Hava Durumu

#Fındık

giresunsonhaber - Fındık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fındık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FINDIKTA DÜĞMEYE BASILDI Haber

FINDIKTA DÜĞMEYE BASILDI

FINDIKTA DÜĞMEYE BASILDI: GİRESUN VE ORDU’YA MÜFETTİŞ! Fındık fiyatları ve piyasanın işleyişine yönelik tartışmalar sürerken Ticaret Bakanlığı kapsamlı denetim başlattı. Giresun, Ordu, Ünye ve Fatsa Ticaret Borsalarındaki işlemler müfettişler tarafından incelenecek. Bakanlık, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyet tespit edilmesi halinde gerekli idari yaptırımların uygulanacağını açıkladı. Ticaret Bakanlığı, 18 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamayla fındık piyasasının mercek altına alındığını duyurdu. Denetimin özellikle üreticilerin haklarının korunması, üretim maliyetlerinin karşılanması, piyasanın sağlıklı işlemesi ve serbest rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla gerçekleştirileceği bildirildi. DÖRT TİCARET BORSASI İNCELENECEK Bakanlık müfettişleri Giresun, Ordu, Ünye ve Fatsa Ticaret Borsalarında gerçekleştirilen işlemleri inceleyecek. Denetim ve inceleme çalışmalarının hâlihazırda başladığı ve devam ettiği açıklandı. (Yeni Asır) BAKANLIĞIN AÇIKLAMASI AYNEN ŞÖYLE: “FINDIK PİYASASINA YÖNELİK SIKI DENETİM: Ticaret Bakanlığı, fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerindeki ticaret borsalarında piyasa işleyişinin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirdi. Ticaret Bakanlığı, fındık piyasasındaki işlemlerin ve piyasa koşullarının incelenmesi amacıyla Ordu ve Giresun’daki ticaret borsalarında kapsamlı bir denetim süreci başlattı. Ülkemizin önemli tarımsal ürünleri arasında yer alan ve dünya fındık ihracatında önemli bir paya sahip olan fındığın fiyatı ve piyasa uygulamaları, özellikle hasat dönemlerinde kamuoyunun gündemine gelmektedir. Ticaret Bakanlığı, fındık piyasasında üreticilerin haklarının korunması, üretim maliyetlerinin karşılanması, üretimin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi ve tüketicilerin ürüne uygun fiyatlarla erişiminin sağlanması amacıyla piyasa denetimlerini sürdürmektedir. Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı, fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerinde faaliyet gösteren Ordu, Giresun, Ünye ve Fatsa Ticaret Borsalarındaki işlemlerin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirmiştir. Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından söz konusu ticaret borsalarındaki işlemlere yönelik denetim ve inceleme süreci başlatılmış olup çalışmalar hâlihazırda devam etmektedir. Gerçekleştirilecek incelemeler sonucunda piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu veya tüketicilerin ürünlere ulaşmasını engelleyici faaliyetlerin tespit edilmesi hâlinde, ilgili mevzuat kapsamında gerekli idari yaptırımlar uygulanacaktır. Ticaret Bakanlığı, üreticilerin ve tüketicilerin haklarının korunması, piyasaların etkin ve sağlıklı şekilde işlemesi ve serbest rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla denetim faaliyetlerini kararlılıkla sürdürecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” Bakanlığın açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm, incelemenin yalnızca teknik borsa işlemleriyle sınırlı tutulmayacağı; “piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu” faaliyetlerin de denetleneceğinin açıkça belirtilmesi oldu. Bakanlık, böyle bir durum tespit edilirse mevzuat kapsamında idari yaptırım uygulanacağını duyurdu. GÖZLER ŞİMDİ DENETİMİN SONUCUNDA Böylece fındık piyasasındaki fiyat oluşumu, ticaret borsalarındaki işlemler ve rekabet koşulları resmî denetim sürecine girmiş oldu. Müfettişlerin incelemelerinin ardından ortaya çıkacak bulgular ve varsa uygulanacak yaptırımlar, üreticinin yakından takip ettiği başlıkların başında gelecek. Fındık Piyasasına Yönelik Sıkı Denetim: Ticaret Bakanlığı, fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerindeki ticaret borsalarında piyasa işleyişinin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirdi. (18.09.2026) pic.twitter.com/yqW24tT0y2 — T.C. Ticaret Bakanlığı (@ticaret) September 18, 2026

