Hava Durumu

#Psikolojik Destek

giresunsonhaber - Psikolojik Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Psikolojik Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pembe farkındalıkla erken teşhise güçlü vurgu Haber

Pembe farkındalıkla erken teşhise güçlü vurgu

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, meme kanserine karşı toplumsal duyarlılığı artırmak ve erken teşhis konusunda bilinçli bir toplum oluşturmak amacıyla gerçekleştirdiği etkinliklerle önemli bir çalışmaya daha imza attı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında üç farklı noktada düzenlenen eğitim ve bilgilendirme programlarıyla hastalığa karşı farkındalığı güçlendiren Büyükşehir Belediyesi, koruyucu sağlık alanındaki çalışmalarına bir yenisini ekledi. TEKİRDAĞ (İGFA) - Sağlık alanındaki bilgilendirme faaliyetlerini kentin farklı noktalarına taşıyan Büyükşehir Belediyesi, Kapaklı Sosyal Yaşam Merkezi, Çerkezköy Kadın Danışma Merkezi ve Büyükşehir Belediyesi VIP Salonu’nda gerçekleştirdiği etkinliklerle erken teşhisin hayati önemini gündeme taşıdı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen programlarda meme kanserine karşı bilinçlenmenin, düzenli sağlık kontrollerinin ve hastalığın psikolojik etkilerine yönelik doğru yaklaşımın önemi vurgulandı. ERKEN TEŞHİS VE PSİKOLOJİK DESTEK VURGUSU Kapaklı Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen “Pembe Farkındalık” etkinliğinde, Psikolog Ezgi Özen ve Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Mutlu, meme kanserinde erken teşhisin önemi ve hastalığın psikolojik etkileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Kadın sağlığını fiziksel ve psikolojik boyutlarıyla ele alan etkinlik, kapsamlı içeriğiyle dikkat çekti. Hastalığa karşı bilinçli yaklaşımın öneminin vurgulandığı program, kadınların doğru bilgiye ulaşmalarını desteklerken Büyükşehir Belediyesi’nin toplumun ihtiyaçlarına duyarlı hizmet anlayışının güçlü bir yansıması oldu. ÇERKEZKÖY’DE ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ ANLATILDI Çerkezköy Kadın Danışma Merkezi’nde gerçekleştirilen “Meme Kanseri Farkındalık Buluşması”nda ise Uzman Dr. Shute Alia Dae ile Uzman Klinik Psikolog ve Çocuk Gelişimci Sude Çakır Deniz, meme kanseri konusunda farkındalığın artırılması ve erken teşhisin önemi üzerine katılımcılarla bilgiler paylaştı. Kadınların sağlık konusunda bilinçlenmelerini ve düzenli kontrollerin önemini kavramalarını hedefleyen program, Büyükşehir Belediyesi’nin kadınların ihtiyaçlarını gözeten çalışmalarına bir yenisini ekledi. Sağlık alanındaki bilgilendirme faaliyetleriyle vatandaşların yanında olduğunu bir kez daha gösteren Büyükşehir Belediyesi, koruyucu sağlık yaklaşımını toplumun farklı kesimlerine ulaştırmayı sürdürüyor. BÜYÜKŞEHİR PERSONELİNE FARKINDALIK EĞİTİMİ Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Büyükşehir Belediyesi personeline yönelik de bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi VIP Salonu’nda düzenlenen eğitimde, meme kanserinde erken teşhisin, düzenli sağlık kontrollerinin ve hastalığa karşı bilinçli yaklaşımın önemi ele alındı. Toplum sağlığını önceleyen çalışmalarını kurum bünyesinde de sürdüren Büyükşehir Belediyesi, personeline yönelik düzenlediği eğitimlerle sağlık bilincinin güçlendirilmesine ve toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. FARKINDALIĞI GÜÇLENDİREN HİZMET ANLAYIŞI Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer öncülüğünde kadınların yaşamın her alanında güçlenmesini destekleyen ve toplumsal ihtiyaçlara duyarlı projeler geliştiren Büyükşehir Belediyesi, hayata geçirdiği çalışmalarla sosyal belediyeciliğin güçlü örneklerini sergilemeye devam ediyor. Kadın sağlığını merkeze alan, erken teşhis konusunda toplumsal duyarlılığı artırmayı hedefleyen ve koruyucu sağlık anlayışını yaygınlaştıran hizmetleriyle farkını ortaya koyan Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi, kadınların yaşamın her evresinde sağlık konusunda bilinçli ve güçlü bireyler olmalarını destekleyen uygulamalarıyla insan hayatına dokunmaya devam ediyor.

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu? Haber

Yapay Zekâ Çocuklarımızın Ruh Sağlığını Zehirliyor mu?

