Hava Durumu

#Fındık

giresunsonhaber - Fındık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ Haber

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ

2,6 MİLYAR DOLAR KAZANDIRAN ÜRÜN SAHİPSİZ FINDIK TARIMI ALARM VERİYOR Türkiye’ye milyarlarca dolarlık döviz kazandıran, yüz binlerce ailenin geçim kaynağı olan fındık tarımı, 2025 yılında da çözümsüzlük, belirsizlik ve sahipsizlikle anıldı. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 65’ini tek başına karşılayan Türkiye’de, üretici her geçen yıl biraz daha üretimden kopma noktasına sürükleniyor. Bu tabloya dikkat çeken Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, 2025 fındık sezonunu değerlendirerek, gelinen noktanın artık yalnızca ekonomik değil, yapısal bir kriz hâline dönüştüğünü vurguladı. Karan, 2026 yılının ise sorunların çözüme kavuştuğu ve üreticinin kazançlı çıktığı bir yıl olması temennisinde bulundu. 2025 yılında fındığın sahipsiz bırakıldığını ifade eden Karan, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da üretilmektedir. Fındık, 2024 yılında 2.6 milyar dolarlık ihracat geliriyle ülkemizin en yüksek gelir getiren tarım ürünü olmuştur. Ancak bu kadar özel ve değerli bir ürüne gerekli özen maalesef gösterilmemektedir. Fındık üretimi ve üreticisi 2025 yılında da sahipsiz kalmıştır. Özetle 2025 sezonu rekolte tartışmalarıyla başlamış, fiyat spekülasyonlarıyla sona ermiştir.” Stratejik Ürün, Plansız Yönetim Uzmanlara göre fındık; yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal istihdamdan ihracata, sanayiden gıda güvenliğine kadar birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir ürün konumunda bulunuyor. Ancak plansız rekolte açıklamaları, geç ilan edilen alım fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve zayıflayan kooperatif yapısı, üreticiyi her yıl biraz daha savunmasız bırakıyor. Fındıkta yaşanan sorunların artık kronikleştiğine dikkat çeken Karan, 2026 yılına ilişkin beklentisini şu sözlerle dile getirdi: “2026 yılında inşallah ilimiz ve bölgemiz siyasetçileri fındıkta yaşanan ve artık kronikleşen sorunları gündemlerine alır ve çözüm yolları arar.” Üreticinin Önündeki 7 Temel Engel Başkan Karan, fındık tarımının sürdürülebilirliğini tehdit eden ve acil çözüm bekleyen sorunları şu başlıklar altında sıraladı: 1- Fiyat İstikrarsızlığı Serbest piyasadaki fiyat belirsizliği Tüccar–üretici arasındaki güç dengesizliği TMO’nun alım fiyatını geç ve yetersiz açıklaması 2- Girdi Maliyetlerinin Yüksekliği Gübre, mazot ve işçilik maliyetlerindeki artış Döviz kurunun üretim maliyetlerini doğrudan etkilemesi Küçük üreticinin kârlılığını tamamen yitirmesi 3- Düşük Verim ve Kalite Yaşlanan fındık bahçeleri Bilinçsiz bakım ve gübreleme Zararlılar ve hastalıklar (kahverengi kokarca, külleme) 4- İşçilik Sorunu Hasat döneminde işçi bulma zorluğu Yüksek yevmiyeler Mekanizasyon eksikliği 5- Pazarlama Sorunu Ürünün çoğunlukla yaş olarak satılması Katma değerli ürün üretiminin sınırlı olması Kooperatif yapılarının zayıflaması 6- Borçlanma ve Finansman Krediye bağımlı üretim modeli Hasat öncesi tüccara mecbur satış Artan faiz yükü 7- Arazi Yapısı Küçük ve parçalı bahçeler Ölçek ekonomisinin kurulamaması Modern tarım uygulamalarının hayata geçirilememesi Böyle Devam Edemez Fındık üreticisinin sorunlarının her yıl raporlandığını ancak çözüm üretilmediğini belirten sektör temsilcileri, mevcut tabloyla devam edilmesi hâlinde hem üretimde hem de ihracatta ciddi kayıpların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuyor.

