Hava Durumu

#Satın Alma

giresunsonhaber - Satın Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satın Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İkinci El Araçta Asıl Risk Kilometre Değil, Bilinmeyen Geçmiş Haber

İkinci El Araçta Asıl Risk Kilometre Değil, Bilinmeyen Geçmiş

İkinci el araç ticaretinde güvenin anahtarı araç geçmişinde saklanıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Alıcısının Öncelikleri Değişti Metrekare Mi, Lokasyon Mu? Haber

Konut Alıcısının Öncelikleri Değişti Metrekare Mi, Lokasyon Mu?

Konut satın alırken uzun yıllar evin büyüklüğü temel kriterlerden biri olurken, alıcıların öncelikleri giderek değişiyor. Ulaşım olanakları, sosyal yaşam alanlarına yakınlık, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, bölgenin gelişim potansiyeli ve konutun gelecekte sağlayacağı yatırım değeri artık satın alma kararında birlikte değerlendiriliyor. Türkiye’de konut piyasasındaki hareketlilik 2026 yılında da devam ederken, özellikle büyükşehirlerde “daha büyük ev” arayışının yanında günlük yaşamı kolaylaştıran doğru konum tercihi öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2026 verilerine göre, Türkiye genelinde bir ayda 127 bin 410 konut satıldı. Bu satışların 44 bin 378’ini ilk el, 83 bin 32’sini ise ikinci el konutlar oluşturdu. İpotekli konut satışları da aynı dönemde 22 bin 131 olarak kaydedildi… Konut satın alırken uzun yıllar evin büyüklüğü temel kriterlerden biri olurken, alıcıların öncelikleri giderek değişiyor. Ulaşım olanakları, sosyal yaşam alanlarına yakınlık, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, bölgenin gelişim potansiyeli ve konutun gelecekte sağlayacağı yatırım değeri artık satın alma kararında birlikte değerlendiriliyor. Türkiye’de konut piyasasındaki hareketlilik 2026 yılında da devam ederken, özellikle büyükşehirlerde “daha büyük ev” arayışının yanında günlük yaşamı kolaylaştıran doğru konum tercihi öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2026 verilerine göre, Türkiye genelinde bir ayda 127 bin 410 konut satıldı. Bu satışların 44 bin 378’ini ilk el, 83 bin 32’sini ise ikinci el konutlar oluşturdu. İpotekli konut satışları da aynı dönemde 22 bin 131 olarak kaydedildi… Konut satışlarındaki hareketlilik sürerken, alıcıların seçim sürecinde dikkate aldığı başlıklar da çeşitleniyor. Özellikle büyükşehirlerde evin yalnızca fiziksel özellikleri değil; işe ve sosyal yaşama erişim süresi, ana ulaşım noktalarına yakınlığı, çevresindeki eğitim ve sağlık olanakları ile bulunduğu bölgenin gelecekteki gelişimi de satın alma kararında etkili oluyor. BÜYÜK EV YERİNE DOĞRU KONUM ARAYIŞI Konut tercihlerindeki değişimi değerlendiren Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, alıcıların artık evin büyüklüğünün yanında yaşam kalitesini etkileyen unsurları da dikkate aldığını belirtti. Doğan, “Konut arayan kişilerle yaptığımız görüşmelerde artık sadece evin büyüklüğü ya da oda sayısı konuşulmuyor. Hangi bölgede olduğu, ulaşım imkânları, çevresindeki sosyal yaşam, okul ve sağlık hizmetlerine erişim gibi birçok başlık aynı anda değerlendiriliyor. Özellikle günlük hayatı kolaylaştıran, ulaşım süresini azaltan ve ihtiyaçlara hızlı erişim sağlayan bölgelerin daha fazla önem kazandığını gözlemliyoruz” dedi. “LOKASYON YATIRIM KARARININ DA PARÇASI” Konutun yaşam alanı olmasının yanı sıra uzun vadeli bir yatırım olarak da değerlendirildiğini belirten Doğan, bölge seçiminin satın alma kararındaki ağırlığının arttığını söyledi. Doğan, “Bugün konut alan kişi yalnızca bugünkü ihtiyacını düşünmüyor. Bölgenin birkaç yıl sonra nasıl gelişeceğini, planlanan ulaşım bağlantılarını, çevrede oluşan ticari ve sosyal alanları da araştırıyor. Bu nedenle doğru konum, hem yaşam konforu hem de konutun gelecekteki değerini koruması açısından önemli bir kriter haline geliyor” ifadelerini kullandı. Konut seçiminde tek bir özelliğe odaklanmak yerine bütüncül bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Fiyat ve oda sayısı kadar lokasyon, ulaşım, sosyal imkânlar ve bölgenin gelişim potansiyeli de önemli. Alıcıların artık tüm bu unsurları birlikte değerlendirerek karar verdiğini görüyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emlak Katılım 3 şirket içi BDDK'ya başvurdu Haber

