Hava Durumu

#Samsun

giresunsonhaber - Samsun haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Samsun haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ Haber

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ

TMO 2025’TE FINDIĞI NASIL ALDI? 28 NOKTALIK HARİTA VE 2026 BEKLENTİSİ Toprak Mahsulleri Ofisi, 2025 mahsulü kabuklu fındık alımlarında Giresun kalite için 200, levant kalite için 195, sivri kalite için 190 lira fiyat uyguladı. Don nedeniyle üretimin sert biçimde gerilediği sezonda alımlar randevulu sistemle yürütüldü; bölgesel haritalarda altı başmüdürlüğe bağlı 28 alım noktası işaretlendi. 2026 hasadı yaklaşırken üretici şimdi yeni fiyatı, kalite kriterlerini, ödeme takvimini ve alım noktalarını bekliyor. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2025 yılı kabuklu fındık alım kampanyası; düşük rekolte, nisan ayında yaşanan zirai don, kahverengi kokarca kaynaklı kalite kayıpları, serbest piyasa fiyatları ve randevulu teslim sistemi altında yürütüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2025-2026 sezonu alım fiyatlarını 5 Ağustos 2025’te açıkladı. TMO, randevu sistemini 18 Ağustos’ta açtı, kabuklu fındık alımına ise 25 Ağustos’ta başladı. İlk aşamada 16 alım noktasının faaliyete geçirilmesi, hasat ve üretici talebine göre bu sayının 61’e kadar çıkarılması planlandı. DON ÜRETİMİ 453 BİN TONA DÜŞÜRDÜ 2025 sezonunun en belirleyici gelişmesi nisan ayında yaşanan zirai don oldu. TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Türkiye’nin 2024’te 717 bin ton olan fındık rekoltesinin 2025’te yüzde 37 kayıpla 453 bin tona gerilediğini açıkladı. Rekolte çalışması; tarım il müdürlükleri, ziraat odaları, TMO temsilcileri, araştırma enstitüleri ve üniversitelerin saha incelemeleriyle hazırlandı. Güldal, hasadın ilk dönemindeki gözlemlerin 453 bin tonluk tahminin bile iyimser kalabileceğine işaret ettiğini söyledi. Ürün miktarındaki düşüş, piyasadaki arz beklentisini değiştirdi. Sezonun ilk günlerinde Sakarya başta olmak üzere bazı üretim bölgelerinde serbest piyasa fiyatlarının TMO’nun açıkladığı rakamların üzerine çıktığı görüldü. Bu durum TMO’yu birçok bölgede doğrudan en yüksek fiyatı veren alıcıdan çok, piyasanın aşağı yönlü hareketini sınırlayan referans alıcı konumuna taşıdı. GİRESUN KALİTEYE 200, LEVANT KALİTEYE 195 LİRA TMO, 2025 mahsulü kabuklu fındık fiyatlarını yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre belirledi: Ürün grubu 2025 TMO alım fiyatı Giresun kalite 200 TL/kg Levant kalite 195 TL/kg Sivri kalite 190 TL/kg Yüzde 50’nin üzerindeki her bir randıman için Giresun kalite fındığa kilogram başına 4 lira, levant kalite fındığa ise 3,90 lira ilave ödeme uygulandı. Böylece yüksek randımanlı ve iyi kurutulmuş ürünün fiyatı taban rakamın üzerine çıktı. TMO, fiyat politikasını üreticinin depolama ve finansman ihtiyacını karşılamak, pazarlama döneminde oluşabilecek baskıyı azaltmak ve piyasa istikrarını korumak amacıyla oluşturduğunu bildirdi. Ürün bedelleri için 30 günlük ödeme takvimi açıklandı; ödemelerin imkânlar ölçüsünde daha kısa sürede yapılması planlandı. ALIMLAR RANDEVUSUZ YAPILMADI TMO’ya ürün teslim etmek isteyen üreticiler randevularını kurumun internet sitesi, e-Devlet veya TMO iş yerleri üzerinden aldı. Randevusu bulunmayan üreticilerin doğrudan alım noktasına giderek ürün teslim etmesine izin verilmedi. Uygulama, alım merkezlerindeki araç ve üretici yoğunluğunu azaltmak, aynı güne yığılan teslimatları kontrol etmek ve analiz işlemlerini sıraya koymak amacıyla sürdürüldü. Randevu işlemi altı aşamada tamamlandı: TMO’nun resmi internet sitesindeki “Ürün Alım Randevu” bölümüne girildi.T.C. kimlik numarası veya e-Devlet üzerinden sisteme giriş yapıldı, aydınlatma metni onaylandı.Sisteme ilk kez giren üreticiler telefon numarası ve e-posta bilgilerini kaydetti.Telefona gönderilen doğrulama kodu sisteme yazıldı.Banka bilgileri, ürün çeşidi, teslim edilecek işyeri, ürün miktarı ve teslim tarihi seçildi.“Randevu Oluştur” ve “Kaydet” işlemlerinin ardından randevu bilgisi kısa mesajla üreticiye iletildi. RUTUBET VE RANDIMAN TESLİMİN MERKEZİNDEYDİ Alım noktasına getirilen her ürün doğrudan kabul edilmedi. Fındık önce numune alma ve analiz işleminden geçirildi. Rutubet, sağlam iç oranı, buruşuk iç, çürük ve bozuk tane ile yabancı madde miktarı kontrol edildi. TMO’nun açıkladığı temel kriterlerde rutubet oranının en fazla yüzde 6,5, sağlam iç fındık oranının en az yüzde 40, buruşuk iç oranının en fazla yüzde 10 ve yabancı madde oranının en fazla binde 5 olması istendi. Kurum, üreticileri erken hasattan kaçınmaları ve fındığı teslimden önce yeterince kurutmaları konusunda uyardı. Kurutulmadan getirilen ürünlerde yüksek rutubet, teslimin ertelenmesine ve üreticinin fındığı yeniden kurutmak zorunda kalmasına yol açtı. Erken hasat edilen fındıkta ise randıman ve sağlam iç oranı düştüğü için üreticinin kilogram başına alacağı bedel geriledi. Kahverengi kokarcanın oluşturduğu emgi zararı da analiz sürecinin önemli başlıklarından biri oldu. Güldal, çürük ve bozuk iç fındık oranında daha önce yüzde 5 olarak uygulanan sınırın kokarca zararının etkisini azaltmak amacıyla yüzde 7’ye çıkarıldığını hatırlattı. TMO, yalnızca 2025 mahsulü ürün kabul etti. Eski yıl mahsulü fındık ile eski ve yeni mahsulün karıştırıldığı ürünler alım kapsamı dışında bırakıldı; ürünün doğal renk ve kokusunu taşıması ve dış yüzeyinin ıslak olmaması şartı uygulandı. 2025 HARİTALARINDA 28 ALIM NOKTASI İŞARETLENDİ Sezon başlangıcında 16 noktada alım yapılacağı, ihtiyaca göre kapasitenin 61 noktaya kadar genişletilebileceği açıklanırken, 2025 bölgesel alım haritalarında altı başmüdürlüğe bağlı toplam 28 nokta işaretlendi. Alım noktalarının bölgelere göre, en fazla noktadan en aza doğru dağılımı şöyle oluştu: Sıra TMO başmüdürlüğü Alım noktası sayısı Haritada işaretlenen noktalar 1 Samsun 7 Bafra, Samsun Merkez, Çarşamba, Terme, Ayvacık, Salıpazarı, Tokat-Erbaa 1 Sakarya 7 Adapazarı, Akyazı, Kocaali, Akçakoca, Düzce Merkez, Alaplı, Bartın Merkez 3 Ordu 5 İkizce, Ünye, Fatsa, Ordu Merkez, Ulubey 3 Trabzon 5 Beşikdüzü, Akçaabat, Ortahisar, Arsin, Artvin-Borçka 5 Giresun 3 Giresun Merkez, Espiye, Eynesil 6 Kocaeli 1 Kandıra Toplam 28 Samsun ve Sakarya başmüdürlükleri yedişer noktayla en geniş teslim ağına sahip bölgeler oldu. Ordu ve Trabzon beşer, Giresun üç, Kocaeli ise bir alım noktasıyla haritada yer aldı. Artvin’in Borçka ilçesindeki ekip şefliği, diğer bazı merkezlerden daha geç olarak 8 Eylül 2025’te hizmete açıldı. Bu uygulama, bütün noktaların aynı gün açılmadığını; alım merkezlerinin hasat takvimi ve bölgesel ihtiyaca göre kademeli biçimde devreye alındığını gösterdi. ÜRETİCİ FİYAT, NAKLİYE VE ÖDEME SÜRESİNİ BİRLİKTE DEĞERLENDİRDİ TMO fiyatı üretici için güvence oluştururken teslim kararı yalnızca kilogram fiyatına bağlı kalmadı. Üreticiler; serbest piyasanın günlük fiyatını, ürünün randımanını, TMO analizinde oluşabilecek kesintileri, en yakın alım noktasına nakliye maliyetini ve ürün bedelinin ödeme tarihini birlikte değerlendirdi. Serbest piyasanın TMO fiyatının üzerine çıktığı yerlerde ürün özel sektöre yönelirken, piyasa fiyatının zayıfladığı veya alıcının düşük fiyat verdiği bölgelerde TMO’nun müdahale alımı üreticinin pazarlık gücünü korudu. TMO Genel Müdürü Güldal da üreticilere ürünlerini kurumun ilan ettiği fiyatın altında satmamaları çağrısı yaptı. 2026 İÇİN FİYAT, TARİH VE NOKTA LİSTESİ BEKLENİYOR 5 Ağustos 2026 itibarıyla TMO ve Tarım ve Orman Bakanlığının erişilebilir resmi fındık duyurularında 2026-2027 sezonuna ait kabuklu fındık alım fiyatı, randevu başlangıç tarihi ve bölgesel alım noktaları listesi yayımlanmadı. Resmi kanallarda erişilebilen son ayrıntılı fiyat duyurusu 2025-2026 sezonuna ait bulunuyor. Üreticinin 2026 sezonunda yalnızca kilogram fiyatını değil; alım merkezlerinin bahçelere yakınlığını, noktaların hangi tarihte açılacağını, günlük teslim kapasitesini, randıman primini, kokarca zararına uygulanacak toleransı ve ürün bedelinin kaç gün içinde ödeneceğini öğrenmesi gerekiyor. Geç açıklanan veya sınırlı tutulan alım ağı, üreticinin nakliye giderini ve özel alıcı karşısındaki zaman baskısını artırırken, erken ilan edilen güçlü bir alım programı serbest piyasadaki fiyat oluşumunu doğrudan etkiliyor.

