Hava Durumu

#İnovasyon

giresunsonhaber - İnovasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İnovasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Üretim ve WHU CCT Dünya Liderlerini İstanbul’da Buluşturdu Haber

Enerjisa Üretim ve WHU CCT Dünya Liderlerini İstanbul’da Buluşturdu

Enerjisa Üretim, dünyanın farklı ülkelerinden iş dünyası liderlerini ve akademisyenleri bir araya getiren WHU – Campus for Corporate Transformation’ın (CCT) Türkiye’deki ilk buluşmasına ev sahipliği yaptı. “Çok Kutuplu Dünyada Başarıyı Sürdürmek” temasıyla İstanbul’da gerçekleştirilen WHU CCT 2026’da; Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk ve Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy’un da aralarında bulunduğu iş dünyasının önde gelen isimleri, değişen küresel dengelerden liderliğe, kurumsal dönüşümden organizasyonların geleceğine uzanan başlıkları ele aldı. İş dünyası ile akademiyi aynı platformda buluşturan WHU – Campus for Corporate Transformation’ın (CCT) 9’uncu buluşması, Enerjisa Üretim ev sahipliğinde Sakıp Sabancı Müzesi – The Seed’de gerçekleştirildi. Kuruculuğunu ve moderatörlüğünü Prof. Dr. Serden Özcan’ın üstlendiği konferansta, çok kutuplu dünyanın beraberinde getirdiği yeni ekonomik dengeler, jeopolitik gelişmeler ve teknolojik dönüşümün şirketlerin stratejileri üzerindeki etkileri değerlendirildi. Liderlik, kurumsal dayanıklılık ve organizasyonların geleceği, farklı sektörlerden ve coğrafyalardan deneyimlerle ele alındı. Küresel dönüşüm gündemi İstanbul’da çok yönlü ele alındı WHU CCT 2026, Türkiye’den ve dünyadan dikkat çekici bir konuşmacı kadrosunu İstanbul’da bir araya getirdi. Avusturya Eski Federal Şansölyesi Dr. Wolfgang Schüssel, Merck Grubu Denetleme Kurulu Üyesi ve Aile Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Simon Thelen, Pakistan’ın Amerika Birleşik Devletleri eski Büyükelçisi Ali J. Siddiqui ve EBRD Türkiye ve Kafkaslar Genel Müdürü Elisabetta Falcetti gibi uluslararası isimler, değişen küresel dengeleri farklı perspektiflerden değerlendirdi. Türkiye iş dünyasından ise Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, Erciyas Holding Genel Müdürü Emre Erciyas ve Unilever Türkiye Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, gün boyunca gerçekleştirilen keynote konuşmaları ve panel oturumlarında iş dünyasının dönüşüm gündemine ilişkin görüşlerini paylaştılar. Yapay zekâ kurumsal dönüşüm gündeminde öne çıktı Konferansta yapay zekânın verimlilik artışının ötesinde yeni iş modelleri, inovasyon ve rekabet avantajı yaratma potansiyeli ele alınırken, bu dönüşümün liderlik, kurum kültürü ve organizasyonel yetkinliklerle desteklenmesinin önemi vurgulandı. Finanstan enerjiye, teknolojiden sanayiye uzanan farklı sektörlerden liderleri aynı platformda buluşturan konferans, çok kutuplu dünyanın şekillendirdiği yeni dinamikleri ve şirketlerin geleceğe hazırlanırken geliştirebilecekleri stratejik yaklaşımları gündeme taşıdı. “Elektrik çağında geleceği esneklik, teknoloji ve güçlü ortaklıklarla inşa edeceğiz” Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, WHU CCT’nin Türkiye’deki ilk buluşmasına ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti belirterek şunları söyledi: “WHU CCT’nin Türkiye’deki ilk buluşmasına ev sahipliği yapmak, küresel dönüşümün yönünü farklı sektörlerden ve coğrafyalardan liderlerle birlikte değerlendirmek açısından bizim için çok kıymetli. Bugün teknoloji, jeopolitik gelişmeler, değişen ekonomik dengeler ve yeni rekabet dinamikleri iş dünyasını eş zamanlı olarak dönüştürüyor. Bu dönemde kurumların başarısını; değişimi öngörme, yeni fırsatları değerlendirme, güçlü ortaklıklar geliştirme ve dönüşüme yön verebilme yetkinlikleri belirleyecek. Çok kutuplu dünyanın sunduğu fırsatları sürdürülebilir büyümeye dönüştürmenin yolu, uzun vadeli bir vizyonu çevik karar alma mekanizmaları ve güçlü bir kurum kültürüyle buluşturmaktan geçiyor. Yapay zekâdan enerji dönüşümüne, dijitalleşmeden yeni iş modellerine kadar uzanan bu değişim, sektörler arasındaki sınırları yeniden tanımlıyor. Enerji de bu dönüşümün en stratejik alanlarından biri. Dünya