Hava Durumu

#Fiyat

giresunsonhaber - Fiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO GİRESUN’DA 2026 SEZONUNUN İLK FINDIĞINI ALDI Haber

TMO GİRESUN’DA 2026 SEZONUNUN İLK FINDIĞINI ALDI

TMO GİRESUN’DA 2026 SEZONUNUN İLK FINDIĞINI ALDI İLK ÜRÜN 53,5 RANDIMAN ÇIKTI Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 2026 yılı fındık alımları Giresun’da başladı. Bulancak TMO Alım Merkezi’nde gerçekleştirilen sezonun ilk alımında üretici Hasan Çakmak’ın fındığı 53,5 randıman olarak ölçüldü. İlk alım programına Giresun Valisi Mustafa Koç, TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bulancak Kaymakamı Ömer Faruk Tuncer, Bulancak Belediye Başkanı Necmi Sıbıç ile ilgili kurumların temsilcileri katıldı. Üretici Hasan Çakmak tarafından teslim edilen fındıktan alınan numunede yapılan analiz sonucunda nem oranı yüzde 3,6, randıman ise 53,5 olarak belirlendi. Vali Koç ve beraberindeki heyet numune alma ve analiz işlemlerini yerinde takip etti. TMO’NUN GİRESUN KALİTE FİYATI 255 TL TMO’nun 2026/27 sezonu için açıkladığı fiyat, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındıkta 255 TL/kg, Levant kalitede ise 250 TL/kg olarak uygulanıyor. Yüzde 50 randımanın üzerindeki her 1 randıman için Giresun kalite fındığa 5,10 TL/kg ilave fiyat veriliyor. Bu nedenle yüksek randıman, üreticinin TMO’dan alacağı kilogram fiyatını doğrudan yukarı taşıyor. Ancak Hasan Çakmak’ın teslim ettiği ürün için nihai kilogram ödeme tutarı Valilik açıklamasında ayrıca belirtilmedi. Bu nedenle 53,5 randımana dayanarak kesin ödeme rakamı vermek yerine açıklanan randıman değerini esas almak daha doğru. GİRESUN’DA 4 MERKEZ, 7 ALIM NOKTASI 24 Ağustos itibarıyla Giresun’da Giflidaş-Borsa, Merkez Türkler Demir, Bulancak ve Tirebolu olmak üzere 4 alım merkezi ve toplam 7 alım noktasında fındık alımı yürütülüyor. Espiye, Keşap ve Görele ekip şefliklerinin 1 Eylül’de, Güce Ekip Şefliği’nin ise 3 Eylül’de faaliyete geçirilmesi planlanıyor. Bu takvimin gerçekleşmesi halinde Giresun’da 8 alım merkezi ve 11 alım noktasına ulaşılacak. Vali Mustafa Koç, sezonun üreticiler açısından hayırlı ve bereketli geçmesi temennisinde bulunurken, ilk teslim edilen fındığın kalite değerlerinin yüksek olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR Haber

