Hava Durumu

#Enerji Verimliliği

giresunsonhaber - Enerji Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay zekâ otomotivde oyunun kurallarını değiştiriyor Haber

Yapay zekâ otomotivde oyunun kurallarını değiştiriyor

Türkiye’de otomotiv ve mobilite ekosistemi, yapay zekâ destekli yazılım tanımlı araçlar (SDV), akıllı şarj çözümleri ve veri odaklı hizmetlerle küresel dönüşümün önemli bir parçası haline gelmeye başlıyor. İSTANBUL (İGFA) - Elektrikli araç çözümleri portallarından Sarjagel.com, yapay zekânın otomotiv sektörüne entegrasyonuna ilişkin kapsamlı bir araştırma yayımladı. Araştırmaya göre, yapay zekâ otomotivde yalnızca sürüş güvenliğini değil, kullanıcı deneyimini, üretim süreçlerini ve satış sonrası hizmetleri de kökten değiştiriyor. Son yıllarda yapay zekânın en görünür kullanım alanı, Gelişmiş Sürücü Destek Sistemleri (ADAS) oldu. Kamera, radar ve sensörlerden gelen veriler yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edilerek şerit takibi, adaptif hız sabitleme, çarpışma önleme ve acil fren gibi kritik fonksiyonlar yönetiliyor. Türkiye pazarında satılan yeni nesil araçların büyük bölümü L2 ve L2+ seviyesinde yapay zekâ destekli sürüş teknolojileriyle sunuluyor. Sektör temsilcilerinden sarjagel.com Genel Müdürü Selçuk Nazik, bu dönüşümün otomotivde değer algısını değiştirdiğini belirterek, “Yapay zekâ sayesinde araçlar artık statik ürünler olmaktan çıktı. Güncellenebilen, öğrenen ve kullanıcıya uyum sağlayan mobilite platformlarına dönüştü” dedi. OTA GÜNCELLEMELERİ YENİ STANDART HALİNE GELİYOR Araştırmada, yapay zekânın sürdürülebilir kullanımı için yazılım tanımlı araç mimarilerinin zorunlu hale geldiği vurgulandı. Over-the-Air (OTA) güncellemeleri sayesinde sürüş destek sistemleri, batarya yönetimi, enerji verimliliği ve multimedya özellikleri uzaktan geliştirilebiliyor. Türkiye’de hem yerli hem ithal araçlarda OTA destekli sistemlerin yaygınlaşması, servis anlayışını da değiştiriyor. Kullanıcılar servise gitmeden güncelleme alabilirken, markalar araç filolarını gerçek zamanlı veriyle izleyebiliyor. Nazik, “Elektrikli araçlarda yazılım, donanım kadar kritik. Yapay zekâ destekli OTA sistemleri batarya performansı ve şarj verimliliğini sürekli iyileştirme imkânı sunuyor” ifadelerini kullandı. Yapay zekâ, elektrikli araçlarda batarya sağlığı (SOH), doluluk oranı (SOC) ve kullanım alışkanlıklarını analiz ederek daha doğru menzil tahminleri yapılmasını sağlıyor. Türkiye’de hızla büyüyen şarj altyapısında da yapay zekâ; yoğunluk tahmini, dinamik fiyatlama ve enerji yük dengeleme gibi çözümlerle verimliliği artırıyor. HASAR TESPİTİ VE SİGORTADA HIZLI KARAR Araştırmaya göre yapay zekâ, hasar tespiti ve sigorta süreçlerinde de hızla yaygınlaşıyor. Araç fotoğrafları üzerinden hasarlı parçaların otomatik tespiti, onarım yöntemi ve maliyet hesaplaması saniyeler içinde yapılabiliyor. Bu sistemler, Türkiye’de kasko ve filo yönetiminde operasyonel maliyetleri düşürürken suistimal riskini de azaltıyor. Bağlantılı araçlar ve yapay zekâ sayesinde bakım süreçleri proaktif hale geliyor. Sensör verileri analiz edilerek arıza oluşmadan önce uyarılar veriliyor. Bu yaklaşım, özellikle elektrikli araçlarda batarya sağlığının korunması ve ikinci el değerinin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Nazik, “Yapay zekâ destekli bakım ve onarım, servisleri tamir noktası olmaktan çıkarıp veriyle çalışan mobilite merkezlerine dönüştürüyor” diyerek dönüşümün sektör için uzun vadeli kazanım sağladığını ifade etti.

