Hava Durumu

#Sertifikasyon

giresunsonhaber - Sertifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

​​​​​​​FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI Haber

​​​​​​​FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI

FERRERO’DAN FINDIK TEDARİKİNDE YÜZDE 97 İZLENEBİLİRLİK AÇIKLAMASI Ferrero Grubu’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre şirketin kullandığı fındığın yüzde 97’si üreticiye kadar izlenebilir hale geldi. Raporda kakao, kahve ve palm yağında ulaşılan takip oranlarının yanı sıra karbon salımının azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı ve ambalajların dönüştürülmesine ilişkin veriler de paylaşıldı. Ferrero Grubu, 2024-2025 mali dönemindeki çevresel, sosyal ve tedarik zinciri çalışmalarını kapsayan 17’nci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Şirketin kuruluşunun 80’inci yılında açıklanan raporda sürdürülebilirlik çalışmaları; iklim ve çevre, sorumlu ham madde tedariki, tüketim yaklaşımı ile çalışanlar ve toplum başlıkları altında değerlendirildi. Ferrero, özellikle tarımsal ham maddelerin kaynağının takip edilmesine, çiftçilerle yürütülen çalışmalara ve tedarik zincirindeki çevresel risklerin azaltılmasına ağırlık verdiğini bildirdi. (Ferrero) FINDIKTA ÜRETİCİYE KADAR TAKİP ORANI YÜZDE 97 Raporda, Ferrero’nun üretim süreçlerinde kullandığı fındığın yüzde 97’sinin doğrudan üreticiye kadar izlenebildiği belirtildi. Kakao tedarikinde çiftliklerin sınırlarını gösteren tarımsal haritalara kadar izlenebilirlik oranının yüzde 98’e, palm yağında plantasyona kadar izlenebilirliğin yüzde 98,6’ya ve kahvede tarımsal parsel haritalarına kadar takip oranının yüzde 100’e ulaştığı açıklandı. (planetnuts.cl) Ferrero’nun açıkladığı veriler, küresel gıda sektöründe artık yalnızca ham maddenin hangi ülkeden geldiğinin değil, hangi üretim alanında ve hangi üretici tarafından yetiştirildiğinin de giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koydu. 230 BİN TARIMSAL ÜRETİM ALANI İNCELENDİ Şirket; kakao, kahve ve palm yağı tedarikçilerine ait yaklaşık 230 bin tarımsal alanın, Avrupa Birliği’nin Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü’ne uyum amacıyla geliştirilen takip sistemi üzerinden incelendiğini açıkladı. Söz konusu sistemle ham maddelerin ormansızlaşmaya yol açan veya mevzuata uygun olmayan üretim alanlarından temin edilmesi riskinin azaltılması amaçlanıyor. (planetnuts.cl) Rapora göre kakao alımlarının yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons ve Fairtrade gibi bağımsız sertifika veya standartlar kapsamında gerçekleştirildi. Kullanılan palm yağının tamamının RSPO sertifikalı, kahvenin tamamının ise Rainforest Alliance sertifikasına sahip olduğu bildirildi. TEDARİK STRATEJİSİNİN MERKEZİNDE TARIMSAL ÜRETİM VAR Ferrero, temel ham maddelerin tedarik sürecini “Ferrero Farming Values” adı verilen yaklaşım üzerinden yürüttüğünü duyurdu. Bu sistem; tedarikçilerin denetlenmesi, ürünün kaynağının izlenmesi, bağımsız sertifikasyon, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, üretici topluluklarının desteklenmesi ve sektör genelinde iş birliği kurulması olmak üzere beş temel unsur üzerine oluşturuldu. Ferrero Grubu Üst Yöneticisi Lapo Civiletti, söz konusu yaklaşımın tedarikçi sorumluluğunu güçlendirmeyi, çiftçileri desteklemeyi ve farklı tarımsal ürünlerin kendine özgü üretim koşullarına göre çalışma modelleri geliştirmeyi amaçladığını belirtti. (Ferrero) KARBON SALIMINDA YÜZDE 7,2’LİK AZALMA Raporda şirketin doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı salımlarının, önceki mali döneme göre yüzde 7,2 azaltıldığı açıklandı. Ferrero’ya ait 24 üretim tesisinin