Hava Durumu

#Katma Değer

giresunsonhaber - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA %60 ALGISI: TÜRKİYE’NİN PAYI NEDEN SİSTEMATİK OLARAK DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR? Haber

FINDIKTA %60 ALGISI: TÜRKİYE’NİN PAYI NEDEN SİSTEMATİK OLARAK DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR?

FINDIKTA %60 ALGISI: TÜRKİYE’NİN PAYI NEDEN SİSTEMATİK OLARAK DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR? Türkiye, dünya fındık üretiminde yaklaşık yarım asırdır lider konumda bulunmasına rağmen, uluslararası piyasalarda ve ticari değerlendirmelerde ülkenin üretim payının sıklıkla %60 civarında ifade edilmesi dikkat çekiyor. Oysa hem güncel veriler hem de uzun dönemli istatistikler, Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının %65–70 bandında seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu fark, basit bir hesap hatasından ziyade, fiyat oluşumu ve pazarlık gücüyle doğrudan ilişkili bir algı meselesine işaret ediyor. DÜNYA FINDIK ÜRETİMİ: GÜNCEL DURUM FAO ve Uluslararası Sert Kabuklu Meyveler Konseyi (INC) verilerine göre dünya fındık üretimi yıllık yaklaşık 1,05–1,10 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Bu üretimin ülkelere göre dağılımı ise şöyle: Ülke Yıllık Üretim (bin ton) Dünya Payı (%) Türkiye 650–750 %65–70 İtalya 120–150 %12–14 Azerbaycan 70–80 %6–7 ABD (Oregon) 50–60 %5–6 Şili 45–55 %4–5 Gürcistan 40–45 %3–4 Diğer ülkeler 20–30 %2–3 Bu tablo, Türkiye’nin tek başına dünya üretiminin yaklaşık üçte ikisini karşıladığını açık biçimde gösteriyor. Rakip ülkelerin hiçbiri, tek başına Türkiye’ye yakın bir üretim hacmine sahip değil. 50 YILLIK PERSPEKTİF: PAY DEĞİŞTİ Mİ? Türkiye’nin üretim payının zamanla gerilediği yönündeki iddialar, uzun dönemli verilerle örtüşmüyor. Son 50 yılın 10 yıllık ortalamalarına bakıldığında tablo netleşiyor: Dönem Dünya Üretimi (bin ton) Türkiye Üretimi (bin ton) Türkiye Payı (%) 1970’ler ~550 ~350 %63–65 1980’ler ~600 ~400 %66–67 1990’lar ~650 ~450 %68–69 2000’ler ~750 ~500 %66–67 2010’lar ~950 ~650 %68–70 2020’ler ~1.050–1.100 ~650–750 %65–70 Veriler, Türkiye’nin üretim payının yarım asırdır yüksek ve istikrarlı olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla tartışmanın merkezinde üretim miktarındaki bir düşüş değil, bu üretimin fiyat gücüne dönüşememesi yer alıyor. NEDEN %60 SÖYLEMİ ÖNE ÇIKIYOR? Ekonomi çevrelerine göre Türkiye’nin payının %60 civarında sunulmasının arkasında üç temel neden bulunuyor. Birincisi, pazarlık gücünü zayıflatma amacı. Türkiye’nin %70 payla anılması, ülkeyi “vazgeçilmez üretici” konumuna taşırken; %60 söylemi, “büyük ama ikame edilebilir tedarikçi” algısını güçlendiriyor. Bu algı, özellikle hasat öncesi fiyat pazarlıklarında alıcı tarafın elini rahatlatıyor. İkincisi, alternatif üretici algısının büyütülmesi. Azerbaycan, Şili, ABD ve Gürcistan gibi ülkeler son yıllarda üretimlerini artırmış olsa da, bu ülkelerin toplamı dahi Türkiye’nin üretim hacmine ancak