Hava Durumu

#Şili

giresunsonhaber - Şili haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şili haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Haber

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR”

BÖLÜK’TEN FINDIKTA DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR: “ARTIK PAZARDA RAKİBİMİZ VAR” Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan gazeteci Murat Gürsoy’un hazırlayıp sunduğu “Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi” programına konuk oldu. Giresun Ticaret Borsası’nın 100. yılı dolayısıyla Borsa yerleşkesinde gerçekleştirilen programda Bölük; kurumun 100 yıllık geçmişinden lisanslı depoculuğa, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nden dijital tescile, kahverengi kokarcadan fındıkta verim ve üretim maliyetlerine, ihracattan dünya pazarındaki rekabete kadar çok sayıda başlıkta açıklamalarda bulundu. Bölük, yeni dönemde Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden aday olduğunu da açıkladı. Gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtlayan Bölük, programın başında Giresun Ticaret Borsası’nın geçmişine ilişkin bilgi verdi. Borsanın 1 Ağustos 1926 tarihinde resmî olarak kurulduğunu ve ilk başkanının İsmail Aykutoğlu olduğunu belirten Bölük, bugüne kadar kurumda 28 başkanın görev yaptığını söyledi. Görev yapan yönetim ve meclis üyelerinin Borsanın bugün ulaştığı noktada emeği bulunduğunu ifade etti. “100 YILIN SONUNDA ÖRNEK BORSALARDAN BİRİ HALİNE GETİRDİK” Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın mevcut yerleşkesinin bulunduğu yaklaşık 40 dönümlük arazinin 2001 yılında satın alındığını, imar düzenlemesinin ardından yaklaşık 30 dönümlük alan üzerinde Avrupa Birliği projesi kapsamında lisanslı depo ve idari bina yatırımlarının gerçekleştirildiğini anlattı. Yerleşkenin 2017 yılında hizmete açıldığını belirten Bölük, lisanslı deponun da aynı tarihten itibaren faaliyet gösterdiğini söyledi. Borsanın geldiği noktaya ilişkin Bölük, “Amacımız Giresun Ticaret Borsası’nı 100 yılın sonunda Türkiye’deki örnek borsalardan biri haline getirmekti; getirdik, başardık. Bundan sonrası daha da ileri götürmek” ifadelerini kullandı. GATAM’DA RUHSAT SÜRECİ DEVAM EDİYOR Bölük, Gıda Test ve Analiz Merkezi’nin oluşturulma sürecine ilişkin de bilgi verdi. Merkezin 2018 yılında başlayan çalışmaların ardından kurulduğunu, 2024 yılının mart ayında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımıyla açılışının gerçekleştirildiğini söyledi. Merkezin faaliyet gösterebilmesi için akreditasyon ve izin süreçlerinin bulunduğunu belirten Bölük, 2025 yılında akreditasyon sürecinin tamamlandığını, ardından Tarım ve Orman Bakanlığı nezdindeki işlemlerin başlatıldığını ifade etti. Çalışma ruhsatının alınmasına yönelik sürecin devam ettiğini söyleyen Bölük, izinlerin tamamlanmasının ardından merkezin bölgedeki gıda ürünlerine yönelik analiz gerçekleştiren bir merkez olarak hizmet vereceğini belirtti. Bölük, GATAM’ın cihaz ve ekipmanlarıyla birlikte maliyetinin yaklaşık 2,5 milyon avro olduğunu söyledi. “ÜRETİCİYİ LİSANSLI DEPOYA ALIŞTIRAMADIK” Lisanslı depoculuk sistemini ayrıntılarıyla anlatan Bölük, Giresun’daki tesisin yaklaşık 15-16 bin tona kadar ürün kapasitesine ulaşabildiğini söyledi. Lisanslı deponun esas amacının üreticinin fındığını teslim ederek elektronik ürün senedi karşılığında depolaması veya daha sonra satışını gerçekleştirmesi olduğunu anlatan Bölük, spot borsa sistemiyle üreticinin ürününün analiz edilerek satışa çıkarılabileceğini de belirtti. Üreticilerin lisanslı depoculuğa yönelmesi amacıyla köylere, muhtarlıklara ve kahvehanelere kadar giderek sistemi anlattıklarını ifade eden Bölük, kira ve nakliye desteğinin yanı sıra ürün karşılığında finansmana erişim imkânları konusunda bilgilendirmeler yaptıklarını söyledi. Bölük buna rağmen, “Maalesef üreticiyi buraya alıştıramadık” dedi. Lisanslı depoya getirilecek ürünün belirli nem, kırık ve çürük oranları gibi standartları karşılaması gerektiğini belirten Bölük, üreticilerin daha kolay satış yöntemlerini tercih ettiğini söyledi. “LİSANSLI DEPOYU KAPATMAK İSTEMİYORUZ” Üreticinin yeterli miktarda ürün getirmemesi üzerine lisanslı deponun faaliyetini sürdürebilmesi için sanayi kuruluşları, fabrikacılar ve fındık ticareti yapan işletmelere de depolama imkânı sağladıklarını belirten Bölük, pandemi dönemi dışında tesisin kendi kendisini yönetebilen ve zarar etmeyen bir yapıya getirildiğini söyledi. Türkiye’de Giresun’dan önce Ünye ve Düzce’de lisanslı depoculuğun denendiğini ancak bu tesislerin kapandığını ifade eden Bölük, Giresun’daki tesisin kapanmasını istemediklerini belirtti. Bölük, “Şayet biz burayı atıl hale getirip kapatırsak kimse lisanslı depo yapmaz, kötü örnek olur” dedi. Gerektiğinde GİFLİDAŞ’ın zararının Borsa tarafından karşılandığını ifade eden Bölük, amaçlarının lisanslı depoculuğu ayakta tutmak ve yaygınlaşmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. TESCİL İŞLEMLERİNDE DİJİTAL DÖNEM Giresun Ticaret Borsası’nın teknolojik dönüşüm çalışmalarına da değinen Bölük, Türkiye’de iki borsada uzaktan erişimle tescil işlemi yapıldığını, Giresun Ticaret Borsası’nın üçüncü olmak amacıyla yazılım geliştirdiğini anlattı. Bölük, üyelerin işyerlerinden tescil işlemlerini yapabilmelerinin hedeflendiğini belirterek, sistem sayesinde Eynesil, Görele ve Tirebolu gibi ilçelerden üyelerin tescil işlemi için Giresun merkeze gelmek zorunda kalmayacağını söyledi. “RANDIMANLI ALIŞVERİŞE DÖNDÜK” Fındık ticaretinde randıman sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bölük, geçmişte Giresun’da 50 randıman esasına göre yaygın bir ticaret yapılmadığını söyledi. Yaklaşık sekiz yıldır kabuklu kuruyemiş ticaretinin randımansız yapılmaması gerektiğini anlattıklarını belirten Bölük, Giresun dışındaki üretim bölgelerinde fındığın randıman üzerinden alınıp satıldığını ifade etti. Gelinen noktayı, “Allah’a şükür yüzde 80’ini başardık. Şimdi randımanlı alışverişe döndük. Giresun’u da artık fındık piyasasına entegre ettik” sözleriyle değerlendirdi. KOKARCA, KURUTMA VE FINDIK KABUĞU İÇİN AR-GE Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın üreticilere yönelik çalışmalarından da söz etti. Kahverengi kokarcanın bölgeye geleceğinin gündeme gelmesi üzerine 2018 yılında 100 adet feromon tuzağı satın alarak tarım teşkilatına verdiklerini söyledi. Fındığın kurutulmasına yönelik Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı destekli seyyar kurutma sistemi üzerinde Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Bölük, sistemin teknik sorunlarının bulunduğunu ifade etti. Fındık kabuğundan aktif karbon elde edilmesi konusunda da araştırma yaptıklarını söyleyen Bölük, aktif karbon üretmeyi başardıklarını ancak maliyetin yüksek olması nedeniyle projeyi sürdüremediklerini anlattı. Fındığın yan ürünlerinden yakıt elde edilmesi dahil farklı çalışmalar üzerinde durduklarını belirten Bölük, “Biz bir tüccar kuruluşuyuz ama ürün yoksa tüccar da yok. Her şeyden önce ürün lazım. Biz ürünün peşindeyiz, üreticinin verimini artırma peşindeyiz” dedi. “KATMA DEĞERLİ ÜRÜN SATMA MECBURİYETİMİZ VAR” Giresun ekonomisi ve ihracata ilişkin soruları da yanıtlayan Bölük, kentin temel ihracat ürününün fındık olduğunu söyledi. Fındığı dünyanın çok sayıda ülkesine ulaştıran ihracatçıların sektör açısından önemine değinen Bölük, ürünün satılamadığı dönemlerde yaşanan sıkıntıların geçen sezon görüldüğünü ifade etti. Büyük firmaların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmelerin de gelişmesi gerektiğini belirten Bölük, asıl hedefin fındığın daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek ihraç edilmesi olduğunu söyledi. “Az olsun ama katma değerli ürün satalım” diyen Bölük, Avrupa ve ABD’deki market raflarında Türk markalarının daha fazla görülmesi gerektiğini belirtti. Bölük, “Biz hep dışarıya gittiğimizde fındığı bir İtalyan markasıyla, bir İsviçre markasıyla, bir Alman markasıyla tüketmek zorunda kalmayalım. Bu tüketimi Türk markalarıyla sağlayalım diye çabalıyoruz” dedi. “GİRESUN’DA KOKARCA İLE MÜCADELEYİ BAŞARAMADIK” Kahverengi kokarcanın 2026 ürünü üzerindeki etkisini de değerlendiren Bölük, özellikle düşük rakımlı bölgelerde ciddi zarar oluştuğunu söyledi. Bölük, “300 metrenin altında kokarcanın en az yüzde 50 zararı var ve çok ciddi ürün kaybımız var. Uğurlu fındık çok, çürük fındık fazla. Maalesef Giresun’da biz kahverengi kokarca ile ilgili mücadeleyi başaramadık” ifadelerini kullandı. Ordu’daki mücadele çalışmalarına dikkat çeken Bölük, Giresun’daki ilgili kurumların Ordu, Terme ve Çarşamba’da uygulanan yöntemleri incelemesi gerektiğini söyledi. “Onlar nasıl yaptıysa biz de yapacağız” diyen Bölük, il ve ilçe tarım müdürlükleriyle bu konuda çalışma yapılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Yapıştırılan metin GİRESUN VE ORDU İÇİN ÖZEL DESTEK ÖNERİSİ Giresun ve Ordu’daki fındık üretim koşullarının diğer üretim bölgelerinden farklı olduğunu belirten Bölük, özellikle eğimli arazi yapısının üretim ve toplama maliyetlerini yükselttiğini söyledi. Samsun, Düzce ve Sakarya gibi bölgelerde düz araziler ve makineli tarım imkânlarının üreticiye avantaj sağladığını ifade eden Bölük, Giresun ve Ordu’da ise düşük verim ve yüksek toplama maliyetinin üreticiyi zorladığını belirtti. Bu nedenle bölgeye özel bir destekleme modelinin değerlendirilebileceğini söyleyen Bölük, üretim maliyetiyle piyasa fiyatı arasındaki farkın belirli bir geçiş döneminde destekleme yoluyla karşılanabileceğini ifade etti. “ANA ÇÖZÜM 80 KİLOYU 160 KİLOYA ÇIKARMAK” Bölük, desteklemenin tek başına kalıcı çözüm olmadığını belirterek asıl çözümün verimlilikte olduğunu söyledi. “Ana çözüm, biz dönümdeki 80 kiloyu 160 kiloya çıkarmak zorundayız” diyen Bölük, Giresun’da yaklaşık 121 bin hektar fındık alanı bulunduğunu ve ortalama 80-100 bin ton arasında üretim gerçekleştirildiğini ifade etti. Bölük, “Oysa 120-121 bin hektarda minimum 180-200 bin ton arasında fındık üretmemiz gerekir” dedi. Yapıştırılan metin Arazi parçalanmasının önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Bölük, 5-10 dönümlük küçük arazilerin bulunduğunu, üreticilerin önemli bölümünün gurbette veya şehir merkezlerinde yaşadığını söyledi. Fındıktan doğrudan geçimini sağlayan üretici oranının azaldığını savunan Bölük, birçok kişinin fındığı ek gelir olarak değerlendirdiğini belirterek mevcut üretim yapısının verimlilik sorununu büyüttüğünü ifade etti. “ÜRETİCİ BU FİYATLARLA PARA KAZANAMAZ” Fındık fiyatlarını da değerlendiren Bölük, üreticinin mevcut koşullardaki sıkıntısına dikkat çekti. “Üretici yüzde 100 haklı. Bu fiyatlarla para kazanamaz. Zarar eder” diyen Bölük, fiyatların oluşmasına yol açan nedenlerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin geçmişte dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini gerçekleştirdiğini belirten Bölük, bugün bu oranın kendi değerlendirmesine göre yüzde 50 seviyelerine gerilediğini ifade etti. Türkiye dışındaki ülkelerin üretimlerini artırmasının uluslararası alıcılar açısından alternatif oluşturduğunu belirten Bölük, diğer ülkelerde üretim maliyetlerinin daha düşük olduğunu ve alıcıların öncelikle daha düşük fiyatlı pazarlara yöneldiğini söyledi. Programın gerçekleştirildiği dönemde sezonun ilk üç haftalık ihracatının yaklaşık 10 bin ton olduğunu belirten Bölük, “Bu ihracat rakamıyla fındık satılmıyor demektir. Biz fındığın fiyatından yurt içinde rahatsızız, şikâyetçiyiz. Bu üreticiyi memnun etmiyor ama biz bu fındığı bile satamıyoruz” dedi. Yapıştırılan metin “TÜRKİYE ARTIK FINDIĞIN ESKİSİ GİBİ SAHİBİ DEĞİL” Bölük, önümüzdeki yıllarda fındıkta uluslararası rekabetin daha da artacağı görüşünü dile getirdi. Şili’deki üretim alanlarının genişletilmesine yönelik projeksiyonlara değinen Bölük, ülkedeki dikili alanın 2034 yılında 100 bin hektara çıkarılmasının planlandığını söyledi. Şili’nin yanı sıra Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde de fındık üretiminin yaygınlaştığını belirten Bölük, “Dünya fındık üretme yarışında” ifadelerini kullandı. Bölük, Türkiye’nin dünya pazarındaki konumunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim anlamamız gereken artık dünyada Türkiye fındığın eskisi gibi sahibi değil. Artık Türkiye’nin rakibi var. Dünyada rakibi var. Rakip ülkeler var ve hâlâ dikmeye devam ediyorlar.” Bölük sözlerini, “Biz eskiden fındığın patronuyduk. Biz ne dersek o oluyordu. Ama şimdi patron biz değiliz. Artık pazarda rakibimiz var” ifadeleriyle sürdürdü. REKABET İNCELEMESİ: “DENETİMDEN RAHATSIZ DEĞİLİZ” Programda fındık piyasasına ilişkin gerçekleştirilen kamu denetimleri ve incelemeler de gündeme geldi. Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nın denetlenmesinin olağan olduğunu belirterek, “Biz denetimden rahatsız değiliz. Burası bir devlet. Devletler denetler. Denetlenmemek yanlış zaten” dedi. Ticaret borsaları ve ticaret-sanayi odalarının Ticaret Bakanlığı’nın denetimindeki kuruluşlar olduğunu belirten Bölük, Borsanın daha önce de müfettiş denetiminden geçtiğini söyledi. Son incelemenin ise şirketlerin fındık fiyatları konusunda ortak hareket edip etmediğinin araştırılmasına yönelik olduğunu ifade etti. “FINDIK PİYASASINDA REKABET AŞIRI” Bölük, Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 700 bin tonluk fındık kırma kapasitesi bulunduğunu, buna karşılık ürün miktarının yaklaşık 700 bin ton seviyesinde olduğunu söyledi. İhracatçıların işleme kapasitesinin de mevcut ürün miktarının üzerinde olduğunu belirten Bölük, firmaların kapasitelerini kullanabilmek amacıyla ürün alımında rekabet ettiğini ifade etti. “Fındık piyasası dünyanın en acımasız rekabetinin olduğu bir piyasadır” diyen Bölük, yalnız Türkiye içindeki firmalar arasında değil, uluslararası pazarda da ciddi bir rekabet bulunduğunu söyledi. “FİYATI ARZ VE TALEP DENGELER” Fındık fiyatlarının düşük oluşmasının tacirler, ihracatçılar, tüccarlar, manavlar veya fabrikacılardan kaynaklandığı görüşüne katılmadığını belirten Bölük, serbest piyasadaki fiyatın arz ve talebe göre oluştuğunu söyledi. “Alım ve satım fiyatı serbest piyasada alınıp satılıyorsa bir ürünü arz ve talep dengeler” diyen Bölük, talebin olmadığı ortamda ürün alımının da yavaşladığını ifade etti. Geçen sezon ürünün az olduğu yönündeki beklentinin fiyatları 350 lira seviyelerine kadar taşıdığını, ancak bu fiyatlardan yeterli satış gerçekleştirilememesi üzerine fiyatların gerilediğini söyledi. Bölük, geçen sezondan yeni sezona yaklaşık 150 bin ton fındık devredildiğini belirterek, köylerde hâlâ eski mahsul bulunduğunu ifade etti. Üreticilerin bir bölümünün 300-350 lira beklentisi nedeniyle ürününü satmadığını, daha sonra fiyatların gerilemesiyle bu ürünlerin yeni sezona kaldığını söyledi. 180 LİRALIK FINDIK RAFTA NEDEN 1.000 LİRAYA ÇIKIYOR? Gazeteci Murat Gürsoy’un, üreticiden yaklaşık 180 liraya alınan fındığın market rafında 1.000 liraya kadar ulaşmasına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Bölük, kabuklu fındık ile tüketiciye sunulan işlenmiş iç fındığın doğrudan karşılaştırılmaması gerektiğini söyledi. Fındığın üreticiden çıktıktan sonra manav, fabrika, sanayici, toptancı ve perakende aşamalarından geçtiğini belirten Bölük, her aşamada işleme ve maliyet unsurlarının oluştuğunu ifade etti. Randıman nedeniyle kabuklu ürünün tamamının iç fındığa dönüşmediğini, ardından kavurma ve diğer işlemlerde nem ve fire kaybı yaşandığını anlatan Bölük; ambalaj, nakliye ve diğer maliyetlerin de fiyatın üzerine eklendiğini söyledi. Bölük, “180 liraya aldığınız fındığın zaten randıman bazındaki maliyeti 400 lira” değerlendirmesinde bulundu. Kavrulmuş fındığın işlemeci veya sanayiciden toptancıya çıkış fiyatının ortalama 650 lira civarında olduğunu belirten Bölük, işlenmiş ürünün yaklaşık 600-650 lira seviyesinde piyasaya sunulduğunu söyledi. Bölük, bundan sonraki perakende aşamasında oluşan fiyat konusunda ise, “Ondan sonrasının rafa kadar niye o kadar arttığını tabii kamuoyu diğer ürünlerde, sebze meyvede de aynı şeyi konuşuyor” değerlendirmesinde bulundu. HAMZA BÖLÜK YENİDEN ADAY Programın son bölümünde gazeteci Murat Gürsoy, Hamza Bölük’ün Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı için yeniden adaylığını açıklamasını da gündeme getirdi. Bölük, yaklaşık sekiz yıldır Borsada görev yaptığını belirterek ilk döneminde bir süre mevcut Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş ile birlikte çalıştığını, ardından yönetim kurulu başkanlığı görevini üstlendiğini anlattı. Bölük, “Bu dönemde de yine yol arkadaşlarımın ve üyelerimizin desteğiyle beraber yeniden aday olmaya karar verdik ve adaylık sürecimizi açıkladık” dedi. “100 YILLIK MİRASI DAHA İLERİ TAŞIMAK İSTİYORUZ” Yeni döneme ilişkin hedeflerini anlatan Bölük, Giresun Ticaret Borsası’nı mevcut noktadan daha ileri taşımak istediklerini söyledi. Teknolojiye uyum sağlayan, üyelerine daha modern hizmet sunan bir Borsa hedeflediklerini belirten Bölük, Giresun kalite fındığının ve genel olarak fındık sektörünün sorunlarını kamuoyu ve devlet kurumları nezdinde gündeme getirmeye devam edeceklerini ifade etti. Borsaların temel görevlerinden birinin tescil olduğunu ancak Giresun Ticaret Borsası’nın bunun dışında da kendisine görevler yüklediğini belirten Bölük; lisanslı depo, ileri teknoloji laboratuvarı, uzaktan erişimli tescil ve üyelere yönelik bilgilendirme çalışmalarını örnek gösterdi. Üyelere randıman makinesi desteği verdiklerini ve bu desteği sürdürdüklerini belirten Bölük, daha önce dağıtılan nem ölçüm cihazlarının yeniden değerlendirildiğini söyledi. Ortak bir fındık yazılım programı geliştirmeye çalıştıklarını da açıklayan Bölük, amaçlarının üyelerin ticaretlerini daha modern yöntemlerle yönetmesi, kâr-zarar hesaplarını daha kolay yapabilmesi ve sektör içindeki iletişimin güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Üreticilere kahverengi kokarcayla mücadeleden fidan desteğine kadar farklı alanlarda destek vermeye devam edeceklerini belirten Bölük, programdaki mesajlarını şu sözlerle tamamladı: “Fındık yoksa biz yokuz. Fındık yoksa ticaret yok. Fındık yoksa tüccar yok. O yüzden en değerlisi bizim için üreticiler. Onların her zaman yanında olmaya çalışacağız.” KAYNAK: PROGRAM: Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi SUNAN: Gazeteci Murat Gürsoy YAYIN: Altaş TV KONUK: Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hamza Bölük ÇEKİM YERİ: Giresun Ticaret Borsası yerleşkesi KAYNAK: Altaş TV – Murat Gürsoy’la Karadeniz Ekonomi / Hamza Bölük röportajı