şebekeden temin edilen yüzde 100 yenilenebilir elektrikle çalıştığı, üretim tesislerine özel karbon azaltma yol haritaları hazırlanabilmesi amacıyla da “Karbonsuzlaşma Merkezi” kurulduğu bildirildi. (planetnuts.cl) Şirket ayrıca ilk kez grup genelindeki su ayak izini hesapladığını ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini hedefleyen Alliance for Water Stewardship oluşumuna katıldığını duyurdu. AMBALAJLARIN YÜZDE 92,9’U DÖNÜŞÜME UYGUN TASARLANDI Ferrero’nun kullandığı ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir olacak şekilde tasarlandığı kaydedildi. Ambalajların yüzde 86,8’inin ise mevcut toplama ve geri dönüşüm sistemleri içerisinde uygulamada da dönüştürülebilir durumda olduğu belirtildi. Ferrero Rocher kutularında yapılan tasarım değişikliğiyle ürün başına kullanılan plastik oranının 2019-2020 dönemine göre yüzde 14,7 azaltıldığı, Eylül 2021’den bu yana yaklaşık 16 bin ton plastik kullanımının önüne geçildiği bildirildi. (planetnuts.cl) TARIMSAL TEDARİKTE YENİ DÖNEM Ferrero’nun açıkladığı rapor, büyük gıda şirketlerinin tedarik politikalarında izlenebilirlik, çevresel uygunluk, üretici kayıtları, sertifikasyon ve karbon ayak izinin giderek daha belirleyici hale geldiğini gösterdi. Dünya fındık üretimi ve ihracatında önemli bir konuma sahip Türkiye açısından da üreticinin kayıt altına alınması, bahçelerin dijital olarak haritalandırılması, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ürünün bahçeden fabrikaya kadar izlenebilmesi, önümüzdeki dönemde uluslararası ticaretin temel şartları arasında yer almaya devam edecek. Son paragrafta, raporun Türkiye ve Giresun fındık sektörü bakımından taşıdığı muhtemel sonuçlar gazetecilik değerlendirmesi olarak ayrıca işlendi. Kaynak: Camila Muñoz Silva/PlanetNuts için gazeteci https://planetnuts.cl/informe-de-sostenibilidad-2025-de-ferrero-destaca-avances-en-trazabilidad-descarbonizacion-y-abastecimiento-responsable/

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU:  DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Haber

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE

FERRERO’DAN 2025 SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU: DEĞERLİ TARIM STRATEJİNİN MERKEZİNDE Ferrero Group, 2024/25 mali yılına ilişkin 17. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor, şirketin sürdürülebilirlik taahhütlerini somut aksiyonlara ve ölçülebilir ilerlemeye dönüştürme hedefini ortaya koyarken, Ferrero’nun içerik tedarikinde benimsediği Değerli Tarım yaklaşımını stratejisinin merkezine yerleştirdi. LÜKSEMBURG — Ferrero Group, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını, tedarik zincirinden üretime, çevresel sorumluluktan toplumsal etkiye kadar geniş bir çerçevede değerlendirdiği 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Ferrero’nun 80. yıl dönümünü kutladığı dönemde yayımlanan raporda; şirketin sürdürülebilirlik girişimlerini tüm faaliyetlerine entegre etme hedefi vurgulandı. Raporda, içeriklerin tedarik edildiği çiftliklerden ve yerel topluluklardan fabrikalara, ürünlere ve çalışanlara uzanan süreçte sürdürülebilir gıda sistemlerinin desteklenmesinin amaçlandığı belirtildi. Şirket, sürdürülebilirlik çerçevesini dört temel başlık altında ele aldı: iklim ve çevre, tedarik, sorumlu tüketim, insanlar ve topluluklar. DEĞERLİ TARIM YAKLAŞIMI TEDARİK STRATEJİSİNİN ODAĞINDA Ferrero’nun uzun yıllara dayanan sacco conosciuto felsefesinden, yani “çantanın içinde ne olduğunu bilmek” anlayışından ilham alan Ferrero Değerli Tarım yaklaşımı, şirketin temel içerik tedarikindeki dayanıklılık politikasının ana unsurlarından biri olarak öne çıktı. Bu