Hava Durumu

#Mühendislik

Giresun Sonhaber - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Değişikliği Binalarda Tasarım Kriterlerini Değiştiriyor Haber

İklim Değişikliği Binalarda Tasarım Kriterlerini Değiştiriyor

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC)’nin 2026 tarihli araştırması, dünya genelinde 48 milyon kişinin termal konfor sağlamak için yüksek enerji gereksinimi olan bölgelerde yaşadığını ve bu rakamın 2100 yılına kadar iki ile üç kat artabileceğini ortaya koyuyor. İklimlendirme sektörünün lider markalarından Form Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, yükselen sıcaklıklar nedeniyle projelerdeki kapasite ve sistem tercihlerinin, değişen iklim şartları göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle binaların ısıtma ve soğutma gereksinimleri farklılık gösteriyor. Bu durum, iklimlendirme sistemlerinin tasarım sürecinde baz alınan kriterlerin güncellenmesini zorunlu kılıyor. Dünya genelinde 2 milyardan fazla binayı inceleyen JRC araştırması; yapının yaşı, mimari yapısı, yerel iklim koşulları ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimliliği gibi pek çok faktörün termal konfor için harcanan enerjiyi etkilediğini kanıtlıyor. Sektörün öncü isimlerinden Form, 60 yılı aşan mühendislik tecrübesiyle, projenin başlangıcından itibaren kullanım amacını, ısı yükünü, güncel iklim koşullarını ve uzun dönemli işletme ihtiyaçlarını analiz ederek sistemlerin değişen şartlara uyumlu şekilde tasarlanmasına katkı sağlıyor. İklimlendirme projelerinde geçmişe dönük verilerin tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, değişen dış hava şartlarında sistem performansının tasarım hesaplamalarına mutlaka dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Geleceğin Isı Yükleri Bugünden Hesaplanıyor Form Şirketler Grubu’nun benimsediği mühendislik yaklaşımında, sistem kapasitesi sadece alan büyüklüğüne dayalı standart bir hesaplama olarak görülmüyor. Metrekare ve ısı yükünün yanı sıra; yapının güneş alma açısı, cam yüzey oranları, kullanım yoğunluğu, iç ortamdaki ısı yayan ekipmanlar ve çalışma saatleri gibi değişkenler iklimlendirme ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu verilerin proje aşamasında partnerlerle birlikte doğru analiz edilmesi, hatalı kapasite seçimlerinin önüne geçerken enerji tüketimi, konfor ve sistem ömrü açısından kritik önem taşıyor. Form Şirketler Grubu, yeni projelerde sistemlerin bu parametreler ışığında kurgulanmasını, mevcut yapılarda ise güncel kullanım ve iklim koşullarına göre ihtiyaçların yeniden belirlenmesini mühendislik sürecinin merkezine koyuyor. Mühendislik Perspektifi İklimlendirmeyi Dönüştürüyor Form Şirketler Grubu çatısı altında hizmet veren Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri, farklı yapı tipleri ve kapasite taleplerinde grubun mühendislik gücünü projeye yansıtıyor. Form MHI Klima Sistemleri; VRF, split, multi split, profesyonel klima çözümleri ve ısı pompalarıyla