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı  Haber

SÜT-D, İklim Değişikliğiyle Mücadelede 'Hızımızı Artıralım' Çağrısı Yaptı 

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği, Uluslararası Temiz Enerji Günü vesilesiyle yayımladığı bildiride, enerji dönüşümünü adil ve kapsayıcı bir geçişle hızlandırma vurgusu yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede temiz enerjinin kritik rolüne dikkat çekti. 26 Ocak'ta kutlanan Uluslararası Temiz Enerji Günü, temiz enerjiye adil ve kapsayıcı bir geçiş için farkındalığı artırmayı ve harekete geçmeyi amaçlayan bir gün olarak öne çıkıyor. İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan ve aynı zamanda Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı olan Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, insan ve gezegenin yararına temiz enerji için yenilenebilir enerji kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojileriyle iklim değişikliği mücadelesini kimseyi geride bırakmadan sürdürme önerisinde bulundu. İklim Dostu, Erişilebilir ve Temiz Enerji 2015 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belirlenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKA) ile 2030'a kadar aşırı yoksulluğun sona erdirilmesi, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele edilmesi, iklim değişikliğine karşı harekete geçilmesi hedefleniyor. Bu bağlamda, küresel anlamda SKA7: Erişilebilir ve Temiz Enerji ve SKA13: İklim Eylemi hedeflerinin önemi büyük. BM verilerine göre dünya genelinde 750 milyon kişinin enerjiye erişimi bulunmazken, her yıl kirletici pişirme yöntemleri nedeniyle 3,2 milyon kişi erken hayatını kaybediyor, fosil yakıt kullanımı ise 6 milyon ölüme ve küresel sera gazı salımlarının yüzde 75'inden fazlasına neden oluyor. Yenilenebilir enerji yatırımları gelişmekte olan ülkelerde her yıl artış gösterse de, mevcut kişi başı enerji kapasitesi istenilen seviyenin altında bulunuyor. Prof. Dr. Karaosmanoğlu, 2030 yılına kadar yapılması gereken yıllık 4 trilyon dolarlık yatırımın önemini vurgulayarak, iklim dostu enerjiye erişimin insan ve gezegenin hakkı olduğunun altını çiziyor. Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi için Enerji Prof. Karaosmanoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2025 Kasım ayı sonu verilerine göre, Türkiye'nin kurulu gücünün yüzde 26,5'inin hidrolik, yüzde 19,7'sinin doğal gaz, yüzde 18'inin kömür, yüzde 11,9'unun rüzgar, yüzde 20,3'ünün güneş, yüzde 1,4'ünün jeotermal ve yüzde 2,1'inin diğer kaynaklardan oluştuğunu belirtiyor. Güneş ve rüzgar enerjisinin üçte bir oranındaki payının artarak 2035'te dört katına çıkması beklenirken, Türkiye İstatistik Kurumu'nun son verilerine göre 2023'te enerji, yüzde 73,8; tarım, yüzde 12; endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 11; atık ise yüzde 2,3 emisyon oranlarına sebep oluyor. Tüm bu veriler ışığında, ülkemizin iklim değişikliği ile mücadelesinde en iyi enerji yönetiminin şart olduğunu vurguluyor. Enerjisini En İyi Yöneten İklimini de En İyi Yönetir Türkiye'nin uzun vadeli iklim stratejisi kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, enerji verimliliği uygulamaları ve mevcut en temiz enerji teknolojilerinin gerekliliği açıkça ortaya konuluyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve sürdürülebilirlik odaklı projelerle 2048 yılı için belirlenen "Karbon Nötr İTÜ" hedefi doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi'nin desteğiyle 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde "Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri" temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi'nde enerji konusu gündemde yer alacak. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31; 9-20 Kasım 2026) öncesinde mevzuatının geliştirilmesi amaçlanan Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ve Karbon Piyasası gibi konular zirvede öncelikli olarak ele alınacak. SKA7 ve SKA13'ün detaylı bir şekilde değerlendirileceğini belirten Dr. Karaosmanoğlu, SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurularının devam ettiğini ifade ediyor. Temiz Enerji Lokomotifi Dr. Karaosmanoğlu, ülkemizin yeşil alanları, mavi suları ve yüksek potansiyele sahip yenilenebilir kaynaklarının iklim dostu temiz enerji yatırımları için son derece uygun olduğunu belirtiyor ve temiz enerji lokomotifiyle bu yönde hızımızı artırma çağrısında bulunarak Uluslararası Temiz Enerji Günü'nü kutluyor. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D): SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konularında toplumsal etki yaratmak amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Dernek, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynakların verimli kullanılmasını, çevre kirliliği, iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybına karşı mücadele edilmesini teşvik ederek sürdürülebilir kalkınma bilincini artırmak amacıyla 2013 yılında kurulmuştur. Akademi, eğitim kurumları, iş dünyası, medya, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimlerle iş birliği yaparak "Sürdürülebilirlik Yönetimi" üzerine yoğunlaşan dernek, bugün ve gelecekte insan refahı ve konforu için çalışmalarını sürdürmektedir.

