Hava Durumu

#Kuraklık

giresunsonhaber - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı Haber

TEMA Vakfı’ndan Orman ve Su Uyarısı

TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, insan faaliyetleri nedeniyle giderek derinleşen orman kaybı ve su yoksunluğunun başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en çok kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekti. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, suyu ve ormanları korumanın toplumsal eşitliği ve ekonomik dayanıklılığı da korumak anlamına geldiğini vurguladı. Ormanlar ve su varlıkları, yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluştururken, ekonomik yaşamın görünmez altyapısını ve toplumsal refahın güvencesini de sağlıyor. Ancak bugün, gezegenimizin yaşanabilirliği için vazgeçilmez olan bu doğal varlıklar hiç olmadığı kadar baskı altında. Artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri, ormanlar ile su varlıklarını giderek daha kırılgan hale getiriyor. Büyük resme baktığımızda ise acilen önleyici adımların atılması gerekiyor. Birleşmiş Milletler bu yıl, Ormancılık Haftası’nın da başlangıcı olan 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirledi. Bu iki tema, ormanlar ve su varlıklarının doğal sistemlerin bir parçası olduğunu yeniden hatırlatırken, toplumsal eşitliğin ve ekonomik refahın temelini de oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dünyada 45 milyon insan geçimini ormanlardan sağlıyor Karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar sayısız ekosistem hizmeti sunan ormanlar, aynı zamanda insan refahı ve ekonomik yaşamın ana bileşenlerinden biri. Dünya genelinde 45 milyon insan geçimini doğrudan ormanlardan sağlarken, milyarlarca insanın yaşamı, ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olarak sürüyor. Tüm bu hizmetlerin ekonomik karşılığını hesaplamak ise mümkün bile değil. Ancak küresel ölçekte orman kaybı hız kesmeden devam ediyor. 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok edildi. Son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi kadar, doğal orman alanı kaybedildi. Yangınların yol açtığı tahribatlar giderek artarken son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanı iki katına çıktı. Orman kaybı su güvencesini de zayıflatıyor Ormanların zayıflaması sadece ekolojik bir kayıp değil, su güvenliği açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü ormanlar su döngüsünün önemli bir parçasını oluşturuyor; havzaları koruyor, yağışları ve suyun kalitesini artırıyor, kuraklık ve taşkın riskini azaltıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir." Su yoksunluğu en çok kadınları ve çocukları etkiliyor Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımı konusunda görülen eşitsizlikler ise toplumsal yaşamda daha da derinleşiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocukları her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcıyor. Bu durum eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştiren sonuçlar doğuruyor. İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını daha da zorlaştırıyor. Bu duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Deniz Ataç, "Su yoksunluğu, bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı her yerde bakım yükünü en çok kadınlar ve kız çocukları üstleniyor; eğitimden, çalışma hayatından ve yaşam fırsatlarından feragat etmek zorunda kalıyorlar. Oysa suya erişim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Aynı iklim koşullarına sahip toplumlar arasında suya erişim yönetsel nedenlerle üç kata kadar değişebiliyorsa bu bize su yoksunluğunun çözümünde sadece altyapıya değil, adil ve katılımcı yönetime de odaklanmamız gerektiğini gösterir." ifadelerini kullandı. Dünya "su iflası" riskiyle karşı karşıya Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan yeni bir rapor ise dünyanın artık, “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre insanlık nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyor ve birçok su sistemi geri dönülmesi zor bir eşik noktasına yaklaşıyor. Ataç, endişe verici bu tabloya karşı uyarıda bulundu: "Tatlı su varlığı azalan Dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil." "Doğal varlıkların korunması, birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün" Deniz Ataç, su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesinin, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını söyledi: "İklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerekiyor. Doğal varlıkların korunması, su güvencesinin sağlanması ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılması ancak birbirini tamamlayan bütüncül politikalarla mümkün." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR” Haber

