Hava Durumu

#Satın Alma

giresunsonhaber - Satın Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satın Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ticaret'ten denetim uyarısı! İndirimli satış reklamlarına sıkı denetim Haber

Ticaret'ten denetim uyarısı! İndirimli satış reklamlarına sıkı denetim

1 Ağustos 2026 itibarıyla indirimli satışlarda son 10 günün en düşük fiyatının esas alınmasını zorunlu kılan Ticaret Bakanlığı, aldatıcı reklam yapanlara ilişkin sıkı denetimlerini sürdürürken, 108 bin TL ile 39,9 milyon TL arasında idari para cezası uygulanacağını yineledi. ANKARA (İGFA) - İndirimli satış reklamlarında kullanılan fiyat bilgilerine ilişkin yeni düzenlemenin 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girmesiyle birlikte piğyasada sıkı denetimlerini sürdüren Ticaret Bakanlığı, “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikle, tüketicinin satın alma kararını doğru bilgiye dayanarak verebilmesini sağlamak amacıyla indirimli satış reklamlarında fiyat bilgilerinin gerçeği yansıtmasının zorunlu hale getirildiğini anımsattı. SON 10 GÜNDEKİ EN DÜŞÜK FİYAT ESAS ALINACAK Yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından birinin, indirimli satışın başlangıç tarihinden önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatın, indirim öncesi fiyat olarak esas alınması olduğu belirtildi. Böylece kısa süre içinde fiyat artırılıp ardından yüksek oranlı indirim yapılıyormuş gibi gösterilen uygulamaların önüne geçilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Meyve, sebze gibi çabuk bozulabilen ürünler ile hizmetlerde ise indirimli fiyattan bir önceki fiyatın esas alınarak reklam yapılabileceği ifade edildi. ŞARTLI KAMPANYALAR DA DENETİM KAPSAMINA ALINDI Açıklamada, yalnızca doğrudan “Yüzde 50 indirim” gibi ifadelerin değil, tüketiciye indirim veya başka bir fayda sağlanmasını belirli bir şarta bağlayan şartlı satış kampanyalarının da yeni kurallara tabi olduğu vurgulandı. Ticaret Bakanlığı, indirim kapsamındaki ürünlerin açıkça belirtilmemesi, başlangıç ve bitiş tarihlerinin gösterilmemesi, stok bilgilerinin doğru sunulmaması ve indirim öncesi fiyatın gerçeği yansıtmaması gibi uygulamalara karşı Reklam Kurulu tarafından idari yaptırımlar uygulandığını bildirdi. CEZA ARALIĞI 108 BİN LİRADAN 39,9 MİLYON LİRAYA KADAR ÇIKABİLİYOR Aldatıcı reklamlar için reklam durdurma cezasının yanı sıra, reklamın yapıldığı mecraya göre 108 bin 370 liradan 39 milyon 916 bin 524 liraya kadar değişen tutarlarda idari para cezası uygulanabildiği hatırlatıldı. Bakanlık, yeni düzenlemenin yalnızca indirimli satış reklamlarıyla sınırlı olmadığını, hedefli reklamcılık, yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar, sosyal medya etkileyicilerinin tanıtımları, çevresel beyanlar ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin de yeni kurallar getirildiğini duyurdu.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun çalışma esaslarında değişiklik Haber

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun çalışma esaslarında değişiklik