yaklaşabiliyor. Türkiye’nin payı %60 olarak sunulduğunda, bu ülkeler psikolojik olarak daha güçlü bir “denge unsuru” gibi gösterilebiliyor. Üçüncü neden ise rekolte ve pay hesaplarının bilinçli biçimde karıştırılması. Ticari raporlarda Türkiye için düşük rekolte tahminleri kullanılırken, rakip ülkeler için yüksek üretim rakamlarının esas alınması, Türkiye’nin dünya içindeki payını kağıt üzerinde aşağı çekiyor. ASIL KIRILMA: ÜRETİMDE DEĞİL, FİYATTA Son 50 yılın verileri birlikte okunduğunda ortaya çıkan temel gerçek şu: Gösterge 1970’ler 2020’ler Türkiye üretim payı %63–65 %65–70 Fiyat belirleme gücü Görece güçlü Zayıf Katma değer Büyük ölçüde içeride Büyük ölçüde dışarıda Türkiye üretimde liderliğini korurken, fiyat ve katma değer üretimi giderek üretim sahasının dışına taşmış durumda. Bu durum, üretim gücü ile ekonomik egemenlik arasındaki kopuşu derinleştiriyor. %60 Bir Veri Değil, Bir Algı Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payının %60 olarak ifade edilmesi, istatistiksel bir zorunluluktan çok ticari bir algı yönetimi tercihi olarak öne çıkıyor. Amaç, Türkiye’nin vazgeçilmezliğini görece azaltmak ve fiyat pazarlıklarında dengeyi alıcı lehine çevirmek. Bu nedenle fındık tartışması, yalnızca “ne kadar üretiyoruz?” sorusuna değil; “bu üretim gücü neden fiyata ve gelire dönüşmüyor?” sorusuna odaklanmak zorunda. Kaynaklar FAO – FAOSTAT, Hazelnuts (with shell) International Nut and Dried Fruit Council (INC), Global Statistical Review OECD–FAO Agricultural Outlook . . . DÜNYA FINDIK ÜRETİMİ (KABUKLU FINDIK) Ülkeler Bazında Üretim ve Paylar Ülke Yıllık Üretim (bin ton) Dünya Payı (%) Üretim Özelliği Türkiye 650–750 ≈ %65–70 Geleneksel, eğimli arazi, yüksek kalite İtalya 120–150 ≈ %12–14 Yoğun plantasyon, yüksek verim Azerbaycan 70–80 ≈ %7 Yeni bahçeler, hızlı büyüme ABD (Oregon) 50–60 ≈ %5 Tam mekanizasyon Şili 45–55 ≈ %4–5 İhracat odaklı, modern tesisler Gürcistan 40–45 ≈ %4 Küçük üretici, dalgalı kalite İspanya 15–20 ≈ %1–2 Bölgesel üretim Diğer ülkeler 20–30 ≈ %2–3 Dağınık TÜRKİYE – DÜNYA KARŞILAŞTIRMASI Gösterge Türkiye Dünya Üretim 650–750 bin ton 1.050–1.100 bin ton Üretim Payı ≈ %65–70 %100 İhracat Payı ≈ %70–75 %100 Ortalama Verim Düşük–Orta Rakiplerde yüksek Ürün Niteliği Premium (Giresun kalite) Karışık ÜLKELER BAZINDA 50 YILLIK PAY DEĞİŞİMİ Dünya Fındık Üretimi – Payların Evrimi Ülke 1970’ler (%) 1990’lar (%) 2020’ler (%) Eğilim Türkiye 63–65 68–69 65–70 ↔ (yüksek ama sabit) İtalya 15–18 13–14 12–14 ↘ (pay düştü, verim arttı) ABD 3–4 4–5 5–6 ↗ Azerbaycan – 2–3 6–7 ⬆ hızlı yükseliş Şili – – 4–5 ⬆ yeni oyuncu Gürcistan – 3–4 3–4 ↔ Diğer 10–12 7–8 4–5 ↘ DÜNYA VE TÜRKİYE FINDIK ÜRETİMİ – 50 YILLIK KARŞILAŞTIRMA Dünya Toplamı – ???????? Türkiye Dönem Dünya Üretimi (bin ton) Türkiye Üretimi (bin ton) Türkiye Payı (%) 1970’ler ~550 ~350 %63–65 1980’ler ~600 ~400 %66–67 1990’lar ~650 ~450 %68–69 2000’ler ~750 ~500 %66–67 2010’lar ~950 ~650 %68–70 2020’ler ~1.050–1.100 ~650–750 %65–70