elektrik çağına giriyor. Yapay zekâ, veri merkezleri, elektrikli araçlar ve değişen yaşam biçimleri, elektrik ihtiyacını çok daha ileri taşıyacak. Enerji, ülkelerin bağımsızlığı ve ekonomik dayanıklılığı açısından giderek daha stratejik bir önem kazanıyor. Bu nedenle geleceğin enerji sistemini üretim kapasitesi, esneklik, teknoloji ve dijitalleşmeyi bir araya getiren bütünsel bir yaklaşımla ele alıyoruz. Enerjisa Üretim olarak farklı kaynaklardan elektrik üretebilme gücümüzü artırdık. Şimdi bu gücü batarya teknolojileri ve dijitalleşmeyle destekleyerek enerji sistemimize daha fazla esneklik kazandırmaya odaklanıyoruz. Yeni kapasite yatırımlarımızı sürdürürken elektrifikasyonun sanayiden ulaşıma, günlük yaşamdan yeni teknolojilere kadar yarattığı fırsatları değerlendiriyoruz. 2050’nin dünyasını bugünün kararları, yatırımları ve kurduğumuz ortaklıklarla inşa ediyoruz. Bu yolculukta uluslararası iş birliklerinin, bilgi paylaşımının ve ortak aklın dönüştürücü gücüne inanıyoruz. WHU CCT gibi platformlar, farklı sektörlerden liderlerin deneyimlerini bir araya getirerek yeni fikirlerin ve güçlü ortaklıkların gelişmesine katkı sağlıyor. Bu anlayışla COP31’in somut uygulamaları, yenilikçi çözümleri ve uluslararası ortaklıkları hızlandıran önemli bir platform olacağına inanıyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümündeki güçlü potansiyelini dünyaya taşıyarak sürdürülebilir geleceğin inşasında öncü rol üstlenmesini önemsiyoruz.” “Geleceğin başarılı şirketleri, stratejiyi kültüre ve teknolojiyi yeni değere dönüştürebilenler olacak” WHU – Otto Beisheim İşletme Okulu İnovasyon ve Kurumsal Dönüşüm Kürsüsü Başkanı ve WHU CCT Kurucusu Prof. Dr. Serden Özcan ise şöyle konuştu: “Kurumsal dönüşüm, bugün liderliğin en temel sorumluluklarından biri. Başarının anahtarı; güçlü bir strateji oluşturmak, iş modellerini değişen koşullara uyarlamak ve bu stratejiyi hayata geçirecek kültürü kurumun DNA’sına yerleştirmekten geçiyor. Gerçek dönüşüm, strateji ile organizasyonun aynı hedef doğrultusunda ilerlemesiyle mümkün oluyor. Geleceğe yön veren kurumlar; çevikliği, stratejik disiplini ve sürekli öğrenme kültürünü bir araya getirebilenler olacak. Yapay zekâ da bu dönüşümün en güçlü katalizörlerinden biri. Bugün şirketler yapay zekânın sunduğu olanaklarla süreçlerini hızlandırıyor, verimliliklerini artırıyor ve yeni yetkinlikler geliştiriyor. Önümüzdeki beş ila altı yılda ise yapay zekânın yeni ürünlerin, iş modellerinin ve inovasyonun gelişiminde çok daha belirleyici bir rol üstleneceğini öngörüyoruz. Bu süreçte rekabet avantajını, teknolojiyi stratejik bir değere dönüştürebilen ve organizasyonlarını bu doğrultuda geliştirebilen şirketler elde edecek. WHU CCT’nin en önemli gücü de dönüşümü ortak bir öğrenme yolculuğuna dönüştürmesi. Farklı sektörlerden üst düzey yöneticilerin deneyimlerini, karşılaştıkları zorlukları, aldıkları kritik kararları ve bu süreçlerden çıkardıkları dersleri açıkça paylaşabildikleri bir ortam oluşturuyoruz. WHU CCT ile liderlerin birlikte düşündüğü, birbirinden öğrendiği ve geleceğin iş dünyasına yön verecek fikirleri geliştirdiği güçlü bir diyalog platformu oluşturmayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Türkiye’nin küresel ticaret ve yatırım ekosistemindeki stratejik konumu, ACE BPSC 2026 Zirvesi’nin ikinci gününde düzenlenen “NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler” panelinde masaya yatırıldı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde ve TABA-AmCham ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen zirvede, NATO Zirvesi sonrasında şekillenen yeni ekonomik ve siyasi dengeler, transatlantik ticaretin geleceği, tedarik zincirlerinin güvenliği ve savunma sanayisindeki iş birliği fırsatları değerlendirildi. Kamu ve özel sektörün üst düzey temsilcilerini buluşturan panelde, Türkiye’nin bölgesel üretim, lojistik ve yatırım merkezi olarak artan önemine dikkat çekilirken, Türkiye ile ABD arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi ve bu hedefe ulaşmada öngörülebilirliğin önemi vurgulandı. Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı Haber

