Hava Durumu

#Geri Kazanım

giresunsonhaber - Geri Kazanım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Geri Kazanım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GİRESUN ÇÖP SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN SAHADA Haber

GİRESUN ÇÖP SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN SAHADA

GİRESUN ÇÖP SORUNUNDA ÇÖZÜM İÇİN SAHADA İSTAÇ MODELİ YERİNDE İNCELENDİ VALİ MUSTAFA KOÇ BAŞKANLIĞINDA GİRKASİÇ-BİR ÜYESİ BELEDİYE BAŞKANLARI, İSTANBUL’DA GÜNLÜK 3 BİN TON ATIK İŞLEME KAPASİTESİNE SAHİP İSTAÇ ATIK YAKMA VE ENERJİ ÜRETİM TESİSİNİ İNCELEDİ. GİRESUN’A BENZER BİR TESİS KAZANDIRILMASI AMACIYLA GERÇEKLEŞTİRİLEN ZİYARETTE; TEKNOLOJİ, ENERJİ ÜRETİMİ, EMİSYON KONTROLÜ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ATIK YÖNETİMİ UYGULAMALARI YERİNDE DEĞERLENDİRİLDİ. Giresun’un uzun yıllardır gündeminde bulunan katı atık sorununa kalıcı ve sürdürülebilir çözüm arayışında önemli bir teknik inceleme gerçekleştirildi. Giresun İli Katı Sıvı Atık ve İçmesuları Birliğine (GİRKASİÇ-BİR) üye belediye başkanları, Giresun Valisi Mustafa Koç’un başkanlığında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki İSTAÇ’ın Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’nde incelemelerde bulundu. Giresun’a benzer bir tesis kazandırılması amacıyla gerçekleştirilen ziyarette heyete, İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler tarafından teknik sunum yapıldı. İncelemelere İSTAÇ Genel Müdürü Fatih Uğur ile ilgili birim müdürleri de eşlik etti. Heyet; evsel atıkların modern yöntemlerle bertaraf edilmesini, atıkların kontrollü biçimde yakılarak enerjiye dönüştürülmesini, baca gazı arıtma ve emisyon izleme sistemlerini, yakma sonrasında ortaya çıkan proses artıklarının yönetimini ve İstanbul’da uygulanan entegre atık yönetimi modelini yerinde inceleme imkânı buldu. Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi çevresinde yaşanan son gelişmelerin ardından Giresun’un uzun vadeli atık politikasının yeniden ele alınmaya başlanması açısından ziyaret dikkat çekici bir adım oldu. Vali Koç’un belediye başkanlarını aynı teknik incelemede bir araya getirmesi ve çalışan bir tesisin işletme modelinin yerinde değerlendirilmesi, sorunun kalıcı çözümüne yönelik ortak iradenin güçlenmesi bakımından olumlu karşılandı. İstanbul’daki incelemenin ardından Giresun için nasıl bir kapasite ve teknoloji seçileceği henüz belirlenmiş değil. Ancak ziyaret, yıllardır tartışılan katı atık sorununun yalnız geçici depolama çözümleri üzerinden değil; geri kazanım, enerji üretimi, çevresel kontrol ve sürdürülebilir işletme modeli birlikte değerlendirilerek ele alınması yönünde somut bir başlangıç olarak görülüyor. İNCELENEN TESİS GÜNDE 3 BİN TON ATIK İŞLEYEBİLİYOR Heyetin ziyaret ettiği İSTAÇ Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi, İstanbul’un entegre atık yönetimi altyapısının en önemli bileşenlerinden biri. İSTAÇ’ın resmî verilerine göre 2021 yılı sonunda işletmeye alınan tesis günde 3 bin ton, yılda yaklaşık 1 milyon ton evsel atık işleme kapasitesine ve 85 MW kurulu elektrik gücüne sahip. Tesis İstanbul’daki günlük evsel atığın yaklaşık yüzde 15’ini işleyebiliyor. 2024 yılı faaliyet verilerine göre tesiste yaklaşık 1 milyon ton atık işlenirken 599 bin 701 MWh elektrik üretildi. İstanbul modeli bu yönüyle yalnız çöplerin ortadan kaldırıldığı bir bertaraf tesisi değil; atığın kontrollü termal işlemden geçirilerek enerjiye dönüştürüldüğü büyük ölçekli bir endüstriyel tesis niteliğinde. Buradan sonra Giresun açısından belirleyici olacak konu, İstanbul’daki teknolojinin birebir kopyalanması değil; Giresun’un atık miktarı, atık karakteri, coğrafyası, taşıma ağı ve belediyelerin ekonomik kapasitesine uygun ölçeğin belirlenmesi olacak. ÜÇ AYRI YAKMA HATTI BULUNUYOR İstanbul’daki tesis birbirinden bağımsız üç yakma hattından oluşuyor. Teknoloji sağlayıcısı Hitachi Zosen Inova’nın teknik verilerine göre tesisin nominal kapasitesi yılda 1 milyon ton ve atığın tasarım alt ısıl değer aralığı 6–9 MJ/kg. Her hatta hava soğutmalı, ileri-geri hareketli ızgara sistemi bulunuyor. Bir hattın termal kapasitesi 87 MWth. Izgarada yakılan atığın enerjisi kazan sisteminde buhara dönüştürülüyor. (hz-inova.com) Kazan sistemi beş geçişli olarak tasarlanmış durumda. Teknik projede her hat için canlı buhar debisi 111,9 ton/saat, basınç 72 bar, sıcaklık ise 426 derece olarak veriliyor. Buhar daha sonra yoğuşmalı-buhar türbini üzerinden elektrik üretiminde değerlendiriliyor. Tedarikçinin teknik tasarım verisinde türbinin elektrik çıkışı tam yükte yaklaşık 77 MWe, İSTAÇ’ın işletme için açıkladığı toplam kurulu güç ise 85 MW seviyesinde. (hz-inova.com) Bu veriler, atık yakmanın yalnızca “çöpü fırına atıp yakmak” biçiminde basit bir işlem olmadığını; atığın enerji değerinden buhar çevrimine kadar çok sayıda mühendislik parametresi gerektirdiğini gösteriyor. BACA GAZI ÇOK KADEMELİ SİSTEMDEN GEÇİYOR İstanbul tesisinin en önemli teknik bölümlerinden biri baca gazı arıtma sistemi. Teknik projede SNCR sistemi, kuru sorpsiyon reaktörü ve torbalı filtre birlikte kullanılıyor. Her yakma hattındaki baca gazı akışının standart şartlarda yaklaşık 173 bin 720 metreküp/saat olduğu belirtiliyor. (hz-inova.com) İSTAÇ ayrıca emisyonların Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi ile kesintisiz takip edildiğini ve kayıt altına alındığını bildiriyor. (İSTAÇ) Dolayısıyla Giresun’da benzer bir termal sistem gündeme gelecekse yatırım yalnız fırın ve türbin maliyetinden oluşmayacak. Baca gazı arıtımı, sürekli ölçüm sistemi, kimyasal sarf malzemeleri, filtreler, yüksek sıcaklık ekipmanlarının bakımı ve çevresel izleme