araştırmalar Enstitüsüne bağlı INIA Quilamapu, toplantıya Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı ile katıldı. Kurumun standında, Avrupa fındığını etkileyen odun hastalıkları, hastalıklı bitki örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi ve biyolojik mücadele araştırmaları hakkında bilgi verildi. INIA tarafından daha önce incelenen 330 hastalıklı örnekte Chondrostereum purpureum yüzde 20 oranıyla en sık tespit edilen ve yüksek hastalık oluşturma gücüne sahip etmenlerden biri olmuştu. Kurum, odun mantarlarına karşı “Trunkguard” adı verilen biyolojik bir inokulant geliştirilmesi üzerinde de çalışıyor. Toplantıdaki INIA katılımı, hastalık yönetiminde üretici gözlemi ile laboratuvar teşhisinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ortaya koydu. Belirtiye bakılarak yapılan genel uygulamalar yerine hastalık etmeninin belirlenmesi ve mücadele programının teşhise göre hazırlanması öne çıktı. ÜRETİCİLER BAŞARILARI KADAR SORUNLARINI DA PAYLAŞTI Ana sunumların ardından İşbirlikçi Teknik Masa gerçekleştirildi. Masaya Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa ile üreticilerin katılması planlanmıştı. Üreticilerin farklı bahçelerde elde ettikleri sonuçları, uyguladıkları yönetim stratejilerini ve karşılaştıkları üretim sorunlarını uzmanlarla tartışmaları toplantının en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Bahçelerin bulunduğu bölge, toprak yapısı, yağış, sıcaklık, çeşit, sulama ve hastalık baskısı birbirinden farklı olduğu için tek bir üretim reçetesinin bütün bahçelerde aynı sonucu vermeyeceği vurgulandı. Çözümün, üretici deneyimi ile bilimsel analizlerin ve teknik danışmanlığın birlikte değerlendirilmesinde olduğu belirtildi. Organizasyonun farklı tarihlerde yayımladığı tanıtım materyallerinden birinde organik tarım uzmanı Antonio Gaete de panelistler arasında gösterilmişti. Daha sonraki panel duyurusunda ise Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa’nın isimleri açıklanmıştı. Toplantı sonrasında yayımlanan ilk sonuç paylaşımında konuşmacı bazında nihai katılım listesi verilmedi. LOJİSTİK ŞİRKETLERİ İHRACATTA KALİTE UYARISI YAPTI Toplantıya katılan OnBoard Logistics, etkinlik sonrasındaki değerlendirmesinde Şili kuru yemiş sektörünün uluslararası ticarette önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. Şirket, ürünün bahçeden çıkışından hedef pazara ulaşmasına kadar geçen süreçte lojistiğin ürün değerini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, toplantıda büyüyen üretimin yalnızca bahçede değil, hasat sonrası zincirde de yönetilmesi gerektiğine yönelik görüşleri destekledi. OnBoard Logistics’in toplantı sonrası paylaşımı İspanya kökenli TAVAN Latam da etkinlikte yer aldığını açıklayarak toplantının üretici, danışman, uzman ve şirketleri Los Ángeles’te buluşturduğunu bildirdi. TAVAN Latam’ın etkinlik paylaşımı Bu paylaşımlar, Şili’nin fındıkta yalnızca üretim miktarına değil; ürünün kalitesini ihracat noktasına kadar koruyacak laboratuvar, depolama, sınıflandırma ve lojistik sistemlerine de ağırlık verdiğini gösteriyor. TEKNOLOJİ VE TEDARİK ZİNCİRİ AYNI ALANDA BULUŞTU Toplantının destekçi ve katılımcı şirketleri; bitki besleme, sulama, biyolojik mücadele, toprak sağlığı, fidan üretimi, laboratuvar analizi, tarım makineleri, işleme, sınıflandırma ve paketleme teknolojilerini tanıttı. Etkinlik için açıklanan destekçi ağı içerisinde Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica–FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake–Vals AgroSolutions, Netafim–Gross, TAVAN Latam ve PROUTDOOR yer aldı. INIA Quilamapu ise sponsor değil, bilimsel ve kurumsal katılımcı olarak toplantıda bulundu. Bu geniş katılım, Şili’nin fındık üretimini fidandan ihracata kadar bütün bir teknik zincir içerisinde geliştirmeye çalıştığını ortaya koydu. TOPLANTIDAN BAĞLAYICI KARAR DEĞİL, ORTAK ÇALIŞMA GÜNDEMİ ÇIKTI Toplantıda öne çıkan ortak gündem şöyle şekillendi: Üretim alanı artarken bahçe verimliliğinin yükseltilmesi, Genç bahçelerin profesyonel yönetim sistemlerine geçirilmesi, Hastalıklarla koruyucu ve bilimsel mücadele yürütülmesi, Yerel araştırma ve laboratuvar kapasitesinin güçlendirilmesi, Sulama ve bitki beslemede ölçüme dayalı uygulamalara geçilmesi, Hasat, ara depolama ve işleme altyapısının büyütülmesi, Ürün kalitesinin bahçeden ihracat pazarına kadar korunması, Üretici, araştırmacı, sanayi ve teknoloji şirketleri arasındaki bilgi paylaşımının artırılması. ŞİLİ 120 BİN TONU AŞAN ÜRETİMİ YÖNETMEYE HAZIRLANIYOR PlanetNuts’ın sektör verilerine göre Şili, 2025/26 sezonunda yaklaşık 120 bin 700 ton kabuklu fındık üreterek Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yükseldi. Ülkedeki sektör tahmini yaklaşık 70 bin hektarlık dikim alanına işaret ederken, bu alanın 2030’a kadar 80 bin hektarı geçebileceği öngörülüyor. Resmî alan verileri ile sektör tahminleri arasında veri yılı ve yeni dikimlerin kayıt durumu nedeniyle farklılık bulunuyor. Şili’nin en önemli avantajları; yüksek mekanizasyon imkânı, büyük ve düz üretim alanları, sanayiyle yapılan uzun vadeli sözleşmeler ve Kuzey Yarımküre’nin tersine işleyen hasat takvimi olarak gösteriliyor. Böylece Şili, Türkiye ve İtalya’da yeni ürün bulunmayan dönemlerde dünya sanayisine fındık sunabiliyor. Şili fındığının büyümesine ilişkin sektör analizi TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN TOPLANTININ VERDİĞİ MESAJ Şili’nin yükselişi Türkiye’nin dünya fındığındaki liderliğini kısa vadede ortadan kaldıracak bir gelişme değil. Ancak büyük sanayi kuruluşlarının farklı dönemlerde ve farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi, Türkiye’nin pazardaki tek merkez olma gücünü azaltıyor. Los Ángeles’teki toplantı, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı ve sezon başında açıklanan fiyat üzerinden şekillenmediğini bir kez daha gösterdi. Verimlilik, sağlıklı fidan, hastalık teşhisi, sulama, bitki besleme, mekanizasyon, depolama, laboratuvar analizi, kalite sınıflandırması, izlenebilirlik ve ihracat lojistiği aynı sektör politikasının parçaları haline geliyor. Giresun kalite fındığının aroma, yağ yapısı ve coğrafi kimlik bakımından sahip olduğu üstünlük önemli bir avantaj olmaya devam ediyor. Ancak bu üstünlüğün korunması; yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, hastalıklarla bilimsel mücadele, eğimli araziye uygun mekanizasyon, doğru kurutma ve depolama, parselden ürüne izlenebilirlik ve kaliteli ürüne ayrı fiyat uygulanmasıyla mümkün olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ortaya koyduğu temel sonuç açık: Şili, fındıkta yalnızca daha fazla üretmeye değil, büyüyen üretimi bilim, teknoloji, sanayi ve ihracat altyapısıyla yönetmeye hazırlanıyor. Dünya pazarındaki yeni rekabet de üretim miktarının yanında kaliteyi koruyan, üreticisini teknik bilgiyle destekleyen ve ürünü pazara güvenli şekilde ulaştıran ülkeler arasında şekilleniyor.