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı

Coursera Global Skills Report 2026 verilerine göre, Türkiye'de yapay zeka güvenliği eğitimlerine olan ilgi %275 oranında arttı. Coursera’nın 2026 Global Beceriler Raporu (Global Skills Report) kamuoyuyla paylaşıldı. Söz konusu rapora göre Türkiye, yeni Yapay Zeka-İnsan Becerileri Sinerji Endeksi’nde dünya genelinde 41’inci, Avrupa'da ise 23’üncü sırada yer alıyor. Alanında ilk olan bu Endeks, 98 farklı ülkedeki kullanıcıların yapay zeka yetkinliklerini, bu bilgileri pratiğe dökmek için gerekli olan insani becerilerle ne ölçüde harmanladığını, ülkelerin genel yapay zeka hazırlık seviyelerini de baz alarak analiz ediyor. Türkiye’nin ulaştığı bu nokta, ülkenin yapay zeka yetenek kapasitesini artırdığı ve beceri gelişimi konusunda yeni stratejiler belirlediği bir sürece işaret ediyor. Stanford’un 2026 AI Index Report raporundaki verilere göre, Türkiye’deki yapay zeka yetenek yoğunluğu 2019-2025 yılları arasında %75 oranında artış gösterdi. Ülkenin 2026-2030 Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı kapsamında, iki yıl içerisinde beş milyon vatandaşa ulaşmayı hedefleyen Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı'nın yanı sıra 10.000 ileri düzey uzman ve 100.000 uygulama profesyoneli yetiştirilmesi planlanıyor. Rapor 300 milyondan fazla öğrenen verilerinden oluşturuyor Bu yıl sekizincisi yayımlanan Global Beceriler Raporu, Coursera ve Udemy bünyesindeki 300 milyondan fazla öğrencinin verilerinden oluşan bir alt kümeye dayanıyor. Çalışma, yapay zeka ve insani becerilerin gelişimine dair sunduğu içgörüleri, Oxford Insights’ın Government AI Readiness Index’indeki kapsamlı ulusal hazırlık verileriyle entegre ediyor. Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı Türkiye genelinde yapay zeka odaklı kurslara kayıtlar yıllık bazda %29 artış kaydetti. Eğitimlerde öne çıkan temel başlıklar arasında ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları, makine öğrenimi temelleri ile prompt yazımı ve etkileşim yöntemleri bulunuyor. Ayrıca yapay zeka iş akışları, entegrasyon, orkestrasyon, büyük dil modeli (LLM) uygulamaları ve modelleme de dikkat çeken diğer alanlar arasında. Ajan tabanlı iş akışlarına olan ilgi %158, yapay zeka güvenliği eğitimlerine ilgi %275 ve üretken yapay zeka kayıtları ise %107 oranında arttı. Türkiye’de karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 arttı Türkiye’deki öğrenenler, yapay zeka araçlarını yönetmek ve bilinçli kararlar alabilmek adına insani becerilerini de geliştirmeye odaklanıyor. İnsan liderliği, yönetişim, etik, stratejik düşünme, karar verme, paydaş uyumu ve inovasyon geliştirme ön plana çıkan yetkinlikler arasında. Karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 artarken; inovasyon %33 ve eleştirel düşünme %10 oranında yükseliş gösterdi. Türkiye'deki öğrenenler, üç yapay zeka beceri alanının yanı sıra stratejik düşünme ve karar verme yetkinlikleri de geliştiriyor Rapor, hangi yapay zeka yetkinliklerinin hangi insani becerilerle eş zamanlı geliştirildiğini ve bu durumun küresel ortalamayla karşılaştırmasını sunuyor. Türkiye’de özellikle stratejik düşünme ve karar verme becerisi ön plana çıkıyor. Bu yetkinlik; ajan tabanlı yapay zeka, yapay zeka iş akışları/orkestrasyon ve LLM uygulamaları olmak üzere üç farklı alanla birlikte gelişme eğilimi gösteriyor. Söz konusu beceri kombinasyonlarının, kullanıcıların yapay zeka çıktılarını doğrudan benimsemek yerine, kurumsal hedefler ve iş öncelikleri doğrultusunda analiz etmelerine olanak tanıdığı belirtiliyor. Bu durum, farklı seçeneklerin risk ve avantajlarını tartmayı, yapay zekanın gerçek değer yarattığı alanları tespit etmeyi ve kurumsal amaçlara en uygun uygulamaları seçmeyi kolaylaştırıyor. Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor Değişen iş dünyası dinamikleri, bu yetkinliklerin kazanılmasını ve belgelendirilmesini kritik hale getiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs Report 2025 raporu, Türkiye'deki işverenlerin mevcut iş becerilerinin %44'ünün 2030 yılına kadar dönüşeceğini öngördüğünü ortaya koyuyor. Bu süreçte mikro-yeterlilik belgeleri, bireylerin doğrulanmış becerilerini işverenlere kanıtlaması açısından önemli bir araç haline geliyor. Coursera’nın verilerine göre Türkiye’de mikro-yeterlilik kayıtları yıllık bazda toplam %38 artış gösterirken, yapay zeka odaklı olanlarda bu artış %62 olarak gerçekleşti. Zribi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak” Coursera Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Kais Zribi, konuyla ilgili olarak şunları ifade etti: “Türkiye’nin yapay zeka yolculuğundaki sonraki adım, kurumların edindiği yeni yetkinlikleri ne derece somut iş sonuçlarına ve doğru kararlara dönüştürebileceğiyle ilgili olacak. Teknik bilgi, yapay zekanın değer yarattığı noktayı belirleyen muhakeme gücüyle birleşmelidir. Eğitim kurumları ve işverenler, pratik öğrenme yolları inşa ederek bu süreci destekleyebilir. Bu yaklaşım, ülkenin yapay zeka hedeflerinin gerçek bir üretkenliğe ve fırsata dönüşmesini sağlayacaktır.” Coursera’nın Global Skills Report 2026 raporuna buradan ulaşabilirsiniz: Coursera Hakkında Dünya standartlarında eğitime herkesin erişebilmesi amacıyla 2012 yılında Andrew Ng ve Daphne Koller tarafından kurulan Coursera; seçkin üniversiteler ve endüstri liderleriyle iş birliği yaparak kurslar, profesyonel sertifikalar, uzmanlık programları ve diploma seçeneklerinden oluşan geniş bir portföy sunmaktadır. Platformun sunduğu yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş rehberlik, Course Builder ve Role Play gibi yeniliklerin yanı sıra Skills Tracks gibi çözümler; eğitmenlerin ve şirketlerin ölçeklenebilir ve doğrulanabilir öğrenme deneyimleri tasarlamasına imkan tanıyor. Dünya genelindeki birçok kurum; veri bilimi, üretken yapay zeka ve işletme gibi yüksek talep gören alanlarda yetkinlik kazanmak için Coursera'dan faydalanırken, bireysel kullanıcılar da kariyer yolculuklarını bu platform üzerinden şekillendiriyor. Delaware merkezli bir kamu yararına çalışan şirket (Public Benefit Corporation) ve B Corp olan Coursera, kısa süre önce Udemy ile birleşerek dünyanın en kapsamlı beceri geliştirme ekosistemlerinden birini kurmuştur. Coursera; Türkiye'de Erciyes Üniversitesi, Yeditepe, MEF, Bahçeşehir Üniversitesi ve Hisar Okulları gibi birçok kuruluş ve kurumla işbirliği yapmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni BMW 7 Serisi Neue Klasse Teknolojileriyle Türkiye’de Satışa Sunuldu Haber

