Hava Durumu

#Ekonomik Yük

giresunsonhaber - Ekonomik Yük haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Yük haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAŞGÖZ: “TİREBOLU’NUN GELECEĞİ OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ” Haber

TAŞGÖZ: “TİREBOLU’NUN GELECEĞİ OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ”

TAŞGÖZ: “TİREBOLU’NUN GELECEĞİ OLDU BİTTİYE GETİRİLEMEZ” GİRESUN’UN YILLARDIR ÇÖZÜLEMEYEN ÇÖP SORUNUNDA YENİ TARTIŞMA: BU KEZ TİREBOLU GÜNDEMDE Giresun’un uzun yıllardır Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi üzerinden yaşadığı çevre, kapasite, ÇED ve yargı tartışmaları, tesisin Ağustos 2026’da faaliyetinin durdurulmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Yeni tesis için alternatif alan arayışları sürerken Tirebolu ve Harşit Vadisi çevresindeki olası yerlerin gündeme gelmesi tartışmaları beraberinde getirdi. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz, çöp sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini ancak Tirebolu’nun geleceğinin “oldu bitti” anlayışıyla belirlenemeyeceğini söyledi. Giresun’un yıllardır kalıcı çözüm bekleyen katı atık sorunu yeniden kentin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Görele’nin Çavuşlu beldesinde kullanılan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin Ağustos ayında faaliyetinin durdurulmasının ardından, Giresun genelinde toplanan evsel atıkların nerede ve hangi yöntemle bertaraf edileceği sorusu daha da önem kazandı. Yeni tesis için alternatif bölgeler üzerinde çalışmalar ve tartışmalar sürerken, Tirebolu ve Harşit Vadisi çevresindeki bazı alanların gündeme gelmesi bölgedeki yerel yöneticilerin ve siyasi isimlerin tepkisine neden oldu. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Giresun’un çöp sorununa çözüm bulunmasına karşı olmadıklarını ancak alınacak kararların bilimsel verilere, ortak akla ve şeffaflığa dayanması gerektiğini belirtti. “HİZMETE DEĞİL, YANLIŞ YERE VE YANLIŞ YÖNTEME KARŞIYIZ” Modern, çağdaş ve çevreye duyarlı bir çöp tesisine kimsenin karşı çıkmayacağını belirten Taşgöz, tartışmanın tesis yapılmasına karşı çıkmak şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Taşgöz şöyle konuştu: “Biz hizmete değil, yanlış yere, yanlış yöntemle ve oldu bitti anlayışıyla yapılmak istenen her türlü projeye karşıyız.” Taşgöz’ün açıklamasında öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise yeni tesis için yürütüldüğü belirtilen yer seçimi süreci oldu. “TİREBOLU BELEDİYE BAŞKANININ GÖRÜŞÜ ALINDI MI?” Taşgöz, Tirebolu’yu doğrudan ilgilendirecek böylesine önemli bir yatırım konusunda yerel yönetimin ve vatandaşların görüşlerinin alınıp alınmadığının açıklanması gerektiğini belirtti. Yetkililere peş peşe sorular yönelten Taşgöz: “Tirebolu Belediye Başkanımızın görüşü alındı mı? Tirebolu halkına soruldu mu? Kaç toplantı yapıldı? Ne kadar saha çalışması gerçekleştirildi? Hangi bilimsel veriler toplandı? Alternatif bölgeler değerlendirildi mi? Su kaynakları, tarım alanları, yerleşim yerleri ve turizm açısından etki analizleri yapıldı