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR

TMO 255 TL’DEN ALIMA BAŞLADI, TÜCCAR 190 TL’DE DİRENİYOR PİYASAYI REGÜLE EDECEK GÜÇ OLMAZSA ÜRETİCİ YİNE FİYAT OYUNUNUN ORTASINDA KALACAK TMO’nun Giresun kalite fındığı 255 TL’den almaya başlamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandındaki direnci sürüyor. Piyasanın hesabı; TMO’nun yeterli miktarda ürün alamaması, Ferrero’nun alıma geç girmesi ve FİSKOBİRLİK’in etkili bir fiyatla sahaya çıkmaması ihtimali üzerine kuruluyor. Bu senaryo gerçekleşirse kazanan düşük maliyetle ürün toplayan büyük alıcılar, kaybeden ise yine üretici olacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 24 Ağustos 2026 itibarıyla yeni sezon fındık alımlarına başladı. Ancak kamu alım fiyatıyla serbest piyasa arasındaki büyük fark henüz kapanmadı. TMO, yüzde 50 sağlam iç esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL, Levant kaliteyi 250 TL, Sivri kaliteyi ise 245 TL’den alıyor. Giresun kalite fındıkta 50 randımanın üzerindeki her bir randıman için kilogram başına 5,10 TL ilave ödeme yapılıyor. Buna karşılık Giresun serbest piyasasında üreticinin karşısına ağırlıklı olarak 190–200 TL bandında fiyatlar çıkıyor. Böylece TMO ile serbest piyasa arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye ulaşıyor. TMO’nun resmî alım programında alımların ilk etapta 16 noktada başlayacağı, hasat durumuna göre bu sayının 61’e çıkarılabileceği belirtiliyor. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK FARK Giresun kalite fındığını 190 TL’den satan üretici ile TMO’ya 255 TL’den teslim eden üretici arasında bir ton üründe 65 bin TL fark bulunuyor. Serbest piyasa fiyatı 200 TL kabul edildiğinde bile bir ton üründeki fark 55 bin TL’ye ulaşıyor. Beş ton fındığı bulunan bir üretici açısından toplam kayıp 275 bin TL ile 325 bin TL arasında değişebiliyor. Bu rakam, sıradan bir piyasa farkı olarak görülemeyecek kadar büyük. Üstelik ürün aynı ürün, üretici aynı üretici, maliyet aynı maliyet. Değişen tek şey, üreticinin karşısında fındığını teslim edebileceği güçlü bir alternatifin bulunup bulunmaması. TÜCCAR NEDEN 190–200 TL BANDINDA DİRENİYOR? Serbest piyasadaki alıcıların fiyat yükseltmemesinin arkasında birkaç temel beklenti bulunuyor. Bunların başında TMO’nun açıkladığı 255 TL’ye rağmen piyasayı regüle edecek büyüklükte ürün alamayabileceği düşüncesi geliyor. TMO’nun alım kapasitesi sınırlı kalır, randevular ileri tarihlere uzar veya üretici ödeme süresini bekleyemezse fındığın yeniden tüccara yönelmesi bekleniyor. TMO ürün bedellerini teslimattan sonraki 21’inci günden itibaren ödüyor. Serbest piyasa ise daha hızlı ödeme, yerinde alım ve daha kolay teslim gibi avantajlar sunuyor. Ancak bu kolaylıkların kilogram başına 55–65 liralık farkı açıklayıp açıklayamayacağı ayrı bir tartışma konusu. Piyasadaki ikinci beklenti, büyük sanayi alıcılarının yeni sezon alımlarına gecikmeli başlaması. Özellikle Ferrero’nun hangi fiyat ve takvimle piyasaya gireceği yakından izleniyor. Şirketin alıma geç başlayacağı yönündeki değerlendirmeler şu aşamada resmî açıklamadan çok piyasa beklentisine dayanıyor. Üçüncü ve belki de en önemli başlık ise FİSKOBİRLİK’in henüz güçlü ve açık bir alım politikasıyla sahada görünmemesi. PİYASAYI AÇIKLANAN FİYAT DEĞİL, ALINAN TONAJ DÜZENLER TMO’nun 255 TL açıklaması tek başına serbest piyasayı regüle etmeye yetmez. Asıl belirleyici olan, Ofisin bu fiyatla kaç ton fındık alacağı ve üreticinin TMO’ya ne kadar kolay ulaşabileceğidir. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, randevuya konu fındık miktarının 100 bin tonu geçtiğini açıkladı. Bu rakam TMO tarafından kamuya açık toplam veri olarak henüz ayrıca duyurulmasa da üreticinin fiyat farkı nedeniyle TMO’ya yöneldiğini gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. TMO gelen ürünü düzenli biçimde alırsa özel sektörün 190–200 TL’den fındık bulması zorlaşacak. Üretici ürününü pazara indirmezse arz daralacak ve özel sektör fiyat yükseltmek zorunda kalacak. Ancak TMO’nun alımı yavaşlar, randevular uzar ve üreticinin nakit ihtiyacı ağır basarsa serbest piyasa düşük fiyatı korumaya çalışabilecek. Bu nedenle sezonun temel sorusu yalnızca “TMO kaç lira açıkladı?” değil, “TMO piyasadan kaç ton fındık çekecek?” sorusudur. FİSKOBİRLİK’İN DEĞERİNİ ÖNCE KENDİSİ ANLAMALI Bugün yaşanan tablo, FİSKOBİRLİK’in neden kurulduğunu ve üretici açısından neden vazgeçilmez bir kurum olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. FİSKOBİRLİK, 1938 yılında üreticinin ürününü değerinde pazarlaması ve özel alıcılar karşısında yalnız kalmaması amacıyla kuruldu. Uzun yıllar devlet destekleme alımlarında görev yaptı ve bazı dönemlerde Türkiye fındık üretiminin önemli bölümünü satın alarak piyasanın en güçlü aktörlerinden biri oldu. Ancak bugün TMO 255 TL’den alım yaparken serbest piyasa 190–200 TL’de direniyor ve üretici güçlü bir kooperatif alıcısının eksikliğini hissediyor. FİSKOBİRLİK’in resmî duyurular sayfasında 20 Ağustos tarihli “Ortaklarına Ürün Destek Kampanyası” başlığı yer alıyor. Buna karşın haberin hazırlandığı saat itibarıyla yeni sezon için açık bir alım fiyatı, başlangıç tarihi, ödeme takvimi ve ayrıntılı alım koşulları kamuoyuna net biçimde sunulmuş değil. Oysa üreticinin bugün ihtiyacı olan şey yalnızca kampanya başlığı değil; peşin veya kısa vadeli ödeme, açık fiyat, güçlü finansman ve yeterli tonajla yapılacak gerçek bir alımdır. FİSKOBİRLİK’in değerini yalnızca üretici veya kamuoyu değil, öncelikle kurumun kendisi anlamalıdır. Çünkü FİSKOBİRLİK’in anlamı tabelasında, geçmişinde veya yaptığı açıklamalarda değil; üreticinin en çaresiz olduğu gün piyasaya girerek denge kurabilmesindedir. ÜRETİCİ FİYATI BELİRLEYEN DEĞİL, ÖNÜNE KONULANI KABUL EDEN TARAF Piyasa yeterince regüle edilmediğinde ürününü bekletecek ekonomik gücü olmayan üretici, alıcının belirlediği fiyata razı olmak zorunda kalıyor. Düğün, okul, banka, işçilik, gübre, patoz ve günlük yaşam giderleri üreticinin kapısında bekliyor. Fındığı uzun süre elinde tutamayan üretici, hukuken satıp satmamakta özgür görünse de ekonomik olarak aynı özgürlüğe sahip değil. Bu şartlarda üretici fiyatı belirleyen değil, önüne konulan rakamı kabul etmeye zorlanan taraf haline geliyor. Başka bir ifadeyle piyasayı dengeleyecek güçlü bir kurum olmayınca üretici, fiyat oyununun ortasında yalnız bırakılıyor. DÜŞÜK FİYAT KİMİN İŞİNE YARIYOR? Serbest piyasadaki fiyatın yükselmemesi, yüksek miktarda hammadde satın alan sanayici ve ihracatçıların maliyet avantajını koruyor. Ürün 190–200 TL bandında toplandığında büyük alıcıların maliyeti düşerken üreticinin gelir kaybı büyüyor. Ancak bu durumun bütün tüccarların veya şirketlerin birlikte yürüttüğü organize bir fiyat politikası olduğu ileri sürülecekse somut belge ve veriye ihtiyaç bulunuyor. Her tüccarı aynı kefeye koymak doğru değil. Bununla birlikte ortaya çıkan ekonomik sonuç değişmiyor: TMO ile serbest piyasa arasındaki 55–65 liralık fark kapanmadığı sürece düşük fiyat büyük alıcının lehine, üreticinin aleyhine çalışıyor. ÜÇ KURUM, TEK KRİTİK DENGE Önümüzdeki günlerde fındık fiyatının yönünü üç gelişme belirleyecek: TMO’nun kaç ton ürün alacağı, Ferrero ve diğer büyük sanayi alıcılarının ne zaman ve hangi fiyatla piyasaya gireceği, FİSKOBİRLİK’in ise gerçek bir alım gücüyle sahaya çıkıp çıkmayacağı. TMO güçlü alım yapar, FİSKOBİRLİK açık ve rekabetçi fiyatla piyasaya girer, büyük alıcıların ürün ihtiyacı artarsa 190–200 TL bandının korunması zorlaşır. Buna karşılık TMO’nun tonajı sınırlı kalır, FİSKOBİRLİK beklemeyi sürdürür ve büyük sanayi alıcıları piyasaya geç girerse üreticinin fındığı düşük fiyatla satmaya zorlandığı dönem uzayabilir. FINDIKTA GERÇEK SINAV ŞİMDİ BAŞLADI TMO’nun 255 TL’den alıma başlaması önemli ancak tek başına yeterli değil. 255 TL’nin yalnızca tabelada kalan bir rakam mı, yoksa serbest piyasayı yukarı taşıyan gerçek bir güç mü olacağını TMO’nun alacağı ürün miktarı gösterecek. FİSKOBİRLİK’in 88 yıllık geçmişinin anlamı da tam bu noktada ortaya çıkacak. Kurum üreticinin yanında güçlü biçimde yer alırsa piyasanın dengesi değişebilir. Sessiz ve etkisiz kalırsa üretici bir kez daha alıcının belirlediği rakama mahkûm olabilir. Fındıkta bugün asıl mesele 190 mı, 255 mi sorusundan daha büyük. ÜRETİCİNİN FINDIĞININ FİYATINI KİM BELİRLEYECEK?

