Hava Durumu

#Maden Ruhsatları

giresunsonhaber - Maden Ruhsatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maden Ruhsatları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP  7 MAYIS’TA SEKÜ’DE Haber

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE

CHP 7 MAYIS’TA SEKÜ’DE CHP heyeti, 7 Mayıs Perşembe günü Giresun’da maden ruhsatları, sondaj girişimleri, ÇED süreçleri, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı başlıklarını gündeme taşıyacak. Heyet, Tirebolu’daki basın açıklamasının ardından Sekü Köyü’nde yurttaşlarla buluşacak. CHP HEYETİ TİREBOLU’DA AÇIKLAMA YAPACAK CHP Genel Başkan Yardımcıları, gölge bakanlar, bölge milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri ile il ve ilçe örgütleri, “Maden Ruhsatlarıyla Kuşatılan Karadeniz’de Halkımızın Yanındayız” programı kapsamında 7 Mayıs’ta Giresun’a gelecek. Giresun programı, saat 16.30’da Tirebolu İlçe Başkanlığı önünde yapılacak geniş katılımlı basın açıklamasıyla başlayacak. Heyet, açıklamanın ardından saat 17.00’de Sekü Köyü’ne hareket edecek. Sekü Köy Meydanı’ndaki halk buluşması saat 17.30’da yapılacak. SEKÜ KÖYÜ’NDE MADEN VE SONDAJ GÜNDEMİ ELE ALINACAK CHP heyeti, Sekü Köyü’nde köylülerin maden arama ve sondaj girişimlerine karşı yürüttüğü yaşam alanı mücadelesini yerinde dinleyecek. Programda Giresun’un geneline yayılan maden ruhsatları, sondaj faaliyetleri, işletme sahaları, kapasite artışı dosyaları, ÇED süreçleri, mahkeme başlıkları, fındık üretimi, su kaynakları ve köy yaşamı birlikte değerlendirilecek. GİRESUN’DA 720 MADEN RUHSATI BULUNUYOR TEMA Vakfı’nın MAPEG’in Temmuz 2022 tarihli IV. Grup maden ruhsat haritaları üzerinden hazırladığı çalışmada Giresun’daki ruhsat yoğunluğu dikkat çekti. Çalışmada Giresun il sınırları içinde 720 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğu, çalışma alanının yüzde 85’inin maden ruhsat alanı içinde kaldığı belirtildi. Ruhsatlı alanların yüzde 17’si arama, yüzde 14’ü işletme, yüzde 55’i ihale safhasındaki maden ruhsat alanı olarak sınıflandırıldı. Giresun’daki 16 ilçenin 11’inde IV. Grup madenlere ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerine çıktı. FINDIK, SU, ORMAN VE MERA ALANLARI RİSK BAŞLIĞINDA Giresun’da orman alanlarının yüzde 90’ı, tarım alanlarının yüzde 85’i, meraların yüzde 99’u ve iskân alanlarının yüzde 84’ü IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Bu tablo, maden ruhsatlarının yalnızca dağlık ve yerleşim dışı bölgelerle sınırlı kalmadığını; fındık bahçelerini, köy yerleşimlerini, meraları, orman varlığını ve su kaynaklarını da doğrudan ilgilendirdiğini gösteriyor. KORUNAN ALANLARDA RUHSAT ÇAKIŞMASI YÜZDE 89’A ULAŞTI Giresun’daki korunan alanların yüzde 89’u IV. Grup maden ruhsat alanlarıyla çakışıyor. Arkeolojik sit alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ile yaban hayatı geliştirme sahalarında çakışma oranı yüzde 100’e ulaşıyor. Tabiat parklarının yüzde 98’i, gölet ve barajların yüzde 95’i, tohum-meşcere alanlarının ise yüzde 36’sı ruhsat haritası içinde yer alıyor. SEKÜ’DEN DERELİ’YE, DOĞANKENT’TEN ALUCRA’YA MADEN BAŞLIĞI GENİŞLİYOR Tirebolu Sekü Köyü ile Görele Karlıbel Köyü hattı, Alagöz Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan sondaj girişimleri nedeniyle Giresun’daki maden karşıtı mücadelenin öne çıkan noktalarından biri oldu. Dereli hattında Meşeliyatak, Eğri Ambar, Yıldız, Yeşiltepe köyleri ile Bahçeli ve Sütlüce mahallelerinin kesiştiği bölgede sondaj çalışmaları başladı. Doğankent, Görele ve Tirebolu sınırlarındaki bakır-kurşun-çinko flotasyon tesisi, maden ocakları ve atık depolama kapasite artışı dosyası da Giresun’un maden gündemindeki ana başlıklar arasında yer alıyor. Alucra Demirözü çevresindeki altın-gümüş madeni açık ocak işletmeciliği dosyası ve Şebinkarahisar’da 2021 yılında yaşanan atık barajı olayı da kentte maden faaliyetlerine ilişkin tartışmaları büyüten başlıklar arasında bulunuyor. KARADENİZ PROGRAMI RİZE MİTİNGİYLE TAMAMLANACAK CHP’nin Karadeniz programı Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illerini kapsıyor. Program 7 Mayıs’ta Ordu Fatsa’da başlayacak, aynı gün Giresun Tirebolu ve Sekü Köyü ile devam edecek. Heyet, 8 Mayıs’ta Trabzon Araklı ve Rize Çayeli programlarını gerçekleştirecek. Program, 9 Mayıs Cumartesi günü Rize’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla yapılacak mitingle tamamlanacak.