mı?” diye sordu. Taşgöz, bu soruların cevaplarının kamuoyuyla açık şekilde paylaşılması gerektiğini belirterek: “Bunların cevabı kamuoyuna açıkça verilmeden, ‘yapacağız, olacak’ anlayışıyla bu şehrin geleceği hakkında karar verilemez.” ifadelerini kullandı. TARTIŞMANIN ARKASINDA YILLARA YAYILAN ÇAVUŞLU SÜRECİ VAR Bugün Tirebolu üzerinden yürütülen tartışma, Giresun’un katı atık konusunda yaşadığı ilk yer seçimi ve çevre tartışması değil. Çavuşlu Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin geçmişinde ÇED kararları, kapasite artışları, mahkeme süreçleri, çevresel etkiler konusunda yapılan itirazlar ve dönem dönem faaliyet durdurma kararları bulunuyor. Tesisin kurulmasına ilişkin süreç 2010’lu yılların başına kadar uzanıyor. Çavuşlu’da planlanan tesis için 2010 yılında “ÇED Olumlu” kararı verildi. Ancak proje daha kuruluş aşamasındayken bölgede yaşayan vatandaşların itirazları yargıya taşındı ve ilerleyen yıllarda çeşitli mahkeme kararları gündeme geldi. Tesis daha sonra faaliyete geçti ancak hukuki ve çevresel tartışmalar sona ermedi. TESİS AÇILDI, FAALİYETİ DURDU, YENİDEN DEVREYE ALINDI Çavuşlu’daki tesis 2015 yılında evsel atık kabul etmeye başladı. Ancak tesisin faaliyetleri aynı yıl içerisinde mahkeme kararı nedeniyle durduruldu. Daha sonraki süreçte proje yeniden düzenlendi ve 10 Nisan 2017 tarihinde 98 ton/gün kapasite için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmesinin ardından tesis yeniden faaliyete geçti. Giresun’un birçok ilçesinden gelen evsel atıkların Çavuşlu’da toplanmaya başlamasıyla tesis zaman içerisinde ilin katı atık sisteminin ana merkezlerinden biri haline geldi. Ancak artan atık miktarı beraberinde kapasite tartışmasını da getirdi. 2020’DE KAPASİTE ARTIŞI GÜNDEME GELDİ 2020 yılında tesisin kapasitesinin artırılması amacıyla yeni bir süreç başlatıldı. 17 Eylül 2020 tarihinde kapasite artışı için “ÇED Olumlu” kararı verildi. Aynı dönemlerde tesisin işletilmesi ve katı atıktan oluşan gazın enerji üretiminde değerlendirilmesine yönelik işletme modeli de gündeme geldi. Ancak kapasite artışına ilişkin karar yeniden yargıya taşındı. Ordu 2. İdare Mahkemesi 2021 yılında kapasite artışına ilişkin ÇED kararını iptal etti. Böylece Çavuşlu’daki tesis bir kez daha çevre mevzuatı ve yargı kararları üzerinden Giresun gündeminin merkezine yerleşti. 2022’DE ÇEVRE KİRLİLİĞİ İDDİALARI GÜNDEM OLDU 2022 yılına gelindiğinde Çavuşlu’daki tartışmalar bu kez çevresel etkiler üzerinden yoğunlaştı. Tesis sahasından kaynaklandığı ileri sürülen sızıntı sularının çevreye, toprağa ve su kaynaklarına zarar verdiği yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı buldu. Tesisle ilgili yeni hukuki süreçler yaşanırken, faaliyetlerin durdurulması ihtimali Giresun açısından başka bir soruyu da beraberinde getirdi: Çavuşlu kapanırsa Giresun’un çöpü nereye gidecek? Çünkü o tarihlerde Çavuşlu’nun yerine aynı ölçekte devreye alınabilecek kalıcı bir alternatif tesis bulunmuyordu. ÇED SÜRECİ YENİDEN YÜRÜTÜLDÜ Çavuşlu tesisine ilişkin hukuki süreçlerin ardından proje üzerinde yeni düzenlemelere gidildi. 