Hava Durumu

#İhracat

giresunsonhaber - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FERRERO’DAN ŞİLİ FINDIĞINA 94 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK YATIRIM Haber

FERRERO’DAN ŞİLİ FINDIĞINA 94 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK YATIRIM

FERRERO’DAN ŞİLİ FINDIĞINA 94 MİLYON DOLARLIK STRATEJİK YATIRIM Ferrero, Şili’de Avrupa fındığına dayalı tedarik zincirini büyütmek için 94 milyon dolarlık yeni yatırım planını devreye alıyor. AgriChile üzerinden yürütülecek yatırım, yeni işleme kapasitesi, lojistik genişleme ve güney bölgelerde üretim altyapısının güçlendirilmesiyle Şili’yi küresel fındık pazarında daha belirgin bir tedarik merkezi haline getirecek. KÜRESEL ÇİKOLATA SANAYİSİNİN FINDIK ARAYIŞI ŞİLİ’Yİ ÖNE ÇIKARDI İtalyan gıda grubu Ferrero, Şili’deki fındık operasyonlarını büyütmek için 94 milyon dolarlık yeni yatırım planladı. Yatırım, şirketin ülkedeki iştiraki AgriChile üzerinden yürütülecek ve Avrupa fındığı üretiminden işleme kapasitesine kadar uzanan zinciri daha güçlü hale getirecek. Bu hamle, yalnızca yeni bir tesis yatırımı değil; küresel çikolata ve şekerleme sanayisinin fındık tedarikinde güvenli, izlenebilir ve ölçeklenebilir üretim bölgelerine yöneldiğini gösteren ekonomik bir karar niteliği taşıyor. Nutella, Ferrero Rocher ve Kinder Bueno gibi markaların hammadde ihtiyacı, fındıkta sürdürülebilir tedarik ve kalite standartlarını daha kritik hale getiriyor. Ferrero’nun Şili’ye dönük yeni yatırımı, bu nedenle tarımsal üretimden sanayiye, lojistikten ihracata kadar geniş bir ekonomik alanı doğrudan etkiliyor. ŞİLİ, FINDIKTA ALTERNATİF TEDARİK ÜSSÜNE DÖNÜŞTÜ Şili’de Avrupa fındığı üretiminin hikâyesi 1990’ların başında başladı. Ferrero, o dönemde Güney Yarımküre’de Avrupa fındığı üretim denemelerine yöneldi. Ürün, Şili tarımında başlangıçta sınırlı bir alana sahipti; ancak ülkenin orta-güney kuşağındaki iklim koşulları, Avrupa fındığının hızlı biçimde yayılmasına imkân sağladı. Bugün gelinen noktada Şili, Avrupa fındığında yalnızca üretim yapan bir ülke değil; uluslararası gıda sanayisinin tedarik zincirinde ağırlığı artan bir aktör konumuna yükseldi. Ferrero’nun ülkedeki toplam yatırımı 330 milyon doların üzerine çıktı. Şirket, 800’den fazla Şilili üreticiyle üretim ilişkisini sürdürüyor. Bu tablo, Şili fındığının tarımsal bir ürün olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. Ürün, ülkenin güney bölgelerinde üretici gelirini, sanayi yatırımını, ihracatı, lojistik ihtiyacını ve tarımsal teknolojiyi aynı anda büyüten stratejik bir sektöre dönüşüyor. EKİM ALANI 50 BİN HEKTARI AŞTI Şili’de Avrupa fındığı dikim alanı son on yılda güçlü bir artış gösterdi. Ülkede fındık alanları kısa sürede 10 bin hektarın altındaki seviyelerden 50 bin hektarın üzerine çıktı. Büyüme özellikle La Araucanía, Los Ríos ve Los Lagos gibi güney bölgelerinde hızlandı. Bu genişleme, klasik tarımsal üretim deseninde de değişim yarattı. Geleneksel ürünlerde maliyet, su, kârlılık ve pazar baskısı artarken Avrupa fındığı, üreticiler için uzun vadeli ve sanayi bağlantılı bir alternatif haline geldi. Fındık üretimindeki büyüme yalnızca bahçe kurulumuyla sınırlı kalmadı. Fidanlık, bitki genetiği, mekanizasyon, kurutma, depolama, işleme teknolojileri ve kalite kontrol süreçlerinde de yeni yatırım alanları oluştu. CUNCO’DA YENİ İŞLEME TESİSİ KURULACAK Ferrero’nun yatırım planındaki en kritik başlıklardan biri, La Araucanía Bölgesi’ne bağlı Cunco’da kurulacak üçüncü işleme tesisi olacak. Yeni tesis için yaklaşık 45 milyon dolarlık kaynak ayrılıyor. Cunco yatırımı, üretimin hızla büyüdüğü güney bölgelere sanayi kapasitesini yaklaştıracak. Bu adım, hasat sonrası süreçlerde taşıma yükünü azaltacak, lojistik akışı hızlandıracak ve üreticinin ürünü daha kısa sürede işleme zincirine ulaştırmasını kolaylaştıracak. Yatırım planı yalnızca yeni tesisle sınırlı değil. Maule ve Ñuble’deki mevcut tesislerde iyileştirmeler yapılacak. Ulusal üretimdeki artışa yanıt verecek yeni lojistik kapasite de devreye alınacak. Bu yönüyle yatırım, tarla ile fabrika arasındaki mesafeyi azaltan, üretici-sanayi bağını güçlendiren ve ihracat zincirini daha rekabetçi hale getiren bir ekonomik hamle olarak öne çıkıyor. 600 MİLYON DOLARLIK İHRACAT HACMİ Ferrero, Şili limanlarından dünya pazarlarına yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık fındık ihracatı gerçekleştiriyor. Bu hacim, Şili’nin Avrupa fındığında ulaştığı ekonomik ölçeği ortaya koyuyor. Fındık artık Şili için yalnızca tarımsal çeşitlendirme ürünü değil; katma değerli gıda sanayisinin hammadde tedarikinde ülkeye uluslararası pozisyon kazandıran bir ihracat kalemi haline geldi. Şili’nin avantajı yalnızca üretim alanı büyüklüğünden kaynaklanmıyor. İzlenebilirlik, kalite standardı, profesyonel bahçe yönetimi, teknik destek, üretici-sanayi ilişkisi ve güney bölgelerdeki iklim uygunluğu, ülkenin rekabet gücünü artırıyor. FERRERO’NUN HAMLESİ TÜRKİYE İÇİN DE DİKKAT ÇEKİCİ Ferrero’nun Şili’ye dönük yatırımı, dünya fındık piyasasını yakından ilgilendiriyor. Küresel çikolata sanayisinin büyük alıcıları, fındık tedarikinde coğrafi çeşitlilik arıyor. Bu çeşitlilik, arz güvenliği, fiyat istikrarı ve kalite standardı bakımından şirketler için stratejik önem taşıyor. Türkiye, dünya fındık piyasasının ana üretici ülkesi olarak belirleyici konumunu koruyor. Ancak Şili’deki hızlı büyüme, büyük sanayi alıcılarının alternatif tedarik bölgelerini güçlendirme eğilimini açık biçimde gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye açısından da önemli bir mesaj içeriyor. Fındıkta yalnızca üretim miktarı değil; kalite standardı, izlenebilirlik, kurutma-depolama altyapısı, üretici örgütlenmesi, sanayi entegrasyonu ve sürdürülebilirlik kriterleri giderek daha fazla belirleyici hale geliyor. FINDIKTA REKABET ÜRETİMDEN SANAYİYE TAŞINIYOR Şili örneği, fındıkta küresel rekabetin artık yalnızca bahçede kazanılmadığını gösteriyor. Rekabet; dikim alanı, verim, kalite, hasat sonrası yönetim, işleme kapasitesi, lojistik, ihracat bağlantısı ve büyük alıcılarla kurulan uzun vadeli ilişkiler üzerinden şekilleniyor. Ferrero’nun 94 milyon dolarlık yatırımı, Şili’nin fındıkta geldiği noktayı daha ileri taşıyacak. Yeni tesis, güney bölgelerde büyüyen üretime sanayi karşılığı oluşturacak. Mevcut tesislerdeki iyileştirmeler ve lojistik kapasite artışı, ihracat zincirini güçlendirecek. Şili, Avrupa fındığını tarımsal dönüşümün merkezine yerleştirerek kısa sürede küresel gıda sanayisinin dikkatini çeken bir model oluşturdu. Ferrero’nun yeni yatırımı, bu modelin artık deneme aşamasını geçtiğini ve kalıcı bir tedarik stratejisine dönüştüğünü gösteriyor. FINDIKTA YENİ DÖNEMİN ANAHTARI: KALİTE, İZLENEBİLİRLİK VE KAPASİTE Fındık piyasasında önümüzdeki dönemi belirleyecek temel başlıklar netleşiyor. Büyük alıcılar daha güvenilir tedarik, daha sıkı kalite kontrolü, daha güçlü işleme altyapısı ve sürdürülebilir üretim istiyor. Şili’nin büyümesi bu eğilimin somut karşılığı oldu. Ferrero’nun yeni yatırım planı, Avrupa fındığını ülkenin stratejik tarımsal ürünlerinden biri haline getirirken, küresel fındık piyasasında rekabetin çıtasını da yükseltiyor. Fındıkta ekonomik güç, yalnızca bahçedeki üretimden değil; ürünü dünya markalarının tedarik zincirine güvenli, kaliteli ve sürdürülebilir biçimde taşıyabilen bütünleşik yapıdan doğuyor. Şili’nin yükselişi, bu yeni dönemin en dikkat çekici örneklerinden biri haline geldi. https://planetnuts.cl/ferrero-refuerza-su-apuesta-por-chile-y-consolida-al-avellano-europeo-como-cultivo-estrategico/

