Hava Durumu

#Hafıza

giresunsonhaber - Hafıza haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hafıza haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri Haber

Unutkanlık her zaman hastalık değildir... İşte hafızayı korumak için 5 öneri

Anahtarın nerede olduğunu unutmak, bir odaya girdiğinde oraya geliş amacını hatırlayamamak ya da yeni tanışılan birinin ismini anımsayamamak genellikle bir hastalık belirtisi değildir. Uzman görüşlerine göre beyin, önemsiz bilgileri eleyerek kritik anıları muhafaza etmektedir. Ancak unutkanlık hali gündelik yaşamı ciddi şekilde etkilemeye başladığında veya artış gösterdiğinde uzman yardımı alınması önerilmektedir. İSTANBUL (İGFA) - Günlük hayatın akışında hemen herkesin deneyimlediği unutkanlık anları, sıklıkla endişe yaratsa da her unutma durumu bir hastalık işareti değildir. Prof. Dr. Murat Kurt, beynin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi adına “unutma” mekanizmasına gereksinim duyduğunu belirterek, hafızanın kusursuz bir kayıt sistemi olmadığını ifade etti. Prof. Dr. Kurt’a göre beyin, her gün maruz kaldığı milyonlarca uyaranın tamamını detaylıca saklamak yerine, değerli gördüğü bilgileri pekiştirmekte ve gereksiz ayrıntıları ayıklamaktadır. Bu sebeple unutmak, çoğunlukla hafızanın bir yetersizliği değil, sağlıklı işleyişinin temel bir parçasıdır. DUYGUSAL ANILAR DAHA GÜÇLÜ YER EDİYOR Sıkça tekrarlanan düşünceler, kaygılar ve duygusal yoğunluğu yüksek deneyimler beyinde daha kalıcı hale gelebilmektedir. Bilhassa travmatik olaylar ve zihni sürekli meşgul eden olumsuz düşünceler, küçük bir ipucuyla kolayca hatırlanabilmektedir. Prof. Dr. Kurt, bir bilginin kalıcılığı için sadece tekrarın yeterli olmadığını, dikkat ve anlamlandırma süreçlerinin de kritik olduğunu vurguluyor. Dijital platformlarda hızla tüketilen içeriklerin ise genellikle yüzeysel kaldığını belirten Kurt, sürekli ekran kaydırmanın hafızayı geliştirmekten ziyade bilişsel yükü artırabileceği uyarısında bulunuyor. ODAYA GİRİNCE NEDEN NE YAPACAĞIMIZI UNUTUYORUZ? Bir odaya girildiğinde oraya neden gelindiğinin unutulması durumu da bilimsel olarak açıklanabilmektedir. “Kapı eşiği etkisi” olarak tanımlanan bu durum, mekan değiştiğinde beynin mevcut bağlamı güncellemesiyle ilişkilendirilmektedir. Yoğun çalışma temposu, dikkatin dağılması ve aynı anda birden fazla işle ilgilenmek bu tarz kısa süreli unutkanlıkları tetikleyebilmektedir. Prof. Dr. Kurt, meselenin genellikle hafıza kaybından ziyade dikkat eksikliği ile ilgili olduğunu, birkaç saniye durup yeniden odaklanıldığında bilginin genellikle geri geldiğini ifade ediyor. NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI? Ara sıra isimleri unutmak, anahtarların yerini karıştırmak veya bir randevuyu hatırlamakta geç kalmak tek başına bir hastalık kanıtı olmayabilir. Fakat unutkanlığın günlük rutinleri belirgin şekilde aksatması veya zamanla kötüye gitmesi önem arz etmektedir. Aynı soruların defalarca sorulması, bilinen yerlerde yön kaybı yaşanması ya da finansal yönetim gibi günlük işlerde zorluk çekilmesi, tıbbi bir değerlendirme gerektiren belirtiler arasında yer almaktadır. Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, kullanılan bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığının da hafıza üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini belirten Prof. Dr. Kurt, bu gibi durumlarda uzman görüşü almanın kritik olduğunu vurguluyor. KÖTÜ ANILARIN ETKİSİ AZALTILABİLİR Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesinin mümkün olmadığını belirten Kurt, ancak bu anıların yarattığı duygusal yükün hafifletilebileceğini ifade ediyor. Psikoterapi, sağlıklı baş etme stratejileri ve profesyonel destekle kişinin bu anılarla olan ilişkisinin dönüştürülebileceği belirtiliyor. HAFIZAYI KORUMAK İÇİN 5 TEMEL ÖNERİ Prof. Dr. Kurt, hafızayı desteklemek adına “mucizevi” tek bir yöntem olmadığını vurgulayarak şu alışkanlıklara dikkat çekiyor: Kaliteli ve düzenli bir uyku düzeni sağlamak. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapmak. Yeni yetkinlikler kazanmak ve zihni aktif tutmak. Güçlü sosyal bağları korumak ve sürdürmek. Dengeli, Akdeniz tipi beslenme düzenini benimsemek ve stresi yönetmek. Özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati dağıtan alışkanlıklardan kaçınılması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Kurt, hafıza için yapılabilecek en değerli yatırımın sağlıklı yaşam alışkanlıkları olduğunu ifade ediyor.