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği’nde değişikliğe gitti. Değişiklikler bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. ANKARA (İGFA) - DASK Çalışma Esasları Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesi, alım yöntemleri, harcama limitleri ve bazı satın alma usullerine ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı. Yeni düzenlemeye göre, Kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesinde çeşitlendirme esas alınacak. Varlıkların likit olması, anapara kaybı riskinin en düşük seviyede tutulması ve getiri oranının yüksek olması öncelikli kriterler arasında yer alacak. Fonun, belirli koşullar altında bir yıldan uzun vadeli portföylerde değerlendirilebilmesine imkân tanınırken, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen borçlanma senetleri ve kira sertifikalarına yapılan yatırımların Kurum fonunun en az üçte biri olması zorunlu hale getirildi. Ayrıca, tek bir ihraççının sermaye piyasası araçlarına yapılabilecek yatırımın, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı ihraçlar hariç olmak üzere fonun yüzde 10’unu geçemeyeceği hükme bağlandı. AYLIK RAPORLAMA VE İÇ KONTROL ZORUNLULUĞU Düzenlemeye göre, Kurum fonunun belirlenen ilke ve esaslara uygunluğu, Teknik İşletici bünyesindeki iç kontrol birimi tarafından her ay kontrol edilerek kayıt altına alınacak. Aykırılıklar ve alınan önlemler de Yönetim Kuruluna yazılı olarak derhal bildirilecek. Yönetmelikte, satın alma süreçlerine ilişkin tutar sınırı da güncellendi. Buna göre, mal alımı ve hizmet alımında yıllık bedelin KDV hariç 1 milyon 200 bin liranın altında olması esas alınacak. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak. Deprem nedeniyle olağanüstü hâl ilan edilen dönemlerde ise bu sınır 5 katı olarak uygulanacak. Ayrıca satın alma tekliflerinin elektronik ortamda ya da kapalı zarf usulüyle teslimine ilişkin usuller de yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeyle getirilen geçici madde kapsamında, yürürlüğe giren değişikliklere uyum için fonların 6 ay içinde yeni yatırım esaslarına göre yeniden yönlendirilmesi öngörülürken daha önce belirlenmiş satın alma esasları için ise belirleme tarihinde yürürlükte olan hükümler uygulanmaya devam edeceği kaydedildi.

Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek Haber

Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek

Yapay zekâ teknolojilerinin iş dünyasındaki hızlı yükselişi, kurumların dijital dönüşüm stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 2026 yılı birinci çeyrek verilerine göre, mart ayı sonu itibarıyla güvenli elektronik imza için kullanılan nitelikli elektronik sertifika sayısı 9,93 milyona, mobil güvenli elektronik imza sertifikası sayısı ise 1,29 milyona ulaştı. Toplam nitelikli elektronik sertifika sayısının 11,22 milyon olarak kaydedildiği bu tablo; kamu hizmetlerinden finans, sağlık ve sigortacılığa kadar pek çok sektörde elektronik imzanın yaygınlaştığını ve kurumların dijital süreçlerini güvenle yönetmek adına yaptıkları yatırımların ivme kazandığını bir kez daha kanıtladı. Yapay zekâ karar alıyor, dijital güven geçerlilik sağlıyor Yapay zekâ artık sadece içerik üretimi veya analiz yapan bir araç olmaktan çıkarak; sözleşme hazırlama, satın alma, insan kaynakları, müşteri hizmetleri ve finans gibi kritik operasyonel süreçlerde aktif rol üstlenmeye başladı. Ancak yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin ve desteklenen kararların güvenilir, izlenebilir ve hukuken geçerli kalabilmesi için elektronik imza, dijital kimlik doğrulama ve zaman damgası gibi dijital güven teknolojileri hayati önem taşıyor. Örneğin yapay zekânın kurumlar adına sözleşme taslakları oluşturabildiği ve madde önerileri sunduğu bir yapıda; hangi versiyonun onaylandığının, kim tarafından imzalandığının ve belgenin yürürlüğe giriş tarihinin elektronik imza ve zaman damgasıyla kayıt altına alınması, sürecin hem hukuki geçerliliğini hem de kurumsal güvenilirliğini teminat altına alıyor. Benzer şekilde satın alma süreçlerinde yapay zekâ; tedarikçilerden gelen teklifleri maliyet, teslimat süresi ve teknik kriterler bazında karşılaştırarak en optimal seçeneği belirleyebiliyor. Buna karşın nihai kararın yetkili yöneticilerce elektronik imzayla onaylanması, hem kurumsal yetki hiyerarşisini koruyor hem de işlemin denetlenebilir ve güvenli olmasını sağlıyor. Önümüzdeki 3 ile 5 yılda rekabeti dijital güven belirleyecek E-Güven'e göre önümüzdeki dönemde dijital güven, kurumlar için sadece siber riskleri azaltan bir araç olmanın ötesine geçerek; operasyonel verimliliği, müşteri sadakatini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım alanına dönüşecek. Kurumlar için yeni başarı kriteri, yapay zekâ kullanıp kullanmadıkları değil; bu teknolojileri ne derece güvenli, izlenebilir ve mevzuata uygun şekilde yönetebildikleri olacak. Bu noktada elektronik imza, dijital kimlik ve zaman damgası gibi güven teknolojileri, yapay zekâ çağındaki dijital dönüşümün temel altyapısını oluşturmaya devam edecek. E-Güven tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca, önümüzdeki süreçte fiziksel imzanın tamamen yok olmayacağı ancak kullanım alanının giderek daralacağı belirtilirken, asıl büyük dönüşümün imza yönteminden ziyade iş süreçlerinde yaşandığına vurgu yapıldı. Açıklamada, "Dijital dönüşümün başarısı, kullanılan teknolojilerin türünden ziyade, o teknolojilere duyulan güvenle ölçülüyor. Bu nedenle elektronik imza ve dijital güven teknolojileri, yapay zekâ çağında sürdürülebilir dijital ekonominin en temel yapı taşları arasında yer alıyor" ifadelerine yer verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci el araç pazarı 5 ayda 3,5 milyona ulaştı Haber