de işletmenin ayrılmaz parçaları olacak. KÜL DE YÖNETİLİYOR Yakma işleminden sonra atık tamamen ortadan kalkmıyor. Geride taban külü ve diğer proses artıkları kalıyor. İSTAÇ bu nedenle 2023 yılında Taban Külü Geri Kazanım Tesisini işletmeye aldı. Şirketin sürdürülebilirlik raporunda yaklaşık 1 milyon ton atığın yakılması sonucunda yaklaşık 170 bin ton taban külü oluştuğu ve bu materyal içerisinden yaklaşık 3 bin 500 ton değerli metalin geri kazanıldığı belirtiliyor. (İSTAÇ) Bu yönüyle İstanbul modeli yalnız yakma ve elektrik üretiminden değil, yakma sonrasında oluşan malzemelerin yönetiminden de oluşuyor. İSTAÇ’IN SİSTEMİ SADECE YAKMA TESİSİ DEĞİL Giresun açısından İstanbul ziyaretinden çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri de bu. İSTAÇ’ın atık yönetim modeli yalnızca yakma tesisine dayanmıyor. İstanbul’da düzenli depolama alanlarından çıkan depo gazından elektrik üretiliyor, organik atıklar biyometanizasyon tesislerinde değerlendiriliyor, geri kazanım tesisleri ve atık transfer merkezleri işletiliyor; bunların yanında termal bertaraf gerçekleştiriliyor. (İSTAÇ) Örneğin İSTAÇ’ın 2024 Faaliyet Raporunda Kemerburgaz Biyometanizasyon Tesisi’nin aynı yıl kaynağında ayrı toplanmış 15 bin 774 ton organik atığı işlediği ve biyogazdan elektrik üretildiği belirtiliyor. (İSTAÇ) Dolayısıyla İstanbul’da heyetin incelediği sistemden Giresun’a aktarılabilecek esas deneyim yalnızca “çöp yakmak” değil, farklı atık türlerini farklı yöntemlerle değerlendiren entegre atık yönetimi yaklaşımı olabilir. GİRESUN’UN GÜNLÜK ATIĞI 400 TON BANDINDA Giresun açısından yapılacak fizibilitenin çıkış noktası ise kentin kendi ölçeği olmak zorunda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2024 Giresun İl Çevre Durum Raporuna göre GİRKASİÇ-BİR kapsamındaki belediyelerin günlük atık miktarı yaz döneminde 404,29 ton, kış döneminde 370,60 ton. Alucra, Çamoluk ve Şebinkarahisar da hesaba katıldığında Giresun il genelinde günlük atık miktarı yazın 437,68 ton, kışın ise 401,21 ton seviyesinde. Bu rakamlar, İstanbul’da ziyaret edilen 3 bin ton/gün kapasiteli tesis ile Giresun arasındaki ölçek farkını açıkça ortaya koyuyor. Ancak bu durum yakma teknolojisinin Giresun açısından otomatik olarak elenmesi anlamına gelmiyor. Tam tersine İstanbul ziyareti; Giresun’a uygun kapasitenin, teknoloji kombinasyonunun ve ekonomik modelin ayrıca hesaplanması gerektiğini gösteriyor. GİRESUN ÇÖPÜNÜN YÜZDE 60’A YAKINI ORGANİK Teknoloji seçiminde yalnız tonaj değil, çöpün içeriği de belirleyici. Giresun Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi araştırmacıları tarafından 2022 yılında yayımlanan hakemli çalışmada, Giresun’daki kentsel katı atık kompozisyonunun yaklaşık yüzde 60’ının organik atıklardan oluştuğu belirtiliyor. Araştırmada Giresun’un belediye atıklarında geri dönüşüm potansiyeli yüzde 30,05 olarak hesaplanırken, çalışma dönemindeki fiilî geri dönüşüm oranı yüzde 2,04 olarak verilmişti. Araştırmacılar yüksek organik içerik nedeniyle özellikle kompostlaştırma ve biyometanizasyon seçeneklerinin entegre atık yönetiminde değerlendirilmesini öneriyor. (DergiPark) Aynı çalışmada yanabilir fraksiyonun önemli düzeyde olmasına karşın Giresun atığının yüksek nem ve düşük ısıl değerinin doğrudan termal işlemleri güçleştirebileceğine dikkat çekiliyor. (DergiPark) Bu bilimsel veri yakma seçeneğine karşı bir sonuç değil; Giresun’da kurulacak sistem için önce güncel atık karakterizasyonunun yapılmasının gerekliliğini ortaya koyuyor. İSTANBUL ZİYARETİ FİZİBİLİTE İÇİN ÖNEMLİ BİR BAŞLANGIÇ Vali Mustafa Koç’un belediye başkanlarını aynı masa etrafında toplayarak çalışan tesisleri yerinde inceleme yoluna gitmesi, yıllardır ertelenen katı atık meselesinde çözüm arayışının somutlaşması bakımından olumlu bir gelişme. Bundan sonraki aşamada Giresun’un yaz-kış güncel atık miktarının, neminin, alt ısıl değerinin, organik içeriğinin, geri kazanılabilir fraksiyonunun, kül ve klor oranlarının ortaya çıkarılması; ilçe bazlı taşıma mesafeleri ve transfer istasyonlarının planlanması gerekiyor. Bunun yanında yatırım bedeli kadar 20–25 yıllık işletme maliyeti, ton başına bertaraf ücreti, enerji geliri, baca gazı arıtma giderleri, kül yönetimi, bakım ve personel ihtiyacı da aynı fizibilite içinde hesaplanmalı. Çünkü Giresun’un ihtiyacı İstanbul’daki tesisi aynen kopyalamaktan çok, İstanbul’da edinilen işletme tecrübesinden yararlanarak Giresun ölçeğine uygun bir model geliştirmek. HEDEF ÇÖPÜ YALNIZ BERTARAF ETMEK DEĞİL, DEĞERE DÖNÜŞTÜRMEK Çavuşlu’da yaşanan süreç, Giresun’un atık yönetimini yeniden düşünmesi için önemli bir fırsata da dönüşebilir. Kaynakta ayrı toplama, geri dönüşüm, organik atıkların biyolojik yöntemlerle değerlendirilmesi, enerji geri kazanımı ve yalnız geriye kalan atığın düzenli depolanması birlikte ele alınabilirse Giresun uzun yıllardır devam eden çöp tartışmasını kalıcı bir sisteme dönüştürebilir. İstanbul’da yapılan teknik ziyaret bu açıdan değerli. Vali Mustafa Koç ve belediye başkanlarının ortak hareket ederek farklı modelleri yerinde incelemesi, Giresun’un çözüm arayışında kurumlar arası iş birliği açısından da olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Şimdi beklenti, yapılan incelemelerin bilimsel ve ekonomik fizibiliteyle desteklenmesi ve Giresun’un kendi şartlarına uygun modelin belirlenmesi. İstanbul’daki tesisin teknolojisi önemli bir örnek. Ancak asıl başarı, Giresun’un atığına, coğrafyasına ve belediyelerinin ekonomik gücüne uygun sistemi kurabilmek olacak. Yıllardır konuşulan çöp sorununun bu kez kapsamlı bir çalışma, ortak irade ve doğru teknoloji seçimiyle kalıcı bir sonuca ulaşması umut ediliyor.