Emlak Katılım 3 şirket içi BDDK'ya başvurdu

Emlak Katılım, katılım finans alanındaki faaliyetlerini güçlendirmek amacıyla Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş., Birevim Tasarruf Finansman A.Ş. ve İktisat Katılım Bankası A.Ş.’nin satın alınmasına yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı ile BDDK’ya gerekli başvuruların yapıldığını açıkladı. ANKARA (İGFA) - Emlak Katılım, katılım finans sektöründeki faaliyetlerini genişletmeye yönelik yeni bir adım attı. Şirketten yapılan açıklamada, Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş., Birevim Tasarruf Finansman A.Ş. ve İktisat Katılım Bankası A.Ş.’nin satın alınması amacıyla gerekli resmi başvuruların gerçekleştirildiği bildirildi. Söz konusu satın alma sürecine ilişkin başvuruların Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) nezdinde yapıldığı belirtildi. TASARRUF FİNANSMAN ALANINDA BÜYÜME HEDEFİ Emlak Katılım, söz konusu girişimin katılım finans alanındaki faaliyetlerin güçlendirilmesi ve finansal faaliyetlerin çeşitlendirilmesi stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. Şirket açıklamasında, kamu katılım bankası kimliği ve köklü geçmişinden aldığı güçle tasarruf finansman alanındaki büyüme stratejisinin ileriye taşınmasının hedeflendiği ifade edildi. Emlak Katılım, güçlü kurumsal yapısı ve yenilikçi yaklaşımıyla katılım finans sektörünün geleceğine katkı sağlamaya devam edeceğini bildirdi. Satın alma işlemlerinin tamamlanması ise ilgili kurumların değerlendirme ve onay süreçlerine bağlı olacağı öğrenildi.

GİRESUN EXPO’DA DOLULUK YÜZDE 67’YE ULAŞTI: 101 STANT İÇİN SÖZLEŞME İMZALANDI Haber

GİRESUN EXPO’DA DOLULUK YÜZDE 67’YE ULAŞTI: 101 STANT İÇİN SÖZLEŞME İMZALANDI

GİRESUN EXPO’DA DOLULUK YÜZDE 67’YE ULAŞTI: 101 STANT İÇİN SÖZLEŞME İMZALANDI 8-11 Ekim’de İstanbul Yenikapı’da düzenlenecek Giresun EXPO 2026’da hazırlıklar yeni bir aşamaya geldi. Organizasyon yönetiminin açıkladığı son verilere göre hedeflenen 150 standın 101’i için sözleşme imzalandı; fuar daha kapılarını açmadan yüzde 67 doluluk oranına ulaştı. Giresun EXPO 2026’nın son durumu, organizasyonun yöneticilerinin katıldığı yaklaşık üç saatlik canlı yayında açıklandı. ŞebinSİAD Başkanı Müjdat Karayılan, Giresun Federasyonu Genel Başkanı Muhterem Memiş ve Giresun Vakfı Başkanı Bahattin Şener’in katıldığı programda, 15 Eylül itibarıyla 101 stant için sözleşmelerin tamamlandığı bilgisi paylaşıldı. Bu rakam, daha önce GiresunSonhaber’de yayımlanan EXPO hazırlık haberlerinden sonraki somut yeni gelişmeyi oluşturuyor. 10 BİN METREKARELİK ALANDA 150 STANT HEDEFİ İstanbul Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuar için 10 bin metrekarelik kapalı alan ayrıldı. İlk etapta 150 stant hedeflenirken, açıklanan 101 sözleşmeyle bu kapasitenin yaklaşık üçte ikisi şimdiden dolduruldu. Organizasyonda Giresunlu üretici, sanayici ve işletmelerin yanı sıra farklı sektörlerin satın alma temsilcilerinin buluşturulması planlanıyor. GİRESUNLU FİRMALARA B2B TİCARET MASASI EXPO’nun yeni açıklanan ticari ayağında firmalar arasında doğrudan B2B görüşmeleri yapılması planlanıyor. Savunma sanayisi, tersaneler ve farklı sektörlerden satın alma temsilcilerinin Giresunlu üreticilerle buluşturulması hedefleniyor. Fuar, 8-11 Ekim 2026 tarihlerinde dört gün boyunca açık olacak.

