Hava Durumu

#Problem Çözme

giresunsonhaber - Problem Çözme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Problem Çözme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı Haber

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı

Coursera Global Skills Report 2026 verilerine göre, Türkiye'de yapay zeka güvenliği eğitimlerine olan ilgi %275 oranında arttı. Coursera’nın 2026 Global Beceriler Raporu (Global Skills Report) kamuoyuyla paylaşıldı. Söz konusu rapora göre Türkiye, yeni Yapay Zeka-İnsan Becerileri Sinerji Endeksi’nde dünya genelinde 41’inci, Avrupa'da ise 23’üncü sırada yer alıyor. Alanında ilk olan bu Endeks, 98 farklı ülkedeki kullanıcıların yapay zeka yetkinliklerini, bu bilgileri pratiğe dökmek için gerekli olan insani becerilerle ne ölçüde harmanladığını, ülkelerin genel yapay zeka hazırlık seviyelerini de baz alarak analiz ediyor. Türkiye’nin ulaştığı bu nokta, ülkenin yapay zeka yetenek kapasitesini artırdığı ve beceri gelişimi konusunda yeni stratejiler belirlediği bir sürece işaret ediyor. Stanford’un 2026 AI Index Report raporundaki verilere göre, Türkiye’deki yapay zeka yetenek yoğunluğu 2019-2025 yılları arasında %75 oranında artış gösterdi. Ülkenin 2026-2030 Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı kapsamında, iki yıl içerisinde beş milyon vatandaşa ulaşmayı hedefleyen Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı'nın yanı sıra 10.000 ileri düzey uzman ve 100.000 uygulama profesyoneli yetiştirilmesi planlanıyor. Rapor 300 milyondan fazla öğrenen verilerinden oluşturuyor Bu yıl sekizincisi yayımlanan Global Beceriler Raporu, Coursera ve Udemy bünyesindeki 300 milyondan fazla öğrencinin verilerinden oluşan bir alt kümeye dayanıyor. Çalışma, yapay zeka ve insani becerilerin gelişimine dair sunduğu içgörüleri, Oxford Insights’ın Government AI Readiness Index’indeki kapsamlı ulusal hazırlık verileriyle entegre ediyor. Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı Türkiye genelinde yapay zeka odaklı kurslara kayıtlar yıllık bazda %29 artış kaydetti. Eğitimlerde öne çıkan temel başlıklar arasında ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları, makine öğrenimi temelleri ile prompt yazımı ve etkileşim yöntemleri bulunuyor. Ayrıca yapay zeka iş akışları, entegrasyon, orkestrasyon, büyük dil modeli (LLM) uygulamaları ve modelleme de dikkat çeken diğer alanlar arasında. Ajan tabanlı iş akışlarına olan ilgi %158, yapay zeka güvenliği eğitimlerine ilgi %275 ve üretken yapay zeka kayıtları ise %107 oranında arttı. Türkiye’de karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 arttı Türkiye’deki öğrenenler, yapay zeka araçlarını yönetmek ve bilinçli kararlar alabilmek adına insani becerilerini de geliştirmeye odaklanıyor. İnsan liderliği, yönetişim, etik, stratejik düşünme, karar verme, paydaş uyumu ve inovasyon geliştirme ön plana çıkan yetkinlikler arasında. Karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 artarken; inovasyon %33 ve eleştirel düşünme %10 oranında yükseliş gösterdi. Türkiye'deki öğrenenler, üç yapay zeka beceri alanının yanı sıra stratejik düşünme ve karar verme yetkinlikleri de geliştiriyor Rapor, hangi yapay zeka yetkinliklerinin hangi insani becerilerle eş zamanlı geliştirildiğini ve bu durumun küresel ortalamayla karşılaştırmasını sunuyor. Türkiye’de