Hava Durumu

#Milletvekilleri

giresunsonhaber - Milletvekilleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milletvekilleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DOĞA GÖZ GÖRE GÖRE TALAN EDİLİYOR, MİLLETVEKİLLERİ SESSİZ Haber

DOĞA GÖZ GÖRE GÖRE TALAN EDİLİYOR, MİLLETVEKİLLERİ SESSİZ

DOĞA GÖZ GÖRE GÖRE TALAN EDİLİYOR, MİLLETVEKİLLERİ SESSİZ İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Giresun’un birçok ilçesinde art arda verilen madencilik izinlerine sert tepki gösterdi. Taşgöz, kentte madencilik baskısının büyüdüğünü söyledi, milletvekillerini sessizlikle suçladı. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, Giresun’da son dönemde genişleyen madencilik faaliyetlerine karşı sert bir açıklama yaptı. Taşgöz, kent genelinde verilen izinlerin doğal yapıyı, tarım alanlarını ve meraları tehdit ettiğini belirterek sürecin artık “vahşi madencilik” boyutuna ulaştığını savundu. Taşgöz, Giresun’da yalnızca belli birkaç bölgenin değil, çok daha geniş bir coğrafyanın madencilik baskısıyla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Piraziz’den Doğankent’e uzanan hatta ciddi bir baskı oluştuğunu söyleyen Taşgöz, Tirebolu, Doğankent ve Dereli’de başlayan faaliyetlerin Giresun merkez, Görele, Şebinkarahisar, Bulancak ve Piraziz hattına doğru yayıldığını ifade etti. “TARIM ARAZİLERİ VE MERALAR TEHDİT ALTINDA” Giresun’un doğal dokusunun geri dönüşü zor bir tahribat riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Taşgöz, tarım arazileri, meralar ve doğal kaynakların ciddi tehdit altında bulunduğunu söyledi. Taşgöz, bu alanların Giresunluların elinden alınarak özel şirketlere devredildiğini ileri sürdü. Taşgöz, madencilik projelerinin kısa vadeli ekonomik gerekçelerle savunulduğunu ancak uzun vadede bölgeye büyük zarar vereceğini savundu. “Bu süreç Giresun için bir felaket tablosudur” diyen Taşgöz, doğa, üretim ve kırsal yaşamın aynı anda baskı altına girdiğini söyledi. “MİLLETVEKİLLERİ SESSİZ KALIYOR” Açıklamasında Giresun milletvekillerini de hedef alan Taşgöz, kentte yaşanan gelişmeler karşısında siyasi temsilcilerin sessiz kaldığını öne sürdü. Milletvekillerinin kentin hakkını savunmak yerine suskun kaldığını söyleyen Taşgöz, bu tavrın kabul edilemez olduğunu ifade etti. Taşgöz, “görmedim, duymadım, bilmiyorum” anlayışıyla hareket edildiğini savunarak, milletvekillerinin Giresun’un yaşadığı çevresel tehdit karşısında etkili bir duruş sergilemediğini dile getirdi. Bu sessizliğin kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık yarattığını belirtti. “BU MESELE SİYASET ÜSTÜDÜR” Giresun’un doğal zenginliklerinin korunmasının yalnızca bir siyasi tartışma başlığı olmadığını vurgulayan Taşgöz, bunun kentin geleceğini ilgilendiren temel bir mesele olduğunu söyledi. Doğanın, su kaynaklarının, meraların ve tarım alanlarının korunmasının herkes için ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Taşgöz, tüm yetkililere sürece karşı daha duyarlı davranma çağrısı yaptı. Giresun’un geleceğinin kısa vadeli ekonomik hesaplara feda edilmemesi gerektiğini söyleyen Taşgöz, kamuoyunun da bu süreçte daha bilinçli ve takipçi olması gerektiğini belirtti.

