Hava Durumu

#Orman

giresunsonhaber - Orman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN’DA EĞİTİM GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI Haber

GİRESUN’DA EĞİTİM GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI

GİRESUN’DA EĞİTİM GÜNDEMİ MASAYA YATIRILDI Giresun Valisi Mustafa Koç, eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal’ın katıldığı Eğitime Destek Platformu Koordinasyon Toplantısı’nda eğitim başlıkları ile kurumlar arası eşgüdüm çalışmalarını değerlendirdi. Toplantı, Orman Bölge Müdürlüğü’nde yapıldı. Giresun’da Eğitime Destek Platformu Koordinasyon Toplantısı düzenlendi. Toplantıya Giresun Valisi Mustafa Koç ile birlikte eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mahir Ünal katıldı. Görüşme, Orman Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. EĞİTİM VE KOORDİNASYON BAŞLIKLARI GÖRÜŞÜLDÜ Toplantıda eğitim gündemi ile koordinasyon çalışmaları ele alındı. Mahir Ünal, eğitimin yalnızca kurumların değil, toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı ve kurumlar arası eşgüdümün önemine dikkat çekti. PROGRAM GÜNÜNÜN ÖNEMLİ DURAKLARINDAN BİRİ OLDU Mahir Ünal’ın Giresun programı aynı gün farklı temasları da içerdi. Yerel kaynaklara göre Ünal, kentte siyasi istişare programlarına da katıldı. Bu tablo, Orman Bölge Müdürlüğü’ndeki toplantının gün içindeki geniş temas trafiğinin önemli duraklarından biri olduğunu gösterdi. PLATFORM TOPLANTILARI BENZER İLLERDE DE AYNI ÇERÇEVEDE YAPILIYOR Eğitime Destek Platformu toplantıları farklı illerde de eğitim niteliğinin artırılması, paydaş kurumların görüşlerinin alınması ve iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla düzenleniyor. Resmi kaynaklarda bu toplantıların kamu kurumları, eğitim yöneticileri ve sivil toplum temsilcilerini aynı masa etrafında topladığı görülüyor.

15. ULUSLARARASI TARIM ORMAN VE İNSAN FOTOĞRAF SERGİSİ Haber

15. ULUSLARARASI TARIM ORMAN VE İNSAN FOTOĞRAF SERGİSİ

GİRESUN’DA 15. ULUSLARARASI TARIM ORMAN VE İNSAN FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILDI Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenlediği 15. Uluslararası Tarım Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması’nda sergilenmeye değer bulunan eserler, Giresun Can Akengin Sanat Galerisi’nde ziyarete açıldı. Sergi, 3 gün boyunca açık kalacak. Giresun’da 15. Uluslararası Tarım Orman ve İnsan Fotoğraf Sergisi açıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından DenizBank desteğiyle düzenlenen organizasyonda, yarışmada sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar 14 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te Giresun Can Akengin Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu. Bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Tarım Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması, “Genel”, “Çiftçi”, “Öğrenci”, “Tarım ve Orman Bakanlığı Çalışanları”, “DenizBank Çalışanları” ve “Bereketin Yüzyılı” olmak üzere 6 ayrı kategoride gerçekleştirildi. Tarım, hayvancılık, orman, toprak, su, su ürünleri, gıda, üretim, çiftçi emeği ve köy yaşamını konu alan yarışmaya 2 bin 11 katılımcı, 6 bin 71 eserle başvurdu. Seçici kurul, 13 eseri ödüle layık gördü. 109 eser sergilenmek üzere seçildi. Ayrıca bir eser, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından “Bakan Özel Ödülü”ne değer bulundu. AÇILIŞA YOĞUN KATILIM Serginin açılışına Giresun Vali Yardımcısı Şahin Bayhan, İl Emniyet Müdürü Ferhat Akbaş, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Nihat Özkök, Belediye Başkan Yardımcısı Özer Pazarlı, Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. “BU YÜZYIL, TARIMIN VE ÜRETİMİN YÜZYILI OLACAK” Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, açılışta yaptığı konuşmada “Bereketin Yüzyılı” vizyonunun yalnızca üretim artışını değil, toprağın, suyun ve ormanın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını da hedeflediğini söyledi. Yılmaz, fotoğraf karelerine yansıyan bir damla suyun, filizlenen bir fidanın ve üreticinin emeğinin gıda arz güvenliğinin temel unsurları arasında yer aldığını belirtti. 2009 yılında başlayan bu yolculukta üreticinin emeğini sanatla buluşturan fotoğrafçılara teşekkür eden Yılmaz, tüm fotoğrafseverleri gelecek yıl düzenlenecek yarışmaya katılmaya davet etti. SERGİ 3 GÜN AÇIK KALACAK Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından organize edilen ve tarımsal farkındalığı artırmayı amaçlayan sergi, 3 gün boyunca ziyaretçilere açık olacak.