konut ve ticari alanların iklimlendirilmesi üzerine odaklanıyor. Özellikle ticari projelerde alan ölçümü, ısı yükü ve kullanım alışkanlıklarının birlikte değerlendirilmesi, doğru sistem kurgusunun oluşturulmasında kilit rol oynuyor. Form Endüstri Ürünleri ise ticari ve endüstriyel merkezi sistemler alanında; soğutma grupları ve ısı pompalarından klima santrallerine, fancoillerden ısı geri kazanım cihazlarına, soğutma kulelerinden rooftop paket klima sistemlerine kadar geniş çözümler sunuyor. Otel, hastane ve üretim tesisleri gibi farklı gereksinimleri olan projelerde sistemler; iç hava kalitesi, enerji verimliliği, kesintisiz çalışma ve bölgesel yükler dikkate alınarak kişiselleştiriliyor. Böylece aynı mühendislik disiplini, konut ölçeğinden dev merkezi sistemlere kadar yapının karakteristik özelliklerine göre optimize ediliyor. “İklimlendirme Sistemleri Geleceğin Koşullarına Göre Tasarlanmalı” İklim değişikliğinin mühendislik üzerindeki etkilerini değerlendiren Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, “İklim şartları dönüştükçe binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da evriliyor. Uzayan sıcak mevsimler ve değişen soğutma yükleri, sistemlerin eski kabullerle tasarlanmasını imkansız hale getiriyor. Bu sebeple doğru kapasiteyi belirlemek için yapının konumu, kullanım şekli, ısı yükleri ve güncel sıcaklık değerlerini bir bütün olarak ele almak zorundayız. İklim dayanıklılığı, kurulumdan önce tasarım aşamasında planlanmalı ve gelecekteki yük değişimleri hesaplamalara dahil edilmelidir. Form Şirketler Grubu olarak 60 yılı aşan birikimimizle, sistemlerin sadece bugünkü konfora değil, uzun vadeli koşullara göre tasarlanmasını önemsiyoruz. Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri ile farklı ölçeklerde edindiğimiz uygulama deneyimi bu yaklaşımımızı pekiştiriyor. Önümüzdeki süreçte sektörün temel gündeminin, değişen iklimde konfor ve enerji verimliliğini eş zamanlı sunabilen sistemler geliştirmek olacağını öngörüyoruz.” dedi. Form Şirketler Grubu Hakkında 1965 yılında temelleri atılan Form Şirketler Grubu, bünyesindeki 6 bağımsız şirketle merkezi, bireysel ve endüstriyel iklimlendirme alanlarında yaşam kalitesini artıran ürünlerin üretimi, satışı ve satış sonrası desteğini yürütmektedir. Rezidans, otel, okul, hastane, fabrika ve AVM gibi her türlü yapı için çözüm ortaklığı sunan grup, merkez ofisi Maslak İstanbul'da olmak üzere; Ankara, Antalya, Adana, İzmir ve Bursa'daki bölge müdürlükleri ile faaliyet göstermektedir. Merkezi klima sistemleri, VRF, split ve multi split cihazlar tedarik eden grup; aynı zamanda klima santralleri, su soğutma kuleleri, fancoiller, ısı pompaları ve lisans anlaşmasıyla Lennox marka paket klimaların yanı sıra günışığı aydınlatma, doğal havalandırma-duman tahliye ve evaporatif soğutucular üretmektedir. Detaylı bilgi için www.formgroup.com adresi ziyaret edilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı!  Haber