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Haber

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ

DERELİ’DE MADEN GERİLİMİ Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, bugün yaptığı açıklamada Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin zirve hattında başlatılan sondaj çalışmalarına sert tepki gösterdi. Resmî kayıtlarda tartışmalı saha, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş. adına yürüyen IV. Grup çinko-bakır projesi olarak yer alıyor. Dosyada “ÇED Gerekli Değildir” kararı, süren dava ve su kaynakları üzerindeki olası etkiler tartışmanın merkezinde bulunuyor. Dereli’de maden gerilimi, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk’ün bugün yaptığı sert açıklamayla yeniden yükseldi. Türk, Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin üst kesimlerinde başlatılan maden sondaj çalışmalarının daha ilk aşamada doğada gözle görülür tahribat yarattığını söyledi. Bölgedeki müdahalenin yalnızca bir sondaj faaliyeti olarak görülemeyeceğini vurgulayan Türk, su kaynaklarının, orman dokusunun, tarımsal üretim alanlarının ve yaşam alanlarının tehdit altında bulunduğunu savundu. Açıklamasında Giresun milletvekillerine doğrudan seslenen Türk, “Şirketin mi, halkın mı yanındasınız?” sözleriyle sert tepki gösterdi; seçim dönemlerinde sahada görünen siyasetçilerin bugün Dereli’de yükselen itiraza sessiz kalmaması gerektiğini belirtti. Türk, özel mülkiyete müdahale iddiaları, yerleşim alanlarına yakınlık, su havzaları üzerindeki risk ve çevre hakkı başlıklarında yetkilileri uyardı; 31 Mart Salı günü görüleceğini belirttiği dava öncesinde yargının bölge halkının sesine kulak vermesi çağrısı yaptı. RESMÎ DOSYADA HANGİ MADEN VAR? Tartışmanın merkezindeki saha, kamu kayıtlarında belirsiz bir “arama alanı” olarak değil, çinko-bakır dosyası olarak görünüyor. TBMM’ye sunulan 16 Mayıs 2025 tarihli yazılı soru önergesinde proje, Gencer Maden İşletmeleri A.Ş.’ye ait 183.085 metrekarelik alanda IV. Grup Çinko-Bakır Yeraltı Madeni olarak tanımlandı. Giresun İli 2024 Çevre Durum Raporu kamuya açık durumda; yerel basına yansıyan rapor özetinde aynı Dereli kaydı “Jeoloji Haritalama” başlığı altında 18,3 hektarlık ÇED alanı, cevher için kırma-eleme sonrası satış ve sahada zenginleştirme tesisi kurulmayacağı notlarıyla aktarıldı. İZİN ZİNCİRİ NEYİ GÖSTERİYOR? Dosyanın çevre süreci, Gencer Maden’in 13 Aralık 2021’de Giresun Valiliğine yaptığı başvuruyla başladı. TBMM’ye verilen 2022 tarihli resmî cevapta, Dereli Kaymakamlığı, Dereli Belediye Başkanlığı, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD, İl Özel İdaresi, İl Tarım ve Orman, İl Sağlık ve ilgili diğer kurumların görüşlerinin istendiği belirtildi. Aynı cevap, “ÇED Gerekli Değildir” kararının projenin başlaması için gerekli tek koşul olmadığını açıkça vurguladı. MAPEG’in resmî SSS sayfasında da, IV. Grup madenlerde detay arama döneminin dört yıl olduğu ve işletme izni düzenlenmeden üretim ile satış faaliyeti yapılamayacağı yazıyor. TBMM’ye verilen 2025 tarihli resmî cevapta ise Giresun Valiliğinin 19 Ekim 2022 tarihli ve E-2022178 sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararı anıldı; aynı belgede, kararın iptali istemiyle açılan davanın Giresun İdare Mahkemesinde 2025/123 esas numarasıyla sürdüğü ve proje çevresindeki su kaynaklarına olası etkileri değerlendirmek üzere hidrojeolojik rapor hazırlandığı belirtildi. VEKİLLER DOSYADA NE YAPTI? Elvan Işık Gezmiş: CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Dereli dosyasını en görünür biçimde Meclis gündemine taşıyan isim oldu. Gezmiş, 28 Kasım 2024’te Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Giresun’un yüzde 85’inin maden arama sahası olarak ruhsatlandırıldığını söyledi; Dereli’de Yeşiltepe, Meşeliyatak, Eğrianbar, Yıldız köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerini tek tek anarak bölgedeki maden baskısını kürsüden gündeme taşıdı. Ardından 26 Aralık 2024’te Giresun ilindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin yazılı soru önergesi verdi. Dereli’deki Gencer Maden dosyası da 16 Mayıs 2025 tarihli ayrı bir yazılı soru önergesiyle doğrudan TBMM kayıtlarına geçti. Ertuğrul Gazi Konal: MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Dereli’deki madencilik tartışmasına kamuoyuna açık tepki veren isimler arasında yer aldı. 4 Şubat 2025 tarihli haber kaydına göre Konal, Dereli ilçesinde halka, doğaya ve su kaynaklarına rağmen faaliyete geçirilmek istenen madencilik çalışmalarına karşı olduğunu açıkladı. Nazım Elmas: AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas, TBMM kayıtlarında Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden çinko-bakır dosyasına doğrudan bağlanan, Meclis tutanağına veya yazılı soru önergesine yansımış ayrı bir girişim bu taramada belirginleşmedi. Ali Temür: AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, TBMM resmî sayfasında Türkiye-Afganistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve KİT Komisyonu üyesi olarak yer alıyor. Erişilebilen açık kamu kayıtlarında, Dereli’deki Gencer Maden dosyasına özel, doğrudan ve ayrı bir Meclis müdahalesi ya da kamuoyuna açık ayrıntılı çıkışı bu taramada belirginleşmedi. BİLİMSEL RİSKLER HANGİ BAŞLIKLARDA TOPLANIYOR? Çinko-bakır gibi sülfürlü cevherlerle ilişkili projelerde en ağır ve en hassas başlık sudur. Bu tür sahalarda cevherin ya da sülfürlü kayaçların hava ve suyla teması, uzun vadede asidik drenaj riskini gündeme getirir. Bu süreçte oluşan asidik yapı, kayaç içindeki metalleri çözerek akışa katabilir. Sonuçta bakır, çinko ve benzeri metaller yüzey sularına, dere yataklarına ve yeraltı su sistemlerine taşınabilir. Bu risk yalnızca maden işletmesinin kendisiyle sınırlı değildir; sondaj alanları, yol yarmaları, açık kaya yüzeyleri, kazı malzemesi ve uygun yönetilmeyen atık alanları da benzer bir kimyasal sürecin başlangıç noktası haline gelebilir. EPA, asit maden drenajında ortaya çıkan akışkanların yüksek toksisite taşıyabildiğini; USGS ise pyrit gibi sülfürlü minerallerin hava ve suyla tepkimeye girerek sülfürik asit oluşturduğunu ve bunun metalleri yüzey ve yeraltı suyuna taşıyabildiğini belirtiyor. Su başlığının ikinci boyutu miktar ve akış rejimidir. Madencilik faaliyetleri, özellikle eğimli arazilerde yapılan kazılar ve drenaj müdahaleleriyle birlikte doğal su dolaşımını değiştirebilir. Yüzeydeki küçük dere yatakları, kaynak suları, çeşmeler ve yeraltı beslenme hatları bu süreçten etkilenebilir. Yeraltı su seviyesinde düşüş, bazı kaynakların debisinde azalma, suyun doğal akış yönünde değişim ya da mevsimsel rejimde bozulma ihtimali bu yüzden dikkate alınmak zorundadır. IFC’nin madencilik rehberi, su kullanımı, yüzey ve yeraltı suyu azalması ile fırtına suyu akışının düzenli izleme ve yönetim gerektirdiğini açıkça vurguluyor. İkinci büyük risk, eğimli ve ormanlık arazide açılan yolların doğurduğu sediment, erozyon ve heyelan yüküdür. Maden sahasına ulaşmak için açılan her yeni yol, yalnızca bir ulaşım hattı değil; aynı zamanda toprağın doğal dengesine yapılmış doğrudan bir müdahaledir. Yol açımı sırasında bitki örtüsünün kaldırılması, şevlerin kesilmesi, toprağın gevşetilmesi ve drenaj rejiminin değiştirilmesi, yoğun yağış alan bölgelerde sediment taşınımını hızlandırır. Bunun sonucu olarak dere yataklarına daha fazla ince malzeme taşınır, su bulanıklığı artar, ekosistem baskı altına girer ve aşağı kotlardaki tarım alanları ile su alma noktaları etkilenebilir. EPA, ormanlık alanlarda yol yapımı ve yol kullanımını, orman arazilerindeki yayılı kirliliğin başlıca kaynağı olarak tanımlıyor ve toplam sedimentin çok büyük bölümünün bu yolla taşınabildiğini belirtiyor. Orman dokusuna müdahale de başlı başına ayrı bir bilimsel risk alanıdır. Ağaç örtüsü yalnızca görsel bir doğal varlık değildir; toprağı tutan, yüzey akışını dengeleyen, suyu filtreleyen ve mikroiklimi koruyan temel bir ekolojik kalkandır. Bu örtü zayıfladığında