FINDIKTA FİYAT YARIŞI Haber

FINDIKTA FİYAT YARIŞI

FINDIKTA FİYAT YARIŞI FINDIKTA RAKAM YARIŞI DEĞİL, AÇIK MALİYET VE DÜNYA ARZI HESABI GEREKİYOR Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş’in 350 lira, İYİ Parti’nin Giresun kalite için 320, Levant kalite için 310 lira ve Giresun Ziraat Odasının en az 300 lira olarak açıkladığı fiyat önerileri arasındaki fark, fındık tartışmasının ortak ve denetlenebilir bir maliyet hesabına dayanması gerektiğini gösterdi. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk 2026 rekoltesi esas alınarak üreticiyi koruyacak gerçekçi fiyat; maliyet, enflasyon, refah payı, bölgesel üretim farkı, dünya üretimi, ihracat, Güney Yarım Küre’den gelen ürün ve TMO’nun alım hedefi birlikte değerlendirilerek açıklanmalı. Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı fındık alım fiyatı beklenirken siyasi partiler ve üretici kuruluşlarından farklı rakamlar geliyor. Açıklanan fiyatların 300 liradan başlayarak 350 liraya kadar çıkması, tartışmayı üreticinin gerçek maliyetinden uzaklaştırıp siyasi bir rakam yarışına dönüştürme riski taşıyor. Yeni Parti Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, TMO’nun taban alım fiyatını en az 350 lira olarak açıklamasını, fiyatın enflasyona göre güncellenmesini ve Giresun kalite fındığa en az yüzde 10 kalite farkı verilmesini istedi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Enver Yılmaz ise Samsun Milletvekili Erhan Usta ve partisinin yöneticileriyle düzenlediği basın toplantısında, fındığın kilogram maliyetinin 240–260 lira arasında olduğunu belirterek peşin ödeme şartıyla Giresun kalite fındığa 320, Levant kaliteye 310 lira önerdi. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan da dışarıdan işçilik kullanılması durumunda bir kilogram fındığın maliyetini 230 lira olarak açıkladı. Karan, bu maliyete yüzde 30 refah payı eklenmesi gerektiğini belirterek TMO fiyatının 300 liranın altında olmamasını istedi. 300, 320 VE 350 LİRA: FARK HANGİ HESAPTAN ÇIKIYOR? Üç ayrı açıklamadaki fiyat farkının anlaşılabilmesi için yalnızca sonuç rakamlarının değil, bu rakamlara ulaşılırken kullanılan hesapların da yayımlanması gerekiyor. Giresun Ziraat Odasının açıkladığı 230 liralık maliyete yüzde 30 refah payı eklendiğinde kilogram başına 299 liralık fiyat ortaya çıkıyor. Bu hesap, odanın en az 300 liralık önerisiyle örtüşüyor. İYİ Parti’nin açıkladığı 240–260 liralık maliyet bandında ise 310–320 liralık fiyat, esas alınan maliyete göre yaklaşık yüzde 19 ile yüzde 33 arasında değişen bir pay taşıyor. Ancak Giresun ve Levant kalite için maliyetlerin ayrı ayrı gösterilmesi, kalite farkının hangi ölçüyle hesaplandığının açıklanması gerekiyor. Gezmiş’in önerdiği 350 liranın da üretim maliyeti, enflasyon, refah payı ve Giresun kalite farkı bakımından ayrıntılı bir hesap tablosuyla desteklenmesi, önerinin ekonomik karşılığını güçlendirecektir. Fiyat açıklayan her siyasi parti, milletvekili ve meslek kuruluşu; hangi ilde, hangi rakımda, kaç kilogram dekar verimi ve hangi işçilik modeli üzerinden hesap yaptığını ortaya koymalı. Aksi hâlde birbirinden farklı rakamlar, üreticinin beklentisini yükselten ancak uygulanabilirlik zemini gösterilmeyen siyasi açıklamalar olarak kalır. MALİYET SADECE İŞÇİLİK VE GÜBREDEN OLUŞMUYOR Gerçekçi bir kilogram maliyetinde gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, ot biçme, budama, toplama, taşıma, patoz, çuval, kurutma, depolama ve finansman giderleri ayrı ayrı gösterilmeli. Aile işçiliğinin ücretsiz kabul edilmesi maliyeti yapay biçimde düşürür. Üreticinin ve ailesinin bahçede çalıştığı süre, dışarıdan işçi tutulmasa bile emek maliyeti olarak hesaplanmalı. Arazi sahibinin bahçesi için harcadığı zaman ve iş gücü yok sayılamaz. Doğu Karadeniz’in dik ve parçalı arazileri, düşük dekar verimi ve yüksek toplama maliyeti de Samsun, Sakarya ve Düzce’deki üretim şartlarıyla aynı değerlendirilmemeli. Giresun kalite fındık için önerilen fiyat farkı, yalnızca ürün niteliği üzerinden değil, bölgenin yüksek üretim maliyeti üzerinden de hesaplanmalı. Maliyet hesabına enflasyon ve makul refah payı eklendikten sonra üreticinin köyünde kalmasını, bahçesine bakmasını ve gelecek yıl yeniden üretmesini sağlayacak gelir düzeyi belirlenmeli. Fındık fiyatı yalnızca bir yıllık ürün bedeli olarak değil, Karadeniz’in kırsal nüfusunu ve sosyoekonomik yapısını koruyan bir politika aracı olarak ele alınmalı. SİYASİLER ÖNCE VERİYE, SONRA FİYATA BAKMALI Fındık fiyatı açıklayan siyasiler önce gerçekçi bir hesap ortaya koymalı. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi, dünya üretimi, Güney Yarım Küre’den gelen ürün, iç tüketim, ihracat beklentisi ve TMO’nun piyasadan çekmeyi planladığı miktar birlikte değerlendirilerek gerçek arz tablosu çıkarılmalı. Bunun ardından üretim maliyeti kalem kalem hesaplanmalı. Valilik tarafından belirlenen günlük fındık toplama ücreti tek başına işçilik maliyeti olarak kabul edilemez. Budama, gübreleme, ilaçlama, ot biçme, bahçe temizliği, toplama, taşıma, patoz, kurutma ve depolama süreçlerinde kullanılan toplam iş gücü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üreticinin, eşinin ve çocuklarının bahçede karşılıksız çalıştığı varsayımıyla maliyet düşürülemez. Ev halkının emeği de dışarıdan alınan işçilik gibi parasal karşılığı bulunan bir üretim gideridir. Üretici ailesinin emeğini yok sayan hesap, gerçek maliyeti değil, yalnızca üreticinin cebinden çıkan nakit harcamayı gösterir. Siyasi partiler ve milletvekilleri; rekolteyi, dünya arzını, ihracatı, bölgesel verim farkını, gerçek işçilik giderini, diğer üretim maliyetlerini, enflasyonu, refah payını ve TMO’nun alım hedefini aynı tabloda göstermeden fiyat yarışına girmemeli. Açıklanan fiyatın hangi maliyet hesabına dayandığı, üreticiye ne kadar gelir bıraktığı, TMO’nun bu fiyattan kaç ton ürün alacağı ve fiyatın ihracatçı ile sanayici açısından nasıl karşılanacağı açıkça ortaya konulmalı. TÜRKİYE’NİN 2026 REKOLTESİ 704 BİN 941 TON Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda, il tarım müdürlükleri bünyesinde oluşturulan rekolte tespit komisyonlarının çalışması sonucunda Türkiye’nin 2026 yılı tahmini kabuklu fındık rekoltesi 704 bin 941 ton olarak belirlendi. Fiyat ve arz hesaplarında bu rakam esas alınmalı. Rekoltenin yüzde 50 randıman üzerinden yaklaşık iç fındık karşılığı 352 bin 471 ton olarak hesaplanıyor. Türkiye 2025 takvim yılında 238 bin 704 ton iç fındık ihraç etti. Bunun yaklaşık kabuklu karşılığı 477 bin 408 ton. Buna göre 2026 rekoltesinin iç fındık karşılığı, 2025 takvim yılı ihracatının yaklaşık 113 bin 767 ton üzerinde bulunuyor. Gösterge Kabuklu fındık İç fındık karşılığı Türkiye 2026 rekoltesi 704.941 ton 352.471 ton Türkiye’nin 2025 ihracatı 477.408 ton 238.704 ton Aradaki fark 227.533 ton 113.767 ton Ancak bu farkın tamamı arz fazlası olarak değerlendirilemez. İç tüketim, çerezlik, randıman farklılıkları, işleme kayıpları, kalite sorunları ve sezon içinde oluşabilecek stok ihtiyacı da toplam rekolteden karşılanacak. İHRACATTAKİ GERİLEME HEM RİSK HEM TOPARLANMA ALANI 2025-2026 ihracat sezonunun ilk 10 ayında Türkiye 169 bin 480 ton iç fındık ihraç etti. Önceki sezonun aynı döneminde bu miktar 276 bin 374 tondu. İhracat miktarı bir önceki sezonun aynı dönemine göre yaklaşık 106 bin 894 ton azaldı. Bu gerileme yeni sezon için önemli bir risk oluştururken aynı zamanda ihracatın yeniden yükselmesi hâlinde kullanılabilecek bir pazar alanı bulunduğunu da gösteriyor. İhracat önceki sezon seviyesine dönerse 704 bin 941 tonluk rekoltenin önemli bölümü pazarlanabilir. Dış satışlar düşük kalırsa iç piyasada arz baskısı oluşabilir ve TMO’nun alım kapasitesi fiyat açısından daha belirleyici hâle gelir. Türkiye’nin ihracatı yalnızca tonaj üzerinden değil, ihraç edilen ürünün ortalama fiyatı, işlenmiş ürün payı, döviz geliri ve kilogram başına katma değeri üzerinden de değerlendirilmelidir. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİNDE ARTIŞ BEKLENİYOR Türkiye’de fındık fiyatı yalnızca ülke içindeki rekolte üzerinden belirlenemez. ABD, Şili, İtalya, Çin, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve diğer üretici ülkelerin rekoltesindeki değişiklikler, küresel alıcıların satın alma seçeneklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye için 704 bin 941 tonluk Bakanlık koordinasyonlu rekolte esas alınarak uluslararası ülke tahminleriyle birlikte yapılan hesaplama, dünya kabuklu fındık üretiminin yaklaşık 1 milyon 327 bin ton düzeyine ulaşabileceğini gösteriyor. Bu rakam, farklı ülkeler için açıklanan tahminlerin Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesiyle birleştirilmesi sonucunda elde edilen analitik bir göstergedir; resmî bir dünya rekolte açıklaması değildir. Önceki sezon için açıklanan yaklaşık 1 milyon 80 bin tonluk dünya üretimiyle karşılaştırıldığında küresel üretimde yaklaşık 247 bin tonluk, başka bir ifadeyle yüzde 22,8 oranında artış ortaya çıkıyor. Dünya üretimindeki bu artış, alıcıların ürün bulmasını kolaylaştırabilir ve uluslararası fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı azaltabilir. Ancak dünya piyasasına sunulacak gerçek miktar; randıman, kalite, zararlı etkisi, ihracata uygun ürün oranı ve ülkelerin stok politikalarına göre değişecek. TÜRKİYE DIŞINDAKİ ÜRETİCİLERİN DURUMU 2026-2027 sezonuna ilişkin uluslararası tahminlerde Türkiye dışındaki başlıca üretici ülkeler için şu rakamlar yer alıyor: Ülke Üretim tahmini Önceki sezona göre değişim ABD 123.500 ton %12,3 artış Şili 120.000 ton %0,6 azalış Çin 100.000 ton %13,6 artış İtalya 90.000 ton %38,5 artış Azerbaycan 65.000 ton %8,3 artış Gürcistan 45.000 ton Değişim beklenmiyor İran 22.600 ton %5,8 azalış İspanya 10.530 ton %40,4 artış Fransa 9.500 ton %5,6 artış Türkiye dışındaki bu dokuz üretici ülkenin toplam tahmini üretimi yaklaşık 586 bin 630 tona ulaşıyor. Küresel alıcıların tamamı aynı kalite ve özellikte ürün sunmasa da bu ülkeler Türkiye’ye alternatif kaynak oluşturuyor. ABD, Çin, İtalya, Azerbaycan, İspanya ve Fransa’da üretim artışı beklenmesi, Türkiye’nin dünya pazarındaki fiyat ve satış politikasını daha dikkatli oluşturmasını gerektiriyor. Türkiye üretimde açık ara liderliğini koruyor. Ancak bu üstünlüğün devamı yalnızca yüksek tonaja değil; kaliteye, izlenebilirliğe, zamanında teslimata, istikrarlı fiyat politikasına ve üreticinin bahçede kalmasına bağlı. GÜNEY YARIM KÜRE 2026 ÜRÜNÜNÜ PAZARA SUNDU Türkiye, ABD, İtalya, Gürcistan ve Azerbaycan’da 2026 ürünü henüz hasat aşamasına gelirken Güney Yarım Küre’de üretim takvimi farklı işliyor. Güney Yarım Küre’nin en önemli fındık üreticisi Şili, 2026 mahsulünü yılın ilk aylarında topladı ve Türkiye yeni sezona başlamadan uluslararası pazara sundu. Şili’nin 2026 yılı üretimi yaklaşık 120 bin ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktar önceki sezona göre artış değil, yaklaşık yüzde 0,6 oranında sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Bununla birlikte Şili’nin üretim kapasitesi uzun vadede hızlı biçimde büyüyor. Şili Tarım Bakanlığına bağlı ODEPA verilerine göre ülkedeki fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yılda fındık alanı yaklaşık iki katına çıktı. Yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15,1 olarak hesaplandı. Yeni bahçelerin verime yatmasıyla Şili’nin gelecek yıllarda üretimini artırma potansiyeli bulunuyor. Şili’nin 2026 üretimi geçen sezona göre belirgin biçimde artmamış olsa da 120 bin tonluk ürününü Türkiye’den önce pazara sunması önemli. Dünya sanayicisi ve büyük alıcılar, Türkiye’nin yeni mahsulü piyasaya çıkmadan Şili’den ürün temin edebiliyor. Bu nedenle Türkiye’de taban fiyat belirlenirken yalnızca ağustos ayında bahçeden çıkacak yerli fındık değil, Şili’nin yılın ilk yarısında dünya pazarına sunduğu ürünün miktarı, satış fiyatı ve alıcıların elindeki stok da analiz edilmeli. ALICILARIN ALTERNATİFİ ARTIYOR ABD’nin 123 bin 500, Şili’nin 120 bin, Çin’in 100 bin ve İtalya’nın 90 bin tonluk üretim tahminleri birlikte değerlendirildiğinde yalnızca bu dört ülkenin toplam üretimi 433 bin 500 tona ulaşıyor. Azerbaycan, Gürcistan, İspanya ve Fransa da hesaba katıldığında Türkiye dışındaki arz genişliyor. Türkiye hâlâ dünya fındık üretiminin en büyük bölümünü karşılıyor ancak uluslararası alıcıların alternatif tedarik kaynakları artıyor. Bu durum üretici fiyatını düşürmek için gerekçe yapılmamalı. Türkiye’nin rekabet gücü üreticiyi maliyetinin altında ürün satmaya zorlayarak korunamaz. Kalite, verimlilik, kahverengi kokarca ve diğer zararlılarla mücadele, işlenmiş ürün ihracatı, marka değeri ve pazar çeşitliliği artırılmalı. Üreticinin maliyeti ile dünya piyasasının ödeme kapasitesi arasındaki fark, üreticinin gelirinden kesilerek kapatılmamalı. TMO’NUN KAÇ TON FINDIK ALACAĞI ÖNCEDEN AÇIKLANMALI Yeni sezonda fiyatın yönünü yalnızca açıklanacak taban fiyat değil, TMO’nun piyasadan ne kadar fındık almayı planladığı da belirleyecek. TMO’nun alım hedefi bilinmeden açıklanan fiyatın piyasayı ne ölçüde destekleyeceği hesaplanamaz. TMO’nun 100 bin ton alım yapmasıyla 200 bin ton alım yapması, serbest piyasadaki kısa vadeli arz bakımından aynı sonucu doğurmaz. Türkiye’nin 704 bin 941 tonluk rekoltesi esas alındığında, TMO’nun 100 bin ton ürün alması hâlinde yaklaşık 604 bin 941 ton; 200 bin ton alması hâlinde ise yaklaşık 504 bin 941 tonluk ürün özel piyasa, iç tüketim ve ihracat kanallarında kalır. Türkiye rekoltesi TMO alım hedefi Diğer kanallarda kalabilecek miktar 704.941 ton 100.000 ton 604.941 ton 704.941 ton 200.000 ton 504.941 ton Alım hedefindeki 100 bin tonluk fark, toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 14,2’sine karşılık geliyor. Bu büyüklük, hasat döneminde piyasaya gelecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkileyebilir. Bu hesap, TMO’nun aldığı ürünü aynı sezon içinde yeniden satışa çıkarmadığı varsayımına dayanıyor. Kurum ürünü piyasadan aldıktan kısa süre sonra yeniden satarsa alımın arz üzerindeki düzenleyici etkisi zayıflar. Bu nedenle yalnızca alım hedefi değil, alınan fındığın ne kadar süre stokta tutulacağı ve hangi koşullarda satışa çıkarılacağı da önceden açıklanmalı. TMO’nun yüksek bir fiyat açıklayıp sınırlı miktarda ürün alması üreticiyi yeterince korumayabilir. Alım kotası düşük tutulur, randevu sistemi yavaş işler veya ürün bedelleri gecikirse üretici yeniden tüccara yönelmek zorunda kalabilir. Bu durumda açıklanan fiyat, piyasanın tamamını yönlendiren taban fiyat olmaktan çıkar. TMO FİYATLA BİRLİKTE ALIM PROGRAMINI DA YAYIMLAMALI TMO yalnızca kilogram başına alım fiyatını duyurmamalı. Kurum, her sezon öncesinde uygulanabilir ve denetlenebilir bir alım programı yayımlamalı. Bu programda şu bilgiler yer almalı: Sezon boyunca alınması planlanan toplam fındık miktarı, Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun ve Batı Karadeniz için ayrılan alım kapasitesi, Giresun, Levant ve Sivri kaliteye göre hedeflenen alım miktarları, İl ve ilçelerde açılacak alım noktaları, Alım noktalarının günlük ve haftalık kapasitesi, Üretici başına uygulanacak teslimat sınırı, Randevu takvimi ve ürün kabul kriterleri, Ürün bedellerinin kesin ödeme süresi, Alınan ürünün ne kadar süre stokta tutulacağı, Sezon içinde yapılabilecek satışların takvimi ve yöntemi. TMO’nun 100 bin ton mu, 200 bin ton mu yoksa daha yüksek miktarda mı fındık alacağını üretici hasattan önce bilmeli. Çünkü alım hedefindeki her 100 bin tonluk fark, piyasaya kısa dönemde girecek ürün miktarını ve üreticinin pazarlık gücünü doğrudan etkiler. ÜRETİCİNİN SÜRDÜREBİLECEĞİ, ALICININ KARŞILAYABİLECEĞİ FİYAT Fındık fiyatı yalnızca üreticinin maliyetine veya yalnızca alıcının ödeme isteğine göre belirlenemez. Sağlıklı bir fiyat için üretim maliyeti, aile emeği, enflasyon, refah payı, bölgesel kalite farkı, 704 bin 941 tonluk Türkiye rekoltesi, dünya üretimi, ihracat fiyatı, döviz kuru, sanayicinin işleme maliyeti ve TMO’nun alım kapasitesi aynı model içinde değerlendirilmelidir. Üreticinin maliyetinin altında kalan fiyat bahçe bakımını azaltır, kırsaldan göçü hızlandırır ve gelecek yıllardaki üretimi tehlikeye atar. Dünya piyasasından tamamen kopan ve hesaplanabilir ticari karşılığı gösterilmeyen fiyat ise ihracatın gerilemesine, alıcının başka ülkelere yönelmesine ve ürünün iç piyasada birikmesine yol açabilir. Bu nedenle açıklanacak fiyatın hesabı kamuoyuna açık olmalı. Üreticinin üretimi sürdürebileceği, ailesinin emeğinin karşılığını alabileceği ve makul bir refah payına ulaşabileceği fiyatla; ihracatçı ve sanayicinin dünya pazarında alım yapıp rekabet edebileceği fiyat arasında sürdürülebilir bir denge kurulmalı. Bu dengeyi sağlamak için üreticinin gelirinden vazgeçmesi istenmemeli. Devlet; alan bazlı destek, kalite primi, bölgesel üretim desteği, uygun finansman, ihracat teşviki, lisanslı depoculuk ve güçlü TMO alımıyla maliyet ile piyasa fiyatı arasındaki baskıyı azaltmalı. Üretici yalnızca açıklanan fiyatı değil, TMO’nun o fiyattan kaç ton ürün alacağını da bilmek zorundadır. Alıcı da sezon boyunca uygulanacak alım, stok ve satış politikasını öngörebilmelidir. Fındık politikası popüler rakam açıklamalarıyla değil, denetlenebilir veri ve sürdürülebilir üretim hesabıyla kurulabilir. Doğru fiyat; yalnızca o gün en yüksek söylenen rakam değil, üreticinin emeğini karşılayan, üretimin devamını sağlayan, alıcının dünya pazarında karşılık bulabildiği ve uygulanabilir bir alım programıyla desteklenen fiyattır.