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM Haber

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM ÖNE ÇIKIYOR Her yıl 9 Eylül’de anılan Dünya Tarım Günü, bu yıl da gıda güvenliği, iklim değişikliği, su kaynakları, verimlilik ve teknolojik dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Şili merkezli tarımsal bilgi platformu PlanetNuts’un mesajında özellikle fındık, ceviz, badem ve kestane üretiminde bilgiye dayalı yönetim, üreticinin doğru zamanda doğru karar vermesi ve bahçelerin değişen koşullara hazırlanması gerektiği vurgulandı. Fındıkta dünyanın en önemli üreticisi Türkiye açısından ise bu yaklaşım, verimlilikten zararlılarla mücadeleye kadar birçok başlıkta doğrudan önem taşıyor. TARIMDA ARTIK SADECE ÜRETMEK YETMİYOR PlanetNuts, Dünya Tarım Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımı “dünyayı besleyen ve bilgi, deneyim ve yenilikle birlikte gelişen bir faaliyet” olarak tanımladı. Platform, üreticilerin ve tarım profesyonellerinin daha verimli, etkin ve günümüz tarımının risklerine karşı daha hazırlıklı bahçeler oluşturabilmeleri için güncel teknik bilgiye erişimin önemine dikkat çekti. Mesajda özellikle üç unsur öne çıktı: ürünü ve bitkiyi doğru tanımak, ihtiyaçları ortaya çıkmadan öngörebilmek ve bölgesel koşullara uygun yönetim stratejileri uygulamak. Bu yaklaşım, modern tarımda verim artışının yalnızca gübre veya ilaç kullanımına değil; iklim, toprak, sulama, hastalık-zararlı takibi ve doğru zamanlamanın birlikte yönetilmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Tarım Günü, 9 Eylül tarihinde birçok ülkede üreticilerin emeğini ve tarımın gıda güvenliği açısından önemini hatırlatmak amacıyla anılıyor. FAO’nun Paraguay’daki çalışmalarında da gün, tarımla hayatını sürdüren üreticilerin emeğini görünür kılan bir tarih olarak tanımlanıyor. 2026 yılında Şili’de Amerikan Tarım İşbirliği Enstitüsü IICA da günü; iklim değişikliği, suya erişim, toprakların korunması, yeni teknolojiler ve tarımsal rekabet gücü başlıklarıyla değerlendirdi. FINDIKTA ŞİLİ’NİN HIZLI YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajının Türkiye ve özellikle Karadeniz için dikkat çekici taraflarından biri, platformun çalışma alanları arasında fındığın da bulunması. 2022 yılında kurulan PlanetNuts; badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı üzerine teknik içerik üreten çok disiplinli bir tarım platformu olarak faaliyet gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı son yılların en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. Şili Tarım Politikaları ve Araştırma Ofisi ODEPA’nın verilerine göre fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yıllık dönemde yaklaşık 24 bin 800 hektarlık artış yaşandı ve yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15’in üzerine çıktı. Sektör kaynaklarında ise 2026 itibarıyla yeni dikimlerle birlikte fındık alanlarının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı belirtiliyor. PlanetNuts Direktörü José Pablo Correa, Şili’de fındık sektörünün son beş yılda belirgin biçimde hızlandığını; ülkenin iklim, toprak, teknik bilgi ve mekanizasyon avantajları sayesinde dünya üretiminde giderek daha güçlü bir konuma geldiğini ifade ediyor. ŞİLİ ARTIK TÜRKİYE’NİN ARDINDAN EN ÖNEMLİ ÜRETİCİLERDEN Uluslararası Kuruyemiş ve Kuru Meyve Konseyi INC’nin 2025/26 sezonuna ilişkin verileri, küresel üretimdeki değişimi daha net gösteriyor. Raporda Türkiye’nin fındık üretimi yaklaşık 246 bin ton kabuklu eşdeğeri düzeyinde verilirken, Şili’nin üretimi 53 bin tonun üzerine çıkıyor. Aynı tabloda ABD yaklaşık 48 bin ton, Çin 35 bin ton ve İtalya 28 bin ton seviyesinde yer alıyor. Şili’de düzenlenen 2026 PlanetNuts Day Avellanos etkinliğinde de ülkenin artık dünya fındık sektöründeki en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Ferrero’nun Şili iştiraki AgriChile’nin yöneticileri, özellikle La Araucanía ve güney bölgelerinde yeni üretim alanlarının büyüme potansiyeline dikkat çekti. Ancak hızlı büyümenin beraberinde yeni sorunlar getirdiği de görülüyor. Sektör uzmanları Şili’de üretim alanlarının işleme ve sanayi kapasitesinden daha hızlı büyüdüğünü, bu nedenle kurutma, kırma, depolama ve işleme altyapısının da eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. TÜRKİYE İÇİN EN KRİTİK BAŞLIKLAR: VERİMLİLİK VE ZARARLILAR Türkiye küresel fındık üretimindeki lider konumunu sürdürüyor ancak sektör açısından yalnızca toplam üretim miktarı değil, birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası sektör değerlendirmelerinde iklim değişikliği, kuraklık ve bitki hastalıklarının yanında kahverengi kokarca, fındık kurdu ve farklı zararlı türlerinin fındık üretimindeki en önemli riskler arasında yer aldığı belirtiliyor. INC’nin Türkiye-AB Fındık İşbirliği toplantısına ilişkin raporunda da kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlıların üretim üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu kaydediliyor. Bu nedenle PlanetNuts’un “her karar önemlidir” yaklaşımı Türkiye’de de doğrudan karşılık buluyor. Bahçenin fenolojik gelişiminin izlenmesi, yağış ve don risklerinin takibi, bitki besleme programlarının toprak ve yaprak analizlerine göre oluşturulması, zararlıların erken dönemde tespit edilmesi ve hasat sonrası bakımın ihmal edilmemesi üretimin sürdürülebilirliği açısından önem kazanıyor. GİRESUN AÇISINDAN MESAJ DAHA DA ÖNEMLİ Giresun’da fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal ekonominin ana gelir kaynaklarından biri. Bu nedenle küresel sektörde hızla büyüyen Şili gibi yeni üretici ülkelerin teknoloji, sulama, mekanizasyon ve bahçe yönetimine yaptığı yatırımlar Karadeniz için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin sahip olduğu yetiştiricilik kültürü ve Giresun kalite fındığının marka değeri önemli avantajlar olsa da önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca üretim miktarı üzerinden yürümeyeceği görülüyor. Dekara verim, randıman, ürün standardı, izlenebilirlik, zararlı ve hastalıklarla mücadele, işleme teknolojisi ve ihracatta sürdürülebilir kalite daha fazla belirleyici olacak. PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajı da bu noktada ortak bir gerçeğe işaret ediyor: geleceğin tarımında üreticinin deneyimi kadar bilgiye erişim, erken uyarı, bilimsel veri ve doğru yönetim belirleyici olacak. DÜNYA TARIM GÜNÜ’NÜN ANA MESAJI: ÜRETİCİYİ GELECEĞE HAZIRLAMAK Tarım sektörü bugün yalnızca artan nüfusu besleme sorumluluğuyla değil; su kaynaklarının azalması, toprak kaybı, iklim değişikliği, yeni hastalık ve zararlılar ile artan üretim maliyetleriyle de karşı karşıya. IICA’nın 2026 Dünya Tarım Günü değerlendirmesinde su yönetimi, iklim değişikliği, teknoloji, gençlerin tarımda tutulması ve uluslararası rekabet önümüzdeki dönemin temel sorunları arasında sıralandı. Bu tablo içinde fındık sektörü de daha bilimsel, ölçülebilir ve veriye dayalı üretim modeline yöneliyor. Şili’nin hızla büyüyen fındık üretimi Türkiye için doğrudan bir tehdit olarak değil, küresel pazarda rekabetin yönünün değiştiğini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye ve Giresun’un üstünlüğünü koruyabilmesinin yolu ise geleneksel üretim bilgisini modern tarım teknolojileriyle birleştirmekten geçiyor. KAYNAK: PlanetNuts, FAO, IICA, ODEPA, International Nut and Dried Fruit Council (INC), AgriChile/Ferrero Hazelnut Company.

FINDIK MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK Haber

FINDIK MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK

ŞİLİ FINDIKTA TEKNOLOJİ HAMLESİNİ BÜYÜTÜYOR HEDEF: ÜRETİM MALİYETİNİ ARTIRMADAN VERİMLİLİĞİ YÜKSELTMEK Dünya fındık üretiminde payını artırmayı hedefleyen Şili, bahçedeki üretimin yanı sıra hasat sonrası kurutma, işleme ve depolama teknolojilerine yöneliyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da üretim maliyetlerini yükseltmeden verimlilik ve kalite sağlamanın yolları ele alındı. Şili’nin Los Ángeles kentinde 13 Ağustos’ta düzenlenen PlanetNuts Day Avellanos 2026, ülkenin büyüyen fındık sektöründeki teknolojik dönüşümü gündeme taşıdı. Üreticiler, teknik uzmanlar, akademisyenler, alıcılar ve makine firmalarının katıldığı etkinlikte; üretim verimliliği, hasat mekanizasyonu, kurutma, işleme, depolama ve hastalıklarla mücadele başlıkları değerlendirildi. Etkinliğin ardından PlanetNuts tarafından yayımlanan röportajda, Arjantin merkezli IDM Desarrollos’un fındık üreticilerine sunduğu teknolojiler tanıtıldı. Görüşmede, “Üretim maliyetlerini artırmadan teknolojiyle verimlilik nasıl yükseltilebilir?” konusu üzerinde duruldu. "PlanetNuts’un IDM röportajı" (https://planetnuts.cl/idm-desarrollos-en-planetnuts-day-2026-tecnologia-para-avellanos-desde-mendoza/) KURUTMA VE İŞLEMEDE TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM IDM Desarrollos’un geliştirdiği sistemlerin özellikle hasat sonrası süreçlere yoğunlaştığı belirtildi. Şirket; fındığın kurutulması, temizlenmesi, kırılması, ayrıştırılması ve işlenmesine yönelik makine ve üretim hatları geliştiriyor. Teknolojik sistemlerle ürün kayıplarının azaltılması, işlemlerin hızlandırılması ve standart kalitenin korunması hedefleniyor. Bu yaklaşım, yalnızca daha fazla ürün elde edilmesine değil, hasat edilen ürünün değer kaybetmeden işlenmesine de dayanıyor. Çünkü üretim miktarındaki artışın aynı ölçüde kurutma, depolama ve işleme kapasitesiyle desteklenmemesi; ürünün beklemesine, kalite kaybına ve üretici maliyetlerinin yükselmesine yol açabiliyor. ARJANTİN VE ŞİLİ ARASINDA MAKİNE İŞ BİRLİĞİ Arjantinli IDM Desarrollos ile Şilili tarım makineleri şirketi Agroimec arasında fındık sektörüne yönelik stratejik iş birliği de kuruldu. Anlaşma kapsamında IDM tarafından geliştirilen fındık işleme hatları ve kurutma sistemleri, Agroimec tarafından Şili pazarında üretici ve işletmelere sunulacak. İş birliğinin ilk aşamasında Avrupa fındığına yönelik işleme ve kurutma sistemlerine ağırlık verilecek. Üretimin büyümesine bağlı olarak makine ve teknoloji portföyünün genişletilmesi planlanıyor. "IDM–Agroimec iş birliğinin ayrıntıları" (https://planetnuts.cl/agroimec-e-idm-desarrollos-sellan-alianza-estrategica-para-lineas-de-proceso-y-secado-de-avellana-en-chile/) ÜRETİM ARTIŞI İŞLEME KAPASİTESİYLE DESTEKLENECEK PlanetNuts Day’de yapılan değerlendirmelerde, Şili fındık sektörünün yalnızca yeni bahçeler kurarak büyüyemeyeceğine dikkat çekildi. Artan üretimin karşılanabilmesi için ürün kabul merkezlerinin, geçici depolama alanlarının, kurutma tesislerinin ve işleme hatlarının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Üreticilerin ürünü zamanında teslim edebilmesi, fındığın uygun nem oranına indirilmesi ve kalite kaybı yaşanmadan işlenmesi, sektörün önümüzdeki dönemindeki temel ihtiyaçlar arasında gösterildi. Etkinlikte ayrıca mekanik hasat, hastalık ve zararlıların erken tespiti, sulama yönetimi ve uluslararası kalite standartları da ele alındı. "PlanetNuts Day Avellanos 2026" (https://planetnuts.cl/planetnuts-day-de-avellanos-la-industria-avellanera-se-reunio-en-biobio-para-mirar-los-proximos-diez-anos/) TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN DİKKAT ÇEKEN ÖRNEK Şili’de yürütülen çalışmalar, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Hasadın mekanizasyonu, ürünün hızlı kurutulması, nem ve kalite kontrolü, sınıflandırma, depolama ve katma değerli ürüne dönüştürme kapasitesi de rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Türkiye dünya fındık üretiminde liderliğini korurken Şili başta olmak üzere rakip ülkelerin yeni bahçelerin yanı sıra teknoloji, altyapı ve işleme tesislerine yatırım yapması dikkat çekiyor. Giresun ve diğer fındık üretim bölgelerinde küçük üreticilerin ortak kullanabileceği kurutma, temizleme, sınıflandırma ve depolama tesislerinin yaygınlaştırılması; ürün kayıplarının azaltılması ve kalite değerinin korunması açısından önem taşıyor. Şili’nin attığı adımlar, fındıkta geleceğin rekabetinin yalnızca daha fazla üretmekle değil, ürünü daha düşük kayıpla ve daha yüksek kaliteyle pazara ulaştırmakla şekilleneceğini ortaya koyuyor.