TUNCELİ’DE SİVAS KATLİAMI İÇİN “33 CAN, 33 BAĞLAMA” ANMASI Haber

TUNCELİ’DE SİVAS KATLİAMI İÇİN “33 CAN, 33 BAĞLAMA” ANMASI

TUNCELİ’DE SİVAS KATLİAMI İÇİN “33 CAN, 33 BAĞLAMA” ANMASI Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla Tunceli’de “33 Can, 33 Bağlama” etkinliği düzenledi. Kışla Meydanı’nda gerçekleştirilen anmada, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu yaşamını yitiren aydınlar, sanatçılar ve yurttaşlar bağlamalar, semahlar, deyişler ve adalet çağrısıyla anıldı. KİŞLA MEYDANI’NDA SİVAS ANMASI Tunceli’de Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla “33 Can, 33 Bağlama” anması yapıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Doğu ve Güneydoğu Şubeleri tarafından organize edilen etkinlik, Kışla Meydanı’nda gerçekleştirildi. Programda, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve yurttaş için anma düzenlendi. Etkinlik, fotoğraf sergisi ve çerağ uyandırma ile başladı. Cem ibadetini başlatmak amacıyla kandil veya mumların yakıldığı çerağ uyandırma ritüelinin ardından program, konuşmalar ve kültürel bölümlerle devam etti. “33 CAN, 33 BAĞLAMA” DİNLETİSİYLE ANILDILAR Anma programında “33 Can, 33 Bağlama” dinletisi gerçekleştirildi. Bağlamalarla seslendirilen deyişler, Sivas’ta yaşamını yitirenlerin anısına meydanda yankılandı. Programda semah hizmeti de yer aldı. Zeynep Kılıç ve Perperike Usari’nin katıldığı çocuk korosu gösterisi, anmanın dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Etkinlikte ayrıca “Adalet Kürsüsü” bölümüyle Sivas Katliamı’na ilişkin adalet, yüzleşme ve hafıza vurgusu yapıldı. SİVAS KATLİAMI 2 TEMMUZ 1993’TE YAŞANDI Sivas Katliamı, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için Sivas’a giden aydın, yazar, ozan, sanatçı ve yurttaşların kaldığı Madımak Oteli’nin ateşe verilmesiyle yaşandı. O gün kentte düzenlenen etkinlikler, kısa sürede hedef gösterme ve kitlesel saldırı atmosferine dönüştü. Kalabalık gruplar, etkinliğe katılanların kaldığı Madımak Oteli çevresinde toplandı. Saldırı sırasında otel ateşe verildi. Yangında 33 aydın, sanatçı ve yurttaş ile 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Olaylar sırasında 2 saldırgan da hayatını kaybetti. Sivas Katliamı, Türkiye’nin yakın tarihinde düşünce özgürlüğüne, inanç kimliğine, kültürel çoğulculuğa ve demokratik yaşama yönelmiş en ağır toplumsal şiddet olaylarından biri olarak hafızalara kazındı. “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ” Anmada konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini söyledi. Erçe, 33’üncü yılda “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla Türkiye’nin ve dünyanın farklı noktalarında anmalar düzenlendiğini belirtti. Anma etkinliklerinin yıl sonuna kadar süreceğini ifade eden Erçe, 21 Haziran’da birçok kentte meydanlarda bağlamalar, semahlar ve deyişlerle bir araya gelineceğini dile getirdi. Erçe, Sivas’ta yaşamını yitirenlerin unutulmadığını ve unutturulmayacağını vurguladı. “YÜZLEŞME OLMADAN DEMOKRASİ GELİŞMEZ” Cuma Erçe, konuşmasında yalnızca anmanın yeterli olmadığını, Sivas Katliamı’yla gerçek anlamda yüzleşilmesi gerektiğini söyledi. Erçe, geçmişle hesaplaşılmadığı sürece demokrasinin gelişemeyeceğini, demokrasinin gelişmediği yerde de özgürlüklerin güçlenemeyeceğini belirtti. Sivas Katliamı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı olarak değil, bugünün demokrasi, hukuk, özgürlük ve barış tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı bir hafıza meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Erçe, “Geçmişle hesaplaşabilirsek bu ülkeye demokrasiyi, özgürlüğü ve barışı getirebiliriz. Barışın yolu da hakikatle yüzleşmekten geçiyor” sözleriyle adalet ve yüzleşme çağrısı yaptı. ANMA YIL SONUNA KADAR SÜRECEK PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılı kapsamında düzenlenen anmaların yalnızca Tunceli programıyla sınırlı kalmayacağını açıkladı. Erçe’nin verdiği bilgiye göre, “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla yıl sonuna kadar farklı kentlerde anma programları yapılacak. 21 Haziran’da ise başta büyük kentlerin meydanları olmak üzere birçok alanda eş zamanlı buluşmalar düzenlenecek. Bu buluşmalarda bağlamalar, semahlar ve deyişlerle Sivas’ta yaşamını yitirenler anılacak. HAFIZA, ADALET VE BARIŞ VURGUSU Tunceli’deki “33 Can, 33 Bağlama” etkinliği, yalnızca bir anma programı olarak değil, Sivas Katliamı’nın toplumsal hafızadaki yerini diri tutan bir adalet çağrısı olarak öne çıktı. Kışla Meydanı’nda bir araya gelenler, Madımak’ta yaşamını yitirenlerin adlarını ve mücadelesini bağlamalarla, semahlarla ve deyişlerle andı. Etkinlik, semah hizmeti ve katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anmanın ardından sona erdi. Sivas Katliamı’nın 33’üncü yılında Tunceli’den yükselen mesaj, hafızanın korunması, adalet arayışının sürdürülmesi ve geçmişle yüzleşme talebinin canlı tutulması oldu.