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR Haber

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR, GÜNLÜK ALIM 4 BİN TONU AŞTI Toprak Mahsulleri Ofisi, serbest piyasada fındık fiyatlarının TMO seviyelerinin belirgin biçimde altında kalmasının tartışıldığı bir dönemde alım sistemini üretici lehine genişletti. İlçe verim ortalamaları yüzde 30 artırılacak, düşük kotası bulunan üretici en az 100 kilogram/dekar üzerinden ürün teslim edebilecek. TMO’nun günlük fiili alımı 4 bin tonu aşarken, yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. Alım kapasitesindeki bu genişlemenin üreticinin alternatif satış kanalını güçlendirmesi nedeniyle serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde de etkili olup olmayacağı yakından izlenecek. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 17 Eylül 2026 tarihli açıklamasıyla fındık alımlarında uygulanan sistemde önemli düzenlemelere gitti. Kurum, düzenlemelerin fındık piyasasında istikrarın sağlanması ile üreticilerin pazarlama, depolama ve finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapıldığını bildirdi. TMO'nun açıkladığı rakamlar, kamu alımının ulaştığı ölçeği de ortaya koydu. 24 Ağustos'ta 17 noktada başlayan fındık alımları 55 noktaya ve 75 ekibe çıktı. İş yerlerinde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu verilirken, günlük fiili alım miktarı 4 bin tonun üzerine ulaştı. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. ÜRETİCİNİN EN ÇOK TARTIŞTIĞI KOTA YÜZDE 30 ARTIRILIYOR Yeni düzenlemenin üretici açısından en önemli bölümlerinden biri kamuoyunda "kota" olarak bilinen ilçe verim ortalamaları oldu. TMO'nun açıklamasına göre; İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda Ziraat Odaları, Ticaret Borsaları, İhracatçı Birlikleri, üniversiteler, Fiskobirlik ve diğer ilgili kurumların katıldığı komisyonların çotanak sayımlarına göre belirlediği ilçe verim ortalamaları daha önce yüzde 20 artırılmıştı. TMO şimdi yüksek verim alan üreticilerden gelen talepleri dikkate alarak artış oranını yüzde 30'a çıkaracağını açıkladı. KOTASI DÜŞÜK KALANA 100 KİLOGRAM/DEKAR GÜVENCESİ Düzenleme yalnızca yüzde 30'luk artışla sınırlı değil. Yapılan artışın ardından kotası hâlâ 100 kilogram/dekarın altında kalan ilçelerdeki üreticilerin TMO'ya teslim edebileceği miktar 100 kilogram/dekara tamamlanacak. ÇKS'ye ilçe verim ortalamasının 160 kilogram/dekar üzerinde girildiği üreticilerde ise TMO, sisteme girilen miktar kadar ürün almaya devam edecek. Böylece yüksek verim elde ettiği halde ilçe ortalaması nedeniyle ürününün tamamını TMO'ya yönlendirmekte zorlanan üreticiler açısından alım imkânı genişletilmiş olacak. TMO 255 TL, SERBEST PİYASADA MAKAS AÇIK Düzenlemenin zamanlaması fındık piyasası açısından ayrıca önem taşıyor. TMO, 2026 ürünü için 50 randıman esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL/kg, Levant kaliteyi 250 TL/kg üzerinden alıyor. Buna karşılık 17 Eylül tarihli piyasa haberlerinde Giresun'da kalite ve alıcıya göre farklı rakamlar görülüyor; bazı kaynaklarda Levant kalite için 175-185 TL bandı, bazı piyasa derlemelerinde ise Giresun kalite için yaklaşık 195-205 TL bandı bildiriliyor. Dolayısıyla "185 TL" bütün Giresun fındığı için tek ve resmî piyasa fiyatı olarak değil, belirli kalite ve alıcılarda görülen bir seviye olarak değerlendirilmelidir. Bu rakamlarla TMO'nun alım fiyatı ile bazı serbest piyasa fiyatları arasında kilogram başına 50-70 TL'ye ulaşabilen farklar oluşabiliyor. KOTA GENİŞLEDİKÇE ÜRETİCİNİN PAZARLIK GÜCÜ ARTABİLİR Yeni düzenlemenin piyasa açısından asıl önemi burada ortaya çıkıyor. Kotasının yetersiz olması veya teslimat imkânının sınırlı kalması nedeniyle ürününü serbest piyasaya yönlendirmek durumunda kalan üreticinin TMO'ya satabileceği miktarın yükselmesi, üreticinin satış alternatifini genişletebilir. TMO'nun günlük 4 bin tonun üzerinde fiili alım yapması ve 205 bin tonluk randevu talebine ulaşması da kamu alımının piyasadaki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bunun 185 TL civarındaki özel sektör alımlarını kesin olarak yukarı çekeceğini söylemek için ise henüz erken. Ancak üreticinin TMO'ya daha fazla ürün teslim edebilmesi, düşük fiyat veren alıcılara satış zorunluluğunu azaltabileceğinden serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Fiyatın bundan sonraki yönünü TMO'ya gerçekleşen fiili teslimatın yanı sıra ihracat talebi, piyasaya gelen ürün miktarı, kalite ve randıman belirleyecek. RANDEVU SORUNU: TMO “AYNI GÜN TESLİM” DİYOR TMO, randevu konusunda da kapasitenin artırıldığını bildirdi. Kurumun açıklamasına göre birçok alım noktasında üreticiler talep ettikleri güne kolaylıkla randevu alabiliyor ve ürünlerini aynı gün içerisinde teslim edebiliyor. 55 alım noktası ve 75 ekiple sürdürülen sistemde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu kapasitesine ulaşılması, kota artışıyla birlikte daha fazla ürünün TMO kanalına yönelmesine imkân sağlayabilecek. ÜRETİCİ GİDEMEZSE YAKINI FINDIĞI TESLİM EDEBİLECEK TMO, hasattan sonra memleketinden ayrılmak zorunda kalan üreticiler için de yeni kolaylık sağladı. Ürünün esas olarak üreticinin kendisi tarafından teslim edilmesi kuralı devam ederken, üretici artık birinci veya ikinci derece yakınına vekâlet vererek fındığını TMO'ya teslim ettirebilecek. Bu düzenleme özellikle hasat sonrasında başka şehirlerdeki işine veya ikametine dönmek zorunda kalan üreticilerin TMO alım fiyatından yararlanabilmesi açısından önem taşıyor. KOKARCA NEDENİYLE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEMDE TMO açıklamasında kahverengi kokarcanın fındık üzerindeki etkisine de ayrı bölüm ayırdı. Çürük iç fındık için kabul edilen oran 2022 yılında yüzde 3'ten yüzde 5'e, 2024 yılında ise azami yüzde 7'ye yükseltilmişti. Kurum, kahverengi kokarca popülasyonundaki artış karşısında bahçe bakımını düzenli gerçekleştiren üreticilerin mağduriyetinin azaltılmasının amaçlandığını belirtirken, sınırın daha fazla yükseltilmesinin uzun süreli depolamada sağlam ürünleri de etkileyerek stoklarda kalite ve değer kaybına neden olabileceğine dikkat çekti.

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? Haber

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ?