FINDIKTA FİYAT YARIŞI Haber

FINDIKTA FİYAT YARIŞI

FINDIKTA FİYAT YARIŞI FINDIKTA RAKAM YARIŞI DEĞİL, AÇIK MALİYET VE DÜNYA ARZI HESABI GEREKİYOR Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in 350 lira, İYİ Parti’nin Giresun kalite için 320, Levant kalite için 310 lira ve Giresun Ziraat Odasının en az 300 lira olarak açıkladığı fiyat önerileri arasındaki fark, fındık tartışmasının ortak ve denetlenebilir bir maliyet hesabına dayanması gerektiğini gösterdi. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk 2026 rekoltesi esas alınarak üreticiyi koruyacak gerçekçi fiyat; maliyet, enflasyon, refah payı, bölgesel üretim farkı, dünya üretimi, ihracat, Güney Yarım Küre’den gelen ürün ve TMO’nun alım hedefi birlikte değerlendirilerek açıklanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı fındık alım fiyatı beklenirken siyasi partiler ve üretici kuruluşlarından farklı rakamlar geliyor. Açıklanan fiyatların 300 liradan başlayarak 350 liraya kadar çıkması, tartışmayı üreticinin gerçek maliyetinden uzaklaştırıp siyasi bir rakam yarışına dönüştürme riski taşıyor. Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TMO’nun taban alım fiyatını en az 350 lira olarak açıklamasını, fiyatın enflasyona göre güncellenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 kalite farkı verilmesini istedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz ise Samsun Milletvekili Erhan Usta ve partisinin yöneticileriyle düzenlediği basın toplantısında, fındığın kilogram maliyetinin 240–260 lira arasında olduğunu belirterek peşin ödeme şartıyla Giresun kalite fındığa 320, Levant kaliteye 310 lira önerdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da dışarıdan işçilik kullanılması durumunda bir kilogram fındığın maliyetini 230 lira olarak açıkladı. Karan, bu maliyete yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini belirterek TMO fiyatının 300 liranın altında olmamasını istedi. 300, 320 VE 350 LİRA: FARK HANGİ HESAPTAN ÇIKIYOR? Üç ayrı açıklamadaki fiyat farkının anlaşılabilmesi için yalnızca sonuç rakamlarının değil, bu rakamlara ulaşılırken kullanılan hesapların da yayımlanması gerekiyor. Giresun Ziraat Odasının açıkladığı 230 liralık maliyete yüzde 30 refah payı eklendiğinde kilogram başına 299 liralık fiyat ortaya çıkıyor. Bu hesap, odanın en az 300 liralık önerisiyle örtüşüyor. İYİ Parti’nin açıkladığı 240–260 liralık maliyet bandında ise 310–320 liralık fiyat, esas alınan maliyete göre yaklaşık yüzde 19 ile yüzde 33 arasında değişen bir pay taşıyor. Ancak Giresun ve Levant kalite için maliyetlerin ayrı ayrı gösterilmesi, kalite farkının hangi ölçüyle hesaplandığının açıklanması gerekiyor. Gezmiş’in önerdiği 350 liranın da üretim maliyeti, enflasyon, refah payı ve Giresun kalite farkı bakımından ayrıntılı bir hesap tablosuyla desteklenmesi, önerinin ekonomik karşılığını güçlendirecektir. Fiyat açıklayan her siyasi parti, milletvekili ve meslek kuruluşu; hangi ilde, hangi rakımda, kaç kilogram dekar verimi ve hangi işçilik modeli üzerinden hesap yaptığını ortaya koymalı. Aksi hâlde birbirinden farklı rakamlar, üreticinin beklentisini yükselten ancak uygulanabilirlik zemini gösterilmeyen siyasi açıklamalar olarak kalır. MALİYET SADECE İŞÇİLİK VE GÜBREDEN OLUŞMUYOR Gerçekçi bir kilogram maliyetinde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, ot biçme, budama, toplama, taşıma, patoz, çuval, kurutma, depolama ve finansman giderleri ayrı ayrı gösterilmeli. Aile işçiliğinin ücretsiz kabul edilmesi maliyeti yapay biçimde düşürür. Üreticinin ve ailesinin bahçede çalıştığı süre, dışarıdan işçi tutulmasa bile emek maliyeti olarak hesaplanmalı. Arazi sahibinin bahçesi için harcadığı zaman ve iş gücü yok sayılamaz. Doğu Karadeniz’in dik ve parçalı arazileri, düşük dekar verimi ve yüksek toplama maliyeti de Samsun, Sakarya ve Düzce’deki üretim şartlarıyla aynı değerlendirilmemeli. Giresun kalite fındık için önerilen fiyat farkı, yalnızca ürün niteliği üzerinden değil, bölgenin yüksek üretim maliyeti üzerinden de hesaplanmalı. Maliyet hesabına enflasyon ve makul refah payı eklendikten sonra üreticinin köyünde kalmasını, bahçesine bakmasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak gelir düzeyi belirlenmeli. Fındık fiyatı yalnızca bir yıllık ürün bedeli olarak değil, Karadeniz’in kırsal nüfusunu ve sosyoekonomik yapısını koruyan bir politika aracı olarak ele alınmalı. SİYASİLER ÖNCE VERİYE, SONRA FİYATA BAKMALI Fındık fiyatı açıklayan siyasiler önce gerçekçi bir hesap ortaya koymalı. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi, dünya üretimi, Güney Yarım Küre’den gelen ürün, iç tüketim, ihracat beklentisi ve TMO’nun piyasadan çekmeyi planladığı miktar birlikte değerlendirilerek gerçek arz tablosu çıkarılmalı. Bunun ardından üretim maliyeti kalem kalem hesaplanmalı. Valilik tarafından belirlenen günlük fındık toplama ücreti tek başına işçilik maliyeti olarak kabul edilemez. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme, bahçe temizliği, toplama, taşıma, patoz, kurutma ve depolama süreçlerinde kullanılan toplam iş gücü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üreticinin, eşinin ve çocuklarının bahçede karşılıksız çalıştığı varsayımıyla maliyet düşürülemez. Ev halkının emeği de dışarıdan alınan işçilik gibi parasal karşılığı bulunan bir üretim gideridir. Üretici ailesinin emeğini yok sayan hesap, gerçek maliyeti değil, yalnızca üreticinin cebinden çıkan nakit harcamayı gösterir. Siyasi partiler ve milletvekilleri; rekolteyi, dünya arzını, ihracatı, bölgesel verim farkını, gerçek işçilik giderini, diğer üretim maliyetlerini, enflasyonu, refah payını ve TMO’nun alım hedefini aynı tabloda göstermeden fiyat yarışına girmemeli. Açıklanan fiyatın hangi maliyet hesabına dayandığı, üreticiye ne kadar gelir bıraktığı, TMO’nun bu fiyattan kaç ton ürün alacağı ve fiyatın ihracatçı ile sanayici açısından nasıl karşılanacağı açıkça ortaya konulmalı. TÜRKİYE’NİN 2026 REKOLTESİ 704 BİN 941 TON Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, il tarım müdürlükleri bünyesinde oluşturulan rekolte tespit komisyonlarının çalışması sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini kabuklu fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Fiyat ve arz hesaplarında bu rakam esas alınmalı. Rekoltenin yüzde 50 randıman üzerinden yaklaşık iç fındık karşılığı 352 bin 471 ton olarak hesaplanıyor. Türkiye 2025 takvim yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti. Bunun yaklaşık kabuklu karşılığı 477 bin 408 ton. Buna göre 2026 rekoltesinin iç fındık karşılığı, 2025 takvim yılı ihracatının yaklaşık 113 bin 767 ton üzerinde bulunuyor. Gösterge Kabuklu fındık İç fındık karşılığı Türkiye 2026 rekoltesi 704.941 ton 352.471 ton Türkiye’nin 2025 ihracatı 477.408 ton 238.704 ton Aradaki fark 227.533 ton 113.767 ton Ancak bu farkın tamamı arz fazlası olarak değerlendirilemez. İç tüketim, çerezlik, randıman farklılıkları, işleme kayıpları, kalite sorunları ve sezon içinde oluşabilecek stok ihtiyacı da toplam rekolteden karşılanacak. İHRACATTAKİ GERİLEME HEM RİSK HEM TOPARLANMA ALANI 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 10 ayında Türkiye 169 bin 480 ton iç fındık ihraç etti. Önceki sezonun aynı döneminde bu miktar 276 bin 374 tondu. İhracat miktarı bir önceki sezonun aynı dönemine göre yaklaşık 106 bin 894 ton azaldı. Bu gerileme yeni sezon için önemli bir risk oluştururken aynı zamanda ihracatın yeniden yükselmesi hâlinde kullanılabilecek bir pazar alanı bulunduğunu da gösteriyor. İhracat önceki sezon seviyesine dönerse 704 bin 941 tonluk rekoltenin önemli bölümü pazarlanabilir. Dış satışlar düşük kalırsa iç piyasada arz baskısı oluşabilir ve TMO’nun alım kapasitesi fiyat açısından daha belirleyici hâle gelir. Türkiye’nin ihracatı yalnızca tonaj üzerinden değil, ihraç edilen ürünün ortalama fiyatı, işlenmiş ürün payı, döviz geliri ve kilogram başına katma değeri üzerinden de değerlendirilmelidir. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR Türkiye’de fındık fiyatı yalnızca ülke içindeki rekolte üzerinden belirlenemez. ABD, Şili, İtalya, Çin, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve diğer üretici ülkelerin rekoltesindeki değişiklikler, küresel alıcıların satın alma seçeneklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye için 704 bin 941 tonluk Bakanlık koordinasyonlu rekolte esas alınarak uluslararası ülke tahminleriyle birlikte yapılan hesaplama, dünya kabuklu fındık üretiminin yaklaşık 1 milyon 327 bin ton düzeyine ulaşabileceğini gösteriyor. Bu rakam, farklı ülkeler için açıklanan tahminlerin Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesiyle birleştirilmesi sonucunda elde edilen analitik bir göstergedir; resmî bir dünya rekolte açıklaması değildir. Önceki sezon için açıklanan yaklaşık 1 milyon 80 bin tonluk dünya üretimiyle karşılaştırıldığında küresel üretimde yaklaşık 247 bin tonluk, başka bir ifadeyle yüzde 22,8 oranında artış ortaya çıkıyor. Dünya üretimindeki bu artış, alıcıların ürün bulmasını kolaylaştırabilir ve uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Ancak dünya piyasasına sunulacak gerçek miktar; randıman, kalite, zararlı etkisi, ihracata uygun ürün oranı ve ülkelerin stok politikalarına göre değişecek. TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜRETİCİLERİN DURUMU 2026-2027 sezonuna ilişkin uluslararası tahminlerde Türkiye dışındaki başlıca üretici ülkeler için şu rakamlar yer alıyor: Ülke Üretim tahmini Önceki sezona göre değişim ABD 123.500 ton %12,3 artış Şili 120.000 ton %0,6 azalış Çin 100.000 ton %13,6 artış İtalya 90.000 ton %38,5 artış Azerbaycan 65.000 ton %8,3 artış Gürcistan 45.000 ton Değişim beklenmiyor İran 22.600 ton %5,8 azalış İspanya 10.530 ton %40,4 artış Fransa 9.500 ton %5,6 artış Türkiye dışındaki bu dokuz üretici ülkenin toplam tahmini üretimi yaklaşık 586 bin 630 tona ulaşıyor. Küresel alıcıların tamamı aynı kalite ve özellikte ürün sunmasa da bu ülkeler Türkiye’ye alternatif kaynak oluşturuyor. ABD, Çin, İtalya, Azerbaycan, İspanya ve Fransa’da üretim artışı beklenmesi, Türkiye’nin dünya pazarındaki fiyat ve satış politikasını daha dikkatli oluşturmasını gerektiriyor. Türkiye üretimde açık ara liderliğini koruyor. Ancak bu üstünlüğün devamı yalnızca yüksek tonaja değil; kaliteye, izlenebilirliğe, zamanında teslimata, istikrarlı fiyat politikasına ve üreticinin bahçede kalmasına bağlı. GÜNEY YARIM KÜRE 2026 ÜRÜNÜNÜ PAZARA SUNDU Türkiye, ABD, İtalya, Gürcistan ve Azerbaycan’da 2026 ürünü henüz hasat aşamasına gelirken Güney Yarım Küre’de üretim takvimi farklı işliyor. Güney Yarım Küre’nin en önemli fındık üreticisi Şili, 2026 mahsulünü yılın ilk aylarında topladı ve Türkiye yeni sezona başlamadan uluslararası pazara sundu. Şili’nin 2026 yılı üretimi yaklaşık 120 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar önceki sezona göre artış değil, yaklaşık yüzde 0,6 oranında sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Bununla birlikte Şili’nin üretim kapasitesi uzun vadede hızlı biçimde büyüyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı ODEPA verilerine göre ülkedeki fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yılda fındık alanı yaklaşık iki katına çıktı. Yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15,1 olarak hesaplandı. Yeni bahçelerin verime yatmasıyla Şili’nin gelecek yıllarda üretimini artırma potansiyeli bulunuyor. Şili’nin 2026 üretimi geçen sezona göre belirgin biçimde artmamış olsa da 120 bin tonluk ürününü Türkiye’den önce pazara sunması önemli. Dünya sanayicisi ve büyük alıcılar, Türkiye’nin yeni mahsulü piyasaya çıkmadan Şili’den ürün temin edebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de taban fiyat belirlenirken yalnızca ağustos ayında bahçeden çıkacak yerli fındık değil, Şili’nin yılın ilk yarısında dünya pazarına sunduğu ürünün miktarı, satış fiyatı ve alıcıların elindeki stok da analiz edilmeli. ALICILARIN ALTERNATİFİ ARTIYOR ABD’nin 123 bin 500, Şili’nin 120 bin, Çin’in 100 bin ve İtalya’nın 90 bin tonluk üretim tahminleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca bu dört ülkenin toplam üretimi 433 bin 500 tona ulaşıyor. Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve Fransa da hesaba katıldığında Türkiye dışındaki arz genişliyor. Türkiye hâlâ dünya fındık üretiminin en büyük bölümünü karşılıyor ancak uluslararası alıcıların alternatif tedarik kaynakları artıyor. Bu durum üretici fiyatını düşürmek için gerekçe yapılmamalı. Türkiye’nin rekabet gücü üreticiyi maliyetinin altında ürün satmaya zorlayarak korunamaz. Kalite, verimlilik, kahverengi kokarca ve diğer zararlılarla mücadele, işlenmiş ürün ihracatı, marka değeri ve pazar çeşitliliği artırılmalı. Üreticinin maliyeti ile dünya piyasasının ödeme kapasitesi arasındaki fark, üreticinin gelirinden kesilerek kapatılmamalı. TMO’NUN KAÇ TON FINDIK ALACAĞI ÖNCEDEN AÇIKLANMALI Yeni sezonda fiyatın yönünü yalnızca açıklanacak taban fiyat değil, TMO’nun piyasadan ne kadar fındık almayı planladığı da belirleyecek. TMO’nun alım hedefi bilinmeden açıklanan fiyatın piyasayı ne ölçüde destekleyeceği hesaplanamaz. TMO’nun 100 bin ton alım yapmasıyla 200 bin ton alım yapması, serbest piyasadaki kısa vadeli arz bakımından aynı sonucu doğurmaz. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi esas alındığında, TMO’nun 100 bin ton ürün alması hâlinde yaklaşık 604 bin 941 ton; 200 bin ton alması hâlinde ise yaklaşık 504 bin 941 tonluk ürün özel piyasa, iç tüketim ve ihracat kanallarında kalır. Türkiye rekoltesi TMO alım hedefi Diğer kanallarda kalabilecek miktar 704.941 ton 100.000 ton 604.941 ton 704.941 ton 200.000 ton 504.941 ton Alım hedefindeki 100 bin tonluk fark, toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 14,2’sine karşılık geliyor. Bu büyüklük, hasat döneminde piyasaya gelecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir. Bu hesap, TMO’nun aldığı ürünü aynı sezon içinde yeniden satışa çıkarmadığı varsayımına dayanıyor. Kurum ürünü piyasadan aldıktan kısa süre sonra yeniden satarsa alımın arz üzerindeki düzenleyici etkisi zayıflar. Bu nedenle yalnızca alım hedefi değil, alınan fındığın ne kadar süre stokta tutulacağı ve hangi koşullarda satışa çıkarılacağı da önceden açıklanmalı. TMO’nun yüksek bir fiyat açıklayıp sınırlı miktarda ürün alması üreticiyi yeterince korumayabilir. Alım kotası düşük tutulur, randevu sistemi yavaş işler veya ürün bedelleri gecikirse üretici yeniden tüccara yönelmek zorunda kalabilir. Bu durumda açıklanan fiyat, piyasanın tamamını yönlendiren taban fiyat olmaktan çıkar. TMO FİYATLA BİRLİKTE ALIM PROGRAMINI DA YAYIMLAMALI TMO yalnızca kilogram başına alım fiyatını duyurmamalı. Kurum, her sezon öncesinde uygulanabilir ve denetlenebilir bir alım programı yayımlamalı. Bu programda şu bilgiler yer almalı: Sezon boyunca alınması planlanan toplam fındık miktarı, Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun ve Batı Karadeniz için ayrılan alım kapasitesi, Giresun, Levant ve Sivri kaliteye göre hedeflenen alım miktarları, İl ve ilçelerde açılacak alım noktaları, Alım noktalarının günlük ve haftalık kapasitesi, Üretici başına uygulanacak teslimat sınırı, Randevu takvimi ve ürün kabul kriterleri, Ürün bedellerinin kesin ödeme süresi, Alınan ürünün ne kadar süre stokta tutulacağı, Sezon içinde yapılabilecek satışların takvimi ve yöntemi. TMO’nun 100 bin ton mu, 200 bin ton mu yoksa daha yüksek miktarda mı fındık alacağını üretici hasattan önce bilmeli. Çünkü alım hedefindeki her 100 bin tonluk fark, piyasaya kısa dönemde girecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkiler. ÜRETİCİNİN SÜRDÜREBİLECEĞİ, ALICININ KARŞILAYABİLECEĞİ FİYAT Fındık fiyatı yalnızca üreticinin maliyetine veya yalnızca alıcının ödeme isteğine göre belirlenemez. Sağlıklı bir fiyat için üretim maliyeti, aile emeği, enflasyon, refah payı, bölgesel kalite farkı, 704 bin 941 tonluk Türkiye rekoltesi, dünya üretimi, ihracat fiyatı, döviz kuru, sanayicinin işleme maliyeti ve TMO’nun alım kapasitesi aynı model içinde değerlendirilmelidir. Üreticinin maliyetinin altında kalan fiyat bahçe bakımını azaltır, kırsaldan göçü hızlandırır ve gelecek yıllardaki üretimi tehlikeye atar. Dünya piyasasından tamamen kopan ve hesaplanabilir ticari karşılığı gösterilmeyen fiyat ise ihracatın gerilemesine, alıcının başka ülkelere yönelmesine ve ürünün iç piyasada birikmesine yol açabilir. Bu nedenle açıklanacak fiyatın hesabı kamuoyuna açık olmalı. Üreticinin üretimi sürdürebileceği, ailesinin emeğinin karşılığını alabileceği ve makul bir refah payına ulaşabileceği fiyatla; ihracatçı ve sanayicinin dünya pazarında alım yapıp rekabet edebileceği fiyat arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalı. Bu dengeyi sağlamak için üreticinin gelirinden vazgeçmesi istenmemeli. Devlet; alan bazlı destek, kalite primi, bölgesel üretim desteği, uygun finansman, ihracat teşviki, lisanslı depoculuk ve güçlü TMO alımıyla maliyet ile piyasa fiyatı arasındaki baskıyı azaltmalı. Üretici yalnızca açıklanan fiyatı değil, TMO’nun o fiyattan kaç ton ürün alacağını da bilmek zorundadır. Alıcı da sezon boyunca uygulanacak alım, stok ve satış politikasını öngörebilmelidir. Fındık politikası popüler rakam açıklamalarıyla değil, denetlenebilir veri ve sürdürülebilir üretim hesabıyla kurulabilir. Doğru fiyat; yalnızca o gün en yüksek söylenen rakam değil, üreticinin emeğini karşılayan, üretimin devamını sağlayan, alıcının dünya pazarında karşılık bulabildiği ve uygulanabilir bir alım programıyla desteklenen fiyattır.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ:  HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Şili’de Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263 hektara ulaştı. Ülkedeki toplam meyve alanlarının yüzde 9,7’sini kaplayan fındık, Şili’yi Türkiye’nin ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna taşıdı. Sektör temsilcileri, dikim alanlarının gelecek 10 yılda 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Şili, Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda gerçekleştirdiği hızlı büyümeyle dünya pazarındaki ağırlığını artırıyor. Ülkede dikili her 10 meyve ağacından yaklaşık birinin artık fındık olması, bu ürünün Şili tarımındaki yükselişini ortaya koyuyor. Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi Odepa, Şili Gümrük İdaresi ve sektör temsilcilerinin verilerine göre Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263,6 hektara yükseldi. Bu alan, Şili’deki toplam meyve üretim sahalarının yüzde 9,7’sine karşılık geliyor. Ülkede 1999 yılında yalnızca 30 hektar olan fındık bahçelerinin yaklaşık çeyrek asır içinde 49 bin hektarın üzerine çıkması, sektörde yaşanan dönüşümün boyutunu gösteriyor. Bu büyümeyle birlikte Şili; ABD ve İtalya’yı geride bırakarak, dünya fındık üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti. Türkiye, küresel fındık üretimindeki tarihsel liderliğini sürdürürken Şili özellikle Güney Yarım Küre’deki üretim takvimi, yüksek verim ve sanayiye yönelik kaliteli ürün avantajıyla öne çıkıyor. FINDIK ÜRETİMİNİN MERKEZİ MAULE Şili’de Avrupa fındığı üretiminin en yoğun olduğu bölge Maule oldu. Odepa’nın meyve alanları envanterine göre Maule’de 21 bin 857,2 hektar fındık bahçesi bulunuyor. Maule’yi şu bölgeler izliyor: La Araucanía: 9 bin 768,3 hektarÑuble: 8 bin 850,2 hektarBiobío: 4 bin 956,3 hektarLos Ríos: 2 bin 331,9 hektarLos Lagos: 1.433,8 hektar Bu dağılım, Şili’de fındık üretiminin ağırlıklı olarak ülkenin orta ve güney kesimlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. İklim koşulları, geniş tarım alanları ve mekanizasyona elverişli bahçeler, bölgedeki büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. HEDEF 10 YILDA 120 BİN HEKTARIN ÜZERİ Şilili üretici ve “La Avellana, el sabor que conquista al mundo” adlı kitabın yazarı Christian Chadwick, ülkedeki fındık dikim alanlarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Chadwick’e göre Şili’de sektörün güncel saha tahminleri yaklaşık 70 bin hektarlık bir üretim potansiyeline işaret ediyor. Resmî envanterlerde kayıtlı alan daha düşük görünmesine rağmen yeni tesis edilen ve henüz tümüyle üretime geçmeyen bahçelerle birlikte sektörün fiilî büyüklüğünün daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Küresel pazarda yüksek kaliteli Avrupa fındığı arzının sınırlı kaldığını belirten Chadwick, yakın gelecekte dünya arzını köklü biçimde artırabilecek güçlü yeni üretici ülkelerin bulunmadığına dikkat çekiyor. Bu tablonun, uzun vadede satış fiyatlarını desteklemesi ve Şili’deki yeni bahçe yatırımlarını teşvik etmesi bekleniyor. İHRACATTA 504,9 MİLYON DOLARLIK REKOR Fındık üretimindeki büyüme, Şili’nin dış ticaret rakamlarına da doğrudan yansıdı. Şili Gümrük İdaresi verilerine göre ülkenin fındık ihracatı 2025 yılında 504,9 milyon dolar FOB değere ulaştı. Bu rakam, Şili fındık sektörünün bugüne kadar kaydettiği en yüksek ihracat değeri oldu. Şili fındığının 2025 yılındaki başlıca pazarları şöyle sıralandı: İtalya: 237,7 milyon dolarAlmanya: 93,3 milyon dolarPolonya: 81,1 milyon dolarBrezilya: 39,2 milyon dolar 2026 yılının ocak-mayıs döneminde ise ihracat değeri 122,5 milyon dolar FOB olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk beş aylık rakamlarının sezonun tamamını kapsamadığı ve ihracatın hasat, işleme ve sevkiyat takvimine bağlı olarak yıl içinde değişebildiği belirtiliyor. TONDA DE GİFFONİ EN YAYGIN ÇEŞİT Şili’deki fındık bahçelerinde farklı ticari çeşitler yetiştiriliyor. Ülkede en fazla kullanılan çeşitler arasında: BarcelonaTonda de GiffoniTonda Gentile delle LangheYamhillLewisRomana yer alıyor. Bu çeşitler arasında Tonda de Giffoni, Şili’de en yaygın yetiştirilen fındık çeşidi olarak öne çıkıyor. İtalyan kökenli bu çeşit; sanayiye uygunluğu, iç kalitesi ve çikolata sektöründeki kullanım özellikleri nedeniyle üreticiler ve alıcılar tarafından tercih ediliyor. Şili’de Avrupa fındığının ortalama veriminin hektar başına 3 bin ile 3 bin 500 kilogram arasında değiştiği belirtiliyor. Ürünün vegetatif gelişim süreci yaklaşık 190 ile 220 gün sürerken tüketim ve işleme aşamasında tane neminin yaklaşık yüzde 6 seviyesine kadar düşürülmesi gerekiyor. Fındığın su ihtiyacının diğer bazı ticari meyve türlerine göre daha sınırlı olduğu, sulama gereksiniminin hektar başına yaklaşık saniyede 0,75 litre düzeyinde bulunduğu ifade ediliyor. Ancak ihtiyaç duyulan su miktarı; bölgenin iklimine, toprağın yapısına, bahçenin yaşına ve sulama sisteminin verimliliğine göre değişebiliyor. ÜRETİMİN YÜZDE 99’U ÇİKOLATA SANAYİSİNE GİDİYOR Şili’de üretilen fındığın yaklaşık yüzde 99’u çikolata ve şekerleme sanayisinde değerlendiriliyor. Bu oran, ülkedeki üretim modelinin büyük ölçüde sanayi talebi ve ihracat üzerine kurulduğunu gösteriyor. Fındık; çikolata, pralin, sürülebilir krema, dondurma, atıştırmalık, unlu mamul, bitkisel yağ, kozmetik ürün ve bitkisel içecek üretiminde kullanılıyor. Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden Ferrero’nun ürünleri, Şili’deki fındık sektörünün büyümesinde önemli rol oynuyor. PlanetNuts’un aktardığı verilere göre Nutella’nın içeriğinin yaklaşık yüzde 13’ünü fındık oluşturuyor. Bir Ferrero Rocher çikolatasının üretiminde ise doğrudan ve işlenmiş bileşenleriyle yaklaşık dört fındığın kullanıldığı belirtiliyor. FERRERO İÇİN STRATEJİK ÜLKE Ferrero’nun Şili’deki tarımsal faaliyetlerini yürüten AgriChile’nin Genel Müdürü Camillo Scocco, Şili’nin şirketin küresel tedarik zincirinde stratejik bir konuma ulaştığını belirtiyor. Scocco’ya göre ülkenin iklim koşulları, üretilen fındığın kalitesi ve üreticilerle sanayi arasında kurulan iş birliği, Şili’yi küresel pazarda güçlü bir tedarik merkezine dönüştürdü. 2025 sezonundaki üretim performansının Şili’yi dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna taşıdığını vurgulayan Scocco, büyümenin devam edebilmesi için yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmayacağına dikkat çekiyor. Scocco, sektörün geleceğini belirleyecek iki temel unsurun yüksek kaliteli ürün ve sürdürülebilir üretim olduğunu ifade ediyor. Üretim alanları genişlerken toprak, su, iş gücü, izlenebilirlik ve çevresel etkilerin de birlikte yönetilmesi gerektiğini belirtiyor. ABD İLE İKİNCİLİK REKABETİ SÜRECEK Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres de ülkenin dünya üretimindeki ikinci sırasını koruyabileceği görüşünde. Viñambres, özellikle ABD ile ikinci sırada ciddi bir rekabet yaşandığını ancak Şili’nin hızla genişleyen dikim alanları, hektar başına yüksek verimi ve ürün kalitesi sayesinde önemli avantajlara sahip olduğunu belirtiyor. Şili’nin Güney Yarım Küre’de bulunması da ülkeye farklı bir ticari üstünlük sağlıyor. Kuzey Yarım Küre’deki büyük üretici ülkelerin hasat dönemlerinden farklı zamanda piyasaya ürün sunabilen Şili, çikolata ve gıda sanayisinin yıl boyunca devam eden ham madde ihtiyacına cevap verebiliyor. BÜYÜMENİN SINAVI KALİTE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OLACAK Şili’de Avrupa fındığı, ülkenin en hızlı büyüyen tarımsal ürünlerinden biri haline geldi. Dikim alanlarının genişlemesi, ihracat gelirlerinin rekor seviyeye ulaşması ve uluslararası çikolata sanayisinin güçlü talebi, sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğine işaret ediyor. Ancak hızlı büyüme aynı zamanda yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Hasat ve işleme tesislerinin kapasitesi, depolama ve lojistik altyapısı, nitelikli iş gücü, sulama yönetimi, ürün izlenebilirliği ve çevresel sürdürülebilirlik, sektörün yeni döneminde belirleyici olacak. Şili’nin Türkiye’nin ardından dünya fındık üretiminde ikinci sıraya yükselmesi, küresel fındık pazarının artık yalnızca geleneksel üretici ülkeler üzerinden şekillenmediğini gösteriyor. Üretim alanlarını hızla artıran Şili, önümüzdeki 10 yılda hem çikolata sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri olmayı hem de dünya fındık ticaretindeki payını daha da büyütmeyi hedefliyor. HABER KÜNYESİ Özgün haberin yazarı: Camila Muñoz Silva – PlanetNuts gazetecisi Yayın tarihi: 13 Temmuz 2026 Özgün yayın: PlanetNuts Ana kaynak: Economía y Negocios – El Mercurio Veri kaynakları: Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi (Odepa), Şili Gümrük İdaresi, AgriChile ve Şili Fındık Komitesi KAYNAKÇA PlanetNuts, “Chile consolida su liderazgo en avellanos: uno de cada diez frutales plantados en el país corresponde a este cultivo”, Camila Muñoz Silva, Temmuz 2026. Economía y Negocios – El Mercurio, Şili Avrupa fındığı üretimi ve ihracatına ilişkin sektör araştırması. Odepa, Şili meyve üretim alanları ve bölgesel dikim envanteri. Şili Gümrük İdaresi, 2025 ve 2026 fındık ihracat verileri. AgriChile Genel Müdürü Camillo Scocco’nun sektör değerlendirmeleri. Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres’in üretim ve pazar öngörüleri. Christian Chadwick, La Avellana, el sabor que conquista al mundo.