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR”

CHP’Lİ ŞENYÜREK’TEN KREDİ UYARISI: “BORÇLU ÇİFTÇİYE KREDİ YASAĞI, ÜRETİMİ DURDURUR” Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek, vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sübvansiyonlu kredi kullanamamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şenyürek, söz konusu uygulamanın tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Giresun’da yaklaşık 80 bin üreticinin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olduğunu hatırlatan Şenyürek, “Bu karar birkaç üreticiyi değil, Giresun’un tamamını ilgilendiren bir üretim krizine dönüşmektedir” dedi. Şenyürek, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın son açıklamalarının sahadaki tabloyu açık biçimde ortaya koyduğunu belirterek, Bayraktar’ın ‘SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu nedeniyle çiftçilere kredi verilmemesi tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir’ sözlerini hatırlattı. Şenyürek, “Bu uyarı görmezden gelinemez” ifadesini kullandı. “Şebinkarahisar'da yaşananlar, Giresun'un özetidir” CHP Şebinkarahisar İlçe Başkanı Sezai Şenol’un açıkladığı verilerin kararın ilçelerde yarattığı tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu belirten Şenyürek, Şebinkarahisar’da 3.088 üreticinin Tarım Kredi Kooperatifleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişki içinde olduğunu söyledi. Bu üreticilerin önemli bir bölümünün SGK ve vergi borcu gerekçesiyle sübvansiyonlu krediye erişemediğini ifade eden Şenyürek, “Tarım Kredi’den indirimli kredi kullanan bir çiftçi 1.000 lira için yaklaşık 1.200 lira geri ödeme yaparken, borcu olduğu için bu haktan yararlanamayan çiftçi aynı tutar için yüzde 50’nin üzerinde faizle yaklaşık 1.666 lira ödemek zorunda bırakılıyor. Bu fark üretimi değil, borcu büyütüyor” şeklinde konuştu. “Afetler varken çiftçi çaresiz bırakılamaz” 2025 yılının zirai don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı ve şap hastalığı nedeniyle çiftçiler açısından adeta bir afet yılına dönüştüğünü vurgulayan Şenyürek, “TZOB’un da işaret ettiği gibi; kuraklık ve zirai don üretimi azaltırken, kahverengi kokarca fındıkta rekolteyi düşürdü, şap hastalığı hayvancılığı vurdu; üretici hayvanını satamadı, geliri eridi. Böylesi bir tabloda ‘borcun varsa kredi yok’ demek, çiftçiyi tamamen çaresiz bırakmaktır” dedi. “Büyük şirketlere af, çiftçiye engel kabul edilemez” Milyonlarca liralık vergi borcu bulunan büyük şirketler için çıkarılan af düzenlemelerine dikkat çeken Şenyürek, “Küçük üreticiye gelince aynı anlayış ortadan kalkıyor. Bu yaklaşım sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı. Şenyürek açıklamasını şu çağrıyla tamamladı: “Vergi ve SGK borçları üretimi engellemeyecek şekilde yapılandırılmalı, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredi kullanımı derhal yeniden açılmalıdır. TZOB’un uyarıları da göstermektedir ki; bu karar devam ederse üretim düşecek, gıda güvenliği riske girecektir. CHP olarak biz; üreticinin emeğini koruyan, kooperatifçiliği güçlendiren, planlı üretimi ve taban fiyat güvencesini esas alan, kamucu ve sosyal adaletçi tarım politikalarının takipçisiyiz. Çiftçiyi yüksek faize mahkum eden değil; girdiyi ucuzlatan, borcu yönetilebilir kılan, üretimi sürdürülebilir hale getiren bir düzen için mücadelemizi sürdüreceğiz. Üretenin yanında, ithalat lobilerinin karşısında durmaya devam edeceğiz.”