BULANCAK’TAN İSTANBUL’A YEREL LEZZET KÖPRÜSÜ: BULNUT TANITIMI Haber

BULANCAK’TAN İSTANBUL’A YEREL LEZZET KÖPRÜSÜ: BULNUT TANITIMI

BULANCAK’TAN İSTANBUL’A YEREL LEZZET KÖPRÜSÜ: BULNUT TANITIMI Necmi Sıbıç, bir dizi temas kapsamında gittiği İstanbul’da, Bulancak Belediyesi öncülüğünde geliştirilen yerel fındık markası BULNUT’un tanıtımı için önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Programın ilk durağı Beyoğlu Belediyesi oldu. Başkan Sıbıç, burada Sefer Karaahmetoğlu ve Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yakupoğlu ile bir araya geldi. Ziyarette, Bulancak’ın bereketli topraklarında yetişen fındıklardan üretilen BULNUT Fındık ve BULNUT Kakaolu Fındık Kreması ürünleri takdim edildi. %100 doğal ve yerli üretim vurgusuyla geliştirilen ürünler, lezzet ve kalite açısından beğeni topladı. “YEREL ÜRETİCİYE KATMA DEĞER SAĞLIYORUZ” Görüşmede konuşan Başkan Sıbıç, Bulancaklı üreticilerin emeğini markalaştırarak daha geniş pazarlara ulaştırmayı hedeflediklerini belirtti. Yerel kalkınma, kooperatifçilik ve sosyal belediyecilik ekseninde yürütülen projelerin yaygınlaştırılacağını ifade eden Sıbıç, “Yerel üretimi destekleyen her adım, doğrudan üreticimizin refahına katkı sunuyor” dedi. Başkan Vekili Karaahmetoğlu ise BULNUT markasının doğal gıda ve yerel ekonomi modeli açısından örnek bir çalışma olduğunu vurgulayarak ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. BULNUT İÇİN İSTANBUL’DA YENİ PAZAR HEDEFİ İstanbul programı çerçevesinde temaslarını sürdüren Başkan Sıbıç, BULNUT ürünlerinin İBB Halk Market aracılığıyla İstanbullularla buluşturulması konusunda da önemli bir görüşme yaptı. Bu kapsamda İSYÖN A.Ş. Genel Müdürü Hamdi Arpa ile bir araya gelindi. Genel Müdür Arpa, ziyaretten memnuniyet duyduğunu ifade ederek Başkan Sıbıç’a teşekkür etti ve kaleme aldığı “İstanbul’un Balıkhanelerinden Öyküler” adlı kitabını hediye etti. Görüşmede, yerel üretim ürünlerinin sosyal market kanalları aracılığıyla büyükşehir tüketicisiyle buluşturulmasının hem üreticiye hem tüketiciye fayda sağlayacağı vurgulandı. “Yerelden sofraya, birlikte güçlüyüz” mesajıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde; Belediye Özel Kalem Müdürü Ertuğrul Yıldız, Yazı İşleri Müdürü Fatih Serdar Doğan, Giresunlu iş insanı Önder Kızıltaş ve BULNUT Satış Sorumlusu Muhammed Koca da yer aldı. Bulancak Belediyesi’nin yerel tarımsal ürünleri markalaştırarak ulusal pazara açma vizyonu doğrultusunda yapılan bu temasların, önümüzdeki süreçte yeni iş birliklerinin kapısını aralaması bekleniyor.