İkinci el araç pazarı 5 ayda 3,5 milyona ulaştı

2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, “Yılın ilk beş aylık verilerine baktığımızda pazarın genel hacmini büyük oranda koruduğunu görmekteyiz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satış rakamları, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en ulaşılabilir mobilite seçeneği olmaya devam ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. İSTANBUL (İGFA) - İkinci el binek ve hafif ticari araç piyasası, yılın ilk 5 aylık periyodunda geçtiğimiz yılın aynı dönemine nazaran yüzde 2,75 oranında gerileyerek 3.544.195 adet seviyesinde tamamlandı. Yılın ilk beş aylık performansı incelendiğinde pazarın genel hacmini büyük ölçüde muhafaza ettiği görüldü. 2026 yılı Mayıs ayı özelinde ise geçen yılın mayıs ayına kıyasla satışlar yüzde 22,26 azalarak 623.561 adet seviyesine geriledi. 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Mayıs ayı rakamlarını değerlendirerek pazarın güncel dinamiklerine dair kritik açıklamalarda bulundu. “Pazar rakamlarının ardındaki değişimi doğru analiz etmek gerekiyor” Mayıs ayında gözlenen daralmanın tek bir sebebe bağlanamayacağını ifade eden Orhan Ülgür, ekonomik şartların yanı sıra tüketici alışkanlıklarındaki değişimin de pazarı etkilediğini belirtti. Pazar verilerinin arkasındaki değişimin doğru okunması gerektiğinin altını çizen Ülgür, “Mayıs ayında pazarda yaşanan düşüşü sadece aylık satış adetleri üzerinden okumamak gerekir. Yüksek faiz oranları, kredi erişimindeki zorluklar, tüketicilerin harcamalarında daha seçici hale gelmesi ve sıfır araç pazarında süregelen kampanyalar ikinci eldeki hareketliliği etkileyen temel etkenler oldu. Buna ek olarak Kurban Bayramı öncesi yaşanan takvim etkisi de satış performansında belirleyici oldu. Ancak yılın ilk beş aylık sonuçlarına baktığımızda pazarın genel hacmini büyük oranda koruduğunu görüyoruz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satışlar, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en erişilebilir mobilite çözümü olmaya devam ettiğini açıkça kanıtlıyor.” ifadelerini kullandı. “Tüketici alışkanlıkları dönüşüyor” Son dönemde tüketici tercihlerinde ciddi bir değişim yaşandığına vurgu yapan Ülgür, özellikle ekonomik gerçeklerin satın alma davranışlarını yeniden şekillendirdiğine değinerek şunları kaydetti: “Günümüzde tüketiciler otomobil ihtiyacını tamamen ertelemek yerine bütçelerine uygun alternatifler üretmeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubundaki araçlara olan talebin arttığını gözlemliyoruz. Türkiye'deki araç parkının yaşlanması da bu eğilimi destekleyen bir unsur. İkinci el araçlar geniş kitleler için ulaşılabilir mobilite ihtiyacını karşılamayı sürdürürken, tüketiciler satın alma kararlarında her zamankinden daha temkinli davranıyor. Öte yandan finansman tarafında da belirgin bir değişim yaşanıyor. Geleneksel taşıt kredilerinin kullanım oranları geçmiş dönemlere nazaran oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Tüketiciler