KENTİN HALLERİ GİRESUN’DA KONUŞULACAK Haber

KENTİN HALLERİ GİRESUN’DA KONUŞULACAK

KENTİN HALLERİ GİRESUN’DA KONUŞULACAK GİFOD üyesi ve Giresun Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Memiş, 7 Nisan 2026 Salı günü Mimarlar Odası Giresun Şubesi’nde fotoğraf sunumu eşliğinde “KENTİN HALLERİ” söyleşisi gerçekleştirecek. Etkinlikte kentlerin katmanlı yapısı, kamusal alanlar, mimari doku ve doğal çevre ilişkisi ele alınacak. Organizatörler, şehre farklı bir gözle bakmak isteyen tüm Giresunluları programa davet etti. Giresun’da kent, mekân ve yaşam ilişkisini odağına alan önemli bir buluşma düzenlenecek. “KENTİN HALLERİ” başlıklı söyleşi ve fotoğraf sunumu, 7 Nisan 2026 Salı günü saat 18.30’da Mimarlar Odası Giresun Şubesi’nde Giresunlularla buluşacak. Etkinliğin konuşmacısı, GİFOD üyesi ve Giresun Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Memiş olacak. Programda kentlerin katmanlı yapısı; mimarlık, kamusal alanlar ve doğal çevre ile kurduğu ilişki üzerinden değerlendirilecek. Fotoğraf sunumuyla desteklenecek söyleşide, farklı kent deneyimleri üzerinden kentsel doku, yaşam pratikleri ve mekânsal ilişkiler yeniden yorumlanacak. KENTİ ANLAMAYA ODAKLANAN BULUŞMA “KENTİN HALLERİ” söyleşisi, yalnızca mimari yapılara değil, kent yaşamını oluşturan bütün unsurlara odaklanacak. Programda sokaklar, meydanlar, kamusal kullanım alanları, doğal çevre ile şehir arasındaki bağ ve insanların gündelik yaşam içinde kurduğu mekânsal ilişki ele alınacak. Etkinlik, şehrin görünen yüzünün yanı sıra arka plandaki kültürel ve sosyal katmanları da tartışmaya açacak. FOTOĞRAF SUNUMUYLA DESTEKLENECEK Doç. Dr. Levent Memiş’in sunumunda, farklı kent örnekleri fotoğraflar üzerinden değerlendirilecek. Böylece katılımcılar, şehirleri yalnızca fiziksel yapılar olarak değil; hafıza, kullanım, kimlik ve deneyim alanları olarak da okuma imkânı bulacak. Etkinlik, kent üzerine düşünenler kadar fotoğrafla ilgilenenler için de dikkat çeken bir içerik sunacak. GİRESUNLULARA AÇIK DAVET Organizatörler, şehre farklı bir perspektiften bakmak isteyen herkesi söyleşiye çağırdı. Mimarlar, şehir meraklıları, fotoğraf tutkunları, öğrenciler ve kent kültürüne ilgi duyan vatandaşların katılımına açık olacak programın, Giresun’da kent bilinci ve mekân okuması açısından verimli bir buluşma olması bekleniyor. “KENTİN HALLERİ” söyleşisi, Kapu Mahallesi Başöğretmen Ali Osman Sönmez Sokak No: 3/A adresindeki Mimarlar Odası Giresun Şubesi’nde yapılacak.