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı! 

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları, adayların üniversite ve bölüm tercihlerinde değişen önceliklerini bir kez daha ortaya koydu. 2026 YKS yerleştirme sonuçlarını değerlendiren Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, gençlerin üniversite tercihlerinde önemli bir zihniyet değişimi yaşandığını söyledi. Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır.” dedi. Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “Tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi. Adaylar artık mezun olduklarında ne yapacaklarını da düşünüyor Sınava yaklaşık 2 milyon 255 bin adayın girdiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır. Sınava katılan yaklaşık 2 milyon 255 bin adaydan 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulunmuş; açık ve uzaktan öğretim dahil olmak üzere toplam 730 bin 854 öğrenci yükseköğretim kurumlarına yerleşmiştir.” dedi. Tercih hakkı olduğu halde tercih yapmayan adaylar dikkat çekti Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun gruptan oluşması ve tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur. Adayların yüzde 40’ının ilk üç, yüzde 55’inin ise ilk beş tercihine yerleşmesi, hazırlanan listelerin oldukça stratejik ve isabetli olduğunu göstermektedir.” İki yıllık teknik eğitime olan ilgi arttı Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranının yüzde 99,52’ye ulaştığını belirten Akoğlan, “Üniversite ve program türlerine göre doluluk oranları değerlendirildiğinde, devlet üniversitelerine yönelik talebin zirveye ulaştığı görülmektedir. Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranı yüzde 99,52 olarak gerçekleşirken, devlet meslek yüksekokullarında açılan 481 bin kontenjandan yalnızca 37’sinin boş kalması iki yıllık teknik eğitime olan ilginin somut bir kanıtı olmuştur. Artan eğitim maliyetlerinin etkisiyle vakıf üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 79,70 seviyesinde kalmış, ülke genelinde boş kalan yaklaşık 35 bin kontenjanın ağırlıklı bölümünü vakıf kurumlarının ücretli ve kısmi burslu programları oluşturmuştur.” diye konuştu. Tıp ve sağlık alanlarına ilgi sürüyor Başarı sırası barajı uygulanan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel meslek alanlarının devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamen dolduğunu belirten Akoğlan, şöyle devam etti: “Bölüm bazındaki yönelimlerde başarı sırası barajı bulunan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel kariyer alanları devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamını eksiksiz doldurmuştur. Mühendislik fakültelerinde doluluk yüzde 98’in üzerine çıkarken; Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi temel bilimler ile temel eğitim ve öğretmenlik programları fire vermemiştir. Ön lisans düzeyinde ise İlaç Üretim Teknolojisi, Paramedik, Bilişim Güvenliği ve Mekatronik gibi doğrudan iş gücü piyasasına ve saha uygulamalarına yönelik branşlar en çok talep gören alanlar arasında yer almıştır.” Yapay zekâ programlarına ilgi yüksek 2026 YKS’nin en çarpıcı sonuçlarından birinin yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanındaki programlarda görüldüğünü ifade eden Özgür Akoğlan, “Gençlerin tercihlerinde mesleki gelecek güvencesi ve dijital dönüşüm birincil karar mekanizması haline gelmiştir. