Hava Durumu

#Problem Çözme

giresunsonhaber - Problem Çözme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Problem Çözme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GELECEĞİN ÖĞRETMENLERİ SAHADA, MİNİKLER KEŞİFTE Haber

GELECEĞİN ÖĞRETMENLERİ SAHADA, MİNİKLER KEŞİFTE

GELECEĞİN ÖĞRETMENLERİ SAHADA, MİNİKLER KEŞİFTE Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi öğrencileri, Fındıkyurdu Anaokulu’nda düzenlenen Bilim-Çocuk El Ele etkinliğinde 3–6 yaş aralığındaki çocuklarla bir araya geldi. “Bilim-Çocuk El Ele: Çocuğun Keşif Yolculuğu” temasıyla gerçekleştirilen programda minikler; deneylerden kodlamaya, oyundan tasarıma uzanan etkinliklerle bilimi eğlenerek tanıma fırsatı buldu. Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Okul Öncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı öğrencilerinin hazırladığı etkinlik, okul öncesi dönemde bilim merakını destekleyen örnek bir uygulama olarak dikkat çekti. Fındıkyurdu Anaokulu’nda gerçekleştirilen buluşma, öğretmen adaylarının sınıf dışı öğrenme deneyimlerini güçlendirirken, çocuklara da erken yaşta bilimsel süreç becerilerini deneyimleme imkânı sundu. Programın öne çıkan yönlerinden biri, çocukların pasif izleyici konumunda kalmayıp sürecin aktif bir parçası olması oldu. Kurulan istasyonlarda minikler; gözlem yapma, tahmin yürütme, deneme-yanılma, soru sorma ve sonuç çıkarma gibi temel bilimsel adımları, oyun temelli ve uygulamalı etkinliklerle deneyimledi. 240 MATERYAL, DÖRT ALANDA BİLİM DENEYİMİ Etkinlik, Doç. Dr. Gonca Uludağ’ın koordinasyonunda hayata geçirildi. Program kapsamında öğretmen adayları tarafından hazırlanan 240 farklı materyal çocukların kullanımına sunuldu. Materyaller; yaşam bilimleri, fiziksel bilimler, yer ve uzay bilimleri ile mühendislik alanlarını kapsayacak şekilde planlandı. Bu kapsamlı yapı sayesinde çocuklar, bilimin tek bir başlıkla sınırlı olmadığını yaşayarak öğrendi. Yaşam bilimleri alanında doğa, çevre ve canlılara ilişkin konular ele alınırken; fiziksel bilimler istasyonlarında hareket, kuvvet, ses ve ışık gibi kavramlar yaş düzeyine uygun etkinliklerle işlendi. Yer ve uzay bilimleri bölümünde mevsimler, dünya ve uzay kavramlarına yönelik basit keşifler yapılırken, mühendislik alanında ise problem çözme ve tasarlama becerileri günlük yaşamdan örneklerle desteklendi. DENEYLERDEN DRAMAYA, KODLAMADAN STEAM’E ZENGİN İÇERİK Yaklaşık beş saat süren etkinlik, yalnızca deney masalarıyla sınırlı kalmadı. Programda deney çalışmaları, fen öyküleri, oyun temelli öğrenme uygulamaları, drama etkinlikleri ve şarkılarla desteklenen çok yönlü bir içerik sunuldu. Böylece çocukların dikkat süreleri ve farklı öğrenme biçimleri gözetilerek zengin bir öğrenme ortamı oluşturuldu. Kodlama, robotik ve STEAM temelli etkinlikler ise okul öncesi yaş grubunda “yaparak-yaşayarak öğrenme” yaklaşımının somut örneklerini ortaya koydu. Kodlama çalışmalarında çocuklar yönerge takip etme, sıralama ve basit problem çözme becerilerini geliştirirken; robotik ve tasarım etkinliklerinde denge kurma, parça-bütün ilişkisi ve çözüm üretme gibi beceriler ön plana çıktı. Drama ve öyküleme çalışmalarının programa dahil edilmesi, soyut kavramların somutlaştırılmasını kolaylaştırdı. Hikâye ve canlandırmalar aracılığıyla çocuklar, bilimsel kavramları kendi yaşam deneyimleriyle ilişkilendirerek daha kalıcı öğrenme süreçleri yaşadı. 300 ÇOCUK VE 54 ÖĞRETMEN ADAYI AYNI HEYECANI PAYLAŞTI Etkinliğe 3–6 yaş aralığında 300 çocuk ile 54 öğretmen adayı katıldı. Yoğun katılıma rağmen istasyonların planlı yapısı ve materyal çeşitliliği sayesinde çocukların tüm etkinliklere aktif şekilde katılımı sağlandı. Farklı istasyonlar arasında dolaşan çocuklar, yeni uygulamalar deneyerek merak duygularını canlı tuttu. Bu tür uygulamalar öğretmen adayları açısından da önemli kazanımlar sundu. Okul öncesi dönemde bilim eğitiminin nasıl yapılandırılacağı, materyal geliştirme süreci, çocukla iletişim ve sınıf yönetimi gibi konular sahada birebir deneyimlendi. Fakülte ile okul iş birliğine dayalı bu yaklaşım, eğitimde teori ile uygulamanın buluştuğu alanı güçlendirdi. DOÇ. DR. GONCA ULUDAĞ’DAN ERKEN YAŞTA BİLİM VURGUSU Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Doç. Dr. Gonca Uludağ, çocukların erken yaşta bilimle tanışmasının önemine dikkat çekti. Uludağ, bilimle erken dönemde buluşan çocuklarda merak, gözlem ve problem çözme becerilerinin daha hızlı geliştiğini, bu kazanımların ilerleyen yıllarda fen başarısına olumlu yansıdığını ifade etti. Uludağ ayrıca, etkinliğe katkı sunan Fındıkyurdu Anaokulu yöneticilerine, öğretmenlere ve çocuklara teşekkür ederek fakülte-okul iş birliklerine önem verdiklerini belirtti. Program, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.