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk Haber

Türk Böbrek Vakfı’ndan Bir İlk

Türkiye genelinde yaklaşık 72 bin hasta, yaşamlarını diyaliz tedavisi desteğiyle sürdürüyor. Bu tedavi kapsamında, her bir diyaliz seansı için ortalama 200 litre su tüketiliyor. Yıllık bazda yaklaşık 10 milyon seans gerçekleştirildiği göz önüne alındığında, toplam su kullanımı 2 milyar litreye ulaşmış durumda. Su kaynaklarının kritik öneme sahip olduğu günümüzde bu tablo, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir su yönetimini zorunlu kılıyor. Türk Böbrek Vakfı (TBV), hizmet kalitesinden ödün vermeden bu soruna çözüm getiren “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli”ni hayata geçirerek, Türkiye'de bu sistemi uygulayan ilk diyaliz merkezi olma başarısını gösterdi. Türk Böbrek Vakfı tarafından Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde devreye alınan “Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli” ile hemodiyaliz işlemi öncesi ters ozmoz sisteminden drenaja aktarılan sular yeniden değerlendirilmeye başlandı. Uygulamanın hayata geçtiği ilk ay içerisinde 46 bin litre (46 metreküp) su tasarrufu elde edildi. Böbrek sağlığını korumak, hastalıklarla ilgili toplumsal bilinci artırmak ve kronik böbrek hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek için çalışan Türk Böbrek Vakfı (TBV), diyalizdeki yüksek su sarfiyatını azaltmak amacıyla somut bir adım attı. Vakıf, tedavi süreçlerini çevre dostu ve kaynak koruyucu bir modele dönüştürme projesini başlattı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) bu yıl Türkiye’de düzenlenecek olması, projenin önemini daha da artırdı. Ağustos ortası itibarıyla TBV Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nde uygulanmaya başlanan Diyalizde Sürdürülebilir Su Yönetimi Modeli sayesinde, hemodiyaliz tedavisindeki Ters Ozmoz (R.O.) su arıtma sisteminde drenaja giden sular, kurulan geri kazanım altyapısıyla tekrar kullanıma sunuldu. Bu çalışma, Türkiye’deki diyaliz merkezlerinde arıtma atık sularının sistematik olarak yeniden değerlendirildiği ilk uygulama olma özelliğini taşıyor. Klinik tedavi alanına girmeyen, hastalarla hiçbir teması olmayan ve yalnızca arıtma aşamasında mineral/iletkenlik dengesi nedeniyle ayrıştırılarak kanalizasyona verilen bu sular, artık temizlik ve çamaşırhane işlerinde kullanılıyor. İlk Ayın Sonuçları ve Elde Edilen Kazanımlar Temmuz 2026'da start alan proje ile ilk ayda 46 bin litre şebeke suyunun israf edilmesi engellendi. Şebeke suyu tüketimindeki ve atık su miktarındaki bu düşüş, çevresel faydanın yanı sıra kurumsal giderlerin azaltılmasına da katkı sağladı. Sağlık Bakanlığı laboratuvar testleri sonucunda hijyen standartlarına uygunluğu onaylanan sular, merkez genelinde güvenle kullanılmaya başlandı. "Suyu İsraf Etme, Hem Böbreğini Hem Doğayı Koru" Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi’nden alınan olumlu verilerin ardından, projenin Türk Böbrek Vakfı’nın diğer tüm merkezlerinde de yaygınlaştırılması planlanıyor. Diyaliz tedavisinin su kaynaklarına olan yüksek bağımlılığına dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, çalışmanın önemiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Vakıf olarak uzun yıllardır 'Suyu israf etme, hem böbreğini hem doğayı koru' diyerek suyun hem insan vücudu hem de gezegenimiz için ne kadar hayati olduğunu vurguluyoruz. Hemodiyaliz süreci doğası gereği saf su gerektirse de arıtma sırasında dışarı atılan suyun israf olmaması adına Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezimizde kurduğumuz geri kazanım sistemiyle ilk ayda 46 bin litre tasarruf sağladık. Sağlık hizmeti sunarken doğal kaynaklara ve çevreye yük olmamak temel sorumluluğumuzdur. Hedefimiz, bu uygulamayı diğer merkezlerimize de taşıyarak böbrek sağlığı alanında sürdürülebilir ve örnek bir model oluşturmaktır... Bu yıl COP31’in ülkemizde yapılacak olması, iklim krizi ve çevresel sürdürülebilirliği gündemimizin merkezine taşıyor. Türk Böbrek Vakfı olarak, sağlık hizmetlerinin çevre üzerindeki etkilerini minimize etme yönündeki çalışmalarımızla bu sürece destek vermeyi ve su başta olmak üzere doğal kaynakların verimli kullanımı konusunda sektöre öncülük etmeyi amaçlıyoruz.” Her Yıl Diyalizde 400-500 Milyon Litre Su Tasarruf Edilebilir Diyaliz sürecinde kullanılan suyun tamamının geri kazanılması mümkün olmasa da, uygun nitelikteki suyun yaklaşık yüzde 18-20’sinin geri kazanılabileceği hesaplandığında, Türkiye genelinde yıllık yaklaşık 400-500 milyon litre suyun yeniden kullanılma potansiyeli olduğu görülüyor. Diğer bir ifadeyle, bu sistemler yaygınlaştırıldığında her yıl yüz milyonlarca litre suyun boşa gitmesi engellenebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ömrünü tamamlamış lastiklerde yeni dönem... Toplama ve taşıma kuralları değişti Haber

