Hava Durumu

#Sıfır Atık

giresunsonhaber - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BULANCAK’TA GÜNEŞTEN GELEN ÜCRETSİZ ŞARJ DÖNEMİ Haber

BULANCAK’TA GÜNEŞTEN GELEN ÜCRETSİZ ŞARJ DÖNEMİ

BULANCAK’TA GÜNEŞTEN GELEN ÜCRETSİZ ŞARJ DÖNEMİ Bulancak Belediyesi, çevre dostu kent hizmetleri kapsamında güneş enerjili Solar Şarj İstasyonlarını vatandaşların kullanımına sundu. İlçede 4 farklı noktaya kurulan istasyonlarla yurttaşlar, mobil cihazlarını ücretsiz olarak güneş enerjisiyle şarj edebilecek. Bulancak Belediyesi, sürdürülebilir kent anlayışı ve çevreci belediyecilik hedefi doğrultusunda yeni bir hizmeti daha hayata geçirdi. Belediye Başkanı Necmi Sıbıç’ın öncülüğünde, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından kurulan güneş enerjili Solar Şarj İstasyonları vatandaşların hizmetine sunuldu. İlçe genelinde Bulancak Meydanı’na 2, Bulancak Devlet Hastanesi’ne 1 ve Millet Bahçesi’ne 1 olmak üzere toplam 4 adet Solar Şarj İstasyonu yerleştirildi. Yeni nesil şarj üniteleri sayesinde vatandaşlar, cep telefonu ve mobil cihazlarını güneş enerjisinden elde edilen elektrikle ücretsiz olarak şarj edebilecek. GÜNEŞ ENERJİSİ KENT HİZMETİNE DÖNÜŞÜYOR Solar şarj istasyonları, yenilenebilir enerjinin günlük yaşamda doğrudan kullanılmasına imkân sağlayan çevreci kent uygulamaları arasında yer alıyor. Güneşten elde edilen enerjiyle çalışan bu sistemler, fosil kaynaklara olan bağımlılığı azaltırken vatandaşlara ücretsiz, erişilebilir ve pratik bir kamu hizmeti sunuyor. Bulancak’ta meydan, hastane ve millet bahçesi gibi vatandaş yoğunluğunun yüksek olduğu noktalara kurulan istasyonlar; çevre duyarlılığı, kamusal hizmete erişim ve sürdürülebilir şehircilik açısından dikkat çekiyor. Uygulama, temiz enerjinin yalnızca büyük ölçekli enerji yatırımlarıyla değil, kent yaşamının içinde doğrudan hissedilen küçük ama etkili hizmetlerle de yaygınlaştırılabileceğini gösteriyor. KAMU HİZMETİNDE TEMİZ ENERJİ DÖNEMİ Günümüzde mobil cihazlar, yalnızca haberleşme aracı değil; sağlık hizmetlerine ulaşım, acil durum iletişimi, ulaşım bilgisi, bankacılık işlemleri ve kamu hizmetlerine erişim açısından da günlük yaşamın temel parçalarından biri haline geldi. Bu nedenle kamusal alanlarda ücretsiz şarj imkânı sunulması, vatandaşın iletişim ve dijital erişim ihtiyacını destekleyen önemli bir hizmet olarak öne çıkıyor. Özellikle hastane çevresi, meydanlar ve sosyal yaşam alanları gibi yoğun kullanılan noktalarda bu hizmetin sunulması, uygulamanın kamu yararı yönünü güçlendiriyor. BULANCAK’TA ÇEVRECİ KENT HİZMETİ Solar şarj istasyonları, çevreci belediyecilik anlayışının görünür ve günlük hayata dokunan örneklerinden biri oldu. Vatandaşlar, herhangi bir ücret ödemeden mobil cihazlarını şarj ederken aynı zamanda yenilenebilir enerji kullanımını doğrudan deneyimleme imkânı bulacak. Bu yönüyle uygulama, hem çevre bilincini artıran hem de kent yaşamında pratik bir ihtiyaca cevap veren sosyal belediyecilik hizmeti olarak değerlendiriliyor. Güneş enerjisinin kamusal alanda görünür hale gelmesi, sürdürülebilirlik kültürünün toplumda yaygınlaşmasına da katkı sağlayacak. SIBIÇ: “ÇEVRECİ YATIRIMLARIMIZA DEVAM EDECEĞİZ” Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, çevre dostu yatırımları hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek, yenilenebilir enerji uygulamalarını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini söyledi. Başkan Sıbıç açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Geleceğe daha temiz ve yaşanabilir bir Bulancak bırakmak için çevreye duyarlı projeleri birer birer hayata geçiriyoruz. Güneş enerjisiyle çalışan şarj istasyonlarımız hem vatandaşlarımıza ücretsiz bir hizmet sunuyor hem de yenilenebilir enerji kullanımına dikkat çekiyor. Sıfır atık ve sürdürülebilirlik anlayışımız doğrultusunda çevreci yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bulancak için üretmeye, ilçemize değer katacak projeleri hayata geçirmeye kararlıyız.” YENİLENEBİLİR ENERJİ GÜNLÜK YAŞAMA TAŞINDI Bulancak Belediyesi’nin hayata geçirdiği güneş enerjili şarj istasyonları, ilçede çevreci kent hizmetlerinin yaygınlaştırılması adına önemli bir adım oldu. Uygulama; ücretsiz kamu hizmeti, yenilenebilir enerji kullanımı, sıfır atık yaklaşımı ve sürdürülebilir şehircilik hedeflerini aynı başlık altında buluşturdu. Bulancak’ta hizmete alınan solar istasyonlar, temiz enerjinin kent yaşamında doğrudan kullanılabileceğini ortaya koyarken, belediyenin çevre dostu yatırımlarına devam edeceği mesajını da güçlendirdi.

GİRESUN’DA SIFIR ATIK BİLİNCİ OKULLARDA BÜYÜYOR Haber

GİRESUN’DA SIFIR ATIK BİLİNCİ OKULLARDA BÜYÜYOR

GİRESUN’DA SIFIR ATIK BİLİNCİ OKULLARDA BÜYÜYOR Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, çevre bilincini küçük yaşlardan itibaren yaygınlaştırmak amacıyla okullarda yürüttüğü çalışmalara devam ediyor. Abacıbükü İlkokulu öğrencilerinin topladığı atık piller, belediye ekipleri tarafından teslim alınarak geri kazanım ve bertaraf sürecine dahil edildi. Giresun Belediyesi, çevrenin korunması ve sıfır atık kültürünün kent genelinde yaygınlaştırılması amacıyla yürüttüğü eğitim, farkındalık ve atık toplama çalışmalarını sürdürüyor. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, özellikle okullarda gerçekleştirdiği etkinliklerle öğrencilerin çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkı sunuyor. Çalışmalar kapsamında hem geri dönüşüm bilincinin artırılması hem de atıkların doğaya zarar vermeden uygun sistemlere kazandırılması hedefleniyor. Abacıbükü İlkokulu Öğrencilerinden Örnek Davranış Çevre farkındalığı çalışmaları kapsamında Abacıbükü İlkokulu öğrencileri, evlerinde biriktirdikleri atık pilleri okul aracılığıyla topladı. Öğrenciler tarafından bir araya getirilen atık piller, Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü personelleri tarafından teslim alındı. Toplanan pillerin, çevre mevzuatına uygun şekilde geri kazanım ve bertaraf süreçlerine dahil edileceği bildirildi. Atık Piller Doğa İçin Büyük Tehdit Müdürlük yetkilileri, kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atık pillerin içerdiği ağır metaller nedeniyle toprak ve su kaynakları açısından ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekti. Yetkililer, çevre bilincinin özellikle çocuk yaşlarda kazandırılmasının sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıdığını belirterek, okullarda yürütülen çalışmaların yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere de yatırım niteliği taşıdığını vurguladı. Belediye Eğitim Kurumlarıyla İş Birliğini Sürdürecek Giresun Belediyesi’nin, çevre koruma çalışmalarını eğitim kurumlarıyla iş birliği içinde sürdürmeye devam edeceği ifade edildi. Belediye, sıfır atık bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması, geri dönüşüm kültürünün güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha temiz, sağlıklı ve yaşanabilir bir çevre bırakılması amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürecek.