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı Haber

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı

Kurban Bayramı yaklaşırken, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, kurbanlık hayvan derilerinin ekonomiye kazandırılması için önemli bir çağrıda bulundu. Ege İhracatçı Birlikleri'nde bir basın toplantısı gerçekleştiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, bayram dönemindeki hatalı kesim ve muhafaza işlemleri sebebiyle yüz binlerce derinin ziyan olduğunu ifade ederek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zinciri için taşıdığı kritik öneme vurgu yaptı. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretilebilecek deri israf oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzme işlemleri ve tuzlama eksikliği nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba edildiğine dikkat çeken Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ile 3 milyon kadın çantası imal edilebilirdi. Ayrıca jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi hammadde kayıpları yaşanıyor. Deri sektörü için ayrıca hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir yaklaşımla ekonomiye dahil ediliyor. Bu yönüyle sektörümüz, güçlü bir döngüsel ekonomi örneği sergiliyor” dedi. Kurban derilerinin korunması için alınması gereken önlemleri detaylandıran Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanması konusunda yerel yönetimler ve STK’lar aktif hale getirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara teslim etmesi zorunlu kılınmalı. Kesimi yapacak kasaplar için bilgilendirme notları hazırlanması büyük önem taşıyor. Deri yüzme teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve saklama koşullarında standart uygulamalar yaygınlaşmalı. Bu noktalara dikkat edildiğinde kurban derileri ekonomiye yeniden kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin, sektörün ihracat kapasitesini yükseltmek adına fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına hız kesmeden devam edeceğini belirten Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli şekilde geniş kapsamlı bir yol haritası hazırladıklarını bildirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun süredir Türkiye Milli Katılım Organizasyonu'nu yürüttüğü Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firma ile katılım için hazırlıkları tamamladıklarını ifade eden Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştireceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla tamamlanmıştı. 2026 yılında ise Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılacak” şeklinde konuştu. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılının şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu düzenleneceğini, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini duyurdu. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden yapılan deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma arasından yalnızca 31 firma tarafından gerçekleştirildiğine değinen Gündoğdu, sektörün kalıcı büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılmasının şart olduğunu vurguladı. Bu hedef doğrultusunda saha çalışmalarına başladıklarını kaydeden Gündoğdu, öncelikle deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini belirtti. Gelecek dönemde tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği illerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları yapılacağını ifade eden Gündoğdu, firmalardan gelecek taleplerle şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme projelerinin ihracata ciddi katkı sunacağını belirtti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de hayata geçirilmesi planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu dile getiren Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu olarak ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdam olanaklarını artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğine katkı sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini belirten Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci üretim imajına da önemli değer katacağını vurguladı. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik alanlardan biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon kaleminde birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına çıktığını ifade etti. Kaliteli girdi ihtiyacı, uzun üretim süreçleri ve küresel moda trendlerine hızlı uyum gerekliliğinin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını kaydeden Gündoğdu, sektörün küresel rekabette var olabilmesi için finansman kanallarının açık kalmasının hayati olduğunu belirtti. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal yükün hafifletilmesi amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine çıkarılması ve uygulamanın yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Onay: “Türkiye, dünya devlerinin en tedarik alternatifi haline geldi” 2026 yılı itibarıyla Körfez bölgesi odaklı tedarik zincirindeki aksamalar ve artan küresel lojistik maliyetler sonucunda, coğrafi yakınlığı ve esnek üretim modeliyle Türkiye’nin dünya devleri için yeniden en güçlü alternatif olduğu bilgisini paylaşan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay, bu potansiyelin ihracat rekoruna dönüşmesi için özellikle ayakkabı yan sanayisindeki maliyet baskılarının azaltılması gerektiğine vurgu yaptı. “Taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi temel yan sanayi girdileri üzerindeki ek korumacı vergiler ve katı gümrük barajları, nihai ürünün dünya piyasalarındaki rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir” diyen Onay; “Türkiye'nin bu fırsatı değerlendirmek adına acilen yerli üretimi yetersiz olan yan sanayi girdilerindeki gümrük duvarlarını esnetmesi, üreticinin hammaddeye dünya fiyatlarıyla ulaşmasını sağlaması ve ihracatçıyı döviz kuru baskısından kurtaracak dinamik teşvikleri devreye alması gerekir. Maliyet yapısındaki bu kamu iyileştirmeleri hızla yapılmazsa, siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. Bozkurt; “Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık” Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin Avrupa Birliği pazarına yapıldığını ve kilogram başı ihracat değerinde öncü olduklarını belirterek, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı. Ayakkabı ihraç fiyatındaki bu seviyeyi, bölgenin kaliteli ve katma değerli üretim kapasitesinin bir kanıtı olarak gören Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı; “Bu nedenle, rotamızı alım gücü yüksek olan müreffeh pazarlara daha güçlü çevirmek istiyoruz. Mevcut pazarlarımızı korurken küresel dalgalanmalardan etkilenmemek için İskandinav ülkeleri, ABD ve Kanada gibi pazarlarda çeşitliliğe gitmek bir zorunluluktur. Bu coğrafyalardaki etkinliklere Ege'den aktif katılım sağlamayı hedefliyoruz. Prestijli fuarları takip ederek ve ticaret heyetleri düzenleyerek bağlarımızı güçlendirmeyi, lokomotif sektörümüz olan ayakkabıdaki ihracat başarısını çok daha yukarı taşımayı amaçlıyoruz.” Gürkan: “Çalışmalarımızın odağına sürdürülebilirliği alıyoruz” Türkiye’nin, dünyanın sürdürülebilirlik politikalarıyla kendi küresel geçiş süreçlerini karşılaştırarak gerçekçi adımlar atması gerektiğini belirten Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan, ihracatçıların küresel ticarette güçlü konumlanmaları için adil, şeffaf ve geleceğe karşı sorumlu iş modelleri geliştirmek adına tüm çalışmalarının merkezine sürdürülebilirliği koyduklarını aktardı. Derinin çevreyi kirlettiği yönündeki düşüncenin sektöre karşı bir önyargı olduğunu ifade eden Gürkan; “Bugün hem tüketiciler hem de büyük markalar sürdürülebilir ürünleri tercih ediyor. Bu talepleri karşılayıp yeni pazar fırsatları yaratmak için sürdürülebilir olmak zorundayız. Sektörümüzde Leather Working Group sertifikalarına sahip birçok başarılı firmamız var. Teknolojik altyapımız ve insan kaynağımızla yeşil dönüşümü gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Yurt dışı fuarlarda sosyal uygunluk sertifikalarının şart koşulduğu günümüzde, firmalarımızın kurumsal ve çevresel dönüşümü hızlandırması geleceğimize ışık tutacaktır. Bu dönemde de üye firmalarımızın farkındalığını artıracak adımlar atmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN TEKNOPARK GENEL KURULU 2. OSB’DE YAPILDI Haber