Yapay zekânın çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerine ilişkin iki ayrı araştırma endişe verici sonuçlar ortaya koydu. Nature bünyesindeki bilimsel dergide yayımlanan inceleme, yapay zekânın gençlerin intihar riskini her zaman fark edemediğine dikkat çekerken, ABD’de gerçekleştirilen 4 binden fazla testte ChatGPT’nin ciddi güvenlik eksiklikleri tespit edildi. Araştırmacılar, yapay zekânın psikolog veya yakın arkadaş yerine kullanılmasının tehlikelerine dikkat çekerek aileleri uyardı. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da daha önce yaptığı açıklamada, “Yapay zekayı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekadan terapist olmaz.” sözleriyle bu teknolojilerin profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine kullanılmasının sakıncalarına dikkat çekmişti. ChatGPT ve benzeri yapay zekâ uygulamalarının günlük yaşamda giderek daha fazla kullanılması, özellikle çocukların ve ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişeleri artırıyor. Gençlerin yalnızlıklarını, korkularını, ailevi sorunlarını ve psikolojik sıkıntılarını yapay zekâ sohbet robotlarıyla paylaşması, yeni bir tehlikeyi gündeme getiriyor: Yapay zekâ, bir gencin ciddi psikolojik kriz yaşadığını her zaman anlayamayabiliyor. 1 Ağustos 2026’da npj Digital Medicine Dergisinde yayımlanan bilimsel inceleme ile 7 Ekim 2026’da ABD merkezli Common Sense Media tarafından açıklanan araştırma, yapay zekânın gençler için oluşturabileceği risklere farklı açılardan dikkat çekti. İki ayrı çalışma da özellikle intihar düşüncelerinin fark edilmesi, psikolojik krizlere verilen yanıtlar ve gençlerin gerçek insanlardan yardım alması konusunda önemli güvenlik sorunları bulunduğunu ortaya koydu. Bir saat boyunca intihardan söz edildi, ebeveynlere uyarı gitmedi! Common Sense Media bünyesindeki Gençlik Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen araştırmada, ChatGPT’nin 13-17 yaş grubuna yönelik güvenlik özellikleri 4 binden fazla test komutuyla incelendi. Araştırmacılar, çocuk ve ergen psikiyatristlerinin de katkısıyla oluşturdukları senaryolarda, genç kullanıcıları temsil eden hesaplar üzerinden intihar düşünceleri, kendine zarar verme ve yeme bozuklukları gibi ciddi sorunları gündeme getirdi. En dikkat çekici sonuç ise ebeveyn bildirim sisteminde ortaya çıktı. Yeni açılan ve ebeveyn hesaplarına bağlanan test profillerinde bazıları bir saate ulaşan riskli konuşmalara rağmen ebeveynlere herhangi bir güvenlik bildirimi gönderilmedi. Üstelik araştırmaya göre ChatGPT, psikolojik krizlerde profesyonel yardım veya kriz destek kaynaklarına yönlendirme yapılması gereken durumların dörtte birinden fazlasında beklenen yönlendirmeyi sağlayamadı. Araştırmacılar bu sonuçlar üzerine ChatGPT’nin gençlere yönelik güvenlik düzeyini kendi değerlendirmelerinde “Kabul Edilemez Risk” kategorisine yerleştirdi. Nature’daki bilimsel inceleme: İntihar riski gözden kaçabiliyor! Common Sense Media’nın bulgularıyla benzer endişeleri gündeme getiren bir başka bilimsel yayın ise npj Digital Medicine Dergisinde yayımlandı. Crisis Text Line kuruluşundan Kelly L. Zuromski ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı incelemede, yapay zekâ sohbet robotlarının gençlerde intihar riskini belirleme ve bu risklere yanıt verme becerileriyle ilgili mevcut araştırmalar değerlendirildi. Bilim insanlarına göre yapay zekâ sistemleri, açıkça ifade edilen intihar düşüncelerini tanımada daha başarılı olabiliyor. Ancak gençlerin psikolojik sıkıntılarını dolaylı, belirsiz veya zaman içinde giderek belirginleşen mesajlarla anlatması durumunda sistemlerin performansı önemli ölçüde düşebiliyor. Ergenlerin ruhsal sorunlarını her zaman açıkça ifade etmemesi, bu eksiklikleri daha da önemli hale getiriyor. Araştırmacılar, yapay zekânın farklı konuşmalara yayılan umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik belirtilerini doğru ilişkilendirememesinin profesyonel yardıma ulaşmayı geciktirebileceği konusunda uyardı. Yapay zekâyı psikolog yerine koymak neden tehlikeli? Bilim insanlarının dikkat çektiği en önemli tehlikelerden biri, gençlerin yapay zekâ sohbet robotlarını psikolojik destek veya terapi yerine kullanması. Yapay zekânın anlayışlı, sabırlı ve destekleyici yanıtlar vermesi, özellikle yalnızlık yaşayan veya duygusal sorunlarla mücadele eden gençlerde gerçek bir insanla konuşuyormuş hissi oluşturabiliyor. Ancak yapay zekânın empatik görünmesi, psikolojik sorunları doğru değerlendirebildiği ya da profesyonel destek sağlayabildiği anlamına gelmiyor. Common Sense Media’nın testlerinde de ChatGPT’nin bazı durumlarda kendisine gerçek bir arkadaş gibi yaklaşan gençlere, kişisel duyguları ve tercihleri varmış izlenimi veren yanıtlar üretebildiği görüldü. Bu durum, gençlerin yapay zekâ ile aşırı duygusal bağ kurması ve gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşması ihtimaline ilişkin endişeleri artırıyor. Özellikle psikolojik açıdan hassas bir dönemde bulunan gençlerin yapay zekâyı tek destek kaynağı olarak görmesi, ihtiyaç duydukları yardımı ailelerinden veya ruh sağlığı uzmanlarından almakta gecikmelerine yol açabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor. Güvenlik filtreleri her zaman yeterli koruma sağlamıyor! Common Sense Media’nın araştırmasında, yapay zekânın gençlere yönelik bazı koruma mekanizmalarının beklenen şekilde çalışmadığı da belirlendi. Testlerde