Hava Durumu

#Jeopolitik Riskler

giresunsonhaber - Jeopolitik Riskler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik Riskler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yatırımcılar Yılın İlk Yarısında Güvenli Liman Arayışına Yöneldi Haber

Yatırımcılar Yılın İlk Yarısında Güvenli Liman Arayışına Yöneldi

2026'nın ilk yarısında jeopolitik riskler ve merkez bankalarına yönelik beklentiler yatırım kararlarında etkili oldu. İran kaynaklı gerilimlerle güvenli liman talebi artarken altın fiyatları yükseldi, ancak bu kazançların bir kısmı daha sonra geri verildi. SAFEbit CEO'su Emrah Aktaş, Fed'in yeni Başkanı Kevin Warsh liderliğinde izlenecek para politikasının yılın ikinci yarısında piyasaların yönünü belirleyeceğini söyledi. 2026 yılının ilk beş ayı, küresel finans piyasalarında belirsizliklerin ve risk algısının belirgin şekilde yükseldiği bir dönem olarak geride kaldı. Yılın başından itibaren küresel ekonomide büyüme görünümüne ilişkin soru işaretleri devam ederken, özellikle Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler ve İran eksenli jeopolitik gerilimler piyasalarda yön belirleyici unsurlar arasında yer aldı. Bölgedeki tansiyonun zaman zaman yükselmesi, enerji arzına yönelik endişeleri artırırken petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden oldu. Bu durum, enflasyon beklentilerinin yeniden gündeme gelmesine ve yatırımcıların risk iştahında azalmaya yol açtı. Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra ABD Merkez Bankası'nda yaşanan yönetim değişimi ve Fed'in yeni dönemde izleyeceği politika da küresel piyasalarda yakından takip edildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAFEbit CEO'su Emrah Aktaş, yatırımcıların yılın ilk yarısında güvenlik ve likiditeyi ön planda tuttuğunu belirtti. “2026'nın ilk yarısına baktığımızda piyasalarda fiyatlamaları yönlendiren en önemli unsurun jeopolitik gelişmeler olduğunu görüyoruz. Özellikle İran çevresinde yaşanan gerilimler, enerji fiyatlarından altına, hisse senetlerinden kripto paralara kadar hemen her varlık sınıfında etkisini hissettirdi. Belirsizliğin arttığı dönemlerde yatırımcıların ilk tercihi yine güvenli limanlar oldu ve altın bu süreçte güçlü bir performans sergiledi. Savaşın etkisiyle tarihi seviyelere yaklaşan altın fiyatlarında daha sonra kâr satışları ve risklerin kısmen azalmasına bağlı olarak geri çekilmeler gördük. Böylece yılbaşından bu yana elde edilen getirinin önemli bir bölümü silinmiş oldu. Bunun temel nedeni yalnızca jeopolitik riskler değil. Aynı zamanda küresel ekonomide büyümeye ilişkin soru işaretleri ve merkez bankalarının gelecekte nasıl bir politika izleyeceğine yönelik beklentiler de yatırımcıları koruma amaçlı pozisyon almaya yöneltti.” Piyasalar Kevin Warsh döneminin ilk sinyallerini izliyor Yılın ilk yarısında yatırımcıların yakından takip ettiği başlıklardan birinin de ABD Merkez Bankası'ndaki yönetim değişimi olduğunu ifade eden Aktaş, para politikalarına ilişkin beklentilerin piyasalarda yön tayin etmeye devam ettiğini söyledi. “Fed'de Kevin Warsh döneminin başlamasıyla birlikte piyasalar yeni dönemde para politikasının nasıl şekilleneceğini anlamaya çalışıyor. Küresel sermaye akışlarının yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri hâlâ ABD faiz politikası. Warsh'ın enflasyonla mücadele konusunda kararlı olmakla birlikte ekonomik büyümeyi destekleyen bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceği yatırımcılar tarafından dikkatle izleniyor. Çünkü Fed'in atacağı her adım yalnızca hisse senedi piyasalarını değil, emtia ve kripto para piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle faiz indirimlerine yönelik beklentilerin güçlenmesi ve daha güvercin bir para politikası görünümünün oluşması durumunda riskli varlıklara yönelik talebin yeniden artabileceğini düşünüyoruz.” Yılın ikinci yarısında risk iştahı yeniden yükselebilir Hazira ayıyla birlikte yılın ilk yarısının son ayına girildiğini hatırlatan Aktaş, önümüzdeki dönemde piyasalarda dalgalı görünümün sürebileceğini belirtti. “Yılın ikinci yarısına yaklaşırken yatırımcıların dikkatle izlemesi gereken üç temel başlık bulunuyor. Bunlar jeopolitik gelişmeler, Fed'in para politikası ve küresel ekonomik büyüme verileri olacak. Özellikle Orta Doğu'daki gelişmelerin seyri, enerji piyasaları üzerinden tüm finansal varlıkları etkileme potansiyeline sahip. Kripto para piyasaları açısından baktığımızda ise uzun vadeli hikâyenin güçlü kalmaya devam ettiğini düşünüyoruz. Eğer yılın geri kalanında jeopolitik tansiyonun düşmesi ve daha kalıcı bir barış ortamının oluşması mümkün olursa, küresel piyasalarda risk iştahı yeniden güçlenebilir. Buna ek olarak Fed Başkanı Kevin Warsh'ın daha güvercin bir para politikası yaklaşımı benimsemesi halinde, Bitcoin başta olmak üzere dijital varlıkların bu ortamdan olumlu etkilenebileceğini düşünüyoruz. Ancak kısa vadede küresel belirsizliklerin oluşturduğu volatilite yatırımcıları zaman zaman zorlamaya devam edebilir. Sonuç olarak, 2026'nın ilk yarısı yatırımcıların risk yönetimine her zamankinden daha fazla önem verdiği bir dönem olarak kayıtlara geçti. Yılın ikinci yarısında da piyasaların yönünü büyük ölçüde jeopolitik gelişmeler ve merkez bankalarının atacağı adımlar belirleyecek gibi görünüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı Haber