KİM VERDİ SİZE ÜRETİCİNİN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI BELİRLEME YETKİSİNİ? ÜRETİCİNİN YAŞAM KALİTESİNİ BELİRLEME YETKİSİNİ KİM VERDİ? TMO’NUN 255 TL’YE ALDIĞI FINDIĞIN BULUNDUĞU PİYASADA ÜRETİCİDEN 185 TL’YE FINDIK NASIL ALINIYOR? TMO, 2026 ürünü Giresun kalite fındığın kilogramına 255 TL, Levant kaliteye 250 TL fiyat açıklamış ve alıma başlamış durumda. Buna karşılık 17 Eylül 2026’da Karadeniz’in bazı üretim merkezlerinde piyasa fiyatları 185 TL seviyelerine kadar iniyor. Elbette kalite, randıman ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmalı. Ancak kilogramda 60–70 liraya ulaşabilen bu uçurum karşısında artık yalnızca “serbest piyasa” denilip geçilebilir mi? Üreticiden alım yapan tüccarlar gerçekten birbirleriyle rekabet ediyor mu, yoksa fiyat rekabetini ortadan kaldıran doğrudan ya da dolaylı bir koordinasyon mu var? Rekabet Kurulu’nun geçmişte fındık alıcıları arasında bilgi değişimini soruşturmuş ve Düzce’de ihlal tespit etmiş olması nedeniyle bu soru bugün çok daha ciddi biçimde cevap bekliyor. (Tarım ve Orman Bakanlığı) TMO’nun 6 Ağustos 2026’da açıkladığı resmî fiyat ortada: Giresun kalite fındık 255 TL/kg. Levant kalite 250 TL/kg. Üstelik yüzde 50 randımanın üzerindeki ürün için ilave randıman bedeli de ödeniyor. TMO alımları 24 Ağustos’ta başladı. (Tarım ve Orman Bakanlığı) Peki aynı ülkenin, aynı sezonun, aynı tarım ürününde üreticinin karşısına neden 175, 180, 185, 190 liralık fiyatlar çıkıyor? 17 Eylül 2026 tarihli piyasa verilerinde Samsun merkezde tombul fındığın 185 TL, Levant kalitenin 180 TL; Ordu’da bazı kalite gruplarının yaklaşık 185 TL seviyelerinde olduğu bildiriliyor. Giresun’da fiyat daha yüksek olmakla birlikte yine TMO’nun resmî fiyatının altında seyrediyor. (Haberlisin) Burada kalite ve randıman farklarını yok sayarak “TMO’daki 255 liralık ürünün aynısı her yerde 185 liraya alınıyor” demek doğru olmaz. Ama bu teknik ayrıntı büyük soruyu ortadan kaldırmıyor: TMO’nun 250–255 TL’lik müdahale fiyatı varken Karadeniz’in geniş bir bölümünde piyasanın bunun onlarca lira altında oluşmasının ekonomik sebebi nedir? KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ? Fındığın fiyatı yalnızca bir ürünün fiyatı değildir. O fiyat; üreticinin çocuğunun eğitim masrafıdır, evine götüreceği ekmektir, gelecek yıl bahçesine yapacağı gübredir, işçinin ücretidir, kredi borcudur, elektrik faturasıdır, bir ailenin bir yıllık yaşam standardıdır. Kilogram başına üreticinin cebinden eksilen 10 lira, 20 lira, 50 lira yalnızca ticari bir rakam değildir. Ton başına on binlerce liradır. Binlerce üretici düşünüldüğünde milyarlarca liraya ulaşabilecek bir gelir transferinden söz ediyoruz. O nedenle üreticinin sorması gereken soru : Benim ürünümün gerçek değerini kim belirliyor? Devletin kurumu mu? Gerçekten rekabet eden serbest piyasa mı? Yoksa birkaç büyük alıcının etrafında şekillenen satın alma sistemi mi? SERBEST PİYASA DEDİĞİNİZ ŞEY GERÇEKTEN SERBEST Mİ? Serbest piyasa demek, üreticinin karşısına çıkan bütün alıcıların aynı veya birbirine çok yakın rakamları yazması değildir. Serbest piyasa, alıcıların da birbirleriyle rekabet etmesi demektir. Bir tüccar 185 TL veriyorsa, yanındaki tüccarın daha fazla mal toplayabilmek için 190 TL vermesi gerekir. Başka biri 195 TL vermelidir. Talep yükseldiğinde fiyat yukarı gitmelidir. Üreticinin malı için alıcılar yarışmalıdır. Ama bunun yerine; bir ilçede 185, yan ilçede 185, başka bir alım noktasında yine aynı rakam, ertesi sabah herkesin fiyatı aynı anda değişiyorsa... O zaman kamu otoritesinin şu soruyu sorması gerekir: Bu fiyatlar gerçekten birbirinden bağımsız ticari kararlarla mı belirleniyor? ÇÜNKÜ FINDIKTA BU ŞÜPHE DAHA ÖNCE DE DEVLETİN ÖNÜNE GELDİ Bu soru hayalî değildir. Rekabet Kurulu, fındık sektöründe alıcıların fiyat davranışlarını geçmişte bizzat soruşturdu. Düzce’de fındık alım-satımı yapan teşebbüsler hakkında yürütülen soruşturma, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildi. Kurulun 15 Ağustos 2024 tarihli kararında sekiz teşebbüsle ilgili süreç uzlaşmayla sonuçlandı. Dosyanın temel konusu, fındık alım ve satımı yapan teşebbüslerin rekabete aykırı biçimde hareket edip etmedikleriydi. (Rekabet Kurumu) Daha sonra Giresun, Samsun ve Trabzon dahil başka üretim bölgelerinde de fındık alıcılarının fiyat ve iletişim ilişkileri Rekabet Kurumu’nun incelemelerine konu oldu. Samsun dosyasının resmî konusu dahi son derece açıktı: “Fındık alımı ve satımı ile iştigal eden teşebbüslerin aralarında anlaşarak fındık alım fiyatlarını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.” (Rekabet Kurumu) Demek ki devletin ilgili kurumu da şunu kabul ediyor: Fındık alıcılarının üreticiden alış fiyatını birlikte belirlemesi ihtimali, rekabet hukukunun doğrudan konusudur. ÖYLEYSE 2026 SEZONU NEDEN YENİDEN MERCEK ALTINA ALINMASIN? Bugün yapılması gereken herhangi bir tüccarı peşinen suçlu ilan etmek değildir. Tam tersine. Gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Rekabet Kurumu Karadeniz’de aynı anda yerinde inceleme yapmalıdır. Giresun'a bakmalıdır. Ordu'ya bakmalıdır. Samsun'a bakmalıdır. Trabzon'a bakmalıdır. Düzce'ye, Sakarya'ya ve diğer üretim merkezlerine bakmalıdır. Manavların günlük fiyatlarını karşılaştırmalıdır. Telefon ve elektronik yazışmalar incelenmelidir. Fiyat listelerinin hangi saatlerde kimlerden geldiğine bakılmalıdır. Hangi manavın hangi büyük alıcıya fındık topladığı belirlenmelidir. Üreticiden alış fiyatını manavın kendisinin mi belirlediği, yoksa üst alıcı tarafından mı fiyat verildiği ortaya çıkarılmalıdır. MANAV KENDİ FİYATINI BELİRLEYEBİLİYOR MU? Asıl cevaplanması gereken sorulardan biri budur. Bir manav bugün üreticiye: “Ben bu fındığa 10 lira fazla veriyorum.” diyebiliyor mu? Yoksa daha yüksek fiyat verdiği anda malı teslim ettiği büyük alıcıdan zarar