GİRESUN TEKNOPARK GENEL KURULU 2. OSB’DE YAPILDI

GİRESUN TEKNOPARK GENEL KURULU 2. OSB’DE YAPILDI Giresun TEKNOPARK’ın Olağan Genel Kurul Toplantısı, 27 Nisan 2026 tarihinde Bulancak Pazarsuyu Mevkii’ndeki Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirildi. Genel kurul, Giresun’da sanayi üretimi ile teknoloji tabanlı girişimciliğin aynı merkezde büyüdüğü süreci yeniden gündeme taşıdı. Giresun Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici A.Ş.’nin Olağan Genel Kurulu, kurucu ortaklar ve kurum temsilcilerinin katılımıyla yapıldı. Toplantıda Giresun TEKNOPARK’ın mevcut firma yapısı, Ar-Ge kapasitesi, kuluçka merkezi çalışmaları, 2. OSB içindeki konumu ve bölge ekonomisine sağlayacağı katkılar öne çıktı. Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası, kurucu ortağı bulunduğu Giresun Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici A.Ş.’nin Olağan Genel Kurulu’nun gerçekleştirildiğini duyurdu. TEKNOPARK 2019’DA KURULDU Giresun Teknoloji Geliştirme Bölgesi, 28 Şubat 2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 801 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi içinde kuruldu. Kuruluş kararı, Bulancak 2. OSB içinde yaklaşık 10 dönümlük alanın teknoloji geliştirme bölgesi olarak değerlendirilmesinin önünü açtı. Giresun TEKNOPARK, Ağustos 2023’te girişimci firma kabulüne başladı. Kuruluşundan sonra yazılım, Ar-Ge, savunma sanayisi, sağlık yazılımları, bitki tanıma uygulamaları, finansal yazılımlar, dron ve taşıyıcı sistemler gibi alanlarda faaliyet yürüten girişimlerle bölgesel teknoloji merkezi kimliği kazandı. 26 FİRMA FAALİYET GÖSTERİYOR Giresun TEKNOPARK bünyesinde 18 Ar-Ge firması ve 8 kuluçka firması olmak üzere toplam 26 firma faaliyet gösteriyor. Teknoparkta doluluk oranı yüzde 85’e, toplam personel sayısı 73’e, Ar-Ge personeli sayısı ise 65’e ulaştı. TEKNOPARK girişimleri 1,411 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu tablo, Giresun’da teknoloji tabanlı üretimin proje aşamasından ticari çıktıya dönüştüğünü gösteriyor. Firmaların yazılım ve Ar-Ge ağırlıklı çalışmaları, şehir ekonomisine klasik sanayi üretiminin yanında yüksek katma değerli yeni bir üretim kanalı açıyor. 2. OSB’DE 35 FABRİKA ÜRETİMDE Giresun 2. OSB’de toplam 42 firmaya 47 parsel tahsis edildi. Bölgede tahsis edilecek boş parsel kalmadı. 35 fabrika aktif üretim yapıyor. Üretime geçmeyen parsellerin 10’unda inşaat, 2’sinde proje çalışmaları devam ediyor. Bu veri, 2. OSB’nin yatırımcı talebi açısından tam doluluğa ulaştığını ortaya koyuyor. Üretime geçmeyen parsellerdeki inşaat ve proje süreçlerinin tamamlanmasıyla bölgenin istihdam, üretim ve ihracat kapasitesinin daha da artması bekleniyor. YENİ KULUÇKA MERKEZİ 2027’DE HİZMETE ALINACAK Giresun TEKNOPARK Ana İdare Binası ve Kuluçka Merkezi inşaatı devam ediyor. Ocak 2027’de hizmete alınması planlanan proje, Ar-Ge ve girişimcilik faaliyetlerini tek çatı altında toplayacak şekilde tasarlandı. Yeni merkezde Ar-Ge ofisleri, idari ofisler, test laboratuvarı, prototip atölyesi, ön kuluçka merkezi, kuluçka merkezi, konferans salonu, toplantı salonları ve sosyal donatı alanları yer alacak. Bu yatırım, Giresun’da girişimcilerin fikirden ürüne, üründen pazara uzanan süreçte daha güçlü teknik altyapıya kavuşmasını sağlayacak. GENEL KURULA GENİŞ KATILIM Genel Kurul’a Giresun Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Güven Özdem, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, Giresun 2. Organize Sanayi Bölgesi Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, Giresun İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Tolga Erener, Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Fatoğlu, Karadeniz İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Sertaç Toramanoğlu, Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ünal Şensoy, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Yunis Türk, Giresun TEKNOPARK Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Anıl Kaya, Mali Müşavir Fahri Uzun ve Ticaret İl Müdürlüğü temsilcisi katıldı. Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse’nin toplantıya katılımı, belediyenin kurucu ortak yapının içindeki rolünü yeniden öne çıkardı. Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası da kurucu ortak olarak genel kurul sürecinde yer aldı. GİRESUN EKONOMİSİNDE SANAYİDEN TEKNOLOJİYE UZANAN HAT Giresun 2. OSB, kent ekonomisine üretim, istihdam ve ihracat kapasitesiyle katkı sağlıyor. TEKNOPARK ise aynı bölgede yazılım, Ar-Ge ve teknoloji girişimlerini destekleyerek yüksek katma değerli üretim alanı oluşturuyor. Giresun ekonomisi uzun yıllardır fındık, gıda, tekstil ve geleneksel sanayi üretimiyle şekillendi. 2. OSB’de boş parsel kalmaması, kentin sanayi yatırımları açısından güçlü talep gördüğünü ortaya koyuyor. TEKNOPARK’ın 26 firmaya ulaşması ve ihracat üretmesi ise bu ekonomik yapıya teknoloji tabanlı yeni bir eksen ekliyor. Giresun TEKNOPARK Genel Kurulu, şehirde sanayi üretimi ile teknoloji geliştirme faaliyetlerinin aynı bölgesel kalkınma hattında ilerlediğini gösterdi. 35 fabrikanın aktif üretim yaptığı, 12 parselde inşaat ve proje sürecinin sürdüğü 2. OSB’de TEKNOPARK’ın büyümesi, Giresun’un üretimden teknoloji ihracatına uzanan yeni dönemini güçlendiriyor.