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ Haber

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ

“ŞİLİ VE ABD TÜRK FINDIĞININ İHRACAT DENGESİNİ DEĞİŞTİRECEK SEVİYEYE GELDİ ”Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, Türkiye’nin fındık ihracatında son 40 yılın en düşük dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, Şili ve ABD’nin artan üretiminin Türk fındığı için yeni rekabet gerçeği oluşturduğunu söyledi. Anbarlılar, modern tarım teknikleri, verimlilik, sulama, bahçe gençleştirme ve yeni pazar stratejisinin sektör için ertelenemez başlıklar haline geldiğini vurguladı. Balsu Gıda CEO’su Ahmet Bilge Anbarlılar, A Para’da yayımlanan Paranın Rotası programında Türkiye fındık sektörünün üretim, ihracat, rekabet ve yatırım gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Anbarlılar, don, kuraklık ve böcek istilasının rekolteyi düşürdüğünü, ihracatın ise sezon içinde yüzde 50’nin üzerinde daraldığı dönemler yaşadığını ifade etti. “TÜRKİYE’DE TARİHİNİN EN DÜŞÜK FINDIK REKOLTELERİNDEN BİRİ GERÇEKLEŞTİ” Anbarlılar, Türkiye’de fındık sezonlarının her yıl farklı bir ritim izlediğini, bu sezonun ise “asenkron” bir tablo ortaya çıkardığını söyledi. Nisan ayında özellikle Doğu Karadeniz’deki üretim alanlarında don hasarı yaşandığını belirten Anbarlılar, ardından kuraklık ve böcek istilasının üretimi daha da baskıladığını dile getirdi. Anbarlılar, “Türkiye’de tarihinin en düşük fındık rekoltelerinden bir tanesi gerçekleşti” sözleriyle üretimdeki kaybın boyutuna dikkat çekti. “TÜRKİYE’NİN İHRACATI SON 40 SENENİN EN DÜŞÜK NOMİNAL RAKAMINA GELDİ” Fındık arzındaki daralmanın ihracata doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, üreticiden sezonun en yoğun döneminde piyasaya çok az ürün aktığını ve fiyatların hızla yükseldiğini söyledi. Bu gelişmenin ardından yurt dışı alıcıların ABD ve Şili’deki üreticilere yöneldiğini ifade etti. Anbarlılar, “Eylül, ekim, kasım aylarında Türkiye’nin ihracatı son 40 senenin en düşük nominal ihracat rakamına geldi” dedi. Türkiye’nin geçen yıla göre 215 bin ton kabuklu fındık karşılığı daha az ihracat yapmış göründüğünü belirten Anbarlılar, sezon sonuna kadar aranın bir miktar kapanabileceğini ancak Türk fındık ekosisteminin yılı istenen ihracat miktarıyla tamamlayamayacağını söyledi. “ŞİLİ VE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ İBREYİ OYNATACAK SEVİYEYE GELDİ” Anbarlılar, Şili ve ABD’deki üretim artışının artık Türkiye’nin ihracat dengelerini etkileyebilecek noktaya ulaştığını vurguladı. Türk fındık sektörü açısından bunun ilk kez bu kadar belirgin hissedildiğini ifade eden Anbarlılar, geleneksel ihracat takviminin de bu süreçte kaydığını söyledi. “Şili ve Amerikan rekoltelerinin ibreyi oynatacak seviyeye gelmesi” ifadesini kullanan Anbarlılar, bu gelişmenin Türk fındık ihracatçı sektörünün karşılaştığı yeni rekabet gerçeğini gösterdiğini belirtti. “ŞİLİ VE ABD BİZİM İHRACATIMIZI ETKİLEYEBİLECEK MİKTARDA ÜRETİM YAPIYOR” Küresel alıcıların daha uygun fiyatlı ve istedikleri kalitede ürüne ulaşmaları halinde ülke değiştirebildiğini belirten Anbarlılar, Türkiye’nin maliyet baskısı ve döviz-enflasyon farkı nedeniyle rekabet gücünde zorlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili ve Amerika Birleşik Devletleri’nin bizim ihracatımızı etkileyebilecek miktarda üretim yaptığını gösteriyor” diyerek, alternatif üretici ülkelerin Türk fındığı üzerindeki baskısının artık somutlaştığını ifade etti. “5 DOLAR ÜRETİCİYİ KURTARIRKEN DÜNYADA FAHİŞ FİYAT OLARAK GÖRÜLEBİLİYOR” Türkiye’de parasal sıkılaşmanın başladığı 2023 ortasından bu yana enflasyonun devalüasyonun üzerinde seyrettiğini belirten Anbarlılar, bu tablonun üretim maliyetleriyle ihracat fiyatları arasında ciddi bir açıklık oluşturduğunu söyledi. Normal şartlarda fındık fiyatlarının 3,5 dolar seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Anbarlılar, mevcut maliyet yapısında 5 dolar seviyesinin üreticiyi ancak kurtarabilir hale geldiğini, buna karşılık dünya piyasasında bu fiyatın fahiş görülebildiğini anlattı. “AYNI ARAZİDEN DAHA ÇOK FINDIK EDİNEREK REKABETÇİ OLMALIYIZ” Sektörün önündeki çıkış yolunun verimlilikten geçtiğini vurgulayan Anbarlılar, modern tarım tekniklerinin daha sık ve yaygın uygulanması gerektiğini söyledi. Anbarlılar, “Aynı araziden daha çok fındık edinerek, daha rekabetçi fiyatlarla, üreticinin aynı zamanda refahını daraltmayarak belli modeller düşünülebilir” dedi. Kuraklık ve böcek hasarına karşı önleyici adımların atılabileceğini belirten Anbarlılar, sulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti. ABD ve Şili’de damla sulamayla fındık yetiştirildiğini hatırlatan Anbarlılar, yağmursuz bölgelerde de fındık üretiminin yapılabildiğini söyledi. “DOĞU KARADENİZ’DE ELLE HASAT MALİYETİN YARISINA YAKININI OLUŞTURUYOR” Anbarlılar, Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz’de doğal dezavantajlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sarp ve eğimli arazilerde yapılan fındık üretiminde elle hasadın maliyetler üzerinde büyük yük oluşturduğunu belirtti. “Doğu Karadeniz bölgesindeki sarp fındık yetiştirme bölgelerinde elle hasat yapıldığı zaman bu, üretim maliyetinin yarısına yakın bir miktarını oluşturuyor” diyen Anbarlılar, bahçelerde gençleştirme budamalarıyla ağaç başına verimin artırılabileceğini ifade etti. “ABD VE ŞİLİ’DE FINDIK TARIMI BİR İŞ KOLU OLARAK YAPILIYOR” Küresel rakip ülkelerde fındık üretiminin ticari mantıkla yürütüldüğünü belirten Anbarlılar, ABD ve Şili’de üreticilerin kârlılık esasına göre hareket ettiğini söyledi. Anbarlılar, “Fındık kârlıysa fındık üretiyorlar. Fındık kârsızsa fındığı söküyorlar, başka bir şey dikiliyor” ifadelerini kullandı. Şili’de fındık arazilerinin eski kiraz, ceviz ve şeker pancarı bahçelerinden dönüştürüldüğünü aktaran Anbarlılar, Türkiye’nin de kendi verimini artırarak rekabetçiliğini koruyabileceğini