mı ediyor? Bir büyük firma onlarca manava sabah: “Bugünün alım fiyatı budur.” diyorsa bunun hukuki ve ekonomik yapısı nedir? Manav gerçekten bağımsız tüccar mı? Yoksa büyük alıcı adına çalışan fiilî bir satın alma noktası mı? Bağımsız ise neden kendi fiyatını belirleyemiyor? Bağımsız değilse üretici bunu biliyor mu? FİYAT LİSTESİNİ KİM HAZIRLIYOR? Karadeniz'de üreticinin karşısına çıkan fiyatların oluşum zinciri açıklanmalıdır. Büyük ihracatçı fiyat mı gönderiyor? Kırıcı mı belirliyor? Manav mı belirliyor? Ticaret borsası mı referans oluyor? Birbirlerinin fiyatları WhatsApp gruplarından mı takip ediliyor? Gelecek gün uygulanacak fiyatlar önceden konuşuluyor mu? Bunların hiçbirini dışarıdan bakarak kesin olarak söyleyemeyiz. Ama devlet araştırabilir. Rekabet Kurumu araştırabilir. Ve araştırmalıdır. DEVLET YOK MU? İşte meselenin en kritik noktası burasıdır. Devlet yalnızca TMO üzerinden fiyat açıklayıp kenara çekilemez. Çünkü TMO'nun kuruluş ve müdahale mantığının önemli nedenlerinden biri zaten üreticinin pazarlama ve finansman kaynaklı sorunlarını azaltmaktır. Bakanlığın 2026 fiyat açıklamasında da bu amaç açık biçimde ifade edilmiştir. (Tarım ve Orman Bakanlığı) O halde şu sorunun cevabı gerekir: Devlet 255 TL fiyat açıklıyorsa bu fiyat piyasada neden karşılık bulmuyor? TMO yeterince ürün alabiliyor mu? Üretici randevuya ulaşabiliyor mu? Alım noktaları yeterli mi? Ödeme süresi üreticiyi tüccara yöneltiyor mu? Üretici borçları nedeniyle fındığını hemen satmak zorunda mı? Tüccarın nakit gücü TMO'nun müdahale gücünün önüne mi geçiyor? Ve en önemlisi: Alıcılar arasında gerçek fiyat rekabeti var mı? 255 TL VARSA 185 TL NASIL VAR? Bu sorunun cevabı yalnızca: “Serbest piyasa.” olamaz. Çünkü serbest piyasa bir sihirli kelime değildir. Fiyat düşüyorsa bunun ekonomik gerekçesi ortaya konulmalıdır. Arz mı fazla? Rekolte mi beklentinin üzerinde? İhracat talebi mi düştü? Stok mu çok yüksek? Avrupa sanayisi alımı mı azalttı? Yoksa alıcı tarafındaki yoğunlaşma ve pazarlık gücü mü fiyatı aşağı çekiyor? Bütün bunlar rakamlarla açıklanmalıdır. Aksi takdirde “serbest piyasa” sözü, hiçbir şeyi açıklamayan bir bahaneye dönüşür. ALİVRE SATIŞLAR AÇIKLANMALI Sektörün bir başka tartışması da sezon öncesi yapılan alivre satışlardır. Alivre satış kendi başına suç değildir. İhracatçı gelecekte teslim edeceği ürünü önceden satabilir. Ancak ihracatçı Avrupa’ya örneğin belirli bir dolar fiyatından büyük miktarda mal bağladıysa hasat başladığında kendi kârlılığı açısından mümkün olan en düşük maliyetle fındık toplamak isteyecektir. Bu da ticari açıdan anlaşılabilir. Ama burada kırmızı çizgi bellidir: O düşük maliyet, rakip alıcılar arasında anlaşarak üretici fiyatını aşağı çekmek suretiyle sağlanamaz. Bu nedenle 2026 ürünü için yapılan sezon öncesi ihracat ve alivre sözleşmeleri konusunda sektörün daha şeffaf olması gerekir. Kaç ton satıldı? Hangi tarihte satıldı? Hangi fiyatlardan satıldı? Hangi teslim vadeleri verildi? Bugünkü iç piyasa fiyatı ile bu sözleşmeler arasında nasıl bir ekonomik ilişki var? FİSKOBİRLİK'E DE AYNI SORU Üreticinin kurduğu bir birlik olan FİSKOBİRLİK bakımından da mesele yalnızca “kaç liradan alıyor?” sorusu değildir. TMO üreticinin ürününe 250–255 TL bandında fiyat biçerken üretici birliği neden bunun belirgin biçimde altında kalıyor? Eğer FİSKOBİRLİK fındığı işleyebiliyor, mamul ürün üretebiliyor, katma değer yaratabiliyorsa bu katma değerin ne kadarı üreticiye dönüyor? 2026 ürünü için ön satış yapıldı mı? Alivre satış yapıldı mı? Yapıldıysa hangi miktarda ve hangi fiyatla? Yapılmadıysa üretici alım fiyatı hangi maliyet hesabıyla oluşturuldu? Üreticinin kurduğu birliğin bunları üreticiye açıklaması olağanüstü bir talep değildir. Tam tersine kurumsal şeffaflığın gereğidir. ÜRETİCİNİN SIRTINDAN FİYAT BELİRLEME DÖNEMİ BİTMELİ Kimse tüccar zarar etsin demiyor. Kimse ihracatçı kâr etmesin demiyor. Kimse sanayici kazanmasın demiyor. Ama aynı soru üretici için de sorulmalıdır: Üretici neden kazanmasın? Fındığı yetiştirirken riski üretici taşıyor. Donu üretici yaşıyor. Kuraklığı üretici yaşıyor. Kokarcayla üretici mücadele ediyor. Gübreyi, ilacı, işçiyi, patozu üretici ödüyor. Bir yıl boyunca bahçenin yükünü üretici taşıyor. Hasat günü geldiğinde ise fiyat üzerinde en az söz sahibi olan yine üretici oluyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir. DEVLETİN GÖREVİ FİYATI TÜCCAR ADINA BELİRLEMEK DEĞİL, REKABETİ KORUMAKTIR Buradan “devlet bütün özel alım fiyatlarını belirlesin” sonucu çıkmaz. Ama devletin çok açık bir görevi vardır: Piyasanın gerçekten rekabetçi çalışmasını sağlamak. 4054 sayılı Kanun bunun için vardır. Rekabet Kurumu bunun için vardır. TMO üretici için piyasa alternatifi yaratmak amacıyla vardır. Ticaret borsaları şeffaf piyasa için vardır. Tarım Bakanlığı üretim politikasını yönetmek için vardır. Öyleyse bu kurumlar birlikte şu soruya cevap vermelidir: TMO'NUN 255 TL'YE ALIM YAPTIĞI BİR SEZONDA KARADENİZ'İN BAZI NOKTALARINDA FINDIK NEDEN 185 TL? Kalite mi? Randıman mı? Arz fazlalığı mı? Finansman baskısı mı? Stok politikası mı? İhracat sözleşmeleri mi? Alıcı gücü mü? Yoksa alıcılar arasında araştırılması gereken bir koordinasyon mu? Hangisiyse ortaya çıkarın. Çünkü bugün tartışılan yalnızca fındığın kilogram fiyatı değildir. Üreticinin alın terinin karşılığını kimin belirlediği tartışılıyor. Üreticinin bir yıllık emeğinin kaç para edeceğine kimin karar verdiği tartışılıyor. Üreticinin yaşam kalitesini birkaç alıcının piyasa gücünün belirleyip belirlemediği tartışılıyor. Ve artık Karadeniz üreticisinin sormaya hakkı vardır: KİM VERDİ SİZE BU YETKİYİ?DEVLET YOK MU?YASA YOK MU? Varsa, uygulanmasını istiyoruz. Suçlu ilan edilmesini değil; araştırılmasını istiyoruz. Söylentiyi değil; belgeyi istiyoruz. “Serbest piyasa” cümlesini değil; gerçek rekabeti istiyoruz.