Yeni BMW 7 Serisi Neue Klasse Teknolojileriyle Türkiye’de Satışa Sunuldu

Borusan Otomotiv'in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği BMW’nin amiral gemisi 7 Serisi, yedinci neslinde Neue Klasse vizyonu ile yenilendi. BMW’nin “Adanmışlığın Eseri” olarak tanımladığı Yeni BMW 7 Serisi; tamamen elektrikli ve mild hybrid-benzinli motor seçenekleriyle Eylül ayı itibarıyla Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’nda yerini aldı. BMW’nin Neue Klasse vizyonunun lüks sınıftaki ilk temsilcisi olan Yeni BMW 7 Serisi, Eylül ayı itibarıyla Türkiye’de satışa sunuldu. İlk neslinden bu yana inovasyon ve teknoloji alanındaki öncü karakteriyle BMW’nin amiral gemisi olan 7 Serisi, Neue Klasse tasarım dilini dijital teknolojiler, elektrikli mobilite ve yüksek performansla bir araya getirerek lüks sedan segmentinde yeni bir dönem açıyor. Yeni BMW 7 Serisi’nin öne çıkan özellikleri arasında BMW İşletim Sistemi X ve sürücü odaklı tasarıma sahip BMW Panoramic iDrive’ın yanı sıra A sütunundan A sütununa ön camın genişliği boyunca uzanan projeksiyon yüzeyiyle sürüş bilgilerini sürücünün görüş alanına taşıyan BMW Panoramic Vision yer alıyor. 8K çözünürlüklü Theatre Screen, 700’e varan kişiselleştirme seçeneği ve ilk kez sunulan BMW Ön Yolcu Multimedya Ekranı da modelin dikkat çeken yenilikleri arasında bulunurken, Executive Lounge donanımları arka koltuk konforunu yeniden tanımlıyor. Yeni BMW Lüks Sınıf Tasarımının Prömiyeri BMW Iconic Glow aydınlatmalı böbrek ızgaralar ve BMW Individual kristal farlar, otomobilin ön yüzünde bütünleşerek Yeni BMW 7 Serisi’ne görsel açıdan etkileyici bir görünüm kazandırıyor. Yandan bakıldığında sadeleştirilmiş yüzeyler ve karakteristik çizgiler şık bir silüet oluştururken, arka tasarım yenilenen stopların net hatlarıyla şekilleniyor. BMW Individual Iconic Glow Kristal Ön Farlar; kristal cam öğeleri ve elmas kesimli yapıları sayesinde ışığı çok sayıda yüzeyde yansıtarak benzersiz bir görünüm sunuyor. Aynı zamanda viraj aydınlatması ve 600 metreye kadar aydınlatma menzili sağlayan matrix uzun farlarla sürüş güvenliğini üst seviyeye taşıyor. Ceremonial Dinamik Zemin Aydınlatması, kapı eşiklerine entegre edilen 194 binden fazla piksele sahip LED aydınlatmaların animasyon moduna göre değişen koreografisiyle otomobile binme anını kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştürüyor. Benzinli mild hibrit ve tamamen elektrikli motor seçeneklerini aynı ürün gamında sunan Yeni BMW 7 Serisi, Türkiye’de BMW 740 xDrive, BMW i7 60 xDrive ve BMW i7 M70 xDrive olmak üzere üç farklı versiyonla satışa sunuluyor. Kullanıcıların kişisel zevklerini ve karakterlerini otomobillerine yansıtabilmeleri için Pure Excellence ve M Excellence olmak üzere iki farklı tasarım paketi sunuluyor. Saf Zarafetin Yorumu: Pure Excellence Pure Excellence tasarım paketi; mat krom cam çıtaları, krom kapı altı çıtaları, yeni gövde renkleri ve 20 ila 22 inç aralığında jant seçenekleri ile zarafetin en saf halini temsil ediyor. İç mekânda ise aydınlatmalı kapı eşikleri, yüksek kaliteli Merino deri döşemeler ve açık gözenekli parlak ahşap/meşe kaplamalar lüks bir ambiyans yaratıyor. Daha sportif ve dinamik: M Excellence M Excellence tasarım paketi ise Yeni BMW 7 Serisi’nin daha dinamik ve güçlü karakterini yansıtıyor. 21 ve 22 inç jant seçeneklerine ek olarak parlak siyah cam çıtaları, parlak siyah BMW M tasarımlı ön ve arka tamponlar, arka spoiler ve mavi kaliperli M Sport fren diskleri dış tasarımda sportif görünümü güçlendiriyor. İç mekânda yer alan M tasarımlı aydınlatmalı kapı eşikleri, deri direksiyon ve karbon fiber iç kaplamalar ise otomobilin performans odaklı karakterini tamamlıyor. Üç Motor Seçeneği, Üç Ayrı Karakter Yeni BMW 7 Serisi’nin içten yanmalı motor seçeneği olan Yeni BMW 740 xDrive, 3.0 litrelik mild hibrit benzinli motoruyla 400 beygir güç ve 580 Nm tork üretiyor. Dört tekerlekten çekiş sistemine sahip otomobil, 0-100 km/s hızlanmasını 5,1 saniyede tamamlarken 250 km/s maksimum hıza ulaşıyor. 540 litrelik bagaj hacmiyle günlük kullanım ve uzun yol ihtiyaçlarına da cevap vermeyi hedefliyor. Yeni BMW 740 xDrive; Pure Excellence tasarım paketiyle 21.526.200 TL, sportif tasarım öğelerini öne çıkaran M Excellence paketiyle ise 22.966.800 TL liste fiyatına sahip. Geleceğin mobilite vizyonunu bugüne taşıyan tamamen elektrikli model ailesinde ise Yeni BMW i7 60 xDrive, 544 beygir güç ve 745 Nm tork sunuyor. Model, 0-100 km/s hızlanmasını 4,8 saniyede gerçekleştirirken WLTP ölçümlerine göre 608 ila 727 kilometre arasında menzil vadediyor. 112,5 kWh net batarya kapasitesine sahip i7 60 xDrive, 250 kW DC hızlı şarj desteğiyle yüzde 10’dan yüzde 80’e 28 dakikada şarj edilebiliyor. BMW’nin verilerine göre 10 dakikalık yüksek güçlü şarj, 202 ila 252 kilometre arasında ek menzil sağlayabiliyor. Yeni BMW i7 60 xDrive Pure Excellence tasarım paketiyle 14.370.400 TL, M Excellence paketiyle 15.136.900 TL fiyatıyla Borusan Otomotiv Yetkili Satıcıları’ndaki yerini aldı. Serinin performans zirvesinde ise BMW i7 M70 xDrive yer alıyor. 680 beygir güç ve 1.015 Nm maksimum tork üreten elektrikli amiral gemisi, 0-100 km/s hızlanmasını yalnızca 3,8 saniyede tamamlıyor. 250 km/s maksimum hıza ulaşabilen model, 112,4 kWh kapasiteli bataryasıyla WLTP ölçümlerine göre 601 ila 686 kilometre arasında menzil sunuyor. Performansını tasarım detaylarıyla da vurgulayan BMW i7 M70 xDrive; M Sport Pro tasarım unsurlarının yanında BMW Iconic Glow aydınlatmalı böbrek ızgaraları, C sütunundaki M logoları, M tasarımlı ayna kapakları ve siyah kaliperli fren diskleriyle serinin diğer üyelerinden ayrışıyor. Adaptif M Şasi Kontrol Professsional ve Launch Control gibi performans odaklı sürüş teknolojilerini de standart olarak sunan BMW i7 M70 xDrive, elektrikli mobilitenin sunduğu anlık performansı lüks sedan segmentinin konfor ve teknolojileriyle bir araya getiriyor. Yeni BMW i7 M70 xDrive modeli ise 16.000.000 TL’lik satış fiyatına sahip. Konfor Odaklı Gelişmiş Sürüş Teknolojileri Yeni BMW 7 Serisi, konfor ve dijital teknolojilerin yanı sıra gelişmiş sürüş destek sistemleriyle de öne çıkıyor. Integral Aktif Direksiyon, arka tekerlekleri 3,5 dereceye varan açıyla yönlendirerek düşük hızlarda manevra kabiliyetini, yüksek hızlarda ise sürüş stabilitesini artırıyor. Park Asistanı Professional ise My BMW App üzerinden otomobilin yaklaşık 6 metre mesafeden ileri veya geri hareket ettirilmesine imkân tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kıtalar Arasında Girişimcilik Ekosistemlerini Buluşturuyor Haber