Bal Isıtma Ceketi 16. Türkiye Arıcılık Fuarı’nda Sergilendi Haber

Bal Isıtma Ceketi 16. Türkiye Arıcılık Fuarı’nda Sergilendi

Macaristan'ın İhracatı Özendirme Ajansı HEPA Türkiye'nin desteğiyle CAADEX–SİMECS iş birliği sonucu geliştirilen bal ısıtma ceketi, 16. Türkiye Arıcılık Fuarı'nda tanıtıldı. Türkiye arıcılık sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan 16. Türkiye Arıcılık Fuarı, 16–18 Ocak 2026 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde, SİMECS Group’un ana sponsorluğunda gerçekleştirildi ve yoğun katılım sağlandı. Arı sağlığı, bal ve arı ürünleri teknolojileri, modern kovan sistemleri ve profesyonel arıcılık ekipmanları gibi konular ağırlıklı olup, Azerbaycan, Özbekistan, Sırbistan, Bulgaristan, Kosova, Bosna-Hersek ve Lübnan’dan uluslararası ziyaretçileri ağırlayarak güçlü iş birlikleri ve etkileşimleri güçlendirdi. Arıcılıkta Daha İyi Verim ve Kalite Sağlayan Teknoloji Macaristan merkezli CAADEX firmasının, Türkiye dahil olmak üzere 8 ülkede faaliyet gösteren distribütörü SİMECS Group ile birlikte geliştirdiği bal ısıtma ceketi, SİMECS standında sektör profesyonellerinin ilgisine sunuldu. Balda kristalleşme ve donmanın sebep olduğu kalite ve verim kayıplarını engellemeye yönelik bu yenilikçi teknoloji; sürdürülebilir üretim, enerji tasarrufu ve ürün kalitesinin korunması açısından ilgi çekti. Türk ve Macar İş Birliğiyle Ar-Ge Vizyonu HEPA Türkiye, etkinlik boyunca SİMECS standında yer alarak ürünün tanıtımı ve iletişim stratejisine katkıda bulundu. HEPA Türkiye’nin sektörel bilgi birikimi ve uluslararası iş birliklerini geliştirme çabası, Türk–Macar ortaklığının Ar-Ge ve yenilikçilik perspektifini ön plana çıkardı. Bu katılım, tarım ve gıda teknolojilerinde yenilikçi çözümlerin doğru ortaklarla buluşturulması ve uluslararası iş ilişkilerinin ilerletilmesi adına önemli bir fırsat oluşturdu. HEPA Türkiye, gelecekte de tarım, hayvancılık ve gıda teknoloji alanlarında katma değer yaratan projeleri desteklemeye, uluslararası firmalar ile Türkiye pazarı arasında köprü kurmaya devam edecektir. Agroexpo 2026'da Macaristan'ın Güçlü Temsiliyeti HEPA Türkiye, 3-7 Şubat 2026 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek olan 21. Agroexpo Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na Macaristan Pavyonu ile katılım göstereceğini açıkladı. Toplamda 8 Macar firması tarafından temsil edilecek olan ülkede; tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik yüksek teknoloji çözümleri, yenilikçi üretim yöntemleri, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı uygulamalar sergilenecek. Agroofeed, Dronefiller, Humikal, Hupro, Livestocker, Myrazonit, Tolnagro ve Weedeye gibi firmaların katkılarıyla Macaristan Pavyonu, iki ülke arasında ticari ve teknolojik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlarken, sektör profesyonellerine gelecek tarım konsepti hakkında ilham verecek bir vizyon sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Gayrimenkul Sektöründe Yeni Dönem Haber