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI Haber

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI Giresun’da fındık piyasası mart sonunda aşağı yönlü seyre girdi. İhracat hacmi sert daraldı. TMO kabuklu satış açmadı. Yeni sezon için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini ise piyasada yüksek arz beklentisini büyüttü. Giresun’da kamuya açık fiyat akışı mart sonunda net biçimde aşağı geldi. FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 liraya çekti. Beş gün sonra yayımlanan yeni listede aynı ürün 240 liraya indi. Aynı günkü haberde serbest piyasada ürünün 220-230 lira bandında işlem gördüğü de yazıldı. Bu fiyatlar günlük piyasa haberi niteliği taşıyor; resmî borsa tescili olarak değil, kamuya açık piyasa göstergesi olarak okunmalı. MART SONUNDA GÖRÜLEN FİYAT TABLOSU Tarih Kaynak/Fiyat Türü Seviye 25 Mart 2026 FİSKOBİRLİK 50 randıman Giresun kalite 242 TL/kg 30 Mart 2026 FİSKOBİRLİK 50 randıman Giresun kalite 240 TL/kg 30 Mart 2026 Serbest piyasa bandı 220-230 TL/kg Kaynak: Giresun Son Haber’in 25 ve 30 Mart 2026 tarihli fındık piyasası haberleri. TMO CEPHESİNDE RESMÎ ÇİZGİ DEĞİŞMEDİ. Kurum, 2 Mart 2026 tarihli açıklamasında hali hazırda kabuklu fındık satışı yapmadığını ve satış hazırlığı bulunmadığını duyurdu. TMO’nun kamuya açık son alım fiyatı ise 5 Ağustos 2025 tarihinde açıklandı. Kurum, 2025/26 sezonunda Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına 200 lira, levant kalite için 195 lira fiyat belirledi. TMO’nun internet alanında yayımlanan şube bazlı stok tablosu ise ayrı bir veri seti oluşturdu. Tabloda toplam 61 bin 100 ton satış ve 76 bin 830 ton satışa açık stok yer aldı. Giresun için 11 bin 927 ton satış ve 11 bin 820 ton satışa açık stok, Samsun için 18 bin 525 ton satış ve 25 bin 60 ton stok, Trabzon için 927 ton satış ve 14 bin 830 ton stok, Derince için 23 bin 510 ton satış ve 6 bin 150 ton stok, Ordu için 6 bin 211 ton satış ve 18 bin 970 ton stok bilgisi yayımlandı. Resmî açıklama “kabuklu satış yok” derken, stok tablosu envanter büyüklüğünü gösterdi. TMO’NUN YAYIMLADIĞI ŞUBE BAZLI TABLODA ÖNE ÇIKAN STOKLAR Şube Satış (ton) Satışa açık stok (ton) Giresun 11.927 11.820 Samsun 18.525 25.060 Trabzon 927 14.830 Derince 23.510 6.150 Ordu 6.211 18.970 Toplam 61.100 76.830 Kaynak: TMO şube bazlı kabuklu fındık satış ve stok tablosu. İhracatta daralma artık rakamlarla sabitlendi. DKİB, 2026 yılının ocak-mart döneminde Türkiye’nin 48 bin ton fındık ihraç ettiğini ve 659 milyon 195 bin dolar gelir sağladığını açıkladı. Aynı açıklamada bir önceki yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 39 düşüş, değerde ise yüzde 3 artış yer aldı. Sezonun 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 arasındaki ilk 7 ayında ise 111 bin 814 ton ihracat ve 1 milyar 445 milyon 249 bin dolar gelir kayda geçti; miktarda yüzde 47, değerde yüzde 16 düşüş yaşandı. İHRACATTA ANA GÖSTERGELER Dönem Miktar Gelir Ocak-Mart 2026 48 bin ton 659 milyon 195 bin $ 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 111 bin 814 ton 1 milyar 445 milyon 249 bin $ Kaynak: Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği. 2025 takvim yılı toplamında da gerileme sürdü. Karadeniz İhracatçı Birlikleri, 1 Ocak-31 Aralık 2025 döneminde 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç edildiğini ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri sağlandığını açıkladı. Aynı açıklamada 2024’e kıyasla miktarda yüzde 26,15, değerde yüzde 14,44 düşüş kaydedildi. Yeni sezon başlığında ilk sert veri rekolteden geldi. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk çalışmada 2026/27 sezonu Türkiye fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak hesaplandı. Açıklanan çalışma 17 ilde, 79 ilçede, 446 bahçede ve 1.483 dal üzerinde yapılan sayımlara dayandı. Bu rakam sezonun ilk tahmini olarak kayda geçti; nihai rekolte olarak yazılmadı. MALİYET BASKISI DA SÜRÜYOR. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 üretim yılı bitkisel üretim destekleme tablosunda fındık, 3. kategori ürünler arasında dekara 465 lira temel destek kapsamına alındı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan ise mart ayındaki değerlendirmesinde bir kilogram fındığın 230-240 lira bandında kaldığını, bir torba gübrenin 1.100 liraya çıktığını açıkladı. Fiyat ile girdi maliyeti arasındaki dengesizlik, üretici cephesindeki baskının ana başlığı olarak öne çıktı. Bugünkü veri seti üç noktayı netleştiriyor. Giresun’da fiyat mart sonunda aşağı geldi. İhracatta tonaj daraldı. TMO kabuklu satış açmadı. Buna yüksek ilk rekolte tahmini eklendiği için piyasa yeni sezona daha sert bir arz beklentisiyle giriyor. Fiyatın yönünü bundan sonra rekolte revizyonları, TMO’nun fiilî satış politikası ve ihracatta hacim kaybının sürüp sürmeyeceği belirleyecek. Bu sonuç, kamuya açık piyasa haberleri ile TMO, DKİB, KİB ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerinin birlikte okunmasından çıkıyor. Kaynaklar: Giresun Son Haber’in 25 ve 30 Mart 2026 tarihli fındık piyasası haberleri; TMO’nun 5 Ağustos 2025 alım fiyatı açıklaması ve 2 Mart 2026 kabuklu satış açıklaması; TMO şube bazlı stok tablosu; DKİB’nin 2026 ilk çeyrek ve sezonun ilk 7 ayına ilişkin ihracat açıklaması; KİB’in 2025 yıl sonu fındık ihracatı değerlendirmesi; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 destekleme birim fiyatları tablosu; İhracatçı birliklerinin 2026/27 ilk rekolte çalışması.