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI Haber

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI

TARIMDA REKOR ÜRETİM, DARALAN KÂR VE İKLİM ALARMI RedAgrícola’nın 29 Temmuz–29 Ağustos 2026 döneminde yayımladığı haber ve araştırmalar, Latin Amerika tarımında üretim rekorlarıyla iklim ve pazar risklerinin aynı anda büyüdüğünü ortaya koydu. Avokadoda 920 bin ton, yaban mersininde 404 bin ton, kivide 170 bin tonluk ihracat hedeflenirken; sofralık üzümde yüzde 5 daralma, mangoda arz sıkışması, fındıkta ise hastalığa bağlı yüzde 65’e varan verim kaybı gündeme geldi. Latin Amerika’nın ihracata dayalı tarımında yalnızca daha fazla üretmek artık yeterli görülmüyor. Ürünün fiyatı, kalitesi, iklim koşulları, hastalıklarla mücadele, soğuk zincir, işçilik maliyeti ve yeni pazarlara erişim üreticinin kazancını doğrudan belirliyor. AVOKADODA REKOR TONAJ YETMİYOR: KÂRI FİYAT BELİRLEYECEK Peru avokadosu Avrupa’da tarihî bir sezon geçirirken küresel arzın büyümesi fiyatları baskılıyor. 2026 ihracatının 920 bin tona ve 1 milyar 825 milyon dolara ulaşması bekleniyor. RedAgrícola’nın Temmuz 2026 sayısındaki avokado dosyasında, Peru’nun Avrupa pazarında tarihî ihracat seviyelerine ulaştığı belirtildi. Ancak Brezilya, Güney Afrika, Kolombiya ve diğer üretici ülkelerin pazara girmesiyle oluşan yoğun arzın fiyatları aşağı çektiğine dikkat çekildi. Dosyada, 1997 yılındakine benzer bir El Niño etkisinin üretime yansıyabileceği; başlangıçta yüzde 10’un üzerinde beklenen üretim artışının sıfıra yakın seviyelere çekildiği ve gelecek sezonda düşüş ihtimalinin bulunduğu aktarıldı. 26 Ağustos’ta yayımlanan değerlendirmeye göre Peru’nun 2026’yı yaklaşık 920 bin ton ve 1 milyar 825 milyon dolarlık avokado ihracatıyla kapatması bekleniyor. Haziran ayının üçüncü haftasına kadar ihracat miktarı yüzde 4,6, ihracat geliri ise yüzde 11,1 arttı. Bu fark, sektörün artık tonajdan çok kilogram başına gelir ve kârlılığa odaklandığını gösteriyor. Avokado değerlendirmesi Şili’de de 2026-2027 sezonu üretiminin yüzde 10’a yakın artışla 285 bin tona ulaşması ve son 17 yılın en yüksek seviyesinin görülmesi bekleniyor. Artışın ekim alanı genişlemesinden çok verimlilik ve teknolojik gelişmelerden kaynaklandığı bildiriliyor. Şili’nin avokado tahmini YABAN MERSİNİNDE 404 BİN TONLUK İHRACAT İÇİN SOĞUK ZİNCİR SEFERBERLİĞİ Peru’nun yaban mersini ihracatında yüzde 5,6 büyüme bekleniyor. Ancak El Niño, çeşit seçimi, hasat sonrası kayıplar ve soğuk zincir yönetimi sezonun sonucunu belirleyecek. Proarándanos’un üçüncü tahminine göre Peru’nun 2026-2027 sezonunda yaban mersini ihracatı 404 bin tona ulaşacak. Bu rakam önceki sezona göre yüzde 5,6 büyümeye işaret etse de El Niño’nun beklenen üretim artışını sınırlandırdığı bildirildi. 404 bin tonluk ihracat tahmini İklim değişkenliği karşısında erken çeşitler ve yeni genetik materyaller öne çıkıyor. Planasa’nın Blue Manila çeşidiyle başlattığı sezon programı, yalnız yüksek verimi değil; iklim koşullarına uyumu, tüketici kalitesini ve üreticiye teknik desteği de merkeze alıyor. Hasat sonrasında ise her dakika önem taşıyor. Sektör temsilcileri, meyvenin soğutulmadan geçirdiği her saatin raf ömründen kayıp anlamına geldiğini; gereksiz temasın ve su kaybının haftalar sonra yumuşama olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Soğuk zincir değerlendirmesi Camposol, Chao’daki tesisine yaptığı 1.000 metrekarelik yatırımla ürün depolama kapasitesini 48’den 92 konteynere, günlük sevkiyat kapasitesini ise 15’ten 30 konteynere çıkardı. Şirketin Çin’e yaptığı sevkiyat da sezonun 18-25’inci haftaları arasında yüzde 631 artarak 342 tona ulaştı. Kapasite artışı – Çin ihracatı Peru Ulusal Kalite Enstitüsü de arazi seçiminden hasada, taşımadan depolamaya kadar bütün üretim zincirini kapsayan yaban mersini iyi tarım uygulamaları standardını güncelledi. SOFRALIK ÜZÜMDE BAĞ BÜYÜDÜ, KASA SAYISI AZALDI Üretim alanı 27 bin hektara çıkmasına rağmen Peru’nun sofralık üzüm ihracatında yüzde 5 düşüş bekleniyor. Hasat 7 ila 15 gün öne çekilebilir. Peru Sofralık Üzüm Üreticileri Birliği, 2026-2027 sezonu için 82,65 milyon adet 8,2 kilogramlık kasa ihracat tahmininde bulundu. Bu rakam önceki sezona göre yaklaşık yüzde 5 düşüş anlamına geliyor. Üretim alanı 27 bin hektara yükselmesine rağmen El Niño’nun verim üzerindeki etkisi ve hasadın normalden 7-15 gün önce başlaması beklenen üretimi aşağı çekiyor. El Niño’nun etkili olduğu önceki sezonlarda Peru’nun üzüm ihracatı ülke genelinde yüzde 12-13, kuzey bölgelerinde ise yüzde 30-38 oranında gerilemişti. Sofralık üzüm tahmini Ica’daki bağlarda kullanılan biyolojik mücadele sistemi ise meyve sineği kontrolünde gerekli işçiliği geleneksel yönteme göre yüzde 50 azalttı. Bu sonuç, biyolojik mücadelenin aynı zamanda bir maliyet yönetimi aracına dönüştüğünü gösterdi. FINDIKTA GÖRÜNMEYEN TEHLİKE: HASTALIK VERİMİ YÜZDE 65 DÜŞÜRDÜ Şili’de yapılan çalışmada sağlıklı fındık bahçelerinde hektar başına 5,85 ton ürün alınırken odun hastalıklarından etkilenen bahçelerde verim 2,05 tona düştü. Hektar başına brüt kayıp 21 bin 400 dolar olarak hesaplandı. RedAgrícola’da yayımlanan INIA araştırması, fındıktaki odun hastalıklarının yalnızca dalları kurutmadığını; bitkinin damar sistemini tıkayarak su ve besin taşınmasını, fotosentezi, meyve kalitesini ve verimi doğrudan etkilediğini ortaya koydu. 2026 hasadında yapılan karşılaştırmada sağlıklı bitkilerden hektar başına 5,85 ton, hastalıklı bitkilerden ise 2,05 ton ürün elde edildi. Yüzde 65’e ulaşan verim kaybının hektar başına yaklaşık 21 bin 400 dolarlık brüt gelir kaybına karşılık geldiği hesaplandı. Fındıkta odun hastalıkları araştırması Araştırmada Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki liderliğini koruduğu, Şili’nin ise 2025 sezonunda 100 bin tonu aşan üretimle ikinci sıraya yükseldiği belirtildi. CIREN–ODEPA verilerine göre Şili’deki fındık alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara çıktı. RedAgrícola’nın başka bir haberinde ise güncel fakat resmî olmayan tahminin 65 bin hektar olduğu ve 2032’de 100 bin hektara ulaşılabileceği aktarıldı. İki rakamın tarih ve veri niteliği farklı olduğu için aynı resmî veri gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. Şili’de fındık artık “az bakım isteyen rustik bir ürün” olarak görülmüyor. Gübrelemenin toprak ve yaprak analizlerine göre düzenlenmesi, sıcaklık stresine karşı biyostimülant ve güneş koruyucu uygulamalar, budama yaralarının korunması ve hastalık riskinin meteorolojik verilerle izlenmesi yeni üretim modelinin temelini oluşturuyor. KİVİDE 170 BİN TONLUK HEDEFİ 10 GÜNLÜK POLİNASYON BELİRLEYECEK Şili’nin kivi ihracatının yüzde 16-20 artması bekleniyor. Ancak çiçeklenmedeki 10-14 günlük kısa dönem doğru yönetilemezse yüksek üretim hedefi riske girebilir. Şili’nin 2026 sezonunda yaklaşık 170 bin ton kivi ihraç etmesi bekleniyor. Sektör, 2035 yılına kadar üretim alanını iki katına çıkarmayı hedefliyor. Kivide etkili polinasyon süresinin yalnızca 10-14 gün olması, arı kolonilerinin ve hava koşullarının önemini artırıyor. Soğuk saatlerde arı uçuşunun azalması, çiçeklerin sınırlı nektar üretmesi ve çapraz tozlanma gerekliliği nedeniyle bilimsel olarak yönetilen arı programları gündeme geliyor. Kivide polinasyon programı Sektör temsilcileri kivinin bugün üretim krizinden çok “başarının doğurabileceği riskleri” yönetmesi gerektiğini, kontrolsüz büyümenin kalite ve pazar dengesini bozabileceğini belirtiyor. KİRAZDA VİETNAM KAPISI DAHA UYGUN ŞARTLARLA AÇILDI Şili kirazı, soğuk işlem zorunluluğuna alternatif olarak kabul edilen “Systems Approach” sistemiyle Vietnam’a gönderilebilecek. Şili ile Vietnam arasında sağlanan mutabakatla kiraz ihracatında soğuk işlem zorunluluğuna alternatif bir bitki sağlığı sistemi kabul edildi. Yeni uygulama, hava ve deniz yolu sevkiyatlarında ihracatçılara daha esnek koşullar sağlayacak. Vietnam’a kiraz ihracatı kararı Bahçe tarafında ise üreticilere sert bir uyarı yapıldı: Hasat sonrasındaki besleme ve bakım çalışmaları zayıf bırakılan kiraz bahçelerinin sezon öncesi yapılacak uygulamalarla kurtarılamayacağı belirtildi. MANGODA ÜRÜN AZALDI, ORGANİK PAZARA BASKI ARTTI Kent cinsi mangonun yetersizliği, alıcıları organik ürüne yöneltti. Ancak Peru’daki organik ürünün büyük bölümü önceden bağlandı, Meksika’daki arz ise açığı kapatamadı. Uluslararası dondurulmuş mango pazarında hem konvansiyonel hem de organik üründe ciddi arz sıkışması yaşanıyor. Kent tipi mango piyasaya çıktığı anda satılırken organik dondurulmuş ürünün neredeyse bulunamaz hale geldiği bildiriliyor. Mango piyasasındaki arz sıkışması Mango işlemede yüksek satış fiyatı tek başına yüksek kâr anlamına gelmiyor. Bir kilogram kurutulmuş mango için yaklaşık sekiz kilogram taze meyve gerekiyor. Bu nedenle sanayinin asıl kazancı kaliteli ihraçlık meyveyi işlemekten değil; taze pazarda satılamayan ürünü değerlendirmekten geliyor. KUŞKONMAZDA TAZE ÜRÜN KAZANDI, SANAYİNİN PAYI GERİLEDİ Taze kuşkonmazın kilogram fiyatı 2,86 dolardan 3,82 dolara çıkınca işlenen ürünün toplam üretimdeki payı yüzde 28’den yüzde 18’e düştü. Kuşkonmazdaki gelişme, üreticinin taze ürün fiyatı yükseldiğinde sanayiye daha az ürün gönderdiğini gösterdi. İşleme sektörü bu üründe taze pazarın rakibi olmaktan çok, taze olarak değerlendirilemeyen ürünü ekonomiye kazandıran bir güvenlik ağı işlevi görüyor. Ürün işleme ve kuşkonmaz verileri CEVİZDE HİNDİSTAN İLGİLİ, YÜZDE 100 GÜMRÜK DUVARI ENGEL Şili cevizi Hindistan pazarında ilgi görmesine rağmen yüzde 100’e ulaşan gümrük vergisi ve Çin rekabeti ihracatın önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor. Şilili ceviz ihracatçıları, Hindistan’daki müşterilerle yaptıkları görüşmelerde ürüne yönelik talebi doğruladı. Ancak mevcut gümrük tarifesinin rekabetçi fiyat oluşturmayı zorlaştırdığı ve Çin’in pazardaki baskısını artırdığı belirtildi. Şili cevizinin Hindistan pazarı DOMATES ÜRETİCİSİNE 248 MİLYON PESOLUK FİNANSMAN Meksika’da üretimin ve fiyatların düzenlenmesi amacıyla domates üreticilerine 48 ayrı kredi üzerinden 248 milyon 281 bin peso kaynak sağlandı. Finansmanın ilk aşaması Baja California, Sonora, Meksika Eyaleti ve Oaxaca’daki üreticilere yönlendirildi. Program, üretim miktarı, tedarik, pazarlama ve adil fiyat mekanizmasının birlikte düzenlenmesini amaçlıyor. Domates üreticilerine finansman SOFRALIK ÜZÜMDEN ŞARAP ÜRETİMİ YÜZDE 105 ARTTI Şili’de sofralık üzümden üretilen şarap miktarı bir yılda 10,2 milyon litreden 21,1 milyon litreye yükseldi. Şili Tarım ve Hayvancılık Servisi verilerine göre ülkenin dökme şarap üretimi yüzde 13,2 artarak 949,4 milyon litreye ulaştı. Sofralık üzümden üretilen şarap miktarındaki artış ise yüzde 105,4 oldu. Buna karşılık pisco üretiminde kullanılan üzüm çeşitlerinden elde edilen şarap miktarı yüzde 10,5 azaldı. 2026 şarap üretim verileri GÜBREDE YÜZDE 35’E VARAN ARTIŞ, ORGANİK ALTERNATİFE YÖNELİMİ HIZLANDIRDI Azotlu gübre fiyatlarındaki yüzde 25-35’lik yükseliş, üreticiyi yerel ve organik kaynaklara yöneltti. Tavuk gübresi artık günde 300 tonluk tarımsal girdiye dönüştürülüyor. Orta Doğu’daki gelişmeler, lojistik aksamalar ve doğal gaz maliyetleri azotlu gübre fiyatlarını yukarı çekti. Şili’de azotlu gübrelerde yüzde 25 ile yüzde 35 arasında artış bildirildi. Peru’da ise sekiz milyondan fazla tavuğun gübresi işlenerek günde 300 tonun üzerinde katı organik gübre ve sıvı biyolojik ürün elde ediliyor. Ürünler kahve, avokado ve diğer meyve bahçelerinde kullanılmak üzere 14 farklı bölgeye gönderiliyor. TARIMIN ORTAK MESAJI: ÇOK ÜRETMEK TEK BAŞINA YETMİYOR Son bir aylık gelişmelerden çıkan ortak sonuç, tarımda tonaj artışının kendiliğinden kazanç getirmediğidir. Avokadoda fiyat, yaban mersininde soğuk zincir, üzümde iklim, kivide polinasyon, kirazda bahçe rezervi, fındıkta hastalık yönetimi ve cevizde gümrük tarifesi üreticinin gelirini üretim miktarı kadar etkiliyor. İhracat pazarlarında bundan sonraki yarış; daha fazla araziye sahip olmak üzerinden değil, aynı alandan kaliteli ürün elde etmek, kayıpları azaltmak, ürünü doğru zamanda pazara ulaştırmak ve tüketicinin istediği niteliği sürdürülebilir şekilde sağlamak üzerinden şekillenecek.