Türkiye Kıtalar Arasında Girişimcilik Ekosistemlerini Buluşturuyor

Yükselen girişimler, yatırımcılar ve teknoloji devleri, GITEX Ai Türkiye’nin ilk edisyonunda yeni pazarlara açılmak, iş birlikleri geliştirmek ve yatırım fırsatlarını değerlendirmek üzere bir araya gelecek. Türkiye’nin teknoloji ve yapay zekâ alanındaki en kapsamlı uluslararası buluşmalarından biri olacak etkinlik; 300’ü aşkın şirket ve girişimin yanı sıra, dünyanın farklı ülkelerinden yatırımcıları, kamu temsilcilerini, alanında uzman konuşmacıları ve teknoloji dünyasının önde gelen yöneticilerini ağırlayacak. İki gün sürecek etkinlik, İstanbul’un küresel girişimcilik ekosistemindeki konumunu hızla güçlendirdiği bir dönemde gerçekleştirilecek. İstanbul, 2025 Küresel Girişimcilik Ekosistemi Raporu’nda gelişmekte olan girişimcilik ekosistemleri arasında üçüncü sıraya yükselirken, son beş yılda 13 basamaklık ilerleme kaydetti. Türkiye’de bugüne kadar sekiz yerli girişim, 1 milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşarak “unicorn” unvanı kazandı.2025 Türkiye Yapay Zekâ Ekosistemi ve Küresel Etki Raporu’na göre ise ülkede yapay zekâ alanında faaliyet gösteren 1.188 aktif girişim bulunuyor. Uluslararası girişimler, farklı sektörlerdeki yenilikçi çözümlerini tanıtacak Etkinliğe katılan girişimler; sürdürülebilir tarım, yapay zekâ destekli eğitim, kurumsal teknolojiler, sağlık ve altyapı başta olmak üzere birçok alandaki sorunlara çözüm sunan teknolojilerini sergileyecek. Malezya’daki Universiti Putra Malaysia bünyesinden doğan AgroPV Integrated SB, güneş enerjisi üretimi ile tarımsal faaliyetleri aynı alanda buluşturan ticari tarım-güneş enerjisi çözümlerini tanıtacak. Pakistan merkezli Nosmai ise e-ticaret, perakende ve tüketici platformları için geliştirdiği artırılmış gerçeklik ve kamera tabanlı yapay zekâ teknolojilerini İstanbul’da sektör temsilcileriyle buluşturacak. Konu hakkında açıklama yapan Nosmai Kurucu Ortağı ve CEO’su Ismail Qasim, “Pakistan, güçlü bir mühendislik birikimine, genç ve geniş bir teknik iş gücüne ve küresel pazarlar için ürün geliştiren, giderek olgunlaşan bir şirket ekosistemine sahip. Türkiye ise tüketici ve ticaret alanlarında güçlü şirketleri, geniş iç pazarı, aktif yatırımcı topluluğu ve Avrupa, Körfez ülkeleri ile Orta Asya’ya açılan köklü ticari bağlantılarıyla öne çıkıyor. Her iki ülke de bugün küresel ölçekte sahip oldukları görünürlüğün çok ötesinde bir yetenek ve üretim kapasitesine sahip” dedi. Uluslararası katılımcılar arasında ayrıca yapay zekâ ile entegre multimedya eğitim sistemleriyle 130 binden fazla öğrenciye ulaşan Nijeryalı Zenafri; bilgi teknolojileri alanındaki sorunların çözümüne yönelik kurumsal yapay zekâ sistemleri geliştiren Polonyalı AI Tech Matrix; kurumların yeni teknolojileri prototip aşamasından uygulamaya taşımasına yardımcı olan Perulu Ourabyte ile inşaat, su ve sanitasyonun yanı sıra, yenilenebilir enerji alanlarında mühendislik çözümleri sunan Ürdünlü SOLVillion da bulunuyor. Turcorn 100 Programı küresel sahneye çıkıyor Türkiye, farklı ülkelerden teknoloji girişimlerinin yanı sıra yüksek büyüme potansiyeline sahip yerli teknoloji şirketlerini de küresel sahneye taşıyacak. Girişimlerin ve ölçeklenme aşamasındaki şirketlerin uluslararası pazarlara açılmasını hızlandırmak ve unicorn olma yolculuklarını desteklemek amacıyla yürütülen Türkiye’nin bu alandaki öncü programlarından Turcorn 100’e, 30 Nisan 2026 itibarıyla 39 şirket kabul edildi. Bu şirketlerin 24’ü, GITEX Ai Türkiye’ye katılarak teknoloji ve çözümlerini sergileyecek. Katılımcılar arasında son yatırım turunda 104 milyon ABD doları yatırım alan finansal teknoloji şirketi Colendi; 15 milyon ABD doları yatırım alan perakende sektörüne yönelik görüntü tanıma teknolojileri geliştiren Vispera; 4 milyon ABD doları yatırım alan Saha Robotics; 3,1 milyon ABD doları yatırım alan yapay zekâ destekli reklam SaaS platformu WASK ve 1,7 milyon ABD doları yatırım alan dijital kimlik ve imza teknolojileri şirketi TechSign bulunuyor. Veriler Turcorn 100 raporuna dayanıyor. Turcorn 100 şirketlerinin yanı sıra, Türkiye’nin yükselen yapay zekâ girişimleri de farklı sektörlerin ve iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik geliştirdikleri çözümleri sergileyecek. İTÜ ARI Teknokent ekosisteminde faaliyet gösteren Lavren, hukuk ve profesyonel hizmetler alanlarına yönelik ileri düzey yapay zekâ çözümleri geliştiriyor. Lavren Kurucu Ortağı Cem Şanap, “Bizim için asıl önemli olan, ‘Bu model neler yapabilir?’ sorusundan, ‘Bu yetenek artık elimizde olduğuna göre kurumun çalışma biçimi nasıl değişmeli?’ sorusuna geçebilmek” açıklamasında bulundu. Türkiye merkezli Syntina AI ise üretken yapay zekâyı mimarlık ve tasarım alanlarında kullanıyor. Syntina AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Halil İbrahim Can, “Sektörün ‘Yapay zekâ mimarların yerini alacak mı?’ tartışmasını geride bırakarak, daha doğru bir soruya yönelmesini umuyoruz: Mimarlık gibi belirli bir alanın ihtiyaçları için özel olarak geliştirilen bir yapay zekâ nasıl olmalı?” dedi. Yapay zekâ odaklı iş yönetimi platformu Workiom da etkinlikte uluslararası büyüme hedeflerine odaklanacak. Workiom Kurucu Ortağı ve COO’su Nurettin Şendoğan, “Hedefimiz, yapay zekâyı merkeze alan bir şirketin Türkiye’de kurulabileceğini ve küresel ölçekte rekabet edebileceğini kanıtlamak” dedi. 100 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten yatırımcılar, Türkiye’nin yeni küresel başarı hikâyelerini arayacak Türkiye’deki girişimlere yapılan yatırımlar son beş yılda on kat artarak 2025 yılında 700 milyon ABD dolarına ulaştı. Türk girişimleri 2026’nın ilk çeyreğinde 559 milyon ABD doları yatırım çekerek bir önceki yılın aynı dönemindeki tutarın yedi katından fazlasına ulaştı. Buna karşın Ernst & Young tarafından hazırlanan rapora göre sermayeye erişim hâlâ önemli bir engel oluşturuyor ve Türkiye’deki girişimcilerin yüzde 71’i finansmanı temel zorluklardan biri olarak görüyor. 20 ülkeden, yönettikleri toplam varlık büyüklüğü 100 milyar ABD dolarını aşan 100’den fazla yatırımcı; ölçeklenme potansiyeli taşıyan bir sonraki büyük yapay zekâ girişimini keşfetmek üzere GITEX Ai Türkiye’de bir araya gelecek. Katılımcılar arasında ABD’den 3 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten Manhattan Ventures, Birleşik Krallık’tan 2 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten Molten Ventures, Malezya’dan 2 milyar ABD dolarını aşkın varlık yöneten Gobi Partners, BAE’den 200 milyon ABD dolarının üzerinde varlık yöneten Jasoor VC ve Katar’dan 200 milyon ABD dolarının üzerinde varlık yöneten Utopia Capital bulunuyor. Uluslararası pazarlarda büyüyebilecek girişimleri değerlendirmek üzere etkinliğe katılacak yatırımcılardan biri de 3,5 milyar avro büyüklüğündeki WALTER GROUP tarafından desteklenen Avusturya merkezli erken aşama girişim sermayesi yatırımcısı WaVe-X olacak. WaVe-X, otonom karar alabilen yapay zekâ teknolojileri geliştiren HappyRobot’un 1,2 milyar ABD doları değerleme üzerinden 150 milyon ABD doları yatırım almasıyla portföyündeki ilk unicorn’u çıkardı. WaVe-X Genel Müdürü Thomas Muscher, “Küresel potansiyele sahip bir girişimi farklılaştıran unsur; sektörün gerçek bir ihtiyacına yanıt veren bir ürün geliştirmesi ve bu ürünü farklı ülkelere kolaylıkla taşıyabilecek ölçeklenebilir bir iş modeli kurmasıdır” dedi. Türkiye’nin yatırım ekosistemi de etkinlikte önemli bir rol üstlenecek. ÜNLÜ & Co., girişim sermayesi kolu ÜNLÜ Ventures aracılığıyla GITEX Ai Türkiye’ye katılacak. Bloomberg’in 2010–2026 dönemini kapsayan verilerine göre, İstanbul’da kurulan varlık yönetimi grubu, özelleştirmeler hariç, hisse senedi sermaye piyasası işlemlerinde Türkiye’deki özel finans kuruluşları arasında ikinci sırada yer aldı. Şirket, toplam değeri 3,4 milyar ABD dolarına ulaşan 37 işlemde yüzde 23 pazar payı elde etti. ÜNLÜ & Co. Direktörü Emre Dilbe, “Türkiye, küresel ölçekte başarılı teknoloji şirketleri yaratabilecek yeteneğe ve girişimcilik kapasitesine sahip olduğunu şimdiden kanıtladı. Yeni nesil unicorn’ların ortaya çıkabilmesi için daha büyük ve kurumsal yapıya sahip girişim sermayesi fonlarına, yerli kurumsal yatırımcıların ekosisteme daha fazla katılmasına ve uluslararası sermayeyle daha güçlü bağlar kurulmasına ihtiyaç var” açıklamasında bulundu. İnovasyon farklı pazarlarla buluşuyor GITEX Ai Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında gerçekleştirilecek. Etkinlik, GITEX organizasyonlarını dünya genelinde düzenleyen Dubai World Trade Centre ile Informa’nın ortak girişimi inD tarafından organize edilecek. Google Cloud, HPE & NVIDIA, AWS, Schneider Electric, Huawei, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra Trendyol, Andevos ve Halkbank gibi bölgesel liderler de etkinlikte yer alacak. Bu güçlü buluşma, girişimlere sektör liderleriyle doğrudan bağlantı kurma, yeni ticari iş birlikleri geliştirme, farklı pazarlara açılma ve potansiyel yatırımcılarla bir araya gelme fırsatı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA İHA FESTİVALİ GÖKYÜZÜNÜ TEKNOLOJİYLE BULUŞTURDU Haber