GİRESUN’DA KOKARCA ALARMI Haber

GİRESUN’DA KOKARCA ALARMI

GİRESUN’DA KOKARCA ALARMI Fındık Tehlike Altında: Bilim Konuşacak, Hatalar Masaya Yatırılacak Kahverengi kokarca tarımı vurdu, çözüm için Tarım Çalıştayı düzenleniyor Giresun ve Doğu Karadeniz’de tarımsal üretimi tehdit eden kahverengi kokarca sorunu, artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı. Başta fındık olmak üzere birçok üründe ciddi verim ve kalite kaybına yol açan zararlıya karşı yürütülen mücadelenin yetersiz kalması, bilimsel ve yapısal bir sorgulamayı da beraberinde getirdi. Bu kapsamda, tarım politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Babaoğlu’nun katılımıyla 27 Aralık 2025 Cumartesi günü Giresun’da kapsamlı bir Tarım Çalıştayı düzenleniyor. Giresun Belediyesi Kültür ve Fuar Merkezi’nde, saat 13.00’te başlayacak toplantıda; yalnızca çözüm yolları değil, Türkiye’nin kokarca ile mücadelede yaptığı hatalar da açıkça tartışılacak. Kahverengi Kokarca Nedir? Neden Bu Kadar Tehlikeli? Asya kökenli istilacı bir tür olan kahverengi kokarca (Halyomorpha halys), çok sayıda bitkiyle beslenebilen polifag yapısı sayesinde kısa sürede geniş alanlara yayılabiliyor. Karadeniz Bölgesi’nde özellikle fındık bahçelerinde yoğun popülasyon oluşturan zararlı; Fındıkta iç doluluk oranını düşürüyor, Randıman kaybına yol açıyor, Ürünün pazarlanabilirliğini azaltıyor, Üretici gelirlerinde kalıcı düşüşe neden oluyor. Ayrıca kış aylarında evlere, depolara ve kapalı alanlara yönelmesi nedeniyle sorun yalnızca tarımsal değil, sosyal ve çevresel bir risk haline gelmiş durumda. BİLİMSEL MÜCADELE MASADA: ÇALIŞTAYDA NELER KONUŞULACAK? Giresun’da düzenlenecek Tarım Çalıştayı’nda konu, yüzeysel başlıklarla değil teknik ve bilimsel yönleriyle ele alınacak. Öne çıkan başlıklar arasında: Kokarcanın biyolojik yaşam döngüsü Üreme ve yayılım dönemlerinin doğru tespiti Kimyasal mücadelede zamanlama ve etken madde seçimi Biyolojik mücadele olanakları ve doğal düşmanlar Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) uygulamaları Üretici hataları ve sahadaki yanlış uygulamalar Kamu kurumları ve yerel yönetimler arası koordinasyon eksikliğiyer alıyor. Uzmanlara göre bugüne kadar yapılan en büyük hata, bilimsel bütünlükten uzak, parçalı ve geçici çözümler üretmek oldu. ANALİZ TÜRKİYE KOKARCA İLE MÜCADELEDE NEREDE HATA YAPTI? 1. Tehdit Zamanında Ciddiye Alınmadı Kokarca, Türkiye’de ilk görüldüğü yıllarda “geçici bir zararlı” olarak değerlendirildi. Erken uyarı sistemleri kurulmadı, bölgesel karantina önlemleri alınmadı. Bu ihmal, zararlının kontrol edilebilir aşamadan çıkmasına neden oldu. 2. Entegre Mücadele Yerine Sadece İlaçlama Tercih Edildi Dünya genelinde esas olan entegre mücadele modeli yerine, Türkiye’de ağırlıklı olarak kimyasal ilaçlamaya başvuruldu. Bu durum hem çevreye zarar verdi hem de zararlının direnç geliştirmesini hızlandırdı. 3. Yanlış Zamanlama, Yanlış Rehberlik Birçok bölgede ilaçlama, zararlının hassas olmadığı dönemlerde yapıldı. Etken madde seçimi bilimsel rehberlere dayanmadı. Üretici yeterince bilgilendirilmedi. 4. Biyolojik Mücadelede Geç Kalındı Doğal düşmanların devreye sokulması konusunda geç adım atıldı. Pilot çalışmalar yaygınlaştırılamadı, akademik bilgi sahaya indirilemedi. 5. Kurumlar Arası Koordinasyon Sağlanamadı Tarım ve Orman Bakanlığı, yerel yönetimler, ziraat odaları ve üretici birlikleri arasında ortak bir ulusal eylem planı oluşturulamadı. Veri toplama ve uygulama standartları sağlanamadı. 6. Üretici Eğitimleri Yetersiz Kaldı Sahaya inen yayım çalışmaları sınırlı kaldı. Birçok üretici, farkında olmadan yanlış uygulamalarla zararlının yayılmasına katkı sundu. 7. Sorun Bölgesel Kriz Olarak Ele Alınmadı Kokarca meselesi yalnızca “tarımsal zarar” olarak görüldü. Oysa konu; kırsal yaşamı, yerleşim alanlarını ve bölge ekonomisini etkileyen çok boyutlu bir kriz niteliği taşıyor. Sonuç: Bilim, Koordinasyon ve Süreklilik Şart Uzmanlara göre başarı için; Erken uyarı ve izleme sistemleri Entegre zararlı yönetimi Güçlü üretici eğitimi Kurumsal eşgüdüm Biyolojik mücadelede süreklilik artık bir tercih değil, zorunluluk. Giresun’da düzenlenecek Tarım Çalıştayı’nın, bugüne kadar yapılan hataların açıkça konuşulduğu ve bilim temelli yeni bir yol haritasının çizildiği kritik bir eşik olması bekleniyor.