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI Haber

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI

FINDIKTA YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASINI MASAYA YATIRDI PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 200’Ü AŞKIN SEKTÖR TEMSİLCİSİNİ BULUŞTURDU Şili’nin dünya fındık pazarındaki hızlı yükselişinin ardından üretim, verimlilik, hastalık yönetimi, kalite, teknoloji ve ihracatın geleceği Los Ángeles’te tartışıldı. 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, yatırımcı ve şirket temsilcisinin katıldığı PlanetNuts Day Avellanos 2026’da, büyüyen üretimin daha profesyonel, sağlıklı ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi gerektiği öne çıktı. Şili’nin Avrupa fındığındaki büyümesini teknik ve ticari yönleriyle ele alan PlanetNuts Day Avellanos 2026, 13 Ağustos Perşembe günü Biobío Bölgesi’ndeki Los Ángeles kentinde gerçekleştirildi. Casa Laura’da düzenlenen toplantıya 200’ü aşkın üretici, danışman, araştırmacı, uzman, yatırımcı, sanayi temsilcisi ve tarımsal çözüm sağlayıcısı katıldı. PlanetNuts, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı bilgi paylaşımı, deneyim aktarımı ve sektörün temel sorunları ile fırsatlarının değerlendirilmesi bakımından önemli bir buluşma olarak nitelendirdi. Organizasyon, toplantının Şili’de Avrupa fındığı yetiştiriciliğinin gelişimini güçlendiren bir öğrenme ve iş birliği platformu oluşturduğunu bildirdi. PlanetNuts’ın toplantı sonrası açıklaması BÜYÜYEN ÜRETİMİN NASIL YÖNETİLECEĞİ TARTIŞILDI Toplantının ana eksenini, Şili’de hızla genişleyen Avrupa fındığı üretiminin verimlilik, bitki sağlığı, kalite ve sanayi kapasitesiyle birlikte büyütülmesi oluşturdu. Şili’de çok sayıda genç fındık bahçesinin henüz tam verime ulaşmamış olması, önümüzdeki yıllarda üretim miktarının daha da artacağına işaret ediyor. Bu büyüme aynı zamanda daha fazla teknik danışmanlık, hastalık takibi, mekanizasyon, depolama, işleme ve ihracat kapasitesi gerektiriyor. Etkinlik öncesinde PlanetNuts Genel Müdürü José Pablo Correa, Avrupa fındığının artık Şili için gelişmekte olan bir ürün olmaktan çıktığını ve ülkenin güneyindeki meyveciliğin temel ürünlerinden birine dönüştüğünü açıklamıştı. Correa, bundan sonraki dönemin daha fazla teknoloji, güçlü bitki sağlığı ve profesyonel bahçe yönetimi gerektirdiğini belirtmişti. Reporte Agrícola’nın etkinlik değerlendirmesi Toplantıda ortaya çıkan genel çerçeve de bu değerlendirmeyi destekledi: Şili fındık sektörünün önündeki temel mesele artık yalnızca yeni alanların dikime açılması değil, büyüyen üretimin sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla yönetilmesi. GABRIEL AGUILAR SAHADAKİ ÜRETİM SORUNLARINI ELE ALDI Avrupa fındığı danışmanı Gabriel Aguilar, toplantının ana konuşmacıları arasında yer aldı. Aguilar’ın değerlendirmeleri; bahçe yönetimi, bitkinin dengeli gelişimi, verimlilik, iklim koşulları ve üreticilerin sahada karşılaştığı teknik sorunlar üzerinde yoğunlaştı. Aguilar’ın daha önce yayımlanan teknik çalışmalarında, Şili’de fındık bahçelerinin yalnızca hastalık etmenleri nedeniyle değil; kök gelişimi, yetersiz veya dengesiz besleme, sulama sorunları, düşük sıcaklıklar ve bahçedeki genel fizyolojik zayıflık nedeniyle de zarar görebildiği belirtiliyor. Özellikle Xanthomonas arboricola pv. corylina kaynaklı bakteriyel hastalıkların, zayıf ve dengesiz gelişen bahçelerde daha ağır sonuçlara yol açabildiğine dikkat çekiliyor. Aguilar’a göre hastalık görüldüğünde yalnızca kimyasal mücadeleye yönelmek yerine hastalığın gelişmesine imkân veren kök, toprak, besleme ve sulama sorunları da araştırılmalı. Gabriel Aguilar’ın Avrupa fındığında bakteriyel hastalıklara ilişkin değerlendirmesi Bu yaklaşımın toplantıya yansıyan temel çözüm önerisi; bahçelerin düzenli izlenmesi, toprak ve yaprak analizlerinin yapılması, sulama ve besleme programlarının bahçenin gerçek ihtiyacına göre düzenlenmesi ve koruyucu uygulamaların iklim koşullarına göre planlanması oldu. SCocco: BÜYÜME, TEKNİK VE LOJİSTİK ALTYAPIYLA DESTEKLENMELİ AgriChile Genel Müdürü Camilo Scocco, Şili fındık sektörünün bugünkü durumunu, gelişme potansiyelini ve uluslararası rekabetteki geleceğini değerlendirdi. Scocco’nun sunumu, Şili’nin üretim miktarını artırırken rekabet gücünü nasıl koruyacağı sorusuna odaklandı. Sektörün önünde büyümeyi durdurmayı gerektirecek bir pazar sorunu bulunmadığı; ancak artan üretimin araştırma, verimlilik, kalite, depolama ve işleme yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Scocco daha önce yaptığı değerlendirmede Şili’nin uygun iklim koşulları, farklı bölgelere uyum sağlayabilen üretim yapısı, yeni çeşitler ve araştırma çalışmaları sayesinde uzun vadede 300 bin tona yaklaşabilecek bir üretim potansiyeline sahip olduğunu belirtmişti. Bu rakam resmî bir üretim hedefi değil, teknik ve sanayi altyapısının geliştirilmesi halinde ulaşılabilecek uzun vadeli bir sektör senaryosu olarak değerlendiriliyor. Scocco’nun büyümeye ilişkin yaklaşımında şu başlıklar öne çıkıyor: Yeni bahçeler açılırken mevcut bahçelerde verim yükseltilmeli.Şili koşullarına uygun çeşit ve üretim teknikleri geliştirilerek yerel araştırmalar artırılmalı.Sulama, bitki besleme, hastalık ve zararlı yönetimi bilimsel verilerle yürütülmeli.Karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik ölçülebilir hale getirilmeli.Hasat döneminde oluşacak yoğun ürün akışına karşı ara depolama ve işleme kapasitesi güçlendirilmeli. AgriChile’ın değerlendirmelerine göre önümüzdeki dönemdeki en önemli risklerden biri, kısa hasat döneminde çok yüksek miktarda ürünün alım ve işleme noktalarına ulaşması olacak. Ürünün uygun koşullarda bekletilememesi kalite kaybı ve lojistik yığılma riski yaratabilecek. Scocco’nun Şili fındığının büyüme potansiyeline ilişkin açıklaması HASTALIKLA MÜCADELEDE TEDAVİDEN ÖNCE KORUMA Concepción Üniversitesi akademisyenlerinden fitopatolog Dr. Ernesto Moya Elizondo, “Avrupa fındığında hastalık yönetimi stratejileri” başlıklı sunumuyla toplantıya katıldı. Sunumun ana çerçevesini, fındık bahçelerinde verim ve ağaç ömrünü etkileyen hastalıkların erken belirlenmesi, hastalığa neden olan koşulların izlenmesi ve koruyucu mücadele programlarının oluşturulması meydana getirdi. Odun hastalıklarında budama yaraları, don çatlakları, ölü dallar ve hastalıklı bitki artıklarının önemli enfeksiyon kaynakları oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde korunmayan budama yaraları mantari etmenlerin ağaca girişini kolaylaştırabiliyor. Moya’nın önerdiği mücadele yaklaşımı şu uygulamalara dayanıyor: Budama kesiklerinin aynı gün koruyucu ürünlerle kapatılması,Yağış beklenen dönemlerde budama yapılmaması,Hastalıklı ve kurumuş dalların bahçeden çıkarılması,Budama artıklarının bahçe içerisinde bırakılmaması,Ağaçların düzenli olarak kanser, kuruma ve renk değişikliği belirtileri bakımından kontrol edilmesi,Hastalık etmeninin laboratuvar analizleriyle belirlenmesi,Kimyasal ve biyolojik mücadele araçlarının birlikte değerlendirilmesi. PlanetNuts’ın sunum öncesi yayımladığı teknik içerikte Moya’nın, hastalığın görülmesinden sonra yapılan müdahaleler yerine düzenli izleme, bahçe hijyeni ve koruyucu uygulamalardan oluşan bir program önerdiği belirtilmişti. Ernesto Moya’nın hastalık yönetimi sunumunun teknik çerçevesi INIA QUILAMAPU ARAŞTIRMAYI ÜRETİCİYLE BULUŞTURDU Şili Tarımsal Araştırmalar Enstitüsüne bağlı INIA Quilamapu, toplantıya Meyve Fitopatolojisi Laboratuvarı ile katıldı. Kurumun standında, Avrupa fındığını etkileyen odun hastalıkları, hastalıklı bitki örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi ve biyolojik mücadele araştırmaları hakkında bilgi verildi. INIA tarafından daha önce incelenen 330 hastalıklı örnekte Chondrostereum purpureum yüzde 20 oranıyla en sık tespit edilen ve yüksek hastalık oluşturma gücüne sahip etmenlerden biri olmuştu. Kurum, odun mantarlarına karşı “Trunkguard” adı verilen biyolojik bir inokulant geliştirilmesi üzerinde de çalışıyor. Toplantıdaki INIA katılımı, hastalık yönetiminde üretici gözlemi ile laboratuvar teşhisinin birlikte yürütülmesi gerektiğini ortaya koydu. Belirtiye bakılarak yapılan genel uygulamalar yerine hastalık etmeninin belirlenmesi ve mücadele programının teşhise göre hazırlanması öne çıktı. ÜRETİCİLER BAŞARILARI KADAR SORUNLARINI DA PAYLAŞTI Ana sunumların ardından İşbirlikçi Teknik Masa gerçekleştirildi. Masaya Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa ile üreticilerin katılması planlanmıştı. Üreticilerin farklı bahçelerde elde ettikleri sonuçları, uyguladıkları yönetim stratejilerini ve karşılaştıkları üretim sorunlarını uzmanlarla tartışmaları toplantının en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Bahçelerin bulunduğu bölge, toprak yapısı, yağış, sıcaklık, çeşit, sulama ve hastalık baskısı birbirinden farklı olduğu için tek bir üretim reçetesinin bütün bahçelerde aynı sonucu vermeyeceği vurgulandı. Çözümün, üretici deneyimi ile bilimsel analizlerin ve teknik danışmanlığın birlikte değerlendirilmesinde olduğu belirtildi. Organizasyonun farklı tarihlerde yayımladığı tanıtım materyallerinden birinde organik tarım uzmanı Antonio Gaete de panelistler arasında gösterilmişti. Daha sonraki panel duyurusunda ise Gabriel Aguilar, Camilo Scocco, Ernesto Moya ve José Pablo Correa’nın isimleri açıklanmıştı. Toplantı sonrasında yayımlanan ilk sonuç paylaşımında konuşmacı bazında nihai katılım listesi verilmedi. LOJİSTİK ŞİRKETLERİ İHRACATTA KALİTE UYARISI YAPTI Toplantıya katılan OnBoard Logistics, etkinlik sonrasındaki değerlendirmesinde Şili kuru yemiş sektörünün uluslararası ticarette önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. Şirket, ürünün bahçeden çıkışından hedef pazara ulaşmasına kadar geçen süreçte lojistiğin ürün değerini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Bu değerlendirme, toplantıda büyüyen üretimin yalnızca bahçede değil, hasat sonrası zincirde de yönetilmesi gerektiğine yönelik görüşleri destekledi. OnBoard Logistics’in toplantı sonrası paylaşımı İspanya kökenli TAVAN Latam da etkinlikte yer aldığını açıklayarak toplantının üretici, danışman, uzman ve şirketleri Los Ángeles’te buluşturduğunu bildirdi. TAVAN Latam’ın etkinlik paylaşımı Bu paylaşımlar, Şili’nin fındıkta yalnızca üretim miktarına değil; ürünün kalitesini ihracat noktasına kadar koruyacak laboratuvar, depolama, sınıflandırma ve lojistik sistemlerine de ağırlık verdiğini gösteriyor. TEKNOLOJİ VE TEDARİK ZİNCİRİ AYNI ALANDA BULUŞTU Toplantının destekçi ve katılımcı şirketleri; bitki besleme, sulama, biyolojik mücadele, toprak sağlığı, fidan üretimi, laboratuvar analizi, tarım makineleri, işleme, sınıflandırma ve paketleme teknolojilerini tanıttı. Etkinlik için açıklanan destekçi ağı içerisinde Tattersall Agroinsumos, Iansa Nutrición Vegetal, Rovensa Next, Certa, IDM Bioburn Tech, QualityLab, Anagra, Point, Sumitomo Chemical, UNITEC, UPL, Neogreen, Grapro Sur, Vivero Castaño Austral, Aminochem, Agroimec, Fertiamérica–FertiGlobal, TriNuts, Fitotecnología, Pack-Man, Vitrofarm, Biomasoil, Nitro Brake–Vals AgroSolutions, Netafim–Gross, TAVAN Latam ve PROUTDOOR yer aldı. INIA Quilamapu ise sponsor değil, bilimsel ve kurumsal katılımcı olarak toplantıda bulundu. Bu geniş katılım, Şili’nin fındık üretimini fidandan ihracata kadar bütün bir teknik zincir içerisinde geliştirmeye çalıştığını ortaya koydu. TOPLANTIDAN BAĞLAYICI KARAR DEĞİL, ORTAK ÇALIŞMA GÜNDEMİ ÇIKTI Toplantıda öne çıkan ortak gündem şöyle şekillendi: Üretim alanı artarken bahçe verimliliğinin yükseltilmesi, Genç bahçelerin profesyonel yönetim sistemlerine geçirilmesi, Hastalıklarla koruyucu ve bilimsel mücadele yürütülmesi, Yerel araştırma ve laboratuvar kapasitesinin güçlendirilmesi, Sulama ve bitki beslemede ölçüme dayalı uygulamalara geçilmesi, Hasat, ara depolama ve işleme altyapısının büyütülmesi, Ürün kalitesinin bahçeden ihracat pazarına kadar korunması, Üretici, araştırmacı, sanayi ve teknoloji şirketleri arasındaki bilgi paylaşımının artırılması. ŞİLİ 120 BİN TONU AŞAN ÜRETİMİ YÖNETMEYE HAZIRLANIYOR PlanetNuts’ın sektör verilerine göre Şili, 2025/26 sezonunda yaklaşık 120 bin 700 ton kabuklu fındık üreterek Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yükseldi. Ülkedeki sektör tahmini yaklaşık 70 bin hektarlık dikim alanına işaret ederken, bu alanın 2030’a kadar 80 bin hektarı geçebileceği öngörülüyor. Resmî alan verileri ile sektör tahminleri arasında veri yılı ve yeni dikimlerin kayıt durumu nedeniyle farklılık bulunuyor. Şili’nin en önemli avantajları; yüksek mekanizasyon imkânı, büyük ve düz üretim alanları, sanayiyle yapılan uzun vadeli sözleşmeler ve Kuzey Yarımküre’nin tersine işleyen hasat takvimi olarak gösteriliyor. Böylece Şili, Türkiye ve İtalya’da yeni ürün bulunmayan dönemlerde dünya sanayisine fındık sunabiliyor. Şili fındığının büyümesine ilişkin sektör analizi TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN TOPLANTININ VERDİĞİ MESAJ Şili’nin yükselişi Türkiye’nin dünya fındığındaki liderliğini kısa vadede ortadan kaldıracak bir gelişme değil. Ancak büyük sanayi kuruluşlarının farklı dönemlerde ve farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi, Türkiye’nin pazardaki tek merkez olma gücünü azaltıyor. Los Ángeles’teki toplantı, küresel fındık rekabetinin yalnızca üretim miktarı ve sezon başında açıklanan fiyat üzerinden şekillenmediğini bir kez daha gösterdi. Verimlilik, sağlıklı fidan, hastalık teşhisi, sulama, bitki besleme, mekanizasyon, depolama, laboratuvar analizi, kalite sınıflandırması, izlenebilirlik ve ihracat lojistiği aynı sektör politikasının parçaları haline geliyor. Giresun kalite fındığının aroma, yağ yapısı ve coğrafi kimlik bakımından sahip olduğu üstünlük önemli bir avantaj olmaya devam ediyor. Ancak bu üstünlüğün korunması; yaşlanan bahçelerin yenilenmesi, hastalıklarla bilimsel mücadele, eğimli araziye uygun mekanizasyon, doğru kurutma ve depolama, parselden ürüne izlenebilirlik ve kaliteli ürüne ayrı fiyat uygulanmasıyla mümkün olacak. PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ortaya koyduğu temel sonuç açık: Şili, fındıkta yalnızca daha fazla üretmeye değil, büyüyen üretimi bilim, teknoloji, sanayi ve ihracat altyapısıyla yönetmeye hazırlanıyor. Dünya pazarındaki yeni rekabet de üretim miktarının yanında kaliteyi koruyan, üreticisini teknik bilgiyle destekleyen ve ürünü pazara güvenli şekilde ulaştıran ülkeler arasında şekilleniyor.