Türk Gayrimenkul Sektöründe Yeni Dönem

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı konut satış istatistikleri, 2025 yılı itibarıyla Türkiye gayrimenkul sektöründe yatırımcı tutumunda belirgin bir değişime işaret ediyor. Enflasyonist ortam ve ekonomik dengeleme süreci, kısa dönemli al-sat stratejilerinin yerini değerini uzun vadede koruyan, planlı ve nitelikli projelere odaklanan daha bilinçli bir yatırımcı profilinin almasına neden oldu. Dreamland Gayrimenkul, mevcut piyasa verilerini değerlendirirken, bu değişimin yalnızca dönemsel bir trend olmadığını, sektörün yapısal bir dönüşüme geçtiğini vurguluyor. Şirkete göre 2025 yılı, nicelikten ziyade değer üretiminin önem kazandığı yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Aralık ayında yayımlanan TÜİK verilerine göre, 2025'in Kasım ayında 141 binin üzerinde konut satışı gerçekleşirken bu durum piyasanın canlı talep dinamiklerini koruduğunu gösteriyor. Aynı dönemde yeni yapı ruhsatı verilen binaların sayısındaki yıllık çift haneli artışlar, inşaat üretimindeki faaliyetin arttığını işaret ediyor. Buna karşılık, inşaat maliyet endeksi ise yıllık bazda yaklaşık %22 civarında artarken, malzeme ve işçilik maliyetleri de yatırım maliyetlerini artırmaya devam ediyor. TÜİK verilerindeki satış canlılığı, yatırımcıların karar süreçlerinde vade süresinin uzadığını ve korunma reflekslerinin güçlendiğini ortaya koyuyor. Dreamland, bu durumu; yatırımcıların artık yalnızca bugünkü fiyat seviyelerine değil, gelecekteki değer potansiyeline de odaklanarak daha seçici davrandığı şeklinde yorumluyor. Enerji verimliliği, çevresel uyum ve planlama kalitesi gibi faktörler, yatırım kararlarında belirleyici hale geliyor. Dreamland’e göre bu eğilim, sektörde nicelik odaklı yaklaşımların yerini; uzun vadeli, sürdürülebilir ve kurumsal bir değer anlayışına bıraktığını gösteriyor. 2026 yılına yaklaşırken, Türk gayrimenkul sektörünün rekabet gücüne etki edecek temel başlığın bu dönüşüm olacağı öngörülüyor. Bu süreci değerlendiren Dreamland Kurucusu ve CEO’su Deniz Tüzüner, sektördeki yeni dönemi şu sözlerle özetliyor: “Gayrimenkulde yeni dönem, yalnızca bugünü değil geleceği de koruyan projelerle şekilleniyor. Yatırımcı artık kısa vadeli kazançtan çok, değerini zaman içinde koruyan; çevresel etkisi, planlama kalitesi ve uzun vadeli potansiyeli güçlü yatırımlara odaklanıyor. Bu dönüşümü, sürdürülebilir değerin sektörün ana rekabet unsuru haline geldiği bir eşik olarak görüyoruz.” Deniz Tüzüner, Dreamland Kurucusu ve CEO’su Dreamland, önümüzdeki dönemde sektörde kalıcı değer üretiminin; yalnızca satış hacmiyle değil, proje kalitesi, planlama yaklaşımı ve uzun vadeli vizyonla değerlendirileceği bir yapının güçleneceğini öngörüyor.

VAYBE... FINDIK ÜRETİCİSİNE KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR'DEN TESİS DESTEĞİ Haber

VAYBE... FINDIK ÜRETİCİSİNE KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR'DEN TESİS DESTEĞİ

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kandıra’nın önemli kaynaklarından biri olan fındık üretimine katkıda bulunmak amacıyla "Kandıra Fındık Depolama Tesisi" projesini hayata geçiriyor. Proje, şu anda yüzde 20 ilerleme kaydetmiş durumda. KOCAELİ (İGFA) -Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kandıra’daki yerli çiftçilerin önemli geçim kaynaklarından biri olan fındık üretimine yönelik yeni bir adım attı. Bu kapsamda bölgedeki çiftçilerin fındıklarını depolayabilecekleri modern ve sürdürülebilir bir tesis kurulması planlandı. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü tesis, ihale sürecinin tamamlanmasının ardından yüklenici firmaya devredildi. 2006 yılının Şubat ayında bitmesi beklenen projenin ilerleme oranı yüzde 20’ye ulaştı. MODERN VE GÜVENLİ ALAN Kandıra’da üreticilerin uzun zamandır ihtiyacı olan modern bir depolama alanı için detaylı bir planlama yapıldı. Tesis, üreticilerin fındıklarını modern, hijyenik ve güvenli koşullarda saklamalarına olanak sağlayacak şekilde tasarlandı. Bu depolama alanı, ürünlerin kalitesini korumaya ve fire oranını düşürmeye yardımcı olacak. Toplamda 2 bin 444 metrekare inşaat alanına sahip olan tesis, betonarme ve çelik yapı sistemi ile inşa edilecek. 2098 metrekarelik taban alanı dahil olmak üzere sundurma ile birlikte depolama kapasitesinin maksimum olması hedeflendi. Yapının hem dayanıklılığı hem de enerji verimliliği sayesinde uzun yıllar hizmet sunması amaçlanıyor. Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi teşvik eden projeleri ile kentin kırsal kesimlerinde çiftçilerin ekonomik kalkınmalarına destek oluyor. "Kandıra Fındık Depolama Tesisi" projesinin tamamlanması ile bölgedeki üreticiler ürünlerini daha kaliteli ve yüksek standartlarda pazara sunabilecekler. Bu gelişme, hem Kandıra’daki çiftçilerin ekonomisine hem de bölgesel tarımsal kalkınmaya katkı sağlayacak.