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Haber

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR”

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta dünya lideri olmasına rağmen yanlış tarım politikaları, işlevsizleşen kooperatif yapısı, bölgesel maliyet farkları ve katma değer üretemeyen satış modeli nedeniyle küresel üstünlüğünü aşındırdığını söyledi. Solakoğlu, özellikle Ordu ve Giresun’daki üreticinin mevcut fiyat yapısıyla ayakta kalamadığını, çözümün ise yeni nesil kooperatifleşme, markalaşma ve bölgesel destek modelinde olduğunu savundu. Sencer Solakoğlu, 25 Mart 2026 tarihli videosunda fındıkta Türkiye’nin elindeki tarihi avantajın hızla zayıfladığını söyledi. Solakoğlu, bir dönem dünyada neredeyse tek hâkim üretici konumunda bulunan Türkiye’nin, bugün küresel pazarda gerilediğini belirtti ve Antep fıstığında yaşanan pazar kaybının benzerinin fındıkta da ortaya çıktığını dile getirdi. “YANLIŞ POLİTİKALAR ÜRETİCİYİ GÜÇSÜZ BIRAKTI” Solakoğlu, fındıkta üreticinin yıllar içinde alıcı ve tüccar karşısında zayıfladığını söyledi. Kooperatif yapısının etkisizleştiğini, fiyatlama mekanizmasının siyasallaştığını ve üreticinin güçlü temsil kanallarını kaybettiğini belirten Solakoğlu, bu yapının Türkiye’nin küresel rekabet gücünü aşındırdığını ifade etti. Solakoğlu, 2006 sonrasında fındık piyasasında siyasileşmiş fiyatlama sürecinin öne çıktığını, bunun kısa vadede üretici lehine görünse de uzun vadede büyük alıcıları alternatif üretim bölgelerine yönelttiğini söyledi. Güney ve Kuzey Amerika’daki yatırımların bu süreçte büyüdüğünü belirten Solakoğlu, Türkiye’nin dünya pazarındaki payının yüzde 59’lara kadar gerilediğini savundu. OVA İLE YAMAÇ AYNI FİYATA SIĞMIYOR Videoda en sert vurgulardan biri bölgesel maliyet farklarına yapıldı. Solakoğlu, Samsun’daki düz arazilerde makineli ve daha düşük maliyetli üretim yapılabildiğini, buna karşılık Ordu ve özellikle Giresun’daki sarp arazilerde aynı işin kat kat fazla yevmiye ve emekle tamamlandığını söyledi. Bu nedenle tek tip fındık fiyatının adil sonuç üretmediğini belirten Solakoğlu, ovada kâr bırakan fiyatın yamaçta üretim yapan çiftçiyi kurtarmadığını dile getirdi. Solakoğlu, Giresun’daki üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını ve mevcut tablo sürerse zorlu coğrafyada üretim yapan çiftçinin birkaç yıl içinde bahçesini toplamaktan vazgeçebileceğini söyledi. Bu durumun yalnız tarımsal değil, aynı zamanda çevresel bir risk oluşturduğunu belirten Solakoğlu, fındığın bölgede toprağı ve erozyon dengesini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. “HAMMADDE SATARAK DEĞİL, MARKA OLUŞTURARAK KAZANILIR” Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta asıl sorununun üretim miktarı değil, katma değer eksikliği olduğunu söyledi. Entegre tesislerin atıl ya da düşük kapasiteyle çalıştığını belirten Solakoğlu, mevcut altyapının kremadan ezmeye, krokan ve çikolata üretimine kadar geniş bir ürün zinciri kurmaya elverişli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ham fındık satmak yerine markalı ve işlenmiş ürünle dünya pazarına çıkması gerektiğini dile getirdi. İtalya’nın buğdayı işleyip makarnada yüksek gelir elde ettiğini hatırlatan Solakoğlu, benzer bir katma değer modelinin fındıkta kurulamadığını söyledi. Türkiye’nin “hamallık” yaparak değil, ürünü farklılaştırıp markalaştırarak gelirini artırabileceğini belirten Solakoğlu, özellikle Giresun kalite fındığın çerezlik ve butik pazarlarda güçlü bir ayrıma sahip olduğunu savundu. YENİ MODEL: KOOPERATİF, PRİM VE DOĞRUDAN DESTEK Solakoğlu, çözümün üreticinin doğrudan söz sahibi olduğu yeni nesil kooperatif modelinde olduğunu söyledi. Küçük bahçelerin mülkiyet yapısını bozmadan kooperatif çatısı altında bir araya getirilebileceğini belirten Solakoğlu, işçilikten yatırıma kadar sürecin ortak akılla planlanması gerektiğini ifade etti. Toplanan ürünün mamule çevrilmesi, markalı satışa sunulması ve elde edilen gelirin üreticiye prim olarak geri dönmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, kısa vadede ise özellikle Ordu ve Giresun’daki yamaç üreticisine özel gelir desteği verilmesini savundu. Ova ile bayır arasındaki maliyet farkının doğrudan destek modeliyle kapatılması gerektiğini belirten Solakoğlu, bunun bugünü kurtaracak geçici bir adım olacağını, asıl kalıcı çözümün ise ihracat, katma değerli üretim ve markalaşma olduğunu kaydetti. “ÜRETİMİ KISMAK DEĞİL, AKILLI BÜYÜTMEK GEREKİYOR” Solakoğlu, fındıkta üretimi sınırlandırma yaklaşımına da karşı çıktı. Dünya büyürken, Şili ve ABD yeni yatırımlarla üretimi artırırken Türkiye’nin geri çekilmesinin ağır sonuç doğuracağını söyledi. Rekabetin düşük fiyatla değil, kaliteli ürünü doğru modelle pazara sunarak kurulabileceğini belirten Solakoğlu, üreticinin refahını artıracak yolun kırsalda katma değerli tarımsal sanayi kurmaktan geçtiğini ifade etti. Videonun sonunda Solakoğlu, kooperatifleşme olmadan, ortak akıl kurulmadan ve ihracat odaklı katma değerli üretim geliştirilmeden fındıkta çıkış sağlanamayacağını söyledi. Türkiye’nin tarımda tekrar güç kazanabilmesi için üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Solakoğlu, özellikle Karadeniz’de üretimin ekonomik ve sosyal açıdan korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Kaynak: Sencer Solakoğlu’nun 25 Mart 2026 tarihli video metni.