özellikle stratejik düşünme ve karar verme becerisi ön plana çıkıyor. Bu yetkinlik; ajan tabanlı yapay zeka, yapay zeka iş akışları/orkestrasyon ve LLM uygulamaları olmak üzere üç farklı alanla birlikte gelişme eğilimi gösteriyor. Söz konusu beceri kombinasyonlarının, kullanıcıların yapay zeka çıktılarını doğrudan benimsemek yerine, kurumsal hedefler ve iş öncelikleri doğrultusunda analiz etmelerine olanak tanıdığı belirtiliyor. Bu durum, farklı seçeneklerin risk ve avantajlarını tartmayı, yapay zekanın gerçek değer yarattığı alanları tespit etmeyi ve kurumsal amaçlara en uygun uygulamaları seçmeyi kolaylaştırıyor. Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor Değişen iş dünyası dinamikleri, bu yetkinliklerin kazanılmasını ve belgelendirilmesini kritik hale getiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs Report 2025 raporu, Türkiye'deki işverenlerin mevcut iş becerilerinin %44'ünün 2030 yılına kadar dönüşeceğini öngördüğünü ortaya koyuyor. Bu süreçte mikro-yeterlilik belgeleri, bireylerin doğrulanmış becerilerini işverenlere kanıtlaması açısından önemli bir araç haline geliyor. Coursera’nın verilerine göre Türkiye’de mikro-yeterlilik kayıtları yıllık bazda toplam %38 artış gösterirken, yapay zeka odaklı olanlarda bu artış %62 olarak gerçekleşti. Zribi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak” Coursera Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Kais Zribi, konuyla ilgili olarak şunları ifade etti: “Türkiye’nin yapay zeka yolculuğundaki sonraki adım, kurumların edindiği yeni yetkinlikleri ne derece somut iş sonuçlarına ve doğru kararlara dönüştürebileceğiyle ilgili olacak. Teknik bilgi, yapay zekanın değer yarattığı noktayı belirleyen muhakeme gücüyle birleşmelidir. Eğitim kurumları ve işverenler, pratik öğrenme yolları inşa ederek bu süreci destekleyebilir. Bu yaklaşım, ülkenin yapay zeka hedeflerinin gerçek bir üretkenliğe ve fırsata dönüşmesini sağlayacaktır.” Coursera’nın Global Skills Report 2026 raporuna buradan ulaşabilirsiniz: Coursera Hakkında Dünya standartlarında eğitime herkesin erişebilmesi amacıyla 2012 yılında Andrew Ng ve Daphne Koller tarafından kurulan Coursera; seçkin üniversiteler ve endüstri liderleriyle iş birliği yaparak kurslar, profesyonel sertifikalar, uzmanlık programları ve diploma seçeneklerinden oluşan geniş bir portföy sunmaktadır. Platformun sunduğu yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş rehberlik, Course Builder ve Role Play gibi yeniliklerin yanı sıra Skills Tracks gibi çözümler; eğitmenlerin ve şirketlerin ölçeklenebilir ve doğrulanabilir öğrenme deneyimleri tasarlamasına imkan tanıyor. Dünya genelindeki birçok kurum; veri bilimi, üretken yapay zeka ve işletme gibi yüksek talep gören alanlarda yetkinlik kazanmak için Coursera'dan faydalanırken, bireysel kullanıcılar da kariyer yolculuklarını bu platform üzerinden şekillendiriyor. Delaware merkezli bir kamu yararına çalışan şirket (Public Benefit Corporation) ve B Corp olan Coursera, kısa süre önce Udemy ile birleşerek dünyanın en kapsamlı beceri geliştirme ekosistemlerinden birini kurmuştur. Coursera; Türkiye'de Erciyes Üniversitesi, Yeditepe, MEF, Bahçeşehir Üniversitesi ve Hisar Okulları gibi birçok kuruluş ve kurumla işbirliği yapmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor! Haber