yaklaşım; tedarikçi durum tespiti, tedarik zinciri izlenebilirliği ve görünürlüğü, sertifikasyon ve standartlar, tarım uygulamaları, toplulukların desteklenmesi ve sektör dönüşümü başlıkları etrafında şekilleniyor. Ferrero Group Başkanı Giovanni Ferrero, şirketin uzun vadeli başarısının tedarik zincirinde yer alan insanlar ve ekosistemlerin refahıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Ferrero, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Tüketiciler giderek daha fazla güvenebilecekleri markalar arıyor. Kalite, iyi tedarik uygulamaları, özenli üretim süreçleri ve insanlara ve gezegene yönelik gerçek bir bağlılık üzerine inşa edilmiş markalar önem kazanıyor.” Giovanni Ferrero, doğal kaynakların korunması, çalışanların, toplulukların ve iş ortaklarının desteklenmesi ile gelecek nesillere hitap eden ürünlerin geliştirilmesine yönelik girişimlerin sürdürüleceğini ifade etti. İZLENEBİLİRLİKTE YÜKSEK ORANLARA ULAŞILDI Raporun en dikkat çeken başlıklarından biri, temel hammaddelerde ulaşılan izlenebilirlik oranları oldu. Ferrero, kakao tedarikinde çiftlik poligon haritalarına kadar yüzde 98, palm yağında plantasyon seviyesine kadar yüzde 98,6, fındıkta çiftçiye kadar yüzde 97 ve kahve çekirdeklerinde plantasyon poligon haritalarına kadar yüzde 100 izlenebilirlik sağlandığını açıkladı. Kahve, palm yağı ve kakao tedarikçilerinden yaklaşık 230 bin tedarik zinciri poligonu, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği’ne uyumlu izleme süreci kapsamında analiz edildi. Bu çalışma ile tedarik zincirindeki görünürlüğün artırılması ve ormansızlaşmadan arındırılmış tedarikin desteklenmesi hedeflendi. SERTİFİKALI TEDARİKTE DİKKAT ÇEKEN VERİLER Ferrero’nun 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre kakao hacimlerinin yüzde 99’u Rainforest Alliance, Cocoa Horizons, Fairtrade gibi sertifikasyonlar ya da bağımsız yönetilen standartlar aracılığıyla tedarik edildi. Palm yağı hacimlerinin yüzde 100’ünün RSPO sertifikalı olduğu, kahve çekirdeklerinin yüzde 100’ünün ise ayrıştırılmış tedarik zinciri modeli kapsamında Rainforest Alliance sertifikalı olarak temin edildiği belirtildi. Ferrero Group İcra Kurulu Başkanı Lapo Civiletti, Ferrero Değerli Tarım yaklaşımının şirketin sürdürülebilirlik hedeflerini temel içerik tedarikinde somut aksiyonlara dönüştürdüğünü kaydetti. Civiletti, yaklaşımın tedarikçilerin hesap verebilirliğini güçlendirdiğini, izlenebilirlik ve sertifikasyonu geliştirdiğini, çiftçileri desteklediğini ve sektör genelinde iş birliğini teşvik ettiğini ifade etti. İKLİM VE ÇEVRE BAŞLIĞINDA YENİ ADIMLAR Ferrero, raporda iklim ve çevresel sorumluluk başlığında da önemli ilerlemeler kaydedildiğini duyurdu. Şirketin İklim Geçiş Planı’nın geliştirilmesine devam edildiği, bu kapsamda üretim tesislerinin karbonsuzlaşma yol haritaları oluşturmasını sağlayan Decarbonization Hub adlı yeni aracın devreye alındığı belirtildi. Rapora göre, hammadde hacimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını kapsayan Kapsam 3 tedarikçi veri kampanyası başlatıldı. Bu kampanyada tedarikçi veri gönderim oranı yüzde 93 olarak gerçekleşti. Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları ise yıllık bazda yüzde 7,2 azaltıldı. Bu düşüşte, 24 tesisin şebekeden yüzde 100 yenilenebilir elektrikle faaliyet göstermesinin de etkili olduğu kaydedildi. AMBALAJDA DÖNGÜSELLİK HEDEFİ GÜÇLENİYOR Ferrero, ambalaj döngüselliği konusunda da önemli veriler paylaştı. Raporda, genel ambalajların yüzde 92,9’unun geri dönüştürülebilirlik, yeniden kullanılabilirlik veya kompostlanabilirlik için tasarlandığı bildirildi. Uygulamada ve ölçekli olarak geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir ambalaj oranı ise yüzde 86,8 olarak açıklandı. Ferrero Rocher kutularının yeniden tasarımıyla, 2019/20 baz yılına kıyasla plastik-ürün oranında yüzde 14,7 azalma sağlandı. Şirket, Eylül 2021’den bu yana kümülatif olarak yaklaşık 16 bin ton plastiğin kullanımının önüne geçildiğini duyurdu. SORUMLU TÜKETİM VE BESLENME KRİTERLERİ Ferrero, sorumlu tüketim başlığında ürün inovasyonuna yön vermek ve portföy gelişimini desteklemek amacıyla bilim temelli Ferrero Beslenme Kriterleri’nin geliştirildiğini açıkladı. Şirket ayrıca reklamcılık ve pazarlama ilkelerinin de güncellendiğini belirterek, sorumlu iletişim uygulamalarını güçlendirmeyi hedeflediğini bildirdi. İNSAN, TOPLULUK VE ÇALIŞAN GELİŞİMİ ÖNE ÇIKTI Raporda, çalışan gelişimi, insan hakları, kapsayıcılık ve saygı temelli çalışma ortamı başlıkları da geniş yer buldu. Ferrero, 61 ülkede uygulanan Dahil Etme ve Saygı eğitim programı kapsamında 500’den fazla oturum düzenlendiğini açıkladı. Çalışan bağlılığının güçlü seyrini sürdürdüğü, yıllık YOU Anketi’nde katılım oranının yüzde 86’ya ulaştığı belirtildi. Bağlılık ve Yetkinleştirme Endeksi puanlarının sırasıyla 3 ve 7 puan arttığı ifade edildi. JOY OF MOVING 20. YILINDA 60 MİLYONDAN FAZLA ÇOCUĞA ULAŞTI Ferrero’nun toplumsal etki programlarından Joy of Moving, 2025 yılında 20. yılını kutladı. Programın 35 ülkede 4,9 milyondan fazla çocuğa ulaştığı, 2005 yılından bu yana ise dünya genelinde 60 milyondan fazla çocuğa eriştiği açıklandı. Programın, 130’dan fazla kamu ve özel sektör uzman ortağının desteğiyle yürütüldüğü belirtildi. FERRERO’DAN UÇTAN UCA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VURGUSU Ferrero Group’un 2025 Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir hedef olarak değil; tedarik zinciri, üretim süreçleri, ürün geliştirme, çalışan politikaları ve toplumsal sorumluluk alanlarını kapsayan bütüncül bir strateji olarak ele aldığını ortaya koydu. Raporda öne çıkan veriler, Ferrero’nun özellikle izlenebilirlik, sertifikalı tedarik, yenilenebilir enerji kullanımı, ambalaj döngüselliği ve topluluk destek programlarında ölçülebilir ilerleme kaydettiğini gösterdi. https://www.ferrero.com/int/en/people-planet/sustainability-reporting?utm_source=chatgpt.com

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Haber

OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR

ŞİLİ'DE DÜNYANIN EN GÜNEY FINDIK İŞLEME TESİSİ AÇILDI Dünyanın güney Avrupa'da fındığı işleme tesisi Şili'nin Osorno'da açıldı. OSORNO FINDIKTA KÜRESEL MERKEZ OLUYOR Tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinden gelen fındığı işleyecek. Kurutma, kırılma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık aynı merkezde yapılıyor. Şili'nin Los Lagos Bölgesi'ne bağlı Osorno Avrupa'nın fındığı için dünyanın en güneydeki işleme tesisini faaliyete soktu Nefuen ve Grupo Hijuelas tarafından kurulan tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen fındığı kurutma, kalibre etme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlama süreçlerinden gerçekleştirilecek. GÜNEY ŞİLİ FINDIKTA SANAYİ HAMLESİ YAPTI Şili, Avrupa fınladığında üretimden işleme ve ihracata uzanan zinciri güçlendiren yeni bir yatırımı devreye aldı. Los Lagos Bölgesi'nin Osorno'da konuşabilen Las Quemas sektöründe faaliyet gösteren tesisi, Avrupa'nın fındığı alanda dünyanın en güneyindeki işleme sıcaklığı olarak kayıtlara geçti. Tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın yatırımıyla faaliyete geçti. Açılışa ulusal ve yerel yönetimler, tarım sektörü temsilcileri, kuru meyve endüstrisinin aktörleri ve üretici çevreleri katıldı. Yeni tesis, Şili'nin Avrupa