söyledi. “ANA ÜRETİM ÜSSÜMÜZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLACAK” Balsu Gıda’nın operasyonlarına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, şirketin Türkiye’de Hendek-Sakarya ve Ordu’da iki büyük fındık işleme fabrikası işlettiğini belirtti. Anbarlılar, “Her zaman ana üretim üssümüz Türkiye olacak” dedi. Şirketin ana ihracat ülkelerinin Avrupa ve ABD olduğunu söyleyen Anbarlılar, bu pazarlarda rekabetçilik anlamında paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. “ŞİLİ’DEKİ İLK ENTEGRE FINDIK FABRİKASINI TAMAMLAYACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de hem tarım hem sanayi yatırımı bulunduğunu belirten Anbarlılar, sanayi yatırımının ilk fazının tamamlandığını, ikinci fazın ise 2026’nın üçüncü çeyreği sonunda devreye girmesinin planlandığını söyledi. Anbarlılar, “Şili’deki ilk entegre fındık fabrikasını nasip olursa tamamlayacağız” dedi. Şili yatırımının Güney Amerika pazarı için stratejik önem taşıdığını ifade eden Anbarlılar, bölgede güçlü çikolata kültürü bulunduğunu ancak fındıklı ürünlerin yeterince yaygın olmadığını söyledi. “ŞİLİ’NİN ÜRETİMİNİN 200 BİN TON CİVARINDA OLACAĞINI BEKLİYORUZ” Şili’nin Türkiye açısından göz ardı edilemeyecek bir gerçek olduğunu belirten Anbarlılar, ülkedeki üretimin 20 yıl önce 5 bin ton civarında olduğunu, bugün ise 120 bin ton seviyesine çıktığını söyledi. Anbarlılar, “Dikilen ağaçların tam verime geçtikten sonra Şili’nin üretiminin 200 bin ton civarında olacağını bekliyoruz” dedi. Bu miktarın Türkiye’yi fındık üretimindeki lider konumundan edecek düzeyde olmadığını belirten Anbarlılar, buna karşılık alım sırasını değiştirebilecek ve küresel tercihi etkileyebilecek kadar önemli olduğunu vurguladı. “SENEDE 25 BİN TON KABUKLU FINDIK İŞLEYEBİLECEK KAPASİTEDE OLACAĞIZ” Balsu Gıda’nın Şili’de kurduğu entegre tesisle ilgili bilgi veren Anbarlılar, kırım fabrikasının tamamlandığını, işleme fabrikasının da devreye girmesiyle yıllık yaklaşık 25 bin ton kabuklu fındık işleyebilecek kapasiteye ulaşacaklarını söyledi. Bu kapasitenin Şili’nin mevcut rekoltesinin yüzde 15-20’sine karşılık geldiğini belirten Anbarlılar, yatırımın şirketin küresel operasyon gücünü artıracağını dile getirdi. “FINDIK KABUĞUNDAN AKTİF KARBONDA TÜRKİYE’DE ÜRETİLMEYEN BİR ŞEY ÜRETİYORUZ” Anbarlılar, fındık kabuğundan aktif karbon üretimi konusunda Türkiye’de daha önce girişimler yapıldığını ancak teknoloji seçimi veya sermaye eksikliği nedeniyle bunların istenen noktaya taşınamadığını söyledi. Laboratuvar testlerinin ardından test makinesinin devreye alındığını belirten Anbarlılar, global kriterlere uygun aktif karbon üretiminin başladığını ifade etti. Anbarlılar, “Bununla aslında Türkiye’de üretilmeyen bir şey üretmiş oluyorsunuz” diyerek, aktif karbonun Türkiye’de büyük miktarlarda üretilmediğini ve ithal edildiğini hatırlattı. “AKTİF KARBONDA İLK ADIMDA DÖVİZ ÇIKIŞI ÖNLENECEK” Aktif karbon yatırımının ithalatı azaltıcı yönüne dikkat çeken Anbarlılar, ilk aşamada Türkiye’den döviz çıkışının önlenebileceğini, sonraki aşamada ise ihracat pazarlarının değerlendirilebileceğini söyledi. Fındık kabuğunun yakılmadan karbonizasyon işlemine tabi tutulduğunu ifade eden Anbarlılar, bu yatırımın sıfır atık, döngüsel ekonomi ve karbon emisyonu açısından da önemli olduğunu belirtti. “TÜRKİYE’DE 40 BİN TONLAR CİVARI İÇ FINDIK İŞLEYEBİLMEMİZ GEREKİYOR” Balsu Gıda’nın işleme kapasitesine ilişkin değerlendirmede bulunan Anbarlılar, şirketin Türkiye’de 40 bin tonlar civarında iç fındık işleyebilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bu miktarın Türkiye’deki ihracatın yüzde 15’ine kadar çıkabildiğini belirten Anbarlılar, ölçek ekonomisinin maliyetleri baskılamak ve rekabetçi olmak açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. “SADECE AVRUPA’YA BAĞIMLI KALMAMAMIZ GEREKİYOR” Anbarlılar, Avrupa’nın dünyada çikolatayı en çok üreten ve ihraç eden bölgelerden biri olduğunu belirterek, İtalya, Almanya, Fransa, İsviçre ve Polonya gibi ülkelerin önemli pazarlar arasında yer aldığını söyledi. Balsu Gıda’nın dünyadaki büyük markalarla çalıştığını belirten Anbarlılar, Avrupa dışında ABD, Güney Amerika, Asya ve Güneydoğu Asya’da da fındıklı ürünler için ciddi potansiyel bulunduğunu ifade etti. Anbarlılar, “Sadece biz Avrupa’ya bağımlı kalmamamız gerekiyor sektör olarak” dedi. “AMERİKA’DA FINDIK TÜKETİMİYLE İLGİLİ ÇOK MUAZZAM BİR BOŞLUK VAR” ABD’de fındık tüketimi açısından büyük bir potansiyel bulunduğunu belirten Anbarlılar, Güney Amerika’nın da kültürel olarak fındıklı ürünlere hazır bir pazar olduğunu söyledi. Asya ve Güneydoğu Asya’da fındıklı ürünlere merak olduğunu ancak bilgi eksikliği bulunduğunu ifade eden Anbarlılar, bu pazarların emek ve çabayla geliştirilebileceğini dile getirdi. “GELİRİMİZİN YÜZDE 70’E YAKINI DÖVİZ BAZLIYDI” Şirketin gelir yapısına ilişkin bilgi veren Anbarlılar, son iki seneye kadar gelirlerin yüzde 70’e yakınının döviz bazlı olduğunu söyledi. Enflasyon ve kur dengesindeki değişim nedeniyle iç piyasaya daha fazla önem verdiklerini belirten Anbarlılar, 2026 itibarıyla döviz bazlı gelirin yeniden yüzde 50’nin üzerine çıkmasının beklendiğini ifade etti. Anbarlılar, makroekonomik normalleşme sağlandığında üretimin yüzde 50’yi aşan bölümünün doğal biçimde ihracat olarak değerlendirileceğini söyledi. “DÜNYA DEVLERİYLE ÇALIŞMAK STANDARTLARIMIZI YÜKSELTİYOR” Balsu Gıda’nın büyük küresel markalarla çalışmasının şirket standartlarına doğrudan yansıdığını belirten Anbarlılar, her müşteriden farklı bir şey öğrendiklerini söyledi. Anbarlılar, “Çalıştığımız şirketler dünya devleri ve standartları çok yüksek” dedi. Müşterilerin istediği standartların neden talep edildiğini anlamaya çalıştıklarını ifade eden Anbarlılar, bu sürecin fındık işleme ve kalite açısından şirketi daha ileri bir noktaya taşıdığını belirtti. Kaynak :https://www.youtube.com/watch?v=3zlnOvLrN9U