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Haber

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL

BAYRAKTAR: FINDIKTA 300 TL KÖTÜ RAKAM DEĞİL Sakarya Milletvekili ve FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Bayraktar, '300 lira kötü bir rakam değil ancak üreticimizin daha yüksek bir beklentisi olabilir' dedi. FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, fındıkta rekolte düşüşü, fiyat tartışmaları, ihracat seyri ve Türkiye’nin küresel pazar liderliğini koruma stratejilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bayraktar, “Doğru bilgi üreticinin lehinedir. Fındık bizim için hayati bir meseledir. Türkiye bu liderliği kaybetmemeli” dedi. Bayraktar, Ekotürk TV yayınına katıldı. Bayraktar’ın söylediklerini rahat okunması için soru-cevap biçiminde hazırladık. TÜRKİYE HÂLÂ DÜNYANIN EN GÜÇLÜ FINDIK ÜRETİCİSİ Soru: Türkiye, üretimin %65’ine, ticaretin %80’ine sahipti. Hâlâ bu gücü koruyor muyuz? Bayraktar: Türkiye’nin fındık üretimindeki gücü devam ediyor. Fakat 2007’de dünya üretimindeki payımız %72 idi, bugün %60’lara geriledi. Ticaretteki payımız ise hâlâ %80’lerde. Yani dünya fındık piyasasını yönlendirebilecek ölçüde etki sahibiyiz. Ama üretim payındaki düşüşü göz ardı etmemeliyiz. BU YIL REKOLTE EN AZ %60 DÜŞTÜ Soru: Bu yıl rekolte neden düştü? Fiyat artışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Bu yıl çok özel bir yıl. Zirai don, kuraklık ve kokarca zararlıları rekolteyi neredeyse %60 oranında azalttı. Doğal olarak ürün az olduğunda fiyat yükseliyor. Geçen yıl TMO’nun 130 TL açıkladığı fiyat bu yıl 200 TL oldu ama piyasa 340 TL’yi gördü, şu anda 300 TL civarında. Geçmiş yıllarla kıyaslayınca üretici açısından iyi bir fiyat olduğunu söyleyebilirim. GİRESUN KALİTE FİYATI 300,50 TL’YE TEKABÜL EDİYOR Soru: Giresun kalite fındığın 297 TL olarak açıklanan fiyatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Giresun tombul fındığının coğrafi işaret hakkı FİSKOBİRLİK’te. Belgesi olan üreticilere +3 TL prim veriyoruz. Dolayısıyla fiyat 300,50 TL’ye denk geliyor. Beklentiler daha yüksek olabilir ama dünya fiyatlarıyla kıyaslayınca kötü bir fiyat değil. HER ÜLKEDE AZALMA VAR AMA EN ÇOK TÜRKİYE ETKİLENDİ Soru: Rakip ülkelerde durum nasıl? İtalya, ABD, Azerbaycan, Gürcistan gibi üreticilerde tablo nedir? Bayraktar: Bu yıl sadece Türkiye değil, tüm dünyada fındık üretiminde düşüş yaşandı. Ama en büyük üretici biz olduğumuz için en çok etkilenen ülke de biz olduk. Dünyada arz–talep dengesi bozulduğu için fiyatlar hızla yükseldi. “Zirai don + kuraklık + kokarca” birlikte etkisini ilk kez bu kadar güçlü gösterdi. INC’NİN 609 BİN TON TAHMİNİ BU YIL MÜMKÜN DEĞİL Soru: INC’nin (Uluslararası Kabuklu Kuruyemiş Birliği) 2025–2026 rekolte tahmini 609 bin tondu. Gerçekçi buluyor musunuz? Bayraktar: Asla mümkün değil. Muhtemelen o tahmin yapılırken don ve kuraklığın etkisi tam görülmemişti. Türkiye’nin geçen yılki rekoltesi 700 bin tondu ama bu yıl sanayicilerin tahmini bile 420 bin tona kadar geriledi. Gerçeği söylemek üreticinin lehinedir. Spekülasyon en çok üreticiye zarar verir. İHRACAT DÜŞTÜ AMA SEZON SONUNDA ELİMİZDE FINDIK KALMAYACAK Soru: İlk iki ayda ihracat 351–352 milyon dolar. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Bayraktar: Geçmiş yıllara göre düşük. Büyük alıcılar, Türkiye’de fiyat hızlı yükseldiği için önce daha ucuz olan başka ülkelere yöneldi. Ama onların ürünleri zaten sezon boyu yetmez. Sonuçta yine Türkiye’ye dönecekler. Bu yıl elimizdeki fındığın tamamı satılır. BİZDEKİ FINDIK KALİTESİNİN ALTERNATİFİ YOK AMA… Soru: Peki Türkiye’deki kaliteyi başka ülkelerde bulabiliyorlar mı? Bayraktar: Bizim kalite eşsiz ama fiyat farkı alıcıları geçici olarak başka ülkelere yönlendirebilir. Bu fiyat üretici için yüksek değildir, yanlış anlaşılmasın. Ancak üretimdeki liderliği korumak için dünya pazarına uygun fiyat politikaları da önemli. %70 ÜRETİM PAYINDAN %60’A DÜŞTÜK, BUNA ÖNLEM ALMALIYIZ Soru: Türkiye’nin üretim payındaki düşüş nasıl durdurulabilir? Bayraktar: Bu mesele sadece hükümetin değil; üretici örgütlerinin, sanayicinin, STK’ların ve siyasetin ortak meselesidir. Fındık üretilen bölgelerde başka ürün alternatifi yok. Bu yüzden fındık Türkiye için hayati bir ürün. Liderliği kaybetmemek için uzun vadeli plan yapılmalı. İTALYA’NIN YAPTIĞI GİBİ FINDIĞI SANAYİDE DAHA ÇOK KULLANMALIYIZ Soru: Fındığı daha katma değerli ürünlere dönüştürme konusunda Türkiye yeterince ilerledi mi? Bayraktar: İtalya bu konuda güçlü. Çikolata, krema, pasta sanayii ve işlenmiş ürünlerde çok başarılılar. Türkiye’nin de bu alana daha fazla yönelmesi şart. Ham fındık satmak yerine işlenmiş ürün satmak daha yüksek gelir sağlar. Biz de FİSKOBİRLİK olarak bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