hem toprak kaybı artar hem de suyun havza içindeki davranışı değişir. Arıcılık, hayvancılık ve küçük ölçekli kırsal üretim de bu değişimden dolaylı ya da doğrudan etkilenebilir. EPA, akarsu kenarı bitki örtüsünün kaldırılmasının su kalitesi ve sucul yaşam üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabildiğini belirtiyor. Bir başka önemli başlık toz, gürültü ve titreşimdir. Sondaj, kazı, yol yapımı, araç hareketliliği ve malzeme taşınması; özellikle yakın yerleşim alanlarında hava kalitesi ve yaşam konforu üzerinde doğrudan baskı yaratabilir. Kuru dönemlerde yol kaynaklı toz, tarım alanlarına, bitki örtüsüne, su yüzeylerine ve yerleşim alanlarına taşınabilir. Gürültü ve titreşim ise yalnızca insan yaşamını değil, kırsal üretimi ve yaban hayatını da etkileyebilir. IFC madencilik rehberi ile Dünya Bankası çevre-sağlık-güvenlik çerçevesi, bu başlıkların düzenli ölçüm ve yönetim gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Faaliyet ilerlediği takdirde atık yönetimi başlığı da daha kritik hale gelir. Sondaj çamurları, kazı artıkları, pasa malzemesi, yağ ve yakıt kalıntıları, uygunsuz depolama veya sızdırmazlık eksikliği halinde toprağa ve suya karışabilir. Özellikle yağışlı bölgelerde yüzey akışı bu tür kirleticileri çok daha hızlı biçimde yayabilir. Bu yüzden yalnızca cevherin çıkarılması değil, çalışma sırasında ortaya çıkan her türlü yan malzemenin nasıl depolandığı, nasıl taşındığı ve nasıl bertaraf edildiği de bilimsel denetimin konusu olmalıdır. EPA ve USGS kaynakları, asidik ve metal yüklü drenajın içme suyu, sucul yaşam ve toprak üzerinde birleşik etkiler yaratabildiğini vurguluyor. SAĞLIK VE EKOLOJİK ETKİLER Bakır ve çinko gibi metallerin çevreye kontrolsüz biçimde taşınması halinde risk yalnızca su kalitesiyle sınırlı kalmaz; insan sağlığı, tarımsal üretim ve ekosistem üzerinde de baskı oluşabilir. Bu noktada sağlık etkilerini “kesin gerçekleşmiş sonuç” gibi değil, maruziyet halinde görülebilecek riskler olarak kurmak gerekir. Bakır için sindirim sistemi, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistem hassas hedefler arasında sayılırken; çinko için özellikle yoğun duman ve partikül maruziyetinde solunum yolu etkileri ile kısa süreli zehirlenme tabloları öne çıkıyor. ATSDR’nin güncel bakır toksikoloji özeti, gastrointestinal sistem, karaciğer, böbrek ve nörolojik sistemi hassas hedefler arasında sayıyor. Bakır maruziyetinde özellikle sindirim sistemi yakınmaları dikkat çekebilir. Bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler akut tabloda görülebilen başlıca yakınmalar arasında yer alır. Daha yüksek ya da daha uzun süreli maruziyetlerde karaciğer ve böbrek etkileri de önem kazanır. Ağır olgularda karaciğer etkilenmesine bağlı sarılık gibi klinik bulgular değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle “sarılık” ifadesi, doğrudan olmuş bir sonuç gibi değil, yüksek düzey metal maruziyetinde görülebilecek ağır bulgular arasında kullanılmalıdır. Çinko tarafında ise özellikle duman ve ince partikül maruziyeti önemlidir. Yoğun çinko oksit dumanına akut maruziyet, “metal dumanı ateşi” olarak bilinen tabloya yol açabilir. Bu tabloda baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, kırgınlık, öksürük, boğaz irritasyonu ve ateş benzeri yakınmalar görülebilir. Bu nedenle kısa süreli zehirlenme belirtileri örneklenirken baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik ve solunum yolu irritasyonu gibi bulgular görülebilir. Solunum sistemi bakımından dilin daha da dikkatli kurulması gerekir. “KOAH yapar” demek fazla kesin ve doğrudan bir hüküm olur. Daha doğru ifade, metal partikülü, asidik aerosol, toz ve kimyasal irritan maruziyetinin mevcut solunum hastalıklarını ağırlaştırabileceği, hassas kişilerde nefes darlığı, öksürük, bronş irritasyonu ve akciğer stresini artırabileceği yönündedir. NIOSH’un sülfürik asit rehberi, sülfürik asidin göz, deri, burun, boğaz ve solunum yolu için aşındırıcı olduğunu; ciddi