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: Haber

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK:

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: “KÜRESEL PAZARIN YENİ DENGESİ ÜRETİCİ ÇEŞİTLİLİĞİYLE KURULACAK” Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyüme hedefinden geri adım atmıyor. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında konuşan AgriChile yetkilileri; fiyat istikrarı, kalite, depolama, sürdürülebilirlik, rejeneratif tarım ve yeni yatırımlar üzerinden Şili’nin küresel fındık pazarında daha güçlü bir aktör haline geldiğini anlattı. Ferrero ve AgriChile’den Şili Fındığına Güçlü Büyüme Mesajı Dünya fındık ve çikolata sektörünün en büyük aktörlerinden Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyümenin devam edeceğini açıkladı. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında ele alınan değerlendirmelerde, Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi; kalite, iklim avantajı, yatırım kapasitesi, sürdürülebilirlik ve yeni üretici bölgelerin küresel pazara etkisi üzerinden değerlendirildi. Programda verilen mesajlara göre AgriChile, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca bugünkü hacimle sınırlı kalmayacağını, ülkenin uygun iklim koşulları, artan işleme kapasitesi ve üretim tecrübesiyle önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceğini öngörüyor. Küresel Fındıkta Fiyat Dengesi: Tek Ülkeye Bağımlılık Azalıyor AgriChile Genel Müdürü Camilo Socco’nun değerlendirmelerine göre fındık fiyatları artık yalnızca yerel üretim koşullarıyla değil, küresel arz-talep dengesiyle şekilleniyor. Bir ülkedeki üretim düşüşü ya da artışı, dünya genelinde hammadde bulunabilirliğini doğrudan etkiliyor. Programda, fiyatlarda yaşanan sert dalgalanmaların küresel piyasa açısından sağlıklı olmadığı vurgulandı. Bu nedenle Şili, Oregon ve Balkanlar gibi farklı üretim merkezlerinin gelişmesinin, gelecekte fındık fiyatlarının daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Şili, Avrupa Fındığında İkinci Güç Olarak Öne Çıkıyor Yayında, Şili’nin Avrupa fındığında önemli bir üretici ülke konumuna geldiği belirtilirken, Oregon’un da Şili’ye yakın hacimlerle büyüdüğü, Balkanlar’da ise üretimin gelişme aşamasında olduğu aktarıldı. Bu tablo, küresel fındık pazarında geleneksel üretici ülkelerin yanında yeni merkezlerin de güç kazandığını gösteriyor. AgriChile’ye göre üretici ülke çeşitliliğinin artması, yalnızca arzı büyütmekle kalmayacak; aynı zamanda fiyat istikrarı açısından da pazara katkı sunacak. Kalite Vurgusu: “Şili Fındığında A ve B Kalite Oranı Güçlü” Programda Şili’deki mevcut sezonun kalite açısından dirençli geçtiği belirtildi. AgriChile yetkilileri, bu sezon ürün kalitesinde önceki yıllara göre ciddi bir fark oluşmadığını, A ve B kalite oranının güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Yetkililere göre bu kalite düzeyi, Şili fındığını diğer üretim bölgelerinden ayıran başlıca unsurlardan biri. Ancak bazı bölgelerde küf ve zararlı baskısında küçük artışlar gözlendiği, bunun şu an için endişe verici boyutta olmadığı; buna rağmen gelecek sezonlar için dikkatli olunması gerektiği kaydedildi. Hasat Sonrası Kritik Uyarı: Depolama Kaliteyi Belirleyecek AgriChile’nin üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri hasat sonrası depolama oldu. Artan üretim hacminin, tarladan alıcıya kadar geçen süreçte daha güçlü bir ara depolama altyapısını zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Yetkililer, ürünün temizlenip kurutulduktan sonra uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Büyük havalandırmalı çuvallar ve silo sistemleri, fındığın nem, küf ve kalite kaybı yaşamadan alıcı tesislere ulaşması için etkili çözümler arasında gösterildi. “İyi Sezon, Yatırım İçin Fırsat” AgriChile temsilcileri, Şili’de bu sezonun hem fiyat hem de ürün hacmi açısından üreticiye önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Bu nedenle üreticilere temizleme, kurutma ve ara depolama yatırımlarını artırma çağrısı yapıldı. Programda, kaliteyi korumanın yalnızca üretim aşamasında değil, hasat sonrasında da başladığı vurgulandı. Fındığın pazara güçlü girebilmesi için üreticinin tarladaki başarısını depolama ve işleme süreçleriyle tamamlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel Araştırma Sahaya İndiriliyor AgriChile’nin Ar-Ge çalışmalarında da dikkat çeken başlıklar yer aldı. Şirketin düzenlediği bilimsel toplantılarda, Şili’de Avrupa fındığı üzerine yürütülen iki-üç yıllık ve daha uzun süreli araştırmaların üreticiye aktarılması hedefleniyor. Araştırmalar; besleme, sulama, zararlı ve hastalık kontrolü, karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim, biyolojik mücadele ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara yoğunlaşıyor. AgriChile yetkilileri, bu çalışmaların doğrudan üreticinin agronomik yönetimini geliştirmeye dönük olduğunu belirtti. Zararlılarla Mücadelede Yeni Dönem Programda, Şili’nin güney bölgelerinde sorun oluşturan bazı zararlılar için yeni mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Özellikle tuzak sistemleri, düşük çevresel etkiye sahip uygulamalar, biyolojik mücadele ve entegre zararlı yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AgriChile’ye göre gelecek dönemde yalnızca kimyasal gübreleme ve klasik mücadele yöntemleri yeterli olmayacak. Daha düşük toksikolojik etkiye sahip moleküller, biyolojik çözümler ve sürdürülebilir yönetim modelleri Avrupa fındığı üretiminde daha fazla önem kazanacak. İklim Değişikliğine Karşı Yeni Tedbirler Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişikliği de önemli gündemlerden biri olarak öne çıktı. Özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde artan radyasyon baskısına karşı bio-stimülantlar ve güneş koruyucu uygulamaların gelecekte daha fazla kullanılabileceği belirtildi. Bu değerlendirme, fındık üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, değişen iklim koşullarına uyum kabiliyetinin de stratejik öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Sahadan Başlıyor Ferrero ve AgriChile’nin üzerinde durduğu ana başlıklardan biri de sürdürülebilirlik oldu. Programda sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir tercih değil; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları olan temel bir üretim yaklaşımı olduğu ifade edildi. AgriChile temsilcileri, tüketicinin artık sürdürülebilir üretim beklentisinin arttığını, bu nedenle fındık tedarik zincirinde sürdürülebilir uygulamaların doğrudan sahadan başlaması gerektiğini vurguladı. Rejeneratif Tarım: Daha Az Kimyasal, Daha Çok Biyolojik Denge Yayında, AgriChile’nin rejeneratif tarımı sahada uygulamaya çalıştığı belirtildi. Bu kapsamda kimyasal gübre kullanımının azaltılması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, faydalı böceklerin korunması ve doğal yaşam alanlarının üretim sahaları içinde desteklenmesi öne çıkarıldı. Tarla kenarlarında oluşturulan çiçekli alanların yalnızca görsel amaç taşımadığı, faydalı böcekler için biyolojik koridor görevi gördüğü anlatıldı. İşlenmeyen alanların doğallaştırılmasıyla flora ve fauna için yaşam alanı oluşturulduğu, bunun da üretim ekosistemine katkı sağladığı ifade edildi. “Farklı Yapmak, Daha Pahalı Yapmak Değildir” AgriChile yetkilileri, sürdürülebilir ve rejeneratif tarım uygulamalarının her zaman daha yüksek maliyet ya da daha düşük üretim anlamına gelmediğini vurguladı. Programda, “bir işi farklı yapmak” ile “daha pahalı yapmak” arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağı mesajı verildi. Bu yaklaşım, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevre duyarlılığı olarak değil, aynı zamanda verimlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da ele aldığını gösteriyor. Yeni Üreticilere Mesaj: “Doğru Yer, Doğru Planlama, Doğru Dikim” Avrupa fındığını farklı meyve türlerinden ya da geleneksel tarım ürünlerinden geçiş yapmak isteyen üreticiler için de değerlendiren AgriChile, en kritik unsurun doğru ekonomik analiz ve doğru saha seçimi olduğunu belirtti. Yetkililere göre Avrupa fındığı geniş iklim aralıklarına uyum sağlayabilen “esnek” bir ürün. Ancak bu esneklik, plansız dikim yapılabileceği anlamına gelmiyor. Üreticilere, yatırım kararı almadan önce iyi bir fizibilite, uygun arazi seçimi ve doğru dikim planlaması yapılması çağrısı yapıldı. Üçüncü Tesisle Alım ve İşleme Kapasitesi Artacak AgriChile’nin büyüme stratejisinde yeni tesis yatırımları da kritik yer tutuyor. Programda üçüncü tesisin devreye girmesiyle birlikte şirketin meyve kabul ve işleme kapasitesinin önemli ölçüde artacağı ifade edildi. Bu yatırım, Şili’de üretim hacminin artmasına paralel olarak sanayi altyapısının da güçlendirildiğini gösteriyor. AgriChile, yalnızca üretimi değil, hasat sonrası kabul, işleme, depolama ve kalite yönetimini de büyümenin parçası olarak ele alıyor. Şili İçin 100 Bin Tonun Üzeri Konuşuluyor Programda, Şili’nin uzun vadeli üretim potansiyeline ilişkin dikkat çekici rakamlar da gündeme geldi. 80 bin hektar seviyesinde üretimin 100 bin tonun üzerine çıkabileceği, hatta uzun vadede 200 bin ton ve 300 bin ton gibi rakamların da konuşulduğu ifade edildi. AgriChile yönetimi ise bu rakamlardan çekinmediğini belirtti. Şili’nin Avrupa fındığı için elverişli iklim koşullarına sahip olduğu, farklı mikroklimaların üretim alanını genişletebileceği, yeni çeşitler ve araştırmalarla verimin daha da artırılabileceği vurgulandı. “Doğru Yapılırsa Şili Büyümeye Devam Eder” AgriChile’nin verdiği ana mesaj, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin doğru planlama ile büyümeye devam edeceği yönünde oldu. Şirket, ülkenin iklim avantajı, artan üretici ilgisi, sanayi yatırımları ve bilimsel araştırmalarla bu büyümeyi sürdürebileceğini düşünüyor. Programda, tüketicinin aradığı kaliteye cevap verilebildiği sürece Şili’nin küresel pazarda büyümesinin önünde ciddi bir engel görülmediği ifade edildi. Türkiye ve Giresun İçin Dikkat Çeken Tablo Şili’de Ferrero ve AgriChile’nin ortaya koyduğu büyüme vizyonu, Türkiye ve özellikle Giresun fındığı açısından da dikkatle okunması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yayında verilen mesajlar, küresel fındık rekabetinin artık yalnızca üretim miktarı üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik, depolama, izlenebilirlik, Ar-Ge, iklim uyumu ve sanayi entegrasyonu üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle Şili’deki büyüme hamlesi, klasik anlamda yalnızca yeni bir üretici ülkenin yükselişi değil; fındıkta yeni rekabet standartlarının da habercisi niteliği taşıyor.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE YAPILACAK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, büyüyen teknik danışmanlık ağı, güçlenen sanayi bağlantıları, fidanlık yatırımları, ürün koruma çözümleri, bitki besleme sistemleri, işleme teknolojileri ve sürdürülebilir üretim arayışıyla yeni sezonun en kapsamlı sektör buluşmalarından birine hazırlanıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, fidanlıkları, tedarikçileri, ihracatçıları, araştırmacıları, sanayi şirketlerini ve sektör temsilcilerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te bir araya getirecek. FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ: ŞİLİ Avrupa fındığında dünya pazarındaki ağırlığını artıran Şili, artık yalnızca üretim alanlarını genişleten bir ülke değil; teknik altyapısı, sanayi bağlantıları, sürdürülebilir üretim arayışı ve teknoloji odaklı tarımsal modeliyle küresel rekabette daha görünür hale gelen bir aktör olarak öne çıkıyor. PlanetNuts’un “Chile, potencia avellanera” başlığıyla duyurduğu PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yükselişin teknik, ticari ve stratejik boyutlarını masaya taşıyacak. Etkinlik; bahçe yönetimi, verimlilik, hastalık kontrolü, bitki besleme, biyostimülasyon, fidanlık, kaliteli bitki üretimi, işleme teknolojileri, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve küresel pazar bağlantıları gibi başlıkları aynı zeminde buluşturacak. Organizasyon, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Casa Laura, Los Ángeles’te 09.30-15.00 saatleri arasında yapılacak. Bilet satışları Welcu üzerinden açıldı. Program, bahçeleri ve tarımsal işletmeleri için daha doğru karar almak isteyen üreticilere, danışmanlara ve sektör profesyonellerine teknik bilgi, saha deneyimi ve stratejik değerlendirme sunmayı hedefliyor. ÜRETİCİ, DANIŞMAN, ARAŞTIRMACI VE ŞİRKETLER AYNI MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026, klasik bir seminerin ötesinde, Şili fındık sektörünün bütün zincirini kapsayan bir buluşma olarak hazırlanıyor. Programda üreticiler, danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, araştırmacılar, işleme teknolojisi firmaları, bitki besleme şirketleri, ürün koruma sağlayıcıları, biyolojik çözüm firmaları ve sektör liderleri aynı platformda yer alacak. Bu yapı, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin artık tek boyutlu bir büyüme süreci olmadığını gösteriyor. Yeni dönemde yalnızca daha fazla dikim alanı değil; doğru fidan materyali, sağlıklı bahçe kurulumu, verimli üretim, hastalık ve zararlı baskısına karşı koruma, sürdürülebilir girdi kullanımı, hasat sonrası işleme kapasitesi, kaliteye göre sınıflandırma ve pazara standart ürün sunma kabiliyeti de belirleyici hale geliyor. KONUŞMACILAR BELLİ OLDU PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk konuşmacıları Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya olarak açıklandı. Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman olarak programda yer alacak. Aguilar’ın katılımı; bahçe yönetimi, hasat başarısı, sezon içi karar alma süreçleri, üretici uygulamaları ve verimliliği korumaya dönük teknik başlıkların toplantının ana eksenlerinden biri olacağını gösteriyor. Camilo Scocco, AgriChile Genel Müdürü unvanıyla etkinlikte konuşacak. Scocco’nun programa dahil edilmesi, Şili fındığının yalnızca üretim tekniğiyle değil; sanayi kapasitesi, tedarik zinciri, işleme altyapısı, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri açısından da değerlendirileceğine işaret ediyor. Ernesto Moya ise fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle programda yer alacak. Moya’nın katılımı; bitki sağlığı, hastalık yönetimi, patojen baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin toplantının teknik gündeminde güçlü biçimde yer alacağını ortaya koyuyor. ÜRETİCİLER TEKNİK MASADA SAHA DENEYİMİNİ AKTARACAK Etkinlikte teknik üretici masası da düzenlenecek. Bu bölümde üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon boyunca karşılaştıkları sorunları, öğrendikleri dersleri ve elde ettikleri sonuçları sektörle paylaşacak. Bu format, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca uzman sunumlarıyla değil, doğrudan sahadan gelen üretici deneyimiyle de şekillendiğini gösteriyor. Çünkü verim, kalite, hastalık kontrolü, budama, sulama, bitki besleme, iklim baskısı, maliyet yönetimi ve hasat başarısı artık doğrudan bahçe ölçeğinde alınan kararlarla belirleniyor. Üretici masası, danışmanlar, firmalar, araştırmacılar ve sanayi temsilcileri için de önemli bir gözlem alanı olacak. Bu sayede hangi teknik çözümün sahada karşılık bulduğu, hangi risklerin üreticiyi zorladığı ve yeni sezonda hangi uygulamaların daha fazla önem kazanacağı daha net görülecek. SPONSORLAR FINDIKTA BÜTÜN ZİNCİRİ MASAYA TAŞIYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026 için açıklanan sponsorlar, etkinliğin yalnızca bir üretici buluşması olmadığını; bahçe yönetiminden bitki sağlığına, fidanlık ve kaliteli bitki üretiminden biyoçözümlere, işleme teknolojilerinden ürün korumaya, bitki besleme sistemlerinden kalite sınıflandırma, paketleme ve izlenebilirliğe kadar genişleyen bir sektör platformu olarak hazırlandığını gösterdi. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero’nun sponsorlar arasında yer alması, Şili fındık sektöründe üretimden sanayiye uzanan bütün zincirin teknik ve ticari gündeme taşındığını ortaya koyuyor. TRINUTS: TEKNİK DANIŞMANLIK VE BAHÇE YÖNETİMİ Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Şirket, fındık, ceviz, badem ve kestane alanlarında teknik danışmanlık ve üretim süreçleri üzerine çalışan yapısıyla öne çıkıyor. 30 yılı aşkın tarımsal deneyime sahip Trinuts, çok disiplinli ekibiyle üreticilere bahçe koşullarına göre uyarlanmış teknik çözümler sunuyor. Şirketin çalışma alanı; bahçe verimliliği, üretim etkinliği, kârlılık, saha danışmanlığı ve üreticiye özel strateji geliştirme başlıklarında yoğunlaşıyor. Trinuts’un programa dahil edilmesi, 2026 buluşmasında bahçe yönetimi, verimlilik, teknik danışmanlık ve üretim süreçlerinin güçlü biçimde işleneceğini gösteriyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL KAYNAKLI GİRDİLER Fitotecnología, Maule Bölgesi çıkışlı bir Şili şirketi olarak sponsorlar arasında yer aldı. Şirket, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli doğal kaynaklı tarımsal girdiler geliştirme alanında çalışıyor. Fitotecnología’nın iştigal alanları arasında biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri bulunuyor. Bu sponsorluk, 2026 buluşmasında bitki sağlığı, besleme verimliliği, biyolojik temelli tarımsal girdiler ve sürdürülebilir üretim başlıklarının daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. PACK-MAN: İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE OTOMASYON Pack-Man, meyve ve kuru yemiş işleme teknolojileri alanındaki uzmanlığıyla sponsorlar arasında açıklandı. Şirket, 10 yılı aşkın deneyimiyle özel projeler, yüksek seviyeli ekipman, otomasyon çözümleri ve uzman teknik servis hizmetleri geliştiriyor. Pack-Man’in programa katılması, Şili fındık sektöründe hasat sonrası işleme kapasitesinin stratejik bir başlık haline geldiğini gösteriyor. Üretim miktarı büyüdükçe, kalite standardını koruyacak, işleme hızını artıracak ve sanayi kapasitesini güçlendirecek teknolojilere duyulan ihtiyaç da artıyor. UPL: ÜRÜN KORUMA, BİTKİ BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLER UPL, tarım çözümleri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlerden biri olarak PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle daha verimli, sürdürülebilir ve dayanıklı üretim modellerini destekliyor. UPL’nin OpenAg yaklaşımı, iş birliği ve inovasyon yoluyla üreticilere geleceğe hazırlıklı tarım araçları sunmayı hedefliyor. Bu çerçeve, Şili fındık sektöründe bitki dayanıklılığı, iklim baskısına uyum, ürün sağlığı ve verim istikrarı başlıklarını güçlendiriyor. ROVENSA NEXT CHILE: BİYOÇÖZÜMLER VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarım için biyoçözümler alanındaki küresel yapısıyla sponsorlar arasında yer aldı. Şirketin portföyünde biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlar bulunuyor. Rovensa Next Chile’nin katılımı, Şili fındık sektöründe biyolojik çözümler, kalite, verimlilik, çevresel sürdürülebilirlik ve bitki sağlığı başlıklarının daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA: BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİ FertiGlobal ve Fertiamerica da sponsorlar arasında açıklandı. FertiGlobal, biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanında uzmanlaşmış uluslararası bir şirket olarak tanıtıldı. Fertiamerica ise FertiGlobal’in Şili’deki resmi distribütörü ve iş ortağı olarak bu teknolojileri Şilili üreticilere ulaştırıyor. Bu yapı, Avrupa fındığında modern bitki besleme, verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik başlıklarını güçlendiriyor. SUMITOMO CHEMICAL CHILE: ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL ÜRETKENLİK Sumitomo Chemical Chile, ürün koruma ve tarımsal üretkenlik çözümleriyle programa dahil oldu. Küresel ölçekte tarımsal inovasyon alanında faaliyet gösteren şirket, kimyasal ve biyolojik teknolojileri birleştirerek daha verimli ve sürdürülebilir üretimi destekliyor. Şirketin AgroSolutions bölümü, üreticilere verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarında çözüm araçları sunuyor. Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorluğu, toplantının bitki sağlığı, ürün koruma, verimlilik ve gıda güvenliği hattını güçlendirdi. ANAGRA: BİTKİ BESLEME, ÜRÜN KORUMA VE BİYOSTİMÜLASYON Anagra, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Tarım sektöründeki geniş geçmişiyle tanıtılan şirket, bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknolojiler alanındaki kapsamlı çözümleriyle programa dahil oldu. Anagra, daha verimli ve sürdürülebilir tarım için üreticilere stratejik iş ortağı olarak konumlanıyor. Şirketin teknik destek ve yenilikçi tarımsal uygulamalara dönük yaklaşımı, yüksek verimli meyveciliğin gelişimine katkı sağlayan başlıklar arasında yer alıyor. UNITEC: İŞLEME, SINIFLANDIRMA, KALİBRASYON VE PAKETLEME UNITEC, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. 100 yılı aşkın deneyime sahip şirket, meyve, kuru yemiş ve sebzelerin işlenmesi, kalite sınıflandırması, kalibrasyonu ve paketlenmesine yönelik yenilikçi teknolojiler geliştiren küresel bir referans olarak tanıtıldı. UNITEC’in çözümleri, agro-gıda sektöründe verimlilik, izlenebilirlik ve kaliteyi artırmaya odaklanıyor. Şirketin programa dahil edilmesi, 2026 buluşmasının hasat sonrası süreçler, kalite standardı, izlenebilirlik, kalibrasyon, paketleme ve agro-gıda teknolojileri boyutunu güçlendirdi. POINT CHILE: AGROKİMYA, BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE BESLEME ÇÖZÜMLERİ Point Chile de PlanetNuts Day Avellanos’un sponsorları arasına katıldı. Yaklaşık 40 yıllık geçmişe sahip şirket, tarım çözümleri geliştirme alanındaki deneyimiyle etkinlikte yer alacak. Point Chile; agro kimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümlerinden oluşan geniş portföyüyle tanıtıldı. Şirketin, Şili’nin başlıca tarım bölgelerinde görev yapan teknik ekibiyle üreticilere sahada destek sunduğu belirtildi. Point Chile’nin sponsorluğu, PlanetNuts Day Avellanos’un ürün koruma, biyolojik çözümler, bitki besleme, teknik danışmanlık ve tarımsal inovasyon başlıklarını daha da güçlendirdi. Şirketin kalite, yenilik ve üreticiye teknik eşlik yaklaşımı, Şili’de Avrupa fındığı sektörünün daha verimli, sürdürülebilir ve profesyonel bir üretim modeline yöneldiğini gösteriyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO: FİDANLIK VE KALİTELİ BİTKİ ÜRETİMİ Castaño Austral Vivero da PlanetNuts Days Avellano 2026’nın sponsorları arasına katıldı. Şirket, Avrupa fındığı sektörüne yönelik kaliteli bitkilerin geliştirilmesi ve üretimi alanındaki çalışmalarıyla etkinlikte yer alacak. Castaño Austral Vivero’nun programa dahil edilmesi, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca mevcut bahçelerin yönetimiyle değil, yeni bahçe tesisinden başlayarak kaliteli fidan, doğru çeşit seçimi, verimli bahçe kurulumu ve uzun vadeli üretim projeksiyonu üzerinden ele alındığını gösteriyor. Şirketin teknik deneyimi ve sektörün büyümesine katkı sunan yaklaşımı, PlanetNuts Days Avellano 2026’nın fındık endüstrisinde bilgi, deneyim ve fırsat paylaşımını güçlendiren bir platform olarak hazırlandığını ortaya koyuyor. Fidanlık ve kaliteli bitki üretimi başlığı, bu katılımla birlikte toplantının önemli teknik gündemlerinden biri haline geldi. ALICAHUE GENEL PARTNER AĞINA KATILDI PlanetNuts’un güncel duyurularında Alicahue de yeni genel partner olarak açıklandı. Alicahue, ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimiyle PlanetNuts’un partner ağına katıldı. Bu duyuru, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın doğrudan sponsor listesine yazılacak bir etkinlik sponsorluğu değil; PlanetNuts’un sert kabuklu meyve sektöründeki genel iş birliği ağını genişlettiğini gösteren ayrı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ SAHAYI ÖNE ÇIKARDI PlanetNuts’un güncel teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıktı. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira, kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Rivadeneira’nın değerlendirmesinde odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı stratejik bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi, düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması ve siyanamid kullanımının bölge koşullarına göre önceden değerlendirilmesi öne çıktı. Bu başlıklar, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel sektör değerlendirmesi değil, üreticinin sahadaki günlük kararlarını doğrudan ilgilendiren teknik bir platform olarak hazırlandığını gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SOĞUKLANMA RİSKİ GÜNDEMDE PlanetNuts’un güncel akışında meyveciliği etkileyen iklim değişikliklerine dikkat çekilmesi, Avrupa fındığında yeni dönemin önemli risk başlıklarından birini ortaya koydu. İklim baskısı; çiçeklenme, soğuklanma, hastalık baskısı, su yönetimi, bitki besleme, verim dalgalanması ve hasat kalitesi üzerinde doğrudan etkili oluyor. Şili fındık sektörü 70 bin hektarı aşan dikim alanıyla büyürken, iklim değişkenliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı daha güçlü bir teknik yönetim süreci gerektiriyor. ŞİLİ MODELİ BÜYÜME SONRASI DÖNEME GEÇİYOR Şili’de Avrupa fındığı üretimi büyürken sektörün gündemi yalnızca yeni dikim alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Bahçe yönetimi, budama, soğuklanma takibi, hastalık ve zararlı baskısı, bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma, işleme kapasitesi, otomasyon, kalite standardı, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve ihracat bağlantıları yeni dönemin ana başlıkları arasında yer alıyor. Bu tablo, Şili fındık sektörünün artık yalnızca üretim artışı üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Yeni dönemin gündemi; üretimin nasıl yönetileceği, kalitenin nasıl korunacağı, hastalık baskısının nasıl azaltılacağı, sürdürülebilir girdilerin nasıl kullanılacağı, işleme kapasitesinin nasıl artırılacağı, ürünün nasıl sınıflandırılıp paketleneceği ve küresel pazarda kalıcı konumun nasıl kurulacağı üzerinden şekilleniyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN STRATEJİK UYARI Şili’nin Avrupa fındığında 70 bin hektarı aşan dikim alanı, güçlü teknik danışmanlık ağı, fidanlık yapısı, ürün koruma şirketleri, biyoçözüm sağlayıcıları, işleme teknolojileri, bitki besleme sistemleri, kalite sınıflandırma altyapısı ve sanayi bağlantılarıyla büyümesi Türkiye açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici konumunu koruyor; ancak küresel rekabet artık yalnızca üretim miktarıyla belirlenmiyor. Verimlilik, kalite standardı, işleme kapasitesi, sürdürülebilirlik modeli, üretici geliri, markalaşma, izlenebilirlik ve pazara erişim aynı anda önem kazanıyor. Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yüksek işçilik maliyetiyle üretilen Giresun kalite fındığının aroma, coğrafi nitelik, emek yoğunluğu ve kalite farkı ortalama fiyat mantığı içinde eritilmemeli. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’nin kendi kalite standardını, kendi sürdürülebilirlik modelini, kendi üretici odaklı piyasa düzenini ve kendi markasını daha güçlü kurması gerektiğini gösteriyor. Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil; hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kalite standardı, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, stok yönetimi, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve coğrafi kimlik farkıyla da belirleniyor. PLANETNUTS GÜNÜ SEKTÖRÜN YÖNÜNÜ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik ve ticari model kuracağını gösterecek önemli buluşmalardan biri olacak. Etkinlik, üreticiden sanayiye, bitki sağlığından biyoçözümlere, fidanlık ve kaliteli bitki üretiminden işleme teknolojilerine, paketlemeden küresel pazara kadar Avrupa fındığında yeni rekabet döneminin ana başlıklarını aynı zeminde toplayacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı perspektifi; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero’nun sponsor yapısıyla birleştiğinde, 2026 toplantısı Şili fındığında üretimden pazara uzanan bütün zinciri kapsayan güçlü bir sektör gündemine dönüşüyor. Şili, Avrupa fındığında büyümesini artık yalnızca rakamlarla değil; teknik kapasite, kaliteli fidan üretimi, sürdürülebilirlik, kalite, işleme teknolojisi, izlenebilirlik ve küresel pazar hedefleriyle birlikte anlatıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin en net göstergelerinden biri olacak. KAYNAKÇA PlanetNuts resmi sosyal medya duyuruları; PlanetNuts Day Avellanos 2026 etkinlik bilgileri; Welcu etkinlik kayıtları; konuşmacı duyurusu; teknik üretici masası açıklaması; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal/Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile, Castaño Austral Vivero ve Alicahue’ye ilişkin güncel PlanetNuts paylaşımları; Şili Avrupa fındığı sektörüne ilişkin açık kaynak verileri.