GİRESUN’DA VETERİNER HEKİMLERE HİZMETİÇİ EĞİTİM VERİLDİ Haber

GİRESUN’DA VETERİNER HEKİMLERE HİZMETİÇİ EĞİTİM VERİLDİ

GİRESUN’DA VETERİNER HEKİMLERE HİZMETİÇİ EĞİTİM VERİLDİ Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde düzenlenen hizmetiçi eğitim toplantısında veteriner hekimlere hayvan hastalıkları, numune alımı ve saha araştırmaları konusunda bilgi verildi. Giresun’da veteriner hekimlere yönelik hizmetiçi eğitim toplantısı düzenlendi. Toplantı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı Hizmetiçi Eğitim Programı kapsamında 14 Nisan 2026 Salı günü Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirildi. Eğitim programı, Samsun Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü uzmanlarının katılımıyla yapıldı. Toplantıya Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, İl Müdür Yardımcısı, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü, enstitü uzmanları ile İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinde görev yapan veteriner hekimler katıldı. HASTALIKLAR VE NUMUNE ALIMI ELE ALINDI Toplantıda uzmanlar tarafından Nakledilebilir Süngerimsi Beyin Hastalıkları kapsamında BSE, FSE ve Scrapie hastalıkları ile beyin numunesi alımı konusunda sunum yapıldı. Eğitimde ayrıca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Koyun Keçi Vebası olarak bilinen PPR hastalığı, bu hastalıklara ilişkin genel bilgiler, numune alımı ve mihrak araştırması konuları da ele alındı. Leptospirozis hastalığının insan ve hayvan sağlığı açısından önemi, leptospiroziste teşhis yöntemleri ve atığa sebep olan hastalıklar da eğitim başlıkları arasında yer aldı. TOPLANTI DEĞERLENDİRMEYLE TAMAMLANDI Hizmetiçi eğitim toplantısı, soru-cevap bölümünün ardından yapılan genel değerlendirmeyle sona erdi. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, veteriner hekimlerin mesleki bilgi ve saha uygulama kapasitesinin artırılmasına yönelik eğitim çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

DENİZLERDE GENEL AV YASAKLARI 15 NİSAN’DA BAŞLIYOR Haber

DENİZLERDE GENEL AV YASAKLARI 15 NİSAN’DA BAŞLIYOR

DENİZLERDE GENEL AV YASAKLARI 15 NİSAN’DA BAŞLIYOR Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, denizlerde genel av yasaklarının 15 Nisan 2026 tarihinde başlayacağını açıkladı. Gırgır ağı, deniz salyangozu, kalkan, palamut ve torik avcılığına ilişkin yasak takvimi duyuruldu. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, su ürünleri stoklarının korunması ve üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla denizlerde genel av yasaklarının 15 Nisan 2026 tarihinde başlayacağını açıkladı. Müdürlük, 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında çıkarılan 6/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ çerçevesinde uygulanacak yasak takvimini kamuoyuyla paylaştı. GIRGIR VE DENİZ SALYANGOZU AVCILIĞINA 31 AĞUSTOS’A KADAR YASAK Açıklamaya göre, 15 Nisan-31 Ağustos 2026 tarihleri arasında gırgır ağları ile su ürünleri avcılığı yasak olacak. Aynı tarihler arasında algarna ile deniz salyangozu avcılığı da yapılamayacak. KALKAN AVCILIĞI 15 HAZİRAN’A KADAR YASAKLANDI 15 Nisan-15 Haziran 2026 tarihleri arasında her türlü istihsal vasıtası ile kalkan avcılığı yasaklandı. Müdürlük, stoklarında kalkan balığı bulunan ve bu ürünü yasal sürede tüketemeyecek balıkçıların, yasak başlamadan önce İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurarak stok tespit tutanağı düzenletmesi gerektiğini bildirdi. Stok tespiti yapılan kalkan balıklarının, yasağın başlamasının ardından en geç 7 gün içinde pazarlanması zorunlu olacak. Serbest dönemde uzatma ağı ile kalkan avcılığı yapacak balıkçı gemileri için ise gemi ruhsat tezkeresinin verildiği il müdürlüğünden “Kalkan avcılığı izin belgesi” alınması gerekecek. PALAMUT VE TORİK AVCILIĞI İÇİN DE TAKVİM AÇIKLANDI 1 Nisan-14 Ağustos 2026 tarihleri arasında palamut ve torik avcılığı da yasak kapsamında olacak. Öte yandan, Ordu’nun Ünye ilçesindeki Taşkana Burnu’ndan Gürcistan sınırına kadar olan karasularında her türlü trol ile su ürünleri avcılığı yasağı sürecek. MÜDÜRLÜKTEN BALIKÇILARA UYARI Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, balıkçıların avlanma usul ve esaslarına uyması gerektiğini vurguladı. Müdürlük, ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurabileceğini bildirdi.

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA Haber

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA

GİRESUN’DA MADEN TEPKİSİ: BÜYÜK KÖYLÜ MİTİNGİ 18 NİSAN’DA TİREBOLU’DA Giresun Bul-Pir Çevre Derneği, Tirebolu Meydanı’nda “Büyük Köylü Mitingi” düzenleyecek. Dernek, miting çağrısında fındık üretim alanları, su kaynakları, orman varlığı ve kırsal yaşamın madencilik baskısı altında olduğunu savundu. Giresun’da madencilik faaliyetlerine karşı miting çağrısı yapıldı. Giresun Bul-Pir Çevre Derneği, 18 Nisan Cumartesi günü saat 12.00’de Tirebolu Meydanı’nda “Büyük Köylü Mitingi” düzenleneceğini açıkladı. Dernek, yaptığı çağrıda Giresun’un toprağına, kültürüne, ekonomisine ve doğasına sahip çıkılması gerektiğini belirtti. Açıklamada, tüm Giresunlular mitinge davet edildi. Paylaşılan çağrı görsellerinde, Giresun ekonomisinin büyük bir tehdit altında olduğu vurgulandı. Metinde, şehrin ekonomik temelini fındık üretiminin oluşturduğu, tarım arazilerinin en az yüzde 64’ünde fındık yetiştirildiği ve yaklaşık 100 bin çiftçinin geçimini bu üretimden sağladığı ifade edildi. Aynı metinde, Giresun’un 2025 yılı ihracatının 1 milyar 3 milyon dolara ulaştığı, bu ihracatın önemli bölümünün fındıktan sağlandığı belirtildi. Çağrı metninde Giresun’un orman varlığına da dikkat çekildi. İlin, orman yoğunluğu bakımından Türkiye’nin öne çıkan kentlerinden biri olduğu belirtilirken, bu doğal yapının arıcılık, hayvancılık, çay üretimi ve doğa turizmi açısından da önem taşıdığı kaydedildi. Dernek, asıl tehlikenin madencilik ihaleleriyle büyüdüğünü savundu. Paylaşılan metinde, Giresun’un yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiği, MAPEG tarafından 8 sahanın 4. grup madencilik faaliyetleri için ihaleye çıkarıldığı, bu alanların bir bölümünün fındık üretim sahaları, su kaynakları, mera alanları ve turizm bölgelerini kapsadığı ileri sürüldü. Aynı çağrıda, Giresun merkez, Piraziz, Dereli, Bulancak ve Şebinkarahisar ilçelerinde farklı şirketlere ait maden sahalarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 12 bin 512 hektara ulaştığı, 38 köy ve yaylayı kapsayan yerleşim alanlarının bu süreçten etkilendiği ifade edildi. Metinde, 4. grup madencilik faaliyetlerinin altın, gümüş ve polimetalik cevher projelerini kapsadığı, bu nedenle yüksek çevresel risk taşıdığı savunuldu. Bir başka görselde ise “Giresunlulara acil çağrı” başlığıyla meslek örgütleri, odalar, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarına ortak tutum çağrısı yapıldı. Metinde, “Giresun için birlik olma zamanıdır” ifadesi öne çıkarıldı.

