Hava Durumu

#Fiyat Politikası

giresunsonhaber - Fiyat Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Haber

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ:

DÜNYA FINDIKTA TAKVİM, TONAJ VE KALİTE REKABETİ: Dünya fındık piyasasında rekabet artık yalnızca kimin daha fazla ürettiğiyle değil, hasat zamanı, ürünün pazara giriş takvimi, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, mekanizasyon, kurutma standardı, stok yönetimi, alıcı davranışı, coğrafi kimlik ve kalite farkı ile belirleniyor. Türkiye dünya fındık üretiminde ana belirleyici ülke konumunu korurken, Şili Güney Yarımküre avantajıyla yılın ilk yarısında pazara giriyor; İtalya fındığı gastronomi, çikolata ve coğrafi işaret üzerinden markalaştırıyor; ABD/Oregon mekanize üretim ve standart tedarik modeliyle büyüyor; Azerbaycan ve Gürcistan ise Karadeniz-Kafkas hattında Avrupa pazarına yakın alternatif kaynaklar olarak öne çıkıyor. Bu tablo, Giresun kalite fındığının dünya piyasasında yalnızca Türkiye’nin toplam üretim miktarı içinde değerlendirilecek bir ürün olmadığını; arazi yapısı, emek yoğun üretim, düşük verim koşulları, aroma değeri, kalite farkı ve coğrafi kimliğiyle ayrı bir fiyat ve marka politikasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. DÜNYA FINDIKTA ANA ÜRETİM TABLOSU Dünya fındık üretimi son yıllarda 1 milyon ton kabuklu ürün eşiğinin üzerinde seyrediyor. Uluslararası sektör verilerine göre 2023/24 sezonunda dünya fındık üretimi yaklaşık 1,12 milyon ton kabuklu, 523 bin ton iç fındık karşılığı düzeyinde gerçekleşti. 2024/25 sezonu için küresel üretim tahmini yaklaşık 1,29 milyon ton kabuklu ürün seviyesine çıktı. Türkiye, dünya üretiminde açık ara ilk sırada yer alıyor. Türkiye’nin ardından İtalya, ABD, Şili, Azerbaycan ve Gürcistan geliyor. Ancak her ülkenin piyasaya etkisi aynı şekilde oluşmuyor. Türkiye toplam üretim ve ihracat gücüyle fiyatın ana yönünü belirlerken, Şili hasat takvimiyle, İtalya marka ve gastronomi değeriyle, ABD/Oregon mekanize üretim ve standart sanayi tedarikiyle, Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın dönem alternatif arz kapasiteleriyle piyasada yer tutuyor. Küresel fındık ticaretinde tonaj hâlâ önemini koruyor; ancak alıcılar artık yalnızca miktara bakmıyor. Ürünün hangi ayda pazara girdiği, iç randımanı, kalibresi, nem oranı, kurutma standardı, işlenebilirliği, izlenebilirliği, aflatoksin riski, lojistik güvenliği ve sanayiye uygunluğu fiyat davranışını doğrudan etkiliyor. HASAT VE PİYASAYA GİRİŞ SIRASINA GÖRE DÜNYA FINDIK TABLOSU Sıra Ülke / bölge Yaklaşık üretim / ticari hacim Hasat dönemi Piyasaya giriş dönemi Giresun’a etkisi 1 Şili 2025 için yaklaşık 80 bin ton kabuklu ürün beklentisi Şubat-mayıs / çoğu bölgede mart-mayıs Nisan-haziran Türkiye sezonu öncesi ara dönem tedarik sağlar; alıcıların stok ve fiyat riskini azaltır 2 Türkiye / Giresun Türkiye’de normal yıllarda 600-700 bin ton bandı; 2025 için farklı kaynaklarda 450-550 bin ton aralığı Ağustos Ağustos-eylül Dünya fiyatının ana yönünü belirler; Giresun kalite, aroma ve coğrafi değer üzerinden ayrışmalıdır 3 Azerbaycan Üretimde yükselen Kafkas hattı; 2024’te yaklaşık 20 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Türkiye ile yakın takvimde standart ürün rekabetini artırır 4 Gürcistan Orta ölçekli üretici; 2024/25 döneminde yaklaşık 18 bin ton ihracat Ağustos-eylül Eylül-ekim Avrupa pazarında alternatif kaynak olarak görünürlüğünü artırır 5 İtalya / Piemonte-Lazio-Campania-Sicilya 2023’te yaklaşık 100 bin ton bandı; 2024/25’te düşüş, 2025/26’da toparlanma beklentisi Ağustos-ekim Eylül-kasım Marka, gastronomi, coğrafi işaret ve sanayi modeli Giresun için önemli örnek oluşturur 6 ABD / Oregon 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton; 2025 için yaklaşık 116 bin ton beklentisi Eylül-ekim Ekim-kasım Mekanizasyon, yeni çeşitler ve standart ürünle sanayi tedarikinde rekabet yaratır 7 Diğer üreticiler Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve Balkan ülkelerinde sınırlı hacimler Bölgeye göre değişiyor Yerel ve sınırlı ihracat Büyük fiyatı tek başına belirlemez; kaynak çeşitliliğini artırır ŞİLİ: GÜNEY YARIMKÜRE TAKVİMİYLE YILIN İLK TİCARİ ARZI Dünya fındık takviminde ilk büyük farklılık Şili’de ortaya çıkıyor. Güney Yarımküre’de yer alan Şili’de Avrupa fındığı, Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan ve Gürcistan gibi Kuzey Yarımküre üreticilerinden aylar önce hasat ediliyor. Ürün şubat ayından itibaren bazı bölgelerde olgunlaşma sürecine giriyor; ticari hasat çoğu bölgede mart-mayıs dönemine yayılıyor ve ürün yılın ilk yarısında piyasaya iniyor. Bu zamanlama, Şili’ye üretim miktarından bağımsız önemli bir ticari konum kazandırıyor. Kuzey Yarımküre’de yeni sezon ürününün henüz bahçede olduğu, önceki sezon stoklarının azaldığı ve sanayi alıcılarının yeni sezon öncesi pozisyon aldığı dönemde Şili ürünü piyasaya giriyor. Çikolata, krema, ezme, kuruyemiş ve gıda sanayisi yıl boyunca hammadde kullandığı için Şili fındığı, özellikle Türkiye sezonu başlamadan önce ara dönem tedarik kaynağı olarak değerlendiriliyor. Şili’nin fındıkta yükselişi yalnızca takvim farkıyla sınırlı değil. Ülkede üretim daha geniş bahçeler, modern dikim sistemleri, mekanizasyona uygun alanlar, kurutma altyapısı ve işleme tesisleriyle birlikte büyüyor. Osorno gibi bölgelerde açılan yeni işleme tesisleri, ürünün kabul, temizleme, yıkama, kurutma, kalibrasyon, kırma, seçme ve ihracata hazırlık süreçlerini tek zincir içinde topluyor. Şili’nin Giresun’a etkisi aynı hasat ayında doğrudan rekabet oluşturması değil, büyük alıcıların Türkiye sezonu başlamadan önce stok ve fiyat riskini yönetebilmesidir. Sanayi alıcıları Şili’den ürün alarak yeni sezon öncesi hammadde açığını kapatabiliyor, Türkiye’de rekolte belirsizliği oluştuğunda alternatif tedarik kanalı yaratabiliyor. Bu durum, Giresun kalite fındığının Türkiye toplam üretiminin içinde kaybolmadan, aroma ve coğrafi kalite değeriyle ayrı bir ürün olarak anlatılmasını daha önemli hale getiriyor. TÜRKİYE VE GİRESUN: AĞUSTOS HASADIYLA DÜNYA FİYATININ ANA EŞİĞİ Türkiye, dünya fındık piyasasında ana üretici ülke konumunu koruyor. Normal yıllarda 600-700 bin ton bandında seyreden Türkiye üretimi, rekolte tahminleri, don, kuraklık, kahverengi kokarca zararı, randıman, kalibre, iç fındık dengesi, ihracatçı talebi ve üretici satış davranışıyla dünya fiyatının ana yönünü belirliyor. Giresun’da fındık doğal mevsiminde ağustos ayında hasat ediliyor. Sahil kesiminde ürün daha erken olgunlaşırken, orta ve yüksek kesimlerde hasat rakıma bağlı olarak ilerleyen tarihlere kayıyor. Bu kademeli takvim, Giresun fındığının iklim, rakım ve arazi karakterinin doğrudan sonucudur. Giresun kalite fındığının temel farkı tonaj büyüklüğünden çok ürün niteliğidir. Giresun’da fındık yamaçlarda, eğimli ve parçalı arazilerde, büyük ölçüde insan emeğiyle