Hava Durumu

#Finansman

giresunsonhaber - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İkinci el otomotivde nakit sıkışıklığı pazarı etkiliyor Haber

İkinci el otomotivde nakit sıkışıklığı pazarı etkiliyor

Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kimi araçlarda pazarlık marjlarının yükseldiğini ancak yüzde 10-15 seviyesindeki fiyat geri çekilmelerinin tüm piyasaya teşmil edilemeyeceğini belirtti. İSTANBUL (İGFA) - İkinci el otomobil piyasasında nakit akışına erişim, alım ve satım stratejilerini belirleyen temel faktörlerden biri haline geldi. Sektör temsilcileri arasında yer alan Muhammed Ali Karakaş, yatırım fonlarından beklediği nakdi temin edemeyen bazı bireysel kullanıcıların ve işletmelerin araçlarını satışa sunduğunu, birikimlerini araç alımında değerlendirmek isteyenlerin ise satın alma planlarını ötelediğini ifade etti. Karakaş, bu durumun piyasadaki araç arzını artırdığını, alım gücünün piyasaya yansımasını yavaşlattığını ve özellikle acil satış ihtiyacı duyan araçlarda pazarlık paylarını genişlettiğini dile getirdi. “MÜNFERİT İNDİRİMLER BÜTÜN PAZARA YAYILMIŞ GİBİ GÖSTERİLMEMELİ” Kamuoyunda konuşulan yüzde 10-15'lik fiyat düşüşü iddialarına değinen Karakaş, münferit satış örneklerinin pazarın genel gidişatından ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İkinci el pazarının tamamına yayılan genel bir fiyat düşüşü gözlemlemediklerini kaydeden Karakaş, nakit ihtiyacı nedeniyle indirim yapan bir satıcının işleminin, tüm araçlar için aynı oranda bir değer kaybı anlamı taşımayacağını söyledi. İlan edilen fiyat ile gerçek satış rakamının farklı olduğunu hatırlatan Karakaş, piyasa analizlerinin satış tarihi, araç segmenti ve verinin hangi şartlarda oluştuğu göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini belirtti. ALICI VE SATICI AYNI LİKİDİTE SORUNUNDAN ETKİLENİYOR Karakaş, likidite sıkıntısının hem satıcı tarafını hem de alıcı tarafını etkilediğini vurguladı. Bir yanda ticari ödemeler ya da şahsi nakit gereksinimleri sebebiyle aracını satmak isteyenlerin olduğunu, diğer yanda ise araç alımı için ayırdığı birikime ulaşmakta zorlanan tüketicilerin bulunduğunu söyledi. Kapora vermiş olmasına rağmen alım sürecini ertelemek veya işlemi iptal etmek zorunda kalanların olduğunu belirten Karakaş, bu durumun araçların stokta kalış sürelerini uzattığını ifade etti. Nakit dengesini korumaya çalışan galeriler ile hızlıca satış yapmak isteyen bireysel satıcıların bu dönemde pazarlık konusunda daha esnek davranabildiğini sözlerine ekledi. İKİNCİ EL BASKISI SIFIR KİLOMETREYE DE YANSIYABİLİR Karakaş, ikinci el piyasasındaki fiyat esnekliğinin sıfır kilometre araç pazarına da sirayet edebileceğini belirtti. Mevcut aracını satarak yeni bir model almak isteyen tüketicilerin, araçlarını daha düşük bedellerle satmaları durumunda, yeni araca geçiş için gereken ek finansman ihtiyacının artacağını söyledi. Gelecek dönemde ikinci el ticareti yapan işletmelerin stok yönetiminde daha tedbirli olması gerektiğini belirten Karakaş, satış süresinin en az satış rakamı kadar kritik olduğunu vurguladı. Uzayan satış sürelerinin finansman yükü ve stok maliyeti oluşturarak kârlılığı düşürebileceğini ifade eden Karakaş, likiditesi yüksek işletmeler için fırsatlar doğsa da her aracın aynı hızla nakde döneceği varsayımının riskli olduğunu belirtti. Karakaş, nakit erişimi kolaylaşana dek piyasadaki temkinli bekleyişin süreceğini belirterek, fiyat değerlendirmelerinin gerçekleşen somut işlemler üzerinden yapılmasının hem tüketici hem de piyasa güveni açısından kritik olduğunu ifade etti.