Ömrünü tamamlamış lastiklerde yeni dönem... Toplama ve taşıma kuralları değişti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ömrünü tamamlamış lastiklerin (ÖTL) toplanması, taşınması, depolanması ve geri kazanımına ilişkin kuralları yeniden düzenledi. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle toplama yetkisi, taşıma araçları ve üreticilerin yükümlülükleri konusunda yeni düzenlemeler getirildi. ANKARA (İGFA)- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle ömrünü tamamlamış lastiklerin yönetiminde görev ve sorumluluklar yeniden tanımlanırken, toplama ve taşıma faaliyetlerine ilişkin kurallar da netleştirildi. ÖTL TOPLAMAK İÇİN BAKANLIKTAN YETKİ ŞARTI Yeni düzenlemeye göre ömrünü tamamlamış lastikler; lastik üreticileri, yetkilendirilmiş kuruluşlar, çevre lisansına sahip ÖTL geri kazanım tesisleri ve ÖTL işleyen piroliz tesisleri tarafından toplanabilecek. ÖTL toplama faaliyeti gerçekleştirecek işletmelerin Bakanlıktan toplama yetkisi alması zorunlu olacak. Yetkili toplayıcılar, topladıkları ÖTL miktarlarını her yıl Mart ayı sonuna kadar Bakanlığa bildirecek. Geri kazanım ve piroliz tesisleri ise yalnızca kendi tesislerinde işlemek üzere ÖTL toplayabilecek. Bu tesislerin yıllık toplayabileceği lastik miktarı, tesisin yıllık işleme kapasitesini aşamayacak. TAŞIMA ARAÇLARINA YENİ ŞARTLAR Yönetmelikle ÖTL taşıyan araçlara ilişkin kurallar da ayrıntılı hale getirildi. Buna göre taşıma işlemleri karayolu taşımacılığına uygun araçlarla gerçekleştirilecek. Araçların kasalarının ağ veya branda ile kapatılması ve kasanın her iki tarafında dikey yüksekliği en az 20 santimetre olan “Ömrünü Tamamlamış Lastik Taşıma Aracı” ibaresini taşıyan uyarı levhalarının bulunması zorunlu olacak. Araçlarda ayrıca Karayolları Trafik Kanunu kapsamında yangın söndürme cihazı bulundurulacak. ÖTL taşıma işlemlerinde Bakanlığın çevrimiçi programlarının kullanılması gerekecek. ÜRETİCİLERE TOPLAMA VE GERİ KAZANIM YÜKÜMLÜLÜĞÜ Yönetmelikle lastik üreticilerinin sorumlulukları da yeniden düzenlendi. Üreticiler, bir önceki yıl iç piyasaya sürdükleri lastik tonajını esas alarak Bakanlığın belirleyeceği oranlarda ÖTL’leri toplamak veya toplatmak, toplanan lastiklerin geri kazanımını ya da bertarafını sağlamak ve işlemleri Bakanlığa belgelemekle yükümlü olacak. Bu kapsamda üreticilerin Bakanlığa başvuru yapması da zorunlu hale getirildi. GEÇİCİ DEPOLAMA ALANLARINA DENETİM Geçici depolama tesisi işletecek gerçek ve tüzel kişiler, belirlenen şartlara uygun olarak il müdürlüğünden izin almak zorunda olacak. Lastik tamirhaneleri, kaplamacılar, perakende satış noktaları ve oto sanayi gibi işletmelerin ÖTL biriktirme alanları için ise ayrıca il müdürlüğünden izin alma zorunluluğu bulunmayacak. Denetimlerde depolama alanının mevzuata uygun işletilmediğinin belirlenmesi halinde işletmeye, aksaklığın niteliğine göre iki ila altı ay arasında süre verilecek. Eksikliklerin giderilmemesi halinde geçici depolama izni iptal edilecek. KAYIT VE BİLDİRİM ZORUNLULUĞU Yetkili işletmeler, topladıkları, geri kazanıma ve bertarafa gönderdikleri ÖTL miktarlarına ilişkin kayıt tutacak ve bu bilgileri Bakanlığın çevrimiçi programları üzerinden bildirecek. Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