KABUKLU MEYVEDE VERİMİN ŞİFRESİ TOPRAKTA ARANDI Haber

KABUKLU MEYVEDE VERİMİN ŞİFRESİ TOPRAKTA ARANDI

KABUKLU MEYVEDE VERİMİN ŞİFRESİ TOPRAKTA ARANDI Linares’te ceviz ve fındık üreticileri teknik masada buluştu Şili’de ceviz ve fındık üreticilerini yakından ilgilendiren önemli bir teknik buluşma Linares’te gerçekleştirildi. Iansa Bitki Beslenme organizasyonunda düzenlenen “Zemin Teknik Masası”nda, kabuklu meyve üretiminde verim, kalite ve sürdürülebilir bahçe yönetiminin temel başlıkları masaya yatırıldı. PlanetNuts tarafından duyurulan programa göre 25 Haziran 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Linares’teki El Peral Agrícola’da yapılan teknik buluşmaya, Trinuts danışmanı José Pablo Correa’nın yanı sıra Iansa Bitki Beslenme ve Copeval teknik ekipleri katıldı. ÜRETİCİYE SAHADA YOL HARİTASI Ceviz ve fındık üreticilerine yönelik düzenlenen programda, yeni sezon hazırlığı, toprak sağlığı, bitki besleme, gübreleme, kök gelişimi ve meyve bahçesi yönetimi gibi üretimin kaderini belirleyen konular ele alındı. Teknik masada üreticilere yalnızca teorik bilgi değil, sahada karşılığı olan pratik öneriler de aktarıldı. Özellikle sezonla yüzleşme, bahçenin mevcut durumunu doğru okuma, bitkinin ihtiyaçlarını zamanında belirleme ve verimi artıracak uygulamaları planlama başlıkları öne çıktı. TOPRAK GÜÇLÜYSE ÜRETİM GÜÇLÜ Kabuklu meyve üretiminde başarının yalnızca gübreleme ya da sezon içi bakım uygulamalarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekilen buluşmada, toprağın canlı yapısının korunması, kök bölgesinin güçlendirilmesi ve bitkinin dengeli beslenmesinin üretim kalitesi üzerindeki belirleyici rolü vurgulandı. Ceviz ve fındıkta yüksek verim için bahçenin sadece görünen kısmının değil, toprağın altında işleyen sistemin de doğru yönetilmesi gerektiği ifade edildi. Toprak yapısı, sulama dengesi, besin elementi eksiklikleri ve hastalık riskleri, üreticilerin yeni sezon planlamasında dikkate alması gereken temel başlıklar arasında yer aldı. HASAT SONRASI DÖNEM GELECEK SEZONU BELİRLİYOR Teknik değerlendirmelerde, hasat sonrası dönemin yeni sezon verimi açısından kritik olduğu mesajı öne çıktı. Ağaç kondisyonu, budama stratejileri, sürgün gelişimi, kök sağlığı ve kışa hazırlık uygulamalarının, gelecek sezonun çiçeklenme, meyve tutumu ve kalite performansını doğrudan etkilediği belirtildi. Uzmanlar, ceviz ve fındık üretiminde sürdürülebilir başarı için üreticilerin yalnızca ürün dönemine değil, sezon sonrasındaki bakım sürecine de aynı dikkatle yaklaşması gerektiğine işaret etti. VERİM, KALİTE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VURGUSU Iansa Bitki Beslenme, Trinuts ve Copeval teknik ekiplerinin katkı sunduğu buluşma, kabuklu meyve üretiminde daha bilinçli, planlı ve bilimsel üretim anlayışının önemini bir kez daha ortaya koydu. Linares’teki teknik masa, ceviz ve fındık üreticilerine toprağı, kökü, ağacı ve sezon planlamasını birlikte ele alan bütüncül bir üretim perspektifi sundu. Program, verim ve kalite hedefleyen üreticiler için yeni sezon öncesi güçlü bir teknik rehber niteliği taşıdı.

ŞİLİ’DE FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN VERİMLİLİK SAHAYA İNİYOR Haber

ŞİLİ’DE FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN VERİMLİLİK SAHAYA İNİYOR

ŞİLİ’DE FINDIK ÜRETİCİLERİ İÇİN VERİMLİLİK SAHAYA İNİYOR Şili’de Avrupa fındığı ve ceviz üreticilerine yönelik teknik arazi toplantısı, 25 Haziran 2026’da Linares’te düzenlenecek. Iansa Nutrición Vegetal, Trinuts ve Copeval ekiplerinin katılacağı buluşmada bitki besleme, gübreleme, bahçe yönetimi ve ihracata dönük üretimde verimlilik başlıkları ele alınacak. SERT KABUKLU MEYVEDE SAHA BULUŞMASI Şili’de ceviz ve Avrupa fındığı üreticileri, sezon yönetimi, bitki besleme ve verim optimizasyonu başlıklarını sahada değerlendirmek üzere teknik bir toplantıda bir araya gelecek. Iansa Nutrición Vegetal tarafından duyurulan “Mesa Técnica en Terreno” etkinliği, 25 Haziran 2026 Perşembe günü saat 10.30’da Agrícola El Peral, Linares’te gerçekleştirilecek. Toplantıya Trinuts danışmanı José Pablo Correa ile Iansa Nutrición Vegetal ve Copeval teknik ekipleri katılacak. Programda üreticilere bitki besleme, gübreleme, besleme yönetimi, bahçelerde verim ve kaliteyi artırmaya yönelik stratejiler aktarılacak. Etkinlik için kayıt ve bilgi süreci Alejandra.Berrios@iansa.cl adresi üzerinden yürütülecek. İHRACATTA BÜYÜYEN PAZAR, ÜRETİCİDEN DAHA TEKNİK YÖNETİM İSTİYOR Linares’te yapılacak toplantı, yalnızca teknik bir üretici buluşması değil; Şili tarım ekonomisinde ağırlığı artan sert kabuklu meyve zincirinin verimlilik ihtiyacına verilen saha yanıtı niteliği taşıyor. Şili’de Avrupa fındığı ve ceviz üretimi, son yıllarda ihracat geliri, yeni bahçe yatırımları ve kalite standardı üzerinden daha fazla ekonomi gündemine giriyor. Şili Tarım Araştırmaları ve Politikaları Ofisi’nin meyve bültenlerinde yer alan verilere göre ülkenin sert kabuklu meyve ihracatı 2025/26 sezonunda güçlü artış kaydetti. Eylül 2025-Şubat 2026 döneminde sert kabuklu meyveler, Şili’nin toplam meyve ihracat değerinin yüzde 11’ini oluşturdu. Bu grupta ihracat değeri 654 milyon dolara ulaşırken, önceki döneme göre yüzde 94’lük artış yaşandı. Avrupa fındığı ve ceviz, bu büyümenin öne çıkan ürünleri arasında yer aldı. Bu tablo, üretici açısından verimliliği doğrudan ekonomik bir zorunluluğa dönüştürüyor. Çünkü sert kabuklu meyvede rekabet artık yalnızca bahçe alanı genişletmekle değil; hektar başına verim, iç randıman, kalite standardı, hasat organizasyonu, girdi maliyeti, sulama yönetimi ve ihracat pazarının istediği ürün yapısıyla belirleniyor. FINDIK ALANLARINDA HIZLI BÜYÜME DİKKAT ÇEKİYOR Şili’de Avrupa fındığı, son yıllarda en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. ODEPA-CIREN meyve kadastru verilerine göre 2025 itibarıyla ülkede toplam meyve alanı 383 bin hektarın üzerinde hesaplanırken, Avrupa fındığı 49 bin hektarı aşan dikim alanıyla toplam meyve alanının yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturdu. Ceviz alanı ise 41 bin hektarın üzerinde gerçekleşti. Avrupa fındığında 2020-2025 döneminde ekili alanın yaklaşık 25 bin hektar artması, Şili’nin bu üründe uzun vadeli bir üretim ve ihracat pozisyonu kurmaya çalıştığını gösteriyor. Ancak hızlı büyüyen bahçe alanları, üreticiye otomatik kazanç sağlamıyor. Yeni dikimlerin verime yatma süreci, toprak yapısı, sulama kapasitesi, kök gelişimi, doğru gübreleme, hastalık-zararlı baskısı ve hasat altyapısı, bu büyümenin gerçek ekonomik karşılığını belirliyor. Bu nedenle Iansa, Trinuts ve Copeval’in sahada düzenlediği toplantı, genişleyen üretim alanlarının daha yüksek verim ve daha sürdürülebilir gelir yapısına dönüşmesi açısından önem taşıyor. BİTKİ BESLEME ARTIK MALİYET KALEMİ DEĞİL, GELİR STRATEJİSİ Etkinliğin merkezindeki bitki besleme ve gübreleme başlıkları, üretici ekonomisinde kritik bir yere sahip. Yanlış zamanda yapılan, analizlere dayanmayan veya bahçenin gerçek ihtiyacını karşılamayan gübreleme; maliyeti artırırken beklenen verim artışını sağlamayabiliyor. Buna karşılık doğru dönemde, doğru içerikle ve toprak-yaprak analizlerine göre yapılan besleme programı; meyve dolumu, iç kalite, kabuk yapısı, yağ birikimi, hasat randımanı ve ihracat standardı üzerinde belirleyici olabiliyor. Avrupa fındığı üretiminde özellikle kalsiyum, potasyum, fosfor, çinko, magnezyum ve stres dönemlerinde kullanılan biyostimülant uygulamaları, teknik kaynaklarda sezon yönetiminin önemli parçaları arasında gösteriliyor. PlanetNuts’ta daha önce yayımlanan üretici önerilerinde de Aralık ve Ocak aylarının; sıcaklık artışı, kök gelişimi, meyve dolumu, güneş stresi, zararlı baskısı ve hasat hazırlığı açısından kritik dönemler olduğu vurgulandı. Bu öneriler, üreticinin sezonu yalnızca takvim üzerinden değil, bahçenin fenolojik gelişimine ve iklim koşullarına göre yönetmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Fındık ve ceviz gibi uzun vadeli bahçe yatırımlarında sezon içinde yapılan hata yalnızca o yılın ürününü değil, sonraki yılın tomurcuk, rezerv ve verim potansiyelini de etkileyebiliyor. TOPRAK, KÖK VE SU YÖNETİMİ VERİMİN TEMELİNDE YER ALIYOR Fındıkta ve cevizde yüksek verim hedefi, yalnızca üstten görünen bitki gelişimiyle açıklanamıyor. Toprak yapısı, kök bölgesi, suyun köke ulaşma biçimi ve besin maddelerinin bitki tarafından alınabilirliği üretim sonucunu doğrudan belirliyor. PlanetNuts’un daha önce üreticilere yönelik yayımladığı teknik içeriklerde, özellikle sıkışmış topraklarda bahçe kurulumuna dikkat çekildi. Avrupa fındığında kök gelişimini sınırlayan sıkışma, zayıf havalanma, yetersiz drenaj ve hatalı toprak hazırlığı, ilerleyen yıllarda verim kaybı ve düzensiz gelişim olarak üreticinin karşısına çıkabiliyor. Bu nedenle sahada yapılacak teknik toplantının üretici açısından en önemli yönlerinden biri, soyut tavsiyeler yerine bahçe koşullarına dayalı pratik değerlendirme imkânı sunması olacak. Üretici, gübreleme veya bitki besleme kararını yalnızca ürün önerisi olarak değil; toprak, kök, su, iklim ve pazar hedefiyle birlikte okumak zorunda. ZARARLI, HASTALIK VE STRES YÖNETİMİ KÂRLILIĞI ETKİLİYOR Avrupa fındığında zararlı ve hastalık baskısı, özellikle sezonun sıcaklık ve nem koşullarına bağlı olarak değişiyor. PlanetNuts içeriklerinde, Aralık döneminde “burritos” ve “cabritos” olarak bilinen zararlılara karşı ergin ve larva mücadelesi, dip sürgünlerinin zamanında temizlenmesi, yabancı ot kontrolü, güneş yanıklığına karşı koruyucu uygulamalar, Xanthomonas ve odun hastalıklarına karşı önleyici stratejiler öne çıkarıldı. Bu başlıkların ekonomiyle doğrudan ilişkisi bulunuyor. Çünkü zararlı baskısının zamanında kontrol edilmemesi, meyve gelişimini ve ağaç sağlığını zayıflatırken; geç müdahale edilen hastalıklar, hem ürün kaybına hem de daha yüksek mücadele maliyetine yol açabiliyor. Güneş stresi ve yüksek radyasyon da meyve kalitesi, yaprak sağlığı ve bitkinin fotosentez kapasitesi üzerinden verimi etkiliyor. Üretici açısından kârlılık, yalnızca yüksek fiyat beklentisine değil, sezon boyunca kayıpları azaltan disiplinli bahçe yönetimine bağlı hale geliyor. HASAT HAZIRLIĞI SEZON SONUNA BIRAKILAMAZ Fındık ve ceviz üretiminde hasat, yalnızca ürünün toplandığı dönem değil; bütün sezonun ekonomik sonucunun ortaya çıktığı aşama. Ocak ayına ilişkin PlanetNuts önerilerinde, Avrupa fındığında meyve dolumu ve kaliteyle birlikte hasat öncesi ekipman, makine, arazi düzleme ve bahçe temizliğinin zamanında planlanması gerektiği vurgulandı. Hasat hazırlığındaki gecikme, özellikle mekanize üretim yapılan alanlarda ürün kaybı, işçilik maliyeti artışı ve kalite düşüşüyle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle bahçe içinde makinelerin çalışacağı zemin yapısı, yabancı ot durumu, ürünün yere düşme takvimi, toplama geçişleri ve kurutma/teslim süreçleri üreticinin sezon öncesinden planlaması gereken ekonomik başlıklar arasında yer alıyor. Şili’de büyüyen Avrupa fındığı üretimi, hasat organizasyonunu da daha stratejik hale getiriyor. Ürün miktarı arttıkça, zamanında hasat, işleme tesisleriyle koordinasyon ve kaliteyi koruyacak lojistik süreçler üreticinin rekabet gücünü belirliyor. ÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ ÜRETİCİYE SAHA ODAKLI MODEL SUNUYOR Iansa Nutrición Vegetal, bitki besleme alanında üreticiler, teknik danışmanlar ve ihracat şirketlerine dönük çözümler geliştiren bir yapı olarak faaliyet gösteriyor. Copeval, Şili tarım sektöründe gübre, tarım kimyasalları, tohum, makine, sulama sistemleri ve tarımsal hizmetler başlıklarında geniş ürün ve hizmet ağıyla biliniyor. Trinuts ise ceviz, badem, Avrupa fındığı ve kestane gibi sert kabuklu meyvelerde teknik danışmanlık deneyimiyle öne çıkıyor. Bu üçlü yapı, üreticiye yalnızca ürün tedariki değil; teknik bilgi, uygulama takvimi, saha gözlemi ve bahçe yönetimi üzerinden daha bütünlüklü bir yaklaşım sunma iddiası taşıyor. José Pablo Correa’nın toplantıda Trinuts adına yer alacak olması, etkinliği doğrudan bahçe pratiğine ve üretici sorunlarına bağlayan unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. ŞİLİ’NİN DENEYİMİ TÜRKİYE İÇİN DE DİKKAT ÇEKİCİ Şili’de Avrupa fındığına yönelik bu tür saha toplantıları, Türkiye açısından da izlenmesi gereken bir gelişme alanı oluşturuyor. Türkiye, dünya fındık üretiminde ana aktör olmasına rağmen, üretici eğitiminden bahçe yenilemeye, verim düşüklüğünden kalite farkının fiyatlandırılmasına kadar birçok başlıkta yapısal sorunlarla karşı karşıya bulunuyor. Şili örneği, fındıkta üretim alanı kadar teknik yönetimin, bahçe verimliliğinin ve ihracat standardının da belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Özellikle Giresun kalite fındığı gibi aroma ve kalite değeri yüksek ürünlerde, piyasanın yalnızca ortalama fiyat mantığıyla işlemesi üreticinin emeğini ve bölgesel kalite farkını görünmez kılıyor. Giresun’da eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde elle ve yüksek işçilik maliyetiyle yapılan üretimin; ova bölgelerinde mekanizasyona daha uygun üretimle aynı fiyat mantığına sıkıştırılması, uzun vadede kaliteyi koruyan üretici aleyhine sonuç doğuruyor. Bu nedenle Şili’deki saha odaklı teknik yaklaşım, Türkiye’de de üretici merkezli, yerli ve bilimsel bir fındık sürdürülebilirlik modeline duyulan ihtiyacı yeniden gündeme taşıyor. Türkiye’nin fındıkta yalnızca alıcı firmaların belirlediği sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan bir hammadde ülkesi olarak kalmaması; kendi kalite standardını, kendi üretici eğitim modelini, kendi bahçe verimliliği politikasını ve kendi markalı değer zincirini güçlendirmesi gerekiyor. EKONOMİK DEĞER, BAHÇEDE BAŞLAYAN TEKNİK KARARLARLA KORUNUYOR Linares’te yapılacak teknik toplantı, Şili’de sert kabuklu meyve üretiminin daha planlı, daha ölçülebilir ve daha verim odaklı bir yapıya yöneldiğini gösteriyor. Avrupa fındığı ve cevizde büyüyen ihracat potansiyeli, üreticiyi daha hassas besleme programlarına, daha disiplinli bahçe yönetimine ve daha güçlü hasat organizasyonuna zorluyor. Üretici için gelir artık yalnızca ürün miktarı veya sezon fiyatıyla belirlenmiyor; bahçede alınan teknik kararlar, girdi maliyetinin nasıl yönetildiği, kalite kayıplarının nasıl önlendiği ve ürünün ihracat pazarına hangi standartla ulaştığı gelir yapısını doğrudan etkiliyor. Şili’deki toplantı, bu dönüşümün sahadaki karşılıklarından biri olarak öne çıkıyor.