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Haber

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR

REKOLTEYİ KİM YÖNETİYOR Fındıkta büyük alıcılar daha kış aylarından itibaren çiçeklenme, karanfil, hava, stok, ihracat ve dünya üretim verilerini izleyerek yeni sezon için pozisyon alıyor; uluslararası müşterileriyle ileri tarihli satış bağlantıları kuruyor. Üretici ise hasada günler kala kendi ilinin resmî rekoltesini, TMO’nun alım fiyatını ve devletin piyasa planını hâlâ bilmiyor. İl komisyonlarının tamamladığı sonuçlar Bakanlık tarafından tek merkezden açıklanmadan yerel basına parça parça yansıyor. Bilginin dağınık, geç ve eşitsiz dağıldığı bu yapıyla üretici lehine fındık politikası oluşturmak mümkün değil. Giresun’un 2026 yılı tahmini fındık rekoltesinin 86 bin 400 ton olduğu bazı yerel basın kuruluşlarında yayımlandı. Ancak bu rakamı içeren imzalı komisyon kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı onayı veya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yayımlanmış resmî sonuç metni bulunmuyor. Haberlerde bilginin kaynağı “edinilen bilgilere göre” sözleriyle açıklandı. Aynı rakamın ve birbirine benzeyen metinlerin farklı yayınlarda kısa aralıklarla yer alması, haberlerin aynı kaynaktan servis edilmiş ya da bazı yayınlar tarafından birbirinden aktarılmış olabileceğini düşündürüyor. Fakat 86 bin 400 tonun ilk olarak kim tarafından, hangi belgeye dayanılarak ve hangi aşamada basına verildiği bilinmiyor. Rekolte rakamı; fındığın sezon fiyatını, arz beklentisini, ihracat bağlantılarını ve üreticinin pazarlık gücünü etkileyebilecek stratejik bir piyasa verisi. KOMİSYON ÇALIŞIYOR, SONUÇ BAKANLIĞA GİDİYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 14 Temmuz 2026 tarihli açıklamasına göre rekolte çalışması, 12 kişilik komisyon tarafından 13 ilçedeki 130 örnek bahçede yürütüldü. Sahil, orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çotanak sayımları yapıldı; rastgele alınan 100 fındık kırılarak sağlam dane oranı incelendi. Komisyonda İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yanında şu kurumların temsilcileri yer aldı: Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak Mahsulleri Ofisi Giresun Başmüdürlüğü Giresun Üniversitesi Giresun Ticaret Borsası Karadeniz İhracatçı Birlikleri Fiskobirlik İl Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, çalışmalar tamamlandıktan sonra hesaplamaların yapılacağını ve belirlenen Giresun rekoltesinin Bakanlığa bildirileceğini açıkladı. Bu yapı, sonucun yalnızca tek bir kişinin veya kurumun elinde olmadığını gösteriyor. Komisyon üyeleri, bağlı kurumlar ve Bakanlık birimleri hesaplanan rakama resmî duyurudan önce erişebiliyor. Sorun, piyasayı etkileyebilecek sonucun hangi aşamada kimlerle paylaşıldığının ve ne zaman resmiyet kazandığının bilinmemesidir. DİĞER İLLERDE DE RAKAMLAR PARÇA PARÇA DOLAŞIMA GİRİYOR 2026 sezonunda benzer bir açıklama karmaşası diğer fındık illerinde de görülüyor. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü rekolte çalışmalarının sürdüğünü duyurdu ancak tonaj açıklamadı. Düzce’de saha çalışmalarının tamamlandığı ve sonuçların komisyon tarafından değerlendirildiği bildirildi; nihai rekoltenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanacağı özellikle belirtildi. Ordu’da ise 195 bin 351 tonluk tahmin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî internet sitesindeki bir sonuç metninden önce ziraat odası yöneticilerinin açıklamaları ve basın haberleri üzerinden kamuoyuna ulaştı. İhracatçıların Ordu için daha önce açıkladığı tahmin 265 bin 995 tondu. İki tahmin arasında 70 bin 644 tonluk çok büyük bir fark bulunuyor. Giresun için de sektörün daha önceki ön tahmini 87 bin 537 tondu. Yerel basına yansıyan komisyon rakamı ise 86 bin 400 ton. Bu iki Giresun tahmini birbirine yakın görünse bile hangisinin hangi yöntemle hazırlandığı, Bakanlık tarafından hangisinin kabul edildiği ve nihai resmî sonucun ne olduğu açıklanmış değil. İl komisyonları aynı Bakanlığın koordinasyonunda çalışırken bazı illerin rakamlarının ziraat odalarından, bazılarının yerel basından, bazılarının ise sektör raporlarından öğrenilmesi, fındık yönetiminde ortak bir açıklama düzeni bulunmadığını gösteriyor. BÜYÜK TÜCCAR HASADI BEKLEMİYOR Fındık ticareti ağustos ayında ürün pazara indiğinde başlamıyor. Büyük tüccar, ihracatçı ve sanayici yeni sezon hazırlığını aylar öncesinden yapıyor. Kış dönemindeki erkek çiçek ve karanfil oluşumu, ilkbahardaki meyve tutumu, don ve kuraklık riski, bahçelerdeki hastalık ve zararlı durumu, önceki sezondan kalan stok, TMO stokları, ihracat bağlantıları, döviz kuru, rakip ülkelerin üretim beklentileri ve küresel çikolata sanayisinin talebi birlikte değerlendiriliyor. Sektör kuruluşları ve uluslararası alıcılar bu nedenle devletin temmuz ayındaki il komisyonu sonuçlarını beklemeden kendi saha araştırmalarını yaptırıyor. Nitekim 2026 sezonu için Uluslararası Sert Kabuklu Meyve ve Kuru Meyve Konseyinin mayıs tahmini Türkiye için yaklaşık 810 bin ton, Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliklerinin ön çalışması ise 829 bin 239 ton düzeyindeydi. Bu erken tahminlerin uluslararası alıcıların tedarik planlarında kullanıldığı sektör raporlarına da yansıdı. Bu rakamlar kesin üretim sonucu değil. Ancak uluslararası alıcıya teklif hazırlanırken, teslimat planı yapılırken ve yeni sezon fiyat riski hesaplanırken piyasanın kullandığı erken göstergeler. ALİVRE SATIŞTA BUGÜN FİYAT, YARIN ÜRÜN KONUŞULUYOR Alivre satış, henüz hasat edilmemiş veya satıcının elinde hazır bulunmayan ürünün ileriki bir tarihte teslim edilmek üzere bugünden fiyat ve miktar bağlantısına bağlanmasıdır. İhracatçı, örneğin sonbaharda teslim edeceği iç fındığı aylar öncesinden yabancı alıcıya satabilir. Bu bağlantıyı yaparken gelecekte piyasadan yeterli miktarda kabuklu fındık toplayabileceğini, işleyeceğini ve taahhüt ettiği tarihte teslim edeceğini hesaplar. Bu işlem ihracatçı açısından hem ticaret imkânı hem de ciddi bir risktir. Rekolte beklenenden düşük, iç doluluk zayıf veya piyasa fiyatı bağlantı fiyatının üzerinde gerçekleşirse satıcı zarar edebilir. Rekolte yüksek ve alım fiyatı beklenenden düşük kalırsa daha avantajlı bir maliyetle ürün tedarik edebilir. Geniş saha ağı, manav ve tüccar bağlantıları, ihracat siparişleri, stok bilgisi, uluslararası alıcı ilişkileri, finansman kapasitesi ve özel rekolte araştırmaları onlara üreticiden çok daha erken ve kapsamlı bir görünüm sağlar. BÜYÜK AKTÖR BELİRSİZLİĞİ YÖNETİR, ÜRETİCİ BEDELİNİ ÖDER Belirsizlik bütün tarafları aynı ölçüde etkilemez. Büyük ihracatçı farklı tahminleri satın alabilir, sahaya ekip gönderebilir, çeşitli bölgelerden ürün tedarik edebilir, stok tutabilir, döviz ve teslimat planı yapabilir. Bir tahmini yanlış çıktığında diğer pozisyonlarıyla riskini azaltabilir. Küçük üreticinin ise tek bahçesi ve yılda bir kez elde ettiği ürünü vardır. Hasat işçiliği, patoz, taşıma, gübre, ilaç ve finansman giderleri peşinen oluşur. Üretici çoğu zaman TMO fiyatını, alım takvimini ve piyasanın gerçek arz durumunu bilmeden ürününü toplar. Borcu veya acil nakit ihtiyacı varsa bekleme gücü de sınırlıdır. Bu nedenle bilgi eşitsizliği yalnızca teknik bir veri problemi değildir; pazarlık gücünün kimde olacağını belirleyen ekonomik bir sorundur. FINDIK POLİTİKASI YALNIZCA TABAN FİYAT AÇIKLAMAK DEĞİLDİR Fındık politikası, hasattan birkaç gün önce TMO fiyatı açıklamaktan ibaret görülemez. Sağlıklı bir politika şu sorulara sezon başlamadan yanıt vermelidir: Türkiye’nin ve her ilin tahmini üretimi ne kadar? Önceki sezondan devreden kamu ve özel sektör stoku ne kadar? İç piyasa tüketimi ve ihracat bağlantıları hangi düzeyde? İhracatçıların ileri tarihli teslimat yükümlülükleri ne kadar? TMO kaç ton ürün alacak ve hangi tarihte alıma başlayacak? Lisanslı depo kapasitesi üreticinin ürününü bekletebilmesine yeterli mi? Üretim maliyeti ve üretici refah payı hangi yöntemle hesaplandı? Hastalık, zararlı ve kalite kaybı tahmine nasıl yansıtıldı? Sezon sonunda tahmin ile gerçekleşme arasındaki fark ne oldu? Bu veriler birlikte açıklanmadan yalnızca rekolte rakamı üzerinden “ürün çok” veya “ürün az” algısı oluşturmak gerçek bir fındık politikası değildir. KURULMASI GEREKEN ŞEFFAF FINDIK VERİ SİSTEMİ Tarım ve Orman Bakanlığı, her sezon için kamuya açık bir Fındık Arz ve Piyasa İzleme Sistemi kurmalıdır. Sistemde: İl komisyonlarının kullandığı yöntem ve örnek bahçe sayısı, İlçe ve il bazındaki ilk tahminler, Komisyon kararının tarihi, Bakanlık tarafından onaylanan resmî tahmin, TMO ile özel sektörün devreden stokları ayrı ayrı, Aylık ihracat ve iç piyasa verileri, Hasat sonrası TÜİK gerçekleşmeleri, Tahmin-gerçekleşme farkı ve sapma oranı, Son 10 yılın karşılaştırmalı serisi, Verilerde yapılan her revizyonun tarihi ve gerekçesi yayımlanmalıdır. Bütün illerin sonuçları aynı gün ve aynı formatta açıklanmalı; komisyon verilerinin resmî duyurudan önce seçilmiş kişi, kuruluş veya yayınlara parça parça ulaşmasını önleyecek bir açıklama protokolü uygulanmalıdır. ÜRETİCİ DE AYNI VERİYLE PAZARLIĞA OTURMALI Büyük tüccarın araştırma yapması, geleceğe dönük satış bağlantısı kurması ve ticari risk alması piyasanın bir parçasıdır. Kabul edilemez olan, üreticinin kendi ürünü hakkında aynı temel bilgiye zamanında ulaşamamasıdır. Devlet; rekolteyi, stoku, maliyeti ve alım programını zamanında açıklamadığı sürece fiyatı belirleyen güç kamu politikası değil, bilgiye ve sermayeye erken ulaşan piyasa aktörleri olacaktır. Giresun’daki 86 bin 400 ton tartışması bu nedenle tek başına bir “Rakam kimden sızdı?” meselesi değildir. Türkiye’nin fındığı nasıl yönettiğini, bilginin kimde toplandığını, kimin erken pozisyon aldığını ve üreticinin neden her sezon son anda açıklanacak fiyata mahkûm edildiğini gösteren yapısal bir sorundur. Bu kadar dağınık veri, gecikmiş açıklama ve eşitsiz bilgi düzeniyle üretici lehine fındık politikası üretilemez.