maruziyetlerde bronşit, akciğer ödemi ve amfizem benzeri ağır solunum etkileriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Çevresel etkiler tarafında ise bakır ve çinko yükü hava, su ve toprak kalitesi üzerinde zincirleme baskı yaratabilir. Asidik drenaj oluştuğunda metal çözünmesi artar; bu metaller dere yataklarına, yüzey sularına, yeraltı sularına ve zamanla toprağa taşınabilir. Sonuçta sucul yaşam zarar görebilir, tarım toprağında kirlenme riski oluşabilir ve ekosistem bütünlüğü zedelenebilir. USGS, mine drainage ile kirlenmiş içme suyu, sucul bitki ve hayvanların büyüme-üreme döngüsünde bozulma ve altyapı üzerinde aşındırıcı etki risklerini açıkça sıralıyor. “Yeşil görünüm” ya da su renginde değişim gibi ifadeler de dikkatli kullanılmalıdır. Metal yüklü akışlarda zaman zaman yeşilimsi, mavimsi ya da pas tonlarında renk değişimleri görülebilir; ancak bu tür görsel değişimler tek başına kirliliğin kesin kanıtı sayılmaz. USGS, mine drainage süreçlerinde kırmızı, turuncu ya da sarı çökeltilerin oluşabildiğini; renk değişiminin kimyasal süreçlerle bağlantılı olabileceğini, ancak teknik değerlendirmenin analizle yapılması gerektiğini gösteriyor. Bu nedenle en doğru form, “renk değişimi kirlilik göstergesi olabilir, kesin tespit analizle yapılır” cümlesi olacaktır. Bu dosyada “sülfürik asit yağmurları” ifadesi yerine “sülfürlü kayaçların su ve oksijenle teması sonucu gelişebilen asidik drenaj ve metal taşınımı” demek daha doğrudur. Çünkü Dereli dosyasında eldeki bilimsel çerçeve, klasik atmosferik asit yağışından çok, madenle ilişkili asidik su ve metal çözünmesi mekanizmasına işaret ediyor. SONUÇ VE BİLİMSEL ÖNERİLER Dereli dosyasında bundan sonraki aşama, açıklamaların ötesine geçen, ölçülebilir ve denetlenebilir bir teknik inceleme süreci olmalıdır. Proje Tanıtım Dosyası, hidrojeolojik rapor, kurum görüşleri, ruhsat bilgileri ve varsa işletme izni kamuoyuna tam olarak açılmalıdır. Dosyada güven zemini ancak belge şeffaflığıyla kurulabilir. Bağımsız hidrojeolojik izleme programı kurulmalıdır. Dere, kaynak, çeşme, içme suyu hattı ve olası özel su alma noktalarında mevsimsel veri toplanmalı; su seviyesi, debi, pH, iletkenlik, askıda katı madde ve metal parametreleri düzenli yayımlanmalıdır. IFC rehberi, madencilik öncesi temel verinin ve düzenli örneklemenin kritik olduğunu gösteriyor. Asit maden drenajı ve metal liçi potansiyeli laboratuvar düzeyinde test edilmelidir. Cevher, yan kayaç, yol yarması ve sondaj atıkları için asit üretme potansiyeli ile metal çözünmesi analiz edilmeden “risk yoktur” denilemez. Yol açımı ve şev müdahaleleri için ayrı bir erozyon-sediment planı hazırlanmalıdır. Sediment havuzları, kontrollü drenaj, şev koruma ve yüzey stabilizasyonu zorunlu hale getirilmelidir; çünkü en erken çevresel yük çoğu zaman doğrudan cevherden değil, yoldan gelir. Toz, gürültü ve titreşim için saha bazlı anlık kontrol sistemi kurulmalıdır. Yol sulama, hız düşürme, malzeme taşıma noktalarında bastırma önlemleri ve hassas yerleşim yakınlarında düzenli ölçüm yapılmalıdır. IFC rehberi, bu başlıkların sürekli izlenmesini öneriyor. Ekolojik etki envanteri hazırlanmalıdır. Orman dokusu, arıcılık alanları, mera kullanımı, yaban hayatı geçişleri ve hassas habitatlar bağımsız uzmanlarca haritalanmalıdır. Tartışma yalnızca cevher değeriyle değil, kaybedilebilecek ekolojik ve kırsal üretim değeriyle birlikte değerlendirilmelidir. Kapatma ve faaliyet sonrası izleme planı daha bugünden hazırlanmalıdır. Risk esaslı kapatma senaryosu, şev güvenliği, su kalitesi ve olası kirletici salımı bakımından proje başlangıcında tanımlanmalıdır. Milletvekilleri, ilgili kurumlar, meslek odaları ve köy temsilcilerinden oluşan teknik ortak masa kurulmalıdır. Bu masa, siyasal polemik için değil; su verisi, izin zinciri, mülkiyet sınırı ve çevresel ölçümlerin düzenli paylaşımı için çalışmalıdır. Dosyada gerilimi düşürecek olan şey slogan değil, bağımsız doğrulama ve açık veridir.