ve daha yüksek işçilik maliyetiyle üretiliyor. Dekar başına verimin düz ve mekanize alanlara göre daha düşük olması, üretim maliyetini artırıyor; buna karşılık ürün aroma, lezzet, incelik ve kalite değeri bakımından ayrı bir yere sahip oluyor. Türkiye toplam üretimi dünya fiyatını belirleyen ana unsur olsa da, Giresun kalite fındığı bu toplamın içinde ortalama ürün gibi değerlendirildiğinde bölgenin özel değeri fiyat politikasına yeterince yansımıyor. Giresun kalite fındığı, yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanının ürünü olarak konumlandırılmalıdır. AZERBAYCAN: TÜRKİYE İLE AYNI DÖNEMDE PAZARA GİREN KAFKAS ÜRETİCİSİ Azerbaycan, Karadeniz-Kafkas hattında fındık üretimini ve ihracatını artıran ülkeler arasında yer alıyor. Ülkede hasat ağırlıklı olarak ağustos-eylül döneminde yapılıyor. Ürün eylül-ekim aylarından itibaren ihracat kanallarında daha görünür hale geliyor. Azerbaycan’ın üretim hacmi Türkiye ile karşılaştırıldığında sınırlı olsa da, takvim yakınlığı nedeniyle standart iç fındık segmentinde alternatif kaynak etkisi oluşturuyor. Uluslararası alıcılar Türkiye sezonuyla aynı dönemde Azerbaycan ürününü de tedarik seçenekleri arasına alabiliyor. Bu durum Giresun açısından doğrudan kalite rekabetinden çok fiyat segmenti baskısı oluşturuyor. Azerbaycan ürünü özellikle standart ürün pazarında alıcıya alternatif sunduğunda, Giresun kalite fındığının aynı fiyat bandına sıkışmaması daha kritik hale geliyor. Giresun’un burada öne çıkaracağı başlık düşük fiyat değil; kalite, aroma, coğrafi köken, izlenebilirlik ve ürün standardıdır. GÜRCİSTAN: AVRUPA PAZARINA YAKIN ALTERNATİF KAYNAK Gürcistan, fındıkta Avrupa pazarına yakınlığı ve ihracat kabiliyetiyle öne çıkan ülkelerden biridir. Ülkede hasat ağustos-eylül döneminde yapılıyor ve ürün aynı dönemde ihracat kanallarına girmeye başlıyor. Gürcistan’ın üretim hacmi Türkiye’ye göre sınırlı olsa da, ihracat pazarı açısından etkisi önemlidir. Avrupa Birliği pazarına yakınlık, ihracat kanalları ve kalite iyileştirme çalışmaları Gürcistan’ı tamamlayıcı tedarikçi haline getiriyor. İtalya, Almanya ve diğer Avrupa pazarlarına yönelen Gürcistan fındığı, büyük alıcıların kaynak çeşitlendirme politikasında yer buluyor. Giresun açısından Gürcistan’ın yükselişi, yakın coğrafyada üretilen alternatif fındığın Avrupa pazarında daha fazla görünmesi anlamına geliyor. Bu durum, Giresun fındığının “Türkiye menşeli ürün” başlığı altında genelleştirilmeden, “Giresun kalite” adıyla daha güçlü tanıtılmasını gerekli kılıyor. İTALYA: ALBA, PİEMONTE, LAZIO VE CAMPANIA’DA FINDIK MARKAYA DÖNÜŞÜYOR İtalya, dünya fındık piyasasında geleneksel kalite ülkelerinden biridir. Üretim Piemonte, Lazio, Campania ve Sicilya gibi farklı bölgelere yayılıyor. Alba ve Piemonte hattı özellikle Tonda Gentile çeşidi, çikolata sanayisi, pastacılık, gastronomi, coğrafi işaret ve bölgesel marka gücüyle öne çıkıyor. İtalya’da hasat bölge ve çeşide göre ağustos-ekim dönemine yayılıyor. Piemonte’de hasat çoğunlukla ağustos sonu-eylül başı döneminde, fındıkların doğal olarak yere düşmesiyle başlıyor. Lazio, Viterbo, Campania, Giffoni ve Sicilya gibi bölgelerde takvim çeşide, iklim koşullarına ve bahçe yapısına göre değişiyor. İtalya’nın temel farkı, fındığı yalnızca kabuklu veya iç ürün olarak değerlendirmemesidir. Alba ve Piemonte hattı, fındığı çikolata, krema, pasta, tatlı, gastronomi turizmi ve coğrafi işaretle birlikte pazarlıyor. Bu yapı, ürünün fiyatını yalnızca tonajla değil, kültürel ve sanayi değeriyle de destekliyor. Giresun için İtalya modeli önemli bir ders içeriyor. Giresun kalite fındığı aroma bakımından güçlü bir ürün olmasına rağmen, bu değer yeterince işlenmiş ürün, yerel çikolata, pastacılık, paketli ürün, kavurma standardı, coğrafi işaretli marka ve gastronomi bağlantısıyla desteklenmediğinde fiyat avantajına dönüşmekte zorlanıyor. Alba’nın yaptığı, kaliteli ürünü bölge adıyla ve sanayiyle birlikte satmaktır; Giresun’un da kalite fındığını kendi coğrafi adıyla daha güçlü ticari dile taşıması gerekiyor. ABD / OREGON: MEKANİZE ÜRETİM VE STANDART SANAYİ TEDARİKİ ABD fındık üretiminin merkezi Oregon’dur. Willamette Vadisi’nde yoğunlaşan üretim; geniş bahçeler, düzenli plantasyon yapısı, yeni çeşitler, mekanizasyon, kurutma ve işleme standardı üzerinden gelişiyor. Oregon’da hasat genel olarak eylül-ekim döneminde yapılıyor ve ürün ekim-kasım aylarında piyasada daha görünür hale geliyor. ABD/Oregon’un dünya piyasasındaki etkisi, geleneksel kalite hikâyesinden çok sanayiye güvenilir ve standart ürün sunabilmesidir. Mekanize hasat, kurutma ve işleme altyapısı; büyük alıcılar açısından öngörülebilir kalite, düzenli tedarik ve daha planlı lojistik anlamına geliyor. 2024’te yaklaşık 96-97 bin ton düzeyinde gerçekleşen ABD/Oregon üretiminin 2025 için 116 bin ton seviyesine çıkabileceğine ilişkin beklentiler, bölgenin tedarik kapasitesini büyüttüğünü gösteriyor. Giresun’un Oregon ile aynı zeminde rekabet etmesi mümkün değildir. Çünkü Giresun’un arazi yapısı eğimli, parçalı ve emek yoğundur. Oregon’un güçlü olduğu alan mekanizasyon ve standart sanayi tedarikidir. Giresun’un güçlü olduğu alan ise aroma, coğrafi kalite ve emek yoğun üretim değeridir. Bu fark doğru anlatılmadığında Giresun kalite fındığı, mekanize standart ürünle aynı ortalama fiyat mantığı içinde değerlendirilebilir. DİĞER ÜRETİCİLER: KÜÇÜK HACİMLER, BÜYÜYEN KAYNAK ÇEŞİTLİLİĞİ Çin, İran, Fransa, Sırbistan, Polonya ve bazı Balkan ülkeleri dünya fındık üretiminde sınırlı hacimlerle yer alıyor. Bu ülkeler tek başına küresel fiyatı belirleyecek büyüklükte değildir; ancak büyük üretici ülkelerde arz sorunu yaşandığında alıcıların kaynak çeşitlendirme arayışında daha fazla gündeme gelebiliyor. Bu küçük ve orta ölçekli üreticilerin varlığı, fındık ticaretinde tek kaynağa bağımlılığın azaldığını gösteriyor. Büyük sanayi alıcıları artık farklı ülkelerden, farklı takvimlerde ve farklı kalite seviyelerinde ürün temin ederek risk dağıtıyor. Giresun açısından bu gelişme, kalite ürünün daha güçlü tanıtılmasını zorunlu kılıyor. Çünkü küresel alıcı için seçenek arttıkça, yalnızca “Türkiye fındığı” demek yeterli olmuyor. “Giresun kalite” adının aroma, coğrafi köken, üretim zorluğu, işçilik maliyeti ve kalite standardıyla birlikte anlatılması gerekiyor. HASAT TAKVİMİ FİYATI NASIL DEĞİŞTİRİYOR? Fındık piyasasında hasat takvimi, fiyat psikolojisini doğrudan etkiliyor. Şili’nin yılın ilk yarısında pazara girmesi, Türkiye sezonu öncesinde alıcıya ara dönem ürün sağlıyor. Bu durum, sanayi alıcılarının stok yönetimini kolaylaştırıyor ve Türkiye sezonu başlamadan önce piyasa beklentilerini şekillendiriyor. Ağustos ayında Türkiye, Giresun, Azerbaycan ve Gürcistan devreye giriyor. Bu dönem dünya fındık fiyatı açısından ana eşiktir. Türkiye’de rekoltenin yüksek veya düşük olması, ürün kalitesi, randıman, ihracatçı talebi, üretici