​​​​​​​YENİ PARTİ’DE YÖNETİM KADROSU TAMAMLANDI Haber

​​​​​​​YENİ PARTİ’DE YÖNETİM KADROSU TAMAMLANDI

YENİ PARTİ’DE YÖNETİM KADROSU TAMAMLANDI: GİRESUN PM’DE, KARADENİZ MYK’DE YOK Özgür Özel’in genel başkanlığında kurulan YENİ Parti’de üst yönetim ve karar organları belirlendi. Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, 80 kişilik Parti Meclisi’nde görev alırken; Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun, Rize ve Artvin milletvekillerinden hiçbiri 9 kişilik Merkez Yönetim Kurulu’na giremedi. Partide Genel Başkan, üç grup başkanvekili, MYK üyeleri, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu ile birlikte görev verilen isimlerin tamamı açıklandı. YENİ Parti’nin kuruluşunun ardından yönetim kademelerindeki görev dağılımı tamamlandı. Ankara’daki Anadolu Kulübü’nde gerçekleştirilen Kurucular Kurulu toplantısında Özgür Özel oy birliğiyle Genel Başkan seçildi. Aynı toplantıda 80 kişilik Parti Meclisi ile 15 kişilik Yüksek Disiplin Kurulu oluşturulurken, kapalı grup toplantısında üç TBMM Grup Başkanvekili belirlendi. Parti Meclisi’nin ilk toplantısında ise 9 kişilik Merkez Yönetim Kurulu onaylandı. Genel Başkan Özgür Özel ile birlikte MYK’nin 10 kişilik bir kurul olarak çalışacağı açıklandı. GİRESUN’DAN ELVAN IŞIK GEZMİŞ PARTİ MECLİSİ’NDE Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, YENİ Parti’nin 80 kişilik Parti Meclisi’nde yer aldı. Böylece Giresun, partinin en geniş karar organlarından biri olan Parti Meclisi’nde temsil hakkı kazandı. (Gazete Oksijen) Karadeniz’in altı ilinden seçilen milletvekilleri de Parti Meclisi listesinde yer buldu. Giresun’dan Elvan Işık Gezmiş, Ordu’dan Seyit Torun, Trabzon’dan Sibel Suiçmez, Samsun’dan Murat Çan, Rize’den Tahsin Ocaklı ve Artvin’den Uğur Bayraktutan Parti Meclisi’ne seçildi. KARADENİZ’İN ALTI İLİ MYK LİSTESİNDE YER ALMADI Partinin örgütlenme, yerel yönetimler, hukuk, seçim, medya, mali işler, yurt dışı örgütlenme ve halkla ilişkiler alanlarındaki görev dağılımını üstlenecek MYK’de Giresun, Ordu, Trabzon, Samsun, Rize ve Artvin milletvekillerinden hiçbirine görev verilmedi. Karadeniz’in bu altı ili Parti Meclisi’nde birer milletvekiliyle temsil edilirken, Genel Başkan çevresindeki daha dar yönetim kadrosu olan MYK’de bölgedeki illerden seçilmiş bir milletvekili bulunmadı. Giresun açısından yönetim tablosu, Elvan Işık Gezmiş’in Parti Meclisi üyeliğiyle şekillendi. ÖZGÜR ÖZEL GENEL BAŞKAN SEÇİLDİ CHP’den ayrılan Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri tarafından kurulan YENİ Parti’nin ilk Kurucular Kurulu toplantısında Özel, oy birliğiyle Genel Başkanlığa seçildi. YENİ Parti, Özgür Özel’in de aralarında bulunduğu 91 milletvekiliyle kuruluşunu gerçekleştirdi. (euronews) YENİ PARTİ’NİN 9 KİŞİLİK MYK’Sİ Parti Meclisi tarafından onaylanan Merkez Yönetim Kurulu’ndaki görev dağılımı şöyle gerçekleşti: Genel Sekreter: Yunus Emre Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ensar Aytekin İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Özgür Ceylan Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Yaşar Tüzün Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gizem Özcan Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nurhayat Altaca Kayışoğlu Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Utku Çakırözer Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Aylin Yaman Parti Sözcüsü: Zeynel Emre. (Cumhuriyet) MYK’de Genel Sekreterlik görevini Yunus Emre, örgüt yönetimini Ensar Aytekin, idari ve mali işleri Özgür Ceylan üstlendi. Yerel yönetimler Yaşar Tüzün’e, hukuk ve seçim işleri Gizem Özcan’a, yurt dışı örgütlenme Nurhayat Altaca Kayışoğlu’na, medya Utku Çakırözer’e, halkla ilişkiler Aylin Yaman’a bağlandı. Partinin kamuoyuna yönelik açıklamalarını ise Parti Sözcüsü Zeynel Emre yapacak. (Cumhuriyet) TBMM GRUP YÖNETİMİNDE ÜÇ İSİM YENİ Parti’nin kapalı grup toplantısında TBMM Grup Başkanvekilliği görevlerine Ali Mahir Başarır, Murat Emir ve Gökhan Günaydın seçildi. (Gazete Oksijen) 80 KİŞİLİK PARTİ MECLİSİ YENİ Parti’nin 80 kişilik Parti Meclisi’nde şu isimler görev aldı: Ahmet Tuncay Özkan, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Ali Gökçek, Aliye Timisi Ersever, Aliye Coşar, Asu Kaya, Aşkın Genç, Ayça Taşkent, Ayhan Barut, Aykut Kaya, Aylin Yaman, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Barış Karadeniz, Bekir Başevirgen, Bilal Bilici, Bülent Tezcan, Cavit Arı, Cemal Enginyurt, Cumhur Uzun ve Deniz Yavuzyılmaz. Deniz Yücel, Doğan Demir, Ednan Arslan, Elvan Işık Gezmiş, Ensar Aytekin, Evrim Karakoz, Evrim Rızvanoğlu Emir, Eylem Ertuğ Ertuğrul, Fahri Özkan, Fethi Açıkel, Gamze Taşcıer, Gizem Özcan, Gökçe Gökçen, Hasan Öztürk, Hikmet Yalım Halıcı, İbrahim Arslan, İsmail Atakan Ünver, İsmet Güneşhan, İzzet Akbulut ve Kayıhan Pala. Mahmut Tanal, Mehmet Tahtasız, Mehmet Salih Uzun, Melih Meriç, Metin İlhan, Murat Bakan, Murat Çan, Mustafa Erdem, Mustafa Sarıgül, Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Mühip Kanko, Nail Çiler, Namık Tan, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Okan Konuralp, Orhan Sümer, Özgür Ceylan, Gökan Zeybek, Özgür Erdem İncesu ve Reşat Karagöz. Servet Mullaoğlu, Seyit Torun, Sibel Suiçmez, Suat Özçağdaş, Süleyman Bülbül, Süreyya Öneş Derici, Şeref Arpacı, Tahsin Ocaklı, Talat Dinçer, Talih Özcan, Türkan Elçi, Uğur Bayraktutan, Ulaş Karasu, Utku Çakırözer, Ümit Özlale, Yaşar Tüzün, Yunus Emre, Yüksel Taşkın, Zeynel Emre ve Seda Kaya Ösen. 15 KİŞİLİK YÜKSEK DİSİPLİN KURULU Partinin Yüksek Disiplin Kurulu ise şu 15 isimden oluştu: Ahmet Tuna Soydemir, Ali Güvenbaş, Buse Batyar, Bülent Yücetürk, Deniz Orhon, Emin Anıl Koç, Emresan Dalveren, Ezgi Rahime Taşdemir, Gülsemin Kaya, Işıl Name Evgin, Kubilay Cem Baran Fırat, Mehmet Hadimi Yakupoğlu, Mete Doğukan Beyaz, Ural Baysal ve Ziya Gökalp Koca. GİRESUN’UN PARTİDEKİ GÖREVİ PM ÜYELİĞİYLE ŞEKİLLENDİ YENİ Parti’nin ilk yönetim tablosunda Giresun’a düşen görev, Elvan Işık Gezmiş’in Parti Meclisi üyeliği oldu. Gezmiş, Giresun’u partinin 80 kişilik karar organında temsil edecek. Karadeniz’in diğer illerinden seçilen beş milletvekili de Parti Meclisi’nde yer alırken, bölgedeki altı ilin milletvekilleri dokuz kişilik MYK listesinin dışında kaldı.