“KARADENİZ’DEKİ VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ” Haber

“KARADENİZ’DEKİ VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ”

“KARADENİZ’DEKİ VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ” Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük’te düzenlenen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’nde Karadeniz’deki madencilik faaliyetlerine sert tepki gösterdi. Özel, Ordu, Giresun ve Karabük’ün madencilerin talanına açıldığını söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Karabük’te gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Mitingde konuşan Özel, Karabük’ün orman varlığına dikkat çekerek Eflani, Ovacık ve Safranbolu’daki maden ruhsatları üzerinden çevre tahribatı uyarısı yaptı. “ORMANLAR GİDERSE GERİ GELMEZ” Özgür Özel, Karabük’ün Türkiye’de orman oranı en yüksek iller arasında yer aldığını belirterek madencilik faaliyetlerinin bölge için ciddi çevresel risk oluşturduğunu ifade etti. Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Tabii Karabük’ün sorunu, derdi deyince bir yandan Türkiye’de yüzde 65’lik orman oranıyla Türkiye’nin yüzölçümü olarak, yüzdesel olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri. Ama maalesef Eflani’de, Ovacık’ta ve Safranbolu’da beş maden ruhsatıyla ve 7 bin 200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenleri açarak, hem büyük bir çevre katliamı yapılıyor hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor.” ORDU, GİRESUN VE KARABÜK VURGUSU CHP Lideri Özel, Karadeniz’de özellikle Ordu, Giresun ve Karabük’ün madencilik baskısı altında olduğunu söyledi. Özel, iktidarın son döneminde bölgenin madencilik faaliyetlerine açıldığını savundu. Özel, “Bugün 3 Mayıs, seçimler iki yıl sonra en geç 14 Mayıs’ın olduğu hafta yapılmak zorunda. Ve birileri giderayak Karadeniz’i, özellikle Ordu’yu, Giresun’u ve Karabük’ü inanılmaz biçimde madencilerin talanına açmış durumda” dedi. “MADENLERE DEĞİL, VAHŞİ MADENCİLİĞE KARŞIYIZ” Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin madenlere karşı olmadığını, ancak orman tahribatı ve çevre riskleriyle yürütülen madencilik anlayışına karşı çıktığını vurguladı. Özel, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Buradan AK Parti’ye, MHP’ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum. Bu ormanlar giderse geri gelmez. Siyanürlü altın araması zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarıya tırmandırır. Bakır diyorlar, altına çeviriyorlar. Bakır da olsa altın da olsa fark etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla, Karadeniz’de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız.”