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Haber

HAMZA BÖLÜK: YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR

HAMZA BÖLÜK: FINDIKTA YALNIZCA FİYAT DEĞİL, PAZAR PAYI DA KAYBEDİLİYOR Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, Altaş TV’de yayımlanan Karadeniz Ekonomi programında gazeteci Murat Gürsoy’un sorularını yanıtladı. Bölük, bu sezon fındıkta rekolte düşüşünün fiyatı hızla yukarı taşıdığını, ancak aynı dönemde Türkiye’nin ihracatta sert daralma yaşadığını söyledi; Şili başta olmak üzere yeni üretici ülkelerin büyümesinin Türk fındığı için doğrudan rekabet baskısı oluşturduğunu vurguladı. Giresun Ticaret Borsası Başkanı Hamza Bölük, programın başında fındık camiasının önemli isimlerinden eski Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Aslantürk’ü andı. Bölük, Aslantürk’ün üretici, ticaret ve sektör üzerine yoğun çalışan bir isim olduğunu söyledi; yerine kolay doldurulamayacak bir kayıp yaşandığını ifade etti. “BU SEZON ÖZEL VE ZOR BİR SEZON OLDU” Hamza Bölük, 2025-2026 sezonunu “özel bir sezon” olarak tanımladı. Rekolte düşünce fiyatın doğal olarak yükseldiğini, ancak bu kez artışın çok kısa sürede ve çok sert yaşandığını belirten Bölük, hasat başladıktan 15 gün sonra fındığın yüzde 100 prim yaptığını, bu tabloyu yönetmenin de çok zor hale geldiğini söyledi. Bölük, ticaret grubu açısından da sezonun son derece zor geçtiğini anlattı. Programda Murat Gürsoy, sezonun TMO’nun 200 liralık fiyat açıklamasıyla başladığını, eylül ayında fiyatların zirve gördüğünü ve kimi piyasalarda 350 liraya kadar yükseldiğini, ardından da sert düşüş yaşandığını hatırlattı. Bölük, bu çerçevede yaşananları rekolte daralması, ani fiyat yükselişi ve ihracat kaybı ekseninde değerlendirdi. İHRACATTA YÜZDE 45 DARALMA VURGUSU Bölük, dünya genelinde bu yıl fındık tüketiminde yüzde 25’lik daralma beklendiğini, ancak Türkiye’nin bunun da ötesinde kayıp yaşadığını söyledi. Kendi değerlendirmesine göre Türkiye’nin ihracatı geçen yıla göre yüzde 45 düştü. Bölük, bu farkın yalnızca tüketim azalmasıyla açıklanamayacağını, ani fiyat yükselişi nedeniyle alıcı firmaların Türkiye dışındaki üretici ülkelere yöneldiğini ifade etti. Bölük, Eylül-Aralık döneminde beklenen ihracat düzeyine ulaşılamadığını, sezonun ilk dört ayında 100 bin ton bandının görülemediğini, devrin yaklaşık 65-68 bin ton seviyesinde kaldığını söyledi. “Bir ürünün azlığı fiyatını artırabilir ama satamazsanız az olması da bir şey ifade etmez” diyen Bölük, bu sezonun tam da bunu gösterdiğini belirtti. “DÜNYA TÜRKİYE DIŞINDA YENİ FINDIK ALANLARI KURDU” Hamza Bölük, Türkiye’nin onlarca yıl boyunca dünya fındık pazarını büyüttüğünü, Türk ihracatçısının fındığı 130 ülkeye taşıdığını ve dünya pazarında güçlü bir alan oluşturduğunu söyledi. Ancak aynı süreçte büyük alıcıların ve küresel şirketlerin Türkiye’ye bağımlılığı azaltmak için başka ülkelerde üretim alanları geliştirdiğini anlattı. Bölük, 1980’lerden sonra 14 ülkede fındık dikiminin denendiğini, bunların 7’sinde üretimin başarıya ulaştığını ifade etti. Bölük’ün programdaki değerlendirmesine göre Gürcistan ve Azerbaycan’da üretim 50-60 bin ton seviyelerine ulaştı. Balkanlarda yeni üretim denemeleri sürüyor. Şili’de ise 2008’de 2 bin ton olan üretim 2014’te 8 bin tona, geçen yıl ise 125 bin tona çıktı. Bölük, bu büyümenin Türkiye’nin dünya üretimindeki ağırlığını aşağı çektiğini, Türkiye’nin payının yüzde 60’ın altına indiğini ve mevcut yapının sürmesi halinde 5-10 yıl içinde yüzde 50’lere gerileyebileceğini söyledi. ŞİLİ DOSYASI: “GÖRÜNTÜLERİ YERİNDE GÖRDÜK” Programın ana başlıklarından biri Giresun Ticaret Borsası yönetiminin Şili ziyareti oldu. Bölük, ziyaretin UR-GE projesi kapsamında yapıldığını, programın ticaret ataşeliği ve büyükelçilik koordinasyonuyla yürütüldüğünü söyledi. Amaçlarının, Türkiye dışındaki üretici ülkelerde ne tür planlama yapıldığını, nasıl yatırım geliştirildiğini ve rekabetin nereye gittiğini yerinde görmek olduğunu belirtti. Bölük, Şili’de fındık üretimine ilişkin görüntülerin sahadan alındığını, burada üretim tesisleri, yeni dikim alanları ve fidan üretim merkezlerini gördüklerini anlattı. Programda dile getirdiği bilgiye göre Şili’de geçen yıl 125 bin ton fındık üretildi, bu yıl ise yaklaşık 107 bin tonluk üretim bekleniyor. Hasadın şubat, mart ve nisan aylarına yayıldığını; üretimin üç periyot halinde yapıldığını söyledi. BÜYÜK ÖLÇEKLİ, SULAMALI, MAKİNELEŞMİŞ TARIM MODELİ Hamza Bölük, Şili’de gördüğü tabloyu Türkiye’deki küçük üretici yapısından tamamen farklı bir model olarak anlattı. Şili’de üretimin büyük şirketler eliyle yapıldığını, 1000 dönümün altında üretim yapan neredeyse bulunmadığını, sulama altyapısının güçlü olduğunu ve makineleşmenin çok ileri düzeye ulaştığını söyledi. Bölük, Ant Dağları’ndan taşınan suyla geniş sulama sistemleri kurulduğunu, bilimsel veriye dayalı tarım