Beyin sisi ve dijital bağımlılık artıyor!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medya ve kısa videoların özellikle çocuklarda dikkat dağınıklığı ile 'beyin sisi'ne yol açabildiğini belirtti. Dijital bağımlılığa karşı kaliteli zaman ve alternatif etkinlikler öneren Tarhan, beyin sağlığına dikkat çekti. İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital çağın beyin üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sosyal medya ve kısa video akışlarının özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat dağınıklığına ve “beyin sisi”ne yol açabildiğini söyledi. Tarhan, akıllı telefonlar, sosyal medya ve yapay zekânın günlük yaşamın ayrılmaz parçaları haline geldiğini, ancak bu yoğun dijital maruziyetin zihinsel performansı olumsuz etkileyebildiğini belirtti. “SÜREKLİ YENİ UYARANLAR BEYNİ YORUYOR” Tarhan, dijital ortamda uzun süre sosyal medya akışında gezinmenin ya da kısa videolar izlemenin beyni sürekli yeni uyaranlarla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Bu durumun zamanla dikkat dağınıklığına, odaklanma güçlüğüne ve zihinsel bulanıklığa neden olabildiğini söyledi. Özellikle çocuklar ve gençlerde bu tablonun daha sık görüldüğünü belirten Tarhan, bazı ülkelerin sosyal medya kullanımına yaş sınırlaması getirerek dijital maruziyeti azaltmaya çalıştığını hatırlattı. DİJİTAL BAĞIMLILIĞIN NEDENİ ÖDÜL SİSTEMİ Dijital bağımlılığın güçlü olmasının nedenlerinden birinin beynin ödül sistemi olduğunu vurgulayan Tarhan, oyunlar ve sosyal medyanın kısa aralıklarla ödül hissi oluşturduğunu, bunun da kişiyi ekrana bağladığını kaydetti. Ekran kullanımını azaltmak için yalnızca yasak koymanın yeterli olmadığını söyleyen Tarhan, çocuklara spor, sanat, oyun ve sosyal etkinlikler gibi alternatif alanlar sunulması gerektiğini ifade etti. ÇOCUKLARI KORUMANIN YOLU: KALİTELİ ZAMAN Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korumanın en etkili yolunun onlarla birlikte kaliteli zaman geçirmek olduğunu belirterek, birlikte oyun oynamak, yürüyüş yapmak, kitap okumak ve sohbet etmenin aile bağlarını güçlendirdiğini ifade ederek, yemek sırasında telefon kullanılmaması gibi basit kuralların da iletişimi artırdığını söyledi. Özellikle 6 yaş altı çocukların ekranla ebeveyn eşliğinde tanıştırılması gerektiğini vurguladı. Toplumda sıkça dile getirilen “insan beyninin sadece yüzde 10’unu kullanıyor” görüşünün bilimsel olmadığını belirten Tarhan, beyin görüntüleme çalışmalarının basit görevlerde bile birçok bölgenin aynı anda çalıştığını gösterdiğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, beynin canlı tutulması için farklı deneyimlere açık olmanın, yeni hobiler edinmenin, farklı yollar kullanmanın ve merak duygusunu korumanın önemli olduğunu ifade etti. Duyguların kalpte oluştuğu yönündeki yaygın inanışın aksine, duyguların merkezinin beyin olduğunu aktaran Tarhan, dış dünyadan gelen bilgilerin önce beyinde değerlendirildiğini, ardından duygusal deneyime dönüştüğünü anlattı. Mutluluk, haz, güven ve odaklanma gibi hislerin beynin ürettiği kimyasallarla ilişkili olduğunu söyleyen Tarhan, kalbin ise bu duyguların bedendeki yansımalarının hissedildiği organlardan biri olduğunu ifade etti. YAPAY ZEKÂ YARDIMCI OLMALI, KARAR VERİCİ DEĞİL Yapay zekânın hayatı kolaylaştırdığını ancak insanın yerini alamayacağını vurgulayan Tarhan, teknolojinin bilgiye hızlı erişim sağlasa da uzun vadede düşünme ve problem çözme becerilerini tembelleştirebileceğini dile getirdi. İnsan beyninin empati, sosyal ilişki ve bilinç gibi özelliklerle yapay zekâdan ayrıldığını belirten Tarhan, yapay zekânın sağlık, eğitim ve bilimde fayda sağlayacağını ancak etik kurallar olmazsa yanlış yönlendirme ve manipülasyon riskleri doğurabileceğini söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beyin sağlığının çocukluktan itibaren korunması gerektiğini, kaliteli uykunun beyin hücrelerinin korunması açısından kritik önemde olduğunu ifade etti. Omega-3 bakımından zengin balık ve ceviz gibi besinlerin beyin sağlığını desteklediğini belirten Tarhan, anlamlı sosyal ilişkilerin hem ruh sağlığını hem de bilişsel işlevleri koruduğunu söyledi.