Bankacılık Sektöründen Enerjiye 1 Trilyon TL’yi Aşan Finansman Haber

Bankacılık Sektöründen Enerjiye 1 Trilyon TL’yi Aşan Finansman

TBB Başkanı Alpaslan Çakar, bankacılık sektörünün enerji sektörüne kullandırdığı kredilerin 1 trilyon TL’yi aştığını, proje finansmanında yenilenebilir enerjinin payının yüzde 53’e ulaştığını belirterek sektörün yeşil dönüşümün finansmanında daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi. TBB Başkanı Alpaslan Çakar, bankacılık sektörünün enerji sektörüne kullandırdığı kredilerin 1 trilyon TL’yi aştığını, proje finansmanında yenilenebilir enerjinin payının yüzde 53’e ulaştığını belirterek sektörün yeşil dönüşümün finansmanında daha fazla sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ise COP31’in Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Antalya’da elektriğin küresel enerji sistemlerindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasına yönelik güçlü bir uluslararası taahhüt hedeflendiğini ifade etti. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ise COP31’in Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Antalya’da elektriğin küresel enerji sistemlerindeki payının 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarılmasına yönelik güçlü bir uluslararası taahhüt hedeflendiğini ifade etti. TBB Başkanı Alpaslan Çakar: “Bugün yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, sanayimizin düşük karbonlu üretime geçişi ve yeni teknolojilere uyum, önümüzdeki dönemin önemli yatırım alanları olarak karşımıza çıkıyor. Enerjideki bu dönüşüm, çok büyük bir yatırım ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı, 2026 yılında küresel enerji yatırımlarının 3,4 trilyon dolara ulaşmasını, bunun yaklaşık 2,2 trilyon dolarının temiz enerji alanlarına yönelmesini bekliyor. Türk bankacılık sektörü olarak biz de bu alanda önemli bir sorumluluk üstleniyoruz. Yenilenebilir enerjiden enerji verimliliğine; sanayiden ulaşıma, inşaattan tarıma kadar farklı sektörleri destekleyen finansman araçlarımızla ülkemizin enerji dönüşümünün finansmanında aktif biçimde yer alıyoruz. Bugün itibarıyla bankacılık sektörümüzün enerji sektörüne kullandırdığı kredi miktarı 1 trilyon TL’nin üzerindedir. Proje finansmanı tarafında ise 695 milyar TL’lik enerji kredilerinin 347 milyar TL’lik bölümünü yenilenebilir enerji kredileri oluşturuyor. Bir başka ifadeyle, enerji sektörüne verilen her 100 TL’lik proje finansmanının 53 TL’si yenilenebilir enerjiye sağlanmış durumda. Bankacılık sektörü olarak daha fazla kaynağı yeşil ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmayı, uluslararası finansman imkânlarını ülkemize kazandırmayı ve yeni finansman modelleri geliştirmeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. 1,5 derece hedefi için yıllık yaklaşık 7,8 trilyon dolarlık iklim yatırımına ihtiyaç duyulurken, küresel iklim finansmanı yaklaşık 2 trilyon dolar seviyesinde. Türk bankacılık sektörü olarak sermayeyi nitelikli ve sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmada önemli bir rol üstleniyoruz. COP31’in yeni finansman modelleri ve iş birlikleri için önemli bir fırsat olduğuna inanıyoruz.” dedi. Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Dr. Fatih Birol: “COP31, Türkiye için muazzam bir fırsat. Antalya’da önemli kararların alınmasının yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadeleyi ve bu alanda atılabilecek somut adımları Türkiye kamuoyuna anlatmak için de önemli bir platform olacak. Elektrifikasyon konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla Antalya’nın ana hedeflerinden biri, bugün dünyada yüzde 23 olan elektriğin enerji sistemlerindeki payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarmak. Böyle bir karar alınması, piyasalara çok güçlü bir sinyal verecek: Gelecek elektrikte. Elektrifikasyon hedefinin arkasında çok uzun bir yatırım zinciri var. Türkiye’nin uluslararası temaslarında, Avustralya’yla birlikte ortaya koyduğu bu hedefin giderek daha geniş bir kabul gördüğünü görüyoruz. Antalya’da birçok ülkenin bu konuda taahhüt vermesini sağlayabilirsek, bu yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir kazanım olacak ve Antalya yıllar boyunca hatırlanacak. Dünyada enerji yatırımlarının dağılımına baktığımızda çok önemli bir dönüşüm görüyoruz. Geçmişte yatırımların yüzde 40’ı yenilenebilir enerjiye, yüzde 60’ı fosil kaynaklara giderken, bu yıl tablo tam tersine döndü. Yenilenebilir enerji yatırımları çok hızlı büyüyor. Bunun iklim politikalarından bağımsız olarak teknolojiyle de güçlü bir ilişkisi var. Bu dönüşüm bana umut veriyor; çünkü Antalya’da güçlü bir taahhüt ortaya koyabilirsek, bu yatırımların daha da büyümesinin önünü açabiliriz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR Haber