uygulandığını belirtti. Bölük, burada şirketlerin kârlı ürüne geçtiğini, kâr düştüğünde ise ürünü söküp başka üretime yöneldiğini söyledi. Şili’de önce yaban mersini, ardından kiraz, son dönemde ise fındığın öne çıktığını aktaran Bölük, Türkiye’de ise bahçenin aile mirası olması nedeniyle üreticinin toprağı kolay terk edemediğini vurguladı. ŞİLİ’DE FİDAN ATAĞI, TÜRKİYE İÇİN YENİ RİSK Bölük, Şili’de hızlı bir dikim alanı genişlemesi gördüklerini söyledi. Doku kültürüyle fidan üreten tesislerin bulunduğunu, yıllık 1,5 ila 2 milyon fidan üretildiğini, 2026 ve 2027 için üretimin büyük ölçüde dolu olduğunu anlattı. Bölük, oradaki aktörlerin kendi ifadelerine dayanarak, Şili’nin 5 yıl içinde 150 bin tona, 10 yıl içinde ise 200 bin tonun üzerine çıkabileceğini söyledi. Bu tabloyu “abartı değil, gerçek bir rekabet baskısı” olarak değerlendiren Bölük, özellikle Şili’yi ciddi rakip olarak gördüğünü belirtti. Amerika’nın da rakip olduğunu, ancak kendi iç tüketim gücü nedeniyle Şili kadar baskı oluşturmadığını söyledi. Yine programda anlattığına göre Amerika’da dikili alan 45 bin hektar seviyesinde ve bunun 80 bin hektara kadar çıkma potansiyeli bulunuyor. Bölük, Amerika’nın bu yıl ilk kez Avrupa’ya iç fındık sattığını da dile getirdi. MALİYET FARKI DOĞU KARADENİZ’İ ZORLUYOR Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri maliyet hesabı oldu. Bölük, Şili’de üretim maliyetinin 1,60 dolar seviyesinde olduğunu, Amerika için de daha düşük rakamların konuşulduğunu, Doğu Karadeniz’de ise maliyetin 3 doların üzerinde seyrettiğini söyledi. Bu farkın Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Bölük, özellikle Ordu-Giresun hattında maliyet baskısının daha belirgin olduğunu ifade etti. Bölük, Şili’de gezdikleri bir firmada 6 bin dönüm alanda üretim yapıldığını, burada 2 bin ton fındık üretildiğinin ve maliyetin 1,60 dolar seviyesinde olduğunun aktarıldığını anlattı. Bu tabloyu Türkiye’deki parçalı arazi yapısı ve yüksek işçilik maliyetiyle kıyaslayan Bölük, “Bizim tarımımızla Şili tarımı arasında bağ kuramadım” dedi. ÇÖZÜM: YENİ PAZAR, KATMA DEĞER VE DOĞRUDAN DESTEK Hamza Bölük, çözüm için önce yeni tüketim alanları bulunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin küresel alıcılara bağımlılığını azaltması gerektiğini belirten Bölük, Hindistan, Pakistan, Afrika ve Brezilya gibi büyük nüfuslu pazarlara yönelmenin önemine dikkat çekti. Katma değerli ürün satışının artırılması gerektiğini de vurgulayan Bölük, fındığın yalnızca ham ürün olarak değil, daha kârlı ürün zinciriyle ihraç edilmesini savundu. Bölük, üretim tarafında ise fiyat desteklerinden çok üretim desteklerinin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Kendi önerisini açık biçimde dile getiren Bölük, dünya üretim maliyeti ile Doğu Karadeniz’deki maliyet arasındaki farkın doğrudan gelir desteğiyle kapatılmasını savundu. Böylece Ordu, Giresun ve kısmen Trabzon’daki üreticinin dünya ile aynı maliyet seviyesinde rekabet edebileceğini ifade etti. “GENÇ NÜFUS KÂRLI TARIMA DÖNER” Programda genç nüfusun tarımdan uzaklaşması da gündeme geldi. Bölük, bunun temel nedeninin kârsızlık olduğunu söyledi. “Bir şey kârlıysa herkes yapar” diyen Bölük, devlet desteği ve verimlilik artışı sağlanırsa genç nüfusun da yeniden üretime dönebileceğini belirtti. Bunun için budama, bahçe yenileme ve verimlilik odaklı yeniden yapılanmanın şart olduğunu kaydetti. LİSANSLI DEPO VE SPOT BORSA ÇAĞRISI Hamza Bölük, fındıkta fiyat oluşumunun söylentiyle değil, şeffaf piyasa düzeniyle belirlenmesi gerektiğini de söyledi. Ticaret borsalarının tescil görevi yaptığını, ihracatçı birliklerinin de kaydı tuttuğunu belirten Bölük, mevcut yapının söylenti ve sosyal medya etkisini kırmaya yetmediğini anlattı. Çözüm olarak lisanslı depo ağının yaygınlaştırılmasını ve kapısında spot borsa işleyen bir sistem kurulmasını önerdi. Bölük’ün tarif ettiği modele göre üretici fındığını lisanslı depoya getirecek, analiz yapılacak, ürün niteliği anlık görülecek ve alıcılar fiyat teklifini açık biçimde verecek. Bölük, 150 bin tonluk lisanslı depo kapasitesinin Türkiye için önemli bir rahatlama sağlayacağını, emanet fındığın bu sistem içinde işlem görmesi halinde fiyat oluşumunun da daha şeffaf hale geleceğini savundu. “BİR DÖNEM DAHA ADAY OLMAYI DÜŞÜNÜYORUM” Programın sonunda Murat Gürsoy, Hamza Bölük’e yeni dönemde aday olup olmayacağını da sordu. Bölük, iki dönemdir başkanlık yaptığını belirtti ve arkadaşlarının ısrarıyla bir dönem daha aday olmayı düşündüğünü söyledi. Bölük, kapanış bölümünde üreticilere “vazgeçmesinler, üretsinler” çağrısı yaptı. Üretimin en kıymetli iş olduğunu belirten Bölük, fındığın doğru yönetilmemesi halinde stok baskısının yeni sezona da taşınacağını, buna karşılık üretimden kopulmaması gerektiğini söyledi. Kaynak: Altaş TV. Murat Gürsoy- Karadeniz Ekonomi https://www.youtube.com/watch?v=606zlt7YDyA