daha yüksek peşinat kullanıyor, alternatif finansman modellerine yöneliyor veya satın alma kararlarını bütçe planlamalarına göre revize ediyor. Bu durum, finansman çözümlerinin önümüzdeki süreçte sektör adına daha kritik bir konuma geleceğini gösteriyor.” “Artık sadece araç değil, güven satın alınıyor” İkinci el pazarındaki dönüşümün yalnızca satış rakamlarıyla sınırlı olmadığını belirten Ülgür, tüketici beklentilerinin de evrildiğini dile getirdi. Ülgür, “Geçmişte fiyat odaklı ilerleyen satın alma süreçleri bugün güven, şeffaflık ve satış sonrası hizmet detaylarıyla şekilleniyor. Özellikle ileri yaş grubundaki araçların payının arttığı bir konjonktürde ekspertiz süreçleri, araç geçmişi bilgileri ve kurumsal güvence mekanizmaları çok daha fazla önem kazanıyor. Tüketici artık sadece uygun fiyatlı bir araç aramıyor; aldığı aracın geçmişini bilmek, ekspertiz raporuna güvenmek ve ihtiyaç anında karşısında kurumsal bir muhatap bulmak istiyor. Bir başka ifadeyle tüketici artık sadece fiyatı değil, güveni satın alıyor.” dedi. “İkinci el pazarı yapısal dönüşüm sürecini sürdürüyor” İkinci el otomotiv sektörünün sadece hacimsel değil, yapısal bir değişim sürecinden geçtiğini ifade eden Ülgür, yılın ikinci yarısına dair beklentilerini şöyle aktardı: "İkinci el otomotiv sektörü bugün yalnızca satış adetleriyle değil; hizmet kalitesi, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve finansman çözümleri noktasında da önemli bir dönüşüm yaşıyor. Ekspertiz standartları, araç geçmişi verileri, dijital satış süreçleri ve satış sonrası hizmetler sektörün geleceğini belirleyen temel taşlar arasında yer alıyor. Yılın ikinci yarısında talebin yeniden dengelenmesini ve pazarın genel olarak istikrarlı görüntüsünü sürdürmesini öngörüyoruz. Özellikle güven, şeffaflık ve müşteri deneyimi sunabilen kurumsal oyuncuların önümüzdeki dönemde daha fazla ön plana çıkacağını düşünüyoruz. Fiyatlar tarafında ise enflasyona paralel, sınırlı ve kontrollü bir artış bekliyoruz. Mevcut fiyat seviyeleri, araç sahibi olmak isteyen tüketiciler için önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” Tüm ihtiyaçlara yönelik çözümler 2PLAN’DA Müşterilerine takas desteği ve finansman çözümleri sunan 2PLAN, araç satışı sonrasında da servis hizmetleriyle müşterilerinin yanında olmaya devam ediyor. Ayrıca kalite ve müşteri memnuniyetini odak noktasına alan 2PLAN, Servis Plan iş birliğiyle hayata geçirilen ‘2PLAN Güvence’ ve ‘2PLAN Güvence Plus’ paketlerinin yanı sıra elektrikli araçlara özel ‘E-Plan’ paketiyle satış sonrası hizmet standartlarını yukarı taşıyor. 2PLAN’ın geniş ürün gamını incelemek ve yeniliklerden haberdar olmak isteyen müşteriler, 2PLAN Terminal İstanbul ve İzmir’i veya Türkiye'nin pek çok bölgesinde bulunan 2PLAN bayilerini de ziyaret edebiliyor. www.2plan.com.tr web adresi ile “@2plantr” Instagram hesabı başta olmak üzere sosyal medya kanalları üzerinden aradıkları araçlara kolayca ulaşabiliyorlar.