FINDIKTA FİYAT YARIŞI Haber

FINDIKTA FİYAT YARIŞI

FINDIKTA FİYAT YARIŞI FINDIKTA RAKAM YARIŞI DEĞİL, AÇIK MALİYET VE DÜNYA ARZI HESABI GEREKİYOR Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in 350 lira, İYİ Parti’nin Giresun kalite için 320, Levant kalite için 310 lira ve Giresun Ziraat Odasının en az 300 lira olarak açıkladığı fiyat önerileri arasındaki fark, fındık tartışmasının ortak ve denetlenebilir bir maliyet hesabına dayanması gerektiğini gösterdi. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk 2026 rekoltesi esas alınarak üreticiyi koruyacak gerçekçi fiyat; maliyet, enflasyon, refah payı, bölgesel üretim farkı, dünya üretimi, ihracat, Güney Yarım Küre’den gelen ürün ve TMO’nun alım hedefi birlikte değerlendirilerek açıklanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı fındık alım fiyatı beklenirken siyasi partiler ve üretici kuruluşlarından farklı rakamlar geliyor. Açıklanan fiyatların 300 liradan başlayarak 350 liraya kadar çıkması, tartışmayı üreticinin gerçek maliyetinden uzaklaştırıp siyasi bir rakam yarışına dönüştürme riski taşıyor. Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TMO’nun taban alım fiyatını en az 350 lira olarak açıklamasını, fiyatın enflasyona göre güncellenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 kalite farkı verilmesini istedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz ise Samsun Milletvekili Erhan Usta ve partisinin yöneticileriyle düzenlediği basın toplantısında, fındığın kilogram maliyetinin 240–260 lira arasında olduğunu belirterek peşin ödeme şartıyla Giresun kalite fındığa 320, Levant kaliteye 310 lira önerdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da dışarıdan işçilik kullanılması durumunda bir kilogram fındığın maliyetini 230 lira olarak açıkladı. Karan, bu maliyete yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini belirterek TMO fiyatının 300 liranın altında olmamasını istedi. 300, 320 VE 350 LİRA: FARK HANGİ HESAPTAN ÇIKIYOR? Üç ayrı açıklamadaki fiyat farkının anlaşılabilmesi için yalnızca sonuç rakamlarının değil, bu rakamlara ulaşılırken kullanılan hesapların da yayımlanması gerekiyor. Giresun Ziraat Odasının açıkladığı 230 liralık maliyete yüzde 30 refah payı eklendiğinde kilogram başına 299 liralık fiyat ortaya çıkıyor. Bu hesap, odanın en az 300 liralık önerisiyle örtüşüyor. İYİ Parti’nin açıkladığı 240–260 liralık maliyet bandında ise 310–320 liralık fiyat, esas alınan maliyete göre yaklaşık yüzde 19 ile yüzde 33 arasında değişen bir pay taşıyor. Ancak Giresun ve Levant kalite için maliyetlerin ayrı ayrı gösterilmesi, kalite farkının hangi ölçüyle hesaplandığının açıklanması gerekiyor. Gezmiş’in önerdiği 350 liranın da üretim maliyeti, enflasyon, refah payı ve Giresun kalite farkı bakımından ayrıntılı bir hesap tablosuyla desteklenmesi, önerinin ekonomik karşılığını güçlendirecektir. Fiyat açıklayan her siyasi parti, milletvekili ve meslek kuruluşu; hangi ilde, hangi rakımda, kaç kilogram dekar verimi ve hangi işçilik modeli üzerinden hesap yaptığını ortaya koymalı. Aksi hâlde birbirinden farklı rakamlar, üreticinin beklentisini yükselten ancak uygulanabilirlik zemini gösterilmeyen siyasi açıklamalar olarak kalır. MALİYET SADECE İŞÇİLİK VE GÜBREDEN OLUŞMUYOR Gerçekçi bir kilogram maliyetinde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, ot biçme, budama, toplama, taşıma, patoz, çuval, kurutma, depolama ve finansman giderleri ayrı ayrı gösterilmeli. Aile işçiliğinin ücretsiz kabul edilmesi maliyeti yapay biçimde düşürür. Üreticinin ve ailesinin bahçede çalıştığı süre, dışarıdan işçi tutulmasa bile emek maliyeti olarak hesaplanmalı. Arazi sahibinin bahçesi için harcadığı zaman ve iş gücü yok sayılamaz. Doğu Karadeniz’in dik ve parçalı arazileri, düşük dekar verimi ve yüksek toplama maliyeti de Samsun, Sakarya ve Düzce’deki üretim şartlarıyla aynı değerlendirilmemeli. Giresun kalite fındık için önerilen fiyat farkı, yalnızca ürün niteliği üzerinden değil, bölgenin yüksek üretim maliyeti üzerinden de hesaplanmalı. Maliyet hesabına enflasyon ve makul refah payı eklendikten sonra üreticinin köyünde kalmasını, bahçesine bakmasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak gelir düzeyi belirlenmeli. Fındık fiyatı yalnızca bir yıllık ürün bedeli olarak değil, Karadeniz’in kırsal nüfusunu ve sosyoekonomik yapısını koruyan bir politika aracı olarak ele alınmalı. SİYASİLER ÖNCE VERİYE, SONRA FİYATA BAKMALI Fındık fiyatı açıklayan siyasiler önce gerçekçi bir hesap ortaya koymalı. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi, dünya üretimi, Güney Yarım Küre’den gelen ürün, iç tüketim, ihracat beklentisi ve TMO’nun piyasadan çekmeyi planladığı miktar birlikte değerlendirilerek gerçek arz tablosu çıkarılmalı. Bunun ardından üretim maliyeti kalem kalem hesaplanmalı. Valilik tarafından belirlenen günlük fındık toplama ücreti tek başına işçilik maliyeti olarak kabul edilemez. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme, bahçe temizliği, toplama, taşıma, patoz, kurutma ve depolama süreçlerinde kullanılan toplam iş gücü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üreticinin, eşinin ve çocuklarının bahçede karşılıksız çalıştığı varsayımıyla maliyet düşürülemez. Ev halkının emeği de dışarıdan alınan işçilik gibi parasal karşılığı bulunan bir üretim gideridir. Üretici ailesinin emeğini yok sayan hesap, gerçek maliyeti değil, yalnızca üreticinin cebinden çıkan nakit harcamayı gösterir. Siyasi partiler ve milletvekilleri; rekolteyi, dünya arzını, ihracatı, bölgesel verim farkını, gerçek işçilik giderini, diğer üretim maliyetlerini, enflasyonu, refah payını ve TMO’nun alım hedefini aynı tabloda göstermeden fiyat yarışına girmemeli. Açıklanan fiyatın hangi maliyet hesabına dayandığı, üreticiye ne kadar gelir bıraktığı, TMO’nun bu fiyattan kaç ton ürün alacağı ve fiyatın ihracatçı ile sanayici açısından nasıl karşılanacağı açıkça ortaya konulmalı. TÜRKİYE’NİN 2026 REKOLTESİ 704 BİN 941 TON Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, il tarım müdürlükleri bünyesinde oluşturulan rekolte tespit komisyonlarının çalışması sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini kabuklu fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Fiyat ve arz hesaplarında bu rakam esas alınmalı. Rekoltenin yüzde 50 randıman üzerinden yaklaşık iç fındık karşılığı 352 bin 471 ton olarak hesaplanıyor. Türkiye 2025 takvim yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti. Bunun yaklaşık kabuklu karşılığı 477 bin 408 ton. Buna göre 2026 rekoltesinin iç fındık karşılığı, 2025 takvim yılı ihracatının yaklaşık 113 bin 767 ton üzerinde bulunuyor. Gösterge Kabuklu fındık İç fındık karşılığı Türkiye 2026 rekoltesi 704.941 ton 352.471 ton Türkiye’nin 2025 ihracatı 477.408 ton 238.704 ton Aradaki fark 227.533 ton 113.767 ton Ancak bu farkın tamamı arz fazlası olarak değerlendirilemez. İç tüketim, çerezlik, randıman farklılıkları, işleme kayıpları, kalite sorunları ve sezon içinde oluşabilecek stok ihtiyacı da toplam rekolteden karşılanacak. İHRACATTAKİ GERİLEME HEM RİSK HEM TOPARLANMA ALANI 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 10 ayında Türkiye 169 bin 480 ton iç fındık ihraç etti. Önceki sezonun aynı döneminde bu miktar 276 bin 374 tondu. İhracat miktarı bir önceki sezonun aynı dönemine göre yaklaşık 106 bin 894 ton azaldı. Bu gerileme yeni sezon için önemli bir risk oluştururken aynı zamanda ihracatın yeniden yükselmesi hâlinde kullanılabilecek bir pazar alanı bulunduğunu da gösteriyor. İhracat önceki sezon seviyesine dönerse 704 bin 941 tonluk rekoltenin önemli bölümü pazarlanabilir. Dış satışlar düşük kalırsa iç piyasada arz baskısı oluşabilir ve TMO’nun alım kapasitesi fiyat açısından daha belirleyici hâle gelir. Türkiye’nin ihracatı yalnızca tonaj üzerinden değil, ihraç edilen ürünün ortalama fiyatı, işlenmiş ürün payı, döviz geliri ve kilogram başına katma değeri üzerinden de değerlendirilmelidir. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR Türkiye’de fındık fiyatı yalnızca ülke içindeki rekolte üzerinden belirlenemez. ABD, Şili, İtalya, Çin, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve diğer üretici ülkelerin rekoltesindeki değişiklikler, küresel alıcıların satın alma seçeneklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye için 704 bin 941 tonluk Bakanlık koordinasyonlu rekolte esas alınarak uluslararası ülke tahminleriyle birlikte yapılan hesaplama, dünya kabuklu fındık üretiminin yaklaşık 1 milyon 327 bin ton düzeyine ulaşabileceğini gösteriyor. Bu rakam, farklı ülkeler için açıklanan tahminlerin Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesiyle birleştirilmesi sonucunda elde edilen analitik bir göstergedir; resmî bir dünya rekolte açıklaması değildir. Önceki sezon için açıklanan yaklaşık 1 milyon 80 bin tonluk dünya üretimiyle karşılaştırıldığında küresel üretimde yaklaşık 247 bin tonluk, başka bir ifadeyle yüzde 22,8 oranında artış ortaya çıkıyor. Dünya üretimindeki bu artış, alıcıların ürün bulmasını kolaylaştırabilir ve uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Ancak dünya piyasasına sunulacak gerçek miktar; randıman, kalite, zararlı etkisi, ihracata uygun ürün oranı ve ülkelerin stok politikalarına göre değişecek. TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜRETİCİLERİN DURUMU 2026-2027 sezonuna ilişkin uluslararası tahminlerde Türkiye dışındaki başlıca üretici ülkeler için şu rakamlar yer alıyor: Ülke Üretim tahmini Önceki sezona göre değişim ABD 123.500 ton %12,3 artış Şili 120.000 ton %0,6 azalış Çin 100.000 ton %13,6 artış İtalya 90.000 ton %38,5 artış Azerbaycan 65.000 ton %8,3 artış Gürcistan 45.000 ton Değişim beklenmiyor İran 22.600 ton %5,8 azalış İspanya 10.530 ton %40,4 artış Fransa 9.500 ton %5,6 artış Türkiye dışındaki bu dokuz üretici ülkenin toplam tahmini üretimi yaklaşık 586 bin 630 tona ulaşıyor. Küresel alıcıların tamamı aynı kalite ve özellikte ürün sunmasa da bu ülkeler Türkiye’ye alternatif kaynak oluşturuyor. ABD, Çin, İtalya, Azerbaycan, İspanya ve Fransa’da üretim artışı beklenmesi, Türkiye’nin dünya pazarındaki fiyat ve satış politikasını daha dikkatli oluşturmasını gerektiriyor. Türkiye üretimde açık ara liderliğini koruyor. Ancak bu üstünlüğün devamı yalnızca yüksek tonaja değil; kaliteye, izlenebilirliğe, zamanında teslimata, istikrarlı fiyat politikasına ve üreticinin bahçede kalmasına bağlı. GÜNEY YARIM KÜRE 2026 ÜRÜNÜNÜ PAZARA SUNDU Türkiye, ABD, İtalya, Gürcistan ve Azerbaycan’da 2026 ürünü henüz hasat aşamasına gelirken Güney Yarım Küre’de üretim takvimi farklı işliyor. Güney Yarım Küre’nin en önemli fındık üreticisi Şili, 2026 mahsulünü yılın ilk aylarında topladı ve Türkiye yeni sezona başlamadan uluslararası pazara sundu. Şili’nin 2026 yılı üretimi yaklaşık 120 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar önceki sezona göre artış değil, yaklaşık yüzde 0,6 oranında sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Bununla birlikte Şili’nin üretim kapasitesi uzun vadede hızlı biçimde büyüyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı ODEPA verilerine göre ülkedeki fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yılda fındık alanı yaklaşık iki katına çıktı. Yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15,1 olarak hesaplandı. Yeni bahçelerin verime yatmasıyla Şili’nin gelecek yıllarda üretimini artırma potansiyeli bulunuyor. Şili’nin 2026 üretimi geçen sezona göre belirgin biçimde artmamış olsa da 120 bin tonluk ürününü Türkiye’den önce pazara sunması önemli. Dünya sanayicisi ve büyük alıcılar, Türkiye’nin yeni mahsulü piyasaya çıkmadan Şili’den ürün temin edebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de taban fiyat belirlenirken yalnızca ağustos ayında bahçeden çıkacak yerli fındık değil, Şili’nin yılın ilk yarısında dünya pazarına sunduğu ürünün miktarı, satış fiyatı ve alıcıların elindeki stok da analiz edilmeli. ALICILARIN ALTERNATİFİ ARTIYOR ABD’nin 123 bin 500, Şili’nin 120 bin, Çin’in 100 bin ve İtalya’nın 90 bin tonluk üretim tahminleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca bu dört ülkenin toplam üretimi 433 bin 500 tona ulaşıyor. Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve Fransa da hesaba katıldığında Türkiye dışındaki arz genişliyor. Türkiye hâlâ dünya fındık üretiminin en büyük bölümünü karşılıyor ancak uluslararası alıcıların alternatif tedarik kaynakları artıyor. Bu durum üretici fiyatını düşürmek için gerekçe yapılmamalı. Türkiye’nin rekabet gücü üreticiyi maliyetinin altında ürün satmaya zorlayarak korunamaz. Kalite, verimlilik, kahverengi kokarca ve diğer zararlılarla mücadele, işlenmiş ürün ihracatı, marka değeri ve pazar çeşitliliği artırılmalı. Üreticinin maliyeti ile dünya piyasasının ödeme kapasitesi arasındaki fark, üreticinin gelirinden kesilerek kapatılmamalı. TMO’NUN KAÇ TON FINDIK ALACAĞI ÖNCEDEN AÇIKLANMALI Yeni sezonda fiyatın yönünü yalnızca açıklanacak taban fiyat değil, TMO’nun piyasadan ne kadar fındık almayı planladığı da belirleyecek. TMO’nun alım hedefi bilinmeden açıklanan fiyatın piyasayı ne ölçüde destekleyeceği hesaplanamaz. TMO’nun 100 bin ton alım yapmasıyla 200 bin ton alım yapması, serbest piyasadaki kısa vadeli arz bakımından aynı sonucu doğurmaz. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi esas alındığında, TMO’nun 100 bin ton ürün alması hâlinde yaklaşık 604 bin 941 ton; 200 bin ton alması hâlinde ise yaklaşık 504 bin 941 tonluk ürün özel piyasa, iç tüketim ve ihracat kanallarında kalır. Türkiye rekoltesi TMO alım hedefi Diğer kanallarda kalabilecek miktar 704.941 ton 100.000 ton 604.941 ton 704.941 ton 200.000 ton 504.941 ton Alım hedefindeki 100 bin tonluk fark, toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 14,2’sine karşılık geliyor. Bu büyüklük, hasat döneminde piyasaya gelecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir. Bu hesap, TMO’nun aldığı ürünü aynı sezon içinde yeniden satışa çıkarmadığı varsayımına dayanıyor. Kurum ürünü piyasadan aldıktan kısa süre sonra yeniden satarsa alımın arz üzerindeki düzenleyici etkisi zayıflar. Bu nedenle yalnızca alım hedefi değil, alınan fındığın ne kadar süre stokta tutulacağı ve hangi koşullarda satışa çıkarılacağı da önceden açıklanmalı. TMO’nun yüksek bir fiyat açıklayıp sınırlı miktarda ürün alması üreticiyi yeterince korumayabilir. Alım kotası düşük tutulur, randevu sistemi yavaş işler veya ürün bedelleri gecikirse üretici yeniden tüccara yönelmek zorunda kalabilir. Bu durumda açıklanan fiyat, piyasanın tamamını yönlendiren taban fiyat olmaktan çıkar. TMO FİYATLA BİRLİKTE ALIM PROGRAMINI DA YAYIMLAMALI TMO yalnızca kilogram başına alım fiyatını duyurmamalı. Kurum, her sezon öncesinde uygulanabilir ve denetlenebilir bir alım programı yayımlamalı. Bu programda şu bilgiler yer almalı: Sezon boyunca alınması planlanan toplam fındık miktarı, Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun ve Batı Karadeniz için ayrılan alım kapasitesi, Giresun, Levant ve Sivri kaliteye göre hedeflenen alım miktarları, İl ve ilçelerde açılacak alım noktaları, Alım noktalarının günlük ve haftalık kapasitesi, Üretici başına uygulanacak teslimat sınırı, Randevu takvimi ve ürün kabul kriterleri, Ürün bedellerinin kesin ödeme süresi, Alınan ürünün ne kadar süre stokta tutulacağı, Sezon içinde yapılabilecek satışların takvimi ve yöntemi. TMO’nun 100 bin ton mu, 200 bin ton mu yoksa daha yüksek miktarda mı fındık alacağını üretici hasattan önce bilmeli. Çünkü alım hedefindeki her 100 bin tonluk fark, piyasaya kısa dönemde girecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkiler. ÜRETİCİNİN SÜRDÜREBİLECEĞİ, ALICININ KARŞILAYABİLECEĞİ FİYAT Fındık fiyatı yalnızca üreticinin maliyetine veya yalnızca alıcının ödeme isteğine göre belirlenemez. Sağlıklı bir fiyat için üretim maliyeti, aile emeği, enflasyon, refah payı, bölgesel kalite farkı, 704 bin 941 tonluk Türkiye rekoltesi, dünya üretimi, ihracat fiyatı, döviz kuru, sanayicinin işleme maliyeti ve TMO’nun alım kapasitesi aynı model içinde değerlendirilmelidir. Üreticinin maliyetinin altında kalan fiyat bahçe bakımını azaltır, kırsaldan göçü hızlandırır ve gelecek yıllardaki üretimi tehlikeye atar. Dünya piyasasından tamamen kopan ve hesaplanabilir ticari karşılığı gösterilmeyen fiyat ise ihracatın gerilemesine, alıcının başka ülkelere yönelmesine ve ürünün iç piyasada birikmesine yol açabilir. Bu nedenle açıklanacak fiyatın hesabı kamuoyuna açık olmalı. Üreticinin üretimi sürdürebileceği, ailesinin emeğinin karşılığını alabileceği ve makul bir refah payına ulaşabileceği fiyatla; ihracatçı ve sanayicinin dünya pazarında alım yapıp rekabet edebileceği fiyat arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalı. Bu dengeyi sağlamak için üreticinin gelirinden vazgeçmesi istenmemeli. Devlet; alan bazlı destek, kalite primi, bölgesel üretim desteği, uygun finansman, ihracat teşviki, lisanslı depoculuk ve güçlü TMO alımıyla maliyet ile piyasa fiyatı arasındaki baskıyı azaltmalı. Üretici yalnızca açıklanan fiyatı değil, TMO’nun o fiyattan kaç ton ürün alacağını da bilmek zorundadır. Alıcı da sezon boyunca uygulanacak alım, stok ve satış politikasını öngörebilmelidir. Fındık politikası popüler rakam açıklamalarıyla değil, denetlenebilir veri ve sürdürülebilir üretim hesabıyla kurulabilir. Doğru fiyat; yalnızca o gün en yüksek söylenen rakam değil, üreticinin emeğini karşılayan, üretimin devamını sağlayan, alıcının dünya pazarında karşılık bulabildiği ve uygulanabilir bir alım programıyla desteklenen fiyattır.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ:  HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYANIN YENİ GÜCÜ: HER 10 MEYVE BAHÇESİNDEN BİRİ FINDIK Şili’de Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263 hektara ulaştı. Ülkedeki toplam meyve alanlarının yüzde 9,7’sini kaplayan fındık, Şili’yi Türkiye’nin ardından dünyanın en büyük ikinci üreticisi konumuna taşıdı. Sektör temsilcileri, dikim alanlarının gelecek 10 yılda 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Şili, Avrupa fındığı üretiminde son yıllarda gerçekleştirdiği hızlı büyümeyle dünya pazarındaki ağırlığını artırıyor. Ülkede dikili her 10 meyve ağacından yaklaşık birinin artık fındık olması, bu ürünün Şili tarımındaki yükselişini ortaya koyuyor. Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi Odepa, Şili Gümrük İdaresi ve sektör temsilcilerinin verilerine göre Avrupa fındığı dikim alanı 2025 yılında 49 bin 263,6 hektara yükseldi. Bu alan, Şili’deki toplam meyve üretim sahalarının yüzde 9,7’sine karşılık geliyor. Ülkede 1999 yılında yalnızca 30 hektar olan fındık bahçelerinin yaklaşık çeyrek asır içinde 49 bin hektarın üzerine çıkması, sektörde yaşanan dönüşümün boyutunu gösteriyor. Bu büyümeyle birlikte Şili; ABD ve İtalya’yı geride bırakarak, dünya fındık üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti. Türkiye, küresel fındık üretimindeki tarihsel liderliğini sürdürürken Şili özellikle Güney Yarım Küre’deki üretim takvimi, yüksek verim ve sanayiye yönelik kaliteli ürün avantajıyla öne çıkıyor. FINDIK ÜRETİMİNİN MERKEZİ MAULE Şili’de Avrupa fındığı üretiminin en yoğun olduğu bölge Maule oldu. Odepa’nın meyve alanları envanterine göre Maule’de 21 bin 857,2 hektar fındık bahçesi bulunuyor. Maule’yi şu bölgeler izliyor: La Araucanía: 9 bin 768,3 hektarÑuble: 8 bin 850,2 hektarBiobío: 4 bin 956,3 hektarLos Ríos: 2 bin 331,9 hektarLos Lagos: 1.433,8 hektar Bu dağılım, Şili’de fındık üretiminin ağırlıklı olarak ülkenin orta ve güney kesimlerinde yoğunlaştığını gösteriyor. İklim koşulları, geniş tarım alanları ve mekanizasyona elverişli bahçeler, bölgedeki büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. HEDEF 10 YILDA 120 BİN HEKTARIN ÜZERİ Şilili üretici ve “La Avellana, el sabor que conquista al mundo” adlı kitabın yazarı Christian Chadwick, ülkedeki fındık dikim alanlarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 120 bin hektarı aşabileceğini öngörüyor. Chadwick’e göre Şili’de sektörün güncel saha tahminleri yaklaşık 70 bin hektarlık bir üretim potansiyeline işaret ediyor. Resmî envanterlerde kayıtlı alan daha düşük görünmesine rağmen yeni tesis edilen ve henüz tümüyle üretime geçmeyen bahçelerle birlikte sektörün fiilî büyüklüğünün daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Küresel pazarda yüksek kaliteli Avrupa fındığı arzının sınırlı kaldığını belirten Chadwick, yakın gelecekte dünya arzını köklü biçimde artırabilecek güçlü yeni üretici ülkelerin bulunmadığına dikkat çekiyor. Bu tablonun, uzun vadede satış fiyatlarını desteklemesi ve Şili’deki yeni bahçe yatırımlarını teşvik etmesi bekleniyor. İHRACATTA 504,9 MİLYON DOLARLIK REKOR Fındık üretimindeki büyüme, Şili’nin dış ticaret rakamlarına da doğrudan yansıdı. Şili Gümrük İdaresi verilerine göre ülkenin fındık ihracatı 2025 yılında 504,9 milyon dolar FOB değere ulaştı. Bu rakam, Şili fındık sektörünün bugüne kadar kaydettiği en yüksek ihracat değeri oldu. Şili fındığının 2025 yılındaki başlıca pazarları şöyle sıralandı: İtalya: 237,7 milyon dolarAlmanya: 93,3 milyon dolarPolonya: 81,1 milyon dolarBrezilya: 39,2 milyon dolar 2026 yılının ocak-mayıs döneminde ise ihracat değeri 122,5 milyon dolar FOB olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk beş aylık rakamlarının sezonun tamamını kapsamadığı ve ihracatın hasat, işleme ve sevkiyat takvimine bağlı olarak yıl içinde değişebildiği belirtiliyor. TONDA DE GİFFONİ EN YAYGIN ÇEŞİT Şili’deki fındık bahçelerinde farklı ticari çeşitler yetiştiriliyor. Ülkede en fazla kullanılan çeşitler arasında: BarcelonaTonda de GiffoniTonda Gentile delle LangheYamhillLewisRomana yer alıyor. Bu çeşitler arasında Tonda de Giffoni, Şili’de en yaygın yetiştirilen fındık çeşidi olarak öne çıkıyor. İtalyan kökenli bu çeşit; sanayiye uygunluğu, iç kalitesi ve çikolata sektöründeki kullanım özellikleri nedeniyle üreticiler ve alıcılar tarafından tercih ediliyor. Şili’de Avrupa fındığının ortalama veriminin hektar başına 3 bin ile 3 bin 500 kilogram arasında değiştiği belirtiliyor. Ürünün vegetatif gelişim süreci yaklaşık 190 ile 220 gün sürerken tüketim ve işleme aşamasında tane neminin yaklaşık yüzde 6 seviyesine kadar düşürülmesi gerekiyor. Fındığın su ihtiyacının diğer bazı ticari meyve türlerine göre daha sınırlı olduğu, sulama gereksiniminin hektar başına yaklaşık saniyede 0,75 litre düzeyinde bulunduğu ifade ediliyor. Ancak ihtiyaç duyulan su miktarı; bölgenin iklimine, toprağın yapısına, bahçenin yaşına ve sulama sisteminin verimliliğine göre değişebiliyor. ÜRETİMİN YÜZDE 99’U ÇİKOLATA SANAYİSİNE GİDİYOR Şili’de üretilen fındığın yaklaşık yüzde 99’u çikolata ve şekerleme sanayisinde değerlendiriliyor. Bu oran, ülkedeki üretim modelinin büyük ölçüde sanayi talebi ve ihracat üzerine kurulduğunu gösteriyor. Fındık; çikolata, pralin, sürülebilir krema, dondurma, atıştırmalık, unlu mamul, bitkisel yağ, kozmetik ürün ve bitkisel içecek üretiminde kullanılıyor. Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden Ferrero’nun ürünleri, Şili’deki fındık sektörünün büyümesinde önemli rol oynuyor. PlanetNuts’un aktardığı verilere göre Nutella’nın içeriğinin yaklaşık yüzde 13’ünü fındık oluşturuyor. Bir Ferrero Rocher çikolatasının üretiminde ise doğrudan ve işlenmiş bileşenleriyle yaklaşık dört fındığın kullanıldığı belirtiliyor. FERRERO İÇİN STRATEJİK ÜLKE Ferrero’nun Şili’deki tarımsal faaliyetlerini yürüten AgriChile’nin Genel Müdürü Camillo Scocco, Şili’nin şirketin küresel tedarik zincirinde stratejik bir konuma ulaştığını belirtiyor. Scocco’ya göre ülkenin iklim koşulları, üretilen fındığın kalitesi ve üreticilerle sanayi arasında kurulan iş birliği, Şili’yi küresel pazarda güçlü bir tedarik merkezine dönüştürdü. 2025 sezonundaki üretim performansının Şili’yi dünyanın ikinci büyük fındık üreticisi konumuna taşıdığını vurgulayan Scocco, büyümenin devam edebilmesi için yalnızca üretim miktarının artırılmasının yeterli olmayacağına dikkat çekiyor. Scocco, sektörün geleceğini belirleyecek iki temel unsurun yüksek kaliteli ürün ve sürdürülebilir üretim olduğunu ifade ediyor. Üretim alanları genişlerken toprak, su, iş gücü, izlenebilirlik ve çevresel etkilerin de birlikte yönetilmesi gerektiğini belirtiyor. ABD İLE İKİNCİLİK REKABETİ SÜRECEK Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres de ülkenin dünya üretimindeki ikinci sırasını koruyabileceği görüşünde. Viñambres, özellikle ABD ile ikinci sırada ciddi bir rekabet yaşandığını ancak Şili’nin hızla genişleyen dikim alanları, hektar başına yüksek verimi ve ürün kalitesi sayesinde önemli avantajlara sahip olduğunu belirtiyor. Şili’nin Güney Yarım Küre’de bulunması da ülkeye farklı bir ticari üstünlük sağlıyor. Kuzey Yarım Küre’deki büyük üretici ülkelerin hasat dönemlerinden farklı zamanda piyasaya ürün sunabilen Şili, çikolata ve gıda sanayisinin yıl boyunca devam eden ham madde ihtiyacına cevap verebiliyor. BÜYÜMENİN SINAVI KALİTE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OLACAK Şili’de Avrupa fındığı, ülkenin en hızlı büyüyen tarımsal ürünlerinden biri haline geldi. Dikim alanlarının genişlemesi, ihracat gelirlerinin rekor seviyeye ulaşması ve uluslararası çikolata sanayisinin güçlü talebi, sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğine işaret ediyor. Ancak hızlı büyüme aynı zamanda yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Hasat ve işleme tesislerinin kapasitesi, depolama ve lojistik altyapısı, nitelikli iş gücü, sulama yönetimi, ürün izlenebilirliği ve çevresel sürdürülebilirlik, sektörün yeni döneminde belirleyici olacak. Şili’nin Türkiye’nin ardından dünya fındık üretiminde ikinci sıraya yükselmesi, küresel fındık pazarının artık yalnızca geleneksel üretici ülkeler üzerinden şekillenmediğini gösteriyor. Üretim alanlarını hızla artıran Şili, önümüzdeki 10 yılda hem çikolata sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri olmayı hem de dünya fındık ticaretindeki payını daha da büyütmeyi hedefliyor. HABER KÜNYESİ Özgün haberin yazarı: Camila Muñoz Silva – PlanetNuts gazetecisi Yayın tarihi: 13 Temmuz 2026 Özgün yayın: PlanetNuts Ana kaynak: Economía y Negocios – El Mercurio Veri kaynakları: Şili Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Ofisi (Odepa), Şili Gümrük İdaresi, AgriChile ve Şili Fındık Komitesi KAYNAKÇA PlanetNuts, “Chile consolida su liderazgo en avellanos: uno de cada diez frutales plantados en el país corresponde a este cultivo”, Camila Muñoz Silva, Temmuz 2026. Economía y Negocios – El Mercurio, Şili Avrupa fındığı üretimi ve ihracatına ilişkin sektör araştırması. Odepa, Şili meyve üretim alanları ve bölgesel dikim envanteri. Şili Gümrük İdaresi, 2025 ve 2026 fındık ihracat verileri. AgriChile Genel Müdürü Camillo Scocco’nun sektör değerlendirmeleri. Şili Fındık Komitesi Başkanı Rodrigo Viñambres’in üretim ve pazar öngörüleri. Christian Chadwick, La Avellana, el sabor que conquista al mundo.