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ Haber

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ

FİSKOBİRLİK İKİ GÜNDE 15 LİRA KESTİ: 50 RANDIMAN TOMBUL FINDIK 242 LİRAYA İNDİ FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli yeni listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 TL/kg’a çekti. Aynı ürün 23 Mart’ta 257 TL/kg idi. İki günde 15 liralık düşüş yaşandı. Kayıp, 8 Ocak’taki 307 liraya göre 65 liraya, Eylül 2025’te görülen 347 liralık zirveye göre 105 liraya çıktı. Piyasada artık yalnız fiyat değil, fiyatı aşağı iten düzen tartışılıyor. BUGÜNÜN FİYATI ANA HABERDİR: MARTTA GERİ ÇEKİLME DEĞİL, SERT ÇÖZÜLME VAR Bugün açıklanan 242 liralık fiyat, sıradan bir düzeltme değil. 23 Mart’ta 257 lira olan 50 randıman fiyatı iki gün içinde 242 liraya indi. Bu düşüş, yalnız kısa vadeli bir oynaklık değil; mart ayı boyunca hızlanan aşağı yönlü çözülmenin yeni eşiğidir. TMO’nun 2025-2026 sezonu için açıkladığı 200 liralık Giresun kalite tabanının üstünde kalınsa da, üretici lehine oluşan üst bant hızla eriyor. EYLÜL ZİRVESİNDEN BUGÜNE 105 LİRA ERİDİ FİSKOBİRLİK fiyat serisinin açık kronolojisi sert bir tablo veriyor. Giresun Son Haber’de derlenen akışa göre 50 randıman Giresun kalite fiyatı 22 Ağustos 2025’te 230 liradan açıldı, 23 Eylül 2025’te 347 liraya çıktı, aralıkta 270 liraya indi, 8 Ocak 2026’da 307 lirayı gördü, 19 Ocak’ta 292 liraya çekildi ve 23 Mart’ta 257 liraya düştü. Bugün açıklanan 242 lira ile birlikte Eylül zirvesinden kayıp yaklaşık yüzde 30’a dayandı. Bu seyir, yükseliş hikâyesinin dağıldığını, primli dönemin büyük ölçüde geri alındığını gösteriyor. REKOLTE DİLİ, YENİ MAHSUL DAHA DALDAYKEN FİYATIN ÜSTÜNE BİNDİ Bu düşüşün ilk büyük dayanağı, 2026-2027 sezonu için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini oldu. Giresun Son Haber’in 8 Mart tarihli haberinde, bu yüksek ilk tahminin üretici cephesinde erken fiyat baskısı yaratabileceği, maliyet, kalite ve bölgesel farklar yeterince görünmeden piyasa dilinin aşağı kurulduğu vurgulanmıştı. Başka bir ifadeyle, ürün hasada gelmeden fiyat çıpası aşağı çekildi. FİSKOBİRLİK NE YAPIYOR ? SORUSU BÜYÜYOR 13 Mart’ta yayımlanan “Fındıkta Sessizlik Büyüyor” başlıklı haberde piyasada üretici için konuşulan en somut seviyenin 260 TL/kg olduğu, FİSKOBİRLİK’in 6 Şubat’tan sonra görünür yeni fiyat açıklamadığı ve TMO tarafında da güncel alım tonajı konusunda net kamuoyu bilgisinin bulunmadığını paylaşmıştık. Şimdi 25 Mart tablosunda 242 lira görülüyor. Bu iki veri yan yana geldiğinde üretici cephesindeki kuşku sertleşiyor: FİSKOBİRLİK, yüksek rekolte söylemiyle baskılanan piyasada üreticiyi koruyan çizgiyi mi zayıflatıyor, yoksa serbest piyasanın aşağı gidişine uyum sağlayan yeni bir hatta mı geçiyor? Mevcut açık veriler ikinci soruyu daha yüksek sesle sorduruyor; ancak kurumun alım stratejisine ilişkin ayrıntılı ve güncel kamuoyu verisi sınırlı olduğu için kesin hüküm kurmak güç. TMO’nun tabanı 200 lira olarak kaldı; FİSKOBİRLİK bugün 242 lirada duruyor. Kağıt üzerinde fark var. Ancak üretici açısından asıl mesele, fiyatın tabanın kaç lira üstünde olduğu değil, zirve oluştuğunda hangi kurumun o primi koruyabildiği ve düşüş başladığında kimin ne kadar direnç gösterdiğidir. Bugünkü tablo, o direncin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor. İHRACAT HACMİ GERİLEDİ, DIŞ TALEP FİYATI TAŞIMADI Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği verilerini aktaran Anadolu Ajansı’na göre Türkiye, 2026’nın ilk iki ayında 28 bin 900 ton fındık ihracatından 388,7 milyon dolar gelir elde etti. Geçen yılın aynı döneminde 51 bin 667 ton ihracat karşılığında 421,6 milyon dolar gelir sağlanmıştı. Gelir yüksek görünse de tonajdaki sert düşüş, dış alım iştahının hacim tarafında zayıfladığını gösteriyor. ŞİLİ HATTI BÜYÜYOR, REKABET TAKVİME YAYILIYOR Düşüşün arka planında yalnız iç piyasa yok. Giresun Son Haber’in Şili dosyası, Maule bölgesinde 26 Mart 2026’da düzenlenen 4. Ulusal Avrupa Fındığı Günü ile birlikte üretimden teknolojiye, ticaretten sanayiye uzanan yeni bir rekabet hattının büyüdüğünü gösteriyor. Ferrero’nun sürdürülebilir fındık tedarikine ilişkin belgeleri de ana kaynak ülkeler arasında Türkiye, İtalya, Şili ve ABD’yi sayıyor; kuzey ve güney yarımküreye yayılan tedarik modelini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yapı genişledikçe, dünya alıcısının tek ülkeye bağımlılığı azalıyor. Türkiye’de üretici fiyatı üzerindeki baskı da tam burada ağırlaşıyor. BİLGİ AKIŞI DA TARTIŞMA KONUSU OLDU Yeni liste 25 Mart gecesi 21:30 da sosyal medyada görünür hale geldi. Buna rağmen liste yayınlanmadan 6 saat önce bazı haber kuruluşlarına servis edildiği yönünde eleştiriler var. Ancak böyle bir akış gerçekten yaşandıysa, tartışma yalnız fiyat düşüşüyle sınırlı kalmaz; fiyat bilgisinin piyasaya hangi sırayla, kimlere ve ne ölçüde eşit ulaştırıldığı sorusu da masaya gelir. Fındıkta güven, yalnız rakamla değil, o rakamın açıklanma biçimiyle de kurulur. Sonuç olarak; FİSKOBİRLİK iki gün içinde 15 lira geri geldi. Eylül 2025 zirvesinden kayıp 105 liraya çıktı. Rekolte dili yeni mahsul daha gelmeden aşağı baskı üretti. İhracat hacmi zayıfladı. Dünya pazarı Şili başta olmak üzere yeni üretim hatlarıyla daha parçalı hale geldi. Bu nedenle bugünkü düşüş, yalnız tabeladaki bir rakam değişikliği değildir. Bu düşüş, üreticinin elindeki ürünün değerinin kademe kademe aşağı çekildiği yeni dönemin açık işaretidir.

VALİ MUSTAFA KOÇ BULANCAK’TA TEKNOLOJİ VE SANAYİ YATIRIMLARINI İNCELEDİ Haber

VALİ MUSTAFA KOÇ BULANCAK’TA TEKNOLOJİ VE SANAYİ YATIRIMLARINI İNCELEDİ

VALİ MUSTAFA KOÇ BULANCAK’TA TEKNOLOJİ VE SANAYİ YATIRIMLARINI İNCELEDİ Giresun Valisi Mustafa Koç, Bulancak’ta 2. Organize Sanayi Bölgesi, Giresun Teknopark, fındık tesisleri ve Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası’nda incelemelerde bulundu. Koç, teknoloji, üretim, ihracat ve istihdam başlıklarında yürütülen çalışmaları yerinde değerlendirdi. Giresun Valisi Mustafa Koç, Bulancak’ta ekonomik ve teknolojik kalkınma başlıklarında kapsamlı bir ziyaret programı gerçekleştirdi. Koç, 2. Organize Sanayi Bölgesi içinde bulunan Giresun Teknopark’ı, çeşitli sanayi tesislerini ve Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Vali Koç’un programına Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Can, Bulancak Kaymakamı Ömer Faruk Tuncer, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç, 2. OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz, Bulancak TSO Başkanı Ali Fatoğlu ve Giresun Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Anıl Kaya da katıldı. TEKNOPARK’TA AR-GE VE İHRACAT GÜNDEMİ Vali Mustafa Koç, ziyaretine Giresun Teknopark’ta başladı. Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Anıl Kaya, bölgede faaliyet gösteren 25 firmanın yürüttüğü AR-GE çalışmaları, savunma sanayii ve yazılım projeleri ile 35 ülkeye uzanan ihracat faaliyetleri hakkında sunum yaptı. Koç, teknopark bünyesindeki girişimcilerle de bir araya geldi. Üretim süreçlerini yerinde inceleyen Koç, teknoloji odaklı yatırımların kent ekonomisi için taşıdığı öneme dikkat çekti. OSB’DE ÜRETİM KAPASİTESİ VE TALEPLER MASAYA YATIRILDI Programın ikinci bölümünde 2. Organize Sanayi Bölgesi’ne geçen Vali Koç, bölgenin altyapı yatırımları, mevcut durumu ve genişleme stratejileri hakkında OSB Müdürü Mete Bahadır Yılmaz’dan bilgi aldı. Koç daha sonra OSB içinde faaliyet gösteren Öztürk Fındık, Yavuzkan Fındık, Yavuz Fındık ve Aydınlar Fındık tesislerini ziyaret etti. Firma yetkilileriyle görüşen Koç, üretim kapasiteleri, istihdam rakamları ve sektörün beklentileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. SON DURAK BULANCAK TSO OLDU Vali Mustafa Koç’un Bulancak programındaki son durak Bulancak Ticaret ve Sanayi Odası oldu. Koç’u burada Bulancak TSO Başkanı Ali Fatoğlu karşıladı. Görüşmede oda çalışmaları, bölgedeki ticari hareketlilik ve iş dünyasının beklentileri ele alındı. Vali Koç, yerel üretimin desteklenmesi, sanayi yatırımlarının güçlendirilmesi ve istihdamın artırılmasına dönük projeleri değerlendirdi. Günün sonunda yaptığı açıklamada üniversite, sanayi ve ticaret dünyasının eş güdüm içinde çalışmasının Giresun’un ekonomik büyümesine güç kattığını vurguladı.