İNSAN EMEĞİNDEN DİJİTAL ZEKÂ ÇAĞINA KONFERANSI Haber

İNSAN EMEĞİNDEN DİJİTAL ZEKÂ ÇAĞINA KONFERANSI

YAPAY ZEKÂNIN YÜKSELİŞİ: İNSAN EMEĞİNDEN DİJİTAL ZEKÂ ÇAĞINA KONFERANSI GERÇEKLEŞTİRİLDİ Giresun Üniversitesi Veri Bilimi ve Yapay Zekâ Öğrenci Topluluğu tarafından düzenlenen “Yapay Zekânın Yükselişi: İnsan Emeğinden Dijital Zekâ Çağına” başlıklı konferans, 17 Aralık Çarşamba günü Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Hüseyin Şahin, yapay zekânın günümüz dünyasında yalnızca teknolojik bir yenilik değil; ekonomik, toplumsal ve stratejik bir zorunluluk hâline geldiğini vurguladı. Dijitalleşme, büyük veri ve yapay zekânın küresel rekabetin temel unsurları olduğunu belirten Prof. Dr. Şahin, Türkiye’nin güçlü insan kaynağı, akademik altyapısı ve genç nüfusu ile bu dönüşüm sürecinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Üniversitelerin ve gençlerin bu süreçte aktif rol almasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Konferansa konuşmacı olarak katılan Türkiye Düşüne Platformu Başkanı Taşkın Koçak, yapay zekânın tarihsel gelişim sürecinden başlayarak günümüzde ulaştığı noktayı kapsamlı bir sunumla ele aldı. Koçak, yapay zekânın iş gücü ve meslekler üzerindeki mevcut ve gelecekteki etkilerine değinerek, dönüşen meslekler, yeni ortaya çıkan kariyer alanları ve yetkinlik gereksinimleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın sunduğu fırsatların yanı sıra etik, güvenlik ve istihdam boyutundaki risklerine de dikkat çeken Koçak, özellikle bu alanda kariyer planlayan öğrencilere yönelik yol gösterici öneriler paylaştı. Öğrencilerin teknik bilgi kadar analitik düşünme, problem çözme ve sürekli öğrenme becerilerini geliştirmelerinin önemine vurgu yaptı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinliğe; Rektörümüz Prof. Dr. Yılmaz Can, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Güven Özdem, Prof. Dr. Hüseyin Şahin ve Prof. Dr. Emel Uzunoğlu, Rektör Danışmanlarımız Prof. Dr. Eren Baş ve Doç. Dr. Seda Nur Atasoy, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atila Gürhan Çelik, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Akoğlu, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Günay Kaya ve Genel Sekreter Vekili Hüseyin Özdemir katıldı. Konferans, öğrencilerden gelen soruların cevaplanmasının ardından konuşmacıya teşekkür belgesi ve hediye takdimi ile sona erdi.