Ticaret'ten denetim uyarısı! İndirimli satış reklamlarına sıkı denetim Haber

Ticaret'ten denetim uyarısı! İndirimli satış reklamlarına sıkı denetim

1 Ağustos 2026 itibarıyla indirimli satışlarda son 10 günün en düşük fiyatının esas alınmasını zorunlu kılan Ticaret Bakanlığı, aldatıcı reklam yapanlara ilişkin sıkı denetimlerini sürdürürken, 108 bin TL ile 39,9 milyon TL arasında idari para cezası uygulanacağını yineledi. ANKARA (İGFA) - İndirimli satış reklamlarında kullanılan fiyat bilgilerine ilişkin yeni düzenlemenin 1 Ağustos 2026 itibarıyla yürürlüğe girmesiyle birlikte piğyasada sıkı denetimlerini sürdüren Ticaret Bakanlığı, “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikle, tüketicinin satın alma kararını doğru bilgiye dayanarak verebilmesini sağlamak amacıyla indirimli satış reklamlarında fiyat bilgilerinin gerçeği yansıtmasının zorunlu hale getirildiğini anımsattı. SON 10 GÜNDEKİ EN DÜŞÜK FİYAT ESAS ALINACAK Yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından birinin, indirimli satışın başlangıç tarihinden önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatın, indirim öncesi fiyat olarak esas alınması olduğu belirtildi. Böylece kısa süre içinde fiyat artırılıp ardından yüksek oranlı indirim yapılıyormuş gibi gösterilen uygulamaların önüne geçilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Meyve, sebze gibi çabuk bozulabilen ürünler ile hizmetlerde ise indirimli fiyattan bir önceki fiyatın esas alınarak reklam yapılabileceği ifade edildi. ŞARTLI KAMPANYALAR DA DENETİM KAPSAMINA ALINDI Açıklamada, yalnızca doğrudan “Yüzde 50 indirim” gibi ifadelerin değil, tüketiciye indirim veya başka bir fayda sağlanmasını belirli bir şarta bağlayan şartlı satış kampanyalarının da yeni kurallara tabi olduğu vurgulandı. Ticaret Bakanlığı, indirim kapsamındaki ürünlerin açıkça belirtilmemesi, başlangıç ve bitiş tarihlerinin gösterilmemesi, stok bilgilerinin doğru sunulmaması ve indirim öncesi fiyatın gerçeği yansıtmaması gibi uygulamalara karşı Reklam Kurulu tarafından idari yaptırımlar uygulandığını bildirdi. CEZA ARALIĞI 108 BİN LİRADAN 39,9 MİLYON LİRAYA KADAR ÇIKABİLİYOR Aldatıcı reklamlar için reklam durdurma cezasının yanı sıra, reklamın yapıldığı mecraya göre 108 bin 370 liradan 39 milyon 916 bin 524 liraya kadar değişen tutarlarda idari para cezası uygulanabildiği hatırlatıldı. Bakanlık, yeni düzenlemenin yalnızca indirimli satış reklamlarıyla sınırlı olmadığını, hedefli reklamcılık, yapay zekâ ile oluşturulan reklamlar, sosyal medya etkileyicilerinin tanıtımları, çevresel beyanlar ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin de yeni kurallar getirildiğini duyurdu.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun çalışma esaslarında değişiklik Haber

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun çalışma esaslarında değişiklik