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Haber

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, '300 lira kötü bir rakam değil ancak üreticimizin daha yüksek bir beklentisi olabilir' dedi. FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, fındıkta rekolte düşüşü, fiyat tartışmaları, ihracat seyri ve Türkiye’nin küresel pazar liderliğini koruma stratejilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bayraktar, “Doğru bilgi üreticinin lehinedir. Fındık bizim için hayati bir meseledir. Türkiye bu liderliği kaybetmemeli” dedi. Bayraktar, Ekotürk TV yayınına katıldı. Bayraktar’ın söylediklerini rahat okunması için soru-cevap biçiminde hazırladık. TÜRKİYE HÂLÂ DÜNYANIN EN GÜÇLÜ FINDIK ÜRETİCİSİ Soru: Türkiye, üretimin %65’ine, ticaretin %80’ine sahipti. Hâlâ bu gücü koruyor muyuz? Bayraktar: Türkiye’nin fındık üretimindeki gücü devam ediyor. Fakat 2007’de dünya üretimindeki payımız %72 idi, bugün %60’lara geriledi. Ticaretteki payımız ise hâlâ %80’lerde. Yani dünya fındık piyasasını yönlendirebilecek ölçüde etki sahibiyiz. Ama üretim payındaki düşüşü göz ardı etmemeliyiz. BU YIL REKOLTE EN AZ %60 DÜŞTÜ Soru: Bu yıl rekolte neden düştü? Fiyat artışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Bu yıl çok özel bir yıl. Zirai don, kuraklık ve kokarca zararlıları rekolteyi neredeyse %60 oranında azalttı. Doğal olarak ürün az olduğunda fiyat yükseliyor. Geçen yıl TMO’nun 130 TL açıkladığı fiyat bu yıl 200 TL oldu ama piyasa 340 TL’yi gördü, şu anda 300 TL civarında. Geçmiş yıllarla kıyaslayınca üretici açısından iyi bir fiyat olduğunu söyleyebilirim. GİRESUN KALİTE FİYATI 300,50 TL’YE TEKABÜL EDİYOR Soru: Giresun kalite fındığın 297 TL olarak açıklanan fiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Giresun tombul fındığının coğrafi işaret hakkı FİSKOBİRLİK’te. Belgesi olan üreticilere +3 TL prim veriyoruz. Dolayısıyla fiyat 300,50 TL’ye denk geliyor. Beklentiler daha yüksek olabilir ama dünya fiyatlarıyla kıyaslayınca kötü bir fiyat değil. HER ÜLKEDE AZALMA VAR AMA EN ÇOK TÜRKİYE ETKİLENDİ Soru: Rakip ülkelerde durum nasıl? İtalya, ABD, Azerbaycan, Gürcistan gibi üreticilerde tablo nedir? Bayraktar: Bu yıl sadece Türkiye değil, tüm dünyada fındık üretiminde düşüş yaşandı. Ama en büyük üretici biz olduğumuz için en çok etkilenen ülke de biz olduk. Dünyada arz–talep dengesi bozulduğu için fiyatlar hızla yükseldi. “Zirai don + kuraklık + kokarca” birlikte etkisini ilk kez bu kadar güçlü gösterdi. INC’NİN 609 BİN TON TAHMİNİ BU YIL MÜMKÜN DEĞİL Soru: INC’nin (Uluslararası Kabuklu Kuruyemiş Birliği) 2025–2026 rekolte tahmini 609 bin tondu. Gerçekçi buluyor musunuz? Bayraktar: Asla mümkün değil. Muhtemelen o tahmin yapılırken don ve kuraklığın etkisi tam görülmemişti. Türkiye’nin geçen yılki rekoltesi 700 bin tondu ama bu yıl sanayicilerin tahmini bile 420 bin tona kadar geriledi. Gerçeği söylemek üreticinin lehinedir. Spekülasyon en çok üreticiye zarar verir. İHRACAT DÜŞTÜ AMA SEZON SONUNDA ELİMİZDE FINDIK KALMAYACAK Soru: İlk iki ayda ihracat 351–352 milyon dolar. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Geçmiş yıllara göre düşük. Büyük alıcılar, Türkiye’de fiyat hızlı yükseldiği için önce daha ucuz olan başka ülkelere yöneldi. Ama onların ürünleri zaten sezon boyu yetmez. Sonuçta yine Türkiye’ye dönecekler. Bu yıl elimizdeki fındığın tamamı satılır. BİZDEKİ FINDIK KALİTESİNİN ALTERNATİFİ YOK AMA… Soru: Peki Türkiye’deki kaliteyi başka ülkelerde bulabiliyorlar mı? Bayraktar: Bizim kalite eşsiz ama fiyat farkı alıcıları geçici olarak başka ülkelere yönlendirebilir. Bu fiyat üretici için yüksek değildir, yanlış anlaşılmasın. Ancak üretimdeki liderliği korumak için dünya pazarına uygun fiyat politikaları da önemli. %70 ÜRETİM PAYINDAN %60’A DÜŞTÜK, BUNA ÖNLEM ALMALIYIZ Soru: Türkiye’nin üretim payındaki düşüş nasıl durdurulabilir? Bayraktar: Bu mesele sadece hükümetin değil; üretici örgütlerinin, sanayicinin, STK’ların ve siyasetin ortak meselesidir. Fındık üretilen bölgelerde başka ürün alternatifi yok. Bu yüzden fındık Türkiye için hayati bir ürün. Liderliği kaybetmemek için uzun vadeli plan yapılmalı. İTALYA’NIN YAPTIĞI GİBİ FINDIĞI SANAYİDE DAHA ÇOK KULLANMALIYIZ Soru: Fındığı daha katma değerli ürünlere dönüştürme konusunda Türkiye yeterince ilerledi mi? Bayraktar: İtalya bu konuda güçlü. Çikolata, krema, pasta sanayii ve işlenmiş ürünlerde çok başarılılar. Türkiye’nin de bu alana daha fazla yönelmesi şart. Ham fındık satmak yerine işlenmiş ürün satmak daha yüksek gelir sağlar. Biz de FİSKOBİRLİK olarak bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