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Haber

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, bugün yaptığı açıklamada Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin zirve hattında başlatılan sondaj çalışmalarına sert tepki gösterdi. Resmî kayıtlarda tartışmalı saha, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş. adına yürüyen IV. Grup çinko-bakır projesi olarak yer alıyor. Dosyada “ÇED Gerekli Değildir” kararı, süren dava ve su kaynakları üzerindeki olası etkiler tartışmanın merkezinde bulunuyor. Dereli’de maden gerilimi, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk’ün bugün yaptığı sert açıklamayla yeniden yükseldi. Türk, Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin üst kesimlerinde başlatılan maden sondaj çalışmalarının daha ilk aşamada doğada gözle görülür tahribat yarattığını söyledi. Bölgedeki müdahalenin yalnızca bir sondaj faaliyeti olarak görülemeyeceğini vurgulayan Türk, su kaynaklarının, orman dokusunun, tarımsal üretim alanlarının ve yaşam alanlarının tehdit altında bulunduğunu savundu. Açıklamasında Giresun milletvekillerine doğrudan seslenen Türk, “Şirketin mi, halkın mı yanındasınız?” sözleriyle sert tepki gösterdi; seçim dönemlerinde sahada görünen siyasetçilerin bugün Dereli’de yükselen itiraza sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Türk, özel mülkiyete müdahale iddiaları, yerleşim alanlarına yakınlık, su havzaları üzerindeki risk ve çevre hakkı başlıklarında yetkilileri uyardı; 31 Mart Salı günü görüleceğini belirttiği dava öncesinde yargının bölge halkının sesine kulak vermesi çağrısı yaptı. RESMÎ DOSYADA HANGİ MADEN VAR? Tartışmanın merkezindeki saha, kamu kayıtlarında belirsiz bir “arama alanı” olarak değil, çinko-bakır dosyası olarak görünüyor. TBMM’ye sunulan 16 Mayıs 2025 tarihli yazılı soru önergesinde proje, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş.’ye ait 183.085 metrekarelik alanda IV. Grup Çinko-Bakır Yeraltı Madeni olarak tanımlandı. Giresun İli 2024 Çevre Durum Raporu kamuya açık durumda; yerel basına yansıyan rapor özetinde aynı Dereli kaydı “Jeoloji Haritalama” başlığı altında 18,3 hektarlık ÇED alanı, cevher için kırma-eleme sonrası satış ve sahada zenginleştirme tesisi kurulmayacağı notlarıyla aktarıldı. İZİN ZİNCİRİ NEYİ GÖSTERİYOR? Dosyanın çevre süreci, Gencer Maden’in 13 Aralık 2021’de Giresun Valiliğine yaptığı başvuruyla başladı. TBMM’ye verilen 2022 tarihli resmî cevapta, Dereli Kaymakamlığı, Dereli Belediye Başkanlığı, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD, İl Özel İdaresi, İl Tarım ve Orman, İl Sağlık ve ilgili diğer kurumların görüşlerinin istendiği belirtildi. Aynı cevap, “ÇED Gerekli Değildir” kararının projenin başlaması için gerekli tek koşul olmadığını açıkça vurguladı. MAPEG’in resmî SSS sayfasında da, IV. Grup madenlerde detay arama döneminin dört yıl olduğu ve işletme izni düzenlenmeden üretim ile satış faaliyeti yapılamayacağı yazıyor. TBMM’ye verilen 2025 tarihli resmî cevapta ise Giresun Valiliğinin 19 Ekim 2022 tarihli ve E-2022178 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı anıldı; aynı belgede, kararın iptali istemiyle açılan davanın Giresun İdare Mahkemesinde 2025/123 esas numarasıyla sürdüğü ve proje çevresindeki su kaynaklarına olası etkileri değerlendirmek üzere hidrojeolojik rapor hazırlandığı belirtildi. VEKİLLER DOSYADA NE YAPTI? Elvan Işık Gezmiş: CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Dereli dosyasını en görünür biçimde Meclis gündemine taşıyan isim oldu. Gezmiş, 28 Kasım 2024’te Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Giresun’un yüzde 85’inin maden arama sahası olarak ruhsatlandırıldığını söyledi; Dereli’de Yeşiltepe, Meşeliyatak, Eğrianbar, Yıldız köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerini tek tek anarak bölgedeki maden baskısını kürsüden gündeme taşıdı. Ardından 26 Aralık 2024’te Giresun ilindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Dereli’deki Gencer Maden dosyası da 16 Mayıs 2025 tarihli ayrı bir yazılı soru önergesiyle doğrudan TBMM kayıtlarına geçti. Ertuğrul Gazi Konal: MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Dereli’deki madencilik tartışmasına kamuoyuna açık tepki veren isimler arasında yer aldı. 4 Şubat 2025 tarihli haber kaydına göre Konal, Dereli ilçesinde halka, doğaya ve su kaynaklarına rağmen faaliyete geçirilmek istenen madencilik çalışmalarına karşı olduğunu açıkladı. Nazım Elmas: AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM kayıtlarında Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden çinko-bakır dosyasına doğrudan bağlanan, Meclis tutanağına veya yazılı soru önergesine yansımış ayrı bir girişim bu taramada belirginleşmedi. Ali Temür: AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM resmî sayfasında Türkiye-Afganistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve KİT Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden dosyasına özel, doğrudan ve ayrı bir Meclis müdahalesi ya da kamuoyuna açık ayrıntılı çıkışı bu taramada belirginleşmedi. BİLİMSEL RİSKLER HANGİ BAŞLIKLARDA TOPLANIYOR? Çinko-bakır gibi sülfürlü cevherlerle ilişkili projelerde en ağır ve en hassas başlık sudur. Bu tür sahalarda cevherin ya da sülfürlü kayaçların