yaş tahmini sisteminin bazı yetişkin hesaplarını, kullanıcı kendisini 13 yaşında tanıtsa bile gençlere yönelik koruma deneyimine geçirmediği görüldü. Eğitim amacıyla geliştirilen çalışma modu kolaylıkla aşılabiliyor! Bununla birlikte, açık cinsel içerikli rol yapma taleplerinin reddedilmesi gibi bazı koruma özelliklerinin başarılı çalıştığı belirtildi. OpenAI ise araştırmanın yöntemine itiraz ederek ebeveyn kontrolleri tam olarak etkinleşmeden yapılan bazı testlerin gerçeği yansıtmayabileceğini savundu. Şirket, gençlerin güvenliğine yönelik koruma sistemlerini geliştirmeyi sürdürdüğünü açıkladı. Uzmanlardan 18 yaş uyarısı! Common Sense Media, araştırma sonuçları doğrultusunda güvenlik eksiklikleri giderilene ve bağımsız testlerle doğrulanana kadar ChatGPT kullanımının 18 yaş ve üzeri kişilerle sınırlandırılması çağrısında bulundu. npj Digital Medicine Dergisindeki bilimsel inceleme ise gençlerin gerçek yaşamda yapay zekâ ile kurdukları etkileşimlerin intihar riski üzerindeki etkilerinin henüz yeterince bilinmediğini vurguladı. Araştırmacılar, gençlere özgü güvenlik testlerinin geliştirilmesi ve risk altındaki kullanıcıların güvenilir yetişkinlerle, kriz destek hizmetleriyle ve ruh sağlığı uzmanlarıyla bağlantı kurmasının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. İki çalışmanın birlikte gündeme getirdiği en önemli tehlike, yapay zekânın bir gencin ruhsal krizini fark edememesi veya yeterli profesyonel yardıma yönlendirememesi. Uzmanların dikkat çektiği bu riskler, ebeveynlerin çocuklarının yapay zekâ kullanımını takip etmesinin ve psikolojik sorunlarda insan desteğinin öncelikli olmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yapay zekânın intihara doğrudan neden olduğunu gösteren kesin bir sonuca ulaşılmış değil. Ancak mevcut araştırmalar, gençlerin ruhsal krizlerinin yönetiminde yapay zekâya tek başına güvenmenin ciddi sakıncalar taşıyabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan uyarmıştı! “Yapay zekâyı terapist gibi görürseniz risk başlar!” Yapay zekânın çocuklar ve gençlerin ruh sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çeken araştırmalar, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın daha önce yaptığı önemli uyarıları da yeniden gündeme getirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ağustos 2025’te katıldığı canlı yayında, özellikle yalnızlık yaşayan, duygusal açıdan hassas ve psikolojik sorunlarla mücadele eden bireylerin yapay zekâya aşırı bağlanmasının tehlikelerine dikkat çekmişti. Tarhan, “Ancak yapay zekayı terapist gibi görürseniz o zaman risk başlar. Çünkü yapay zekadan terapist olmaz.” sözleriyle teknolojinin psikolojik destek yerine kullanılmasının sakıncalarını vurgulamıştı. Arkadaş ve sırdaş olarak görmek duygusal bağımlılık riskini artırıyor Yapay zekânın gerçek bir insan gibi empati kuramadığını ve kişinin ruhsal durumunu bir uzman gibi değerlendiremediğini belirten Tarhan, özellikle gençlerin yapay zekâyı arkadaş veya sırdaş olarak görmelerinin ise duygusal bağımlılık riskini artırabileceğine dikkat çekmişti. “Yapay zekâ intihar riskini doğru değerlendiremeyebilir!” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aynı açıklamasında yapay zekânın karşısındaki kişinin gerçek niyetini anlayamamasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini de ifade etmişti. Özellikle yaşamak istemediğini dile getiren bir kullanıcının sözlerinin yapay zekâ tarafından doğru yorumlanamaması halinde sakıncalı yanıtlar üretilebileceği uyarısında bulunan Tarhan, kontrolün tamamen teknolojiye bırakılmaması gerektiğini vurgulamıştı. Tarhan’ın bu değerlendirmeleri, npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel incelemenin gençlerin dolaylı intihar riski belirtilerinin gözden kaçabilmesine ilişkin bulgularıyla benzer kaygılara işaret ediyor. “Yapay zekâ terapist olamaz ama terapistin işini kolaylaştırabilir!” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kasım 2025’te Bursa Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği konuşmada da yapay zekânın bilinçli bir varlık olmadığını ve profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin yerini alamayacağını ifade etmişti. Yapay zekânın bir uzman tarafından yardımcı araç olarak kullanılabileceğini, ancak bağımsız bir terapist gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, özellikle ergenlik öncesi dönemdeki çocukların aşırı yapay zekâ kullanımına karşı korunması gerektiğini belirtmişti. Anne babalara kritik uyarı: Çocukları yapay zekâ ile yalnız bırakmayın! Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 28 Eylül 2026’da yayımlanan bir başka açıklamasında çocukların ve gençlerin karar verme becerileriyle ilişkili beyin bölgelerinin gelişimini henüz tamamlamadığına dikkat çekerek dijital dünyada ebeveyn rehberliğinin önemini vurguladı. Tarhan’a göre çocukların dijital teknolojileri bilinçli kullanmayı öğrenmesi, ailelerin bu süreçte yol gösterici olması ve özellikle riskli içeriklere maruz kalmanın önlenmesi büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Tarhan’ın bu değerlendirmeleri, npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan bilimsel incelemenin gençlerin dolaylı intihar riski belirtilerinin gözden kaçabilmesine ilişkin bulgularıyla benzer kaygılara işaret ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN KENT KONSEYİ BESYO HAZIRLIK KURSU BAŞARIYLA TAMAMLANDI Haber