Ordu Korgan Barajı'nda su tutumuna başlandı Haber

Ordu Korgan Barajı'nda su tutumuna başlandı

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, inşaatı tamamlanan Korgan Barajı’nın su tutmaya başladığını duyurdu. İlçe merkezi ve çevre mahallelerin içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan baraj, aynı zamanda olası orman yangınlarında su kaynağı olarak da değerlendirilmek üzere tasarlandı. ORDU (İGFA) - Ordu Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (OSKİ) tarafından finanse edilen ve 300 milyon liraya mal olan Korgan Barajı, 1 milyon 800 bin metreküp su kapasitesi ile 2070 yılına kadar ilçenin içme suyu ihtiyacını garanti altına alıyor. BAŞKAN GÜLER: “KORGAN BARAJI SADECE İÇME SUYU DEĞİL, TURİZM VE YANGINLA MÜCADELEDE DE KRİTİK BİR GÖREV ÜSTLENECEK” Ordu’nun 19 ilçesinde gölet ve baraj projelerinin sürdüğünü belirten Başkan Güler, yapılan yatırımların salt içme suyu teminini aşarak, aynı zamanda kuraklık ve iklim değişikliği ile mücadelede de önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Başkan Güler açıklamalarında şunları dile getirdi: “41 metre yüksekliğindeki Korgan Barajımızda su tutma işlemine başladık. Finansmanı Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan projeyi DSİ gerçekleştirdi. Ayrıca Kumru ve Çaybaşı ilçelerinde de baraj projelerimizi tamamladık, gölet çalışmaları devam etmekte. Hedefimiz, öz kaynaklarıyla yetinebilen ilçeler oluşturmak. Su bizim için stratejik bir öneme sahip. Bu baraj, yalnızca içme suyu sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda turizme de büyük katkı sunacak. Aynı şekilde, şehrimizin en az 50 yıllık su ihtiyacı bu projeyle teminat altına alınmış olacak.”