“FINDIK DİYARI” TABELASIYLA COĞRAFYA DEĞİŞMEZ Haber

“FINDIK DİYARI” TABELASIYLA COĞRAFYA DEĞİŞMEZ

“FINDIK DİYARI” TABELASIYLA COĞRAFYA DEĞİŞMEZ Dünyanın en kaliteli fındığı nerede yetişir sorusunun cevabı tartışmalı değildir. Bilimsel, tarımsal ve ticari tüm veriler aynı noktayı işaret eder: Giresun Merkez–Tirebolu hattı. Yüksek nem, ılıman iklim, denize bakan yamaçlar ve asidik toprak yapısı… Bu ekolojik bütünlük, “Giresun kalite fındık” kavramını dünyada ayrı bir yere koymuştur. Bu bir iddia değil, uluslararası kabul görmüş bir gerçektir. Peki o zaman soralım: Karasal iklime sahip, düşük nemli, kireçli topraklı, sert sıcaklık farkları yaşayan Kayseri’de “Fındık Diyarı” tabelası neyin ifadesidir? Cevap basit: Tarımsal bir gerçekliğin değil, kayserili kurnazlığının. Kayseri’de fındık tarımı yoktur. Olsa da, bu üretim ticari ölçekte değildir. Üniversite denemeleri veya hobi amaçlı birkaç ağaçtan söz edilebilir. Ancak Karadeniz’de dekardan 80–120 kg ürün alınırken, Kayseri gibi karasal bölgelerde bu rakam 5–10 kg’ı dahi bulmaz, çoğu yıl ise ürün alınamaz. Zaten Türkiye’nin resmi tarım istatistiklerinde Kayseri, fındık üreticisi iller arasında yer almaz. Şunu net ayıralım: Fındığı işlemek başka, fındığı yetiştirmek başka bir şeydir. Bir şehirde çikolata fabrikası olması, o şehri kakao üreticisi yapmadığı gibi; fındık ticareti veya sanayisi de kimseyi “fındık diyarı” yapmaz. Bu tür ifadeler masum değildir. Coğrafi ürünlerin itibarıyla oynamak, üreticinin emeğini görünmez kılmaktır. Fındığın anavatanı bellidir, toprağı bellidir, iklimi bellidir. Tabela ile iklim değişmez. Algıyla tarım yapılmaz. Dünyanın en kaliteli fındığı Giresun’da yetişir. Gerisi süslü bir cümledir *** BİLGİ NOTU: “Fındık Diyarı Kayseri” Nasıl Olabilir? Giresun fındığının bilimsel gerçeği Dünyada kalite standardı kabul edilen “Giresun kalite fındık”, Giresun Merkez – Tirebolu hattı arasında, denize bakan yamaçlarda, yüksek nem, ılıman sıcaklık farkları, asidik ve organik maddece zengin toprak koşullarında yetişir. Bu özellikler; yağ oranını, aromayı, kabuk–iç randımanını belirleyen temel faktörlerdir. Bu ekoloji dünyada çok dar bir coğrafyada vardır. Bu nedenle “Giresun kalite” ifadesi uluslararası literatürde coğrafi karakter taşır. Kayseri’nin tarımsal gerçekliği Kayseri için tablo net: İklim: Karasal Yıllık nem: Düşük Yaz-kış sıcaklık farkı: Çok yüksek Toprak yapısı: Alkali ve kireçli Rakım: Yüksek Bu şartlar fındık tarımı için uygun değildir. (Sayın Asım İnan hocama saygılarımla...)

FINDIKTA ÇÖKÜŞ! Haber

FINDIKTA ÇÖKÜŞ!