BULANCAK’TA MESLEKİ EĞİTİM ŞENLİĞİ GENÇLERİN ÜRETİM BECERİLERİNİ ÖNE ÇIKARDI Haber

BULANCAK’TA MESLEKİ EĞİTİM ŞENLİĞİ GENÇLERİN ÜRETİM BECERİLERİNİ ÖNE ÇIKARDI

BULANCAK’TA MESLEKİ EĞİTİM ŞENLİĞİ GENÇLERİN ÜRETİM BECERİLERİNİ ÖNE ÇIKARDI Millî Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli vizyonu doğrultusunda yürütülen “Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik” programı Bulancak’ta öğrencilerin üretim, teknoloji, mesleki beceri, el emeği ve kültürel çalışmalarını sergilediği geniş katılımlı bir etkinlikle gerçekleştirildi. Bulancak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi BATEM Salonu’ndaki programa ilçe protokolü, eğitim yöneticileri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. GENÇLERİN ÜRETİM BECERİLERİ SERGİLENDİ Bulancak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi BATEM Salonu, “Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik” programı kapsamında Mesleki Eğitim Şenliği’ne ev sahipliği yaptı. Programda öğrenciler; teknoloji, mesleki eğitim, el becerileri, kültürel çalışmalar ve farklı alanlardaki projelerini ziyaretçilere tanıttı. Öğrencilerin yıl boyunca öğretmenleri rehberliğinde hazırladığı çalışmalar, katılımcılardan beğeni topladı. PROTOKOL VE TEMSİLCİLER STANTLARI GEZDİ Programa Bulancak Kaymakamı Ömer Faruk Tuncer ve eşi Çiğdem Tuncer, Bulancak Belediye Başkan Yardımcısı Merve Yılmaz Göksu, Giresun İl Millî Eğitim Müdürü Özgür Tokgöz, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Evren Özdemir, İlçe Millî Eğitim Müdürü Şenel Bulut, AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz ve İl Kadın Kolları Başkanı Fatmanur Çakır Öztürk katıldı. Katılımcılar, öğrencilerin hazırladığı stantları gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin üretim süreçleri, projeleri ve uygulamalı mesleki eğitim kapsamında ortaya koyduğu ürünler ilgiyle incelendi. MESLEKİ EĞİTİM ÜRETİMLE BULUŞTU Etkinlik, mesleki ve teknik eğitimin yalnızca sınıf ve atölye ortamında kalmadığını; üretim, tasarım, uygulama, sosyal sorumluluk ve toplumsal katkı alanlarıyla doğrudan buluştuğunu gösterdi. Öğrenciler, stantlarda ürünlerini sergilemenin yanı sıra çalışma süreçlerini, proje fikirlerini ve mesleki kazanımlarını da anlattı. Program, gençlerin iletişim, sunum, ekip çalışması ve problem çözme becerilerini de görünür kıldı. BAKANLIK PROGRAMI MESLEKİ EĞİTİMİN TOPLUMLA BAĞINI GÜÇLENDİRİYOR Millî Eğitim Bakanlığı, “Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik” etkinliklerini Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin erdem-değer-eylem yaklaşımı doğrultusunda yürütüyor. Program, mesleki ve teknik eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin üretim süreçlerine katılmasını, yeteneklerini keşfetmesini ve becerilerini toplumla paylaşmasını amaçlıyor. “Herkesin Bir Mesleği Olmalı” anlayışıyla yürütülen çalışmalar; üretim, bakım, onarım, tasarım, hizmet, sosyal sorumluluk ve kültürel faaliyetler üzerinden öğrencilerin mesleki gelişimini destekliyor. BULANCAK’TA MESLEKİ EĞİTİME GÜÇLÜ VURGU Bulancak’ta düzenlenen program, ilçedeki mesleki ve teknik eğitimin üretime dönük yönünü öne çıkardı. Öğrencilerin farklı alanlarda hazırladığı projeler, meslek liselerinin nitelikli insan kaynağı yetiştirme, üretim kültürünü geliştirme ve yerel kalkınmaya katkı sağlama potansiyelini ortaya koydu. Programda öğretmenlerin rehberliği, öğrencilerin emeği ve okulun uygulamalı eğitim altyapısı dikkat çekti. Gençlerin azmi, üretkenliği ve mesleki başarıları etkinliğin ana odağını oluşturdu.

SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU Haber

SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU

ÜNİVERSİTE-SAHA HATTI GÜÇLENİYOR: SİGORTACILIK ÖĞRENCİSİ DERSLİKTE SEKTÖRLE BULUŞTU Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Banka ve Sigortacılık Programı öğrencileri, Hasar ve Reasürans dersinde eksper ve bilirkişi Alaattin Kısa’yı dinledi. Ders, yalnızca bir konuk buluşması olarak kalmadı; bilimsel literatürün de işaret ettiği biçimde, öğrencilerin mesleki farkındalığını, kariyer yönelimini ve istihdam hazırlığını güçlendiren uygulamalı eğitim örneğine dönüştü. Giresun Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Banka ve Sigortacılık Programı’nda verilen Hasar ve Reasürans dersine konuk olan eksper ve mahkeme bilirkişisi Alaattin Kısa, öğrencilerle sektörün sahadaki gerçeklerini paylaştı. Motorlu taşıtlar ve kara araçları alanında eksperlik yapan, aynı zamanda mahkeme ve tahkim süreçlerinde bilirkişi olarak görev alan Kısa, eksperlik mesleğinin çalışma alanlarını, sorumluluklarını ve sigorta sistemindeki kritik rolünü derste ayrıntılı biçimde anlattı. Ders boyunca öğrencilerin karşısına yalnızca meslek tanımı değil, doğrudan iş hayatının pratiği çıktı. Kısa, özellikle mesleğe girişte deneyimin belirleyici olduğunu vurgulayarak, öğrencilerin eksper asistanlığı ve raportörlük gibi alanlarda erken dönemde saha tecrübesi edinmesinin önemine dikkat çekti. Bu vurgu, mesleki eğitimde okul ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini savunan araştırmalarla da örtüşüyor. OECD, iş temelli ve uygulama ağırlıklı öğrenmenin öğrencilerle potansiyel işverenler arasında doğrudan köprü kurduğunu; okuldan işe geçiş sürecini kolaylaştırdığını belirtiyor. Bilimsel çalışmalar, bu tür ders içi sektör buluşmalarının öğrenci üzerinde üç temel etkisi bulunduğunu gösteriyor. İlk olarak, teorik bilgi soyut olmaktan çıkıyor; öğrenci mesleğin günlük işleyişini, vaka mantığını ve karar süreçlerini somut örneklerle kavrıyor. İkinci olarak, kariyer beklentisi netleşiyor; öğrenci mezuniyet sonrası hangi unvanlarla, hangi basamaklardan ilerleyebileceğini daha açık görüyor. Üçüncü olarak da mesleki özgüven artıyor; öğrenci sınıfta öğrendiği bilginin gerçek piyasada nerede karşılık bulduğunu görerek kendi yol haritasını daha erken oluşturuyor. Konuk konuşmacıların ve sektör odaklı uygulamalı öğrenmenin, öğrencilerin istihdam becerileri algısını ve aktif öğrenme düzeyini artırdığına ilişkin akademik bulgular bu tabloyu destekliyor. Meslek yüksekokulları açısından bakıldığında tablo daha da kritik hale geliyor. Türkiye’de YÖK ve TOBB arasında geliştirilen yeni iş birliği modelinde de temel hedef, MYO öğrencisini doğrudan sektörle buluşturmak, uygulamalı eğitimi artırmak ve mezuniyet sonrası istihdam kanallarını genişletmek olarak tanımlanıyor. YÖK’ün 2025 ve 2026’daki açıklamaları, mesleki yükseköğretimde niteliğin artık istihdam ve uygulama ekseninde yeniden kurulduğunu ortaya koyuyor. Aynı çerçevede, organize sanayi bölgelerindeki MYO mezunlarının yüksek istihdam oranları da okul-sektör temasının yalnızca pedagojik değil, ekonomik sonuç üreten bir model olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Giresun Üniversitesi’nde gerçekleştirilen buluşma, tek günlük bir ders etkinliğinin ötesinde okunmalı. Çünkü sigortacılık gibi mevzuat, teknik değerlendirme, hasar yönetimi ve hukuki süreçlerin iç içe geçtiği alanlarda öğrencinin yalnızca kitap bilgisiyle yetinmesi, mezuniyet sonrasında ciddi uyum sorunları doğurabiliyor. Sektörden gelen bir uzmanın doğrudan sınıfa girmesi ise öğrenciyi daha okul sırasındayken gerçek dosya mantığı, uzmanlık alanları, mesleki etik ve kariyer geçişleriyle tanıştırıyor. Bu da eğitim ile piyasa arasındaki boşluğu daraltıyor. Bu sonuç, mevcut kaynakların ortak okumasına dayanan analitik bir çıkarımdır. Hasar ve Reasürans dersinin hocası Öğr. Gör. Kamil Patan’ın, teorik bilginin sektör deneyimiyle pekiştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmesi de literatürle aynı hatta duruyor. Uzmanlar, geleceğin iş dünyasında yalnızca diploma değil; problem çözme, analitik düşünme, uyum kapasitesi ve sahaya dönük mesleki çeviklik gibi becerilerin öne çıkacağını vurguluyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 raporu da iş gücü piyasasında beceri dönüşümünün hızlandığını, bu nedenle öğrencilerin gerçek sektör temasına daha erken ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Dersin soru-cevap bölümüyle sürmesi ve öğrencilerin eksperlik mesleği ile sigorta sektöründeki kariyer imkânlarına ilişkin sorular yöneltmesi de bu açıdan dikkat çekici bulundu. Çünkü bilimsel araştırmalar, öğrencinin yalnızca dinleyici değil, etkileşimli katılımcı olduğu uygulamaların öğrenme kalıcılığını ve mesleki yönelim netliğini artırdığını gösteriyor. Kısacası, bu buluşma öğrencilere sadece bilgi vermedi; mesleğin kapısını, işin ritmini ve sahadaki beklentiyi gösterdi. Üniversite kürsüsünde başlayan bu temasın, doğru kurgulandığında istihdama uzanan somut bir hatta dönüşebileceği değerlendiriliyor