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATIKLAR SANATA VE TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜ Haber

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATIKLAR SANATA VE TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜ

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATIKLAR SANATA VE TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜ Giresun Üniversitesi’nde 5 Haziran Dünya Çevre Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen “2. Atık Çarkı Yarışması Sergi ve Ödül Takdim Töreni”nde öğrenciler, atık malzemelerden geliştirdikleri teknik düzenekler ve sanatsal çalışmalarla çevre bilinci, geri dönüşüm ve sıfır atık yaklaşımına dikkat çekti. Fen-Mühendislik ve Sanat kategorilerinde dereceye giren projeler ödüllendirildi. DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ’NDE SIFIR ATIK MESAJI Giresun Üniversitesi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında atıkların yeniden değerlendirilmesine, çevre bilincinin güçlendirilmesine ve gençlerin sürdürülebilirlik süreçlerine katılımına dikkat çeken anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Giresun Üniversitesi Çevre Sorunları, Temiz Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Mühendislik Fakültesi ve Çevre Topluluğu iş birliğiyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen “2. Atık Çarkı Yarışması Sergi ve Ödül Takdim Töreni”, üniversitenin Rektörlük Binası Fuaye Alanı’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte öğrenciler, günlük yaşamda ve eğitim ortamlarında ortaya çıkan atık malzemeleri yeniden yorumlayarak hem teknik işlevi olan düzenekler hem de çevresel mesaj taşıyan sanatsal eserler ortaya koydu. TÖRENE GENİŞ KATILIM Programa Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Yardımcısı Özgün Şengül, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Şahin, Ordu Zen Sanat Akademisi temsilcileri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü temsilcileri, üniversitenin akademik ve idari personeli ile çok sayıda öğrenci katıldı. Tören, yarışmada sergilenen eserlerin incelenmesi, dereceye giren öğrencilerin ödüllendirilmesi ve sıfır atık yaklaşımının üniversite gençliği üzerinden yaygınlaştırılması mesajıyla öne çıktı. “DÜNYA BİZE EMANET” Programın açılış konuşmasını, yarışmanın koordinatörlüğünü yürüten Giresun Üniversitesi Çevre Sorunları, Temiz Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Özlem Tunç Dede yaptı. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmanın çevre bilinci açısından önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Tunç Dede, Çevre Haftası’nın “Dünya Bize Emanet” teması ve Sıfır Atık anlayışı çerçevesinde kutlandığını söyledi. Prof. Dr. Tunç Dede, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bu yıl Çevre Haftası'nı ‘Dünya Bize Emanet’ teması ve Sıfır Atık anlayışı çerçevesinde kutluyoruz. Bu tema, çevrenin korunmasının yalnızca belirli kurumların değil, insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde İstanbul'da düzenlenen Sıfır Atık Forumu 2026’da da vurgulandığı üzere; gençlerin sıfır atık süreçlerinde ve çevresel dönüşümde öncü aktörler olarak desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün burada öğrencilerimizin ortaya koyduğu eserler, gençlerimizin bu sorumluluğu üstlenmeye hazır olduklarının somut bir göstergesidir.” ATIK MALZEMELER YENİDEN YORUMLANDI Yarışma kapsamında öğrenciler, eğitim gördükleri çevrede ortaya çıkan atıkları yaratıcı fikirlerle yeniden değerlendirdi. Projelerde plastik, metal, kumaş, kâğıt, organik atık, bisiklet parçaları, motor, akü, ortodontik tedavi materyalleri ve çeşitli kullanım ömrünü tamamlamış malzemeler yeni bir işlev ve anlam kazandı. Fen & Mühendislik ve Sanat olmak üzere iki kategoride yapılan yarışmada eserler; teknik yeterlilik, estetik değer, çevresel farkındalık, geri dönüşüm potansiyeli ve sıfır atık yaklaşımına sundukları katkılar üzerinden değerlendirildi. Fen & Mühendislik kategorisinde özellikle enerji dönüşümü, organik atıklardan fayda üretimi ve atık parçaların işlevsel prototiplere dönüştürülmesi öne çıktı. Sanat kategorisinde ise plastik kirliliği, kumaş atıkları, kâğıt tüketimi ve doğanın korunması gibi başlıklar görsel anlatımla işlendi. TEKNİK KATEGORİDE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ ÖNE ÇIKTI Fen & Mühendislik kategorisinde birincilik ödülünü, “Atıklar Dünyayı Aydınlatıyor” adlı eserle Muhammed Ali Yıldız ve Yunus Emre Hapeloğlu kazandı. Projede atık bisiklet, motor ve akü parçaları kullanılarak kinetik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesini sağlayan bir düzenek geliştirildi. Çalışma, hareket enerjisinin elektrik üretiminde kullanılabileceğini gösteren işlevsel bir model olarak dikkat çekti. Atık parçaların yeniden kullanılmasıyla oluşturulan düzenek, hem enerji verimliliği hem de geri dönüşüm bilinci açısından yarışmanın teknik yönü güçlü projeleri arasında yer aldı. İkincilik ödülüne Umutcan Özkan’ın “Bioheat” adlı çalışması layık görüldü. Organik atıklardan enerji üretimi yoluyla sıcak su sağlamayı hedefleyen prototip, biyolojik atıkların yalnızca bertaraf edilmesi gereken malzemeler olmadığını, doğru yöntemlerle enerji kaynağına dönüştürülebileceğini ortaya koydu. Üçüncülük ödülü ise “Mavi Miras” adlı eserle Sudem Koca’ya verildi. Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerini temsilen yarışmaya katılan çalışmada, ortodontik tedavide kullanılan şeffaf plaklar ve teller balık formunda bir gece lambasına dönüştürüldü. Proje, sağlık alanında kullanılan bazı malzemelerin bilinçli tasarımla estetik ve işlevsel objelere dönüştürülebileceğini gösterdi. SANAT KATEGORİSİNDE ÇEVRESEL MESAJ GÜÇLENDİ Sanat kategorisinde birincilik ödülünü Sebahat Yılmaz’ın “Küllerden Doğan Sessizlik” adlı eseri kazandı. Unutulmuş kumaşların ikinci hayatı temasıyla hazırlanan çalışma, tekstil atıklarının yeniden kullanımına ve tüketim kültürünün çevre üzerindeki etkilerine dikkat çekti. İkincilik ödülüne Ahmethan Çoruh’un “Deniz Atı” adlı eseri layık görüldü. Denizlerdeki plastik kirliliğine vurgu yapan çalışma, plastik atıkların deniz ekosistemi üzerindeki baskısını sanatsal bir dille görünür hale getirdi. Üçüncülük ödülünü ise Dilek Erdem’in “Daha Az Kâğıt Daha Çok Yuva” adlı çalışması aldı. Atık kâğıtların kuş figürüne dönüştürüldüğü eser, kâğıt tüketimi, orman varlığı ve canlı yaşamı arasındaki ilişkiye dikkat çekti. DERECEYE GİREN PROJELER Fen & Mühendislik kategorisinde dereceye giren projeler şöyle sıralandı: Birincilik ödülü: “Atıklar Dünyayı Aydınlatıyor” eseriyle Muhammed Ali Yıldız ve Yunus Emre Hapeloğlu. İkincilik ödülü: “Bioheat” eseriyle Umutcan Özkan. Üçüncülük ödülü: “Mavi Miras” eseriyle Sudem Koca. Sanat kategorisinde dereceye giren projeler ise şu isimlerden oluştu: Birincilik ödülü: “Küllerden Doğan Sessizlik” eseriyle Sebahat Yılmaz. İkincilik ödülü: “Deniz Atı” eseriyle Ahmethan Çoruh. Üçüncülük ödülü: “Daha Az Kâğıt Daha Çok Yuva” eseriyle Dilek Erdem. MANSİYON ÖDÜLLERİ DE SAHİPLERİNİ BULDU Yarışmada sergiledikleri başarılı performansla fark yaratan öğrenciler de mansiyon ödülüne layık görüldü. Berk Efe Keskin, “MicPIC Atari” adlı eseriyle; Emre Şenel, “Plastik Okyanusun Balığı” adlı çalışmasıyla; Raşit Küyük, atık metallerden hazırladığı uçak eseriyle; Neslihan Tokdil ise “Geri Dönüşüm Noktaları” çalışmasıyla mansiyon ödülü aldı. ÖDÜLLER SPONSORLARIN DESTEĞİYLE VERİLDİ Yarışmada dereceye giren ve katılım sağlayan öğrencilerin ödülleri, çevreye ve sürdürülebilirliğe destek veren Akue Mühendislik ve Çevre Danışmanlık Firması ile Efendi Restaurant sponsorluğunda temin edildi. Ödüller, törene katılan protokol üyeleri tarafından öğrencilere takdim edildi. Program, ödül töreninin ardından fuaye alanında sergilenen eserlerin incelenmesiyle devam etti. GENÇLERDEN SIFIR ATIK VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MESAJI “Atık Çarkı Yarışması”, öğrencilerin çevre sorunlarına yalnızca farkındalık düzeyinde değil, çözüm üreten bir bakış açısıyla yaklaştığını gösterdi. Yarışmada ortaya çıkan projeler, atıkların doğru tasarım, teknik bilgi ve yaratıcı düşünceyle yeniden ekonomiye, sanata ve günlük yaşama kazandırılabileceğini ortaya koydu. Etkinlik, Giresun Üniversitesi’nde çevre bilinci, temiz üretim, geri dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında öğrenci katılımının güçlendirilmesi hedefiyle tamamlandı.