satış davranışı ve sanayi alıcılarının stok durumu fiyatın yönünü belirliyor. Eylül-kasım döneminde İtalya ve ABD/Oregon ürünleri daha güçlü şekilde piyasaya giriyor. İtalya marka ve kalite bağlantısıyla; Oregon ise mekanize, standart ve sanayiye uygun ürünle alıcıların tedarik planlarında yer alıyor. Bu takvim, Giresun’un yalnızca Türkiye içindeki üretici bölgelerle değil, farklı ülkelerin farklı avantajlarıyla da aynı piyasada karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şili takvimle, İtalya marka ile, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle öne çıkıyor. Giresun’un bu tablo içindeki gücü, kaliteyi fiyatlandıran ayrı bir ticari model kurulduğunda daha görünür hale geliyor. KABUKLU-İÇ FINDIK DENGESİ NEDEN ÖNEMLİ? Dünya fındık piyasasında üretim rakamları çoğu zaman kabuklu tonaj üzerinden açıklanıyor; ancak sanayi alıcısı için asıl belirleyici olan iç fındık miktarı, randıman, kalibre, sağlam iç oranı ve işlenebilirliktir. Aynı kabuklu tonaj, farklı ülkelerde farklı iç fındık karşılığı verebilir. Bu nedenle yalnızca toplam üretim rakamı fiyatı açıklamak için yeterli değildir. Türkiye’de rekolte yüksek görünse bile randıman düşük, kalibre küçük veya kalite sorunlu olduğunda sanayinin kullanabileceği ürün miktarı azalabilir. Şili, Oregon ve İtalya gibi bölgelerde kurutma, kalibrasyon ve işleme standardının güçlenmesi, ürünün sanayi için daha öngörülebilir hale gelmesini sağlar. Giresun kalite fındığı açısından bu başlık daha da önemlidir. Ürünün aroma ve kalite üstünlüğü, doğru kurutma, düşük nem, iyi muhafaza, yüksek randıman ve izlenebilirlik ile desteklendiğinde fiyat politikası daha sağlam kurulabilir. Giresun fındığının değerini yalnızca kabuklu tonajla değil, iç kalite ve kullanım değeriyle anlatmak gerekir. SANAYİ ALICILARI İÇİN FINDIK ARTIK YILLIK STOK YÖNETİMİ ÜRÜNÜ Fındık, büyük çikolata ve gıda sanayisi için yalnızca sezonluk alınan bir tarım ürünü değil, yıl boyunca yönetilen stratejik hammaddedir. Sanayi alıcıları fiyat dalgalanması, rekolte riski, hastalık, don, kuraklık, kalite sorunu ve lojistik aksama riskine karşı farklı ülkelerden ürün alarak tedarik güvenliği sağlamaya çalışıyor. Bu yapı, Şili’nin önemini artırıyor. Şili ürünü Türkiye sezonundan önce piyasaya girdiği için alıcıya ara dönem esneklik sağlıyor. Oregon, mekanize ve standart üretimle sanayi tedarikinde güven veriyor. İtalya, kalite ve marka değeriyle yüksek katma değerli ürün segmentinde yer tutuyor. Azerbaycan ve Gürcistan ise yakın coğrafyada alternatif kaynak oluşturuyor. Giresun’un bu zincirde güçlü kalabilmesi için ürününü yalnızca hammadde olarak değil, kalite değeri yüksek stratejik ürün olarak konumlandırması gerekiyor. Aksi halde Giresun fındığı, küresel alıcıların ortalama maliyet hesabı içinde değerlendirilen bir kaleme dönüşebilir. MEKANİZASYON FARKI MALİYET VE FİYATTA AYRIŞMA YARATIYOR Dünya fındık üretiminde mekanizasyon farkı, üretim maliyetini doğrudan etkiliyor. Şili ve Oregon gibi geniş, düzenli ve makine kullanımına daha uygun bahçelerde hasat ve hasat sonrası işlemler daha planlı yürütülebiliyor. Bu durum işçilik maliyetini azaltıyor, ürünün daha hızlı toplanmasını sağlıyor ve sanayiye düzenli ürün akışını kolaylaştırıyor. Giresun’da ise eğimli ve parçalı arazi yapısı nedeniyle mekanizasyon sınırlı kalıyor. Üretim büyük ölçüde insan emeğine dayanıyor. Bu yapı maliyet dezavantajı oluştursa da, Giresun kalite fındığının emek yoğun üretim karakteri doğru anlatıldığında ürünün coğrafi ve kalite değerini güçlendiren bir unsur haline gelebilir. Bu nedenle Giresun fındığı, düz ve mekanize alanlarda üretilen ortalama ürünle aynı maliyet mantığı içinde değerlendirilmemelidir. Fiyat politikasında verim farkı, arazi eğimi, işçilik yükü, kalite değeri ve aroma üstünlüğü birlikte dikkate alınmalıdır. GİRESUN’U ETKİLEYEN ANA RİSK: KALİTE ÜRÜNÜN ORTALAMA FİYATA SIKIŞMASI Giresun kalite fındığının en önemli riski, dünya piyasasında ortalama ürün gibi fiyatlanmasıdır. Giresun fındığı; yamaçta, eğimli arazide, parçalı bahçelerde, yoğun insan emeğiyle ve daha yüksek maliyetle üretiliyor. Dekar başına verim birçok düz ve mekanize üretim alanına göre daha düşük olmasına rağmen ürünün aroma ve lezzet değeri yüksek. Bu tablo, Giresun kalite fındığı için ayrı fiyat politikasını zorunlu hale getiriyor. Giresun fındığını Şili’nin takvim avantajıyla, Oregon’un mekanize üretimiyle, Azerbaycan ve Gürcistan’ın standart ihracat ürünüyle aynı ortalama fiyat mantığına sıkıştırmak, ürünün gerçek değerini zayıflatır. Giresun’un üretim yapısı yüksek maliyetli, fakat kalite değeri güçlüdür. Bu nedenle Giresun kalite fındığı için fiyat politikası yalnızca tonaj ve arz-talep hesabıyla değil, coğrafi işaret, aroma değeri, üretim zorluğu, işçilik maliyeti, düşük verim, kalite standardı ve marka potansiyeli üzerinden kurulmalıdır. GİRESUN İÇİN TİCARİ YOL HARİTASI Şili yılın ilk yarısında pazara giriyor, İtalya kaliteyi markaya dönüştürüyor, Oregon mekanize üretimle sanayiye standart ürün sunuyor, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarik kanallarını güçlendiriyor. Giresun’un elindeki en güçlü değer ise aroma, coğrafi kimlik, emek yoğun üretim ve kalite farkıdır. Bu değer için daha güçlü bir ticari yol haritası gerekiyor. Giresun kalite fındığı; coğrafi işaret, izlenebilirlik, ayrı kalite standardı, doğru kurutma, düşük nem, yüksek randıman, kavurma standardı, paketli ürün, yerel çikolata ve pastacılık bağlantısı, ihracat tanıtımı ve üretici gelirini koruyan fiyat modeliyle desteklenmelidir. Giresun kalite fındığı yalnızca kabuklu ürün veya iç fındık olarak pazara sunulduğunda, küresel alıcının ortalama maliyet hesabına sıkışıyor. Ürün; işlenmiş, markalaşmış, coğrafi kimliği korunmuş, kalite değeri belgelenmiş ve gastronomiyle ilişkilendirilmiş bir yapıya taşındığında ise dünya piyasasında ayrı bir segment oluşturabilir. DÜNYA FINDIKTA YENİ DÖNEM: MİKTAR, TAKVİM, KALİTE VE MARKA BİRLİKTE BELİRLEYİCİ Dünya fındık piyasasında yeni dönem; üretim miktarı, hasat takvimi, piyasaya giriş zamanı, kabuklu-iç fındık dengesi, sanayi bağlantısı, kalite standardı, mekanizasyon, kurutma disiplini, stok yönetimi ve marka değerinin birlikte belirleyici olduğu bir döneme girdi. Şili erken takvimle, Türkiye ana üretim gücüyle, İtalya marka ve gastronomiyle, Oregon mekanizasyonla, Azerbaycan ve Gürcistan alternatif tedarikle piyasada yer tutuyor. Giresun bu tabloda sıradan bir üretim bölgesi değil, Giresun kalite fındığı yamaçta ve yüksek emekle üretilen; düşük verim koşullarına rağmen aroma ve kalite değeri yüksek olan özel bir ürün yetiştirilen coğrafi üretim alanıdır. Bu ürünün dünya piyasasında hak ettiği yeri alması, ortalama fiyat mantığından ayrılması, kendi adıyla, kendi standardıyla, kendi marka değeriyle ve üreticinin emeğini karşılayan bir ticari modelle pazarlanmasıyla mümkündür.