VİYADÜK ALTERNATİFİ Haber

VİYADÜK ALTERNATİFİ

Viyadük Alternatifi ile Daha Güvenli Bir Gelecek Giresun’un şehir girişinde uzun süredir gündemde olan Dal-Çık Projesi, kentin en çok tartışılan altyapı yatırımlarından biri olmayı sürdürüyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan son temasların ardından yeniden gündeme gelen proje, özellikle Hacısiyam Mahallesi ve çevresini etkileyen Tabaklar Deresi ıslah çalışmasıyla doğrudan bağlantılı durumda. Ancak, bu iki projenin eş zamanlı yürütülmesi hem ekonomik hem de jeoteknik açıdan ciddi riskler taşıyor. Giresun’un kıyı hattı, yüksek yeraltı su seviyesi ve alüvyon zemin yapısıyla biliniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024 Giresun Çevre Durum Raporu da bu gerçeği doğruluyor: şehir merkezi ve sahil hattında yeraltı suyu kotu zaman zaman deniz seviyesine kadar iniyor. Bu durum, Dal-Çık tipi projelerde drenaj ve pompa sistemlerine sürekli bağımlılık anlamına geliyor. Olası enerji kesintilerinde veya sel baskınlarında, altgeçidin su altında kalma riski oldukça yüksek. Meslek odaları ve uzmanlar bu konuda defalarca uyarıda bulundu, ancak projede “Dal-Çık” ısrarı hâlâ sürüyor. Buna karşın, viyadük (üst geçiş) seçeneği neredeyse hiç tartışılmıyor. Aslında Giresun’un şehir girişinde Dal-Çık yerine viyadük modeli çok daha uygulanabilir bir çözüm sunabilir. Bu modelde transit trafik, deniz seviyesinin üzerinde konumlandırılmış bir köprü ya da viyadük üzerinden kent merkezinin üstünden geçirilirken; şehir içi ulaşım mevcut hat üzerinden devam ediyor. Böylece hem Tabaklar Deresi ıslahının tamamlanması beklenmeden proje işletmeye alınabilir, hem de şehir günlük yaşam açısından minimum düzeyde etkilenir. Viyadük Modelinin Avantajları Deniz seviyesi altına inilmediği için zemin suyu ve sel riski ortadan kalkar. Proje, Tabaklar Deresi ıslahına bağımlı olmadan yürütülebilir. Şehirdeki işletmelerin erişimi ve müşteri trafiği kesintiye uğramaz. Pompa, drenaj ve bakım maliyetleri önemli ölçüde azalır. Uzun vadede enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından daha ekonomik bir çözüm sunar. Elbette her alternatifin kendine özgü zorlukları var. Viyadük modelinin ilk yatırım maliyeti, Dal-Çık’a göre yüzde 10 ila 30 oranında daha yüksek olabilir. Ayrıca şehir siluetine uyumlu, estetik bir tasarım süreci gerekir. Sahil hattındaki kazık temellerin deniz etkisine karşı dayanıklılığı da özenle planlanmalıdır. Trafik yönlendirmeleri ve geçici güzergâhlar için önceden kentsel planlama yapılması da şarttır. İlk yatırım maliyeti yüksek görünse de viyadük modeli uzun vadede daha düşük bakım giderleri sayesinde maliyet avantajı sağlayacaktır. Öte yandan Dal-Çık projesi pompa, enerji tüketimi ve periyodik bakım giderleri açısından yıllık bütçeye ciddi yük getirecektir. Üstelik, uzun süreli inşaat sürecinin şehir esnafı ve halk üzerindeki sosyal maliyeti de unutulmamalıdır. Giresun’un şehir girişi ve ticari akslarını doğrudan etkileyecek bu kararda, kısa vadeli maliyet değil, uzun vadeli sürdürülebilirlik esas alınmalıdır. Mevcut jeoteknik koşullar, su seviyesi ve kentsel yapı dikkate alındığında, viyadük modeli hem daha güvenli hem de ekonomik ve uygulanabilir bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, DSİ ve Giresun Belediyesi’nin koordinasyon içinde hareket ederek bu alternatifin teknik fizibilite çalışmasını bir an önce tamamlaması, kentin geleceği açısından en doğru adım olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.