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR

TMO FINDIKTA KAPILARI DAHA FAZLA AÇTI: KOTA YÜZDE 30 ARTIYOR, GÜNLÜK ALIM 4 BİN TONU AŞTI Toprak Mahsulleri Ofisi, serbest piyasada fındık fiyatlarının TMO seviyelerinin belirgin biçimde altında kalmasının tartışıldığı bir dönemde alım sistemini üretici lehine genişletti. İlçe verim ortalamaları yüzde 30 artırılacak, düşük kotası bulunan üretici en az 100 kilogram/dekar üzerinden ürün teslim edebilecek. TMO’nun günlük fiili alımı 4 bin tonu aşarken, yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. Alım kapasitesindeki bu genişlemenin üreticinin alternatif satış kanalını güçlendirmesi nedeniyle serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde de etkili olup olmayacağı yakından izlenecek. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 17 Eylül 2026 tarihli açıklamasıyla fındık alımlarında uygulanan sistemde önemli düzenlemelere gitti. Kurum, düzenlemelerin fındık piyasasında istikrarın sağlanması ile üreticilerin pazarlama, depolama ve finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapıldığını bildirdi. TMO'nun açıkladığı rakamlar, kamu alımının ulaştığı ölçeği de ortaya koydu. 24 Ağustos'ta 17 noktada başlayan fındık alımları 55 noktaya ve 75 ekibe çıktı. İş yerlerinde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu verilirken, günlük fiili alım miktarı 4 bin tonun üzerine ulaştı. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin üretici 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. ÜRETİCİNİN EN ÇOK TARTIŞTIĞI KOTA YÜZDE 30 ARTIRILIYOR Yeni düzenlemenin üretici açısından en önemli bölümlerinden biri kamuoyunda "kota" olarak bilinen ilçe verim ortalamaları oldu. TMO'nun açıklamasına göre; İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda Ziraat Odaları, Ticaret Borsaları, İhracatçı Birlikleri, üniversiteler, Fiskobirlik ve diğer ilgili kurumların katıldığı komisyonların çotanak sayımlarına göre belirlediği ilçe verim ortalamaları daha önce yüzde 20 artırılmıştı. TMO şimdi yüksek verim alan üreticilerden gelen talepleri dikkate alarak artış oranını yüzde 30'a çıkaracağını açıkladı. KOTASI DÜŞÜK KALANA 100 KİLOGRAM/DEKAR GÜVENCESİ Düzenleme yalnızca yüzde 30'luk artışla sınırlı değil. Yapılan artışın ardından kotası hâlâ 100 kilogram/dekarın altında kalan ilçelerdeki üreticilerin TMO'ya teslim edebileceği miktar 100 kilogram/dekara tamamlanacak. ÇKS'ye ilçe verim ortalamasının 160 kilogram/dekar üzerinde girildiği üreticilerde ise TMO, sisteme girilen miktar kadar ürün almaya devam edecek. Böylece yüksek verim elde ettiği halde ilçe ortalaması nedeniyle ürününün tamamını TMO'ya yönlendirmekte zorlanan üreticiler açısından alım imkânı genişletilmiş olacak. TMO 255 TL, SERBEST PİYASADA MAKAS AÇIK Düzenlemenin zamanlaması fındık piyasası açısından ayrıca önem taşıyor. TMO, 2026 ürünü için 50 randıman esasına göre Giresun kalite fındığı 255 TL/kg, Levant kaliteyi 250 TL/kg üzerinden alıyor. Buna karşılık 17 Eylül tarihli piyasa haberlerinde Giresun'da kalite ve alıcıya göre farklı rakamlar görülüyor; bazı kaynaklarda Levant kalite için 175-185 TL bandı, bazı piyasa derlemelerinde ise Giresun kalite için yaklaşık 195-205 TL bandı bildiriliyor. Dolayısıyla "185 TL" bütün Giresun fındığı için tek ve resmî piyasa fiyatı olarak değil, belirli kalite ve alıcılarda görülen bir seviye olarak değerlendirilmelidir. Bu rakamlarla TMO'nun alım fiyatı ile bazı serbest piyasa fiyatları arasında kilogram başına 50-70 TL'ye ulaşabilen farklar oluşabiliyor. KOTA GENİŞLEDİKÇE ÜRETİCİNİN PAZARLIK GÜCÜ ARTABİLİR Yeni düzenlemenin piyasa açısından asıl önemi burada ortaya çıkıyor. Kotasının yetersiz olması veya teslimat imkânının sınırlı kalması nedeniyle ürününü serbest piyasaya yönlendirmek durumunda kalan üreticinin TMO'ya satabileceği miktarın yükselmesi, üreticinin satış alternatifini genişletebilir. TMO'nun günlük 4 bin tonun üzerinde fiili alım yapması ve 205 bin tonluk randevu talebine ulaşması da kamu alımının piyasadaki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bunun 185 TL civarındaki özel sektör alımlarını kesin olarak yukarı çekeceğini söylemek için ise henüz erken. Ancak üreticinin TMO'ya daha fazla ürün teslim edebilmesi, düşük fiyat veren alıcılara satış zorunluluğunu azaltabileceğinden serbest piyasadaki fiyat oluşumu üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Fiyatın bundan sonraki yönünü TMO'ya gerçekleşen fiili teslimatın yanı sıra ihracat talebi, piyasaya gelen ürün miktarı, kalite ve randıman belirleyecek. RANDEVU SORUNU: TMO “AYNI GÜN TESLİM” DİYOR TMO, randevu konusunda da kapasitenin artırıldığını bildirdi. Kurumun açıklamasına göre birçok alım noktasında üreticiler talep ettikleri güne kolaylıkla randevu alabiliyor ve ürünlerini aynı gün içerisinde teslim edebiliyor. 55 alım noktası ve 75 ekiple sürdürülen sistemde günlük 5 bin tonun üzerinde randevu kapasitesine ulaşılması, kota artışıyla birlikte daha fazla ürünün TMO kanalına yönelmesine imkân sağlayabilecek. ÜRETİCİ GİDEMEZSE YAKINI FINDIĞI TESLİM EDEBİLECEK TMO, hasattan sonra memleketinden ayrılmak zorunda kalan üreticiler için de yeni kolaylık sağladı. Ürünün esas olarak üreticinin kendisi tarafından teslim edilmesi kuralı devam ederken, üretici artık birinci veya ikinci derece yakınına vekâlet vererek fındığını TMO'ya teslim ettirebilecek. Bu düzenleme özellikle hasat sonrasında başka şehirlerdeki işine veya ikametine dönmek zorunda kalan üreticilerin TMO alım fiyatından yararlanabilmesi açısından önem taşıyor. KOKARCA NEDENİYLE ÇÜRÜK ORANI GÜNDEMDE TMO açıklamasında kahverengi kokarcanın fındık üzerindeki etkisine de ayrı bölüm ayırdı. Çürük iç fındık için kabul edilen oran 2022 yılında yüzde 3'ten yüzde 5'e, 2024 yılında ise azami yüzde 7'ye yükseltilmişti. Kurum, kahverengi kokarca popülasyonundaki artış karşısında bahçe bakımını düzenli gerçekleştiren üreticilerin mağduriyetinin azaltılmasının amaçlandığını belirtirken, sınırın daha fazla yükseltilmesinin uzun süreli depolamada sağlam ürünleri de etkileyerek stoklarda kalite ve değer kaybına neden olabileceğine dikkat çekti.

GİRESUN KÜLTÜR MERKEZİ İÇİN İHALE YARIN: Haber

GİRESUN KÜLTÜR MERKEZİ İÇİN İHALE YARIN:

GİRESUN KÜLTÜR MERKEZİ İÇİN İHALE YARIN: 779 KİŞİLİK SALONDAN SANAT ATÖLYELERİNE DEV PROJE Giresun’un uzun yıllardır beklediği Kültür Merkezi Projesi’nde yapım aşamasına geçiliyor. Teyyaredüzü Mahallesi’nde yaklaşık 13 dönümlük alanda planlanan, toplam 7 bin 380,98 metrekare inşaat alanına sahip merkezin yapım ihalesi 7 Eylül 2026 Pazartesi günü saat 10.30’da gerçekleştirilecek. Projede 779 kişilik çok amaçlı salon, kütüphaneler, sanat atölyeleri, sergi ve etkinlik alanları, kafeterya ve 91 araçlık otopark yer alacak. Giresun’un kültür ve sanat altyapısının önemli yatırımlarından biri olması hedeflenen Kültür Merkezi Projesi’nde ihale günü geldi. AK Parti Giresun Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas, projenin yapım ihalesinin 7 Eylül 2026 Pazartesi günü Giresun İl Özel İdaresi tarafından gerçekleştirileceğini açıkladı. İhale kayıtlarına göre “Giresun Kültür Merkezi Binası Yapımı” işi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19. maddesi kapsamında açık ihale usulüyle gerçekleştirilecek. Teklifler EKAP üzerinden elektronik ortamda alınacak ve saat 10.30’da açılacak. İhale Kayıt Numarası 2026/1489165 olarak belirlendi. (İhale Portalı) 7 BİN 380 METREKARELİK KÜLTÜR KOMPLEKSİ Proje, Teyyaredüzü Mahallesi’nde yaklaşık 13 dönümlük arazi üzerinde hayata geçirilecek. İhale dokümanına göre Kültür Merkezi; bodrum, zemin ve iki normal kat olmak üzere dört katlı, toplam 7.380,98 metrekare inşaat alanına sahip olacak. (İhale Portalı) Merkezin en önemli bölümlerinden birini 779 kişilik çok amaçlı salon oluşturacak. Salonun tiyatro, opera, konser, konferans, gösteri ve farklı kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapması planlanıyor. KÜTÜPHANEDEN SANAT ATÖLYELERİNE Kültür Merkezi yalnızca büyük bir gösteri salonundan oluşmayacak. Açıklanan proje ayrıntılarına göre yapıda; kütüphane alanları, sanat atölyeleri ve eğitim birimleri, sergi salonları, toplantı ve etkinlik alanları ile kafeterya ve sosyal alanlar bulunacak. Böylece merkezin yıl boyunca eğitim, sanat, sergi, toplantı ve sosyal etkinliklerle kullanılan yaşayan bir kültür alanına dönüştürülmesi hedefleniyor. Projede tam erişilebilirlik esas alınırken çevreci ve sürdürülebilir tasarım yaklaşımına da yer verilecek. 91 ARAÇLIK OTOPARK Projenin dikkat çeken ayrıntılarından biri de otopark kapasitesi. Kültür Merkezi bünyesinde 91 araçlık otopark oluşturulacak. Bunun 5 araçlık bölümü engelli bireyler, 9 araçlık bölümü ise elektrikli araçlar için ayrılacak. Bu düzenlemeyle merkezin hem erişilebilirlik hem de yeni nesil ulaşım ihtiyaçları açısından kapsamlı bir yapı haline getirilmesi amaçlanıyor. YAPIM İÇİN 700 TAKVİM GÜNÜ İhale dokümanında yapım süresi yer tesliminden itibaren 700 takvim günü olarak belirlendi. İhale sürecinin tamamlanması ve sözleşmenin imzalanmasının ardından en geç 15 gün içerisinde yer teslimi yapılarak inşaata başlanacak. (İhale Portalı) Bu takvime göre Kültür Merkezi'nin yapım süreci yaklaşık iki yılı kapsayacak. FİNANSMAN KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINDAN İhale dokümanında projenin finansman modeline ilişkin önemli ayrıntılar da bulunuyor. Sözleşme tasarısına göre hazırlanan ve onaylanan hakedişlerin bedelleri Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilecek ödeneklerle karşılanacak. Hakediş bilgileri Bakanlığa iletilmek üzere Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne gönderilecek. (İhale Portalı) Proje için sözleşme bedeli üzerinden ödenek dağılımı da 2026 yılı için yüzde 15, 2027 için yüzde 20 ve 2028 için yüzde 65 olarak planlandı. (İhale Portalı) Bu düzenleme, Kültür ve Turizm Bakanlığının projedeki mali rolünü de somutlaştırıyor. ELMAS: “YAŞAYAN BİR MERKEZ OLUŞTURUYORUZ” Milletvekili Nazım Elmas, yatırımın yalnızca yeni bir bina olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek projenin çocuklar, gençler, sanatçılar ve Giresunlular için kültür ve sanatın merkezi olacağını ifade etti. Elmas, Kültür Merkezi’nin şehrin kültür ve sanat hayatına önemli değer katacağını belirterek Cumhurbaşkanlığına, Kültür ve Turizm Bakanlığına ve projede emeği geçenlere teşekkür etti. 7 EYLÜL’de gerçekleştirilecek yapım ihalesinin ardından tekliflerin değerlendirilmesi, ihale kararının kesinleşmesi ve sözleşme süreci tamamlanacak. Yer tesliminin yapılmasıyla Giresun’un uzun yıllardır gündeminde bulunan Kültür Merkezi yatırımında fiili inşaat dönemi başlayacak.

FINDIKTA KRİTİK PAZARTESİ: Haber

FINDIKTA KRİTİK PAZARTESİ:

FINDIKTA KRİTİK PAZARTESİ: 55–65 LİRALIK MAKAS KAPANACAK MI? MANAVLARA 255 TL SINAVI: PAZARTESİ KAÇTAN ALACAKLAR? TMO, 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL’lik fiyatla 24 Ağustos Pazartesi günü sahaya iniyor. Giresun Merkez’de üreticiye 190–200 TL teklif edilmesiyle oluşan 55–65 liralık makasın ardından şimdi gözler manav ve tüccarlarda: Üreticinin karşısına 255 TL’lik gerçek bir alım seçeneği çıktığında özel sektör fiyatını yükseltecek mi? FINDIKTA HESAP VAKTİ Giresun’da 2026 ürünü fındık pazara inmeye başlarken sezonun ilk büyük fiyat sınavı için geri sayım başladı. Toprak Mahsulleri Ofisi, 50 randıman Giresun kalite kabuklu fındık için kilogram başına 255 TL alım fiyatı açıkladı. Buna karşılık Giresun Merkez’de üreticiye verilen serbest piyasa fiyatlarının 190–200 TL bandında kaldığı görülüyor. Resmî alım fiyatı ile sahadaki teklifler arasındaki fark kilogram başına 55–65 TL’ye kadar ulaşıyor. Şimdi herkes 24 Ağustos Pazartesi gününü bekliyor. TMO’nun fiilî alımlara başlamasıyla birlikte bu büyük fiyat makasının daralıp daralmayacağı, sezonun ilk önemli göstergesi olacak. BİR TON FINDIKTA 65 BİN LİRALIK KAYIP Aradaki fiyat farkı ilk bakışta kilogram üzerinden değerlendiriliyor. Ancak üreticinin toplam ürünü üzerinden hesaplandığında ortaya çok daha ağır bir tablo çıkıyor. TMO’nun 255 TL’lik alım fiyatı esas alındığında: Fındığını 200 TL’den satan üretici kilogram başına 55 TL,190 TL’den satan üretici ise kilogram başına 65 TL daha az gelir elde ediyor. Bu fark, bir ton fındıkta 55 bin ile 65 bin TL arasında gelir kaybı anlamına geliyor. Beş ton fındıkta üreticinin kaybı 275 bin ile 325 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Üretim, işçilik, patoz, kurutma ve nakliye maliyetlerinin bu kadar yükseldiği bir dönemde 55–65 liralık fark, üreticinin bütün bir yıllık emeğinin önemli bölümünün karşılıksız kalması demek. ÜRETİCİ FINDIĞINI DEĞİL, MECBURİYETİNİ SATIYOR Kâğıt üzerinde üreticinin önünde iki farklı seçenek bulunuyor: Fındığını serbest piyasaya hemen satmak veya TMO alımlarını beklemek. Ancak üreticinin büyük bölümü açısından bu iki seçenek eşit şartlarda değil. Hasat döneminde işçi, patoz, nakliye ve diğer giderlerini ödemek zorunda kalan üretici acil nakit ihtiyacıyla karşı karşıya kalıyor. Ürününü uzun süre depolama imkânı bulunmayan ya da borcunu ödemesi gereken üretici, TMO alımları başlamadan fındığını piyasaya indirmek zorunda kalabiliyor. Bu nedenle serbest piyasada yapılan her satışın tamamen özgür bir fiyat tercihi olduğunu söylemek mümkün değil. Üretici çoğu zaman fındığını değil, içinde bulunduğu ekonomik mecburiyeti satıyor. Bu mecburiyetin düşük fiyat için bir fırsata dönüştürülmemesi, üreticinin alın terinin korunması gerekiyor. 255 TL AÇIKLANDI, SAHADA NEDEN 190 TL KONUŞULUYOR? TMO’nun 255 TL’lik fiyatı açıklamasına rağmen serbest piyasanın 190–200 TL bandında kalması üreticinin en fazla tepki gösterdiği konu haline geldi. Burada önemli bir ayrım bulunuyor. Kamuoyunda “taban fiyat” olarak ifade edilen 255 TL, gerçekte TMO’nun belirlenen şartları taşıyan Giresun kalite fındık için uygulayacağı alım fiyatı. Bu rakam, özel sektördeki bütün alıcıların en az 255 TL ödeme yapmasını zorunlu kılan bağlayıcı bir asgari fiyat değil. Bu nedenle manav ve tüccarlar serbest piyasa koşullarında TMO fiyatının altında teklif verebiliyor. Asıl sorun da tam olarak burada ortaya çıkıyor. Üreticiyi fiyat baskısından koruyacak güçlü kooperatif, depolama, finansman ve piyasa denetim mekanizmaları yeterince etkili olmadığında, açıklanan resmî fiyat sahada tek başına koruma sağlayamıyor. TMO’nun fiyatı ancak üreticinin kolaylıkla ulaşabildiği, yeterli kapasiteyle işleyen gerçek bir alım seçeneğine dönüştüğünde piyasa üzerinde denge oluşturabiliyor. BÜYÜK TÜCCARLAR ADINA FINDIK TOPLANIYOR Sahadan gelen bilgilere göre bazı manav ve aracılar, büyük tüccarlar adına üreticiden 190–200 TL bandında fındık toplamayı sürdürüyor. Henüz TMO’nun fiilî alımlara başlamamış olması, üreticinin pazarlık gücünü zayıflatırken özel alıcılara daha düşük fiyatlardan ürün toplama imkânı sağlıyor. Ancak 24 Ağustos Pazartesi günü bu denge değişebilir. Üreticinin karşısına 255 TL’lik kamu alım seçeneği çıktığında, özel sektörün yeterli miktarda fındık toplayabilmek için fiyatlarını yeniden değerlendirmesi bekleniyor. Şimdi piyasanın yanıtlaması gereken soru açık: Bugün 190–200 TL’den fındık alan manavlar ve tüccarlar, TMO sahaya indiğinde üreticiye kaç lira verecek? PAZARTESİ FİYAT YÜKSELİRSE BU BİR LÜTUF OLMAYACAK TMO’nun alımlara başlamasının ardından özel piyasa fiyatlarının yükselmesi, üreticiye yapılmış bir iyilik veya lütuf olarak değerlendirilmemeli. Bu, üreticinin önüne gerçek bir alternatif çıkmasının ve piyasada rekabet oluşmasının doğal sonucu olacak. Eğer manav ve tüccarlar pazartesi gününden itibaren fiyatlarını yukarı çekerse, bugüne kadar oluşan düşük fiyatlarda üreticinin alternatifsiz bırakılmasının ne kadar etkili olduğu da daha açık görülecek. Fiyat değişmez ve 55–65 liralık makas devam ederse bu kez TMO’nun alım kapasitesi, randevu sistemi, kalite değerlendirmeleri ve üreticinin alım merkezlerine erişimi daha fazla tartışılacak. TMO’NUN FİYAT AÇIKLAMASI YETMEZ, KAPILARI AÇIK OLMALI TMO’nun üreticiyi koruyabilmesi için yalnızca fiyat açıklaması yeterli değil. Açıklanan fiyatın sahada ulaşılabilir olması gerekiyor. Alımların ilk etapta 16 noktada başlaması ve ihtiyaca göre alım noktası sayısının 61’e kadar çıkarılması planlanıyor. Randevu sistemi 17 Ağustos’ta üreticilerin kullanımına açıldı. TMO’ya ürün teslim edecek üreticilerin Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olması ve fındığın belirlenen kalite şartlarını taşıması gerekiyor. Kabul edilen ürünlerin bedelinin ise teslimatı takip eden 21’inci günden itibaren üreticilerin banka hesaplarına aktarılması öngörülüyor. Ancak acil nakit ihtiyacı bulunan üretici açısından 21 günlük ödeme süresi önemli bir dezavantaj oluşturabilir. Serbest piyasanın düşük fiyat karşılığında peşin ödeme yapması, borcu bulunan üreticiyi istemediği bir tercihe zorlayabilir. Bu nedenle TMO alımlarının yeterli kapasiteyle yürütülmesi, randevuların kolaylaştırılması ve üretici ödemelerinin mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. ÜRETİCİNİN ALIN TERİ UCUZA GİTMEMELİ Fındık, Giresun için sıradan bir ticari ürün değil. Binlerce ailenin yıllık geçim kaynağı, kentin ekonomisinin ve ihracat gelirinin temel unsurlarından biri. Üreticinin aylarca verdiği emeğin değeri, yalnızca hasat dönemindeki nakit sıkışıklığına göre belirlenmemeli. Serbest piyasa elbette kendi şartları içerisinde fiyat oluşturabilir. Ancak üreticinin alternatifsizliği, depolama yetersizliği ve borç baskısı düşük fiyat toplamanın aracı haline gelmemeli. Fiyatın belirlenmesinde üretim maliyeti, ürünün kalitesi, randımanı ve açıklanan kamu alım fiyatı dikkate alınmalı; üreticinin çaresizliği değil. MANAVLARIN DA TMO’NUN DA SINAVI 24 Ağustos Pazartesi günü yalnızca manav ve tüccarlar için değil, TMO ve uygulanan fındık politikası açısından da önemli bir sınav olacak. Manav ve tüccarların sınavı, 255 TL’lik kamu alım seçeneği karşısında üreticiye kaç lira teklif edecekleriyle ölçülecek. TMO’nun sınavı ise açıkladığı fiyatı yeterli alım kapasitesi, kolay randevu, adil kalite değerlendirmesi ve zamanında ödeme ile sahada uygulayıp uygulayamayacağı olacak. Üreticinin beklentisi açık: TMO piyasaya yalnızca isim olarak değil, güçlü ve erişilebilir bir alıcı olarak girmeli. GÖZLER 24 AĞUSTOS’TA Giresun fındık piyasası şimdi kritik pazartesiye kilitlendi. Bir tarafta TMO’nun 50 randıman Giresun kalite fındık için açıkladığı 255 TL, diğer tarafta üreticiye sunulan 190–200 TL’lik fiyatlar bulunuyor. Kilogram başına 55–65 TL’ye, bir ton üründe ise 65 bin TL’ye ulaşan farkın kapanıp kapanmayacağını pazartesi gününden itibaren göreceğiz. Şimdi üretici de kamuoyu da aynı soruyu soruyor: TMO 255 TL ile sahaya indiğinde, bugün 190–200 TL’den fındık toplayan manavlar ve tüccarlar kaç lira fiyat verecek? Pazartesi günü yalnızca fındığın fiyatı değil, üreticinin alın terine verilen değer de ortaya çıkacak. Kaynak: TMO – Fındık Alımlarına 24 Ağustos’ta Başlıyoruz