hava ve suyla teması, uzun vadede asidik drenaj riskini gündeme getirir. Bu süreçte oluşan asidik yapı, kayaç içindeki metalleri çözerek akışa katabilir. Sonuçta bakır, çinko ve benzeri metaller yüzey sularına, dere yataklarına ve yeraltı su sistemlerine taşınabilir. Bu risk yalnızca maden işletmesinin kendisiyle sınırlı değildir; sondaj alanları, yol yarmaları, açık kaya yüzeyleri, kazı malzemesi ve uygun yönetilmeyen atık alanları da benzer bir kimyasal sürecin başlangıç noktası haline gelebilir. EPA, asit maden drenajında ortaya çıkan akışkanların yüksek toksisite taşıyabildiğini; USGS ise pyrit gibi sülfürlü minerallerin hava ve suyla tepkimeye girerek sülfürik asit oluşturduğunu ve bunun metalleri yüzey ve yeraltı suyuna taşıyabildiğini belirtiyor. Su başlığının ikinci boyutu miktar ve akış rejimidir. Madencilik faaliyetleri, özellikle eğimli arazilerde yapılan kazılar ve drenaj müdahaleleriyle birlikte doğal su dolaşımını değiştirebilir. Yüzeydeki küçük dere yatakları, kaynak suları, çeşmeler ve yeraltı beslenme hatları bu süreçten etkilenebilir. Yeraltı su seviyesinde düşüş, bazı kaynakların debisinde azalma, suyun doğal akış yönünde değişim ya da mevsimsel rejimde bozulma ihtimali bu yüzden dikkate alınmak zorundadır. IFC’nin madencilik rehberi, su kullanımı, yüzey ve yeraltı suyu azalması ile fırtına suyu akışının düzenli izleme ve yönetim gerektirdiğini açıkça vurguluyor. İkinci büyük risk, eğimli ve ormanlık arazide açılan yolların doğurduğu sediment, erozyon ve heyelan yüküdür. Maden sahasına ulaşmak için açılan her yeni yol, yalnızca bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda toprağın doğal dengesine yapılmış doğrudan bir müdahaledir. Yol açımı sırasında bitki örtüsünün kaldırılması, şevlerin kesilmesi, toprağın gevşetilmesi ve drenaj rejiminin değiştirilmesi, yoğun yağış alan bölgelerde sediment taşınımını hızlandırır. Bunun sonucu olarak dere yataklarına daha fazla ince malzeme taşınır, su bulanıklığı artar, ekosistem baskı altına girer ve aşağı kotlardaki tarım alanları ile su alma noktaları etkilenebilir. EPA, ormanlık alanlarda yol yapımı ve yol kullanımını, orman arazilerindeki yayılı kirliliğin başlıca kaynağı olarak tanımlıyor ve toplam sedimentin çok büyük bölümünün bu yolla taşınabildiğini belirtiyor. Orman dokusuna müdahale de başlı başına ayrı bir bilimsel risk alanıdır. Ağaç örtüsü yalnızca görsel bir doğal varlık değildir; toprağı tutan, yüzey akışını dengeleyen, suyu filtreleyen ve mikroiklimi koruyan temel bir ekolojik kalkandır. Bu örtü zayıfladığında hem toprak kaybı artar hem de suyun havza içindeki davranışı değişir. Arıcılık, hayvancılık ve küçük ölçekli kırsal üretim de bu değişimden dolaylı ya da doğrudan etkilenebilir. EPA, akarsu kenarı bitki örtüsünün kaldırılmasının su kalitesi ve sucul yaşam üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabildiğini belirtiyor. Bir başka önemli başlık toz, gürültü ve titreşimdir. Sondaj, kazı, yol yapımı, araç hareketliliği ve malzeme taşınması; özellikle yakın yerleşim alanlarında hava kalitesi ve yaşam konforu üzerinde doğrudan baskı yaratabilir. Kuru dönemlerde yol kaynaklı toz, tarım alanlarına, bitki örtüsüne, su yüzeylerine ve yerleşim alanlarına taşınabilir. Gürültü ve titreşim ise yalnızca insan yaşamını değil, kırsal üretimi ve yaban hayatını da etkileyebilir. IFC madencilik rehberi ile Dünya Bankası çevre-sağlık-güvenlik çerçevesi, bu başlıkların düzenli ölçüm ve yönetim gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Faaliyet ilerlediği takdirde atık yönetimi başlığı da daha kritik hale gelir. Sondaj çamurları, kazı artıkları, pasa malzemesi, yağ ve yakıt kalıntıları, uygunsuz depolama veya sızdırmazlık eksikliği halinde toprağa ve suya karışabilir. Özellikle yağışlı bölgelerde yüzey akışı bu tür kirleticileri çok daha hızlı biçimde yayabilir. Bu yüzden yalnızca cevherin çıkarılması değil, çalışma sırasında ortaya çıkan her türlü yan malzemenin nasıl depolandığı, nasıl taşındığı ve nasıl bertaraf edildiği de bilimsel denetimin konusu olmalıdır. EPA ve USGS kaynakları, asidik ve metal yüklü drenajın içme suyu, sucul yaşam ve toprak üzerinde birleşik etkiler yaratabildiğini vurguluyor. SAĞLIK VE EKOLOJİK ETKİLER Bakır ve çinko gibi metallerin çevreye kontrolsüz biçimde taşınması halinde risk yalnızca su kalitesiyle sınırlı kalmaz; insan sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistem üzerinde de baskı oluşabilir. Bu noktada sağlık etkilerini “kesin gerçekleşmiş sonuç” gibi değil, maruziyet halinde görülebilecek riskler olarak kurmak gerekir. Bakır için sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistem hassas hedefler arasında sayılırken; çinko için özellikle yoğun duman ve partikül maruziyetinde solunum yolu etkileri ile kısa süreli zehirlenme tabloları öne çıkıyor. ATSDR’nin güncel bakır toksikoloji özeti, gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistemi hassas hedefler arasında sayıyor. Bakır maruziyetinde özellikle sindirim sistemi yakınmaları dikkat çekebilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler akut tabloda görülebilen başlıca yakınmalar arasında yer alır. Daha yüksek ya da daha uzun süreli maruziyetlerde karaciğer ve böbrek etkileri de önem kazanır. Ağır