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Mühendisliği, Makine Öğrenmesi, Veri Mühendisliği, Robotik Sistemler, Yapay Zekâ Destekli Kodlama ve Yapay Zekâ Operatörlüğü programlarının tamamında yüzde yüz doluluk sağlanmıştır. Adaylar istihdam piyasasında karşılığı belirsiz kalan alanlardan uzaklaşarak doğrudan teknik uzmanlık, veri analitiği ve siber güvenlik odaklı disiplinlere yönelmiş; ilk kez öğrenci kabul eden İşletme ve Yapay Zekâ gibi hibrit programların üst sıralardan dolması da iş dünyası ile teknolojiyi birleştiren profillere olan ilginin somut bir yansıması olmuştur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay zeka genç girişimcilere yeni kapılar açıyor Haber

Yapay zeka genç girişimcilere yeni kapılar açıyor

Yapay zekâ teknolojileri, son yıllarda iş dünyasından eğitime, üretimden girişimciliğe kadar birçok alanda önemli bir dönüşüm oluşturuyor. İSTANBUL (İGFA) - Türkiye'de yapay zekâ ve dijital dönüşüm alanındaki çalışmalar hız kazanırken, gençlerin teknolojiye olan ilgisi de dikkat çekiyor. 15-34 yaş aralığında yaklaşık 27 milyon genç nüfusa sahip olan Türkiye'nin, teknoloji ve girişimcilik alanında önemli bir potansiyel taşıdığı belirtiliyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme olmadığını, aynı zamanda gençler için yeni fırsatlar oluşturan önemli bir dönüşüm süreci olduğunu ifade etti. Yapay zekânın günümüzde birçok sektörde etkisini artırdığını belirten Yılmaz, "Dünyanın en büyük şirketlerinden küçük girişimlere kadar birçok kurum, yapay zekâ destekli çözümlerle daha hızlı ve verimli çalışmanın yollarını arıyor. Gençlerimiz için de önemli fırsatlar ortaya çıkıyor." dedi. Teknolojinin girişimcilik anlayışını değiştirdiğini vurgulayan Yılmaz, geçmişte büyük ekipler ve yüksek maliyetler gerektiren işlerin bugün daha küçük ekiplerle ve dijital imkânlarla küresel ölçekte geliştirilebildiğini söyledi. "GENÇLER TEKNOLOJİYİ TÜKETEN DEĞİL, ÜRETEN TARAFTA OLMALI" Yapay zekânın yalnızca yazılım alanında değil; mimarlık, mühendislik, finans, iletişim gibi birçok sektörde çalışan profesyoneller için de önemli bir araç haline geldiğini belirten Yılmaz, gençlerin dijital becerilerini geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Yılmaz, "Kendini geliştiren, yabancı dil öğrenen, dijital becerilerini artıran ve yeniliklere açık olan gençler geleceğin dünyasında daha güçlü bir konuma sahip olacak." diye konuştu. Türkiye'nin en büyük avantajlarından birinin genç ve dinamik nüfusu olduğunu belirten Yılmaz, bu potansiyelin eğitim, teknoloji ve girişimcilik ekosistemiyle desteklenmesi halinde önemli başarı hikâyelerinin ortaya çıkabileceğini söyledi. Yapay zekânın insanın yerini alan bir teknoloji olarak değil, insan üretkenliğini artıran bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Geleceği şekillendirecek olanlar, bu dönüşümü takip eden değil, yön veren gençler olacaktır." dedi.