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI Haber

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI

GİRESUN’DA FINDIKTA MAKAS AÇILDI: FİYAT GERİLEDİ, İHRACAT DARALDI, TMO KABUKLU SATIŞ AÇMADI Giresun’da fındık piyasası mart sonunda aşağı yönlü seyre girdi. İhracat hacmi sert daraldı. TMO kabuklu satış açmadı. Yeni sezon için açıklanan 829 bin 239 tonluk ilk rekolte tahmini ise piyasada yüksek arz beklentisini büyüttü. Giresun’da kamuya açık fiyat akışı mart sonunda net biçimde aşağı geldi. FİSKOBİRLİK, 25 Mart 2026 tarihli listede 50 randıman Giresun kalite tombul fındık alım fiyatını 242 liraya çekti. Beş gün sonra yayımlanan yeni listede aynı ürün 240 liraya indi. Aynı günkü haberde serbest piyasada ürünün 220-230 lira bandında işlem gördüğü de yazıldı. Bu fiyatlar günlük piyasa haberi niteliği taşıyor; resmî borsa tescili olarak değil, kamuya açık piyasa göstergesi olarak okunmalı. MART SONUNDA GÖRÜLEN FİYAT TABLOSU Tarih Kaynak/Fiyat Türü Seviye 25 Mart 2026 FİSKOBİRLİK 50 randıman Giresun kalite 242 TL/kg 30 Mart 2026 FİSKOBİRLİK 50 randıman Giresun kalite 240 TL/kg 30 Mart 2026 Serbest piyasa bandı 220-230 TL/kg Kaynak: Giresun Son Haber’in 25 ve 30 Mart 2026 tarihli fındık piyasası haberleri. TMO CEPHESİNDE RESMÎ ÇİZGİ DEĞİŞMEDİ. Kurum, 2 Mart 2026 tarihli açıklamasında hali hazırda kabuklu fındık satışı yapmadığını ve satış hazırlığı bulunmadığını duyurdu. TMO’nun kamuya açık son alım fiyatı ise 5 Ağustos 2025 tarihinde açıklandı. Kurum, 2025/26 sezonunda Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına 200 lira, levant kalite için 195 lira fiyat belirledi. TMO’nun internet alanında yayımlanan şube bazlı stok tablosu ise ayrı bir veri seti oluşturdu. Tabloda toplam 61 bin 100 ton satış ve 76 bin 830 ton satışa açık stok yer aldı. Giresun için 11 bin 927 ton satış ve 11 bin 820 ton satışa açık stok, Samsun için 18 bin 525 ton satış ve 25 bin 60 ton stok, Trabzon için 927 ton satış ve 14 bin 830 ton stok, Derince için 23 bin 510 ton satış ve 6 bin 150 ton stok, Ordu için 6 bin 211 ton satış ve 18 bin 970 ton stok bilgisi yayımlandı. Resmî açıklama “kabuklu satış yok” derken, stok tablosu envanter büyüklüğünü gösterdi. TMO’NUN YAYIMLADIĞI ŞUBE BAZLI TABLODA ÖNE ÇIKAN STOKLAR Şube Satış (ton) Satışa açık stok (ton) Giresun 11.927 11.820 Samsun 18.525 25.060 Trabzon 927 14.830 Derince 23.510 6.150 Ordu 6.211 18.970 Toplam 61.100 76.830 Kaynak: TMO şube bazlı kabuklu fındık satış ve stok tablosu. İhracatta daralma artık rakamlarla sabitlendi. DKİB, 2026 yılının ocak-mart döneminde Türkiye’nin 48 bin ton fındık ihraç ettiğini ve 659 milyon 195 bin dolar gelir sağladığını açıkladı. Aynı açıklamada bir önceki yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 39 düşüş, değerde ise yüzde 3 artış yer aldı. Sezonun 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 arasındaki ilk 7 ayında ise 111 bin 814 ton ihracat ve 1 milyar 445 milyon 249 bin dolar gelir kayda geçti; miktarda yüzde 47, değerde yüzde 16 düşüş yaşandı. İHRACATTA ANA GÖSTERGELER Dönem Miktar Gelir Ocak-Mart 2026 48 bin ton 659 milyon 195 bin $ 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 111 bin 814 ton 1 milyar 445 milyon 249 bin $ Kaynak: Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği. 2025 takvim yılı toplamında da gerileme sürdü. Karadeniz İhracatçı Birlikleri, 1 Ocak-31 Aralık 2025 döneminde 119 ülkeye 238 bin 704 ton iç fındık ihraç edildiğini ve 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri sağlandığını açıkladı. Aynı açıklamada 2024’e kıyasla miktarda yüzde 26,15, değerde yüzde 14,44 düşüş kaydedildi. Yeni sezon başlığında ilk sert veri rekolteden geldi. İhracatçı birliklerinin çiçek sayımına dayanan ilk çalışmada 2026/27 sezonu Türkiye fındık rekoltesi 829 bin 239 ton olarak hesaplandı. Açıklanan çalışma 17 ilde, 79 ilçede, 446 bahçede ve 1.483 dal üzerinde yapılan sayımlara dayandı. Bu rakam sezonun ilk tahmini olarak kayda geçti; nihai rekolte olarak yazılmadı. MALİYET BASKISI DA SÜRÜYOR. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 üretim yılı bitkisel üretim destekleme tablosunda fındık, 3. kategori ürünler arasında dekara 465 lira temel destek kapsamına alındı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan ise mart ayındaki değerlendirmesinde bir kilogram fındığın 230-240 lira bandında kaldığını, bir torba gübrenin 1.100 liraya çıktığını açıkladı. Fiyat ile girdi maliyeti arasındaki dengesizlik, üretici cephesindeki baskının ana başlığı olarak öne çıktı. Bugünkü veri seti üç noktayı netleştiriyor. Giresun’da fiyat mart sonunda aşağı geldi. İhracatta tonaj daraldı. TMO kabuklu satış açmadı. Buna yüksek ilk rekolte tahmini eklendiği için piyasa yeni sezona daha sert bir arz beklentisiyle giriyor. Fiyatın yönünü bundan sonra rekolte revizyonları, TMO’nun fiilî satış politikası ve ihracatta hacim kaybının sürüp sürmeyeceği belirleyecek. Bu sonuç, kamuya açık piyasa haberleri ile TMO, DKİB, KİB ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerinin birlikte okunmasından çıkıyor. Kaynaklar: Giresun Son Haber’in 25 ve 30 Mart 2026 tarihli fındık piyasası haberleri; TMO’nun 5 Ağustos 2025 alım fiyatı açıklaması ve 2 Mart 2026 kabuklu satış açıklaması; TMO şube bazlı stok tablosu; DKİB’nin 2026 ilk çeyrek ve sezonun ilk 7 ayına ilişkin ihracat açıklaması; KİB’in 2025 yıl sonu fındık ihracatı değerlendirmesi; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 destekleme birim fiyatları tablosu; İhracatçı birliklerinin 2026/27 ilk rekolte çalışması.