VALİ KOÇ’TAN GTSO’YA EKONOMİ MESAİSİ Haber

VALİ KOÇ’TAN GTSO’YA EKONOMİ MESAİSİ

VALİ KOÇ’TAN GTSO’YA EKONOMİ MESAİSİ Giresun Valisi Mustafa Koç, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası’nda iş dünyasıyla bir araya geldi. Ziyarette ilin ekonomik potansiyeli, yatırım başlıkları, üretim kapasitesi ve kalkınma hedefleri masaya yatırılırken, görüşmenin merkezine kamu-özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi yerleşti. Giresun’da ekonomi gündemi bu kez Ticaret ve Sanayi Odası’nda kurulan masada konuşuldu. Giresun Valisi Mustafa Koç’un GTSO’ya gerçekleştirdiği ziyaret, yalnızca bir nezaket teması olarak değil; ilin üretim gücü, yatırım iklimi ve kalkınma rotasının yeniden değerlendirildiği önemli bir temas olarak öne çıktı. Resmi kayıtlara göre Vali Koç, iş dünyasının temsilcileriyle istişare zemininde buluşurken, Giresun’un ticari ve ekonomik potansiyelini ileri taşıyacak adımların ortak akıl çerçevesinde ele alınmasına vurgu yaptı. Vali Koç’u, Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Şükrü Ataün, Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı. Görüşmede Oda yönetiminin, ilin mevcut ekonomik görünümüne, yatırım alanlarına ve iş dünyasının beklentilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler sunduğu bildirildi. Ziyaretin çerçevesi, sahadan gelen taleplerin doğrudan kamu yönetimine aktarılması bakımından dikkat çekti. Görüşmenin ana eksenini, Giresun’da üretimin güçlendirilmesi, istihdamın artırılması, ihracat kapasitesinin büyütülmesi ve yatırım ortamının daha güçlü hale getirilmesi oluşturdu. Bu başlıklar, GTSO’nun son dönemde yaptığı açıklamalarla da örtüşüyor. Oda yönetimi daha önce de devam eden organize sanayi bölgesi yatırımları, finansman maliyetleri, nitelikli iş gücü ihtiyacı ve sanayi altyapısının büyütülmesi gibi konuları ilin kalkınması açısından kritik başlıklar arasında göstermişti. Vali Mustafa Koç’un kamuoyuna yansıyan mesajında, “istişareye dayalı, karşılıklı güven ve ortak aklı önceleyen” bir anlayışla çalışmanın önemine işaret etmesi, bu ziyaretin yönünü de net biçimde ortaya koydu. Valilik açıklamasında, Giresun’un ekonomik potansiyelinin daha ileri taşınması için yapıcı her adımın uyum ve iş birliği içinde değerlendirilmesinin önemsendiği kayda geçti. Bu yaklaşım, il yönetimi ile iş dünyası arasında daha düzenli ve sonuç odaklı bir temas zemininin kurulacağına işaret ediyor. GTSO cephesinde son aylarda öne çıkan değerlendirmeler de bu temasın neden önemli olduğunu gösteriyor. Oda kayıtlarında; yeni organize sanayi bölgeleri, üretim alanlarının genişlemesi, sanayi yatırımlarının hızlanması ve orta-uzun vadeli istihdam hedefleri, Giresun ekonomisinin öncelikli gündemleri arasında sıralanıyor. Bu nedenle Vali Koç’un Oda yönetimiyle yaptığı görüşme, yalnızca mevcut tabloyu dinleme ziyareti değil; yatırım, üretim ve istihdam başlıklarında yeni bir eşgüdüm arayışının işareti olarak okunuyor. Giresun, ekonomik büyüme başlığında kamu ile özel sektörün daha yakın çalıştığı bir döneme girmek istiyor. İş dünyasının beklentilerinin doğrudan karar verici makamlara aktarılması ve buna karşılık kamu tarafının “koordinasyon” ve “iş birliği” vurgusunu yükseltmesi, ilin kalkınma gündeminde yeni bir temas hattı kurulduğunu gösteriyor. Ziyaret bu yönüyle, Giresun’da ekonomik başlıkların daha sık ve daha somut biçimde konuşulacağı bir dönemin habercisi niteliği taşıyor.