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya! Haber

Türkiye Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya!

COP31’e ev sahipliği yapma hazırlıkları süren Türkiye’de, iklim krizi konusu yeniden gündemdeki yerini aldı. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliğinin artık bir gelecek projeksiyonu değil, güncel bir sorun olduğunu belirterek, “2050’li yıllarda su fakiri ülkeler kategorisine girebiliriz” uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisi olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Dünya liderlerinin, bilim insanlarının, uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin bir araya geleceği zirvede, iklim kriziyle mücadele yöntemleri ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak çözüm yolları tartışılacak. Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, 5-11 Haziran Çevre Koruma Haftası vesilesiyle iklim krizi ve Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecini değerlendirdi. İklim krizi geleceğin değil bugünün en büyük sorunu Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim krizinin artık geleceğe dair bir risk değil, bugünün en kritik problemlerinden biri olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliğinden etkilenen alanlar arasında tarımdan gıda güvenliğine, su kaynaklarından toplum sağlığına ve ekonomiye kadar pek çok farklı sektör bulunuyor. Kuraklığın tarımda verimliliği düşürdüğünü biliyoruz. Bunun yanı sıra, iklim değişikliğinin etkisiyle birçok tarımsal üründe hastalıkların daha sık görüldüğü ve direncin azaldığı gözlemleniyor. Ayrıca, üretim sonucu elde edilen ürünlerin besin değerlerinin olumsuz etkilendiği pek çok bilimsel çalışma ile kanıtlandı. Son olarak, bölgesel iklim koşullarının değişmesi nedeniyle bazı ürünler gelecekte mevcut bölgelerinde yetiştirilemeyebilir. Tüm bu durumlar gıda güvenliğini doğrudan tehdit etmekte ve bizi gelecekteki olumsuz senaryolar hakkında uyarmaktadır.” dedi. Su krizi halk sağlığını ve ekonomiyi tehdit ediyor Su kaynaklarının iklim değişikliğinden en yoğun etkilenen doğal varlıklardan biri olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bugün pek çok bölgede su kaynakları, iklim değişikliğinin su döngüsünü bozması nedeniyle risk altındadır. Su kaynaklarının miktar ve kalitesindeki bozulmalar, hijyen koşullarını kötüleştirerek halk sağlığını küresel çapta riske atmaktadır. Bununla birlikte kuraklık, pek çok salgın hastalığın yayılma hızını artırmaktadır. Tarımsal üretimden gıda güvenliğine, su kaynaklarından halk sağlığına kadar sözü edilen tüm etkilerin beraberinde getirdiği ekonomik faktörler de vardır. Günümüzde birçok ülkenin, iklim değişikliğiyle mücadele ve etkilenen sektörleri desteklemek amacıyla her yıl büyük fonlar ayırdığı bilinmektedir.” diye konuştu. Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası en kırılgan bölgelerden biri Ülkemizin, iklim değişikliğinden en ağır etkilenen alanlardan biri olan Akdeniz Havzası’nda yer aldığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Bilimsel raporlarda Akdeniz Havzası en hassas bölgelerden biri olarak tanımlanmaktadır. Bu durum özellikle son yıllarda su kaynaklarının azalması, yağış rejimlerindeki değişimler, geniş alanları kapsayan orman yangınları, güney ve iç kesimlerdeki şiddetli kuraklık ve özellikle Karadeniz kıyılarında sıklaşan sel felaketleriyle kendini göstermektedir. Bu belirtiler, ülkemizin hem kuraklık hem de doğal afetler açısından ne kadar büyük riskler taşıdığını kanıtlamaktadır.” şeklinde konuştu. Küresel ısınma iklim sistemini nasıl değiştiriyor? Küresel Isınma ve İklim Değişikliği kavramlarının birbirine bağlı olduğunu belirten Adiller, şunları anlattı: “Bugün karbon emisyonları olarak sıkça duyduğumuz kavram, aslında atmosferde bulunan ve ısınmaya yol açan gazların miktarını ifade eder. Sanayi devrimi ve artan nüfusla beraber miktarı artan bu gazlar, havanın daha sıcak kalmasına neden olmakta ve bu da küresel sıcaklık ortalamalarının yükselmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu olguya Küresel Isınma diyoruz. Sıcaklık artışı; buharlaşma, rüzgar, nem ve yağış gibi diğer hava olaylarını da değiştirmektedir. Örneğin, ısınmayla birlikte yeryüzünden buharlaşan su miktarı artıyor. Aynı zamanda havanın nem tutma kapasitesi de yükseliyor. Yani hem su havaya geçiyor hem de sıcaklık nedeniyle bu suyun yağış olarak geri dönmesi gecikiyor. Sonuç olarak yağışlar arasındaki süre uzayıp kuraklık şiddetlenirken, yağmur yağdığında ise atmosferde biriken yoğun nem nedeniyle anlık ve çok şiddetli yağışlar meydana geliyor. İklim sistemindeki tüm bu değişimlere İklim Değişikliği adını veriyoruz. Maalesef bu durum deniz seviyelerinin yükselmesine, yağış rejimlerinin bozulmasına, okyanusların asitlenmesine ve fırtına, hortum, sel gibi ekstrem hava olaylarının artmasına yol açıyor.” Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapması neden önemli? Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının, tüm dünyanın dikkatini ülkemize çekeceği noktasına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Türkiye’nin böyle bir organizasyonda dönem başkanlığını üstlenmesi, bu alandaki faaliyetlerini küresel ölçekte duyurması ve iklim politikalarında karar verici bir aktör olduğunu kanıtlaması adına büyük bir fırsattır. Günümüzde iklim değişikliği sadece çevresel bir konu değildir; birçok ülke ve kurum ekonomi politikalarını ve yatırımlarını bu kriterlere göre belirlemektedir. Bu nedenle bu tür zirveler finans ve iş dünyası için kritik öneme sahiptir. Oluşacak bu ortam, yerli teknolojilerin ve girişimcilerin dünya sahnesine çıkması için eşsiz bir şans olacaktır.” dedi. COP31, Türkiye için sadece bir etkinlik değil Bunun yanı sıra, Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilen “Sıfır Atık” Projesi’nin bu platformda tüm dünyaya uygulanabilir bir model olarak sunulabileceğini ifade eden Adiller, “COP31, Türkiye için yalnızca bir etkinlik değil; 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi yolunda kendini gösterdiği, küresel yatırımları çektiği ve iklim krizine çözüm üreten bir öncü olduğunu kanıtladığı tarihi bir fırsattır.” ifadesini kullandı. COP31’de Türkiye’nin vitrini; Sıfır Atık ve dirençli şehirler Zirvede Türkiye’nin odak noktasının markalaşan Sıfır Atık Projesi olması gerektiğini kaydeden Adiller, “2017’de başlatılan ve küresel bilinirliği artan bu proje, hem döngüsel ekonomi hem de emisyonların azaltılması açısından iklim değişikliği süreçleriyle tam uyumludur. Türkiye’nin vizyonunu anlatmak adına önemli bir örnek teşkil eder. Ayrıca Hatay’ın yeniden inşa süreciyle gündeme gelen Dirençli Şehirler kavramı ve kentlerin iklim krizine uyumlu hale getirilmesi kritik maddeler olacaktır. Yeşil enerji, sanayide karbonsuzlaşma, iklim finansmanı ve teknolojik altyapılar da ülkemize olumlu geri dönüşler sağlayacak ana gündem maddeleridir.” şeklinde görüşlerini belirtti. Ülkelerin COP toplantılarına gösterdikleri ilgi prestij konusu COP süreçlerinin bağlayıcılık noktasında tartışılsa da ülkelerin takındığı tavrın küresel etkiler yarattığını belirten Adiller, “İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi veya Paris Anlaşması’nın caydırıcı yaptırımları olmasa da, iklim değişikliği konusu yatırımcılar ve finans kuruluşları tarafından yakından izlenmektedir. Bu yüzden ülkelerin COP toplantılarına verdiği önem, yerel mevzuat ve politikalarda bu sürece ne kadar yer verdikleri, o ülkeye prestij kazandırmakta ve yatırım yapılabilirlik göstergesi olarak kabul edilmektedir.” dedi. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında İklim değişikliğinin hem kuraklığı artırıp hem de şiddetli yağışlara yol açarak su kaynaklarını etkilediğini anlatan Adiller, şunları kaydetti: “Şiddetli yağışlar, toprağın suyu emme oranını düşürerek yeraltı sularını beslememekte, aksine sel ve taşkınları tetiklemektedir. Oysa düzenli yağışlar toprağı ve dereleri beslemesi gereken ana unsurdur. Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 2000 yılında 1 652 m3 iken, 2009’da 1 544 m3’e, 2020’de ise 1 346 m3’e gerilemiştir. Bu rakamlar bizi ‘Su Stresi Yaşayan’ ülkeler sınıfına sokmaktadır. Bu düşüş hızı devam ederse, 2050’li yıllarda su fakiri olma sınırı olan 1000 m3’ün altına düşebiliriz. Bu tablo tek başına korkutucuyken, uydu görüntüleri birçok gölümüzün son 40 yılda ciddi su kaybettiğini ve bazılarının kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Burada tek neden iklim değişikliği değil, yanlış tarımsal uygulamaların da süreci hızlandırdığını vurgulamalıyım.” İklim değişikliği konusunda yol ayrımına ulaşmak üzereyiz Bugün iklim değişikliği konusunda kritik bir yol ayrımında olduğumuza dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Radikal adımlar atarak durumu değiştirmek ve adaptasyon sağlamak için henüz geç değil. Ancak eylemsiz geçen her yıl riski artırıyor. 10 yıl etkileri görmek için kısa bir süre olabilir ama önlem almadan geçecek 30-50 yıllık bir süreç; su ve gıda kıtlığı, ağır ekolojik kayıplar, ekosistemlerin yok olması, yoğun iç göçler ve ciddi altyapı sorunları ile karşı karşıya kalmamıza neden olabilir.” diye konuştu. İnsanların iklim değişikliğiyle mücadeleye olan inançlarının azaldığını gösteren anketlere değinen Adiller, “Pek çok kişi ülkelerin görevlerini yerine getirmediğini düşünüyor ve haklılar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları için savaşlara ayırdıkları kaynakları yaşamı korumaya ayırsalardı, böylece dünyanın sürdürülebilirliğine katkı sağlayabilirdik.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA MİNİK ELLER DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BOYADI Haber