FİYATI TUTABİLEN YOK, ÜRETİCİYİ SAVUNAN DA! FİSKOBİRLİK 48 SAATTE 10 TL DÜŞÜRDÜ TMO 200 TL’YE ÇAKILI SERBEST PİYASA 250–260 TL’DE ÇIRPINIYOR Karadeniz’in alın teri olan fındıkta fiyat düşüşü fren tutmuyor. Kurumların dağınık ve tutarsız açıklamaları piyasayı altüst ederken, üreticinin emeği adeta değersizleştiriliyor. FİSKOBİRLİK’in 05–09 Aralık arasında üç farklı fiyat açıklaması yapması, tepkileri büyütüyor. ... FİSKOBİRLİK 23.09.2025’te 347 TL FİYAT AÇIKLAMIŞTI. O günden sonra devamlı fiyatı düşürerek; 05.12.2025’te 280 TL dedi. Bir gün sonra 275 TL. 09.12.2025’te(bugün) ise 270 TL’ye çekti. Serbest piyasa 250–260 TL bandında dibe çarpıyor. TMO’nun 200 TL’lik fiyatı ise aylar geçmesine rağmen güncellenmedi; adeta politik bir “kilit fiyat” olarak piyasayı aşağı çekiyor. . BÖYLE KURUM MU OLUR? ÜRETİCİ TEPKİLİ: “FİSKOBİRLİK KİMİN YANINDA?” Fiskobirlik gibi 87 yıllık bir kurum neden her gün fiyat indirir? Atatürk’ün “fındık birlikleri kurulmalıdır” sözüyle temellenen, 1938’de 50 kooperatifin birleşmesiyle doğan FİSKOBİRLİK bugün dev alıcıların gölgesinde hareket eden bir yapıya dönüşmüş durumda. Girdi maliyetleri iki günde bir değişmezken, asgari ücret sabitken, elektrik ve üretim maliyeti yerindeyken, kur aynıyken… Fiyatı kim aşağı çekiyor? Ve kim için? ... TMO’nun 200 TL fiyatı piyasayı kilitliyor. Siyasi müdahale eksikliği fiyatların dibe oturmasını sağlıyor. Büyük ihracatçılar masayı kuruyor, kurumlar oturuyor. FİSKOBİRLİK’in pazarlık gücü yok denecek kadar zayıf. Nakit sıkışıklığı yaşayan kurumlar fiyatı tutturamıyor. Hızlı satış baskısı altında fiyat aşağı çekiliyor. Devletin piyasadaki ağırlığı tarihe karışmış durumda. TMO’nun etkisiz fiyatı üreticiyi korumuyor, aksine piyasayı dibe sabitliyor. FİSKOBİRLİK ise piyasa oyuncularının yönlendirdiği pasif bir aktöre dönmüş durumda. ... TARIM POLİTİKASI BOŞLUĞA DÜŞMÜŞ, ÜRETİCİ SAHİPSİZ BIRAKILMIŞ. Bu politikaların bölgede sosyal olarak yıkıcı sonuçları oluşacak. • Emanet ürünler zarar ediyor. • Genç kuşak “Bahçeyi satayım da kurtulayım” diyor. • Karadeniz’de kırsal nüfus hızla çözülüyor. Göç dahada hızlanacak. Fındık, Türkiye’nin stratejik ürünüyken üretici kaderine terk edilmiş halde. ... “FİSKOBİRLİK NEDEN 48 SAATTE ÜRETİCİYİ YARALAYACAK ŞEKİLDE FİYAT DÜŞÜRÜR?” Ekonomik gerekçe yok. Sosyal gerekçe yok. Siyasi irade görünmüyor. Geriye kalan tek ihtimal var: Fındık piyasası artık üreticinin değil, büyük alıcıların masasıdır. Ve FİSKOBİRLİK o masada sandalye bile bulmakta zorlanıyor.

FINDIKTA BÜYÜK ÇÖKÜŞ! Haber

FINDIKTA BÜYÜK ÇÖKÜŞ!