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Haber

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı

Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji Sınavı Şili’nin Fındık Hamlesi Türkiye İçin Yeni Bir Strateji SınavıPlanetNuts Day Avellanos 2026, Şili’nin fındıkta üretimden teknolojiye uzanan planlı büyümesini görünür kılacak. Türkiye için asıl sınav, bu gelişmeleri izleyen kurumların bilgiyi üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya nasıl aktaracağı olacak. Şili’de 13 Ağustos 2026’da Los Ángeles kentindeki Casa Laura’da düzenlenecek PlanetNuts Day Avellanos 2026, Avrupa fındığında büyüyen bir üretici ülkenin teknik kapasitesini, sanayi bağlantılarını ve küresel pazar hedeflerini aynı programda toplaması bakımından dikkat çekiyor. Etkinliğin hedef kitlesi yalnızca üreticilerden oluşmuyor; danışmanlar, fidanlıklar, tedarikçiler, ihracatçılar, sanayi temsilcileri ve karar alıcılar aynı zeminde buluşturuluyor. Programda Gabriel Aguilar, Camilo Scocco ve Ernesto Moya gibi isimlerin yer alması, bahçe yönetimi, sanayi, pazar ve bitki sağlığı başlıklarının birlikte ele alınacağını gösteriyor. Bu etkinlik, Şili’nin fındıkta yalnızca dikim alanını büyüten bir ülke olmadığını; üretimi, teknik danışmanlığı, sürdürülebilir girdileri, bitki sağlığını, işleme teknolojisini, otomasyonu ve ihracat bağlantılarını birlikte yöneten bir sektör mimarisi kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Trinuts, Fitotecnología, Pack-Man, UPL, Rovensa Next Chile, FertiGlobal, Fertiamerica ve Sumitomo Chemical Chile gibi sponsorların etkinlikte yer alması, bahçeden fabrikaya uzanan bütün zincirin programın parçası haline getirildiğini gösteriyor. Türkiye açısından bu gelişme yalnızca uzak bir rakip ülkenin sektör toplantısı olarak okunamaz. Şili’nin büyümesi, Türkiye’nin fındıkta üretici geliri, Giresun kalite fındığın ayrı konumu, sanayi katma değeri, sürdürülebilirlik standardı, rekolte yönetimi ve teknik bilgi aktarımı başlıklarını yeniden değerlendirmesini gerektiren daha geniş bir strateji dosyasına dönüşüyor. Şili, ikinci büyük üretici konumunu teknik kapasiteyle güçlendiriyor Şili Fındık Komitesi’nin 2026’da yayımladığı verilere göre ülke, 2025/26 sezonunda 120 bin 700 ton kabuklu fındık üretimiyle dünya üretiminde Türkiye’nin ardından ikinci sıraya yerleşti; aynı değerlendirmede Şili’nin küresel üretimden yaklaşık yüzde 12 pay aldığı, Türkiye’nin ise 518 bin tonla yüzde 49 paya sahip olduğu belirtildi. Şili’de dikim alanının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı ve 2030’a doğru 85 bin hektara yaklaşmasının beklendiği de aynı kaynakta yer aldı. (Comité Del Avellano) Bu tablo, Şili’nin fındıktaki yükselişinin geçici bir üretim artışı değil, uzun vadeli bir tarımsal yatırım hattı olduğunu gösteriyor. Şili’nin avantajı yalnızca yeni dikim alanlarından ibaret değil; mekanizasyon, profesyonel bahçe yönetimi, sanayiyle entegre tedarik zinciri ve büyük alıcıların güvenilir alternatif kaynak arayışı bu büyümeyi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmelerde de Şili’nin mekanizasyon, verimlilik ve profesyonel yönetimle dünya standartlarını yakaladığına dikkat çekilmişti. (Giresun Son Haber) Türkiye hâlâ dünya fındık piyasasının merkez ülkesi. Ticaret Bakanlığı’nın sektör raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük fındık ihracatçısı konumunu sürdürüyor; ayrıca işlenmiş fındık ürünlerinin ihracattaki payı son yıllarda yüzde 40’lara ulaşmış durumda. Ancak aynı tablo, Türkiye’nin üstünlüğünü yalnızca üretim miktarıyla koruyamayacağını da gösteriyor. Çünkü küresel rekabet artık üretim alanı, verim, teknik danışmanlık, izlenebilirlik, sanayi yatırımı ve markalı ürün kapasitesinin birlikte yönetildiği bir döneme ilerliyor. (https://ticaret.gov.tr) PlanetNuts Day, Şili’nin değer zinciri modelini görünür kılıyor PlanetNuts Day Avellanos 2026’nın dikkat çekici tarafı, etkinliğin klasik konferans formatının ötesine geçmesi. Programda yalnızca uzman sunumları değil, üreticilerin kendi bahçe deneyimlerini aktaracağı teknik masa formatı da bulunuyor. Bu yapı, teorik bilginin sahadaki karşılığını tartışmaya açıyor; hangi uygulamanın verime etki ettiği, hangi hastalık baskısının üreticiyi zorladığı, hangi budama, besleme veya koruma stratejisinin sonuç verdiği doğrudan üretici deneyimi üzerinden görünür hale geliyor. Bu yönüyle Şili’nin yaptığı, yalnızca etkinlik düzenlemek değil; sektör hafızası oluşturmaktır. Üretici, danışman, araştırmacı, sanayi temsilcisi ve teknoloji firması aynı gündem içinde buluşturulduğunda, fındık yalnızca bahçede yetişen bir ürün olmaktan çıkar ve planlanan, ölçülen, işlenen, pazarlanan bir değer zincirine dönüşür. Türkiye’nin bu gelişmeyi dikkatle izlemesi gerekir. Ancak izlemek, yalnızca Şili’deki toplantıya katılmak, fotoğraf paylaşmak ya da genel izlenim aktarmak anlamına gelmemelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin gerçek değeri, dönüşte üreticiye, sanayiciye ve politika yapıcıya sunulan somut bilgiyle ölçülür. Giresun’da aynı dönemde fiyat baskısı ve piyasa belirsizliği öne çıktı Şili’de teknik kapasite ve sektör örgütlenmesi güçlenirken, Giresun’da üreticinin gündemi yeni mahsul öncesi fiyat baskısı oldu. FİSKOBİRLİK Giresun Kooperatifi, 5 Haziran 2026’da 50 randıman Giresun kalite fındık fiyatını 215 TL’den 207 TL’ye düşürdü. Giresun Son Haber’in haberinde, 7 Mayıs 2026’da 227 TL seviyesinde bulunan fiyatın 207 TL’ye kadar gerilediği ve Eylül 2025’te 347 TL’ye kadar çıkan fiyatla karşılaştırıldığında üretici beklentisinin zayıfladığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu fiyat teknik olarak 2025 mahsulü için açıklanmış görünse de, zamanlaması nedeniyle 2026 mahsulü öncesinde piyasanın psikolojik eşiğini etkileyebilecek bir referans niteliği taşıyor. Fiyat açıklayan kurumun piyasada ne kadar alım yaptığı, hangi stok gücüne sahip olduğu ve açıklanan fiyatın fiili alım kapasitesiyle desteklenip desteklenmediği üretici açısından kritik hale geliyor. Giresun Son Haber’deki değerlendirmede de FİSKOBİRLİK’in kaç ton ürün aldığı, ne kadar alım yapacağı ve stok durumuna ilişkin şeffaf bilgi paylaşmamasının üretici güvenini zayıflattığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu nedenle Şili’deki gelişmeler Türkiye açısından yalnızca üretim rekabeti olarak değil, fiyat oluşumu ve üretici pazarlık gücü açısından da okunmalıdır. Rakip ülkeler teknik kapasite ve sanayi entegrasyonu kurarken, Türkiye’de üretici hasat öncesinde düşük referans fiyat, belirsiz rekolte beklentisi ve kurumların piyasa ağırlığı konusundaki soru işaretleriyle karşı karşıya kalıyor. Rekolte tahminleri fiyat dilini erken kuruyor Türkiye’de fındık piyasasında yalnızca gerçekleşen üretim değil, sezon başlamadan açıklanan rekolte tahminleri de fiyat beklentisini etkiliyor. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayalı ilk tahminine göre 2026-2027 sezonu fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak öngörüldü. Giresun Son Haber’in aktardığına göre çalışma 12 il, 79 ilçe, 446 bahçe ve 1.483 dal üzerinden yürütüldü. (Giresun Son Haber) Erken rekolte tahminleri piyasaya güçlü üretim sinyali verdiğinde, hasat başlamadan önce “ürün bol olacak” algısı oluşabiliyor. Bu algı, özellikle finansman ihtiyacı yüksek olan küçük üretici açısından pazarlık gücünü zayıflatma riski taşıyor. Rekolte verisi, maliyet, arazi yapısı, işçilik yükü, kalite ve bölgesel üretim zorluğu ile birlikte değerlendirilmediğinde fiyat tartışması eksik kalıyor. Türkiye’nin fındıkta ihtiyacı olan şey, rekolte tahminlerini yalnızca piyasa sinyali olarak açıklamak değil; bu veriyi üretici gelirini, kalite farkını ve bölgesel maliyet yapısını koruyacak bir politika çerçevesi içinde yönetmektir. Şili’nin üretim alanı artışı ve küresel alıcılar için alternatif kaynak haline gelmesi, Türkiye’de rekolte dilinin daha dikkatli kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Giresun kalite fındık ortalama ürün mantığına bırakılmamalı Giresun kalite fındık, küresel rekabet analizinde yalnızca “Türkiye fındığı” başlığı altında eritilemez. Giresun’da üretim büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir modelle sürdürülüyor. Buna karşılık ova karakteri taşıyan bölgelerde makineleşmeye daha uygun arazi yapısı, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı sağlayabiliyor. (Giresun Son Haber) Giresun Son Haber’de daha önce yayımlanan değerlendirmede, Çarşamba Ovası gibi düz üretim alanlarında dekar veriminin 300-400 kilogram aralığında, Giresun’un dik yamaç üretiminde ise 100-160 kilogram aralığında değerlendirildiği belirtilmişti. Aynı yazıda sahadaki üretici hesabına göre Çarşamba Ovası’nda kilogram maliyetinin 80-100 TL, Giresun kalite üretiminde ise 180-200 TL bandında oluştuğu ileri sürüldü; ayrıca 2025 için tüm bölgeleri kapsayan, aynı metodolojiyle hazırlanmış resmi kilogram maliyet verisine ulaşılamadığı da özellikle not edildi. (Giresun Son Haber) Bu fark, Giresun kalite fındığın neden ayrı ekonomik kategori olarak ele alınması gerektiğini açıklıyor. Aynı fiyat politikası, her bölgede aynı sonucu üretmiyor. Düz arazide yüksek verim ve daha düşük işçilik maliyetiyle çalışan üretici ile dik yamaçta düşük verim ve yüksek insan emeğiyle üretim yapan Giresun üreticisi aynı piyasa mantığına sıkıştırıldığında kalite cezalandırılmış oluyor. Giresun kalite fındık için ayrı referans fiyat, kalite primi, menşe standardı ve bölgesel maliyet farkını dikkate alan destek modeli kurulmadıkça, sürdürülebilirlik söylemi üretici için sahada karşılık bulmaz. Kalite yalnızca övgü cümleleriyle korunamaz; üreticinin gelirine yansımayan kalite zamanla zayıflar. Yaşlı bahçeler ve düşük verim Türkiye’nin rekabet dosyasında ayrı başlık olmalı Türkiye’nin fındıkta yapısal sorunu yalnızca fiyat değildir. Yaşlı bahçeler, eğimli arazi, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan “Fındıkta Kırılma” başlıklı yazıda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1 milyon 177 bin 729 dekar alanda 92 bin 402 ton fındık üretildiği, bunun dekara yaklaşık 78,46 kilogram ortalama verime işaret ettiği aktarıldı. Aynı yazıda TEPGE’nin 2025 raporunda Doğu Karadeniz’de fındık bahçelerinin önemli bölümünün 50-100 yıllık olduğu ve ekonomik ömrünü tamamlayan bahçelerin yenilenmesi gerektiği belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu veri, Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevabın yalnızca ihracat politikasıyla sınırlı olamayacağını gösteriyor. Bahçe yenileme, toprak analizi, pH yönetimi, çeşit seçimi, gençleştirme, hastalık-zararlı takibi ve iklim riskine göre bölgesel danışmanlık sistemi kurulmadan Türkiye’nin üretim üstünlüğü uzun vadede korunamaz. Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü’nün teknik kapasitesi, laboratuvar altyapısı ve kurumsal hafızası güçlü görünse de, Giresun Son Haber’in özel haberinde sahadaki beklentinin araştırmayı bahçede sonuç haline getirmek olduğu vurgulandı. Aynı haberde, yaşlanan bahçeyi yenileyen, toprak disiplinini sahaya yayan ve verimi kitlesel ölçekte artıran dönüşümün kamuya açık somut saha verileriyle yeterince görünür olmadığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bitki sağlığı yeni rekabet döneminin ortak başlığına dönüşüyor Şili’deki PlanetNuts programında bitki sağlığı, hastalık baskısı, odun hastalıkları ve sürdürülebilir mücadele yöntemlerinin öne çıkması tesadüf değil. Fındıkta küresel rekabet yalnızca verim ve fiyatla sınırlı kalmıyor; hastalık ve zararlı yönetimi, ürün kalitesinin ve ihracat güvenliğinin ana unsurlarından biri haline geliyor. Türkiye’de de fındık kurdu, kahverengi kokarca ve külleme üretici gelirini doğrudan etkileyen riskler arasında. Giresun Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2026 yılı takvimine göre fındık kurdu ve kahverengi kokarcaya karşı ilaçlı mücadele sahil kolda 13 Mayıs, orta kolda 16 Mayıs, yüksek kolda ise 19 Mayıs’ta başlayacak şekilde planlandı; üreticilere bahçe kontrolü, ruhsatlı ürün kullanımı ve külleme hastalığına karşı dikkatli olma uyarısı yapıldı. (Giresun Son Haber) Bu tablo, Türkiye’nin rakip izleme stratejisinin yalnızca Şili’nin kaç hektar dikim yaptığına veya kaç ton üretim beklediğine bakmakla sınırlı kalamayacağını gösteriyor. Zararlı yönetimi, biyolojik mücadele, erken uyarı sistemi, ruhsatlı ürün kullanımı, teknik eğitim ve bölgesel uygulama takvimi de rekabet stratejisinin parçası haline getirilmelidir. TMO tek başına politika yerine geçemez Türkiye’de üretici her sezon TMO’nun açıklayacağı fiyatı bekliyor. Ancak TMO’nun varlığı, tek başına kalıcı bir fındık politikası anlamına gelmiyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan değerlendirmede, 2026 mahsulü için üreticinin yine TMO’ya bakmasının fındık politikasındaki yapısal eksikliği gösterdiği; TMO’nun FİSKOBİRLİK’in, üretici kooperatiflerinin veya Giresun kalite fındığı dünya markasına dönüştürecek bir sistemin yerine geçemeyeceği belirtildi. (Giresun Son Haber) Fındıkta kalıcı piyasa düzeni için TMO tamamlayıcı bir araç olarak konumlandırılmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk, üretici finansmanı, kaliteye dayalı fiyatlama ve bölgesel ürün ayrımı aynı politika içinde ele alınmalıdır. Üretici hasat döneminde nakit ihtiyacı nedeniyle ürününü düşük fiyata satmak zorunda kalıyorsa, açıklanan taban fiyatın tek başına koruyucu etkisi sınırlı kalır. Giresun iş dünyasının Rekabet Kurumu’na yaptığı ziyarette de fındık piyasasında tekelleşmenin önlenmesi, üreticinin korunması ve ihracat gücünün artırılması talepleri gündeme taşındı. Bu ziyaret, fındıkta fiyat oluşumu ve alıcı yapısının yalnızca üretici açısından değil, yerel sanayi ve ihracat açısından da stratejik öneme sahip olduğunu gösterdi. (Giresun Son Haber) Sürdürülebilirlik yalnızca alıcının izlenebilirliği olmamalı Küresel fındık ticaretinde sürdürülebilirlik artık isteğe bağlı bir başlık değil. Büyük alıcılar ürünün nerede, hangi koşullarda, hangi sosyal ve çevresel standartlarla üretildiğini daha yakından izliyor. İstanbul’da 2 Haziran 2026’da düzenlenen Sürdürülebilir Fındık Zirvesi’nde iyi tarım uygulamaları, üreticinin sahadaki deneyimi, sosyal sürdürülebilirlik, çalışma yaşamı, çocuk işçiliği riski ve fındığın geleceğini belirleyecek yeni standartlar ele alındı. (Giresun Son Haber) Bu gelişme Türkiye için iki yönlü okunmalıdır. Bir yandan sürdürülebilirlik, ihracat pazarlarında güven sağlayan ve kaliteyi koruyan bir üretim modeli olarak önem kazanıyor. Diğer yandan, izlenebilirlik yalnızca alıcının tedarik zincirini kontrol ettiği bir sisteme dönüşürse üreticinin emeği, maliyeti ve kalite farkı görünmez kalabilir. Giresun kalite fındık için kurulacak sürdürülebilirlik modeli, ürünün hangi bahçeden geldiğini göstermenin ötesine geçmelidir. Bu sistem üreticinin arazi zorluğunu, işçilik maliyetini, düşük dekar verimini, kalite farkını ve gelir hakkını da görünür hale getirmelidir. Ürün izlenebilir olacaksa, üreticinin kaybı ve maliyeti de izlenebilir olmalıdır. Kalite belgelenecekse, kaliteyi üreten emeğin fiyat karşılığı da güvence altına alınmalıdır. Giresun