2022 ve 2023 yıllarında ÇED süreçleri yeniden gündeme geldi. 31 Temmuz 2023 tarihinde tesis için yeni bir ÇED olumlu kararının ardından Çavuşlu tekrar atık kabul etmeye başladı. Böylece yıllardır devam eden süreç, zaman zaman yeni ÇED kararları ve yeni yargı değerlendirmeleriyle devam etti. Çavuşlu örneği, Giresun’da katı atık tesisinin yalnızca teknik bir yatırım olmadığını; yer seçimi, çevresel etkiler, su kaynakları, yerleşim alanları ve hukuki süreçlerin de en az tesis teknolojisi kadar önemli olduğunu ortaya koydu. 2025’TE YENİ TESİS TALEBİ DAHA YÜKSEK SESLE DİLE GETİRİLDİ 2025 yılına gelindiğinde Çavuşlu’daki mevcut alanın geleceği ve yeni bir katı atık tesisinin kurulması konusu yeniden gündeme taşındı. Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu, Kasım 2025’te Ankara’da yaptığı görüşmelerde mevcut tesisin faaliyetinin sonlandırılması ve Giresun için yeni bir katı atık tesisinin yerinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Böylece uzun zamandır tartışılan ancak sonuçlandırılamayan yeni tesis arayışı yeniden hız kazandı. 2026’NIN İLK AYLARINDA GELEVERA TARTIŞMASI Yeni tesis için 2026 yılının ilk aylarında bu kez Espiye ve Gelevera Vadisi çevresindeki alanlar gündeme geldi. Gelevera Deresi ve çevresindeki olası tesis yerlerine bölgeden itirazlar yükseldi. Tepkilerin merkezinde özellikle su kaynakları, dere havzası, yerleşim alanları ve bölgenin doğal yapısı bulunuyordu. Bölgede yapılan açıklamalarda yeni ve modern bir katı atık tesisine ihtiyaç olduğu kabul edilirken, tesisin yanlış bir alana kurulmasına karşı çıkıldığı ifade edildi. Bu süreç de Giresun’un yeni tesis için hangi bilimsel kriterlere göre yer seçtiği sorusunu gündeme taşıdı. AĞUSTOS 2026: ÇAVUŞLU’DA FAALİYET DURDU Giresun’un katı atık sorununu yeniden acil hale getiren gelişme ise Ağustos 2026’da yaşandı. Çavuşlu Belediye Başkanı Selim Hamzaoğlu tarafından yapılan açıklamalara göre 3 Ağustos tarihinde tesiste gerçekleştirilen denetimler sonrasında işletmeye yaklaşık 8 milyon TL idari para cezası uygulandı. Takip eden günlerde tesisin faaliyetinin durdurulduğu ve mühürlendiği kamuoyuna yansıdı. Bu gelişmenin ardından Çavuşlu’ya atık gönderen belediyeler için alternatif bertaraf alanı bulunması zorunlu hale geldi. Sorun kısa süre içerisinde yalnızca Çavuşlu’nun değil, Giresun genelindeki yerel yönetimlerin ortak problemi haline dönüştü. ÇÖPLERİN ÇEVRE İLLERE GÖNDERİLMESİ DE GÜNDEME GELDİ Çavuşlu’nun devre dışı kalmasının ardından atıkların geçici olarak çevre illerde bulunan lisanslı tesislere taşınması seçenekler arasında değerlendirildi. Ancak atıkların uzun mesafelere taşınması; nakliye, yakıt, araç, personel ve bertaraf giderleri nedeniyle belediyeler açısından ciddi bir maliyet oluşturabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Giresun için kalıcı, çevre mevzuatına uygun ve uzun yıllar kullanılabilecek yeni bir katı atık sistemi kurulması zorunluluğu daha görünür hale geldi. YENİ TARTIŞMANIN ADRESİ TİREBOLU Alternatif tesis yeri arayışlarında Tirebolu çevresindeki alanların