ALİ İHSAN YAVUZ GİRESUN’DA TEŞKİLATLA BULUŞTU Haber

ALİ İHSAN YAVUZ GİRESUN’DA TEŞKİLATLA BULUŞTU

ALİ İHSAN YAVUZ GİRESUN’DA TEŞKİLATLA BULUŞTU AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Giresun’da havaalanında partililer tarafından karşılandı. Yavuz, kentteki programı kapsamında daha sonra AK Parti Giresun İl Başkanlığı’nda düzenlenen “3 Kademe Teşkilat Başkanlığı Değerlendirme ve İstişare Toplantısı”na katıldı. 14 Mart’ta gerçekleşen programlarda, hem teşkilat buluşması hem de seçim hazırlıkları öne çıkan başlıklar oldu. Havaalanındaki karşılama programında AK Parti Giresun Milletvekilleri Ali Temür ve Nazım Elmas, Giresun İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Şahin, Sabri Öztürk, AK Parti Giresun İl Başkanı ve teşkilat mensupları yer aldı. Giresun’daki siyasi temaslarına havaalanındaki karşılama ile başlayan Ali İhsan Yavuz’un ziyareti, parti teşkilatında dikkatle takip edildi. İl Başkanlığı’nda devam eden programda ise Seçim İşleri Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen hazırlıklar masaya yatırıldı. Sandık güvenliğinden saha çalışmalarına, teşkilat içi görev paylaşımından seçim sürecine dönük yol haritasına kadar birçok başlık toplantının ana gündemini oluşturdu. Teşkilat yapısının sahada daha etkin hale getirilmesi ve seçim organizasyonunun güçlü biçimde sürdürülmesi yönünde değerlendirmeler yapıldı. AK Parti Giresun İl Başkanlığı’nda düzenlenen “3 Kademe Teşkilat Başkanlığı Değerlendirme ve İstişare Toplantısı”, partinin kentteki siyasi hazırlıklarının ele alındığı kritik buluşmalardan biri olarak öne çıktı. Toplantıda, teşkilatın üç kademedeki yapısı bir araya gelirken, yerel düzeyde yürütülecek çalışmalar ve seçim sürecine ilişkin hazırlıklar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplantıya AK Parti’nin Giresun’daki teşkilat yöneticileri ile partinin çeşitli kademelerinde görev yapan isimler katıldı. Programda, genel merkez ile il teşkilatı arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, saha hâkimiyetinin artırılması ve teşkilat disiplininin korunması yönündeki mesajlar dikkat çekti. Ali İhsan Yavuz’un Giresun programı, havaalanındaki karşılama ile başlayan, il başkanlığındaki istişare toplantısıyla devam eden kapsamlı bir siyasi temas trafiği olarak kayda geçti. Ziyaret, AK Parti teşkilatında birlik, hazırlık ve koordinasyon vurgusunun öne çıktığı günün dikkat çeken siyasi gelişmeleri arasında yer aldı.