MİMARLAR ODASI’NDAN DAL-ÇIK UYARISI: KALICI ÇÖZÜM GÜNEY ÇEVRE YOLU Haber

MİMARLAR ODASI’NDAN DAL-ÇIK UYARISI: KALICI ÇÖZÜM GÜNEY ÇEVRE YOLU

MİMARLAR ODASI’NDAN DAL-ÇIK UYARISI: KALICI ÇÖZÜM GÜNEY ÇEVRE YOLU Mimarlar Odası Başkanı Merve Türk ve Yönetim Kurulu üyeleri, Giresun’da yapılması planlanan Dal-Çık Projesi’nin trafik yüküne katkısını, uygulanacağı alanın zemin koşullarını ve inşaat sürecinin kent ulaşımına etkilerini sorguladı. Oda, kalıcı çözümün Güney Çevre Yolu’nun Aksu-Batlama etabının hayata geçirilmesi olduğunu savundu. Mimarlar Odası Başkanı Merve Türk ve Yönetim Kurulu üyeleri, Giresun’un ulaşım sorununa yönelik tartışmaların odağındaki Dal-Çık Projesi hakkında 20 Temmuz 2026 tarihinde kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, sahil yolunu günlük yaklaşık 40 bin araç kullanırken liman giriş ve çıkışını kullanan araç sayısının yaklaşık 400 seviyesinde olduğu belirtilerek, kentin en büyük ulaşım yatırımının bu noktaya yönlendirilmesinin doğru bir tercih olup olmadığı soruldu. ZEMİN, DENİZ BASINCI VE TAŞKIN RİSKİ UYARISI Mimarlar Odası, projenin dere yatağı üzerinde ve deniz etkisine açık bir alanda planlandığına dikkat çekti. Zemin özellikleri, deniz basıncı ve taşkın riskinin mühendislik açısından ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan oda, yapım sürecinin şehir içi trafiğini uzun süre daha ağır bir noktaya taşıyabileceği uyarısında bulundu. “GÜNEY ÇEVRE YOLU’NUN AKSU-BATLAMA ETABI HAYATA GEÇİRİLMELİ” Dal-Çık Projesi yerine Güney Çevre Yolu’nun Aksu-Batlama etabının öncelikli olarak tamamlanmasını isteyen Mimarlar Odası, bu süreçte hemzemin düzenlemeler, servis yolları, bekleme cepleri ve katılım şeritleriyle mevcut trafik yoğunluğunun azaltılabileceğini bildirdi. Mimarlar Odası adına yapılan açıklamanın tam metni şöyle: “Sizlere soruyorum Giresun… Bugün Giresun'da şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya ulaşmak, özellikle sabah ve akşam saatlerinde giderek zorlaşıyor. Trafik artık yalnızca sürücülerin değil, kentte yaşayan herkesin günlük yaşamını etkileyen önemli bir sorun haline geldi. Peki bu sorunun çözümü gerçekten Dal-Çık Projesi mi? Yıllardır gündemde tutulan bu proje, kent trafiğini rahatlatacak bir ulaşım yatırımı olarak sunuluyor. Ancak mevcut veriler bunun aksini gösteriyor. Günlük yaklaşık 40 bin aracın kullandığı sahil yolunda liman giriş-çıkışını kullanan araç sayısı yaklaşık 400 araç seviyesinde. Bu durumda, kentin en büyük ulaşım yatırımını bu noktaya yönlendirmek gerçekten doğru bir tercih midir? Üstelik projenin uygulanacağı alan dere yatağı üzerinde ve deniz etkisine açık bir bölgede yer alıyor. Zemin özellikleri, deniz basıncı ve taşkın riski nedeniyle yapının zaman içinde köprülü kavşağa dönüşmesi veya gerekli kotların yükseltilmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir. Bu kaygılarımızı Giresun Ticaret ve Sanayi Odası ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda da dile getirdik ve mühendislik açısından bu risklerin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerektiği yönünde ortak görüş oluşturduk. Bir diğer önemli konu ise inşaat sürecidir. Böyle büyük bir müdahalenin yıllarca sürecek yapım aşamasında şehir içi ulaşımın ciddi şekilde aksaması, mevcut trafik sorununun çok daha ağır bir noktaya taşınması ve kentin uzun süre adeta kilitlenmesi ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Kalıcı çözüm Dal-Çık değil, Güney Çevre Yolu'dur. Özellikle Güney Çevre Yolu'nun özellikle Aksu-Batlama etabının vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesidir. Gelişmiş kentler transit trafiği şehir merkezine değil, çevre yollarına yönlendirir. Bu süreç tamamlanıncaya kadar ise hemzemin düzenlemeler, servis yolları, bekleme cepleri ve katılım şeritleri gibi uygulamalarla mevcut trafik yoğunluğu önemli ölçüde hafifletilebilir. Biz, günü kurtaran projeler değil, önümüzdeki 20-30 yılı planlayan bir şehircilik anlayışı istiyoruz. Kent ile deniz arasındaki bağı güçlendiren, insan odaklı, bilimsel verilere dayanan ve kamu kaynaklarını doğru önceliklerle kullanan yatırımlar Giresun'un geleceğine daha fazla katkı sağlayacaktır. Çünkü mesele yalnızca bir kavşak yapmak değil, nasıl bir Giresun bırakacağımıza karar vermektir. Kıyısıyla bütünleşen, insan odaklı, yaşanabilir bir kent mi? Yoksa beton bariyerlerle denizinden biraz daha uzaklaşan bir kent mi? Bu kent sahipsiz değildir; ortak akıl, bilim ve mühendislik ışığında planlanmış bir geleceği hak etmektedir.” Kaynak: Mimarlar Odası’nın 20 Temmuz 2026 tarihli basın açıklaması