ÇOCUKLAR İÇİN SAHNE SANATLARI EĞİTİMLERİ Haber

ÇOCUKLAR İÇİN SAHNE SANATLARI EĞİTİMLERİ

GBŞT’DE YENİ DÖNEM BAŞLADI: ÇOCUKLAR İÇİN SAHNE SANATLARI EĞİTİMLERİ YOĞUN İLGİ GÖRÜYOR Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu (GBŞT), 2025 sezonuna çocuklara yönelik kapsamlı tiyatro eğitim programıyla başladı. Sanatın dönüştürücü gücünden yararlanmayı hedefleyen program kapsamında, çocuklar profesyonel tiyatro eğitmenleri eşliğinde sahneyle tanışıyor, yaratıcılıklarını geliştirme fırsatı buluyor. Amaç: Yaratıcılığı Desteklemek ve Özgüveni Güçlendirmek Yeni dönem eğitimlerinin temel amacı; çocukların kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek, sahne sanatlarına ilgilerini artırmak ve onları kültürel yaşamın aktif birer parçası haline getirmek olarak açıklandı. GBŞT bünyesinde hazırlanan eğitim içerikleri, çocukların hem bilişsel hem sosyal gelişimlerini destekleyecek şekilde planlandı. Programda; Temel oyunculuk teknikleri Rol yapma ve doğaçlama çalışmaları Ses ve nefes kontrolü Diksiyon ve beden dili Grup içi etkileşim oyunları gibi sahne sanatlarının temel unsurlarını içeren modüller yer alıyor. Çocuklar İçin Sanatla İç İçe Bir Öğrenme Deneyimi Eğitimler sırasında çocuklar, interaktif oyunlar ve yaratıcı drama teknikleriyle tiyatro dünyasına güvenli ve eğlenceli bir giriş yapıyor. Bu süreçte hem sahne üzerindeki becerilerini geliştiriyor hem de ekip çalışması, empati kurma, problem çözme gibi sosyal becerilerini pekiştiriyor. Eğitmenler, her çocuğun bireysel gelişim hızına göre yaklaşarak onların yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı oluyor. Kursun sonunda ise küçük bir yıl sonu gösterisi planlanarak, çocukların sahne deneyimi kazanmaları amaçlanıyor. GBŞT: “Sanat Çocuklarımızın Gelişiminde Önemli Bir Köprü” Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu yetkilileri, yeni dönemle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Bu kurslarla çocuklarımızın hem eğlenceli vakit geçirmelerini hem de sanatla güçlü bir bağ kurmalarını istiyoruz. Tiyatro, çocukların sosyal ve duygusal gelişiminde önemli bir köprü görevi görüyor. GBŞT olarak çocuklarımızı sanatın iyileştirici, özgüven kazandırıcı etkisiyle buluşturmayı sürdüreceğiz.” Kente Kültürel Katkı: Sürekliliği Olan Bir Sanat Yapısı Şehir Tiyatrosu, son yıllarda eğitim, atölye çalışmaları ve sahne performanslarıyla ön plana çıkarak Giresun’da sürdürülebilir bir kültür-sanat ortamı oluşturuyor. Bu eğitim programı da bu hedef doğrultusunda atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Öğretmen-Öğrenci İlişkisi Güvene Dayalı Olmalı! Haber

Öğretmen-Öğrenci İlişkisi Güvene Dayalı Olmalı!