GİRESUN’DA İHA FESTİVALİ GÖKYÜZÜNÜ TEKNOLOJİYLE BULUŞTURDU

GİRESUN’DA İHA FESTİVALİ GÖKYÜZÜNÜ TEKNOLOJİYLE BULUŞTURDU Giresun 2. İnsansız Hava Aracı Festivali, Güre Sahili’nde geniş katılımla düzenlendi. Vali Mustafa Koç’un katıldığı festivalde uçuş gösterileri, teknoloji sergisi, söyleşiler, atölye çalışmaları, yarışmalar ve aile etkinlikleriyle insansız hava araçları teknolojisi vatandaşlarla buluşturuldu. Giresun’da teknoloji, havacılık ve inovasyon alanındaki çalışmalar Güre Sahili’nde düzenlenen Giresun 2. İnsansız Hava Aracı Festivali ile sahaya taşındı. Giresun Valisi Mustafa Koç’un katılımıyla gerçekleştirilen festival, insansız hava araçlarına ilgi duyan öğrencileri, gençleri, aileleri, teknoloji meraklılarını ve sektör temsilcilerini aynı alanda buluşturdu. Festival; Giresun Valiliği, Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Giresun İl Özel İdaresi, Piraziz Belediyesi ve Giresun Teknoloji Vakfı paydaşlığında düzenlendi. Etkinlikte insansız hava araçlarının farklı kullanım alanları tanıtıldı, teknoloji ve inovasyon odaklı çalışmalar katılımcıların ilgisine sunuldu. GÜRE SAHİLİ TEKNOLOJİ FESTİVALİNE EV SAHİPLİĞİ YAPTI Güre Sahili’nde kurulan festival alanı, gün boyunca uçuş gösterileri, stant ziyaretleri, uygulamalı etkinlikler ve teknoloji odaklı programlara sahne oldu. Katılımcılar, insansız hava araçlarının çalışma prensiplerini, kullanım alanlarını ve gelişen teknoloji içindeki yerini yakından görme imkânı buldu. Festivalde özellikle öğrenciler ve gençler için teknolojiyle doğrudan temas kurabilecekleri bir ortam oluşturuldu. İnsansız hava araçları, sadece gösteri unsuru olarak değil; eğitim, üretim, tarım, görüntüleme, yarışma, güvenlik ve saha uygulamaları bakımından da değerlendirildi. UÇUŞ GÖSTERİLERİ FESTİVALE HAREKET KATTI Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri uçuş gösterileri oldu. Festival alanında insansız hava araçları ve farklı hava platformlarıyla yapılan gösteriler, katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi. Uçuş gösterileri, havacılık teknolojilerinin geldiği noktayı sahada görünür kıldı. Katılımcılar, insansız sistemlerin manevra kabiliyeti, kullanım alanı ve teknik kapasitesine ilişkin uygulamalı örnekleri festival ortamında takip etti. TEKNOLOJİ SERGİSİ KATILIMCILARIN ZİYARETİNE AÇILDI Festival kapsamında teknoloji sergisi de ziyaretçilere açıldı. Sergi alanında insansız hava araçları, teknoloji odaklı ürünler ve inovatif çalışmalar katılımcılarla buluşturuldu. Öğrenciler, gençler ve aileler sergi alanında teknoloji ekipmanlarını inceleme fırsatı buldu. Etkinlik, teknolojiye ilgi duyan gençlerin yalnızca izleyici olarak değil, üretim ve tasarım süreçlerine yönelen bireyler olarak teşvik edilmesi açısından da önem taşıdı. SÖYLEŞİLER, ATÖLYELER VE YARIŞMALAR DÜZENLENDİ Festival yalnızca uçuş gösterileriyle sınırlı kalmadı. Program kapsamında söyleşiler ve atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Katılımcılar, uzman isimlerin değerlendirmelerini dinledi; atölye etkinlikleriyle teknoloji ve havacılık alanında uygulamalı deneyim kazandı. Yarışmalar da festivalin önemli başlıkları arasında yer aldı. Yarışmalarda dereceye giren katılımcılara ödülleri verildi. Böylece festival, gençlerin teknoloji alanındaki ilgisini artıran, üretime yönelten ve başarıyı görünür kılan bir organizasyona dönüştü. AİLELERE YÖNELİK ETKİNLİKLERLE FESTİVAL ALANI GENİŞLEDİ Giresun 2. İnsansız Hava Aracı Festivali, ailelere yönelik etkinliklerle de geniş katılımlı bir yapıya kavuştu. Çocuklar, gençler ve aileler için hazırlanan