GİRESUN’DA İHA FESTİVALİ GENÇLERİ TEKNOLOJİYLE BULUŞTURDU Haber

GİRESUN’DA İHA FESTİVALİ GENÇLERİ TEKNOLOJİYLE BULUŞTURDU

GİRESUN’DA İHA FESTİVALİ GENÇLERİ TEKNOLOJİYLE BULUŞTURDU Giresun Güre Sahili, insansız hava araçları ve teknoloji stantlarının yer aldığı 2. İnsansız Hava Aracı Festivali’ne ev sahipliği yaptı. Giresun Valisi Mustafa Koç’un da katıldığı festivalde gençlerin havacılık, yazılım, mühendislik ve teknoloji alanındaki çalışmaları öne çıktı. GÜRE SAHİLİ’NDE TEKNOLOJİ HEYECANI Giresun’da gençlerin havacılık ve teknoloji alanındaki ilgisini artırmak amacıyla düzenlenen 2. İnsansız Hava Aracı Festivali, Güre Sahili’nde gerçekleştirildi. Festival alanında insansız hava araçlarıyla gösteri uçuşları yapıldı, teknoloji stantları kuruldu ve gençlerin hazırladığı projeler ziyaretçilerle buluşturuldu. Etkinlik, öğrenciler başta olmak üzere teknolojiye ilgi duyan gençlerin üretim, tasarım ve uygulama becerilerini sahada göstermesine imkân sağladı. VALİ KOÇ STANTLARI İNCELEDİ Giresun Valisi Mustafa Koç, festival alanında gösteri uçuşlarını takip etti, teknoloji stantlarını gezdi ve gençlerin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Vali Koç, havacılık ve teknoloji alanındaki çalışmaların gençler için önemli bir gelişim alanı oluşturduğunu belirterek, bu tür organizasyonların geleceğin mühendisleri, yazılımcıları ve teknoloji üreticilerinin yetişmesine katkı sunduğunu ifade etti. İLK FESTİVAL 2025’TE DÜZENLENDİ Giresun’da insansız hava araçlarına yönelik ilk festival, Giresun İHA FEST-1 adıyla 8 Haziran 2025 Pazar günü saat 10.30’da Güre Plajlar Bölgesi’nde düzenlendi. İlk organizasyonda yarış dronları, model uçaklar ve helikopterler sergilendi. Katılımcılar, insansız hava araçlarının çalışma prensiplerini yakından inceleme ve uygulamalı gösterileri takip etme fırsatı buldu. Bu yıl ikincisi yapılan festival, ilk etkinlikle başlayan teknoloji buluşmasını daha geniş bir zemine taşıdı. Güre Sahili’nde düzenlenen organizasyon, gençlerin yalnızca izleyici olarak değil, üretim sürecinin parçası olarak da teknolojiyle temas kurmasını sağladı. GENÇLERİN PROJELERİ SAHAYA TAŞINDI Festivalde insansız hava araçları, model uçaklar, dron sistemleri ve teknoloji odaklı çalışmalar ziyaretçilere tanıtıldı. Gösteri uçuşları, gençlerin havacılık teknolojilerine olan ilgisini artırırken, stantlarda sergilenen projeler yerel ölçekte teknoloji üretiminin gelişmesi açısından dikkat çekti. Etkinlik, Giresun’da bilim ve teknoloji kültürünün yaygınlaşması, öğrencilerin teknik becerilerinin desteklenmesi ve gençlerin geleceğin meslek alanlarına hazırlanması bakımından önemli bir buluşma oldu. “GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN YARINLARINA KATKI SUNUYOR” Vali Mustafa Koç, gençlerin bilim, teknoloji ve havacılık alanındaki çalışmalarını önemsediklerini belirterek, festivalin geleceğin teknoloji üreticilerinin yetişmesine katkı sunduğunu vurguladı. Koç, organizasyonda emeği geçen kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, teknolojiyle büyüyen Giresun’un güçlü Türkiye’nin yarınlarına katkı sunan şehirlerden biri olma yolunda ilerlediğini ifade etti.