GİRESUN KENT KONSEYİ BESYO HAZIRLIK KURSU BAŞARIYLA TAMAMLANDI

GİRESUN KENT KONSEYİ BESYO HAZIRLIK KURSU BAŞARIYLA TAMAMLANDI Giresun Kent Konseyi, Giresun Belediyesi ve Giresun Halk Eğitimi Merkezi iş birliğiyle üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) bölümlerine hazırlanan gençler için düzenlenen ücretsiz hazırlık kursu tamamlandı. Adaylara parkur çalışmalarının yanı sıra psikolojik destek, stres yönetimi ve sporcu beslenmesi alanlarında da eğitim verildi. Alperen Şengün Spor Salonu’nda gerçekleştirilen programa katılan gençler, kurs süresince üniversitelerin özel yetenek sınavlarına yönelik yoğun bir hazırlık döneminden geçti. SINAV PARKURLARI BİREBİR UYGULANDI Kurs eğitmeni Ali Zorlu yönetiminde gerçekleştirilen çalışmalarda, adayların karşılaşabilecekleri sınav parkurları birebir uygulanarak hız, dayanıklılık, koordinasyon ve parkur derecelerinin geliştirilmesine yönelik antrenmanlar yapıldı. Program boyunca gençlerin performansları takip edilirken, sınav koşullarına uyum sağlamalarına yönelik uygulamalara da ağırlık verildi. SADECE FİZİKSEL DEĞİL, MENTAL HAZIRLIK DA YAPILDI Hazırlık programında adayların yalnızca fiziksel performanslarının geliştirilmesiyle yetinilmedi. Psikolog İzel Güney Akdağ, sınav öncesinde yaşanabilecek kaygının kontrol edilmesi, motivasyon ve stres yönetimi konularında gençlerle çalıştı. Diyetisyen İrem Bahar Karakaya ise sporcu beslenmesi, antrenman döneminde doğru beslenme ve fiziksel performansın korunmasına yönelik bilgiler aktardı. Böylece kurs, parkur antrenmanlarını psikolojik ve beslenme desteğiyle birleştiren kapsamlı bir hazırlık programına dönüştürüldü. FERİDUNOĞLU: “GENÇLERİMİZİN EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI ALACAĞINA İNANIYORUM” Kurs sürecini yakından takip eden Giresun Kent Konseyi Başkanı Dr. İsmail Cem Feridunoğlu, programın tamamlanmasının ardından yaptığı değerlendirmede gençlere BESYO sınavlarında başarı diledi. Feridunoğlu, kursun ilk gününden itibaren gençlerin yüksek bir motivasyon ortaya koyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Eğitimlerimizin ilk gününde salonda şahit olduğumuz heyecan ve hırs, kursumuzun son gününe kadar artarak devam etti. Giresun Kent Konseyi olarak, Giresun Belediyesi ve Giresun Halk Eğitim Merkezi'nin de değerli katkılarıyla gençlerimizi sadece fiziksel olarak değil; mental ve sağlık gelişimlerini de kapsayacak şekilde, alanında uzman eğitmenlerimizle birlikte sınavlara hazırladık.” Feridunoğlu, eğitmen Ali Zorlu, Psikolog İzel Güney Akdağ ve Diyetisyen İrem Bahar Karakaya’ya katkılarından dolayı teşekkür ederek, “Gençlerimizin burada döktükleri terin ve gösterdikleri üstün çabanın karşılığını sınavda en güzel şekilde alacaklarına yürekten inanıyorum. Hepsinin yolu ve bahtı açık olsun.” dedi. ŞİMDİ SIRA BESYO SINAVLARINDA Ücretsiz hazırlık programını tamamlayan gençler için bundan sonraki süreç üniversitelerin BESYO ve ilgili spor bilimleri programlarının öğrenci kabul sınavları olacak. Kurs boyunca fiziksel, mental ve beslenme açısından sınavlara hazırlanan adaylar, çalışmalarının karşılığını alabilmek için üniversite sınav parkurlarında mücadele edecek.