FINDIKTA BÜYÜK ÇÖKÜŞ! FİSKOBİRLİK 285 TL’ye Çekti, Piyasa 270 TL’ye İndi, TMO 200 TL’de Kaldı** Üretici üç farklı fiyat arasında sıkıştı: Uzmanlar TMO’nun düşük alım fiyatının piyasada taban referansı oluşturduğunu, serbest piyasanın ise buna paralel hareket ettiğini belirtiyor. Fındıkta yapısal reform çağrısı büyüyor. Fındıkta Sert Düşüş: FİSKOBİRLİK 285 TL’ye Çekti, Serbest Piyasa 270 TL’ye Geriledi, TMO 200 TL’de Kaldı Karadeniz Bölgesi’nde fındık fiyatlarında hızlı gerileme yaşanıyor. FİSKOBİRLİK’in bugün 50 randıman tombul fındık için alım fiyatını 285 TL/kg olarak açıklamasının ardından, serbest piyasada fiyatlar 270 TL/kg seviyesine kadar düştü. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) ise hâlâ 200 TL/kg fiyatla alım yapması, üretici kesiminde tepkilere yol açtı. TMO’nun Fiyat Politikası Tepki Çekiyor Sezon başından bu yana 200 TL/kg seviyesinde kalan TMO alım fiyatı, sektör çevrelerinde “piyasaya taban referansı” oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Tarım ekonomistleri, mevcut maliyetler dikkate alındığında bu fiyat seviyesinin üretici açısından sürdürülebilir olmadığı görüşünde birleşiyor. Üretici temsilcileri, TMO’nun düşük fiyat uygulamasının özel sektör alıcılarını da yukarı yönlü fiyat revizyonundan uzak tuttuğunu vurgulayarak, “Piyasa psikolojisi bu seviyede baskılanıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Serbest Piyasada Gerileme Devam Ediyor Bölgedeki birçok ilde serbest piyasa fiyatlarının 270 TL/kg düzeyine gerilemesi, sezonun başındaki yükseliş beklentilerini gölgede bıraktı. Sektör aktörleri, düşüşün temel nedeninin TMO fiyatının yukarı yönlü güncellenmemesi ve büyük alıcıların fiyat artırma konusunda çekimser kalması olduğunu ifade ediyor. Rekolte Tartışmaları Yeniden Gündemde Bazı piyasa yorumcularının 2026 sezonu için yüksek rekolte tahminlerini gündeme taşıması, üretici çevrelerinde tepkiye neden oldu. Uzmanlar, henüz sağlıklı tahmin yapılabilecek bir dönem olmadığına dikkat çekerek, spekülatif açıklamaların fiyat oluşumunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Spot Borsa Tartışması Yeniden Canlandı Ziraat Odaları ile FİSKOBİRLİK arasında yıllardır süren görüş ayrılıkları bu sezon da devam ediyor. Ziraat Odası fındık sorununu sadece Fiskobirlik özelinde yaptığı eleştirilerle yaparken, fındıkta uzun zamandır gündemde olan spot borsa sisteminin hayata geçirilememiş olması, fiyat şeffaflığını sınırlıyor ve piyasa oluşumunun sınırlı sayıda alıcının elinde şekillenmesine yol açıyor. Uzmanlar, spot borsanın kurulması hâlinde mevcut fiyat dalgalanmalarının büyük ölçüde önüne geçilebileceğini belirtiyor. Üreticinin Geliri Baskı Altında Piyasada üç farklı fiyat aralığının aynı anda görülmesi, üretici gelirlerini baskılayan bir tablo oluşturuyor: FİSKOBİRLİK: 285 TL/kg Serbest Piyasa: 270 TL/kg TMO: 200 TL/kg Sektör temsilcileri, bu fiyatların üreticiyi güç duruma soktuğunu, alıcı tarafının ise avantajlı konumda olduğunu dile getiriyor. Tarım ekonomistleri ve üretici örgütleri, fındık piyasasında fiyat istikrarının sağlanması için yapısal politikaların devreye alınması gerektiğini belirtiyor. Uzmanların öne çıkan önerileri arasında; güncel maliyet analizlerine dayalı taban fiyat belirleme, spot borsa kurulması, piyasa gözetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması yer alıyor.