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği’nde değişikliğe gitti. Değişiklikler bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. ANKARA (İGFA) - DASK Çalışma Esasları Yönetmeliği'nde yapılan değişiklikle, kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesi, alım yöntemleri, harcama limitleri ve bazı satın alma usullerine ilişkin yeni düzenlemeler yapıldı. Yeni düzenlemeye göre, Kurum fonunun yatırıma yönlendirilmesinde çeşitlendirme esas alınacak. Varlıkların likit olması, anapara kaybı riskinin en düşük seviyede tutulması ve getiri oranının yüksek olması öncelikli kriterler arasında yer alacak. Fonun, belirli koşullar altında bir yıldan uzun vadeli portföylerde değerlendirilebilmesine imkân tanınırken, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Varlık Kiralama Şirketlerince ihraç edilen borçlanma senetleri ve kira sertifikalarına yapılan yatırımların Kurum fonunun en az üçte biri olması zorunlu hale getirildi. Ayrıca, tek bir ihraççının sermaye piyasası araçlarına yapılabilecek yatırımın, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı ihraçlar hariç olmak üzere fonun yüzde 10’unu geçemeyeceği hükme bağlandı. AYLIK RAPORLAMA VE İÇ KONTROL ZORUNLULUĞU Düzenlemeye göre, Kurum fonunun belirlenen ilke ve esaslara uygunluğu, Teknik İşletici bünyesindeki iç kontrol birimi tarafından her ay kontrol edilerek kayıt altına alınacak. Aykırılıklar ve alınan önlemler de Yönetim Kuruluna yazılı olarak derhal bildirilecek. Yönetmelikte, satın alma süreçlerine ilişkin tutar sınırı da güncellendi. Buna göre, mal alımı ve hizmet alımında yıllık bedelin KDV hariç 1 milyon 200 bin liranın altında olması esas alınacak. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak. Deprem nedeniyle olağanüstü hâl ilan edilen dönemlerde ise bu sınır 5 katı olarak uygulanacak. Ayrıca satın alma tekliflerinin elektronik ortamda ya da kapalı zarf usulüyle teslimine ilişkin usuller de yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeyle getirilen geçici madde kapsamında, yürürlüğe giren değişikliklere uyum için fonların 6 ay içinde yeni yatırım esaslarına göre yeniden yönlendirilmesi öngörülürken daha önce belirlenmiş satın alma esasları için ise belirleme tarihinde yürürlükte olan hükümler uygulanmaya devam edeceği kaydedildi.

Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek Haber

Önümüzdeki 5 Yılda Rekabeti Dijital Güven Belirleyecek

Yapay zekâ teknolojilerinin iş dünyasındaki hızlı yükselişi, kurumların dijital dönüşüm stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 2026 yılı birinci çeyrek verilerine göre, mart ayı sonu itibarıyla güvenli elektronik imza için kullanılan nitelikli elektronik sertifika sayısı 9,93 milyona, mobil güvenli elektronik imza sertifikası sayısı ise 1,29 milyona ulaştı. Toplam nitelikli elektronik sertifika sayısının 11,22 milyon olarak kaydedildiği bu tablo; kamu hizmetlerinden finans, sağlık ve sigortacılığa kadar pek çok sektörde elektronik imzanın yaygınlaştığını ve kurumların dijital süreçlerini güvenle yönetmek adına yaptıkları yatırımların ivme kazandığını bir kez daha kanıtladı. Yapay zekâ karar alıyor, dijital güven geçerlilik sağlıyor Yapay zekâ artık sadece içerik üretimi veya analiz yapan bir araç olmaktan çıkarak; sözleşme hazırlama, satın alma, insan kaynakları, müşteri hizmetleri ve finans gibi kritik operasyonel süreçlerde aktif rol üstlenmeye başladı. Ancak yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerin ve desteklenen kararların güvenilir, izlenebilir ve hukuken geçerli kalabilmesi için elektronik imza, dijital kimlik doğrulama ve zaman damgası gibi dijital güven teknolojileri hayati önem taşıyor. Örneğin yapay zekânın kurumlar adına sözleşme taslakları oluşturabildiği ve madde önerileri sunduğu bir yapıda; hangi versiyonun onaylandığının, kim tarafından imzalandığının ve belgenin yürürlüğe giriş tarihinin elektronik imza ve zaman damgasıyla kayıt altına alınması, sürecin hem hukuki geçerliliğini hem de kurumsal güvenilirliğini teminat altına alıyor. Benzer şekilde satın alma süreçlerinde yapay zekâ; tedarikçilerden gelen teklifleri maliyet, teslimat süresi ve teknik kriterler bazında karşılaştırarak en optimal seçeneği belirleyebiliyor. Buna karşın nihai kararın yetkili yöneticilerce elektronik imzayla onaylanması, hem kurumsal yetki hiyerarşisini koruyor hem de işlemin denetlenebilir ve güvenli olmasını sağlıyor. Önümüzdeki 3 ile 5 yılda rekabeti dijital güven belirleyecek E-Güven'e göre önümüzdeki dönemde dijital güven, kurumlar için sadece siber riskleri azaltan bir araç olmanın ötesine geçerek; operasyonel verimliliği, müşteri sadakatini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir yatırım alanına dönüşecek. Kurumlar için yeni başarı kriteri, yapay zekâ kullanıp kullanmadıkları değil; bu teknolojileri ne derece güvenli, izlenebilir ve mevzuata uygun şekilde yönetebildikleri olacak. Bu noktada elektronik imza, dijital kimlik ve zaman damgası gibi güven teknolojileri, yapay zekâ çağındaki dijital dönüşümün temel altyapısını oluşturmaya devam edecek. E-Güven tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca, önümüzdeki süreçte fiziksel imzanın tamamen yok olmayacağı ancak kullanım alanının giderek daralacağı belirtilirken, asıl büyük dönüşümün imza yönteminden ziyade iş süreçlerinde yaşandığına vurgu yapıldı. Açıklamada, "Dijital dönüşümün başarısı, kullanılan teknolojilerin türünden ziyade, o teknolojilere duyulan güvenle ölçülüyor. Bu nedenle elektronik imza ve dijital güven teknolojileri, yapay zekâ çağında sürdürülebilir dijital ekonominin en temel yapı taşları arasında yer alıyor" ifadelerine yer verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci el araç pazarı 5 ayda 3,5 milyona ulaştı Haber