GİRESUN DOĞA KOLEJİ ROBOTİKTE ROMA FİNALİNE GİDİYOR Haber

GİRESUN DOĞA KOLEJİ ROBOTİKTE ROMA FİNALİNE GİDİYOR

GİRESUN DOĞA KOLEJİ ROBOTİKTE ROMA FİNALİNE GİDİYOR Giresun Doğa Koleji öğrencileri, Antalya’da düzenlenen Fibonacci Avrasya Robotik Olimpiyatları’nda farklı kategorilerde derece elde etti. Okuldan 6 takım, Kasım 2026’da İtalya’nın başkenti Roma’da yapılacak Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi ve Giresun’u temsil edecek. Giresun Doğa Koleji öğrencileri, 21 ülkenin katılımıyla Antalya’da gerçekleştirilen Fibonacci Avrasya Robotik Olimpiyatları’nda önemli dereceler kazandı. Öğrenciler, Çizgi İzleyen, Labirent ve Mini Sumo kategorilerinde kürsüye çıktı; okul ayrıca Jüri Özel Ödülü aldı. ÇİZGİ İZLEYENDE AVRASYA BİRİNCİLİĞİ Giresun Doğa Koleji, Çizgi İzleyen kategorisinde ilkokul ve ortaokul düzeyinde Avrasya birinciliği kazandı. Öğrenciler, robotların parkur üzerindeki çizgiyi en hızlı ve hatasız şekilde takip etmesini gerektiren kategoride birincilik elde etti. Okulun başarı tablosunda Labirent kategorisinde Avrasya ikinciliği ve Avrasya üçüncülüğü, Mini Sumo kategorisinde Avrasya üçüncülüğü ve Jüri Özel Ödülü de yer aldı. Yerel haberlerde okuldan 6 takımın Roma’daki Dünya Finalleri’ne katılmaya hak kazandığı belirtildi. 6 TAKIM ROMA’DA TÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDECEK Giresun Doğa Koleji’nden 6 takım, Fibonacci International Robot Olympiad Dünya Şampiyonası için Roma yolcusu oldu. Açık kaynaklarda tüm takım kadroları yayımlanmadı. Yerel haberde Defne Karadere, Merve Derin Karadere, Metehan Sarıkaya ve Gökçe Sarıkaya isimleri Türkiye’yi ve Giresun’u temsil edecek öğrenciler arasında yer aldı. Erol Karadere, aralarında kızlarının da bulunduğu öğrencilerin elde ettiği başarıdan gurur duyduğunu belirtti. Karadere, öğrencileri, öğretmenleri ve emeği geçenleri tebrik ederek Roma Dünya Finalleri için başarı dileğinde bulundu. FİBONACCI OLİMPİYATLARI HER YIL ROMA’DA DÜZENLENİYOR Fibonacci International Robot Olympiad, 2018’den bu yana robotik alanında öğrencileri, mühendisleri, eğitimcileri ve teknoloji ekiplerini bir araya getiren uluslararası bir organizasyon olarak düzenleniyor. Organizasyon, yalnızca yarışma değil; aynı zamanda robotik, yapay zekâ, girişimcilik, teknoloji sergileri ve eğitim etkinliklerini içeren geniş bir platform niteliği taşıyor. Fibonacci Türkiye takviminde 2026 sezonu için bölge yarışmaları Şubat-Mart döneminde, Avrasya Şampiyonası Nisan ayında Antalya’da, Dünya Şampiyonası ise Kasım ayında İtalya/Roma’da planlandı. AVRASYA ŞAMPİYONASI ANTALYA’DA YAPILDI 2026 sezonu Avrasya Şampiyonası, 22-27 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlendi. Fibonacci Global etkinlik takviminde 2026 sezonu için ulusal ve bölgesel şampiyonalar Şubat-Mart, Avrasya Şampiyonası 22-27 Nisan 2026 Antalya, Dünya Şampiyonası ise Kasım 2026 Roma olarak ilan edildi. Antalya’daki organizasyona 21 ülkeden temsilci katıldı. Yarışmacılar, Roma’da yapılacak Dünya Şampiyonası’na katılabilmek için farklı robotik kategorilerinde mücadele etti. YARIŞMALARDA TEKNİK BECERİ ÖNE ÇIKIYOR Fibonacci Robot Olimpiyatları’nda Line Follower, Sumo, Mini Sumo, Maze Solving, Autonomous Car, Drone, FootBot, FPV, yapay zekâ ve girişimcilik gibi çok sayıda kategori bulunuyor. Organizasyonun kategori açıklamalarında Çizgi İzleyen robotların parkuru çizgiyi takip ederek en kısa sürede tamamlaması, Labirent kategorisinde robotun çıkış noktasından hedefe en kısa sürede ulaşması, Mini Sumo kategorisinde ise robotun rakibini ring dışına itmesi hedefleniyor. GİRESUN İÇİN TEKNOLOJİ BAŞARISI Giresun Doğa Koleji öğrencilerinin Antalya’da aldığı dereceler, kentin eğitim ve teknoloji alanındaki görünürlüğünü artırdı. Öğrenciler, Roma Dünya Şampiyonası’nda Türkiye adına yarışacak takımlar arasında yer alacak. Giresun’dan çıkan 6 takımın Dünya Finalleri’ne katılacak olması, robotik kodlama, mühendislik düşüncesi ve proje üretimi alanlarında kent adına önemli bir başarı olarak kayda geçti.