25 KURUŞLA BAŞLADI, 1 LİRAYA ÇIKTI: ÜCRETLİ POŞETTE 7 YILLIK BİLANÇO Haber

25 KURUŞLA BAŞLADI, 1 LİRAYA ÇIKTI: ÜCRETLİ POŞETTE 7 YILLIK BİLANÇO

25 KURUŞLA BAŞLADI, 1 LİRAYA ÇIKTI: ÜCRETLİ POŞETTE 7 YILLIK BİLANÇO Türkiye’de plastik poşetlerin ücretsiz verilmesine 1 Ocak 2019’da son verildi. Yıllık 30-35 milyar adedi bulan tüketimi azaltmayı hedefleyen uygulama, ilk yıllarda poşet kullanımında sert düşüş sağladı. Ancak aradan geçen yedi yılın ardından tüketicinin ödediği bedel ile marketlerin devlete yatırdığı geri kazanım katılım payı arasındaki fark ve 2025 tüketim hedefinin gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmaya devam ediyor. Türkiye’de alışveriş poşetlerinin ücretli hale getirilmesinin yasal altyapısı, 10 Aralık 2018’de yayımlanan 7153 sayılı Kanun ile oluşturuldu. Düzenlemeyle 2872 sayılı Çevre Kanunu’na eklenen madde kapsamında, kaynakların verimli kullanılması ve plastik poşetlerden kaynaklanan çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla poşetlerin tüketiciye ücret karşılığında verilmesi zorunlu hale getirildi. (Resmi Gazete) Uygulama 1 Ocak 2019’da başladı. Marketlerden tekstil mağazalarına, elektronik satış noktalarından çevrim içi alışverişlere kadar kapsam içindeki işletmelerin plastik poşetleri ücretsiz vermesi yasaklandı. Poşetin kampanya ya da promosyon yoluyla bedelsiz sunulmasının da önüne geçildi. (Çevre Bakanlığı) TÜRKİYE YILDA 30-35 MİLYAR POŞET TÜKETİYORDU Düzenleme öncesinde Türkiye’de yılda yaklaşık 30-35 milyar plastik poşet kullanıldığı, kişi başına düşen yıllık tüketimin ise 440 adet seviyesinde bulunduğu açıklanmıştı. Bu rakam, bir kişinin yıl boyunca neredeyse her gün birden fazla plastik poşet kullandığını ortaya koyuyordu. (Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe) Plastik poşetlerin büyük bölümünün yalnızca birkaç dakika kullanıldıktan sonra çöpe atılması, petrol bazlı ham madde tüketimini artırmasının yanı sıra kara ve deniz ekosistemleri üzerinde uzun yıllar devam eden bir kirlilik oluşturuyordu. Yasanın temel amacı tüketiciden gelir elde etmek değil; poşetin ücretsiz ve sınırsız tüketilen bir ürün olmaktan çıkarılması, bez çanta, file ve yeniden kullanılabilir taşıma araçlarına geçişin teşvik edilmesiydi. Bakanlığın yayımladığı usul ve esaslarda amaç; çevrenin korunması, kaynak verimliliğinin sağlanması ve plastik poşet kullanımının azaltılması olarak tanımlandı. (Web Dosya) HEDEF: KİŞİ BAŞINA 440 POŞETTEN 40 POŞETE İNMEK Düzenlemeyle Türkiye için iki aşamalı tüketim hedefi konuldu. Buna göre kişi başına yıllık plastik poşet kullanımının: 2019 yılı sonuna kadar 90 adedin, 2025 yılı sonuna kadar ise 40 adedin altına indirilmesi hedeflendi. Bu hedef, uygulama öncesindeki 440 adetlik tüketimin yaklaşık yüzde 91 oranında azaltılması anlamına geliyordu. (Web Dosya) İLK YILLARDA TÜKETİM SERT BİÇİMDE DÜŞTÜ Uygulamanın başlamasıyla birlikte tüketicilerin alışverişe kendi çantalarıyla gitme, aynı poşeti yeniden kullanma ve ihtiyaçtan fazla poşet almama eğilimi arttı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Eylül 2021’de yaptığı açıklamada ücretli poşet uygulamasıyla tüketimin yüzde 75 azaldığını, 354 bin ton plastik atığın oluşmasının önlendiğini bildirdi. Aynı açıklamada plastik ham madde ithalatındaki azalma sayesinde yaklaşık 2,44 milyar liralık tasarruf sağlandığı ve 14 bin 640 ton sera gazı salımının önüne geçildiği belirtildi. (Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe) Bakanlığın 2022’de yayımladığı başka bir değerlendirmede ise uygulamanın ilk dört yılı sonunda kullanımın yaklaşık yüzde 65 azaldığı, 550 bin ton plastik atığın oluşmasının engellendiği ve yaklaşık 3,8 milyar lira tasarruf sağlandığı açıklandı. (Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe) Resmî açıklamalardaki yüzde 75 ve yüzde 65’lik oranların farklı tarihlerde ve farklı hesaplama dönemlerinde açıklanması, verilerin doğrudan karşılaştırılmasını zorlaştırıyor. Bununla birlikte her iki açıklama da uygulamanın ilk yıllarında plastik poşet tüketiminde belirgin bir gerileme sağladığını ortaya koyuyor. 25 KURUŞLUK DÖNEM 6 YIL SÜRDÜ Plastik poşetler 2019’da vergiler dâhil 25 kuruştan satılmaya başlandı. Bu fiyat 2020, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında değişmedi. Poşet bedeli 1 Ocak 2025’ten itibaren 50 kuruşa, 1 Ocak 2026’dan itibaren ise 1 liraya yükseltildi. 2026 yılı boyunca kapsama giren plastik poşetlerin 1 liradan daha düşük veya daha yüksek bir bedelle satılması mümkün değil. (ÇYGMCSB) Dönem Tüketicinin ödediği poşet bedeli 2019-2024 0,25 TL 2025 0,50 TL 2026 1,00 TL DEVLETE ÖDENEN TUTAR VERGİ DEĞİL, GEKAP Plastik poşet üzerinden devlete yapılan ödeme kamuoyunda zaman zaman “poşet vergisi” olarak adlandırılsa da mevzuattaki karşılığı Geri Kazanım Katılım Payı, kısa adıyla GEKAP. Satış noktaları, sattıkları her poşet için belirlenen GEKAP tutarını beyan ederek vergi dairesine yatırıyor. Bu tutar, tüketiciden alınan satış bedelinden ayrı olarak her yıl yeniden belirleniyor. (Resmi Gazete) Uygulamanın başladığı 2019’da tüketiciden 25 kuruş alınırken poşet başına GEKAP 15 kuruştu. Sonraki yıllarda GEKAP tutarı artmaya devam etti. 2023’te tüketici poşete 25 kuruş öderken satış noktasının devlete ödeyeceği katılım payı 38,5 kuruşa çıktı. (Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe) GEKAP, 2024’te 60 kuruşa, 2025’te 86 kuruşa ve 2026’da 1 lira 7 kuruşa yükseldi. Böylece 2023 yılından itibaren satış noktalarının yalnızca GEKAP yükü, tüketiciden tahsil edilen poşet bedelini aşmaya başladı. (TMMMD) Yıl Tüketiciden alınan Poşet başına GEKAP 2019 0,25 TL 0,15 TL 2023 0,25 TL 0,385 TL 2024 0,25 TL 0,60 TL 2025 0,50 TL 0,86 TL 2026 1,00 TL 1,07 TL Bu tablo, poşet satışından elde edilen tutarın doğrudan marketlere kalan bir kazanç olmadığını gösteriyor. İşletmeler GEKAP’ın yanı sıra poşetin satın alma maliyetini ve satış bedeli içindeki KDV’yi de karşılıyor. 2026 itibarıyla tüketiciden bir poşet için 1 lira alınırken yalnızca GEKAP yükümlülüğü 1 lira 7 kuruş oldu. Poşetin tedarik maliyeti ve vergiler de hesaba katıldığında plastik poşet, satış noktaları açısından zarar oluşturan bir kaleme dönüştü. YASA AMACINA ULAŞTI MI? Ücretli poşet uygulaması, tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi bakımından önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Kasalarda kontrolsüz biçimde verilen poşet sayısı azaldı; bez çanta, file ve yeniden kullanılabilir taşıma araçları daha görünür hale geldi. Bakanlığın açıkladığı verilere göre yüz binlerce ton plastik atığın oluşması önlendi ve plastik ham madde ihtiyacında tasarruf sağlandı. (Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe) Ancak yasanın temel ölçütlerinden biri olan 2025 yılı sonunda kişi başına 40 poşet hedefinin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin kapsamlı ve güncel bir resmî sonuç tablosu kamuoyuyla paylaşılmış değil. Temmuz 2026 itibarıyla erişilebilen resmî belgelerde 40 adetlik hedef korunurken, 2025 yılı gerçekleşmesini açık biçimde gösteren kişi başına tüketim verisi yer almıyor. (Web Dosya) Bu nedenle uygulamanın plastik poşet kullanımını ciddi ölçüde azalttığı söylenebilse de yasal hedefe tam olarak ulaşılıp ulaşılmadığını kesin biçimde değerlendirebilmek için yıllara göre toplam satış miktarlarının ve kişi başına tüketim rakamlarının kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılması gerekiyor. SIRADAKİ ADIM TEK KULLANIMLIK PLASTİKLER Türkiye’nin plastik kirliliğiyle mücadelesi artık yalnızca alışveriş poşetleriyle sınırlı değil. Bakanlık 2025’te tek kullanımlık plastikler, deniz çöpleri ve mikroplastiklerle mücadele yol haritasını yayımladı; 2026’da ise Avrupa Birliği mevzuatına uyum amacıyla hazırlanan Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı’nı görüşe açtı. (ÇYGMCSB) Ücretli poşet uygulamasının yedi yıllık bilançosu, ekonomik bir yaptırımın tüketim davranışını değiştirebildiğini gösterdi. Bundan sonraki aşamada ise yalnızca poşetin fiyatının artırılması değil; alternatif taşıma araçlarının yaygınlaştırılması, poşet tüketim verilerinin şeffaf biçimde açıklanması ve tek kullanımlık plastiklerin tamamını kapsayan daha bütüncül politikaların uygulanması önem taşıyor.