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN  ÖNERGE Haber

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN ÖNERGE

GEZMİŞ’TEN SAMSUN-SARP DEMİR YOLU İÇİN ÖNERGE CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde Giresun’un güzergâh dışında bırakılabileceği iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’ndan projenin güncel aşamasını, güzergâh planlamasında Giresun’un yerini ve kent merkezi ile ilçelere hizmet verecek bağlantıların öngörülüp öngörülmediğini açıklamasını istedi. Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz’in en önemli ulaşım yatırımlarından biri olarak gösterilen Samsun-Sarp Demiryolu Projesi için yeni bir yazılı soru önergesi verdi. Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı önergede, son dönemde kamuoyuna yansıyan güzergâh iddialarını Meclis denetimine taşıdı. Giresun’un proje dışında bırakılabileceği yönündeki iddialar, önergenin ana gündemini oluşturdu. GİRESUN’UN PROJE DIŞINDA KALMA İHTİMALİ MECLİS GÜNDEMİNDE Gezmiş, verdiği önergede Giresun’un Karadeniz’in üretim, turizm ve ticaret merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Kentin böylesine stratejik bir ulaşım yatırımının dışında bırakılacağı yönündeki iddiaların Giresun kamuoyunda ciddi endişe yarattığını belirtti. Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin yalnızca bir ulaşım hattı olarak değil, Karadeniz’in ekonomik kalkınmasını, lojistik gücünü ve bölgesel bağlantılarını doğrudan etkileyecek bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gezmiş, proje sürecine ilişkin kamuoyunun açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini istedi. Gezmiş’in önergesi, Giresun’un demir yolu hattındaki yerinin belirsiz bırakılmaması, kent merkezi ve ilçelerin projeyle nasıl ilişkilendirileceğinin açıklanması ve güzergâh planlamasının teknik kararların ötesinde bölgesel kalkınma etkisiyle ele alınması talebini öne çıkardı. BAKANLIĞA GÜZERGÂH, ETÜT VE BAĞLANTI SORULARI Gezmiş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına yönelttiği sorularda ilk olarak Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Etüt, fizibilite ve proje çalışmalarının hangi aşamada bulunduğu, Bakanlığın yanıtlaması beklenen başlıkların başında yer aldı. Milletvekili Gezmiş, Bakanlık tarafından belirlenen ya da değerlendirilen güzergâhlarda Giresun’un bulunup bulunmadığını da sordu. Kamuoyuna yansıyan “Giresun güzergâh dışında kalacak” iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin resmi açıklama talep etti. Önergede ayrıca Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nin mevcut planlamasında Giresun merkez ve ilçelerine hizmet verecek herhangi bir hat, istasyon ya da bağlantı noktası öngörülüp öngörülmediği de gündeme getirildi. Bu üç başlık, projenin Giresun açısından yalnızca harita üzerinde geçiş meselesi olmadığını; kent merkezi, ilçeler, liman bağlantısı, üretim alanları, turizm merkezleri ve iç bölge erişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. GÜZERGÂH KARARI GİRESUN’UN EKONOMİK GELECEĞİNİ ETKİLEYECEK Samsun-Sarp Demiryolu Projesi, Karadeniz kıyı hattında ulaşımı güçlendirmesi, limanları demir yolu ağıyla buluşturması, yük ve yolcu taşımacılığında yeni bir kapasite oluşturması bakımından bölgesel ölçekte kritik bir yatırım olarak görülüyor. Giresun’un bu hattaki konumu ise kent ekonomisi açısından doğrudan belirleyici nitelik taşıyor. Giresun Limanı, fındık başta olmak üzere üretim ve ihracat kapasitesi, sahil ticareti, turizm potansiyeli ve iç bölgelere açılan bağlantı ihtiyacı, demir yolu güzergâhının kent için stratejik önemini artırıyor. Bu nedenle güzergâh planlamasında Giresun’un dışarıda bırakılması ya da kent merkezi ve ilçelerin güçlü bağlantı noktalarıyla projeye dahil edilmemesi, yalnızca ulaşım tercihi değil, Giresun’un uzun vadeli kalkınma yönünü etkileyecek bir karar olarak değerlendiriliyor. GEZMİŞ: GİRESUN’UN KONUMU NETLEŞTİRİLMELİ Gezmiş’in yeni önergesi, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde Giresun’un konumunun Bakanlık tarafından açık biçimde ortaya konulmasını hedefliyor. Projede etüt ve fizibilite çalışmalarının hangi aşamada olduğu, Giresun’un güzergâhta yer alıp almadığı ve kent merkezi ile ilçelere hizmet verecek bağlantıların planlanıp planlanmadığı, Meclis yoluyla resmi yanıt bekleyen temel başlıklar hâline geldi. Giresun kamuoyu açısından Bakanlığın vereceği yanıt, yalnızca projenin teknik ilerleme durumunu değil, kentin demir yolu ağına nasıl dahil edileceğini de gösterecek. GEZMİŞ SÜRECİ DAHA ÖNCE DE MECLİSE TAŞIMIŞTI Elvan Işık Gezmiş, Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’ni daha önce de yazılı soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı. 24 Kasım 2023 tarihli 7/6628 esas sayılı önergesinde, Karadeniz Bölgesi’nde karayolu dışında ulaşım ağı eksikliğinin bölge illeri ve ülke ekonomisi açısından kayıplara yol açtığını belirtmişti. Gezmiş’in önceki önergesinde Samsun-Sarp Demiryolu Projesi, Samsun’dan Sarp’a uzanacak, Doğu Karadeniz illerinin ulaşımına, ekonomik kalkınmasına ve turizm potansiyeline katkı sağlayacak büyük bir yatırım olarak tanımlanmıştı. Söz konusu önergede planlanan hattın Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’i kapsayan 513 kilometrelik güzergâhla Karadeniz’in doğusuna ulaşacağı belirtilmiş; Tirebolu’nun iç bölge bağlantısı da Giresun açısından kritik başlık olarak gündeme getirilmişti. Gezmiş, önceki önergesinde Tirebolu’nun Erzincan bağlantılı demir yolu hattından çıkarılmasının Giresun için büyük kayıp yaratacağını vurgulamıştı. BAKANLIK 2024’TE ETÜT PROJE YANITI VERDİ Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Gezmiş’in 7/6628 esas sayılı önergesine 18 Ocak 2024 tarihinde yanıt verdi. Bakanlık, Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi olarak anılan Samsun-Hopa-Sarp hattının etüt proje ve mühendislik hizmetleri işinin 2024 yılı Yatırım Programı’na teklif edildiğini bildirdi. Bakanlık yanıtında, projenin yatırım programına alınmasının ardından ihale hazırlık çalışmalarına başlanacağı belirtildi. Yanıtta Giresun merkez, ilçeler, Tirebolu bağlantısı, istasyon planlaması ve güzergâh tercihleri konusunda ayrı bir açıklama yer almadı. Gezmiş’in yeni önergesi, bu eksik kalan başlıkları doğrudan Giresun’un güzergâh üzerindeki yeri, bağlantı noktaları ve proje planlamasındaki konumu üzerinden yeniden gündeme taşıdı. 2024’TE DE SOMUT ADIM SORULMUŞTU Gezmiş, Bakanlığın 2024’te verdiği yanıtın ardından Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi’ni ikinci kez Meclis gündemine aldı. 31 Temmuz 2024 tarihli 7/14719 esas sayılı önergesinde, etüt proje işlerinin yatırım programına teklif edildiği açıklamasına rağmen projede somut adım atılıp atılmadığını sordu. Bu önergeyle Karadeniz Sahil Demiryolu Projesi’nin 2024 Yatırım Programı’na alınıp alınmadığı, ihale sürecinin hangi aşamada bulunduğu ve hizmete açılış için öngörülen bir takvim olup olmadığı gündeme getirildi. Yeni önergeyle birlikte Samsun-Sarp Demiryolu Projesi’nde tartışma artık yalnızca yatırım programı ve ihale süreciyle sınırlı kalmadı. Giresun’un güzergâhta yer alıp almayacağı, kent merkezi ve ilçelere hizmet verecek hat, istasyon ya da bağlantı noktalarının planlanıp planlanmadığı, projenin Giresun açısından en kritik başlığı hâline geldi.

GİRESUNLULARIN İL DIŞINDAKİ DERNEK AĞI GENİŞLİYOR Haber

GİRESUNLULARIN İL DIŞINDAKİ DERNEK AĞI GENİŞLİYOR

GİRESUNLULARIN İL DIŞINDAKİ DERNEK AĞI GENİŞLİYOR Giresun ili dışında faaliyet gösteren Giresunlu dernekleri, vakıfları, federasyonları, birlikleri ve şubelerine ilişkin hazırlanan çalışmada açık kaynaklarda görülebilen kayıt sayısı 40’a yaklaştı. İstanbul, Bursa ve Kocaeli’de yoğunlaşan sivil toplum ağı; Sakarya, Samsun, Ankara, İzmir ve Tekirdağ’a kadar uzanıyor. Bursa’daki federasyon yapısına bağlı 32 ilçe ve köy derneği bilgisi ise toplam sayının daha da yukarı çıkabileceğini gösteriyor. İSTANBUL GİRESUNLU SİVİL TOPLUM AĞININ MERKEZİNDE Giresunluların il dışındaki sivil toplum yapılanmasında en geniş görünüm İstanbul’da ortaya çıktı. Arnavutköy, Bayrampaşa, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Kartal, Bahçelievler, Zeytinburnu, Sultanbeyli, Pendik ve Şişli’de Giresun adıyla faaliyet gösteren dernek ve vakıf kayıtları listede yer aldı. İstanbul’daki tablo yalnızca ilçe merkezli hemşehri dernekleriyle sınırlı kalmadı. Giresunlular Eğitim ve Kültür Merkezi Derneği, Giresunlu Kamu Çalışanları Derneği, Giresun Dernekleri Birliği Derneği, Giresun Vakfı ve Giresun federatif yapıları da kentteki örgütlenmenin parçaları arasında yer aldı. Bu görünüm, İstanbul’daki Giresunlu nüfusun kültür, dayanışma, yardımlaşma, eğitim, kamu çalışanları, vakıf ve federasyon çatısı altında farklı başlıklarda örgütlendiğini ortaya koydu. BURSA VE KOCAELİ FEDERASYON YAPILARIYLA DİKKAT ÇEKTİ Bursa’da Giresunluların dernekleşme faaliyetleri il merkezi ve İnegöl üzerinden kayıtlara yansıdı. Bursa Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği / Bursa Giresunlular Derneği, İnegöl Giresunlular Derneği ve Bursa Giresun Federasyonu / Giresunlular Federasyonu, ildeki Giresunlu sivil toplum varlığının ana başlıkları arasında yer aldı. Bursa’daki federasyon yapısının 32 ilçe ve köy derneğiyle anılması, şehirdeki Giresunlu örgütlenmesinin ilk tabloda görünen kayıtların ötesinde daha geniş bir zemine sahip olduğunu gösterdi. Bu derneklerin adları kamuya açık kaynaklarda toplu biçimde yer almadığı için listeye ayrı satırlar halinde eklenmedi. Kocaeli’de ise İzmit merkezli Kocaeli Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği ile Gebze merkezli Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu öne çıktı. Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu’na bağlı üye dernek yapıları da ildeki örgütlenmenin federasyon çatısı altında sürdüğünü gösterdi. ANKARA’DA DERNEK VE VAKIF YAPILARI ÖNE ÇIKTI Ankara’da Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği’nin genel merkez yapılanması ile GİRİB Ankara Merkez kaydı listede yer aldı. Kentte ayrıca GİRESUN ve İlçeleri Derneği ile GİRESUN Eğitim Sağlık Vakfı / GİRSEV de Giresunlu sivil toplum ağı içinde dikkat çeken başlıklar arasında bulundu. Ankara’daki yapı, hemşehri dayanışmasının yanında eğitim, sağlık, iş dünyası, bürokrasi ve sosyal destek alanlarında da örgütlenme zemini bulunduğunu gösterdi. SAKARYA, SAMSUN, İZMİR VE TEKİRDAĞ DA LİSTEDE Sakarya’da Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Sakarya Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği listede yer aldı. Samsun’da Samsun Giresunlular Derneği ve İlkadım’da Giresunlu Kültür ve Yardımlaşma Derneği açık kaynaklarda görülen kayıtlar arasında bulundu. İzmir ve Tekirdağ’da ise GİRİB şubeleri, Giresunlu örgütlenmesinin farklı kentlere yayılan mesleki ve ekonomik dayanışma ayağını oluşturdu. GİRİB ŞUBELERİ FARKLI İLLERE YAYILDI Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği, il dışındaki Giresunlu yapılanmasında ayrı bir alan oluşturdu. Ankara’daki genel merkez ve merkez yapının yanında Bursa, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya, Samsun ve Tekirdağ şubeleri listede yer aldı. GİRİB’in farklı illerdeki şubeleri, Giresunlu hemşehri örgütlenmesinin yalnızca kültür ve dayanışma alanında değil; iş dünyası, bürokrasi ve mesleki dayanışma zemininde de yaygınlaştığını gösterdi. İL DIŞINDA TESPİT EDİLEN GİRESUNLU DERNEKLERİ, VAKIFLARI VE ÜST YAPILARI İl İlçe / Bölge Kurum adı Tür İstanbul Arnavutköy Arnavutköy Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Bayrampaşa Bayrampaşa Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Esenler Esenler Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Esenyurt Esenyurt Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Eyüpsultan / Eyüp Eyüp Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Kartal Giresunlular Kültür ve Yardımlaşma Derneği Dernek İstanbul Kartal / Topselvi Kartal Topselvi Giresunlular Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Kartal / Kurfalı Kurfalı Yeşil Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Bahçelievler İstanbul Giresunlular Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek İstanbul Zeytinburnu Zeytinburnu Tüm Giresunlular Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Dernek İstanbul Sultanbeyli Sultanbeyli Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Pendik Pendik Giresunlular Derneği Dernek İstanbul Şişli Giresun Vakfı Vakıf İstanbul İlçe açık kaynakta net değil Giresunlular Eğitim ve Kültür Merkezi Derneği Dernek İstanbul İlçe açık kaynakta net değil Giresunlu Kamu Çalışanları Derneği Dernek İstanbul İlçe açık kaynakta net değil Giresun Dernekleri Birliği Derneği Birlik / Dernek İstanbul İstanbul geneli İstanbul Giresunlular Dernekler Federasyonu / Giresun federatif yapıları Federasyon / Üst yapı İstanbul İstanbul GİRİB İstanbul Şubesi Şube Bursa Osmangazi / Bursa geneli Bursa Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği / Bursa Giresunlular Derneği Dernek Bursa İnegöl İnegöl Giresunlular Derneği Dernek Bursa Bursa geneli Bursa Giresun Federasyonu / Giresunlular Federasyonu Federasyon Bursa Bursa GİRİB Bursa Şubesi Şube Kocaeli İzmit Kocaeli Giresunlular Kültür ve Dayanışma Derneği Dernek Kocaeli Gebze Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu Federasyon Kocaeli Kocaeli geneli Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu üye dernekleri Federasyon üyeleri Kocaeli Kocaeli GİRİB Kocaeli Şubesi Şube Sakarya Adapazarı / Merkez Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek Sakarya Adapazarı Sakarya Giresunlular Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Dernek Sakarya Sakarya GİRİB Sakarya Şubesi Şube Samsun Samsun merkez Samsun Giresunlular Derneği Dernek Samsun İlkadım Giresunlu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Dernek Samsun Samsun GİRİB Samsun Şubesi Şube Ankara Ankara merkez Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneği - GİRİB Genel Merkez Dernek / Genel merkez Ankara Ankara GİRİB Ankara Merkez Şube / Merkez Ankara Ankara GİRESUN ve İlçeleri Derneği Dernek Ankara Ankara GİRESUN Eğitim Sağlık Vakfı / GİRSEV Vakıf İzmir İzmir GİRİB İzmir Şubesi Şube Tekirdağ Tekirdağ GİRİB Tekirdağ Şubesi Şube 40’A YAKLAŞAN KAYIT DAHA GENİŞ BİR AĞA İŞARET EDİYOR Giresun ili dışında açık kaynaklarda görülebilen dernek, vakıf, federasyon, birlik, genel merkez ve şube kayıtları 40’a yaklaştı. İstanbul’daki yoğun yapı, Bursa’daki federasyon ağı, Kocaeli’deki örgütlü görünüm ve Ankara’daki dernek-vakıf başlıkları, Giresunluların il dışındaki sivil toplum varlığının farklı alanlara yayıldığını ortaya koydu. Bursa Giresun Federasyonu’na bağlı 32 ilçe ve köy derneği, Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu’na bağlı üye dernekler ve İstanbul’daki federatif yapıların altındaki dernekler ayrı ayrı netleştirildiğinde toplam sayının daha da yükselmesi bekleniyor. BAZI KAYITLAR AYRI TEYİT GEREKTİRİYOR Bursa Giresun Federasyonu’na bağlı 32 ilçe ve köy derneğinin adları açık kaynaklarda toplu biçimde yer almadığı için listeye tek tek eklenmedi. Kocaeli Giresun Dernekler Federasyonu’na bağlı üye dernekler ve İstanbul’daki federatif yapılara bağlı alt dernekler de ayrı resmi kayıt taramasıyla netleştirilecek başlıklar arasında bulunuyor. Yurt dışındaki Giresun veya Giresun bağlantılı Karadeniz dernekleri ise bu çalışmanın dışında tutuldu. Bu başlık için ayrıca “yurt dışındaki Giresunlu dernekleri” adıyla yeni bir liste hazırlanması gerekiyor. İlk tablo, Giresunluların Türkiye’nin farklı illerinde kültür, dayanışma, yardımlaşma, eğitim, sağlık, iş dünyası, bürokrasi, vakıf ve federasyon çatısı altında örgütlü bir sivil toplum varlığı oluşturduğunu gösteriyor.