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI Haber

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI

FINDIKTA İKİ KOMŞU ŞEHİR, İKİ FARKLI YÖNETİM ANLAYIŞI ORDU ÜRETİCİ İÇİN KURUYOR, GİRESUN ELİNDEKİNİ KULLANMIYOR Ordu Büyükşehir Belediyesi, fındık üreticisinin ürününü sağlıklı koşullarda depolayabilmesi, hasat dönemindeki zorunlu satış baskısından korunması ve finansmana erişebilmesi amacıyla 20 bin ton kapasiteli Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi için kesin başvurusunu tamamladı. Ordu’da belediye, oda, borsa ve özel sektör aynı hedef etrafında birleşirken Giresun’da Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla 9,45 milyon avroya kurulan 17 bin tonluk tesisin üreticiye hizmet veren asli işlevinden uzaklaştırılarak boş ve atıl depo şeklinde kiraya verilmek istendiği öğrenildi. ORDU’DA FINDIK İÇİN STRATEJİK HAMLE Ordu’da başta fındık olmak üzere bölgedeki tarımsal ürünlerin sağlıklı, güvenli ve belirlenmiş standartlara uygun şekilde saklanması amacıyla hazırlanan Fındık Ticaret Merkezi ve Lisanslı Depo Projesi’nde kesin başvuru aşaması tamamlandı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in yürüttüğü temaslar sonucunda yatırım programına alınan proje, belediye iştiraki Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. tarafından hazırlandı. Proje kapsamındaki teknik, ekonomik ve mali raporlarla gerekli belgeler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Bakanlığa teslim edildi. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması durumunda izin, ihale ve yapım süreçlerine geçilmesi planlanıyor. Dolayısıyla tamamlanan aşama tesisin inşaatı değil, yatırım desteği alınmasına yönelik kesin başvurudur. 651,5 MİLYON LİRALIK YATIRIM Altınordu ilçesinde kurulması planlanan tesis için yaklaşık 651,5 milyon liralık yatırım öngörülüyor. Projenin açıklanan temel hedefleri şöyle: 20 bin ton depolama kapasitesi, tam otomasyonlu ürün kabul ve saklama sistemi, yüksek teknolojili altyapı, fındık ticaret merkezi ve 30 kişilik doğrudan istihdam. Tesisin yalnızca ürün konulan büyük bir depo olarak değil; üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve ihracatçıyı kayıtlı bir ticaret düzeninde buluşturan entegre bir tarım ve lojistik merkezi olarak işletilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle proje, Ordu’nun fındıktaki üretim gücünü yalnızca miktar üzerinden değil; depolama, kalite, finansman, kayıtlı ticaret ve pazarlama altyapısı üzerinden güçlendirmeyi amaçlıyor. ÜRETİCİNİN EN BÜYÜK SORUNU: HASATTA SATMAK ZORUNDA KALMAK Fındık üreticisinin yaşadığı temel ekonomik sorunlardan biri, ürünün büyük bölümünün kısa bir hasat döneminde piyasaya çıkmasıdır. İşçilik, patoz, nakliye, gübre, ilaçlama ve günlük yaşam giderlerini karşılamak zorunda kalan küçük üretici, yeterli nakit rezervi bulunmadığında fındığını bekletemez. Ürününü hasadın hemen ardından satmak zorunda kalan üretici, satış zamanını serbestçe seçme imkânını kaybeder. Ekonomi literatüründe bu durum “nakit ihtiyacından kaynaklanan zorunlu satış” olarak değerlendirilir. Piyasaya ürün arzının yoğunlaştığı dönemde alıcıların pazarlık gücü artarken küçük üreticinin pazarlık gücü zayıflayabilir. Lisanslı depo sistemi, doğru işletildiğinde bu dengesizliği azaltabilecek araçlardan biridir. DEPO DEĞİL, ÜRETİCİYE ZAMAN KAZANDIRAN BİR SİSTEM Üretici lisanslı depoya teslim ettiği ürününü doğrudan satmış olmaz. Fındık önce yetkili sınıflandırıcı tarafından analiz edilir; kalite, sınıf ve miktarı belirlenir. Ardından ürün karşılığında elektronik ortamda ürün senedi oluşturulabilir. Elektronik Ürün Senedi, ürünün mülkiyetini temsil eder. Üretici, fiziki fındığı tekrar taşımadan senedi üzerinden satış yapabilir veya uygun finansman modellerinde teminat olarak kullanabilir. Ticaret Bakanlığına göre lisanslı depoya kabul edilen ürünler yetkili sınıflandırıcılar tarafından analiz edilip sınıflandırılıyor; ürün karşılığında düzenlenen senet ise aynı miktar, cins, sınıf ve kalitedeki ürünün hak sahibine teslimini güvence altına alıyor. Lisanslı depoların ayrıca teminat ve sigorta yükümlülüğü bulunuyor. Bu sistem üreticiye üç temel imkân sağlar: Ürününü sağlıklı koşullarda saklamak, satış zamanını seçmek ve ürünü elden çıkarmadan finansmana ulaşmak. Ancak bu faydaların ortaya çıkması için tesisin gerçekten üretici tarafından kullanılabilmesi gerekir. Bina yapmak tek başına yeterli değildir. KALİTE KAYBI EKONOMİK KAYIPTIR Fındığın uygun olmayan sıcaklık, nem ve havalandırma koşullarında bekletilmesi; acılaşma, küflenme, böceklenme, randıman kaybı ve aflatoksin riskini artırabilir. Bu nedenle modern depolama yalnızca ürünün fiziksel olarak korunması anlamına gelmez. Kaliteyi korumak, aynı zamanda üreticinin ürün değerini ve bölgenin ihracat itibarını korumaktır. Ordu’da kurulması planlanan tam otomasyonlu tesisin sıcaklık, nem, havalandırma, ürün izlenebilirliği ve laboratuvar süreçleriyle birlikte işletilmesi hâlinde bölgenin fındık ticaretinde kalite standardizasyonuna katkı sağlaması beklenebilir. ORDU’NUN ORTAK PROJESİ Başvuru sürecinin