240 LİRA KİMİN FİYATI?  GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ Haber

240 LİRA KİMİN FİYATI? GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ

240 LİRA KİMİN FİYATI? GİRESUN’DA KAYIP, OVADA KAZANÇ 30 Mart tarifesinde 50 randıman Giresun kalite fındık 240 liraya indi. Resmi veriler, bu fiyatın her üretici için aynı anlama gelmediğini gösterdi. Giresun’da dekara ortalama verim 78,46 kiloda kaldı. Sakarya’da 120 kilo, Bafra’da 126,77 kilo, Çarşamba’da 131,35 kilo seviyesine çıkıldı. Kocaali için erişilebilen akademik veride dekara 124 kilo yer aldı. Aynı fiyat, Giresun’da daha düşük gelir, ovada daha yüksek kazanç üretti. Fındıkta 2 liralık geri çekilme ne anlatabilir(!) Asıl kırılma, aynı kilogram fiyatının farklı üretim bölgelerinde bambaşka sonuç vermesiyle ortaya çıktı. Giresun’da düşük verim ve yüksek maliyet üreticinin gelirini aşağı çekti. Düz ve verimli arazilerde ise aynı 240 lira daha yüksek hasıla yarattı. Doğu Karadeniz’de son 5 yıllık verim ortalaması 76 kg/da, Batı Karadeniz’de 111 kg/da seviyesinde kaldı; Doğu Karadeniz’de arazi yapısı da üretim maliyetini yukarı taşıdı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) DEKARDA 240 LİRALIK FİYATIN KARŞILIĞI Bölge / İlçe Dekara verim (kg) 240 TL/kg üzerinden dekarda brüt gelir Giresun’a göre fark Giresun 78,46 18.830,40 TL — Sakarya ortalaması 120,00 28.800,00 TL +9.969,60 TL Kocaali 124,00 29.760,00 TL +10.929,60 TL Bafra 126,77 30.424,80 TL +11.594,40 TL Çarşamba 131,35 31.524,00 TL +12.693,60 TL Bafra Ovası (resmi olmayan saha bilgisi) 260,00 62.400,00 TL +43.569,60 TL Bafra Ovası (resmi olmayan saha bilgisi) 280,00 67.200,00 TL +48.369,60 TL Not: Tablodaki gelirler net kazanç değil, 240 liralık fiyat üzerinden hesaplanan dekarda brüt hasılayı gösteriyor. Gübre, işçilik, bakım, taşıma ve hasat giderleri bu hesaba dahil edilmedi. Giresun, Sakarya, Bafra, Çarşamba ve Kocaali satırlarındaki verim değerleri resmi raporlar ve akademik çalışmadan alındı. Bafra Ovası için 260-280 kilo bandı resmi istatistik değil, sahadaki resmi olmayan verim anlatımı olarak ayrıca gösterildi; Anadolu Ajansı’na konuşan bir üretici de Bafra’da dönüm başına 250-300 kilo verim beklentisini dile getirdi. GİRESUN’DA 240 LİRA ERİDİ Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Giresun rehberinde ilde 1.177.729 dekar alanda 92.402 ton fındık üretimi yer aldı. Bu veri, Giresun’da dekara ortalama 78,46 kilo verime işaret ediyor. 240 liralık fiyat bu ortalamaya vurulduğunda dekarda brüt gelir yaklaşık 18 bin 830 lirada kaldı. Giresun’daki üretici için asıl sorun burada başlıyor… Gübre, işçilik, bakım, taşıma ve hasat giderleri devreye girdiğinde 240 lira kağıt üzerindeki fiyat olmaktan öteye geçmez. OVADA AYNI FİYAT DAHA ÇOK PARA ÜRETTİ Sakarya’da il genelinde fındık verimi 120 kg/da seviyesinde kayda geçti. Samsun’da Bafra 126,77 kilo, Çarşamba 131,35 kilo verime çıktı. Aynı 240 liralık fiyatla dekarda brüt gelir Sakarya’da 28 bin 800 liraya, Bafra’da 30 bin 424 liraya, Çarşamba’da 31 bin 524 liraya ulaştı. Giresun ile Bafra arasındaki fark dekarda 11 bin 594 lira, Giresun ile Çarşamba arasındaki fark 12 bin 693 lirayı buldu. Aynı cetvel, aynı emeğe değil, farklı kazanca dönüştü. BAFRA OVASI TARTIŞMASI Resmi kayıtta Bafra verimi 126,77 kilo görünüyor. Ovada konuşulan rakam ise bambaşka... Sahadaki resmi olmayan anlatımlarda iyi bahçelerde dekardan 260-280 kilo ürün alındığı ifade ediliyor. Anadolu Ajansı’na konuşan bir üretici de Bafra’da dönüm başına 250-300 kilo verim beklentisini açıklamıştı. Bu verim bandı resmi istatistik değil,ancak bu tablo doğruysa 240 liralık fiyat Bafra Ovası’nda dekarda 62 bin 400 lira ile 67 bin 200 lira arasında brüt gelir anlamına geliyor. Bu rakam, Giresun’daki ortalamanın kat kat üstüne çıkıyor. KOCAALİ DOSYASI FİYAT TARTIŞMASINI KESKİNLEŞTİRDİ Fındık Tarım Satış Kooperatifi Başkanı ve Sakarya AKP Milletvekili Lütfü Bayraktar’ın memleketi Kocaali için erişilebilen akademik çalışmada 2018 verisi dekara 124 kilo olarak yer alıyor. 240 liralık fiyat bu verime vurulduğunda Kocaali’nde dekarda 29 bin 760 liralık brüt gelir ortaya çıkıyor. Bu sonuç açık bir tablo verdi: yüksek verimli bölgeler aynı fiyat seviyesini Giresun’a göre çok daha kolay taşıdı. Fındıkta büyüyen tepki de buradan çıkıyor… 240 liralık fiyat cetveli Giresun’u korumadı; ovada üreticinin elini daha fazla güçlendirdi. Kaynaklar: Tarım ve Orman Bakanlığı Giresun Tarımsal Yatırım Rehberi 2025, Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2025 Faaliyet Raporu, Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 2024 Faaliyet Raporu, Tarım ve Orman Bakanlığı Fındık Çalıştayı Sonuç Raporu, Bakanlığın fındık değerlendirme raporu ve Kocaali üzerine akademik çalışma.