olgularda karaciğer etkilenmesine bağlı sarılık gibi klinik bulgular değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle “sarılık” ifadesi, doğrudan olmuş bir sonuç gibi değil, yüksek düzey metal maruziyetinde görülebilecek ağır bulgular arasında kullanılmalıdır. Çinko tarafında ise özellikle duman ve ince partikül maruziyeti önemlidir. Yoğun çinko oksit dumanına akut maruziyet, “metal dumanı ateşi” olarak bilinen tabloya yol açabilir. Bu tabloda baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, kırgınlık, öksürük, boğaz irritasyonu ve ateş benzeri yakınmalar görülebilir. Bu nedenle kısa süreli zehirlenme belirtileri örneklenirken baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve solunum yolu irritasyonu gibi bulgular görülebilir. Solunum sistemi bakımından dilin daha da dikkatli kurulması gerekir. “KOAH yapar” demek fazla kesin ve doğrudan bir hüküm olur. Daha doğru ifade, metal partikülü, asidik aerosol, toz ve kimyasal irritan maruziyetinin mevcut solunum hastalıklarını ağırlaştırabileceği, hassas kişilerde nefes darlığı, öksürük, bronş irritasyonu ve akciğer stresini artırabileceği yönündedir. NIOSH’un sülfürik asit rehberi, sülfürik asidin göz, deri, burun, boğaz ve solunum yolu için aşındırıcı olduğunu; ciddi maruziyetlerde bronşit, akciğer ödemi ve amfizem benzeri ağır solunum etkileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Çevresel etkiler tarafında ise bakır ve çinko yükü hava, su ve toprak kalitesi üzerinde zincirleme baskı yaratabilir. Asidik drenaj oluştuğunda metal çözünmesi artar; bu metaller dere yataklarına, yüzey sularına, yeraltı sularına ve zamanla toprağa taşınabilir. Sonuçta sucul yaşam zarar görebilir, tarım toprağında kirlenme riski oluşabilir ve ekosistem bütünlüğü zedelenebilir. USGS, mine drainage ile kirlenmiş içme suyu, sucul bitki ve hayvanların büyüme-üreme döngüsünde bozulma ve altyapı üzerinde aşındırıcı etki risklerini açıkça sıralıyor. “Yeşil görünüm” ya da su renginde değişim gibi ifadeler de dikkatli kullanılmalıdır. Metal yüklü akışlarda zaman zaman yeşilimsi, mavimsi ya da pas tonlarında renk değişimleri görülebilir; ancak bu tür görsel değişimler tek başına kirliliğin kesin kanıtı sayılmaz. USGS, mine drainage süreçlerinde kırmızı, turuncu ya da sarı çökeltilerin oluşabildiğini; renk değişiminin kimyasal süreçlerle bağlantılı olabileceğini, ancak teknik değerlendirmenin analizle yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle en doğru form, “renk değişimi kirlilik göstergesi olabilir, kesin tespit analizle yapılır” cümlesi olacaktır. Bu dosyada “sülfürik asit yağmurları” ifadesi yerine “sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu gelişebilen asidik drenaj ve metal taşınımı” demek daha doğrudur. Çünkü Dereli dosyasında eldeki bilimsel çerçeve, klasik atmosferik asit yağışından çok, madenle ilişkili asidik su ve metal çözünmesi mekanizmasına işaret ediyor. SONUÇ VE BİLİMSEL ÖNERİLER Dereli dosyasında bundan sonraki aşama, açıklamaların ötesine geçen, ölçülebilir ve denetlenebilir bir teknik inceleme süreci olmalıdır. Proje Tanıtım Dosyası, hidrojeolojik rapor, kurum görüşleri, ruhsat bilgileri ve varsa işletme izni kamuoyuna tam olarak açılmalıdır. Dosyada güven zemini ancak belge şeffaflığıyla kurulabilir. Bağımsız hidrojeolojik izleme programı kurulmalıdır. Dere, kaynak, çeşme, içme suyu hattı ve olası özel su alma noktalarında mevsimsel veri toplanmalı; su seviyesi, debi, pH, iletkenlik, askıda katı madde ve metal parametreleri düzenli yayımlanmalıdır. IFC rehberi, madencilik öncesi temel verinin ve düzenli örneklemenin kritik olduğunu gösteriyor. Asit maden drenajı ve metal liçi potansiyeli laboratuvar düzeyinde test edilmelidir. Cevher, yan kayaç, yol yarması ve sondaj atıkları için asit üretme potansiyeli ile metal çözünmesi analiz edilmeden “risk yoktur” denilemez. Yol açımı ve şev müdahaleleri için ayrı bir erozyon-sediment planı hazırlanmalıdır. Sediment havuzları, kontrollü drenaj, şev koruma ve yüzey stabilizasyonu zorunlu hale getirilmelidir; çünkü en erken çevresel yük çoğu zaman doğrudan cevherden değil, yoldan gelir. Toz, gürültü ve titreşim için saha bazlı anlık kontrol sistemi kurulmalıdır. Yol sulama, hız düşürme, malzeme taşıma noktalarında bastırma önlemleri ve hassas yerleşim yakınlarında düzenli ölçüm yapılmalıdır. IFC rehberi, bu başlıkların sürekli izlenmesini öneriyor. Ekolojik etki envanteri hazırlanmalıdır. Orman dokusu, arıcılık alanları, mera kullanımı, yaban hayatı geçişleri ve hassas habitatlar bağımsız uzmanlarca haritalanmalıdır. Tartışma yalnızca cevher değeriyle değil, kaybedilebilecek ekolojik ve kırsal üretim değeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapatma ve faaliyet sonrası izleme planı daha bugünden hazırlanmalıdır. Risk esaslı kapatma senaryosu, şev güvenliği, su kalitesi ve olası kirletici salımı bakımından proje başlangıcında tanımlanmalıdır. Milletvekilleri, ilgili kurumlar, meslek odaları ve köy temsilcilerinden oluşan teknik ortak masa kurulmalıdır. Bu masa, siyasal polemik için değil; su verisi, izin zinciri, mülkiyet sınırı ve çevresel ölçümlerin düzenli paylaşımı için çalışmalıdır. Dosyada gerilimi düşürecek olan şey slogan değil, bağımsız doğrulama ve açık veridir.