Uzmanlar, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisinin karşılıklı anlayış üzerine kurulu iletişimle gerçekleştiğini ifade ediyorlar. Ayrıca, güven, saygı, empati ve açık iletişimin bu ilişkinin temel özelliklerinden olduğunu belirtiyorlar. Her öğrencinin farklı ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Her öğrencinin becerileri ve zorlukları değişiklik gösterir, psikolojik dayanıklılıkları farklı olabilir. Öğretmenlerin buna dikkat etmemesi ve iletişimlerine özen göstermemesi; yalnızca sınıf düzeyinde değil, bireysel olarak da öğrencilerin duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkiler.” dedi. Olumlu bir ilişkinin öğrencilerde sorumluluk duygusunu güçlendirdiğini, problem çözme yeteneklerini geliştirdiğini ve akademik başarılarına katkıda bulunduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sınırların öğrencilerin yaş ve gelişim seviyesine uygun olarak belirlenip, net bir şekilde ifade edilmesi gerektiğine işaret etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, eğitimde sağlıklı öğretmen-öğrenci ilişkilerinin önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçların dikkate alınmasının öğrencilerin gelişimi üzerindeki rolü hakkında bilgiler aktardı. Öğretmen-öğrenci ilişkisi güven, saygı, empati ve açık iletişimle şekillenmelidir! Öğretmen-öğrenci ilişkisinin, öğretmen ile öğrenciler arasında onları teşvik eden, büyümelerine katkı sağlayan, öğretmenlerin rol model olarak kabul gördüğü bir anlayış ve güven iletişimi tanımladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu ilişki hem öğrenme ortamını olumlu yönde etkilemeli, hem de öğrencilere güven sağlamalı. Güven, saygı, empati ve açık iletişim bu ilişkinin en belirgin unsurlarıdır.” dedi. Öğretmenlerin, öğrencilerin ahlaki, etik ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bu katkı, öğrencilerde sorumluluk bilincini artırarak daha olumlu akademik gelişime imkan tanır. Öğrenciler için uygun bir sınıf ortamı oluşturularak akademik zorluk yaşayan öğrencilerin bu sorunlarını ifade etmeleri için olanaklar yaratılır, onları daha aktif ve katılımcı hale getirir. Aynı zamanda, öğrencilerin başarılı olma hissiyle motive olmasını sağlar ve bu da doğal olarak akademik başarılarını artırır.” şeklinde konuştu. Öğretmenlerin bireysel ihtiyaçları göz ardı etmesi, öğrencilerin gelişimini olumsuz etkileyebilir! Her öğrencinin farklı gereksinimleri olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Becerileri ve sıkıntıları farklı olan öğrencilerin psikolojik dayanıklılıkları değişiklik gösterir. Öğretmenlerin bu farklılıklara dikkat etmemesi ve iletişime özen göstermemesi, sadece sınıf ortamında değil, bireysel olarak da öğrencilerin duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimlerinde gerilemelere sebep olabilir.” dedi. Olumsuz öğretmen-öğrenci ilişkisinin, öğrencilerin davranışlarını ve akademik performanslarını geliştirmek için gerekli geri bildirimlerden mahrum kalabileceklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti: “Çocuğun davranışını anlamaya çalışmadan aceleci davranan bir öğretmen, öğrencide kaygı bozukluklarına yol açabilir; ya da öğrencinin yetenekli olduğu konuları keşfedemeyebilir. Kendine güvenli bir yetişkin olmaları güçleşebilir. Öğrencileri etkili bir şekilde yönlendirmeyen öğretmen, disiplin sağlamakta da başarı gösteremeyebilir. Bu durum, özellikle davranış sorunları olan öğrencilerin bu sorunlarını sürdürmelerine neden olabilir.” Öğretmen ve öğrenci arasındaki sınır, öğrencilerin yaş ve gelişim seviyesine göre belirlenmelidir! Sağlıklı bir ilişki için öğrenci ve öğretmen arasındaki sınırların nasıl oluşturulması gerektiğini ele alan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sınırlar öğrencilerin yaş ve gelişim seviyelerine uygun olarak, onlarla iletişim kurarak, düşünce ve duygularını ifade etmelerine fırsat tanıyarak belirlenmelidir.” dedi. Ön yargısız ve düzenli bir iletişimin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Luş, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Öğrencilerin düşünce ve endişelerini dile getirebilecekleri interaktif faaliyetler, tartışmalar organize etmek bu konuda iyi bir örnek olabilir. Öğrencilere sorumluluk duygusu ve takım çalışmasını öğreten işbirlikçi yaklaşımlar oldukça faydalıdır. Böylelikle öğrenciler sorumluluklarını üstlenirler; bu da onların problem çözme becerilerini geliştirir. Sınırlar, dikkatli bir şekilde ifade edilebilir ve ardından ceza vermek yerine farklı bir davranış modeli önerilebilir. İstenilen davranışı sergileyebileceği uygun ortamlar sunularak öğrencinin çabası takdir edilebilir. Buna rağmen öğrenci olumsuz davranışlarına devam ederse, yaptığı eylemin sonuçlarını üstlenmesi sağlanabilir.”