Ferrero Grubu 2024/2025 Mali Yılı için konsolide bilançosunu açıkladı Haber

Ferrero Grubu 2024/2025 Mali Yılı için konsolide bilançosunu açıkladı

Ferrero Grubu, cirosunu yüzde 4,6 artırarak 19,3 milyar avroya ulaştırdı ve büyüme eğilimini sürdürdü. Yenilikler, portföy genişletme ve satın alma stratejisi, 2024/25 yılında da başarıların devam etmesini sağladı. Gelecekteki büyümenin altyapısı, 2024/25 yılında yaklaşık 1,1 milyar avroluk sermaye yatırımı artışı ve Eylül 2025'te tamamlanan WK Kellogg Co. satın alımıyla daha da güçlendirildi [1]. PRNewswire / LÜKSEMBURG (İGFA) - Ferrero Grubu, holding şirketi Ferrero International S.A. aracılığıyla, 31 Ağustos 2025'te sona eren 2024/2025 mali yılına ilişkin konsolide bilançosunu açıkladı [2]. Grup, bir önceki yıla göre yüzde 4,6 artışla yılı 19,3 milyar avroluk konsolide ciroyla tamamladı. Bu büyüme, Ferrero Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Giovanni Ferrero'nun ortaya koyduğu ve Ferrero Grubu CEO'su Lapo Civiletti'nin yürüttüğü uzun vadeli stratejik vizyonun başarısıyla gerçekleşti. Ferrero 36 üretim tesisi ile küresel varlığını korurken, 31 Ağustos 2025 itibariyle mali yılı dünya genelinde 48.697 kişilik insan kaynağıyla tamamladı. Ferrero Grubu CFO'su Daniel Martinez Carretero, sonuçları şöyle değerlendirdi: "Ferrero olarak 80. yıl dönümümüzü kutlarken, tüm çalışanlarımızın bağlılığı sayesinde, sevilen ürünlerimiz ve markalarımızla, dünyanın her yerindeki insanlara mutluluk vermeye devam ediyoruz. Portföy yeniliği, yeni kategorilere ve pazarlara genişlemeye yönelik büyüme stratejimiz sonuç vermeye devam ediyor. 2024/2025 yılında yapılan sermaye yatırımı artışı ve son dönemde gerçekleştirdiğimiz satın almalar, geleceğe olan inancımızı ve uzun vadeli yatırım yapma kabiliyetimizi yansıtıyor. İnovasyon ve yerel pazarlara hizmet verme kapasitemizi daha da geliştiriyoruz." Grup, hedefe yönelik kategori genişletme ve stratejik marka inovasyonu yoluyla, portföyünü geliştirmeye devam etti. 2024/2025 yıllarında şu gelişmeler öne çıktı: Artan tüketici talebini karşılamak amacıyla, Nutella Plant-based (Bitki bazlı) ürünü piyasaya sürüldü. Nutella, Nutella Crepes ve Nutella Donut gibi dondurulmuş unlu mamuller yelpazesiyle yeni kategorilere genişledi. Kuzey Amerika'da sevilen üç yerel şekerleme markası, portföyünü genişletti: Butterfinger®, BabyRuth® ve 100 Grand®. Yeni şekersiz, iki aromalı Tic Tac Two ürünü piyasaya sürüldü. Ferrero, ABD'nin lider gofret protein bar markası Power Crunch'ı