dikkat çeken yönlerinden biri de yatırımın yalnızca belediye bürokrasisi tarafından hazırlanmış bir proje olarak kalmaması oldu. Ordu Ticaret ve Sanayi Odası, Ünye Ticaret ve Sanayi Odası, Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Ticaret Borsası, Ünye Ticaret Borsası ve Fatsa Ticaret Borsası, yatırımın bölge ekonomisine sağlayacağı katkıları anlatan resmi destek ve niyet beyanları hazırladı. Özel sektör temsilcileri de başvuru sürecine katkı sundu. Bu kurumsal birliktelik, projenin yalnızca bir belediye yatırımı değil, Ordu’nun ortak tarımsal kalkınma projesi olarak ele alındığını gösteriyor. EMEĞİ GEÇENLERİ KUTLUYORUZ Fındık üreticisinin ekonomik bağımsızlığını, ürün kalitesini ve satış gücünü artırmaya yönelik böyle bir projenin hazırlanması önemlidir. Başta projenin yatırım programına alınması için temaslarda bulunan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sancar Eser, şirket yöneticileri ve teknik çalışma ekibi olmak üzere başvuruya katkı sunan oda, borsa ve özel sektör temsilcileri takdiri hak ediyor. Sancar Eser de yatırımın yalnızca bir depolama tesisi olmadığını; üretici, tüccar, sanayici ve ihracatçıyı aynı sistem içerisinde buluşturacak bir ticaret ve lojistik altyapısı olarak planlandığını açıkladı. Ancak asıl başarı, Bakanlığın destek kararının ardından tesisin tamamlanması ve küçük üreticinin sistemi gerçekten kullanabilmesiyle ölçülecek. ORDU, GİRESUN’UN HATALARINDAN DERS ÇIKARMALI Ordu’nun projesi önemli olmakla birlikte, Giresun örneği lisanslı depoculukta yalnızca yatırım yapmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Ordu’da tesis faaliyete geçtiğinde şu göstergeler her sezon kamuoyuna açıklanmalı: Depoya giren toplam fındık miktarı, kapasite kullanım oranı, tesisten yararlanan üretici sayısı, üreticilerin ortalama teslimat miktarı, tüccar ve şirketlerin toplam içindeki payı, düzenlenen elektronik ürün senedi hacmi, ürünlerin ortalama bekleme süresi ve üreticinin depolama sonrasında elde ettiği fiyat avantajı. Küçük üreticiler için ilçelerde ürün toplama merkezleri kurulması, taşıma maliyetinin düşürülmesi, düşük miktarlı teslimatların kabul edilmesi ve elektronik ürün senedi işlemleri konusunda ücretsiz danışmanlık verilmesi de projenin sosyal başarısı açısından kritik olacaktır. Aksi hâlde yüksek teknolojiyle kurulan tesisin kapasitesi, küçük üretici yerine büyük ticari işletmeler tarafından kullanılabilir. GİRESUN TİCARET BORSASININ LİSANSLI DEPO FİYASKOSU Ordu yeni bir lisanslı depo kurmak için bütün kurumlarıyla harekete geçerken Giresun’un elinde aynı amaçlarla kurulmuş, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarıyla finanse edilmiş büyük bir tesis bulunuyor. Giresun’daki tesisin sorunu bina, arsa veya başlangıçtaki teknolojik altyapı eksikliği değildi. Sorun, milyonlarca avroluk yatırımın kuruluş amaçlarına uygun ve üretici merkezli bir işletme modeline dönüştürülememesi oldu. 9,45 MİLYON AVROYA KURULDU Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası Projesi, Giresun Ticaret Borsası tarafından Avrupa Birliği destekli Rekabetçi Sektörler Programı’na sunuldu. Projenin toplam bütçesi 9 milyon 450 bin 309 avro olarak açıklandı. Bu kaynağın 7 milyon 753 bin 979 avrosu Avrupa Birliği katkısından, 1 milyon 696 bin 331 avrosu ise ulusal katkıdan oluştu. Projenin ortakları arasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Giresun İl Özel İdaresi, Rize Ticaret Borsası ve Düzce Ticaret Borsası yer aldı. Operasyonel anlaşma 12 Ocak 2011’de imzalandı; kesin kabul 10 Mart 2017’de yapıldı. Tesis, 8 Eylül 2017’de büyük beklentiler ve üst düzey katılımlı bir törenle faaliyete geçirildi. Giresun Ticaret Borsası bugün de projeyi tamamlanan yatırımları arasında gösteriyor. Giresun Ticaret Borsasının güncel proje tanıtımında tesiste 17 bin ton kapasiteli 24 çelik silo, kalite kontrol laboratuvarı ve spot borsa binası bulunduğu belirtiliyor. GİFLİDAŞ’ın kendi internet sitesindeki teknik bilgi sayfasında ise kapasite 16 bin ton olarak veriliyor. Milyonlarca avroluk bir yatırım hakkında Borsa ile iştirak şirketinin internet sayfalarında kapasiteye ilişkin farklı rakamların bulunması bile kurumsal veri yönetiminin ve kamuoyu bilgilendirmesinin ne kadar yetersiz kaldığını gösteriyor. ORDU’YA TEBRİK Ordu’nun projesi henüz tamamlanmış bir yatırım değildir. Bakanlık değerlendirmesinin olumlu sonuçlanması, finansman, izin, ihale ve yapım süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Ancak Ordu’nun daha başvuru aşamasında belediye, oda, borsa ve özel sektörü bir araya getirerek üretici için yeni bir altyapı oluşturma iradesi ortaya koyması önemlidir. Giresun’un ise yeni bir depo projesine ihtiyacı yoktur. Giresun’un ihtiyacı, elindeki yüksek maliyetli tesisi kuruluş amacına döndürmek; üretici örgütlerinin de yer aldığı şeffaf, bağımsız ve hesap verebilir bir işletme modeli kurmaktır. İki komşu şehir arasındaki fark yalnızca yatırım farkı değildir. Biri geleceğe dönük üretici politikası geliştirirken diğeri elindeki stratejik tarım altyapısını kuruluş amacından uzaklaştırmaktadır.