DOA’da Toplu İade Kolaylığı Devreye Alındı Haber

DOA’da Toplu İade Kolaylığı Devreye Alındı

Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'nde bireysel toplu iadelere yönelik yeni bir dönem başladı. Vatandaşlar, ellerindeki yüksek miktardaki DOA logolu içecek ambalajlarını artık Sayma ve Doğrulama Merkezlerine iade edebilecek. Bu yeni düzenleme ile yüksek hacimli iade işlemlerinin daha planlı, süratli ve kesintisiz bir şekilde yönetilmesi amaçlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Çevre Ajansı tarafından işletilen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sisteminde bireysel toplu iadelere yönelik yeni uygulama hayata geçirildi. Yüksek sayıda DOA logolu içecek ambalajı biriktiren kişiler, iade işlemlerini Sayma ve Doğrulama Merkezlerine teslimat yaparak tamamlayabilecek. Sayma ve Doğrulama Hatları aracılığıyla yapılacak bireysel toplu iadelerde, ambalaj başına uygulanacak teşvik bedeli 0,50 TL olacak. Öte yandan, Depozito İade Makineleri ve Manuel İade Noktalarındaki mevcut sistemde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Vatandaşlar, günlük 200 adete kadar olan ambalajlarını 1 TL teşvik bedeliyle Depozito İade Makineleri üzerinden iade etmeye devam ederken, daha yüksek miktardaki iadeleri için Sayma ve Doğrulama Merkezlerini kullanabilecek. En yakın Sayma ve Doğrulama Hattı ile ilgili güncel bilgilere ise DOA Mobil Uygulaması ve DOA Çağrı Merkezi üzerinden erişim sağlanabilecek. Ulusal entegrasyon süreciyle birlikte artan iade hacmine çözüm sunmak amacıyla başlatılan bu uygulama; operasyonel kapasitenin yükseltilmesine, yoğun iadelerin daha efektif yönetilmesine ve geri kazanım faaliyetlerinin daha verimli hale getirilmesine katkı sunacak. Nurullah Öztürk: “İade Altyapımızı Güçlendirmeye Devam Ediyoruz” Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, uygulamaya dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ulusal entegrasyon sürecinde vatandaşlarımızın sergilediği yoğun ilgi doğrultusunda iade altyapımızı geliştirmeyi sürdürüyoruz. Sayma ve Doğrulama Merkezlerini bireysel toplu iadelere açarak vatandaşlarımıza alternatif bir iade kanalı sunarken, yüksek hacimli iadelerin daha etkin ve verimli yönetilmesinin önünü açıyoruz. Sahadan gelen geri bildirimler ışığında sistemimizi modernize etmeye ve iade altyapımızı tüm ülke genelinde güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GİRESUN’DA SIFIR ATIK BİLİNCİ OKULLARDA BÜYÜYOR Haber