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Haber

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR”

FINDIKTA ALARM: “TÜRKİYE PAZAR GÜCÜNÜ KAYBEDİYOR” Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta dünya lideri olmasına rağmen yanlış tarım politikaları, işlevsizleşen kooperatif yapısı, bölgesel maliyet farkları ve katma değer üretemeyen satış modeli nedeniyle küresel üstünlüğünü aşındırdığını söyledi. Solakoğlu, özellikle Ordu ve Giresun’daki üreticinin mevcut fiyat yapısıyla ayakta kalamadığını, çözümün ise yeni nesil kooperatifleşme, markalaşma ve bölgesel destek modelinde olduğunu savundu. Sencer Solakoğlu, 25 Mart 2026 tarihli videosunda fındıkta Türkiye’nin elindeki tarihi avantajın hızla zayıfladığını söyledi. Solakoğlu, bir dönem dünyada neredeyse tek hâkim üretici konumunda bulunan Türkiye’nin, bugün küresel pazarda gerilediğini belirtti ve Antep fıstığında yaşanan pazar kaybının benzerinin fındıkta da ortaya çıktığını dile getirdi. “YANLIŞ POLİTİKALAR ÜRETİCİYİ GÜÇSÜZ BIRAKTI” Solakoğlu, fındıkta üreticinin yıllar içinde alıcı ve tüccar karşısında zayıfladığını söyledi. Kooperatif yapısının etkisizleştiğini, fiyatlama mekanizmasının siyasallaştığını ve üreticinin güçlü temsil kanallarını kaybettiğini belirten Solakoğlu, bu yapının Türkiye’nin küresel rekabet gücünü aşındırdığını ifade etti. Solakoğlu, 2006 sonrasında fındık piyasasında siyasileşmiş fiyatlama sürecinin öne çıktığını, bunun kısa vadede üretici lehine görünse de uzun vadede büyük alıcıları alternatif üretim bölgelerine yönelttiğini söyledi. Güney ve Kuzey Amerika’daki yatırımların bu süreçte büyüdüğünü belirten Solakoğlu, Türkiye’nin dünya pazarındaki payının yüzde 59’lara kadar gerilediğini savundu. OVA İLE YAMAÇ AYNI FİYATA SIĞMIYOR Videoda en sert vurgulardan biri bölgesel maliyet farklarına yapıldı. Solakoğlu, Samsun’daki düz arazilerde makineli ve daha düşük maliyetli üretim yapılabildiğini, buna karşılık Ordu ve özellikle Giresun’daki sarp arazilerde aynı işin kat kat fazla yevmiye ve emekle tamamlandığını söyledi. Bu nedenle tek tip fındık fiyatının adil sonuç üretmediğini belirten Solakoğlu, ovada kâr bırakan fiyatın yamaçta üretim yapan çiftçiyi kurtarmadığını dile getirdi. Solakoğlu, Giresun’daki üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını ve mevcut tablo sürerse zorlu coğrafyada üretim yapan çiftçinin birkaç yıl içinde bahçesini toplamaktan vazgeçebileceğini söyledi. Bu durumun yalnız tarımsal değil, aynı zamanda çevresel bir risk oluşturduğunu belirten Solakoğlu, fındığın bölgede toprağı ve erozyon dengesini koruyan temel unsurlardan biri olduğunu ifade etti. “HAMMADDE SATARAK DEĞİL, MARKA OLUŞTURARAK KAZANILIR” Solakoğlu, Türkiye’nin fındıkta asıl sorununun üretim miktarı değil, katma değer eksikliği olduğunu söyledi. Entegre tesislerin atıl ya da düşük kapasiteyle çalıştığını belirten Solakoğlu, mevcut altyapının kremadan ezmeye, krokan ve çikolata üretimine kadar geniş bir ürün zinciri kurmaya elverişli olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ham fındık satmak yerine markalı ve işlenmiş ürünle dünya pazarına çıkması gerektiğini dile getirdi. İtalya’nın buğdayı işleyip makarnada yüksek gelir elde ettiğini hatırlatan Solakoğlu, benzer bir katma değer modelinin fındıkta kurulamadığını söyledi. Türkiye’nin “hamallık” yaparak değil, ürünü farklılaştırıp markalaştırarak gelirini artırabileceğini belirten Solakoğlu, özellikle Giresun kalite fındığın çerezlik ve butik pazarlarda güçlü bir ayrıma sahip olduğunu savundu. YENİ MODEL: KOOPERATİF, PRİM VE DOĞRUDAN DESTEK Solakoğlu, çözümün üreticinin doğrudan söz sahibi olduğu yeni nesil kooperatif modelinde olduğunu söyledi. Küçük bahçelerin mülkiyet yapısını bozmadan kooperatif çatısı altında bir araya getirilebileceğini belirten Solakoğlu, işçilikten yatırıma kadar sürecin ortak akılla planlanması gerektiğini ifade etti. Toplanan ürünün mamule çevrilmesi, markalı satışa sunulması ve elde edilen gelirin üreticiye prim olarak geri dönmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, kısa vadede ise özellikle Ordu ve Giresun’daki yamaç üreticisine özel gelir desteği verilmesini savundu. Ova ile bayır arasındaki maliyet farkının doğrudan destek modeliyle kapatılması gerektiğini belirten Solakoğlu, bunun bugünü kurtaracak geçici bir adım olacağını, asıl kalıcı çözümün ise ihracat, katma değerli üretim ve markalaşma olduğunu kaydetti. “ÜRETİMİ KISMAK DEĞİL, AKILLI BÜYÜTMEK GEREKİYOR” Solakoğlu, fındıkta üretimi sınırlandırma yaklaşımına da karşı çıktı. Dünya büyürken, Şili ve ABD yeni yatırımlarla üretimi artırırken Türkiye’nin geri çekilmesinin ağır sonuç doğuracağını söyledi. Rekabetin düşük fiyatla değil, kaliteli ürünü doğru modelle pazara sunarak kurulabileceğini belirten Solakoğlu, üreticinin refahını artıracak yolun kırsalda katma değerli tarımsal sanayi kurmaktan geçtiğini ifade etti. Videonun sonunda Solakoğlu, kooperatifleşme olmadan, ortak akıl kurulmadan ve ihracat odaklı katma değerli üretim geliştirilmeden fındıkta çıkış sağlanamayacağını söyledi. Türkiye’nin tarımda tekrar güç kazanabilmesi için üreticinin yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Solakoğlu, özellikle Karadeniz’de üretimin ekonomik ve sosyal açıdan korunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Kaynak: Sencer Solakoğlu’nun 25 Mart 2026 tarihli video metni.