sanayide büyüyor, ancak son mamul eşiği hâlâ kritik Giresun’un fındık sanayisindeki başarıları önemli bir avantaj sağlıyor. Giresun Son Haber’in 17 Haziran 2026 tarihli haberine göre Yavuz Gıda 180’inci, Yavuzkan Hazel 254’üncü ve Ahmet Ak Gıda 364’üncü sıradan İSO 500 listesine girdi. Haberde bu başarının kentin üretim ve ihracat gücünü gösterdiği, ancak ihracatın önemli ölçüde ara mamul ve yarı mamul ürünlere dayandığı vurgulandı. (Giresun Son Haber) Natürel iç fındık, kavrulmuş fındık, kıyılmış fındık, fındık unu ve fındık püresi kabuklu ürün satışına göre daha ileri işleme düzeyini temsil ediyor. Ancak bu ürünlerin büyük bölümü son tüketiciye Giresun markasıyla ulaşan çikolata, bar, gofret, nuga, fındık kreması veya paketli premium ürün haline gelmiyor. Asıl marka değeri çoğu zaman başka ülkelerdeki veya küresel şirketlerdeki nihai ürün zincirinde oluşuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Şili’ye vereceği cevap yalnızca bahçede değil, raflarda da kurulmalıdır. Giresun kalite fındık dünya sanayisinin kaliteli girdisi olmakla yetinmemeli; kendi adı, kendi menşe değeri ve kendi markalı son ürünüyle dünya pazarında daha görünür hale gelmelidir. Fındık atıkları yeni katma değer alanına dönüşebilir Fındıkta katma değer yalnızca iç fındık, kavrulmuş ürün veya fındık kremasıyla sınırlı görülmemelidir. Yan ürünlerin değerlendirilmesi, döngüsel ekonomi ve gıda teknolojileri de yeni rekabet alanı olarak öne çıkıyor. Giresun Son Haber’de yayımlanan habere göre Bursa Teknik Üniversitesi’nde Doç. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu yürütücülüğünde TÜBİTAK destekli bir projeyle fındık yağı üretiminden kalan küspelerin ohmik ısıtma yöntemiyle yüksek değerli bitkisel proteine dönüştürülmesi hedefleniyor. Haberde, projenin gıda atıklarının azaltılması, fındığın ekonomik değerinin artırılması ve bitki bazlı alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. (Giresun Son Haber) Bu yaklaşım, Türkiye’nin fındık stratejisinin yalnızca ana ürüne odaklanmaması gerektiğini gösteriyor. Küspe, kabuk, yağ, protein, lif, biyokütle ve fonksiyonel gıda bileşenleri gibi alanlar, fındığın ekonomik değerini genişletebilir. Giresun ve Türkiye, fındığı yalnızca tarımsal ürün olarak değil, gıda teknolojisi, sürdürülebilir sanayi ve döngüsel ekonomi ürünü olarak da konumlandırmalıdır. Teknik ziyaret üreticiye dönmediğinde bilgi değere dönüşmez Türkiye’den Şili’deki etkinliklere katılacak kurumların, birliklerin, odaların, ihracatçıların veya özel sektör temsilcilerinin katkısı, ziyaretin görünürlüğüyle değil, dönüşte üretecekleri bilgiyle ölçülmelidir. Uluslararası teknik ziyaretlerin ardından hazırlanacak rapor; Şili’deki bahçe yönetimi, budama, hastalık kontrolü, işleme teknolojisi, üretici-danışman ilişkisi, sürdürülebilir girdi kullanımı ve sanayi entegrasyonu başlıklarını Türkiye koşullarıyla karşılaştırmalıdır. Bu rapor yalnızca kurum arşivinde kalmamalıdır. Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce ve Samsun gibi farklı üretim bölgeleri için ayrı uygulanabilirlik notları hazırlanmalı; ziraat odaları, kooperatifler, üniversiteler, ticaret borsaları ve üretici toplantıları aracılığıyla sahaya indirilmelidir. Giresun Son Haber’de Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin yayımlanan haberde, üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca mücadelesi, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve piyasa beklentilerinin gündeme geldiği aktarıldı. Aynı haberde, bu toplantıların üretici açısından gerçek değer üretmesi için hangi verilerle hazırlandığının, hangi kurumların düzenli davet edildiğinin, alınan kararların nasıl izlendiğinin ve üreticiye ne kazandırdığının kamuoyuyla paylaşılması gerektiği vurgulandı. (Giresun Son Haber) Bu çerçeve, yurt dışı teknik ziyaretler için de geçerli olmalıdır. Şili’de izlenen her sunum, Türkiye’ye ancak üreticinin bahçesinde, sanayicinin yatırım kararında ve politika yapıcının düzenlemesinde karşılık bulduğu ölçüde değer kazandırır. Türkiye’nin Şili’ye cevabı kopyalama değil, kendi modelini kurma olmalı Şili’nin fındıkta kurduğu model Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir reçete değildir. Şili’de daha planlı, geniş ve mekanizasyona uygun bahçeler öne çıkarken, Giresun’da üretim eğimli, parçalı ve yoğun insan emeğine dayalı bir coğrafyada sürdürülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi, Şili’nin yaptığı her uygulamayı aynen almak değil; Şili’nin sistem kurma aklını Türkiye’nin kendi üretim coğrafyasına çevirmek olmalıdır. Türkiye’nin yeni fındık stratejisi şu başlıklarda netleşmelidir: Birinci başlık, Giresun kalite fındığın ayrı ekonomik kategoriye dönüştürülmesidir. Aroma, menşe, üretim zorluğu, düşük dekar verimi, yüksek işçilik maliyeti ve kalite farkı ayrı referans fiyat, kalite primi ve izlenebilirlik sistemiyle korunmalıdır. İkinci başlık, bahçe yenileme ve verimlilik reformudur. Yaşlı bahçeler, düşük verim, toprak yönetimi eksikliği ve iklim riski bölgesel programlarla ele alınmalıdır. Üçüncü başlık, üretici merkezli piyasa düzenidir. TMO geçici müdahale aracı olarak kalmalı; FİSKOBİRLİK, kooperatifler, lisanslı depoculuk ve üretici finansmanı birlikte güçlendirilmelidir. Dördüncü başlık, teknik bilgi aktarımının zorunlu hale getirilmesidir. Yurt dışı etkinliklere katılan her kurum dönüşte kamuya açık teknik rapor, bölgesel karşılaştırma notu ve üretici eğitimi yapmakla yükümlü olmalıdır. Beşinci başlık, markalı son mamul üretimidir. Giresun sanayisinin ara mamul başarısı, çikolata, bar, nuga, gofret, fındık kreması ve paketli premium ürünlerle nihai tüketici pazarına taşınmalıdır. Altıncı başlık, sürdürülebilirlikte üretici hakkıdır. İzlenebilirlik yalnızca alıcının ürünü takip ettiği bir sistem değil; üreticinin emeğini, maliyetini, kalite farkını ve gelir hakkını kayıt altına alan bir model olmalıdır. Yedinci başlık, bitki sağlığı ve erken uyarı sistemidir. Kahverengi kokarca, fındık kurdu, külleme, don, aşırı yağış ve iklim baskısı için bölgesel, ölçülebilir ve üreticiye doğrudan ulaşan teknik destek ağı kurulmalıdır. Sekizinci başlık, döngüsel ekonomi ve yan ürün değeridir. Fındık küspesi, kabuk, yağ ve protein gibi yan ürünler gıda teknolojisi, alternatif protein, enerji ve sürdürülebilir sanayi alanlarında değerlendirilmelidir. Sonuç: Liderlik, bilgi ve değer zincirini kimin yöneteceğiyle belirlenecek Şili’nin fındıkta büyümesi Türkiye için yalnızca yeni bir rakip dosyası değildir. Bu gelişme, Türkiye’nin kendi sistemini yenilemesi gerektiğini gösteren güçlü bir uyarıdır. Türkiye üretim üstünlüğünü hâlâ koruyor; ancak dünya fındık piyasasında liderlik artık yalnızca tonajla belirlenmiyor. Yeni dönemde belirleyici olan, üreticiyi ne kadar koruduğunuz, kaliteyi fiyata ne kadar yansıttığınız, teknik bilgiyi sahaya ne kadar indirdiğiniz, sanayiyi son mamule ne kadar taşıdığınız, sürdürülebilirliği üretici hakkıyla ne kadar bütünleştirdiğiniz ve rakip ülkelerdeki gelişmeleri ne kadar hızlı stratejiye çevirdiğinizdir. PlanetNuts Day Avellanos 2026’da izlenecek her sunum, Türkiye için ancak üreticinin bahçesinde karşılık bulursa değer kazanacaktır. Teknik gezi rapora, rapor eğitime, eğitim uygulamaya, uygulama da üretici gelirine dönüşmediği sürece bilgi eksik kalır. Şili fındıkta planlı büyüyor. Türkiye’nin cevabı, geçmiş liderliğin rahatlığına yaslanmak değil; Giresun kalite fındığı merkezine alan, üreticiyi güçlendiren, sanayiyi markalı değere taşıyan ve küresel rekabete kendi modeliyle cevap veren yeni bir fındık stratejisi kurmak olmalıdır.