YAVUZ ÖNAL’DAN MADEN RUHSATLARINA SERT TEPKİ Haber

YAVUZ ÖNAL’DAN MADEN RUHSATLARINA SERT TEPKİ

YAVUZ ÖNAL’DAN MADEN RUHSATLARINA SERT TEPKİ Yeniden Refah Partisi Yağlıdere İlçe Başkanı Yavuz Önal, Karadeniz ve Giresun’daki maden ruhsatlandırma faaliyetlerinin tarım alanlarını, su kaynaklarını ve toplumsal yapıyı tehdit ettiğini açıkladı. Önal, fındık ve çay üretim alanlarının korunmasını, halk onayı olmadan hiçbir maden projesinin başlatılmamasını ve bölge için özel yasal güvence oluşturulmasını istedi. GİRESUN VE KARADENİZ İÇİN “BÜYÜK TEHLİKE” UYARISI Yeniden Refah Partisi Yağlıdere İlçe Başkanı Yavuz Önal, yaptığı açıklamada maden ruhsatlandırma faaliyetlerinin Giresun ve Karadeniz’in geleceğini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Önal, açıklamasında yalnızca siyasi bir kimlikle değil, “bu toprakların evladı, bu coğrafyanın bir ferdi ve bir sosyolog olarak” konuştuğunu belirterek, bölge halkını toprağına, suyuna ve üretim alanlarına sahip çıkmaya çağırdı. Önal, “Bugün burada sadece bir siyasi partinin ilçe başkanı olarak değil; bu toprakların evladı, bu coğrafyanın bir ferdi ve bir sosyolog olarak, kapımıza dayanan büyük bir tehlikeyi haykırmak için huzurlarınızdayım” dedi. “GİRESUN’UN %85’İ KAĞIT ÜZERİNDE PARSELİZE EDİLMİŞTİR” Önal, Giresun’daki ruhsatlandırma tablosunun teknik bir veri olmanın ötesine geçtiğini vurguladı. “Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ve bağımsız kuruluşların verileri önümüzde korkunç bir tablo koymaktadır. Bugün Giresun ilimizin yüzölçümünün %85’i, IV. Grup maden ruhsatları ile adeta abluka altına alınmıştır” sözleriyle durumu değerlendiren Önal, bunun doğrudan köylerin, yaylaların, fındık bahçelerinin ve içme suyu kaynaklarının geleceğini ilgilendirdiğini ifade etti. Önal, “Bu sadece bir teknik veri değildir; bu Yağlıdere’nin yaylasının, fındık bahçesinin ve içme suyunun geleceğinin başkalarının insafına bırakılması demektir” dedi. “KÖYLÜMÜZÜ KENDİ TOPRAĞINDA İŞÇİ YAPTIRMAYACAĞIZ” Açıklamasında toplumsal yapının bozulma riskine dikkat çeken Önal, maden faaliyetlerinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir kırılma yaratacağını savundu. Bölge insanının bağımsız yaşam kültürüne vurgu yapan Önal, toprağını kaybeden üreticinin kimliğini ve geleceğini de kaybedeceğini söyledi. Önal, “Bizim en büyük endişemiz toplumsal dokumuzun bozulmasıdır. Karadeniz insanı hürdür, bağımsızdır. Kendi toprağının efendisi olan köylümüzü, arazisini elinden alıp maden ocaklarında asgari ücretli birer modern köleye dönüştürmek isteyen bu sistem, ‘Milli Görüş’ duvarına çarpacaktır” ifadelerini kullandı. Önal, “Toprağını kaybeden insan, sadece malını değil; kimliğini ve geleceğini de kaybeder” dedi. “FINDIK VE ÇAY, MADENDEN DEĞERLİDİR” Karadeniz’in temel geçim kaynaklarına işaret eden Önal, bölgedeki fındık ve çay üretim alanlarının