ALKAN BASININ KARŞISINA ÇIKIYOR Haber

ALKAN BASININ KARŞISINA ÇIKIYOR

ALKAN BASININ KARŞISINA ÇIKIYOR AK Parti Giresun İl Başkanı Hüseyin Alkan, 18 Eylül Cuma günü gazetecilerle kahvaltıda buluşacak. Yaklaşık iki buçuk ay önce göreve gelen Alkan’ın, Giresun gündeminden teşkilat çalışmalarına kadar birçok başlıkta değerlendirme yapması ve basın mensuplarının sorularını yanıtlaması bekleniyor. AK Parti Giresun İl Başkanlığı tarafından yapılan davete göre buluşma, 18 Eylül 2026 Cuma günü saat 10.00’da Uygulama Oteli Tarihi Konak’ta gerçekleştirilecek. Programda Alkan’ın güncel gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayacağı bildirildi. YILMAZ GİTTİ, ALKAN DÖNEMİ BAŞLADI AK Parti Giresun teşkilatındaki değişim, önceki İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz’ın 3 Haziran 2026’da görevinin sona ermesiyle başladı. AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı, Giresun’un da aralarında bulunduğu dört ilde görev değişikliğine gidildiğini açıklamıştı. Yaklaşık bir ay süren sürecin ardından Hüseyin Alkan, 3 Temmuz’da AK Parti Giresun İl Başkanlığına getirildi ve ardından görevi devraldı. Yeni dönemde il yönetimi de yenilenerek başkan dahil 40 kişilik kadro oluşturuldu. İKİ BUÇUK AYIN ARDINDAN GÖZLER VERECEĞİ MESAJLARDA Göreve geldikten sonra ilçe teşkilatları, esnaf ve vatandaşlarla temaslarda bulunan Alkan’ın yarınki toplantıda Giresun’un yatırımları, fındık, yerel gündem ve AK Parti teşkilatının yeni dönem çalışmaları hakkında vereceği mesajlar izlenecek. Alkan’ın son dönemde ilçelerde teşkilat toplantıları gerçekleştirdiği de yerel basına yansıdı.

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE İLK ÖDEME: 239 MİLYON TL Haber

TMO’DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE İLK ÖDEME: 239 MİLYON TL

TMO'DAN FINDIK ÜRETİCİSİNE İLK ÖDEMELER: 239 MİLYON TL HESAPLARA GEÇTİ Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026 yılı fındık alımlarına yönelik ödeme işlemlerini başlattı. TMO tarafından paylaşılan ürün bedeli ödeme tablosu uyarınca, 24-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında teslimatı yapılan fındıklar için toplam 239 milyon TL üreticilerin banka hesaplarına yatırıldı. TMO’nun “2026 Yılı Ürün Bedeli Ödemeleri Devam Ediyor” başlığıyla duyurduğu bilgilendirmede, fındığın yanı sıra hububat, haşhaş kapsülü ve tohumu için yapılan ödemelerin detayları da verildi. Bu kapsamda, 20-26 Ağustos tarihleri arasında teslim alınan hububat için 4 milyar 40 milyon TL, 26 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında teslim edilen haşhaş kapsülü ve tohumu için ise 288 milyon TL ödeme yapıldı. FINDIK ÜRETİCİSİNE 239 MİLYON TL Fındık üreticilerini ilgilendiren detaylarda, 24-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında TMO’ya teslim edilen fındıkların toplam bedelinin 239 milyon TL olduğu belirtildi. Böylece TMO, 2026 sezonu fındık alımlarının ilk teslimat dönemlerine ait ücretleri üreticilerin hesaplarına aktarmış oldu. TOPLAM ÖDEME TUTARI 4 MİLYAR 567 MİLYON TL Üç farklı ürün grubu üzerinden üreticilere gerçekleştirilen toplam ödeme miktarı 4 milyar 567 milyon TL’ye ulaştı. TMO, ödemesi tamamlanan üreticilere SMS yoluyla bilgi verildiğini ve ürün bedeli ödemelerinin periyodik olarak sürdürüleceğini açıkladı.

GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY: “ÜRETİCİNİN KADERİ DEĞİŞMİYOR Haber

GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY: “ÜRETİCİNİN KADERİ DEĞİŞMİYOR

GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY: “ÜRETİCİNİN KADERİ DEĞİŞMİYOR” YENİ Parti PM Üyesi ve Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Karadeniz’de yürütülen saha çalışmalarının ardından üreticilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Giresun’da fındık, Samsun’da çeltik, Rize’de çay üreticisinin yüksek maliyetlerle karşı karşıya olduğunu belirten Gezmiş, “Karadeniz’de ürün değişiyor ama üreticinin kaderi değişmiyor” dedi. GİRESUN’DA FINDIK, SAMSUN’DA ÇELTİK, RİZE’DE ÇAY Karadeniz illerinde saha çalışmalarını sürdüren YENİ Parti heyetleri, üreticilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi. Çalışmaları değerlendiren Gezmiş, bölgenin farklı illerinde farklı tarım ürünlerinin öne çıktığını ancak üreticilerin karşılaştığı ekonomik sorunların benzer olduğunu söyledi. Gezmiş, “Karadeniz’de ürün değişiyor ama üreticinin kaderi değişmiyor; Giresun’da fındıkçı, Samsun’da çeltikçi, Rize’de çay üreticisi maliyetin altında eziliyor” ifadelerini kullandı. “MOTORİNE GELEN 6,62 TL ZAM MALİYETLERE EKLENECEK” Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimin yanı sıra nakliye ve esnaf maliyetlerini de artıracağını belirten Gezmiş, motorine gelen 6,62 TL’lik zamma dikkat çekti. Gezmiş, “Motorine gelen 6,62 TL zam da doğal olarak üreticinin, nakliyecinin ve esnafın maliyetine eklenecek. Bu noktada bir an önce tarımsal üretim için indirimli mazot ve enerji şoklarına karşı geçici vergi koruması açıklanmalıdır” dedi. “ORTAK BİR KARADENİZ TARIM PROGRAMI HAZIRLIYORUZ” YENİ Parti’nin Karadeniz’deki saha çalışmalarının üreticilerin sorunlarını dinlemekle sınırlı olmadığını belirten Gezmiş, elde edilen talep ve tespitlerin ortak bir tarım programına dönüştürüleceğini ifade etti. Gezmiş, “Milletimizin kurduğu YENİ Parti’miz, üreticilerimizi sadece dinleyen değil, ortak bir Karadeniz Tarım Programı hazırlayan da partidir” diye konuştu. “ÜRETİCİLERİMİZİN HAKKINI ALMASI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ” Karadeniz illerindeki saha çalışmalarının devam edeceğini bildiren Gezmiş, üreticilerin emeğinin karşılığını almasının öncelikleri arasında bulunduğunu söyledi. Gezmiş, “Karadeniz illerinde yaptığımız saha çalışmaları sonrasında üreticilerimizin hakkını alması, yüzünün gülmesi için gerekli tüm çalışmaları yapmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. “AYRIMSIZ HERKESE, HER KESİME HİZMET” Açıklamasında partisinin farklı toplumsal kesimlere yönelik çalışmalarına da değinen Gezmiş, sözlerini şöyle sürdürdü: “YENİ Parti; işçinin, emeklinin, memurun, esnafın, çiftçinin, kadınların, gençlerin partisidir. Ayrımsız herkese, her kesime hizmet etmeyi önceleyerek yolumuza devam edeceğiz.” Gezmiş, Karadeniz’in üretim gücünün korunmasının yalnızca bölge ekonomisi açısından değil, Türkiye’nin tarımsal geleceği ve gıda güvenliği açısından da önem taşıdığını kaydetti.