FINDIK İHTİSASLAŞMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ EĞİTİMLERİ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR Haber

FINDIK İHTİSASLAŞMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ EĞİTİMLERİ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR

FINDIK İHTİSASLAŞMA KOORDİNATÖRLÜĞÜ EĞİTİMLERİ HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR Giresun Üniversitesi Fındık İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından Kovanlık Belediyesi ile iş birliği içinde düzenlenen; Bulancak Kovanlık Beldesi'nde “Fındıkta Kahverengi Kokarca ve Kozalak Akarı Zararlıları ile Baş Etme Yöntemleri” konulu eğitimlere devam ediliyor. Koordinatörlüğün akademisyenlerinden Arş. Gör. Buğra GÜVERCİN, “Kahverengi Kokarca ve Mücadele Yöntemleri” hakkında sunum yaparken, Arş. Gör. Esma KAPLAN ise “Kozalak Akarı ve Mücadele Yöntemleri” üzerine bilgilendirme sundu. İlerleyen saatlerde, Koordinatör Doç. Dr. Ali TURAN, yanında yer alan Öğr. Gör. Dr. Mehmet AKGÜN ve Öğr. Gör. Dr. Emre KAN ile beraber Öğr. Gör. Dr. Şafak Esra ASLAN katılımcıların sorularını yanıtladı. Program sonunda, Kovanlık Beldesi'ndeki KOVANLIK KADIN KOOPERATİFİ FINDIK İŞLEME TESİSİ VE KOVANLIK ORGANİK TARIM İŞLETMESİ alanlarını ziyaret ederek yapılan çalışmalar hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Giresun Üniversitesi Fındık İhtisaslaşma Koordinatörlüğü, sıcak ilgileri ve misafirperverlikleri için öncelikli olarak Kovanlık Belediye Başkanı Harun KALINTAŞ’a, Kovanlık Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet HATİPOĞLU’na ve emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.