bünyesine katarak yüksek proteinli atıştırmalık pazarına giriş yaptı. Ferrero Grubu, portföyünün büyümesini ve coğrafi varlığının genişlemesini desteklemek amacıyla, kilit pazarlardaki kapasitesini güçlendirmeye devam ediyor. Öne çıkan gelişmeler şunlar oldu: Kuzey Amerika'da operasyonları kapsamında Grup, Kanada'nın Ontario eyaletindeki Brantford tesisinin kapasitesini artıracağını duyurdu. Bu gelişmeyle hem 500 kişiye yeni istihdam sağlanacak hem de Nutella Biscuits üretimi ilk kez Avrupa dışına taşınmış olacak. Grup ayrıca Illinois Bloomington'da yaklaşık 15 bin metrekarelik üretim kapasitesine sahip yeni Kinder Bueno tesisinin açılışını gerçekleştirerek, 200 yeni istihdam sağladı. Grup Avrupa'da, gelecekteki talebi karşılamak amacıyla Fransa'nın kuzeyinde, dünyanın en büyük Nutella üretim tesisi olan Villers-Écalles fabrikasında, üretim kapasitesini artırdı. Şirket, 2024/25 yılında WK Kellogg Co'nun ABD, Kanada ve Karayipler'deki ikonik kahvaltılık tahıl gevreği portföyünün üretimi, pazarlaması ve dağıtımını da içeren WK Kellogg Co'nun satın alımının gerçekleşeceğini duyurdu.[3] Satın alma işleminin bir parçası olarak Ferrero, 3.000 yeni çalışanı bünyesine kattı, böylelikle Ferrero'nun dünya genelindeki toplam çalışan sayısı 50 binin üzerine çıktı. FERRERO GRUBU HAKKINDA Ferrero Grubu, Nutella®, Kinder®, Ferrero Rocher® ve Tic Tac® gibi ikonik markalarıyla bilinen, tatlı ambalajlı gıdalarda küresel bir liderdir. 1946'da İtalya'nın Alba kentinde kurulan Ferrero, 50.00 çalışanı ve 170'ten fazla ülkedeki operasyonlarıyla, aile grubu olarak 80. yılını kutluyor. Şirket, güçlü mirasını ve kaliteye bağlılığını, dondurma, bisküvi ve unlu mamuller, kahvaltılık gevrekler ve iyi yaşam odaklı ürünler dahil olmak üzere, tüm marka ve kategorilerde sürekli inovasyonla birleştiriyor. Uzun vadeli bir vizyonla yönetilen Ferrero, mükemmellik ve özen değerlerine bağlı kalırken, ortaya çıkan segmentlerdeki varlığını güçlendirerek sürdürülebilir ve sorumlu büyümeye odaklanıyor. [1] Bugün paylaşılan finansal rakamlar, WK Kellogg Co.'nun rakamlarını içermemektedir. Anlaşma, 2025/2026 mali yılı içinde, Eylül 2025 tarihinde tamamlanmıştır. [2] 1 Eylül 2024'ten 31 Ağustos 2025'e kadar. [3] Bugün paylaşılan finansal rakamlar, WK Kellogg Co.'nun rakamlarını içermemektedir. Anlaşma, 2025/2026 mali yılı içinde, Eylül 2025 tarihinde tamamlanmıştır.

“ÜNİVERSİTE BU ARAZİYE 10 YIL BOYUNCA NEDEN SAHİP ÇIKMADI?” Haber

“ÜNİVERSİTE BU ARAZİYE 10 YIL BOYUNCA NEDEN SAHİP ÇIKMADI?”