Özgür Özel: Varsa diploman sunacaksın Haber

Özgür Özel: Varsa diploman sunacaksın

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’deki grup toplantısında “Diplomasız Erdoğan” sloganına eşlik ettiği gerekçesiyle hakkında dava açıldığını açıkladı. Özel, Cumhurbaşkanı’nın diplomasının mahkemeye sunulmasını talep ettiklerini söyledi. ANKARA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında, “Diplomasız Erdoğan” sloganına eşlik ettiği için kendisine dava açıldığını belirten Özel, dava sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Avukatlarının, Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasının dava dosyasına sunulmasını talep ettiğini ifade eden Özel, karşı tarafın bu talebe olumsuz yanıt verdiğini öne sürdü. ‘Diplomasız Erdoğan’ lafından bana dava açıyor. Hakim ‘O halde diplomayı sunun’ deyince sunamayıp hakimin reddini istiyorlar. Fıkra bu kadar. Sayın Erdoğan, Varsa diploman o mahkemeye sunacaksın! pic.twitter.com/5CqE5Wsn3X — Özgür Özel (@eczozgurozel) February 24, 2026 Özel, “Tayyip Erdoğan’a söylüyorum, ben sana ‘diplomasız Erdoğan’ demişim, sen bana mahkeme açmışsın. Avukatım ‘dosyaya sunsunlar’ demiş, avukatın ‘sunamayız’ demiş. Hakim demişse ‘varsa diploman sunacaksın’. Sayın Erdoğan, varsa diploman sunacaksın” ifadelerini kullandı. Özel’in açıklamaları, grup toplantısına katılan milletvekilleri tarafından alkışlarla karşılandı. Konuya ilişkin yargı sürecinin devam ettiği öğrenildi.

Tahliyesi ardından Adana’ya gelen Zeydan Karalar, deprem şehitlerini andı Haber

Tahliyesi ardından Adana’ya gelen Zeydan Karalar, deprem şehitlerini andı

Hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandıktan sonra tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana’da coşkuyla karşılandı. Karalar, tahliyesinin ardından ilk olarak 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler için düzenlenen anma törenine katılmak oldu. ADANA (İGFA) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan, ardından İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, tahliye edilmesinin hemen ardından Adana’ya geldi. Karalar, kentte partililer ve vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılandı. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde Adana’ya gelen Karalar, partisinin milletvekilleri ve belediye yöneticileriyle birlikte, depremde 96 kişinin hayatını kaybettiği Alpargün Apartmanı’nın bulunduğu alanda düzenlenen anma törenine katıldı. Tahliyesinin ardından ilk ziyaretini deprem şehitleri ve aileleri için gerçekleştiren Karalar, “Bu acıyı unutmadan, daha dirençli kentler için çalışacağız” mesajı verdi. Zeydan Karalar, anma programına ilişkin yaptığı paylaşımda, 6 Şubat depremlerini Türkiye’nin en karanlık ve en acı günlerinden biri olarak nitelendirerek, “Silivri’den çıkar çıkmaz bu anmaya katılmak, kaybettiklerimize ve geride kalanlara karşı taşıdığımız sorumluluğun bir gereğiydi” ifadelerini kullandı. https://twitter.com/ZeydanKaralar01/status/2019610546522272068 Karalar, depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşlara rahmet dileyerek, “Bu acıları unutmadan, depreme daha dirençli kentler için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