GİRESUN’DA MİNİK ELLER DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BOYADI

GİRESUN’DA MİNİK ELLER DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ İÇİN BOYADI Giresun Belediyesi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında Fındık Yurdu Anaokulu’nda çevre ve sıfır atık farkındalığı etkinliği düzenledi. Minik öğrenciler, geri dönüşüm eğitiminin ardından taş boyama etkinliğiyle çevre bilincini sanatla buluşturdu. ÇOCUKLARA SIFIR ATIK VE GERİ DÖNÜŞÜM ANLATILDI Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, Dünya Çevre Günü dolayısıyla anaokulu öğrencilerine yönelik farkındalık çalışması gerçekleştirdi. Fındık Yurdu Anaokulu’nda düzenlenen etkinlikte çocuklara sıfır atık yönetimi, geri dönüşümün çevreye katkıları ve atıkların doğru ayrıştırılması konularında eğitim verildi. Belediye personeli, çevre bilincini küçük yaşlarda kazandırmak amacıyla hazırlanan sunumlarda öğrencilere günlük yaşamdan örneklerle geri dönüşüm sürecini anlattı. TAŞLAR RENKLENDİ, ÇEVRE BİLİNCİ SANATLA BULUŞTU Eğitim bölümünün ardından öğrenciler “Taş Boyama Etkinliği”ne katıldı. Doğal malzemelerle hazırlanan etkinlikte çocuklar taşları farklı renk ve desenlerle boyayarak hem el becerilerini geliştirdi hem de çevre sevgisini sanatsal bir çalışmayla ifade etti. Etkinlikte minik öğrenciler eğlenerek öğrenirken, sıfır atık ve doğayı koruma bilincinin erken yaşta kazandırılmasına yönelik mesajlar öne çıktı. “FARKINDALIK ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK” Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, çevre bilincinin çocukluk döneminde kazanılmasının kalıcı davranış değişikliği açısından önem taşıdığını vurguladı. Müdürlük açıklamasında, “Sıfır atık farkındalığını ilimiz genelinde en üst seviyeye çıkarmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızla bir araya geldik. Giresun’umuzu daha yeşil, daha temiz ve sürdürülebilir bir şehir haline getirmek için okullarımızdaki eğitim ve farkındalık çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı. Giresun Belediyesi, çevre yatırımlarının yanı sıra eğitim ve farkındalık çalışmalarını da sürdürerek çocuklarda doğa, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam bilincini güçlendirmeyi hedefliyor.

GİRESUN BELEDİYESİ ŞEHİR GENELİNDE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR Haber

GİRESUN BELEDİYESİ ŞEHİR GENELİNDE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR

GİRESUN BELEDİYESİ ŞEHİR GENELİNDE ÇALIŞMALARINI SÜRDÜRÜYOR Giresun Belediyesi; içme suyu ve yağmur suyu hatlarının yenilenmesi, yol betonlama, asfalt onarımı ve yeni imar yolları açılmasına yönelik çalışmalarını şehir genelinde eş zamanlı olarak yürütüyor. Kent genelindeki alt ve üstyapı faaliyetlerine ivme kazandıran Giresun Belediyesi ekipleri, farklı mahallelerde koordineli faaliyetler gerçekleştirerek altyapı sorunlarını gidermeyi ve ulaşım konforunu yükseltmeyi amaçlıyor. MAHALLELERDE EŞ ZAMANLI ÇALIŞMA Çınarlar Mahallesi Tepe Sokak’ta içme suyu şebekesinin yenilenme işlemleri sürerken, Kavaklar Mahallesi’nde yeni imar yolu açma faaliyetleri devam ediyor. Gaziler Mahallesi 163 Nolu Sokak’ta yol betonlama işlemleri gerçekleştirilirken, Erikliman Mahallesi’nde yağmur suyu hattı yenileme çalışmaları yapıldı. Aynı mahalledeki Mehmet Işık Caddesi’nde yol onarımları sürerken, Hacısiyam Mahallesi Can Sokak’ta yeni yağmur suyu hattı imalatı tamamlandı. ALTYAPI VE ULAŞIM KONFORU ÖNE ÇIKTI Belirlenen çalışma takvimi doğrultusunda şehrin pek çok noktasında hizmet veren belediye ekipleri; içme suyu altyapısını modernize ediyor, yağmur suyu hatlarını güncelliyor, yeni güzergahlar oluşturuyor ve mevcut yolların bakım-onarım işlemlerini gerçekleştiriyor. Giresun Belediyesi, vatandaşlardan gelen talepleri öncelikli hale getirerek iş programına ekliyor ve mahallelerdeki ihtiyaç duyulan noktalara hızlı çözümler üretiyor. SON DÖNEMDE ÖNE ÇIKAN BELEDİYE ÇALIŞMALARI 30 Nisan 2026 Giresun Belediyesi, Çınarlar Mahallesi Tepe Sokak’ta içme suyu şebeke hattını yeniledi. Kavaklar Mahallesi’nde yeni imar yolu açma çalışması yürütürken, Gaziler Mahallesi 163 Nolu Sokak’ta yol betonlama yaptı. Erikliman Mahallesi’nde yağmur suyu hattını yeniledi, Mehmet Işık Caddesi’nde yol tamiratı ve Hacısiyam Mahallesi Can Sokak’ta yeni yağmur suyu hattı çalışması gerçekleştirdi. 29 Nisan 2026 Giresun Belediyesi, şehirler arası otobüs terminali çevresinde bakım, boya, onarım ve çevre düzenleme işlemleri yaptı. Ayrıca ekipler, Plajlar Bölgesi’nde kapsamlı temizlik çalışması yürüttü. 28 Nisan 2026 Giresun Belediyesi, Aydınlar Mahallesi 75 Nolu Sokak’ta yaklaşık 150 metrelik yağmur suyu hattı güçlendirme çalışması yaptı. Gedikkaya Mahallesi 33 Nolu Sokak’ta yağmur suyu hattı, Osmaniye Mahallesi Çakır Sokak’ta ise su abone tamiratı yürütüldü. 27 Nisan 2026 Giresun İkisu İçme Suyu Projesi’nin yer teslimi gerçekleştirildi. İlk etabı 1 milyar 570 milyon liralık yatırım bedeliyle başlayan proje kapsamında 41 bin 460 metrelik isale hattı inşa edilecek; böylece Giresun Merkez, Dereli, Keşap, Bulancak ve Duroğlu’na yıllık 31,5 milyon metreküp içme suyu sağlanacak. 27 Nisan 2026 Türkiye Belediyeler Birliği, Giresun Belediyesi’ne yaklaşık 8 milyon TL değerinde 22 tonluk bir ekskavatör hibe etti. 24 Nisan 2026 Giresun Belediyesi saha ekipleri; Plajlar Bölgesi, Küçükköy, Nizamiye, Çıtlakkale ve Sanayi Sitesi genelinde yol, çevre düzenlemesi, parke ve yaya geçidi çalışmaları yaptı. 20 Nisan 2026 Giresun Belediyesi’nin Gençlik Açık Ofisi ve STK Yerleşkesi projeleri, Türkiye Belediyeler Birliği’nin BELFOR 2026 forumunda örnek projeler arasında gösterildi. Söz konusu foruma Türkiye genelinden yaklaşık 700 başvuru yapıldı. 17 Nisan 2026 Aydınlar ve Küçükköy’ün üst kesimlerine içme suyunun daha güçlü ve kesintisiz bir şekilde ulaştırılması amacıyla yeni sistem devreye alındı. 10 Nisan 2026 İkisu İçme Suyu Projesi’nin ilk etabına ilişkin inşaat sözleşmesi imzalandı. 3-16 Nisan 2026 Giresun genelinde asbestli içme suyu borularının polietilen borularla değiştirilmesine başlandı. Toplam 12 kilometrelik hatta yürütülen çalışmanın maliyetinin 31,5 milyon TL olduğu belirtildi. 13 Mart 2026 Aksu Havzası Çavuşoğlu Köyü’nde 4. içme suyu kuyusunun açılması için çalışmalar başlatıldı. 11 Mart 2026 Aksu Kavşağı düzenlemesi kapsamında istimlak edilen yapı yıkıldı ve kavşak düzenleme süreci başlatıldı. 1 Şubat 2026 Çıtlakkale Mahallesi’nde 606 metrekare büyüklüğündeki yeni meydan projesi hayata geçirildi. 23 Ocak 2026 Atık Su Arıtma Tesisi’nin geçici kabul işlemleri tamamlandı. Tesis, 24 aylık işletme izleme ve süpervizyon sürecine girdi. 7 Ocak 2026 Giresun Belediyesi, ilk yıl içerisinde 3 su deposu ile 2 sondaj kuyusunu hizmete açtı. Yeni kuyu açma çalışmaları ise devam etti. 20 Kasım 2025 Giresun Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi 2 milyar 650 milyon TL olarak kararlaştırıldı. 2025-2026 dönemi Giresun Belediyesi, geçtiğimiz bir yıl boyunca içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu hattı, asbest boru değişimi, yol yenileme, temizlik, sosyal destek, kent güvenliği, sıfır atık, gençlik ve sivil toplum projelerine öncelik verdi. Sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde Kent Lokantası, Sosyal Market, GİRMAR, GİRBEL Kafe ve “Bizim Evimiz” uygulamaları ön plana çıktı.