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM Haber

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM

DÜNYA TARIM GÜNÜ’NDE FINDIĞA KÜRESEL MESAJ: BİLGİ, TEKNOLOJİ VE DOĞRU YÖNETİM ÖNE ÇIKIYOR Her yıl 9 Eylül’de anılan Dünya Tarım Günü, bu yıl da gıda güvenliği, iklim değişikliği, su kaynakları, verimlilik ve teknolojik dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Şili merkezli tarımsal bilgi platformu PlanetNuts’un mesajında özellikle fındık, ceviz, badem ve kestane üretiminde bilgiye dayalı yönetim, üreticinin doğru zamanda doğru karar vermesi ve bahçelerin değişen koşullara hazırlanması gerektiği vurgulandı. Fındıkta dünyanın en önemli üreticisi Türkiye açısından ise bu yaklaşım, verimlilikten zararlılarla mücadeleye kadar birçok başlıkta doğrudan önem taşıyor. TARIMDA ARTIK SADECE ÜRETMEK YETMİYOR PlanetNuts, Dünya Tarım Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda tarımı “dünyayı besleyen ve bilgi, deneyim ve yenilikle birlikte gelişen bir faaliyet” olarak tanımladı. Platform, üreticilerin ve tarım profesyonellerinin daha verimli, etkin ve günümüz tarımının risklerine karşı daha hazırlıklı bahçeler oluşturabilmeleri için güncel teknik bilgiye erişimin önemine dikkat çekti. Mesajda özellikle üç unsur öne çıktı: ürünü ve bitkiyi doğru tanımak, ihtiyaçları ortaya çıkmadan öngörebilmek ve bölgesel koşullara uygun yönetim stratejileri uygulamak. Bu yaklaşım, modern tarımda verim artışının yalnızca gübre veya ilaç kullanımına değil; iklim, toprak, sulama, hastalık-zararlı takibi ve doğru zamanlamanın birlikte yönetilmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Tarım Günü, 9 Eylül tarihinde birçok ülkede üreticilerin emeğini ve tarımın gıda güvenliği açısından önemini hatırlatmak amacıyla anılıyor. FAO’nun Paraguay’daki çalışmalarında da gün, tarımla hayatını sürdüren üreticilerin emeğini görünür kılan bir tarih olarak tanımlanıyor. 2026 yılında Şili’de Amerikan Tarım İşbirliği Enstitüsü IICA da günü; iklim değişikliği, suya erişim, toprakların korunması, yeni teknolojiler ve tarımsal rekabet gücü başlıklarıyla değerlendirdi. FINDIKTA ŞİLİ’NİN HIZLI YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajının Türkiye ve özellikle Karadeniz için dikkat çekici taraflarından biri, platformun çalışma alanları arasında fındığın da bulunması. 2022 yılında kurulan PlanetNuts; badem, ceviz, kestane ve Avrupa fındığı üzerine teknik içerik üreten çok disiplinli bir tarım platformu olarak faaliyet gösteriyor. Şili’de Avrupa fındığı son yılların en hızlı büyüyen meyve türlerinden biri haline geldi. Şili Tarım Politikaları ve Araştırma Ofisi ODEPA’nın verilerine göre fındık bahçelerinin alanı 2020’de 24 bin 430 hektarken 2025’te 49 bin 264 hektara ulaştı. Beş yıllık dönemde yaklaşık 24 bin 800 hektarlık artış yaşandı ve yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 15’in üzerine çıktı. Sektör kaynaklarında ise 2026 itibarıyla yeni dikimlerle birlikte fındık alanlarının yaklaşık 70 bin hektara ulaştığı belirtiliyor. PlanetNuts Direktörü José Pablo Correa, Şili’de fındık sektörünün son beş yılda belirgin biçimde hızlandığını; ülkenin iklim, toprak, teknik bilgi ve mekanizasyon avantajları sayesinde dünya üretiminde giderek daha güçlü bir konuma geldiğini ifade ediyor. ŞİLİ ARTIK TÜRKİYE’NİN ARDINDAN EN ÖNEMLİ ÜRETİCİLERDEN Uluslararası Kuruyemiş ve Kuru Meyve Konseyi INC’nin 2025/26 sezonuna ilişkin verileri, küresel üretimdeki değişimi daha net gösteriyor. Raporda Türkiye’nin fındık üretimi yaklaşık 246 bin ton kabuklu eşdeğeri düzeyinde verilirken, Şili’nin üretimi 53 bin tonun üzerine çıkıyor. Aynı tabloda ABD yaklaşık 48 bin ton, Çin 35 bin ton ve İtalya 28 bin ton seviyesinde yer alıyor. Şili’de düzenlenen 2026 PlanetNuts Day Avellanos etkinliğinde de ülkenin artık dünya fındık sektöründeki en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Ferrero’nun Şili iştiraki AgriChile’nin yöneticileri, özellikle La Araucanía ve güney bölgelerinde yeni üretim alanlarının büyüme potansiyeline dikkat çekti. Ancak hızlı büyümenin beraberinde yeni sorunlar getirdiği de görülüyor. Sektör uzmanları Şili’de üretim alanlarının işleme ve sanayi kapasitesinden daha hızlı büyüdüğünü, bu nedenle kurutma, kırma, depolama ve işleme altyapısının da eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. TÜRKİYE İÇİN EN KRİTİK BAŞLIKLAR: VERİMLİLİK VE ZARARLILAR Türkiye küresel fındık üretimindeki lider konumunu sürdürüyor ancak sektör açısından yalnızca toplam üretim miktarı değil, birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi giderek daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası sektör değerlendirmelerinde iklim değişikliği, kuraklık ve bitki hastalıklarının yanında kahverengi kokarca, fındık kurdu ve farklı zararlı türlerinin fındık üretimindeki en önemli riskler arasında yer aldığı belirtiliyor. INC’nin Türkiye-AB Fındık İşbirliği toplantısına ilişkin raporunda da kahverengi kokarca başta olmak üzere zararlıların üretim üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu kaydediliyor. Bu nedenle PlanetNuts’un “her karar önemlidir” yaklaşımı Türkiye’de de doğrudan karşılık buluyor. Bahçenin fenolojik gelişiminin izlenmesi, yağış ve don risklerinin takibi, bitki besleme programlarının toprak ve yaprak analizlerine göre oluşturulması, zararlıların erken dönemde tespit edilmesi ve hasat sonrası bakımın ihmal edilmemesi üretimin sürdürülebilirliği açısından önem kazanıyor. GİRESUN AÇISINDAN MESAJ DAHA DA ÖNEMLİ Giresun’da fındık yalnızca bir tarım ürünü değil, kırsal ekonominin ana gelir kaynaklarından biri. Bu nedenle küresel sektörde hızla büyüyen Şili gibi yeni üretici ülkelerin teknoloji, sulama, mekanizasyon ve bahçe yönetimine yaptığı yatırımlar Karadeniz için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin sahip olduğu yetiştiricilik kültürü ve Giresun kalite fındığının marka değeri önemli avantajlar olsa da önümüzdeki dönemde rekabetin yalnızca üretim miktarı üzerinden yürümeyeceği görülüyor. Dekara verim, randıman, ürün standardı, izlenebilirlik, zararlı ve hastalıklarla mücadele, işleme teknolojisi ve ihracatta sürdürülebilir kalite daha fazla belirleyici olacak. PlanetNuts’un Dünya Tarım Günü mesajı da bu noktada ortak bir gerçeğe işaret ediyor: geleceğin tarımında üreticinin deneyimi kadar bilgiye erişim, erken uyarı, bilimsel veri ve doğru yönetim belirleyici olacak. DÜNYA TARIM GÜNÜ’NÜN ANA MESAJI: ÜRETİCİYİ GELECEĞE HAZIRLAMAK Tarım sektörü bugün yalnızca artan nüfusu besleme sorumluluğuyla değil; su kaynaklarının azalması, toprak kaybı, iklim değişikliği, yeni hastalık ve zararlılar ile artan üretim maliyetleriyle de karşı karşıya. IICA’nın 2026 Dünya Tarım Günü değerlendirmesinde su yönetimi, iklim değişikliği, teknoloji, gençlerin tarımda tutulması ve uluslararası rekabet önümüzdeki dönemin temel sorunları arasında sıralandı. Bu tablo içinde fındık sektörü de daha bilimsel, ölçülebilir ve veriye dayalı üretim modeline yöneliyor. Şili’nin hızla büyüyen fındık üretimi Türkiye için doğrudan bir tehdit olarak değil, küresel pazarda rekabetin yönünün değiştiğini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye ve Giresun’un üstünlüğünü koruyabilmesinin yolu ise geleneksel üretim bilgisini modern tarım teknolojileriyle birleştirmekten geçiyor. KAYNAK: PlanetNuts, FAO, IICA, ODEPA, International Nut and Dried Fruit Council (INC), AgriChile/Ferrero Hazelnut Company.