VALİ SERDENGEÇTİ: “2025, GİRESUN’DA ÜRETEN VE TAMAMLANAN PROJELERİN YILI OLDU” Haber

VALİ SERDENGEÇTİ: “2025, GİRESUN’DA ÜRETEN VE TAMAMLANAN PROJELERİN YILI OLDU”

VALİ SERDENGEÇTİ: “2025, GİRESUN’DA ÜRETEN VE TAMAMLANAN PROJELERİN YILI OLDU” Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yıl boyunca hayata geçirilen kamu yatırımlarının ilin kalkınma sürecine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Vali Serdengeçti, bir yıl içerisinde hizmete alınan projelerle Giresun’un üretim, tamamlanan yatırımlar ve vatandaşların doğrudan faydalandığı hizmetler açısından verimli bir yılı geride bıraktığını ifade etti. Açıklamasında, söz konusu projelerin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Serdengeçti, başta Cumhurbaşkanı ve Bakanlar olmak üzere; milletvekilleri, siyasi erkan, bürokratlar ve ilgili kurumların sürece önemli katkı sunduğunu vurguladı. 2026 yılına ilişkin temennilerini de paylaşan Vali Serdengeçti, yeni yılda da Giresun’u daha nitelikli kamu hizmetleriyle buluşturma hedefiyle çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Giresun’umuzda 2025; üreten, tamamlayan ve hizmet alan bir yıl oldu. Bir sene içinde hizmete alınan kamu yatırımlarıyla, ilimizin kalkınma yolculuğuna önemli katkılar sağlandı. Bu kıymetli projelerin ilimizde hayat bulmasına öncülük eden; başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın… pic.twitter.com/7LSr6JvFGB — Mehmet Fatih Serdengeçti (@valiserdengecti) December 31, 2025

Yangında Hayatını Kaybedenler Son Yolculuğa Uğurlandı Haber

Yangında Hayatını Kaybedenler Son Yolculuğa Uğurlandı

Dilovası'ndaki trajik yangında hayatını kaybeden 6 kişi için cenaze törenleri gerçekleştirildi. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, Vali İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, milletvekilleri, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus, bakan yardımcıları ve belediye başkanları törenlere katılarak, ailelerle birlikte yas tuttu. Dilovası'ndaki yangında hayatlarını kaybeden 6 kişi için cenaze törenleri düzenlendi. Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, Vali İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, milletvekilleri, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus, bakan yardımcıları ve belediye başkanları törende bulunarak, ailelerin acısını paylaştı. KARDEŞLER YAN YANA DEFNEDİLDİ Dilovası'ndaki bir imalathanede meydana gelen yangında 6 kişi hayatını kaybetti. Yangında yaşamlarını yitiren Tuğba Taşdemir (18), kardeşi Nisanur Taşdemir (16) ve Cansu Esetoğlu'nun (15) cenazeleri, Kayapınar Mezarlığı'nda toprağa verildi. Duygu dolu cenaze törenine kalabalık bir topluluk katıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, bu acı günde ailelerle bir arada olarak onların üzüntüsüne ortak oldu. SON YOLCULUKLARINA UĞURLANDILAR Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ve AK Parti İl Başkanı Dr. Şahin Talus, yangında yaşamını kaybeden Şengül Yılmaz'ın (59) cenaze töreni için Gül Camii'nde yer aldı. Yılmaz'ın cenazesi, Kayapınar Mezarlığı'nda defnedildi. Ayrıca, yangında hayatını kaybeden Hanım Gülek (52) için Eyüp Sultan Camii'nde, Esma Gikan (31) içinse Vahdet Camii'nde cenaze törenleri gerçekleştirildi. Bakan yardımcıları ve milletvekilleri, acılı aileleri yalnız bırakmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.