Ordu’nun duvarları sanatla buluşuyor Haber

Ordu’nun duvarları sanatla buluşuyor

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in kente estetik bir kimlik kazandırma hedefiyle başlattığı geniş çaplı resim projeleri, şehrin çeşitli bölgelerine renk ve canlılık katmaya devam ediyor. ORDU (İGFA) - Havalimanı Kavşağı’nda yer alan mural çalışması, 2. Organize Sanayi Bölgesi, Gülyalı Mavi Dünya Plajı, Mavna Kafe’nin iç ve dış cepheleri, Kirazlimanı Yaşam Merkezi ile Orta Cami otopark girişine kadar şehrin birçok alanında hayata geçirildi. Renkli duvarlar, kentin estetik görünümünü güçlendirirken, vatandaşların günlük yaşamlarına sanatsal detaylar ekliyor. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, projeler hakkındaki düşüncelerini şu şekilde dile getirdi: “Ordu, doğası, kültürü ve ekonomisiyle çok özel bir şehir. Biz de bu eşsiz kimliği, sanatsal bir anlatımla vatandaşlarımız ve misafirlerimizle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu çalışmalarla hem şehir estetiğini geliştiriyor, hem de ortak değerlerimizi ön plana çıkarıyoruz. Gelecekte de kentin farklı noktalarında tematik uygulamalarımız devam edecek.” FINDIK, ÇİKOLATA VE MENEKŞENİN ŞEHRİNE GÖRSEL MESAJ Ordu’nun ana geçiş güzergâhlarından biri olan Havalimanı Kavşağı’nda yapılan mural çalışmasında, kentin sembolleri arasında bulunan fındık, çikolata ve menekşe temaları işlendi. Bu sanat eseri, konuklara ‘Fındık, Çikolata ve Menekşe Şehri Ordu’ya Hoş Geldiniz’ mesajını iletti. MAVİ DÜNYA PLAJI: ENGELSİZ TESİSE DENİZALTI DÜNYASI Gülyalı Mavi Dünya Plajı’nda engelli bireyler için özel olarak dizayn edilen tesisin dış yüzeyi, canlı ve motive edici bir mural çalışmasıyla hayata geçirildi. Duvarlara deniz altı yaşamı, renkli mercanlar ve yunuslar resmedilerek tesise gelen engelli bireyler için sıcak ve enerji dolu bir atmosfer oluşturuldu. 2. ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ: YASON BURNU İLE DOĞAL KİMLİK Sanayi bölgesinin estetikten uzak olan geniş bir cephesi, sanayi yönetiminin isteği üzerine Ordu’nun önemli doğa miraslarından biri olan Yason Burnu temasıyla yeniden şekillendirildi. Bu projeyle bölge, hem renklendi hem de kültürel bir kimlik kazandı ve sanayi alanının görsel değeri arttı. KİRAZLİMANI: TARİHİ MAVNA GÜNÜMÜZE TAŞINDI Kirazlimanı Yaşam alanında, geçmişte bölgedeki yük taşımacılığında uzun süre kullanılan geleneksel deniz aracı mavna, eski bir fotoğraftan ilham alınarak duvara işlendi. Bu uygulama, bölgenin tarihine sanatsal bir saygı duruşu niteliğindeydi. MAVNA KAFE: DUVARLARDA RÖLYEF VE İÇ MEKÂNDA MAVNA FIGÜRLERİ Büyükşehir Belediyesine ait Mavna Kafe’nin hem dış hem de iç cepheleri estetik dokunuşlarla yeniden dekore edildi. Dış duvara rölyef tekniğiyle mavna işlendi, iç alana ise yine mavna temalı büyük bir mural çizildi. Böylelikle tesis, bulundugu bölgenin kültürel geçmişine saygı gösteren bir bütünlük kazandı. FİLİSTİN’E UMUT MESAJI Orta Cami girişindeki duvarlarda, Filistin’deki insanlık trajedisine dikkat çekmek amacıyla iki özel resim çalışması yapıldı. Eserlerde “umut” ve “insani dayanışma” temalarına vurgu yapılarak toplumsal bilinç oluşturulması hedeflendi. KENTİN DUVARLARI SANATLA BULUŞUYOR Sanatı şehrin her köşesine taşımayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, önceden Başkan Güler’in desteğiyle yenilenen Sırrı Paşa Caddesi’nde gerçekleştirdiği mural çalışması ile caddenin cazibesini artırmıştı. Ayrıca, "52 Vosvos" grafiti projesiyle Ordu'nun duvarlarına canlı ve özgün bir görsel kimlik kazandırılmıştı. Ordu Büyükşehir Belediyesi, şehirle sanatı buluşturan bu projelerle hem görsel zenginliği artırmakta, hem de Ordu’nun kültürel yapısını yansıtan tematik alanlar oluşturmaya devam etmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.