İkinci el araç pazarı 5 ayda 3,5 milyona ulaştı

2PLAN İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, “Yılın ilk beş aylık verilerine baktığımızda pazarın genel hacmini büyük oranda koruduğunu görmekteyiz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satış rakamları, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en ulaşılabilir mobilite seçeneği olmaya devam ettiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. İSTANBUL (İGFA) - İkinci el binek ve hafif ticari araç piyasası, yılın ilk 5 aylık periyodunda geçtiğimiz yılın aynı dönemine nazaran yüzde 2,75 oranında gerileyerek 3.544.195 adet seviyesinde tamamlandı. Yılın ilk beş aylık performansı incelendiğinde pazarın genel hacmini büyük ölçüde muhafaza ettiği görüldü. 2026 yılı Mayıs ayı özelinde ise geçen yılın mayıs ayına kıyasla satışlar yüzde 22,26 azalarak 623.561 adet seviyesine geriledi. 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Mayıs ayı rakamlarını değerlendirerek pazarın güncel dinamiklerine dair kritik açıklamalarda bulundu. “Pazar rakamlarının ardındaki değişimi doğru analiz etmek gerekiyor” Mayıs ayında gözlenen daralmanın tek bir sebebe bağlanamayacağını ifade eden Orhan Ülgür, ekonomik şartların yanı sıra tüketici alışkanlıklarındaki değişimin de pazarı etkilediğini belirtti. Pazar verilerinin arkasındaki değişimin doğru okunması gerektiğinin altını çizen Ülgür, “Mayıs ayında pazarda yaşanan düşüşü sadece aylık satış adetleri üzerinden okumamak gerekir. Yüksek faiz oranları, kredi erişimindeki zorluklar, tüketicilerin harcamalarında daha seçici hale gelmesi ve sıfır araç pazarında süregelen kampanyalar ikinci eldeki hareketliliği etkileyen temel etkenler oldu. Buna ek olarak Kurban Bayramı öncesi yaşanan takvim etkisi de satış performansında belirleyici oldu. Ancak yılın ilk beş aylık sonuçlarına baktığımızda pazarın genel hacmini büyük oranda koruduğunu görüyoruz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satışlar, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en erişilebilir mobilite çözümü olmaya devam ettiğini açıkça kanıtlıyor.” ifadelerini kullandı. “Tüketici alışkanlıkları dönüşüyor” Son dönemde tüketici tercihlerinde ciddi bir değişim yaşandığına vurgu yapan Ülgür, özellikle ekonomik gerçeklerin satın alma davranışlarını yeniden şekillendirdiğine değinerek şunları kaydetti: “Günümüzde tüketiciler otomobil ihtiyacını tamamen ertelemek yerine bütçelerine uygun alternatifler üretmeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubundaki araçlara olan talebin arttığını gözlemliyoruz. Türkiye'deki araç parkının yaşlanması da bu eğilimi destekleyen bir unsur. İkinci el araçlar geniş kitleler için ulaşılabilir mobilite ihtiyacını karşılamayı sürdürürken, tüketiciler satın alma kararlarında her zamankinden daha temkinli davranıyor. Öte yandan finansman tarafında da belirgin bir değişim yaşanıyor. Geleneksel taşıt kredilerinin kullanım oranları geçmiş dönemlere nazaran oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Tüketiciler