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Haber

FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI

ELMAS FINDIK TOPLANTISINI DUYURDU: ÜRETİCİNİN BEKLEDİĞİ BAŞLIKLAR MASADA AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleriyle birlikte Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantıya katıldı. Toplantıda yeni hasat sezonu hazırlıkları, üretim sürecinde alınacak tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticinin emeğinin karşılığını almasına yönelik başlıklar ele alındı. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün toplantıda yer aldığı açıklanırken, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar’ın da fındık bölgesi milletvekilleriyle yapılan toplantılara katıldığı kamuoyuna yansıdı. FINDIKTA SEZON ÖNCESİ TOPLANTI Fındıkta yeni hasat sezonu öncesi hazırlıklar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan Fındık Çalışma Grubu toplantısında değerlendirildi. Toplantıya fındık üreten illerin milletvekilleri katılırken, Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür de görüşmede yer aldı. Toplantının ana gündemini yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri, verim ve kalite başlıkları ile üreticinin emeğinin karşılığını almasına dönük değerlendirmeler oluşturdu. AKP Giresun Milletvekili Nazım Elmas, toplantı sonrası yaptığı açıklamada üreticinin alın terini koruyacak çalışmaların ele alındığını belirtti. Elmas, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak adımlar üzerinde istişarelerde bulunulduğunu, sezon öncesi yol haritasının değerlendirildiğini ifade etti. ELMAS: ÜRETİCİMİZİN ALIN TERİNİ KORUYACAK ÇALIŞMALARI ELE ALDIK Nazım Elmas, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığındaki toplantıya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekillerimizle birlikte, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldik. Toplantımızda; fındıkta yeni hasat sezonuna yönelik hazırlıklar, üretim sürecinde alınması gereken tedbirler, piyasa beklentileri ve üreticilerimizin emeğinin karşılığını alabilmesine yönelik hususlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Üreticimizin alın terini koruyacak, fındıkta verim ve kaliteyi artıracak çalışmalar üzerine istişarelerde bulunarak sezon öncesi yol haritasını ele aldık. Ülkemiz ve tüm fındık üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli bir sezon olmasını temenni ediyorum.” GİRESUN’DAN ELMAS VE TEMÜR KATILDI Toplantıya Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlık etti. Giresun’dan AKP milletvekilleri Nazım Elmas ve Ali Temür’ün de toplantıda yer aldığı bilgisi yerel basına yansıdı. Kamuya açık haberlerde toplantıların tüm katılımcı listesi her defasında isim isim paylaşılmıyor. Bu nedenle toplantıya katılan diğer milletvekilleri için açıklamalarda çoğunlukla “Fındık Çalışma Grubu üyesi milletvekilleri”, “fındık üreten illerin milletvekilleri” veya “bölge milletvekilleri” ifadeleri kullanılıyor. Önceki toplantılara ilişkin kamuya yansıyan bilgilerde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın başkanlığındaki görüşmelere AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, AKP Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, Düzce milletvekilleri Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk ile fındık üreten illerin milletvekillerinin katıldığı görüldü. LÜTFİ BAYRAKTAR DA FINDIK DOSYASININ MERKEZİNDE Fındık dosyasında öne çıkan isimlerden biri de AKP Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar. Bayraktar, yalnızca Sakarya Milletvekili kimliğiyle değil, uzun yıllardır FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmesi nedeniyle de fındık politikalarının en önemli siyasi ve kurumsal aktörleri arasında yer alıyor. Bayraktar’ın fındık bölgesi milletvekilleriyle Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında yapılan toplantılara katıldığına ilişkin açıklamalar kamuoyuna yansıdı. Bu durum, FİSKOBİRLİK’in fındık politikalarındaki yerinin toplantı başlıkları içinde daha açık biçimde değerlendirilmesi gerektiğini de gösterdi. Fındık üreticisi açısından Bayraktar’ın toplantılardaki varlığı veya FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği yalnızca protokol bilgisi değildir. Bu konu, üreticinin örgütlü gücünün, kooperatif yapısının, piyasa dengeleme kapasitesinin ve Giresun kalite fındığın değer politikasının masaya nasıl taşındığıyla doğrudan bağlantılıdır. DİĞER KATILIMCILAR VE BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ Fındık Çalışma Grubu toplantılarına ilişkin önceki haberlerde AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın koordinasyon ve katılım bilgisi öne çıktı. Düzce’den Ayşe Keşir ve Ercan Öztürk’ün açıklamalarında ise üretici beklentileri, rekolte, maliyet, fiyat istikrarı ve verimlilik başlıklarının toplantılarda ele alındığı belirtildi. Fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan çalışma yapısı, Giresun, Ordu, Trabzon, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Samsun ve bölgedeki diğer fındık üretim merkezlerini ilgilendiren sorunları siyasi düzeyde gündeme taşıyor. Ancak üretici açısından toplantıya hangi milletvekillerinin katıldığı kadar, bu isimlerin toplantıya hangi verilerle hazırlandığı, sahadan hangi üretici taleplerini taşıdığı, FİSKOBİRLİK, ziraat odaları, kooperatifler ve yerel üretici temsilcileriyle nasıl temas kurduğu da önem taşıyor. FİSKOBİRLİK’İN MASADAKİ ROLÜ DAHA AÇIK GÖRÜLMELİ Fındıkta üreticinin pazarlık gücü, yalnızca sezon öncesi fiyat beklentisiyle sınırlı bir konu değil. FİSKOBİRLİK’in piyasa dengeleme kapasitesi, kooperatif yapısı, üreticiyle doğrudan bağı ve tarihsel rolü, fındık politikasının merkezinde değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Fındık Çalışma Grubu’nun yeni sezon öncesi toplantılarında FİSKOBİRLİK’in hangi düzeyde temsil edildiği, görüşlerinin nasıl alındığı ve üretici lehine hangi önerileri masaya taşıdığı açık biçimde paylaşılmalıdır. FİSKOBİRLİK’in yalnızca geçmişte adı geçen bir kurum olarak değil; üretici lehine piyasa dengesi kurabilecek, kaliteye dayalı fiyat politikasını destekleyebilecek, Giresun kalite fındığın değerini koruyabilecek ve kooperatif gücünü yeniden sahaya taşıyabilecek etkin bir aktör olarak değerlendirilmesi gerekiyor. FINDIK ÇALIŞMA GRUBU 2019’DAN BU YANA GÜNDEMDE Fındık Çalışma Grubu, kamuoyuna 2019 yılında fındık üretimi yapılan illerin milletvekillerinden oluşan bir siyasi çalışma yapısı olarak yansıdı. Grubun amacı, üreticinin talep ve beklentilerini değerlendirmek, fındık politikalarına ilişkin başlıkları siyasi düzeyde takip etmek ve sezon öncesi oluşan sorunları Tarım ve Orman Bakanlığına taşımak olarak açıklandı. Fındık Çalışma Grubu’nun farklı yıllarda sezon öncesi toplantılar yaptığı biliniyor. Ancak grubun yılda kaç kez toplandığı, toplantı takviminin nasıl belirlendiği, gündemin hangi verilerle hazırlandığı, toplantılara hangi kurumların düzenli davet edildiği ve alınan kararların nasıl izlendiği konusunda kamuoyuna açık, düzenli ve denetlenebilir bir takvim bulunmuyor. Bu durum, üreticinin en çok yanıt beklediği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Fındık üreticisi, toplantıların yalnızca sezon öncesi açıklamalarla sınırlı kalmamasını; üretim maliyeti, destek modeli, TMO alım politikası, FİSKOBİRLİK’in piyasa rolü, kahverengi kokarca mücadelesi, don zararı, verim düşüklüğü ve Giresun kalite fındığın ayrı değerlendirilmesi gibi başlıklarda somut kararlar üretilmesini bekliyor. ÖNCEKİ TOPLANTILARDA KAHVERENGİ KOKARCA, REKOLTE VE ÜRETİCİ TALEPLERİ GÖRÜŞÜLDÜ Fındık Çalışma Grubu’nun önceki toplantılarında üretici talepleri, verimlilik, kalite, kahverengi kokarca zararlısıyla mücadele, beklenen rekolte, üretim maliyetleri, fiyat istikrarı ve sezon öncesi piyasa beklentileri gündeme geldi. 2024 yılında yapılan toplantılarda fındık üreten illerin milletvekilleri Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı başkanlığında bir araya geldi. Bu toplantılarda üreticilerden gelen talepler, beklenen rekolte, fiyat istikrarı, üretim maliyetleri ve verimlilik başlıkları değerlendirildi. Nazım Elmas’ın önceki açıklamalarında da üreticilerden gelen talep ve önerilerin ele alındığı, fındıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların görüşüldüğü, kahverengi kokarca zararlısına karşı mücadelenin sürdürüldüğü belirtildi. Fındıkta son dönemde yalnızca fiyat değil; zararlı baskısı, iklim riski, don hasarı, üretim maliyetleri, işçilik giderleri ve kalite kaybı da üreticinin gelirini doğrudan etkileyen ana sorunlar arasında yer alıyor. UZMAN KURUL DEĞİL, SİYASİ ÇALIŞMA GRUBU Kamuya açık bilgiler, Fındık Çalışma Grubu’nun tarım ekonomistleri, ziraat mühendisleri, kooperatif uzmanları, ihracat temsilcileri veya akademisyenlerden oluşan bağımsız bir uzman kurul değil; fındık üreten illerin milletvekillerinden oluşan siyasi bir çalışma grubu olduğunu gösteriyor. Bu nedenle grubun uzman danışmanlardan düzenli rapor alıp almadığı, her sezon öncesi maliyet hesabı, rekolte beklentisi, zarar tespiti, kalite sınıflandırması ve fiyat politikası konusunda hangi teknik verilerle hareket ettiği kamuoyuna açıklanmalıdır. Fındık gibi Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan bir alanda siyasi takip önemlidir; ancak üretici lehine kalıcı sonuç alınabilmesi için bu siyasi takibin sahadan gelen veri, uzman raporu, üretici örgütleriyle düzenli temas ve sonuçları açıklanan bir çalışma düzeniyle desteklenmesi gerekir. GİRESUN KALİTE FINDIK İÇİN AYRI POLİTİKA BEKLENİYOR Giresun kalite fındığı, yalnızca Türkiye fındık üretiminin bir parçası olarak değil; aroması, menşe değeri, işlenme kabiliyeti, geleneksel üretim kültürü ve coğrafi niteliğiyle ayrı değerlendirilmesi gereken stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu nedenle fındık toplantılarında Giresun kalite fındık için ayrı bir başlık açılması gerekiyor. Giresun’da fındık büyük ölçüde eğimli ve parçalı arazilerde, yamaç bahçelerinde, yoğun insan emeğine dayalı ve yüksek maliyetli bir üretim modeliyle yetiştiriliyor. Ova karakteri taşıyan bölgelerde ise makineleşmeye daha uygun koşullar, bakım ve hasat süreçlerinde maliyet avantajı oluşturabiliyor. Yamaçta elle üretilen, daha düşük dekar verimiyle elde edilen, işçilik maliyeti yüksek Giresun kalite fındığı ile ova bölgelerinde daha kolay işlenebilen üretimin aynı fiyat mantığı içinde değerlendirilmesi, üretim gerçeğini ve kalite farkını görünmez hale getiriyor. Fındıkta fiyatın yalnızca sezonluk arz, piyasa dengesi ve ortalama randıman üzerinden değil; arazi yapısı, üretim maliyeti, işçilik yükü, dekar başına verim, aroma, kalite ve menşe değeri üzerinden de şekillenmesi gerekiyor. TÜRKİYE KENDİ FINDIK STANDARDINI KURMALI Fındıkta sürdürülebilirlik başlığı, yalnızca dış alıcıların ve küresel şirketlerin belirlediği uygulama takvimine bırakılamayacak kadar stratejik bir konudur. Türkiye’nin fındık politikası, küresel şirketlerin sürdürülebilirlik programlarına uyum sağlayan pasif üretici ülke çizgisine sıkışmamalıdır. Türkiye kendi sürdürülebilirlik kurumlarını, kendi kalite standardını, kendi izlenebilirlik sistemini ve kendi üretici merkezli denetim modelini kurmalıdır. Bu süreçte kamu kurumları, üniversiteler, ziraat odaları, üretici örgütleri, kooperatifler, FİSKOBİRLİK, yerel yönetimler, ihracatçı birlikleri ve sürdürülebilirlik alanında çalışan ulusal kuruluşlar aynı hedef etrafında bir araya gelmelidir. Giresun kalite fındığının menşe değeri, aroma üstünlüğü, yamaç üretimi, düşük dekar verimi, yüksek emek maliyeti ve sosyal üretim yapısı Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardının merkezine yerleştirilmelidir. DESTEK VE SİGORTA MODELİ YENİDEN KURULMALI Fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu maliyet yapısı, eski destek modelleriyle açıklanamayacak kadar ağırlaştı. İşçilik, gübre, ilaç, bakım ve taşıma giderleri artarken; bahçelerin yaşlanması, verim düşüklüğü, kahverengi kokarca zararlısı ve iklim değişikliğine bağlı don, aşırı yağış, kuraklık ve hastalık baskısı üretim riskini büyütüyor. Bu tablo karşısında yalnızca arazi varlığına dayalı destek anlayışı, üretimi ve kaliteyi güçlendirmekte yetersiz kalıyor. Fındıkta yeni destek modeli, üretim yapan, bahçesine bakan, ürününü kayıtlı sisteme sokan, kaliteyi yükselten, zararlılarla mücadele eden ve ekonomiye gerçek ürün kazandıran üreticiyi önceleyen bir yapıya dönüştürülmelidir. Zirai sigorta sistemi de fındığın yeni risklerine göre yeniden düzenlenmelidir. Don, aşırı yağış, kuraklık, fırtına, dolu, hastalık ve kahverengi kokarca gibi zararlıların oluşturduğu gelir kaybı; yalnızca ürün miktarı üzerinden değil, kalite kaybı ve randıman düşüşü üzerinden de değerlendirilmelidir. TOPLANTIDAN BEKLENEN: AÇIK, ÖLÇÜLEBİLİR VE ÜRETİCİ LEHİNE SONUÇ Fındık Çalışma Grubu toplantısı, yeni sezon öncesi üreticinin beklentilerinin Bakanlık düzeyinde ele alınması açısından önem taşıyor. Ancak üreticinin beklediği karşılık, toplantı sonrası yapılan genel açıklamaların ötesine geçen somut sonuçlardır. Fındık üreticisi, Fındık Çalışma Grubu’nun ne sıklıkla toplandığını, toplantılara kimlerin katıldığını, FİSKOBİRLİK ve üretici örgütleriyle hangi tarihlerde görüşüldüğünü, uzman raporu alınıp alınmadığını, maliyet hesabının nasıl yapıldığını, Giresun kalite fındığın ayrı değerinin nasıl korunacağını ve bugüne kadar alınan kararların üreticiye ne kazandırdığını bilmek istiyor. Yeni hasat sezonu öncesinde yapılacak fındık politikası; açık katılımcı listesi, sahadan toplanmış veri, üretici örgütlerinin doğrudan temsili, uzman raporları, yayımlanmış sonuç bildirgesi ve uygulamaya dönüşen kararlarla güç kazanabilir. Fındıkta üreticinin emeğini koruyacak yol; yalnızca temenni açıklamalarıyla değil, üreticiyi bahçede tutan, Giresun kalite fındığı ayrı değer olarak gören, FİSKOBİRLİK ve kooperatifleri yeniden güçlendiren, destek ve sigorta sistemini yeni risklere göre düzenleyen, Türkiye’nin kendi sürdürülebilirlik standardını kuran bütünlüklü bir ulusal fındık politikasıyla açılabilir.