ORDU'DA FINDIKTA VERİMLİLİK İÇİN DAMLAMA YÖNTEMİ Haber

ORDU'DA FINDIKTA VERİMLİLİK İÇİN DAMLAMA YÖNTEMİ

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in fındık bahçelerinde verimi artırmak için başlattığı Fındık Verimliliği Projesi (FINVER) çerçevesinde, fındık bahçelerine toprak altı damla sulama sistemi monte ediliyor. ORDU (İGFA) - Büyükşehir Belediyesinin tarım iştiraki ORTAR A.Ş. tarafından sürdürülen proje ile fındıkta yüzde 100'e varan verim artışı hedefleniyor. Proje dahilinde kurulan sistemle su, bitkinin kök bölgesine doğrudan ulaştırılacak. Böylece hem su tasarrufu sağlanacak hem de bitki beslenmesi ve üründe kalite önemli ölçüde artırılacak. Ordu’da belirlenen pilot bölgelerde başlatılan bu çalışmaların, çiftçilerden gelen talepler doğrultusunda yaygınlaştırılması planlanıyor. VERİMDE ÖNEMLİ ARTIŞ SAĞLIYOR Ziraat Mühendisi Abdulkerim Kurucu, uygulamanın bölge tarımı için büyük bir değişim yaratacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Toprak altı damla sulama sistemiyle su ve gübre doğrudan kök bölgesine taşınıyor. Bu hem kaynak kullanımında tasarruf sağlıyor hem de beslenme etkinliğini üst seviyeye çıkarıyor. Çiftçi gübre maliyetlerinden tasarruf ederken, işçilik masrafları neredeyse sıfır seviyesine iniyor. Kullanım etkinliği söz konusu olduğunda yüzde 100'e varan verim artışı sağlamak olası.” Özellikle yaz aylarında meydana gelen kuraklık dönemlerinde sistemin önemine vurgu yapan Ziraat Mühendisi Kurucu, sözlerine şöyle devam etti: “Bu sistemle toprağın düzenli nem seviyesi korunabiliyor. Suyun kontrollü ve doğrudan kök bölgesine verilmesi, su kayıplarını minimize ederken bitki gelişimini dengeliyor. Bu da doğrudan ürün kalitesine ve miktarına olumlu şekilde yansıyor.”

Türkiye, Su Forumu'na ev sahipliğine hazırlanıyor Haber

Türkiye, Su Forumu'na ev sahipliğine hazırlanıyor

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin, Dışişleri Bakanlığı'nın desteğiyle, Bakanlık bünyesindeki Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından düzenlenen Uluslararası Su Forumu'na beşinci kez ev sahipliği yapacağını açıkladı. ANKARA (İGFA) - Küresel iklim değişikliği perspektifinde su yönetimi için sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi amacıyla yeni stratejiler, 5-6 Mayıs 2026'da gerçekleştirilecek 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda, yerli ve yabancı uzmanlar tarafından tartışılacak. Toplantının, küresel iklim değişikliğine odaklanarak su yönetimi konusunda sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, orman yangınları, kuraklık, sel ve taşkın gibi olaylarla sadece ülkemizde değil dünya genelinde derinden hissedilen küresel iklim değişikliğinin, alınacak önlemler konusunda uluslararası düzeyde bütüncül bir kararlılık gerektirdiğini vurguladı. Bu bağlamda Türkiye'nin su alanındaki güçlü vizyonu çerçevesinde, 5-6 Mayıs 2026'da 'Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme' ana temasıyla 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nun düzenleneceğini belirten Bakan Yumaklı, bu toplantıda yerel ve yabancı uzmanlar, yetkililer ve akademisyenler, küresel ve bölgesel su gündemine katkıda bulunmak ve iş birliğini geliştirmek amacıyla görüşlerini sunma fırsatı bulacaklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.