fındığında yalnızca üretici ülke değil; işleyen, sınıflandıran, katma değer oluşturan ve ihracata hazırlayan ülke olma hedefini güçlendirdi. FINDIK TEK MERKEZDE İŞLENECEK Osorno'daki tesis, Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde üretilen Avrupa fındığını işleyecek. Ürünler kabul edilecek, temizlenecek, yıkanacak, kurutulacak, kabuklu fındık serilenecek, ardından kırma ve kabuktan ayırma aşamalarından geçirilecek. Son aşamada iç fındık seçilecek, yeniden sınıflandırılacak ve yüksek standart isteyen sanayi pazarlarına ihracat için hazırlanacak. Tesis; alma, yıkama, kurutma, iklimlendirme, kırma, kabuktan ayırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini aynı hatta topluyor. KABUKLU FINDIKTAN KATMA DEĞERLİ İHRACATA GEÇİŞ Avrupa fındığında uluslararası pazarın talebi, ürün yalnızca kabuklu şekilde kapsamıyla sınırlı değildir. Sanayi alıcıları, özellikle çikolata, makarna, ezme, yağ, un, aroma ve seçeneklerin üretimi için iç fındıkta Kalibre, kalite, görünüm, sertifikasyon ve düzenli tedarik istiyor. Bu nedenle Osorno'daki yeni tesis, Şili'nin fındığının pazara daha profesyonel hazırlanmasını sağlayacak. Ürün artık bölgede işlenerek daha yüksek katma değerle ihracat zincirine giriyor. Tesisin temel hedefi, Güney Şili'de üretilen fındığı ham ürün sağlamakta olup sanayi pazarının kalitesini ihracata hazır ürüne dönüştürmektir. ŞİLİ 2035 HEDEFİNİ BÜYÜTÜYOR Grupo Hijuelas Başkanı Gaspar Goycoolea, Los Lagos Bölgesi'nde 12. yılda başarının elde edildiğini vurguladı. Goycoolea, Şili'nin bugün Güney Yarımküre'nin en büyük Avrupa fındığı büyüme gösterdiğini ve mevcut büyüme temposunun korunması halinde ülkede 2035'e doğru dünya hedefiyle güçlenebileceğini belirtti. Bu hedef, yalnızca dikim depolama, genetik, üretim, işleme, sertifikasyon, ticaret ve ihracat zincirinin aynı stratejisi içinde geliştirilebilir. Osorno'daki tesis, Şili'nin fındıkta küresel oyuncu olma hedefinin üretim ayağını sanayi ve nakliye hizmetleriyle birleştiren kritik yatırımlardan biri oldu. GRUPO HIJUELAS VE NEFUEN İŞLEME ZİNCİRİNE GİRDİ Tesis, Grupo Hijuelas ve Nefuen için yeni bir ticari aşamayı başlattı. Grup, daha önce doğrudan yer almadığı işleme ve pazarlama alanına bu yatırımla girdi. Nefuen ve Grupo Hijuelas, üretim zincirinde işleme ve pazarlama aşamasına daha güçlü bir biçimde girdi. Grupo Hijuelas CEO'su Juan Ignacio Goycoolea Sone, finansal şirket açısından özel bir anlam taşıdığını, çünkü grup ve Nefuen'in tedarik zincirinde daha önce doğrudan tamamlanmadan bir aşamaya geçtiğini belirtti. Bu adım, Avrupa fındığında üretimden nihai pazara kadar daha fazla değerde Şili'de kalmasını sağlayacak bir modelin parçası olarak öne çıktı. TEKNOLOJİ ŞİLİ, ALMANYA, HOLLANDA VE ABD BİLGİSİYLE KURULDU Yeni durumdaki durumda Şili, Almanya, Hollanda ve ABD'den gelen bilgi ile teknoloji rekoru kırdı. Açıklanan bilgilere göre tesis, Avrupa fındığında pazarın standardı, sunum, kalite ve sertifikasyon koşulları cevap verecek şekilde tasarlandı. Tesisin profesyonel hale getirip genişletilebilecek alanları olacak: Ürün kabul ve temizlik süreci daha kontrollü yürütülecek. Kurutma ve nem yönetimi daha standart hale gelecek. Kabuklu ayarı daha hassas şekilde yapılır. Kırma ve kabuktan ayırma işlemi daha hızlı ve verimli ilerleyecek. İç nakit seçimi, sonuçları ve ihracat hazırlığı sanayi alıcılarının beklentilerine göre yapılacak. Sertifikasyon, ambalaj, dağıtım ve ihracat pazarlarının taleplerine daha uygun hale gelecek. KAPASİTEDE BÜYÜK SIÇRAMA Tesisin yıllık olarak saklanması ile ilgili kamuya açık kaynaklarda net tonaj açıklanmadı. Ancak Nefuen ve Grupo Hijuelas'ın verilerinin karşılaştırmalı