gündeme gelmesi yeni bir tartışmanın başlamasına neden oldu. Özellikle Harşit Vadisi, içme suyu kaynakları, fındık bahçeleri, yerleşim alanları ve bölgenin taşkın geçmişi üzerinden çeşitli itirazlar dile getirildi. Tirebolu Belediye Başkanı Bülent Kara da kamuoyuna yaptığı açıklamada yatırıma karşı olmadıklarını ancak yanlış yer seçimine karşı olduklarını belirterek su kaynakları ve Harşit Vadisi konusundaki hassasiyetlerini dile getirdi. Tartışmanın büyümesinin ardından İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz de konuya ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı. TAŞGÖZ: “ÖNCE BİLİM, SONRA ORTAK AKIL, SONRA KARAR” Taşgöz, Giresun’un çöp sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini ancak çözüm aranırken yeni çevre ve yaşam sorunlarının ortaya çıkarılmaması gerektiğini vurguladı. Taşgöz: “Çözüm üretirken başka bir sorun yaratmak, bugünün problemini yarının felaketine dönüştürmek olur. Bizim tavrımız nettir: Önce bilim, sonra ortak akıl, sonra karar.” ifadelerini kullandı. “TİREBOLU’NUN DOĞASI, SUYU VE YAŞAM ALANLARI KORUNMALI” Taşgöz, Tirebolu’nun doğasının, su kaynaklarının ve yaşam alanlarının korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti. Taşgöz: “Tirebolu’nun doğası, suyu, yaşam alanları ve geleceği birkaç kişinin masasındaki karara bırakılamaz. Devletin kurumları da, siyasiler de bu konuda bir değil, on kez düşünmek zorundadır.” diye konuştu. “TİREBOLU HALKI YALNIZ DEĞİLDİR” Taşgöz açıklamasının sonunda Tirebolu halkına da mesaj verdi. “Tirebolu halkı yalnız değildir. İYİ Parti olarak Tirebolu’nun ve Tirebolu halkının sonuna kadar yanındayız.” ifadelerini kullandı. ASIL TARTIŞMA: TESİS DEĞİL, YER SEÇİMİ VE YÖNTEM Gelinen noktada Giresun’un yeni ve sürdürülebilir bir katı atık sistemine ihtiyaç duyduğu konusunda geniş bir görüş birliği bulunuyor. Ancak yaşanan tartışmaların merkezinde yeni tesisin yapılıp yapılmamasından çok, nereye yapılacağı ve o bölgenin hangi kriterlere göre seçileceği bulunuyor. Çavuşlu’da yıllara yayılan çevre ve hukuk tartışmaları da yeni tesis için daha kapsamlı bir yer seçimi yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Yeni bir katı atık tesisi için karar verilmeden önce; içme ve kullanma suyu kaynaklarının, yeraltı sularının, dere ve havzaların, taşkın ve heyelan risklerinin, jeolojik ve hidrojeolojik yapının, tarım ve fındık üretim alanlarının, yerleşim yerlerine mesafenin, ulaşım güzergâhlarının, atık taşıma maliyetlerinin, turizm ve doğal yaşam alanlarının, bölgenin uzun vadeli gelişme planlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda bir alanın yalnız başına uygun bulunması yerine farklı alternatiflerin aynı bilimsel kriterlerle karşılaştırılması ve tercih edilen alanın neden seçildiğinin kamuoyuyla paylaşılması, sürecin şeffaflığı açısından önem taşıyor. TAŞGÖZ’ÜN SORDUĞU SORULAR ŞİMDİ CEVAP BEKLİYOR İnan Taşgöz’ün açıklamasıyla birlikte kamuoyunun önündeki temel sorular da daha belirgin hale geldi: Tirebolu Belediye Başkanının görüşü alındı mı? Tirebolu halkına bilgi verildi mi? Kaç alternatif