DUROĞLU’NDA ACI OLAY Haber

DUROĞLU’NDA ACI OLAY

DUROĞLU’NDA ACI OLAY Giresun’un Duroğlu beldesinde kasaplık yapan M.Ş.’nin hayatını kaybetmesi, ailesi, yakınları ve belde halkında derin üzüntü yarattı. Olay, kentte ekonomik sıkıntılar, geçim baskısı ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği yönündeki kaygıları yeniden gündeme taşıdı. DUROĞLU’NDA ESNAFI ÜZEN ÖLÜM Giresun’un Duroğlu beldesinde kasaplık yapan M.Ş. yaşamını yitirdi. Beldede tanınan esnafın ölümü, ailesi, yakınları, komşuları ve esnaf çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri M.Ş.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Güvenlik güçleri olay yerinde inceleme yaptı. Cenaze, işlemlerin ardından hastane morguna kaldırıldı. Olayla ilgili adli süreç başlatıldı. EKONOMİK BASKI VE GEÇİM SIKINTISI GÜNDEMDE M.Ş.’nin ölümü, bölgede son dönemde daha sık konuşulan ekonomik sorunları da yeniden gündeme getirdi. Giresun’da özellikle küçük esnaf, daralan alım gücü, artan maliyetler, kira ve işletme giderleri, borç yükü ve piyasa durgunluğu nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Kasaplık gibi günlük maliyetlerin yüksek olduğu mesleklerde et fiyatları, enerji giderleri, kira, vergi ve tedarik maliyetleri esnaf üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu tablo yalnızca iş yerlerini değil, aile yaşamını, sosyal ilişkileri ve psikolojik dayanıklılığı da etkiliyor. Kentte yaşanan her acı olay, ekonomik sorunların yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını; geçim derdi, yalnızlaşma, borç baskısı ve çaresizlik duygusunun toplumun farklı kesimlerinde ağır sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor. GİRESUN’DA SOSYAL DESTEK İHTİYACI ARTIYOR Giresun’da ekonomik zorlukların yanında işsizlik, gelir yetersizliği, kırsal bölgelerde azalan üretim gücü ve genç nüfusun gelecek kaygısı da toplumsal sorunları derinleştiriyor. İl genelinde esnafın, emeklinin, dar gelirli ailelerin ve gençlerin karşı karşıya kaldığı ekonomik baskı, daha güçlü sosyal destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Yerel yönetimler, kamu kurumları, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve mahalle dayanışma ağlarının bu süreçte daha görünür rol üstlenmesi önem taşıyor. Maddi destek kadar psikolojik danışmanlık, aile desteği, borç yönetimi, sosyal yardım ve kriz anında ulaşılabilir rehberlik hizmetleri de hayati önem taşıyor. ACIL DURUMLARDA DESTEK ALINMALI Uzmanlar, ağır ekonomik ve kişisel sorunlar yaşayan vatandaşların yalnız kalmaması gerektiğini vurguluyor. Ailelerin, komşuların, arkadaş çevresinin ve meslek örgütlerinin riskli dönemlerde daha dikkatli olması, destek ihtiyacı hisseden kişilerin profesyonel yardım alması büyük önem taşıyor. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi aranabiliyor. Psikolojik destek ihtiyacı bulunan vatandaşlar, sağlık kuruluşları ve ilgili kamu birimleri üzerinden profesyonel yardım alabiliyor.