ŞİLİ KESTANEDE AVRUPA’YA AÇILDI Haber

ŞİLİ KESTANEDE AVRUPA’YA AÇILDI

ŞİLİ KESTANEDE AVRUPA’YA AÇILDI, TÜRKİYE ÜRETİMDE GÜÇLÜ AMA KARADENİZ İÇİN YENİ MODEL ŞART Şili’nin Ñuble Bölgesi’nde küçük üreticilerin örgütlü yapıyla İtalya pazarına açılması, kestanenin yalnızca geleneksel bir tarım ürünü değil, doğru planlama ve ihracat disipliniyle katma değerli bir dış ticaret kalemine dönüşebileceğini gösterdi. El Carmenli üreticilerin İtalya’ya kestane gönderimini üç katına çıkarması, Türkiye ve özellikle Karadeniz için de dikkatle okunması gereken bir üretim ve pazar modeli ortaya koydu. ŞİLİ’DE KÜÇÜK ÜRETİCİ AVRUPA PAZARINA ÖRGÜTLÜ GİRDİ Şili’de Marrón Andino adlı üretici örgütü, 2026 yılında İtalya’ya yaptığı kestane ihracatını 202 bin 500 kiloya çıkardı. Bir önceki yıl 67 bin 500 kilo olan gönderim miktarı, üç katına ulaştı. Üretici örgütü, yalnızca kendi bahçelerinden topladığı ürünü değil, çevredeki üreticilerden aldığı kestaneleri de seçme, temizleme, işleme ve ihracata hazırlama sürecinden geçirerek Avrupa pazarına sundu. Bu modelin dikkat çeken yönü üretim miktarından çok organizasyon gücü oldu. Şili’de küçük üreticiler, sınırlı üretim alanına rağmen kalite standardı, ürün toplama ağı, işleme altyapısı ve doğrudan ihracat bağlantısıyla İtalya gibi rekabetçi bir pazarda kalıcı yer edinmeye başladı. TÜRKİYE ÜRETİMDE ŞİLİ’NİN ÇOK ÖNÜNDE Türkiye kestane üretiminde Şili’den çok daha büyük bir hacme sahip. 2024 yılında Türkiye’de 74 bin 300 ton kestane üretildi. Üretim alanı 140 bin dekarı aşarken, toplam kestane ağacı sayısı 3 milyonun üzerine çıktı. Türkiye’de üretimin merkezi Ege Bölgesi oldu. Aydın 24 bin 315 tonluk üretimle ilk sırada yer aldı. İzmir 23 bin 318 tonla Aydın’ı izledi. Bartın, Bursa, Zonguldak, Manisa, Kastamonu, Kütahya, Balıkesir ve Sinop da kestane üretiminde öne çıkan iller arasında yer aldı. Bu tablo, Türkiye’nin kestanede hammadde üretim gücünün yüksek olduğunu ancak ihracat, işleme ve markalaşma tarafında daha güçlü bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Türkiye’nin 2023 yılında 6 bin 492 ton kestane ihraç etmesi ve bu ihracatın en büyük bölümünün İtalya’ya gitmesi, Şili ile Türkiye’nin aynı pazarda karşı karşıya geldiğini ortaya koyuyor. AYDIN ÜRETİMİ MARKAYA DÖNÜŞTÜRDÜ Türkiye’de kestane denildiğinde ticari merkez Aydın olarak öne çıkıyor. Aydın Kestanesi, coğrafi işaret kimliği, işleme tesisleri, ihracat hazırlığı ve borsa takibiyle ürünü yalnızca tarladan çıkan bir meyve olarak bırakmıyor. Kestane şekeri, işlenmiş ürünler, paketleme ve dış pazar bağlantısı Aydın’ın rekabet gücünü artırıyor. Aydın örneği, Türkiye’de kestanenin güçlü olduğu bölgelerde ürünün kayıtlı üretim, kalite standardı, işleme tesisi ve ihracat ağıyla büyüyebileceğini gösteriyor. Şili’nin El Carmen örneği ise küçük üretici ölçeğinde bile doğru örgütlenmeyle Avrupa pazarına girilebileceğini ortaya koyuyor. GÖRELE KESTANE ORMANLARI GİRESUN İÇİN STRATEJİK KAYNAK Giresun’da kestane varlığı denildiğinde Görele ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde hazırlanan “Kestane Ormanlarının Genel Özellikleri ve Meşcere Kuruluşu: Giresun-Görele Örneği” başlıklı yüksek lisans tezinde, Görele Orman İşletme Şefliği sınırları içindeki kestane ormanları yayılış alanları, genel özellikleri ve meşcere kuruluşları yönünden incelendi. Çalışmada 17 farklı deneme alanında kestane bireylerinin çap, boy ve yaş özellikleri değerlendirildi. Bu akademik çalışma, Görele’deki kestane varlığının yalnızca orman dokusu içinde kalan doğal bir ağaç topluluğu olmadığını, Giresun’un tarımsal çeşitliliği ve kırsal ekonomisi açısından korunması gereken önemli bir kaynak olduğunu ortaya koyuyor. Şili’nin El Carmen bölgesinde küçük üreticiler kestaneyi ihracat zincirine taşırken, Görele’deki kestane ormanları da doğru planlama ile üretim, bal, yöresel ürün, ekoturizm ve kırsal gelir modeli içinde değerlendirilebilir. HASTALIK VE ZARARLI BASKISI RİSKİ BÜYÜTÜYOR Doğu Karadeniz’de kestane alanlarının önündeki en önemli risklerden biri hastalık ve zararlı baskısıdır. Orman Genel Müdürlüğü’nün Doğu Karadeniz doğal kestane popülasyonlarına ilişkin çalışmasında, Samsun ile Artvin arasındaki doğal kestane ormanlarında kestane dal kanseri hastalığının batıya gidildikçe daha yoğun ve yaygın gözlendiği belirtiliyor. Aynı değerlendirmede, orman köylüsü tarafından sahiplenilen ve meyvesinden yararlanılan kestane meşcerelerinin daha sağlıklı ve fenotipik açıdan daha üstün olduğu vurgulanıyor. Giresun’da kestane gal arısı da kestane ormanları için önemli tehdit başlıkları arasında yer alıyor. Eynesil’in Ören beldesindeki kestane ormanlarında gal arısı zararlısına karşı faydalı böcek salımı yapılması, bölgede biyolojik mücadele ihtiyacının devam ettiğini gösteriyor. GÖRELE İÇİN MODEL: KORUMA, ISLAH, ÜRETİM VE PAZAR Görele kestane ormanları, Giresun’da fındığın yanında tamamlayıcı bir kırsal gelir alanı oluşturabilecek nitelik taşıyor. Ancak bunun için doğal varlığın yalnızca korunması yetmez; sağlıklı ağaçların belirlenmesi, gençleştirme çalışmalarının yapılması, hastalık ve zararlı mücadelesinin düzenli sürdürülmesi, üretici-köylü örgütlenmesinin kurulması ve kestanenin işlenmiş ürünlere dönüştürülmesi gerekir. Şili’nin İtalya’ya ihracat başarısı, küçük üreticinin örgütlü hareket ettiğinde Avrupa pazarına girebildiğini gösteriyor. Görele’nin ihtiyacı da bu noktada netleşiyor: doğal kestane ormanlarını koruyan, sağlıklı genetik kaynağı çoğaltan, ürünü yalnızca ormandan toplanan meyve olarak bırakmayan ve kestaneyi bal, un, püre, ezme, kurutulmuş ürün ve yerel marka zinciriyle değerlendiren bir üretim modeli kurulmalıdır.