YAĞLIDERE’DE ACI BEKLEYİŞ SÜRÜYOR Haber

YAĞLIDERE’DE ACI BEKLEYİŞ SÜRÜYOR

YAĞLIDERE’DE ACI BEKLEYİŞ SÜRÜYOR Giresun’un Yağlıdere ilçesine bağlı Kanlıca Köyü mevkiinde balık avlarken akıntıya kapılan amca ve yeğenden 28 yaşındaki Sedat Çelik’in cansız bedenine dün sabah ilk saatlerde ulaşıldı. Aynı adı taşıyan 54 yaşındaki amca Sedat Çelik’i arama çalışmaları ise aralıksız devam ediyor. VALİ MUSTAFA KOÇ ARAMA BÖLGESİNDE İNCELEME YAPTI Giresun Valisi Mustafa Koç, Yağlıdere ilçesine bağlı Kanlıca Köyü mevkiinde sürdürülen arama kurtarma çalışmalarını yerinde inceledi. Vali Koç, bölgede görev yapan yetkililerden çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbarın ardından başlatılan çalışmalarda, dereye düştüğü değerlendirilen iki kişiden 28 yaşındaki Sedat Çelik’in cansız bedenine dün sabah ilk saatlerde ulaşılmıştı. Çelik’in cenazesi, olay yerinden çıkarılarak işlemler için morga kaldırılmıştı. AMCA SEDAT ÇELİK İÇİN ARAMA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR Ekipler, aynı adı taşıyan 54 yaşındaki Sedat Çelik’e ulaşmak için bölgede çalışmalarını sürdürüyor. Arama faaliyetleri dere yatağı, su altı ve çevre bölgelerde yoğunlaştırıldı. Çalışmalara AFAD’ın Giresun, Samsun ve Rize ekipleri ile Jandarma, JAK, JÖH, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Deniz Polisi, itfaiye, UMKE, AKUT, İHH, Kızılay, DSİ, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, belediye ekipleri ve destek birimleri katılıyor. 193 PERSONEL VE 38 ARAÇ GÖREVDE Arama kurtarma çalışmalarında 38 araç ve 193 personel görev yapıyor. Bölgede botlar, ekskavatör ve treyler gibi iş makineleri kullanılıyor. Ekipler, 5 drone desteğiyle havadan; karadan ve su altından arama faaliyetlerini sürdürüyor. Vali Mustafa Koç, bölgede görev yapan personele kolaylıklar dileyerek ekiplere çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Sedat Çelik’in ölümü ailesini, yakınlarını ve Kanlıca Köyü’nü yasa boğdu.