tesis alanı incelendi? Bu alanlar hangi kriterlere göre elendi? Su kaynakları açısından bilimsel inceleme gerçekleştirildi mi? Tarım alanlarına ve fındık bahçelerine etkisi değerlendirildi mi? Taşkın ve diğer doğal afet riskleri araştırıldı mı? Yerleşim alanları ve turizm açısından etki analizleri yapıldı mı? Bu soruların cevapları, yalnızca Tirebolu açısından değil, Giresun’un önümüzdeki onlarca yıl kullanacağı katı atık sisteminin geleceği açısından da önem taşıyor. GİRESUN ÇÖP SORUNUNU ÇÖZMEK ZORUNDA; ANCAK YENİ BİR SORUN YARATMADAN Giresun açısından artık iki temel gerçek bulunuyor. Birincisi, mevcut çöp sorununun ertelenemeyecek noktaya ulaşmış olması. İkincisi ise yeni tesisin yerinin yanlış seçilmesi durumunda bugünkü çöp sorununun ilerleyen yıllarda çevre, su, tarım, hukuk ve toplum açısından başka sorunlara dönüşebilme ihtimali. Bu nedenle yeni tesis konusunda kamuoyunun önündeki temel beklenti; bilimsel verilerin açıklandığı, alternatif alanların karşılaştırıldığı, ilgili belediyelerin ve bölge halkının sürece dahil edildiği, çevresel risklerin ortaya konulduğu şeffaf bir karar mekanizmasının işletilmesi. İYİ Parti Giresun İl Başkanı İnan Taşgöz’ün açıklaması da tartışmanın bu noktasında özet bir mesaj ortaya koyuyor: “Önce bilim, sonra ortak akıl, sonra karar.”

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ Haber

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ

YAĞLIDERE BELEDİYE BAŞKANI YAŞAR İBAŞ’TAN TRAFİK CEZASI TEPKİSİ Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, ilçede ve Yağlıdere-Alucra güzergâhında yapılan trafik ve asayiş uygulamalarına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İbaş, denetimlerin Yağlıdere hattında yoğunlaştığını savunurken, açıklama denetimlerde eşitlik ve trafik kurallarına uyum sorumluluğu başlıklarını birlikte gündeme taşıdı. Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş, Giresun’da trafik ve asayiş uygulamalarının ilçeler arasında dengeli yürütülmediğini belirterek sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İbaş, Yağlıdere’den Alucra yönüne uzanan güzergahta sık sık denetim yapıldığını, bu durumun vatandaşta rahatsızlık oluşturduğunu ve özellikle yayla yollarını kullanan Yağlıderelilerin uygulamalardan olumsuz etkilendiğini ifade etti. İbaş’ın açıklaması, bir yandan trafik ve asayiş denetimlerinde ilçe bazlı yoğunluk iddiasını gündeme taşırken, diğer yandan yüksek tutarlı cezaların vatandaş üzerindeki ekonomik etkisi ve trafik güvenliğinin kamu yararı boyutunu tartışmaya açtı. “ARTIK BIÇAK KEMİĞE DAYANDI” İbaş, sosyal medya hesabındaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Yıllarca Devletimize olan sevgimizden, saygımızdan hep sustuk, sineye çektik, vardır bir bildikleri dedik ama artık bıçak kemiğe dayandı. Bu Giresun’da Yağlıdere’den başka çevirme, asayiş uygulaması yapılacak başka ilçe yok mu? Turizm ile adı geçen ilçelerde ve yayla yollarında hiçbir uygulama yokken, bizim Yağlıdere’den Alucra’ya her 10 km’de bir saat başı uygulama var, artık insanlara nefes alıyorsun, kaşın üstünde gözün