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ Haber

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ ”Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, Türkiye’nin fındık ihracatında son 40 yılın en düşük dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, Şili ve ABD’nin artan üretiminin Türk fındığı için yeni rekabet gerçeği oluşturduğunu söyledi. Anbarlılar, modern tarım teknikleri, verimlilik, sulama, bahçe gençleştirme ve yeni pazar stratejisinin sektör için ertelenemez başlıklar haline geldiğini vurguladı. Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, A Para’da yayımlanan Paranın Rotası programında Türkiye fındık sektörünün üretim, ihracat, rekabet ve yatırım gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Anbarlılar, don, kuraklık ve böcek istilasının rekolteyi düşürdüğünü, ihracatın ise sezon içinde yüzde 50’nin üzerinde daraldığı dönemler yaşadığını ifade etti. “TÜRKİYE’DE TARİHİNİN EN DÜŞÜK FINDIK REKOLTELERİNDEN BİRİ GERÇEKLEŞTİ” Anbarlılar, Türkiye’de fındık sezonlarının her yıl farklı bir ritim izlediğini, bu sezonun ise “asenkron” bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Nisan ayında özellikle Doğu Karadeniz’deki üretim alanlarında don hasarı yaşandığını belirten Anbarlılar, ardından kuraklık ve böcek istilasının üretimi daha da baskıladığını dile getirdi. Anbarlılar, “Türkiye’de tarihinin en düşük fındık rekoltelerinden bir tanesi gerçekleşti” sözleriyle üretimdeki kaybın boyutuna dikkat çekti. “TÜRKİYE’NİN İHRACATI SON 40 SENENİN EN DÜŞÜK NOMİNAL RAKAMINA GELDİ” Fındık arzındaki daralmanın ihracata doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, üreticiden sezonun en yoğun döneminde piyasaya çok az ürün aktığını ve fiyatların hızla yükseldiğini söyledi. Bu gelişmenin ardından yurt dışı alıcıların ABD ve Şili’deki üreticilere yöneldiğini ifade etti. Anbarlılar, “Eylül, ekim, kasım aylarında Türkiye’nin ihracatı son 40 senenin en düşük nominal ihracat rakamına geldi” dedi. Türkiye’nin geçen yıla göre 215 bin ton kabuklu fındık karşılığı daha az ihracat yapmış göründüğünü belirten Anbarlılar, sezon sonuna kadar aranın bir miktar kapanabileceğini ancak Türk fındık ekosisteminin yılı istenen ihracat miktarıyla tamamlayamayacağını söyledi. “ŞİLİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İBREYİ OYNATACAK SEVİYEYE GELDİ” Anbarlılar, Şili ve ABD’deki üretim artışının artık Türkiye’nin ihracat dengelerini etkileyebilecek noktaya ulaştığını vurguladı. Türk fındık sektörü açısından bunun ilk kez bu kadar belirgin hissedildiğini ifade eden Anbarlılar, geleneksel ihracat takviminin de bu süreçte kaydığını söyledi. “Şili ve Amerikan rekoltelerinin ibreyi oynatacak seviyeye gelmesi” ifadesini kullanan Anbarlılar, bu gelişmenin Türk fındık ihracatçı sektörünün karşılaştığı yeni rekabet gerçeğini gösterdiğini belirtti. “ŞİLİ VE ABD BİZİM İHRACATIMIZI ETKİLEYEBİLECEK MİKTARDA ÜRETİM YAPIYOR” Küresel alıcıların daha uygun fiyatlı ve istedikleri kalitede ürüne ulaşmaları halinde ülke değiştirebildiğini belirten Anbarlılar, Türkiye’nin maliyet baskısı ve döviz-enflasyon farkı nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bizim ihracatımızı etkileyebilecek miktarda üretim yaptığını gösteriyor” diyerek, alternatif üretici ülkelerin Türk fındığı üzerindeki baskısının artık somutlaştığını ifade etti. “5 DOLAR ÜRETİCİYİ KURTARIRKEN DÜNYADA FAHİŞ FİYAT OLARAK GÖRÜLEBİLİYOR” Türkiye’de parasal sıkılaşmanın başladığı 2023 ortasından bu yana enflasyonun devalüasyonun üzerinde seyrettiğini belirten Anbarlılar, bu tablonun üretim maliyetleriyle ihracat fiyatları arasında ciddi bir açıklık oluşturduğunu söyledi. Normal şartlarda fındık fiyatlarının 3,5 dolar seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Anbarlılar, mevcut maliyet yapısında 5 dolar seviyesinin üreticiyi ancak kurtarabilir hale geldiğini, buna karşılık dünya piyasasında bu fiyatın fahiş görülebildiğini anlattı. “AYNI ARAZİDEN DAHA ÇOK FINDIK EDİNEREK REKABETÇİ OLMALIYIZ” Sektörün önündeki çıkış yolunun verimlilikten geçtiğini vurgulayan Anbarlılar, modern tarım tekniklerinin daha sık ve yaygın uygulanması gerektiğini söyledi. Anbarlılar, “Aynı araziden daha çok fındık edinerek, daha rekabetçi fiyatlarla, üreticinin aynı zamanda refahını daraltmayarak belli modeller düşünülebilir” dedi. Kuraklık ve böcek hasarına karşı önleyici adımların atılabileceğini belirten Anbarlılar, sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. ABD ve Şili’de damla sulamayla fındık yetiştirildiğini hatırlatan Anbarlılar, yağmursuz bölgelerde de fındık üretiminin yapılabildiğini söyledi. “DOĞU KARADENİZ’DE ELLE HASAT MALİYETİN YARISINA YAKININI OLUŞTURUYOR” Anbarlılar, Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz’de doğal dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sarp ve eğimli arazilerde yapılan fındık üretiminde elle hasadın maliyetler üzerinde büyük yük oluşturduğunu belirtti. “Doğu Karadeniz bölgesindeki sarp fındık yetiştirme bölgelerinde elle hasat yapıldığı zaman bu, üretim maliyetinin yarısına yakın bir miktarını oluşturuyor” diyen Anbarlılar, bahçelerde gençleştirme budamalarıyla ağaç başına verimin artırılabileceğini ifade etti. “ABD VE ŞİLİ’DE FINDIK TARIMI BİR İŞ KOLU OLARAK YAPILIYOR” Küresel rakip ülkelerde fındık üretiminin ticari mantıkla yürütüldüğünü belirten Anbarlılar, ABD ve Şili’de üreticilerin kârlılık esasına göre hareket ettiğini söyledi. Anbarlılar, “Fındık kârlıysa fındık üretiyorlar. Fındık kârsızsa fındığı söküyorlar, başka bir şey dikiliyor” ifadelerini kullandı. Şili’de fındık arazilerinin eski kiraz, ceviz ve şeker pancarı bahçelerinden dönüştürüldüğünü aktaran Anbarlılar, Türkiye’nin de kendi verimini artırarak rekabetçiliğini koruyabileceğini söyledi. “ANA ÜRETİM ÜSSÜMÜZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLACAK” Balsu Gıda’nın operasyonlarına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, şirketin Türkiye’de Hendek-Sakarya ve Ordu’da iki büyük fındık işleme fabrikası işlettiğini belirtti. Anbarlılar, “Her zaman ana üretim üssümüz Türkiye olacak” dedi. Şirketin ana ihracat ülkelerinin Avrupa ve ABD olduğunu söyleyen Anbarlılar, bu pazarlarda rekabetçilik anlamında paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “ŞİLİ’DEKİ İLK ENTEGRE FINDIK FABRİKASINI TAMAMLAYACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de hem tarım hem sanayi yatırımı bulunduğunu belirten Anbarlılar, sanayi yatırımının ilk fazının tamamlandığını, ikinci fazın ise 2026’nın üçüncü çeyreği sonunda devreye girmesinin planlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili’deki ilk entegre fındık fabrikasını nasip olursa tamamlayacağız” dedi. Şili yatırımının Güney Amerika pazarı için stratejik önem taşıdığını ifade eden Anbarlılar, bölgede güçlü çikolata kültürü bulunduğunu ancak fındıklı ürünlerin yeterince yaygın olmadığını söyledi. “ŞİLİ’NİN ÜRETİMİNİN 200 BİN TON CİVARINDA OLACAĞINI BEKLİYORUZ” Şili’nin Türkiye açısından göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu belirten Anbarlılar, ülkedeki üretimin 20 yıl önce 5 bin ton civarında olduğunu, bugün ise 120 bin ton seviyesine çıktığını söyledi. Anbarlılar, “Dikilen ağaçların tam verime geçtikten sonra Şili’nin üretiminin 200 bin ton civarında olacağını bekliyoruz” dedi. Bu miktarın Türkiye’yi fındık üretimindeki lider konumundan edecek düzeyde olmadığını belirten Anbarlılar, buna karşılık alım sırasını değiştirebilecek ve küresel tercihi etkileyebilecek kadar önemli olduğunu vurguladı. “SENEDE 25 BİN TON KABUKLU FINDIK İŞLEYEBİLECEK KAPASİTEDE OLACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de kurduğu entegre tesisle ilgili bilgi veren Anbarlılar, kırım fabrikasının tamamlandığını, işleme fabrikasının da devreye girmesiyle yıllık yaklaşık 25 bin ton kabuklu fındık işleyebilecek kapasiteye ulaşacaklarını söyledi. Bu kapasitenin Şili’nin mevcut rekoltesinin yüzde 15-20’sine karşılık geldiğini belirten Anbarlılar, yatırımın şirketin küresel operasyon gücünü artıracağını dile getirdi. “FINDIK KABUĞUNDAN AKTİF KARBONDA TÜRKİYE’DE ÜRETİLMEYEN BİR ŞEY ÜRETİYORUZ” Anbarlılar, fındık kabuğundan aktif karbon üretimi konusunda Türkiye’de daha önce girişimler yapıldığını ancak teknoloji seçimi veya sermaye eksikliği nedeniyle bunların istenen noktaya taşınamadığını söyledi. Laboratuvar testlerinin ardından test makinesinin devreye alındığını belirten Anbarlılar, global kriterlere uygun aktif karbon üretiminin başladığını ifade etti. Anbarlılar, “Bununla aslında Türkiye’de üretilmeyen bir şey üretmiş oluyorsunuz” diyerek, aktif karbonun Türkiye’de büyük miktarlarda üretilmediğini ve ithal edildiğini hatırlattı. “AKTİF KARBONDA İLK ADIMDA DÖVİZ ÇIKIŞI ÖNLENECEK” Aktif karbon yatırımının ithalatı azaltıcı yönüne dikkat çeken Anbarlılar, ilk aşamada Türkiye’den döviz çıkışının önlenebileceğini, sonraki aşamada ise ihracat pazarlarının değerlendirilebileceğini söyledi. Fındık kabuğunun yakılmadan karbonizasyon işlemine tabi tutulduğunu ifade eden Anbarlılar, bu yatırımın sıfır atık, döngüsel ekonomi ve karbon emisyonu açısından da önemli olduğunu belirtti. “TÜRKİYE’DE 40 BİN TONLAR CİVARI İÇ FINDIK İŞLEYEBİLMEMİZ GEREKİYOR” Balsu Gıda’nın işleme kapasitesine ilişkin değerlendirmede bulunan Anbarlılar, şirketin Türkiye’de 40 bin tonlar civarında iç fındık işleyebilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bu miktarın Türkiye’deki ihracatın yüzde 15’ine kadar çıkabildiğini belirten Anbarlılar, ölçek ekonomisinin maliyetleri baskılamak ve rekabetçi olmak açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. “SADECE AVRUPA’YA BAĞIMLI KALMAMAMIZ GEREKİYOR” Anbarlılar, Avrupa’nın dünyada çikolatayı en çok üreten ve ihraç eden bölgelerden biri olduğunu belirterek, İtalya, Almanya, Fransa, İsviçre ve Polonya gibi ülkelerin önemli pazarlar arasında yer aldığını söyledi. Balsu Gıda’nın dünyadaki büyük markalarla çalıştığını belirten Anbarlılar, Avrupa dışında ABD, Güney Amerika, Asya ve Güneydoğu Asya’da da fındıklı ürünler için ciddi potansiyel bulunduğunu ifade etti. Anbarlılar, “Sadece biz Avrupa’ya bağımlı kalmamamız gerekiyor sektör olarak” dedi. “AMERİKA’DA FINDIK TÜKETİMİYLE İLGİLİ ÇOK MUAZZAM BİR BOŞLUK VAR” ABD’de fındık tüketimi açısından büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Anbarlılar, Güney Amerika’nın da kültürel olarak fındıklı ürünlere hazır bir pazar olduğunu söyledi. Asya ve Güneydoğu Asya’da fındıklı ürünlere merak olduğunu ancak bilgi eksikliği bulunduğunu ifade eden Anbarlılar, bu pazarların emek ve çabayla geliştirilebileceğini dile getirdi. “GELİRİMİZİN YÜZDE 70’E YAKINI DÖVİZ BAZLIYDI” Şirketin gelir yapısına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, son iki seneye kadar gelirlerin yüzde 70’e yakınının döviz bazlı olduğunu söyledi. Enflasyon ve kur dengesindeki değişim nedeniyle iç piyasaya daha fazla önem verdiklerini belirten Anbarlılar, 2026 itibarıyla döviz bazlı gelirin yeniden yüzde 50’nin üzerine çıkmasının beklendiğini ifade etti. Anbarlılar, makroekonomik normalleşme sağlandığında üretimin yüzde 50’yi aşan bölümünün doğal biçimde ihracat olarak değerlendirileceğini söyledi. “DÜNYA DEVLERİYLE ÇALIŞMAK STANDARTLARIMIZI YÜKSELTİYOR” Balsu Gıda’nın büyük küresel markalarla çalışmasının şirket standartlarına doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, her müşteriden farklı bir şey öğrendiklerini söyledi. Anbarlılar, “Çalıştığımız şirketler dünya devleri ve standartları çok yüksek” dedi. Müşterilerin istediği standartların neden talep edildiğini anlamaya çalıştıklarını ifade eden Anbarlılar, bu sürecin fındık işleme ve kalite açısından şirketi daha ileri bir noktaya taşıdığını belirtti. Kaynak :https://www.youtube.com/watch?v=3zlnOvLrN9U

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.