programlar, festivalin yalnızca teknik bir etkinlik olarak değil, toplumun farklı kesimlerini teknolojiyle buluşturan bir organizasyon olarak öne çıkmasını sağladı. Bu yönüyle festival, Giresun’da bilim, teknoloji ve havacılık kültürünün yaygınlaşmasına katkı sundu. GENÇLERİN TEKNOLOJİYE İLGİSİ GÜÇLENDİRİLDİ Festivalin merkezinde gençlerin teknolojiye yönlendirilmesi, insansız hava araçları alanındaki gelişmeleri yakından tanıması ve üretim kültürüne teşvik edilmesi yer aldı. Giresun’da düzenlenen organizasyon, öğrencilerin ve gençlerin teknolojiyle erken yaşta buluşmasını, havacılık alanındaki gelişmeleri sahada görmesini ve inovasyon odaklı düşünme becerilerinin güçlenmesini hedefledi. GİRESUN’DA TEKNOLOJİ VE İNOVASYON İÇİN ORTAK ZEMİN Giresun Valiliği, Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Giresun İl Özel İdaresi, Piraziz Belediyesi ve Giresun Teknoloji Vakfı’nın paydaşlığında düzenlenen festival, şehirde teknoloji odaklı çalışmalar için kurumlar arası iş birliğini de görünür kıldı. Güre Sahili’nde gerçekleştirilen festival, insansız hava araçları teknolojisini vatandaşlarla buluştururken, Giresun’da bilim, teknoloji, havacılık ve inovasyon alanlarında yeni çalışmalar için güçlü bir zemin oluşturdu. Kaynak: Giresun Valiliği, Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Giresun İl Özel İdaresi, Piraziz Belediyesi, Giresun Teknoloji Vakfı.

FINDIK ATIKLARINDAN PATENTLİ BULUŞ Haber

FINDIK ATIKLARINDAN PATENTLİ BULUŞ

FINDIK ATIKLARINDAN PATENTLİ BULUŞ Giresun Üniversitesi’nde yürütülen çalışma, fındık atıklarını yeşil sentez yöntemiyle antibakteriyel biyouyumlu boyaya dönüştürdü. Çalışma, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildi. Giresun Üniversitesi, fındık atıklarının değerlendirilmesine yönelik çalışmada patent tescili aldı. Üniversitenin 1 Nisan 2026 tarihli açıklamasında, fındık atıklarının “Yeşil Sentez” yöntemiyle katma değerli ürüne dönüştürüldüğü ve “Antibakteriyel Biyouyumlu Boya” üretiminde patent tescili elde edildiği bildirildi. Patent tescili alan çalışmayı Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Arslan, Şebinkarahisar Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Elemanı Öğr. Gör. Esra Özbek Mercan ve yüksek lisans öğrencisi Elifnur Büyükkaya yürüttü. Üniversite, tescilin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verildiğini açıkladı. FINDIK ATIĞI KATMA DEĞERLİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜ Çalışma, fındık atıklarının doğrudan boya üretiminde kullanılmasına odaklandı. Açıklamada, geliştirilen ürünün antibakteriyel ve biyouyumlu nitelik taşıdığı belirtildi. Böylece üniversite bünyesinde yürütülen araştırma, tarımsal atığın bilimsel yöntemle yeni bir ürüne dönüştürülmesiyle sonuçlandı. ÜÇ İSİMLİ AKADEMİK ÇALIŞMA PATENTLE SONUÇLANDI Patent tescili alan ekipte bir profesör, bir öğretim görevlisi ve bir yüksek lisans öğrencisi yer aldı. Bu yönüyle çalışma, üniversitede akademik personel ile lisansüstü öğrencinin ortak üretimini somut bir sonuca taşıdı. Resmî açıklama, patentin bilimsel araştırma ve inovasyon faaliyetleri kapsamında elde edildiğini kayda geçirdi. RESMÎ DUYURUDA YER ALAN ÇERÇEVE BU KADAR Üniversitenin yayımladığı metin, patentin konusunu, çalışmayı yürüten isimleri ve tescilin alındığını doğruluyor. Açıklamada ürünün kullanım alanları, üretim ölçeği, ticarileşme takvimi ya da ekonomik büyüklüğüne ilişkin ek teknik veri yer almıyor. Bu nedenle haberin doğrulanmış çerçevesi patent tescili ve çalışmanın içeriğiyle sınırlı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.