var diye ceza kesiliyor, asgari ücret 28 bin ama gencecik çocuklara peynir ekmek gibi 100 bin 200 bin ceza, yazıktır, günahtır. Artık Yağlıdereliler kendi yaylalarına değil illallah ettikleri için başka ilçelerin yaylalarına gider oldular. Adaletse her yere herkese adalet, o zaman amenna... Köydeyse, yayla yollarına, köy ve yayla elektriğine gelirken bize yok, ceza uygulamasına gelirken hay maşallah bize hamuduyla... Alınan, gönül koyan olacaktır, yanlışıyla doğrusuyla, siyasi bedeli şahsen ödenmek üzere, benim görevim Yağlıderelilerin hakkını savunmaktır.” DENETİMLERDE EŞİTLİK VE ŞEFFAFLIK TALEBİ Başkan İbaş’ın açıklamasındaki ilk eleştiri, trafik ve asayiş uygulamalarının Yağlıdere-Alucra hattında yoğunlaştığı iddiasına dayanıyor. İbaş, Giresun’un farklı turizm bölgeleri, yayla yolları ve ilçe güzergâhlarında aynı yoğunlukta denetim yapılmadığını savunarak uygulamaların tüm ilçelere dengeli biçimde yayılması gerektiğini dile getirdi. Bu çıkış, yalnızca ceza tutarlarına yönelik bir tepki olarak değil; kamu hizmetinin ilçeler arasında dengeli yürütülmesi, denetimlerin vatandaş nezdinde adil algılanması ve uygulama politikasının şeffaf biçimde açıklanması yönünde kurumsal bir eleştiri olarak öne çıktı. Trafik ve asayiş denetimlerinin amacı kamu düzenini, yol güvenliğini ve can güvenliğini sağlamak olmalıdır. Ancak denetimlerin belirli bir ilçe veya güzergâhta yoğunlaştığı algısı güçlenirse, vatandaşta uygulamaların güvenlik amacıyla değil, cezalandırma baskısıyla yürütüldüğü düşüncesi oluşabilir. YÜKSEK CEZALAR SOSYAL VE EKONOMİK YÜK OLUŞTURUYOR İbaş, açıklamasında yüksek tutarlı trafik cezalarının özellikle genç sürücüler ve aileler üzerinde oluşturduğu ekonomik yüke dikkat çekti. Asgari ücretle geçinen hanelerde 100 bin lirayı, 200 bin lirayı bulan cezalar yalnızca bireysel yaptırım olarak kalmıyor; aile bütçesini, çalışma hayatını ve sosyal yaşamı da doğrudan etkiliyor. Trafik cezalarının caydırıcı olması kamu güvenliği açısından önem taşır. Buna karşılık ceza uygulamalarında ölçülülük, ihlalin niteliği, tekrar durumu, sürücü davranışı ve kamu güvenliğine yönelik risk birlikte değerlendirilmelidir. Denetim politikası, vatandaşın günlük yaşamını zorlaştıran bir baskı aracına dönüşmeden, yol güvenliğini güçlendiren bir kamu hizmeti olarak yürütülmelidir. TRAFİK KURALLARINA UYUM ÇAĞRISI DA BEKLENİRDİ İbaş’ın açıklamasında ikinci tartışma başlığı, trafik kurallarına uyum sorumluluğu üzerinden şekillendi. Denetimlerin yoğunluğu ve ceza tutarları eleştirilirken, genç sürücüler başta olmak üzere tüm vatandaşların trafik kurallarına uymaya davet edilmesi de aynı metin içinde yer alması beklenen kamusal bir sorumluluk olarak öne çıktı. Hız yapmak, hatalı sollama yapmak, alkollü ya da ehliyetsiz araç kullanmak, emniyet kemeri takmamak, motosiklette kask kullanmamak ve tehlikeli sürüş davranışlarında bulunmak yalnızca idari para cezasıyla sınırlı ihlaller değildir. Bu davranışlar sürücünün, yolcuların ve aynı yolu kullanan diğer vatandaşların hayatını doğrudan tehlikeye atar. Özellikle genç sürücülerin hız