DSİ PERSONELİNE "PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ" EĞİTİMİ Haber

DSİ PERSONELİNE "PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ" EĞİTİMİ

GİRESUN’DA AİLELER GÜÇLENİYOR: DSİ PERSONELİNE "PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ" EĞİTİMİ GİRESUN – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ülke genelinde yürüttüğü Aile Eğitim Programı (AEP) kapsamında, Giresun’da kamu personeline yönelik önemli bir farkındalık çalışması gerçekleştirildi. Giresun Sosyal Hizmet Merkezi bünyesindeki Eğitim ve Danışmanlık Birimi uzmanları, DSİ Bölge Müdürlüğü personeli ile bir araya gelerek aile içi dinamikleri güçlendirecek stratejileri paylaştı. Ailenin Kendi Kaynaklarıyla Çözüm Üretmesi Hedefleniyor Eğitimin ana temasını oluşturan "Ailenin Kendi Kaynaklarını Kullanma Yoluyla Problem Çözme Becerisi Kazanma" konusu, Bakanlığın "koruyucu ve önleyici hizmetler" vizyonuyla paralellik gösteriyor. Eğitimde, ailelerin karşılaştıkları kriz anlarında dış müdahaleye ihtiyaç duymadan, kendi içlerindeki doğal sevgi, iletişim ve dayanışma kaynaklarını nasıl harekete geçirebilecekleri üzerinde duruldu. AEP ile 2026 Hedeflerine Doğru Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı vizyonu çerçevesinde, aile kurumunun dış risklere karşı dayanıklılığının artırılması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Giresun’da düzenlenen bu eğitimle: Aile içi süreçlerin işlevsel hale getirilmesi, Yaşam kalitesinin artırılması, Sahip olunan kaynakların (zaman, bütçe, sevgi, sabır) etkili yönetimi amaçlanıyor. "Sorun Değil, Vizyon Odaklı Yaklaşım" Bakanlığın AEP modülleri; sorunların çözümünü sadece kriz anına bırakmayıp, sorun ortaya çıkmadan önce aile bireylerinin donanımını artırmayı esas alıyor. Uzmanlar, sağlıklı bir ailenin problemlerini çözme konusunda kendine güven duymasının, toplumsal huzurun temeli olduğunu vurguladı. Giresun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, benzer eğitim faaliyetlerinin il genelindeki diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da yaygınlaştırılarak devam edeceğini bildirdi.