daha yüksek peşinat kullanıyor, alternatif finansman modellerine yöneliyor veya satın alma kararlarını bütçe planlamalarına göre revize ediyor. Bu durum, finansman çözümlerinin önümüzdeki süreçte sektör adına daha kritik bir konuma geleceğini gösteriyor.” “Artık sadece araç değil, güven satın alınıyor” İkinci el pazarındaki dönüşümün yalnızca satış rakamlarıyla sınırlı olmadığını belirten Ülgür, tüketici beklentilerinin de evrildiğini dile getirdi. Ülgür, “Geçmişte fiyat odaklı ilerleyen satın alma süreçleri bugün güven, şeffaflık ve satış sonrası hizmet detaylarıyla şekilleniyor. Özellikle ileri yaş grubundaki araçların payının arttığı bir konjonktürde ekspertiz süreçleri, araç geçmişi bilgileri ve kurumsal güvence mekanizmaları çok daha fazla önem kazanıyor. Tüketici artık sadece uygun fiyatlı bir araç aramıyor; aldığı aracın geçmişini bilmek, ekspertiz raporuna güvenmek ve ihtiyaç anında karşısında kurumsal bir muhatap bulmak istiyor. Bir başka ifadeyle tüketici artık sadece fiyatı değil, güveni satın alıyor.” dedi. “İkinci el pazarı yapısal dönüşüm sürecini sürdürüyor” İkinci el otomotiv sektörünün sadece hacimsel değil, yapısal bir değişim sürecinden geçtiğini ifade eden Ülgür, yılın ikinci yarısına dair beklentilerini şöyle aktardı: "İkinci el otomotiv sektörü bugün yalnızca satış adetleriyle değil; hizmet kalitesi, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve finansman çözümleri noktasında da önemli bir dönüşüm yaşıyor. Ekspertiz standartları, araç geçmişi verileri, dijital satış süreçleri ve satış sonrası hizmetler sektörün geleceğini belirleyen temel taşlar arasında yer alıyor. Yılın ikinci yarısında talebin yeniden dengelenmesini ve pazarın genel olarak istikrarlı görüntüsünü sürdürmesini öngörüyoruz. Özellikle güven, şeffaflık ve müşteri deneyimi sunabilen kurumsal oyuncuların önümüzdeki dönemde daha fazla ön plana çıkacağını düşünüyoruz. Fiyatlar tarafında ise enflasyona paralel, sınırlı ve kontrollü bir artış bekliyoruz. Mevcut fiyat seviyeleri, araç sahibi olmak isteyen tüketiciler için önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” Tüm ihtiyaçlara yönelik çözümler 2PLAN’DA Müşterilerine takas desteği ve finansman çözümleri sunan 2PLAN, araç satışı sonrasında da servis hizmetleriyle müşterilerinin yanında olmaya devam ediyor. Ayrıca kalite ve müşteri memnuniyetini odak noktasına alan 2PLAN, Servis Plan iş birliğiyle hayata geçirilen ‘2PLAN Güvence’ ve ‘2PLAN Güvence Plus’ paketlerinin yanı sıra elektrikli araçlara özel ‘E-Plan’ paketiyle satış sonrası hizmet standartlarını yukarı taşıyor. 2PLAN’ın geniş ürün gamını incelemek ve yeniliklerden haberdar olmak isteyen müşteriler, 2PLAN Terminal İstanbul ve İzmir’i veya Türkiye'nin pek çok bölgesinde bulunan 2PLAN bayilerini de ziyaret edebiliyor. www.2plan.com.tr web adresi ile “@2plantr” Instagram hesabı başta olmak üzere sosyal medya kanalları üzerinden aradıkları araçlara kolayca ulaşabiliyorlar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.