BANDIRMA VAPURU’NDA GİRESUN İZİ Haber

BANDIRMA VAPURU’NDA GİRESUN İZİ

BANDIRMA VAPURU’NDA GİRESUN İZİ GÖRELELİ SERDÜMEN TEMEL, 19 MAYIS YOLCULUĞUNUN GÖRÜNMEYEN DENİZCİLERİ ARASINDA Ömür Yüksel Mustafa Kemal Paşa ve karargâh heyetini İstanbul’dan Samsun’a taşıyan Bandırma Vapuru’nun mürettebat listesinde “Göreleli Şükrü oğlu Temel” adı serdümen olarak yer alıyor. Devlet Denizyolları İdaresi Umum Arşiv Dairesi kaydına dayanan liste, 19 Mayıs 1919 yolculuğunda Giresun/Görele bağlantılı bir denizcinin görev yaptığını ortaya koyuyor. MİLLÎ MÜCADELE’NİN BAŞLANGIÇ YOLCULUĞUNDA YENİDEN OKUNAN BİR KAYIT Türkiye Cumhuriyeti tarihinin dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla Millî Mücadele’nin Anadolu’daki örgütlenme sürecini başlattı. Bu tarihî yolculuğu taşıyan Bandırma Vapuru, resmî tarih anlatısında çoğunlukla Mustafa Kemal Paşa, karargâh heyeti ve vapurun süvarisi İsmail Hakkı Durusu üzerinden anıldı. Arşiv kayıtlarına dayanan mürettebat listesi ise yolculuğun başka bir yönünü öne çıkarıyor. Bandırma Vapuru’nda görev yapan 23 kişilik gemi personeli arasında “Serdümen: Göreleli Şükrü oğlu Temel” kaydı bulunuyor. Bu kayıt, Giresun’un Millî Mücadele hafızasına denizcilik emeği üzerinden eklenen dikkat çekici bir belge değeri taşıyor. BANDIRMA VAPURU 19 MAYIS SABAHI SAMSUN’A ULAŞTI Bandırma Vapuru, IX. Ordu Kıtaatı Müfettişliği görevini yürütecek Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyeti İstanbul’dan Samsun’a ulaştırdı. Samsun Valiliği’nin tarihçesi, vapurun Türk Millî Mücadelesi’nin Anadolu üzerinden başlatılmasında önemli bir görev üstlendiğini kayda geçiriyor. Aynı tarihçede Bandırma Vapuru’nun 16 Mayıs 1919 Cuma günü İstanbul Galata Rıhtımı’ndan hareket ettiği ve 19 Mayıs 1919 Pazartesi sabahı Samsun’a ulaştığı bilgisi yer alıyor. Tarih Gelişme Tarihî Önemi 16 MAYIS 1919 Bandırma Vapuru İstanbul’dan hareket etti. Mustafa Kemal Paşa ve karargâh heyetinin Anadolu yolculuğu başladı. 17 MAYIS 1919 Vapur İnebolu hattına ulaştı. Karadeniz kıyı rotası izlendi. 18 MAYIS 1919 Sinop hattı geçildi. Samsun öncesi son kritik durak aşıldı. 19 MAYIS 1919 Bandırma Vapuru Samsun’a ulaştı. Millî Mücadele’nin Anadolu safhası başladı. TRT Haber’in 19 Mayıs dosyası, Bandırma Vapuru’nun fırtınalı havada yol aldığını, kıyı şeridini takip ederek 17 Mayıs’ta İnebolu’ya, 18 Mayıs’ta Sinop’a uğradığını ve 19 Mayıs’ta Samsun limanına demir attığını aktarıyor. GÖRELELİ ŞÜKRÜ OĞLU TEMEL SERDÜMEN OLARAK KAYITTA Bandırma Vapuru’nun mürettebat listesi, Devlet Denizyolları İdaresi Umum Arşiv Dairesi’nde yer alan “Mülga Seyr-i Sefain İdaresi Maaş Kayıt Defteri” belgesine dayandırılıyor. Osman Öndeş’in aktardığı kayıtta, Bandırma Vapuru personelinin 25 değil, 23 kişi olduğu belirtiliyor. Liste, 10 Mayıs 1960 tarihli Umum Arşiv Servisi kaydı olarak veriliyor. Bu listede beşinci sırada şu kayıt yer alıyor: Sıra Görev Kayıt 1 Süvari Kayserili Ahmet oğlu İsmail Hakkı 2 İkinci Kaptan Üsküdarlı Tahsin 3 Kâtip İsmail 4 Lostromo Hasan Reis 5 Serdümen Göreleli Şükrü oğlu Temel 6 Serdümen Ali oğlu Basri Bu kayıt, 19 Mayıs yolculuğunda Giresun’un bugünkü ilçesi Görele ile bağlantılı bir denizcinin görev yaptığını gösteriyor. Belgede geçen “Göreleli” ifadesi, yerel tarih bakımından doğrudan Giresun hafızasına uzanan bir iz oluşturuyor. SERDÜMENLİK, YOLCULUĞUN SEYİR GÜVENLİĞİNDE KRİTİK GÖREVDİ Serdümen, gemide dümen idaresinde görev yapan deniz personelidir. Kaptan ve zabitlerin talimatı doğrultusunda geminin rota üzerinde tutulmasına katkı sağlar. Bandırma Vapuru’nun Karadeniz yolculuğu, dönemin koşulları ve seyrin taşıdığı tarihî önem nedeniyle sıradan bir ulaşım faaliyeti değildi. TRT Haber’in dosyasında yolculuğun fırtınalı havada gerçekleştiği, Kaptan İsmail Hakkı Durusu’nun zorlu koşullar altında Bandırma Vapuru’nu Samsun’a ulaştırdığı belirtiliyor. Bu koşullar, serdümen görevinin önemini daha da artırıyor. Görev Gemideki İşlev 19 Mayıs Yolculuğundaki Önemi Süvari / Kaptan Geminin genel sevk ve idaresi Yolculuğun denizcilik komutasını yürüttü. Serdümen Dümen idaresi ve rota uygulaması Zorlu Karadeniz seyrinde geminin rotada tutulmasına katkı sağladı. Lostromo Güverte personelinin düzeni Gemi işleyişinin sürekliliğini destekledi. Ateşçi / Kömürcü Buharlı geminin enerji düzeni Geminin hareket kabiliyetini sürdürdü. Tayfa / Kamarot Gemi hizmetleri ve günlük işleyiş Yolculuğun düzenli ilerlemesine katkı verdi. MÜRETTEBAT LİSTESİ GÖRÜNMEYEN EMEĞİ ORTAYA ÇIKARDI Bandırma Vapuru anlatılarında Mustafa Kemal Paşa ve karargâh heyeti haklı olarak tarihsel merkeze yerleşti. Ancak gemiyi Samsun’a ulaştıran mürettebatın emeği uzun yıllar sınırlı biçimde gündeme geldi. Devlet Denizyolları İdaresi arşiv kaydına dayanan liste, bu görünmeyen emeği isim isim ortaya koyuyor. Listede süvari, ikinci kaptan, kâtip, lostromo, serdümenler, ambarcılar, tayfalar, kamarotlar, aşçı, serçarkçı, makinist, ateşçiler, kömürcüler ve vinççiler yer alıyor. Bu dağılım, Bandırma Vapuru’nun yalnızca tarihî bir sembol değil, aynı zamanda çok katmanlı bir denizcilik organizasyonu olduğunu gösteriyor. Görev Grubu Listede Yer Alan İsimler Komuta ve idare İsmail Hakkı, Üsküdarlı Tahsin, İsmail, Hasan Reis Seyir ve güverte Göreleli Şükrü oğlu Temel, Ali oğlu Basri, Süleyman oğlu Cemil, Hüseyin oğlu Rahmi, Mesut oğlu Temel Hizmet personeli Muharrem oğlu Hacı Tevfik, İbrahim oğlu Mehmet, Mustafa oğlu Halit, Osman oğlu Hacı Hamdi Makine ve enerji Ağa oğlu Hacı Süleyman, Deraliyeli Emin, Koyulhisarlı Yusuf oğlu Halil, Rizeli Arif oğlu Mansur, Hasan oğlu Mehmed, Mehmed Ali oğlu Ömer Faik Yardımcı görevler İsmail Hakkı, Ali oğlu Galip GİRESUN HAFIZASINA DENİZDEN EKLENEN BİR HALKA Giresun’un Millî Mücadele hafızası çoğunlukla gönüllü birlikler, cephe katkıları, yerel direniş ve bölge insanının fedakârlıkları üzerinden anlatıldı. Bandırma Vapuru mürettebat listesindeki “Göreleli Şükrü oğlu Temel” kaydı, bu hafızaya denizcilik üzerinden yeni bir halka ekliyor. Bu kayıt, Giresun’un tarihsel katkısının yalnızca cephe hattında değil, Millî Mücadele’nin başlangıç sembolü olan 19 Mayıs yolculuğunda da iz bıraktığını gösteriyor. Göreleli bir denizcinin Bandırma Vapuru’nda serdümen olarak görev yapması, yerel tarih araştırmaları için güçlü bir başlık oluşturuyor. BİYOGRAFİSİ ARAŞTIRILMAYI BEKLEYEN BİR DENİZCİ Şükrü oğlu Temel’in mürettebat listesinde yer alması kesin bir kayıt değeri taşısa da hayat hikâyesi henüz ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılmış değil. Doğum yeri, aile bağlantısı, denizcilik sicili, Bandırma Vapuru dışındaki görevleri, 1919 sonrası yaşamı ve mezar bilgisi yeni arşiv taramalarıyla aydınlatılmayı bekliyor. Bu aşamada araştırılması gereken başlıklar şunlar: Araştırma Alanı Yanıt Aranacak Soru Nüfus kayıtları Şükrü oğlu Temel’in Görele’deki aile bağlantısı hangi kayıtlarda yer alıyor? Denizcilik sicili Seyr-i Sefain veya Bahriye kayıtlarında görev geçmişi bulunuyor mu? Maaş ve personel defterleri Bandırma Vapuru dışındaki gemi görevleri izlenebiliyor mu? Yerel hafıza Görele’de aile anlatısı, mezar kaydı veya sözlü tarih izi var mı? Askerî ve sivil arşivler 19 Mayıs yolculuğuna ilişkin belgelerde adı yeniden geçiyor mu? Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nın araştırma esasları, araştırmacıların Belge Tarama Sistemi üzerinden basit ve detaylı arama yapabildiğini, belgeleri çalışma listesine ekleyebildiğini ve belge görüntülerine erişim sürecini tamamlayabildiğini gösteriyor. Millî Savunma Bakanlığı Askerî Arşiv sistemi de araştırmacı girişi ve üyelik adımıyla hizmet veriyor. Bu nedenle Bandırma Vapuru, 9. Ordu Müfettişliği, İsmail Hakkı Durusu ve mürettebat bağlantılı belgeler için askerî arşiv hattı ayrıca önem taşıyor. GÖRELELİ TEMEL’İN ADI, 19 MAYIS ANLATISINDA YENİ BİR YER AÇIYOR Bandırma Vapuru’nun tarihî önemi, Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a ulaştırmasından kaynaklanıyor. Ancak o yolculuğun gerçekleşmesi, geminin kaptanı, serdümenleri, makinistleri, ateşçileri, kömürcüleri, tayfaları ve hizmet personelinin ortak emeğiyle mümkün oldu. Göreleli Şükrü oğlu Temel’in adı, bu görünmeyen emeğin yerel hafızadaki karşılığı olarak öne çıkıyor. Bandırma Vapuru’nun dümeninde görev yapan bir serdümenin Göreleli olması, Giresun’un Millî Mücadele tarihine denizden eklenen somut bir belge niteliği taşıyor. KAYNAKÇA Kaynak Haberde Kullanılan Bilgi Samsun Valiliği Bandırma Vapuru tarihçesi Bandırma Vapuru’nun Mustafa Kemal Paşa ve karargâh heyetini 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaştırması; geminin sicil ve hizmet geçmişi. TRT Haber 19 Mayıs dosyası Bandırma Vapuru’nun 16-19 Mayıs rotası, İnebolu-Sinop hattı ve yolculuk koşulları. Osman Öndeş, “Efsanevi Bandırma Vapuru” Devlet Denizyolları İdaresi Umum Arşiv Dairesi kaydına dayanan 23 kişilik mürettebat listesi ve “Göreleli Şükrü oğlu Temel” kaydı. Atatürk Ansiklopedisi Bandırma Vapuru’nun başka gemilerle karıştırılması ve kaynak eleştirisi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Belge Tarama Sistemi ve araştırma süreci. Millî Savunma Bakanlığı Askerî Arşiv sistemi Askerî arşiv araştırması için kullanıcı girişi ve üyelik hattı. https://www.academia.edu/167423216/_G%C3%B6releli_%C5%9E%C3%BCkr%C3%BC_o%C4%9Flu_Temel_Kayd%C4%B1_%C3%9Czerine_Bir_Literat%C3%BCr_Taramas%C4%B1

GİRESUN’DA 19 MAYIS COŞKUSU  Haber

GİRESUN’DA 19 MAYIS COŞKUSU 

GİRESUN’DA 19 MAYIS COŞKUSU Giresun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, yağışlı havaya rağmen gün boyu süren etkinliklerle kutlandı. Programda başarılı sporcular ve yarışmalarda dereceye giren gençler ödüllendirildi. Giresun’da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak başlattığı kurtuluş mücadelesinin 107’nci yıl dönümü coşkuyla kutlandı. Kentte düzenlenen kutlama programı, yağışlı hava nedeniyle 19 Eylül Spor Salonu’nda devam etti. Salondaki programa öğrenciler, sporcular, gençler, vatandaşlar ve protokol üyeleri katıldı. BAŞARILI SPORCULARA VE GENÇLERE ÖDÜL Kutlamalar kapsamında Giresun’u ulusal ve uluslararası alanda başarıyla temsil eden sporcular ile Gençlik Haftası boyunca düzenlenen yarışmalarda dereceye giren gençlere ödülleri verildi. Ödüller, programda yer alan protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Sporcular ve gençler, başarılarıyla salondaki katılımcılardan alkış aldı. MÜZİK, ŞİİR, HALK OYUNLARI VE SPOR GÖSTERİLERİ Programda öğrenciler tarafından müzik dinletisi ve şiirler seslendirildi. Halk oyunları ekiplerinin gösterileri ile çeşitli spor etkinlikleri de kutlamalara renk kattı. Salonda sergilenen gösteriler, 19 Mayıs’ın gençlik ruhunu ve bayram coşkusunu yansıttı. GENÇLERİN ENERJİSİ BAYRAMA DAMGA VURDU Giresun’da 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, gençlerin enerjisi ve vatandaşların katılımıyla gün boyunca büyük bir heyecan içinde yaşandı. Kutlama programı, spor, sanat ve gençlik etkinlikleriyle 19 Mayıs ruhunu kent genelinde hissettirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.