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON Haber

2026-2027 İLK REKOLTE TAHMİNİ :829 BİN 239 TON

2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı Fındıkta Rekolte Savaşı: 829 Bin Tonluk İlk Tahmin Piyasaya Mesaj mı? İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk tahminine göre, 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Geçen yıl don nedeniyle düşen üretimin ardından bu sezon için sahadan gelen ilk veriler daha güçlü bir hasada işaret ediyor. İhracatçı birliklerinin 2026-2027 sezonu için açıkladığı 829 BİN 239 TONLUK ilk rekolte tahmini, fındık piyasasında sadece üretim değil fiyat tartışmasını da alevlendirdi. Üretici cephesinde ise, Rekolte rakamı erkenden büyütülürken, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü ve kalite farkı geri plana itiliyor olmasının daha hasat başlamadan pazarlık zemininin aleyhlerine işleyebileceğinden endişesi oluşturdu. Türkiye’de fındık için yeni sezon daha başlamadan, piyasa dilini belirleyecek ilk büyük sayı masaya kondu. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı çalışmasına göre 2026-2027 sezonunun birinci tahmini 829 bin 239 ton olarak açıklandı. Söz konusu çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. İlk bakışta güçlü üretim sinyali veren bu rakam, piyasada “ürün bol olacak” algısını öne çıkarırken, üretici tarafında bunun erken fiyat baskısı oluşturabileceği yönünde ciddi bir kuşku doğurdu. Ancak tartışmanın özü sadece rakamın büyüklüğü değil. Çünkü fındıkta mesele yalnızca rekolte değil; maliyet, eğim, işçilik, randıman ve kalite birlikte okunmadığında ortaya çıkan tablo eksik kalıyor. Doğu Karadeniz’in parçalı arazi yapısı ve zor bahçe koşulları, aynı tonajın her bölgede aynı ekonomik sonucu üretmediğini gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın rekolte hesaplama yöntemi de zaten bunu dolaylı olarak ortaya koyuyor; çünkü hesaplama yalnızca çiçek veya karanfil sayısından ibaret değil, çotanak dönüşüm oranı, sağlam tane sayısı, ocak ve dal yoğunluğu gibi çok sayıda değişkene dayanıyor. Bu nedenle sezon başındaki ilk sayı, nihai üretim sonucu değil, ancak ilk projeksiyon olarak değerlendirilebiliyor. Geçen yılın rakamları bu yüzden kritik Geçen sezon yaşanan tablo, bu yıl açıklanan ilk tahmine neden ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini açık biçimde gösteriyor. 2025-2026 sezonunda ilk tahmin şubatta 768 bin 715 ton olarak duyuruldu. Aynı sezon için temmuz sayımı 601 bin 206 tona, kasım revizesi ise 528 bin 808 tona kadar geriledi. INC’de Türkiye için 2025/26 sezonu tahmini 609 bin ton olarak aktarılırken, Kasım 2025’te Türkiye-AB iş birliği toplantısında Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın 453 bin tonluk kabuklu üretim tahminini sunduğu INC tarafından ayrıca duyuruldu. Aradaki fark, erken dönem rekolte rakamlarının kesin üretim sonucu gibi sunulmasının teknik açıdan sorunlu olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Tam da bu nedenle 829 bin tonluk ilk tahmin, üretici nezdinde yalnızca bir tarımsal veri olarak değil, aynı zamanda piyasa sinyali olarak okunuyor. Buradaki temel siyasi ve ekonomik gerilim de burada başlıyor: Rekolte yüksek gösterildiğinde fiyat beklentisi aşağı çekiliyor mu? Bu soruya bugün için kesin hükümle “evet” demek mümkün değil; ancak bu kuşkunun temelsiz olduğu da söylenemiyor. Rekabet Kurumu’nun fındık sektör araştırmasında, rekolte tahminlerine ilişkin metodoloji farklılıklarının ve beklenti yönetiminin fiyat spekülasyonlarını tetikleyebildiği açıkça belirtiliyor. Kurum, modern ve ortak kurallara dayanmayan rekolte çalışmalarının yanlış fiyat beklentileri yaratabildiğine dikkat çekiyor. Rekolte açıklanıyor, alivre fiyat neden açıklanmıyor? Tartışmanın en sert noktası burada düğümleniyor. Sektörde rekolte tahmini kamuoyuna güçlü biçimde servis edilirken, aynı dönemde kimlerin hangi fiyatlardan ileri teslim bağlantısı yaptığı, başka bir ifadeyle alivre pozisyonların hangi seviyelerde kurulduğu aynı açıklıkla görülmüyor. Oysa lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsası mevzuatı içinde alivre sözleşmeler ve teslim esaslı ticaret mekanizmaları tanımlı ekonomik araçlar arasında yer alıyor. Yani mesele alivre işlemin varlığı değil; bu işlemin fiyat oluşumuna etkisinin ne ölçüde şeffaf olduğudur. 2025 sezonunda piyasada alivre fiyatların 200 TL ve üzerine çıkmaya başladığı yönünde sektörden kamuya yansıyan açıklamalar oldu. Aynı sezonda TMO da Giresun kalite için 200 TL, levant kalite için 195 TL alım fiyatı açıkladı. Sektör temsilcileri, düşük rekolte beklentisi nedeniyle piyasa fiyatlarının TMO fiyatlarının üzerinde seyredeceğini ifade etti. Bu tablo, alivre ve beklenti yönetimi başlığının artık tali değil, doğrudan fiyat oluşumunun merkezindeki başlıklardan biri haline geldiğini gösteriyor. Bu yüzden üretici cephesinden yükselen talep nettir: 2026 ürünü için alivre bağlantı yapıldıysa, bunun hangi fiyat aralıklarında, hangi vadelerde ve hangi miktarlarda kurulduğu açıklanmalıdır. İhracatçılar, tüccarlar ve büyük alıcılar rekolte projeksiyonunu kamuoyuna sunuyorsa, piyasa tarafında kurdukları erken fiyat pozisyonlarını da aynı şeffaflıkla ortaya koymalıdır. Aksi halde kamuya açık olan yalnızca “ürün çok olacak” mesajı olur; piyasayı fiilen etkileyen fiyatlama davranışı ise kapalı kalır. Bu da üretici ile piyasa aktörleri arasındaki bilgi dengesini bozar. Mesele sadece ekonomi değil, doğrudan güç ilişkisi Fındıkta rekolte tartışması artık yalnızca tarımsal üretim başlığı değil; aynı zamanda ekonomik güç, siyasi temsil ve bölgesel gelir dağılımı başlığıdır. Çünkü Karadeniz’de yüz binlerce üretici için fındık, yalnızca ihracat kalemi değil temel geçim aracıdır. Rekolte rakamı, maliyet tablosundan bağımsız biçimde dolaşıma sokulduğunda, bu sadece piyasa beklentisini değil üreticinin siyasal ve ekonomik konumunu da etkiler. Özellikle eğimli ve küçük ölçekli bahçelerde çalışan üretici için esas mesele “kaç ton ürün var” sorusundan önce “bu ürün hangi maliyetle üretildi ve hangi fiyattan el değiştirecek” sorusudur. Bugün gelinen noktada kamuoyunun önündeki soru şudur: 829 bin 239 tonluk ilk tahmin gerçekten sezonun güçlü seyrine işaret eden teknik bir veri midir, yoksa henüz sahadaki riskler netleşmeden fiyat çıpasını aşağı çekebilecek erken bir piyasa dili mi üretilmektedir? Bu sorunun sağlıklı cevabı, yalnızca ikinci ve üçüncü sayımlarla değil; alivre bağlantılar, stok düzeyi, kalite dağılımı ve bölgesel maliyet farkları da şeffaf biçimde ortaya konduğunda verilebilir. Sonuç olarak, Fındıkta sorun rekolte açıklanması değil; rekoltenin tek başına fiyat hükmüne çevrilmesidir. Geçen yılki sert sapmalar ortadayken, ilk tahmini kesin üretim gibi okumak da bu sayı üzerinden daha hasat gelmeden fiyat iklimi kurmak da ciddi bir sorun alanıdır. Bugün açıklanması gereken yalnızca bahçedeki çiçek sayısı değil; piyasadaki erken fiyat pozisyonlarıdır. Rekolte kadar fiyatlama davranışının da görünür hale gelmesidir. . Kaynakça Ekonomim, “2026-2027 tahmini fındık rekoltesi açıklandı.” https://www.ekonomim.com/sektorler/tarim/2026-2027-tahmini-findik-rekoltesi-aciklandi-haberi-880270 Tarım ve Orman Bakanlığı, “Fındıkta Rekolte Tahmin Yöntemi.” Rekabet Kurumu, “Fındık Sektör Araştırması Raporu.” INC, “INC Attends 2025 Meeting of Türkiye-EU Cooperation Scheme on Hazelnuts.” Bata Food, “Hazelnut Market Update – Highlights from INC Congress 2025.” Tarım ve Orman Bakanlığı / TMO, 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatları. Ekonomim, “TMO fındığa 200 TL verdi…” ve “Fındıkta piyasa fiyatları, TMO fiyatlarının üzerinde seyredecek.” Memur Postası’na yansıyan sektör değerlendirmesi, alivre fiyatların 200 TL üzeri seyre başladığı beyanı. Ticaret Bakanlığı, lisanslı depoculuk ve sözleşme/taahhütname esasları.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.