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER HAMLESİNE AKKUYU’DA YAKIN TAKİP Haber

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER HAMLESİNE AKKUYU’DA YAKIN TAKİP

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER HAMLESİNE AKKUYU’DA YAKIN TAKİP Giresun Üniversitesi’nin nükleer enerji ekibi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde teknik inceleme yaptı. Prof. Dr. Ayhan Kara, santralin devreye girmesiyle Türkiye’nin enerji alanında yeni bir eşiğe ulaşacağını söyledi. AKKUYU’DA SAHADA İNCELEME Giresun Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Nükleer Enerji Teknolojileri ve Reaktör Tasarımı ekibi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde kapsamlı teknik inceleme gerçekleştirdi. Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile T3 Vakfı’nın davetiyle yapılan ziyarete Prof. Dr. Ayhan Kara, Doç. Dr. Faruk Güner ve doktora öğrencisi Emil Mammadzada katıldı. REAKTÖR SİSTEMLERİ VE GÜVENLİK ALTYAPISI İNCELENDİ Heyet, dört üniteden oluşan santral sahasında reaktör sistemlerini, güvenlik altyapılarını, inşaat ve devreye alma süreçlerini yerinde gördü. İşletme stratejilerine ilişkin teknik sunumlar Rus nükleer mühendisler tarafından yapıldı. Ziyaret boyunca ileri düzey nükleer teknoloji uygulamaları ve uluslararası mühendislik standartlarının sahadaki karşılığı doğrudan incelendi. AYHAN KARA: TÜRKİYE ENERJİDE YENİ BİR EŞİKTE Prof. Dr. Ayhan Kara, Akkuyu’nun yalnızca büyük bir enerji yatırımı olmadığını, Türkiye’nin enerji geleceği açısından stratejik bir eşik olduğunu vurguladı. Kara, tüm sistem devreye alındığında santralin Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılayacak kapasiteye ulaşacağını belirterek, bu tablonun enerji arz güvenliği açısından kritik değer taşıdığını ifade etti. AKADEMİK BİRİKİM SAHAYLA BULUŞTU Teknik ziyaret, üniversite bünyesinde yürütülen akademik çalışmaların sahadaki ileri mühendislik uygulamalarıyla birleştiği önemli bir adım oldu. Giresun Üniversitesi ekibi, nükleer enerji alanındaki teorik bilgi birikimini Türkiye’nin en stratejik projelerinden birinde doğrudan gözlemleme fırsatı buldu. Bu temasın, üniversitedeki bilimsel üretime ve teknik yetkinliğe yeni katkılar sunması bekleniyor. YERLİ VE MİLLÎ TEKNOLOJİ VURGUSU Kara, Türkiye’nin nükleer enerji alanında yalnızca yatırım yapan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini de dile getirdi. Yerli ve millî nükleer reaktör teknolojilerinin geliştirilmesinin stratejik önem taşıdığını belirten Kara, Türkiye’nin bu alanda daha güçlü bir konuma ulaşmasının artık ertelenemez bir hedef olduğunu kaydetti. TEŞEKKÜR MESAJI Giresun Üniversitesi heyeti, ziyaretin gerçekleşmesine katkı sunan T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na, TENMAK’a, Akkuyu Nükleer A.Ş.’ye ve Rosatom yetkililerine teşekkür etti. Akkuyu’daki teknik inceleme, Türkiye’nin enerji vizyonuna akademik katkının güçlenmesi bakımından dikkat çeken bir adım olarak kayda geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.