GİRESUN’DA 12 MART PROGRAMI Haber

GİRESUN’DA 12 MART PROGRAMI

GİRESUN’DA 12 MART PROGRAMI: İSTİKLÂL MARŞI’NIN KABULÜ, KONFERANS VE ANMA MESAJLARIYLA KUTLANACAK Giresun’da 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü, konferans programı ve anlam yüklü mesajlarla karşılanacak. Giresun Üniversitesi’nde “Korkma Gençliğin Ruhu Burada” başlıklı konferans düzenlenecek, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse ise yayımladığı mesajda İstiklâl Marşı’nı “milletimizin ruhunu yansıtan bir destan” olarak tanımladı. GİRESUN’DA 12 MART’A ANLAMLI PROGRAM 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla Giresun’da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. Günün anlam ve önemine dikkat çeken programların merkezinde, milli şair Mehmet Akif Ersoy’un fikir dünyası, İstiklâl Marşı’nın tarihi değeri ve genç kuşaklara bırakılan milli bilinç mesajı yer alıyor. Bu kapsamda Giresun Üniversitesi’nde öğrencileri buluşturacak bir konferans programı hazırlanırken, kamu kurumları ve yerel yönetim cephesinden de 12 Mart’ın taşıdığı tarihi hafızaya vurgu yapan açıklamalar geldi. ÜNİVERSİTEDE “KORKMA GENÇLİĞİN RUHU BURADA” KONFERANSI Etkinlikler çerçevesinde, Giresun Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Dursun Şahin tarafından “Korkma Gençliğin Ruhu Burada” konulu konferans verilecek. Program, 12 Mart 2026 Perşembe günü saat 11.00’de Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Üniversite tarafından yapılan davette, konferansa tüm öğrencilerin katılımının beklendiği belirtildi. Programın, Mehmet Akif Ersoy’un düşünce dünyasını ve İstiklâl Marşı’nın genç nesiller açısından taşıdığı anlamı öne çıkaran bir içerikle düzenleneceği ifade edildi. BAŞKAN KÖSE’DEN 12 MART MESAJI Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse de 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’nün 105. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Köse, 12 Mart’ın Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin en güçlü sembollerinden biri olduğunu vurguladı. Mesajında, İstiklâl Marşı’nın yalnızca bir marş olmadığını belirten Köse, bu eserin milletin inancını, azmini, vatan sevgisini ve bağımsızlık kararlılığını yansıtan güçlü bir metin olduğunu ifade etti. Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden çıkan İstiklâl Marşı’nın, zor şartlar altında verilen kurtuluş mücadelesinin ortak hafızası olduğuna dikkat çekti. “MİLLETİMİZİN RUHUNU YANSITAN BİR DESTAN” Başkan Köse, açıklamasında İstiklâl Marşı’nı “milletimizin ruhunu yansıtan bir destan” olarak nitelendirirken, Mehmet Akif Ersoy’un “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” sözünün de bağımsızlığın hangi büyük fedakârlıklarla kazanıldığını hatırlattığını kaydetti. Köse, mesajının sonunda başta Mehmet Akif Ersoy olmak üzere, vatanın bağımsızlığı uğruna mücadele eden tüm kahramanları rahmet, minnet ve saygıyla andı. 12 MART’IN ORTAK MESAJI: HAFIZA, MÜCADELE VE GENÇLİK Giresun’da düzenlenecek 12 Mart programı, yalnızca bir anma takvimi olarak değil; milli hafızanın diri tutulduğu, bağımsızlık iradesinin yeniden hatırlandığı ve gençliğe güçlü bir tarih bilinci aktarıldığı önemli bir gün olarak öne çıkıyor. Konferans programı ile resmi mesajların ortak noktasını ise aynı vurgu oluşturuyor: İstiklâl Marşı, bu milletin bağımsızlık karakterinin en güçlü ifadesi; Mehmet Akif Ersoy ise bu ruhu kelimelere dönüştüren en büyük isimlerden biri.

GİRESUN’DA ANLAMLI SEMİNER: “BESLENME ÖĞRENMEYİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR” Haber

GİRESUN’DA ANLAMLI SEMİNER: “BESLENME ÖĞRENMEYİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR”