YUMAKLI GÜMÜŞHANE’DE TARIM VE KIRSAL KALKINMA DOSYASINI MASAYA YATIRDI Haber

YUMAKLI GÜMÜŞHANE’DE TARIM VE KIRSAL KALKINMA DOSYASINI MASAYA YATIRDI

YUMAKLI GÜMÜŞHANE’DE TARIM VE KIRSAL KALKINMA DOSYASINI MASAYA YATIRDI Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Gümüşhane programında valilik, belediye ve il müdürlüğü ziyaretlerinin ardından sektör paydaşlarıyla toplantı yapıldı, iftar programında vatandaşlarla buluşuldu, günün son bölümünde ise üniversite öğrencileriyle bir araya gelindi. Programa TKDK Gümüşhane İrtibat Ofisi adına Giresun İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu da katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 13 Mart 2026 tarihli Gümüşhane programında kentin tarım, kırsal kalkınma ve sektör yapılanmasına ilişkin başlıkları yerinde değerlendirdi. Resmî kaynaklara göre program kapsamında önce Gümüşhane Valiliği ve Gümüşhane Belediyesi ziyaret edildi, ardından sektör temsilcileriyle toplantı gerçekleştirildi. Günün devamında iftar programı düzenlenirken, son durakta Gümüşhane Üniversitesi öğrencileriyle buluşma yapıldı. Programın en dikkat çekici ayağını sektör paydaşları toplantısı oluşturdu. Gümüşhane Valiliği’nin açıklamasına göre Yumaklı, Vali Cevdet Atay ve protokol üyeleriyle birlikte sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda üretimin artırılması, tarım ve orman alanındaki çalışmalar ile kırsal kalkınma başlıkları ele alındı. Yerel basına yansıyan açıklamalarda Bakan Yumaklı, son 23 yılda Gümüşhane’ye tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 62 milyar liralık yatırım ve destek sağlandığını söyledi. Bakanlık programı yalnızca kurum ziyaretleriyle sınırlı kalmadı. Gümüşhane’de düzenlenen toplu iftar programında vatandaşlarla aynı sofrada buluşulurken, Ramazan ayının birlik atmosferi de programın öne çıkan başlıklarından biri oldu. Ardından Gümüşhane Üniversitesi’nde öğrencilerle yapılan buluşmada gençlerin görüşleri, beklentileri ve gelecek tasavvurları dinlendi. Üniversite paylaşımında, ziyaretin dayanışma ve kardeşlik vurgusuyla gerçekleştiği belirtildi. Programın TKDK boyutu da ayrıca dikkat çekti. TKDK Giresun İl Koordinatörlüğü paylaşımına göre, TKDK Gümüşhane İrtibat Ofisi’ni temsilen Giresun İl Koordinatörü Mehmet Samet Acaroğlu da bakanlık programına katıldı. Bu ayrıntı, Gümüşhane’de yürütülen kırsal kalkınma gündeminin yalnızca genel tarım politikalarıyla değil, destek ve hibe mekanizmalarıyla da birlikte ele alındığını gösterdi. Son haftalarda TKDK hattında Gümüşhane için atılan adımlar da bu tabloyu güçlendiriyor. Şubat 2026’da yayımlanan haberlerde, IPARD III kapsamında Gümüşhane’de toplam 34 milyon liralık iki projeye yüksek oranlı hibe desteği verildiği duyuruldu. Ocak 2026’da ise Şiran Yerel Eylem Grubu Derneği ile yüzde 100 hibeli LEADER sözleşmesi imzalandığı açıklandı. Bu gelişmeler, Gümüşhane’de kırsal kalkınma başlığının saha ziyaretleriyle sınırlı olmadığını, finansman ve proje ayağında da somutlaştığını ortaya koydu. Gümüşhane programından çıkan ana mesaj net oldu: Tarım, kırsal kalkınma ve yerel üretim artık yalnızca klasik destek başlığı olarak değil, yatırım, gençlik, yerel iş birliği ve saha koordinasyonu ekseninde birlikte yürütülen bir politika alanı olarak ele alınıyor. Yumaklı’nın temasları, bu başlıkların Gümüşhane’de hem kamu kurumları hem sektör temsilcileri hem de gençlerle aynı gün içinde aynı gündem etrafında buluşturulduğunu gösterdi