GİRESUN’DA SIFIR ATIK BİLİNCİ OKULLARDA BÜYÜYOR

GİRESUN’DA SIFIR ATIK BİLİNCİ OKULLARDA BÜYÜYOR Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, çevre bilincini küçük yaşlardan itibaren yaygınlaştırmak amacıyla okullarda yürüttüğü çalışmalara devam ediyor. Abacıbükü İlkokulu öğrencilerinin topladığı atık piller, belediye ekipleri tarafından teslim alınarak geri kazanım ve bertaraf sürecine dahil edildi. Giresun Belediyesi, çevrenin korunması ve sıfır atık kültürünün kent genelinde yaygınlaştırılması amacıyla yürüttüğü eğitim, farkındalık ve atık toplama çalışmalarını sürdürüyor. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, özellikle okullarda gerçekleştirdiği etkinliklerle öğrencilerin çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkı sunuyor. Çalışmalar kapsamında hem geri dönüşüm bilincinin artırılması hem de atıkların doğaya zarar vermeden uygun sistemlere kazandırılması hedefleniyor. Abacıbükü İlkokulu Öğrencilerinden Örnek Davranış Çevre farkındalığı çalışmaları kapsamında Abacıbükü İlkokulu öğrencileri, evlerinde biriktirdikleri atık pilleri okul aracılığıyla topladı. Öğrenciler tarafından bir araya getirilen atık piller, Giresun Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü personelleri tarafından teslim alındı. Toplanan pillerin, çevre mevzuatına uygun şekilde geri kazanım ve bertaraf süreçlerine dahil edileceği bildirildi. Atık Piller Doğa İçin Büyük Tehdit Müdürlük yetkilileri, kontrolsüz şekilde doğaya bırakılan atık pillerin içerdiği ağır metaller nedeniyle toprak ve su kaynakları açısından ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekti. Yetkililer, çevre bilincinin özellikle çocuk yaşlarda kazandırılmasının sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıdığını belirterek, okullarda yürütülen çalışmaların yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere de yatırım niteliği taşıdığını vurguladı. Belediye Eğitim Kurumlarıyla İş Birliğini Sürdürecek Giresun Belediyesi’nin, çevre koruma çalışmalarını eğitim kurumlarıyla iş birliği içinde sürdürmeye devam edeceği ifade edildi. Belediye, sıfır atık bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması, geri dönüşüm kültürünün güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha temiz, sağlıklı ve yaşanabilir bir çevre bırakılması amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdürecek.

Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine! Haber

Evdeki atıklar toprağa can oluyor... Evlerdeki organik hazine!

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan kompost seferberliği ile mutfak atıkları yeniden toprakla buluşturuluyor. Dünya Çevre Günü etkinlikleri çerçevesinde her yaştan İzmirliler, bokaşi yöntemiyle organik atıkların nasıl dönüştürüleceğini uygulamalı olarak öğrendi. İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sürdürülebilir atık yönetimi vizyonuyla hayata geçirilen “Dönüşüme Evde Başla” projesi kapsamında yürütülen bokaşi (bokashi) kompost uygulamaları, düzenlenen çeşitli etkinliklerle İzmirlilere tanıtılarak toplumsal farkındalık artırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kompost Üretimi ve Geri Kazanım Şube Müdürlüğü, Dünya Çevre Günü kapsamında “Dönüşüme Evde Başla: Kompost, Tarım ve Gelecek” temalı bir etkinlik gerçekleştirdi. Vatandaşların dönüşüm sürecine hayatın her alanında dahil olmalarını amaçlayan etkinliklerde, 7’den 70’e tüm kuşaklara yönelik uygulamalı eğitimler verildi. EVLERDEKİ ORGANİK HAZİNE Karşıyaka Bostanlı Pazar Yeri’nde gerçekleştirilen etkinlikte Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür; İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev tipi kompost çalışmaları, organik pazar atıklarının geri kazanım yöntemleri ve planlanan kompost tesisi hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Program kapsamında ziraat mühendisi Aylin Işık'ın moderatörlüğünde bir panel düzenlendi. İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Dr. Nurdan Zincircioğlu, ziraat mühendisi Mehmet Pakkaner ve gönüllü katılımcı Ayşe Özer, evlerdeki organik hazinelerin önemine ve dönüşüm sürecine dikkat çekti. Panelde; organik atıkların geri kazanımı, kompost yöntemleri ve sürdürülebilir atık yönetim çalışmaları ele alındı. Ayrıca kompost uygulamalarının toprak verimliliğini artırmadaki, su tutma kapasitesini geliştirmedeki ve sürdürülebilir tarımsal üretimi desteklemedeki kritik rolü anlatıldı. Etkinlik programında çocuklara özel kompost atölyeleri ve bitki dikim faaliyetleri de yer aldı. Minikler, organik atıkların toplanmasından kompostun toprağa dönüşmesine kadar olan tüm aşamaları uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Pazar yerinin peyzaj alanında, fermantasyon süreci tamamlanmış bokaşi kompostunun temsili uygulaması yapıldı. Bu çalışma ile organik atıkların yeniden toprağa kazandırılması ve kentsel yeşil alanların kalitesinin artırılması hedeflendi. Etkinlik boyunca katılımcılara, organik atıkların kaynağında ayrıştırılmasının sağladığı çevresel ve tarımsal avantajlar detaylandırıldı.