HAREZMİ EĞİTİM MODELİ DENEYİM PAYLAŞIM TOPLANTISI GİRESUN’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ Haber

HAREZMİ EĞİTİM MODELİ DENEYİM PAYLAŞIM TOPLANTISI GİRESUN’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

HAREZMİ EĞİTİM MODELİ DENEYİM PAYLAŞIM TOPLANTISI GİRESUN’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ Giresun İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen Harezmi Eğitim Modeli kapsamında “Deneyim Paylaşım Toplantısı” düzenlendi. Program, 13 Şubat 2026 Cuma günü Yeşil Giresun Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya İl Millî Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürleri Murat Yavuz ve İsmail Babür katıldı. Eğitim yöneticileri, modelin uygulama sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak öğretmenlerin sahadaki deneyimlerini dinledi. Türkiye genelinde 2024–2025 eğitim-öğretim yılında uygulanmaya başlanan Harezmi Eğitim Modeli, Giresun’da 2025–2026 eğitim-öğretim yılı itibarıyla 48 okulda hayata geçirildi. Model; 50 ekip, 184 öğretmen ve 627 öğrencinin aktif katılımıyla yürütülüyor. Toplantıya 107 öğretmen katılım sağladı. Programda modelin disiplinler arası yapısı, gerçek yaşam problemlerine dayalı öğrenme yaklaşımı ve öğretmenlerin eğitim liderliği rolü öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Katılımcılar, uygulama süreçlerine dair deneyimlerini paylaşarak iyi örneklerin yaygınlaştırılması ve mesleki iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde görüş alışverişinde bulundu. Harezmi Eğitim Modeli’nin; eleştirel düşünme, problem çözme ve iş birliği temelli öğrenme becerilerini geliştirmeyi hedeflediği vurgulanırken, Giresun’da modelin kapsamının önümüzdeki süreçte daha da genişletilmesinin planlandığı belirtildi.