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ Haber

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ RESMÎ GAZETE’DE SU PLANI, GİRESUN’DA YAŞAM ALANI TARTIŞMASI 14 Mart 2026 tarihli ve 33196 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11063 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Ulusal Su Planı (2026-2035)” yürürlüğe girdi. Kâğıt üzerinde su yönetimini düzenleyen karar, Giresun’da ise çok daha sert bir karşılık buldu. Çünkü kentte su başlığı artık tek başına su başlığı değil; maden ruhsatları, orman kaybı, tarımsal üretim, kırsal yaşam ve anayasal çevre hakkı aynı dosyada birleşmiş durumda. Kararın metni doğrudan Giresun’a özgü yeni bir maden ruhsatı ilan etmiyor. Yayımlanan düzenleme, ulusal ölçekte su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması, su kalitesinin iyileştirilmesi, kuraklık yönetimi, atık su altyapısının güçlendirilmesi ve tahsis planlaması gibi başlıkları içeren bir çerçeve metin niteliği taşıyor. Buna rağmen Giresun’da kararın yankısı teknik metnin sınırlarını aştı. Bunun nedeni, ilin uzun süredir maden ruhsat baskısı, su havzaları üzerindeki risk, orman alanlarının parçalanması ve üretim alanlarının daralması tartışmalarıyla yaşamaya devam etmesi. Kentte büyüyen tepkinin zemini yeni değil. Giresun Son Haber’in 11 Şubat 2026 tarihli “Aksu Vadisi için alarm” başlıklı haberinde, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Aksu Vadisi’ndeki madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını etkilediğini, tarım ve hayvancılık açısından tehlike oluşturduğunu belirterek denetim ve su analizi çağrısı yapmıştı. Şubat ayında yerel basına yansıyan bu uyarı, 14 Mart’taki Resmî Gazete kararının ardından bu kez daha geniş bir tartışmanın içine taşındı. Giresun’daki asıl gerilim, su planı metninin sahadaki ruhsat gerçeğiyle çakıştığı noktada ortaya çıkıyor. Son iki yılda yerel ve ulusal basına yansıyan MAPEG dayanaklı haberlerde, Giresun yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden ruhsat alanları kapsamında bulunduğu, bu alanların arama, işletme ve ihale safhasındaki ruhsatlarla il geneline yayıldığı aktarıldı. Aynı haberlerde 16 ilçenin önemli bölümünde IV. Grup maden ruhsatlarının yoğunlaştığı, bazı ilçelerde ruhsatlılık oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığı vurgulandı. Bu tablo, Giresun’da su yönetimi kararının neden yalnızca bürokratik bir düzenleme olarak okunmadığını açık biçimde gösteriyor. Sorun tam da burada düğümleniyor: Bir ilde su havzaları ile maden sahaları aynı coğrafyada üst üste biniyorsa, “su yönetimi” başlığı soyut bir plan olmaktan çıkıyor. Giresun’da su, yalnızca musluktan akan su anlamına gelmiyor; fındık bahçesinin verimi, hayvancılığın devamı, arıcılığın geleceği, meranın sürekliliği, dere yatağının sağlığı ve kırsal yaşamın ayakta kalması anlamına geliyor. Bu nedenle kentte çevre itirazı ile üretim kaygısı birbirinden ayrılmıyor; suya dönük her risk, aynı anda ekonomi, sosyal yapı ve göç baskısı tartışmasına dönüşüyor. Giresun’daki itirazın bir başka sert başlığı orman ve üst havza müdahaleleri. Çünkü maden faaliyeti yalnızca kazı yapılan noktadan ibaret görülmüyor; sahaya ulaşım için açılan yollar, geçici şantiye alanları, lojistik hatlar ve yardımcı tesisler de aynı zincirin parçası olarak değerlendiriliyor. Eğimin yüksek olduğu, yağış rejiminin güçlü olduğu ve yüzey suyu sistemlerinin hassaslaştığı Giresun coğrafyasında bu müdahalelerin su bulanıklığı, sediment taşınımı, toprak kaybı ve havza bütünlüğünde bozulma yaratabileceği yönündeki kaygı büyüyor. Yerel basına yansıyan Aksu Vadisi haberlerinde de suyun balçığa döndüğü, üreticinin su ve toprak kalitesi konusunda alarm verdiği görülüyor. Bu dosyanın hukuki dayanağı da net. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça düzenliyor; çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını korumayı ve çevre kirlenmesini önlemeyi devletin ve vatandaşların ödevi olarak tanımlıyor. Giresun’da yükselen tepki bu nedenle yalnızca siyasal bir karşı çıkış değil; suyu, toprağı, ormanı ve yaşam alanlarını etkilediği düşünülen uygulamalara karşı anayasal hak zemininde yükselen bir itiraz olarak şekilleniyor. Bilimsel ve teknik açıdan bakıldığında da itirazın omurgası boş değil. Su havzaları üzerindeki yoğun baskı, özellikle madencilik, yol açma ve yüzey bozunumu içeren faaliyetlerde bulanıklık artışı, askıda katı madde yükü, yüzey akış rejiminde değişim ve kaynak beslenmesinde bozulma riski yaratabiliyor. Giresun gibi kırsal üretimin su kalitesine doğrudan bağlı olduğu bir coğrafyada bu risk yalnızca ekolojik bir mesele olarak kalmıyor; verim düşüşü, kalite kaybı, kırsal gelir daralması ve uzun vadede yerleşim alanlarının zayıflaması anlamına da geliyor. Bu yüzden kentteki itiraz, sadece “doğa savunusu” değil; aynı zamanda üretim, geçim ve yerinde yaşam savunusu olarak okunuyor. Dosyanın sertleştiği yer de tam olarak burası. Giresun’da “neden itiraz edilmeli” sorusunun yanıtı çevresel duyarlılık cümleleriyle sınırlı değil. İtiraz edilmeyen her baskının önce suyu zayıflatacağı, ardından üretimi gerileteceği, sonra kırsal yaşamı çözeceği düşüncesi öne çıkıyor. Suyun kalitesi bozulursa fındık etkilenir; mera baskılanırsa hayvancılık daralır; orman parçalanırsa toprak tutunma gücü azalır; dere sistemi bozulursa yalnızca doğa değil, köyün geleceği de yara alır. Giresun’daki bugünkü alarm, bu zincirleme etki korkusundan besleniyor. Bir başka önemli nokta da şu: 11063 sayılı kararın kendisi, doğrudan “Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edildi” diyen bir metin değil. Ancak Giresun’da zaten yıllardır biriken ruhsat, su, orman ve üretim baskısı nedeniyle bu karar, teknik metnin ötesinde yeni bir eşik olarak algılandı. Kentte tartışılan şey yalnızca kararın satırları değil; o satırların, mevcut ruhsat haritası ve saha uygulamalarıyla birleştiğinde neye dönüşeceği sorusu. Bu yüzden karar Resmî Gazete’de yayımlandığı gün, Giresun’da mesele bir su planı değil, bir yaşam alanı dosyası olarak okundu. DERNEĞİN İTİRAZI Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk adına yapılan açıklamada itiraz başlıkları şöyle sıralandı: İstisnasız tüm ilçelerde maden faaliyeti: “Giresun’un %85’i maden sahası ilan edilmiştir. Bu yıkım sadece birkaç köyle sınırlı değildir; bugün Giresun’un tüm ilçelerinde ya bir maden işletmesi ya da bir arama ruhsatı bulunmaktadır. Bu, ilimizin her karış toprağının maden şirketlerinin insafına bırakılması demektir!” Su kaynaklarında kuşatma: “Dereli hattındaki Eğrianbar, Meşeliyatak, Yeşiltepe, Yıldız, Sütlüce ve Bahçeli bölgelerinde olduğu gibi, diğer ilçelerimizde de su kaynaklarının tamamı maden sahalarının içinde kalmıştır.” Üretim ve kırsal ekonomi vurgusu: “Devletimize asıl büyük ve sürekli katkıyı sağlayan geçici maden projeleri değil; fındık tarımı, hayvancılık ve arıcılıktır. Köylünün alın teri, maden şirketinin kârından çok daha büyüktür. Suyumuzu feda etmek, milli ekonomiyi yok etmektir!” Su kullanım önceliği itirazı: “Yeni kararname ile su ‘stratejik kaynak’ sayılarak kullanım önceliği Giresunlu üreticiden alınıp maden projelerine devredilmektedir.” Orman ve doğa kıyımı iddiası: “Tüm ilçelerimizde maden yolları açmak uğruna, halkımızın özenle yetiştirdiği ormanlar fiilen kesilmektedir.” Açıklamanın Aksu Vadisi bölümünde şu ifadelere yer verildi: “Halkımız ekranlardaki savaşı izlerken, yayla yolu güzergahlarımızda orman kesimleri ve maden sondajları fiilen başlatılmıştır. Bu çalışmalar başta Aksu Çayı olmak üzere tüm su havzalarımızı %100 oranında zehirleme potansiyeli taşımaktadır. Televizyonlarda 'modern yönetim' altyazılarıyla sunulan bu plan; Giresun halkı için susuzluk ve yok edilen doğa demektir!” Kültürel miras ve çevre hakkına ilişkin bölümde ise şu vurgu yapıldı: “Tüm ilçelerimizdeki tarihi yapılarımız ve ormanlarımız maden baskısı altında yok edilmektedir. Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca 'sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımızı' savunuyoruz. Giresun’un %85’ini maden sahasına hapseden, suyumuzu ve bin yıllık mirasımızı savaş gündeminin arkasına sığınılarak feda eden bu anlayışa karşı tüm ilçelerimizle birlikte hukuki takibimizi sürdürceğiz!”