Çocuklar her gün 3 saat hareket etmeli Haber

Çocuklar her gün 3 saat hareket etmeli

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 1-4 yaş aralığındaki çocukların günlük en az 3 saat, daha büyük yaşlardaki çocukların ise günlük en az 1 saat orta veya yüksek tempolu fiziksel aktivite ihtiyaçlarını karşılamaları gerektiğini belirtmekte. Ancak birçok çocuğun bu hedefe ulaşamadığı da gözlemlenmektedir. İSTANBUL (İGFA) - IGLU Soft Play’in katkılarıyla yapılan bir dizi çalışma kapsamında, Letonya’daki Children’s Clinical University Hospital Fizyoterapisti Sandra Kraukle, erken dönem hareket deneyimlerinin çocukların sinir sisteminin gelişimi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu vurguluyor. Kraukle’ye göre, çocuklar hareket ederek yalnızca kas yapısını değil, aynı zamanda denge, koordinasyon, yön algısı ve vücut farkındalığı gibi bilişsel süreçlerini de geliştiriyor. Bu hareketler, "propriosepsiyon" adı verilen vücudun pozisyonunu ve hareketlerini hissetme yetisini artırarak çocukların daha dengeli ve kontrollü hareket etmelerini sağlıyor. ERKEN YAŞTA HAREKET, BEYNİN GELİŞİMİNİ DESTEKLİYOR Araştırmalar, farklı yaş gruplarında oyunla desteklenen hareketin motor gelişim üzerindeki faydalarını açıkça ortaya koyuyor. Bebeklik dönemi: Güvenli bir yüzeyde destekli duruş kazanımı, emekleme öncesi çekirdek kasların güçlenmesi ve simetrik hareket kabiliyetinin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor. 1-3 yaş arası: Tırmanma, çekme, itme ve denge kurma gibi aktiviteler hem kas gücünü hem de yürüme dengesi ile koordinasyonunu geliştirir. 3-6 yaş arası: Bu yaş grubundaki çocuklar, kendi küçük parkurlarını inşa etmeye, blokları birleştirerek yaratıcı oyunlar geliştirmeye başlarlar. Bu, problem çözme ve planlama becerilerini geliştirir. Okul çağı: Fiziksel aktivite artık sadece kas gelişimini değil, aynı zamanda postürün, dayanıklılığın ve ekip çalışması becerilerinin gelişimini de destekler. Uzmanlara göre, fiziksel aktivitelerin eğlenceli bir forma dönüştürülmesi, çocukların bu alışkanlıkları sürdürebilmesi için oldukça önemlidir. Yapılandırılmış oyun alanları, yumuşak ve güvenli materyallere sahip hareket alanları veya ev içinde dahi oluşturulabilecek basit parkurlar, çocukların hem eğlenmelerine hem de öğrenmelerine olanak tanır. "Bir çocuk keyif alıyorsa, öğrenmeye açıktır" diyen Sandra Kraukle, her fiziksel deneyimin aynı zamanda bir bilişsel süreç olduğunu vurguladı.