maden sahalarıyla çakıştığını belirterek tarımın stratejik önemine dikkat çekti. Maden gelirinin ekonomik payı ile tarımsal üretimin bölge halkı açısından taşıdığı yaşamsal değer arasında büyük bir fark olduğunu savundu. Önal, “Bölge genelinde fındık ve çay bahçelerimizin %76’sı maden sahaları ile çakışmaktadır. Türkiye’nin yıllık 2 milyar dolarlık fındık ihracatını, yani milletin rızkını, bir avuç şirketin kâr hırsına kurban etmek akıl tutulmasıdır” dedi. Önal, “Madenin ekonomideki payı %1 iken, tarımın Karadeniz insanı için hayatiyeti %100’dür” sözleriyle açıklamasını sürdürdü. YENİDEN REFAH PARTİSİ’NİN ÇÖZÜM BAŞLIKLARI Önal, açıklamasında partisinin çözüm önerilerini de sıraladı. Fındık ve çay gibi stratejik ürünlerin yetiştirildiği alanlar için özel koruma rejimi istedi. Halk onayı olmadan hiçbir projenin başlamaması gerektiğini belirten Önal, bölgenin yağışlı yapısı nedeniyle siyanürlü ayrıştırma gibi yöntemlerin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Önal, “Fındık ve çay gibi stratejik ürünlerin bulunduğu alanlar derhal ‘Maden Yasaklı Bölge’ ilan edilmelidir” dedi. Önal, “Halkın rızası olmayan hiçbir proje hayata geçemez. Köylünün ‘Hayır’ dediği yerde, iş makineleri kontağı açamaz” ifadelerini kullandı. Önal, “Yağışlı coğrafyamızda siyanürlü ayrıştırma, pimi çekilmiş bir el bombasıdır. İliç’te yaşanan felaketin bir benzerini Karadeniz’de yaşamaya niyetimiz yok” dedi. “KÂRIN %5’İ BÖLGE İNSANINA VE DOĞANIN ONARIMINA AKTARILMALI” Maden çıkarılması halinde bölge halkının doğrudan pay alması gerektiğini de savunan Önal, kurulacak bir köy kalkınma fonu ile yerel ekonominin ve doğa onarımının desteklenmesini istedi. Hammadde ihracatı yerine yerinde işleme ve sanayi yatırımı çağrısı yaptı. Önal, “Eğer bir yerde maden çıkarılacaksa, kârın %5’i doğrudan bölge insanına ve doğanın onarımına aktarılmalı; hammadde dışarıya değil, kurulacak milli sanayi tesislerimizde işlenerek gençlerimize iş kapısı olmalıdır” dedi. “TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKMAK, VATANIMIZA SAHİP ÇIKMAKTIR” Açıklamasının sonunda kalkınmaya ve sanayiye karşı olmadıklarını belirten Önal, önceliklerinin insanın, doğanın ve üretimin korunması olduğunu söyledi. Yağlıdere’nin dereleri, Giresun’un yeşili ve bölge insanının yaşam hakkı için mücadele edeceklerini vurguladı. Önal, “Yerin altındaki cevher, ancak yerin üstündeki insanın onurunu koruduğu sürece değerlidir. Biz ne kalkınmaya karşıyız ne de sanayiye; ancak bizim önceliğimiz her zaman ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ diyerek insanımızın ve doğamızın hukukunu korumaktır” dedi. Önal, “Yağlıdere’nin derelerini, Giresun’un yeşilini ve insanımızın haysiyetini kimsenin insafına terk etmeyeceğiz. Toprağımıza sahip çıkmak, vatanımıza sahip çıkmaktır” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Haber

MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR”

DERELİ DOĞA VE YAŞAM DERNEĞİ’NDEN MADEN TEPKİSİ: “TARIM ARAZİLERİ TASFİYE EDİLİYOR” Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini belirtti. Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları üzerinden tasfiye edildiğini, yerel halkın ise mülksüzleştirme riskiyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, maden ruhsatları üzerinden yürüyen sürece sert tepki gösterdi. Türk, tarım arazileri, meralar ve su kaynaklarının tehdit altında olduğunu belirterek, bölgede geniş çaplı bir mülksüzleştirme sürecinin işletildiğini ifade etti. Türk, Giresun coğrafyasının yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğini hatırlattı. Bu tablonun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve mülkiyet boyutları olan ağır bir sonuç doğurduğunu vurguladı. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK MÜLKİYET DEĞİŞİMLERİNDEN BİRİ” İbrahim Türk, tarım arazilerinin maden ruhsatları aracılığıyla tasfiye edildiğini ve bunun yerel halk açısından doğrudan mülksüzleştirme anlamına geldiğini söyledi. Türk, “Başka bir anlatımla Cumhuriyet tarihimizin en büyük ‘mülkiyet değişimi’ operasyonlarından biriyle karşı karşıyayız” dedi. Türk, 1923’ten 2002’ye kadar yaklaşık 80 yılda verilen toplam maden ruhsatı sayısının 1186 olduğunu, buna karşılık son 25 yılda bu rakamın 386 bine ulaştığını ifade etti. Bu artışın ülke ve bölge açısından geniş çaplı bir çevre felaketinin habercisi olduğunu dile getirdi. FINDIK BAHÇELERİ, MERALAR VE SU KAYNAKLARI UYARISI Türk, maden yasalarındaki boşlukların ve kamu yararı adı altında öne sürülen uygulamaların şirket çıkarlarını koruduğunu savundu. Çiftçilerin tek geçim kaynağı olan asırlık fındık bahçelerinin, meraların ve su kaynaklarının tehdit altında bulunduğunu söyledi. Acele kamulaştırma uygulamalarıyla köylünün elinden alınan arazilerin yalnızca bir toprak parçası olmadığını belirten Türk, bunun çocukların geleceği, bölgenin gıda güvenliği ve kültürel hafızası açısından da ağır sonuçlar doğuracağını kaydetti. Türk, “Bir maden şirketinin 30-40 yıllık kâr hırsı, bu toprakların bin yıllık bereketine tercih edilemez” ifadelerini kullandı. MİLLETVEKİLLERİNE ÇAĞRI İbrahim Türk, bölge milletvekillerine de doğrudan çağrı yaptı. Seçim dönemlerinde toprağın bereketinden söz eden siyasetçilerin, fındık bahçeleri maden sahasına çevrilirken sessiz kaldığını söyledi. Türk, “Toprağı elinden alınan köylünün feryadı Ankara’ya ulaşmıyor mu?” diye sordu. “Halkın vekili olmak, sadece açılışlarda kurdele kesmek değil; halkın yaşam alanını sermayeye karşı savunmaktır” diyen Türk, susulan her ruhsatın bir ailenin daha toprağından kopması anlamına geldiğini ifade etti. “HUKUKİ HAKLARIMIZI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ” Türk, madencilik adı altında yürütülen mülksüzleştirme ve şehre sürgün politikasına karşı sessiz kalmayacaklarını söyledi. Tarım arazilerinin ekonomik veri değil, doğrudan yaşam alanı olduğunu vurgulayan Türk, maden şirketlerinin geride zehirlenmiş topraklar ve sular bırakıp gideceğini, bölge halkının ise bu coğrafyada yaşamayı sürdüreceğini belirtti. Açıklamasının sonunda hukuki mücadelenin süreceğini duyuran Türk, her bir fındık dalının ve her bir su damlasının takipçisi olacaklarını söyledi. Türk, “Vatanını sevmek, toprağını ve suyunu korumaktır” dedi.