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: Haber

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK:

FERRERO ŞİLİ’DE FINDIK BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRECEK: “KÜRESEL PAZARIN YENİ DENGESİ ÜRETİCİ ÇEŞİTLİLİĞİYLE KURULACAK” Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyüme hedefinden geri adım atmıyor. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında konuşan AgriChile yetkilileri; fiyat istikrarı, kalite, depolama, sürdürülebilirlik, rejeneratif tarım ve yeni yatırımlar üzerinden Şili’nin küresel fındık pazarında daha güçlü bir aktör haline geldiğini anlattı. Ferrero ve AgriChile’den Şili Fındığına Güçlü Büyüme Mesajı Dünya fındık ve çikolata sektörünün en büyük aktörlerinden Ferrero’nun Şili’deki iştiraki AgriChile, Avrupa fındığında büyümenin devam edeceğini açıkladı. RedAgrícola’nın “On The Road Chile” programında ele alınan değerlendirmelerde, Şili’nin fındık üretimindeki yükselişi; kalite, iklim avantajı, yatırım kapasitesi, sürdürülebilirlik ve yeni üretici bölgelerin küresel pazara etkisi üzerinden değerlendirildi. Programda verilen mesajlara göre AgriChile, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca bugünkü hacimle sınırlı kalmayacağını, ülkenin uygun iklim koşulları, artan işleme kapasitesi ve üretim tecrübesiyle önümüzdeki yıllarda da büyümeyi sürdüreceğini öngörüyor. Küresel Fındıkta Fiyat Dengesi: Tek Ülkeye Bağımlılık Azalıyor AgriChile Genel Müdürü Camilo Socco’nun değerlendirmelerine göre fındık fiyatları artık yalnızca yerel üretim koşullarıyla değil, küresel arz-talep dengesiyle şekilleniyor. Bir ülkedeki üretim düşüşü ya da artışı, dünya genelinde hammadde bulunabilirliğini doğrudan etkiliyor. Programda, fiyatlarda yaşanan sert dalgalanmaların küresel piyasa açısından sağlıklı olmadığı vurgulandı. Bu nedenle Şili, Oregon ve Balkanlar gibi farklı üretim merkezlerinin gelişmesinin, gelecekte fındık fiyatlarının daha dengeli seyretmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi. Şili, Avrupa Fındığında İkinci Güç Olarak Öne Çıkıyor Yayında, Şili’nin Avrupa fındığında önemli bir üretici ülke konumuna geldiği belirtilirken, Oregon’un da Şili’ye yakın hacimlerle büyüdüğü, Balkanlar’da ise üretimin gelişme aşamasında olduğu aktarıldı. Bu tablo, küresel fındık pazarında geleneksel üretici ülkelerin yanında yeni merkezlerin de güç kazandığını gösteriyor. AgriChile’ye göre üretici ülke çeşitliliğinin artması, yalnızca arzı büyütmekle kalmayacak; aynı zamanda fiyat istikrarı açısından da pazara katkı sunacak. Kalite Vurgusu: “Şili Fındığında A ve B Kalite Oranı Güçlü” Programda Şili’deki mevcut sezonun kalite açısından dirençli geçtiği belirtildi. AgriChile yetkilileri, bu sezon ürün kalitesinde önceki yıllara göre ciddi bir fark oluşmadığını, A ve B kalite oranının güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Yetkililere göre bu kalite düzeyi, Şili fındığını diğer üretim bölgelerinden ayıran başlıca unsurlardan biri. Ancak bazı bölgelerde küf ve zararlı baskısında küçük artışlar gözlendiği, bunun şu an için endişe verici boyutta olmadığı; buna rağmen gelecek sezonlar için dikkatli olunması gerektiği kaydedildi. Hasat Sonrası Kritik Uyarı: Depolama Kaliteyi Belirleyecek AgriChile’nin üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri hasat sonrası depolama oldu. Artan üretim hacminin, tarladan alıcıya kadar geçen süreçte daha güçlü bir ara depolama altyapısını zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Yetkililer, ürünün temizlenip kurutulduktan sonra uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiğini belirtti. Büyük havalandırmalı çuvallar ve silo sistemleri, fındığın nem, küf ve kalite kaybı yaşamadan alıcı tesislere ulaşması için etkili çözümler arasında gösterildi. “İyi Sezon, Yatırım İçin Fırsat” AgriChile temsilcileri, Şili’de bu sezonun hem fiyat hem de ürün hacmi açısından üreticiye önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Bu nedenle üreticilere temizleme, kurutma ve ara depolama yatırımlarını artırma çağrısı yapıldı. Programda, kaliteyi korumanın yalnızca üretim aşamasında değil, hasat sonrasında da başladığı vurgulandı. Fındığın pazara güçlü girebilmesi için üreticinin tarladaki başarısını depolama ve işleme süreçleriyle tamamlaması gerektiği ifade edildi. Bilimsel Araştırma Sahaya İndiriliyor AgriChile’nin Ar-Ge çalışmalarında da dikkat çeken başlıklar yer aldı. Şirketin düzenlediği bilimsel toplantılarda, Şili’de Avrupa fındığı üzerine yürütülen iki-üç yıllık ve daha uzun süreli araştırmaların üreticiye aktarılması hedefleniyor. Araştırmalar; besleme, sulama, zararlı ve hastalık kontrolü, karbon ayak izi, sürdürülebilir üretim, biyolojik mücadele ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara yoğunlaşıyor. AgriChile yetkilileri, bu çalışmaların doğrudan üreticinin agronomik yönetimini geliştirmeye dönük olduğunu belirtti. Zararlılarla Mücadelede Yeni Dönem Programda, Şili’nin güney bölgelerinde sorun oluşturan bazı zararlılar için yeni mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. Özellikle tuzak sistemleri, düşük çevresel etkiye sahip uygulamalar, biyolojik mücadele ve entegre zararlı yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AgriChile’ye göre gelecek dönemde yalnızca kimyasal gübreleme ve klasik mücadele yöntemleri yeterli olmayacak. Daha düşük toksikolojik etkiye sahip moleküller, biyolojik çözümler ve sürdürülebilir yönetim modelleri Avrupa fındığı üretiminde daha fazla önem kazanacak. İklim Değişikliğine Karşı Yeni Tedbirler Şili’de Avrupa fındığı üretiminde iklim değişikliği de önemli gündemlerden biri olarak öne çıktı. Özellikle ilkbahar ve yaz dönemlerinde artan radyasyon baskısına karşı bio-stimülantlar ve güneş koruyucu uygulamaların gelecekte daha fazla kullanılabileceği belirtildi. Bu değerlendirme, fındık üretiminde yalnızca verim ve kalite değil, değişen iklim koşullarına uyum kabiliyetinin de stratejik öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Sahadan Başlıyor Ferrero ve AgriChile’nin üzerinde durduğu ana başlıklardan biri de sürdürülebilirlik oldu. Programda sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir tercih değil; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutları olan temel bir üretim yaklaşımı olduğu ifade edildi. AgriChile temsilcileri, tüketicinin artık sürdürülebilir üretim beklentisinin arttığını, bu nedenle fındık tedarik zincirinde sürdürülebilir uygulamaların doğrudan sahadan başlaması gerektiğini vurguladı. Rejeneratif Tarım: Daha Az Kimyasal, Daha Çok Biyolojik Denge Yayında, AgriChile’nin rejeneratif tarımı sahada uygulamaya çalıştığı belirtildi. Bu kapsamda kimyasal gübre kullanımının azaltılması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, faydalı böceklerin korunması ve doğal yaşam alanlarının üretim sahaları içinde desteklenmesi öne çıkarıldı. Tarla kenarlarında oluşturulan çiçekli alanların yalnızca görsel amaç taşımadığı, faydalı böcekler için biyolojik koridor görevi gördüğü anlatıldı. İşlenmeyen alanların doğallaştırılmasıyla flora ve fauna için yaşam alanı oluşturulduğu, bunun da üretim ekosistemine katkı sağladığı ifade edildi. “Farklı Yapmak, Daha Pahalı Yapmak Değildir” AgriChile yetkilileri, sürdürülebilir ve rejeneratif tarım uygulamalarının her zaman daha yüksek maliyet ya da daha düşük üretim anlamına gelmediğini vurguladı. Programda, “bir işi farklı yapmak” ile “daha pahalı yapmak” arasında doğrudan bir bağ kurulamayacağı mesajı verildi. Bu yaklaşım, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevre duyarlılığı olarak değil, aynı zamanda verimlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da ele aldığını gösteriyor. Yeni Üreticilere Mesaj: “Doğru Yer, Doğru Planlama, Doğru Dikim” Avrupa fındığını farklı meyve türlerinden ya da geleneksel tarım ürünlerinden geçiş yapmak isteyen üreticiler için de değerlendiren AgriChile, en kritik unsurun doğru ekonomik analiz ve doğru saha seçimi olduğunu belirtti. Yetkililere göre Avrupa fındığı geniş iklim aralıklarına uyum sağlayabilen “esnek” bir ürün. Ancak bu esneklik, plansız dikim yapılabileceği anlamına gelmiyor. Üreticilere, yatırım kararı almadan önce iyi bir fizibilite, uygun arazi seçimi ve doğru dikim planlaması yapılması çağrısı yapıldı. Üçüncü Tesisle Alım ve İşleme Kapasitesi Artacak AgriChile’nin büyüme stratejisinde yeni tesis yatırımları da kritik yer tutuyor. Programda üçüncü tesisin devreye girmesiyle birlikte şirketin meyve kabul ve işleme kapasitesinin önemli ölçüde artacağı ifade edildi. Bu yatırım, Şili’de üretim hacminin artmasına paralel olarak sanayi altyapısının da güçlendirildiğini gösteriyor. AgriChile, yalnızca üretimi değil, hasat sonrası kabul, işleme, depolama ve kalite yönetimini de büyümenin parçası olarak ele alıyor. Şili İçin 100 Bin Tonun Üzeri Konuşuluyor Programda, Şili’nin uzun vadeli üretim potansiyeline ilişkin dikkat çekici rakamlar da gündeme geldi. 80 bin hektar seviyesinde üretimin 100 bin tonun üzerine çıkabileceği, hatta uzun vadede 200 bin ton ve 300 bin ton gibi rakamların da konuşulduğu ifade edildi. AgriChile yönetimi ise bu rakamlardan çekinmediğini belirtti. Şili’nin Avrupa fındığı için elverişli iklim koşullarına sahip olduğu, farklı mikroklimaların üretim alanını genişletebileceği, yeni çeşitler ve araştırmalarla verimin daha da artırılabileceği vurgulandı. “Doğru Yapılırsa Şili Büyümeye Devam Eder” AgriChile’nin verdiği ana mesaj, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin doğru planlama ile büyümeye devam edeceği yönünde oldu. Şirket, ülkenin iklim avantajı, artan üretici ilgisi, sanayi yatırımları ve bilimsel araştırmalarla bu büyümeyi sürdürebileceğini düşünüyor. Programda, tüketicinin aradığı kaliteye cevap verilebildiği sürece Şili’nin küresel pazarda büyümesinin önünde ciddi bir engel görülmediği ifade edildi. Türkiye ve Giresun İçin Dikkat Çeken Tablo Şili’de Ferrero ve AgriChile’nin ortaya koyduğu büyüme vizyonu, Türkiye ve özellikle Giresun fındığı açısından da dikkatle okunması gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Yayında verilen mesajlar, küresel fındık rekabetinin artık yalnızca üretim miktarı üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik, depolama, izlenebilirlik, Ar-Ge, iklim uyumu ve sanayi entegrasyonu üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Bu nedenle Şili’deki büyüme hamlesi, klasik anlamda yalnızca yeni bir üretici ülkenin yükselişi değil; fındıkta yeni rekabet standartlarının da habercisi niteliği taşıyor.