Trabzon’da Çilekli Düşler Köy Yaşam Merkezi açılıyor Haber

Trabzon’da Çilekli Düşler Köy Yaşam Merkezi açılıyor

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle şehrin 18 ilçesindeki anaokulu ve ilkokul öğrencilerinin gelişimine katkı sunmak amacıyla “Çilekli Düşler Köy Yaşam Merkezi” projesini hayata geçiriyor. TRABZON (İGFA) - Trabzon Büyükşehir Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzaladığı protokol kapsamında “Çilekli Düşler Köy Yaşam Merkezi” projesini hayata geçiriyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü başta olmak üzere, Destek Hizmetleri, Park ve Bahçeler, Yol Bakım ve Onarım, Makine İkmal, İtfaiye ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanlıkları ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün paydaş olduğu proje kapsamında, Ortahisar ilçesine bağlı Çilekli Mahallesi’nde bulunan ve atıl durumda olan Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü hizmet binası yeniden düzenlenerek okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki öğrencilere hizmet verecek. Köy Yaşam Merkezi, çocukların bireysel gelişimlerini desteklemek, içinde yaşadıkları kültürü tanımalarını sağlamak ve ilgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olmak amacıyla tasarlandı. Kasım ayı içerisinde açılması planlanan merkezde yapılacak atölye ve etkinlikler, çocukların fiziksel, bilişsel, duygusal, sosyal ve öz bakım becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. ATÖLYE VE ETKİNLİK ALANLARI OLUŞTURULACAK Merkezde hem iç hem de dış mekânda çeşitli atölye ve etkinlik alanları oluşturulacak. İç mekân atölyeleri arasında mutfak-aşçılık, ahşap atölyesi, el sanatları-zanaat atölyesi, takı tasarımı ve çömlek yapımı yer alıyor. Dış mekânda ise parkur, itfaiye eğitici oyun alanı, hobi bahçeleri, canlı bakımı, kamp alanı, kum havuzu, bilim etkinlikleri, çamaşır yıkama köşesi, yayık ve değirmen uygulamaları, sek sek, fındık ayıklama ve kavurma gibi etkinlikler yapılacak. Etkinlikler sayesinde çocuklar doğayı tanıyacak, üretmeyi öğrenecek, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirecek. Ayrıca ince ve kalın motor kaslarının gelişimine katkı sağlanarak çocukların bütüncül gelişimi desteklenecek. Trabzon’un 18 ilçesindeki anaokulu ve ilkokul öğrencilerinin katılımına açık olacak etkinlikler, okul dönemi boyunca hafta içi günlerde gerçekleştirilecek. Başvurular, Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin etkinlik duyurularının ardından Alo 153 hattı ve TİKOM sistemi üzerinden yapılabilecek. Başvuruların okul müdürleri aracılığıyla yapılması gerekiyor. ÜRETMENİN MUTLULUĞUNU YAŞAYACAKLAR Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, projenin çocukların çok yönlü gelişimini destekleyecek örnek bir sosyal çalışma olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bizim için geleceğe yapılacak en kıymetli yatırım, çocuklarımıza yapılan yatırımdır. Onların hem fiziksel, hem zihinsel hem de duygusal gelişimlerine katkı sunacak, üretmeyi, paylaşmayı ve doğayla iç içe olmayı öğretecek bir merkez oluşturuyoruz. ‘Çilekli Düşler Köy Yaşam Merkezi’ bu anlamda Trabzon’a ve evlatlarımıza değer katacak çok özel bir proje. Çocuklarımız burada hem el becerilerini geliştirecek hem doğayı tanıyacak hem de geçmişten bugüne gelen kültürel değerlerimizi öğrenecekler. İtfaiye oyun alanından çömlek atölyesine, yayık ve değirmen uygulamalarından bilim etkinliklerine kadar her detay, onların merak duygusunu canlı tutmak ve üretken bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla planlandı. Trabzon’da çocuklarımızın gülümsemelerini, merakla öğrenmelerini ve üretmenin mutluluğunu yaşamalarını istiyoruz. Bu merkez, onların düşlerinden ilham alarak şekillendi.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.