bilgileri, kapasitedeki sıçramayı ortaya koydu. Şili, Avrupa fındığında 2035'e doğru dünya odaklı hedefini teknoloji, işleme ve ihracat yapmakla birlikte başardı. Nefuen ve Grupo Hijuelas Direktörü Jorge Mohr, 2018'de şirketin ilk ihracatında 8 tonluk fındığın küçük bir makineyle yaklaşık bir bucuk ayda işlendiğini, yeni sıcaklıkta aynı miktarın tek vardiyada işleyebileceği aşamaya geldiğini açıkladı. Açıklanan bu veri, yalnızca yeni bir bina değildir; işleme hızı, verimlilik ve çalışma görünümü Güney Şili fındık bölümü için ciddi bir kapasite artışının geldiğini gösteriyor. NEFUEN'İN KÖKLERİ 2002'YE UZANIYOR Nefuen'in Avrupa'nın fındığı geçmişi 2002 yılına kadar uzanıyor. Mohr ailesi, o yıl bölgedeki ilk bahçeleri kurdu. Daha sonra uluslararası olarak birleşerek ABD'deki Oregon State Üniversitesi ile bağlantılı genetik çalışmalar ve Amerikan serisinin bölgeye uyarlanması üretimdeki gelişmelerde etkili oldu. Şirket, 2018'de Osorno'dan ilk ihracatını gerçekleştirdi. Bölgedeki Avrupa'nın fındığı üretim ve ihracat, sonraki yıllarda hızla büyüdü. TESİS KİME AİT? Kamuya açık kaynaklarda tesis, Nefuen ve Grupo Hijuelas ortaklığıyla hayata geçirilen bir yatırım olarak yer alıyor. Nefuen Trading Chile SpA'nın Avrupa'da işlenip ihraç edilmeyen şirket olduğu; Mohr ve Goycolea ailelerinin girişimiyle belirtiliyor. Nefuen ve Group'un yeni üretim, kurutma, kalibrasyon, çıkarma ve çeşit seçimi seçenekleri içeriyor ve Güney Şili'deki bu endüstrinin gelişmeleri güçleniyor. Grupo Hijuelas ise bitki üretimi, genetik, yönetim teknoloji ve üretim zinciri faaliyet faaliyetlerini bu yatırımla işleme ve pazarlama aşamasına taşıdı. GÜNEY ŞİLİ'DE FINDIK İÇİN YENİ MERKEZ Osorno'daki tesis, Güney Şili'nin fındık üreticisi bir alanla sınırlı kalmayacağını gösterdi. Los Lagos ve Los Ríos bölgelerinde büyüyen üretim, artık daha güçlü bir birleştirmeyle desteklenecek. Bu yatırım, Şili'nin fındığını dünya pazarında daha güçlü konumlandırırken, Türkiye ve özellikle Giresun açısından da dikkatle yetiştirilmesi gereken bir gelişme ortaya koyuyor. Küresel fiyat rekabeti artık yalnızca üretim miktarıyla değil; işleme kapasitesi, kalite standardı, sertifikasyon, katma değeri, marka gücü ve pazara hazır ürün sunabilme yeteneğiyle şekilleniyor. Şili'nin Osorno hamlesi, fındıkta yeni rekabet döneminin üretimden çok daha geniş bir sanayi ve ihracat stratejisiyle yürüdüğünü gösterdi. Kaynak: https://redagricola.com/inauguran-la-planta-de-procesamiento-de-avellano-mas-austral-del-mundo/?fbclid=IwY2xjawSRak9leHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZBAyMjIwMzkxNzg4MjAwODkyAAEeW6uCD6Gx0A6akt7luZc953-5GaDhVdvWm8cVjRmX9R9Ldngx6Km_XJr2VZY_aem_edsrzCIlhRxx1ErRoArXRQ

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı Haber

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı

Kurban Bayramı yaklaşırken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, kurbanlık hayvan derilerinin ekonomiye kazandırılması için önemli bir çağrıda bulundu. Ege İhracatçı Birlikleri'nde bir basın toplantısı gerçekleştiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, bayram dönemindeki hatalı kesim ve muhafaza işlemleri sebebiyle yüz binlerce derinin ziyan olduğunu ifade ederek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zinciri için taşıdığı kritik öneme vurgu yaptı. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretilebilecek deri israf oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzme işlemleri ve tuzlama eksikliği nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba edildiğine dikkat çeken Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ile 3 milyon kadın çantası imal edilebilirdi. Ayrıca jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi hammadde kayıpları yaşanıyor. Deri sektörü için ayrıca hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir yaklaşımla ekonomiye dahil ediliyor. Bu yönüyle sektörümüz, güçlü bir döngüsel ekonomi örneği sergiliyor” dedi. Kurban derilerinin korunması için alınması gereken önlemleri detaylandıran Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanması konusunda yerel yönetimler ve STK’lar aktif hale getirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara teslim etmesi zorunlu kılınmalı. Kesimi yapacak kasaplar için bilgilendirme notları hazırlanması büyük önem taşıyor. Deri yüzme teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve saklama koşullarında standart uygulamalar yaygınlaşmalı. Bu noktalara dikkat edildiğinde kurban derileri ekonomiye yeniden kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin, sektörün ihracat kapasitesini yükseltmek adına fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına hız kesmeden devam edeceğini belirten Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli şekilde geniş kapsamlı bir yol haritası hazırladıklarını bildirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun süredir Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu yürüttüğü Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firma ile katılım için hazırlıkları tamamladıklarını ifade eden Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştireceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla tamamlanmıştı. 2026 yılında ise Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılacak” şeklinde konuştu. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılının şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu düzenleneceğini, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini duyurdu. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden yapılan deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma arasından yalnızca 31 firma tarafından gerçekleştirildiğine değinen Gündoğdu, sektörün kalıcı büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılmasının şart olduğunu vurguladı. Bu hedef doğrultusunda saha çalışmalarına başladıklarını kaydeden Gündoğdu, öncelikle deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini belirtti. Gelecek dönemde tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği illerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları yapılacağını ifade eden Gündoğdu, firmalardan gelecek taleplerle şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme projelerinin ihracata ciddi katkı sunacağını belirtti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de hayata geçirilmesi planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu dile getiren Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu olarak ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdam olanaklarını artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğine katkı sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini belirten Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci üretim imajına da önemli değer katacağını vurguladı. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik alanlardan biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon kaleminde birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına çıktığını ifade etti. Kaliteli girdi ihtiyacı, uzun üretim süreçleri ve küresel moda trendlerine hızlı uyum gerekliliğinin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını kaydeden Gündoğdu, sektörün küresel rekabette var olabilmesi için finansman kanallarının açık kalmasının hayati olduğunu belirtti. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal yükün hafifletilmesi amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine çıkarılması ve uygulamanın yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Onay: “Türkiye, dünya devlerinin en tedarik alternatifi haline geldi” 2026 yılı itibarıyla Körfez bölgesi odaklı tedarik zincirindeki aksamalar ve artan küresel lojistik maliyetler sonucunda, coğrafi yakınlığı ve esnek üretim modeliyle Türkiye’nin dünya devleri için yeniden en güçlü alternatif olduğu bilgisini paylaşan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay, bu potansiyelin ihracat rekoruna dönüşmesi için özellikle ayakkabı yan sanayisindeki maliyet baskılarının azaltılması gerektiğine vurgu yaptı. “Taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi temel yan sanayi girdileri üzerindeki ek korumacı vergiler ve katı gümrük barajları, nihai ürünün dünya piyasalarındaki rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir” diyen Onay; “Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirmek adına acilen yerli üretimi yetersiz olan yan sanayi girdilerindeki gümrük duvarlarını esnetmesi, üreticinin hammaddeye dünya fiyatlarıyla ulaşmasını sağlaması ve ihracatçıyı döviz kuru baskısından kurtaracak dinamik teşvikleri devreye alması gerekir. Maliyet yapısındaki bu kamu iyileştirmeleri hızla yapılmazsa, siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. Bozkurt; “Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık” Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin Avrupa Birliği pazarına yapıldığını ve kilogram başı ihracat değerinde öncü olduklarını belirterek, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı. Ayakkabı ihraç fiyatındaki bu seviyeyi, bölgenin kaliteli ve katma değerli üretim kapasitesinin bir kanıtı olarak gören Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı; “Bu nedenle, rotamızı alım gücü yüksek olan müreffeh pazarlara daha güçlü çevirmek istiyoruz. Mevcut pazarlarımızı korurken küresel dalgalanmalardan etkilenmemek için İskandinav ülkeleri, ABD ve Kanada gibi pazarlarda çeşitliliğe gitmek bir zorunluluktur. Bu coğrafyalardaki etkinliklere Ege'den aktif katılım sağlamayı hedefliyoruz. Prestijli fuarları takip ederek ve ticaret heyetleri düzenleyerek bağlarımızı güçlendirmeyi, lokomotif sektörümüz olan ayakkabıdaki ihracat başarısını çok daha yukarı taşımayı amaçlıyoruz.” Gürkan: “Çalışmalarımızın odağına sürdürülebilirliği alıyoruz” Türkiye’nin, dünyanın sürdürülebilirlik politikalarıyla kendi küresel geçiş süreçlerini karşılaştırarak gerçekçi adımlar atması gerektiğini belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan, ihracatçıların küresel ticarette güçlü konumlanmaları için adil, şeffaf ve geleceğe karşı sorumlu iş modelleri geliştirmek adına tüm çalışmalarının merkezine sürdürülebilirliği koyduklarını aktardı. Derinin çevreyi kirlettiği yönündeki düşüncenin sektöre karşı bir önyargı olduğunu ifade eden Gürkan; “Bugün hem tüketiciler hem de büyük markalar sürdürülebilir ürünleri tercih ediyor. Bu talepleri karşılayıp yeni pazar fırsatları yaratmak için sürdürülebilir olmak zorundayız. Sektörümüzde Leather Working Group sertifikalarına sahip birçok başarılı firmamız var. Teknolojik altyapımız ve insan kaynağımızla yeşil dönüşümü gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Yurt dışı fuarlarda sosyal uygunluk sertifikalarının şart koşulduğu günümüzde, firmalarımızın kurumsal ve çevresel dönüşümü hızlandırması geleceğimize ışık tutacaktır. Bu dönemde de üye firmalarımızın farkındalığını artıracak adımlar atmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.