7 ilde pilot uygulama başladı... Ailelere ücretsiz çevrim içi danışmanlık Haber

7 ilde pilot uygulama başladı... Ailelere ücretsiz çevrim içi danışmanlık

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, aile odaklı sosyal politikalar kapsamında çevrim içi danışmanlık hizmetlerini devreye aldı. Aile danışmanlığı ve psikososyal destekler ücretsiz sunulurken, uygulama 7 ilde pilot olarak başlatıldı.macıyla çevrimiçi psikolojik destek ve aile danışmanlığı hizmetini 7 ilde pilot olarak hayata geçirdi. ANKARA (İGFA) - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı (2024-2028) doğrultusunda ailelere yönelik danışmanlık ve psikososyal destek hizmetlerini güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda aile danışmanlığı, boşanma süreci danışmanlığı, evlilik öncesi danışmanlık ve bireysel danışmanlık hizmetleri 81 ilde ücretsiz olarak sunuluyor. Hizmetlerin erişilebilirliğini artırmak amacıyla çevrimiçi danışmanlık uygulaması hayata geçirildi. Gizlilik ve güvenlik ilkeleri esas alınarak yürütülen hizmet sayesinde bireyler ve aileler, bulundukları yerden uzman personel eşliğinde psikolojik destek alabiliyor. https://twitter.com/tcailesosyal/status/2005614470094295412 Uygulamayla aile içi iletişim sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi, çatışmaların daha etkili yönetilmesi, ebeveynlik becerilerinin güçlendirilmesi ve çocukların sağlıklı gelişiminin desteklenmesi hedefleniyor. Böylece aile bütünlüğünün korunması ve güçlendirilmesi amaçlanıyor. 7 İL PİLOT OLARAK SEÇİLDİ Pilot uygulama kapsamında, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesini temsilen Adana, İzmir, Erzurum, Şanlıurfa, Ordu, Sivas ve Sakarya illeri belirlendi. Pilot süreçle birlikte çevrimiçi danışmanlık hizmetlerinin ülke geneline yaygınlaştırılmadan önce daha etkin hale getirilmesi planlanıyor. BAŞVURULAR E-AİLEM ÜZERİNDEN Danışmanlık hizmetlerinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, başvurularını e-Ailem sistemi üzerinden yapabiliyor. Başvuru işlemleri psikodestek.aile.gov.tr adresi aracılığıyla gerçekleştiriliyor.

Çalışanlar tükenmişlik riskiyle karşı karşıya! Sinsi kriz 'sessiz çatlama' işyerlerini tehdit ediyor Haber

Çalışanlar tükenmişlik riskiyle karşı karşıya! Sinsi kriz 'sessiz çatlama' işyerlerini tehdit ediyor

Yeni yapılan araştırmalar, iş yerlerinde çalışanların yarıdan fazlasının sessiz bir şekilde çözüldüğünü gösteriyor. Uzmanlar, bu olgunun yalnızca bireyler için değil, aynı zamanda kurumların verimliliği ve ruh sağlığı açısından da ciddi riskler taşıdığını bildiriyor. İSTANBUL (İGFA) - Çalışanların iş ortamında yaşadığı stres ve tükenmişlik, hem çalışan sağlığı hem de kurumsal başarı üzerinde önemli etkiler göstermektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tükenmişliği, yönetilemeyen kronik iş yeri stresinden doğan bir sendrom olarak nitelendiriyor. TalentLMS’in 1.000 çalışanla yaptığı araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 54’ü iş hayatında “sessiz çatlama” tecrübesi yaşadığını bildiriyor. Araştırma, sessiz çatlamanın genellikle finansal zorluklar ve artan iş yükünden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Çalışanlar, maaşlarının yaşam standartlarını karşılamada yetersiz kaldığını, iş yükünün sürekli arttığını ve iş değişikliğinin mali durumlarını düzeltmeyeceğini düşünüyor. AVİTA Çalışan Destek Programı Klinik Psikoloğu Fahriye Nasırzade, sessiz çatlamayı “çalışma ve yaşam anlamının sessizce sarsılması” şeklinde tanımlıyor. Nasırzade, "Görünüşte çalışan kişi, içsel dünyasında çatırdar. Uzun süreli stres, mali baskılar ve duygusal tükenmişlik bir araya geldiğinde kişi sadece işini değil, kendisini de sürdürememekte zorlanır. Kurumların farkındalığı, performansı değil, ruh sağlığını izlemek üzerine olmalıdır,” dedi. Yönetimsel boşluklar, sessiz çatlamayı daha da derinleştiriyor. TalentLMS verilerine göre, çalışanların %62’si yöneticilerinin endişelerini dinlediğini ifade ederken, sessiz çatlama yaşayanların sadece yüzde 47’si aynı şeyi söylüyor. Bu, etkisiz yönetim ile sürekli mutsuzluk arasında direkt bir bağ olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, sessiz çatlamayı engellemenin en etkili yolları arasında kapsamlı çalışan destek programları, esnek çalışma koşulları, eğitim ve psikolojik destek sağlamak, geri bildirim mekanizmalarını güçlendirmek ve iş yerinde sağlıklı bir kültür oluşturmak yer alıyor. Erken fark edilip tedbir alınmadığında, sessiz çatlama hem birey hem de kurum için maliyetli bir kriz haline gelebilirken, etkin yönetimle kalıcı motivasyon ve bağlılık sağlanabiliyor.