ÜNİVERSİTE–SANAYİ KÖPRÜSÜ GÜÇLENİYOR Haber

ÜNİVERSİTE–SANAYİ KÖPRÜSÜ GÜÇLENİYOR

Bilimsel bilgi laboratuvarda kalınca makale olur, sanayiyle buluşunca katma değer üretir. Bu anlayışla düzenlenen önemli bir eğitim programı akademi ile üretim dünyası arasında güçlü bir köprü kurmayı hedefledi. ÜNİVERSİTE–SANAYİ KÖPRÜSÜ GÜÇLENİYOR Giresun’da Akademisyenlere TÜBİTAK Destekli Proje Yazma Eğitimi TÜBİTAK bünyesindeki BİDEB 2237-B Bilimsel Eğitim Etkinliklerini Destekleme Programı kapsamında desteklenen “Üniversite Sanayi İş Birliğine Yönelik Proje Yazma Eğitimi: İhtisaslaşma Alanında Akademik Perspektiften Uygulamaya Geçiş” başlıklı eğitim programı 27–29 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirildi. Eğitim, üniversite öğretim elemanlarının sanayi odaklı proje geliştirme becerilerini artırmayı amaçladı. AKADEMİK BİLGİ SAHAYA İNİYOR Eğitimde, TÜBİTAK 1505 Programına Yönelik Uygulamalı Proje Hazırlama Süreçleri Anlatıldı Program kapsamında, Giresun Üniversitesi öğretim elemanlarına üniversite–sanayi iş birliği çerçevesinde proje yazma süreçleri teorik ve uygulamalı olarak aktarıldı. Özellikle TÜBİTAK 1505 Üniversite Sanayi İş Birliği Destek Programı odağında; çağrı metni analizi, ihtiyaç belirleme, sanayi ortağı ile iş modeli oluşturma ve bütçe planlama gibi kritik başlıklar ele alındı. Katılımcılar, kendi proje fikirleri üzerinden uygulamalı çalışmalar yaparak somut taslaklar geliştirme fırsatı buldu. GÜÇLÜ EĞİTMEN KADROSU Farklı Üniversitelerden Alanında Uzman Akademisyenler Eğitime Katkı Sundu Eğitimin yürütücülüğünü Dr. Şafak Esra Aslan üstlenirken, düzenleme kurulu üyesi ve eğitmen olarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Balkaya ile Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Erkan yer aldı. Program, Prof. Dr. Hüseyin Şahin’in açış konuşmasıyla başladı. Eğitimlerde ayrıca; Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Caner Koç, Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yıldız Kaçar ve Prof. Dr. İlknur Solmaz, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden Prof. Dr. Buhara Yücesan, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şule Arı eğitmen olarak görev aldı. Organizasyon ekibinde ise üniversiteden Öğr. Gör. Dr. Mehmet Akgün, Arş. Gör. Buğra Güvercin ve Arş. Gör. Esma Kaplan yer aldı. 2237-B PROGRAMI NE SAĞLIYOR? Bilimsel Eğitimlerle Araştırmacıların Proje Yetkinliği Artırılıyor TÜBİTAK BİDEB 2237-B Programı; araştırmacıların belirli tematik alanlarda bilgi ve becerilerini geliştirmeye yönelik bilimsel eğitim etkinliklerini destekliyor. Bu kapsamda düzenlenen eğitimler, yalnızca teorik bilgi sunmakla kalmıyor; katılımcıların fonlanabilir proje üretme kapasitesini artırmaya odaklanıyor. Gerçek etki, makaleden fabrikaya uzanan yolda ortaya çıkıyor. Bu eğitim de tam olarak o yolu biraz daha kısaltmak için atılmış adımlardan biri olarak dikkat çekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.