GİRESUN BELEDİYESİNİN  İKİ YILI Haber

GİRESUN BELEDİYESİNİN İKİ YILI

GİRESUN BELEDİYESİ İKİ YILDA ALTYAPI VE SOSYAL HİZMETLERE AĞIRLIK VERDİ Giresun Belediyesi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, yol, çevre, sosyal destek, gençlik, afet ve yerel üretici destekleri alanında çok sayıda çalışma yürüttü. Giresun Belediyesi, Fuat Köse’nin göreve gelmesinin ardından geçen yaklaşık iki yıllık süreçte ağırlığı temel belediyecilik hizmetlerine verdi. Belediyenin çalışma başlıkları içinde içme suyu yatırımları, atık su arıtma tesisi, asbest boru değişimi, yağmur suyu hatları, asfalt ve kaldırım çalışmaları, Kent Lokantası, Sosyal Market, GİRMAR, gençlik projeleri, sıfır atık uygulamaları ve afet kapasitesini artıran araç desteği öne çıktı. Belediyenin hizmet tablosu, büyük ölçüde kentin altyapı eksiklerini kapatma, sosyal belediyecilik uygulamalarını yaygınlaştırma ve mali disiplin sağlama çizgisinde şekillendi. Giresun’un içme suyu ve kanalizasyon sorunlarına temas eden projeler, dönemin en güçlü hizmet başlıkları arasında yer aldı. BORÇ TABLOSUYLA BAŞLAYAN DÖNEM Fuat Köse yönetimi, göreve geldikten sonra belediyenin mali durumunu kamuoyuna açıkladı. Belediye borcu 1 milyar 714 milyon 887 bin TL olarak ilan edildi. Bu açıklama, yeni dönemin hizmet üretimini etkileyen temel mali çerçeveyi oluşturdu. HİZMET LİSTESİ TARİH TARİH ŞÖYLE OLUŞTU 24 Nisan 2024 Giresun Belediyesi, belediyenin toplam borcunu 1 milyar 714 milyon 887 bin TL olarak açıkladı. 12 Haziran 2024 Yağmur suyu hatlarının güçlendirilmesi için kent genelinde çalışma başlatıldı. 14 Ağustos 2024 Sıfır atık çalışmaları kapsamında belediyeye mobil atık toplama aracı kazandırıldı. 3 Eylül 2024 Sıfır Atık Müdürlüğü üzerinden çevre ve geri dönüşüm projeleri yürütüldü. 26 Eylül 2024 Giresun Belediyesi, Sağlığı Geliştiren Belediye sertifikası aldı. 5 Ekim 2024 Atık Su Arıtma Tesisi Projesi’nde sona gelindi. Proje 22 milyon Euro bedelle yürütüldü. 27 Ekim 2024 Kent Lokantası açıldı. Belediye, uygun fiyatlı yemek hizmetini vatandaşların kullanımına sundu. 31 Ekim 2024 Atık su projesi nedeniyle bozulan güzergâhlarda asfalt çalışması başlatıldı. 25 Aralık 2024 Aydınlar Mahallesi’nde 280 ton kapasiteli su deposu yapımına başlandı. Gaziler Mahallesi’nde 250 tonluk su deposu tamamlandı. 15 Ocak 2025 Sosyal Market, ihtiyaç sahibi vatandaşlara destek sağlayan hizmet modeliyle öne çıkarıldı. 17 Ocak 2025 Sokak hayvanları için mama üretim kapasitesi günlük 50 kilogramdan 250 kilograma çıkarıldı. 18 Ocak 2025 GİRMAR ve GİRBEL Kafe açıldı. Kadın kooperatifleri, yöresel ürünler, fındık ve yerel üretici ürünleri satışa sunuldu. 29 Ocak 2025 Dijital Gençlik Merkezi açıldı. 11 Mart 2025 Ramazan iftar organizasyonlarında kamu kaynağı kullanımına ilişkin tasarruf uygulaması öne çıkarıldı. Belediye, 9 milyon 363 bin TL’lik kaynağın belediye kasasında kaldığını açıkladı. 26 Mart 2025 Japonya Büyükelçiliği Yerel Projelere Hibe Programı kapsamında belediyeye tam donanımlı arama kurtarma aracı kazandırıldı. 30 Nisan 2025 Kavaklar Mahallesi’nde 3 bin metre içme suyu hattı ve 250 metre kanalizasyon hattı çalışması yapıldı. 4 Haziran 2025 Aksu Mahallesi şenlik alanında 300 metrelik yağmur suyu hattı çalışması başlatıldı. 10 Haziran 2025 Gençlere 3D yazıcı ve tasarım eğitimi verildi. 18 Eylül 2025 Sitelerde geri dönüşüm konteynerleriyle atıkların kaynağında ayrıştırılması için pilot uygulama başlatıldı. 28 Eylül 2025 Güre Mahallesi’nde üniversite öğrencilerine yönelik “Bizim Evimiz” projesinin inşaatı başladı. 29 Eylül 2025 AB IPA ve UNDP destekli sivil katılım çalıştayı tamamlandı. 1 Ekim 2025 Kavaklar Mahallesi altyapı çalışmalarında ikinci etaba geçildi. 12 Eylül - 23 Ekim 2025 Fatih Caddesi ve çeşitli sokaklarda yol, asfalt ve yenileme çalışmaları yapıldı. 25 Kasım 2025 Kazancılar Yokuşu yenileme projesi başlatıldı. Yaklaşık 800 metrekarelik alanda kaldırım ve yaya güvenliği çalışması planlandı. 20 Kasım 2025 Giresun Belediyesi’nin 2026 yılı bütçesi 2 milyar 650 milyon TL olarak belirlendi. 7 Ocak 2026 İlk yılda 3 su deposu ve 2 sondaj kuyusu hizmete alındı. Yeni kuyu çalışmaları sürdürüldü. 23 Ocak 2026 Atık Su Arıtma Tesisi’nin geçici kabulü yapıldı. Tesis, 24 aylık işletme izleme ve süpervizyon dönemine geçti. 1 Şubat 2026 Çıtlakkale Mahallesi’nde 606 metrekarelik yeni meydan projesi başlatıldı. 11 Mart 2026 Aksu Kavşağı düzenlemesi için istimlak edilen yapı yıkıldı. Kavşak düzenleme süreci başlatıldı. 13 Mart 2026 Aksu Havzası Çavuşoğlu Köyü’nde 4. içme suyu kuyusu için çalışma başlatıldı. 16 Mart 2026 Ülper Köyü’nde Canlı Hayvan Pazarı çalışmaları hızlandırıldı. 16 Mart 2026 Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü’nün çalışmaları belediye gündemine alındı. 3-16 Nisan 2026 Asbest içme suyu borularının polietilen borularla değişimi başlatıldı. 12 kilometrelik çalışmanın maliyeti 31,5 milyon TL olarak açıklandı. 10 Nisan 2026 İkisu İçme Suyu Projesi’nin ilk etap inşaat sözleşmesi imzalandı. 17 Nisan 2026 Aydınlar ve Küçükköy üst kesimlerine içme suyunun güçlü ve kesintisiz ulaşması için yeni sistem devreye alındı. 20 Nisan 2026 Gençlik Açık Ofisi ve STK Yerleşkesi, Türkiye Belediyeler Birliği’nin BELFOR 2026 forumunda örnek uygulamalar arasında yer aldı. 24 Nisan 2026 Plajlar Bölgesi, Küçükköy, Nizamiye, Çıtlakkale ve Sanayi Sitesi’nde yol, çevre, parke ve yaya geçidi çalışmaları yapıldı. 27 Nisan 2026 İkisu İçme Suyu Projesi’nin yer teslimi yapıldı. Proje 1 milyar 570 milyon TL yatırım bedeli, 41 bin 460 metrelik isale hattı ve yıllık 31,5 milyon metreküp içme suyu kapasitesiyle sahaya indi. 28 Nisan 2026 Türkiye Belediyeler Birliği, Giresun Belediyesi’ne yaklaşık 8 milyon TL değerinde 22 tonluk ekskavatör hibe etti. ALTYAPI ÇALIŞMALARI DÖNEMİN ANA EKSENİ OLDU Giresun Belediyesi’nin son iki yıllık hizmet tablosunda altyapı çalışmaları ilk sırada yer aldı. İçme suyu depoları, sondaj kuyuları, yağmur suyu hatları, kanalizasyon çalışmaları, asbest boru değişimi ve Atık Su Arıtma Tesisi bu başlığın ana dosyalarını oluşturdu. Atık Su Arıtma Tesisi, çevre ve deniz kirliliğinin önlenmesi açısından en önemli yatırım başlıklarından biri oldu. İkisu İçme Suyu Projesi ise Giresun’un uzun yıllara yayılan su ihtiyacına çözüm üretmesi beklenen en büyük altyapı dosyası olarak öne çıktı. SOSYAL BELEDİYECİLİKTE YENİ UYGULAMALAR DEVREYE GİRDİ Kent Lokantası, Sosyal Market, GİRMAR, GİRBEL Kafe ve “Bizim Evimiz” projesi, belediyenin sosyal belediyecilik alanındaki başlıca hizmetleri arasında yer aldı. Bu projeler dar gelirli vatandaşlar, öğrenciler, kadın kooperatifleri, yerel üreticiler ve ihtiyaç sahipleri için doğrudan temas kuran uygulamalar olarak yürütüldü. ÇEVRE VE SIFIR ATIK ÇALIŞMALARI YAYGINLAŞTIRILDI Belediye, sıfır atık çalışmaları kapsamında mobil atık toplama aracı, geri dönüşüm konteynerleri, atıkların kaynağında ayrıştırılması ve çevre bilinci uygulamalarına ağırlık verdi. Bu çalışmalar şehir genelinde çevre yönetimi kapasitesini artırmayı hedefledi. GENÇLİK VE SİVİL KATILIM BAŞLIKLARI ÖNE ÇIKTI Dijital Gençlik Merkezi, 3D yazıcı ve tasarım eğitimi, Gençlik Açık Ofisi ve STK Yerleşkesi, gençlik ve sivil katılım alanında öne çıkan hizmetler oldu. Gençlik Açık Ofisi ve STK Yerleşkesi’nin Türkiye Belediyeler Birliği’nin BELFOR 2026 forumunda örnek uygulamalar arasında yer alması, Giresun Belediyesi’nin ülke çapında görünürlük kazandığı sınırlı başlıklardan biri oldu. BELEDİYE RUTİN HİZMETTE YOĞUNLAŞTI, BÜYÜK VİZYON DOSYASI SINIRLI KALDI Giresun Belediyesi’nin iki yıllık hizmet performansı, büyük ölçüde temel belediyecilik hizmetlerini güçlendirme çizgisinde ilerledi. Su, kanalizasyon, yağmur suyu, asfalt, çevre düzenlemesi, sosyal yardım ve mahalle ölçekli çalışmalar belediyenin ana gündemini oluşturdu. Bu tablo, belediyenin klasik hizmet alanlarından çıkmadığını gösteriyor. Ancak Giresun’un birikmiş altyapı sorunları dikkate alındığında, özellikle içme suyu, atık su arıtma, asbest boru değişimi ve sosyal destek projeleri kent yaşamı açısından önemli sonuçlar üreten hizmetler olarak öne çıkıyor. Ülke çapında görünürlük sağlayan işler ise sınırlı sayıda kaldı. Belediyenin önümüzdeki süreçte rutin hizmet çizgisini aşması için ulaşım ana planı, kentsel dönüşüm, kıyı bandı düzenlemesi, turizm ekonomisi, akıllı şehir uygulamaları, iklim dirençli altyapı ve genç istihdamı alanlarında daha büyük ölçekli projelere yönelmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.