Çalışanların ruh sağlığı alarm veriyor Haber

Çalışanların ruh sağlığı alarm veriyor

Küresel çapta modern iş hayatına dair ortaya çıkan sorunlar, çalışanların ruh sağlığını derinden etkiliyor. Stres, tükenmişlik hissi, sürekli performans baskısı, savaştan kaynaklı sorunlar, ekonomik belirsizlikler ve iş-özel yaşam arasındaki dengesizlik, verimliliği yok eden başlıca unsurlar arasında sıralanıyor. OnlyHR 3. İstanbul Sempozyumu, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi'nin katkılarıyla, bu önemli konular üzerinde tartışmalar gerçekleştirdi. İSTANBUL (İGFA) - Sempozyumda konuşma fırsatı bulan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel ile bilim ve etik kurulu üyesi Prof. Dr. Bedirhan Üstün, katılımcıları bilimsel gerçekler ışığında önemli konularda bilgilendirdi: “Ruh sağlığına yapılan yatırım, iş yerinde artan verimlilik olarak geri döner ve bu dönüş çok daha güçlü olur.” Prof. Dr. Kültegin Ögel: “Baş edilemeyen stres tükenmişliğe yol açar” Prof. Dr. Kültegin Ögel, iş hayatının kişinin tüm yaşam alanlarını doğrudan etkiler hale geldiğini belirtirken, modern çalışanların sadece iş yükü karşısında değil, aynı zamanda kaygı, performans baskısı, öfke, hiperaktivite ve şehir yaşamının ağır stres yükü ile de mücadele ettiğini işaret etti. Ögel, bireyin iş ve özel yaşantısındaki dengenin korunmasının kritik öneme sahip olduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullandı: “İş yaşamındaki stres bir ölçüde kaçınılmazdır ancak zamanında yönetilmediğinde tükenmişliğe zemin hazırlanır. Erken dönemde psikolojik yardımların alınması konusunda çekimser olunmamalı. Damgalanma korkusu başvuru sürecini geciktiriyor ve sorunların büyümesine neden oluyor.” Ögel ayrıca çalışanlar arasında hızla yükselen sanal kumar bağımlılığı tehlikesine dikkat çekerek, özellikle beyaz yakalılar arasında bu durumun daha belirgin hale geldiğini aktardı. Bağımlılığın iş performansı ve aile yapısı üzerinde zararlar doğurduğunu belirten Ögel, Türkiye’de bu meseleye yönelik derinlemesine araştırmaların yapılması gerektiğini söyledi. Sempozyumda söz alan bir diğer isim Prof. Dr. Bedirhan Üstün, sağlıklı çalışan psikolojisinin ancak doğru şekilde dizayn edilmiş kurumsal yapılar ile sürdürülebileceğini belirterek şirketlere şu çağrıda bulundu: “Problemler ortaya çıkmadan koruyucu ruh sağlığı politikaları geliştirilmelidir.” Üstün, etkin iletişim, adalet duygusu, eşitlik ve saygının çalışanların motivasyonu üzerinde belirgin katkılar sunduğuna işaret etti: “Çalışanların kişilik haklarına saygı gösterilmeyen ortamda, kişiler işlerinden kopar; bu da kaçınılmaz olarak tükenmişlik, depresyon ve verim kaybı doğurur.” HER 100 ÇALIŞANDAN EN AZ 20’Sİ İŞ YERİNDE DEPRESYON RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA Kişilerin mutsuzluğunun üretimi aksattığını, hatalara ve verim kayıplarına yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Bedirhan Üstün, “Toplumlarda var olan yoksulluk, yaşam zorlukları insanları zaten aşağıya çekerken, iş yerindeki baskılar, kişileri adeta bir robot gibi hissetmelerine neden oluyor. Zaten doğrudan robotların yerimizi alacağı endişesi de mevcut. Bu durumlar insanları depresyona sürükleyebiliyor. Araştırmalarımız gösteriyor ki her 100 çalışandan en az 20’si depresyona aday hale geliyor. Bu da iş gücü kaybına zemin hazırlıyor. İnsanların birer iş beygiri gibi çalışmaları değil, anlamlı ve katkı sağlayan üretim yapmaları temel amacım. Amerika, Hindistan, Çin gibi ülkelerde bu konuda birçok proje yürüttük ve Türkiye’de de benzer programlar uygulanmalı” dedi. Prof. Dr. Üstün; “Sektörlerin çalışanların ruh sağlığına sadece sembolik değil, gerçek anlamda özen göstermesi, ve onları dikkate alan bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Depresyon, bireysel bir mesele olmanın ötesinde dış etkenler tarafından da tetiklenir. Dünya her geçen gün daha da zorlaşıyor: Ekonomik koşullar, iş güvencesizliği, işsizlik, robotların gelişi, çatışma durumları ve ekonomik kriz olasılıkları. Bu karamsarlık, en güçlü olanları dahi etkileyebilir. Kendi yurt dışı yaşamımda üç kez depresyona girdim ve bunların ikisi iş yeri meselelerinden kaynaklanıyordu, ki bu durumlar aslında engellenebilirdi. Depresyon kötü bir şey değil; Nietzsche’nin de belirttiği gibi, bazen iyi bir sonuçla çıkış, kişiyi güçlendirir. Ancak o süreç boyunca yaşadıklarımı tekrar yaşamak istemem. Bilgisayara boş boş bakıyordum ve o da bana bakıyordu. Bu nedenle ülke bütününde, sektörel anlamda, kurumlarca uygulanacak sistemlerin bu tür etkilerden koruma sağlaması gerekiyor. Birinin depresyona girmesi, tıpkı bir grip hastalığı, böbrek rahatsızlığı veya kol kırılması gibi bedensel sağlık sorunları düzeyinde ele alınmalıdır.” Ekonomik belirsizliklerin çalışanlar üzerindeki etkisini artırdığına dikkat çeken Üstün, iş kaybı korkusunun yorgunluk, uyku sorunları ve depresyona yol açabilen bir tabloya neden olduğunu vurguladı. Harvard Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalardan elde edilen bulguları paylaşan Prof. Dr. Üstün, şirketler için çarpıcı bir veri sundu: “Depresyon daha başlamadan erken teşhis ve destek sağlanırsa, yapılan yatırım en az dört kat kazanç olarak geri döner. Beklenmeyen kazançlarla bu oranı otuz kata kadar çıkarabiliyor.” Bu nedenle ruh sağlığına yapılan yatırımların kesinlikle bir “maliyet kalemi” değil, kurumsal devamlılığın olmazsa olmaz bir parçası olduğunu belirtti. Psikolojik Destek Şirket Standartlarına Dahil Edilmeli Sempozyumdan alınan ortak mesaj: “Psikolojik destek bir seçenek değil, zorunluluktur.” Uzmanların gözlemlerine göre iş yerlerinde: * İş ve özel yaşam arasında denge sağlanması, * Damgalanmadan korunarak ruhsal destek sağlanması, * Çalışanların destek almaya teşvik edilmesi, * Önleyici kurumsal politikaların geliştirilmesi kurumların başarı elde etmek istediği alanların başında geliyor. Ruh sağlığına yapılan her yatırım şu şekillerde doğrudan fayda sağlar: * Çalışan bağlılığını artırır, * İş gücü kayıplarını önler, * Verimliliği artırır, * Kurumsal sürdürülebilirlik güvencesi sağlar.