GİRESUN’DA ANLAMLI SEMİNER: “BESLENME ÖĞRENMEYİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR” GİRESUN – Gençlerin beslenme alışkanlıkları ile akademik başarıları arasındaki ilişki, Giresun’da düzenlenen önemli bir seminerle ele alındı. Giresun İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen programda, sağlıklı beslenmenin öğrenme süreçlerine etkisi bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Seminer, Biruni Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Çelik tarafından verildi. “Gençlerle Beslenmenin Öğrenmeye Etkisi: Öğren ve Geleceğini Şekillendir” başlıklı sunumda; doğru beslenme düzeninin dikkat, hafıza, odaklanma ve akademik performans üzerindeki rolü anlatıldı. Eğitimciler ve Öğrenciler Yoğun İlgi Gösterdi Programa İl Millî Eğitim Şube Müdürleri Murat Yavuz ve Emin Karahan, okul idarecileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Katılımcılar, özellikle sınav dönemlerinde beslenme düzeninin zihinsel performansa katkısı konusunda bilgilendirildi. “Sağlıklı Nesiller, Güçlü Gelecek” Seminerde konuşan Prof. Dr. Fatma Çelik, gençlerin hazır gıda tüketiminden uzak durmasının ve dengeli öğün alışkanlıkları kazanmasının akademik başarıyı doğrudan etkilediğini vurguladı. Çelik, beyin gelişimi ile beslenme arasındaki bağa dikkat çekerek, okul çağındaki çocuklarda protein, vitamin ve mineral dengesinin önemine değindi. Plaket Takdimi Yapıldı Program sonunda katkılarından dolayı Prof. Dr. Fatma Çelik’e plaket takdim edildi. Etkinlik, 11 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 10.00’da Giresun Nurettin Canikli Anadolu İmam Hatip Lisesi konferans salonunda gerçekleştirildi. Yetkililer, benzer bilinçlendirme çalışmalarının ilerleyen dönemlerde de devam edeceğini belirtti.

Harşit Savunması’nın Hafızası Yeniden Canlandı Haber

Harşit Savunması’nın Hafızası Yeniden Canlandı

Doğu Karadeniz tarihinin en kritik sayfalarından birini belgeleyen “Doğu Karadeniz’de Rus İşgali ve Harşit Savunması” başlıklı sempozyum bildiri kitabı, yeniden okurla buluştu. Bölge tarihi açısından kalıcı bir başvuru kaynağı niteliğindeki eser, Giresun Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirilen akademik sempozyumun bildirilerini içeriyor ve Doğankent Belediyesi tarafından yeniden basıldı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Doğu Karadeniz’de verilen destansı mücadelenin simgesi olan Harşit Savunması’nı çok yönlü biçimde ele alan kitap, bölgenin “Çanakkale’si” olarak anılan bu direnişi gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor. “Tarihî Bir Hafıza Yeniden Kazandırıldı” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Harşit Savunması Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özkaya, eserin yalnızca bir akademik yayın değil, aynı zamanda bölgesel hafızanın yazılı temsili olduğunu vurguladı. Özkaya, yeni baskının Doğankent Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirildiğini ve kapakta vakıf logosunun yer almasının kurumsal birlikteliği güçlendirdiğini ifade etti. Emeği Geçenlere Teşekkür Yeniden basım sürecine katkı sunanlara teşekkür eden Özkaya, sürecin koordinasyonunun Ömer Erdoğan tarafından yürütüldüğünü belirterek, Doğankent Belediyesi’nin yanı sıra Ruşen Özden’e de şükranlarını sundu. Ayrıca, 110 adet kitabın Harşit Savunması Vakfı’na hibe edildiğini, bu kitapların araştırmacılar ve tarih meraklıları için önemli bir kaynak olacağını dile getirdi. Kitapta Neler Var? Akademik titizlikle hazırlanan eser; Rus işgali döneminde Doğu Karadeniz halkının yaşadığı zorlukları, Milis kuvvetlerin örgütlenmesini ve direniş pratiklerini, Harşit Çayı hattında kurulan savunma cephesinin askerî ve stratejik önemini belge ve bildiriler ışığında ele alıyor. Yeniden basımı yapılan bu çalışma, Harşit Savunması’nı yalnızca bir askerî başarı olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir direniş ve dayanışma örneği olarak kayda geçiriyor. Bölge tarihine ilgi duyanlar için kitap, geçmişle bugün arasında kurulan güçlü bir köprü niteliği taşıyor.

Sınav Stresine Karşı Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart Haber

Sınav Stresine Karşı Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart

İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı. Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı. Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor. Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor. Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor. Hafıza İçin Ne Tüketilmeli Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor. “Sınavlar Değerinizi Belirlemez” Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.