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR Haber

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR

ŞİLİ FINDIKTA DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIYOR PLANETNUTS DAY AVELLANOS 2026, 13 AĞUSTOS’TA LOS ÁNGELES’TE YAPILACAK Şili’de Avrupa fındığı sektörü, 70 bin hektarı aşan dikim alanı, büyüyen teknik danışmanlık ağı, güçlenen sanayi bağlantıları, fidanlık yatırımları, ürün koruma çözümleri, bitki besleme sistemleri, işleme teknolojileri ve sürdürülebilir üretim arayışıyla yeni sezonun en kapsamlı sektör buluşmalarından birine hazırlanıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, üreticileri, danışmanları, fidanlıkları, tedarikçileri, ihracatçıları, araştırmacıları, sanayi şirketlerini ve sektör temsilcilerini 13 Ağustos 2026’da Casa Laura, Los Ángeles’te bir araya getirecek. FINDIKTA YENİ GÜÇ MERKEZİ: ŞİLİ Avrupa fındığında dünya pazarındaki ağırlığını artıran Şili, artık yalnızca üretim alanlarını genişleten bir ülke değil; teknik altyapısı, sanayi bağlantıları, sürdürülebilir üretim arayışı ve teknoloji odaklı tarımsal modeliyle küresel rekabette daha görünür hale gelen bir aktör olarak öne çıkıyor. PlanetNuts’un “Chile, potencia avellanera” başlığıyla duyurduğu PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yükselişin teknik, ticari ve stratejik boyutlarını masaya taşıyacak. Etkinlik; bahçe yönetimi, verimlilik, hastalık kontrolü, bitki besleme, biyostimülasyon, fidanlık, kaliteli bitki üretimi, işleme teknolojileri, kalite sınıflandırması, paketleme, izlenebilirlik ve küresel pazar bağlantıları gibi başlıkları aynı zeminde buluşturacak. Organizasyon, 13 Ağustos 2026 Perşembe günü Casa Laura, Los Ángeles’te 09.30-15.00 saatleri arasında yapılacak. Bilet satışları Welcu üzerinden açıldı. Program, bahçeleri ve tarımsal işletmeleri için daha doğru karar almak isteyen üreticilere, danışmanlara ve sektör profesyonellerine teknik bilgi, saha deneyimi ve stratejik değerlendirme sunmayı hedefliyor. ÜRETİCİ, DANIŞMAN, ARAŞTIRMACI VE ŞİRKETLER AYNI MASADA PlanetNuts Day Avellanos 2026, klasik bir seminerin ötesinde, Şili fındık sektörünün bütün zincirini kapsayan bir buluşma olarak hazırlanıyor. Programda üreticiler, danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, araştırmacılar, işleme teknolojisi firmaları, bitki besleme şirketleri, ürün koruma sağlayıcıları, biyolojik çözüm firmaları ve sektör liderleri aynı platformda yer alacak. Bu yapı, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin artık tek boyutlu bir büyüme süreci olmadığını gösteriyor. Yeni dönemde yalnızca daha fazla dikim alanı değil; doğru fidan materyali, sağlıklı bahçe kurulumu, verimli üretim, hastalık ve zararlı baskısına karşı koruma, sürdürülebilir girdi kullanımı, hasat sonrası işleme kapasitesi, kaliteye göre sınıflandırma ve pazara standart ürün sunma kabiliyeti de belirleyici hale geliyor. KONUŞMACILAR BELLİ OLDU PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın ilk konuşmacıları Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya olarak açıklandı. Gabriel Aguilar, Avrupa fındığı alanında uzman danışman olarak programda yer alacak. Aguilar’ın katılımı; bahçe yönetimi, hasat başarısı, sezon içi karar alma süreçleri, üretici uygulamaları ve verimliliği korumaya dönük teknik başlıkların toplantının ana eksenlerinden biri olacağını gösteriyor. Camilo Scocco, AgriChile Genel Müdürü unvanıyla etkinlikte konuşacak. Scocco’nun programa dahil edilmesi, Şili fındığının yalnızca üretim tekniğiyle değil; sanayi kapasitesi, tedarik zinciri, işleme altyapısı, ihracat, küresel pazar ve üretici-sanayi ilişkileri açısından da değerlendirileceğine işaret ediyor. Ernesto Moya ise fitopatolog ve akademisyen kimliğiyle programda yer alacak. Moya’nın katılımı; bitki sağlığı, hastalık yönetimi, patojen baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin toplantının teknik gündeminde güçlü biçimde yer alacağını ortaya koyuyor. ÜRETİCİLER TEKNİK MASADA SAHA DENEYİMİNİ AKTARACAK Etkinlikte teknik üretici masası da düzenlenecek. Bu bölümde üreticiler, kendi bahçelerinde uyguladıkları stratejileri, sezon boyunca karşılaştıkları sorunları, öğrendikleri dersleri ve elde ettikleri sonuçları sektörle paylaşacak. Bu format, Şili fındık sektöründe bilginin yalnızca uzman sunumlarıyla değil, doğrudan sahadan gelen üretici deneyimiyle de şekillendiğini gösteriyor. Çünkü verim, kalite, hastalık kontrolü, budama, sulama, bitki besleme, iklim baskısı, maliyet yönetimi ve hasat başarısı artık doğrudan bahçe ölçeğinde alınan kararlarla belirleniyor. Üretici masası, danışmanlar, firmalar, araştırmacılar ve sanayi temsilcileri için de önemli bir gözlem alanı olacak. Bu sayede hangi teknik çözümün sahada karşılık bulduğu, hangi risklerin üreticiyi zorladığı ve yeni sezonda hangi uygulamaların daha fazla önem kazanacağı daha net görülecek. SPONSORLAR FINDIKTA BÜTÜN ZİNCİRİ MASAYA TAŞIYOR PlanetNuts Day Avellanos 2026 için açıklanan sponsorlar, etkinliğin yalnızca bir üretici buluşması olmadığını; bahçe yönetiminden bitki sağlığına, fidanlık ve kaliteli bitki üretiminden biyoçözümlere, işleme teknolojilerinden ürün korumaya, bitki besleme sistemlerinden kalite sınıflandırma, paketleme ve izlenebilirliğe kadar genişleyen bir sektör platformu olarak hazırlandığını gösterdi. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero’nun sponsorlar arasında yer alması, Şili fındık sektöründe üretimden sanayiye uzanan bütün zincirin teknik ve ticari gündeme taşındığını ortaya koyuyor. TRINUTS: TEKNİK DANIŞMANLIK VE BAHÇE YÖNETİMİ Trinuts, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Şirket, fındık, ceviz, badem ve kestane alanlarında teknik danışmanlık ve üretim süreçleri üzerine çalışan yapısıyla öne çıkıyor. 30 yılı aşkın tarımsal deneyime sahip Trinuts, çok disiplinli ekibiyle üreticilere bahçe koşullarına göre uyarlanmış teknik çözümler sunuyor. Şirketin çalışma alanı; bahçe verimliliği, üretim etkinliği, kârlılık, saha danışmanlığı ve üreticiye özel strateji geliştirme başlıklarında yoğunlaşıyor. Trinuts’un programa dahil edilmesi, 2026 buluşmasında bahçe yönetimi, verimlilik, teknik danışmanlık ve üretim süreçlerinin güçlü biçimde işleneceğini gösteriyor. FITOTECNOLOGÍA: BİYOTEKNOLOJİ VE DOĞAL KAYNAKLI GİRDİLER Fitotecnología, Maule Bölgesi çıkışlı bir Şili şirketi olarak sponsorlar arasında yer aldı. Şirket, fitokimyasal bileşikler ve biyoteknoloji temelli doğal kaynaklı tarımsal girdiler geliştirme alanında çalışıyor. Fitotecnología’nın iştigal alanları arasında biyostimülasyon, bitki besleme ve ürün koruma çözümleri bulunuyor. Bu sponsorluk, 2026 buluşmasında bitki sağlığı, besleme verimliliği, biyolojik temelli tarımsal girdiler ve sürdürülebilir üretim başlıklarının daha fazla öne çıkacağını gösteriyor. PACK-MAN: İŞLEME TEKNOLOJİLERİ VE OTOMASYON Pack-Man, meyve ve kuru yemiş işleme teknolojileri alanındaki uzmanlığıyla sponsorlar arasında açıklandı. Şirket, 10 yılı aşkın deneyimiyle özel projeler, yüksek seviyeli ekipman, otomasyon çözümleri ve uzman teknik servis hizmetleri geliştiriyor. Pack-Man’in programa katılması, Şili fındık sektöründe hasat sonrası işleme kapasitesinin stratejik bir başlık haline geldiğini gösteriyor. Üretim miktarı büyüdükçe, kalite standardını koruyacak, işleme hızını artıracak ve sanayi kapasitesini güçlendirecek teknolojilere duyulan ihtiyaç da artıyor. UPL: ÜRÜN KORUMA, BİTKİ BESLEME VE BİYOÇÖZÜMLER UPL, tarım çözümleri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren şirketlerden biri olarak PlanetNuts Day Avellanos 2026 sponsorları arasında yer aldı. Şirket, ürün koruma, bitki besleme ve biyoçözümlerden oluşan portföyüyle daha verimli, sürdürülebilir ve dayanıklı üretim modellerini destekliyor. UPL’nin OpenAg yaklaşımı, iş birliği ve inovasyon yoluyla üreticilere geleceğe hazırlıklı tarım araçları sunmayı hedefliyor. Bu çerçeve, Şili fındık sektöründe bitki dayanıklılığı, iklim baskısına uyum, ürün sağlığı ve verim istikrarı başlıklarını güçlendiriyor. ROVENSA NEXT CHILE: BİYOÇÖZÜMLER VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM Rovensa Next Chile, sürdürülebilir tarım için biyoçözümler alanındaki küresel yapısıyla sponsorlar arasında yer aldı. Şirketin portföyünde biyostimülantlar, biyogübreler, biyo-besleme ürünleri, biyokontrol çözümleri ve adjuvantlar bulunuyor. Rovensa Next Chile’nin katılımı, Şili fındık sektöründe biyolojik çözümler, kalite, verimlilik, çevresel sürdürülebilirlik ve bitki sağlığı başlıklarının daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor. FERTIGLOBAL VE FERTIAMERICA: BİTKİ BESLEME TEKNOLOJİLERİ FertiGlobal ve Fertiamerica da sponsorlar arasında açıklandı. FertiGlobal, biyostimülantlar ve bitki besleme teknolojileri alanında uzmanlaşmış uluslararası bir şirket olarak tanıtıldı. Fertiamerica ise FertiGlobal’in Şili’deki resmi distribütörü ve iş ortağı olarak bu teknolojileri Şilili üreticilere ulaştırıyor. Bu yapı, Avrupa fındığında modern bitki besleme, verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik başlıklarını güçlendiriyor. SUMITOMO CHEMICAL CHILE: ÜRÜN KORUMA VE TARIMSAL ÜRETKENLİK Sumitomo Chemical Chile, ürün koruma ve tarımsal üretkenlik çözümleriyle programa dahil oldu. Küresel ölçekte tarımsal inovasyon alanında faaliyet gösteren şirket, kimyasal ve biyolojik teknolojileri birleştirerek daha verimli ve sürdürülebilir üretimi destekliyor. Şirketin AgroSolutions bölümü, üreticilere verimlilik, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği başlıklarında çözüm araçları sunuyor. Sumitomo Chemical Chile’nin sponsorluğu, toplantının bitki sağlığı, ürün koruma, verimlilik ve gıda güvenliği hattını güçlendirdi. ANAGRA: BİTKİ BESLEME, ÜRÜN KORUMA VE BİYOSTİMÜLASYON Anagra, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. Tarım sektöründeki geniş geçmişiyle tanıtılan şirket, bitki besleme, ürün koruma, biyostimülasyon ve tarımsal teknolojiler alanındaki kapsamlı çözümleriyle programa dahil oldu. Anagra, daha verimli ve sürdürülebilir tarım için üreticilere stratejik iş ortağı olarak konumlanıyor. Şirketin teknik destek ve yenilikçi tarımsal uygulamalara dönük yaklaşımı, yüksek verimli meyveciliğin gelişimine katkı sağlayan başlıklar arasında yer alıyor. UNITEC: İŞLEME, SINIFLANDIRMA, KALİBRASYON VE PAKETLEME UNITEC, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın sponsorları arasında yer aldı. 100 yılı aşkın deneyime sahip şirket, meyve, kuru yemiş ve sebzelerin işlenmesi, kalite sınıflandırması, kalibrasyonu ve paketlenmesine yönelik yenilikçi teknolojiler geliştiren küresel bir referans olarak tanıtıldı. UNITEC’in çözümleri, agro-gıda sektöründe verimlilik, izlenebilirlik ve kaliteyi artırmaya odaklanıyor. Şirketin programa dahil edilmesi, 2026 buluşmasının hasat sonrası süreçler, kalite standardı, izlenebilirlik, kalibrasyon, paketleme ve agro-gıda teknolojileri boyutunu güçlendirdi. POINT CHILE: AGROKİMYA, BİYOLOJİK ÜRÜNLER VE BESLEME ÇÖZÜMLERİ Point Chile de PlanetNuts Day Avellanos’un sponsorları arasına katıldı. Yaklaşık 40 yıllık geçmişe sahip şirket, tarım çözümleri geliştirme alanındaki deneyimiyle etkinlikte yer alacak. Point Chile; agro kimyasallar, biyolojik ürünler ve bitki besleme çözümlerinden oluşan geniş portföyüyle tanıtıldı. Şirketin, Şili’nin başlıca tarım bölgelerinde görev yapan teknik ekibiyle üreticilere sahada destek sunduğu belirtildi. Point Chile’nin sponsorluğu, PlanetNuts Day Avellanos’un ürün koruma, biyolojik çözümler, bitki besleme, teknik danışmanlık ve tarımsal inovasyon başlıklarını daha da güçlendirdi. Şirketin kalite, yenilik ve üreticiye teknik eşlik yaklaşımı, Şili’de Avrupa fındığı sektörünün daha verimli, sürdürülebilir ve profesyonel bir üretim modeline yöneldiğini gösteriyor. CASTAÑO AUSTRAL VIVERO: FİDANLIK VE KALİTELİ BİTKİ ÜRETİMİ Castaño Austral Vivero da PlanetNuts Days Avellano 2026’nın sponsorları arasına katıldı. Şirket, Avrupa fındığı sektörüne yönelik kaliteli bitkilerin geliştirilmesi ve üretimi alanındaki çalışmalarıyla etkinlikte yer alacak. Castaño Austral Vivero’nun programa dahil edilmesi, Şili’de Avrupa fındığı üretiminin yalnızca mevcut bahçelerin yönetimiyle değil, yeni bahçe tesisinden başlayarak kaliteli fidan, doğru çeşit seçimi, verimli bahçe kurulumu ve uzun vadeli üretim projeksiyonu üzerinden ele alındığını gösteriyor. Şirketin teknik deneyimi ve sektörün büyümesine katkı sunan yaklaşımı, PlanetNuts Days Avellano 2026’nın fındık endüstrisinde bilgi, deneyim ve fırsat paylaşımını güçlendiren bir platform olarak hazırlandığını ortaya koyuyor. Fidanlık ve kaliteli bitki üretimi başlığı, bu katılımla birlikte toplantının önemli teknik gündemlerinden biri haline geldi. ALICAHUE GENEL PARTNER AĞINA KATILDI PlanetNuts’un güncel duyurularında Alicahue de yeni genel partner olarak açıklandı. Alicahue, ceviz üretimi ve pazarlaması alanındaki deneyimiyle PlanetNuts’un partner ağına katıldı. Bu duyuru, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın doğrudan sponsor listesine yazılacak bir etkinlik sponsorluğu değil; PlanetNuts’un sert kabuklu meyve sektöründeki genel iş birliği ağını genişlettiğini gösteren ayrı bir gelişme olarak değerlendiriliyor. KIŞ DÖNEMİ TEKNİK GÜNDEMİ SAHAYI ÖNE ÇIKARDI PlanetNuts’un güncel teknik içeriklerinde kış dönemi bahçe yönetimi de öne çıktı. TriNuts danışmanı ve PlanetNuts kurucu ortağı Rodrigo Rivadeneira, kış budamasının gelecek sezonun sürgün gelişimi ve çiçeklenmesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Rivadeneira’nın değerlendirmesinde odun hastalıklarına karşı koruma, yağışlı dönemde patojen giriş riskine karşı stratejik bakır uygulamaları, budama yaralarının korunması, soğuklanma saatlerinin izlenmesi, çeşitler arasında çiçeklenme senkronizasyonunun takip edilmesi, düşük soğuklanma alanlarında tamamlayıcı stratejilerin planlanması ve siyanamid kullanımının bölge koşullarına göre önceden değerlendirilmesi öne çıktı. Bu başlıklar, PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın yalnızca genel sektör değerlendirmesi değil, üreticinin sahadaki günlük kararlarını doğrudan ilgilendiren teknik bir platform olarak hazırlandığını gösteriyor. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE SOĞUKLANMA RİSKİ GÜNDEMDE PlanetNuts’un güncel akışında meyveciliği etkileyen iklim değişikliklerine dikkat çekilmesi, Avrupa fındığında yeni dönemin önemli risk başlıklarından birini ortaya koydu. İklim baskısı; çiçeklenme, soğuklanma, hastalık baskısı, su yönetimi, bitki besleme, verim dalgalanması ve hasat kalitesi üzerinde doğrudan etkili oluyor. Şili fındık sektörü 70 bin hektarı aşan dikim alanıyla büyürken, iklim değişkenliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı daha güçlü bir teknik yönetim süreci gerektiriyor. ŞİLİ MODELİ BÜYÜME SONRASI DÖNEME GEÇİYOR Şili’de Avrupa fındığı üretimi büyürken sektörün gündemi yalnızca yeni dikim alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Bahçe yönetimi, budama, soğuklanma takibi, hastalık ve zararlı baskısı, bitki besleme, biyostimülasyon, ürün koruma, işleme kapasitesi, otomasyon, kalite standardı, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik ve ihracat bağlantıları yeni dönemin ana başlıkları arasında yer alıyor. Bu tablo, Şili fındık sektörünün artık yalnızca üretim artışı üzerinden ilerlemediğini gösteriyor. Yeni dönemin gündemi; üretimin nasıl yönetileceği, kalitenin nasıl korunacağı, hastalık baskısının nasıl azaltılacağı, sürdürülebilir girdilerin nasıl kullanılacağı, işleme kapasitesinin nasıl artırılacağı, ürünün nasıl sınıflandırılıp paketleneceği ve küresel pazarda kalıcı konumun nasıl kurulacağı üzerinden şekilleniyor. TÜRKİYE VE GİRESUN İÇİN STRATEJİK UYARI Şili’nin Avrupa fındığında 70 bin hektarı aşan dikim alanı, güçlü teknik danışmanlık ağı, fidanlık yapısı, ürün koruma şirketleri, biyoçözüm sağlayıcıları, işleme teknolojileri, bitki besleme sistemleri, kalite sınıflandırma altyapısı ve sanayi bağlantılarıyla büyümesi Türkiye açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye dünya fındığında ana üretici konumunu koruyor; ancak küresel rekabet artık yalnızca üretim miktarıyla belirlenmiyor. Verimlilik, kalite standardı, işleme kapasitesi, sürdürülebilirlik modeli, üretici geliri, markalaşma, izlenebilirlik ve pazara erişim aynı anda önem kazanıyor. Giresun kalite fındığı açısından bu tablo daha özel bir anlam taşıyor. Yamaçlarda, parçalı ve eğimli arazilerde, yüksek işçilik maliyetiyle üretilen Giresun kalite fındığının aroma, coğrafi nitelik, emek yoğunluğu ve kalite farkı ortalama fiyat mantığı içinde eritilmemeli. Şili’nin planlı büyümesi, Türkiye’nin kendi kalite standardını, kendi sürdürülebilirlik modelini, kendi üretici odaklı piyasa düzenini ve kendi markasını daha güçlü kurması gerektiğini gösteriyor. Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil; hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kalite standardı, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, stok yönetimi, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve coğrafi kimlik farkıyla da belirleniyor. PLANETNUTS GÜNÜ SEKTÖRÜN YÖNÜNÜ GÖSTERECEK PlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili fındık sektörünün büyüme sonrası dönemde nasıl bir teknik ve ticari model kuracağını gösterecek önemli buluşmalardan biri olacak. Etkinlik, üreticiden sanayiye, bitki sağlığından biyoçözümlere, fidanlık ve kaliteli bitki üretiminden işleme teknolojilerine, paketlemeden küresel pazara kadar Avrupa fındığında yeni rekabet döneminin ana başlıklarını aynı zeminde toplayacak. Gabriel Aguilar’ın teknik danışmanlık, Camilo Scocco’nun sanayi ve pazar, Ernesto Moya’nın bitki sağlığı perspektifi; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile ve Castaño Austral Vivero’nun sponsor yapısıyla birleştiğinde, 2026 toplantısı Şili fındığında üretimden pazara uzanan bütün zinciri kapsayan güçlü bir sektör gündemine dönüşüyor. Şili, Avrupa fındığında büyümesini artık yalnızca rakamlarla değil; teknik kapasite, kaliteli fidan üretimi, sürdürülebilirlik, kalite, işleme teknolojisi, izlenebilirlik ve küresel pazar hedefleriyle birlikte anlatıyor. PlanetNuts Day Avellanos 2026, bu yeni dönemin en net göstergelerinden biri olacak. KAYNAKÇA PlanetNuts resmi sosyal medya duyuruları; PlanetNuts Day Avellanos 2026 etkinlik bilgileri; Welcu etkinlik kayıtları; konuşmacı duyurusu; teknik üretici masası açıklaması; Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal/Fertiamerica, Sumitomo Chemical Chile, Anagra, UNITEC, Point Chile, Castaño Austral Vivero ve Alicahue’ye ilişkin güncel PlanetNuts paylaşımları; Şili Avrupa fındığı sektörüne ilişkin açık kaynak verileri.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.