Her il için İklim Eylem Planı zorunlu! Yeni yönetmelik 'Resmi'leşti Haber

Her il için İklim Eylem Planı zorunlu! Yeni yönetmelik 'Resmi'leşti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, iklim kriziyle mücadele kapsamında yerel yönetimlere yeni görevler tanımladı. Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle beraber tüm illerde "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı" oluşturulacak ve vali koordinasyonunda İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları kurulacak. ANKARA (İGFA) - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kaleme alınan "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile Türkiye'nin net sıfır emisyon gayesi doğrultusunda, her ilin iklim değişikliğine uyum sağlaması ve sera gazı salınımlarını düşürmesi amacıyla Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) hazırlaması zorunlu kılındı. YİDEP çalışmaları; illerin iklimle ilgili risklerini, sera gazı envanterlerini, emisyon azaltma hedeflerini, uyum stratejilerini, gerçekleştirilecek eylemleri, sorumlu birimleri, bütçeyi ve finansman yöntemlerini kapsayacak. Bu planlar, valinin yönetiminde; büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer illerde ise il belediyesi ve il özel idaresi tarafından ilgili kurumların desteğiyle hazırlanacak. Yönetmelik kapsamında ayrıca her ilde bir İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu oluşturulacak. Vali başkanlığındaki bu kurulda kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, meslek örgütleri, ticaret ve sanayi odaları ile ihtiyaç halinde sivil toplum kuruluşları görev alacak. Kurul, hazırlanan eylem planlarının onaylanması, yıllık izleme ve değerlendirme süreçlerini yönetecek. Eylem planlarının yürütülme süreci dijital ortamda takip edilecek. Belediyeler; iklim risk analizlerini, güncel sera gazı envanterlerini ve faaliyetlerin ilerleme durumunu E-YİDEP sistemine girecek. Hazırlanan stratejik planlar ise kamuoyunun bilgi edinmesi amacıyla İklim Portalı üzerinden paylaşılacak. KURULLAR 31 ARALIK 2026'YA KADAR OLUŞTURULACAK Yönetmelik hükümlerine göre, tüm illerdeki İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurullarının kurulması için son tarih 31 Aralık 2026 olarak belirlendi. İlk Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarının ise 2028-2032 yıllarını kapsayacak biçimde, 31 Aralık 2027 tarihine kadar tamamlanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor. Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.