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ 10 YIL BOYUNCA HİÇBİR İŞLEM YAPMADI FİSKOBİRLİK ARAZİSİ SATILINCA HAREKETE GEÇTİ Giresun’da FİSKOBİRLİK’e ait sahil yoluna cepheli 7,4 dönümlük stratejik arazinin satışı üzerine yükselen tartışmada gerçek tablo, resmi kayıtlar, imar mevzuatı ve geçmiş işlem dosyaları incelendiğinde çok daha net şekilde ortaya çıkıyor: Üniversite, plana işlenmiş bu araziye 10 yıl boyunca tek bir işlem yapmadı. Yasal koruma süresi dolunca özel mülk üzerindeki kamusal şerh kalktı ve FİSKOBİRLİK satışı tamamen hukuka uygun biçimde gerçekleştirdi. HUKUKİ KORUMA SÜRESİ DOLDU, ÜNİVERSİTE GEÇ KALDI Belediyenin yaklaşık 10 yıl önce “ÜNİVERSİTE GELİŞME ALANI” olarak planladığı bölgeye ilişkin belediye ve üniversite zabıt kayıtlarına göre, Giresun Üniversitesi bu süre boyunca: Satın alma girişiminde bulunmadı Kamulaştırma başvurusu yapmadı Değerleme istemedi Yatırım programına almadı Proje geliştirmedi Bütçe ayırmadı İmar mevzuatına göre, bir alan kamu hizmetine ayrılır ancak 10 yıl boyunca kamusal işlem yapılmazsa plan hükmü kendiliğinden düşüyor. Süre doldu ve ilgili parsel üniversite niteliğini kaybetti. FİSKOBİRLİK SATIŞI HUKUKA UYGUN BİÇİMDE YAPTI Plan hükmünün düşmesiyle birlikte parsel, tekrar tamamen özel mülk statüsüne geçti. FİSKOBİRLİK, mülkiyet hakkını kullanarak araziyi satışa çıkardı. Sürecin “gizli” veya “oldu-bitiyle” yapıldığı iddialarının aksine, satış sahadaki tüm hukuki gerçekliğin doğal bir sonucu. REKTÖRLÜK SONRADAN DAVA AÇTI Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, belediyenin yeniden “eğitim alanı” imar planı yapmayı reddetmesi üzerine konuyu yargıya taşıdıklarını açıkladı. Ancak şehirde en çok sorulan soru yanıtını bulmuş değil: “Üniversite bu araziye 10 yıl boyunca neden sahip çıkmadı?” BELEDİYENİN RED GEREKÇESİ: “HUKUK BUNA İZİN VERMEZ” Belediye Meclisi ret kararında şu gerekçeler öne çıktı: • Süre geçmiş, koruma hükmü düşmüş • Arazi özel mülk statüsünde • Yeni malik hukuki risk altına sokulamaz • Üniversitenin hak doğurucu hiçbir işlemi yok YARGI SÜRECİ ÜNİVERSİTENİN ALEYHİNE İmar hukukçularına göre üniversitenin açtığı dava zayıf. 10 yıllık hareketsizlik “kazanılmış hak” doğuruyor. Arazinin satışı ise geri alınabilir bir idari işlem değil, özel hukuk sözleşmesi niteliğinde. Ayrıca belediyenin zorla plan değişikliğine gitmesi halinde kamu tazminat yükü doğabilir. “SORUMLU ÜNİVERSİTE” “Üniversite 10 yıl boyunca görevini yapmamıştır.” “Kamu, yükümlülüğünü yerine getirmediği için arazi kaybedildi.” “Belediyenin değil, üniversitenin gecikmesi nedeniyle süreç bu noktaya geldi.” KAYBEDİLEN ARAZİ DEĞİL, 10 YILLIK KAMU PLANLAMASI Bugün yaşanan tartışmanın özü bir arazi satışından ibaret değil; kamu kurumlarının stratejik planlamada gösterdiği gecikmenin şehirde yarattığı kaybın açık örneği.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.