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” Haber

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’”

ŞENYÜREK: ‘ÜRETİCİ ZARARA MAHKÛM EDİLİYOR’” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık fiyatlarındaki gerileme ve artan üretim maliyetleri üzerinden iktidarın tarım politikasını sert sözlerle eleştirdi. Giresun kalite fındığın geçen yıl eylül ayında 300 liraya kadar alıcı bulduğunu, bugün ise 180–210 lira bandına gerilediğini belirten Şenyürek, “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir” dedi. Şenyürek; TMO alım fiyatının en az 300 liraya çıkarılmasını, alım kotasının kaldırılmasını, FİSKOBİRLİK’in piyasayı yukarı taşıyacak bir fiyat açıklamasını ve Giresun’da fındığı işleyerek katma değer yaratan KOBİ’lerin desteklenmesini istedi. YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek, fındık piyasasında yaşanan fiyat düşüşüne ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü karşısında korunamadığını savundu. Fındıktaki mevcut tablonun sıradan bir piyasa hareketi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Şenyürek, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında ürününü geçen yılın altında kalan fiyatlardan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. “BUNUN ADI SERBEST PİYASA DEĞİL” Şenyürek, geçen yıl eylül ayında Giresun’da fındığın 300 liraya kadar alıcı bulduğunu hatırlatarak, bugün Giresun kalite fındığın randıman ve alım noktasına göre 180–210 lira bandına kadar gerilediğini ifade etti. Üretim giderlerindeki artışa dikkat çeken Şenyürek, şöyle konuştu: “Üreticinin bütün masrafları artarken ürününün fiyatı geçen yılın bile altına düşmüştür. Bunun adı serbest piyasa değil, üreticiyi güçlü alıcıların insafına terk etmektir.” Şenyürek, enflasyonun ve tarımsal girdi maliyetlerinin arttığı bir dönemde üretici fiyatının gerilemesinin kabul edilemez olduğunu savunarak, iktidarın yerel temsilcilerine de tepki gösterdi. “Madem 355 lira bile yeterli değil, fındık 180–210 lira bandına düştüğünde neden susuyorsunuz?” “ÜRETİCİ HER KİLOGRAMDA ZARAR EDİYOR” Şenyürek, ziraat odalarının bir kilogram fındığın işçilik dahil maliyetini 230–245 lira aralığında hesapladığını belirterek, serbest piyasada 180–210 liraya satış yapan üreticinin kilogram başına 20 ila 60 lira zarar ettiğini söyledi. Bu kaybın ton bazında 20 bin ila 60 bin liraya ulaştığını ifade eden Şenyürek, işçilik, patoz, akaryakıt, gübre ve diğer girdilerdeki artışların üreticinin yükünü daha da ağırlaştırdığını kaydetti. Giresun’da işçi yevmiyelerinin yer yer 2 bin 500 liraya, patoz çekim bedelinin ise ton başına 6 bin liraya kadar çıktığını belirten Şenyürek, mevcut tarımsal desteklerin üretim maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını savundu. “Üreticiye destek verdiğini söyleyen iktidara soruyoruz: Beş litre mazotla hangi bahçe temizlenecek, hangi gübre taşınacak, hangi ürün pazara indirilecektir?” “TMO’NUN AÇIKLADIĞI FİYAT ÜRETİCİNİN CEBİNE GİRMİYOR” TMO’nun Giresun kalite fındık için 255 lira, Levant kalite için 250 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Şenyürek, açıklanan fiyat ile serbest piyasadaki fiyat arasındaki farkın üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Şenyürek, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamasının yeterli olmadığını, güçlü ve yaygın alımlarla piyasayı desteklemesi gerektiğini savundu. “Sadece fiyat açıklamak yetmez; o fiyatı güçlü ve yaygın alımlarla savunmak gerekir.” TMO’daki alım kotası, randevu sistemi, alım noktalarının kapasitesi ve ürün bedellerinin ödeme süresine ilişkin eleştirilerde bulunan Şenyürek, üreticinin nakit ihtiyacı nedeniyle bekleyemediğini ve bu durumun serbest piyasadaki alıcıların elini güçlendirdiğini ileri sürdü. “TMO’nun görevi sınırlı miktarda ürün almak değil; piyasaya yön vermek, fiyatın aşağı çekilmesini önlemek ve üreticiyi güçlü alıcılar karşısında korumaktır.” “FİSKOBİRLİK KİMİN BİRLİĞİDİR?” Şenyürek’in açıklamasında en sert eleştirilerden biri de FİSKOBİRLİK’e yönelik oldu. FİSKOBİRLİK’in 1938 yılında Giresun’da üreticiyi korumak ve piyasada denge