2025’te Plastik İhracatı 10 Milyar Dolara Dayandı

Plastik sektörü; küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yükselen maliyet baskılarına rağmen güçlü üretim altyapısı, geniş ürün portföyü ve yüksek ihracat kapasitesiyle 2025 yılında yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, bu başarının Türkiye’nin ihracatındaki genel artışa önemli bir katkı sağladığını belirterek, Türk sanayisinin üretim gücünü, esnekliğini ve küresel rekabet yeteneğini açıkça gösterdiğini ifade etti. Türkiye, küresel ekonomideki belirsizlikler, bölgesel çatışmalar ve ticaret üzerindeki baskılara rağmen 2025 yılında ihracatta tarihi bir başarıya imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştı. Bu performans, Türk sanayisinin üretim kapasitesini, ihracat yeteneğini ve küresel rekabetçiliğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2025 yılında ihracatta en büyük katkıyı 41,5 milyar dolarla otomotiv sektörü yaparken, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 31,9 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü oldu. Elektrik-elektronik sektörü ise 17,7 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. Kimyevi maddeler ve mamulleri ürün grupları içerisinde plastikler ve mamulleri, 2025 yılında 9,567 milyar dolarlık ihracat ile açık ara lider konumunu sürdürdü. Plastik sektörünü, 7,133 milyar dolarlık ihracatla mineral yakıtlar ve ürünler izlerken, anorganik kimyasallar 3,673 milyar dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı. “Plastik ihracatı büyüyor” 2025 yılı ihracat performansını değerlendiren plastik sektörünün çatı kuruluşu PLASFED Başkanı, küresel ölçekte yaşanan ekonomik daralma, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarına rağmen Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamlarına ulaşıldığını vurguladı. Kimya sektörünün yaklaşık 32 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin ikinci büyük ihracatçı sektörü olduğunu belirten Karadeniz, bu başarının arkasındaki en güçlü itici kuvvetin plastik endüstrisi olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “2025 yılında plastik sektörü olarak yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bu rakam, sadece sektörümüzün değil, Türk sanayisinin üretim gücünün, esnekliğinin ve krizlere karşı dayanıklılığının somut bir göstergesidir. Plastik sektörü; yüksek teknolojiye dayalı üretimi, geniş ürün portföyü ve ihracat kapasitesiyle Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyan temel sektörlerden biridir” dedi. Karadeniz ayrıca, “Kimya sektörü Türkiye ihracatında yalnızca büyüklüğüyle değil, sağladığı yüksek katma değerle de önemli bir rol üstleniyor. Bu değerin merkezinde ise plastik sektörü yer alıyor. Plastik endüstrisi, kimya sektörünün ihracat performansına en güçlü desteği sağlayarak Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıran stratejik bir aktördür” ifadelerini kullandı. Küresel çatışmalar ticareti etkiliyor Küresel ölçekte devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, lojistik hatlardaki aksamalar ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ticaretini ciddi şekilde etkilediğini belirten Başkan Karadeniz, Türk sanayicisinin bu zorlu süreçte büyük bir mücadele verdiğini söyledi. Karadeniz, “Küresel çatışmaların gölgesinde; artan maliyetlere, finansman erişimindeki zorluklara ve daralan pazarlara rağmen üretimden ve ihracattan vazgeçmeyen Türk sanayicisi ve ihracatçısı adeta birer kahramanlık hikayesi yazıyor. Türk ihracatçısı, tüm bu zorluklara rağmen pazarlarını korumayı ve yeni pazarlara açılmayı başardı” diye konuştu. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi için sanayi ve ihracat odaklı politikaların önemine vurgu yapan Karadeniz, sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatı destekleyici yapısal reformların hızla uygulanması gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.