GİRESUN’DA İLKBAHAR DÖNEMİ ŞAP AŞILAMA KAMPANYASI BAŞLADI Haber

GİRESUN’DA İLKBAHAR DÖNEMİ ŞAP AŞILAMA KAMPANYASI BAŞLADI

GİRESUN’DA İLKBAHAR DÖNEMİ ŞAP AŞILAMA KAMPANYASI BAŞLADI Giresun’da hayvan sağlığının korunması ve verim kayıplarının önlenmesi amacıyla 2026 yılı İlkbahar Dönemi Şap Aşılama Kampanyası başlatıldı. İl genelinde merkez dahil 15 ilçede yürütülecek kampanya, 16 Şubat -30 Nisan 2026 tarihleri arasında uygulanacak. TÜM BÜYÜKBAŞ HAYVANLAR AŞILANACAK Kampanya kapsamında; 2 aylık yaşın üzerindeki tüm sığır cinsi hayvanlar, Aşısız annelerden doğan yavrularda ise 14 günlük yaşı geçen buzağılar, şap hastalığına karşı aşılanacak. Halk arasında “dabak” olarak bilinen şap hastalığı; çift tırnaklı hayvanlarda görülen, son derece bulaşıcı viral bir hastalık olarak biliniyor. Ağız, tırnak ve meme bölgelerinde yaralara yol açan hastalık; Et veriminde yüzde 30-45, Süt veriminde yüzde 15-35 oranında kayıplara neden olabiliyor. Özellikle genç hayvanlarda ölümle sonuçlanabilen vakalar görülebiliyor. NAKİLLERDE AŞI ŞARTI Sığır cinsi hayvanların iller arası nakillerinde “Veteriner Sağlık Raporu” bulundurulması zorunlu. Bu raporun alınabilmesi için hayvanların sevk tarihinden önceki son 6 ay içinde Sat-1 serotipi içeren şap aşısı ile aşılanmış olması ve aşının üzerinden en az 21 gün geçmiş bulunması gerekiyor. Diğer Aşılamalar da Eş Zamanlı Yapılacak Şap aşılama kampanyasıyla birlikte; Dişi büyükbaş hayvanlara brusella aşısı, Koyun ve keçilere brusella, veba ve çiçek aşısı, Kedi ve köpeklere ise kuduz aşısı uygulanacak. AŞI YAPTIRMAK MECBURİ Yetkililer, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereğince üreticilerin hayvanlarına aşı yaptırmasının zorunlu olduğunu hatırlatarak, kampanya döneminde aşı yaptırmayan yetiştiricilerin cezai işlemle karşılaşabileceğini bildirdi. Detaylı bilgi almak isteyen üreticilerin, İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurmaları istendi. Kampanya ile birlikte hem hayvan sağlığının korunması hem de Giresun’daki hayvansal üretimde sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.