sağlamak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Şenyürek, kurumun 2026 sezonunda Giresun kalite fındık için 205 lira, Levant kalite için 195 lira seviyesinden alım fiyatı açıklamasını eleştirdi. “Üretici birliği olduğunu söyleyen bir kurum, TMO’nun 50 lira altında ve üretim maliyetinin bile gerisinde fiyat açıklayamaz. FİSKOBİRLİK’in görevi düşük fiyatları takip etmek değil, üreticiden yana ağırlık koyarak piyasayı yukarı taşımaktır.” Şenyürek, FİSKOBİRLİK’in yönetim yapısına da siyasi eleştiri yönelterek kurumun yeniden üreticinin söz ve karar sahibi olduğu bağımsız bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. “TMO 255 lira açıklamışken siz neden 205 lira fiyat verdiniz? Maliyeti 230–245 lira olan fındığı bu rakamdan alarak kimi koruyorsunuz?” “MİLYARLARCA DOLARLIK ÜRÜNÜN SAHİBİ ZARAR EDİYOR” Şenyürek, Türkiye’nin fındık ihracatından elde ettiği döviz gelirine dikkat çekerek, dünya piyasasında yüksek ekonomik değere sahip bir ürünün üreticisinin maliyet baskısı altında ezilmesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. “Bütün riski üstlenen, donla, kuraklıkla, hastalıkla ve artan maliyetlerle mücadele eden çiftçi kendi ürününü maliyetinin altında satmaktadır.” Şenyürek, üretici zarar ederken fındığın ticari değerinden daha güçlü alıcıların yararlandığını ileri sürerek mevcut piyasa düzeninin değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “FINDIĞIN KATMA DEĞERİ GİRESUN’DA KALMALIDIR” Şenyürek’in açıklamasında yalnızca üretici değil, fındığı işleyerek katma değer yaratan Giresunlu işletmeler de yer aldı. Çikolatalı fındık kreması, ezme, kavrulmuş fındık ve benzeri ürünler üreten yerel KOBİ’lerin enerji, ambalaj ve finansman maliyetleri karşısında desteklenmesi gerektiğini ifade eden Şenyürek, yerel markalaşmanın güçlendirilmesini istedi. “Üreticinin hakkını korumakla yerel imalatçıyı desteklemek birbirinin alternatifi değildir.” Şenyürek, Giresun’da yetişen fındığın mümkün olduğunca yine Giresun’da işlenmesi, markalaştırılması ve ihracata konu edilmesi gerektiğini vurguladı. “Fındık Giresun’da yetişiyorsa burada işlenmeli, burada markalaşmalı ve yarattığı katma değer de Giresun’da kalmalıdır.” TMO’YA KOTA VE FİYAT ÇAĞRISI Şenyürek, çözüm önerilerini de sıraladı. TMO’nun dönüm başına uyguladığı alım kotasının kaldırılmasını isteyen Şenyürek, ÇKS’ye kayıtlı üreticilerin standartlara uygun ürünlerinin tamamının alınması gerektiğini söyledi. Giresun’un bütün ilçelerinde yeterli sayıda alım noktası oluşturulmasını, alım kapasitesinin artırılmasını ve ürün bedellerinin birkaç gün içinde üreticiye ödenmesini isteyen Şenyürek, Giresun kalite fındığın TMO alım fiyatının da en az 300 liraya yükseltilmesi gerektiğini savundu. FİSKOBİRLİK’e de çağrıda bulunan Şenyürek, kurumun piyasayı takip eden değil, üreticiden yana fiyat oluşumuna öncülük eden bir politika izlemesini istedi. Şenyürek ayrıca Rekabet Kurumu’nun fındık piyasasındaki alıcı yoğunlaşmasını ve eş zamanlı fiyat hareketlerini incelemesi gerektiğini belirterek mazot, gübre ve ilaçta üreticiye daha güçlü doğrudan destek verilmesi çağrısında bulundu. “FINDIK ÜRETİCİSİ SADAKA DEĞİL, HAKKINI İSTİYOR” YENİ Parti Giresun İl Başkanı Dr. Gökhan Şenyürek açıklamasını, üreticinin fındıktan daha yüksek ve sürdürülebilir bir gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı: “Fındık üreticisi sadaka istemiyor. Emeğinin karşılığını ve dünya pazarında milyarlarca dolar kazandıran ürününden hak ettiği payı istiyor.” Şenyürek, YENİ Parti’nin üretici, yerel işletme ve fındıkta katma değer oluşturan kesimlerin desteklenmesini savunduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “YENİ Parti olarak fındığı birkaç büyük alıcının insafına, üreticiyi borca ve çaresizliğe teslim eden bu politikanın karşısındayız. Bahçedeki üreticimizden fındığı işleyip markalaştıran KOBİ’lerimize kadar alın teriyle değer yaratan herkesin yanındayız. Giresun’un emeğine, toprağına ve geleceğine sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Fındığın gerçek sahibi üreticidir ve son sözü de üretici söyleyecektir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.