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ Haber

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ

FINDIKTA 10 YILLIK ERİME: MALİYET PATLADI, ÜRETİCİ EZİLDİ Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındıkta son 10 yılda üreticinin alım gücünün sert biçimde düştüğünü açıkladı. Gübre fiyatlarındaki sıçrama, desteklerin yetersizliği, piyasadaki fiyat baskısı ve siyasetin sessizliği üreticiyi bahçesinde dahi çaresiz bıraktı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin yüksek girdi maliyetleri altında ezildiğini söyledi. Karan, son 10 yılda artan masraflar karşısında fındık fiyatının yaklaşık yüzde 400 değer kaybettiğini belirtti; üreticinin artık gübreye, bakıma ve verime yetişemediğini vurguladı. Karan, fındıkta yüksek verim ve kaliteli ürün için gübrelemenin vazgeçilmez olduğunu, ancak mevcut fiyat yapısının üreticiyi bahçesine yeterli gübre atamaz hale getirdiğini ifade etti. Ortaya çıkan tablonun yalnızca tarımsal değil, doğrudan ekonomik bir çöküş uyarısı verdiğini dile getirdi. 4 KİLO FINDIK 1 TORBA GÜBREYE YETMİYOR Karan, 2016 ile 2026 arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. Üreticinin 10 yıl önce üç kilo fındıkla bir torba gübre alabildiğini hatırlatan Karan, bugün ise dört kilo fındığın ya da dönüm başına verilen desteğin bir torba gübreye ancak yettiğini söyledi. Karan’ın sözleri şöyle: “2016 yılında bir kilogram fındık 13,5 lira, bir torba gübre 40 liraydı. Üretici 3 kilogram fındıkla bir torba gübre alabiliyordu. Yine 2016’da dönüm başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı gelir desteğiyle üretici 4 torba gübre satın alabiliyordu. 2026 yılına geldiğimizde ise bir kilogram fındık 230–240 lira, bir torba gübre 1.100 lira. Bugün 4 kilogram fındıkla ya da dönüm başına ödenen 355 liralık bitkisel destekle bir torba gübre zor alınıyor. Bu rakamlar üreticinin en az 3 torba kaybı olduğunu gösteriyor.” Bu tablo, fındık fiyatındaki artışın kağıt üzerinde kaldığını, asıl gerçeğin ise tarlada ve bahçede ortaya çıktığını gösterdi. Üreticinin cebine giren para artmadı; tersine alım gücü sert biçimde düştü. FİYAT BASKISI İDDİASI BÜYÜDÜ Karan, fındık piyasasında fiyatların baskı altında tutulduğunu savundu. Devlet teşvikleriyle ABD ve Şili’de bahçeler kuran tekelci firmanın Türk üreticisine karşı yeni bir denge kurduğunu öne sürdü. Bu yapının yalnız dış pazarda değil, iç piyasada da fiyatları baskılayan bir güce dönüştüğünü söyledi. Karan, bu nedenle kabuklu fındık ticaretinin acilen sorgulanmasını istedi. Rekabet Kurumu’nun harekete geçmesi çağrısı yaptı. “TEKELCİ FİRMA DEVLET TEŞVİKLERİYLE TÜRK ÜRETİCİSİNE MEYDAN OKUYOR” Karan, fındıkta yaşanan daralmanın tesadüf olmadığını savundu. Üreticinin karşısında yalnız maliyet artışı değil, organize bir piyasa baskısı bulunduğunu dile getirdi. Bu sözler, fındıkta tartışmanın artık yalnız fiyat değil, pazar hakimiyeti başlığına da kaydığını gösterdi. SİYASETE VE FİSKOBİRLİK’E SERT ÇIKIŞ Karan, bölge milletvekillerinin fındık üreticisini sahipsiz bıraktığını söyledi. Üreticinin oyuyla Meclis’e giden isimlerin sahada görünmediğini, fındıkta yaşanan ağır tablo karşısında etkili bir duruş ortaya koyamadığını ifade etti. Karan, FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar’ı da hedef aldı. Fındık üreticisinin hakkını savunması beklenen en kritik isimlerden biri olarak görülen Bayraktar’ın büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirtti. Karan’ın sözleri şöyle: “FİSKOBİRLİK Başkanı Bayraktar tam bir hayal kırıklığı” BAHÇEDEKİ ÇÖKÜŞ, MASADAKİ SESSİZLİK Fındıkta yaşanan sorun artık yalnız sezonluk fiyat tartışması değil. Gübreye erişemeyen, desteği yetersiz kalan, piyasada baskı gören ve siyasette karşılık bulamayan üretici her geçen yıl biraz daha geriye düşüyor. Karadeniz’in temel geçim kaynağında alarm büyüyor; üretici daha fazla söz değil, doğrudan sonuç istiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.