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ Haber

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ

SU PLANI ÇIKTI, GİRESUN’DA MADEN ALARMI BÜYÜDÜ RESMÎ GAZETE’DE SU PLANI, GİRESUN’DA YAŞAM ALANI TARTIŞMASI 14 Mart 2026 tarihli ve 33196 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11063 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Ulusal Su Planı (2026-2035)” yürürlüğe girdi. Kâğıt üzerinde su yönetimini düzenleyen karar, Giresun’da ise çok daha sert bir karşılık buldu. Çünkü kentte su başlığı artık tek başına su başlığı değil; maden ruhsatları, orman kaybı, tarımsal üretim, kırsal yaşam ve anayasal çevre hakkı aynı dosyada birleşmiş durumda. Kararın metni doğrudan Giresun’a özgü yeni bir maden ruhsatı ilan etmiyor. Yayımlanan düzenleme, ulusal ölçekte su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması, su kalitesinin iyileştirilmesi, kuraklık yönetimi, atık su altyapısının güçlendirilmesi ve tahsis planlaması gibi başlıkları içeren bir çerçeve metin niteliği taşıyor. Buna rağmen Giresun’da kararın yankısı teknik metnin sınırlarını aştı. Bunun nedeni, ilin uzun süredir maden ruhsat baskısı, su havzaları üzerindeki risk, orman alanlarının parçalanması ve üretim alanlarının daralması tartışmalarıyla yaşamaya devam etmesi. Kentte büyüyen tepkinin zemini yeni değil. Giresun Son Haber’in 11 Şubat 2026 tarihli “Aksu Vadisi için alarm” başlıklı haberinde, Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, Aksu Vadisi’ndeki madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını etkilediğini, tarım ve hayvancılık açısından tehlike oluşturduğunu belirterek denetim ve su analizi çağrısı yapmıştı. Şubat ayında yerel basına yansıyan bu uyarı, 14 Mart’taki Resmî Gazete kararının ardından bu kez daha geniş bir tartışmanın içine taşındı. Giresun’daki asıl gerilim, su planı metninin sahadaki ruhsat gerçeğiyle çakıştığı noktada ortaya çıkıyor. Son iki yılda yerel ve ulusal basına yansıyan MAPEG dayanaklı haberlerde, Giresun yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’inin maden ruhsat alanları kapsamında bulunduğu, bu alanların arama, işletme ve ihale safhasındaki ruhsatlarla il geneline yayıldığı aktarıldı. Aynı haberlerde 16 ilçenin önemli bölümünde IV. Grup maden ruhsatlarının yoğunlaştığı, bazı ilçelerde ruhsatlılık oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığı vurgulandı. Bu tablo, Giresun’da su yönetimi kararının neden yalnızca bürokratik bir düzenleme olarak okunmadığını açık biçimde gösteriyor. Sorun tam da burada düğümleniyor: Bir ilde su havzaları ile maden sahaları aynı coğrafyada üst üste biniyorsa, “su yönetimi” başlığı soyut bir plan olmaktan çıkıyor. Giresun’da su, yalnızca musluktan akan su anlamına gelmiyor; fındık bahçesinin verimi, hayvancılığın devamı, arıcılığın geleceği, meranın sürekliliği, dere yatağının sağlığı ve kırsal yaşamın ayakta kalması anlamına geliyor. Bu nedenle kentte çevre itirazı ile üretim kaygısı birbirinden ayrılmıyor; suya dönük her risk, aynı anda ekonomi, sosyal yapı ve göç baskısı tartışmasına dönüşüyor. Giresun’daki itirazın bir başka sert başlığı orman ve üst havza müdahaleleri. Çünkü maden faaliyeti yalnızca kazı yapılan noktadan ibaret görülmüyor; sahaya ulaşım için açılan yollar, geçici şantiye alanları, lojistik hatlar ve yardımcı tesisler de aynı zincirin parçası olarak değerlendiriliyor. Eğimin yüksek olduğu, yağış rejiminin güçlü olduğu ve yüzey suyu sistemlerinin hassaslaştığı Giresun coğrafyasında bu müdahalelerin su bulanıklığı, sediment taşınımı, toprak kaybı ve havza bütünlüğünde bozulma yaratabileceği yönündeki kaygı büyüyor. Yerel basına yansıyan Aksu Vadisi haberlerinde de suyun balçığa döndüğü, üreticinin su ve toprak kalitesi konusunda alarm verdiği görülüyor. Bu dosyanın hukuki dayanağı da net. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça düzenliyor; çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını korumayı ve çevre kirlenmesini önlemeyi devletin ve vatandaşların ödevi olarak tanımlıyor. Giresun’da yükselen tepki bu nedenle yalnızca siyasal bir karşı çıkış değil; suyu, toprağı, ormanı ve yaşam alanlarını etkilediği düşünülen uygulamalara karşı anayasal hak zemininde yükselen bir itiraz olarak şekilleniyor. Bilimsel ve teknik açıdan bakıldığında da itirazın omurgası boş değil. Su havzaları üzerindeki yoğun baskı, özellikle madencilik, yol açma ve yüzey bozunumu içeren faaliyetlerde bulanıklık artışı, askıda katı madde yükü, yüzey akış rejiminde değişim ve kaynak beslenmesinde bozulma riski yaratabiliyor. Giresun gibi kırsal üretimin su kalitesine doğrudan bağlı olduğu bir coğrafyada bu risk yalnızca ekolojik bir mesele olarak kalmıyor; verim düşüşü, kalite kaybı, kırsal gelir daralması ve uzun vadede yerleşim alanlarının zayıflaması anlamına da geliyor. Bu yüzden kentteki itiraz, sadece “doğa savunusu” değil; aynı zamanda üretim, geçim ve yerinde yaşam savunusu olarak okunuyor. Dosyanın sertleştiği yer de tam olarak burası. Giresun’da “neden itiraz edilmeli” sorusunun yanıtı çevresel duyarlılık cümleleriyle sınırlı değil. İtiraz edilmeyen her baskının önce suyu zayıflatacağı, ardından üretimi gerileteceği, sonra kırsal yaşamı çözeceği düşüncesi öne çıkıyor. Suyun kalitesi bozulursa fındık etkilenir; mera baskılanırsa hayvancılık daralır; orman parçalanırsa toprak tutunma gücü azalır; dere sistemi bozulursa yalnızca doğa değil, köyün geleceği de yara alır. Giresun’daki bugünkü alarm, bu zincirleme etki korkusundan besleniyor. Bir başka önemli nokta da şu: 11063 sayılı kararın kendisi, doğrudan “Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edildi” diyen bir metin değil. Ancak Giresun’da zaten yıllardır biriken ruhsat, su, orman ve üretim baskısı nedeniyle bu karar, teknik metnin ötesinde yeni bir eşik olarak algılandı. Kentte tartışılan şey yalnızca kararın satırları değil; o satırların, mevcut ruhsat haritası ve saha uygulamalarıyla birleştiğinde neye dönüşeceği sorusu. Bu yüzden karar Resmî Gazete’de yayımlandığı gün, Giresun’da mesele bir su planı değil, bir yaşam alanı dosyası olarak okundu. DERNEĞİN İTİRAZI Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk adına yapılan açıklamada itiraz başlıkları şöyle sıralandı: İstisnasız tüm ilçelerde maden faaliyeti: “Giresun’un %85’i maden sahası ilan edilmiştir. Bu yıkım sadece birkaç köyle sınırlı değildir; bugün Giresun’un tüm ilçelerinde ya bir maden işletmesi ya da bir arama ruhsatı bulunmaktadır. Bu, ilimizin her karış toprağının maden şirketlerinin insafına bırakılması demektir!” Su kaynaklarında kuşatma: “Dereli hattındaki Eğrianbar, Meşeliyatak, Yeşiltepe, Yıldız, Sütlüce ve Bahçeli bölgelerinde olduğu gibi, diğer ilçelerimizde de su kaynaklarının tamamı maden sahalarının içinde kalmıştır.” Üretim ve kırsal ekonomi vurgusu: “Devletimize asıl büyük ve sürekli katkıyı sağlayan geçici maden projeleri değil; fındık tarımı, hayvancılık ve arıcılıktır. Köylünün alın teri, maden şirketinin kârından çok daha büyüktür. Suyumuzu feda etmek, milli ekonomiyi yok etmektir!” Su kullanım önceliği itirazı: “Yeni kararname ile su ‘stratejik kaynak’ sayılarak kullanım önceliği Giresunlu üreticiden alınıp maden projelerine devredilmektedir.” Orman ve doğa kıyımı iddiası: “Tüm ilçelerimizde maden yolları açmak uğruna, halkımızın özenle yetiştirdiği ormanlar fiilen kesilmektedir.” Açıklamanın Aksu Vadisi bölümünde şu ifadelere yer verildi: “Halkımız ekranlardaki savaşı izlerken, yayla yolu güzergahlarımızda orman kesimleri ve maden sondajları fiilen başlatılmıştır. Bu çalışmalar başta Aksu Çayı olmak üzere tüm su havzalarımızı %100 oranında zehirleme potansiyeli taşımaktadır. Televizyonlarda 'modern yönetim' altyazılarıyla sunulan bu plan; Giresun halkı için susuzluk ve yok edilen doğa demektir!” Kültürel miras ve çevre hakkına ilişkin bölümde ise şu vurgu yapıldı: “Tüm ilçelerimizdeki tarihi yapılarımız ve ormanlarımız maden baskısı altında yok edilmektedir. Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca 'sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımızı' savunuyoruz. Giresun’un %85’ini maden sahasına hapseden, suyumuzu ve bin yıllık mirasımızı savaş gündeminin arkasına sığınılarak feda eden bu anlayışa karşı tüm ilçelerimizle birlikte hukuki takibimizi sürdürceğiz!”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.