TMO’DA SÜRE VE FİYAT TARTIŞMASI: YETKİ İKTİDARDAYKEN ÇAĞRI NEYİ DEĞİŞTİRİR? Haber

TMO’DA SÜRE VE FİYAT TARTIŞMASI: YETKİ İKTİDARDAYKEN ÇAĞRI NEYİ DEĞİŞTİRİR?

TMO’DA SÜRE VE FİYAT TARTIŞMASI: YETKİ İKTİDARDAYKEN ÇAĞRI NEYİ DEĞİŞTİRİR? MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 31 Aralık’ta sona erecek olan fındık alım süresinin uzatılmasını ve alım fiyatında revize yapılmasını istedi. Şanlıtürk’ün açıklaması, fındık üreticileri adına bir talep olarak kamuoyuna yansırken, açıklamanın şekli ve muhatabı tartışmaları da beraberinde getirdi. TMO’nun bu sezon için yaklaşık 200 TL seviyesinde açıkladığı alım fiyatı, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin beklentisinin altında kalmıştı. Bu nedenle yalnızca alım süresinin uzatılması değil, fiyatın da güncellenmesi gerektiği yönündeki talepler uzun süredir dile getiriliyor. Ancak kamuoyunda asıl dikkat çeken nokta, bu çağrının iktidar ortağı bir partinin milletvekili tarafından basın açıklaması yoluyla yapılması oldu. Üreticiler ve sektör temsilcileri, “Eğer sorun fiyat ve süreyse, çözüm çağrıyla değil, doğrudan karar almakla olur” görüşünü dile getiriyor. Siyasi değerlendirmelere göre, TMO’nun alım fiyatı ve süresi doğrudan yürütme organının tasarrufunda bulunurken, iktidar ortağı bir milletvekilinin konuyu basın üzerinden gündeme taşıması, sorumluluğun paylaşımı konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Eleştiriler, “Yetki elinizdeyken talep makamında kalmak, üreticinin beklentisini karşılamıyor” noktasında yoğunlaşıyor. Fındık üreticileri ise tartışmadan çok sonuca odaklı: Basın açıklamalarından ziyade, alım fiyatının maliyetleri karşılayacak seviyeye çıkarılması ve piyasayı gerçekten rahatlatacak adımların atılması isteniyor.

FINDIKTA BÜYÜK ÇÖKÜŞ! Haber

FINDIKTA BÜYÜK ÇÖKÜŞ!

FINDIKTA BÜYÜK ÇÖKÜŞ! FİSKOBİRLİK 285 TL’ye Çekti, Piyasa 270 TL’ye İndi, TMO 200 TL’de Kaldı** Üretici üç farklı fiyat arasında sıkıştı: Uzmanlar TMO’nun düşük alım fiyatının piyasada taban referansı oluşturduğunu, serbest piyasanın ise buna paralel hareket ettiğini belirtiyor. Fındıkta yapısal reform çağrısı büyüyor. Fındıkta Sert Düşüş: FİSKOBİRLİK 285 TL’ye Çekti, Serbest Piyasa 270 TL’ye Geriledi, TMO 200 TL’de Kaldı Karadeniz Bölgesi’nde fındık fiyatlarında hızlı gerileme yaşanıyor. FİSKOBİRLİK’in bugün 50 randıman tombul fındık için alım fiyatını 285 TL/kg olarak açıklamasının ardından, serbest piyasada fiyatlar 270 TL/kg seviyesine kadar düştü. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) ise hâlâ 200 TL/kg fiyatla alım yapması, üretici kesiminde tepkilere yol açtı. TMO’nun Fiyat Politikası Tepki Çekiyor Sezon başından bu yana 200 TL/kg seviyesinde kalan TMO alım fiyatı, sektör çevrelerinde “piyasaya taban referansı” oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Tarım ekonomistleri, mevcut maliyetler dikkate alındığında bu fiyat seviyesinin üretici açısından sürdürülebilir olmadığı görüşünde birleşiyor. Üretici temsilcileri, TMO’nun düşük fiyat uygulamasının özel sektör alıcılarını da yukarı yönlü fiyat revizyonundan uzak tuttuğunu vurgulayarak, “Piyasa psikolojisi bu seviyede baskılanıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Serbest Piyasada Gerileme Devam Ediyor Bölgedeki birçok ilde serbest piyasa fiyatlarının 270 TL/kg düzeyine gerilemesi, sezonun başındaki yükseliş beklentilerini gölgede bıraktı. Sektör aktörleri, düşüşün temel nedeninin TMO fiyatının yukarı yönlü güncellenmemesi ve büyük alıcıların fiyat artırma konusunda çekimser kalması olduğunu ifade ediyor. Rekolte Tartışmaları Yeniden Gündemde Bazı piyasa yorumcularının 2026 sezonu için yüksek rekolte tahminlerini gündeme taşıması, üretici çevrelerinde tepkiye neden oldu. Uzmanlar, henüz sağlıklı tahmin yapılabilecek bir dönem olmadığına dikkat çekerek, spekülatif açıklamaların fiyat oluşumunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Spot Borsa Tartışması Yeniden Canlandı Ziraat Odaları ile FİSKOBİRLİK arasında yıllardır süren görüş ayrılıkları bu sezon da devam ediyor. Ziraat Odası fındık sorununu sadece Fiskobirlik özelinde yaptığı eleştirilerle yaparken, fındıkta uzun zamandır gündemde olan spot borsa sisteminin hayata geçirilememiş olması, fiyat şeffaflığını sınırlıyor ve piyasa oluşumunun sınırlı sayıda alıcının elinde şekillenmesine yol açıyor. Uzmanlar, spot borsanın kurulması hâlinde mevcut fiyat dalgalanmalarının büyük ölçüde önüne geçilebileceğini belirtiyor. Üreticinin Geliri Baskı Altında Piyasada üç farklı fiyat aralığının aynı anda görülmesi, üretici gelirlerini baskılayan bir tablo oluşturuyor: FİSKOBİRLİK: 285 TL/kg Serbest Piyasa: 270 TL/kg TMO: 200 TL/kg Sektör temsilcileri, bu fiyatların üreticiyi güç duruma soktuğunu, alıcı tarafının ise avantajlı konumda olduğunu dile getiriyor. Tarım ekonomistleri ve üretici örgütleri, fındık piyasasında fiyat istikrarının sağlanması için yapısal politikaların devreye alınması gerektiğini belirtiyor. Uzmanların öne çıkan önerileri arasında; güncel maliyet analizlerine dayalı taban fiyat belirleme, spot borsa kurulması, piyasa gözetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.