ve sürüş kurallarına uymaması, sadece kendi can güvenliklerini değil; ailelerin, çocukların, yayla yoluna çıkan sürücülerin ve yol çevresindeki insanların güvenliğini de riske sokar. Bu nedenle trafik cezalarına yönelik eleştiri, kuralsız sürüşü haklı gösteren bir dile dönüşmemelidir. KAMU GÖREVİ SORUMLULUK ÇAĞRISINI DA GEREKTİRİR Yerel yöneticilerin denetimlerde eşitlik, ölçülülük ve şeffaflık istemesi demokratik temsil görevinin parçasıdır. Belediye başkanlarının vatandaşın yaşadığı ekonomik yükü, uygulama yoğunluğunu ve ilçeler arası denge sorununu gündeme taşıması doğal bir kamu görevidir. Bununla birlikte kamu görevi yürüten kişilerin, ceza uygulamalarını eleştirirken trafik kurallarına uyum çağrısını da açık biçimde yapması beklenir. Çünkü trafik denetimleri yalnızca ceza politikası değil, can güvenliği meselesidir. Vatandaşın hakkını savunan bir açıklamanın, aynı zamanda sürücüleri hızdan, tehlikeli sürüşten ve kural ihlallerinden uzak durmaya çağırması, tartışmayı daha güçlü ve dengeli bir zemine taşır. İLÇE BAZLI VERİLER AÇIKLANMALI Giresun’da 2026 yılına ilişkin ilçe bazlı trafik cezası sayıları, ceza tutarları, ihlal türleri ve uygulama noktaları kamuoyuyla paylaşılmadığı sürece Yağlıdere’de dile getirilen denetim yoğunluğu iddiası eksik bilgiyle tartışılacaktır. Yağlıdere’nin il nüfusu içindeki payı, ilçedeki araç yoğunluğu, yayla sezonunda artan trafik hareketliliği, uygulama noktalarının sayısı, kesilen cezaların toplam tutarı ve ihlal türleri birlikte değerlendirilmeden sağlıklı bir sonuca varılamaz. İl genelinde hangi ilçede kaç denetim yapıldığı, kaç sürücüye ceza kesildiği, toplam ceza miktarının ne olduğu ve cezaların hangi ihlallerde yoğunlaştığı açıklanırsa, Yağlıdere’deki tepkinin dayandığı zemin somut biçimde değerlendirilebilir. Bu açıklık hem vatandaşın denetime güvenini artırır hem de kamu kurumlarının uygulama politikasını daha anlaşılır hale getirir. DENETİM ADALETİ VE CAN GÜVENLİĞİ AYNI ZEMİNDE ELE ALINMALI Yağlıdere Belediye Başkanı Yaşar İbaş’ın açıklaması, ilçede trafik ve asayiş uygulamalarına ilişkin biriken rahatsızlığı görünür hale getirdi. Bu rahatsızlık yalnızca ceza kesilmesine karşı bir tepki olarak değil; denetimlerin hangi ölçütlerle, hangi yoğunlukta ve hangi ilçelerde uygulandığına ilişkin şeffaflık talebi olarak da değerlendirilmelidir. Yağlıdere-Alucra hattı ve yayla yolları özellikle yaz aylarında yoğun kullanılan güzergâhlar arasında yer alıyor. Bu yollarda denetim yapılması kamu güvenliği açısından gereklidir. Ancak denetimlerin adil, ölçülü, açıklanabilir ve tüm ilçeler arasında dengeli biçimde yürütülmesi, vatandaşın devlete ve kamu uygulamalarına duyduğu güven açısından önem taşır. Trafik güvenliği ile denetim adaleti birbirinin karşısına konulmadan ele alınmalıdır. Kurallara uymayan sürücülere yönelik yaptırım uygulanmalı; bununla birlikte uygulamaların ilçeler arasında dengesizlik algısı oluşturmayacak biçimde planlanması, Giresun genelinde trafik denetimlerine duyulan güveni güçlendirecektir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.