GELECEĞİN ÖĞRETMENLERİ SAHADA, MİNİKLER KEŞİFTE Haber

GELECEĞİN ÖĞRETMENLERİ SAHADA, MİNİKLER KEŞİFTE

GELECEĞİN ÖĞRETMENLERİ SAHADA, MİNİKLER KEŞİFTE Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi öğrencileri, Fındıkyurdu Anaokulu’nda düzenlenen Bilim-Çocuk El Ele etkinliğinde 3–6 yaş aralığındaki çocuklarla bir araya geldi. “Bilim-Çocuk El Ele: Çocuğun Keşif Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen programda minikler; deneylerden kodlamaya, oyundan tasarıma uzanan etkinliklerle bilimi eğlenerek tanıma fırsatı buldu. Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı öğrencilerinin hazırladığı etkinlik, okul öncesi dönemde bilim merakını destekleyen örnek bir uygulama olarak dikkat çekti. Fındıkyurdu Anaokulu’nda gerçekleştirilen buluşma, öğretmen adaylarının sınıf dışı öğrenme deneyimlerini güçlendirirken, çocuklara da erken yaşta bilimsel süreç becerilerini deneyimleme imkânı sundu. Programın öne çıkan yönlerinden biri, çocukların pasif izleyici konumunda kalmayıp sürecin aktif bir parçası olması oldu. Kurulan istasyonlarda minikler; gözlem yapma, tahmin yürütme, deneme-yanılma, soru sorma ve sonuç çıkarma gibi temel bilimsel adımları, oyun temelli ve uygulamalı etkinliklerle deneyimledi. 240 MATERYAL, DÖRT ALANDA BİLİM DENEYİMİ Etkinlik, Doç. Dr. Gonca Uludağ’ın koordinasyonunda hayata geçirildi. Program kapsamında öğretmen adayları tarafından hazırlanan 240 farklı materyal çocukların kullanımına sunuldu. Materyaller; yaşam bilimleri, fiziksel bilimler, yer ve uzay bilimleri ile mühendislik alanlarını kapsayacak şekilde planlandı. Bu kapsamlı yapı sayesinde çocuklar, bilimin tek bir başlıkla sınırlı olmadığını yaşayarak öğrendi. Yaşam bilimleri alanında doğa, çevre ve canlılara ilişkin konular ele alınırken; fiziksel bilimler istasyonlarında hareket, kuvvet, ses ve ışık gibi kavramlar yaş düzeyine uygun etkinliklerle işlendi. Yer ve uzay bilimleri bölümünde mevsimler, dünya ve uzay kavramlarına yönelik basit keşifler yapılırken, mühendislik alanında ise problem çözme ve tasarlama becerileri günlük yaşamdan örneklerle desteklendi. DENEYLERDEN DRAMAYA, KODLAMADAN STEAM’E ZENGİN İÇERİK Yaklaşık beş saat süren etkinlik, yalnızca deney masalarıyla sınırlı kalmadı. Programda deney çalışmaları, fen öyküleri, oyun temelli öğrenme uygulamaları, drama etkinlikleri ve şarkılarla desteklenen çok yönlü bir içerik sunuldu. Böylece çocukların dikkat süreleri ve farklı öğrenme biçimleri gözetilerek zengin bir öğrenme ortamı oluşturuldu. Kodlama, robotik ve STEAM temelli etkinlikler ise okul öncesi yaş grubunda “yaparak-yaşayarak öğrenme” yaklaşımının somut örneklerini ortaya koydu. Kodlama çalışmalarında çocuklar yönerge takip etme, sıralama ve basit problem çözme becerilerini geliştirirken; robotik ve tasarım etkinliklerinde denge kurma, parça-bütün ilişkisi ve çözüm üretme gibi beceriler ön plana çıktı. Drama ve öyküleme çalışmalarının programa dahil edilmesi, soyut kavramların somutlaştırılmasını kolaylaştırdı. Hikâye ve canlandırmalar aracılığıyla çocuklar, bilimsel kavramları kendi yaşam deneyimleriyle ilişkilendirerek daha kalıcı öğrenme süreçleri yaşadı. 300 ÇOCUK VE 54 ÖĞRETMEN ADAYI AYNI HEYECANI PAYLAŞTI Etkinliğe 3–6 yaş aralığında 300 çocuk ile 54 öğretmen adayı katıldı. Yoğun katılıma rağmen istasyonların planlı yapısı ve materyal çeşitliliği sayesinde çocukların tüm etkinliklere aktif şekilde katılımı sağlandı. Farklı istasyonlar arasında dolaşan çocuklar, yeni uygulamalar deneyerek merak duygularını canlı tuttu. Bu tür uygulamalar öğretmen adayları açısından da önemli kazanımlar sundu. Okul öncesi dönemde bilim eğitiminin nasıl yapılandırılacağı, materyal geliştirme süreci, çocukla iletişim ve sınıf yönetimi gibi konular sahada birebir deneyimlendi. Fakülte ile okul iş birliğine dayalı bu yaklaşım, eğitimde teori ile uygulamanın buluştuğu alanı güçlendirdi. DOÇ. DR. GONCA ULUDAĞ’DAN ERKEN YAŞTA BİLİM VURGUSU Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Doç. Dr. Gonca Uludağ, çocukların erken yaşta bilimle tanışmasının önemine dikkat çekti. Uludağ, bilimle erken dönemde buluşan çocuklarda merak, gözlem ve problem çözme becerilerinin daha hızlı geliştiğini, bu kazanımların ilerleyen yıllarda fen başarısına olumlu yansıdığını ifade etti. Uludağ ayrıca, etkinliğe katkı sunan Fındıkyurdu Anaokulu yöneticilerine, öğretmenlere ve çocuklara teşekkür ederek fakülte-okul iş birliklerine önem verdiklerini belirtti. Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.