Akciğer kanserinde erken tanı ve tedavi deneyimi araştırmasında ara bulgular Haber

Akciğer kanserinde erken tanı ve tedavi deneyimi araştırmasında ara bulgular

Roche İlaç Türkiye, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği tarafından düzenlenen “Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası” isimli çalışmanın ilk bulguları açıklandı. Araştırma, erken belirtilerin çoğunlukla göz ardı edildiğini, hastaların psikososyal desteğe ihtiyaç duyduğunu ve yenilikçi tedavilerin yaşam kalitesini artırdığını ortaya koydu. İSTANBUL (İGFA) - Kasım Ayı Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde, Türkiye’de akciğer kanserine karşı önemli bir ilerleme kaydedildi. Roche İlaç Türkiye’nin öncülüğünde, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği’nin desteğiyle Ipsos Türkiye tarafından gerçekleştirilen “Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası” araştırmasının ara sonuçları kamuoyuna duyuruldu. Ülkemizde her yıl 41 binden fazla yeni akciğer kanseri vakası görülmektedir ve bu kanser türü erkeklerde en sık, kadınlarda ise hızla artan bir sıklıkta görülüyor. Çalışma, teşhisten tedaviye kadar olan süreçte hem doktor hem de hasta deneyimlerini kapsamlı olarak değerlendiriyor. ERKEN TANI GECİKİYOR, BELİRTİLER “BASİT RAHATSIZLIK” OLARAK GÖRÜLÜYOR Hasta görüşmelerinde dikkat çeken en önemli bulgulardan biri: Öksürük, nefes darlığı ve halsizlik gibi erken belirtiler genellikle ciddiye alınmıyor. Hastalar genellikle uzun süren veya şiddetli belirtiler gösterdiğinde doktora başvuruyor. Bu durum, toplumda erken tanı bilincinin hâlâ yeterince gelişmediğini gösteriyor. DOKTORLAR: “DOĞRU TANI İÇİN GENETİK TESTLERİN HIZLI ERİŞİMİ ŞART” Tıbbi onkologlar, biyopsi ve genetik testlerin zamanında yapılmasının doğru tedaviye yönlendirme konusunda kritik olduğunu belirtiyor. Ülkemizde kısa süre önce geri ödeme kapsamına alınan yenilikçi tedaviler (özellikle immünoterapiler) hem doktorlar hem de hastalar tarafından olumlu karşılanıyor ve yaşam kalitesinde gözle görülür iyileşmelere neden oluyor. Tedavi gören hastalar, yenilikçi tedavi yöntemleriyle günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebildiklerini, hatta bazen “hasta olduklarını unuttuklarını” söylüyor. Ancak psikolojik destek, hasta dayanışma gruplarının eksikliği ve tedavi için şehir dışına seyahatler sırasında konaklama gibi lojistik destekler önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.