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR Haber

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR

ÇÖP KONTEYNERİ MOLOZ DÖKÜM ALANI DEĞİLDİR Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, çöp konteynerlerine moloz, hafriyat, taş, toprak ve büyük hacimli ev eşyası bırakılmaması için vatandaşları uyardı. Belediye, evsel atık dışındaki malzemelerin konteyner sistemini bozduğunu, araçlara zarar verdiğini ve kent temizliğini doğrudan etkilediğini duyurdu. BULANCAK’TA KONTEYNER UYARISI Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, çöp konteynerlerinin yalnızca evsel atıklar için kullanılması gerektiğini hatırlattı. Belediye, konteynerlere moloz, inşaat hafriyatı, taş, toprak, tadilat atığı ve benzeri ağır malzemelerin atılmasının hem çevre kirliliği oluşturduğunu hem de çöp toplama araçlarının çalışma sistemine ciddi zarar verdiğini bildirdi. Konteynerlerin evsel atık toplama altyapısının parçası olduğu, inşaat ve tadilat kaynaklı atıkların bu sistem içinde değerlendirilemeyeceği vurgulandı. AĞIR ATIKLAR ARAÇLARA ZARAR VERİYOR Temizlik İşleri Müdürlüğü, ağır atıkların çöp kamyonlarının sıkıştırma kazanlarında kalıcı hasara yol açtığını belirtti. Evsel atık için tasarlanan konteynerlere moloz, beton parçası, taş, toprak ve inşaat artığı bırakılması, toplama araçlarının mekanik aksamını zorlayarak arızalara neden oluyor. Bu durum yalnızca araç bakım maliyetlerini artırmıyor; aynı zamanda çöp toplama hizmetinin aksamasına, güzergâhların gecikmesine ve mahallelerde görüntü kirliliğinin büyümesine yol açıyor. Bulancak Belediyesi, konteyner kenarlarına bırakılan moloz, eşya ve benzeri atıkların da çöp kamyonlarıyla alınmasının teknik olarak mümkün olmadığını bildirdi. EVSEL ATIK AYRI, MOLOZ AYRI TOPLANMALI Türkiye’de hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları evsel atık sisteminden ayrı yönetiliyor. Bu atıkların kaynağında azaltılması, geçici olarak biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması, değerlendirilmesi ve bertaraf edilmesi ayrı kurallara bağlı yürütülüyor. Büyükşehirlerde uygulanan sistem de aynı ayrımı esas alıyor. İstanbul’da hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının denetimi ayrı başlık altında yürütülürken, bu atıkların gelişigüzel bırakılmaması için taşıma, döküm ve denetim süreçleri ayrı bir yapıyla izleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ise moloz ve hafriyat atıklarını geri kazanım tesisleri üzerinden ekonomiye kazandıran uygulamalar yürütüyor. Bu model, molozun çöp konteynerine atılacak bir atık değil, ayrı toplanması ve doğru sahaya yönlendirilmesi gereken bir malzeme olduğunu gösteriyor. DÜNYADA DA AYNI YÖNTEM UYGULANIYOR Uluslararası belediyecilik uygulamalarında da büyük hacimli ev eşyaları, inşaat atıkları ve tadilat malzemeleri normal çöp konteynerlerinden ayrı toplanıyor. İngiltere’de birçok belediye, koltuk, beyaz eşya ve benzeri büyük hacimli atıklar için randevulu toplama sistemi uyguluyor. Londra’daki belediye örneklerinde ise inşaat malzemeleri ve müteahhit kaynaklı atıklar normal büyük eşya toplama kapsamına alınmıyor; bu atıklar özel atık yönetimi sürecine yönlendiriliyor. Bu uygulamalar, Bulancak Belediyesi’nin uyarısının yalnızca yerel bir temizlik çağrısı olmadığını, modern kent yönetiminde kabul gören temel bir atık ayrıştırma kuralına dayandığını ortaya koyuyor. ÇÖZÜM BELEDİYEYE BİLDİRİMDE Bulancak Belediyesi, evsel atık dışındaki moloz ve benzeri malzemeler için vatandaşların doğrudan belediyeye başvurması gerektiğini bildirdi. Vatandaşlar, bu tür atıklar için 444 28 44 numaralı telefonu arayarak talep oluşturabilecek. Belediye, gelen talepler doğrultusunda Çöp Taksi veya kamyonlarla atıkların alınmasını sağlayacak. Bu sistem, hem konteynerlerin amacına uygun kullanılmasını hem de evsel atık dışındaki malzemelerin doğru araçlarla ve doğru yöntemle toplanmasını hedefliyor. DAHA TEMİZ BULANCAK İÇİN ORTAK SORUMLULUK Bulancak Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, kent temizliğinin yalnızca belediye ekiplerinin çalışmasıyla değil, vatandaşların atıklarını doğru yere ve doğru yöntemle bırakmasıyla sürdürülebileceğini vurguladı. Konteynerlere moloz, taş, toprak, inşaat atığı ve büyük hacimli eşya bırakılmaması; hem çevre kirliliğini önleyecek hem de çöp toplama araçlarının zarar görmeden hizmet vermesini sağlayacak. Bulancak’ta daha temiz, düzenli ve yaşanabilir bir çevre için çöp konteynerlerinin yalnızca evsel atıklar için kullanılması, moloz ve benzeri atıkların ise belediyeye bildirilerek ayrı toplama sistemine yönlendirilmesi gerekiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.